Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) sisteminde ulusal entegrasyonun başlamasının ardından 41 günde 100 milyon 182 bin 985 içecek ambalajı toplandı
Haber Giriş Tarihi: 28.08.2026 09:58
Haber Güncellenme Tarihi: 28.08.2026 10:01
Kaynak:
Ekometre
PET, alüminyum ve cam ambalajlardan oluşan bu hacmin yaklaşık 4 bin tonluk ikincil hammadde potansiyeli taşıdığı belirtilirken, sistemin büyümesiyle enerji tasarrufu ve hammadde ithalatında azalma hedefleniyor.
Türkiye'nin geri dönüşüm altyapısında yeni bir dönem başlatan Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) sisteminde ilk sonuçlar ortaya çıkmaya başladı. 1 Temmuz 2026'da başlayan ulusal entegrasyon sürecinin ilk 41 gününde 100 milyon 182 bin 985 içecek ambalajı sisteme dahil edildi.
Toplanan ambalajların 66 milyon 146 bin 145'ini PET şişeler, 17 milyon 43 bin 567'sini alüminyum içecek kutuları, 16 milyon 993 bin 273'ünü ise cam şişeler oluşturdu.
İlk veriler yalnızca atık toplama açısından değil, Türkiye ekonomisine kazandırılabilecek ikincil hammadde açısından da önemli bir potansiyele işaret ediyor. Toplanan ambalajların geri dönüşüm zincirine kazandırılmasıyla yaklaşık 4 bin tonluk hammadde elde edilebileceği hesaplanıyor.
100 milyon ambalajın ekonomik karşılığı
DOA sistemindeki 100 milyonluk eşik, depozito uygulamasının ekonomik boyutunu da gündeme taşıdı.
Toplanan ambalajların yaklaşık ağırlığına ilişkin henüz resmi bir tonaj açıklanmamış olsa da PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, uluslararası ambalaj sektöründeki ortalama ambalaj ağırlıkları üzerinden yapılan gösterge niteliğindeki hesaplamaya göre yaklaşık 1.000 ton PET, 200 ton alüminyum ve 3 bin ton cam olmak üzere toplam 4 bin ton civarında malzemenin geri dönüşüm zincirine girmiş olabileceğini belirtti.
Bu malzemenin yeniden üretime kazandırılması, Türkiye'nin yerli ikincil hammadde arzını artırırken birincil hammadde, enerji ve doğal kaynak kullanımının azaltılmasına katkı sağlayabilir.
Depozito bedeli ile ekonomik değer aynı değil
PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, sistemin ekonomik etkisi değerlendirilirken tüketiciden alınan depozito bedeli ile geri dönüşümün yarattığı gerçek ekonomik değerin birbirinden ayrılması gerektiğine dikkat çekti.
Her ambalaj için uygulanan 1 TL'lik depozito bedeli üzerinden bakıldığında, 100 milyon 182 bin 985 ambalaj yaklaşık 100,2 milyon TL'lik depozito hareketi anlamına geliyor. Ancak bu tutarın doğrudan ekonomik katma değer olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.
Çünkü tüketicinin ödediği depozito, ambalajın iade edilmesiyle yeniden tüketiciye dönüyor. Asıl ekonomik kazanım ise atık niteliğindeki malzemenin toplanarak işlenmesi ve yerli ikincil hammaddeye dönüştürülmesiyle ortaya çıkıyor.
Sanayinin ihtiyacı kaliteli ve düzenli hammadde
Eroğlu'na göre DOA sisteminin sanayi açısından en önemli sonuçlarından biri, üreticilerin ihtiyaç duyduğu kaliteli geri dönüştürülmüş hammaddenin daha düzenli biçimde temin edilebilmesi.
Döngüsel ekonominin etkin biçimde çalışabilmesi için atığın kaynağında ayrı toplanması ve kirlenmeden geri dönüşüm zincirine girmesi kritik önem taşıyor.
Bu nedenle DOA'nın başarısının yalnızca toplanan ambalaj adediyle değil, geri kazanılan malzemenin kalitesi, yeniden üretimde kullanım oranı ve oluşturduğu ekonomik değerle ölçülmesi gerekiyor.
Enerji ve ithalat faturasında tasarruf potansiyeli
Geri dönüşümün ekonomik etkisi yalnızca hammadde arzıyla sınırlı değil. PET'in yeniden hammaddeye dönüştürülmesi birincil petrokimyasal hammadde ihtiyacını azaltırken, alüminyum ve camın geri kazanılması da enerji ve doğal kaynak kullanımında tasarruf sağlayabiliyor.
Daha önce Depozito Yönetim Sistemi için hazırlanan kamu projeksiyonlarında yaklaşık 1,3 milyar kWh enerji ve 3,6 milyon varil petrol tasarrufu öngörülmüştü.
DOA sisteminin yaygınlaşmasıyla birlikte bu tür tasarrufların yanı sıra ithal hammaddeye duyulan ihtiyacın da azaltılması hedefleniyor.
Hammadde fiyatlarında etkisi zamanla görülecek
Sistemin geri dönüşüm sektörüne yeni bir hammadde kaynağı sağlaması, hammadde fiyatları üzerindeki olası etkisini de gündeme getiriyor.
Ancak ilk 100 milyon ambalajın piyasa fiyatlarını tek başına değiştirecek büyüklüğe henüz ulaşmadığı belirtiliyor.
Eroğlu, PAGEV verilerine göre plastik sektörünün yaklaşık 8 milyon ton birincil polimer ve 1,5 milyon ton geri dönüşüm hammaddesi kullandığını belirterek, DOA'nın mevcut ölçekte fiyatlar üzerinde belirgin bir etki yaratmasının beklenmemesi gerektiğini ifade etti.
Buna karşın sistemin ölçeğinin büyümesi, geri dönüştürülmüş hammaddenin arzını artırarak zaman içinde ithal hammadde bağımlılığının azaltılmasına ve fiyat istikrarına katkı sağlayabilir.
Çevre politikası sanayi politikasıyla birleşiyor
DOA'nın ortaya koyduğu tablo, geri dönüşümün yalnızca çevre politikası değil, aynı zamanda sanayi ve hammadde politikası açısından da stratejik bir araç haline geldiğini gösteriyor.
Eroğlu, sıfır atık yaklaşımıyla sanayinin karşı karşıya getirilmemesi gerektiğini belirterek, hedefin üretimi azaltmak değil, daha az doğal kaynak kullanarak daha yüksek katma değer yaratmak olduğunu vurguladı.
Bu açıdan DOA, tüketim sonrası ortaya çıkan ambalaj atıklarının ekonomiden tamamen çıkmak yerine yeniden üretim sürecine dahil edilmesini sağlayan mekanizmalardan biri olarak öne çıkıyor.
Geri kazanım oranı yüzde 37,53'e yükseldi
Türkiye'nin genel geri dönüşüm performansında da son yıllarda artış kaydedildi.
Sıfır Atık Vakfı tarafından açıklanan verilere göre geri kazanım oranı 2017'de yüzde 13 seviyesindeyken 2025 sonunda yüzde 37,53'e yükseldi.
Bugüne kadar geri kazanıldığı bildirilen 90 milyon tonu aşkın atığın, 2026 fiyatlarıyla ekonomik karşılığının yaklaşık 365 milyar TL olduğu ifade ediliyor.
Asıl hedef: Atığı ithal hammaddenin alternatifi yapmak
DOA sisteminin ilk 41 günlük sonuçları, Türkiye'de atık yönetiminin ekonomik boyutunu daha görünür hale getirdi.
100 milyonun üzerinde ambalajın kısa sürede sisteme dahil edilmesi, geri dönüşüm altyapısının ölçek büyütme potansiyelini ortaya koyarken, bundan sonraki aşamada kritik gösterge toplanan ambalaj sayısından çok bu malzemenin ne kadarının yüksek kalitede ikincil hammaddeye dönüştürülerek sanayiye geri kazandırılacağı olacak.
Sistemin yaygınlaşması halinde depozito uygulamasının çevresel kazanımının yanında Türkiye'nin hammadde arz güvenliğine, enerji tüketimine, ithalat bağımlılığına ve sanayinin maliyet yapısına da katkı sağlaması bekleniyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Depozito sistemi ekonomiye hammadde kazandırıyor
Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) sisteminde ulusal entegrasyonun başlamasının ardından 41 günde 100 milyon 182 bin 985 içecek ambalajı toplandı
PET, alüminyum ve cam ambalajlardan oluşan bu hacmin yaklaşık 4 bin tonluk ikincil hammadde potansiyeli taşıdığı belirtilirken, sistemin büyümesiyle enerji tasarrufu ve hammadde ithalatında azalma hedefleniyor.
Türkiye'nin geri dönüşüm altyapısında yeni bir dönem başlatan Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) sisteminde ilk sonuçlar ortaya çıkmaya başladı. 1 Temmuz 2026'da başlayan ulusal entegrasyon sürecinin ilk 41 gününde 100 milyon 182 bin 985 içecek ambalajı sisteme dahil edildi.
Toplanan ambalajların 66 milyon 146 bin 145'ini PET şişeler, 17 milyon 43 bin 567'sini alüminyum içecek kutuları, 16 milyon 993 bin 273'ünü ise cam şişeler oluşturdu.
İlk veriler yalnızca atık toplama açısından değil, Türkiye ekonomisine kazandırılabilecek ikincil hammadde açısından da önemli bir potansiyele işaret ediyor. Toplanan ambalajların geri dönüşüm zincirine kazandırılmasıyla yaklaşık 4 bin tonluk hammadde elde edilebileceği hesaplanıyor.
100 milyon ambalajın ekonomik karşılığı
DOA sistemindeki 100 milyonluk eşik, depozito uygulamasının ekonomik boyutunu da gündeme taşıdı.
Toplanan ambalajların yaklaşık ağırlığına ilişkin henüz resmi bir tonaj açıklanmamış olsa da PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, uluslararası ambalaj sektöründeki ortalama ambalaj ağırlıkları üzerinden yapılan gösterge niteliğindeki hesaplamaya göre yaklaşık 1.000 ton PET, 200 ton alüminyum ve 3 bin ton cam olmak üzere toplam 4 bin ton civarında malzemenin geri dönüşüm zincirine girmiş olabileceğini belirtti.
Bu malzemenin yeniden üretime kazandırılması, Türkiye'nin yerli ikincil hammadde arzını artırırken birincil hammadde, enerji ve doğal kaynak kullanımının azaltılmasına katkı sağlayabilir.
Depozito bedeli ile ekonomik değer aynı değil
PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, sistemin ekonomik etkisi değerlendirilirken tüketiciden alınan depozito bedeli ile geri dönüşümün yarattığı gerçek ekonomik değerin birbirinden ayrılması gerektiğine dikkat çekti.
Her ambalaj için uygulanan 1 TL'lik depozito bedeli üzerinden bakıldığında, 100 milyon 182 bin 985 ambalaj yaklaşık 100,2 milyon TL'lik depozito hareketi anlamına geliyor. Ancak bu tutarın doğrudan ekonomik katma değer olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.
Çünkü tüketicinin ödediği depozito, ambalajın iade edilmesiyle yeniden tüketiciye dönüyor. Asıl ekonomik kazanım ise atık niteliğindeki malzemenin toplanarak işlenmesi ve yerli ikincil hammaddeye dönüştürülmesiyle ortaya çıkıyor.
Sanayinin ihtiyacı kaliteli ve düzenli hammadde
Eroğlu'na göre DOA sisteminin sanayi açısından en önemli sonuçlarından biri, üreticilerin ihtiyaç duyduğu kaliteli geri dönüştürülmüş hammaddenin daha düzenli biçimde temin edilebilmesi.
Döngüsel ekonominin etkin biçimde çalışabilmesi için atığın kaynağında ayrı toplanması ve kirlenmeden geri dönüşüm zincirine girmesi kritik önem taşıyor.
Bu nedenle DOA'nın başarısının yalnızca toplanan ambalaj adediyle değil, geri kazanılan malzemenin kalitesi, yeniden üretimde kullanım oranı ve oluşturduğu ekonomik değerle ölçülmesi gerekiyor.
Enerji ve ithalat faturasında tasarruf potansiyeli
Geri dönüşümün ekonomik etkisi yalnızca hammadde arzıyla sınırlı değil. PET'in yeniden hammaddeye dönüştürülmesi birincil petrokimyasal hammadde ihtiyacını azaltırken, alüminyum ve camın geri kazanılması da enerji ve doğal kaynak kullanımında tasarruf sağlayabiliyor.
Daha önce Depozito Yönetim Sistemi için hazırlanan kamu projeksiyonlarında yaklaşık 1,3 milyar kWh enerji ve 3,6 milyon varil petrol tasarrufu öngörülmüştü.
DOA sisteminin yaygınlaşmasıyla birlikte bu tür tasarrufların yanı sıra ithal hammaddeye duyulan ihtiyacın da azaltılması hedefleniyor.
Hammadde fiyatlarında etkisi zamanla görülecek
Sistemin geri dönüşüm sektörüne yeni bir hammadde kaynağı sağlaması, hammadde fiyatları üzerindeki olası etkisini de gündeme getiriyor.
Ancak ilk 100 milyon ambalajın piyasa fiyatlarını tek başına değiştirecek büyüklüğe henüz ulaşmadığı belirtiliyor.
Eroğlu, PAGEV verilerine göre plastik sektörünün yaklaşık 8 milyon ton birincil polimer ve 1,5 milyon ton geri dönüşüm hammaddesi kullandığını belirterek, DOA'nın mevcut ölçekte fiyatlar üzerinde belirgin bir etki yaratmasının beklenmemesi gerektiğini ifade etti.
Buna karşın sistemin ölçeğinin büyümesi, geri dönüştürülmüş hammaddenin arzını artırarak zaman içinde ithal hammadde bağımlılığının azaltılmasına ve fiyat istikrarına katkı sağlayabilir.
Çevre politikası sanayi politikasıyla birleşiyor
DOA'nın ortaya koyduğu tablo, geri dönüşümün yalnızca çevre politikası değil, aynı zamanda sanayi ve hammadde politikası açısından da stratejik bir araç haline geldiğini gösteriyor.
Eroğlu, sıfır atık yaklaşımıyla sanayinin karşı karşıya getirilmemesi gerektiğini belirterek, hedefin üretimi azaltmak değil, daha az doğal kaynak kullanarak daha yüksek katma değer yaratmak olduğunu vurguladı.
Bu açıdan DOA, tüketim sonrası ortaya çıkan ambalaj atıklarının ekonomiden tamamen çıkmak yerine yeniden üretim sürecine dahil edilmesini sağlayan mekanizmalardan biri olarak öne çıkıyor.
Geri kazanım oranı yüzde 37,53'e yükseldi
Türkiye'nin genel geri dönüşüm performansında da son yıllarda artış kaydedildi.
Sıfır Atık Vakfı tarafından açıklanan verilere göre geri kazanım oranı 2017'de yüzde 13 seviyesindeyken 2025 sonunda yüzde 37,53'e yükseldi.
Bugüne kadar geri kazanıldığı bildirilen 90 milyon tonu aşkın atığın, 2026 fiyatlarıyla ekonomik karşılığının yaklaşık 365 milyar TL olduğu ifade ediliyor.
Asıl hedef: Atığı ithal hammaddenin alternatifi yapmak
DOA sisteminin ilk 41 günlük sonuçları, Türkiye'de atık yönetiminin ekonomik boyutunu daha görünür hale getirdi.
100 milyonun üzerinde ambalajın kısa sürede sisteme dahil edilmesi, geri dönüşüm altyapısının ölçek büyütme potansiyelini ortaya koyarken, bundan sonraki aşamada kritik gösterge toplanan ambalaj sayısından çok bu malzemenin ne kadarının yüksek kalitede ikincil hammaddeye dönüştürülerek sanayiye geri kazandırılacağı olacak.
Sistemin yaygınlaşması halinde depozito uygulamasının çevresel kazanımının yanında Türkiye'nin hammadde arz güvenliğine, enerji tüketimine, ithalat bağımlılığına ve sanayinin maliyet yapısına da katkı sağlaması bekleniyor.
Kaynak: Ekometre
En Çok Okunan Haberler