SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ekonomik Değer

Ekometre - Ekonomik Değer haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomik Değer haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Depozito sistemi ekonomiye hammadde kazandırıyor Haber

Depozito sistemi ekonomiye hammadde kazandırıyor

PET, alüminyum ve cam ambalajlardan oluşan bu hacmin yaklaşık 4 bin tonluk ikincil hammadde potansiyeli taşıdığı belirtilirken, sistemin büyümesiyle enerji tasarrufu ve hammadde ithalatında azalma hedefleniyor. Türkiye'nin geri dönüşüm altyapısında yeni bir dönem başlatan Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) sisteminde ilk sonuçlar ortaya çıkmaya başladı. 1 Temmuz 2026'da başlayan ulusal entegrasyon sürecinin ilk 41 gününde 100 milyon 182 bin 985 içecek ambalajı sisteme dahil edildi. Toplanan ambalajların 66 milyon 146 bin 145'ini PET şişeler, 17 milyon 43 bin 567'sini alüminyum içecek kutuları, 16 milyon 993 bin 273'ünü ise cam şişeler oluşturdu. İlk veriler yalnızca atık toplama açısından değil, Türkiye ekonomisine kazandırılabilecek ikincil hammadde açısından da önemli bir potansiyele işaret ediyor. Toplanan ambalajların geri dönüşüm zincirine kazandırılmasıyla yaklaşık 4 bin tonluk hammadde elde edilebileceği hesaplanıyor. 100 milyon ambalajın ekonomik karşılığı DOA sistemindeki 100 milyonluk eşik, depozito uygulamasının ekonomik boyutunu da gündeme taşıdı. Toplanan ambalajların yaklaşık ağırlığına ilişkin henüz resmi bir tonaj açıklanmamış olsa da PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, uluslararası ambalaj sektöründeki ortalama ambalaj ağırlıkları üzerinden yapılan gösterge niteliğindeki hesaplamaya göre yaklaşık 1.000 ton PET, 200 ton alüminyum ve 3 bin ton cam olmak üzere toplam 4 bin ton civarında malzemenin geri dönüşüm zincirine girmiş olabileceğini belirtti. Bu malzemenin yeniden üretime kazandırılması, Türkiye'nin yerli ikincil hammadde arzını artırırken birincil hammadde, enerji ve doğal kaynak kullanımının azaltılmasına katkı sağlayabilir. Depozito bedeli ile ekonomik değer aynı değil PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, sistemin ekonomik etkisi değerlendirilirken tüketiciden alınan depozito bedeli ile geri dönüşümün yarattığı gerçek ekonomik değerin birbirinden ayrılması gerektiğine dikkat çekti. Her ambalaj için uygulanan 1 TL'lik depozito bedeli üzerinden bakıldığında, 100 milyon 182 bin 985 ambalaj yaklaşık 100,2 milyon TL'lik depozito hareketi anlamına geliyor. Ancak bu tutarın doğrudan ekonomik katma değer olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. Çünkü tüketicinin ödediği depozito, ambalajın iade edilmesiyle yeniden tüketiciye dönüyor. Asıl ekonomik kazanım ise atık niteliğindeki malzemenin toplanarak işlenmesi ve yerli ikincil hammaddeye dönüştürülmesiyle ortaya çıkıyor. Sanayinin ihtiyacı kaliteli ve düzenli hammadde Eroğlu'na göre DOA sisteminin sanayi açısından en önemli sonuçlarından biri, üreticilerin ihtiyaç duyduğu kaliteli geri dönüştürülmüş hammaddenin daha düzenli biçimde temin edilebilmesi. Döngüsel ekonominin etkin biçimde çalışabilmesi için atığın kaynağında ayrı toplanması ve kirlenmeden geri dönüşüm zincirine girmesi kritik önem taşıyor. Bu nedenle DOA'nın başarısının yalnızca toplanan ambalaj adediyle değil, geri kazanılan malzemenin kalitesi, yeniden üretimde kullanım oranı ve oluşturduğu ekonomik değerle ölçülmesi gerekiyor. Enerji ve ithalat faturasında tasarruf potansiyeli Geri dönüşümün ekonomik etkisi yalnızca hammadde arzıyla sınırlı değil. PET'in yeniden hammaddeye dönüştürülmesi birincil petrokimyasal hammadde ihtiyacını azaltırken, alüminyum ve camın geri kazanılması da enerji ve doğal kaynak kullanımında tasarruf sağlayabiliyor. Daha önce Depozito Yönetim Sistemi için hazırlanan kamu projeksiyonlarında yaklaşık 1,3 milyar kWh enerji ve 3,6 milyon varil petrol tasarrufu öngörülmüştü. DOA sisteminin yaygınlaşmasıyla birlikte bu tür tasarrufların yanı sıra ithal hammaddeye duyulan ihtiyacın da azaltılması hedefleniyor. Hammadde fiyatlarında etkisi zamanla görülecek Sistemin geri dönüşüm sektörüne yeni bir hammadde kaynağı sağlaması, hammadde fiyatları üzerindeki olası etkisini de gündeme getiriyor. Ancak ilk 100 milyon ambalajın piyasa fiyatlarını tek başına değiştirecek büyüklüğe henüz ulaşmadığı belirtiliyor. Eroğlu, PAGEV verilerine göre plastik sektörünün yaklaşık 8 milyon ton birincil polimer ve 1,5 milyon ton geri dönüşüm hammaddesi kullandığını belirterek, DOA'nın mevcut ölçekte fiyatlar üzerinde belirgin bir etki yaratmasının beklenmemesi gerektiğini ifade etti. Buna karşın sistemin ölçeğinin büyümesi, geri dönüştürülmüş hammaddenin arzını artırarak zaman içinde ithal hammadde bağımlılığının azaltılmasına ve fiyat istikrarına katkı sağlayabilir. Çevre politikası sanayi politikasıyla birleşiyor DOA'nın ortaya koyduğu tablo, geri dönüşümün yalnızca çevre politikası değil, aynı zamanda sanayi ve hammadde politikası açısından da stratejik bir araç haline geldiğini gösteriyor. Eroğlu, sıfır atık yaklaşımıyla sanayinin karşı karşıya getirilmemesi gerektiğini belirterek, hedefin üretimi azaltmak değil, daha az doğal kaynak kullanarak daha yüksek katma değer yaratmak olduğunu vurguladı. Bu açıdan DOA, tüketim sonrası ortaya çıkan ambalaj atıklarının ekonomiden tamamen çıkmak yerine yeniden üretim sürecine dahil edilmesini sağlayan mekanizmalardan biri olarak öne çıkıyor. Geri kazanım oranı yüzde 37,53'e yükseldi Türkiye'nin genel geri dönüşüm performansında da son yıllarda artış kaydedildi. Sıfır Atık Vakfı tarafından açıklanan verilere göre geri kazanım oranı 2017'de yüzde 13 seviyesindeyken 2025 sonunda yüzde 37,53'e yükseldi. Bugüne kadar geri kazanıldığı bildirilen 90 milyon tonu aşkın atığın, 2026 fiyatlarıyla ekonomik karşılığının yaklaşık 365 milyar TL olduğu ifade ediliyor. Asıl hedef: Atığı ithal hammaddenin alternatifi yapmak DOA sisteminin ilk 41 günlük sonuçları, Türkiye'de atık yönetiminin ekonomik boyutunu daha görünür hale getirdi. 100 milyonun üzerinde ambalajın kısa sürede sisteme dahil edilmesi, geri dönüşüm altyapısının ölçek büyütme potansiyelini ortaya koyarken, bundan sonraki aşamada kritik gösterge toplanan ambalaj sayısından çok bu malzemenin ne kadarının yüksek kalitede ikincil hammaddeye dönüştürülerek sanayiye geri kazandırılacağı olacak. Sistemin yaygınlaşması halinde depozito uygulamasının çevresel kazanımının yanında Türkiye'nin hammadde arz güvenliğine, enerji tüketimine, ithalat bağımlılığına ve sanayinin maliyet yapısına da katkı sağlaması bekleniyor.

Edge AI ile yapay zeka sahanın merkezine taşınıyor Haber

Edge AI ile yapay zeka sahanın merkezine taşınıyor

Son yıllarda bulut bilişim, Nesnelerin İnterneti (IoT) ve yapay zeka teknolojilerindeki gelişmeler, kritik sektörlerde dijital dönüşümü hızlandırmaya devam ediyor. Özellikle üretim, enerji, kamu hizmetleri ile ulaşım ve lojistik gibi alanlarda faaliyet gösteren kuruluşlar, yapay zekayı operasyonel süreçlerine entegre ederek verimliliklerini arttırmayı ve daha hızlı karar almayı hedefliyor. Ancak saha operasyonlarında internet bağlantısının her zaman mümkün olmaması, bulut tabanlı yapay zeka çözümlerinin kullanımını sınırlandırabiliyor. “Yapay zeka, küresel ekonomiye yaklaşık 15,7 trilyon dolarlık katkı sağlayacak” Edge AI teknolojisinin bu soruna çözüm sunduğunun altını çizen Getac Teknoloji Şirketi Başkan Yardımcısı Jerry Huang, yapay zeka yeteneklerini doğrudan sahaya taşıyan yeni nesil dayanıklı cihazların kritik sektörlerde önemli bir dönüşüm başlattığını belirtiyor. Son 20 yılda yaşanan teknolojik gelişmeleri değerlendiren Huang, sözlerine şöyle devam ediyor: "20 yıllık süreçte üretim, enerji, kamu hizmetleri ile ulaşım ve lojistik gibi kritik sektörlerde iş yapış biçimlerini köklü şekilde değiştirdi. Bulut bilişim, ölçeklenebilir BT altyapıları ve merkezi veri yönetimi gibi önemli avantajlar sunarken, IoT teknolojileri de gerçek zamanlı izleme, öngörüye dayalı bakım ve otomatik iş akışlarını mümkün hale getirdi. Bugün ise yapay zeka, dijital dönüşümün yeni aşamasını temsil ediyor. Dünya Ekonomik Forumu’na göre yapay zeka, 2030 yılına kadar küresel gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) %14’e kadar katkı sağlayacak ve yaklaşık 15,7 trilyon dolarlık ekonomik değer yaratacak. Bu potansiyel, işletmelerin yapay zekayı operasyonlarına entegre etme konusunda neden bu kadar hızlı hareket ettiğini açıkça ortaya koyuyor." Bağlantı bağımlılığı yapay zekanın yaygınlaşmasını sınırlandırıyor Bulut tabanlı yapay zeka modellerinin güçlü internet bağlantısına ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Huang, bunun özellikle saha ekipleri açısından önemli bir kısıt oluşturduğunu belirterek şunları söyledi: "Uzak tesislerde çalışan bakım mühendisleri, endüstriyel sahalardaki teknisyenler veya zorlu koşullarda görev yapan lojistik ekipleri, ihtiyaç duydukları anda bulut tabanlı yapay zeka araçlarına sürekli erişemeyebiliyor. Bağlantının olmadığı durumlarda ise çalışanlar, kendilerine destek olmak amacıyla geliştirilen teknolojilerden yararlanamama riskiyle karşı karşıya kalıyor." Edge AI ile yapay zeka doğrudan cihaz üzerinde çalışıyor Edge AI yaklaşımının yapay zekayı kullanıcıya yaklaştırdığını belirten Huang, dayanıklı Copilot+ PC'lerin bu dönüşümde önemli rol üstlendiğini söyledi. Huang, "Tamamen bulut işlemeye bağımlı kalmak yerine Edge AI, güçlü yapay zeka uygulamalarının doğrudan cihaz üzerinde çalışmasını mümkün kılıyor. Bu sayede daha hızlı yanıt süreleri, daha yüksek operasyonel bağımsızlık ve bağlantının sınırlı olduğu ortamlarda dahi güvenilir bir kullanıcı deneyimi sunuyor. Özel Nöral İşlem Birimleri (NPU) ise yapay zeka iş yüklerini doğrudan cihaz üzerinde işleyerek performans, enerji verimliliği ve veri gizliliği açısından önemli avantajlar sağlıyor” açıklamasında bulundu. Saha ekiplerinin çalışma biçimi değişiyor Edge AI teknolojisinin yalnızca teknik bir gelişme olmadığını ifade eden Jerry Huang, bunun saha operasyonlarını doğrudan dönüştürdüğünün altını çizerek şunları söyledi: "Uzak bir trafo merkezinde çalışan saha mühendisi, artık yüzlerce sayfalık teknik dokümanı manuel olarak incelemek yerine yaşadığı sorunu doğal bir dille ifade ederek yapay zekadan saniyeler içinde doğru yönlendirmeleri alabiliyor. Bu yaklaşım yalnızca zamandan tasarruf sağlamıyor; aynı zamanda doğruluğu arttırıyor, duruş sürelerini azaltıyor ve uzmanların bilgi aramak yerine sorun çözmeye odaklanmasına imkan tanıyor." Veri güvenliği ve operasyonel bağımsızlık öne çıkıyor Edge AI çözümlerinin veri güvenliği açısından da önemli avantajlar sunduğunu belirten Huang, verilerin doğrudan cihaz üzerinde işlenmesinin hem güvenliği arttırdığını hem de internet bağlantısına olan bağımlılığı azalttığını ifade etti. Huang, "Yapay zekanın geleceği yalnızca daha güçlü modeller geliştirmekten ibaret olmayacak. Asıl önemli olan, bu teknolojileri onlara en çok ihtiyaç duyan insanların erişimine sunabilmek. Dayanıklı Edge AI çözümleri, yapay zekayı gerçek çalışma ortamlarının gerektirdiği güvenilirlik ve mobiliteyle buluşturarak saha ekiplerinin bulundukları her yerde yapay zeka desteğinden yararlanmasını sağlıyor” açıklamasında bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.