SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sıfır Atık

Ekometre - Sıfır Atık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sıfır Atık haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkyed’den yapağı için ulusal çözüm çağrısı Haber

Türkyed’den yapağı için ulusal çözüm çağrısı

Nihat Çelik: “Yapağıyı atık değil, stratejik hammadde olarak görmeliyiz’’ Doğru işleme, sanayi entegrasyonu ve kurulacak ulusal pazar ağlarıyla yapağının katma değerli ürünlere dönüştürülmesi için ulusal bir model oluşturulması çağrısında bulundu. TÜRKYED Genel Başkanı Nihat ÇELİK, küçükbaş hayvancılığın yalnızca et ve süt üretimiyle sınırlandırılamayacağını vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “Bugün üreticimizin elindeki yapağı, ekonomik değer oluşturamadan atıl durumda kalıyorsa, bu durum üreticinin değil mevcut sistemin bir eksikliğidir.’’ Hayvansal Liflerimizin Mevcut Durumu ve Potansiyeli Nihat Çelik, Türkiye’nin sahip olduğu küçükbaş hayvan varlığı dikkate alındığında yapağının ciddi bir ekonomik potansiyel taşıdığını ifade ederek şöyle konuştu: “Biz TÜRKYED olarak yapağıya sadece hayvancılığın bir yan ürünü olarak bakmıyoruz. Yapağı; tekstil ve hazır giyim, izolasyon, geleneksel dokumacılık ve el sanatları, teknik tekstil ve farklı sanayi alanlarında inşaat ve Isı/ses yalıtımı, kozmetik ve tıp, gübre ve organik tarım gibi birçok alanda kullanılacak ve değerlendirilebilecek önemli bir hammaddedir. Üreticimizin emeğini tarlada, merada veya boş arazilerde değer kaybeden bir ürün haline getirmek yerine ekonomiye kazandırmamız gerekiyor.” “Önce Toplama Sistemi, Ardından İşleme Tesisleri” TÜRKYED, küçükbaş hayvancılıktan elde edilen yan ürünlerin kullanım alanlarını ve karşılaşılan altyapı sorunlarını şu başlıklarla özetledi: Koyun yünü: Isı yalıtımı ve nem dengesi sağlayan doğal, şifalı ve yenilenebilir bir kaynaktır. Tekstil, yalıtım, kozmetik, tıp ve organik gübre sanayisinde geniş bir kullanım alanına sahiptir. Ancak yeterli tesis ve pazar ağı bulunmadığı için birçok bölgede yakılmakta ya da değerinin çok altında satılmaktadır. Keçi kılı: Dayanıklı yapısıyla halı, kilim, keçe ve teknik tekstil ürünlerinde kritik bir hammaddedir. Yetiştirici için önemli bir ek gelir potansiyeli taşısa da toplama, sınıflandırma ve işleme altyapısının yetersizliği nedeniyle tam kapasiteyle değerlendirilememektedir. Keçi tiftiği: Özellikle Ankara keçisinden elde edilen parlak, yumuşak ve yüksek katma değerli bir lif olan tiftik; tekstil sanayisi için paha biçilmezdir. Üreticinin gelirini artırması için sürdürülebilir alım garantilerine ve işleme tesislerine ihtiyaç duymaktadır. Ortak ihtiyaç: Yün, kıl ve tiftiğin hak ettiği değere ulaşması için ortak bir zincir kurulmalıdır: Üret → Topla → Sınıflandır → İşle → Katma Değerli Ürüne Dönüştür → Pazarla. ‘’Tek Çözüm Tesis Kurmak Değil, Entegre Sürdürülebilir Bir Sistem Oluşturmaktır’’ TÜRKYED Genel Başkanı Çelik, çözümün yalnızca birkaç tesis kurulmasından ibaret olmadığını, ülke genelinde uygulanabilir entegre bir model kurulması gerektiğini belirtti. Çelik, bu sistem kapsamında; Lojistik ve İşleme Altyapısı: Bölgesel toplama, depolama, yıkama ve kurutma tesislerinin kurulması. Örgütlü Pazarlama: Üretici birlikleri ve kooperatifler üzerinden toplu alım/satım sisteminin hayata geçirilmesi. Sanayi ve Üniversite İş Birliği: Tekstil ve teknik tekstil sektörleriyle entegrasyon sağlanarak üniversitelerle ortak AR-GE çalışmalarının yürütülmesi. Eğitim ve Yerel Kalkınma: Çobanlara modern kırkım eğitimlerinin verilmesi, geleneksel dokumacılığın ve coğrafi işaretli ürünlerin desteklenmesi. Sürdürülebilirlik: Yeşil yalıtım malzemeleri ve döngüsel ekonomi prensipleri doğrultusunda ihracata yönelik katma değerli ürün geliştirilmesi. Nihat Çelik, yapağının değerlendirilmesinin yalnızca yetiştiriciye ek gelir sağlamayacağını, aynı zamanda yerli hammadde kullanımını artıracağını belirterek, “Bizim hedefimiz üreticinin kazandığı, sanayicinin kaliteli ve yerli hammaddeye ulaştığı, tüketicinin yerli ürün kullandığı ve ülkemizin katma değer ürettiği bir sistemdir. Üreticiden başlayıp sanayiye ve ihracata kadar uzanan bir zincir oluşturmalıyız.” Üreticilerin yapağıyı pazara ulaştırmakta zorluklarını üretici örgütleri aracılığıyla bölgesel yapağı toplama ve yıkama tesisleri kurarak pazar ağı eksikliğini gidermeliyiz. Hammadde satışından ziyade bölgesel yerinde işleme (yıkama, tarama, iplik ve keçe üretimi) altyapısı desteklenerek katma değerin üretici seviyesinde tutulmasını sağlamalıyız.” ifadelerini kullandı. “VAN Modelinden Türkiye Sanayisine” Geçtiğimiz günlerde açıklanan TÜİK verilerine göre Türkiye’deki küçükbaş hayvan varlığının 60 milyonun üzerine çıktığını hatırlatan Çelik, iller bazındaki tablonun altını çizdi: “Yaklaşık 3,5 milyon kayıtlı (kayıtdışı olanlarla birlikte 5 milyonun üzerinde) küçükbaş hayvan varlığıyla Van, Türkiye’de 1. sıradadır. Ancak karşı karşıya kaldığımız temel sorun şudur: Hayvan sayımızı artırıyoruz fakat elde ettiğimiz yün, süt ve deri gibi yan ürünleri katma değere dönüştüremiyoruz. Günümüzde sürdürülebiir agroekolojik ve sıfır atık prensipleri çerçevesinde, yapağıyı ekonomiye kazandıracak ulusal modeli Van ilimizden başlatıp tüm Türkiye’ye yaygınlaştırmayı stratejik bir yaklaşım olarak görüyoruz. Hammaddeyi doğrudan satmak yerine; yerinde yıkama, tarama, iplik ve keçe üretimi altyapısını destekleyerek kazanılan katma değeri doğrudan üreticinin cebinde tutmalıyız.” “Türkyed olarak çözüm masasında yer almaya hazırız” Üretici, sanayici ve tüketicinin birlikte kazanacağı bir ekosistem hedeflendiğini belirten TÜRKYED Genel Başkanı Nihat Çelik, sözlerini şöyle tamamladı: “Bizim amacımız; üreticinin emeğinin karşılığını aldığı, sanayicimizin kaliteli yerli hammaddeye ulaştığı ve ülkemizin katma değer ürettiği sürdürülebilir bir zincir kurmaktır. TÜRKYED olarak sadece sorunları dile getirmiyor, çözüm modelini de sunuyoruz. Yapağıyı atık olmaktan çıkarıp milli ekonomiye kazandırmak adına kamu kurumları, üniversiteler, özel sektör ve üretici örgütleriyle ortak çalışmaya hazır olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

Depozito sistemi ekonomiye hammadde kazandırıyor Haber

Depozito sistemi ekonomiye hammadde kazandırıyor

PET, alüminyum ve cam ambalajlardan oluşan bu hacmin yaklaşık 4 bin tonluk ikincil hammadde potansiyeli taşıdığı belirtilirken, sistemin büyümesiyle enerji tasarrufu ve hammadde ithalatında azalma hedefleniyor. Türkiye'nin geri dönüşüm altyapısında yeni bir dönem başlatan Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) sisteminde ilk sonuçlar ortaya çıkmaya başladı. 1 Temmuz 2026'da başlayan ulusal entegrasyon sürecinin ilk 41 gününde 100 milyon 182 bin 985 içecek ambalajı sisteme dahil edildi. Toplanan ambalajların 66 milyon 146 bin 145'ini PET şişeler, 17 milyon 43 bin 567'sini alüminyum içecek kutuları, 16 milyon 993 bin 273'ünü ise cam şişeler oluşturdu. İlk veriler yalnızca atık toplama açısından değil, Türkiye ekonomisine kazandırılabilecek ikincil hammadde açısından da önemli bir potansiyele işaret ediyor. Toplanan ambalajların geri dönüşüm zincirine kazandırılmasıyla yaklaşık 4 bin tonluk hammadde elde edilebileceği hesaplanıyor. 100 milyon ambalajın ekonomik karşılığı DOA sistemindeki 100 milyonluk eşik, depozito uygulamasının ekonomik boyutunu da gündeme taşıdı. Toplanan ambalajların yaklaşık ağırlığına ilişkin henüz resmi bir tonaj açıklanmamış olsa da PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, uluslararası ambalaj sektöründeki ortalama ambalaj ağırlıkları üzerinden yapılan gösterge niteliğindeki hesaplamaya göre yaklaşık 1.000 ton PET, 200 ton alüminyum ve 3 bin ton cam olmak üzere toplam 4 bin ton civarında malzemenin geri dönüşüm zincirine girmiş olabileceğini belirtti. Bu malzemenin yeniden üretime kazandırılması, Türkiye'nin yerli ikincil hammadde arzını artırırken birincil hammadde, enerji ve doğal kaynak kullanımının azaltılmasına katkı sağlayabilir. Depozito bedeli ile ekonomik değer aynı değil PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, sistemin ekonomik etkisi değerlendirilirken tüketiciden alınan depozito bedeli ile geri dönüşümün yarattığı gerçek ekonomik değerin birbirinden ayrılması gerektiğine dikkat çekti. Her ambalaj için uygulanan 1 TL'lik depozito bedeli üzerinden bakıldığında, 100 milyon 182 bin 985 ambalaj yaklaşık 100,2 milyon TL'lik depozito hareketi anlamına geliyor. Ancak bu tutarın doğrudan ekonomik katma değer olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. Çünkü tüketicinin ödediği depozito, ambalajın iade edilmesiyle yeniden tüketiciye dönüyor. Asıl ekonomik kazanım ise atık niteliğindeki malzemenin toplanarak işlenmesi ve yerli ikincil hammaddeye dönüştürülmesiyle ortaya çıkıyor. Sanayinin ihtiyacı kaliteli ve düzenli hammadde Eroğlu'na göre DOA sisteminin sanayi açısından en önemli sonuçlarından biri, üreticilerin ihtiyaç duyduğu kaliteli geri dönüştürülmüş hammaddenin daha düzenli biçimde temin edilebilmesi. Döngüsel ekonominin etkin biçimde çalışabilmesi için atığın kaynağında ayrı toplanması ve kirlenmeden geri dönüşüm zincirine girmesi kritik önem taşıyor. Bu nedenle DOA'nın başarısının yalnızca toplanan ambalaj adediyle değil, geri kazanılan malzemenin kalitesi, yeniden üretimde kullanım oranı ve oluşturduğu ekonomik değerle ölçülmesi gerekiyor. Enerji ve ithalat faturasında tasarruf potansiyeli Geri dönüşümün ekonomik etkisi yalnızca hammadde arzıyla sınırlı değil. PET'in yeniden hammaddeye dönüştürülmesi birincil petrokimyasal hammadde ihtiyacını azaltırken, alüminyum ve camın geri kazanılması da enerji ve doğal kaynak kullanımında tasarruf sağlayabiliyor. Daha önce Depozito Yönetim Sistemi için hazırlanan kamu projeksiyonlarında yaklaşık 1,3 milyar kWh enerji ve 3,6 milyon varil petrol tasarrufu öngörülmüştü. DOA sisteminin yaygınlaşmasıyla birlikte bu tür tasarrufların yanı sıra ithal hammaddeye duyulan ihtiyacın da azaltılması hedefleniyor. Hammadde fiyatlarında etkisi zamanla görülecek Sistemin geri dönüşüm sektörüne yeni bir hammadde kaynağı sağlaması, hammadde fiyatları üzerindeki olası etkisini de gündeme getiriyor. Ancak ilk 100 milyon ambalajın piyasa fiyatlarını tek başına değiştirecek büyüklüğe henüz ulaşmadığı belirtiliyor. Eroğlu, PAGEV verilerine göre plastik sektörünün yaklaşık 8 milyon ton birincil polimer ve 1,5 milyon ton geri dönüşüm hammaddesi kullandığını belirterek, DOA'nın mevcut ölçekte fiyatlar üzerinde belirgin bir etki yaratmasının beklenmemesi gerektiğini ifade etti. Buna karşın sistemin ölçeğinin büyümesi, geri dönüştürülmüş hammaddenin arzını artırarak zaman içinde ithal hammadde bağımlılığının azaltılmasına ve fiyat istikrarına katkı sağlayabilir. Çevre politikası sanayi politikasıyla birleşiyor DOA'nın ortaya koyduğu tablo, geri dönüşümün yalnızca çevre politikası değil, aynı zamanda sanayi ve hammadde politikası açısından da stratejik bir araç haline geldiğini gösteriyor. Eroğlu, sıfır atık yaklaşımıyla sanayinin karşı karşıya getirilmemesi gerektiğini belirterek, hedefin üretimi azaltmak değil, daha az doğal kaynak kullanarak daha yüksek katma değer yaratmak olduğunu vurguladı. Bu açıdan DOA, tüketim sonrası ortaya çıkan ambalaj atıklarının ekonomiden tamamen çıkmak yerine yeniden üretim sürecine dahil edilmesini sağlayan mekanizmalardan biri olarak öne çıkıyor. Geri kazanım oranı yüzde 37,53'e yükseldi Türkiye'nin genel geri dönüşüm performansında da son yıllarda artış kaydedildi. Sıfır Atık Vakfı tarafından açıklanan verilere göre geri kazanım oranı 2017'de yüzde 13 seviyesindeyken 2025 sonunda yüzde 37,53'e yükseldi. Bugüne kadar geri kazanıldığı bildirilen 90 milyon tonu aşkın atığın, 2026 fiyatlarıyla ekonomik karşılığının yaklaşık 365 milyar TL olduğu ifade ediliyor. Asıl hedef: Atığı ithal hammaddenin alternatifi yapmak DOA sisteminin ilk 41 günlük sonuçları, Türkiye'de atık yönetiminin ekonomik boyutunu daha görünür hale getirdi. 100 milyonun üzerinde ambalajın kısa sürede sisteme dahil edilmesi, geri dönüşüm altyapısının ölçek büyütme potansiyelini ortaya koyarken, bundan sonraki aşamada kritik gösterge toplanan ambalaj sayısından çok bu malzemenin ne kadarının yüksek kalitede ikincil hammaddeye dönüştürülerek sanayiye geri kazandırılacağı olacak. Sistemin yaygınlaşması halinde depozito uygulamasının çevresel kazanımının yanında Türkiye'nin hammadde arz güvenliğine, enerji tüketimine, ithalat bağımlılığına ve sanayinin maliyet yapısına da katkı sağlaması bekleniyor.

Yıldırım’ın çevre çalışmaları Bursa’ya örnek oluyor Haber

Yıldırım’ın çevre çalışmaları Bursa’ya örnek oluyor

Yıldırım’ın çevre ve sıfır atık alanındaki yenilikçi uygulamalarını incelemek amacıyla Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin yanı sıra Osmangazi, Nilüfer, Mudanya, İnegöl, Mustafakemalpaşa, Karacabey, Gemlik, Yenişehir, İznik, Keles ve Kestel belediyelerinin temsilcileri Yıldırım Belediyesi’ni ziyaret etti. Ziyaret kapsamında, İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü ekipleri tarafından misafir belediyelere detaylı bir sunum gerçekleştirildi. Bilgilendirme toplantısında; atıkların kaynağında azaltılması, ayrı toplanması ve geri kazanımının yanı sıra çevre bilincinin artırılmasına yönelik çalışmalar ele alındı. Misafir belediyelere ayrıca Plastiksiz Yıldırım, Paratık Yıldırım ve Sahipsiz Sokak Hayvanları Besin Üretim Tesisi projeleri ile Yıldırım Belediyesi’nin atık yönetim süreçleri hakkında kapsamlı bilgiler aktarıldı. Toplantının ardından heyet, Yıldırım Belediyesi’nin Atık Toplama ve Ayrıştırma Tesisi ile Sahipsiz Sokak Hayvanları Besin Üretim Tesisini ziyaret ederek, yürütülen çalışmaları yerinde inceleme fırsatı buldu. başkan yılmaz’dan kararlılık vurgusu Yıldırım’ın çevre alanındaki çalışmalarının farklı belediyeler tarafından örnek alınmasından duydukları memnuniyeti belirten Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, “Yıldırım Belediyesi olarak daha temiz, daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir Yıldırım için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Sıfır atık anlayışını yalnızca atıkların toplanması ve geri dönüştürülmesi olarak değil, yaşamın her alanında kaynaklarımızı verimli kullanmayı ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmayı hedefleyen bir yaklaşım olarak görüyoruz. Çalışmalarımızın farklı belediyeler tarafından incelenmesi ve örnek alınması bizleri ayrıca gururlandırıyor. Belediyeler arasındaki bilgi ve tecrübe paylaşımının artarak devam etmesini, çevre konusunda ortaya koyduğumuz ortak kararlılığın güçlenmesi açısından çok değerli buluyoruz. Yıldırım için, Bursa için ve geleceğimiz için çevre yatırımlarımızı ve sıfır atık çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

Osmangazi belediyesi çocuklara çevre bilinci kazandırıyor Haber

Osmangazi belediyesi çocuklara çevre bilinci kazandırıyor

Çocukların eğitimine büyük önem veren ve çevreye duyarlı nesiller yetiştirilmesi amacıyla çalışmalarını sürdüren Osmangazi Belediyesi, Candan Genceroğlu Kreş ve Gündüz Bakımevi’nde anlamlı bir etkinliğe imza attı. Dünya İklim Günü kapsamında gerçekleştirilen programda çocuklara sıfır atık, geri dönüşüm, enerji tasarrufu, doğal kaynakların korunması ve çevre kirliliğinin önlenmesi gibi konularda bilgilendirmelerde bulunuldu. Osmangazi Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Rüveyşa Burça Sütçüoğlu tarafından minik öğrencilere çevreyi korumanın önemi anlatılırken, çocukların yaş seviyelerine uygun şekilde hazırlanan sunumlarda, günlük hayatta uygulanabilecek küçük davranışların doğanın korunmasına büyük katkı sağlayabileceği vurgulandı. Eğitici sunumun ardından gerçekleştirilen drama atölyesinde ise çocuklar çeşitli oyunlar ve canlandırmalar eşliğinde öğrendiklerini uygulama fırsatı yakaladı. “Küçük Adımlar, Büyük Değişimlere Sebebiyet Verir” İklim değişikliğinin artık yalnızca geleceğin değil, bugünün de en önemli sorunlarından biri haline geldiğini belirten İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Rüveyşa Burça Sütçüoğlu, bu doğrultuda çocuklarla bir araya gelmekten mutluluk duyduklarını ifade etti. Geleceğin teminatı olan çocuklarla çok verimli bir etkinlik gerçekleştirdiklerine değinen Rüveyşa Burça Sütçüoğlu, “Artan sıcaklıklar, kuraklık, su kaynaklarının azalması ve çevre kirliliği hepimizi etkiliyor. Ancak unutmamalıyız ki doğamızı korumak için atacağımız küçük adımlar, büyük değişimlere sebebiyet verir. Biliyoruz ki çevreye duyarlı bireyler, küçük yaşlarda yetişirler. Burada çocuklara vereceğimiz her güzel mesaj, gelecekte daha temiz, daha yeşil ve daha yaşanabilir bir dünya için umut olacaktır. Doğamızı korumak sadece kurumlarımızın değil, hepimizin ortak sorumluluğundadır. Atık azaltımı, suyun ve enerjinin tasarruflu kullanımı, geri dönüşümüne önem vermek ve çevre kirliliğini önlemek, geleceğimize atacağımız büyük adımlardır. Dünya İklim Günü’nün çevre bilincinin artması açısından bir vesile olmasını diliyor, ‘Gelecek İçin Şimdiden Harekete Geç’ diyoruz” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.