SON DAKİKA
Hava Durumu

#Gastronomi

Ekometre - Gastronomi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gastronomi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Lezzet, Sağlık ve Gelenek üç farklı workshopta buluşacak Haber

Lezzet, Sağlık ve Gelenek üç farklı workshopta buluşacak

Coğrafi işaretli İstanbul Simidi’ nden fonksiyonel gıda bilincine, geleneksel lezzetlerden unlu mamullere uzanan workshoplarda sektör profesyonelleri ve uzman isimler bir araya gelecek. Güvenilir Ürün Platformu tarafından ilgili bakanlıklar ve kurumların paydaşlığında düzenlenen 5. Güvenilir Ürün Zirvesi, 29 Eylül 2026 tarihinde Crowne Plaza İstanbul Florya’da gerçekleştirilecek. Türkiye’nin üretim, gıda ve gastronomi ekosistemini bir araya getiren zirvede panellerin yanı sıra farklı temalara odaklanan özel workshoplar da düzenlenecek. Zirvenin genel programında yer alan workshoplar, katılımcılara gıda sektörünü farklı perspektiflerden ele alma fırsatı sunacak. İstanbul’un Tescilli Lezzeti: İSTİB ile İstanbul Simidi Günün ilk tematik workshoplarından biri, İstanbul Ticaret Borsası (İSTİB) ana paydaşlığında gerçekleştirilecek “İstanbul’un Tescilli Lezzeti: İSTİB ile İstanbul Simidi” başlıklı buluşma olacak. İstanbul Ticaret Borsası tarafından coğrafi işareti alınarak tescillenen İstanbul Simidi’nin ele alınacağı workshopta, simidin tarihsel yolculuğu, geleneksel üretim kültürü ve tescil süreci gastronomi perspektifiyle değerlendirilecek. Yemek Programcısı Elif Korkmazel moderatörlüğündeki workshopta, İstanbul Ticaret Borsası Genel Sekreter Yardımcısı İsmail Şen konuşmacı olarak yer alırken Şef Sedat Aksu geleneksel reçete denemesini ana sahnade yapacak. Coğrafi işaretin yerel gastronomi mirasının korunmasındaki rolünün ele alınacağı oturumda, İstanbul Simidi’nin hazırlanışına ilişkin teknik detaylar ve geleneksel üretim aşamaları da paylaşılaacak. Ayırt Edilemeyen Lezzetler: Söke Un ile O Mu Bu Mu? Zirvenin bir diğer dikkat çeken workshopu ise Söke Un iş birliğiyle gerçekleştirilecek “Ayırt Edilemeyen Lezzetler: Söke Un ile O Mu Bu Mu?” başlıklı etkinlik olacak. Un ve unlu mamuller ekseninde lezzet, glutensiz seçenekler, ürün geliştirme ve gastronomi dünyasının farklı bakış açılarının bir araya geleceği workshopta; sektör temsilcileri, gastronomi profesyonelleri ve uzman isimler aynı masa etrafında buluşacak. Workshopun moderatörlüğünü Şef ve Uluslararası Gastronomi Derneği Başkanı Ceyda Özdemirli üstlenirken; Söke Değirmencilik Grup Tanıtım Şefi Bayram Umut, Söke Değirmencilik Kalite Güvence Müdürü Burak Okuroğlu, Söke Değirmencilik Ürün Geliştirme Sorumlusu Buse Analioğlu, Söke Değirmencilik Pazarlama Müdürü İdil Rodoplu ve Gastronomi Yazarı Talip Bayram konuşmacı olarak yer alacak. Farklı uzmanlık alanlarını aynı workshopta buluşturan etkinlikte konvensiyonel buğday unu ve glutensiz un ile aynı reçete denemeleri yapılarak katılımcılardan tat farkını anlayanlara sürpriz hediyeler verilecek. Yayla ile Fonksiyonel Gıdalarla Beslenme Farkındalığı Zirvenin üçüncü tematik workshopu ise “Yayla ile Fonksiyonel Gıdalarla Beslenme Farkındalığı” başlığını taşıyor. Günümüzde beslenme alışkanlıkları ve fonksiyonel gıdaların tüketici tercihleri üzerindeki etkisinin giderek daha fazla gündeme geldiği bir dönemde gerçekleştirilecek workshopta, fonksiyonel gıdalar ve sağlıklı beslenme yaklaşımı farklı uzmanlık alanlarından isimlerin katılımıyla ele alınacak. Moderatörlüğünü Yemek Yazarı, Şef ve Programcı Elif Korkmazel’in üstleneceği etkinlikte Sağlıklı Beslenme & Diyet Uzmanı Taylan Kümeli, EKS Culinary Academy Şefi Eyüp Kemal Sevinç ve Yayla Agro AR-GE Müdürü Dilek Koyuncu konuşmacı olarak yer alacak. Workshopta gastronomi, beslenme ve Ar-Ge perspektiflerinin bir araya gelmesiyle fonksiyonel gıdaların beslenmedeki yeri ve bu alandaki farkındalığın geliştirilmesi üzerine değerlendirmeler yapılacak.

Matlı’dan etkileyici Bursa ekonomisi vizyonu Haber

Matlı’dan etkileyici Bursa ekonomisi vizyonu

70 meslek komitesinden 2 bin 425 üyeyle gerçekleştirilen görüşmelerin, 300 saati aşan toplantıların ve 12 uzmandan oluşan çalışma ekibinin katkılarıyla hazırlanan plan; 6 ana dönüşüm ekseni, 28 büyük dönüşüm hamlesi ve 46 yüksek etkili çözümden oluşuyor. Matlı, 2040’ın Bursa’nın uzun vadeli ekonomik yönünü, 2026-2030 döneminin ise ilk uygulama, sonuç alma ve hesap verme programını ifade ettiğini söyledi. Birleşmiş Milletler’in küresel kent dönüşümlerinde tercih ettiği süre olan 15 yıllık bir dönemi temel aldıklarını beyan eden Matlı, basın toplantısına Kapalıçarşı’da başlayan yolculuklarını sanayinin kalbinde sürdürdüklerini belirterek başladı. Matlı, “Bugün burada yalnızca bir program açıklamak için değil, 60 bin üyenin biriken itirazını, talebini ve gelecek iradesini seslendirmek için bulunuyoruz” dedi. “Bu, iki yönetim anlayışı arasındaki farktır. İsraf doğru kaynağı, yanlış önceliğe bağlamaktır. ” Konuşmasında mevcut BTSO yönetimine yönelik eleştirilerde de bulunan Matlı, aynı projelerin farklı tarihler ve isimlerle yeniden açıklanmasının Bursa’ya zaman kaybettirdiğini söyledi. TEKNOSAB’ın doluluk oranının on yılı aşan sürenin sonunda yüzde 9,4 düzeyinde kaldığını, yeni genişleme alanı diye duyurulan yerlerin, görselde olduğunu varlığında o alana tüm söylenenlerin sığmayacağını ancak hızlıca yapılan şeylerin üyenin ihtiyaçlarını çözmediğini belirten Matlı, fizibilitesi ve finansman modeli tamamlanmadan açıklanan yeni projelerin “vizyon” olarak sunulamayacağını ifade etti. Matlı, şöyle konuştu: “Bu bir kişisel polemik değildir. Bu, iki yönetim anlayışı arasındaki açık farktır. Mevcut anlayış proje sayısını, bina büyüklüğünü ve faaliyetleri anlatıyor. Biz, üyemizin kazandığı zamanı, azalan maliyetini, ulaştığı finansmanı, yeni müşterisini ve cirosunu anlatacağız. İsraf yalnızca fazla para harcamak değildir. Doğru kaynağı yanlış önceliğe bağlamak da israftır. Eski vaatleri yeniden açıklamak ise Bursa’nın zamanını ve güvenini israf etmektir.” Göreve geldiklerinde bütçenin, iştirak faaliyetlerinin, proje harcamalarının ve her yatırımın ürettiği ekonomik değerin açık biçimde paylaşılacağını belirten Matlı, bağımsız denetimin düzenli işleyeceğini ve BTSO kaynaklarının 60 bin üyenin rekabet gücüne yönlendirileceğini vurguladı. Birinci eksen: Üyenin önündeki engeller kaldırılacak, cebi rahatlatılacak İlk eksen dönüşümün önündeki engelleri kaldır. Bu kapsamda, BTSO artık üyeyi binasına çağıran değil, ilçeye, çarşıya ve sanayi sitesine giderek hizmet veren bir kurum olacak. Mevcuttaki mobil uygulama geliştirilerek BTSO ONE üzerinden üye, başvurusunu tek yerden yapacak ve sonucunu telefonundan izleyecek. Faaliyet belgesi ve yılda beş temel belge ücretsiz verilecek, aidatlar düşürülecek. Nefes Kredileri yeniden başlayacak, Finansmana Erişim Merkezi kredi ve teşvik başvurularını üye adına takip edecek. Birlikte Alım modeliyle enerji, lojistik ve ortak girdilerde 60 bin üyenin satın alma gücü birleştirilerek maliyetler düşürülecek. Ankara Masası ise üyelerin başkentteki ofisi olacak. İkinci eksen: Geleceği planlayan bir anlayış İkinci eksen ise dönüşümü planla. Bu eksenin ve dönüşümün merkezinde bulunan Bursa Ekonomik Gelişim Enstitüsü, kentin firmalarını, ürünlerini, üretim gücünü ve yatırım ihtiyaçlarını canlı bir envanterde toplayacak. İşletmeler Check Up 360° ile hangi alanda geri kaldığını görecek; Bursa Dönüşüm Pusulası ile hangi yatırımı, ne zaman ve hangi finansmanla yapacağını bilecek. Sektör Gelecek Laboratuvarları ve Gelecek İşleri Gözlemevi, önümüzdeki 10 yılın teknolojilerini, pazarlarını ve mesleklerini belirleyecek. Böylece hem firmalar yanlış yatırımdan korunacak hem de Bursa’nın eğitim, üretim ve yatırım kararları gerçek ihtiyaca göre alınacak. Üçüncü eksen: Üyenin parasını, ona kazanca dönüştürecek bir yapıya yön ver. Üçüncü eksen ise dönüşüme yön ver, üyenin ticaretini bilgiyle ilişkiyle ve teknoloji ile geliştir. Dönüşüme yön ver: Üyenin ticaretini bilgi, ilişki ve teknolojiyle geliştir. Bursa İş Ağı ile kentteki büyük alıcıların ihtiyaçları Bursa’daki üretici, tüccar, hizmet işletmesi ve KOBİ’lerle buluşturulacak; Bursa’da oluşan talebin daha büyük bölümü Bursa’da ciroya dönüşecek. BursaLink 365, Türkiye’deki 367 oda ve borsayı, hemşehri kuruluşlarını ve uluslararası oda bağlantılarını üyeler için çalışan ticaret koridorlarına çevirecek. Bursa Trade Cloud firmaların ürünlerini yılın 365 günü alıcıların karşısına çıkarırken, BAK! Bursa Alışveriş Kartı şehrin harcamasını Bursa işletmelerine yönlendirecek. Bursa Global ise firmayı alıcı bulmadan teklife, sözleşmeden finansmana ve güvenli tahsilata kadar destekleyecek. Bursa Yaşam Ekonomisi ile çarşı, gastronomi, turizm ve hizmet sektörleri de bu ticaret sisteminin güçlü bir parçası olacak. Dijital Çarşı 4.0, esnafın ürünlerini katalogdan ödemeye ve teslimata kadar çalışan bir dijital satış sistemine taşıyacak. Bursa Gastronomi Ağı; yerel üreticileri, tedarikçileri, restoranları ve otelleri buluşturarak Bursa’nın lezzetini yeni müşteriye ve gelire dönüştürecek. Bursa Deneyim Rotası; tarih, termal, sağlık, Uludağ, doğa, spor, zanaat, ipek, alışveriş ve gastronomiyi konaklamalı paketlerde birleştirerek ziyaretçinin şehirde daha uzun kalmasını ve daha fazla Bursa işletmesinden alışveriş yapmasını sağlayacak. Kongre, fuar ve festivaller konaklama, ulaşım, gastronomi ve çarşıyla birlikte planlanacak; Hizmet İhracatı Hattı ise sağlık, eğitim, lojistik, yazılım ve danışmanlık firmalarını yeni pazarlara taşıyacak. Böylece başarı, yapılan toplantı ve ziyaretlerle değil; üyeye kazandırılan müşteri, geceleme, sipariş, ihracat ve ciroyla ölçülecek. Dördüncü eksen: Kente entegre üretim ekosistemi, eğitim yapıları ve vizyon projeler Dördüncü eksen, Bursa için doğru bir üretim ekosistemi kurarak dönüşümün altyapısını yapmak üzerine kurulu. Bursa’nın doğusunda, batısında ve kuzeyinde, her biri yaklaşık 200 hektarlık KOBİ OSB’leri kurulacak. Bu alanların yanında 50 ila 100 hektarlık ticaret bölgeleri, ortak showroomlar, ofisler, depolar ve lojistik merkezleri yer alacak. Yeni küçük sanayi siteleri üretim ekosistemine bağlı biçimde planlanırken mevcut siteler Sanayi Siteleri 4.0 ile deprem, yangın, enerji, internet, atık ve lojistik bakımından yenilenecek. Beşevler’de kurulacak UstaTek Mesleki Eğitim Kampüsü ise gençleri doğrudan sanayinin içinde ustalarla, modern atölyelerle ve istihdam imkânlarıyla buluşturacak. Vizyoner bir proje: Güney Marmara Marina Projesi Planın öne çıkan yatırımlarından Güney Marmara Marina Projesi, Gemlik, Mudanya-Güzelyalı ve Karacabey kıyılarını tek turizm ve ticaret rotasında birleştirecek. Marina yalnızca teknelerin yanaştığı bir liman olmayacak; otellerden restoranlara, çarşılardan ulaşıma ve deniz sporlarına kadar yeni bir kıyı ekonomisi oluşturacak. Proje, üyeye rakip olmayacak; mevcut esnafın ve işletmelerin müşteri sayısını, ticaretini ve gelirini büyütecek. Beşinci eksen: Teknoloji fabrikada çalışacak, ürüne ve gelire dönüşecek Beşinci eksen ise dönüşümü kalıcı kılmak için üretilecek gelişmeler olacak. BUTEKOM X ile Bursa’nın test ve laboratuvar gücü tekstilden mobiliteye, medikalden robotiğe ve yeşil teknolojilere açılacak. Bursa Dönüşüm Kampüsü firmalara ortak Ar-Ge, pilot üretim ve dijital ikiz imkânı sunacak. Factory AI Bursa ile yapay zekâ seminerlerde anlatılmak yerine kalite kontrol, bakım, üretim planlama ve enerji yönetiminde fabrika hattında çalışacak. TechBridge Europe Avrupa’dan şirket alımı ile dünyadaki teknolojiyi Bursa’ya taşırken BUTGEM Next geleceğin becerilerine sahip çalışanlar yetiştirecek. Bursa IP, TalentCloud ve Venture Studios ile fikirler patente, yetenek işe, sektör sorunları ise satılabilir ürünlere ve yeni şirketlere dönüşecek. Altıncı Eksen: Sonuç veren projeler büyütülecek Vizyon 2040, açıklanıp rafa kaldırılan sabit bir proje listesi olmayacak. Her uygulamanın üyeye kazandırdığı zaman, maliyet avantajı, finansman, sipariş, ihracat ve istihdam düzenli olarak ölçülecek. Sonuç veren projeler büyütülecek, vermeyenler yeniden tasarlanacak veya durdurulacak. Bursa’nın otomotiv, tekstil, makine, gıda, sağlık ve turizm gücü; yeni nesil mobilite, ileri malzeme, medikal teknoloji, robotik, biyoekonomi, yeşil teknoloji, endüstriyel yazılım ve deneyim ekonomisine taşınacak. Bursa Lojistik Akıl Ağı üretimi limandan son kilometreye hızlandırırken, Yaşanabilir Bursa Ekonomi Standardı büyümenin suya, havaya, ulaşıma ve yaşam kalitesine zarar vermemesini güvence altına alacak. “Vizyon 2040 Bursa’ya verdiğimiz uzun vadeli sözdür” Önümüzdeki seçimin iki isimden çok iki yönetim anlayışı arasında gerçekleşeceğini söyleyen Özer Matlı, sözlerini şöyle tamamladı: “Bir tarafta 13 yılın sonunda ertelenen, yeniden açıklanan ve birbirinden kopuk projeler var. Diğer tarafta geçmişte üretilen değerleri koruyup yükselten, yenisini doğru ihtiyaca göre ekleyen ve bütün kaynakları 60 bin üye için çalıştıran bütüncül bir sistem var. Bursa yalnızca daha fazla değil, daha değerli üretecek; teknoloji, tasarım, marka, yazılım ve fikrî mülkiyet satacak. KOBİ, tüccar, esnaf, küçük üretici, kadın ve genç girişimci bu dönüşümün kenarında değil, merkezinde olacak. Vizyon 2040 bir seçim sloganı değil, Bursa’ya verdiğimiz uzun vadeli sözdür. Birlikte Güçlü, Birlikte İleri.” “Benim yanımda KOBİ’ler ve en önemlisi korkmayan gençler var” BTSO seçimleri sürecinde, seçim çalışması yapan veya fotoğraf çektiren kişilere baskı uygulanmaya çalışıldığını, kaybedecekleri şeyi çok olanların, karşılarına kimse aday çıkmasın diye ellerinden geleni yapmaya çalıştığını anlatan Özer Matlı “Biz bu yola Bursa sevgisi için çıktık. 60 Bin üyenin parasını savunmak, onların gelişimini ve kalkınmasını sağlamak için çıktık. Benim yanımda 60 Bin üye var. Benim yanımda korkmayan gençler var. Korkuları, baskı yapmalarına yol açıyor. Sormak lazım bu kadar korktukları ne? Perşembe gününe seçim koyduracak kadar, katılım az olsun diye uğraşacak kadar korktukları şey ne? Bizim önerimiz iyi ki oldu da seçim Fuar Alanı’nda yapılacak. Yoksa yine üyemizim demokratik hakkını elinden almak için zorlaştıracaklardı.” dedi.

İnegöl Belediyesi’nden doğa turizmi için tarihi adım Haber

İnegöl Belediyesi’nden doğa turizmi için tarihi adım

İnegöl Belediyesi öncülüğünde yürütülen bilimsel araştırmalarda, şehirde bugüne kadar literatüre girmemiş yeni mağaralar ve tescillenmemiş doğa harikaları keşfedildi. İnegöl’ün güçlü sanayi ve mobilya kimliğinin yanına; doğa, kültür ve alternatif turizm zenginliklerini de eklemek amacıyla İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban tarafından başlatılan tarihi hamle meyvelerini vermeye başladı. İnegöl’ün gelecek çeyrek asırlık turizm rotasını çizecek olan “2026-2050 Doğa Turizmi Master Planı” kapsamında, İnegöl Belediyesi koordinasyonunda yürütülen saha araştırmalarında ezber bozan keşiflere imza atılıyor. Başkan Taban: “İnegöl’ün gizli hazinelerini bilimsel verilerle geleceğe taşıyoruz” İnegöl’ün sahip olduğu doğal ve kültürel değerleri bütüncül bir yaklaşımla ele aldıklarını belirten Belediye Başkanı Alper Taban, projenin şehrin geleceği adına önemine dikkat çekerek şöyle konuştu: “İnegöl’ümüz sadece sanayisiyle değil, eşsiz doğası, şifalı suları, saklı kalmış kanyonları ve yaylalarıyla da devasa bir potansiyele sahip. Bu projemizle, ilçemizin turizm vizyonunu bugünün ihtiyaçlarına göre değil, gelecek nesillerimizi de kapsayacak sürdürülebilir bir anlayışla şekillendiriyoruz. Bilimsel veriler ışığında oluşturacağımız bu yol haritasıyla hem doğal mirasımızı koruyacağız hem de yeni turizm rotalarını kentimiz ekonomisine kazandıracağız.” Alanında uzman bilim kurulu sahada: Kastamonu Üniversitesi’nden büyük destek “İnegöl Belediyemizin ev sahipliğinde, farklı disiplinlerden akademisyenler ve doğa sporları uzmanlarından oluşan güçlü bir bilim kurulu sahada gece gündüz demeden çalışıyor. Projenin bilimsel alt yapısı ve saha koordinasyonu; Türkiye genelinde birçok il ve ilçenin master plan çalışmalarını başarıyla yürüten Kastamonu Üniversitesi Öğretim Görevlisi, Araştırmacı ve Yazar Hikmet Haberal ile Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Coğrafya Bölümü Türkiye Coğrafyası Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Evren Atış önderliğinde büyük bir emek ve titizlikle gerçekleştiriliyor. Dağcılık ve doğa sporları alanındaki deneyimli uzmanlar Bülent Erkan, Emin Bülbül ve Zikrullah Keser’in de yer aldığı bilimsel heyete, Belediyemiz İşletme ve İştirakler Müdürü Özgür Yıldız da bizzat sahada eşlik ederek çalışmaların koordinasyonunu doğrudan sağlıyor.” Akademik literatüre ilk kez girecek yeni keşifler ve alan tescilleri “Belediyemizin stratejik plan ve hedefleri doğrultusunda yürütülen taramalarda, bugüne kadar akademik literatürde hiç yer almamış çok sayıda yeni mağara ve doğa alanı tespit edildi. Bilim heyetimiz, yalnızca mevcut alanları geliştirmekle kalmayıp resmi kurumlar tarafından henüz alan tescili yapılmamış ve statüsü verilmemiş bu yeni keşiflerin koruma altına alınması ve resmi statü kazandırılması için de çalışmalarını hızlandırdı.” “25 yıllık stratejik plan kapsamında 10 farklı tematik rota” “Belediyemiz öncülüğünde hazırlanan 2026-2050 Doğa Turizmi Master Planı ile kentimizde şu tematik alanlarda yeni destinasyonlar ve turizm rotaları belirleniyor: Doğa ve Yayla Turizmi, Agro (Tarım) Turizmi ve Gastronomi, Macera, Kamp ve Karavan Turizmi, Spor Turizmi ve Kaya Tırmanışı Rotaları, Kuş Gözlemciliğine Uygun Sulak Alanlar, Hüzün Turizmi. İnegöl Belediyesi olarak, şehrimizin saklı kalmış tüm güzelliklerini gün yüzüne çıkarmaya, İnegöl’ü ulusal ve uluslararası doğa turizminin parlayan yıldızı haline getirmeye kararlıyız. Proje kapsamında büyük bir özveriyle çalışan tüm akademisyenlerimize ve uzman ekibimize teşekkür ediyoruz.”

MICHELIN rehberi Türkiye’yi kapsayacak şekilde genişliyor Haber

MICHELIN rehberi Türkiye’yi kapsayacak şekilde genişliyor

MICHELIN Rehberi’n tüm Türkiye’yi kapsayan ilk ulusal seçkisi yıl sonuna kadar açıklanmış olacak. MICHELIN Rehberi, bu yıl ilk kez Türkiye geneline yayılıyor ve ülke genelindeki varlığında yeni bir sayfa açıyor. Büyük şehirlerin hareketli sokaklarından şirin kasabalara kadar uzanan bu gelişme Türkiye’nin gastronomi dünyasında artan dinamizmini, çeşitliliğini ve uluslararası çekiciliğini yansıtıyor. 2023 yılında MICHELIN Rehberi İstanbul’un tanıtılmasının ardından İzmir, Muğla ve Kapadokya’nın eklenmesiyle Rehber’in coğrafi kapsamı kademeli olarak genişlemişti. Bu yıl Türkiye’nin tamamını kapsayacak bu yeni genişleme ile birlikte seçki, Türkiye’nin zengin gastronomik mirasını bütüncül biçimde temsil edecek ve ülkenin ilk ulusal seçkisi 2026 yılı sonuna kadar duyurulacak. Türkiye’yi tanıtma konusunda önemli bir rol oynayan Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA), MICHELIN Rehberi’nin Destinasyon Ortağı olarak uluslararası pazarlama kampanyalarını desteklemeye ve gastronomi temelli hikâye anlatımıyla ülkenin etkili bir şekilde tanıtılmasına katkı sunmaya devam ediyor. Öte yandan Michelin müfettişlerinin inceleme ve seçim süreçleri, Türkiye’de ya da dünyanın herhangi bir yerinde gerçekleştirilen hiçbir iş birliğinden etkilenmeksizin, her zaman olduğu gibi tamamen bağımsız şekilde yürütülmeye devam ediyor ve tüm süreçler yalnızca MICHELIN Rehberi tarafından, kendi yöntemleri doğrultusunda gerçekleştiriliyor. Anonim ve tam bağımsızlık ilkeleri doğrultusunda çalışan MICHELIN Rehberi müfettişleri, Türkiye ulusal seçkisini yalnızca mutfakların sunduğu kaliteyi esas alarak kademeli biçimde oluşturuyor ve değerlendirme süreci, beş evrensel kritere dayanıyor; ürünlerin kalitesi, pişirme tekniklerine hakimiyet, lezzetlerin uyumu, şefin kişiliğinin mutfağa yansıması ve zaman içindeki tutarlılık. MICHELIN Rehberi Uluslararası Direktörü Gwendal Poullennec, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “MICHELIN Rehberi’nin Türkiye’nin tamamını kapsayacak şekilde genişlemesinden büyük mutluluk duyuyoruz. Türk mutfağı; çeşitliliği, köklü gelenekleri ve dikkat çekici yaratıcılığıyla öne çıkıyor. Ülkenin dört bir yanında şefler, bölgesel mirası yeniden yorumlarken canlı ve çağdaş bir yeme‑içme sahnesi inşa etmeye devam ediyor.” MICHELIN Rehberi, restoran seçkisinin yanı sıra Türkiye’deki ve dünyanın dört bir yanındaki tüm bölgelerde yer alan özenle seçilmiş otellerden oluşan özel bir listeyi de paylaşmakta. 2024 yılında tanıtılan MICHELIN Anahtarları, Rehber’in otel seçkisindeki en seçkin tesisleri ödüllendirmekte. Restoranlar için verilen MICHELIN Yıldızları ile benzer bir anlayışla sunulan MICHELIN Anahtarı; tasarımı, mimarisi, sunduğu hizmet ve karakteriyle öne çıkan otelleri vurguluyor. Rehber’de yer alan tüm oteller, MICHELIN Rehberi’nin internet sitesi ve mobil uygulaması üzerinden doğrudan rezerve edilebiliyor.

Gastro Ekonomi Zirvesi, ekonomi ve sanatı buluşturdu Haber

Gastro Ekonomi Zirvesi, ekonomi ve sanatı buluşturdu

Turizm, Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmecileri Derneği (TURYİD) tarafından düzenlenen 4. Global Gastro Ekonomi Zirvesi gastronomi, ekonomi ve sanatı buluşturdu. Türk gastronomi dünyası, Turizm, Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmecileri Derneği (TURYİD) tarafından Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenen 4. Global Gastro Ekonomi Zirvesi'nde bir araya geldi. TURYİD Global Gastroekonomi Zirvesi Komite Başkanı Ebru Koralı’dan aldığım bilgiye göre gastronomi, ekonomi ve sanat ilk kez bu ölçekte bir zirvede konuşulurken gün boyunca 50’nin üzerinde konuşmacının olduğu zirveyi toplamda 4 binin üzerinde kişi takip etti. Zirvede açılış konuşmalarını TURYİD Başkanı Kaya Demirer, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy ile RAMS Global İletişim Grubu Başkanı Funda Öge yaptı. Sektör temsilcileri kahveden dondurmaya, dönerden baklavaya birçok lezzeti katılımcılara sunarken oturumlarda da birçok isim yer aldı. Örneğin "Tanzimat’tan Günümüze Yemek Kültürümüz" başlıklı konuşma yapan tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı Türklerin Orta Asya'dan Anadolu'ya uzanan tarih serüveninde, farklı toplumlardan etkilense de mutfak kültürünün özünü koruduğuna dikkat çekti. Araştırmacı yazar Bekir Ağırdır’ın "Yeme içme alışkanlıklarının ardındaki sosyolojik hikaye" başlıklı konuşması en çok izlenen oturumlardan oldu. Ünlü şefler Cem Mansur ile Maksut Aşkar müzikle gastroniminin uyumunu konuşurken Murat Tabanlıoğlu’nun da konuşmacıları arasında olduğu Hayat Hatay panelinde bölge için yapılan çalışmalar anlatıldı. Dünyanın izlediği Türk dizilerinin Türk mutfağı modasını yaratıp yaratılmayacağını ise Ebru Koralı, Birol Güven, Timur Savcı ve Yüksel Aksu konuştular. Peki zirveye hangi konuşmalar damgasını vurdu? Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, bakanlığın Türkiye'nin zengin yeme-içme kültürünün dünyaya tanıtılması için önemli projeler yürüttüğüne değindi. Ersoy, Türk mutfağını markalaştırarak, gastronomi turizminde dünyada lider destinasyonlar arasında yer almayı hedeflediklerini kaydetti. Mehmet Ersoy, gastronomi turizminin yarattığı küresel ekonomiden Türkiye'nin en büyük payı almasını sağlamayı hedeflediklerinin altını çizdi. Bu yıl sektörde 900 milyar TL ciro öngörülüyor TURYİD Başkanı Kaya Demirer, ekonomik tablolarla yaptığı konuşmasıyla dikkat çekti. Demirer’in verdiği bilgiye göre TURYİD çatısı altında 350 marka, 3500’ün üzerinde işletme var. Bu işletmeler 180 bin kişiye istihdam sağlıyor. Tüm toplam yeme içme sektöründen TURYİD üyelerinin aldığı pay yüzde 26. Türkiye’de sektör olarak bakıldığında 2019’da 128 bin olan işletme sayısının bu yıl sonunda 139 bine ulaşmasını beklediklerini anlatan Demirer, enflasyonla birlikte bu yıl cironun 900 milyar TL olmasını öngördüklerini vurguladı. Enflasyondan arınmış bir büyüme oranı söylemenin zor olduğunu kaydeden Demirer, TÜİK ile gerçek enflasyon arasında fark olduğuna dikkat çekti. Gündemde çok fazla restoranlardaki fiyatların pahalılığı ve boykota giden durumla ilgili içlerini dökmek, işin matematiğini anlatmak istediklerini dile getiren Demirer, şöyle devam etti: “100 TL gelirinizin olduğu yerde 25-35 TL arası hammadde gideriniz var. Personel giderini yüzde 30-35 arasına getiren işletme mutlu. Enerji giderleri 10 yıl önce yüzde 2-3 iken bugün 8-10. Kirayı 10-15 arası koyduk. Diğer giderleri de koyduğunuzda size yüzde 20-25 arası bir kar bırakıyor. Sonuçta eve ekmeği götürdüğünüz rakam o. Diğer tabloya baktığınızda bir bardak su içiyorsunuz. Asgari ücret temmuz ayında yeni bir artış olmazsa 2020 yılına göre yüzde 600 arttı. Yiyecek içecek yüzde 750, enerji yüzde 700 artmış. Onun için buradaki sebep restoranlar değil. Eminim ki çürük yumurtalar, fırsatçılar vardır ama biz basiretli tüccarlar olarak çok hassas davranıyoruz.” “100 milyar bahşiş kayıt dışı, kredi kartıyla ödensin diyoruz” Kaya Demirer, restoranlardaki bahşiş konusuna da değindi ve kredi kartı ile alınmasını önerdikleri hatırlattı. Demirer, “900 milyar TL’lik cironun yüzde 10’u bahşiş deseniz 100 milyar TL eder ve bunun neredeyse tamamı kayıtdışı. Çünkü nakit veriliyor. Gelinen noktada yüksek yemek fiyatları ve hayat pahalılığından dolayı nakitte yüzde 10’ndan aşağı indi. Gelin kredi kartıyla yapalım, Hazinemiz de kazansın diyoruz kaç yıldır” değerlendirmesini yaptı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.