SON DAKİKA
Hava Durumu

#Baz Puan

Ekometre - Baz Puan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Baz Puan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Fed faiz artıracak mı? Haber

Fed faiz artıracak mı?

Ankete katılan 100 ekonomistin 94’ü faiz değişikliği öngörmezken katılımcıların tamamı aralık ayında yeni bir faiz artışı yapılacağını tahmin ediyor. ABD Merkez Bankasının 27-28 Ekim tarihlerinde gerçekleştireceği para politikası toplantısı öncesinde ekonomistlerin faiz beklentileri netleşti. 16-20 Ekim tarihlerinde yapılan ankete göre piyasanın ana senaryosu ekim ayında faizlerin sabit tutulması, aralık toplantısında ise yeni bir artışa gidilmesi yönünde şekillendi. Ekim toplantısında sabit faiz beklentisi Ankete katılan 100 ekonomistin 94’ü Fed’in ekim toplantısında politika faizini değiştirmeyeceğini öngörüyor. Ekonomistlerin tahminlerine göre faiz oranı yüzde 3,75-4,00 aralığında korunacak. Fed, eylül toplantısında politika faizini oybirliğiyle 25 baz puan artırmıştı. Son ankette ekim ayında yeni bir artış beklentisinin sınırlı kalması, piyasaların mevcut faiz aralığının korunacağı görüşünde yoğunlaştığını gösteriyor. Aralık ayında faiz artışı beklentisi güçlendi Anketin en dikkat çekici sonucu, aralık ayına ilişkin tahminlerde ortaya çıktı. Katılımcıların tamamı, Fed’in 8-9 Aralık tarihlerinde gerçekleştireceği toplantıda faiz artırmasını bekliyor. Eylül ayında yapılan ankette aralıkta faiz artışı bekleyen ekonomistlerin oranı yarının altındaydı. Son sonuçlar, yalnızca bir ay içinde yılın son toplantısına yönelik faiz artışı beklentisinin belirgin biçimde güçlendiğine işaret ediyor. Zirve faiz beklentisi yüzde 4,00-4,25 aralığında Ankete katılan ekonomistlerin yaklaşık yüzde 60’ı, Fed politika faizinin yüzde 4,00-4,25 aralığında zirveye ulaşacağını tahmin ediyor. İlave faiz artışlarının sayısına ilişkin beklentiler de yukarı yönlü değişti. Ankete katılan 92 ekonomistin 38’i, Fed’in en az iki ek faiz artışı yapmasını bekliyor. Eylül ayındaki ankette bu görüşü paylaşanların oranı yaklaşık beşte bir düzeyindeydi. Morgan Stanley’den ilave artış uyarısı Morgan Stanley ABD Başekonomisti Michael Gapen, risklerin Fed’in beklenenden daha fazla faiz artırmak zorunda kalabileceği yönünde olduğunu belirtti. Gapen’in değerlendirmesi, para politikasında ek sıkılaşma ihtimalinin gündemden çıkmadığını gösteriyor. Mizuho’dan ekim toplantısına eleştiri Mizuho Securities Kıdemli ABD Ekonomisti Alex Pelle ise Fed’in ekim ayında faiz artırmamasını yanlış bir politika tercihi olarak değerlendirdi. Aralık ayında 25 baz puanlık faiz artışı beklediğini belirten Pelle, 50 baz puanlık artış olasılığını faizlerin sabit tutulması ihtimalinden daha yüksek gördüğünü söyledi. Fed faiz kararı ne zaman açıklanacak? Fed’in iki günlük Federal Açık Piyasa Komitesi toplantısı 27-28 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilecek. Piyasalar, toplantıda alınacak faiz kararının yanı sıra aralık ayına ilişkin mesajlara ve olası ilave faiz artışlarının sayısına yönelik sinyallere de odaklanacak. Anket sonuçları, ekim ayında faizlerin sabit tutulmasının güçlü beklenti olduğunu, aralık ayında ise yeni bir faiz artışının ekonomistler arasında ortak görüş haline geldiğini ortaya koyuyor.

Fed’in ekim faiz artışı beklentisi geriledi Haber

Fed’in ekim faiz artışı beklentisi geriledi

Ekim ayında 25 baz puanlık faiz artışı olasılığı yaklaşık yüzde 70’ten yüzde 50 seviyesine inerken Williams, yeni bir adım için aciliyet bulunmadığını söyledi. Fed’in eylül toplantısında gerçekleştirdiği faiz artışının ardından piyasaların odağı ekim kararına çevrilirken Williams’tan gelen açıklamalar, para politikasına ilişkin beklentileri yeniden şekillendirdi. Ekim faiz artışı beklentisi geriledi Williams’ın açıklamalarının ardından piyasalarda Fed’in 27-28 Ekim toplantısına ilişkin fiyatlamalar değişti. Daha önce yaklaşık yüzde 70 seviyesinde bulunan 25 baz puanlık faiz artışı beklentisi, yüzde 50 civarına geriledi. Williams, eylül ayındaki faiz artışının ardından Fed’in yeni ekonomik verileri değerlendirmek için zamana sahip olduğunu belirterek para politikasında yeni bir adım atılması konusunda aciliyet bulunmadığını ifade etti. Fed eylülde faizi 25 baz puan artırdı Fed, eylül toplantısında politika faizini 25 baz puan artırarak hedef aralığını yüzde 3,75-4,00 seviyesine yükseltti. Bu karar, 2023’ten bu yana gerçekleştirilen ilk faiz artışı oldu. Williams, söz konusu artışın ardından ekonomik görünümün ve enflasyon dinamiklerinin değerlendirilmesi için Fed’e zaman kazandırdığını belirtti. Yılın ilerleyen bölümünde yeni artış sinyali Williams, ABD ekonomisinin Fed’in beklentileri doğrultusunda ilerlemesi halinde federal fon hedef aralığında yılın ilerleyen döneminde bir yukarı yönlü ayarlamanın daha uygun olabileceğini söyledi. Ancak Williams’ın açıklamaları belirli bir toplantıya yönelik kesin bir faiz artışı taahhüdü içermedi. Fed’in bundan sonraki kararlarında özellikle temel enflasyon eğilimi ile ekonomideki arz ve talep dengesinin seyri belirleyici olacak. Fed’in önünde iki toplantı kaldı Fed’in resmi takvimine göre 2026 yılında iki FOMC toplantısı daha gerçekleştirilecek. Federal Açık Piyasa Komitesi 27-28 Ekim’de, ardından 8-9 Aralık’ta toplanacak. Bu nedenle Williams’ın yılın ilerleyen bölümünde olası bir faiz artışına ilişkin değerlendirmesi, doğrudan ekim ya da aralık toplantısına yönelik kesin bir sinyal olarak değerlendirilmiyor. Faiz kararında önümüzdeki dönemde açıklanacak enflasyon ve istihdam verileri kritik rol oynayacak. Yapay zeka yatırımları ve enerji fiyatları izleniyor Williams, mevcut enflasyon baskılarının kaynakları arasında Orta Doğu’daki çatışmaların yanı sıra yapay zeka yatırımlarındaki güçlü artışa da dikkat çekti. Yapay zeka yatırımlarının oluşturduğu talep etkisinin giderek daha belirgin hale geldiğini belirten Williams, yüksek enerji fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisinin de daha uzun sürebileceği değerlendirmesinde bulundu. Williams’ın beklentisine göre enflasyonun 2026 sonunda yaklaşık yüzde 3,5 seviyesine gerilemesi, 2027’de Fed’in yüzde 2 hedefinin bir miktar üzerinde seyretmesi ve 2028’de yüzde 2 hedefine ulaşması bekleniyor. Bazı Fed üyeleri daha sıkı politika mesajı veriyor Williams’ın daha temkinli ve zamana yayılan yaklaşımına karşılık bazı Fed yetkilileri para politikasında daha sıkı bir duruşun gerekebileceğine işaret ediyor. St. Louis Fed Başkanı Alberto Musalem, mevcut para politikasının hâlâ “bir miktar destekleyici” olduğunu belirtirken Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee ise kalıcı arz şokları karşısında faiz artışlarının gündeme alınması gerekebileceğini ifade etti. Fed’in önündeki süreçte enflasyonun seyri, enerji fiyatları, iş gücü piyasası ve yapay zeka yatırımlarının oluşturduğu talep etkisi, faiz politikasının yönünü belirleyen temel unsurlar arasında yer alacak.

Altın yeni haftaya düşüşle başladı Haber

Altın yeni haftaya düşüşle başladı

Altın fiyatları, geçen haftanın son işlem gününde yaşanan yükselişin ardından yeni haftaya geri çekilmeyle başladı. Cuma günü 4 bin 400 dolar seviyesine yaklaşan ons altın, pazartesi günü 4 bin 349 dolara kadar geriledi. Gram altın da 6 bin 900 TL seviyesinden 6 bin 814 TL’ye çekildi. Piyasalarda Orta Doğu’daki gelişmelerin enerji fiyatları ve enflasyon üzerindeki etkisi yakından takip edilirken, küresel merkez bankalarının faiz politikaları da altın fiyatlarının yönünde belirleyici oluyor. Fed’in geçen hafta gerçekleştirdiği faiz artışının ardından ABD tahvil getirilerinin yüksek seyretmesi, faiz geliri sağlamayan altın üzerinde baskı oluşturuyor. Ons altında kritik destek ve direnç seviyeleri Teknik göstergeler açısından ons altında 4 bin 340 dolar seviyesi önemli bir destek noktası olarak izleniyor. Bu seviyenin aşağı yönlü kırılması durumunda fiyatın 4 bin 275-4 bin 300 dolar aralığına gerileme ihtimali gündeme gelebilir. Altın, son yükseliş denemelerinde 4 bin 406 dolar seviyesini iki kez aşamadı. Bu nedenle söz konusu seviye, kısa vadeli yükselişin devamı açısından önemli bir direnç noktası olarak değerlendiriliyor. 4 bin 406 dolar seviyesinin aşılması halinde ons altında 4 bin 446-4 bin 474 dolar aralığına doğru yeni bir toparlanma yaşanabileceği belirtiliyor. Analist yükseliş için iki koşula dikkat çekti KCM Trade Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, altının kısa vadeli seyrinde jeopolitik gelişmelerin yanı sıra petrol fiyatları ve tahvil faizlerinin etkili olduğunu söyledi. Waterer’a göre altının yeniden güçlü ve kalıcı bir yükseliş ivmesi kazanabilmesi için petrol fiyatlarında ve tahvil faizlerinde belirgin bir düşüş yaşanması gerekiyor. Analist, bu iki göstergeden birinde veya her ikisinde görülecek gerilemenin altın fiyatlarını destekleyebileceğini ifade etti. Waterer, ons altının kısa vadede yaklaşık 4 bin 200 ile 4 bin 580 dolar arasında dalgalı bir seyir izleyebileceği öngörüsünde bulundu. Petroldeki gerileme altın için destek sağlayabilir Altın fiyatları açısından önemli göstergelerden biri olan petrol piyasasında yeni haftada geri çekilme görüldü. Brent petrolün varil fiyatı, İran savaşında diplomasi ihtimalinin yeniden gündeme gelmesi ve Suudi Arabistan’ın petrol sevkiyatında toparlanma işaretleri görülmesiyle 102 dolar civarına geriledi. Suudi Arabistan’ın petrol ihracatının eylül ayında günlük 4 milyon varilin üzerine çıkması, arz endişelerini kısmen hafifletti. Petrol fiyatlarındaki düşüş, enerji kaynaklı enflasyon baskısının azalabileceği beklentisiyle altın fiyatları açısından destekleyici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Ancak ABD tahvil faizlerinin yüksek seyretmesi, bu desteğin etkisini sınırlıyor. Yüksek tahvil faizleri altın üzerinde baskı oluşturuyor ABD tahvil faizleri, altın piyasasının yönünü belirleyen temel unsurlar arasında yer alıyor. Fed’in faiz artışının ardından özellikle kısa vadeli tahvil getirilerinde yükseliş yaşandı. ABD’nin 2 yıllık tahvil faizi son iki haftada yaklaşık 36 baz puan yükselirken, piyasalarda ekim ve aralık aylarında yeni faiz artışları yapılabileceğine yönelik beklentiler güçlendi. Faiz getirisi sunmayan altının fırsat maliyeti, faiz oranlarının yükseldiği dönemlerde artıyor. Bu durum, yatırımcıların tahvil gibi faiz getirisi sağlayan varlıklara yönelmesiyle altın fiyatları üzerinde baskı oluşturabiliyor. Fed kararının ardından dalgalı seyir sürüyor Fed, 15-16 Eylül tarihlerinde gerçekleştirdiği toplantıda politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4,00 aralığına yükseltti. Kararın ardından ons altın sert bir düşüş yaşarken, haftanın son bölümünde petrol fiyatlarındaki gerileme ve enflasyon endişelerinin kısmen azalmasıyla toparlandı. Cuma günü spot altın yüzde 1’in üzerinde değer kazanarak 4 bin 390 doların üzerine çıktı ve haftayı yükselişle tamamladı. Ancak yeni haftada tahvil faizlerindeki yükselişin etkisiyle kazanımların bir bölümü geri verildi. Piyasanın odağında Fed yetkililerinin açıklamaları var Yeni haftada altın yatırımcılarının gündeminde Fed yetkililerinin açıklamaları bulunuyor. Hafta boyunca çok sayıda Fed üyesinin değerlendirmelerde bulunması beklenirken, piyasa katılımcıları faiz politikasının geleceğine ilişkin mesajları takip edecek. Fed yetkililerinden daha şahin açıklamalar gelmesi, tahvil faizlerinde yeni bir yükselişe ve altın fiyatları üzerindeki baskının artmasına neden olabilir. Buna karşılık petrol fiyatları ile tahvil getirilerinin aynı anda gerilemesi, altın piyasasında yeni bir toparlanma hareketinin önünü açabilir. Altının yönünü dört temel gelişme belirleyecek Altın fiyatlarının kısa vadeli seyrinde Fed’in faiz politikası, ABD tahvil faizleri, petrol fiyatları ve Orta Doğu’daki gelişmeler öne çıkıyor. Ons altında 4 bin 340 dolar desteğinin korunup korunamayacağı teknik açıdan yakından izlenirken, gram altın fiyatında ons altının yanı sıra dolar/TL kurunun seyri de belirleyici olacak. Geçen hafta 6 bin 900 TL seviyesine ulaşan gram altının yeni haftada 6 bin 814 TL’ye gerilemesi, yatırımcıların dikkatini fiyatların bu seviyelerden tepki verip vermeyeceğine çevirdi.

Fed kararı öncesi Euro için kritik eşik Haber

Fed kararı öncesi Euro için kritik eşik

Küresel piyasaların gözü Fed'in faiz kararına çevrilirken euro/dolar paritesinde de kritik bir eşik gündeme geldi. ING, ABD Merkez Bankası'nın faiz kararı ve sonrasında vereceği mesajların doların seyri açısından belirleyici olacağını değerlendirdi. ING'nin tahminine göre Fed'in faiz artırması ve yeni sıkılaşma sinyalleri vermesi halinde euro üzerindeki baskı artabilir. Böyle bir senaryoda euro/dolar paritesinin 1,15 seviyesine kadar gerilemesi bekleniyor. Euro/dolar paritesi mevcut durumda 1,1533 seviyesinde işlem görüyor. ING'den euro için 1,15 senaryosu ING Stratejisti Francesco Pesole, küresel hisse senetleri ile kısa vadeli faizlerin euro/dolar paritesinin mevcut dönemdeki en önemli belirleyicileri arasında yer aldığını belirtti. Pesole'ye göre Fed'in faiz artışıyla birlikte piyasa beklentilerini daha da sıkılaştırması, risk iştahını zayıflatabilir. Bu durum doların güçlenmesine ve euro/dolar paritesinin ING'nin kısa vadeli hedefi olan 1,15 seviyesine çekilmesine neden olabilir. FED'in mesajı piyasalar için kritik Piyasalarda Fed'in çarşamba günü açıklayacağı faiz kararı yakından takip edilecek. Kararın yanı sıra Fed yetkililerinin para politikasının geleceğine ilişkin vereceği mesajlar da paritenin yönü açısından önem taşıyor. Faiz artışının ardından yeni sıkılaşma adımlarına açık kapı bırakılması, dolar üzerindeki desteği güçlendirebilecek unsurlar arasında değerlendiriliyor. Buna karşılık daha temkinli bir Fed mesajının euro üzerindeki baskıyı sınırlayabileceği belirtiliyor. Yüksek petrol fiyatları tahvil piyasasını da baskılıyor Euro Bölgesi tahvil piyasasında da satış baskısı devam ediyor. Petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde seyretmesi, enerji maliyetleri üzerinden enflasyon endişelerini artırırken merkez bankalarının faizleri daha uzun süre yüksek tutabileceğine ilişkin beklentileri güçlendiriyor. Bu beklenti, küresel tahvil piyasalarında getirilerin yüksek seviyelerde kalmasına neden oluyor. Gözler ecb'nin ardından fed'e çevrildi Avrupa Merkez Bankası'nın geçen hafta gerçekleştirdiği 25 baz puanlık faiz artışının ardından piyasalarda odak noktası Fed'e döndü. Fed'in de 25 baz puanlık faiz artışına gitmesi beklenirken, euro/dolar paritesi açısından asıl belirleyicinin kararın kendisinden çok Fed'in vereceği yönlendirme olması bekleniyor. Alman tahvil faizi 15 yılın zirvesine yakın Almanya'nın 10 yıllık tahvil faizi 0,9 baz puan yükselerek yüzde 3,545 seviyesine çıktı. Getiri, pazartesi günü görülen yüzde 3,554'lük 15 yılın zirvesinin hemen altında bulunuyor. Commerzbank Stratejisti Christoph Rieger, tahvil piyasalarının kritik seviyelerde kalıcı bir güç kazanmakta zorlandığını belirtti. Rieger, 10 yıllık Alman tahvil faizinin yüzde 3,5'in üzerinde yeni zirveleri test ettiğine dikkat çekti. Euro / Dolarda yönü fed belirleyecek Önümüzdeki günlerde euro/dolar paritesinin seyrinde Fed'in faiz kararı ve karar metnindeki mesajlar belirleyici olacak. Faiz artışıyla birlikte şahin bir ton kullanılması halinde doların güçlenmesi ve paritenin 1,15 seviyesine gerilemesi gündeme gelebilir. Daha ılımlı bir Fed yaklaşımı ise euro üzerindeki satış baskısının azalmasını sağlayabilir.

Asya borsalarında sert düşüş Haber

Asya borsalarında sert düşüş

Güney Kore’de Kospi yüzde 3,26 geriledi. Asya piyasalarında teknoloji hisselerindeki kayıplar yatırımcıların risk iştahını zayıflattı. Yapay zeka şirketlerinin teknoloji geliştirme hızını yavaşlatabileceğine ilişkin endişeler ve küresel ölçekte artan jeopolitik riskler, bölge borsalarında satış baskısının güçlenmesine neden oldu. Hong Kong dışındaki başlıca Asya piyasalarında düşüşler öne çıkarken, özellikle teknoloji şirketlerinin hisselerinde yaşanan sert kayıplar dikkat çekti. Kospi yüzde 3,26 geriledi Güney Kore’de teknoloji hisselerindeki satışların etkisiyle Kospi endeksi yüzde 3,26 değer kaybederek 6.684 puandan günü tamamladı. Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,58 düşüşle 63.641 puana geriledi. Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,12 azalışla 3.883 puanda bulunurken, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,2 yükselişle 24.766 puan seviyesinde seyrediyor. Hindistan borsalarında ise resmi tatil nedeniyle işlem gerçekleştirilmedi. Teknoloji şirketlerinde kayıplar hızlandı Bölge genelinde teknoloji şirketlerinin hisselerinde yaşanan düşüşler piyasanın genel görünümünde belirleyici oldu. Güney Kore merkezli SK Hynix'in hisseleri yüzde 5,6, Samsung Electronics'in hisseleri yüzde 3,5 geriledi. Japonya merkezli SoftBank Group Corp'un hisselerinde ise yüzde 11,4'lük sert düşüş görüldü. Teknoloji hisselerindeki satışlarda, yapay zeka şirketlerinin teknoloji geliştirme süreçlerinde hız kesebileceğine ilişkin değerlendirmeler etkili oldu. Piyasaların gözü BoJ kararında Asya piyasalarında bu hafta yatırımcıların takip edeceği başlıca gündem maddelerinden biri Japonya Merkez Bankasının (BoJ) faiz kararı olacak. Artan enerji maliyetlerinin enflasyonist baskıları artırması ve yenin değer kaybetmesinin oluşturduğu baskı nedeniyle BoJ'un yüzde 1 seviyesinde bulunan politika faizini 25 baz puan artırması bekleniyor. Piyasalar, faiz kararının yanı sıra bankanın para politikasına ilişkin vereceği mesajlara da odaklanacak. Japonya'da sanayi üretimi geriledi Japonya ekonomisine ilişkin bugün açıklanan veriler de piyasaların gündeminde yer aldı. Temmuz ayında sanayi üretimi aylık bazda yüzde 0,2 azalırken, yıllık bazda yüzde 3,9 arttı. Ekonomik veriler ile BoJ'un faiz kararına ilişkin beklentiler, Japonya piyasalarında yatırımcıların yön arayışında önemli rol oynuyor.

BofA’dan küresel ekonomi için enflasyon uyarısı Haber

BofA’dan küresel ekonomi için enflasyon uyarısı

Bank of America (BofA) ekonomistleri, küresel ekonomiye ilişkin büyüme beklentilerinde yeni bir revizyona gitti. Claudio Irigoyen ve Antonio Gabriel tarafından hazırlanan değerlendirmede, 2026 yılı küresel büyüme tahmini 10 baz puan artırılarak yüzde 3,3’e çıkarıldı. Banka, 2027 yılı sonu küresel büyüme tahminini ise hafif aşağı yönlü revize ederek yüzde 3,4 olarak belirledi. 2028 yılı için öngörülen büyüme oranı ise yüzde 3,3 seviyesinde kaldı. Enflasyonda daha uzun süreli baskı bekleniyor BofA ekonomistleri, küresel enflasyonun daha önce öngörülenden daha kalıcı olabileceğine dikkat çekti. Ekonomistler, enflasyondaki yükselişin merkez bankalarının faizleri daha yüksek seviyelerde tutması gerektiğine yönelik beklentiyi güçlendirdiğini belirtti. Değerlendirmede, Fed’in ilerleyen dönemde faiz artırımlarına gitmesi ihtimalinin de bu görünümle desteklendiği ifade edildi. Bu tablo, küresel ekonomide büyüme desteklerinin devam etmesine karşın para politikasının daha sıkı kalabileceğine işaret ediyor. Yapay zeka yatırımları büyümeyi destekliyor BofA’nın değerlendirmesinde, yapay zeka yatırımları ve teknoloji ihracatındaki canlılığın küresel büyümenin önemli destekleyicileri arasında yer aldığı belirtildi. Banka, özellikle gelişmekte olan Asya ekonomilerindeki teknoloji ihracatçılarının 2026 küresel büyüme tahminindeki yukarı yönlü revizyonda önemli rol oynadığını bildirdi. Teknoloji ihracatındaki güçlü performansın, gelişmekte olan ekonomilerin genel büyüme görünümünü de yukarı çektiği ifade edildi. Hürmüz Boğazı riski gündemde BofA ekonomistleri, olumlu büyüme görünümüne rağmen küresel ekonomi açısından çeşitli risklerin devam ettiğine dikkat çekti. Hürmüz Boğazı’ndaki trafiğin aksaması, finansal koşulların sıkılaşması ve enflasyon baskısının sürmesi, önümüzdeki dönemde küresel büyüme görünümünü etkileyebilecek başlıca riskler arasında sıralandı. Ekonomistler, söz konusu risklerin büyüme tahminleri üzerinde belirsizlik yarattığını vurguladı. Euro Bölgesi büyüme tahmini yükseltildi Bölgesel tahminlerde ise farklı yönlerde revizyonlar yapıldı. BofA, ABD ekonomisine ilişkin büyüme tahminini sınırlı ölçüde aşağı çekerken, Euro Bölgesi için 2026 büyüme beklentisini 30 baz puan artırdı. Buna göre Euro Bölgesi ekonomisinin 2026 yılında yüzde 0,8 büyümesi bekleniyor. BofA’nın değerlendirmesi, küresel ekonomide teknoloji yatırımlarının büyümeyi desteklemeye devam ettiğini, ancak kalıcı enflasyon ve jeopolitik risklerin önümüzdeki dönem için daha temkinli bir görünümü gerekli kıldığını ortaya koyuyor.

BofA’dan TCMB’ye ekim ayında 100 baz puanlık indirim tahmini Haber

BofA’dan TCMB’ye ekim ayında 100 baz puanlık indirim tahmini

BofA, yıl sonu politika faizi beklentisini yüzde 36, yıl sonu enflasyon tahminini ise yüzde 29,5 olarak korudu. Bank of America (BofA), Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) para politikası görünümüne ilişkin yeni değerlendirmesini yayımladı. Banka, yüksek enflasyon beklentileri ve devam eden jeopolitik riskler nedeniyle TCMB’nin doğrudan faiz indirimleri için hareket alanının sınırlı olduğunu belirtirken, eylül ayındaki Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizinin sabit tutulmasını bekledi. BofA’ya göre TCMB, yılın ilk ve tek doğrudan politika faizi indirimini ekim ayında gerçekleştirecek. Banka, 100 baz puanlık indirimle politika faizinin yüzde 36 seviyesine çekileceğini öngörüyor. Likidite normalleşmesi dikkat çekti Ekonomist Hande Küçük imzalı değerlendirmede, TCMB’nin İran Savaşı sonrasında oluşan makro-finansal riskler nedeniyle ara verdiği bir haftalık repo ihalelerine yeniden başlaması, likidite politikalarında normalleşme adımı olarak yorumlandı. Söz konusu gelişmeyle birlikte ortalama fonlama maliyeti ve TLREF oranının yüzde 40 seviyelerinden savaş öncesindeki yaklaşık yüzde 37 düzeyine gerilediğine dikkat çekildi. Rezervler ve sermaye girişleri etkili oldu BofA, TCMB Başkanı Fatih Karahan’ın 13 Ağustos’taki Enflasyon Raporu toplantısında verdiği mesajların ardından atılan adımın zamanlamasına da işaret etti. Brüt ve net rezervlerdeki güçlü toparlanma, carry-trade girişlerindeki artış ve iç talepte gözlenen belirgin yavaşlamanın, likidite koşullarındaki normalleşmenin öne çekilmesinde etkili olduğu belirtildi. Eylül ayında faiz değişikliği beklenmiyor Bankaya göre efektif faizlerde yaklaşık 300 baz puanlık düşüş yaşanmasına rağmen, politika faizinde doğrudan bir indirim için mevcut koşullar henüz yeterli değil. Enflasyon beklentilerinin yüksek seyretmesi ve jeopolitik belirsizliklerin sürmesi nedeniyle BofA, TCMB’nin eylül ayındaki PPK toplantısını pas geçmesini ve politika faizini mevcut seviyesinde tutmasını bekliyor. Eylül enflasyonu yüzde 30 bandına gerileyebilir Bank of America, baz etkisinin desteğiyle eylül ayında yıllık enflasyonun yüzde 30-30,5 aralığına gerilemesini öngörüyor. BofA’nın tahminine göre enflasyondaki bu gerilemenin ardından TCMB, politika faizinde indirime gitmek için ekim ayını tercih edecek. Ekimde 100 baz puanlık indirim öngörüsü Banka, yılın ilk ve tek doğrudan politika faizi indiriminin ekim ayında yapılacağını tahmin ediyor. BofA’ya göre TCMB, politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 36 seviyesine çekecek. Bu tahmin doğrultusunda Bank of America’nın Türkiye için yıl sonu politika faizi beklentisi de yüzde 36 seviyesinde bulunuyor. Yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 29,5 BofA, Türkiye ekonomisine ilişkin yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 29,5 seviyesinde korudu. Banka, 2027 yıl sonu için politika faizi beklentisini yüzde 32, enflasyon tahminini ise yüzde 26 olarak açıkladı. Banka, mevcut enflasyon görünümü ve küresel risklerin hızlı ve geniş kapsamlı bir faiz indirim sürecini sınırladığını değerlendirirken, ekim ayında 100 baz puanlık sınırlı bir indirim senaryosunu öne çıkardı.

Temmuz 2026 faiz oranı açıklandı Haber

Temmuz 2026 faiz oranı açıklandı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 23 Temmuz 2026 tarihinde gerçekleştirilen Para Politikası Kurulu toplantısının ardından faiz kararını açıkladı. Piyasaların yakından izlediği TCMB faiz kararı kapsamında politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranında değişikliğe gidilmedi. Böylece Merkez Bankası faiz oranı yüzde 37 seviyesinde korunurken, gözler enflasyonun seyri ve 10 Eylül 2026 tarihinde açıklanacak bir sonraki faiz kararına çevrildi. Merkez Bankası Faiz kararı Merkez Bankası faiz kararı ne oldu sorusu, Temmuz 2026 Para Politikası Kurulu toplantısının ardından yanıt buldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit bıraktı. TCMB faiz kararı ile birlikte politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranında değişiklik yapılmadı. Böylece Merkez Bankası faiz oranı, haziran ayındaki toplantının ardından temmuz ayında da yüzde 37 düzeyinde korundu. Kararla birlikte TCMB, 2026 yılının ocak ayında gerçekleştirdiği 100 baz puanlık indirimin ardından üst üste dört toplantıda politika faizini değiştirmemiş oldu. Temmuz 2026 tcmb faiz kararı yüzde kaç oldu? Temmuz 2026 TCMB faiz kararı kapsamında politika faizi yüzde 37 olarak belirlendi. Merkez Bankası, yılın beşinci Para Politikası Kurulu toplantısında faiz oranını değiştirmeyerek mevcut sıkı para politikası duruşunu sürdürdü. Merkez Bankası faiz kararı; mevduat faizleri, kredi maliyetleri, döviz kuru, altın fiyatları ve Borsa İstanbul’daki fiyatlamalar açısından yakından takip ediliyor. Politika faizinin sabit tutulması, TCMB’nin para politikasında hızlı bir gevşeme adımı yerine enflasyon verilerini ve ekonomik gelişmeleri izlemeyi tercih ettiğine işaret ediyor. Merkez Bankası 2026 faiz kararları Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 2026 yılında aldığı faiz kararları şöyle: 22 Ocak 2026: 100 baz puan indirim yapıldı, politika faizi yüzde 38’den yüzde 37’ye çekildi. 12 Mart 2026: Politika faizi yüzde 37 seviyesinde sabit bırakıldı. 22 Nisan 2026: Politika faizi yüzde 37 seviyesinde sabit bırakıldı. 11 Haziran 2026: Politika faizi yüzde 37 seviyesinde sabit bırakıldı. 23 Temmuz 2026: Politika faizi yüzde 37 seviyesinde sabit bırakıldı. Böylece Merkez Bankası, ocak ayında yaptığı faiz indiriminin ardından mart, nisan, haziran ve temmuz aylarında politika faizini değiştirmedi. 2026 Merkez Bankası toplantı takvimi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın resmi Para Politikası Kurulu takvimine göre 2026 yılının kalan faiz kararları 10 Eylül, 22 Ekim ve 10 Aralık tarihlerinde açıklanacak. Toplantı tarihi – Karar özeti – Politika faizi 22 Ocak 2026 – 100 baz puan indirim – yüzde 37 12 Mart 2026 – Sabit bırakıldı – yüzde 37 22 Nisan 2026 – Sabit bırakıldı – yüzde 37 11 Haziran 2026 – Sabit bırakıldı – yüzde 37 23 Temmuz 2026 – Sabit bırakıldı – yüzde 37 10 Eylül 2026 – Gelecek toplantı – Henüz açıklanmadı 22 Ekim 2026 – Gelecek toplantı – Henüz açıklanmadı 10 Aralık 2026 – Gelecek toplantı – Henüz açıklanmadı Faiz kararı neden sabit kaldı? Merkez Bankası faiz kararında enflasyonun seviyesi ve ana eğilimi, iç talepteki gelişmeler, döviz kuru hareketleri, enerji fiyatları, küresel ekonomik görünüm ve jeopolitik riskler etkili oluyor. Politika faizinin temmuz ayında da yüzde 37 seviyesinde sabit tutulması, TCMB’nin enflasyondaki düşüş eğiliminin kalıcılığını görmek istediği şeklinde değerlendiriliyor. Haziran ayında açıklanan önceki kararda da TCMB, politika faizini yüzde 37’de tutmuş; gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5 seviyesinde korumuştu. Enflasyon yüzde kaç oldu? Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan son verilere göre tüketici fiyatları Haziran 2026’da bir önceki aya kıyasla yüzde 0,99 arttı. Yıllık enflasyon ise yüzde 32,11 seviyesinde gerçekleşti. Tüketici fiyatlarındaki artış, 2025 yılının aralık ayına göre yüzde 17,76 olurken on iki aylık ortalamalara göre enflasyon yüzde 32,03 olarak hesaplandı. Son açıklanan enflasyon verileri şöyle: Aylık enflasyon: Yüzde 0,99 Yıllık enflasyon: Yüzde 32,11 2025 yılı aralık ayına göre değişim: Yüzde 17,76 On iki aylık ortalamalara göre değişim: Yüzde 32,03 Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi ise Haziran 2026’da aylık yüzde 1,80, yıllık yüzde 28,09 arttı. Enflasyon faiz kararını nasıl etkiliyor? Enflasyon görünümü, Merkez Bankası faiz kararının temel belirleyicileri arasında yer alıyor. TCMB, politika faizini belirlerken aylık enflasyon gelişmelerini, fiyat artışlarının ana eğilimini, enflasyon beklentilerini ve iç talebin gücünü birlikte değerlendiriyor. Yıllık tüketici enflasyonunun yüzde 32,11 seviyesinde bulunmasına karşın politika faizinin yüzde 37 düzeyinde tutulması, sıkı para politikası duruşunun korunması açısından önemli görülüyor. Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir gerileme sağlanması, gelecek dönemde faiz indirimi için alan oluşturabilir. Ancak enerji fiyatları, döviz kuru, ücret ve vergi ayarlamaları ile jeopolitik gelişmelerin enflasyon üzerindeki olası etkileri, faiz kararlarında ihtiyatlı hareket edilmesine neden olabilir. Politika faizinin yüzde 37 seviyesinde sabit bırakılması, bankaların fonlama maliyetleri ile mevduat ve kredi faizlerinin kısa vadeli seyri açısından önem taşıyor. Faiz oranının değiştirilmemesi, mevcut para politikası sıkılığının korunacağı anlamına geliyor. Bununla birlikte bankaların uyguladığı ihtiyaç, konut ve taşıt kredisi faizleri yalnızca politika faizine göre belirlenmiyor. Bankaların kaynak maliyetleri, mevduat toplama ihtiyacı, vade yapısı, kredi riski ve makroihtiyati düzenlemeler de tüketici ve ticari kredi faizlerini etkiliyor. Mevduat ve kredi faizleri nasıl etkilenir? Merkez Bankası faiz kararı, bankaların Türk lirası mevduata sunduğu getiriler açısından yakından izleniyor. Politika faizinin sabit tutulması, mevduat faizlerinde kısa vadede sert bir değişiklik oluşmayabileceğine işaret ediyor. Kredi faizlerinde ise bankaların maliyetleri ve kredi politikaları belirleyici olmaya devam edecek. İhtiyaç, konut, taşıt ve ticari kredi faizlerinde bankadan bankaya farklılık görülebilecek. TCMB’nin sıkı para politikası duruşunu koruması, kredi büyümesinin kontrollü seyretmesi ve Türk lirası tasarrufların desteklenmesi bakımından önem taşıyor. DOLAR, ALTIN VE BORSA FAİZ KARARINDAN NASIL ETKİLENİR? Merkez Bankası faiz kararı sonrasında piyasalarda ilk olarak döviz kurları, gram altın, tahvil faizleri ve Borsa İstanbul’daki hareketler takip ediliyor. Politika faizinin piyasa beklentilerine paralel biçimde sabit bırakılması durumunda fiyat hareketleri sınırlı kalabilir. Buna karşılık karar metninde para politikasının geleceğine ilişkin verilen mesajlar, piyasalarda kararın kendisinden daha etkili olabilir. Yatırımcılar özellikle enflasyon görünümü, olası faiz indiriminin zamanı, Türk lirası likiditesi ve sıkı para politikasının ne kadar sürdürüleceğine ilişkin ifadeleri izleyecek. Merkez Bankası bir sonraki faiz kararı ne zaman? Merkez Bankası’nın bir sonraki faiz kararı 10 Eylül 2026 tarihinde açıklanacak. TCMB’nin resmi toplantı takvimine göre eylül ayındaki kararın özeti ise 17 Eylül 2026 tarihinde yayımlanacak. Eylül ayındaki toplantıya kadar açıklanacak temmuz ve ağustos enflasyon verileri, döviz kuru hareketleri, iç talepteki görünüm ve küresel piyasalardaki gelişmeler yakından izlenecek. Piyasalar, gelecek toplantıda politika faizinin yeniden sabit bırakılması veya faiz indirimi yapılması ihtimalini açıklanacak ekonomik verilere göre fiyatlayacak. Piyasaların odağında enflasyon verileri olacak Temmuz 2026 Merkez Bankası faiz kararının ardından piyasaların odağı yeniden enflasyon verilerine çevrildi. Özellikle aylık enflasyonun ana eğilimi, hizmet fiyatları, kira artışları ve enerji maliyetleri para politikasının yönü açısından önem taşıyacak. TCMB’nin gelecek faiz kararlarında toplantı bazlı ve veri odaklı yaklaşımını sürdürmesi beklenirken, enflasyonda kalıcı gerileme görülmeden hızlı bir faiz indirimi sürecinin başlaması ihtiyatla değerlendiriliyor. Merkez Bankası faiz kararı kapsamında politika faizinin yüzde 37 seviyesinde sabit bırakılması, enflasyonla mücadelede sıkı para politikası duruşunun temmuz ayında da devam ettiğini gösterdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.