SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yapay Zeka

Ekometre - Yapay Zeka haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapay Zeka haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Yapay zeka yatırımları güveni artırdı Haber

Yapay zeka yatırımları güveni artırdı

Malezya ringgiti, dolar karşısında Mayıs 2018’den bu yana en güçlü seviyesine yükselirken, hisse piyasalarında da güçlü bir ralli izlendi. Güçlü iç talep, turizm beklentileri ve veri merkezi yatırımları ringgiti desteklerken, yabancı yatırımcı girişleri KLCI endeksini 2018’den bu yana zirveye taşıdı. Bankacılık hisseleri ise endeksteki yükselişin ana itici gücü oldu. Ringgit yaklaşık yüzde 1 değerlenerek dolar karşısında 3,9678 seviyesini gördü ve Mayıs 2018'den beri en güçlü konumuna geldi. FTSE Bursa Malezya KLCI endeksi yüzde 1,2 civarında arttı. Ortak müdahaleye ilişkin endişelerin tetiklenmesi sonucu dolarda satışların yaşandığı diğer gelişmekte olan piyasalarla birlikte yerel varlıklar ralli yaptı. Malezya'nın büyüme ivmesinin bu yıl devam etmesi beklenirken, bunda dirençli yurtiçi talep, güçlü turist gelme olasılığı ve veri merkezi sektöründe hızlı genişleme beklentisi etkili oldu. Hong Kong merkezli fon yöneticisi Leonard Kwan, T. Rowe Price'ın gelişmekte olan Asya döviz piyasasında ringgit konusunda en yapıcı görüşe sahip olduğunu, çünkü ringgitin "yeterli enerji kaynaklarına sahip veri merkezleri için hedef olduğu ve turizm açısından iyi durumda olduğu"nu belirtti. Ringgit, bölgede iki yıl üst üste gösterdiği üstün performansın ardından Ocak ayından beri Asya'da en iyi performans gösteren para birimi. Oversea-Chinese Banking'den bir stratejist, yuan ve yendeki kazançların desteği ile potansiyel olarak 3,9650 seviyesine doğru güçlenmesini beklerken, Gama Asset Management bu çeyrekte kurun dolar karşısında 3,9'a yükselmesini öngörüyor. Goldman Sachs stratejislerine göre teknoloji ihracatı, doğrudan yabancı yatırımlar ve Malezya Merkez Bankası'nın bu yıl faizleri sabit tutma olasılığının 2026 yılında Güney Asya'daki emsallerine göre yeniden güçlü performans göstermesine yardımcı olabilir. Merkez Bankası geçen hafta faizleri sabit tuttu. Yabancı yatırımcıların geri dönüşü de hisse senetlerine desteği artırıyor. Küresel fonlar bu ay net olarak 256 milyon dolarlık yerel hisse senedi satın aldı. Bu, gelişmekte olan bölgesel emsaller arasında en yüksek rakam ve KLCI endeksinin 2018'den bu yana en yüksek seviyesine çıkmasına yardımcı oldu. Analistlere göre indirimli alımlar nedeniyle bankacılık hisseleri endeksin ana itici gücü oldu. Bursa Malezya Finans Endeksi yüzde 1,7 artışla yeni bir rekor seviyeye ulaştı.

Ar-Ge yönetimi kuantum teknolojilerini merkeze alacak Haber

Ar-Ge yönetimi kuantum teknolojilerini merkeze alacak

Sektör; algoritmalar, malzeme bilimi, mikroelektronik ve kuantum teknolojilerinin merkeze alındığı yeni bir Ar-Ge dönemini başlattı. Küresel savunma harcamalarında Ar-Ge payının 2023 itibarıyla 130 milyar doları aşması, harp sahasındaki dengelerin değiştiğini gösteriyor. Türkiye de bu küresel yönelime paralel olarak, ulusal güvenliğin zorunlu bir bileşeni haline gelen ileri teknoloji yatırımlarına hız verdi. Savunma Sanayii Başkanlığı koordinesinde imzalanan 14 yeni proje, Türkiye’nin teknolojiyle büyüyen bağımsızlık iradesini ve geleceğin harp ortamına hazırlık vizyonunu ortaya koyuyor. Üstünlük yazılım ve sensörlerde Sektördeki yeni yaklaşım, sahadaki caydırıcılığın ve masadaki itibarın, sadece envanterdeki platform sayısıyla ölçülemeyeceği gerçeğine dayanıyor. Yeni dönemde üstünlük; sensörlerin görme kapasitesi, ağların veri taşıma hızı ve yazılımların karar verme yeteneği ile tanımlanıyor. Bu tablo, Ar-Ge faaliyetlerini bir ‘tercih’ olmaktan çıkarıp, bekâ meselesi haline getiriyor. AR-GE bütçesi 3.3 milyar dolar Sektörün lokomotifi konumundaki Aselsan, Roketsan, Havelsan, İşbir, Aspilsan, Tei ve Tusaş gibi vakıf şirketleri, teknolojik derinleşme konusunda kararlı bir grafik çiziyor. Söz konusu şirketlerin toplam Ar-Ge bütçesi 3 milyar 340 milyon dolara ulaşırken, yürütülen proje sayısı 1600’ün üzerine çıktı. Çalışmalar özellikle yapay zeka destekli sistemler, otonom deniz ve hava araçları, hipersonik kabiliyetler ve enerji depolama alanlarında yoğunlaşıyor. Akademik birikim sahada İmzalanan yeni projeler, üniversite-sanayi işbirliği modelini de güçlendiriyor. Toplam büyüklüğü 44 milyon dolar civarında olan 14 yeni projenin yaklaşık 40 milyon dolarlık kısmının üniversiteler ve araştırma enstitüleri ile yürütülecek olması, akademik bilginin sanayiye aktarılması açısından kritik önem taşıyor. Düfas, Ulak, Mercan/Mira ve Kement gibi projeler, bu işbirliğinin sahada somut başarılara dönüştüğünün en net göstergeleri olarak öne çıkıyor. ‘Ortak akıl’ vurgusu Geleceğin harekat ortamını şekillendirecek teknolojiler için ‘ortak akıl’ ile hareket edilmesi hedefleniyor. 12. Kalkınma Planı ve Milli Teknoloji Hamlesi hedefleri doğrultusunda; kuantum, yapay zeka ve otonom sistemler öncelikli destek alanları arasında yer almayı sürdürecek. Üniversiteler, enstitüler ve savunma sanayi şirketleri arasındaki eş güdümün, sürdürülebilir bir araştırma geliştirme dinamizmi yaratarak kritik alt sistemlerin milli imkan- larla geliştirilmesini sağlaması amaçlanıyor.

SESTEK ve Arçelik’ten çağrı merkezine yapay zeka çözümü Haber

SESTEK ve Arçelik’ten çağrı merkezine yapay zeka çözümü

Konuşma teknolojileri ve yapay zekâ çözümlerinin lider şirketi SESTEK, ev teknolojileri sektörünün lider şirketi Arçelik ile 10 yılı aşan stratejik iş birliğini yeni bir seviyeye taşıdı. Şirket, yapay zekâ vizyonunun en somut örneklerinden biri olan Knovvu Agentic AI çözümünü, yapay zekâ destekli çağrı merkezi asistanı olarak devreye aldı. SESTEK’in Knovvu Agentic AI çözümü, Arçelik çağrı merkezinde canlı kullanıma açılarak müşteri deneyiminde yeni bir dönemin kapılarını araladı. Artık çağrı merkezini arayan müşterilerin talepleri ve mevcut kayıtlarına ilişkin kontrol ve bilgilendirme süreçlerinin yaklaşık yüzde ellisi bu teknoloji tarafından yönetiliyor. Yeni Agentic AI teknolojisi sayesinde, yıllık milyonlarca çağrının çok daha hızlı bir şekilde işlenmesi hedefleniyor. “Knovvu vizyonunun en güçlü kanıtı” SESTEK Genel Müdürü Serdar Karadayı, iş birliğine ilişkin yaptığı açıklamada, “SESTEK olarak, bir kez daha sektörde öncü bir projeyi hayata geçirmenin gururunu yaşıyoruz. Ar-Ge ekibimizdeki 100’den fazla mühendisimizle geliştirdiğimiz yeni Agentic AI teknolojimizle, çağrı merkezlerinde müşteri deneyimini güçlendiren bir yeniliğe imza attık. Bu çözüm, doğal ve akıllı etkileşimleri mümkün kılarak müşteri deneyimini bir üst seviyeye taşıyor. Knovvu vizyonumuz doğrultusunda, çağrı merkezi, dijital kanallar ve saha operasyonları dahil tüm temas noktalarında müşteri etkileşimini yapay zekâ ile uçtan uca yönetilebilen bir yapıya dönüştürüyoruz. Arçelik ile gerçekleştirdiğimiz bu proje, Knovvu platformunun vizyonunu somut şekilde ortaya koyan çok değerli bir örnek oldu. Devreye alınan Agentic AI yapımız, müşteri deneyiminde yeni bir dönemin başladığının göstergesi. Hedefimiz, bu teknolojiyi hem Türkiye’de hem de global ölçekte markaların operasyonlarına en yüksek değeri sağlayacak şekilde geliştirmeye devam etmek” diye konuştu. Müşteri deneyimindeki öncü rolümüzü geleceğe taşıyacağına inanıyoruz Arçelik Müşteri Hizmetleri Kıdemli Direktörü Hüseyin Şerif Beyaztaş ise yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Yapay zekanın çağrı merkezi süreçlerinde yarattığı gerçek fark, hız ve otomasyonun ötesinde; insan deneyimini nasıl zenginleştirdiğinde ortaya çıkıyor. Arçelik olarak müşteri hizmetlerinde odağımıza her zaman insanı koyuyor, teknolojiyi bu deneyimi güçlendiren bir destekçi olarak konumlandırıyoruz. SESTEK ile birlikte devreye aldığımız Agentic AI çözümü sayesinde, müşterilerimize daha hızlı ve kesintisiz bir hizmet sunarken; ekiplerimizin de daha karmaşık ve katma değerli konulara odaklanmasını sağlıyoruz. Yapay zekayı, müşteri deneyiminde kaliteyi standartlaştıran bir araçtan öte, insan dokunuşunu daha anlamlı kılan stratejik bir kaldıraç olarak görüyoruz. Bu yaklaşımın, müşteri deneyimindeki öncü rolümüzü geleceğe taşıyacağına inanıyoruz.” Gerçek Zamanlı Sesli Agentic AI’ın Türkiye’deki örnek uygulaması Knovvu Agentic AI, Türkiye’de sesli Agentic AI teknolojisinin gerçek müşteriyle canlı temas noktasında kullanıldığı örnek uygulama olarak öne çıkıyor. Bulut ortamında çalışan çözüm, doğal konuşma ve insana yakın iletişim kabiliyeti sayesinde çağrı merkezi süreçlerini baştan sona otonom şekilde yönetiyor. Aylık yüzbinlerce çağrıyı karşılayan yapı, farklı Arçelik markaları altında yer alan ürün gruplarının çağrı merkezi süreçlerini koordine ediyor ve her gün binlerce müşteriyle görüşüyor. Sistem, müşteri taleplerini sohbet yoluyla teyit ediyor, müşterinin adres ve iletişim bilgilerini alıyor, müsaitlik durumunu belirliyor ve en uygun zaman dilimi için servis randevusunu otomatik olarak oluşturuyor. Sürekli öğrenen ve gelişen bir yapay zekâ SESTEK’in geliştirdiği Agentic AI mimarisinin arkasında çok disiplinli bir çalışma modeli yer alıyor. Arçelik’in IT ve müşteri hizmetleri ekipleri ile SESTEK’in yapay zekâ Ar-Ge uzmanları proje sürecinde yakın bir iş birliği yürüttü. Arçelik tarafında, test, takip ve kontroller için bir ekip yapısı kuruldu. Bu sayede tüm görüşmeler tek tek analiz edildi; her görüşmenin özeti, işlemin yapılıp yapılamadığı ve müşteri takıldığı yerler tespit edilerek analizlere dahil edildi. Ortaya çıkan içgörüler sistemin gelişimine sürekli olarak aktarıldı ve yapı, her geçen gün daha fazla öğrenen bir mimariye dönüştü.

Yapay zekâ diş hekimliğinde devrim yaratıyor Haber

Yapay zekâ diş hekimliğinde devrim yaratıyor

Yapay zekânın diş tedavilerine katkıları olduğunu belirten Prof. Dr. Yüzbaşıoğlu, “Yapay zekâ diş röntgenlerini saniyeler içinde analiz ediyor ve hekime bulguları hızlıca sunuyor. Bu da muayene süresini kısaltıyor” diyor. Yapay zekâ hayatın pek çok alanında olduğu gibi diş tedavisinde de kullanılıyor. İstinye Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emir Yüzbaşıoğlu, yapay zekânın diş röntgenlerini saniyeler içinde analiz ettiğini, hekime bulguları hızlıca sunduğunu ve muayene süresini kısalttığını belirtiyor. Yapay zekâ sayesinde bulguların doğru ve hızlı bir şekilde tespit edilebildiğini belirten Prof. Dr. Hüseyin Emir Yüzbaşıoğlu, şunları söylüyor: “Diş hekimliğinde en fazla teşhis ve röntgen görüntüleme alanlarında yapay zekâ yazılımları kullanılıyor. Hastalarımızdan aldığımız diş röntgenlerini bu sistemler tarafından incelenerek hekimin gözünden kaçabilecek çürükler, kök ucu lezyonları vb. hastalıkları çok hızlı şekilde doğru ve güvenilir şekilde tespit edilebiliyor. Yapay zekâ destekli sistemler avantaj da sağlıyor. İnsan faktöründen kaynaklanan yorgunluk, dikkat dağınıklığı gibi etkenlerle hata payı oluşabilir. Her bir röntgenin dikkatlice incelenmesi zaman alır. Yapay zekâ, diş röntgenlerini saniyeler içinde analiz ediyor ve hekime bulguları hızlıca sunuyor, bu da muayene süresini kısaltıyor. Özellikle diş röntgenlerinde, insan gözünün zor seçtiği erken aşamadaki lezyonları, çürükleri ve kemik kayıplarını saniyeler içinde tespit edebilir. Teşhiste en büyük farkı burada yaratıyor.” “İdeal yolu ve süreyi hesaplıyor” Yapay zekâyı kullanan yazılımlarla çalıştıklarını belirten Prof. Dr. Yüzbaşıoğlu, “Fakültemizde Bilgisayar Destekli Tasarım/Bilgisayar Destekli Üretim sistemlerimizde, yapay zekâyı kullanan yazılımlar kullanıyoruz. Bu yazılımlar, ağız içinden taradığımız diş ölçülerine göre kron, köprü veya inley/onley dolguların tasarımını otomatikleştirerek hassasiyeti artırıyor. Ortodonti kliniğimizde, hastamızın çene ve diş yapılarını analiz eden yapay zekâ yazılımı, hastaların dişlerinin nasıl hareket edeceğini, ideal yolu ve süreyi hesaplayarak tedavi planlamasında hekime destek oluyor” diyor. “Öğrenciler dijital çağın gerektirdiği yeteneklerle hazırlanıyorlar” “Yapay zekâ geleceğin diş hekimlerini yetiştirme şeklini kökten değiştiriyor. Yapay zekâ kullanan diş hekimleri kullanmayanlara göre birkaç adım önde olacaklar” diyen Prof. Dr. Yüzbaşıoğlu, şöyle devam ediyor: “Öğrenciler artık sadece teorik bilgi değil, dijital planlama yazılımlarını ve yapay zekâ destekli teşhis araçlarını kullanmayı öğrenerek kliniğe daha donanımlı ve dijital çağın gerektirdiği yeteneklerle hazırlanıyorlar.” “Yüze ve gülüşe en uyumlu diş şekillerini öneriyor” Yapay zekâ teknolojilerinin dijital diş hekimliğine entegrasyonu hakkında da konuşan Yüzbaşıoğlu, “Dijital diş hekimliğinde ağız içi tarayıcılar, CAD/CAM vb. teknolojiler zaten veriye yani bilgiye dayalıydı. Yapay zekanın entegrasyonu ise bu süreçleri hız, hassasiyet ve öngörü açısından üst seviyeye taşıdık” diyerek bunun hasta memnuniyetine etkilerini ise şöyle özetledi: “Bu entegrasyon tasarım ve üretim sürelerinin kısalttı. Yapay zekanın hassasiyeti sayesinde kron veya protezlerin ağza tam oturma oranı da artmış oldu. Ayrıca yapay zekâ estetik parametreleri analiz ederek yüze ve gülüşe en uyumlu diş şekillerini öneriyor. Bu da hasta memnuniyetini doğrudan artırıyor. Ayrıca şunu da belirtmeliyim, bizim temel yaklaşımımız, hasta mahremiyetini en üst düzeyde korumaktır. Bu tür sistemleri kullanırken, verilerin ulusal ve uluslararası veri güvenliği standartlarına ve yerel mevzuatlar uygunluğunu kesinlikle uyuyoruz.” “Yapay zekâ diş hekimliğini dönüştürecek” Yapay zekânın diş hekimliğini dönüştüreceğini de belirten Prof. Dr. Yüzbaşıoğlu, şu bilgileri veriyor: “Önümüzdeki 5–10 yılda yapay zekâ, diş hekimliğini geri dönüşümsüz bir şekilde kökten dönüştürecek. Günümüzde hekimin eski hastalarından elde ettiği tecrübelerini hastalarına uyguladığı ancak tedavi sonuçlarının öngörülebilirliğinin net olmadığı bir dönemden, daha öngörülebilir tedavi sonuçları alacağımız zamanlara geçiyoruz. Hekimler yapay zekâ teknolojilerinin yardımıyla daha tedavi başlangıcında tedavi süreçlerinde nelerle karşılaşabileceğini, ne gibi işlemler yapabileceğini ve nihai sonucu hastası ile tedaviye başlamadan görebilecek, tartışabilecektir. Hekim sadece teşhis koyan, dolgu yapan, diş çeken veya protez yapan değil, yapay zekanın kendisine verdiği analizleri değerlendiren, kişiselleştirilmiş tedavi planları oluşturan ve en önemlisi hasta iletişimi ve etik kararlar veren bir yöneticiye dönüşecek. Hekim, yapay zekanın asistanı değil, yapay zekâ hekimin süper asistanı olacak.” “Yapay zekâ dersleri çağın gerekliliği olarak verilmeli” Hekimlerin yapay zekâya güvenmesi ve bu teknolojileri benimsemesi konusundaki engellere de değinen Profesör, “Hekimler, yapay zekanın karar verme süreçlerini tam olarak anlamadıklarında veya sistemin sunduğu verilerin tıbbi ve hukuki sorumluluğunu kimin alacağı net olmadığında güvenmekte zorlanabilirler. Ayrıca genç hekimler veya küçük klinik sahipleri için ileri yapay zekâ sistemlerine yatırım yapmak caydırıcı olabilir” diyor. Eğitim müfredatlarının da yenilenmesi gerektiğinin altını çizen Yüzbaşıoğlu, “Fakültelerimiz öğrencilerine ‘Dijital Diş Hekimliği’ ve ‘Yapay Zekâ Uygulamaları’ derslerini bir seçenek olarak değil çağın gerekliliği olarak vermelidir” diyor. “Yeni yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesine yatırım yapılmalı” Yeni yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesine yatırım yapılması gerektiğini belirten Yüzbaşıoğlu, şunları söylüyor: “Yerli yapay zekâ çözümlerimiz ülkemizde bulunuyor. Ancak yeni yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesine yatırım yapılmalı ve bu sistemlerin kliniklerle entegrasyonu sağlanmalı. Hekimlere üniversiteler veya Diş Hekimleri Odaları tarafından organize edilen eğitimler ve bu tür sistemlerin kiralama seçenekleri sunulmalı. Bunun için üniversitelerimiz sektörle ortak AR-GE projeleri yürütmeli.”

Yapay zekâ hayatı kolaylaştırırken kişisel veriler alarm veriyor Haber

Yapay zekâ hayatı kolaylaştırırken kişisel veriler alarm veriyor

Bugün sosyal medya araçlarından görüntü işleme sistemlerine, içerik oluşturma platformlarından reklam algoritmalarına kadar birçok alanda yapay zekâ aktif şekilde yer aldığını belirten Dijital Pazarlama Okulu Kurucusu Yasin Kaplan, “Teknoloji ilerledikçe sunduğu kolaylık kadar risk de büyüyor. Bu hızlı yayılım beraberinde büyük bir güvenlik sorununu da getiriyor. Özellikle mobil yüklemelerde yapay zekâ birçok veriye ulaşıyor ve yapay zekâ ile sohbet edilen alanlarda verilen her bilgi profilleme sürecine katkı sağlıyor. Bu nedenle gereksiz kişisel bilgi paylaşımının önüne geçilmesi gerekiyor” dedi. Yapay zekâ ile oluşturularak gündeme gelen sosyal medya akımları ve her bilginin yapay zekâ platformlarından teyit edilmesi alışkanlığı, bu teknolojinin kontrolsüz ve hoyratça kullanılmasına yol açarak kişisel bilgilere erişim riskini artırıyor. Teknoloji ilerledikçe sunduğu kolaylık kadar risk de büyüyor Yapay zekânın kötüye kullanımının giderek arttığına dikkat çeken Dijital Pazarlama Okulu Kurucusu Yasin Kaplan, “Kullanıcılar her aramada, görsel yüklemesinde, platform etkileşiminde farkında olmadan büyük miktarda veri bırakıyor. Konum bilgileri, uygulama geçmişleri, görseller, videolar, e-postalar, cihaz izleri ve dijital davranışlar işlenebilir hale geliyor. Deepfake videolar, gerçeğe benzeyen sahte sesler ve manipülatif görseller özellikle dijital okuryazarlığı düşük kullanıcılar için büyük bir tehdit oluşturuyor. Bir videonun yapay zekâ ile üretilip üretilmediğini anlamak artık oldukça güç. Bu nedenle son dönemde sosyal mühendislik saldırıları, dolandırıcılık girişimleri ve sahte içeriklerle yapılan manipülasyonlar büyük bir hızla çoğalıyor. Kullanıcıların tanımadıkları kişilerden gelen videolara, para taleplerine, doğrulanmamış bağlantılara karşı dikkatli olması gerekiyor. Kreatif araçlarda kullanılan yapay zekâ sistemlerine yüklenen görseller ve videolar da büyük bir veri havuzunun parçası oluyor. Bu nedenle özel hayatı ilgilendiren fotoğrafların, kişisel videoların, kimlik bilgilerinin ya da hassas verilerin bu platformlara yüklenmesi ciddi bir güvenlik riski olarak değerlendiriliyor. Yapay zekâ ile sohbet edilen alanlarda bile verilen her bilginin bir profilleme sürecine katkı sağlıyor. Bu nedenle gereksiz kişisel bilgi paylaşımının önüne geçilmesi gerekiyor” dedi. Siber saldırganlar artık yalnızca web sitelerinin değil, yapay zekâ sistemlerinin açıklarını da hedeflediğine vurgu yapan Kaplan, “Bu nedenle kullanıcıların güvenilir olmayan yapay zekâ platformlarından, kopya uygulamalardan ve doğrulanmamış eklentilerden uzak durması gerekiyor. Son dönemde sahte veya kopyalanmış yapay zekâ platformların da hızla artış gözlemliyoruz. Bir platformun gerçek olup olmadığını anlamak için arama motorlarında araştırma yapmak, kullanıcı yorumlarını incelemek, uygulamanın geçmişini kontrol etmek ve güvenilir teknoloji kaynaklarından doğrulama yapmak gerekiyor. Tüm bu gelişmeler değerlendirildiğinde yapay zekâ teknolojilerinin iş süreçlerini kolaylaştırdığı, yaratıcılığı artırdığı ve günlük yaşamı pratik hale getirdiği açıkça görülüyor. Ancak aynı zamanda veri gizliliği, mahremiyet ve güvenlik konularında temkinli yaklaşılması gerektiği de unutulmamalıdır. Teknoloji ilerledikçe sunduğu kolaylık kadar risk de büyüyor ve bu nedenle kullanıcı farkındalığı artık her zamankinden daha kritik bir hale geliyor” diyerek sözlerini tamamladı.

Şu anki becerilerin üçte biri geçersiz olacak Haber

Şu anki becerilerin üçte biri geçersiz olacak

Dijital dönüşümü merkezine alan günümüz iş dünyasında, kurumların rekabet avantajını koruması artık yalnızca teknoloji yatırımlarıyla değil, veriyi doğru anlama ve yorumlama becerisiyle mümkün hale geliyor. Dünya genelindeki işgücünün sahip olduğu becerilerin %39’unun 2030’a kadar işlevini yitirebileceğine dikkat çeken Dünya Ekonomik Forumu da İşlerin Geleceği Raporu da büyük veri ve yapay zeka okuryazarlığının önümüzdeki dönemde ilk sırada yer alacağını ortaya koyuyor. Veri odaklı dönüşümün artık bir seçenek değil, tüm sektörlerde stratejik bir zorunluluk olduğunu öne süren BMI Business School Program Direktörü Dr. Emirhan Altunkaya, verinin yönetici ajandasındaki yerini şu sözlerle özetliyor: “Veri, günümüz iş dünyasının en doğru ve en güvenilir ölçüm aracı haline geldi. Yapay zeka dahil hiçbir teknoloji, beslendiği veri olmadan anlam üretemez. Bu nedenle gerçek dönüşüm, kurumların veriyi doğru yönetmesi ve çalışanlarının veri okuryazarlığını geliştirmesiyle mümkün. Biz de BMI olarak kurguladığımız akademilerle liderlerin sadece teknolojiyi tüketen değil, veriyi yöneterek geleceği inşa eden vizyonerlere dönüşmesine rehberlik ediyoruz.” “Veriye dayalı karar alma kültürünün organizasyonların tümüne yayılmasını hedefliyoruz” Yüksek veri olgunluğuna sahip şirketlerin rakiplerine kıyasla daha hızlı büyüdüğünü, daha düşük operasyonel riskle çalıştığını ve daha sürdürülebilir stratejiler geliştirdiğini kaydeden Dr. Emirhan Altunkaya, “ABD, Avrupa ve Asya’daki büyük şirketler, bugün karar mekanizmalarını tamamen veri temelli sistemlere taşıyarak hem hatayı azaltıyor hem de daha hızlı ve tutarlı iş sonuçları elde ediyor. Türkiye’de iş dünyasının eğitim ve gelişim partneri BMI Business School olarak, bu dönüşüm sürecinde kritik bir rol üstleniyoruz” diyerek sözlerine şunları ekledi: “Özellikle yönetici eğitimlerinde ve liderlik programlarımızla veri okuryazarlığı ve veriye dayalı karar alma başlıklarını en öncelikli yetkinlikler olarak konumlandırıyoruz. Şirketlerin ihtiyaçlarına özel Dijital Dönüşüm Akademileri kurguluyoruz. Klasik eğitim modellerinin ötesine geçen bu akademi yapılarıyla şirketlerin yalnızca teorik bilgi edinmesini değil; veriye dayalı karar alma kültürünün üst yönetimden başlayarak tüm organizasyona yayılmasını hedefliyoruz.” “Ölçümlenebilirlik, iş dünyasının yeni standartlarını belirliyor” Veri okuryazarlığının artık tüm çalışanların ortak sorumluluğu olduğunu belirten BMI Business School Program Direktörü Dr. Emirhan Altunkaya, değerlendirmelerini şöyle sonlandırdı: “Yapay zekanın hızla geliştiği, veri hacminin katlanarak arttığı bir dönemde iş dünyası için en kritik başarı faktörü, veriyi stratejik bir içgörü kaynağına dönüştürebilme becerisidir. Veriye dayalı karar alma kültürünü benimseyen kurumlar hem bugünün rekabet ortamında güçlü kalıyor hem de geleceğin iş modellerine uyum sağlamakta önemli bir avantaj elde ediyor. Verinin sunduğu ölçümlenebilirlik ve şeffaflık, şirketleri daha öngörülebilir, daha dayanıklı ve yenilikçi bir yapıya taşıyarak iş dünyasının yeni standartlarını belirliyor.”

Yapay Zekâ hayatı kolaylaştırırken güvenlik açığı büyüyor Haber

Yapay Zekâ hayatı kolaylaştırırken güvenlik açığı büyüyor

Bugün sosyal medya araçlarından görüntü işleme sistemlerine, içerik oluşturma platformlarından reklam algoritmalarına kadar birçok alanda yapay zekâ aktif şekilde yer aldığını belirten Dijital Pazarlama Okulu Kurucusu Yasin Kaplan, “Teknoloji ilerledikçe sunduğu kolaylık kadar risk de büyüyor. Bu hızlı yayılım beraberinde büyük bir güvenlik sorununu da getiriyor. Özellikle mobil yüklemelerde yapay zekâ birçok veriye ulaşıyor ve yapay zekâ ile sohbet edilen alanlarda verilen her bilgi profilleme sürecine katkı sağlıyor. Bu nedenle gereksiz kişisel bilgi paylaşımının önüne geçilmesi gerekiyor” dedi. Yapay zekâ ile oluşturularak gündeme gelen sosyal medya akımları ve her bilginin yapay zekâ platformlarından teyit edilmesi alışkanlığı, bu teknolojinin kontrolsüz ve hoyratça kullanılmasına yol açarak kişisel bilgilere erişim riskini artırıyor. Teknoloji ilerledikçe sunduğu kolaylık kadar risk de büyüyor Yapay zekânın kötüye kullanımının giderek arttığına dikkat çeken Dijital Pazarlama Okulu Kurucusu Yasin Kaplan, “Kullanıcılar her aramada, görsel yüklemesinde, platform etkileşiminde farkında olmadan büyük miktarda veri bırakıyor. Konum bilgileri, uygulama geçmişleri, görseller, videolar, e-postalar, cihaz izleri ve dijital davranışlar işlenebilir hale geliyor. Deepfake videolar, gerçeğe benzeyen sahte sesler ve manipülatif görseller özellikle dijital okuryazarlığı düşük kullanıcılar için büyük bir tehdit oluşturuyor. Bir videonun yapay zekâ ile üretilip üretilmediğini anlamak artık oldukça güç. Bu nedenle son dönemde sosyal mühendislik saldırıları, dolandırıcılık girişimleri ve sahte içeriklerle yapılan manipülasyonlar büyük bir hızla çoğalıyor. Kullanıcıların tanımadıkları kişilerden gelen videolara, para taleplerine, doğrulanmamış bağlantılara karşı dikkatli olması gerekiyor. Kreatif araçlarda kullanılan yapay zekâ sistemlerine yüklenen görseller ve videolar da büyük bir veri havuzunun parçası oluyor. Bu nedenle özel hayatı ilgilendiren fotoğrafların, kişisel videoların, kimlik bilgilerinin ya da hassas verilerin bu platformlara yüklenmesi ciddi bir güvenlik riski olarak değerlendiriliyor. Yapay zekâ ile sohbet edilen alanlarda bile verilen her bilginin bir profilleme sürecine katkı sağlıyor. Bu nedenle gereksiz kişisel bilgi paylaşımının önüne geçilmesi gerekiyor” dedi. Siber saldırganlar artık yalnızca web sitelerinin değil, yapay zekâ sistemlerinin açıklarını da hedeflediğine vurgu yapan Kaplan, “Bu nedenle kullanıcıların güvenilir olmayan yapay zekâ platformlarından, kopya uygulamalardan ve doğrulanmamış eklentilerden uzak durması gerekiyor. Son dönemde sahte veya kopyalanmış yapay zekâ platformların da hızla artış gözlemliyoruz. Bir platformun gerçek olup olmadığını anlamak için arama motorlarında araştırma yapmak, kullanıcı yorumlarını incelemek, uygulamanın geçmişini kontrol etmek ve güvenilir teknoloji kaynaklarından doğrulama yapmak gerekiyor. Tüm bu gelişmeler değerlendirildiğinde yapay zekâ teknolojilerinin iş süreçlerini kolaylaştırdığı, yaratıcılığı artırdığı ve günlük yaşamı pratik hale getirdiği açıkça görülüyor. Ancak aynı zamanda veri gizliliği, mahremiyet ve güvenlik konularında temkinli yaklaşılması gerektiği de unutulmamalıdır. Teknoloji ilerledikçe sunduğu kolaylık kadar risk de büyüyor ve bu nedenle kullanıcı farkındalığı artık her zamankinden daha kritik bir hale geliyor” diyerek sözlerini tamamladı.

2025'te istihdam piyasası ve dengelenme beklentisi Haber

2025'te istihdam piyasası ve dengelenme beklentisi

Page Group Türkiye Genel Müdürü Fatih Cömert, “Bu sene zor geçiyor, son çeyrekte de zorlanmalar sürüyor. 2025, şirketlerin istihdam tarafında güçlüklerle karşılaştığı bir yıl oldu,” diyen Cömert, ekonomik koşulların özellikle ihracatçı ve üretici firmaları etkilediğini belirterek. “Maliyetlerin artması ve kurların aynı oranda yükselmemesi ihracatçıyı zorladı; bu durum doğrudan istihdama yansıdı,” ifadelerini kullandı. 2026 yılına yönelik beklentilerini de paylaşan Cömert, “Yılın ilk dört ayının durgun geçmesini, yaz sonrasında ise kademeli bir normalleşme sürecine girilmesini öngörüyoruz,” diyerek piyasaya güvenin yeniden tesis edildiğine işaret etti. Trendlerle ilgili öngörülerini ise şöyle özetledi: Sektörlerde istihdam görünümü Tekstil üreticileri ve perakende sektörü gibi bazı sektörler baskıyla karşı karşıya kaldı. Bununla birlikte, bu yıl finansal hizmetler, istihdam açısından en güçlü performans gösteren sektör olarak öne çıktı. Teknoloji firmaları ise yetenekleri çekmeye ve istikrarı korumaya devam ediyor. Diğer taraftan üretim dinamikliğini sürdürüyor ve mobilite trendleri ise devam eden adaptasyona işaret ediyor. 2025 Yetenek Trendleri: Denge, Maaşın Önüne Geçti Page Group’un küresel araştırması “Talent Trends 2025”e göre, çalışanlar için iş-özel hayat dengesi artık maaşın önüne geçti. Bu oran geçen seneye göre yüzde 6 arttı. Maaş hâlâ ikinci sırada, üçüncü sırada ise iş tatmini geliyor. Türkiye özelinde maaş hâlâ motivasyonda güçlü bir unsur olmaya devam ediyor. Ancak aktif iş arayanların sayısı azaldı; çünkü ekonomik durgunluk dönemlerinde insanlar mevcut pozisyonlarını korumayı tercih ediyor. İstihdamda teknoloji sektörü en çok tercih edilen alan olmaya devam ederken, üretim sektörü hâlâ en yüksek geçişkenliğe sahip. Perakende sektörü zemin kaybederken, finansal hizmetlerde istihdam geçişkenliği artış gösterdi. Ücret Artışları ve 2026 Beklentileri 2025 yılında birçok işveren hedeflenen maaş artışlarını gerçekleştiremedi. Firmalar 2026 yılında enflasyonun düşmesiyle birlikte Ocak ayında tek seferlik artışlar yapmayı planlıyor; bu süreci asgari ücret artışı belirleyecek. Üst düzey işe alımlarda en fazla hareketlilik üst düzey finans yöneticilerinde (CFO) görülürken, ikinci sırada genel müdürler yer aldı. Ekonomik zorluk dönemlerinde şirketler öncelikle finansal liderlikte değişime gidiyor. Yeni yılda maaş artışları tüm sektörleri etkilerken, özellikle üretim ve ihracat firmalarında marj daralması nedeniyle küçülmeler yaşanabilecek. Ancak yeni yılın ikinci çeyreğinden itibaren daha olumlu bir tablo bekleniyor. İstihdamda yapay zekanın yükselişi Türkiye yapay zekâ adaptasyonunda Avrupa ülkelerine kıyasla daha hızlı ilerliyor. Beyaz yakalı çalışanların yüzde 45’i artık yapay zekâ kullanıyor; bu oran geçen yıl yüzde 30’du. Özellikle muhasebe gibi bazı roller dönüşüyor, yeni pozisyonlar ortaya çıkıyor. Cömert, zorluklara rağmen uyum yeteneği, teknoloji ve şeffaf uygulama trendleri, dönüşümde olan pazarda, önümüzdeki yıllarda başarıyı belirleyeceğine işaret ediyor.

DHL Supply Chain  Müşteri İletişimini İyileştiriyor Haber

DHL Supply Chain Müşteri İletişimini İyileştiriyor

Bu iş birliği, operasyonel iletişimi kolaylaştırmak, müşteri deneyimini iyileştirmek ve çalışan katılımını artırmak alanlarında yapay zekâ aracılarının kullanımında önemli bir adım olarak dikkat çekiyor. DHL Supply Chain, Happy Robot’un yapay zekâ aracılarını halihazırda randevu planlama, sürücü takip aramaları ve yüksek öncelikli depo koordinasyonu gibi alanlarda, çeşitli bölge ve senaryolarda kullanıyor. Yapay zekâ aracıları, telefon ve e-posta etkileşimlerinin otonom olarak yönetilmesini sağlayarak daha hızlı, tutarlı ve ölçeklenebilir iletişimi mümkün kılıyor. Yapay zekâ, DHL Supply Chain genelinde stratejik bir şekilde kullanılıyor DHL Supply Chain CIO'su Sally Miller, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “DHL Supply Chain olarak yapılandırılmış ve stratejik yapay zekâ yaklaşımımız kapsamında 18 aydan uzun süredir üretken yapay zekâ ve yapay zekâ aracıları teknolojileri için operasyonel kullanım örneklerini belirliyor ve geçerli kılıyoruz. Çalışmalarımızda veri analitiği, robotik süreç otomasyonu ve kendi kendine öğrenen yazılım araçları konusundaki kapsamlı operasyonel deneyimimizi temel alıyoruz. Artık müşterilerimiz için daha yüksek süreç verimliliği sağlamak ve manuel veri girişi, rutin planlama ve standartlaştırılmış iletişim gibi tekrarlayan ve zaman alıcı görevleri otomatikleştirerek operasyonel rolleri çalışanlar için daha ilgi çekici ve ödüllendirici hale getirmek için yapay zekâ aracılarını entegre ediyoruz.” DHL Supply Chain’in halihazırda kullanımda olan uygulamaları, yılda yüz binlerce e-postayı ve milyonlarca dakika görüşmeyi hedefliyor. Yapay zekâ aracıları, randevu planlama, nakliye durumu aramaları ve yüksek öncelikli depo koordinasyonu gibi temel iş akışlarını destekleyerek ekiplerin operasyonel iletişimi büyük ölçekte ve daha tutarlı bir şekilde yönetmelerine yardımcı oluyor. Yeni bir çalışma modeli olarak yapay zekâ aracıları DHL Supply Chain, hayata geçirdiği uygulamalardan şimdiden ölçülebilir etkiler elde etmeye başladı. Manuel çaba önemli ölçüde azalırken, yanıt verme hızı arttı ve ekiplerin daha stratejik görevlere odaklanması sağlandı. HappyRobot’un sundukları gibi yapay zekâ aracıları, yüksek hacimli iletişim iş akışlarını otomatikleştirerek DHL'in daha hızlı ve daha müşteri odaklı hizmetler sunmasına yardımcı olurken, çalışanlar için iş deneyimini iyileştiriyor ve iş gücünün uzun vadeli şekilde elde tutulmasına katkıda bulunuyor. DHL Supply Chain İnsan Kaynakları Başkan Yardımcısı Lindsay Bridges, "DHL Supply Chain'de çalışanlarımız yaptığımız her şeyin merkezinde yer alıyor. Yapay zekâ aracıları, ekiplerimizi tekrarlayan ve zaman alıcı görevlerden kurtarmamıza ve onlara anlamlı, yüksek değerli işlere odaklanmaları için alan sağlamamıza yardımcı oluyor. Bu teknolojiler nitelikli yeteneklerin giderek azaldığı günümüzün dar işgücü piyasalarında mevcut rolleri daha çekici ve sürdürülebilir hale getirirken, yanıt verme hızımızı, müşteri odaklılığımızı ve hizmet tutarlılığımızı korumamıza ve hatta iyileştirmemize olanak tanıyor. Bu sadece operasyonel ilerleme değil, aynı zamanda çalışanlarımız için de bir kazanç," şeklinde konuştu. Dijitalleşme alanında Türkiye’de de başarılı çalışmalar yürüttüklerini belirten DHL Supply Chain Türkiye Genel Müdürü Buket Cox, “DHL Supply Chain olarak global uygulamaları ülkemizdeki faaliyetlerimize uygulamamızın yanı sıra 2017 yılından bu yana T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından akredite edilmiş Ar-Ge merkezimizdeki çalışmalarımızla da lojistik sektöründe inovasyonu teşvik ediyoruz. Ar-Ge merkezimizle yapay zekâdan yeşil lojistiğe kadar birçok alanda yenilikçi çözümler geliştirerek lojistik sektörünü daha akıllı, güvenli ve sürdürülebilir hale getirmeyi amaçlıyoruz. HappyRobot iş birliği de son dönemde yükselişte olan yapay zekâ aracıları ile süreçlerimizi nasıl optimize edebileceğimiz konusunda bizi heyecanlandırıyor” dedi. HappyRobot platformu, tamamen otonom yapay zekâ aracılarının telefon, e-posta ve mesajlaşma yoluyla etkileşim kurmasını sağlarken, DHL'in dahili sistemleriyle sorunsuz bir şekilde entegre oluyor. DHL Group, yapay zekâ stratejisini tüm departmanlarında genişletmeye devam ediyor. Mevcut pilot uygulamaların yanı sıra daha fazla kullanım örneği de test ediliyor. HappyRobot CEO'su Pablo Palafox ise, "HappyRobot'ta, yapay zekâ aracılarının küresel tedarik zinciri operasyonlarını koordine edeceğini, yalnızca veri taşımakla kalmayıp aynı zamanda iş akışlarını da aktif bir şekilde yöneteceklerini öngörüyoruz. Çoğu zaman, insanlar sistemleri ve gelen kutularını yönetmekle meşgul oluyor ve özel durumları veya süreçleri iyileştirmek için çok az zamanları kalıyor. DHL, yapay zekâ aracılarının lojistiğe hız, görünürlük ve tutarlılık getiren yeni bir operasyon katmanı olma potansiyelini erken fark etti. Bu vizyonu küresel ölçekte yaygınlaştırmak için böylesine ileri görüşlü ortaklarla iş birliği yapmaktan gurur duyuyoruz" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.