SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yapay Zeka

Ekometre - Yapay Zeka haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapay Zeka haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Dijital para birimleri ve yapay zekâ ödeme dünyasını değiştiriyor Haber

Dijital para birimleri ve yapay zekâ ödeme dünyasını değiştiriyor

KPMG’nin dünya genelinde 500 banka ve 500 perakende şirketi yöneticisiyle gerçekleştirilen kapsamlı araştırması, ödeme ekosistemindeki köklü dönüşümü gözler önüne serdi. " Ödeme Modernizasyonu için Ortaklık" başlıklı rapor, dijital para birimleri ve yapay zekânın ödeme sektörünü nasıl yeniden şekillendirdiğini, bankaların ve perakendecilerin bu değişime ayak uydurmak için kurabilecekleri stratejik ortaklıklar hakkında detaylı analizlere yer veriyor. Ödeme modernizasyonunda başarının anahtarının güçlü ortaklıklar ve ekosistemler kurmaktan geçtiğini ortaya koyan rapora göre, bankaların yüzde 51’i, ödeme sektöründe gelecekte öne çıkacak oyuncuların en güçlü ekosistemleri kurabilenler olacağını düşünüyor. Öte yandan perakendecilerin yüzde 47’si, önümüzdeki beş yıl içinde birden fazla ödeme hizmeti sağlayıcısıyla çalışmayı planlıyor. Bu tablo, ödeme alanındaki yeniliklerin önünü açmak için güçlü iş birlikleri ve sağlam ekosistemlerin kritik bir rol oynayacağını ortaya koyuyor. Nitekim perakendecilerin yüzde 53'ü, bankaların ödeme modernizasyon hedeflerini anladığını ifade ederken, yarısı da bankalarının müşteri ödeme deneyimini iyileştirmek için kendileriyle aktif iş birliği yaptığını söylüyor. Buna karşın rapor, bu iş birliğinin henüz sektörün tamamına yayılmadığına dikkat çekiyor. Birçok kuruluş hâlâ geleneksel müşteri-tedarikçi ilişkisi içinde hareket etmeye devam ediyor ve bu durum, hızla gelişen rekabet ortamında geride kalmalarına neden olabiliyor. “Kurumların bu dönüşüme uyum sağlamaları kritik önem taşıyor” Son dönemde ödeme ekosisteminde yaşanan gelişmelerin stratejik bir dönüşüm olduğunu belirten KPMG Türkiye Fintech ve Dijital Finans Lideri Sinem Cantürk, rapor ile ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Ödeme sistemleri bugün dijital para birimleri, yapay zekâ ve açık ekosistemlerin etkisiyle yeniden şekilleniyor. Kurumların bu dönüşümde başarılı olabilmesi için artık yalnızca teknolojiyi benimsemeleri yeterli olmuyor. Bankalar, perakendeciler, fintech’ler ve teknoloji sağlayıcılarının birlikte değer üreten güçlü iş birlikleri kurması da gerekiyor. Araştırmamız da gösteriyor ki; ödeme modernizasyonunda rekabet avantajı, en güçlü ekosistemleri kurabilen kurumların elinde olacak. Önümüzdeki dönemde yapay zekâ destekli analitik ve tokenizasyon gibi teknolojiler ödeme deneyimini daha hızlı, güvenli ve kişiselleştirilmiş hale getirecek. Ancak kurumların da çevik altyapılar ve veri odaklı stratejilerle bu dönüşüme uyum sağlamaları kritik önem taşıyor.” Banka ve perakendeci beklentileri arasında uçurum Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri, bankaların perakendecilerin karşılaştığı zorlukları her zaman doğru değerlendiremediği. Perakendecilerin yüzde 48'i parçalı ve eskimiş ödeme altyapısını en büyük sorun olarak görürken, bankaların yalnızca yüzde 27'si bu durumun farkında. Öte yandan bankalar, sınır ötesi ödemeler ve ücret şeffaflığı gibi konularda da perakendecilerin aksine çok daha fazla endişe duyuyor. Perakendecilerin yalnızca yüzde 4'ü sınır ötesi ödeme yönetimini bir sorun olarak görürken, bankaların yüzde 40'ı bu konuyu perakendeciler için önemli bir zorluk olarak değerlendirip buna göre aksiyonlar alıyor. Yapay zekâ ödeme sistemlerini dönüştürüyor Rapor, bankaların ödeme sistemlerini modernize etmek ve güvenlik, verimlilik ile kişiselleştirme alanlarında çıtayı yükseltmek için yapay zekâyı hızla devreye aldığını da gösteriyor. Bugün neredeyse tüm bankalar, 7/24 müşteri hizmeti sunmak için yapay zekâ destekli sohbet botlarından yararlanıyor ve ödeme belgelerinin oluşturulması gibi süreçleri yapay zekâ ile otomatikleştiriyor. Araştırmaya göre önümüzdeki üç yıl içinde bankaların yapay zekâyı çok daha kapsamlı şekilde kullanması bekleniyor. Özellikle davranışsal ve bağlamsal verilerden yararlanarak kişiselleştirilmiş hizmetler geliştirmek, ödeme verilerini analiz ederek fiyatlandırma kararlarına içgörü sağlamak ve muhabir bankalar arasındaki ağ yönetimini güçlendirmek, en hızlı büyümesi beklenen kullanım alanları arasında yer alıyor. Ayrıca önümüzdeki üç yıl içinde bankaların büyük bölümünün, ödemeleri güvence altına almak için yapay zekâ destekli biyometrik doğrulama sistemlerini ve işlemleri otonom biçimde yürüten ajan tabanlı yapay zekâ çözümlerini kullanması bekleniyor. Yapay zekânın aynı zamanda dolandırıcılık tespitinde de çıtayı yükseltmesi bekleniyor; bankaların yüzde 85’i riskleri anında tespit edip çözmek için yapay zekâdan yararlanmayı planlıyor. Yapay zekâ, perakendecilerin ödeme süreçlerini yönetme biçimini de köklü biçimde değiştiriyor. Perakendecilerin dörtte üçünden fazlası, müşterilere 7/24 destek sunmak için yapay zekâ destekli sohbet botlarından yararlanıyor. Neredeyse aynı oranda perakendeci ise müşteri davranışlarına dair daha derin içgörüler elde etmek ya da güvenlik ihlalleri ve dolandırıcılık girişimlerini gerçek zamanlı olarak tespit edip çözmek için yapay zekâyı kullanıyor. Bununla birlikte perakendeciler yapay zekâyı farklı alanlarda da devreye alıyor. Verimliliği artırmak amacıyla ödeme süreçlerini sadeleştiriyor, farklı ödeme kanallarını entegre ediyor ve ödeme belgelerini otomatik olarak oluşturuyorlar. Ayrıca mevzuata uyum süreçleri, ödül programları ve risk takibi gibi alanlarda da yapay zekâdan yararlanarak otomasyon sağlıyorlar. Araştırma, önümüzdeki üç yıl içinde perakendecilerin yapay zekânın daha gelişmiş yeteneklerine odaklanacağını ortaya koyuyor. Tokenizasyon ve dijital para birimleri yükselişte Araştırma, tokenizasyonun ödeme verimliliğini artırmak için güçlü bir araç olarak görüldüğünü de ortaya koyuyor. Lider konumdaki bankaların yüzde 64'ü, dijital varlıkların maliyetleri ve işlem sürelerini önemli ölçüde azaltacağına inanıyor. Bu bankalar, programlanabilir para yetenekleri geliştirme, şirket içi likidite optimizasyonu için tokenize para kullanma ve stablecoin'leri ödeme altyapılarına entegre etme konularında hızla ilerliyor. Sınır ötesi ödemeler açısından da önemli gelişmeler yaşanıyor. Bankaların yüzde 60'ı programlanabilir para ve dijital defterleri desteklemek için çekirdek sistemlerini yükseltiyor. Önümüzdeki üç yıl içinde merkez bankası dijital paralarının (CBDC) atomik uzlaşma için kullanımının yüzde 30'lardan yüzde 61'e çıkması, stablecoin ve token fintech platformlarının kullanımının ise yüzde 48'den yüzde 80'e yükselmesi bekleniyor. Geleceğe yönelik üç kritik adım Raporda banka ve perakende yöneticilerine şu üç alanda adım atmaları tavsiyesinde de bulunuluyor: İş birliklerini önceliklendirin: Teknolojik dönüşümün hızlanması ve müşteri beklentilerinin sürekli değişmesi, bankalar ve perakendeciler üzerinde ödeme sistemlerini hızla modernize etme baskısı yaratıyor. Bu ortamda rekabette öne geçebilmek için kurumların teknoloji sağlayıcıları, müşteriler, düzenleyici kurumlar ve hatta rakiplerle birlikte çalıştıkları güçlü ekosistemler kurması büyük önem taşıyor. Bu tür iş birlikleri, bilgi, yetkinlik ve yatırımların paylaşılmasını sağlayarak rekabet avantajı yaratıyor. Müşteriyi merkeze alın: Sektörde öne çıkan kurumlar, müşterilerinin ihtiyaç ve beklentilerini derinlemesine anlayan ve buna göre yeni ödeme seçenekleri ile hizmetleri hızlı şekilde geliştirebilen organizasyonlar oluyor. Bankalar ve perakendeciler yalnızca müşterilerine daha yakın olmakla kalmamalı, aynı zamanda değişen talep ve rekabet koşullarına hızla yanıt verebilmek için yeni ödeme altyapılarını değerlendirme, geliştirme ve devreye alma yetkinliklerini de güçlendirmelidir. Çeviklik kazanın: Ödeme ekosistemi hızla dönüşüyor ve dünya genelinde yeni oyuncular tarafından geliştirilen teknolojiler ile ödeme yöntemleri hızla pazara sunuluyor. Bu nedenle bankalar ve perakendecilerin ödeme stratejilerini, altyapılarını ve operasyonlarını daha çevik hale getirmeye odaklanması gerekiyor. Bu yaklaşım, kurumlara gelecekte daha fazla esneklik ve ölçeklenebilirlik sağlayarak pazar koşulları değiştikçe hızla uyum sağlama ve dönüşme imkânı sunacak.

Türkiye–Bulgaristan hattında yeni iş birlikleri Haber

Türkiye–Bulgaristan hattında yeni iş birlikleri

Yapay zekâdan teknoloji transferine, üniversite-sanayi iş birliğinden Asya pazarına açılıma kadar birçok stratejik başlık masaya yatırıldı. Bulgaristan’ın yükselen ticaret merkezlerinden Varna, Endüstri 5.0 vizyonunun konuşulduğu uluslararası bir iş forumuna ev sahipliği yaptı. Prestige Uluslararası İlişkileri Geliştirme Platformu iş birliğiyle gerçekleştirilen “Varna Endüstri 5.0 İş Forumu”, iş insanı Yılmaz Gözcü’nün ev sahipliğinde geniş katılımla hayata geçirildi. Forumda; yapay zekâ, dijital dönüşüm, üniversite-sanayi iş birliği, teknoloji transferi ve Asya pazarına açılım gibi küresel rekabetin belirleyici başlıkları ele alındı. Endüstri 5.0’ın insan odaklı üretim modeli, sürdürülebilirlik ve yüksek katma değerli teknolojiler ekseninde şekillenen yeni ekonomik paradigma, konuşmacıların sunumlarında öne çıkan ana tema oldu. İsviçre’nin önde gelen teknoloji şirketlerinden VLM Vision temsilcisi Jens Hestel, Avrupa merkezli teknoloji yatırımlarının yeni dönemde bölgesel iş birlikleriyle büyüyeceğine dikkat çekti. Varna Teknik Üniversitesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Hristo Nenov ise akademik bilgi birikiminin sanayi ile entegre edilmesinin, inovasyonun hızını belirleyen temel unsur olduğunu vurguladı. Uluslararası konuşmacıların katkıları ve yatırım şirketlerinin aktif katılımı, forumu yalnızca bir fikir alışverişi platformu olmaktan çıkararak somut iş birliklerine zemin hazırlayan bir buluşmaya dönüştürdü. Türkiye’den katılan temsilcilerle Bulgar iş dünyası arasında gerçekleştirilen temasların, önümüzdeki dönemde yeni projelere dönüşmesi bekleniyor. Etkinliğe Türkiye’den iş, hukuk ve eğitim dünyasının önemli isimleri katıldı. Cabani markasının kurucusu Mehmet Kaban, Smith Anderson & Apa Yönetim Kurulu Üyesi H. Turan Güven, Avcılar Belediyesi önceki dönem Belediye Başkanı Av. Turan Hançerli, Areks Kimya’nın kurucusu Ali Kılıç, Fen Bilimleri Kolejleri Yönetim Kurulu Başkanı Kurtuluş Arıkan ile iş insanları Remzi Öztürk, Fikret Gözcü, Çağlar Kılıç ve Erdoğan Gözcü forumda yer alan isimler arasında bulundu. Varna Endüstri 5.0 İş Forumu, Türkiye ile Bulgaristan arasındaki ekonomik ilişkilerin teknoloji ve inovasyon odaklı yeni bir evreye taşındığını gösterirken; şirketler arasında somut ve sürdürülebilir iş birliklerinin temellerini attı.

Yapay zeka yüzleri gençlerin gerçeklik algısını bozuyor Haber

Yapay zeka yüzleri gençlerin gerçeklik algısını bozuyor

Sayıları giderek artan bu sentetik hesaplar yeni nesil dijital manipülasyonlara kapı aralıyor. Bitdefender Türkiye Distribütörü Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, ebeveynleri uyararak çocukları yapay zeka tuzaklarından korumanın 5 kritik yolunu sıralıyor. Günümüzde gençler dijital dünyada TikTok, YouTube veya Instagram gibi geleneksel platformların çok ötesine geçerek; ödevlerinden eğlenceye, oyunlardan sosyal etkileşimlere kadar her alanda yapay zeka araçlarıyla doğrudan iletişim kuruyor. Bu hızlı adaptasyon süreci, teknolojinin ulaştığı gerçekçilik seviyesiyle birleştiğinde ebeveynler için yepyeni bir endişe kaynağı oluşturuyor. Global siber güvenlik lideri Bitdefender’ın son araştırmaları, yapay zeka algoritmaları tarafından üretilen sentetik insan yüzlerinin, gerçek insan yüzlerine kıyasla daha "tanıdık", "samimi" ve "güvenilir" bulunduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. İnsan beyninin algı yeteneğini aşan bu hiper-gerçekçilik, dijital ekranda kimin gerçek bir insan, kimin sadece bir kod dizini olduğunu ayırt etmeyi imkansız hale getiriyor. Kusursuz gülümsemelere ve güven veren bakışlara sahip bu sahte profiller, eleştirel düşünme becerileri henüz tam gelişmemiş gençleri siber zorbaların, dolandırıcıların ve kötü niyetli kişilerin manipülasyonlarına açık hale getiriyor. Bitdefender Türkiye Distribütörü Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, çocukları korumak için atılması gereken 5 kritik adımı paylaşıyor. "Gördüklerine İnanan Bir Nesil, Kusursuz Sahtelikle Karşı Karşıya" Yapay zekanın sunduğu kolaylıkların arkasındaki tehlikeye dikkat çeken Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, "Çocuklarımız internette gördükleri yüzlerin, izledikleri videoların veya sohbet ettikleri kişilerin gerçekliğinden şüphe duymama eğiliminde. Oysa bugün siber saldırganlar, yapay zeka araçlarıyla saniyeler içinde son derece sevecen, güven veren ve tamamen sahte dijital kimlikler oluşturabiliyor. Gençlerin teknolojiyle kurduğu bu yoğun ve filtresiz bağ, onları sahte hesapların veya kimlik avı dolandırıcılarının açık hedefi haline getiriyor. Çevrimiçi platformlarda 'gördüğüne inanma' devri çoktan kapandı. Ebeveynlerin bu yeni dijital okuryazarlık çağında çocuklarına rehberlik etmesi hayati bir önem taşıyor." uyarısında bulundu. Alev Akkoyunlu, gençleri yapay zekanın karanlık yüzünden ve sentetik medya tuzaklarından korumak için alınması gereken 5 önlemi paylaşıyor: 1. “Hiper-gerçekçilik" kavramını çocuklarınızla konuşun. Gördükleri her fotoğrafın veya videonun gerçek bir insana ait olmayabileceğini onlara açıkça anlatın. Yapay zeka ile üretilmiş yüzlerin ne kadar inandırıcı olabileceğine dair örnekleri birlikte inceleyerek farkındalıklarını artırın. 2. Sorgulama ve doğrulama alışkanlığı kazandırın. Yeni tanıştıkları çevrimiçi kişilere veya karşılaştıkları inanması güç içeriklere şüpheyle yaklaşmalarını öğütleyin. Videolardaki anormal göz kırpmaları, ciltteki kusursuzluk veya doğal olmayan ışık yansımaları gibi yapay zeka ipuçlarını nasıl fark edebileceklerini gösterin. 3. Duygusal manipülasyonlara karşı sınır çizin. Siber saldırganlar, oluşturdukları güvenilir yapay zeka yüzleriyle gençlerle duygusal bağ kurarak para, şifre veya hassas fotoğraf talebinde bulunabiliyor. Çevrimiçi ortamda kim olursa olsun kişisel bilgilerin asla paylaşılmaması gerektiği kuralını netleştirin. 4. Gizlilik ayarlarını maksimum seviyede tutun. Yapay zeka algoritmaları, sahte içerikler üretmek veya çocukları hedef almak için açık profillerdeki verileri toplar. Çocuğunuzun sosyal medya hesaplarını gizli tutarak ve takipçi listesini sadece tanıdığı kişilerle sınırlandırarak veri toplanmasını engelleyin. 5. Ebeveyn kontrolü ve güvenlik yazılımlarından destek alın. Çocukların hangi platformlarda ne kadar vakit geçirdiğini bilmek ve zararlı içerikleri filtrelemek oldukça önemlidir. Bitdefender Ebeveyn Kontrolü (Parental Control) gibi çözümlerle çocuklarınızın çevrimiçi aktivitelerini güvenli bir mesafeden takip edebilir, şüpheli bağlantıları ve siber tehditleri cihazlarına ulaşmadan engelleyebilirsiniz.

 Yapay zekâ tüketici adına ‘karar’ alıp alışveriş yapıyor Haber

 Yapay zekâ tüketici adına ‘karar’ alıp alışveriş yapıyor

Rapora göre 2026’da küresel büyümenin ana itici gücü, tüketici adına otonom işlem yapabilen “Yapay Zekâ Asistanı” (Agentic AI) sistemleri olacak. Mastercard, bu yeni ticaret çağını ‘Agent Pay’ ile güvence altına alıyor. ChatGPT’nin hayatımıza girmesinin üzerinden geçen üç yılda, üretken yapay zekâ teknolojileri iş dünyasında ve günlük yaşamda köklü değişikliklere yol açtı. Mastercard Ekonomi Enstitüsü’nün “2026 Ekonomik Görünüm” raporuna ve küresel verilere dayanan analizine göre, yapay zekâ kullanımı artık deneme aşamasını geçerek küresel büyümenin merkezine yerleşiyor. Mastercard Ekonomi Enstitüsü’nün (MEI) analizlerine göre, yapay zekâ yatırımları ve adaptasyonu küresel ölçekte hız kazanıyor. Rapora göre, ABD’de bilgi işlem ekipmanlarına yapılan yatırımlar, güçlü kurumsal talep ve elverişli vergi uygulamalarının etkisiyle 2025’in ilk yarısında bir önceki yıla göre %20’den fazla artış gösterdi. MEI, 2026 yılında daha derin yapay zekâ entegrasyonunun küresel ekonomik büyümenin temel itici gücü olacağını öngörüyor. Enstitü tarafından geliştirilen ‘AI Enthusiasm Index’ verileri, ülkelerin ekonomik gelişmişlik düzeyi ile yapay zekâ adaptasyonu arasında pozitif bir ilişki olduğunu ortaya koyuyor. Endekse göre ABD ve Danimarka gibi gelişmiş ekonomiler zirvede yer alırken; Türkiye, Güney Kore, İtalya ve İspanya gibi ülkeler yapay zekâ benimsenmesinde son dönemde en güçlü ivmeyi yakalayan ve hızla yükselen pazarlar arasında dikkat çekiyor. Sizin yerinize alışveriş yapan “yapay zekâ asistanları” dönemi başlıyor Yapay zekâ bugüne kadar verileri tarayıp desenleri ortaya çıkarmakta ustalaşmıştı. Ancak teknolojinin bir sonraki adımı, öğrendiklerini kullanarak "muhakeme yapabilen" ve kullanıcı adına eyleme geçebilen sistemler inşa etmek. “Yapay Zekâ Asistanı” (Agentic AI) olarak adlandırılan bu teknoloji, ticareti yeniden şekillendiriyor. Eski nesil yapay zekâ, bir seyahat planında sadece uçuş listesini sunarken; yeni nesil yapay zekâ asistanları, kullanıcının zaman, maliyet, koltuk tercihi ve havayolu sadakat puanlarını dikkate alarak en uygun uçuşu seçip rezervasyonu kullanıcı adına tamamlayabiliyor. Üstelik bu tercihleri bir sonraki seyahat için hafızasında tutuyor. Bu sistemlerin güvenli çalışması, örneğin bir işletmenin yanlışlıkla 300 koli tuvalet kâğıdı sipariş etmesi gibi hataların önüne geçilmesi için sıkı denetim mekanizmaları gerekiyor. Mastercard, bu alandaki güveni tesis etmek amacıyla geçen yıl global ölçekte “Agent Pay” programını başlattı. Program, yapay zekâ asistanları aracılığıyla yapılan ticaretin (agentic commerce) botların müdahalesi olmadan, güvenli raylar üzerinde gerçekleşmesini sağlayan bir kabul çerçevesi sunuyor. 2026 yılında, tek bir görevi yerine getirmek için birlikte çalışan çoklu asistan sistemlerinin (multi-agent systems) yaygınlaşması bekleniyor. KOBİ’ler ve finansal kapsayıcılık için fırsat eşitliği Yapay zekâ sadece dev şirketlerin değil, küçük işletmelerin de verimliliğini artırıyor. Microsoft Digital Doors etkinliğinde paylaşılan verilere göre; satış modellerini analiz eden yapay zekâ araçlarını kullanan küçük işletmeler, %50 daha fazla nitelikli potansiyel müşteri (lead) elde ederken, dönüşüm oranlarını %20-30 artırabiliyor. İşletme sahiplerinin %78'i yapay zekânın kendilerine zaman kazandırdığını belirtiyor. Teknoloji aynı zamanda finansal kapsayıcılık alanında da devrim yaratıyor. Mastercard Kapsayıcı Büyüme Merkezi tarafından desteklenen ve Kolombiya merkezli bir girişim olan Quipu, geleneksel banka hesabı olmayan işletme sahiplerine yapay zekâ destekli mikro krediler sunuyor. Latin Amerika'da işletme sahiplerinin yaklaşık üçte biri kayıt dışı ekonomide yer alıyor ve banka geçmişleri olmadığı için kredi alamıyor. Quipu, yapay zekâyı kullanarak bu girişimcilerin kredi notunu sosyal medya paylaşımları, envanter verileri ve gerçek zamanlı işlemler gibi alternatif veriler üzerinden hesaplıyor. 2021'den bu yana 26.000 girişimciye 5 milyon dolar kredi dağıtıldı. Siber tehditlere karşı “insan ve yapay zekâ” iş birliği Yapay zekâ araçlarının yaygınlaşması, siber güvenlik risklerini de beraberinde getiriyor. Mastercard tarafından dünya genelinde 13.000 tüketiciyle yapılan bir ankete göre, tüketicilerin bir numaralı korkusu yapay zekâ ile üretilmiş sahte içerikler (deepfake vb.) oldu. Katılımcıların sadece %13'ü bu tür sahte içerikleri ayırt edebileceğine güveniyor. Siber suçluların yapay zekâ destekli oltalama (phishing) e-postaları ve deepfake videolarıyla daha inandırıcı hale geldiğine dikkat çeken uzmanlar, savunma tarafında da yapay zekânın kritik rol oynadığını belirtiyor. Mastercard uzmanları da dolandırıcıların sürekli değişen yöntemlerine ve artan yaratıcılıklarına dikkat çekerek, yeni dolandırıcılık trendlerinin önüne geçmek için güvenlik çözümlerinin de aralıksız geliştirilmesi gerektiğini vurguluyor. Uzmanlara göre tablonun umut verici tarafı, saldırganların yapay zekâyı çoğunlukla eski dolandırıcılık yöntemlerini modernize etmek için kullanıyor olması. Mastercard ise siber güvenlik alanındaki köklü deneyimi ve yatırımlarıyla, yapay zekâyı savunma ürünlerine entegre ederek tehditlerin bir adım önünde yer alıyor. Dijital ekosistemde güven unsurunu stratejisinin temeline koyan şirket, bu teknolojileri daha erişilebilir kılarak koruma kalkanını genişletiyor. Bu noktada insan faktörü de yadsınamaz bir öneme sahip. Yapay zekâya gerçek hayat bağlamı kazandıran ve yeni kuralları tanımlayan insan zekâsı, teknolojinin etkinliğini artıran en büyük güç olarak öne çıkıyor.

Yapay zekâ pazarı 5 trilyon dolara yaklaşacak Haber

Yapay zekâ pazarı 5 trilyon dolara yaklaşacak

Bu trende karşın şirketler nereden ve nasıl başlayacaklarını bilmedikleri için bu yapay zekâ dönüşümünde çekimser kalabiliyor. Bu ihtiyaca yanıt olarak geliştirilen Destination AI programı; farkındalık, yetkinlik kazandırma, satış desteği ve satış sonrası destek olmak üzere dört adımda şirketlerin yapay zekâ uygulamalarını hayata geçirmelerini sağlamasıyla dikkat çekiyor. Yapay zekâ, hızla çağımızın en belirleyici teknolojisi haline geliyor. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) tarafından hazırlanan yeni bir rapora göre, küresel yapay zekâ pazarı 2023’te 189 milyar dolarken, 2033’te 4,8 trilyon dolara ulaşacak, yani sadece on yılda 25 kat büyüyecek.[1] BT ekosistemi için lider bir küresel distribütör ve çözüm toplayıcısı olan TD SYNNEX’in 2025 yılına ilişkin yayımladığı yeni “Teknolojinin Yönü” raporunda da şirketin iş ortaklarının yaklaşık yüzde 75 yapay zekânın kendi gelecekleri için vazgeçilmez olduğunu söylüyor. Ayrıca yapay zekânın kullanımı yaygınlaşırken iş ortaklarının, yapay zekâ destekli siber güvenlik (yüzde 58,4) veya yapay zekâ ile otomasyon (yüzde 54,3) gibi daha gelişmiş ve etkili kullanım senaryoları sunarak kendilerini farklılaştırmaları gerektiklerine de dikkat çekiliyor. Yapay zekâya dair heyecan oldukça yüksek olsa da şirketler, bu dönüşümü nasıl yapacakları konusunda yeterli bilgi birikimine sahip değil. “Nereden başlamalıyım?” en büyük soru işareti olarak akıllarda yanıt arıyor. Birçok şirket için yapay zekâ yeni ve karmaşık bir alan olduğundan yanlış bir adım atıp müşterilerinin ya da son kullanıcının güvenini zedelemekten çekiniyorlar. Bundan ötürü şirketlerin sadece bu teknolojiye değil, aynı zamanda güvene ve gönül rahatlığı ile ilerleyebilecekleri açık bir yol haritasına ihtiyaçları var. Tam bu noktada bilgi birimleri ve teknolojileri ile bu yapay zekâ gelişime yön veren küresel markaların destekleri büyük önem kazanıyor. 100'den fazla ülkede 150 binden fazla müşteriye katma değerli distribütörlük hizmeti veren TD SYNNEX, “Destination AI” programı ile tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’deki iş ortaklarının ve müşterilerinin de yapay zekâ yolculuklarına destek veriyor. “Dağa tırmanırken sadece iyi ekipman yetmez; doğru rotayı da bilmek gerekir.” Yapay zekâya olan ilgi oldukça yüksek olsa da iş ortaklarından sadece teknik açıdan değil strateji, yatırım ve risk gibi işin geleceğine yönelik sorular aldıklarını söyleyen TD SYNNEX Türkiye Başkanı Behçet Yumrukçallı, “Bize en çok yöneltilen soruların başında ‘Nasıl başlamalıyım?’ geliyor. Birçok iş ortağımız için yapay zekâ yeni, karmaşık ve zorlayıcı bir alan; yanlış bir adım atıp müşterilerinin ya da nihai kullanıcının güvenini zedelemekten çekiniyorlar. Gerçek şu ki, iş ortaklarımız teknolojiyi kullanırken aynı zamanda güven, açıklık ve ilerleyebilecekleri net bir yol haritasına ihtiyacı var. Bayilerimiz fırsatların bol olduğunu, fakat karşılarındaki engellerin bazen yapay zekâya geçişi dağa tırmanmaya benzettiğini söylüyorlar. Tıpkı dağa tırmanırken olduğu gibi, sadece iyi ekipman yetmez; doğru rotayı da bilmek gerekir.” Yapay zekânın somut şekilde kullanılabilmesi için oluşturulmuş bir program İşte TD SYNNEX’in Destination AI programı tam da bu noktada devreye giriyor. Tüm bu soruları ve zorlukları çözüme kavuşturup süreci basitleştiriyor. TD SYNNEX, bu program ile iş ortaklarının yapay zekâ dönüşümü sürecinde her adımda yanlarında olmayı, yapay zekânın kullanımı önündeki engelleri kaldırmayı ve böylece iş dünyasının bu fırsatlardan en iyi şekilde yararlanmasını hedefliyor. Destination AI, TD SYNNEX’in iş birliği yaptığı her bayi ve üreticinin yapay zekâyı işlerinde somut şekilde hayata geçirebilmesi için oluşturulmuş bir program olup iş ortakların yapay zekâ çözümlerini sadece teoride bırakmayıp, doğrudan iş hedeflerine, müşteri beklentilerine ve pazar fırsatlarına göre kullanabilmeleri için tasarlandı. Destination AI; güvenlik, ağ, depolama, bulut gibi diğer yeni teknolojilerle birlikte çalışarak, dijital dönüşümde daha bağlantılı ve uçtan uca bir yaklaşımı destekliyor. Dört adımda hedefe ulaştıran yapay zekâ yolculuğu Destination AI programı, iş dünyasının yapay zekâ alanındaki yolculuğunu dört ana başlıkta hızlandırıyor: İlk adım farkındalık: Bu adımda dönüşümün temelleri atlıyor, iş ortakları yapay zekâdaki en son gelişmeler, sektör trendleri ve değer önerileri konusunda bilgilendiriliyor. Solution Grid gibi araçlar ve iş ortağı AI profilleme çözümleri sayesinde, ortakların yapay zekâ yolculuklarında hangi aşamada oldukları belirleniyor ve hedeflerine en uygun çözümleri keşfetmelerine yardım ediliyor. Bir sonraki aşama, Yetkinlik Kazandırma: Bu aşamada, iş ortakları yapay zekâyı pazara sunma stratejilerine entegre edebilmeleri için gereken beceri, kaynak ve dönüşüm rehberliğiyle destekleniyor. Program, yapay zekâ teknolojilerini gerçek kullanım senaryolarıyla buluşturarak, iş ortaklarının müşterilerine ölçülebilir değer sunmasını sağlıyor. Burada sadece yapay zekâyı anlamak değil, aynı zamanda güvenilir bir AI uygulama pratiği oluşturmak hedefleniyor. Hızlı yetenek aktarımı ve pratik eğitimlerle, teorik bilgilerin uygulamaya dönüşmesi sağlanıyor. Satış aşamasında ise ana odak Destek. AI satış süreçlerinin oldukça karmaşık olabileceğinin ve AI çözümlerinin her zaman kolay anlaşılır olmadığının farkında olan TD SYNNEX, bu noktada; örnek kullanım senaryoları, demo ortamları ve teknik destek gibi uygulamalı rehberlik ve uzman danışmanlık sunuyor. Son adım ise Satış Sonrası Destek. Bu adımda satış sonrası süreçte iş ortakları yalnız bırakılmıyor. Amaç, iş ortaklarının AI projelerini başarıyla hayata geçirmelerine destek olmaya devam etmek. Bunun için uygulama, işletme ve yönetim aşamalarında profesyonel hizmetlere erişim ile projelerin tüm yaşam döngüsünü kapsayan destek veriliyor.

İş dünyasında yeni nesil öğrenme dönüşümü Haber

İş dünyasında yeni nesil öğrenme dönüşümü

Küresel iş dünyasında dijitalleşmenin getirdiği "her an, her yerde öğrenme" ihtiyacı, profesyoneller için podcastleri vazgeçilmez bir stratejik araç haline getirdi. 2026 yılı itibarıyla dünya genelinde liderlerin %60’ından fazlası, sektördeki trendleri takip etmek, liderlik becerilerini geliştirmek ve yapay zeka gibi karmaşık konuları anlamlandırmak için ana kaynak olarak podcastleri tercih ediyor. Zamanın çok değerli olduğu günümüzde, podcastler sadece birer içerik formatı değil; aynı zamanda profesyonellerin trafikte, sporda veya molalarda iş dünyasının nabzını tutmasını sağlayan dinamik bir bilgi ağı ve kritik bir iş ihtiyacı olarak konumlanıyor. Türkiye’de Durum Nasıl? İnsan Kaynakları dünyasının deneyimli isimlerinden Başak Kavaklı Bilgin, İK dünyasında yükselen bu yeni iletişim ve öğrenme kanalı hakkında şu değerlendirmelerde bulundu: “Türkiye’de ise bu trend, özellikle son iki yılda yerel içerik üreticilerinin ve başta İnsan Kaynakları liderlerinin bu mecrayı sahiplenmesiyle büyük bir ivme kazandı. Geleneksel uzun eğitimlerin yerini "mikro öğrenme" modellerine bıraktığı ülkemizde, profesyoneller artık kendi dillerinde, yerel pazarın dinamiklerine uygun vaka analizlerini ve uzman görüşlerini podcastler aracılığıyla öğreniyor. Beyaz yaka dünyasının günlük operasyonlarından stratejik yetenek yönetimine kadar geniş bir yelpazede sunulan Türkçe podcast içerikleri, Türkiye’deki İK ekosisteminin daha şeffaf, paylaşımcı ve kolektif bir zekayla büyümesine aracılık ediyor.” “Podcast artık bir mikro öğrenme modeli” Podcastlerin iş dünyasındaki bu yükselişinin, bilginin demokratikleşmesi ve deneyimin dijital ortamda ölümsüzleşmesi adına bir dönüm noktası olduğuna dikkat çeken Başak Kavaklı Bilgin, “Günümüz dünyasında artan iş tempoları, farklı cephelerde verilen mücadeleler, azalan fırsatlar ve kaynaklar nedeni ile çevremde kimsenin kurumsal dünyada yaşadıklarını, iyi ya da kötü deneyimlerini ve öğrenilmiş derslerini birbiri ile paylaşma imkanının olmadığını görüyor, aynı dertten ben de muzdarip oluyordum. Bununla birlikte, iyi bir podcast dinleyicisi olarak 25 yıldır var olduğum kurumsal dünyada edindiğim deneyimler, kazanımlar, dostluklar ve tüm bunlardan ilham verecek hikayeler yaratma iştahım ile uzun zamandır ben de podcast dünyasına girmek istiyordum. Bu yüzden kendi podcastim Burada Yapılmışı Var’a başladım. Her bölümde alanında uzman bir iş profesyonelini konuk alıyorum. Bu podcast serisi ile amacım ister yeni mezun ister genel müdür olsun herkesin dinlediğinde bu yeni nesil öğrenme modeli ile deneyim ve hikayelerden ilham verecek notlar alması, kendi işine ışık tutması, yeni fikirlere, projelere zemin oluşturması. Gelecekte kurumsal iç iletişimden işveren markası stratejilerine kadar birçok alanda podcastlerin etkisinin katlanarak artmasını bekliyorum” dedi.

Yapay zeka ile reklam modelleri baştan yazılıyor Haber

Yapay zeka ile reklam modelleri baştan yazılıyor

Kullanıcıların bilgiye ulaşma, ürün araştırma ve satın alma kararlarını dönüştüren platformun e-ticaret alanına adım atması, dijital reklamcılıkta köklü bir dönüşümün kapısını aralayıp aralamayacağı sorusunu da beraberinde getirdi. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Dijital Pazarlama Okulu Kurucusu Yasin Kaplan, ChatGPT’de klasik reklam anlayışından ziyade, yapay zekâ ve makine öğrenimi destekli, bağlamsal reklam modellerinin ön plana çıkacağını belirtti. Kaplan, bu yeni dönemde kullanıcı odaklı, daha akıllı ve kişiselleştirilmiş bir dijital pazarlama alanının oluşacağını ifade etti. Her geçen gün büyümeye devam eden dijital pazarlama sektörü, yapay zekâ kullanımının artmasıyla birlikte yeni bir dönüşüm sürecine hazırlanıyor. ChatGPT’ye eklenen alışveriş özelliğiyle birlikte reklamların nasıl konumlanacağı tartışılırken, sektör; kullanıcı deneyimini merkeze alan, satın alma sürecini kısaltan ve marka–kullanıcı etkileşimini artıran yeni nesil reklam modellerine yöneliyor. Yapay Zekâ Destekli Alışveriş, Dijital Pazarlamanın Kurallarını Değiştiriyor ChatGPT’ye gelen alışveriş özelliğinin dijital reklamcılığı farklı bir boyuta taşıyacağına dikkat çeken Yasin Kaplan, şu değerlendirmelerde bulundu: “ChatGPT, yalnızca bir yapay zekâ aracı olmanın ötesine geçerek dijital reklamcılık açısından yepyeni bir mecra oluşturma potansiyeline sahip. OpenAI’nin açıkladığı reklam yaklaşımında en önemli nokta, reklamların ChatGPT’nin verdiği yanıtları etkilemeyecek olması ve yanıt bağımsızlığının korunması. Bu da kullanıcı güvenini koruyan, daha şeffaf bir reklam ekosistemi anlamına geliyor. Google ve Meta gibi büyük platformların dışında, daha etkileşimli, niş ve kullanıcıya özel bir alan oluşuyor. Burada ürünü arayan değil, ürün hakkında soru soran kullanıcıya ulaşmak mümkün hâle geliyor. Kullanıcının sorduğu sorular anlık olarak analiz edilerek, bağlamla uyumlu ve ihtiyaç odaklı reklamlar gösterilebilir. Bu yaklaşım, geleneksel dijital reklamlarda sıkça karşılaşılan reklam körlüğü sorununa da önemli bir çözüm sunabilir.” Kaplan, ChatGPT’de reklam alanlarının kontrollü ve ayrı alanlarda konumlanmasının dijital pazarlamanın dinamiklerini önemli ölçüde değiştireceğini vurgulayarak şöyle devam etti: “ChatGPT’de reklamların belirli alanlarda ve açık şekilde ‘reklam’ olarak etiketlenmesi, kullanıcı deneyimini bozmadan marka görünürlüğü sağlamayı mümkün kılacaktır. Bu durum, web sitelerindeki blog ve içerik alanlarının önemini daha da artırabilir. Kullanıcı faydasını önceleyen, bilgilendirici içerikler öne çıkarken; yalnızca ürünü değil, ürün bilgisini merkeze alan reklam çalışmalarının etkileşimi artacaktır. Artık Google’da üst sıralarda yer almak tek başına yeterli olmayacak. Yapay zekâ destekli içerik yönetimi ve çok kanallı görünürlük, dijital pazarlamanın temel unsurlarından biri hâline gelecek.” Dijital pazarlamada SEO’nun öneminin daha da artacağını belirten Kaplan, ChatGPT’nin kullanıcı alışkanlıklarını değiştirdiğine dikkat çekerek şunları söyledi: “ChatGPT ile birlikte kullanıcılar, klasik arama motorlarında yapmadıkları kadar uzun, detaylı ve net sorgularla ürün ve hizmet önerileri istiyor. ChatGPT ise bu taleplere; ürün görselleri, fiyat bilgileri, kullanıcı yorumları ve mağaza bağlantılarını içeren kapsamlı yanıtlar sunabiliyor. Örneğin ‘1000 TL ile 3000 TL arasında akıllı özelliklere sahip erkek saatleri önerir misin?’ gibi bir sorguda sistem, web üzerindeki farklı kaynakları analiz ederek en uygun seçenekleri kullanıcıya sunabiliyor. Bu kaynaklar yalnızca markaların kendi web siteleriyle sınırlı kalmıyor; bloglar, forumlar, haber siteleri, YouTube videoları ve diğer dijital platformlar da önemli referans noktaları hâline geliyor.” Kaplan, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Bu da markalar için önemli bir gerçeği ortaya koyuyor: Ürününüzün yalnızca kendi web sitenizde yer alması artık yeterli değil. Farklı platformlarda görünür olmak, ChatGPT gibi yapay zekâ sistemleri için güçlü bir referans oluşturuyor. Daha spesifik ve detaylı sorgulara verilen nokta atışı yanıtlar sayesinde kullanıcıların satın alma yolculuğu kısalıyor ve daha bilinçli hâle geliyor. Bu da dijital reklamcılıkta daha akıllı, daha hedefli ve kullanıcı odaklı bir dönemin başladığını gösteriyor.”

Dünya değişiyor; Kendinizi yenileyin Haber

Dünya değişiyor; Kendinizi yenileyin

Başta yapay zekâ olmak üzere dünyadaki gelişmelere kayıtsız kalınmaması gerektiğini belirten Başkan Öztürk, “Kendinizi yenileyin, geliştirin” çağrısı yaptı. Konya Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Konya İl Genç Girişimciler Kurulu, TOBB Konya Kadın Girişimciler Kurulu ve KTO Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi İşbirliğinde, KTO’nun ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Bir Fikirle Başlar” programında genç girişimcilerle bir araya geldi. TOBB Konya İl Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Erhan Öncan ve TOBB Konya Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Meryem Betül Özkardeş’in moderatörlüğünü yaptığı programda Başkan Öztürk, gençlere tavsiyelerde bulunurken, güncel ekonomik konularla ilgili sorulara da yanıt verdi. KTO önemli çalışmalar yürütüyor TOBB Konya İl Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Erhan Öncan, Kurul olarak genç girişimcilerin önünü açıcı çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Gerçekleştirilen toplantının genç girişimcilere yol göstermesi adına önemli olduğunu belirten Öncan, Başkan Öztürk’e katılımlarından dolayı teşekkür etti. TOBB Konya Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Meryem Betül Özkardeş de Konya Ticaret Odası’nın ve iştiraklerinin Konya ve ülkeye dair önemli çalışmalar yürüttüğünün altını çizerek, Başkan Öztürk’e programa katılımından dolayı teşekkür etti. Yeni dünya düzenini iyi kavramak gerekiyor Programda gençlere seslenen KTO Başkanı Selçuk Öztürk, girişimcilikte başarılı olabilmek için günümüz dünyasındaki gelişmeleri iyi anlamak gerektiğini vurguladı. Son dönemde dünyada sıra dışı gelişmeler yaşandığına dikkat çeken Başkan Öztürk; “Dünya uzun yıllardır güçlünün haklı olduğu bir düzeni yaşıyor. Ancak artık bu durumu gizlemeden açık açık uyguluyorlar. Bu anlamda dünyada artık yeni bir düzen hâkim olmaya başladı. Olağanüstü bir gelişme olmazsa, daha kuralsız bir dünya ekonomik sisteminde devam edeceğiz. Artık küreselleşme kavramı bitmeye başladı. Devletlerin ekonomik güç olarak daha fazla yer aldığı bir döneme doğru gidiyoruz. Yeni gelecekte bunları bilmemiz gerekiyor ki yeni girişimlerimizi buna göre şekillendirelim. Yeni dünyadaki siyasi ve ekonomik düzeni iyi kavramamız gerekiyor” dedi. Enflasyonla mücadele hepimizin sorumluluğunda Türkiye’nin dünyadaki yeni konjonktürü erken koklayabilen ülkelerden biri olduğunu ve bu durumun büyük avantaj getirdiğini belirten Başkan Öztürk, şöyle devam etti; “Yakın çevremizde yaşanan hadiseler sanırım ülkemizin gelişmelere adapte olmasını zorunlu kıldı. Elbette enflasyonla mücadele ettiğimiz zorlu bir dönemden geçiyoruz. Ancak gelecekten umutluyuz. Enflasyonda düşüş devam ediyor. Bu yılın ikinci yarısından itibaren ekonomideki iyileşme daha görünür hale gelecek. Enflasyonla mücadele önemli bir konu. Bu mücadele hepimizin sorumluluğundadır.” Konya; Daha fazlasını yapabilir Başkan Öztürk, Konya ekonomisi üzerine yaptığı açıklamada, Konya’nın son yıllardaki başarılarına dikkat çekti. Son 25 yılda Konya’nın Türkiye ortalamasının üzerinde bir grafik ortaya koyduğunu dile getiren Başkan Öztürk; “Konya ihracatta, üretimde, istihdamda kısaca ekonomideki hemen her parametrede Türkiye ortalamasının üzerinde bir gelişme gösteriyor. Ancak Konya’nın çok daha fazlasını yapabilecek potansiyeli var. Bunu da biliyoruz. Özellikle geçtiğimiz günlerde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından açıklanan yeni Sanayi Alanları Master Planı’yla sanayi üretiminin Anadolu’ya yayılması gündeme alındı. Bu da gösteriyor ki Konya ve bölgesinin geleceği daha umut verici” ifadelerine yer verdi. Kendinizi geliştirin ve değiştirin Başkan Öztürk genç girişimcilere önemli tavsiyelerde de bulundu. Özellikle Çin’in dünya ekonomisindeki konumuna dikkat etmek gerektiğinin altını çizen Başkan Öztürk, şunları kaydetti; “Bir üretim yapacaksanız, yeni bir yatırım yapacaksanız Çin’in o sektördeki durumunu analiz ederek yapın. Çünkü karşınızda orantısız bir güç var. Ucuz iş gücü üzerinden rekabet edebileceğinizi düşünerek iş yapmayın. Türkiye’de işçilik maliyetlerini hepimiz biliyoruz. Önümüzün çok açık olduğu sektörler var. Özellikle hizmetler sektörünü mutlaka gündeme alın. Türkiye hizmetler sektöründe çok başarılı. Avrupa da bu konuda Türkiye’ye olumlu bakıyor. Bir de son dönemde hepimizin takip ettiği üzere yapay zekâ diye bir olgu ortaya çıktı. Bu anlamda, yapacağınız işlerde yapay zekânın o sektöre etkilerini göz ardı etmeyin. Bunu olumsuzluk anlamında söylemiyorum. Yapay zekâ ile bazı sektörler ölecek diye bir durum söz konusu değil. Yapay zekâdaki gelişmelere göre kendinizi geliştirin ve değiştirin. Değişime karşı inat ederek başarı elde edemezsiniz. Yapay zekâ diye bir sel geliyor önümüze, bu sele karşı durmayın. Rekabetler sertleşecek. Buna göre planlamalar yapın. Özellikle verimlilik gibi konular gündeminizde olsun.” Finansal okur yazarlığın önemine de değinen Başkan Öztürk, bir firmanın sürdürülebilirliğinin finansal okur yazarlılıkla doğrudan ilgili olduğuna dikkat çekerek, iş insanlarının mutlaka bu konuda eğitim alması gerektiğini söyledi. KTO genç girişimcinin yanında KTO olarak genç girişimcilere destek olmak için büyük gayret gösterdiklerini de belirten Başkan Öztürk; “KTO Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi kurduk. Burada genç arkadaşlarımızın iş fikirleriyle gelmesini, KTO’nun bu fikirleri süzgeçten geçirdikten sonra bu fikirlerin yatırıma dönüşmesine katkı sunmak istiyoruz. Türkiye’nin her şeyi yapabilecek beşeri sermayesi var. Bu avantajımızı değerlendirmeliyiz” dedi. Programda Başkan Öztürk genç girişimcilerin sorularını yanıtladı, önerilerini dinledi.

Yapay zeka yatırımları güveni artırdı Haber

Yapay zeka yatırımları güveni artırdı

Malezya ringgiti, dolar karşısında Mayıs 2018’den bu yana en güçlü seviyesine yükselirken, hisse piyasalarında da güçlü bir ralli izlendi. Güçlü iç talep, turizm beklentileri ve veri merkezi yatırımları ringgiti desteklerken, yabancı yatırımcı girişleri KLCI endeksini 2018’den bu yana zirveye taşıdı. Bankacılık hisseleri ise endeksteki yükselişin ana itici gücü oldu. Ringgit yaklaşık yüzde 1 değerlenerek dolar karşısında 3,9678 seviyesini gördü ve Mayıs 2018'den beri en güçlü konumuna geldi. FTSE Bursa Malezya KLCI endeksi yüzde 1,2 civarında arttı. Ortak müdahaleye ilişkin endişelerin tetiklenmesi sonucu dolarda satışların yaşandığı diğer gelişmekte olan piyasalarla birlikte yerel varlıklar ralli yaptı. Malezya'nın büyüme ivmesinin bu yıl devam etmesi beklenirken, bunda dirençli yurtiçi talep, güçlü turist gelme olasılığı ve veri merkezi sektöründe hızlı genişleme beklentisi etkili oldu. Hong Kong merkezli fon yöneticisi Leonard Kwan, T. Rowe Price'ın gelişmekte olan Asya döviz piyasasında ringgit konusunda en yapıcı görüşe sahip olduğunu, çünkü ringgitin "yeterli enerji kaynaklarına sahip veri merkezleri için hedef olduğu ve turizm açısından iyi durumda olduğu"nu belirtti. Ringgit, bölgede iki yıl üst üste gösterdiği üstün performansın ardından Ocak ayından beri Asya'da en iyi performans gösteren para birimi. Oversea-Chinese Banking'den bir stratejist, yuan ve yendeki kazançların desteği ile potansiyel olarak 3,9650 seviyesine doğru güçlenmesini beklerken, Gama Asset Management bu çeyrekte kurun dolar karşısında 3,9'a yükselmesini öngörüyor. Goldman Sachs stratejislerine göre teknoloji ihracatı, doğrudan yabancı yatırımlar ve Malezya Merkez Bankası'nın bu yıl faizleri sabit tutma olasılığının 2026 yılında Güney Asya'daki emsallerine göre yeniden güçlü performans göstermesine yardımcı olabilir. Merkez Bankası geçen hafta faizleri sabit tuttu. Yabancı yatırımcıların geri dönüşü de hisse senetlerine desteği artırıyor. Küresel fonlar bu ay net olarak 256 milyon dolarlık yerel hisse senedi satın aldı. Bu, gelişmekte olan bölgesel emsaller arasında en yüksek rakam ve KLCI endeksinin 2018'den bu yana en yüksek seviyesine çıkmasına yardımcı oldu. Analistlere göre indirimli alımlar nedeniyle bankacılık hisseleri endeksin ana itici gücü oldu. Bursa Malezya Finans Endeksi yüzde 1,7 artışla yeni bir rekor seviyeye ulaştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.