SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yapay Zeka

Ekometre - Yapay Zeka haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapay Zeka haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

OYAK Çimento’nun küresel başarısı Haber

OYAK Çimento’nun küresel başarısı

OYAK Çimento, Dünya çimento sektörünü küresel ölçekte temsil eden ve sürdürülebilir gelişimi destekleyen Dünya Çimento Birliği (WCA - World Cement Association) tarafından düzenlenen WCA Health & Safety Awards kapsamında, PROJE2425 ile en büyük ödüle layık görüldü. Çevresel sürdürülebilirlik alanındaki inovatif çözümleriyle öne çıkan OYAK Çimento ayrıca, “Future of Cement: CarbonLess” karbon azaltım projesi ile de “İklim Eylemi” kategorisinde “Özel Takdir” ödülünü de kazandı. Uluslararası arenada tescillenen bu başarısını yapay zeka destekli izleme sistemleri ve İZGEM programı gibi sektöre yön veren dijital İSG uygulamalarıyla pekiştiren OYAK Çimento, insana değer veren yönetim anlayışını teknoloji odaklı yatırımlarıyla birleştirerek iş ve çalışan sağlığını önceliklendiren projelerle ve sürdürülebilirlik yaklaşımıyla sektöre öncülük etme misyonunu sürdürüyor. TCC Group Holdings çatısı altında, dünya devleri arasında yer alan şirket; dijitalleşme ve güçlü bir güvenlik kültürü üzerine inşa ettiği stratejisiyle, operasyonel süreçlerinde "sıfır iş kazası" hedefine doğru kararlı adımlarla ilerliyor. Ayrıca Aslan Çimento Fabrikası’nda hayata geçirilen “Future of Cement: CarbonLess” karbon azaltım projesi ile “Decarbonization via Alternative Fuels and SCMs” başlığında “İklim Eylemi” kategorisinde “Özel Takdir” ödülünü kazanarak çevresel sürdürülebilirlik alanındaki güçlü duruşunu da uluslararası ölçekte tescilledi. İZGEM Projesi: Sahada Güvenli Yol Arkadaşlığı Dönemi OYAK Çimento’nun İSG kültürünü sahada daha derin bir yapıya kavuşturmak amacıyla hayata geçirdiği İZGEM (İş Güvenliğinde Zihinsel Gelişim, Eğitim ve Mentorluk) projesi, 2026 yılı itibarıyla tüm fabrikalarda uygulama sürecine geçti. 96 Güvenlik Koçu ve 808 Güvenli Yol Arkadaşı’nın (Buddy) aktif katılımıyla yürütülen proje, güvenli davranışların karşılıklı gözlem ve geri bildirim yoluyla içselleştirilmesini sağlıyor. İZGEM ile sadece teknik önlemlerle yetinmeyen şirket, çalışanların birbirlerini gözlemleyerek olumlu davranışları pekiştirdiği ve riskli durumları tartışma yerine öğrenme ortamına dönüştürdüğü interaktif bir mentorluk sistemi kurmuş durumda. Yapay Zeka Destekli İzleme ve Dijital İSG Çözümleri Sektörde dijital dönüşümün öncüsü olan OYAK Çimento, yapay zekayı İSG süreçlerinin merkezine konumlandırıyor. "İSG Odak", "İSG Focus" ve "e-EKED" gibi projelerle güvenlik süreçleri manuel takipten çıkarılarak dijital ve otonom sistemlere devrediliyor. Özellikle e-EKED projesi, enerji kesme ve kilitleme prosedürlerini tamamen dijital ortama taşıyarak insan kaynaklı hataların önüne geçiyor. Şirketin teknoloji ortağı Fizix ile gerçekleştirdiği iş birliği ise sahadaki veri analitiğini bir üst seviyeye taşıyor. Bu kapsamda kullanılan yapay zeka destekli sistemler, olası riskleri önceden tahmin ederek proaktif bir güvenlik yönetimi sağlıyor. "Yapay Zekayı Otonom Karar Destek Mekanizması Haline Getiriyoruz" İş sağlığı ve güvenliğini bir zorunluluktan ziyade yaşam biçimi olarak gördüklerini belirten OYAK Çimento Ülke CEO’su Murat Sela, şirketin vizyonunu şu sözlerle özetledi: “CIMPOR-OYAK Çimento olarak 'Sıfır atık, sıfır kirlilik, sıfır emisyon' vizyonuyla hareket ediyor, dijitalleşme ve yapay zekâ destekli yönetim sistemleriyle operasyonel verimliliğimizi artırıyoruz. İSG süreçlerimizde dijital dönüşümü sağlayan 'İSG Odak', 'İSG Focus' ve 'e-EKED' gibi projelerimizin yanı sıra, Dünya Çimento Birliği (WCA) tarafından İSG ve İklim Eylemi alanlarında layık görüldüğümüz küresel ödüllerle bu başarımızı uluslararası seviyeye taşıyoruz. Stratejik yol haritamız doğrultusunda, yapay zekayı sadece bir izleme aracı değil, tüm fabrikalarımızda otonom bir karar destek mekanizması haline getiriyoruz. Fizix ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği gibi somut adımlarla İSG süreçlerimizi de dijitalleştirirken, bu küresel başarıları tüm operasyon ağımıza yaygınlaştırarak karbon emisyonlarını azaltmayı ve operasyonel mükemmelliği daha da geliştirmeyi hedefliyoruz." Sektör Standartlarını Aşan Eğitim ve Farkındalık Çalışmaları OYAK Çimento, yasal gerekliliklerin çok ötesinde bir eğitim programı uygulayarak çalışanlarının gelişimini destekliyor. Yüz yüze uygulanan interaktif eğitimler, sahadaki gerçek risk senaryolarıyla zenginleştiriliyor. Şirket, ÇEİS tarafından düzenlenen "İSG’ye Değer Katanlar Ödülleri"nde; "İş Güvenliğine Değer Katanlar", "Sağlığa Değer Katanlar" ve "İSG’ye Liderlik Yapanlar" kategorilerinde aldığı birinciliklerle bu alandaki başarısını taçlandırmaya devam ediyor.

KOBİ’lerde yeni rekabet alanı yapay zeka Haber

KOBİ’lerde yeni rekabet alanı yapay zeka

DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay’a göre KOBİ’ler için dijitalleşme artık bir teknoloji yatırımı değil, doğrudan bir bilanço ve rekabet meselesi. Onay, bulut ERP ve yapay zeka entegrasyonları sayesinde işletmelerin talep tahmininden stok yönetimine kadar birçok kritik kararı veriye dayalı alabileceğini söyledi. Rekabetin giderek keskinleştiği iş dünyasında KOBİ’ler için dijitalleşme artık bir seçenek olmaktan çıkıp hayatta kalma stratejisine dönüşmüş durumda. Geleneksel yöntemlerle ilerlemenin giderek zorlaştığını belirten DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, özellikle bulut tabanlı ERP sistemleri ve yapay zeka destekli veri analitiğinin işletmeler için yeni bir rekabet alanı yarattığını söyledi. KOBİ’lerde dijitalleşme e-dönüşümle başladı Türkiye’de KOBİ’lerin dijitalleşme yolculuğunun büyük ölçüde 2013 yılında başlayan e-fatura uygulamasıyla hız kazandığını belirten Onay, özellikle pandemi döneminin bu süreci hızlandırdığını ifade ederek, “E-fatura, e-arşiv ve e-irsaliye uygulamaları işletmelerin veriyi kağıttan kurtarıp dijital ortama taşımasını sağladı. Bu sadece mevzuat uyumu değil, aynı zamanda hatasız veri üretimi ve operasyonel hız anlamına geliyor.” dedi. Bulut teknolojileri KOBİ’lerin önündeki maliyet engelini kaldırdı Dijitalleşmenin ikinci aşamasının ise bulut bilişim olduğunu vurgulayan Onay, “Eskiden KOBİ’lerin sunucu, network ve donanım yatırımı yapması gerekiyordu. Bugün ise bulut teknolojileri sayesinde en küçük işletmeler bile dünyanın en güvenli veri merkezlerini kullanabiliyor. Üstelik sadece kullandıkları kadar ödeme yaparak finansal esneklik kazanıyorlar.” şeklinde konuştu. ERP sistemleri işletmenin tüm süreçlerini tek merkezde topluyor Dijitalleşmenin kalbinde ise ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) yazılımları bulunuyor. Bulut altyapısı üzerine kurulan bir ERP sisteminin işletmenin tüm süreçlerini bir araya getirdiğini belirten Onay, “Satın alma, üretim, stok yönetimi, depo, muhasebe ve satış gibi tüm operasyonların tek merkezden yönetilmesi mümkün oluyor. Bu sayede işletmeler anlık veriyle karar alabiliyor ve operasyonel hataları ciddi ölçüde azaltabiliyor. Yapay zeka ERP verilerini analiz ederek erken uyarı sistemi oluşturuyor Son yıllarda ERP sistemlerinde en hızlı gelişen alan ise yapay zeka entegrasyonu. ERP sistemlerinde yıllar içinde devasa bir veri birikiyor. Yapay zeka bu veriyi analiz ederek işletmelere talep tahmini, stok optimizasyonu, nakit akışı planlaması ve makine bakım tahmini gibi kritik konularda erken uyarı sistemi sunabiliyor.” dedi. KOBİ’ler için “terzi usulü yazılım” dönemi Her sektörün ihtiyaçlarının farklı olduğunu vurgulayan Onay, standart yazılımların her zaman yeterli olmayabileceğini söyleyerek, “Bir otomotiv yan sanayi firmasının kalite kontrol süreçleriyle bir tekstil üreticisinin varyant takibi ya da bir gıda üreticisinin son kullanma tarihi yönetimi tamamen farklıdır. Bu nedenle ERP sistemlerinin işletmenin DNA’sına uyum sağlayacak şekilde özelleştirilebilmesi büyük önem taşıyor.” dedi. Low-code platformlarla hızlı yazılım geliştirme DİA Yazılım’ın bu ihtiyaca yönelik geliştirdiği low-code platform sayesinde işletmelere özel uygulamaların hızlı şekilde geliştirilebildiğini belirten Onay, şu örneği verdi: “Şirket içi WhatsApp hattı üzerinden yapılan bir izin talebi bile yapay zeka tarafından yorumlanarak ERP sistemine işlenebilir ve bordro süreçlerine kadar entegre edilebilir. Aynı şekilde bayiler için geliştirilen chatbot’lar üzerinden cari hesap ekstresi veya sipariş bilgileri anında paylaşılabiliyor.” “Dijitalleşmeyi doğru uygulayan KOBİ’ler rekabette öne çıkıyor” Suha Onay, sözlerini “Dijitalleşme; e-dönüşümle veriyi dijitalleştirmek, bulutla veriyi özgürleştirmek ve sektöre özel ERP çözümleriyle bu veriyi gerçek bir verimliliğe dönüştürmekten oluşan bir yolculuk. Teknolojiyi işletmesinin karakterine uygun şekilde kullanan KOBİ’ler hem bugünün hem de geleceğin pazarında güçlü şekilde var olabiliyor.” diyerek bitirdi.

Bankaların %11’i güvenilir yapay zeka yetkinliğine ulaşabildi Haber

Bankaların %11’i güvenilir yapay zeka yetkinliğine ulaşabildi

Bankacılıkta güven bir tercih değil, temel bir gerekliliktir. Ancak bankalar yapay zeka yatırımlarını diğer sektörlere kıyasla daha hızlı artırıyor. Buna rağmen çoğu kurum, bu teknolojiyi güven oluşturacak yönetişim, gözetim ve altyapıdan yoksun şekilde hayata geçiriyor. IDC’nin araştırma verilerine dayanan SAS Veri ve Yapay Zeka Etki Raporu: Güven Esası (The Trust Imperative), sektördeki bu temel çelişkiye dikkat çekiyor. Araştırmada, incelenen dört sektör arasında bankacılık; hem yapay zeka harcamalarında hem de güvenilir yapay zeka uygulamalarının benimsenmesinde kamu, sigorta ve yaşam bilimleri sektörlerini geride bırakıyor. Nitekim bankaların yaklaşık dörtte biri (%23), IDC’nin Güvenilir Yapay Zeka Endeksi’nde en yüksek seviyede yer alıyor. Ancak bu avantajlara rağmen, kurumların büyük çoğunluğu raporun "ideal durum" olarak tanımladığı "yüksek iç güven ve kanıtlanmış güvenilirlik" kombinasyonunun çok uzağında kalıyor. Rapora göre: Bankaların yalnızca %11’i hem kurum içi yapay zekâ güvenini yüksek seviyede tesis edebilmiş hem de somut olarak güvenilirliği kanıtlanmış yapay zekâ sistemlerine sahip. Bankaların yaklaşık yarısı (%47) IDC’nin “güven ikilemi” olarak tanımladığı noktada konumlanıyor. Bu kurumlar ya güven eksikliği nedeniyle güvenilir yapay zekayı yeterince kullanamıyor ya da doğrulanmamış sistemlere aşırı bağımlı hale geliyor. SAS Risk, Dolandırıcılık ve Uyum Çözümlerinden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Stu Bradley, konuya ilişkin şunları söyledi: “Güvenilir yapay zeka söz konusu olduğunda bankacılık, bu çalışmadaki tüm sektörlerin önünde yer alıyor. Buna rağmen çoğu bankanın temel hazırlık seviyesi olması gereken noktanın oldukça gerisinde kalıyor. Yaklaşık 10 bankadan 9'u henüz güven algısını somut kanıtlarla hizalayamadı ve her beş bankadan biri hâlâ izole edilmiş (silo) veri yapılarıyla çalışıyor. Yapay zeka hedefleri ile hazırlık seviyesi arasındaki bu boşluğu kapatmak, tüm bankalar için yönetim katında bir öncelik olmalıdır.” Yatırımlar artıyor, ancak temeller hâlâ kırılgan Dünya genelinde 2.375 BT ve iş dünyası liderinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, endişe verici bir tabloyu ortaya koyuyor: Yapay zeka yetkinliklerine yapılan yatırımlar; bu teknolojiyi güvenilir kılan "sorumlu inovasyon" ilkeleri ile yapılan yatırımlarla eşleşmiyor. Tek bir model hatasının bile ağır düzenleyici cezalara yol açabileceği veya müşteri güvenini bir gecede yerle bir edebileceği bu sektörde, söz konusu kopukluk ciddi bir risk arz ediyor. Sorun yatırım eksikliği değil: Bankaların yapay zeka harcama grafiği, araştırmadaki diğer tüm sektörlerin üzerinde seyrediyor. Bankaların %60’ı bu alanda %4 ile %20 arasında bir büyüme beklerken, %12’lik bir kesim çok daha keskin artışlar öngörüyor. Bu ivmeye rağmen, çalışmada şu kritik temel yapısal zayıflıklara dikkat çekiyor: Veri siloları: Bankaların %19’u hâlâ silo veri altyapısıyla faaliyet gösteriyor; bu oran araştırmadaki en yüksek seviye. Yetersiz veri temelleri: Bankaların önemli bir bölümü etkin veri yönetişimi (%45) ve/veya merkezi ya da optimize edilmiş veri altyapısından (%41) yoksun. Yetenek açığı: Kurumların %42’si uzmanlaşmış yapay zekâ yetkinliklerinde eksiklik yaşıyor. Bu sorunları aşmak için bankaların %52’si yapay zekâ mimarisini genişletmeyi, %43’ü ise özel yapay zekâ ekipleri kurmayı veya büyütmeyi planlıyor. Ancak yalnızca %31’i doğrudan yapay zekâ modellerinin geliştirilmesi ve iyileştirilmesine odaklanmayı hedefliyor. Bu da karşı karşıya olunan engellerin teorik değil, doğrudan yapısal olduğunu ortaya koyuyor. IDC Yapay Zeka ve Otomasyon Bölümü Araştırma Direktörü Kathy Lange, “Bankacılık sektörü yapay zekanın potansiyelini açıkça anlıyor, ancak anlamak ile uygulamak aynı şey değil. Güçlü veri mimarileri, yönetişim çerçeveleri ve yetkin insan kaynağı olmadan bankalar, yatırım getirisi (ROI) sağlayamayan projelere kaynak ayırma riskiyle karşı karşıya kalır. Daha da önemlisi, bu durum güven temelini zedeleyebilir.” uyarısında bulundu. Yapay zekada gerçek değer: maliyet değil, inovasyon Rapor, yapay zekânın bankacılıktaki temel değerinin maliyet azaltımı olduğu yönündeki yaygın varsayımı da sorguluyor. Buna karşılık bankacılık sektörü, yapay zekâdan elde edilen değerin ana kaynağı olarak süreç verimliliği yerine ürün ve hizmet inovasyonunu önceliklendiren tek sektör olarak öne çıkıyor. Sektörler arası yatırım getirisi (ROI) verileri de bu yaklaşımı destekliyor. Yapay zekayı müşteri deneyimini iyileştirmek için kullanan kurumlar, yapılan her 1 dolarlık yatırım karşılığında 1,83 dolar ile en yüksek getiriyi elde ediyor. Pazar payını artırmaya odaklananlar 1,74 dolar ile ikinci sırada yer alırken, maliyet tasarrufuna odaklananların getirisi 1,54 dolar ile en düşük seviyede kalıyor. Ayrıca güvenilir yapay zekâyı önceliklendiren kurumların, yapay zekâ yatırımlarından elde ettikleri toplam getiriyi iki katına çıkarma olasılığı %60 daha yüksek. Bankalar aynı zamanda agentic AI (ajan tabanlı yapay zeka) konusunda diğer sektörlere göre daha kararlı adımlar atıyor. Kurumların yaklaşık üçte biri, daha otonom sistemleri desteklemek için güvenilir yapay zeka yatırımlarını artırmayı planlıyor. Ancak yapay zeka sistemleri daha fazla karar verme yetkisi kazandıkça, zayıf yönetişimin doğuracağı sonuçlar da bir o kadar ağırlaşıyor. SAS Global Finansal Hizmetler Direktörü Alex Kwiatkowski ise şunları söyledi: “Düzenleyici kurumlar ve müşteriler süreci yakından takip ediyor. Şu anda bankaların neredeyse yarısı ya doğrulanmamış yapay zekalar kullanıyor ya da onayladıkları teknolojileri hayata geçirmekte tereddüt ediyor,” diyerek ekledi: “Hiçbir banka bu rekabetçi rekabette geri planda kalan oyuncu olmak istemez ancak maliyet tasarrufu tek başına onları yarışta tutmaya yetmeyecektir. Kazananlar; yönetişim, açıklanabilirlik, şeffaflık ve güçlü veri temellerine işi ölçeklendirmeden önce, yani henüz bir şeyler bozulmadan yatırım yapan bankalar olacak.” dedi.

Finans dünyasının karar vericileri TechFinTech 2026’da buluştu Haber

Finans dünyasının karar vericileri TechFinTech 2026’da buluştu

4. defa gerçekleşen etkinlikte, dijital finans ekosisteminin bugünü ve geleceği çok boyutlu bir perspektifle ele alındı. Ana sponsorluğunu Mayasoft’un üstlendiği etkinlikte; gerçek zamanlı ekonomi, yapay zekâ destekli finansal karar mekanizmaları, gömülü finans ve otonom sistemler gibi kritik başlıklar yoğun bir program kapsamında değerlendirildi. Türkiye’nin finans ve teknoloji alanındaki stratejik buluşmalarından biri olarak konumlanan TechFinTech’te yalnızca mevcut dönüşümü değil, finansın geleceğinin nasıl şekilleneceğini de çok boyutlu bir perspektifle ele alındı. Bilişim Zirvesi Etkinlik Şirketi tarafından 4. kez gerçekleştirilen etkinlikte, gerçek zamanlı ekonomi, yapay zekâ destekli finansal karar mekanizmaları, gömülü finans ve otonom sistemler gibi kritik başlıklar büyük ilgi gören oturumlarda kapsamlı şekilde değerlendirildi. Finansın Yeni Oyun Kuralları TechFinTech Sahnesinde TechFintech 2026 açılış konuşmasını BTHaber Genel Yayın Koordinatörü Ayhan Sevgi yaptı. Sevgi, “Finansal Dijitalleşmenin Yeni Evresi” başlıklı açılış konuşmasında, “Son 3 yıl durgunluk yaşayan fintech dünyası, 2025’te küresel yatırımların 116 milyar dolara ulaşmasıyla yeniden yükselişe geçti. Fintech’ler artık alternatif değil, geleceğin finansal altyapısı olarak konumlanırken; Türkiye’de sektör yaklaşık 214 milyon dolarlık yatırım ile startup yatırımlarında işlem hacmi bakımından ikinci sıraya yerleşti. Yatırımcı ilgisi varlık yönetimi ve yatırım odaklı çözümlere kayarken, özellikle dolandırıcılık önleme ve kritik skorlama alanlarında yapay zeka algoritmaları, operasyonel maliyetleri düşürerek verimliliği ana yatırım odağı haline getiriyor. Bu teknolojik gelişmelerin yakın gelecekte fintech sekötürnün en önemli belirleyicisi olacağı tahmin ediliyor” dedi. Etkinliğin ana konuşmacısı Deloitte Sorumlu Ortak ve Blokzincir Hizmetleri Lideri Uğur Kağan Dinçsoy, konuşmasında “Finansın Yeni Denkleminde Kim Nerede?” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Dinçsoy sunumunda “Fintech dünyasında son dönemde dikey yapılardan yatay modellere geçiş hızlanırken, şirketler yazılım ve BT süreçlerini dış kaynak kullanmak yerine kendi bünyelerine alarak daha hızlı ve verimli büyümeye yöneliyor. Yapay zeka uygulamaları kullanıcı harcamalarında oyun harcamalarını geride bırakmaya başlarken, bu durum önemli bir trend değişimine işaret ediyor. Türkiye’de artan yatırım ilgisi ve global oyuncuların potansiyel girişleriyle birlikte rekabetin daha da sertleşmesi bekleniyor. Hyperscaler yatırımlarının Türkiye’ye gelmesiyle regülasyon kaynaklı sıkışıklıkların azalacağı öngörülüyor. Bankacılık tarafında ise platform bankacılığına ek olarak servis bankacılığı modeli öne çıkarken, müşteri deneyimi de merkeze yerleşiyor. Kripto varlıklar tarafında ise sıkılaşan regülasyonlarla birlikte saklama hizmetleri yeni dönemin temel başlıkları haline geliyor. Tüm bu dönüşüm içinde fintech şirketleri için artık sadece büyüme değil; risk yönetimi, uyum ve sürdürülebilir kârlılık en kritik öncelikler olarak öne çıkıyor” dedi. Ana sponsor Mayasoft’un CEO’su Yasin Aşır, “Finansın Yeni Altyapısı: Gerçek Zamanlı, Akıllı, Kesintisiz” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Aşır sunumunda; “Finansın yeni işletim sistemi yazılırken müşteri deneyimi veriyle tamamen entegre hale gelmiş durumda; karar alma süreçleri köklü bir dönüşüm yaşıyor. Eskiden sezgisel ve tecrübeye dayalı kararlar alınırken, bugün veriyi bir ‘yakıt’ gibi kullanarak iş zekâsı çıktıları ve algoritmalarla daha akıllı, veri odaklı kararlar veriliyor. Bu yapıya yapay zekanın eklenmesiyle çok daha güçlü sonuçlar ortaya çıkıyor. Yapay zeka günlük hayatımızda ve finans sektöründe aktif şekilde kullanılmaya başlanmış olsa da hangi ölçekte, hedefle ve regülasyon çerçevesinde kullanılacağı hâlâ kritik bir soru olarak duruyor. Öte yandan artan entegrasyonlar ve genişleyen API ekosistemi sistemleri daha kırılgan hale getirirken, saldırı yüzeylerinin büyümesi ve yapay zeka destekli tehditlerdeki artış bu riski daha da belirgin kılıyor. Bu nedenle geleceğin kazananları yalnızca teknolojiyi kullananlar değil; yapay zekayı güvenli ve regülasyonlara uyumlu şekilde kurumsallaştıran, altyapıyı güçlü ve esnek kurgulayan, ekosistemi güvenle yöneten ve operasyonlarını kesintisiz sürdürebilen kurumlar olacak. Yarının kazananları ekosistemi kuran değil, güvenle yöneten olacak” dedi. Finansta Karar Mekanizması Yeniden Şekilleniyor Verinin karar verme süreçlerindeki yeri ve etkisinin panelistler tarafından ele alındığı “Veriyle Karar Veren C-Suite” ana panelinin moderatörlüğünü BTHaber Başkanı Murat Göçe üstlendi. Murat Göçe giriş konuşmasında “Bir zamanlar bankacılık işlemleri hesap cüzdanına bağlıydı; bugün ise fintech ve yapay zekâ ile bambaşka bir noktadayız. Eskiden başka bir şubeden para çekmek günler sürerken, bugün finans dünyası hız ve teknolojiyle yeniden şekilleniyor. Artık sadece bankalar değil; fintech’ler, ödeme sistemleri ve yapay zekâ da finansın merkezinde yer alıyor” diyerek alınan yola dikkat çekti. Panel konuğu Koç Finans CFO’su Doğu Özden, “Veri ve yapay zekâ aslında karar vermiyor; önemli bir girdi sağlıyor ancak burada hala karar verenler veriyi yönetenler. Ancak burada veriyi zaman zaman kutsallaştırdığımızı da düşünüyorum. Burada veriye karşı çok duygusal olmadan onu yöneterek o duygusallığı tecrübe ile sonraki aşamaları devreye almamız gerekir. Veri bize sadece bir fotoğraf sunuyor ve bu fotoğraf çoğu zaman soğuk olabilir. Günün sonunda o kararı verirken bu fotoğrafın üzerine bağlamı, tecrübeyi ve insan faktörünü eklemek gerekir. Bu yüzden bugün geldiğimiz noktada yapay zekâdan ziyade hibrit zekânın, yani insan ve yapay zekânın birlikte çalışmasının daha doğru olduğunu düşünüyorum” açıklamasında bulundu. Panelde görüşlerini paylaşan bir diğer konuk isim ING Türkiye IT Direktörü Hale Kocabıyık, “Veri üretimi ve anlamlandırılması hiç olmadığı kadar hızlandı; bu da doğal olarak kararların aynı hızda alınması beklentisini doğurdu. Ancak organizasyonlarda her kararın doğası farklıdır. Bu nedenle mesele, veri ile karar alma süreçleri arasındaki bir hız farkı değil; kararların doğası gereği farklı hız ihtiyaçlarına sahip olmasıdır. Bu bağlamda asıl kritik konu, hangi kararın ne şekilde ve hangi hızda verilmesi gerektiğini doğru tasarlayabilmek, yani sağlam ve işlevsel bir karar mimarisi kurabilmektir. Bu başarıldığında, kararın ihtiyacı ile veri akışı zaten doğal olarak senkronize olur” diyerek görüşlerini aktardı. Ana panel sponsoru HPE İş Geliştirme ve Dönüşüm Projeleri Yöneticisi Mert Sarıkaya ise “Veri, kararın tek kaynağı değil; çoğu zaman insanlar sezgileriyle bir noktaya geliyor ve veriyi bunu desteklemek için kullanıyor. Bunun arkasında insan psikolojisi, ön yargılar ve veriyi seçme biçimimiz yatıyor. Ayrıca veri bize geçmişi ve bugünü gösterirken, biz karar verirken geleceği tahmin etmeye çalışıyoruz. Bu noktada bağlam, sezgi ve tecrübe devreye giriyor ve nihai kararı şekillendiriyor. Yapay zekânın yükselişiyle birlikte kararların bir kısmını makinelere bırakıyoruz; ancak asıl soru artık şu: İnsan bu sürecin neresinde konumlanacak ve nasıl değer katacak?” dedi. Bulut, GPU ve Yapay Zekâ ile Finansın Yeni Altyapısı “Finans Sektöründe Dijital Dayanıklılık: Bulut, Regülasyon ve Süreklilik” başlıklı oturumda konuşan İşNet Satış Direktörü Pınar Tüfenkci, “Yapay zekâ dönüşümünün etkisi hızla artarken, İşNet olarak GPU as a Service hizmetimizle şirketlerin NVIDIA H100 ve H200 gibi güçlü GPU’lara bulut üzerinden, donanım yatırımı yapmadan erişmesini sağlıyoruz. Bu yapı, Türkiye’nin finans bulutu gereklilikleri ve KVKK uyumluluğu gözetilerek tasarlandı; böylece kurumlar hem yüksek işlem gücüne hem de güçlü veri güvenliği altyapısına sahip oluyor. GPU tabanlı altyapımız ve akıllı yönetim katmanımız sayesinde yapay zekâ uygulamalarını güvenli, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir şekilde çalıştırarak fintech ekosisteminin dönüşümüne katkı sunuyoruz” dedi. Aynı oturumda yer alan Upsonic Co-Founder & CEO’su Taygun Alban ise “Upsonic olarak elektronik para kuruluşları, bankalar ve finansal kurumların dijital dönüşüm süreçlerinde aktif rol alıyor, fintech süreçlerini uçtan uca yapay zekâ ile otomatize etmeyi hedefliyoruz. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz AI ajanlar, özellikle işe alım gibi karmaşık süreçlerde evrak toplama, doğrulama ve analiz adımlarını otomatikleştirerek operasyonel yükü önemli ölçüde azaltıyor. Ancak bu sistemlerin sürdürülebilir şekilde çalışabilmesi için güçlü, güvenli ve regülasyona uygun bir altyapı kritik önem taşıyor. Bu noktada İşNet ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği, yalnızca yüksek GPU kapasitesi ve yerel veri uyumluluğu sağlamakla kalmadı; aynı zamanda sunduğu esnek ve ölçeklenebilir altyapı sayesinde hem maliyet optimizasyonu sağlıyor hem de sürdürülebilir ve güvenilir bir büyüme modeli oluşturabiliyoruz” dedi. “Finansta Yapay Zekâ ile Değer Yaratmak: Bugün Ne Mümkün?” başlıklı sunumu gerçekleştiren Oredata COO’su Çağlar Kara, “Bugün dünya genelinde her 10 şirketin 9’u yapay zekâ ile ilgili çalışmalar yürütüyor; ancak bu projeleri ölçekleyebilen şirketlerin oranı hâlâ oldukça sınırlı. Kurumlar strateji tarafında belirli bir olgunluğa ulaşmış olsa da veri altyapısı ve organizasyonel kültür, dönüşümün önündeki en büyük engeller olarak öne çıkıyor. Yapay zekâ projelerinde başarıyı belirleyen unsur yalnızca teknoloji değil; aynı zamanda kurumların bu değişime ne kadar hızlı uyum sağlayabildiğidir. Bu nedenle kısa sürede değer üreten, ölçülebilir ve önceliklendirilmiş projelerle ilerlemek kritik önem taşıyor. Yapay zekâ artık bir tercih değil, rekabet gücünü korumak isteyen kurumlar için stratejik bir zorunluluk haline gelmiş durumda. Doğru kurgulanmış projelerle kurumlar, yatırım geri dönüşünü çok daha hızlı şekilde elde edebiliyor” diyerek görüşlerini paylaştı. “Finansın Kör Noktası, Erişilemeyen Müşteri Kitlesi” başlıklı sunumda Binclusive Kurucu Ortak Atakan Nalbant, “Finansın en kritik ancak çoğu zaman göz ardı edilen alanı erişilebilirlik. Bugün milyonlarca kullanıcı için mesele yalnızca teknolojiye ulaşmak değil, o teknolojiyi gerçekten kullanabilmek. Doğru tasarlanmayan dijital deneyimler kullanıcıları sistemin dışında bırakırken, erişilebilirlik artık sadece bir kullanıcı deneyimi konusu değil; aynı zamanda kurumlar için regülasyon, sorumluluk ve sürdürülebilir büyümenin temel bir parçası haline geliyor. Bu nedenle erişilebilirliği her yeni ürün ve özellikte temel bir öncelik olarak ele almak gerekiyor. Çünkü erişilebilirlik sağlandığında yalnızca belirli bir kullanıcı grubu değil, tüm kullanıcı deneyimi daha güçlü ve kapsayıcı hale geliyor” dedi. Ekonomist Dr. Hakan Yurdakul ise “Yeni Ekonomik Düzende Finans” başlıklı sunumunda; FinTech ekosisteminin üç katmanlı bir yapıdan oluştuğunu belirtti. İlk katmanda elektronik para ve ödeme kuruluşları ile dijital bankaların, ikinci katmanda analitik yapıların, üçüncü katmanda ise son kullanıcıya ulaşan dijital ödeme, müşteri sadakati ve gömülü finans uygulamalarının yer aldığını ifade eden Yurdakul, “Bu katmanlar arasında güçlü bir entegrasyon ve iş birliği sağlanması durumunda ekosistemin hızlı büyüyecek. Aksi durumda rekabet ve koordinasyon eksikliğinin önemli bir potansiyelin kaçırılmasına yol açabilir” dedi. Finans Dünyasında Dönüşüm ve Yeni Nesil Yaklaşımlar Bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilen TechFinTech etkinliği, sektörün fikir önderlerini ve karar vericilerini bir araya getirerek katılımcılara farklı bakış açıları kazandırdı. Birbirinden farklı sunumlarıyla konuşmacı olarak etkinliğe değer katan isimler arasında; Boyner Büyük Mağazacılık CTO’su Cihan Yıldız, OdeaTech Data Yönetimi Direktörü Gamze Kaplan Gökalp, TFI Holding Group CFO’su Furkan Ünal, Dünya Katılım Bankası Servis ve Ekosistem Bankacılığı Direktörü Dr. Erhan Bahtiyar, MasterLabs Kurucu & CTO’su Kerem Çeliker, Hannover Fairs Turkey BT Dijitalleşme Projeleri ve Veri Yönetimi Direktörü Cihan Keser ve Trakya Yatırım Holding Teknoloji Başkanı Ümit Bilik yer aldı. Güçlü iş birlikleriyle hayata geçirilirken Techfintech’in bu yılki ana sponsoru Mayasoft oldu. Ana panel sponsorluğunu HPE üstlenirken, etkinliğin premium sponsorları İşNet ve Oredata oldu. Binclusive ve MasterLabs sunum sponsorları, E-Güven, Infotelica, İzometri, Pax, Techincube, Verion, Vesta ve WGuard ise tanıtım sponsorları olarak etkinlikte yer aldı. Hizmet sponsorları tarafında ise Ajans Press, Eti Danışmanlık, Faselis, Megisty, Pax, Postaban, Sirius ve Ventus Creative markaları yer aldı.

Mac Mini yerel yapay zeka Haber

Mac Mini yerel yapay zeka

Özellikle yüksek bellek konfigürasyonlu Mac Mini ve Mac Studio modellerinde teslimat süreleri 12 haftaya kadar uzarken, niş bir ürün olarak görülen Mac Mini stratejik bir altyapı birimine dönüştü. Apple'ın donanım portföyünde uzun süredir ikincil bir konumda yer alan Mac Mini ve Mac Studio, küresel yapay zeka ekosistemindeki stratejik dönüşümün yeni merkezi haline geldi. Geliştiricilerin ve ileri düzey kullanıcıların bulut tabanlı sistemlerden uzaklaşarak ‘cihaz üzerinde çıkarım’ (on-device inference) modellerine yönelmesi, Apple’ın tedarik stratejisini zorluyor. Consumer Intelligence Research Partners (CIRP) verilerine göre geçen yıl ABD’deki Mac satışlarının yalnızca yüzde 3'ünü oluşturan Mac Mini, yerel yapay zeka ajanlarını çalıştırmak isteyen kullanıcılar için en erişilebilir donanım seçeneği haline gelince satış grafikleri radikal bir değişim sergiledi. Yerel çıkarım ekonomisi ve bellek darboğazı Bu talep patlamasının merkezinde, Büyük Dil Modellerini (LLM) yerel olarak çalıştırmak için gereken yüksek bellek kapasitesi yer alıyor. Özelleştirilmiş yapay zeka ajanları için on gigabaytlarca RAM ihtiyacı duyulması, kullanıcıları yüksek konfigürasyonlu Apple Silicon sistemlerine yönlendiriyor. Cihaz üzerinde çıkarım yapmak, kullanıcıları bulut servislerinin belirteç tabanlı fiyatlandırma modellerinden ve kullanım sınırlarından koruduğu için maliyet odaklı bir avantaj sunuyor. Teslimatlar 12 haftayı buluyor Ancak bu eğilim, Apple’ın dijital mağazasında ciddi bir stok krizine dönüşmüş durumda. Şu an itibarıyla 32 GB RAM'e sahip M4 Mac Mini ve 64 GB RAM kapasiteli M4 Pro modelleri web sitesinde temin edilemiyor. Bazı üst düzey konfigürasyonlar için sevkiyat süreleri 12 haftaya kadar çıkarken, benzer bir arz sıkıntısı Mac Studio modellerinde de gözlemleniyor. Dikkat çekici bir veri olarak; 128 GB'a kadar RAM sunan MacBook Pro modellerinde teslimat sürelerinin kısa kalması, darboğazın tüm platformdan ziyade belirli masaüstü segmentlerinde yoğunlaştığını kanıtlıyor. Analist projeksiyonu Sektör analistleri, Apple’ın karşı karşıya kaldığı bu durumu ‘talep yanlış hesaplaması’ olarak yorumluyor. IDC Başkan Yardımcısı Francisco Jeronimo’ya göre teknoloji devi, birkaç ay öncesine kadar öngörülmesi güç olan bir ivmeyle, OpenClaw (Clawdbot) gibi açık kaynaklı yapay zeka araçları için donanım toplayan kitleye hazırlıksız yakalandı. Yerel ajan dağıtımını kolaylaştıran projelerin olgunlaşması, Mac Mini gibi makineleri geleneksel birer uç nokta olmaktan çıkarıp hafif birer yapay zeka altyapısına dönüştürdü. Stok yönetimi Apple’ın temkinli stok yönetimi de kısıtlamaların bir diğer nedeni olarak görülüyor. CIRP kurucu ortağı Michael Levin, Apple’ın Mac Mini gibi niş ürünlerde aşırı üretim riskinden kaçındığını ve talebin aniden düşmesi durumunda elde kalacak bir yıllık stok riskini almak istemediğini belirtiyor. Öte yandan, stoklardaki bu azalmanın M5 çip döngüsü öncesi bir temizlik olabileceği ihtimali üzerinde durulsa da, Omdia baş analisti Kieren Jessop, mevcut durumun tüm modelleri değil sadece yüksek bellekli konfigürasyonları etkilemesinin bu tezi zayıflattığını vurguluyor. Küresel bellek pazarı Yapay zeka altyapı yatırımları dünya genelinde RAM talebini artırarak PC ve akıllı telefon pazarlarında kıtlıklara yol açmaya devam ediyor. Apple, belleği doğrudan sistem çipi (SoC) mimarisine entegre eden dikey yapısı sayesinde dış pazardaki bazı dalgalanmalardan korunsa da, mevcut talep yoğunluğu bu korumayı test ediyor. Sektör temsilcileri, Apple’ın bellek temininde zorlandığı bir senaryoda diğer üreticilerin çok daha ağır operasyonel krizlerle karşılaşabileceği konusunda hemfikir. Apple'ın bu stratejik ‘baskı noktasını’ nasıl yöneteceği, yerel yapay zeka donanım pazarının kısa vadeli geleceğini belirleyecek.

Şişecam’ın 'Geleceğe ilerleyen kadınlar’ projesi tamamlandı Haber

Şişecam’ın 'Geleceğe ilerleyen kadınlar’ projesi tamamlandı

Kurulduğu günden bu yana üretimden Ar-Ge’ye, satış-pazarlamadan bilgi teknolojilerine kadar her alanda kadınların iş hayatında var olmasını destekleyen Şişecam, 2025 yılının sonunda başladığı Geleceğe İlerleyen Kadınlar sosyal sorumluluk projesinin ilk etabını tamamladı. İstanbul, Kocaeli, Mersin, Eskişehir, Bursa, Kırklareli, Ankara, Balıkesir ve Denizli’den 960 genç kadın, STEM, yapay zekâ, öz gelişim ve liderlik alanında toplam 13 eğitim aldı. Program boyunca ayrıca 7 farklı deneyim aktarım seansında Şişecam’ın liderleri katılımcılarla bir araya geldi. 48 yeni proje fikri geliştirildi Program sonunda düzenlenen ideathon kapsamında katılımcılar, toplumsal fayda yaratmaya yönelik 48 yenilikçi proje fikri geliştirdi. Bu projeler teknoloji, sürdürülebilirlik, toplumsal cinsiyet eşitliği, yerel kalkınma ve sosyal inovasyon gibi farklı alanlarda çözüm önerileri sundu. Toplumsal cinsiyet eşitliğini kurumsal bir değer olarak benimseyen Şişecam, “Geleceğe İlerleyen Kadınlar” programıyla genç kadınların potansiyellerini keşfetmelerine, teknolojiye ve geleceğin becerilerine erişim sağlamalarına destek olmaya devam edecek. Program, bilimsel çerçeveye dayanarak hazırlandı UNESCO ve küresel eğitim politikaları; kapsayıcı eğitim, mentorluk, rol modellerle buluşma ve teknoloji odaklı beceri gelişiminin, genç kadınların akademik ve profesyonel yaşama güçlü bir başlangıç yapmalarında kritik rol oynadığını vurguluyor. Şişecam’ın “Geleceğe İlerleyen Kadınlar” programı tam da bu bilimsel çerçeveye dayanarak tasarlandı. Program, genç kadınların geleceğin becerilerine erişimini artırmak, STEM ve yapay zekâ alanlarında güçlendirmek, inovasyon süreçlerine katılımlarını desteklemek ve toplumsal cinsiyet eşitliği bilincini yaygınlaştırmak amacıyla hayata geçirildi. Bu yönüyle, Şişecam’ın başlattığı program yalnızca katılımcıların bireysel gelişimine değil; aynı zamanda toplumun yenilik kapasitesinin, ekonomik dinamizminin ve eşitlik düzeyinin güçlenmesine yönelik stratejik bir yatırım niteliği taşıyor.

Küresel yetenek açığı yüzde 70'i aştı Haber

Küresel yetenek açığı yüzde 70'i aştı

Yetenek açığı yüzde 78 olarak ölçülen ve 41 ülke içerisinde 12. sıraya çıkan Türkiye'de ise iş dünyasının bulmakta en zorlandığı teknik beceriler üretim ve imalat ile yapay zekâ ilişkili beceriler oldu. Araştırmaya göre yapay zekâ becerileri küresel çapta ilk kez en zor bulunan yetkinlikler haline gelerek mühendislik ve BT'yi geride bıraktı. ManpowerGroup tarafından 41 ülkede 39 binden fazla işverenle gerçekleştirilen 2026 Küresel Yetenek Açığı Araştırması'na göre küresel ölçekte 2026 yılında işverenlerin yüzde 70'ten fazlası, ihtiyaç duydukları yetenekleri bulmakta zorlandıklarını belirtiyor. Bu oran, bir önceki yıl yüzde 74 olan orana kıyasla sınırlı bir iyileşmeye işaret etse de yetenek açığının küresel ölçekte devam ettiğini gösteriyor. Yetenek açığının yüzde 78 olarak ölçüldüğü Türkiye ise 41 ülke içerisinde 12. sıraya yükseldi. Türkiye geçen yıl yüzde 76 ile yetenek açığı sıralamasında 21. sırada yer almıştı. Yüzde 87 ile Slovakya işverenlerin vasıflı yeteneklere ulaşmada en çok zorluk çeken ülke olurken bu ülkeyi yüzde 84 ile Yunanistan ve yine yüzde 84 ile Japonya takip etti. Çin işverenlerin boş pozisyonları doldurmakta en az zorlanan ülke oldu. Bu ülkeyi yüzde 57 ile Polonya ve yüzde 60 ile Finlandiya takip etti. Yapay zekâ ilk kez, işverenlerin bulmakta en çok zorlandığı beceri oldu Araştırma yapay zekâ (AI) becerilerinin ilk kez, küresel ölçekte işverenlerin bulmakta en çok zorlandığı yetkinlikler haline gelerek, geleneksel mühendislik ve BT becerilerini geride bıraktığını da ortaya çıkardı. Yapay zekâ model ve uygulama geliştirme ile yapay zekâ okuryazarlığı küresel ölçekte bulunması en zor beceriler sıralamasında ilk sıraya yerleşti. Türkiye'de iş dünyasının bulmakta en zorlandığı teknik beceriler listesinin başında üretim ve imalat yer alırken, bunu yapay zekâ modeli ve uygulaması geliştirme ile yapay zekâ okuryazarlığı takip etti. Türkiye ve dünyada bulunması en zor teknik beceriler Türkiye Dünya 1 Üretim ve İmalat Yapay Zekâ Modeli ve Uygulama Geliştirme 2 Yapay Zekâ Modeli ve Uygulama Geliştirme Yapay Zekâ Okuryazarlığı 3 Yapay Zekâ Okuryazarlığı Mühendislik 4 Mühendislik Satış ve Pazarlama 5 Operasyon ve Lojistik Üretim ve İmalat Türkiye ve dünyada en kritik davranışsal yetkinlikler Türkiye Dünya 1 İletişim, İş Birliği ve Takım Çalışması İletişim, İş Birliği ve Takım Çalışması 2 Profesyonellik ve İş Disiplini Profesyonellik ve İş Disiplini 3 Uyum Yeteneği ve Öğrenmeye Açıklık Uyum Yeteneği ve Öğrenmeye Açıklık 4 Eleştirel Düşünme ve Problem Çözme Etik Değerler ve Dürüstlük 5 Zaman Yönetimi Zaman Yönetimi “Yapay zekâ işleri ortadan kaldırmıyor, işleri dönüştürüyor” Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan ManpowerGroup Türkiye Genel Müdürü Feyza Narlı, “Yapay zekâ becerilerinin en zor bulunan yetkinlikler listesinin zirvesine çıkması, yetenek dünyasındaki dönüşümün hızını açıkça ortaya koyuyor. Şirketler bu değişime, çalışanlarını yeniden beceri kazandırmaya yönelik programlar ve daha esnek iş gücü modelleriyle karşılık veriyor; artık mevcut becerilerin yanı sıra potansiyele göre işe alım yapmanın önemini kabul ediyorlar. Bununla birlikte, çalışanların yeni teknolojileri doğru ve güvenle kullanabilmesi için yapay zekâ okuryazarlığını yaygınlaştırmaya odaklanıyorlar. Yapay zekâ işleri ortadan kaldırmıyor, işleri dönüştürüyor. Verimlilik artışını kariyer gelişimiyle birleştirebilen şirketler yetenek açığının yüksek olduğu bu ortamda rekabette öne çıkacak.” dedi. Türkiye ve dünyada sektörler genelinde yetenek açığı Küresel Yetenek Açığı Araştırması'nda sektörlere göre yetenek açığına bakıldığında ise Türkiye'de ticaret ve lojistik en fazla yeteneğe ihtiyaç duyulan sektör olurken bilişim yetenek açığının en az olduğu sektör oldu. Buna karşın bilişim, küresel yetenek açığında ilk sırada, ticaret ve lojistik 8. sırada yer aldı. Türkiye Dünya 1 Ticaret ve Lojistik (%89) Bilişim (%75) 2 İnşaat ve Emlak (%80) Ağırlama (%74) 3 Profesyonel, Bilimsel ve Teknik Hizmetler (%79) Kamu Sektörü, Sağlık ve Sosyal Hizmetler (%74) 4 Ağırlama (%78) Profesyonel, Bilimsel ve Teknik Hizmetler (%73) 5 Kamu Hizmetleri (%74) İmalat (%72) 6 Kamu Sektörü, Sağlık ve Sosyal Hizmetler (%74) İnşaat ve Emlak (%71) 7 İmalat (%73) Finans ve Sigorta (%71) 8 Finans ve Sigorta (%72) Ticaret ve Lojistik (%69) 9 Bilişim (%69) Kamu Hizmetleri ve Doğal Kaynaklar (%68) Türkiye ve dünyada şirket büyüklüğüne göre yetenek açığı Şirket büyüklüğüne göre yetenek açığı sıralamasında ülkemizde ilk sırada çalışan sayısı 250-999 olan şirketler yer alırken dünyada listenin başında çalışan sayısı 1.000-4.999 olan şirketler bulunuyor. Türkiye Dünya 1 250–999 çalışan (%80) 1.000–4.999 çalışan (%75) 2 10–49 çalışan (%78) 5.000+ çalışan (%74) 3 10'dan az çalışan (%77) 50–249 çalışan (%73) 4 50–249 çalışan (%77) 10–49 çalışan (%72) 5 1.000–4.999 çalışan (%75) 250–999 çalışan (%72) 6 5.000+ çalışan (%70) 10'dan az çalışan (%64) En fazla yetenek ihtiyacı Marmara Bölgesi'nde Türkiye genelinde bölgelere göre yetenek açığı incelendiğinde ise yüzde 82 ile Marmara Bölgesi ilk sırada yer alarak en fazla yetenek ihtiyacı duyulan bölge oldu. Marmara'yı sırasıyla yüzde 81 ile Doğu Anadolu, yüzde 80 ile Ege ve yüzde 78 ile İç Anadolu bölgeleri takip etti. Yetenek açığının nispeten daha düşük olduğu diğer bölgeler ise yüzde 70 ile Akdeniz, yüzde 68 ile Güneydoğu Anadolu ve yüzde 61 ile Karadeniz.

5G kurumsal yazılımların rolünü yeniden tanımlıyor Haber

5G kurumsal yazılımların rolünü yeniden tanımlıyor

IAS CTO’su Bahtiyar Tan, bu yeni dönemde asıl farkın yalnızca bağlantı hızında değil, artan veri akışını kesintisiz ve doğru biçimde işleyebilen dağıtık yazılım mimarilerinde ortaya çıkacağını söylüyor. Önceki nesillere kıyasla daha düşük gecikme süreleri ve daha yüksek veri transfer kapasitesi sunan 5G, aynı anda çok daha fazla cihazın ağlar üzerinden iletişim kurmasına imkan tanıyor. Bu kabiliyet, satış ekiplerinden teknik servis çalışanlarına, lojistik operasyonlarından üretim sahalarına kadar birçok alanda kurumsal sistemlere erişimi hızlandırarak iş süreçlerinin daha akıcı ve daha düşük hata payıyla yönetilmesine katkı sağlayacak. Aynı zamanda IoT tabanlı cihaz ve sistemlerin kurumsal yazılımlarla daha entegre çalışmasının da önünü açacak. Kurumsal kaynak planlama (ERP) pazarının liderlerinden Industrial Application Software (IAS) CTO’su Bahtiyar Tan’a göre, 5G’nin kurumsal yazılımlar üzerindeki etkisi özellikle sahadan merkeze aktarılan verinin hızında ve sürekliliğinde daha görünür hale gelecek. Bu sayede işletmeler operasyonel veriyi daha güncel biçimde izleyebilecek, süreçlerini daha yüksek doğrulukla yönetebilecek. Artan bağlantı kapasitesi ve veri sürekliliği, bazı operasyonlarda insan müdahalesini azaltırken otomasyon seviyesini de yukarı taşıyacak. Hız kadar onu işleyebilen mimari de kritik 5G yalnızca veri akışını hızlandırmakla kalmayacak; sahadaki cihazlarla merkezi sistemler arasındaki iletişim de daha yoğun ve sürekli bir yapıya kavuşacak. Böylece veri yalnızca sahadan merkeze değil, merkezden sahaya da daha hızlı ve kesintisiz aktarılabilecek. Ancak 5G’nin sunacağı artan anlık veri akışını gerçek bir iş zekâsına dönüştürmek, kurumsal yazılımların mimarisinde de önemli bir evrimi gerekli kılıyor. Bu da yüksek performans için bağlantı kalitesinin yanı sıra veriyi gerçek zamanlı işleyebilen esnek, ölçeklenebilir ve dağıtık yazılım altyapılarını öne çıkarıyor. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Bahtiyar Tan, “5G ile birlikte sahadan merkezi sistemlere veri akışı hızlanırken, merkezi sistemlerden sahadaki cihazlara iletilen veriler de daha hızlı ve kesintisiz hale gelecek. Bu tablo, verinin tamamını tek merkezde işleyen klasik mimarilerin sınırlarını daha görünür kılacak; verinin bir kısmının kaynağa yakın işlendiği daha dağıtık yapıları öne çıkaracak. Böylece daha esnek, ölçeklenebilir ve gerçek zamanlı çalışan sistemler kurmak mümkün olacak” dedi. Kurumsal yazılımların rolü yeniden tanımlanıyor Verinin kaynağa yakın noktalarda işlenebilmesi, kullanıcı deneyimi tarafında da daha hızlı geri bildirim, daha şeffaf süreçler ve daha yüksek kişiselleştirme imkanı anlamına geliyor. Aynı zamanda sistemlerin saha koşullarına daha hızlı yanıt verebilmesi, operasyonel güvenilirliği de güçlendiriyor. Özellikle sahada anlık karar alma ihtiyacının yüksek olduğu operasyonlarda bu yapı, işletmelere daha çevik ve daha proaktif bir yönetim zemini sunuyor. Tan, sözlerini şöyle tamamladı: “5G’nin kurumsal yazılımlar üzerindeki etkisi, yalnızca hız artışıyla sınırlı kalmayacak. Yazılımlar giderek daha fazla gerçek zamanlı veriyi yöneten ve karar süreçlerini besleyen platformlara dönüşecek. Yapay zeka ve büyük veri gibi teknolojilerle birlikte düşünüldüğünde, işletmeler daha güncel verileri daha hızlı işleyebilecek; bu da operasyonel verimlilikten karar kalitesine kadar birçok alanda önemli katkı sağlayacak.” dedi.

ESET yeni yapay zekâ koruma yeteneklerini duyurdu Haber

ESET yeni yapay zekâ koruma yeteneklerini duyurdu

RSAC 2026'da tanıtılan ve bu yıl içinde piyasaya sürülmesi planlanan yeni özellikler, ESET PROTECT Platformu'ndaki görünürlüğü artırarak, günlük yapay zekâ kullanımı ve kurumsal çapta ajans yapay zekâ benimsemesi ile bağlantılı yeni riskleri araştırmayı sağlayacak. Siber güvenlik sektörünün en büyük ve en etkili uluslararası etkinliklerinden biri olan RSA Conference (RSAC), siber güvenlik uzmanlarını, teknoloji liderlerini ve çözüm sağlayıcılarını bir araya getirerek en yeni tehditler, teknolojiler ve stratejiler üzerine bilgi paylaşımı ve iş birlikleri için platform sağlıyor. Bu yıl San Francisco’da gerçekleştirilen etkinlik, küresel siber güvenlik topluluğunu güncel tehditlere ve yeniliklere dair kapsamlı oturumlar, paneller ve ürün tanıtımları etrafında bir araya getirdi. ESET Yapay Zekâ Direktörü Juraj Jánošík, “Şirketler üretkenlik ve otomasyon için yapay zekâya daha fazla güvenmeye başladıkça hassas verilerin açığa çıkması, uyumluluk ihlalleri ve yanıltıcı çıktılar gibi artan risklerle karşı karşıya kalıyorlar. Ajan yapay zekâ, güvenlik savaşını tekrar uç noktaya kaydırıyor. ESET, 30 yılı aşkın bir süredir yapay zekâ ve makine öğrenimi ile desteklenen lider uç nokta koruması çözümleri geliştiriyor; bu nedenle, kuruluşların bu yeni yapay zekâ dalgasını daha başlangıç aşamasında güvenli hâle getirmelerine yardımcı olmak için benzersiz bir konumdayız” açıklamasını yaptı. Yapay zekâ araçları günlük iş akışlarına entegre oldukça birçok çalışan BT denetimi olmadan açık bulut sohbet robotlarını kullanıyor; bu da “gölge AI” riskleri yaratıyor ve iç belgeler, API anahtarları, gizli bilgiler ve kimlik bilgileri gibi hassas verileri açığa çıkarıyor. ESET, kaynağa mümkün olduğunca yakın olan çeşitli teknolojilerle bu sorunu ele alıyor. Bunlardan biri, yapay zekâ etkileşimlerini yakalayan ve hem komut istemlerini hem de yanıtları gerçek zamanlı olarak analiz eden güvenli bir tarayıcı teknolojisi. Bu, verilerin açığa çıkmasını önlemeye ve kötü niyetli veya yanıltıcı içeriği kullanıcıları etkilemeden tespit etmeye yardımcı olur. RSAC 2026’daki tanıtımlarda, yeni yapay zekâ koruma özelliği, sohbet robotu komut satırları aracılığıyla gönderilen kötü amaçlı URL’leri tespit ederek uç noktadaki faaliyetleri günlüğe kaydetti ve inceleme amacıyla ESET PROTECT Platformu’nda görüntüledi. Aynı yaklaşım, komut enjeksiyon girişimleri, komut dosyaları ve hassas veri girişleri için de geçerli; bu sayede kuruluşlar, politikalarına uygun olarak etkinlikleri engelleyebilir veya izleyebilir. Güvenlik ekipleri, ESET PROTECT Platformu günlüğü aracılığıyla kuruluş genelinde yapay zekâ araçlarının nasıl kullanıldığına dair görünürlük elde edecek ve bu da riskleri araştırmalarına ve politikaları daha etkili bir şekilde uygulamalarına yardımcı olacak. Kuruluşlar ajan yapay zekâ araçlarının kullanımını genişlettikçe saldırı yüzeyi chatbot etkileşimlerinin ötesine geçerek ortaya çıkan yapay zekâ tedarik zinciri risklerini de kapsar hâle geliyor. Bunlar arasında, LiteLLM gibi yaygın olarak kullanılan kütüphanelerdeki trojanize bileşenler gibi güvenliği ihlal edilmiş yapay zekâ çerçeveleri ve araçlarının yanı sıra sınırlı denetimle bir sistemde eylemler gerçekleştirebilen OpenClaw gibi otonom ajanlar da yer alıyor. ESET, standart depoları aracılığıyla dağıtılan güvenliği ihlal edilmiş kütüphaneler yoluyla müşterilerini tedarik zinciri saldırılarından zaten korumaktadır. Ancak bu tür saldırılarda bir artış olduğunu belirtmekte ve yapay zekâ araçlarıyla ilgili araştırma ve geliştirmeye devam etme kararlılığını sürdürmektedir. ESET, daha geniş kapsamlı yapay zekâ güvenlik yeniliklerinin bir parçası olarak, RSAC 2026'da ücretsiz ESET AI Skills Checker'ı piyasaya sürdü. ESET müşterileri dışındaki kullanıcılar tarafından da kullanılabilen ve ESET'in uç nokta güvenlik ürünleri ile ESET LiveGuard ile aynı teknolojiye dayanan tarayıcı, çok katmanlı denetim ve bulut tabanlı sanal ortam kullanarak yapay zekâ becerilerini gizli talimatlar, kötü amaçlı kod ve riskli davranışlar açısından analiz ediyor. Bu tarayıcı, şu anda mevcut ESET Endpoint kullanıcıları için yerleşik bir özellik olarak sunulmaktadır. 30 yılı aşkın süredir ESET, makine öğrenimi ve yapay zekâ ile desteklenen hafif, yüksek performanslı uç nokta güvenliği konusunda öncü olmuştur. Bu yeni yetenekler, siber suçluların saldırılarını genişletmek, çalışanları hedef almak ve sofistike sosyal mühendisliği otomatikleştirmek için yapay zekâyı giderek daha fazla kullandığı günümüzün hızla değişen tehdit ortamına karşı kuruluşların savunmasına yardımcı olarak bu temeli genişletmektedir. Agentic AI Foundation (AAIF) bünyesindeki tek özel siber güvenlik üyesi olan ESET, OpenAI, Amazon, Microsoft ve Anthropic gibi sektör liderleriyle iş birliği yaparak yeni ortaya çıkan yapay zekâ ajanı iletişim protokollerinin güvenliğini sağlamaya da çalışmaktadır. Grup, yapay zekâ ajanlarının birlikte çalışabilirliği için güvenilir standartlar, güvenli protokol tasarımları ve en iyi uygulamalar oluşturmak üzere birlikte çalışmaktadır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.