SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yapay Zeka

Ekometre - Yapay Zeka haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapay Zeka haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

YouTube’un yapay zekâ destekli araması mobilde Haber

YouTube’un yapay zekâ destekli araması mobilde

Yeni araç, kullanıcıların doğal cümlelerle video aramasına, takip soruları sormasına ve doğrudan ilgili video bölümlerine ulaşmasına imkân tanıyor. Video aramalarında sohbet dönemi YouTube, web ve akıllı televizyon platformlarında test ettiği yapay zekâ destekli arama özelliğini mobil uygulamasına taşıdı. Google etkinliğinde de tanıtılan “Sor” butonu, kullanıcıların yalnızca anahtar kelimelerle değil, ayrıntılı sorular ve günlük konuşma diliyle video arayabilmesini sağlıyor. İlgili video bölümleri doğrudan gösteriliyor Mobil uygulamanın arama çubuğundaki “Sor” butonuna dokunan kullanıcılar, sorularını tam cümlelerle yazabilecekleri bir sohbet ekranına yönlendiriliyor. Kostüm hazırlama önerilerinden belirli konularda fikir edinmeye kadar farklı talepler bu arayüz üzerinden iletilebiliyor. Sistem, metin yanıtlarının yanı sıra soruyla doğrudan ilişkili video içeriklerini de sunuyor. İlgili kliplerin belirli zaman damgalarından başlatılması, kullanıcıların uzun videolar içinde aradıkları bölümlere daha hızlı ulaşmasını amaçlıyor. Takip sorularıyla arama daraltılabiliyor İlk sonuçların ihtiyacı karşılamaması durumunda kullanıcılar yeni sorular yönelterek aramalarını ayrıntılandırabiliyor. Böylece uzun sonuç listeleri arasında gezinmek yerine, belirli bir konuya veya ayrıntıya odaklanan yanıtlar elde edilebiliyor. Başlangıçta sınırlı bir kullanıcı grubuyla test edilen özellik, son güncellemeyle ABD’de İngilizce arama yapan tüm mobil kullanıcılara sunuldu. Canlı yayınlar ve Shorts için de hazırlanıyor YouTube, yapay zekâ destekli soru-cevap deneyimini video izleme ekranına taşımayı da planlıyor. Bu kapsamda kullanıcıların canlı yayınlar ve Shorts içerikleri hakkında, video oynatılırken soru sorabilmesi hedefleniyor. Planlanan güncellemeyle izleyicilerin içerikten ayrılmadan bağlamsal bilgilere ulaşması ve izledikleri videolarla daha etkileşimli bir deneyim yaşaması amaçlanıyor.

İran’dan ABD’ye 2 trilyon dolarlık teknoloji altyapısı tehdidi Haber

İran’dan ABD’ye 2 trilyon dolarlık teknoloji altyapısı tehdidi

Rızai, ABD’nin yeni bir saldırı düzenlemesi halinde bölgedeki veri merkezleri, iletişim kabloları ve yapay zeka tesislerinin hedef alınabileceğini öne sürdü. Orta Doğu’da ABD ile İran arasındaki gerilim, Hürmüz Boğazı’ndaki petrol taşımacılığı ve stratejik teknoloji altyapısı üzerinden yeni bir boyut kazandı. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ordusunu kullanarak petrol kaçakçılığını yönetmekle suçladı. İran’ın İngilizce yayın yapan devlet televizyonu Press TV’ye konuşan Rızai, petrolün küçük teknelerle taşınarak büyük tankerlere aktarıldığını iddia etti. İranlı yetkili, ABD’nin yeni bir saldırı gerçekleştirmesi halinde bölgedeki teknoloji ve iletişim altyapısının hedef alınabileceği tehdidinde de bulundu. Hürmüz Boğazı’nda petrol kaçakçılığı suçlaması Muhsin Rızai, CENTCOM Komutanı Brad Cooper’ın BAE ordusuyla birlikte Hürmüz Boğazı’nda petrol kaçakçılığı faaliyetlerini yönettiğini ileri sürdü. Petrolün küçük tekneler aracılığıyla taşındığını ve daha sonra büyük tankerlere aktarıldığını savunan Rızai, bu faaliyetlerin İran’ın boğaz üzerindeki kontrolünü aşmayı amaçladığını iddia etti. İranlı yetkili, petrol taşıdığı öne sürülen küçük teknelere yönelik saldırılar düzenlediklerini de belirtti. İran: Her gece 5-6 tekneyi vuruyoruz Rızai, petrolün büyük tankerlere aktarılmasında 5-6 küçük teknenin kullanıldığını öne sürerek şu ifadeleri kullandı: “Petrolü büyük tankerlere aktarmak için 5-6 küçük tekne kullanıyorlar. Biz de her gece onlardan 5-6'sını vuruyoruz.” İranlı yetkili, saldırıların sonuçlarına, meydana geldiği belirtilen hasara veya olası can kayıplarına ilişkin ayrıntı paylaşmadı. CENTCOM Komutanı Brad Cooper’ın ve BAE ordusunun petrol kaçakçılığını yönettiği iddiası ile her gece küçük teknelerin vurulduğuna ilişkin açıklamalar bağımsız kaynaklarla doğrulanmış değil. Rızai’den Trump’ın Hürmüz açıklamalarına yanıt Muhsin Rızai, ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğine ilişkin açıklamalarına da karşı çıktı. Boğaz üzerindeki kontrolün İran’da olduğunu savunan Rızai, “Siz kaçakçılık yapıyorsunuz fakat Hürmüz Boğazı'nın kontrolü İran'dadır” ifadelerini kullandı. Basra Körfezi’ni Umman Körfezi ve açık denizlere bağlayan Hürmüz Boğazı, küresel enerji ticaretinin en stratejik geçiş noktalarından biri olarak öne çıkıyor. Boğazdaki askeri gerilim ve deniz taşımacılığında yaşanabilecek aksamalar, petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz tedariki açısından risk oluşturabiliyor. İran’dan BAE’deki ABD varlıklarına yönelik tehdit Rızai, ABD’nin İran’a karşı yeni bir askeri saldırı düzenlemesi halinde Tahran yönetiminin farklı hedeflere yönelebileceğini söyledi. İranlı yetkili, BAE’de bulunan ABD bağlantılı değerli varlıkların henüz hedef listesine alınmadığını belirterek şu ifadeyi kullandı: “Henüz BAE'deki ABD'nin değerli varlıklarını hedef listemize eklemedik.” Rızai’nin açıklaması, olası bir misillemenin yalnızca askeri tesislerle sınırlı kalmayabileceğine işaret etti. İranlı yetkili, bölgedeki dijital ve teknolojik altyapının da hedef alınabileceği uyarısında bulundu. Veri merkezleri ve yapay zeka tesisleri hedef listesinde İranlı yetkili, ABD’nin yeni bir saldırı gerçekleştirmesi durumunda bölgedeki veri merkezleri, iletişim kabloları ve yapay zeka tesislerinin hedef alınabileceğini ileri sürdü. Rızai, olası bir saldırının sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde, “Eğer saldırı olursa bölgede bulunan kablolar, veri merkezleri ve yapay zeka tesislerinin büyük kısmı yok olacak” dedi. Bu açıklama, İran’ın olası bir misilleme kapsamında teknoloji ve iletişim altyapısını da gündeme getirdiğini gösteriyor. Ancak söz konusu tesislere yönelik yeni bir saldırının gerçekleştiğine ilişkin bir bilgi paylaşılmadı. İran’a göre bölgedeki teknoloji altyapısının değeri 2 trilyon doları aşıyor Rızai, Orta Doğu’daki veri merkezleri, yapay zeka tesisleri ve iletişim altyapısının toplam değerinin 2 trilyon doları aştığını iddia etti. İranlı yetkili, söz konusu varlıkların ekonomik ve stratejik önemine dikkat çekerek “Bölgedeki bu unsurların değeri 2 trilyon doların üzerinde” ifadelerini kullandı. Ancak açıklamada bu tutarın hangi tesisleri kapsadığı ve nasıl hesaplandığı belirtilmedi. Dolayısıyla 2 trilyon doları aşan değer, bağımsız olarak doğrulanmış bir yatırım büyüklüğü değil, Rızai’nin açıklamasında yer alan bir iddia niteliği taşıyor. ABD-İran geriliminde dijital altyapı güvenliği öne çıkıyor Veri merkezleri, bulut bilişim sistemleri, iletişim ağları ve yapay zeka altyapısı, dijital ekonominin işleyişinde kritik rol oynuyor. Bu sistemlerde yaşanabilecek kesintiler, teknoloji şirketlerinin yanı sıra söz konusu altyapıyı kullanan işletmeleri ve hizmet sağlayıcılarını da etkileyebiliyor. İranlı yetkilinin bu tesisleri olası hedefler arasında göstermesi, ABD ile İran arasındaki gerilimin ekonomik ve dijital altyapı güvenliğine ilişkin risklerini yeniden gündeme taşıdı. Hürmüz Boğazı’ndaki petrol taşımacılığına ilişkin suçlamalarla başlayan açıklamaların teknoloji tesislerine yönelik tehditlerle genişlemesi, bölgedeki askeri gerilimin olası ekonomik sonuçlarına ilişkin endişeleri artırabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Rızai’nin petrol kaçakçılığı, küçük teknelere yönelik saldırılar ve 2 trilyon doları aşan teknoloji altyapısına ilişkin açıklamalarının bağımsız doğrulamaya ihtiyaç duyduğu belirtilmeli.

Yapay Zeka yatırımlarında kritik eksik Haber

Yapay Zeka yatırımlarında kritik eksik

Gartner verileri, üretken yapay zeka projelerinin önemli bölümünün pilot uygulama aşamasından sonra terk edildiğine işaret ederken, Binovist & Robosme Kurucu Ortağı Engin Alan, satış ve pazarlamada müşterilerin satın alma kararına giden sürecinin yeterince kayıt altına alınmadığını vurguluyor. Yapay zeka projelerinde veri eksikliği öne çıkıyor Şirketler yapay zeka teknolojilerine milyarlarca dolarlık yatırım yaparken, bu yatırımlardan beklenen iş sonuçlarını elde etmek için gerekli kurumsal veri altyapısı aynı hızla gelişmiyor. Gartner’ın 2025 yılı için küresel üretken yapay zeka harcamalarına ilişkin 644 milyar dolarlık öngörüsüne karşın, kurumların projeleri sürdürülebilir iş sonuçlarına dönüştürmekte zorlandığı belirtiliyor. Gartner’ın Ocak 2026 tarihli değerlendirmesine göre, üretken yapay zeka projelerinin en az yarısı kavram kanıtlama (PoC) aşamasından sonra terk ediliyor. Veri kalitesi, maliyet, risk yönetimi ve belirsiz iş değeri, projelerin devam ettirilememesindeki başlıca nedenler arasında gösteriliyor. Bu tablo, şirketlerin yalnızca hangi yapay zeka modelini kullanacaklarına değil, bu sistemlerin öğrenmesini sağlayacak veriye de odaklanması gerektiğini ortaya koyuyor. Satış verileri müşterinin satın alma hikayesini anlatmıyor Binovist & Robosme Kurucu Ortağı Engin Alan, şirketlerin geçmiş satışlara ilişkin kapsamlı verilere sahip olduğunu ancak müşterinin satın alma kararına nasıl ulaştığını gösteren bilgilerin çoğu zaman eksik kaldığını belirtiyor. Kurumsal kaynak planlama (ERP) sistemleri; hangi müşterinin hangi ürünü ne zaman ve ne miktarda satın aldığı gibi bilgileri kayıt altına alıyor. Ancak müşterinin şirketle nasıl tanıştığı, hangi ihtiyacının bulunduğu, hangi içeriklerle ilgilendiği, hangi teklifleri değerlendirdiği ve satın alma kararını neden verdiği gibi soruların yanıtları her zaman aynı kapsamda tutulmuyor. Alan, bu eksikliğin yapay zekanın ticari süreçleri anlamasını zorlaştırdığını belirterek, müşterinin satın alma yolculuğuna ilişkin verilerin sistematik biçimde toplanmasının önemine dikkat çekiyor. Yeni müşteri kazanımında farklı veri gerekiyor Geçmiş satış verileri; müşteri segmentasyonu, çapraz satış fırsatlarının belirlenmesi, müşteri kaybı riskinin analiz edilmesi ve gelecekteki satın alma davranışlarının tahmin edilmesi gibi alanlarda kullanılabiliyor. Ancak henüz müşteri olmayan şirket ve kişilerin satın alma olasılığını değerlendirmek için farklı veri kümelerine ihtiyaç duyuluyor. Potansiyel müşterilerin özellikleri, ilk temas noktaları, dijital davranışları, kampanya tepkileri, satış görüşmeleri, teklif geçmişleri ve kazanılan ya da kaybedilen fırsatların nedenleri bu kapsamda önem taşıyor. Bu bilgilerin düzenli biçimde kaydedilmesi, yapay zekanın yalnızca geçmişte kimlerin satın aldığını analiz etmesini değil, gelecekte hangi potansiyel müşterilerin satın alma ihtimalinin yüksek olduğunu değerlendirmesini de sağlayabiliyor. CRM sistemleri kurumsal hafızanın temelini oluşturuyor Gartner’ın 2025 araştırmasına göre, kuruluşların yüzde 63’ü yapay zeka için gerekli veri yönetimi uygulamalarına sahip olmadığını ya da bu konuda yeterliliğinden emin olmadığını belirtiyor. IBM’in 2 bin CEO ile gerçekleştirdiği 2025 araştırmasında ise katılımcıların yüzde 72’si kuruma özgü veriyi üretken yapay zekadan değer elde etmenin anahtarı olarak görüyor. Aynı araştırmada, yapay zeka girişimlerinin yüzde 25’inin beklenen yatırım getirisini sağladığı, yüzde 16’sının ise kurum genelinde ölçeklendirilebildiği aktarılıyor. Engin Alan, müşteri ilişkileri yönetimi (CRM) sistemlerinin yalnızca satış ekiplerinin müşteri bilgilerini girdiği yazılımlar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtiyor. Alan'a göre doğru kurgulanan CRM altyapısı; fırsatların neden kazanıldığını veya kaybedildiğini, müşterilerin hangi ihtiyaçlarla geldiğini ve satın alma kararının nasıl şekillendiğini kayıt altına alarak şirketin ticari hafızasını oluşturuyor. Bu hafızanın yıllar içinde birikmesi, yapay zeka uygulamalarının şirketin kendi deneyimlerinden yararlanmasını sağlayabilecek önemli bir kurumsal varlık olarak değerlendiriliyor. Yapay zeka yatırımlarında önce iş hedefi belirlenmeli Şirketlerin benzer yapay zeka modellerine ve araçlarına erişebilmesi, rekabet avantajının yalnızca kullanılan teknolojiyle sınırlı kalmayacağını gösteriyor. Müşteri görüşmeleri, teklif geçmişleri, satış fırsatları, kampanya sonuçları ve ticari ilişkilerden elde edilen veriler, şirketlere özgü bir bilgi birikimi oluşturuyor. Binovist’in CRM danışmanlığı çalışmalarında ve Robosme CRM’in ürün yaklaşımında bu dönüşüme odaklanıldığını belirten Alan, şirketlerin teknoloji seçiminden önce ulaşmak istedikleri iş sonucunu tanımlamaları gerektiğini ifade ediyor. Alan'a göre şirketler öncelikle daha fazla potansiyel müşteri kazanmak, satış ekiplerinin doğru müşterilere yönelmesini sağlamak, tekliflerin satışa dönüşme oranını artırmak veya müşteri kaybını azaltmak gibi hedeflerini netleştirmeli. Ardından bu hedeflere ulaşmak için yapay zekanın hangi verilere ihtiyaç duyduğu belirlenmeli. Önümüzdeki dönemde yapay zeka yatırımlarının başarısında, kullanılan modeller kadar şirketlerin kendi geçmişlerini doğru, anlamlı ve yapay zeka tarafından kullanılabilir bir kurumsal hafızaya dönüştürme becerisinin de belirleyici olması bekleniyor.

OpenAI’ın geliri 50 milyar dolarda kaldı Haber

OpenAI’ın geliri 50 milyar dolarda kaldı

Financial Times’ın yatırımcı belgelerine dayandırdığı haber, şirketin gelir hesaplama yöntemine ilişkin tartışmayı da yeniden gündeme taşıdı. OpenAI’ın geliri 50 milyar dolara yaklaştı Financial Times’ın yatırımcılara sunulan finansal belgelere dayandırdığı habere göre OpenAI’ın yıllıklandırılmış geliri eylül ayı sonunda yaklaşık 50 milyar dolara ulaştı. Bu rakam, geçen ay Financial Times ve diğer medya kuruluşlarında yer alan yaklaşık 70 milyar dolarlık seviyenin yaklaşık 20 milyar dolar altında kaldı. Yeni veriler, OpenAI’ın gelirine ilişkin daha önce ortaya çıkan yüksek tahminlerin şirketin yatırımcılara sunduğu son rakamlarla örtüşmediğini gösterdi. 70 milyar dolarlık tahmin neden ortaya çıktı? OpenAI’ın yıllıklandırılmış gelirinin eylül sonunda yaklaşık 70 milyar dolara ulaştığı yönündeki tahminler daha önce çeşitli haberlerde yer almıştı. Axios ve The Information da bu seviyeye ilişkin hesaplamaları gündeme getirmişti. Financial Times’ın aktardığı son yatırımcı belgelerinde ise eylül sonu için yaklaşık 50 milyar dolarlık gelir rakamı yer aldı. Aradaki farkın, OpenAI’ın gelir hesaplama yöntemi ile yatırımcıların farklı şirketleri karşılaştırmak amacıyla yaptığı hesaplamalardan kaynaklandığı belirtildi. Anthropic ile hesaplama yöntemi farklı Financial Times’a göre OpenAI ve rakibi Anthropic, yıllıklandırılmış gelirlerini aynı yöntemle hesaplamıyor. Anthropic’in Amazon Web Services ve Google Cloud gibi bulut ortakları üzerinden gerçekleştirilen satışlardan elde edilen gelirleri hesaplamalarına dahil ettiği, OpenAI’ın ise bu gelirleri aynı biçimde yıllıklandırılmış gelir rakamına yansıtmadığı aktarıldı. Yatırımcıların iki şirketi doğrudan karşılaştırabilmek amacıyla OpenAI’ın gelirini “brütleştirmesi”, daha önce yaklaşık 70 milyar dolarlık tahminlerin ortaya çıkmasına neden olmuş olabilir. Temmuz geliri de daha düşük hesaplandı Yatırımcılar daha önce OpenAI’ın temmuz ayındaki yıllıklandırılmış gelirini yaklaşık 40 milyar dolar olarak hesaplamıştı. Ancak son yatırımcı sunumunda temmuz ayına ilişkin rakamın 30 milyar dolara yakın olduğu görüldü. Şirketin yıllıklandırılmış gelirinin temmuzdan bu yana yüzde 70’ten fazla arttığını yatırımcılarına bildirmesi, eylül ayı için daha yüksek gelir tahminlerinin yapılmasına yol açmıştı. Son belgelerde ise eylül sonu itibarıyla yıllıklandırılmış gelirin 50 milyar dolara yaklaştığı belirtildi. Yapay zeka sektöründeki büyüme beklentileri izleniyor OpenAI’ın geliri, yatırımcıların yapay zeka sektöründeki talebi ve şirketlerin büyüme performansını değerlendirmesinde önemli göstergeler arasında bulunuyor. OpenAI ve Anthropic’in gelirleri, yapay zeka altyapısına yönelik yüksek yatırımların ve teknoloji şirketlerine yönelik güçlü piyasa beklentilerinin temel göstergeleri arasında değerlendiriliyor. Gelir rakamının daha önce tahmin edilenden düşük çıkması, yapay zeka şirketlerinin büyüme hızına ilişkin iyimser beklentiler açısından yakından izleniyor. Teknoloji hisselerinde düşüş yaşandı Financial Times’ın haberine göre gelişmelerin takip edildiği dönemde Nasdaq 100 yüzde 1,7 gerilerken Nvidia hisseleri yüzde 2,9, Oracle hisseleri yaklaşık yüzde 6 ve Micron hisseleri yüzde 4 değer kaybetti. OpenAI’ın gelirine ilişkin yeni veriler, yapay zeka şirketlerinin yüksek büyüme beklentilerinin sürdürülebilirliği açısından yatırımcıların gündeminde yer aldı. OpenAI finansal sonuçlarını düzenli açıklamıyor Özel şirket statüsündeki OpenAI, finansal sonuçlarını düzenli olarak kamuoyuna açıklamak zorunda değil. Bu nedenle şirketin gelir ve büyüme performansına ilişkin bilgiler ağırlıklı olarak yatırımcı sunumları ve yatırımcılara sağlanan finansal belgeler üzerinden takip ediliyor. OpenAI’ın Financial Times’ın konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermediği aktarıldı. 1,4 trilyon dolarlık değerleme gündemde Öte yandan OpenAI’ın yaklaşık 1,4 trilyon dolar değerleme üzerinden yeni bir özel yatırım turu için yatırımcılarla görüşmeler yürüttüğü belirtildi. Şirketin gelirine ilişkin yeni rakamlar, devam eden yatırım görüşmeleri ve yapay zeka sektöründeki büyüme beklentileri açısından önem taşıyor.

Merkez Bankası başkanları küresel ekonomide risklere dikkat çekti Haber

Merkez Bankası başkanları küresel ekonomide risklere dikkat çekti

TCMB Başkanı Fatih Karahan jeopolitik gelişmelerin enerji ve ticaret akışlarını yeniden şekillendirdiğini belirtirken, Fransa Merkez Bankası Başkanı Emmanuel Moulin yapay zeka yatırımlarının mevcut aşamada enflasyonist baskı oluşturduğunu söyledi. Jeopolitik riskler öne çıkıyor İstanbul Ekonomi Forumu kapsamında düzenlenen “Küresel Ekonomide Stratejik Görünüm” panelinde küresel ekonominin karşı karşıya olduğu riskler ele alındı. Panelin moderatörlüğünü yapan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, son 5-6 yılda küresel ekonomide önemli değişimler yaşandığını belirterek, ekonomi politikası yapıcıları açısından istisnai bir dönemden geçildiğini ifade etti. Jeopolitik gelişmelerin enerji ve ticaret akışlarını giderek daha fazla şekillendirdiğine işaret eden Karahan, merkez bankaları açısından temel meselenin ortaya çıkan etkilerin ne kadarının geçici, ne kadarının kalıcı olduğunu belirlemek olduğunu söyledi. Merkez bankalarının iletişim stratejileri değişiyor Karahan, merkez bankalarının piyasalarla iletişim konusunda önemli deneyim kazandığını ancak firmalar ve hane halklarıyla iletişimin de giderek daha önemli hale geldiğini dile getirdi. Sosyal medya üzerinden ekonomi ve enflasyon konusunda görüş paylaşan “influencer” ve “finfluencer”ların sayısının arttığını belirten Karahan, bu görüşlerin her zaman yeterli uzmanlık bilgisine dayanmadığını söyledi. Merkez bankalarının doğru bilgiye sahip kurumlar olarak sosyal medya ve diğer iletişim kanallarında daha görünür olması gerektiğini ifade eden Karahan, beklentileri daha etkin yönetebilmek için farklı iletişim yöntemleri üzerinde çalıştıklarını aktardı. Yapay zeka yatırımları hızlanıyor Karahan, yapay zeka yatırımlarının artırılması gerektiğini belirtirken, enerji güvenliği ve savunma gibi alanlarda da uzun vadeli yatırımların önemini koruduğunu söyledi. Küresel nüfusun yaşlanmasının tasarruf eğilimlerini değiştirdiğine ve kamu harcamaları üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çeken Karahan, asıl sorunun gerçekleştirilen yatırımların ne kadar hızlı biçimde verimlilik artışına dönüşeceği olduğunu ifade etti. Yeşil dönüşüm faizleri etkileyebilir Fransa Merkez Bankası Başkanı Emmanuel Moulin, merkez bankalarının güvenilirliğinin uzun vadeli enflasyon beklentilerinin istikrarı açısından kritik olduğunu söyledi. Moulin, Fransa Merkez Bankası tarafından yapılan çalışmalara göre merkez bankası güvenilirliğinin 1970'lerdeki kadar düşük olması halinde, 2022-2024 döneminde politika faizinin yüzde 4 yerine yüzde 8 seviyesine çıkarılmasının gerekebileceğini belirtti. Yeşil dönüşüm için yapılacak yatırımların orta vadede reel faiz oranlarını yukarı çekebileceğini ifade eden Moulin, dönüşüm kaynaklı arz şoklarının enflasyonist etkilerini kontrol altında tutmak için reel faizlerde önemli ve kalıcı artış gerekebileceğini kaydetti. Yapay zeka yatırımları enflasyonist baskı yaratıyor Moulin, yapay zeka yatırımlarında son dönemde güçlü bir artış yaşandığına dikkat çekti. Atıfta bulunduğu bir çalışmaya göre yapay zeka yatırımlarının geçen yüzyıldaki demir yolu ve diğer altyapı yatırımlarını aştığını ve GSYH'nin yaklaşık yüzde 3,6'sına ulaştığını belirten Moulin, mevcut aşamada yapay zeka yatırımlarının açık biçimde enflasyonist bir etki yarattığını söyledi. Bu yatırımların verimlilik üzerindeki etkisinin henüz tam olarak ortaya çıkmadığını belirten Moulin, uzun vadede verimlilik artışının faiz oranları üzerinde aşağı yönlü bir etki oluşturabileceğini ifade etti. Avrupa’da bankacılık birliği çağrısı Hollanda Merkez Bankası Başkanı Olaf Sleijpen, kamu maliyesindeki dengelerin güçlendirilmesinin hem kamu hem de özel yatırımlar için alan yaratacağını söyledi. Mali konsolidasyonun ekonomilerin şoklara karşı hareket alanını genişleteceğini belirten Sleijpen, birçok ülkede bu esnekliğin ya bulunmadığını ya da önemli ölçüde azaldığını ifade etti. Küresel ölçekte kamu borcunun yüksek seviyelerde bulunduğuna dikkat çeken Sleijpen, özel yatırımların canlandırılması için borç yükünün azaltılması gerektiğini söyledi. Sleijpen ayrıca Avrupa’da bankacılık birliğinin tamamlanması ve gerçek anlamda bir tasarruf ve yatırım birliği oluşturulması gerektiğini dile getirdi. Merkez bankaları krizlere hazırlıklı olmalı Suudi Arabistan Merkez Bankası Başkanı Ayman Al-Sayari ise küresel gelişmelerin mevcut politika çerçevelerinde köklü değişiklikler gerektirmediğini ancak hazırlıklı olmanın önemini artırdığını belirtti. Enflasyonist baskıların geçici olup olmadığının veya ikinci tur etkiler yoluyla kalıcı hale gelip gelmediğinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Al-Sayari, bu gelişmelerin enflasyon beklentileri üzerinde etkili olabileceğine işaret etti. Merkez bankalarının likidite ve kriz yönetimi çerçevelerinin önceden oluşturulması ve gerektiğinde hızlı biçimde devreye alınabilecek durumda olması gerektiğini belirten Al-Sayari, jeopolitik şokların sınır ötesi niteliğine dikkat çekti. Al-Sayari, uluslararası koordinasyon ve zamanında bilgi paylaşımının önemini vurgulayarak, krizler ortaya çıkmadan önce tampon mekanizmaların oluşturulmasının ekonomik dayanıklılığı artıracağını söyledi.

Bulut ihlalleri artık “makine hızında” gerçekleşiyor Haber

Bulut ihlalleri artık “makine hızında” gerçekleşiyor

Bulut tabanlı ortamlar, yapay zeka girişimleri ve iş süreçlerinin dönüştürülmesi için hayati önem taşıyor. Bu durum onları aynı zamanda yüksek değer hedefi haline getirriyor. Fortinet FortiCNAPP istihbaratı, tehdit aktörlerinin artık savunmasız yapıları tespit etmek, bunlara sızmak ve elde ettikleri erişimi hızla kâra dönüştürmek için otomatik saldırı iş akışları kullandığını gösteriyor. 2026 Bulut Tabanlı Tehdit Görünümü Raporu (2026 Cloud-Native Threat Landscape Report), saldırgan faaliyetlerinin ölçeğini, izledikleri yolları, istismar ettikleri açıkları ve güvenlik liderlerinin bulut direncini güçlendirmenin yanı sıra savunucu hızını artırmak için atması gereken adımları incelemek üzere yalnızca FortiCNAPP istihbaratından yararlanıyor. Elde edilen bulgular, sızma girişimlerinin küresel ölçeğini gözler önüne seriyor: 150 milyon keşif olayı, 2,3 milyar kaba kuvvet denemesi ve 1,7 milyar istismar girişimi. Bu rakamlar, bulut sızmalarının artık münferit çabalar olmadığını gösteriyor. Saldırganlar sürekli olarak ortamların haritasını çıkarıyor, kimlik bilgilerini test ediyor, açıkta kalan hizmetleri istismar ediyor ve hedeflerine doğru hızla ilerliyor. Yapay zeka ve otomasyon bulut saldırı zincirini hızlandırdı Tehdit aktörleri; güvenlik açıklarını tespit etmek, savunmasız hizmetleri istismar etmek ve hedeflerine benzeri görülmemiş bir hız ve ölçekte ulaşmak için yapay zeka ile otomasyondan yararlanıyor. Savunmacılar açısından bunun temel sonucunun, daralan müdahale penceresi olduğu belirtiliyor. İstismar süresi haftalardan saatlere düştü; bu da iş üzerinde maddi bir etki meydana gelmeden önce tespit yapma ve müdahale etme süresini azaltıyor. Bu hız, bulut güvenliği işletim modelini yeniden şekillendiriyor. Periyodik değerlendirmeler ve birbirinden kopuk uyarılar, endüstrileşmiş ve yapay zeka destekli saldırgan iş akışlarıyla rekabet edemiyor. Güvenlik ekiplerinin engellemek, korumak ve makine hızında yanıt vermek amacıyla koddan buluta, kimliklerden iş yüklerine, yapay zeka sistemlerinden verilere, tedarik zincirlerinden çalışma zamanına kadar tüm uygulama yaşam döngüsü boyunca yapay zeka destekli, otomatik iş akışlarını kullanması gerekiyor. Kimlik ihlali artık baskın sızma yolu Rapor bazı bölgesel farklılıklar koysa da bulut sızmalarının büyük ölçüde tutarlı bir küresel modeli takip ettiğini ve kimlik ihlalinin açık ara en baskın sızma vektörü olduğunu ortaya koyuyor. Saldırganlar, meşru erişim yolları üzerinden erişim sağlamak için çalıntı, açıkta kalmış veya kötüye kullanılmış kimlik bilgilerini kullanıyor; bu da faaliyetlerinin normal kullanıcı davranışlarından ayırt edilmesini genellikle zorlaştırıyor. Güvenlik liderlerinin; kimlik riskini, bulut saldırı yüzeyinin çok önemli bir parçası olarak ele alması gerekiyor. Güçlü kimlik doğrulama hayati önemini korusa da bu yalnızca bir katman. Organizasyonların ayrıca etkin izinler, aşırı ayrıcalıklar, kimlikler ile kaynaklar arasındaki riskli ilişkiler ve erişim sağlandıktan sonraki olağandışı davranışlar konusunda sürekli görünürlüğe ihtiyacı var. Geçerli bir kimlik bilgisinin, bir saldırganın hassas verilere, hizmetlere veya idari kontrole engelsiz bir şekilde erişmesine yol vermemesi gerekiyor. Eksik güvenlik kontrolleri saldırganın hızını artırıyor Rapor ayrıca bulut ortamlarında kritik güvenlik kontrollerinin sürekli olarak eksik olduğuna dikkat çekiyor. Uygulamaları ve yapay zeka hizmetlerini hızlı bir şekilde yayınlama baskısı; yanlış yapılandırmalara, aşırı izinlere, dışarıya açık hizmetlere ve görünürlük boşluklarına yol açabiliyor. Her bir açık, saldırganların ilk erişimden etki yaratma aşamasına geçmesi için gereken çalışmayı azaltıyor. Bu bulgular, tüm bulut ortamlarında tutarlı siber hijyenin değerini pekiştiriyor. Güvenlik kontrollerinin, iş yüklerini geliştirmeden dağıtıma ve çalışma zamanına kadar takip etmesi; bu esnada ekipler hangi zayıflıkların açıkta, erişilebilir ve istismar edilebilir olduğunu sürekli olarak değerlendirmesi gerekiyor. Bu bağlam, organizasyonların en büyük risklere odaklanmasına yardımcı oluyor. Bulut hizmetleri para kazanma seçeneklerini genişletiyor Veri sızdırma en önemli hedef olmaya devam ederken, birçok tehdit aktörü doğrudan finansal kazanç elde etmek amacıyla yalnızca bulut kaynaklarını ele geçirmeye odaklanıyor. FortiCNAPP istihbaratı; Amazon Simple Email Service gibi bulut e-posta hizmetlerinin kötüye kullanılmasını, kripto para madenciliğini ve Amazon Bedrock gibi yapay zeka hizmetlerinin yanlış kullanımını içeren tutarlı bir kötüye kullanım modeli göstermektedir. Bunun acil operasyonel ve finansal sonuçları bulunuyor. Bulut, e-posta, bilişim veya yapay zeka hizmet tüketimindeki beklenmedik bir artış, bir maliyet yönetimi sorunundan çok daha fazlası olabiliyor; tehlikeye girmiş bulut ortamlarının sinyalini verebiliyor. Yapay zeka destekli davranışsal anomali tespiti, maliyetler ve maruz kalma süresi artmadan önce ekiplerin kötüye kullanımı erken aşamada tespit edip sınırlamasına yardımcı olmak açısından artık hayati önem taşıyor. Yenilikçi çözümler Bulut saldırı zincirini kırmaya yönelik üç temel öncelik kapsamında Fortinet; koddan çalışma zamanına ve yanıta kadar uçtan uca koruma sağlayan bir dizi yenilikçi çözüm sunuyor. FortiCNAPP, bulut hesaplarından depolama alanlarına ve kimliklere kadar geniş bir yelpazeden gelen sinyalleri birleştirerek en kritik risklerin önceliklendirilmesini ve kod ile çalışma zamanı açıklarının yönetilmesini sağlıyor. FortiGate, FortiAppSec Cloud ve FortiAIGate uyarlamalı çalışma zamanı koruması sunarken; yapay zeka tabanlı otonom Güvenlik Operasyonları Merkezi (SOC) platformu algılama ve müdahale sürelerini hızlandırıyor. Sızma tespitini erken aşamada sıfır yanlış alarm ile gerçekleştirmek için FortiDeceptor devreye girerken; FortiDAST ve FortiAIGate, OWASP LLM Top 10 açıklarını arayarak ve yapay zeka sistemlerine yönelik stres ile sızma testleri (pen testing) yürüterek aktif testler aracılığıyla sistem direncini doğruluyor. İnovasyonu yavaşlatmadan bulut direncinizi güçlendirin 2026 Bulut Tabanlı Tehdit Manzarası Raporu'ndan çıkarılacak en temel ders, saldırganların bulut sızmalarını kesintisiz ve otomatik bir iş akışına dönüştürmüş olması. Kurumların bulut güvenliğinin de aynı şekilde çalışmalısı gerekiyor: Riskin dinamik olarak azaltılması, yetkisiz erişimi kolaylaştıran güvenlik açıklarının kapatılması, kaynak kötüye kullanımının toparlanması ve en önemli tehditlere karşı hızlı bir şekilde harekete geçmek için geniş bağlamdan yararlanılması gerekiyor.

Küresel ekonominin patronları İstanbul’da buluşuyor Haber

Küresel ekonominin patronları İstanbul’da buluşuyor

Fed ve İngiltere Merkez Bankası’ndan üst düzey isimlerin de katılacağı forumda faiz, borçluluk, yapay zeka ve küresel ekonomik belirsizlikler masaya yatırılacak. Küresel ekonomide faiz politikaları, artan borçluluk ve jeopolitik belirsizliklerin öne çıktığı bir dönemde merkez bankalarının üst düzey yöneticileri İstanbul’da buluşacak. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) ev sahipliğinde düzenlenecek İstanbul Ekonomi Forumu, 8-9 Ekim tarihlerinde İstanbul Finans Merkezi’ndeki TCMB yerleşkesinde gerçekleştirilecek. Forumda farklı bölgelerden merkez bankası başkanları, başkan yardımcıları, bakanlar ve üst düzey politika yapıcıları bir araya gelecek. 16 merkez bankası başkanı katılacak İstanbul Ekonomi Forumu’na 2 bakan, 16 merkez bankası başkanı ve 8 merkez bankası başkan yardımcısının katılması bekleniyor. Katılımcılar arasında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile TCMB Başkanı Fatih Karahan da bulunuyor. ABD Merkez Bankası (Fed) Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller ve İngiltere Merkez Bankası Başkanı Andrew Bailey de forumda yer alacak üst düzey isimler arasında bulunuyor. Para politikası masada Forumun temel gündem maddeleri arasında küresel ekonomide artan parçalanma ve belirsizlik ortamında para politikalarının nasıl şekilleneceği yer alıyor. Merkez bankalarının değişen küresel koşullara vereceği tepkiler, para politikası kararlarının büyüme ve enflasyon üzerindeki etkileri ile finansal istikrar açısından ortaya çıkabilecek sonuçlar değerlendirilecek. Borç yükü tartışılacak Küresel ekonominin önemli gündem başlıklarından biri olan borç dinamikleri de forum kapsamında ele alınacak. Kamu ve özel sektör borçluluğu, yükselen borçlanma maliyetleri ve finansman koşullarındaki değişimlerin ekonomik büyüme ve finansal istikrar üzerindeki etkileri değerlendirilecek. Yapay zeka da gündemde Forumda para politikalarının yanı sıra teknolojik dönüşümün ekonomi üzerindeki etkileri de tartışılacak. Yapay zeka ve dijital inovasyonun makroekonomik politikalar, verimlilik, finansal sistem ve merkez bankacılığı üzerindeki etkileri ele alınacak. Teknolojik gelişmelerin ekonomik karar alma süreçlerinde oluşturduğu fırsatlar ve yeni riskler de gündemin önemli başlıkları arasında bulunacak. Küresel işbirliği hedefleniyor İstanbul Ekonomi Forumu’nun farklı ülkelerden politika yapıcıları aynı platformda buluşturarak uluslararası ekonomik diyaloğu güçlendirmesi hedefleniyor. Merkez bankaları arasındaki işbirliğinin geliştirilmesinin yanı sıra küresel ekonominin daha dayanıklı, yenilikçi ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmasına yönelik politikalar da değerlendirilecek. İstanbul Ekonomi Forumu, 8-9 Ekim tarihlerinde İstanbul Finans Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

Borsa İstanbul güne sınırlı düşüşle başladı Haber

Borsa İstanbul güne sınırlı düşüşle başladı

Küresel piyasalarda artan risk iştahı izlenirken, Borsa İstanbul’da 12.300 ve 12.200 puan seviyeleri destek, 12.600 ve 12.700 puan seviyeleri ise direnç olarak takip ediliyor. Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, önceki gün alış ağırlıklı seyrin etkisiyle yüzde 1,42 değer kazanarak 12.443,92 puandan günü tamamladı. Endeks yeni işlem gününe ise sınırlı düşüşle başladı. BIST 100, önceki kapanışa göre 6,32 puan ve yüzde 0,05 gerileyerek 12.437,59 puana indi. Bankacılık ve holding geriledi Açılışta bankacılık endeksi yüzde 0,10, holding endeksi ise yüzde 0,73 değer kaybetti. Sektör endeksleri arasında günün ilk bölümünde en fazla yükseliş yüzde 0,44 ile turizm sektöründe gerçekleşti. En fazla gerileyen sektör endeksi ise yüzde 6,54 düşüşle finansal kiralama, faktoring oldu. Küresel piyasalarda risk iştahı Küresel piyasalarda ise ABD tahvil faizlerindeki yükselişe rağmen yapay zeka yatırımlarına yönelik iyimserlik ve güçlü bilanço beklentileri risk iştahını destekliyor. Piyasalarda yatırımcıların şirket bilançoları ve küresel ekonomik verilerin yanı sıra ABD faiz politikasına ilişkin beklentileri de yakından takip ettiği belirtiliyor. Ekonomik veriler izlenecek Analistler, bugün yurt içinde reel efektif döviz kuru ile aylık fiyat gelişmeleri raporunun takip edileceğini belirtti. Yurt dışında ise Avro Bölgesi'ndeki perakende satış verileri ile ABD'nin dış ticaret dengesinin yatırımcıların odağında olacağı ifade edildi. BIST 100’de kritik seviyeler Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 12.300 ve 12.200 puan seviyeleri destek olarak öne çıkıyor. Yukarı yönlü hareketlerde ise 12.600 ve 12.700 puan seviyeleri direnç konumunda bulunuyor. Endeksin bu seviyelere yönelik hareketi, gün içindeki yön açısından yakından izlenecek.

KOBİ’lerde yapay zeka dönemi Haber

KOBİ’lerde yapay zeka dönemi

Yapay zeka ise satış ve iade verilerini analiz ederek sorunlu ürünleri, iade nedenlerini ve riskli noktaları önceden belirleyerek işletmelere müdahale imkanı sunuyor. E-ticarette satış kadar satış sonrası süreçlerin yönetimi de işletmelerin kârlılığında belirleyici oluyor. Özellikle iadeler; kargo, ürün kontrolü, yeniden paketleme, stok yönetimi, müşteri hizmetleri ve ürünün değer kaybı gibi birçok maliyeti aynı anda beraberinde getiriyor. KOBİ’ler açısından tek tek bakıldığında küçük görünen bu operasyonel kayıplar, satış hacmi büyüdükçe önemli bir maliyet kalemine dönüşebiliyor. Yapay zeka ise artık yalnızca müşteri sorularını yanıtlayan veya içerik üreten bir teknoloji olmaktan çıkarak, iade nedenlerini analiz eden ve sorunları oluşmadan önce tespit etmeye yardımcı olan bir iş aracına dönüşüyor. İade nedenleri analiz ediliyor KobiAI Kurucusu Baran Kaya, KOBİ’lerde iade yönetimindeki asıl fırsatın yalnızca iade sürecini hızlandırmak değil, iadelerin nedenlerini anlayarak tekrarını önlemek olduğunu belirtti. Kaya, satış verileri, müşteri yorumları, iade açıklamaları ve müşteri hizmetleri kayıtlarının birlikte analiz edilmesiyle hangi ürünlerin, hangi nedenlerle ve hangi müşteri gruplarında daha fazla iade edildiğinin ortaya çıkarılabileceğini söyledi. Bir ürünün yüksek oranda iade edilmesi önemli bir sinyal verirken, asıl kritik bilginin iadenin arkasındaki neden olduğu belirtiliyor. Örneğin müşterilerin sürekli “küçük geldi” gerekçesiyle iade ettiği bir üründe sorun ürünün kendisinden ziyade beden bilgisinin yeterince açık olmamasından kaynaklanabiliyor. Benzer şekilde ürünün görsellerle gerçekte farklı algılanması, ürün açıklamalarındaki eksiklikler veya belirli bir tedarikçiden kaynaklanan kalite problemleri de iade oranlarını artırabiliyor. Yapay zeka, binlerce müşteri yorumu ve iade açıklamasındaki ortak noktaları analiz ederek işletmelere yalnızca “en fazla hangi ürün iade edildi?” sorusunun değil, “neden iade edildi?” sorusunun da yanıtını sunabiliyor. Önleyici yaklaşım öne çıkıyor Baran Kaya, iade talebi oluşturulduktan sonra süreci yönetmek yerine, müşteriyi iadeye yönlendiren problemin satın alma öncesinde tespit edilmesinin işletmeler açısından daha yüksek değer yaratabileceğine dikkat çekti. Kaya, geçmiş iadelerden elde edilen verilerle ürün açıklamalarının değiştirilebileceğini, beden bilgilerinin daha anlaşılır hale getirilebileceğini, ürün görsellerinin iyileştirilebileceğini ve müşteriye satın alma aşamasında daha doğru bilgi sunulabileceğini belirterek, “En değerli iade, gerçekleşmeden önlenen iadeden geliyor” dedi. Bu yaklaşım, yapay zekanın yalnızca satış sonrası operasyonlarda değil, satış öncesi karar süreçlerinde de kullanılmasının önünü açıyor. İade verisi satın almayı etkiliyor İade verileri yalnızca müşteri hizmetleri açısından değil, satın alma ve stok yönetimi açısından da önemli bir kaynak oluşturuyor. Çok satan bir ürünün aynı zamanda yüksek oranda iade edilmesi, satış adedinin tek başına ürünün başarısını göstermeyebileceğine işaret ediyor. Satış ve iade verilerinin birlikte değerlendirilmesiyle işletmeler hangi ürünlerin gerçekte daha kârlı olduğunu daha net görebiliyor. Yapay zeka destekli analizlerle yüksek iade riski taşıyan ürünlerin belirlenmesi; yeni sipariş miktarlarının, kampanyaların ve stok planlarının da buna göre şekillendirilmesine yardımcı olabiliyor. Böylece iade yönetimi yalnızca müşteri hizmetleri departmanının yürüttüğü bir operasyon olmaktan çıkarak, şirketin genel ticari karar mekanizmasının bir parçası haline geliyor. İade edilen ürünün akıbeti İade sürecinin bir diğer önemli aşaması, ürün işletmeye geri döndükten sonra nasıl değerlendirileceği oluyor. Ürünün yeniden satışa uygun olup olmadığı, ambalajının yenilenip yenilenmeyeceği, outlet kanalına yönlendirilip yönlendirilmeyeceği veya tedarikçiye gönderilmesi gerekip gerekmediği gibi kararlar da işletmeler için ek operasyon oluşturuyor. Yapay zeka ve görüntü analiz teknolojilerinin bu süreçlerde çalışanlara destek olması, ürünlerin daha hızlı sınıflandırılmasına katkı sağlayabiliyor. Böylece çalışanların zamanının tekrarlayan kontroller yerine değerlendirme ve karar gerektiren işlere ayrılması mümkün hale geliyor. KOBİ’ler büyük yatırımlarla başlamayabilir Yapay zeka dönüşümünün KOBİ’ler açısından mutlaka büyük ve maliyetli projelerle başlaması gerekmiyor. İşletmenin son birkaç aylık satış ve iade verilerini bir araya getirmesi, en fazla iade edilen ürünleri belirlemesi ve iade nedenlerini sınıflandırması dahi önemli bir başlangıç noktası oluşturabiliyor. İlerleyen aşamalarda bu veriler ürün açıklamalarının iyileştirilmesi, müşteri yönlendirmeleri, stok kararları ve satın alma planlamasıyla ilişkilendirilebiliyor. KobiAI'nin yaklaşımında da yapay zekanın stok, satış, satın alma, finans ve operasyon gibi mevcut iş süreçleriyle bütünleşmesi önemli bir dönüşüm alanı olarak öne çıkıyor. Amaç iadeyi sıfırlamak değil KOBİ'ler açısından yapay zekanın değeri yalnızca otomatik yanıt vermek veya çalışanların iş yükünü azaltmakla sınırlı değil. İşletmenin kendi verilerinden öğrenen sistemler, karar alma süreçlerinde de kullanılabiliyor. İadelerin tamamen ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığına dikkat çekilirken, asıl hedefin hangi ürünün neden iade edildiğini anlamak, tekrar eden sorunları erken tespit etmek ve önlenebilir iadeleri azaltmak olduğu belirtiliyor. İade verilerinin satın alma, stok ve satış kararlarında kullanılmasıyla işletmeler, satış sonrasında ortaya çıkan bir problemi stratejik bir bilgi kaynağına dönüştürebiliyor. Bu dönüşümle birlikte iade; yalnızca satış sonrasında çözülmesi gereken bir sorun olmaktan çıkarak ürün geliştirme, stok yönetimi, satın alma ve müşteri deneyimini besleyen önemli bir veri kaynağı haline geliyor. KobiAI hakkında KobiAI, küçük ve orta ölçekli işletmelerin verilerini stratejik avantaja dönüştürmelerine yönelik yapay zeka odaklı çözümler geliştiren bir yazılım firması olarak faaliyet gösteriyor. Şirket, 35 yılı aşkın yazılım geliştirme ve veri bilimi deneyimiyle standart yazılımların çözmekte zorlandığı karmaşık iş problemlerine yönelik çözümler geliştirmeyi amaçlıyor. KobiAI, farklı sistemlerde dağınık bulunan verileri anlaşılır ve eyleme dönüştürülebilir içgörülere çevirmeyi, işletmelerin karar alma süreçlerini güçlendirmeyi, operasyonlarını yalınlaştırmayı ve risklerini azaltmayı hedefliyor. Şirketin verdiği bilgilere göre KobiAI yazılımlarının yüzde 90'ı yapay zeka ajanları tarafından geliştiriliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.