SON DAKİKA
Hava Durumu

#Türkiye

Ekometre - Türkiye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

NATO 3.0'da Türkiye’nin rolü değişiyor Haber

NATO 3.0'da Türkiye’nin rolü değişiyor

Ekonomist Hakan Topkurulu, kritik sorunun üretim planlamasının Avrupa'nın ihtiyaçlarına göre mi yoksa Türkiye'nin savunma önceliklerine göre mi şekilleneceği olduğunu söyledi. Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'ni "tam bir keskin viraj alma toplantısı" olarak nitelendiren Topkurulu, "NATO arabası bu virajı alırken devrilebilir de yola devam da edebilir. Şu anki izlenim arabanın devrilmeden devam edeceği yönünde" dedi. Trump’ın NATO 3.0'a etkisi Ekonomist Hakan Topkurulu, yaptığı açıklamada NATO 3.0 sürecini değerlendirdi. Amerika Birleşik Devletleri'nin son yıllarda gerileyen gücünü yeniden tesis etmek amacıyla çeşitli adımlar attığını ifade eden Topkurulu, "Trump'ın yeniden iktidara gelmesi, aslında Amerikan hâkim sınıflarının kendi içlerinde aldığı stratejik bir karardır; bunu basit bir halk oylaması olarak düşünmek fazlasıyla iyimser bir yaklaşım olur. Trump, küreselcilerden farklı olarak Amerikan halkına öncelikle 'Biz küçüldük, Amerika'yı yeniden büyük yapacağız' vaadinde bulundu" ifadelerini kullandı. Bu hedef doğrultusunda ilk etapta ekonomik yöntemlerin tercih edildiğini belirten Topkurulu, "Özellikle Çin ve Avrupa başta olmak üzere kendi müttefikleriyle giriştikleri bir gümrük vergisi savaşıyla denediler. Ancak bu savaştan istedikleri sonucu alamadılar ve Amerika'da borçlanma tırmanmaya, dolayısıyla çöküş devam etmeye başladı" değerlendirmesinde bulundu. Venezuela, Grönland ve Panama örnekleri Bunun ardından ABD'nin hedeflerine ulaşmak için doğrudan müdahale yöntemini tercih ettiğini öne süren Topkurulu, "2026'nın hemen başında, 3 Ocak'ta Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu eşiyle birlikte kaçırdılar; Maduro hâlâ hapiste. Ardından Grönland'ı Danimarka'dan almak, Panama Kanalı'nın ABD'ye devredilmesini sağlamak gibi çeşitli seçenekler üzerinde durdular ve nihayetinde İran'a saldırmayı tercih ettiler. Çünkü Venezuela'nın petrolünü şimdilik ele geçirmiş olsalar da bu onlara yetmiyor" dedi. 'Rotamızı kendimiz oluşturmalıyız’ Türkiye'nin savunma sanayisinde önemli başarılar elde ettiğini belirten Topkurulu, NATO ülkelerinin de bunu net şekilde gördüğünü söyledi. NATO 3.0 sürecinde Türkiye açısından en kritik başlığın savunma sanayisi ve silah üretimi olduğunu ifade eden Topkurulu, "Bugüne kadar NATO içinde bir kanat ülkesi görevi gören Türkiye'ye, şimdi çok daha farklı fonksiyonlar yüklenmeye çalışılıyor. Bunlardan en önemlisi, Türkiye'yi Avrupa ülkelerinin konvansiyonel silah tedarikçisi haline getirmek" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin bu süreçte kendi önceliklerini koruması gerektiğini vurgulayan Topkurulu, Avrupa'nın ihtiyaçlarına göre değil, Türkiye'nin kendi savunma ihtiyaçlarına göre üretim ve öncelik planlaması yapılmasının önem taşıdığının altını çizdi.

Uygulama ekonomisinin yeni güç merkezi: Short Dramalar Haber

Uygulama ekonomisinin yeni güç merkezi: Short Dramalar

Mobil uygulama ekosisteminde uzun zamandır yeni bir “büyük kategori” arıyorduk. Oyun tarafında rekabet sertleşti, sosyal medya devleri dikkat süresini domine etti, streaming platformları ise büyüme maliyetleriyle boğuşmaya başladı. Tam bu noktada, ilk bakışta niş gibi görünen ama veriye baktığınızda hiç de küçük olmayan bir format hızla öne çıktı: short drama uygulamaları. Bugün short dramalar yalnızca kısa, dikey, hızlı tüketilen video içerikler değil. Aslında uygulama ekonomisinin yeni büyüme laboratuvarlarından biri. Kullanıcı edinimi, kreatif testleri, lokalizasyon, bölüm bazlı monetizasyon, LTV optimizasyonu ve yapay zekâ destekli pazarlama otomasyonu gibi birçok başlık bu kategoride çok daha görünür hale geliyor. 60 ila 90 saniyelik bölümler, yüksek tempolu hikâyeler, dramatik cliffhanger’lar ve mobil öncelikli dikey format… Bu yapı ilk olarak Çin’de büyük ölçekte karşılık buldu. Çin’de “duanju” olarak bilinen kısa dramalar, dijital roman kültürü, sosyal video tüketimi ve mobil ödeme alışkanlıklarının birleşimiyle çok hızlı büyüdü. Ancak bugün artık bu hikâye sadece Çin’in hikâyesi değil. ReelShort, DramaBox, GoodShort ve DramaWave gibi uygulamalar ABD’den Latin Amerika’ya, Güneydoğu Asya’dan Avrupa’ya kadar farklı pazarlarda ciddi kullanıcı ilgisi yaratıyor. Hatta artık Hollywood da bu formatı kenardan izlemiyor. Büyük stüdyolar, streaming platformları, TikTok destekli projeler ve ünlü yapımcılar microdrama formatını test etmeye başladı. Yani short dramalar, “ucuz üretilen basit içerik” algısından çıkıp mobil entertainment tarafında yeni bir kategori standardına dönüşüyor. İndirme rakamları yeni bir kategorinin doğduğunu gösteriyor 2025 yılında short drama uygulamaları dünya genelinde 2,3 milyar indirmeye ulaştı. Yılın son çeyreğinde indirmeler, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 186 arttı. Bu rakamlar, mobil pazarlamada kullanıcı ediniminin her geçen yıl daha pahalı ve daha karmaşık hale geldiği bir dönemde oldukça dikkat çekici. Bugün birçok olgun uygulama kategorisinde büyüme daha fazla bütçe, daha ince segmentasyon ve daha agresif kampanya optimizasyonu gerektiriyor. Short drama tarafında ise hâlâ güçlü bir organik merak, yüksek kreatif çeşitliliği ve hızlı ölçeklenme potansiyeli görüyoruz. Burada ilginç olan şu: Kullanıcılar yalnızca uygulamayı indirip çıkmıyor. Format, izleme alışkanlığını uygulamanın içine taşıyor. Bir bölüm bitiyor, bir sonraki bölüm merak ediliyor. Kullanıcı, klasik streaming mantığındaki uzun karar sürecine girmeden, birkaç saniye içinde hikâyenin içine çekiliyor. Bu da short dramaları yalnızca “yüksek indirme alan” bir kategori olmaktan çıkarıyor. Asıl değer, kullanıcıların geri dönme motivasyonunda ve bu motivasyonun gelir modeline bağlanmasında yatıyor. Kullanıcılar sadece indirmiyor, geri geliyor Mobil uygulama dünyasında indirme tek başına hiçbir zaman yeterli olmadı. Asıl mesele, kullanıcının uygulamayla ilişki kurması, geri dönmesi ve zaman içinde değer üretmesi. Short drama uygulamalarında 2025’in son çeyreğinde geçirilen sürenin yıllık bazda yüzde 311 artması bu yüzden önemli. Bu veri bize çok net bir şey söylüyor: Kullanıcılar bu uygulamaları yalnızca meraktan açmıyor, günlük medya tüketim alışkanlıklarının içine yerleştiriyor. Bu formatın gücü biraz da tanıdık olmasından geliyor. Aslında short dramalar yeni bir insan davranışı yaratmıyor; var olan bir davranışı mobil ortama çok iyi adapte ediyor. İnsanlar her zaman hikâye, entrika, aşk, intikam, statü değişimi, aile çatışması ve beklenmedik dönüşler izledi. Bugün değişen şey, bu anlatıların 45 dakikalık televizyon bölümlerinden 60 saniyelik mobil bölümlere taşınması. Latin Amerika örneği bu açıdan çok anlamlı. Telenovela kültürünün güçlü olduğu pazarlarda short dramalar hızlı karşılık buluyor. Çünkü kullanıcıya yabancı bir anlatı dili sunmuyor; zaten sevilen melodramatik yapıyı daha hızlı, daha kişisel ve daha mobil hale getiriyor. ABD’de ise ReelShort ve DramaBox gibi platformların yükselişi, bu formatın yalnızca “Doğu’dan gelen geçici bir trend” olmadığını gösteriyor. Lokal oyuncular, yerel oyuncularla çekilen içerikler, farklı kültürlere uyarlanmış senaryolar ve pazara özel kreatifler artık büyümenin merkezinde. Bu, uygulama geliştiricileri için çok kritik bir ders: Global büyüme artık sadece çeviriyle olmuyor. Lokalizasyon, hikâyenin ritmini, karakter tiplerini, görsel dili ve pazarlama mesajını da kapsıyor. Gelir modeli çalışıyor çünkü psikoloji basit Short drama kategorisini ilginç yapan şeylerden biri de gelir modelinin kullanıcı davranışıyla çok doğrudan bağlantılı olması. Kullanıcı bir hikâyeye başlıyor, birkaç bölümü izliyor, sonra kritik bir anda yeni bölüm kilitleniyor. Burada monetizasyon, reklam ya da abonelikten ibaret değil; merakın ürün deneyiminin içine yerleştirilmesiyle oluşuyor. Bölüm bazlı kilit açma, coin paketleri, premium erişim, abonelik ve reklam destekli modeller birlikte çalışabiliyor. Bu yapı oyun ekonomisine oldukça yakın. Kullanıcı bir sonraki seviyeye geçmek ister gibi bir sonraki bölümü açmak istiyor. Bu yüzden short drama uygulamalarını yalnızca “video uygulaması” olarak okumak bence eksik kalır. Burada oyunlardan bildiğimiz ilerleme, ödül, bekleme, ödeme ve tekrar etkileşim döngülerinin içerik dünyasına taşındığını görüyoruz. 2025 yılında short drama uygulamalarının uygulama içi satın alma gelirlerinin yaklaşık 3 milyar dolar seviyesine ulaşması da bu yüzden şaşırtıcı değil. Kategori artık sadece izlenme üzerinden değil, kullanıcı başına gelir üretme kapasitesiyle de dikkat çekiyor. Bu noktada ABD pazarı özellikle öne çıkıyor. ReelShort ve DramaBox gibi uygulamalar, hem yüksek kullanıcı harcaması hem de agresif pazarlama stratejileriyle kategorinin ticari potansiyelini görünür hale getirdi. DramaBox’ın yatırım arayışları, Disney bağlantısı ve ABD’deki büyüme hedefleri de bu pazarın artık yalnızca bağımsız mobil uygulama oyuncularının değil, medya ve eğlence devlerinin de radarında olduğunu gösteriyor. Rekabet içerikte değil, kullanıcı kazanımında sertleşiyor Short drama pazarında dışarıdan bakınca herkes içeriği konuşuyor. Hangi hikâye daha iyi, hangi oyuncu daha çok izleniyor, hangi senaryo daha viral oluyor… Ama uygulama ekonomisi açısından baktığımızda asıl rekabet başka yerde: kullanıcı edinimi, kreatif üretimi, ölçümleme, kampanya optimizasyonu ve LTV yönetimi. 2025 sonunda dünya genelinde 700’ün üzerinde şirketin her ay short drama uygulamaları için aktif reklam kampanyaları yürütmesi bunu net şekilde gösteriyor. Bu, artık küçük bir içerik trendinden değil, performans pazarlamasıyla büyüyen ciddi bir uygulama kategorisinden bahsettiğimiz anlamına geliyor. Bu pazarda başarılı olmak için iyi içerik tek başına yeterli değil. Doğru kullanıcıyı bulmak, o kullanıcıya doğru kreatifi göstermek, hangi hikâye açısının hangi pazarda çalıştığını anlamak, kampanyaları gerçek zamanlı optimize etmek ve kullanıcı yaşam boyu değerini doğru ölçmek gerekiyor. Bir kreatifte “yasak aşk” çalışırken, başka bir pazarda “intikam” hikâyesi daha iyi performans gösterebiliyor. Bazı pazarlarda oyuncu seçimi belirleyici olurken, bazı pazarlarda ilk üç saniyedeki çatışma sahnesi kampanyanın kaderini değiştirebiliyor. Bu yüzden short drama pazarlaması, klasik entertainment pazarlamasından daha hızlı, daha test odaklı ve daha veriye bağlı ilerliyor. Biz Adjust’ta bu dönüşümü çok yakından görüyoruz. Short drama gibi hızlı büyüyen kategorilerde pazarlama ekiplerinin en büyük ihtiyacı artık yalnızca kampanya raporlamak değil. Hangi kanalın kaliteli kullanıcı getirdiğini, hangi kreatifin daha yüksek LTV yarattığını, hangi pazarda hangi monetizasyon yapısının daha iyi çalıştığını ve bütçenin nereye kaydırılması gerektiğini net şekilde görebilmek gerekiyor. Yapay zekâ destekli analiz ve otomasyon çözümleri de burada devreye giriyor. Çünkü bu ölçekte manuel optimizasyon yapmak gerçekçi değil. Kullanıcı davranışını anlamak, anomaliyi erken yakalamak, kampanya performansını gerçek zamanlı takip etmek ve büyüme kararlarını daha hızlı almak, bu kategoride rekabet avantajının temel parçası haline geliyor. Dünya bu formatı farklı şekillerde sahipleniyor Short drama kategorisinin en ilginç taraflarından biri, her pazarın formatı kendi kültürel kodlarıyla yeniden yorumlaması. Çin bu kategorinin çıkış noktası oldu. Çok hızlı prodüksiyon döngüleri, dijital romanlardan gelen hikâye havuzu, mobil ödeme alışkanlığı ve agresif platform ekonomisi short dramaların burada çok hızlı büyümesini sağladı. ABD’de format daha çok “mobile-first soap opera” gibi konumlanıyor. ReelShort ve DramaBox gibi uygulamalar, romantik drama, milyarder hikâyeleri, kurt adam evrenleri, aile sırları ve intikam temalarıyla geniş kitlelere ulaşıyor. Aynı zamanda Hollywood’un ilgisi, bu formatın profesyonel prodüksiyon tarafında da ciddiye alınmaya başladığını gösteriyor. Latin Amerika’da short drama, telenovela geleneğinin doğal bir uzantısı gibi çalışıyor. Melodram, güçlü duygular, hızlı çatışma ve bölüm sonu merakı zaten bu pazarlarda çok tanıdık. Mobil format ise bunu daha erişilebilir ve daha sık tüketilebilir hale getiriyor. Hindistan ve Güneydoğu Asya gibi pazarlarda ise genç nüfus, mobil video tüketimi ve fiyat hassasiyeti farklı gelir modellerinin test edilmesi için güçlü bir alan yaratıyor. Burada reklam destekli modeller, düşük bariyerli abonelik yapıları ve lokal dilde içerik üretimi belirleyici olabilir. Avrupa’da büyüme daha temkinli ilerlese de özellikle genç kullanıcıların dikey video alışkanlığı, short drama formatı için güçlü bir zemin yaratıyor. Burada başarı, büyük ihtimalle kaliteli lokalizasyon, daha rafine prodüksiyon dili ve performans pazarlamasının doğru birleşimiyle gelecek. Türkiye için ciddi bir fırsat var Türkiye açısından short drama konusu bence ayrıca önemli. Çünkü Türkiye’nin global eğlence pazarında zaten çok güçlü bir hikâye anlatıcılığı kası var. Türk dizileri bugün Latin Amerika’dan Orta Doğu’ya, Balkanlar’dan Avrupa’ya kadar çok geniş bir coğrafyada izleniyor. Duyguyu büyütme, karakter çatışması yaratma, aile dinamiklerini işleme, aşk ve dramayı güçlü bir ritimle anlatma konusunda Türkiye’nin ciddi bir üretim tecrübesi var. Short drama formatı bu gücü mobil uygulama ekonomisiyle buluşturabilir. Daha düşük prodüksiyon maliyetleri, daha hızlı çekim döngüleri, global dağıtım imkânı ve performans pazarlamasıyla ölçeklenebilir kullanıcı edinimi, Türkiye’deki içerik üreticileri ve uygulama girişimleri için yeni bir alan açıyor. Burada fırsat yalnızca mevcut dizileri kısaltmak değil. Aksine, baştan mobil için yazılmış, dikey formatta kurgulanmış, hızlı çatışma ve güçlü merak döngüsüyle tasarlanmış yeni hikâyeler üretmek. Türkiye’nin avantajı sadece içerik tarafında da değil. Ülkede güçlü bir mobil uygulama ekosistemi, deneyimli performans pazarlama ekipleri, oyun sektöründen gelen veri odaklı büyüme bilgisi ve yaratıcı prodüksiyon yeteneği var. Bu kombinasyon, short drama gibi hibrit bir kategoride ciddi fark yaratabilir. Özellikle oyun sektöründen gelen ekiplerin bu alana bakması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü short drama uygulamalarında monetizasyon, retention ve kullanıcı segmentasyonu tarafında oyunlardan öğrenilen çok fazla şey kullanılabilir. İçerik üreticileri hikâyeyi getirirken, mobil büyüme ekipleri bu hikâyeyi ölçeklenebilir bir uygulama iş modeline dönüştürebilir. Markalar için de yeni bir alan açılıyor Short dramaların yükselişi yalnızca uygulama geliştiricileri için değil, markalar için de önemli. Bugün kullanıcılar klasik reklam formatlarına karşı daha seçici. Dikkat süresi kısa, içerik beklentisi yüksek, reklam toleransı düşük. Short drama formatı ise markalara hikâyenin içine daha doğal şekilde girme fırsatı sunabilir. Bu, klasik ürün yerleştirme mantığından farklı düşünülmeli. Bir moda markası, güzellik markası, fintech ürünü ya da yemek teslimatı uygulaması, doğru hikâye evreninde çok daha organik bir rol oynayabilir. Özellikle genç kullanıcıların reklama değil, hikâyeye tepki verdiği bir dönemde, short drama formatı branded content tarafında da yeni kapılar açabilir. Ancak burada da ölçümleme kritik olacak. Marka görünürlüğü, kullanıcı etkileşimi, uygulama indirme, satın alma davranışı ve kampanya etkisi net şekilde ölçülmeden bu alanın sürdürülebilir bir pazarlama kanalına dönüşmesi zor. Bu yüzden short drama ekonomisinin büyümesi, aynı zamanda daha gelişmiş ölçümleme ve atribüsyon ihtiyacını da beraberinde getirecek. Uygulama ekonomisinin bir sonraki büyüme hikâyesi Mobil uygulama dünyasında büyüme fırsatları artık eskisi kadar kolay bulunmuyor. Kullanıcı edinimi pahalı, rekabet yoğun, dikkat süresi sınırlı ve kullanıcı beklentisi yüksek. Short dramalar bu tablo içinde dikkat çekici bir istisna olarak öne çıkıyor. Çünkü bu kategori aynı anda birkaç güçlü trendin kesişiminde duruyor: dikey video tüketimi, mobil-first hikâye anlatıcılığı, oyun benzeri monetizasyon, hızlı kreatif testleri, lokalizasyon ve veri odaklı performans pazarlaması. Bu yüzden short dramaları yalnızca “yeni bir içerik formatı” olarak görmek bence yetersiz. Bu kategori, uygulama ekonomisinin nereye gittiğini gösteren çok net bir sinyal veriyor. Gelecekte başarılı olacak mobil işletmeler, yalnızca iyi ürün yapanlar değil; kullanıcı davranışını en hızlı anlayan, içeriği en doğru pazara adapte eden, büyüme verisini en iyi okuyan ve monetizasyonu kullanıcı deneyiminin doğal parçası haline getirenler olacak. Short dramalar bugün bu dönüşümün en görünür örneklerinden biri. Önümüzdeki dönemde hangi pazarların öne çıkacağı, hangi gelir modellerinin kalıcı hale geleceği, yapay zekânın prodüksiyon ve lokalizasyon süreçlerini nasıl hızlandıracağı ve markaların bu yeni tüketim alışkanlığına nasıl adapte olacağı mobil ekosistemin en önemli gündem başlıklarından biri olacak. Türkiye için ise soru şu: Bu dalgayı sadece izleyen tarafta mı kalacağız, yoksa güçlü hikâye anlatıcılığı kasımızı mobil uygulama ekonomisiyle birleştirip global short drama pazarında kendi başarı hikâyelerimizi mi yaratacağız?

Yalnız yaşayanların sayısı 10 yılda yüzde 66,5 arttı Haber

Yalnız yaşayanların sayısı 10 yılda yüzde 66,5 arttı

Yalnız yaşayanların sayısı 10 yılda yüzde 66,5 arttı Türkiye'de tek kişilik hanelerin sayısı son 10 yılda dikkat çekici bir artış gösterdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2025 yılı itibarıyla tek başına yaşayanların sayısı 5 milyon 523 bin 321'e ulaştı. Aynı dönemde ortalama hanehalkı büyüklüğü ise 3,08 kişiye gerileyerek değişen demografik yapının konut sektörüne etkisini gözler önüne serdi. TÜİK verilerine göre Türkiye'deki toplam hane sayısı 26 milyon 977 bin 795'e yükselirken, tek kişilik hanelerin sayısı 5,5 milyonu aştı. Artan bireyselleşme, evlilik yaşındaki yükseliş ve yaşam alışkanlıklarındaki değişim, daha küçük ve fonksiyonel konutlara yönelik talebi artırıyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hane Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yusuf Keklik, konut ihtiyacının artık yalnızca nüfus artışı üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirtti. Keklik, "Hane sayısındaki artış, yaşam biçimlerindeki değişim ve bireyselleşmenin etkisiyle konut talebi farklı bir boyuta taşınıyor. Özellikle tek kişilik yaşayan bireylerin ve küçük ailelerin artması, daha fonksiyonel, ulaşılabilir ve yaşam kalitesini artıran konut projelerine olan ihtiyacı güçlendiriyor." dedi. Geleceğin konut projelerinin yalnızca metrekare odaklı olmayacağını vurgulayan Keklik, kullanıcı deneyimi, sürdürülebilirlik ve erişilebilirlik kriterlerinin ön plana çıkacağını ifade etti. Kentleşme ve bireysel yaşamın yaygınlaşmasının sektörde önemli bir dönüşüm yarattığını belirten Keklik, "Gayrimenkul sektöründe artık önemli olan yalnızca daha fazla konut üretmek değil, değişen yaşam biçimlerine uygun, kullanıcı odaklı ve uzun vadeli değer sunan projeler geliştirmektir." değerlendirmesinde bulundu.

Türk ve İranlı iş dünyasından serbest ticaret çağrısı Haber

Türk ve İranlı iş dünyasından serbest ticaret çağrısı

Türk ve İranlı iş insanları, ticaretin önündeki engellerin kaldırılması ve Serbest Ticaret Anlaşması'nın (STA) hayata geçirilmesini istiyor. Türkiye ile İran, ekonomik ilişkilerini ticaretin ötesine taşıyarak ortak üretim ve yatırım modeline geçmek için yeni bir sürece hazırlanıyor. Bu kapsamda İran Ticaret Odası, Tahran Ticaret Odası ve İran Ticaret Geliştirme Kurumu yetkilileri, İstanbul Ticaret Odası'nı (İTO) ziyaret ederek iki ülke arasındaki iş birliği fırsatlarını değerlendirdi. "Potansiyelin gerisindeyiz" Toplantıda konuşan İTO Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Yakup Köç, mevcut ticaret hacminin iki ülkenin gerçek potansiyelini yansıtmadığını belirtti. Köç, yalnızca İstanbul Ticaret Odası'na kayıtlı 2 bini aşkın İran sermayeli firmanın bulunduğunu hatırlatarak, bu durumun iki ülke arasındaki ekonomik güvenin ve ticari ilişkilerin önemli bir göstergesi olduğunu söyledi. Hedef ortak üretim ve STA Türkiye'nin güçlü sanayi altyapısı ile İran'ın hammadde kapasitesinin bir araya getirilmesinin iki ülkeye önemli avantaj sağlayacağını vurgulayan görüşmelerde, Serbest Ticaret Anlaşması'nın hayata geçirilmesinin ticaret hacmini önemli ölçüde artıracağı ifade edildi. Taraflar, 2015 yılında yürürlüğe giren Tercihli Ticaret Anlaşması'nın daha ileri bir seviyeye taşınması ve ekonomik ilişkilerin ortak yatırım ile üretim odaklı yeni bir yapıya kavuşturulması konusunda görüş birliğine vardı.

NATO Zirvesi savunma sanayisine güç katacak Haber

NATO Zirvesi savunma sanayisine güç katacak

Zirve kapsamında yapılacak Savunma Sanayisi Forumu'nda milyarlarca dolarlık iş birlikleri ve yeni tedarik anlaşmalarının hayata geçirilmesi bekleniyor. Savunma sanayisindeki yerli üretim ve ihracat başarısıyla dikkat çeken Türkiye, NATO Zirvesi kapsamında düzenlenecek Savunma Sanayisi Forumu'nda uluslararası iş birliklerini genişletmeye hazırlanıyor. Diplomatik ve askeri başlıkların yanı sıra ekonomik boyutuyla da öne çıkan zirvenin, Türk savunma sanayisi için yeni ihracat kapıları açması bekleniyor. Milyarlarca dolarlık anlaşmalar masada NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara Zirvesi'nin en önemli gündemlerinden birinin savunma sanayisi olacağını belirterek, zirvenin ilk gününde ittifak tarihinin en kapsamlı savunma sanayisi etkinliğinin gerçekleştirileceğini açıkladı. Forum kapsamında çok sayıda savunma sözleşmesi, mutabakat zaptı, niyet mektubu ve ortak üretim projelerinin duyurulması bekleniyor. Rutte, NATO ekosisteminde faaliyet gösteren yaklaşık 3 bin Türk savunma sanayisi şirketinin zirvede önemli bir vitrine çıkacağını ifade ederek, transatlantik savunma sanayisi iş birliğinin daha da güçleneceğini söyledi. Erdoğan: Ticaretin önündeki engeller kaldırılmalı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da savunma sanayi ticaretinin önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini belirterek, müttefikler arasında adil yük paylaşımının önemine dikkat çekti. Erdoğan, Türkiye'nin savunma harcamalarını artırmaya devam ettiğini ve NATO operasyonlarına en fazla katkı sağlayan ilk beş müttefik arasında yer aldığını vurguladı. İTO: Zirve ekonomik açıdan da kritik İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, zirveye katılacak ülkelerin toplam ekonomik büyüklüğünün yaklaşık 70 trilyon dolara ulaştığını belirterek, organizasyonun Türkiye'nin savunma sanayisindeki son 20 yıllık başarısını dünyaya göstereceğini ifade etti. Avdagiç, Teknopark İstanbul'un da ileri teknoloji üretiminde önemli rol üstlendiğini söyledi. Savunma sanayisi ekonomiye güç katıyor Prof. Dr. Kerem Alkin, savunma sanayisinin yüksek katma değerli ihracat sayesinde dış ticaret ve cari açığın azaltılmasına önemli katkı sağladığını belirtti. Savunma ihracatının yalnızca gelir üretmediğini, aynı zamanda Türkiye'nin uluslararası stratejik ortaklıklarını da güçlendirdiğini ifade eden Alkin, zirvenin yeni iş birliklerine zemin hazırlayacağını söyledi. Ortak üretim dönemi öne çıkıyor SETA Araştırmacısı Doç. Dr. Murat Aslan ise küresel savunma sanayisinde artık hazır alım yerine ortak üretim modelinin öne çıktığını belirtti. Türk savunma sanayisinin esnek üretim kabiliyeti, rekabetçi maliyetleri ve yüksek teknoloji kapasitesiyle önemli avantaj sağladığını ifade eden Aslan, NATO Zirvesi'nin Avrupa başta olmak üzere yeni pazarlarda Türk firmaları için önemli fırsatlar oluşturacağını söyledi. Uzmanlara göre zirvede imzalanacak olası anlaşmalar yalnızca ihracat gelirlerini artırmayacak; teknoloji transferi, ortak üretim ve uzun vadeli sanayi iş birlikleri açısından da Türkiye'nin küresel konumunu güçlendirecek.

Küresel eklemeli imalat pazarı 2033'te 169 milyar dolara ulaşacak Haber

Küresel eklemeli imalat pazarı 2033'te 169 milyar dolara ulaşacak

Eklemeli imalat teknolojilerinde küresel büyüme hız kazanıyor. 2025'te 30,5 milyar dolar büyüklüğe ulaşan pazarın, 2033 yılına kadar 169 milyar dolara çıkması beklenirken, Türkiye de bu alanda bölgesel üretim ve teknoloji merkezi olma yolunda önemli bir ivme yakalıyor. Araştırmalara göre 2025 yılında yaklaşık 30,5 milyar dolar büyüklüğe ulaşan küresel pazarın, 2033 yılına kadar 169 milyar dolara yükselmesi bekleniyor. Sektörün 2026-2033 döneminde yıllık ortalama yüzde 23,9 büyümesi öngörülüyor. Eklemeli imalat teknolojileri artık yalnızca prototip üretiminde değil; nihai parça üretimi, bakım ve onarım, kalıpçılık, hafif komponent geliştirme ve dijital tedarik zinciri yönetiminde de stratejik bir üretim modeli olarak öne çıkıyor. Savunma sanayii, havacılık, otomotiv, medikal teknolojiler, enerji ve makine sektörlerinde kullanım alanı hızla genişliyor. Türkiye'nin potansiyeli büyüyor Gelişmiş sanayi altyapısı, mühendislik kapasitesi ve yüksek katma değerli sektörlerden gelen talep, Türkiye'nin eklemeli imalat alanındaki konumunu güçlendiriyor. Endüstriyel 3D yazıcılar, ileri malzemeler, tasarım yazılımları ve üretim hizmetlerinden oluşan ekosistemin büyümesiyle birlikte yerli üretim kapasitesinin artması ve dışa bağımlılığın azalması hedefleniyor. Özellikle savunma sanayii, havacılık, otomotiv ve medikal sektörlerinde hafif, karmaşık ve yüksek performanslı parçalara yönelik artan ihtiyaç, eklemeli imalat yatırımlarını hızlandırıyor. EXPO3D İstanbul sektörü buluşturacak Türkiye'nin eklemeli imalat ve ileri üretim teknolojilerine odaklanan ilk ihtisas fuarı olan EXPO3D İstanbul, 17-19 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenlenecek. Fuarda 100'ün üzerinde katılımcı firma, 120'den fazla marka ve 10 bini aşkın profesyonel ziyaretçinin bir araya gelmesi bekleniyor. Organizasyonun yaklaşık 250 milyon dolarlık potansiyel ticaret hacmi oluşturması hedeflenirken, Yıldız Teknik Üniversitesi iş birliğiyle gerçekleştirilecek 5. Uluslararası 3D Baskı ve Eklemeli İmalat Konferansı da akademi ile sanayiyi buluşturacak. "Üretimde paradigma değişimi yaşanıyor" EXPO3D İstanbul Fuar Koordinatörü Yıldırım Ünverdi, eklemeli imalatın artık yalnızca yeni bir üretim yöntemi olmadığını belirterek, tasarımdan nihai ürüne, bakım süreçlerinden tedarik zinciri yönetimine kadar sanayinin tüm üretim anlayışını değiştiren stratejik bir teknoloji haline geldiğini söyledi. Türkiye'nin genç mühendis nüfusu, gelişmiş üretim altyapısı ve stratejik coğrafi konumuyla bölgesel bir üretim ve inovasyon merkezi olma yolunda önemli avantajlara sahip olduğunu vurgulayan Ünverdi, önümüzdeki yıllarda eklemeli imalat teknolojilerinin yüksek katma değerli üretim ve ihracatta kritik rol oynayacağını ifade etti.

2025'in ihracat şampiyonları açıklandı Haber

2025'in ihracat şampiyonları açıklandı

2025'in ihracat şampiyonları belli oldu. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından hazırlanan "Türkiye'nin İlk 1000 İhracatçısı" araştırmasının 2025 sonuçları açıklandı. Araştırmaya göre, ilk 1000 ihracatçı firmanın toplam ihracatı 182 milyar 171 milyon dolar olarak gerçekleşti. Listede en hızlı yükselen şirket Bilgin Yatçılık olurken, ihracatını tutar bazında en fazla artıran firma Ford Otomotiv oldu. 2025 listesinde en dikkat çekici yükselişi Bilgin Yatçılık ve Turizm gerçekleştirdi. Şirket, geçen yıl bulunduğu 991'inci sıradan 264'üncü sıraya çıkarak 727 basamak yükseldi. Bilgin Yatçılık'ı; Tosyalı Toyo Çelik (666 basamak)EVAS Ev Aletleri (559 basamak)KCR Dış Ticaret (515 basamak)Boomex Company Kargo (493 basamak) izledi. Ayrıca ZF CVS Turkey Fren Sistemleri 424, Feka Otomotiv Mamulleri 388, Numarine Ticaret ise 375 basamak yükselerek dikkat çeken firmalar arasında yer aldı. İhracatını oransal olarak en fazla artıran şirket KCR Dış Ticaret İlk 1000 firma arasında ihracatını oransal bazda en fazla artıran şirket, yüzde 411,1 artışla KCR Dış Ticaret oldu. Şirketin ihracatı 49,1 milyon dolardan 251,1 milyon dolara yükseldi. KCR Dış Ticaret'i sırasıyla; ARCA Savunma (%392,1) Tosyalı Toyo Çelik (%273,4) Bilgin Yatçılık ve Turizm (%267,9) Tosyalı Demir Çelik (%240,5) takip etti. Öte yandan EVAS Ev Aletleri, ROKETSAN, Boomex Company Kargo HMS Yatırım Danışmanlık da ihracat artış oranlarıyla öne çıkan şirketler arasında yer aldı. Tutar bazında zirvede Ford Otomotiv İhracat gelirini tutar bazında en fazla artıran şirket ise Ford Otomotiv oldu. Şirket, ihracatını 8,5 milyar dolardan 11,35 milyar dolara çıkararak 2,8 milyar dolarlık artış sağladı. Ford Otomotiv'i; ARCA Savunma (2,3 milyar dolar)TGS Dış Ticaret (655,5 milyon dolar)Baykar Makina (595,8 milyon dolar)Türk Hava Yolları (544,8 milyon dolar)Ahlatcı Kuyumculuk (488,6 milyon dolar)Mercedes-Benz Türk (433,1 milyon dolar) izledi. İlk 10 listesinde ayrıca Man Truck & Bus Türkiye, TOFAŞ ve HMS Yatırım Danışmanlık da yer aldı.

Elektrik ve doğal gaz faturalarında ağır tablo Haber

Elektrik ve doğal gaz faturalarında ağır tablo

Türkiye, yüzde 26'lık enerji enflasyonuyla OECD ülkeleri arasında ilk sırada yer alırken, uzmanlar sorunun temelinde iç dinamiklerin bulunduğuna dikkat çekiyor. Artan hayat pahalılığı ve enerji fiyatlarındaki yükseliş, vatandaşın fatura yükünü her geçen gün ağırlaştırıyor. Dört kişilik bir ailenin asgari yaşam standardı için ödemesi gereken aylık elektrik faturası yaklaşık 745 TL'ye ulaştı. Mevcut asgari ücret dikkate alındığında, bir çalışan aylık gelirinin yaklaşık yüzde 2,6'sını yalnızca elektrik faturası için harcıyor. Kış aylarında doğal gaz faturalarının 2 bin TL'nin üzerine çıkmasıyla birlikte enerji giderlerinin toplamı, asgari ücretli bir hanenin gelirinin en az yüzde 10'unu oluşturuyor. OECD'de açık ara ilk sırada Şubat 2026 verilerinde Türkiye, yüzde 26 enerji enflasyonuyla 36 OECD ülkesi arasında açık ara ilk sırada yer aldı. OECD ortalaması ise eksi yüzde 0,6 seviyesinde bulunuyor. Birçok ülkede enerji fiyatları gerilerken, bazı ülkelerde sınırlı artışlar yaşanıyor. Listede Türkiye'yi yüzde 7,4 ile Avustralya, yüzde 7,1 ile Slovenya takip ediyor. Böylece Türkiye'nin enerji enflasyonu, en yakın ülkenin yaklaşık üç ila dört katına ulaşıyor. "Sorunun kaynağı içeride" TMMOB Makina Mühendisleri Odası'nın hazırladığı "Türkiye'nin Enerji Görünümü 2026 Oda Raporu", tablonun yalnızca yüksek enflasyonla açıklanamayacağını ortaya koyuyor. Raporda, aynı küresel koşullarda birçok ülkede enerji fiyatlarının gerilediği veya sınırlı yükseldiği, buna karşın Türkiye'de sert artışların yaşandığı belirtilerek, sorunun temel nedeninin iç ekonomik dinamikler olduğu vurgulanıyor. Raporda ayrıca, açıklanan verilerin son elektrik ve doğal gaz zamlarını henüz içermediği, bu nedenle önümüzdeki aylarda Türkiye ile OECD ortalaması arasındaki farkın daha da büyüyebileceği ifade ediliyor. 42,3 milyon konut abonesi zamdan etkilendi Rapora göre, 1 Ocak 2024 - 4 Nisan 2026 döneminde elektrik tarifelerine yapılan zamlar abone gruplarına göre farklılık gösterdi. 2024 verilerine göre Türkiye'deki 50,8 milyon elektrik abonesinin yüzde 83,3'ünü oluşturan 42,3 milyon mesken abonesi, yüzde 115'i aşan fiyat artışıyla zamlardan en fazla etkilenen kesim oldu. Aynı dönemde net asgari ücretteki artış yüzde 65,1 seviyesinde kaldı. Raporda, son elektrik zammının ardından düşük kademeli mesken abonelerinde 100 TL'lik bir elektrik faturasının 74,89 TL'sinin dağıtım bedeli, 15,26 TL'sinin enerji bedeli ve 9,85 TL'sinin vergilerden oluştuğu bilgisine de yer verildi.

ABD'den Türkiye'nin ihracatına yeni vergi hamlesi Haber

ABD'den Türkiye'nin ihracatına yeni vergi hamlesi

Rapor kapsamında Türkiye için yüzde 12,5 ilave gümrük vergisi önerilirken, özellikle tekstil, hazır giyim ve ayakkabı sektörleri yakından ilgilendiren yeni bir tarife sistemi gündeme geldi. Nihai kararın temmuz ayında verilmesi bekleniyor. Türkiye 54 ülke arasında yer aldı USTR'nin 2 Haziran'da yayımladığı 98 sayfalık raporda, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 54 ülkenin zorla çalıştırılarak üretilen malların ithalatını önlemeye yönelik yasal düzenleme ve uygulamalarda eksiklik taşıdığı ifade edildi. Raporda Çin, Japonya, Güney Kore, İngiltere, Vietnam ve Bangladeş gibi ülkeler de aynı kategoride yer aldı. Tekstil sektörü yakından izleniyor Raporda en fazla dikkat çeken sektörler tekstil, hazır giyim ve ayakkabı oldu. ABD Gümrük ve Sınır Koruma Birimi'nin yürürlükte bulunan yaptırım kararlarının önemli bölümünün bu sektörleri kapsadığı belirtilirken, pamuk, iplik, kumaş ve konfeksiyon ürünlerinin küresel tedarik zincirlerinde risk taşıdığı vurgulandı. Yüzde 12,5 ek vergi önerisi USTR, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu ülkeler için yüzde 12,5 ilave gümrük vergisi uygulanmasını önerdi. Bununla birlikte tekstil ve hazır giyim ürünlerinde, ABD'den yapılan pamuk ve tekstil ithalatı dikkate alınarak daha düşük oranlı özel bir tarife modeli üzerinde çalışıldığı ifade edildi. Nihai karar Temmuzda Soruşturma kapsamında kamu kurumları, sektör temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarının görüşleri alınmaya devam ediyor. Temmuz ayında yapılacak değerlendirmelerin ardından uygulanacak ek gümrük vergilerine ilişkin nihai kararın açıklanması bekleniyor. Uzmanlar, sürecin özellikle Türkiye'nin ABD'ye yönelik tekstil, hazır giyim, deri ve ayakkabı ihracatı açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini değerlendiriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.