SON DAKİKA
Hava Durumu

#Türkiye

Ekometre - Türkiye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Şirketlerin gündemindeki 5 kritik İK dinamiği açıklandı Haber

Şirketlerin gündemindeki 5 kritik İK dinamiği açıklandı

Çalışma; hızla değişen teknolojik ve ekonomik koşullar ile dönüşen çalışan beklentileri karşısında kurumların sürdürülebilir performans için odaklanması gereken beş ana alanı ortaya koyuyor: Yapay zekâ ile yetkinlik bazlı iş gücü dönüşümü Artan sağlık maliyetlerinin verimlilik odaklı yönetimi Entegre veri ve analitikle desteklenen karar alma Zorunlu hâle gelen ücret şeffaflığı Çalışanların finansal stresini azaltan akıllı emeklilik çözümleri Aon Türkiye Sağlık, Yan Haklar ve Bireysel Emeklilik Genel Müdür Yardımcısı Sinem Yalçın, araştırmaya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Günümüzde insan sermayesini şekillendiren dinamikler, kurumların daha veriye dayalı, ileri görüşlü ve insan odaklı entegre kararlar almasını zorunlu kılıyor. Farklı başlıklarda müşterilerimizle çalışırken elde ettiğimiz veriler ve içgörülerden hareketle, 2026 ve sonrasında iş gücünü belirleyeceğine inandığımız beş temel dinamiği tanımladık. İlk bakışta ayrı alanlar gibi görünen bu başlıklar, şirketlerin iş gücü stratejilerinin hedeflerini gerçekten destekleyip desteklemediğini sorgulamalarına yardımcı oluyor.” 1. Yapay zekâ ve yetkinlik bazlı iş gücü yönetimi Yapay zekâ pazarının 2025 yılında küresel ölçekte 254,5 milyar dolara ulaşacağı ve yıllık yüzde 37’lik büyüme göstereceği tahmin ediliyor. Bu güçlü ivme, kurumların iş tanımlarını ve gerektirdiği yetkinlikleri baştan yazmasını zorunlu kılıyor. Aon’un araştırması, görev bazlı klasik iş tanımlarından yetkinlik bazlı esnek modellere geçişin artık bir tercih değil, zorunluluk olduğuna işaret ediyor. 2. Sürdürülebilir sağlık maliyetleri ve verimlilik Dünya genelinde tıbbi maliyet artış oranlarının enflasyonun neredeyse dört katına çıktığı bir dönemde, sağlık harcamalarının kontrolü işverenler için stratejik bir gündem maddesi hâline geliyor. Artan maliyetlerin yan hak bütçelerini zorlaması hem çalışanların sağlık hizmetlerine erişimini hem de finansal dengelerini olumsuz etkileyebiliyor. Sağlık harcamalarını stratejik ve verimlilik odaklı yönetmek ise sağlıklı ve verimli iş gücünü destekliyor, yeteneği çekme ve tutundurmada avantaj sağlıyor. Öte yandan şirketler açısından çalışan maliyetlerinin daha öngörülebilir yönetilmesini sağlıyor, kurumsal dayanıklılığı artırıyor. 3. Entegre veriyle güvenli ve doğru kararlar Yükselen sağlık ve yan hak maliyetleri, hızla değişen yetkinlik ihtiyaçları ve yeniden şekillenen çalışan beklentileri, İK liderlerinin daha hızlı ve doğru karar almasını gerektiriyor. Aon’a göre, birbiriyle bağlantılı ve bütüncül veriler, bu kararların güvenli biçimde alınmasının temel unsuru. Veri ve analitik kullanımı şirketlere daha iyi finansal kontrol, hangi çalışanların hangi desteklerden faydalanacağının bilinmesiyle daha sağlıklı ve üretken iş gücü, iş gücü planlamasında iyileştirme ile uyum ve kalite risklerinde erken aksiyon alma gibi konularda fayda sağlıyor. 4. Ücret şeffaflığı: Seçenek değil, zorunluluk Aon’un verilerine göre çalışanların yüzde 47’si, ortalamanın üzerindeki ücret ve anlamlı yan hakları işveren seçiminde birinci kriter olarak görüyor. Bu nedenle ücret şeffaflığı ve ücret eşitliği, kurumların artık erteleyemeyeceği stratejik bir konu hâline geldi. Ücret şeffaflığı şirketlere başta AB ile iş yapan ülkelerde mevzuata uyum ve entegrasyon kolaylığı sağlarken çalışanlarda da adalet duygusunu destekliyor, çalışan motivasyonu ve kurum bağlılığını artırıyor. 5. Akıllı emeklilik çözümleriyle finansal stresi azaltmak Daha uzun yaşam süreleri ve değişen demografik yapı, geleneksel emeklilik birikimlerinin yeterliliğini sorgulatıyor. Önümüzdeki 25 yıl içinde 65 yaş ve üzeri nüfusun oranının neredeyse iki katına çıkması beklenirken, çalışanların daha uzun süre çalışması ve daha yüksek birikim yapması gerekiyor. Aon’un analizine göre, kurumların emeklilik ve uzun vadeli tasarruflara bakışı, rekabet avantajı ve çalışanlarda verimlilik artışı sağlayarak çalışan deneyimini etkilerken, öngörülebilir iş devir planlanması ve yan haklarda eşitsizliklerin giderilmesini sağlayarak şirketlerde iş sürekliliğine doğrudan etki ediyor.

Fas Türkiye'ye yatırım çağrısı yaptı Haber

Fas Türkiye'ye yatırım çağrısı yaptı

Türk iş insanlarını Fas'taki yatırım fırsatlarını değerlendirmeye davet eden Lazreq, özellikle 2030 FIFA Dünya Kupası hazırlıklarının büyük projeler ve yeni imkanlar yaratacağını vurguladı. Türkiye ile Fas Krallığı arasındaki ticaret hacmi ilk kez 5 milyar doları geçti. Fas Krallığı'nın Ankara Büyükelçisi Mohammed Ali Lazreq, "Ticaret hacmi, 'Serbest Ticaret Anlaşması'nın yürürlüğe girmesinden bu yana ilk kez 5 milyar dolar seviyesini aşmıştır." dedi. Türkiye ile Fas Krallığı arasındaki ticari ilişkiler, son yıllarda istikrarlı bir gelişme gösteriyor. Ticaret Bakanlığı verilerine göre, iki ülke arasındaki dış ticaret hacmi 2024 yılında 4,9 milyar doları aştı. Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre ise Türkiye'nin Fas Krallığı'na ihracatı 2025 yılında 3,9 milyar doların üzerine çıktı. Bu olumlu seyrin 2026 yılında da devam ettiği görülürken, yılın ilk ayında ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18,7 artarak 305 milyon doların üzerine yükseldi. İki ülke arasındaki ilişkileri ve ticaretteki olumlu seyri değerlendiren Fas Krallığı'nın Ankara Büyükelçisi Mohammed Ali Lazreq, Türkiye ile Fas Krallığı arasındaki ilişkilerin tarihi derinliğe ve karşılıklı saygı temelinde şekillenen işbirliğine dayandığını, bu sürecin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Fas Kralı 6. Muhammed'in iradeleri doğrultusunda daha da pekiştirildiğini söyledi. Lazreq, "Son yıllardaki ikili ilişkiler özellikle ekonomik ve ticari düzeylerde somut bir ivme kazanmış ve ticaret hacmi, 'Serbest Ticaret Anlaşması'nın yürürlüğe girmesinden bu yana ilk kez 5 milyar dolar seviyesini aşmıştır." diye konuştu. İkili ticari ilişkileri sağlıklı bir dengede artırmak için çalışmalar sürdürdüklerini belirten Lazreq, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu hacim, Türk ürün ve hizmetlerinin güçlü cazibesini açıkça yansıtmakla birlikte Fas Krallığı aleyhine bir dengesizliği de ortaya koymakta, giderek artan bir dış ticaret açığına işaret etmektedir. Bu durum, hükümetimizi Türk tarafıyla istişare içinde, ikili ticari ilişkilere yeni bir ivme kazandıracak ve ticaret dengesinde daha sağlıklı bir denge oluşturacak yöntem ve araçları araştırmaya sevk etmiştir. Bu çerçevede hükümetimiz, Türk tarafıyla birlikte Ankara ve Rabat'ta gerçekleştirilen toplantılar sırasında, ülkemizin ticaret açığını azaltmaya yönelik bir yol haritası ve mekanizmalar oluşturulması amacıyla yakın zamanda görüşmelere başlamıştır. İki ülkenin sahip olduğu potansiyelin, bugüne kadar elde edilen ve kayda geçirilen kazanımların çok ötesinde olduğuna inancım tamdır." "Fas Krallığı ticaret ve yatırım alanında iş insanları için önemli bir cazibe merkezi" Büyükelçi Lazreq, Fas Krallığı'nın ticaret ve yatırım alanında iş insanları için önemli bir cazibe merkezi olduğuna dikkati çekerek, ülkede uygulanan teşvikler ve yatırım destek mekanizmalarına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: "Fas Krallığı'nın siyasi ve makroekonomik istikrarı, stratejik coğrafi konumu, modern altyapı ağı ve yatırımı teşvik etmeye yönelik hayata geçirilen önemli reformlar, ülkeyi cazip bir yatırım merkezi haline getiren başlıca unsurlar arasında yer almaktadır. Fas pazarı, Krallık'ın cazibesini artırmayı ve ülkeyi Avrupa ile Afrika’nın kesişim noktasında rekabetçi bir sanayi ve lojistik platformu olarak konumlandırmayı amaçlayan uyumlu vergi teşvikleri ve yatırım destek mekanizmaları sayesinde, Türk firmaları da dahil olmak üzere yabancı şirketlere genel olarak elverişli bir ortam sunmaktadır." Lazreq, ayrıca Fas makamlarının, yabancı şirketlerin kuruluş ve faaliyet süreçlerini basitleştirmek ve hızlandırmak amacıyla özellikle bölgesel yatırım merkezleri aracılığıyla şirket kuruluşu ve gerekli izinlerin alınmasına ilişkin idari işlemleri kolaylaştıran çeşitli tedbirleri hayata geçirdiğini anlattı. İthalat kalemlerine ilişkinse Lazreq, Fas Krallığı’nın başlıca ithalat sektörleri arasında otomotiv sanayisi, tekstil, enerji ve sanayi ham maddelerinin yer aldığını belirtti. Türk iş insanlarına davet Büyükelçi Lazreq, iki ülke arasındaki artan ticaret hacminin kalıcı ve sürdürülebilir hale getirilmesi için atılması gereken adımlara da değindi. İki ülkenin dengeli bir işbirliği geliştirmesi, ekonomik ve ticari ortaklığını güçlendirmesi, kazan-kazan anlayışı çerçevesinde ikili yatırım fırsatlarının teşvik edilmesi ve genişletilmesinin büyük önem taşıdığını aktaran Lazreq, şunları kaydetti: "Fas Krallığı'nın İspanya ve Portekiz ile birlikte 2030 FIFA Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmaya hazırlandığını da özellikle vurgulamak isterim. Bu büyük uluslararası organizasyonun, yapılandırılmış projeler aracılığıyla oluşacak ivmeye katılmak isteyen yatırımcılar için yeni fırsatlar sunacağına inanıyorum. Bu doğrultuda, Türk şirketlerini Fas’taki yatırım imkanlarını araştırmaya ve lojistik yakınlık, ticari açıklık ile sektörel teşvikler gibi sunduğu avantajlardan yararlanmaya davet ediyorum."

AB'nin yeşil pasaport açıklaması Haber

AB'nin yeşil pasaport açıklaması

AB Komisyonu Sözcüsü, yeni sistemde yeşil pasaport hamilleriyle ilgili soruyu da cevapladı. Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Sözcüsü, 29 Ocak'ta açıklanan yeni vize stratejisi önerisine ilişkin soruları yanıtladı. "Yeni açıklanan vize stratejisi AB ile 2013'ten beri Vize Serbestisi Diyaloğu yürüten Türkiye'yi nasıl etkileyecek?" sorusunu yanıtlayan AB Komisyonu Sözcüsü, "Vize stratejisinde Türkiye'yi doğrudan etkileyen bir husus yok" cevabını verdi. AB Komisyonu Sözcüsü, aynı zamanda vize stratejisinin hiçbir ülke ya da coğrafi bölgeyi doğrudan hedef almadığını bildirdi. Yeşil pasaporta vize haberleri Türk basınında yaygın olarak AB'nin yeni vize stratejisinde 'yeşil pasaport' sahiplerine ilave uygulamalar getirileceğine ilişkin haberlerin de bulunduğu hatırlatılarak, özel statüdeki pasaport sahiplerinin nasıl etkileneceğinin sorulması üzerine AB Komisyonu Sözcüsü, "Vizesiz seyahat edebilen Türk vatandaşlarının (örneğin diplomatik pasaport veya yeşil pasaport hamillerinin) haziran ayında hayata geçirilecek Avrupa Seyahat Bilgi ve Yetkilendirme Sistemi (ETIAS) olarak bilinen seyahat yetkilendirmesi sistemi için başvuru yapmasına gerek bulunmuyor. Bu kapsamda söz konusu kişiler, vizeye ve ETIAS seyahat yetkilendirmesine ihtiyaç duymadan seyahat edebilecek" açıklamasında bulundu. Ettıas seyahat yetkilendirmesi AB Komisyonu Sözcüsü, Türkiye'nin henüz vizeden muaf ülkeler arasında yer almadığını, Türk vatandaşlarının da ETIAS kapsamına girmeyeceğini kaydederek, "Bu nedenle Türk vatandaşlarının, AB’nin dış sınırlarını geçebilmek için ETIAS seyahat yetkilendirmesi değil, vize almaları gerekiyor" bilgisini verdi. AB'nin yeni vize stratejisi alanında çalışmalar yapacağını duyurması, Türk basınında Türkiye'nin de bu durumdan etkileneceği yönünde iddialara neden olmuş, tartışmalara yol açmıştı. Düzensiz göçle mücadele için vize uygulaması AB Komisyonu'nun 29 Ocak'ta duyurduğu yeni vize stratejisi önerisinde düzensiz göçle mücadelede işbirliği yapan üçüncü ülkelere vize kolaylığı sağlanması, vizesiz seyahat rejimlerinin daha sıkı denetlenmesi ve yükümlülüklerini yerine getiren ülkelerde vizesiz seyahatin sürmesinin amaçlandığı bildirilmişti. AB'nin vizeyi daha stratejik, koordineli ve kararlı bir şekilde kullanmak istediği aktarılırken, güvenilen partnerlerin vize sürecinin kolaylaştırılmasıyla desteklenmesi gerektiğine işaret edilmişti. Strateji kapsamında, geri dönüş ve geri kabul konularında işbirliği göstermeyen, AB'nin güvenliğini tehdit eden eylemlerde bulunan üçüncü ülkelere yönelik vize başvurularının askıya alınması veya kısıtlanması gibi önlemlerin de gündeme gelebileceği belirtilmişti. Vizesiz seyahat edenler için Avrupa Seyahat Bilgi ve Yetkilendirme Sistemi'nin (ETIAS), 2026'nın son çeyreğinde devreye gireceği de duyurulmuştu. Yeni strateji kapsamında AB'nin nitelikli iş gücü, öğrenciler, araştırmacılar ve yenilikçi girişimciler için mevcut mevzuatta olası değişiklikleri de değerlendireceği kaydedilmişti.

Tekstil sektöründe oyunun kuralları çok hızlı değişiyor Haber

Tekstil sektöründe oyunun kuralları çok hızlı değişiyor

TİM Başkanı Gültepe, hazır giyimin Türkiye’de bitmediğini ve bitmeyeceğini ifade ederek, fiyat odaklı rekabet şansının azaldığını, Bangladeş’le, Hindistan’la, Vietnam’la fiyat rekabeti yapamayacaklarını ancak moda endüstrisinin yıllarca ihracata liderlik ettiğini, Türkiye'de cari açığın azalmasına en büyük katkıyı veren, küresel oyuncu olduklarından bahsederek bu sektörü kaybetmeye niyetli olmadıklarından bahsetti. Mustafa Gültepe, Türkiye’nin orta ve uzun vadeli hedeflerine ulaşabilmesi için 27 sektörün hepsinden katkı almak durumunda olduğunu ifade ederek, emek yoğun sektörlerini oyuna dahil etmek için acil destek gerektiğini vurguladı. Yaptıkları girişimler sonucunda 2025'te başlatılan istihdam desteğinin önemli bir adım olduğunu ancak mevcut koşullarda 3 bin 500 liralık desteğin yetmediğini söyleyen Gültepe, "İstihdam desteğinin 6 bin liraya, asgari ücret desteğinin 2 bin 500 liraya çıkarılması, döviz dönüşüm desteğinin daha etkin ve verimli bir şekilde uygulanması, ihracatçımızın uzun vadeli ve düşük faizli finansmana erişimini sağlayacak politikaların devreye alınması gerekiyor. Dört başlık altında topladığımız taleplerimizi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a bizzat arz ettim." diye konuştu. Gültepe, hazır giyimin Türkiye’de bitmediğini ve bitmeyeceğini ifade ederek, fiyat odaklı rekabet şansının azaldığını, Bangladeş’le, Hindistan’la, Vietnam’la fiyat rekabeti yapamayacaklarını ancak moda endüstrisinin yıllarca ihracata liderlik ettiğini, Türkiye'de cari açığın azalmasına en büyük katkıyı veren, küresel oyuncu olduklarından bahsederek bu sektörü kaybetmeye niyetli olmadıklarından bahsetti. Moda endüstrisinin global marka çıkarma aşamasına geldiğini belirten Gültepe, "Bu sektörde oyunun kuralları çok hızlı değişiyor. Yazılımcı diliyle konuşmak gerekirse her üç beş yılda, bir üst sürüme geçmemiz gerekiyor. Dolayısıyla yüksek teknolojiyi, AR-GE’yi, inovasyonu, tasarımı, markalaşmayı daha çok işin içine katacağız. Daha fazla katma değerli üretime odaklanacağız. Dijital ve yeşil dönüşümü daha da hızlandıracağız." açıklamasında bulundu. Gültepe 8 yıllık başkanlık döneminin sonuna yaklaştığını hatırlatarak, hiçbir zaman bireysel ikbal peşinde olmadığını her zaman sektörün çıkarlarını savunduğunu söyledi. İHKİB'den yapılan açıklamaya göre, birlik tarafından düzenlenen ve Trendyol işbirliği ile gerçekleştirilen ödül töreninde 42’si platin, 53’ü altın, 143’ü gümüş, 179’u bronz ve 768’i başarı ödülü olmak üzere toplam bin 185 firmaya plaket ve sertifika verildi. "Başarının izinde ihracatın peşinde" sloganı ile düzenlenen ödül töreninde konuşan Gültepe, hazır giyim sektörünün katma değerli üretimi, istihdamı ve ihracatı ile ülke ekonomisi için stratejik önemini sürdürdüğünü vurgulayarak, sektörün global marka çıkarma aşamasına geldiğini ve üç yıldır zorluklar yaşandığını söyledi. Sektörün daralma yaşadığını belirten Gültepe, "Cari açığın kapatılmasına 12 milyar dolardan fazla katkı sağlayan moda endüstrisini feda etmeyeceğiz. Hazır giyim gibi ilklere imza atan bir sektörde 20 milyar doların altına düşmeyi istemezdik. Ancak maliyetlerle kur arasında denge bozuldu. Ocak 2022’den Ocak 2026’ya kadar dört yılda; asgari ücret yüzde 560, enflasyon yüzde 367, dolar kuru yüzde 217, avro kuru ise yüzde 228 arttı. Enflasyonla kur arasında 150 puanlık fark oluştu. Bu fark nedeniyle tekstilden mobilyaya, makineden deriye, birçok sektörümüzün rekabet gücü zayıfladı." dedi. Bu tür görevlerin fedakarlık ve sorumluluk istediğini aktaran Gültepe, "8 yıllık başkanlık görevim boyunca bu sorumluluğu tüm benliğimde hissettim. Bana duyduğunuz güven için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Nisan ayında yapılacak genel kurulda aynı güveni Mustafa Paşahan kardeşimize de göstereceğinize inanıyorum." ifadelerini kullandı. "Markaların ülkesi bir türkiye hayal ediyoruz" İHKİB Başkan Yardımcısı Mustafa Paşahan da küresel modaya yön veren, markaların ülkesi bir Türkiye hayal ettiklerini söyleyerek, bir yandan sektörün güncel sorunlarına çözüm üretirken diğer taraftan moda endüstrisinin geleceğini kurguladıklarını vurguladı. Sektörde iddialı olabilmek için ikiz dönüşümü hızla tamamlamak durumunda olduklarını belirten Paşahan, "İHKİB olarak bu bilinçle yıllardır ikiz dönüşüm üzerinde çalışıyoruz. Bugüne kadar tasarımı ve ikiz dönüşümü odağına alan 12 projeyi tamamladık. Geçen yıl üç yeni projeyi başlattık." ifadelerini kullandı. Paşahan, hayata geçirdikleri projeler için Avrupa Birliği’nden (AB), ulusal ve uluslararası kuruluşlardan hibe destekleri sağladıklarını dile getirerek, sağlanan desteklerle sektöre kalıcı kurumlar kazandırdıkların ve Ekoteks’i bu desteklerle dünyanın sayılı laboratuvarlarından biri haline getirdiklerini kaydetti. KOBİ’lere hizmet veren Dijital Dönüşüm Merkezi’ni bu desteklerle kurduklarına dikkati çeken Paşahan şunları kaydetti: "Bu desteklerle kurduğumuz İstanbul Moda Akademisi’nde (İMA) moda endüstrimiz için tasarımcı ve donanımlı insan kaynağı yetiştiriyoruz. İMA, EKOTEKS ve Dijital Dönüşüm Merkezinin her biri alanında marka iştirakler. Üçü de moda endüstrimiz için değer yaratıyor, markalı ihracat için kaldıraç görevi üstleniyor. Şimdi bu üç kurumu tek çatı altında topluyoruz. 14 bin metrekare kapalı alana sahip Tasarım ve Eğitim Merkezimizin inşaatı tamamlandı. Taşınma sürecimizi de başlattık. Sektörümüze şimdiden hayırlı uğurlu olsun. Biz birilerinin hayal bile edemediği projelerle sektörü geleceğe hazırlıyoruz. Birilerinin vaat olarak sunduklarını zaten sektöre kazandırmış olmanın gururunu yaşıyoruz."

İş dünyası Gümrük Birliğinde güncelleme istiyor Haber

İş dünyası Gümrük Birliğinde güncelleme istiyor

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında 1996 yılından bu yana yürürlükte olan Gümrük Birliği (GB), özellikle sanayi malları üzerinden kurgulanarak ikili ticaret hacmini önemli ölçüde büyüttü. Ancak aradan geçen 30 yılda küresel ticaret yapısı kökten değişti. Hizmetler, dijital ekonomi, yeşil dönüşüm ve kamu alımları gibi yeni alanlar mevcut anlaşmanın yenilenmesi ihtiyacını ortaya çıkardı. İkili ticaret hacminin 8 kat artarak 230 milyar doları aştığı ve ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 100 seviyesine yakın seyrettiği bildirildi. Bu süreçte orta-yüksek teknolojili ürünlerin ihracattaki payının yüzde 43.5’e yükselmesi ve Türkiye’nin dünya ihracatından aldığı payın iki katına çıkması dikkat çekti. Ancak mevcut yapının artık küresel ekonominin yeni dinamiklerini karşılamakta zorlandığı değerlendirmesi yapılıyor. 3 AŞAMALI SÜREÇ Gümrük Birliği’nin güncellenmesine yönelik müzakerelerin resmen başlayabilmesi için ilk adımın AB Komisyonu tarafından atılması gerekiyor. Komisyon, güncelleme için kapsam ve çerçeveyi içeren müzakere taslağını hazırlayarak yetki talebinde bulunuyor. Ancak Komisyon tek başına müzakere başlatamıyor. Resmi yetkilendirme kararı ise üye ülkeleri temsil eden AB Konseyi tarafından alınıyor. Konsey, Komisyon’a müzakere yetkisi verdiği takdirde süreç teknik olarak başlatılmış sayılıyor. Mevcut aşamada beklenen adımın bu yetkilendirme kararı olduğu belirtiliyor. Müzakereler tamamlandıktan sonra ortaya çıkacak nihai anlaşma metninin yürürlüğe girebilmesi için ise Avrupa Parlamentosu onayı gerekiyor. TÜRKİYE REKABET GÜCÜNÜ KORUMALI Türk özel sektörü, AB üyesi ülkelerin siyasi başlıkları bir yana bırakıp resmi görüşmelerin başlaması için kapıyı açmasını talep ediyor. Çünkü değişen dünya konjonktürüyle birlikte AB’nin tedarik kanallarını Türkiye ile güvenceye alması mümkün. Türkiye ise hem yeni gelişen sektörleri kapsayan hem de üçüncü ülkelerle ticarette yaşanan asimetriyi gideren bir Gümrük Birliği güncellemesi ile rekabet gücünü korumak istiyor. ‘KAZAN-KAZAN’ FORMÜLÜ Türk iş dünyasında güncelleme süreci ‘kazan-kazan’ formülü çerçevesinde ele alınarak şu başlıklar öne çıkarılıyor: 1. Hizmetler, tarım ve kamu alımlarının kapsama alınması 2. AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşmalarında (STA) eş zamanlı ve bağlayıcı katılım sağlanması 3. Ulaştırma kotalarının kaldırılması ve lojistik engellerin azaltılması 4. Yeşil ve dijital dönüşüm sürecinin finansman ve teknik işbirliğiyle desteklenmesi 5. Uyuşmazlık çözüm mekanizmalarının güçlendirilmesi ve karar süreçlerine daha etkin katılım sağlanması. Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin, mevcut ticaret hacmini artırmanın ötesinde, Avrupa değer zincirlerinin güçlendirilmesi ve küresel rekabette konumun sağlamlaştırılması açısından yapısal bir adım olacağı değerlendiriliyor. STA’LARDA UYUMSUZLUK VAR İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, Gümrük Birliği’nin şu anki halinde yaşanan en büyük sorunlardan birinin iki tarafın bağımsız olarak imzaladığı STA’ların giderek uyumsuzluk yaratması olduğunu söyledi. Zeytinoğlu, “STA konusunda AB ve Türkiye arasında giderek artan bir uyumsuzluk var. Türkiye’nin 44 STA’sına karşılık AB’nin 80’e yakın ülke ve bölge ile ticaret, ortaklık anlaşmaları bulunuyor. AB ile ticaret anlaşması bulunan ülkeler Türkiye pazarına da gümrüksüz erişim sağlarken, Türkiye ayrı bir STA’sı olmadığı zaman bu ülkeyle ticaretini serbestleştiremiyor. Yani mütekabiliyet ortadan kalkıyor” diye konuştu. HİNDİSTAN-MERCOSUR FAKTÖRÜ AB, Güney Ortak Pazarı (MERCOSUR) ve Hindistan Anlaşması ile ticari ağlarını 1 milyar 800 milyona yakın bir nüfusu kapsayan coğrafyaya kadar genişletti. AB, bunun yanı sıra Endonezya ile STA müzakerelerini tamamlarken, Meksika ile Global Anlaşması’nı modernize etti. Bu durumun AB’nin Çin ve ABD dışında önemli ticaret oyuncuları ile serbest ticaret ağını giderek genişletip, konsolide etmesi anlamına geldiğini söyleyen Zeytinoğlu, şu uyarıyı yaptı: “Gümrük Birliği’nin yapısı gereği, ticaretteki değişimlere adapte olacak şekilde güncellenmesi gerekiyor. Türkiye ve AB, masaya oturup giderek büyüyen sorunları çözmek için çaba sarf etmeli.” TARİFELER VE ÇİN Öte yandan, ABD tarifeleri ve Çin’in agresif dış pazar politikası dikkate alındığında AB’nin ticari kayıpları söz konusu. Bu nedenle AB için de Türkiye ile ekonomik ve sınai tamamlayıcılık, ekonominin dirençliliği ve tedarik zincirlerinin dayanıklılığı açısından güncelleme kaçınılmaz gözüküyor. Zeytinoğlu, bu durumun AB açısından sadece ticaret değil, yatırım açısından da olumsuz bir tabloya neden olduğunu belirterek, şunları söyledi: “AB açısından Türkiye’nin aldığı ticari korunma tedbirleri sebebiyle kayıplar gerçekleşiyor. Örneğin İtalya’dan yapılan ithalatta 2024 ve 2025 arasında yüzde 18’lik bir azalma var. Ayrıca AB tedarik zincirlerini güçlendirme, daha dayanıklı hale getirme ve çeşitlendirme arayışı içinde. Türkiye, bu açıdan sınai kapasitesi ile önemli bir ortak. Ayrıca ticaretin yanı sıra yatırım boyutuyla da düşündüğümüzde Gümrük Birliği ilişkisinin statik kalması ve yıpranması AB açısından da kayıptır.” AB LİDERLERİNE AÇIK MEKTUP DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri tarafından hazırlanan ve Türk iş dünyasının beklentilerini içeren açık mektup, 26 AB üyesi ülkenin iş konseyi başkanının imzasıyla Avrupa Birliği liderlerine gönderildi. MADE IN EUROPE UYARISI Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve çelik kotalarını ‘yeni ticaret duvarları’ olarak tanımlayan DEİK Başkanı Nail Olpak, AB’nin Made in Europe yaklaşımıyla üretimi kendi sınırları içine çekme eğilimine dikkat çekti. Türkiye’nin bu çemberin dışında bırakılmaması gerektiğinin altını çizen Olpak, Türkiye’nin Avrupa üretim ekosisteminin doğal bir parçası olduğunu vurguladı. ‘TÜRKİYE, AVRUPA İÇİN VAZGEÇİLMEZ ORTAK’ DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ ise Türkiye-AB ilişkisinin yalnızca diplomatik değil, aynı zamanda ekonomik entegrasyon ve ortak üretim anlamına geldiğini söyledi. Türkiye’nin genç nüfusu, sanayi altyapısı, enerji ve lojistik gücüyle Avrupa’nın stratejik geleceğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Yalçındağ, bu yıl somut sonuçlar alınması çağrısında bulundu. İTO BAŞKANI ŞEKİB AVDAGİÇ: BAKANLIĞIN HASSASİYETLE GEREKENİ YAPACAĞINA İNANIYORUZ İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, AB’nin MERCOSUR ve Hindistan ile sonuçlandırdığı serbest ticaret anlaşmalarının, Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği anlaşmasını hızla güncellemesi gerektiğini bir kez daha gösterdiğini söyledi. Avdagiç, “AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarından yana yaşadığımız olumsuzlukların ve risklerin giderilmesi için bir an evvel tedbir alınması yararlı olacaktır. Ticaret Bakanlığı’nın konuyu hassasiyetle ele aldığına ve gerekenleri yapacağına inanıyoruz. Öte yandan, mevcut küresel konjonktürde STA imzaladığımız diğer ülkelerle ithalat-ihracat dengesi göz önüne alınarak STA’ların yeniden müzakere edilmesi ve revize edilmesi gerektiğini düşünüyoruz” dedi. BAKAN BOLAT: GÜNCELLEME AB İÇİN DE ZORUNLULUK Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Gümrük Birliği’nin Türkiye ekonomisinin aleyhine işlediği yönündeki görüşlerin gerçeklerle örtüşmediğini belirtti. Bolat, Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin yalnızca Türkiye için değil, AB’nin ekonomik güvenliği açısından da zorunluluk haline geldiğini vurguladı. AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının yarattığı asimetriler ve karar alma süreçlerine Türkiye’nin sınırlı katılımının güncelleme tartışmalarının merkezinde yer aldığını ifade eden Bolat, taşımacılık kotaları ve iş insanlarının serbest dolaşımının önemine dikkat çekti. Bolat, Avrupa Komisyonu ile ‘Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu’ toplantılarının başlatıldığını, Gümrük Birliği kapsamında sorun oluşturan 29 alt başlıktan 15’inin karşılıklı uzlaşıyla çözüldüğünü belirtti. Kalan başlıklar için temasların ve toplantıların sürdüğünü aktardı. Bolat, müzakerelerin resmen başlayabilmesi için AB Konseyi tarafından Komisyonun yetkilendirilmesi gerektiğini, bu süreç beklenirken teknik diyalog kanallarının işletildiğini söyledi.

İş dünyasında yeni nesil öğrenme dönüşümü Haber

İş dünyasında yeni nesil öğrenme dönüşümü

Küresel iş dünyasında dijitalleşmenin getirdiği "her an, her yerde öğrenme" ihtiyacı, profesyoneller için podcastleri vazgeçilmez bir stratejik araç haline getirdi. 2026 yılı itibarıyla dünya genelinde liderlerin %60’ından fazlası, sektördeki trendleri takip etmek, liderlik becerilerini geliştirmek ve yapay zeka gibi karmaşık konuları anlamlandırmak için ana kaynak olarak podcastleri tercih ediyor. Zamanın çok değerli olduğu günümüzde, podcastler sadece birer içerik formatı değil; aynı zamanda profesyonellerin trafikte, sporda veya molalarda iş dünyasının nabzını tutmasını sağlayan dinamik bir bilgi ağı ve kritik bir iş ihtiyacı olarak konumlanıyor. Türkiye’de Durum Nasıl? İnsan Kaynakları dünyasının deneyimli isimlerinden Başak Kavaklı Bilgin, İK dünyasında yükselen bu yeni iletişim ve öğrenme kanalı hakkında şu değerlendirmelerde bulundu: “Türkiye’de ise bu trend, özellikle son iki yılda yerel içerik üreticilerinin ve başta İnsan Kaynakları liderlerinin bu mecrayı sahiplenmesiyle büyük bir ivme kazandı. Geleneksel uzun eğitimlerin yerini "mikro öğrenme" modellerine bıraktığı ülkemizde, profesyoneller artık kendi dillerinde, yerel pazarın dinamiklerine uygun vaka analizlerini ve uzman görüşlerini podcastler aracılığıyla öğreniyor. Beyaz yaka dünyasının günlük operasyonlarından stratejik yetenek yönetimine kadar geniş bir yelpazede sunulan Türkçe podcast içerikleri, Türkiye’deki İK ekosisteminin daha şeffaf, paylaşımcı ve kolektif bir zekayla büyümesine aracılık ediyor.” “Podcast artık bir mikro öğrenme modeli” Podcastlerin iş dünyasındaki bu yükselişinin, bilginin demokratikleşmesi ve deneyimin dijital ortamda ölümsüzleşmesi adına bir dönüm noktası olduğuna dikkat çeken Başak Kavaklı Bilgin, “Günümüz dünyasında artan iş tempoları, farklı cephelerde verilen mücadeleler, azalan fırsatlar ve kaynaklar nedeni ile çevremde kimsenin kurumsal dünyada yaşadıklarını, iyi ya da kötü deneyimlerini ve öğrenilmiş derslerini birbiri ile paylaşma imkanının olmadığını görüyor, aynı dertten ben de muzdarip oluyordum. Bununla birlikte, iyi bir podcast dinleyicisi olarak 25 yıldır var olduğum kurumsal dünyada edindiğim deneyimler, kazanımlar, dostluklar ve tüm bunlardan ilham verecek hikayeler yaratma iştahım ile uzun zamandır ben de podcast dünyasına girmek istiyordum. Bu yüzden kendi podcastim Burada Yapılmışı Var’a başladım. Her bölümde alanında uzman bir iş profesyonelini konuk alıyorum. Bu podcast serisi ile amacım ister yeni mezun ister genel müdür olsun herkesin dinlediğinde bu yeni nesil öğrenme modeli ile deneyim ve hikayelerden ilham verecek notlar alması, kendi işine ışık tutması, yeni fikirlere, projelere zemin oluşturması. Gelecekte kurumsal iç iletişimden işveren markası stratejilerine kadar birçok alanda podcastlerin etkisinin katlanarak artmasını bekliyorum” dedi.

Şimşek: BAE Türkiye için önemli bir ortak stratejik bir dosttur Haber

Şimşek: BAE Türkiye için önemli bir ortak stratejik bir dosttur

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) hızla dönüşen küresel ekonomide birbirini tamamlayan iki güçlü ortak olarak ön plana çıktıklarını belirterek, "Karşılıklı yatırımların arttırılması, ortak AR-GE projeleri, üçüncü ülkelerde kuracağımız işbirlikleri, ülkelerimizin küresel rekabet gücünü daha da arttıracaktır" dedi. Bakan Şimşek, "Türkiye-BAE ekonomik ortaklığının önümüzdeki dönemde yeni bir ivme kazanacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı. 'BAE, Türkiye için hem önemli bir ortak hem de stratejik bir dosttur' BAE'nin kısa sürede dünyada örnek gösterilecek kalkınma ve başarı hikayesi ortaya koyduğunu dile getiren Şimşek, "Etkileyici yükselişin önümüzdeki dönemde de güçlenerek devam edeceğine inanıyoruz. BAE, Türkiye için hem önemli bir ortak hem de stratejik bir dosttur. Siyasi ilişkilerimiz, bugün oldukça güçlü düzeydedir. Son dönemde artan üst düzey temaslar ve etkin kurumsal mekanizmalar sayesinde işbirliğimiz çok daha sonuç odaklı bir yapıya ulaşmıştır" diye konuştu. Şimşek, temmuzda iki ülke liderlerinin eş başkanlığında gerçekleştirilen Yüksek Düzeyli Stratejik Konseyin ilk toplantısının bunun somut göstergesi olduğunu söyledi. İkili ekonomik ilişkilerin çeşitlendirilmesine ve derinleştirilmesine büyük önem verdiklerine dikkati çeken Şimşek, "Eş başkanlığını yürüttüğüm Karma Ekonomik Komisyonu (KEK), bu anlamda en dinamik ve kapsayıcı platformlardan bir tanesidir. KEK aracılığıyla ticaretten yatırımlara, turizmden tarıma, enerjiden dijital dönüşüme kadar birçok alanda çalışma imkanına sahibiz" ifadelerini kullandı. Küresel ekonomide birbirini tamamlayan iki güçlü ortak Şimşek, bir sonraki KEK toplantısına ev sahipliği yapmayı sabırsızlıkla beklediklerini, ortak menfaatleri somut projelere dönüştürmeyi hedeflediklerini vurguladı. Türkiye ile BAE'nin hızla dönüşen küresel ekonomide birbirini tamamlayan iki güçlü ortak olarak ön plana çıktıklarını vurgulayan Şimşek, "BAE'nin ekonomiyi çeşitlendirme, enerji dönüşümünü hızlandırma, lojistik ağlarını güçlendirme ve yüksek teknolojilere odaklanma vizyonuyla Türkiye'nin güçlü sanayi ve hizmet altyapısı, nitelikli iş gücü ve bölgesel tedarik zinciri kapasitesiyle doğal bir uyum oluşturmaktadır" diye konuştu. 'Ekonomik ortaklığın yeni bir ivme kazanacağına inanıyoruz' Şimşek, küresel belirsizliklerin ve korumacılığın arttığı dönemde bölgesel entegrasyonu, ekonomik dayanıklılığın temel unsurlarından biri gördüklerini dile getirdi. Türkiye'nin Orta Doğu, Orta Asya ve Afrika ülkeleri ile sahip olduğu yakın ilişkilerin, BAE ile ortak ticareti daha da büyütmek için önemli bir fırsat sunduğuna işaret eden Şimşek, şunları kaydetti: "Bu çerçevede Türkiye Körfez İşbirliği Konseyi Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerinin en kısa sürede sonuçlanmasını bekliyoruz. Yenilenebilir enerji, ileri imalat, savunma sanayisi, yapay zeka, finansal teknolojiler ve temiz teknoloji gibi stratejik alanlarda işbirliğimizi çok daha ileri taşımaya hazırız. Karşılıklı yatırımların arttırılması, ortak AR-GE projeleri, üçüncü ülkelerde kuracağımız işbirlikleri, ülkelerimizin küresel rekabet gücünü daha da arttıracaktır. Türkiye-BAE ekonomik ortaklığının önümüzdeki dönemde yeni bir ivme kazanacağına inanıyoruz. Kısa sürede katettiğimiz mesafe, birlikte çok daha fazlasını başarabileceğimizi gösteriyor. Liderlerimizin ortak vizyonu sayesinde yalnızca ülkelerimizin değil bölgemizin ve daha geniş bir coğrafyanın barışına, refahına ve kalkınmasına katkı sağlayacak önemli adımları birlikte atacağımıza inanıyorum."

Türkiye Bulgaristan'ın gazını kesti Haber

Türkiye Bulgaristan'ın gazını kesti

Reuters'ın haberine göre Bulgaristan Devlet Rezervleri Bakanı Assen Asenov, ülkede 35 günlük benzin, 50 günlük dizel stoğu kaldığını açıkladı. Enerji Bakanı Zhecho Stankov ise daha karamsar bir tablo çizerek mevcut stokların sadece 4-5 günlük tüketimi karşılayabileceğini söyledi. Yaptırımlar nedeniyle Bulgaristan'ın yakıt temin ettiği Lukoil'in boru hatlarının devre dışı kalması, ülkenin dışarıdaki ham petrol ve ürün stoklarına erişimini de riske atıyor. Rafineriyi ayakta tutma çabası Bulgaristan'ın en büyük rafinerisi olan Burgas Rafinerisi, yaptırımlar sonrası kapanma tehlikesiyle karşı karşıya. Bakan Stankov, rafinerinin çalışabilmesi için ABD Hazine Bakanlığı'na bağlı OFAC ile kesintisiz iletişim kurduklarını söylerken, kısa vadede piyasada arz sorunu yaşanmadığını belirtti. Önlemler kapsamında; - Dizel ve havacılık yakıtı ihracatı geçici olarak yasaklandı, - Parlamento, rafinerinin devralınıp satışının gerçekleştirilmesi için hükümete yetki verdi, - Kritik altyapı için ek güvenlik önlemleri uygulandı. Türkiye'ye 4 milyar tl'yi aşan borç: Botaş gazı kesti Bulgaristan'ın enerji krizi yalnızca akaryakıtla da sınırlı değil. Ülkenin kamu doğalgaz şirketi Bulgargaz, Türkiye'den aldığı doğalgazın ödemelerini yapamadığı için BOTAŞ, gaz akışını durdurdu. 2023'te imzalanan ve 13 yılı kapsayan anlaşmaya göre Bulgaristan, her yıl Türkiye'den 1,5 milyar metreküp doğalgaz satın alacaktı. Ancak anlaşmanın üzerinden sadece 1,5 yıl geçmişken Bulgargaz'ın; - 4 milyar lirayı aşan borç biriktirdiği, - Ödemeleri durdurduğu, - Enerji arz güvenliğini tehlikeye attığı ortaya çıktı. Bulgaristan Enerji Bakanı Jeco Stankov ise sözleşmeyi sert sözlerle eleştirerek, "Bu anlaşma devlet şirketimizi dezavantajlı konuma soktu. Bulgargaz adeta 200 yıllık karını Türkiye'ye devretmiş!" ifadelerini kullanmıştı. Stankov ayrıca anlaşmada fesih maddesi bulunmadığını, bu nedenle Türkiye ile yeni bir müzakere sürecinin zorunlu hale geldiğini vurgulamıştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.