SON DAKİKA
Hava Durumu

#Turizm

Ekometre - Turizm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Turizm haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Güneydoğu Anadolu'da sanayi ve tarım güçlenecek Haber

Güneydoğu Anadolu'da sanayi ve tarım güçlenecek

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yatırım atağı başlıyor. Bölgedeki illerin potansiyellerine göre belirlenen yatırım başlıkları kapsamında sanayi girdileri, hayvancılık, lisanslı depoculuk, tarıma dayalı sanayi ve turizm alanlarında destekler sunulacak. Programla istihdamın artırılması ve katma değerli üretimin yaygınlaştırılması hedefleniyor. Geniş kapsamlı teşvik desteği Program kapsamında yatırımlara vergi indirimi, sigorta primi desteği, faiz veya kar payı katkısı, yatırım yeri tahsisi ve gelir vergisi muafiyeti gibi çeşitli destekler sağlanacak. Ayrıca her yatırım için 301 milyon liraya kadar nakdi destek ve yatırımın yüzde 50’si oranında vergi indirimi öngörülüyor. Adıyaman’da hayvancılık ve tarım Adıyaman’da asgari 300 büyükbaş kapasiteli entegre et ve süt hayvancılığı yatırımları, badem işleme, konaklama tesisleri ve su ürünleri üretimi desteklenecek. Batman’da gıda ve turizm öne çıkıyor Batman’da meyve ve sebze işleme, kurutma ve paketli gıda üretimi ile asgari 20 dekar büyüklüğünde entegre sera yatırımları desteklenecek. Doğa temelli turizm projeleri ve tekstil yan sanayi yatırımları da teşvik kapsamında yer alacak. Diyarbakır’da sanayi yatırımları Diyarbakır’da alüminyumdan katma değerli ürünler, bitkisel girdilerden endüstriyel üretim, paketli gıda ve tekstil yan sanayi yatırımları desteklenecek. Gaziantep’te yüksek katma değer Gaziantep’te çevre dostu ambalaj üretimi, yüksek nitelikli sanayi girdileri, makine üretimi ve teknik tekstil yatırımları teşvik edilecek. Kilis’te tarım ve konaklama Kilis’te asgari 300 büyükbaş entegre hayvancılık yatırımları, konaklama tesisleri ile üzüm ve zeytin işleme projeleri desteklenecek. Mardin’de kültürel ve yaratıcı endüstriler Mardin’de endüstriyel unlu mamuller, nişasta bazlı katma değerli ürünler, kültürel ve yaratıcı endüstriler ile üzüm ve yan ürünlerinden üretim desteklenecek. Siirt’te depoculuk ve hayvancılık Siirt’te asgari 1000 küçükbaş kapasiteli entegre hayvancılık yatırımları ile yıllık en az 2000 ton kapasiteli Siirt fıstığına yönelik lisanslı depoculuk projeleri teşvik edilecek. Ayrıca dört yıldız ve üzeri konaklama tesisleri ile bal ve arı ürünleri üretimi de desteklenecek. Şırnak’ta sanayi ve tarım yatırımları Şırnak’ta entegre hayvancılık yatırımlarının yanı sıra kara taşıtları aksam ve parça üretimi, mobilya ve yer fıstığı işleme tesisleri desteklenecek. Şanlıurfa’da tarım ve sanayi entegrasyonu Şanlıurfa’da pamuk ve pamuk yan ürünlerinden katma değerli üretim, tarım makineleri ve parçaları üretimi, tarımsal ürün işleme ve taş yünü üretimi yatırımları teşvik kapsamında yer alacak. Bölgesel kalkınmaya katkı Program kapsamında sağlanacak desteklerle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde üretim altyapısının güçlendirilmesi, yeni istihdam alanlarının oluşturulması ve yatırım cazibesinin artırılması hedefleniyor. Böylece yerelden başlayan kalkınma sürecinin bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılmasına katkı sunması bekleniyor.

Gayrimenkulde yatırım rotası Akdeniz’e kaydı Haber

Gayrimenkulde yatırım rotası Akdeniz’e kaydı

Türkiye’de gayrimenkul piyasasında dengeler yeniden şekillenirken, yatırımcıların rotası turizmle entegre, değer üretme potansiyeli yüksek bölgelere yöneliyor. Bu dönüşümde öne çıkan lokasyonların başında ise Antalya’nın Manavgat ve Side hattı geliyor. Yalnızca dönemsel bir ilgi değil, sürdürülebilir talep yapısı ve güçlü yatırım dinamikleriyle dikkat çeken bölge, her dönemde değerini koruyan ve geliştiren nadir yatırım alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Gayrimenkul, turizm ve yatırım alanlarında uzun yıllara dayanan tecrübeye sahip girişimci Ahmet Tanır, Akdeniz hattında yatırım dengelerinin değişmediğini, aksine daha da güçlendiğini vurguluyor. “Manavgat ve sıde her dönemde yatırımcının radarında” Bölgenin yalnızca yazlık ya da ikinci konut talebiyle değil, yatırım odaklı bir açıdan değerlendirildiğini belirten Ahmet Tanır, “Manavgat ve Side, turizm potansiyeli, doğal ve tarihi zenginlikleri ve gelişen şehir yapısıyla Türkiye’de yatırım açısından her zaman güçlü bir konumda oldu. Bugün de bu değişmiş değil. Aksine, artan talep ve gelişen projelerle birlikte bölge yatırımcılar için daha stratejik hale geliyor.” Dedi. Turizm gücü yatırım değerini destekliyor Özellikle Side’nin uluslararası bilinirliği ve Manavgat’ın geniş gelişim alanı, bölgeyi farklı yatırım segmentleri için cazip hale getiriyor. Yüksek sezonluk kira potansiyeli, kısa dönem kiralama modeli ve döviz bazlı gelir imkânı, yatırımcıların ilgisini artıran başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Turizmle entegre bir gayrimenkul yapısına sahip olan bölgede yatırım, klasik konut anlayışının ötesine geçtiğini belirten Tanır, “Burada yatırım sadece bir konut almak değil; doğru lokasyonda, doğru projeye dahil olarak uzun vadeli bir değer yaratmak anlamına geliyor.” İfadelerini kullandı. Yeni projeler ve arsa geliştirme hareketliliği dikkat çekiyor Manavgat’ta son dönemde artan proje üretimi ve arsa geliştirme faaliyetleri, bölgenin büyüme potansiyelini ortaya koyuyor. Özellikle villa, site ve rezidans projelerine olan talep artarken, yatırımcıların arsa tarafında da daha bilinçli hareket ettiği gözlemleniyor. Bölgedeki bu hareketliliğin kalıcı olduğuna dikkat çeken Tanır, “Manavgat, gelişmeye açık yapısıyla yalnızca bugünün değil, geleceğin yatırım bölgeleri arasında yer alıyor” ifadelerini kullanıyor. “Doğru yatırım için uzmanlık şart” Artan talep ile birlikte yatırım kararlarının daha stratejik hale geldiğini belirten Tanır, yatırımcıların profesyonel destek almadan hareket etmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Bugün en kritik konu doğru yer, doğru proje ve doğru zaman üçlüsünü bir araya getirebilmek. Bu da ancak bölgeyi iyi tanıyan, sahaya hakim bir bakış açısıyla mümkün.” Dedi. Akdeniz’de değer kaybetmeyen yatırım hattı Manavgat ve Side, turizm gücü, altyapı gelişimi ve artan yatırım ilgisiyle Türkiye’de gayrimenkul yatırımının en güçlü bölgeleri arasında yer almaya devam ediyor. Uzmanlara göre, bu bölgede doğru yapılan yatırımlar, hem kısa vadeli getiri hem de uzun vadeli değer artışı açısından önemli fırsatlar sunuyor.

Erdoğan: Türkiye karamsar tablonun dışındadır Haber

Erdoğan: Türkiye karamsar tablonun dışındadır

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında toplandı. Yaklaşık üç saat süren toplantının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamalarda bulundu. Erdoğan, "Türkiye’nin uluslararası yatırımcıların gelecek planlamalarında bir istikrar adası, bir güvenli liman olarak öne çıktığını görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Tabii burada bir hususun özellikle vurgulanması gerektiğine inanıyorum. Değerli arkadaşlar, İran’a yönelik saldırıların başlamasıyla küresel ekonomi yakın tarihin en ağır şoklarından biriyle yüzleşiyor." dedi. Hürmüz Boğazı kaynaklı gerilimin ekonomilere etkisine değinen Erdoğan Türkiye'nin aldığı önlemler hakkında "Gübre ve ham madde tedarik yerimizi de zaten çok önceden yapmıştık. Savaştan bu yana alternatif ülkelerden uygun fiyata üre gübresi temini için gümrük vergisini sıfıra indirdik. Keza bazı gübre cinslerinde de gümrük vergisini sıfırladık. İhracat kapasitesine sahip olduğumuz gübrelerin ihracatını da durdurarak bu ürünlerin yurt içinde daha fazla kullanılabilmesinin önünü açtık. Ayrıca antrepolarda bulunan üre gübresinin Türkiye üzerinden yurt dışına transferini ve yeniden ihracını durdurduk. Gübre gibi tarımsal üretim girdilerinde sıkıntımız yoktur. Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız." şeklinde konuştu Erdoğan savaşın küresel ticarete etkileri hakkında ise, "Tüm bunları söylerken elbette her şey güllük gülistanlık demiyoruz. Bölgemizdeki savaşın küresel ticarete yansımalarından, özellikle ihracat boyutunda kuşkusuz biz de etkileniyoruz. Biz üretimi, ihracatı ve turizmi ayakta tutan işletmelerimizi güçlü desteklerle koruyor, bu fırtınalı dönemi atlatmalarına yardımcı oluyoruz. Hafta sonu yeni bir paketi daha kamuoyumuzla paylaştık. Hazine ve Maliye Bakanlığımızın kefalet desteğiyle turizm ve ihracat odaklı sektörlere yönelik yeni bir kredi imkânını devreye aldık. Bu kredi 120 milyar liradır. Turizm işletmeleri için 60 milyar lira, ihracatçılar için 42 milyar lira ve katılım finans alanında 18 milyar lira ek limit tanımladık. Böylece finansmana erişimde yaşanabilecek daralmaların önüne geçmeyi ve reel sektörün nakit akışını korumayı hedefliyoruz. Turizm sektörümüze ve ihracatçılarımıza hayırlı olsun diyorum." ifadelerini kullandı. İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan satır başları: "Aile, dış politika, ekonomi, enerji ve diğer başlıklarda kapsamlı istişareler yaptığımız bir kabine toplantımızı daha tamamlamış bulunuyoruz. Öncelikle aldığımız kararların ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyorum. Birileri bu vatan için meydanlarda nutuk atarken kimileri de yolsuzluklarını perdelemek için Nutuk önünde poz verirken Cumhurbaşkanı ve kabinesi olarak Türkiye Yüzyılı'nı inşa mücadelemizi azimle sürdürüyoruz. Türkiye yapay gündemlere takılmadan hedeflerine doğru emin adımlarla ilerliyor. Açık ve net ifade etmek isterim ki hükümetimiz gündemine hakimdir. Bize kimse gündem dayatamaz. Hangi bahaneyle olursa olsun kimse Türkiye'nin gündemini suni tartışmalarla saptıramaz, enfekte edemez. Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum. "Milletimize hizmet etme peşindeyiz" Bölgemizde krizler, çatışmalar, büyük çalkantılar yaşanırken bizim tek bir gündemimiz vardır; o da ülkemizi bu ateşten uzak tutmak ve milletimizin sofrasındaki ekmeğini büyütmektir. Bunun dışındaki her tartışmayı havanda su dövmek olarak görüyoruz. Biz havanda su dövme değil iş yapma, hizmet üretme, milletimize hizmet etme peşindeyiz. Biz yatırıma, üretime, hizmete, kalkınmaya gitmesi gereken kaynakları hortumlayanlarla hukuk dairesi içinde mücadele etmenin çabasındayız. Biz ülkemizin itibarını hem ulusal ölçekte hem uluslararası ölçekte daha da artırmanın mücadelesini veriyoruz. Başkaları ne yaparsa yapsın biz işimize bakıyoruz, önümüze bakıyoruz. Türkiye'yi güçlü ekonomisiyle, büyük ekonomisiyle küresel oyuncu haline getirmeye bakıyoruz. Nitekim son toplantımızdan bu yana teknolojiden ulaştırmaya, iletişimden tarıma geniş bir yelpazede eser ve hizmet maratonumuzu sürdürdük. 27 Mart Cuma günü İstanbul'da önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptık. Dünya Ekonomik Forumu Ülke Stratejisi Toplantısı vesilesiyle küresel iş dünyasının üst düzey yöneticilerini Türkiye'de ağırladık. Toplantıya 16 ülkeden imalat, teknoloji, enerji, finans, varlık yönetimi gibi farklı sektörlerden toplam değeri 1,2 trilyon doları bulan yatırımcılar iştirak etti. İlgili bakanlarımız toplantıda iş dünyası temsilcilerine Türkiye'nin yatırım iklimi, küresel değer zincirlerindeki konumu, sunduğu yatırım fırsatları ve ekonomik görünümü hakkında bilgi verdi. 'Ne gerek var' denen yatırımlarımız bugün görüyoruz ki Türkiye'yi küresel rekabette çok avantajlı bir konuma getiriyor. Türkiye'nin uluslararası yatırımcıların gelecek planlamalarında bir istikrar adası olarak, bir güvenli liman olarak öne çıktığını görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Tabii burada bir hususun özellikle vurgulanması gerektiğine inanıyorum. Değerli arkadaşlar, İran'a yönelik saldırıların başlamasıyla küresel ekonomi yakın tarihin en ağır şoklarından biriyle yüzleşiyor. "Küresel ekonomiyi derinden sarsıyor" Hürmüz Boğazı fiilen kapandı. Hürmüz sıradan bir geçiş olmanın ötesinde dünyadaki petrolün yüzde 20'sinin ve doğal gazın çok önemli bir kısmının taşındığı kritik bir hattır. Mesele sadece enerji de değildir. Petrokimya ürünleri, gübreler, ilaç ham maddeleri ve yarı iletken üretiminde kullanılan helyum gibi birçok kritik mamul de bu boğazdan geçiyor. Yani Hürmüz'ün kapanması yalnızca bir sektörü değil enerjiden tarıma, sanayiden teknolojiye her alanda küresel ekonomiyi derinden sarsıyor. "Türkiye bu karamsar tablonun dışındadır" Mesela Avrupa'nın son 30 günde fosil yakıt faturası 17 milyar dolar kabardı. Doğal gaz fiyatı yüzde 100, petrol ise yüzde 60 oranında artış kaydetti. Dünyaya şöyle bir göz attığımızda tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bazı ülkelerde akaryakıta kota getirildiğini, bazı ülkelerde okulların belirli günlerde kapatıldığını, bazı ülkelerde kamu hizmetlerinin kısıtlanmasının tartışıldığını görüyoruz. Hamdolsun Türkiye bu karamsar tablonun dışındadır. Enerji arz güvenliği, tedariki ve depolama noktasında bir sorunumuz yok. Türkiye'nin Basra'dan veya Hürmüz geçişli herhangi bir LNG tedariki bulunmuyor. Yaklaşık yüzde 10'luk petrol ve petrol ürünü ithalatımız buradan gelmesine karşın bunlar bizim kolayca yönetebileceğimiz oranlardır. Enerjide kaynak ülke çeşitlendirme politikamızın değeri işte bugünlerde anlaşılmaktadır. Gübre ve hammadde tedariklerimizi de zaten çok önceden yapmıştık. Savaştan bu yana alternatif ülkelerden uygun fiyata üre gübresi temini için gümrük vergilerini sıfıra indirdik. Keza bazı gübre cinslerinde de gümrük vergisini sıfırladık. İhracat kapasitesine sahip olduğumuz gübrelerin ihracatını da durdurarak bu ürünlerin yurt içinde daha fazla kullanılabilmesinin önünü açtık. Ayrıca antrepolarda bulunan üre gübresinin Türkiye üzerinden yurt dışına transitini ve yeniden ihracını durdurduk. Gübre gibi tarımsal üretim girdilerinde sıkıntımız yoktur. Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız. Fahiş fiyat artışlarıyla milletin ekmeğine kan doğrayan savaş fırsatçılarına yönelik denetimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor. Yine sivil havacılık, denizcilik ve karayolu tarafında da önlemlerimizi aldık. Aziz milletim, hîn-i hacette kullanmak amacıyla biriktirdiğimiz rezervlerimiz aynı şekilde yeterli ve güçlüdür. Dış borcumuzun ve toplam dış finansman ihtiyacımızın milli gelire oranı tarihsel ortalamaların altındadır. Dış dengeden bütçe disiplinine, Merkez Bankası rezervlerinden bankacılık sektörümüze kadar temel göstergelerde geçmişte karşılaşılan dış şoklara kıyasla çok daha sağlam bir noktadayız. Bunlara ilaveten krizin ekonomiye ve piyasaya menfi etkilerini proaktif bir yaklaşımla sınırlı tutmaya gayret ediyoruz. "Vatandaşımıza bir koruma kalkanı oluşturduk" Savaşın başlamasından sadece 5 gün sonra Eşel Mobil sistemini devreye aldık. Küresel petrol fiyatlarındaki sert artış karşısında vatandaşımıza bir koruma kalkanı oluşturduk. Motorinde litre başına 17 lira, benzinde ise 12 liraya yakın artış pompaya yansıtılmadı. Şimdiye kadar toplam 50 milyar lirayı bulan ek maliyet Eşel Mobil sistemi sayesinde devletimiz tarafından sübvanse edilmiş oldu. Tüm bunları söylerken elbette her şey güllük gülistanlık demiyoruz. Bölgemizdeki savaşın küresel ticarete yansımalarından özellikle ihracat boyutunda kuşkusuz biz de etkileniyoruz. Ancak biz üretimi, ihracatı ve turizmi ayakta tutan işletmelerimizi güçlü desteklerle koruyor, bu fırtınalı dönemi atlatmalarına yardımcı oluyoruz. Hafta sonu yeni bir paketi daha kamuoyumuzla paylaştık. Hazine ve Maliye Bakanlığımızın kefalet desteğiyle turizm ve ihracat odaklı sektörlere yönelik yeni bir kredi imkanını devreye aldık. Bu kredinin toplam büyüklüğü 120 milyar liradır. Turizm işletmeleri için 60 milyar lira, ihracatçılar için 42 milyar lira ve katılım finans alanında 18 milyar lira ek limit tanımladık. Böylece finansmana erişimde yaşanabilecek daralmaların önüne geçmeyi ve reel sektörün nakit akışını korumayı hedefliyoruz. Turizm sektörümüze ve ihracatçılarımıza hayırlı olsun diyorum. "Vatandaşlarımız endişeye kapılmasın" Dezenflasyon programımızda da herhangi bir taviz söz konusu değildir. Her zaman söylediğimiz gibi istihdamın, üretimin ve ihracatın korunması bu süreçte de önceliğimiz olmayı sürdürecektir. Vatandaşlarımız endişeye kapılmasın. İş dünyamız müsterih olsun. Türkiye stratejik coğrafyasıyla, güçlü ve modern altyapısıyla, genç ve nitelikli iş gücüyle, İstanbul Finans Merkezi'yle ve daha birçok avantajıyla yeni dönemin doğal cazibe merkezlerinden biri olmaya namzettir. Dünyanın önde gelen şirketleriyle gerçekleştirdiğimiz toplantımızda bunun emarelerini bizzat gördük. Yurt dışında da bunun sinyallerini şimdiden almaya başladık. Ülkemize düşmanlığı bilinen yabancı medya organlarında bile Türkiye'nin yeni dönemin parlayan yıldızı olacağına dair haberler yazılıyor.

2026 Türkiye Ekonomisi paneli Haber

2026 Türkiye Ekonomisi paneli

Prof. Dr. M. Ege Yazgan, Prof. Dr. Asaf Savaş Akat ve Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu’nun katıldığı panelde artan gıda enflasyonu, enerji fiyatlarındaki yükseliş ve jeopolitik gelişmelerin ekonomiye yansımaları değerlendirildi. İstanbul Bilgi Üniversitesi İşletme Fakültesi ile Finansal Uygulama ve Araştırma Merkezi (BİLGİ CEFIS) Türkiye ekonomisindeki güncel gelişmelerin ve 2026 yılına ilişkin görünümün ele alındığı bir panel düzenledi. Panelde 2025 yılında uygulanan dezenflasyon ve dengelenme politikalarının sonuçları değerlendirilirken, 2026 yılına girerken artan gıda enflasyonu, enerji fiyatlarındaki yükseliş ve jeopolitik gelişmelerin ekonomi üzerindeki etkileri çok boyutlu olarak ele alındı. Kur dinamikleri, cari denge ve para politikasının karşı karşıya olduğu yeni kısıtlar panelin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. İstanbul Bilgi Üniversitesi İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serda Selin Öztürk moderatörlüğünde düzenlenen panelde, İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. M. Ege Yazgan, Prof. Dr. Asaf Savaş Akat ve Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu konuşmacı olarak yer aldı. Panelin moderatörlüğünü üstlenen Prof. Dr. Serda Selin Öztürk, açılış konuşmasında 2025 yılının dezenflasyon süreci ile 2026 yılında öne çıkan yeni risklerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Panelde İran-İsrail gerilimiyle petrol fiyatlarında oluşan yukarı yönlü baskının enflasyon, üretim maliyetleri, kârlılıklar, cari açık ve döviz talebi üzerindeki etkileri ele alındı. Ayrıca gıda fiyatları ve arz yönlü gelişmelerin enflasyon üzerindeki etkisi ile enerji fiyatlarındaki artışın Türkiye ekonomisine yansımaları değerlendirildi. ‘Enflasyon iyileşirken başka dengesizlikler birikiyor’ 2025 yılı Türkiye ekonomisini değerlendiren Prof. Dr. Asaf Savaş Akat, enflasyonda yaşanan kısmi iyileşmeye rağmen ekonomide farklı alanlarda dengesizliklerin biriktiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Akat, “2025 yılında yüzde 3.6 büyümeye rağmen istihdamda bir artış yaşanmadığını görüyoruz. Yumuşak bir dezenflasyon olsa da verimlilik, rekabet gücü, talebin yapısı ve yatırımlar açısından ciddi sorunlarımız var ve bu sorunlar birikiyor. Bu tabloda enflasyon yükselmiyor, ancak düşmüyor da. Bu durum enflasyonun giderek yapışkan hale geldiğini gösteriyor. Böylesine tekrar eden, kronik bir hastalığa dönüşmüş enflasyon klasik mücadele yöntemleriyle çözülemez, daha köklü müdahaleler gerektiren bir operasyon işidir” dedi. ‘Fiyatlama davranışında belirgin bir kırılma yaşıyoruz’ Enflasyonla mücadelede politika alanının sınırlı olduğunu ve çözümün fiyatlama davranışının düzelmesi ile güvenin yeniden inşa edilmesine bağlı olduğunu belirten Prof. Dr. M. Ege Yazgan, “2022’den itibaren Türkiye’de hizmetler sektöründe fiyatlama davranışında çok belirgin bir kırılma yaşıyoruz. Fiyatların değişme sıklığı artarken bu güncellemeler çok daha yüksek oranlarda yapılıyor. Hizmetler sektörü döviz kuru şoklarına cevabını fiyat hareketlerini yukarıya doğru çekerek veriyor. Bu ortamda yeni bir döviz kuru hareketi de benzer şekilde etki edecektir. Krediyi artırırsanız bu sadece fiyatlara yansır. Bu nedenle mevcut koşullarda politika alanı oldukça sınırlı” diye konuştu. Mevcut ekonomik durumu iyileştirmek için üretimin artırılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Yazgan, “Üretimi artırıcı yatırımları, gerekirse teşviklerle desteklemek gerekiyor. Kısa sürede sonuç alınabilecek alanlardan biri ise tarım. Arz tarafının güçlendirilmesi kritik önem taşıyor” dedi. ‘Tarımsal arz ve verimlilikte gerileme yaşanıyor’ Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu ise artan gıda enflasyonunun arkasındaki yapısal sorunlara dikkat çekti. Türkiye’nin nüfus dinamikleri, göç ve turizm hareketliliği nedeniyle güçlü bir talep yapısına sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Aslanoğlu, buna karşın tarımsal arz ve verimlilikte gerileme yaşandığını ifade etti. Prof. Dr. Aslanoğlu, “Planlama eksikliği ve günlük politikaların etkisiyle tarımla uğraşanların sayısı azalırken üretim verimliliği düşüyor. Bu durum temel bir yapısal sorun yaratıyor. Türkiye’nin arz kapasitesini artırmadan ve uzun vadeli, kapsamlı bir planlama yapmadan gıda enflasyonunu kalıcı biçimde düşürmek mümkün değil” dedi. ‘Jeopolitik gelişmeler ekonomi politikalarının yönünü belirleyebilir’ Türkiye ekonomisinin mevcut koşullarını ve önümüzdeki döneme ilişkin temel riskleri değerlendiren Prof. Dr. Aslanoğlu, jeopolitik gelişmelerin belirleyici rolüne dikkat çekti: “Bugün en büyük belirsizlik, bölgedeki gerilimlerin ne kadar süreceğidir. Sürecin kısa sürmesi halinde tablo yönetilebilir; ancak uzaması durumunda ekonomi politikası hedeflerinin ve çerçevesinin yeniden değerlendirilmesi gerekebilir. Bu süreçte büyümeden sert şekilde vazgeçmek ya da kurda ani ve sert hareketlere izin vermek ekonomiye zarar verir. Önümüzdeki dönemde iç talebin desteklendiği bir yapı sürerken enflasyonun görece yüksek seyretmesi olasıdır. Uzun vadede ise temel ihtiyaç, doğru fiyatların oluştuğu, beklentilerin çıpalandığı ve dış talebe dayalı büyüme ile desteklenen güçlü bir ekonomik çerçevedir” dedi.

MICHELIN rehberi Türkiye’yi kapsayacak şekilde genişliyor Haber

MICHELIN rehberi Türkiye’yi kapsayacak şekilde genişliyor

MICHELIN Rehberi’n tüm Türkiye’yi kapsayan ilk ulusal seçkisi yıl sonuna kadar açıklanmış olacak. MICHELIN Rehberi, bu yıl ilk kez Türkiye geneline yayılıyor ve ülke genelindeki varlığında yeni bir sayfa açıyor. Büyük şehirlerin hareketli sokaklarından şirin kasabalara kadar uzanan bu gelişme Türkiye’nin gastronomi dünyasında artan dinamizmini, çeşitliliğini ve uluslararası çekiciliğini yansıtıyor. 2023 yılında MICHELIN Rehberi İstanbul’un tanıtılmasının ardından İzmir, Muğla ve Kapadokya’nın eklenmesiyle Rehber’in coğrafi kapsamı kademeli olarak genişlemişti. Bu yıl Türkiye’nin tamamını kapsayacak bu yeni genişleme ile birlikte seçki, Türkiye’nin zengin gastronomik mirasını bütüncül biçimde temsil edecek ve ülkenin ilk ulusal seçkisi 2026 yılı sonuna kadar duyurulacak. Türkiye’yi tanıtma konusunda önemli bir rol oynayan Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA), MICHELIN Rehberi’nin Destinasyon Ortağı olarak uluslararası pazarlama kampanyalarını desteklemeye ve gastronomi temelli hikâye anlatımıyla ülkenin etkili bir şekilde tanıtılmasına katkı sunmaya devam ediyor. Öte yandan Michelin müfettişlerinin inceleme ve seçim süreçleri, Türkiye’de ya da dünyanın herhangi bir yerinde gerçekleştirilen hiçbir iş birliğinden etkilenmeksizin, her zaman olduğu gibi tamamen bağımsız şekilde yürütülmeye devam ediyor ve tüm süreçler yalnızca MICHELIN Rehberi tarafından, kendi yöntemleri doğrultusunda gerçekleştiriliyor. Anonim ve tam bağımsızlık ilkeleri doğrultusunda çalışan MICHELIN Rehberi müfettişleri, Türkiye ulusal seçkisini yalnızca mutfakların sunduğu kaliteyi esas alarak kademeli biçimde oluşturuyor ve değerlendirme süreci, beş evrensel kritere dayanıyor; ürünlerin kalitesi, pişirme tekniklerine hakimiyet, lezzetlerin uyumu, şefin kişiliğinin mutfağa yansıması ve zaman içindeki tutarlılık. MICHELIN Rehberi Uluslararası Direktörü Gwendal Poullennec, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “MICHELIN Rehberi’nin Türkiye’nin tamamını kapsayacak şekilde genişlemesinden büyük mutluluk duyuyoruz. Türk mutfağı; çeşitliliği, köklü gelenekleri ve dikkat çekici yaratıcılığıyla öne çıkıyor. Ülkenin dört bir yanında şefler, bölgesel mirası yeniden yorumlarken canlı ve çağdaş bir yeme‑içme sahnesi inşa etmeye devam ediyor.” MICHELIN Rehberi, restoran seçkisinin yanı sıra Türkiye’deki ve dünyanın dört bir yanındaki tüm bölgelerde yer alan özenle seçilmiş otellerden oluşan özel bir listeyi de paylaşmakta. 2024 yılında tanıtılan MICHELIN Anahtarları, Rehber’in otel seçkisindeki en seçkin tesisleri ödüllendirmekte. Restoranlar için verilen MICHELIN Yıldızları ile benzer bir anlayışla sunulan MICHELIN Anahtarı; tasarımı, mimarisi, sunduğu hizmet ve karakteriyle öne çıkan otelleri vurguluyor. Rehber’de yer alan tüm oteller, MICHELIN Rehberi’nin internet sitesi ve mobil uygulaması üzerinden doğrudan rezerve edilebiliyor.

Türkiye ve Kuzey Avrupa arasında yeni ulaşım köprüsü Haber

Türkiye ve Kuzey Avrupa arasında yeni ulaşım köprüsü

Yeni rotanın Türkiye ile İskandinav bölgesi arasındaki bağları güçlendirirken yolculara daha fazla ulaşılabilirlik ve konfor sunması amaçlanıyor. Seferlerde, 180 koltuk kapasiteli Airbus A320neo tipi modern uçaklar kullanılacak. İGA’nın küresel uçuş ağında Kuzey Avrupa ivmesi İGA İstanbul Havalimanı’nın hava yolu ortaklıklarını ve varış noktası ağını büyütme stratejisinde önemli bir kilometre taşı olan SAS iş birliğiyle; İskandinavya - Türkiye arasındaki artan yolcu talebinin karşılanması ve İstanbul’un küresel bağlantı gücü en yüksek havacılık merkezi olarak konumunun pekiştirilmesi hedefleniyor. İGA İstanbul Havalimanı Ticaretten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Server Aydın konuya ilişkin şunları söyledi: “İGA İstanbul Havalimanı olarak İskandinavya’nın bayrak taşıyıcı havayolu SAS’ı İstanbul’da ağırlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Havalimanımızın sürdürülebilir büyüme stratejisinin önemli bir parçası olan bu iş birliğinin, İskandinav ülkeleri ile Türkiye arasındaki ekonomik ve kültürel bağları perçinleyeceğine, ticari ve turistik trafiğe ivme katacağına inanıyoruz. Kuzey Avrupa ile olan bu güçlü entegrasyonumuz İstanbul’un ‘Dünyanın Buluşma Noktası’ ve İGA İstanbul Havalimanı’nın küresel bağlantı gücü en yüksek havacılık merkezi olma vizyonuna hizmet eden stratejik bir adımdır.” Kopenhag-İstanbul arasında ekonomi ve kültür köprüsü Kopenhag - İstanbul arasındaki günlük seferler, yolculara esneklik ve kesintisiz bağlantı imkânı sunmanın ötesinde, Türkiye ile İskandinav ülkeleri arasındaki turizm, ticari faaliyetler ve kültürel etkileşimin artmasına da önemli katkılar sağlayacak. İGA İstanbul Havalimanı ile yapılan anlaşmanın öneminin altını çizen İskandinav Hava Yolları SAS Network Başkan Yardımcısı Henrik Winell şu değerlendirmelerde bulundu: “Havacılık; bölgeler arasındaki insanları, işletmeleri ve toplumları birbirine bağlamada hayati bir rol oynamaktadır. Yeni Kopenhag-İstanbul rotamızın lansmanıyla birlikte, bir yandan İskandinavya ile Türkiye arasındaki bağlantıyı güçlendirirken, diğer yandan küresel merkezimiz olan Kopenhag'ı geliştirmeye devam etmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Dakik ve güvenilir hizmet anlayışımızla; İskandinavya’yı dünyaya, dünyayı da İskandinavya’ya bağlıyoruz.” İGA İstanbul Havalimanı; kıtaları, pazarları ve insanları birbirine bağlayan lider bir küresel merkez olma vizyonu doğrultusunda, yeni rotalar ve stratejik ortaklıklar geliştirmeye kararlılıkla devam ediyor.

BAE ile Turizm trafiği yüzde elli büyüdü Haber

BAE ile Turizm trafiği yüzde elli büyüdü

Zahiri, Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Ankara Büyükelçisi Said Sani ez-Zahiri, BAE ve Türkiye arasındaki turizm trafiğinin 2019'dan bu yana yüzde 50'nin üzerinde büyüdüğünü belirterek, geçen yıl Türkiye'yi 1,2 milyon BAE ve Körfez İşbirliği Konseyi vatandaşının ziyaret ettiğini söyledi 10 binden fazla ziyaretçiyi çekmesi beklenen programın yeni kültürel, yaratıcı ve turizm yollarının oluşturmasının beklendiğini dile getiren Zahiri, "Ayrıca, bu etkinlikler 2020-2024 yıllarında ticaretin yüzde 87 artmasını sağlayan ikili ilişkileri destekliyor ve bu ivmenin halklar arası etkileşimi güçlendirerek pekiştirilmesine yardımcı oluyor." dedi. "Geçen yıl Türkiye'yi 1,2 milyon BAE ve Körfez İşbirliği konseyi vatandaşı ziyaret etti" BAE'deki doğal miras, el sanatları, gastronomi ve kültür varlıklarına da değinen Zahiri, şu ifadeleri kullandı: "BAE ve Türkiye arasındaki turizm trafiği, 2019'dan bu yana yüzde 50'nin üzerinde büyüdü. Geçen yıl Türkiye'yi 1,2 milyon BAE ve Körfez İşbirliği Konseyi vatandaşı ziyaret etti. 250 binden fazla Türk turist de BAE'ye gitti. Kültürel programlar, destinasyonlara ve mirasa olan ilgiyi artırarak bu akışın derinleşmesine yardımcı oluyor. İki ülkeyi birbirine bağlayan haftalık 200'den fazla uçuşla Emirlik Evi gibi etkinlikler, yeni turizm rotalarını, ortak pazarlama kampanyalarını ve turizm kurulları ile hava yolları arasında çapraz tanıtımları destekliyor. Ayrıca festival değişimlerini ve kültürel turizm ortaklıklarını da teşvik ediyor." Zahiri, iki ülke arasındaki dış ticaret alanında yaşanan gelişmelere de dikkati çekerek, BAE Ekonomi ve Ticaret Bakanlığı verilerine göre, 2024'teki 39,13 milyar dolarlık petrol dışı işlem hacminin yıllık yüzde 7,61 arttığını dile getirdi. BAE'nin Türkiye'den ithalatının yüzde 10 artışla 19,42 milyar dolara, ihracatının yüzde 14,4 artarak 14,77 milyar dolara ulaştığını bildiren Zahiri, "50 milyar dolarlık orta vadeli ticaret hedefine ulaşmak için Türkiye ve BAE'nin, mevcut ticaretin yüzde 60'ından fazlasını oluşturan lojistik, tarım teknolojisi, yenilenebilir enerji, imalat ve dijital ticaret sektörlerinde entegrasyonu derinleştirmesi gerekiyor." diye konuştu. "Ortak tedarik zinciri entegrasyonu iki ekonominin rekabet gücünü artırıyor" Ortak serbest bölgeler, Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması (CEPA) ile desteklenen gümrük düzenlemeleri ile enerji, savunma ve ilaç sektörlerine özel iş konseyleri, BAE'nin 2020'den bu yana Türkiye'nin bilişim, elektronik, ulaştırma ve gayrimenkul sektörlerine yaptığı 1 milyar dolarlık yatırım gibi unsurların büyümeyi hızlandıracağını anlatan Zahiri, limanlar, lojistik ve enerji sektörlerindeki 50 milyar doları aşan taahhütlerin ivmeyi daha da artıracağını söyledi. Zahiri, CEPA kapsamında indirimli tarifeler ve basitleştirilmiş menşe kuralları sayesinde metaller, petrokimyasallar, gıda ürünleri, makineler, mücevherler ve lojistik sektörlerinde güçlü büyüme görüldüğüne işaret ederek, bunu sürdürmek için her iki ülkenin de KOBİ desteğini, dijital ticaret araçlarını ve inovasyon ortaklıklarını güçlendirebileceğini vurguladı. Türkiye'nin, 350'den fazla organize sanayi bölgesi ve 1,5 milyon sanayi çalışanıyla dünyanın en büyük 20 sanayi üreticisi arasında yer aldığının altını çizen Zahiri, otomotiv, makine, elektronik ve tekstil sektörlerindeki çeşitli üretim altyapısının BAE'nin tedarik zinciri hedefleriyle örtüştüğünü belirtti. Zahiri, ortak tedarik zinciri entegrasyonunun, her iki ekonominin de rekabet gücünü artırdığını belirterek, şunları kaydetti: "Ayrıca, Türkiye'nin hızla büyüyen yapay zeka ve dijital teknolojiler sektörü, gelişmiş altyapı ağları ve güçlü yenilenebilir enerji portföyü ülkenin stratejik cazibesini pekiştiriyor. Ülkenin 15 milyar doları aşan hacme sahip ilaç ve tıbbi cihaz endüstrilerinin yanı sıra büyüyen tarım teknolojileri ve gıda işleme yenilikleri, BAE'nin yüksek büyüme gösteren sektörlerde dayanıklı tedarik zincirleri, çeşitlendirilmiş kaynak kullanımı ve ortak inovasyon konusundaki uzun vadeli vizyonunu daha da destekliyor." "Türkiye ile güneş, rüzgar ve hidrojen alanlarında işbirliğini genişletmeye devam ediyoruz" BAE'nin, 2050 yılına kadar yüzde 44 temiz enerji, Türkiye'nin de 2035'e kadar yüzde 65 yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimi hedeflediğini anlatan Zahiri, BAE'nin küresel yenilenebilir enerji projelerine 50 milyar doların üzerinde yatırım yaptığını, Türkiye ile güneş, rüzgar ve hidrojen alanlarında işbirliğini genişletmeye devam ettiğini söyledi. Potansiyel işbirlikleri arasında ortak güneş enerjisi parkları, kara tabanlı rüzgar tesisleri, yeşil hidrojen pilot projeleri ve iklim teknolojisi AR-GE'sinin yer aldığını dile getiren Zahiri, bu girişimlerin, Türkiye'nin mühendislik yeteneklerinden ve BAE'nin temiz enerji liderliğinden yararlanarak uzun vadeli sürdürülebilirlik hedeflerini desteklediğinin altını çizdi. Zahiri, tarım alanında da Türkiye ile işbirliğinde bulunduklarına işaret ederek, şu değerlendirmede bulundu: "Tamamen BAE üretimi olan 'Ma Hawa' doğrudan havadan saf ve güvenli içme suyu üretmek için yenilikçi çözüm sunuyor. Tarım ve Orman Bakanlığı ile havanın suya dönüşmesini sağlayan proje konusunda görüşmelerimiz devam ediyor. Bu cihazlar hem iç hem de dış mekanda kullanılabilmektedir. Büyükelçilik olarak amacımız, bu ürünleri, özellikle Tarım ve Orman Bakanlığı başta olmak üzere, ilgili Türk makamlarına tanıtmak ve sunmaktır. Bu teknolojinin, iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlayacağına, tarım alanında yeni imkanlar açacağına ve gelecekte yenilikçi su üretim çözümlerini destekleyeceğine inanıyoruz."

Erdoğan: Turizmde tüm zamanların rekorunu kırdık Haber

Erdoğan: Turizmde tüm zamanların rekorunu kırdık

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Cumhurbaşkanlığı Kabinesi sona erdi. Toplantının ardından açıklama yapan Erdoğan, Türkiye'nin turizmde tüm zamanların rekorunu kırarak ilk 9 ayda 50 milyar dolarlık gelir elde ettiğini açıkladı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı 2 saat 10 dakika sürdü. Cumhurbaşkanı Erdoğan Kabine toplantısı sonrası gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. 3 Kasım 2002 seçimlerinin 23. sene-i devriyesini idrak ediyoruz. İktidardaki 23. yılımızı geride bıraktık. Çok partili demokrasi tarihimizde yeni bir rekora daha imza atmanın gururunu yaşıyoruz. Girdiğimiz tüm seçimlerde desteğini ve duasını eksik etmeyen tüm ferdimize teşekkür ediyorum. Bundan 23 yıl önce milletimizin teveccühüne nasıl mazhar olduysak bugün de aynı gururu, heyecanı yaşıyoruz. Türk milletine hizmet sevdamız ilk günkü gibi sürüyor. Aşkla, şevkle milletimize hizmet üretmeye ve Türkiye'yi büyütmeye devam edeceğiz. Büyüyen ve güçlenen Türkiye gerçeğine hem yurt içinde hem de yurt dışında bizzat şahitlik ettik. Biz muhalefetin yeni genel başkana ilk başta şans tanımıştık. Göreve gelirken Türkiye partisi olacağız lafından umutlanmıştık. Maalesef bunun da arkasında duramadı. Özgür Özel kapı kapı gezip Türkiye'yi yurt dışında şikayet ediyor. Selefinin kötü geleneğini devam ettirdi. İki alkış almak, birkaç marjinal tipten destek koparmak için yüzyıllık partiyi hem de kendisini küçük düşürdü. Bu yolun yanlışlığını kendisinin de kısa sürede fark edeceğini inanıyorum. Yüzyılın konut projesini başlattık. 81 ilde 500 bin konut yapacağız. Başvurular 10 Kasım'da, ilk teslimat da Mart 2027'de olacak. Şehirlerimizi mahalle konaklarıyla süsleyeceğiz. Cumhuriyet tarihinin en başarılı projelerine imza atıyoruz. Hedefimiz 6 yıl içinde 250 Altay tankını silahlı kuvvetlerin emrine vermektir. Kaan'ı da belirlediğimiz tarihte hava kuvvetlerimizin envanterine katacağız. Kaan kendi kategorisinde zirveyi zorlayacak. Eurofighter'da imzaları attık. Müttefiklerimizle kazan kazan politikası sürecek. Türkiye'nin en büyük şehir parkını İstanbul'a kazandırdık. Millet bahçemiz afet toplanma alanı olacak. Değerli arkadaşlar, 2002'den itibaren en büyük atılımın yaşandığı sektörlerin başında malum turizm geliyor. 23 sene önce 13,2 milyon olan ziyaretçi sayımız geçen yıl 62,3 milyona ulaştı. Turizm gelirlerimiz ise 12 milyar dolar seviyesinden 2024 senesinde 61,1 milyar dolara yükseldi. Sektörümüzü kum, deniz, güneş üçgeninden çıkartarak sağlıktan kongre ve spor turizmine kadar farklı alanlarda geliştirdik. Aslında Türkiye olarak sağlık turizmi, kültür turizmi, inanç turizmi, doğa sporları gibi alanlarda çok ciddi bir potansiyele sahibiz. Anadolu'nun her bir şehri adeta bir açık hava müzesidir. Türkiye olarak ilk 9 aylık verilere baktığımız zaman 50 milyar dolar gelir elde ederek tüm zamanların rekorunu kırdık. 2002'den itibaren en büyük atılımın yaşandığı sektörlerin başında turizm geliyor. Turizm gelirlerinde de geçen seneye kıyasla iyi bir yerdeyiz. Turizm gelirlerimiz 61, 1 milyar dolara yükseldi. Geçtiğimiz günlerde verilen Kartalkaya'daki otel yangını davasında verilen mahkeme kararları yüreklerdeki yangına su serpti. Terörsüz Türkiye süreci ile bölge turizmi de şaha kalkacak. Terör tehdidinin kalıcı olarak bitmesiyle Doğu ve Güneydoğu çok farklı bir ivme yakalayacak. İstanbul kadar Diyarbakır kazanacak, Van kazanacak, Bitlis kazanacak. Kazanan 86 milyonun her bir mensubu olacak. Biz bu coğrafyanın bin yıllık sakinleri ve sahibiyiz. Son 40 yılda çok büyük acılar yaşadık, çok büyük bedeller ödedik. Terörün hiçbir çeşidini görmek istemiyoruz. Tarıma, sağlığa yani ekonomik kalkınmaya vermek istiyoruz. İstikbalin mutlu ve müreffeh günlerini birlikte inşa edeceğiz.

'Turizm açısından kötü bir senaryo bizi bekliyor' Haber

'Turizm açısından kötü bir senaryo bizi bekliyor'

Türkiye’ye gelen İranlı turist sayısı 2023’te 2 milyon 504 bin iken 2024’te yüzde 31 artışla 3 milyon 277 bine çıkarak en çok ziyaretçi gönderen 4. ülke oldu. 2025’in ilk 4 ayında ise bu sayı 213 bin 587 oldu. İranlılar, Kapıköy Gümrük Kapısı’ndan girdikleri Van’ı ise adeta ihya etti. Van’a gelen İranlı turist sayısı 2024’te yüzde 20 yükselerek 719 bine kadar çıktı. Ancak İsrail’in 13 Haziran’da İran’a saldırmasıyla başlayan savaş, bu yıl turizm sezonuna büyük umutlarla giren ilde beklentileri altüst etti. İşler durma noktasında Van Otelciler ve Turizmciler Derneği (VANOTED) Başkanı Çetin Demirhan, “Bütün otelcilerin umudu, okulların tatiliyle birlikte artacak yoğunluktu. Fakat şu an neredeyse tüm rezervasyonlar iptal edildi. Turizm açısından çok kötü bir senaryo bizi bekliyor” diye konuştu. Turizm işletmecisi Rıdvan Elibol da ilin ekonomik yapısının büyük ölçüde turizme dayandığını vurgulayarak, “Şu an yüzde 90 oranında bir gelir kaybı yaşıyoruz. Van’da işler tamamen durma noktasına geldi” dedi. TÜRSAB Doğu Anadolu Bölgesel Yürütme Kurulu Başkanı Cevdet Özgökçe, savaşın hem turizmi hem de ticareti felç ettiğini söyledi. Özgökçe, “Biz hem İran’dan turist getiriyorduk hem de İran’a turlar düzenliyorduk. Şu anda tüm programlarımız iptal oldu. Ön ödemeleri iade ediyoruz. Otellerimizin doluluk oranı yüzde 20-25’lere düştü. En büyük temennimiz, savaşın bir an önce sona ermesi” diye konuştu. Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kavaloğlu ise, “Turizm barışın dili. Rusya, Almanya, İngiltere, Hollanda, Polonya önemli pazarlarımız. Türkiye’de turizmin önemli kaynak pazarlarından Ukrayna ve Rusya’da savaş devam ediyor. Yine Filistin’deki saldırılar nedeniyle İsrailli olmayan bir seneyi atlattık. İsrail-İran Savaşı’nda da gelişmeleri takip etmek gerekir. Savaşlar, turizmi olumsuz etkiliyor” dedi. Gazda ilave hacimlere ihtiyaç var Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin doğal gazda ana tedarikçilerinden İran’ın gaz sevkiyatına devam ettiğini belirterek, “Bu yıl 60 milyar metreküpe ulaşacak. Bu gazı sağlamak için ilave hacimlere ihtiyacımız var” dedi. Enerji piyasasında güvenliği sağlamak için farklı yaklaşımlar gerektiğini anlatan Bayraktar, “Enerji arzındaki çeşitlendirme de kilit role sahip. Jeotermal enerjide dünya dördüncüsüyüz. Nükleer enerji projemizi gerçekleştiriyoruz. Rüzgar ve güneş enerjisi kapasitemizi dört kat artırmayı planlıyoruz” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.