SON DAKİKA
Hava Durumu

#Turizm

Ekometre - Turizm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Turizm haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Özer Matlı: Bursa'nın potansiyelini daha ileriye taşıyacağız Haber

Özer Matlı: Bursa'nın potansiyelini daha ileriye taşıyacağız

arihi Çarşılar Federasyonu'nun düzenlediği programda bölge esnafı ile bir araya gelen BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, Bursa'nın köklü ticaret kültürünü istişare, dayanışma ve birlikte üretme anlayışıyla geleceğe taşımak için çalışacaklarını söyledi. Fidan Han`da gerçekleştirilen programa Tarihi Çarşılar Federasyonu Başkanı Muhsin Özyıldırım, Bursa Tarihi Çarşı ve Hanlar Birliği Derneği Başkanı İsa Altıkardeş, bölgede faaliyet gösteren oda ve dernek başkanları ile çok sayıda Kapalı Çarşı esnafı katıldı. Bursa iş dünyasının farklı kesimlerini bir araya getiren programda sektörlerin beklentileri, ticaret hayatının güncel sorunları ve BTSO'nun geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu. “Tarihi çarşı ve hanlar bölgesi ticaret geleneğinin yaşayan temsilcisidir” Programda konuşan Özer Matlı, Bursa'nın ticaret kültürünün en önemli merkezlerinden biri olan Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi'nin yalnızca Bursa için değil, Türkiye için de büyük bir değer taşıdığını söyledi. Yaklaşık 4 bin iş yerine ev sahipliği yapan bölgenin Bursa'nın yaşayan ticaret hafızası olduğunu ifade eden Matlı, “Bursa'nın sanayisi ne kadar güçlü ise ticaret kültürünün kalbi de burada atmaktadır. Bu bölge yalnızca dükkânlardan oluşan bir alan değil; ahilik kültürünün, esnaf dayanışmasının ve yüzyıllardır süregelen ticaret geleneğinin yaşayan temsilcisidir” dedi. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Hanlar Bölgesi'nin Bursa ekonomisinin temel yapı taşlarından biri olduğunu vurgulayan Matlı, tarihi mirasın korunması kadar bölgedeki esnafın güçlendirilmesinin de büyük önem taşıdığını belirterek, “Bizim için önemli olan tarihi mirasımızı korurken esnafımızın ticari hayatını daha güçlü, daha sürdürülebilir ve daha rekabetçi hale getirmektir. Esnafımızın güçlü olması Bursa'nın güçlü olması demektir” ifadelerini kullandı. “Çarşımızın geleceği için kararlılıkla çalışacağız” Bursa Ticaret Borsası olarak bugüne kadar Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesine verilen destekleri yeni süreçte de sürdüreceklerini ifade eden Matlı, BTSO’nun bütçe imkânları doğrultusunda Tarihi Çarşılar Federasyonu ve Birliğimize yakışır, Türkiye’ye örnek olacak temsil ve hizmet alanlarının oluşturulmasına katkı sunacaklarını açıkladı. Matlı, yaklaşık 700 yıldır ticaret hayatına ev sahipliği yapan bu tarihi değerin geleceğe taşınmasının ortak bir sorumluluk olduğunu belirterek, “Bursa Büyükşehir Belediyesi ile Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu arasında çözüm bekleyen konuların giderilmesi noktasında üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazırız. Bu değer Bursa’nın ortak mirasıdır ve gelecek nesillere en iyi şekilde taşınmalıdır” dedi. “Tüm üyelerimizi kapsayan bir yönetim anlayışı inşa edeceğiz” Programda konuşan Matlı, Bursa'nın sahip olduğu üretim gücü, ticaret birikimi ve girişimcilik kültürüyle Türkiye ekonomisinin en önemli merkezlerinden biri olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bursa'nın ekonomik gücünün temelinde güçlü sanayisi kadar köklü ticaret kültürü de bulunmaktadır. Esnafımızın, tüccarımızın, sanayicimizin ve hizmet sektörümüzün görüşlerini merkeze alan bir anlayışla hareket edeceğiz. BTSO'nun tüm üyelerini kapsayan, onların beklentilerine kulak veren ve çözüm üreten bir yapıyı hep birlikte inşa edeceğiz. “Tarihi çarşı'nın köklü mesleklerini dijital dünyaya taşıyacağız” Bursa Ticaret Borsası olarak şehrimizin geleneksel lezzetlerini tanıtmak amacıyla hayata geçirdiğimiz ve büyük ilgi gören Off The Record dijital içerik çalışmalarımızın benzerlerini Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgemiz için de gerçekleştireceğiz. Bursa bıçakçılığı, sedefkârlığı, sepetçiliği gibi çarşımızın sahip olduğu diğer köklü meslekleri dijital platformlarda daha görünür hale getirerek hem kültürel mirasımızın korunmasına hem de çarşı esnafımızın ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtımına katkı sağlayacağız. “Bursaspor ve tarihi çarşı arasında yeni iş birlikleri kuracağız” Çarşı esnafımızın şehrimizin ortak değeri olan Bursaspor’a verdiği destek hepimizin malumudur. Bursaspor’un kent aidiyetini güçlendiren en önemli marka değerlerimizden biri olduğuna inanıyoruz. Bursa’nın marka değerlerini birbirleriyle daha güçlü şekilde buluşturacağız. Bursaspor, Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi, kültürel mirasımız ve turizm potansiyelimiz arasında yeni iş birlikleri geliştirerek hem kentimizin tanıtımına hem de turizm hareketliliğine katkı sağlayacağız. “Tarihi çarşı ve hanlar bölgesi'nin marka değerini güçlendireceğiz” Bölgemizin yalnızca Bursa’da değil, Türkiye genelinde de daha fazla bilinir hale gelmesi için tanıtım faaliyetlerine destek vereceğiz. İç turizm açısından diğer şehirlerle olan bağlantılarının güçlendirilmesi, ziyaretçi sayısının artırılması ve bölgenin marka değerinin yükseltilmesi önceliklerimiz arasında yer alacaktır. “Yıllardır bekleyen konuları sonuçlandıracağız” Yaklaşık 13 yıldır gündemde yer alan ve çarşı esnafımızın ticaretini geliştirmesinin önünde engel oluşturan sorunları ilgili kurumlarımızla iş birliği içerisinde ele alacak, çözüm bekleyen başlıkları tek tek sonuçlandırmak için kararlılıkla çalışacağız. Esnafımızın taleplerini dinleyerek, birlik ve beraberlik içerisinde bu sorunları hep birlikte çözüme kavuşturacağız. BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, “Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi'nden aldığımız birlik, dayanışma ve üretim ruhuyla; Bursa iş dünyasının tüm kesimlerini aynı hedef etrafında buluşturarak şehrimizin ekonomik ve sosyal potansiyelini daha ileriye taşımaya kararlılıkla devam edeceğiz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Dubai’de yeni projeler ekonomiye güç verdi Haber

Dubai’de yeni projeler ekonomiye güç verdi

Dubai yönetimi tarafından duyurulan yeni ekonomi programları kapsamında özellikle yapay zekâ, finans teknolojileri ve sürdürülebilir enerji yatırımlarına yönelik teşviklerin genişletileceği belirtildi. Emirlikte açıklanan yeni projeler, uluslararası yatırımcı ilgisini yeniden artırdı. Turizmde güçlü sezon beklentisi Yılın ilk aylarında otel doluluk oranlarının yüksek seyretmesi ve yeni uçuş bağlantılarının devreye girmesi, Dubai turizminde güçlü yaz sezonu beklentisini artırdı. Özellikle Avrupa, Körfez ve Asya pazarlarından gelen rezervasyonlarda artış yaşandığı belirtiliyor. Gayrimenkul piyasasında hareketlilik sürüyor Dubai’de lüks konut ve yatırım amaçlı projelere olan talep hız kesmeden devam ediyor. Yeni marina, yaşam merkezi ve karma proje yatırımlarıyla birlikte yabancı yatırımcı ilgisinin yükseldiği ifade ediliyor. Uzmanlar, düşük vergi politikası ve yüksek kira getirilerinin Dubai’yi küresel yatırımcı açısından cazip kılmayı sürdürdüğünü belirtiyor. Yapay zekâ ve teknoloji yatırımları öne çıkıyor Dubai’nin dijital ekonomi hedefleri kapsamında yeni teknoloji serbest bölgeleri ve yapay zekâ merkezleri için çalışmalar hız kazandı. Yetkililer, Emirliğin önümüzdeki dönemde Orta Doğu’nun en büyük teknoloji ve finans merkezlerinden biri olmayı hedeflediğini açıkladı. “Bölgesel merkez olma hedefi güçleniyor” Ekonomi çevreleri, lojistik, finans, turizm ve teknoloji yatırımlarındaki büyümenin Dubai’nin bölgesel merkez konumunu daha da güçlendirdiğini değerlendiriyor. Önümüzdeki dönemde yeni uluslararası fon girişleri ve mega projelerle birlikte Dubai ekonomisindeki büyümenin sürmesi bekleniyor.

Kurban Bayramı 9 gün olacak mı? Haber

Kurban Bayramı 9 gün olacak mı?

Kabine iki haftalık aranın ardından yine yoğun gündemle toplanacak. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında yapılacak toplantının en önemli başlığı Orta Doğu'da aşılmaya çalışılan kriz olacak. ABD ile İran arasındaki ateşkes süreci yakından takip ediliyor. Bölgede yeni bir güvenlik paradigmasının inşası için hareket eden Ankara'nın önceliği ateşkesin kalıcı bir barışa evrilmesi. Kabine toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'nin yürüttüğü barış diplomasisi üzerinde durulacak. Ayrıca soykırımcı İsrail'in Lübnan ve Filistin topraklarındaki saldırıları ile Küresel Sumud Filo'suna yönelik müdahalesi de ele alınacak. Ekonomi programı ile piyasalardaki son durum ele alınacak Orta Doğu'daki gelişmeler, özellikle de Hürmüz Boğazı'ndaki bilmece küresel ekonomiyle ticaret üzerindeki olumsuz etkisini sürdürüyor. Kabine toplantısında enerji fiyatlarındaki yükselişlere rağmen dezenflasyon sürecinin devamını sağlamak için yapılacaklar gündeme gelecek. Orta Vadeli Program ve 12'nci Kalkınma Planı çerçevesinde uygulanan ekonomi programı ile piyasalardaki son durum değerlendirilecek. Kabinede "Terörsüz Türkiye" gündemi Terörsüz Türkiye hedefi de Kabine'nin gündeminde yer alacak. Süreçte gelinen aşama ile Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nda kabul edilen rapor ışığında atılacak yasal adımlar toplantıda ele konuşulacak. BAYRAM TATİLİ 9 GÜN OLACAK MI? Bakan Ersoy, Kurban Bayramı tatilinin 9 gün olup olmayacağı konusunda, "9 günlük tatil turizm açısından gayet olumlu olur ama bu Kabine'de tartışılıp alınacak bir karar." açıklamalarında bulunmuştu.

Güvenli liman algısı gayrimenkul talebini güçlendiriyor Haber

Güvenli liman algısı gayrimenkul talebini güçlendiriyor

Bu yeni eğilim gayrimenkul piyasasında da etkisini gösterirken, turizm altyapısı, yüksek yaşam potansiyeli ve uluslararası talep avantajıyla Antalya, Manavgat ve Side hattı yatırımcıların radarına daha güçlü girmeye başladı. Jeopolitik riskler ve değişen yatırım tercihleri, gayrimenkulde yeni güvenli liman arayışını hızlandırdı. Türkiye’nin Akdeniz hattı, özellikle Antalya-Manavgat-Side ekseni, bu dönüşümün dikkat çeken adreslerinden biri olarak değerlendiriliyor. Turizm altyapısı, yıl boyu yaşam potansiyeli, uluslararası erişim kolaylığı ve artan güvenli destinasyon algısıyla bölge, yalnızca klasik konut yatırımının değil, daha stratejik ve uzun vadeli yatırım modellerinin de merkezlerinden biri haline geliyor. Uzmanlara göre bu ilgi, dönemsel bir hareketten çok yapısal bir yatırım eğilimine işaret ediyor. Gayrimenkul, turizm ve yatırım alanlarında uzun yıllara dayanan tecrübeye sahip girişimci Ahmet Tanır’a göre, son dönemde değişen yatırım davranışlarında güven, erişilebilirlik ve değer koruma potansiyeli çok daha belirleyici hale gelmiş durumda. Turizm destekli gayrimenkul modeli güçleniyor Klasik konut yatırımının ötesine geçen modelde, gayrimenkul artık turizm ekonomisiyle birlikte okunuyor. Sezonluk kira getirileri, kısa dönem kiralama imkanları, döviz bazlı değer üretim potansiyeli ve yaşam odaklı projeler yatırımcı ilgisini artırıyor. Özellikle Side’nin uluslararası bilinirliği ve Manavgat’ın gelişime açık yapısı, bölgeyi yalnızca tatil odaklı değil, yatırım perspektifiyle de güçlü kılıyor. Tanır, “Burada yatırım sadece konut almak değil; turizmle beslenen bir değer zincirine dahil olmak anlamına geliyor. Bu nedenle bölge, klasik yatırım bölgelerinden farklı bir dinamik taşıyor” değerlendirmesinde bulunuyor. Yaşam odaklı ve uzun vadeli yatırımlar Bölgede yalnızca kısa vadeli yatırım modelleri değil, yaşam temelli yeni yatırım kurgularının da dikkat çekmeye başladığı belirtiliyor. Özellikle uzun süreli yaşam, emeklilik odaklı yerleşim modelleri ve wellness eksenli projeler, Akdeniz hattında yeni bir yatırım segmenti oluşturuyor. Sektör temsilcilerine göre bu dönüşüm, konutu sadece bir varlık değil, yaşam ve gelir modeli olarak konumlandıran yeni bir yatırım yaklaşımına işaret ediyor. Arsa ve proje geliştirmede hareketlilik artıyor Manavgat ve Side hattında artan proje stoğu, arsa geliştirme faaliyetleri ve nitelikli konut projeleri bölgedeki büyümenin diğer dikkat çekici göstergeleri arasında yer alıyor. Villa, rezidans ve karma yaşam projelerine artan ilginin, bölgenin uzun vadeli büyüme potansiyelini desteklediği ifade ediliyor. Bu hareketliliğin geçici olmadığını belirten Ahmet Tanır, “Bugün bu bölge yalnızca bugünün değil, geleceğin yatırım merkezlerinden biri olarak okunmalı” diyor. Doğru lokasyon, doğru zaman, doğru proje Artan ilginin yatırım kararlarını daha stratejik hale getirdiğini vurgulayan Tanır, yeni dönemde doğru lokasyon, doğru zamanlama ve doğru proje seçiminin her zamankinden daha önemli olduğuna dikkat çekerek, “Yatırımcı artık yalnızca fiyat odaklı değil; ulaşım, turizm potansiyeli, yaşam kalitesi ve bölgesel gelişim perspektifiyle karar veriyor. Bu da profesyonel bakışı zorunlu hale getiriyor” dedi. Tanır, özellikle Akdeniz hattının bu anlamda güçlü fırsatlar sunduğunu ifade ediyor. Uzmanlara göre güvenli liman algısı, turizm destekli büyüme ve değişen yatırım tercihleri birlikte değerlendirildiğinde, Akdeniz hattı Türkiye gayrimenkul piyasasında yeni büyüme koridorlarından biri olmayı sürdürüyor. Özellikle Manavgat-Side ekseni, hem değer koruma hem uzun vadeli getiri açısından yatırımcı radarındaki yerini güçlendiriyor.

Güneydoğu Anadolu'da sanayi ve tarım güçlenecek Haber

Güneydoğu Anadolu'da sanayi ve tarım güçlenecek

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yatırım atağı başlıyor. Bölgedeki illerin potansiyellerine göre belirlenen yatırım başlıkları kapsamında sanayi girdileri, hayvancılık, lisanslı depoculuk, tarıma dayalı sanayi ve turizm alanlarında destekler sunulacak. Programla istihdamın artırılması ve katma değerli üretimin yaygınlaştırılması hedefleniyor. Geniş kapsamlı teşvik desteği Program kapsamında yatırımlara vergi indirimi, sigorta primi desteği, faiz veya kar payı katkısı, yatırım yeri tahsisi ve gelir vergisi muafiyeti gibi çeşitli destekler sağlanacak. Ayrıca her yatırım için 301 milyon liraya kadar nakdi destek ve yatırımın yüzde 50’si oranında vergi indirimi öngörülüyor. Adıyaman’da hayvancılık ve tarım Adıyaman’da asgari 300 büyükbaş kapasiteli entegre et ve süt hayvancılığı yatırımları, badem işleme, konaklama tesisleri ve su ürünleri üretimi desteklenecek. Batman’da gıda ve turizm öne çıkıyor Batman’da meyve ve sebze işleme, kurutma ve paketli gıda üretimi ile asgari 20 dekar büyüklüğünde entegre sera yatırımları desteklenecek. Doğa temelli turizm projeleri ve tekstil yan sanayi yatırımları da teşvik kapsamında yer alacak. Diyarbakır’da sanayi yatırımları Diyarbakır’da alüminyumdan katma değerli ürünler, bitkisel girdilerden endüstriyel üretim, paketli gıda ve tekstil yan sanayi yatırımları desteklenecek. Gaziantep’te yüksek katma değer Gaziantep’te çevre dostu ambalaj üretimi, yüksek nitelikli sanayi girdileri, makine üretimi ve teknik tekstil yatırımları teşvik edilecek. Kilis’te tarım ve konaklama Kilis’te asgari 300 büyükbaş entegre hayvancılık yatırımları, konaklama tesisleri ile üzüm ve zeytin işleme projeleri desteklenecek. Mardin’de kültürel ve yaratıcı endüstriler Mardin’de endüstriyel unlu mamuller, nişasta bazlı katma değerli ürünler, kültürel ve yaratıcı endüstriler ile üzüm ve yan ürünlerinden üretim desteklenecek. Siirt’te depoculuk ve hayvancılık Siirt’te asgari 1000 küçükbaş kapasiteli entegre hayvancılık yatırımları ile yıllık en az 2000 ton kapasiteli Siirt fıstığına yönelik lisanslı depoculuk projeleri teşvik edilecek. Ayrıca dört yıldız ve üzeri konaklama tesisleri ile bal ve arı ürünleri üretimi de desteklenecek. Şırnak’ta sanayi ve tarım yatırımları Şırnak’ta entegre hayvancılık yatırımlarının yanı sıra kara taşıtları aksam ve parça üretimi, mobilya ve yer fıstığı işleme tesisleri desteklenecek. Şanlıurfa’da tarım ve sanayi entegrasyonu Şanlıurfa’da pamuk ve pamuk yan ürünlerinden katma değerli üretim, tarım makineleri ve parçaları üretimi, tarımsal ürün işleme ve taş yünü üretimi yatırımları teşvik kapsamında yer alacak. Bölgesel kalkınmaya katkı Program kapsamında sağlanacak desteklerle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde üretim altyapısının güçlendirilmesi, yeni istihdam alanlarının oluşturulması ve yatırım cazibesinin artırılması hedefleniyor. Böylece yerelden başlayan kalkınma sürecinin bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılmasına katkı sunması bekleniyor.

Gayrimenkulde yatırım rotası Akdeniz’e kaydı Haber

Gayrimenkulde yatırım rotası Akdeniz’e kaydı

Türkiye’de gayrimenkul piyasasında dengeler yeniden şekillenirken, yatırımcıların rotası turizmle entegre, değer üretme potansiyeli yüksek bölgelere yöneliyor. Bu dönüşümde öne çıkan lokasyonların başında ise Antalya’nın Manavgat ve Side hattı geliyor. Yalnızca dönemsel bir ilgi değil, sürdürülebilir talep yapısı ve güçlü yatırım dinamikleriyle dikkat çeken bölge, her dönemde değerini koruyan ve geliştiren nadir yatırım alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Gayrimenkul, turizm ve yatırım alanlarında uzun yıllara dayanan tecrübeye sahip girişimci Ahmet Tanır, Akdeniz hattında yatırım dengelerinin değişmediğini, aksine daha da güçlendiğini vurguluyor. “Manavgat ve sıde her dönemde yatırımcının radarında” Bölgenin yalnızca yazlık ya da ikinci konut talebiyle değil, yatırım odaklı bir açıdan değerlendirildiğini belirten Ahmet Tanır, “Manavgat ve Side, turizm potansiyeli, doğal ve tarihi zenginlikleri ve gelişen şehir yapısıyla Türkiye’de yatırım açısından her zaman güçlü bir konumda oldu. Bugün de bu değişmiş değil. Aksine, artan talep ve gelişen projelerle birlikte bölge yatırımcılar için daha stratejik hale geliyor.” Dedi. Turizm gücü yatırım değerini destekliyor Özellikle Side’nin uluslararası bilinirliği ve Manavgat’ın geniş gelişim alanı, bölgeyi farklı yatırım segmentleri için cazip hale getiriyor. Yüksek sezonluk kira potansiyeli, kısa dönem kiralama modeli ve döviz bazlı gelir imkânı, yatırımcıların ilgisini artıran başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Turizmle entegre bir gayrimenkul yapısına sahip olan bölgede yatırım, klasik konut anlayışının ötesine geçtiğini belirten Tanır, “Burada yatırım sadece bir konut almak değil; doğru lokasyonda, doğru projeye dahil olarak uzun vadeli bir değer yaratmak anlamına geliyor.” İfadelerini kullandı. Yeni projeler ve arsa geliştirme hareketliliği dikkat çekiyor Manavgat’ta son dönemde artan proje üretimi ve arsa geliştirme faaliyetleri, bölgenin büyüme potansiyelini ortaya koyuyor. Özellikle villa, site ve rezidans projelerine olan talep artarken, yatırımcıların arsa tarafında da daha bilinçli hareket ettiği gözlemleniyor. Bölgedeki bu hareketliliğin kalıcı olduğuna dikkat çeken Tanır, “Manavgat, gelişmeye açık yapısıyla yalnızca bugünün değil, geleceğin yatırım bölgeleri arasında yer alıyor” ifadelerini kullanıyor. “Doğru yatırım için uzmanlık şart” Artan talep ile birlikte yatırım kararlarının daha stratejik hale geldiğini belirten Tanır, yatırımcıların profesyonel destek almadan hareket etmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Bugün en kritik konu doğru yer, doğru proje ve doğru zaman üçlüsünü bir araya getirebilmek. Bu da ancak bölgeyi iyi tanıyan, sahaya hakim bir bakış açısıyla mümkün.” Dedi. Akdeniz’de değer kaybetmeyen yatırım hattı Manavgat ve Side, turizm gücü, altyapı gelişimi ve artan yatırım ilgisiyle Türkiye’de gayrimenkul yatırımının en güçlü bölgeleri arasında yer almaya devam ediyor. Uzmanlara göre, bu bölgede doğru yapılan yatırımlar, hem kısa vadeli getiri hem de uzun vadeli değer artışı açısından önemli fırsatlar sunuyor.

Erdoğan: Türkiye karamsar tablonun dışındadır Haber

Erdoğan: Türkiye karamsar tablonun dışındadır

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında toplandı. Yaklaşık üç saat süren toplantının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamalarda bulundu. Erdoğan, "Türkiye’nin uluslararası yatırımcıların gelecek planlamalarında bir istikrar adası, bir güvenli liman olarak öne çıktığını görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Tabii burada bir hususun özellikle vurgulanması gerektiğine inanıyorum. Değerli arkadaşlar, İran’a yönelik saldırıların başlamasıyla küresel ekonomi yakın tarihin en ağır şoklarından biriyle yüzleşiyor." dedi. Hürmüz Boğazı kaynaklı gerilimin ekonomilere etkisine değinen Erdoğan Türkiye'nin aldığı önlemler hakkında "Gübre ve ham madde tedarik yerimizi de zaten çok önceden yapmıştık. Savaştan bu yana alternatif ülkelerden uygun fiyata üre gübresi temini için gümrük vergisini sıfıra indirdik. Keza bazı gübre cinslerinde de gümrük vergisini sıfırladık. İhracat kapasitesine sahip olduğumuz gübrelerin ihracatını da durdurarak bu ürünlerin yurt içinde daha fazla kullanılabilmesinin önünü açtık. Ayrıca antrepolarda bulunan üre gübresinin Türkiye üzerinden yurt dışına transferini ve yeniden ihracını durdurduk. Gübre gibi tarımsal üretim girdilerinde sıkıntımız yoktur. Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız." şeklinde konuştu Erdoğan savaşın küresel ticarete etkileri hakkında ise, "Tüm bunları söylerken elbette her şey güllük gülistanlık demiyoruz. Bölgemizdeki savaşın küresel ticarete yansımalarından, özellikle ihracat boyutunda kuşkusuz biz de etkileniyoruz. Biz üretimi, ihracatı ve turizmi ayakta tutan işletmelerimizi güçlü desteklerle koruyor, bu fırtınalı dönemi atlatmalarına yardımcı oluyoruz. Hafta sonu yeni bir paketi daha kamuoyumuzla paylaştık. Hazine ve Maliye Bakanlığımızın kefalet desteğiyle turizm ve ihracat odaklı sektörlere yönelik yeni bir kredi imkânını devreye aldık. Bu kredi 120 milyar liradır. Turizm işletmeleri için 60 milyar lira, ihracatçılar için 42 milyar lira ve katılım finans alanında 18 milyar lira ek limit tanımladık. Böylece finansmana erişimde yaşanabilecek daralmaların önüne geçmeyi ve reel sektörün nakit akışını korumayı hedefliyoruz. Turizm sektörümüze ve ihracatçılarımıza hayırlı olsun diyorum." ifadelerini kullandı. İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan satır başları: "Aile, dış politika, ekonomi, enerji ve diğer başlıklarda kapsamlı istişareler yaptığımız bir kabine toplantımızı daha tamamlamış bulunuyoruz. Öncelikle aldığımız kararların ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyorum. Birileri bu vatan için meydanlarda nutuk atarken kimileri de yolsuzluklarını perdelemek için Nutuk önünde poz verirken Cumhurbaşkanı ve kabinesi olarak Türkiye Yüzyılı'nı inşa mücadelemizi azimle sürdürüyoruz. Türkiye yapay gündemlere takılmadan hedeflerine doğru emin adımlarla ilerliyor. Açık ve net ifade etmek isterim ki hükümetimiz gündemine hakimdir. Bize kimse gündem dayatamaz. Hangi bahaneyle olursa olsun kimse Türkiye'nin gündemini suni tartışmalarla saptıramaz, enfekte edemez. Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum. "Milletimize hizmet etme peşindeyiz" Bölgemizde krizler, çatışmalar, büyük çalkantılar yaşanırken bizim tek bir gündemimiz vardır; o da ülkemizi bu ateşten uzak tutmak ve milletimizin sofrasındaki ekmeğini büyütmektir. Bunun dışındaki her tartışmayı havanda su dövmek olarak görüyoruz. Biz havanda su dövme değil iş yapma, hizmet üretme, milletimize hizmet etme peşindeyiz. Biz yatırıma, üretime, hizmete, kalkınmaya gitmesi gereken kaynakları hortumlayanlarla hukuk dairesi içinde mücadele etmenin çabasındayız. Biz ülkemizin itibarını hem ulusal ölçekte hem uluslararası ölçekte daha da artırmanın mücadelesini veriyoruz. Başkaları ne yaparsa yapsın biz işimize bakıyoruz, önümüze bakıyoruz. Türkiye'yi güçlü ekonomisiyle, büyük ekonomisiyle küresel oyuncu haline getirmeye bakıyoruz. Nitekim son toplantımızdan bu yana teknolojiden ulaştırmaya, iletişimden tarıma geniş bir yelpazede eser ve hizmet maratonumuzu sürdürdük. 27 Mart Cuma günü İstanbul'da önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptık. Dünya Ekonomik Forumu Ülke Stratejisi Toplantısı vesilesiyle küresel iş dünyasının üst düzey yöneticilerini Türkiye'de ağırladık. Toplantıya 16 ülkeden imalat, teknoloji, enerji, finans, varlık yönetimi gibi farklı sektörlerden toplam değeri 1,2 trilyon doları bulan yatırımcılar iştirak etti. İlgili bakanlarımız toplantıda iş dünyası temsilcilerine Türkiye'nin yatırım iklimi, küresel değer zincirlerindeki konumu, sunduğu yatırım fırsatları ve ekonomik görünümü hakkında bilgi verdi. 'Ne gerek var' denen yatırımlarımız bugün görüyoruz ki Türkiye'yi küresel rekabette çok avantajlı bir konuma getiriyor. Türkiye'nin uluslararası yatırımcıların gelecek planlamalarında bir istikrar adası olarak, bir güvenli liman olarak öne çıktığını görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Tabii burada bir hususun özellikle vurgulanması gerektiğine inanıyorum. Değerli arkadaşlar, İran'a yönelik saldırıların başlamasıyla küresel ekonomi yakın tarihin en ağır şoklarından biriyle yüzleşiyor. "Küresel ekonomiyi derinden sarsıyor" Hürmüz Boğazı fiilen kapandı. Hürmüz sıradan bir geçiş olmanın ötesinde dünyadaki petrolün yüzde 20'sinin ve doğal gazın çok önemli bir kısmının taşındığı kritik bir hattır. Mesele sadece enerji de değildir. Petrokimya ürünleri, gübreler, ilaç ham maddeleri ve yarı iletken üretiminde kullanılan helyum gibi birçok kritik mamul de bu boğazdan geçiyor. Yani Hürmüz'ün kapanması yalnızca bir sektörü değil enerjiden tarıma, sanayiden teknolojiye her alanda küresel ekonomiyi derinden sarsıyor. "Türkiye bu karamsar tablonun dışındadır" Mesela Avrupa'nın son 30 günde fosil yakıt faturası 17 milyar dolar kabardı. Doğal gaz fiyatı yüzde 100, petrol ise yüzde 60 oranında artış kaydetti. Dünyaya şöyle bir göz attığımızda tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bazı ülkelerde akaryakıta kota getirildiğini, bazı ülkelerde okulların belirli günlerde kapatıldığını, bazı ülkelerde kamu hizmetlerinin kısıtlanmasının tartışıldığını görüyoruz. Hamdolsun Türkiye bu karamsar tablonun dışındadır. Enerji arz güvenliği, tedariki ve depolama noktasında bir sorunumuz yok. Türkiye'nin Basra'dan veya Hürmüz geçişli herhangi bir LNG tedariki bulunmuyor. Yaklaşık yüzde 10'luk petrol ve petrol ürünü ithalatımız buradan gelmesine karşın bunlar bizim kolayca yönetebileceğimiz oranlardır. Enerjide kaynak ülke çeşitlendirme politikamızın değeri işte bugünlerde anlaşılmaktadır. Gübre ve hammadde tedariklerimizi de zaten çok önceden yapmıştık. Savaştan bu yana alternatif ülkelerden uygun fiyata üre gübresi temini için gümrük vergilerini sıfıra indirdik. Keza bazı gübre cinslerinde de gümrük vergisini sıfırladık. İhracat kapasitesine sahip olduğumuz gübrelerin ihracatını da durdurarak bu ürünlerin yurt içinde daha fazla kullanılabilmesinin önünü açtık. Ayrıca antrepolarda bulunan üre gübresinin Türkiye üzerinden yurt dışına transitini ve yeniden ihracını durdurduk. Gübre gibi tarımsal üretim girdilerinde sıkıntımız yoktur. Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız. Fahiş fiyat artışlarıyla milletin ekmeğine kan doğrayan savaş fırsatçılarına yönelik denetimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor. Yine sivil havacılık, denizcilik ve karayolu tarafında da önlemlerimizi aldık. Aziz milletim, hîn-i hacette kullanmak amacıyla biriktirdiğimiz rezervlerimiz aynı şekilde yeterli ve güçlüdür. Dış borcumuzun ve toplam dış finansman ihtiyacımızın milli gelire oranı tarihsel ortalamaların altındadır. Dış dengeden bütçe disiplinine, Merkez Bankası rezervlerinden bankacılık sektörümüze kadar temel göstergelerde geçmişte karşılaşılan dış şoklara kıyasla çok daha sağlam bir noktadayız. Bunlara ilaveten krizin ekonomiye ve piyasaya menfi etkilerini proaktif bir yaklaşımla sınırlı tutmaya gayret ediyoruz. "Vatandaşımıza bir koruma kalkanı oluşturduk" Savaşın başlamasından sadece 5 gün sonra Eşel Mobil sistemini devreye aldık. Küresel petrol fiyatlarındaki sert artış karşısında vatandaşımıza bir koruma kalkanı oluşturduk. Motorinde litre başına 17 lira, benzinde ise 12 liraya yakın artış pompaya yansıtılmadı. Şimdiye kadar toplam 50 milyar lirayı bulan ek maliyet Eşel Mobil sistemi sayesinde devletimiz tarafından sübvanse edilmiş oldu. Tüm bunları söylerken elbette her şey güllük gülistanlık demiyoruz. Bölgemizdeki savaşın küresel ticarete yansımalarından özellikle ihracat boyutunda kuşkusuz biz de etkileniyoruz. Ancak biz üretimi, ihracatı ve turizmi ayakta tutan işletmelerimizi güçlü desteklerle koruyor, bu fırtınalı dönemi atlatmalarına yardımcı oluyoruz. Hafta sonu yeni bir paketi daha kamuoyumuzla paylaştık. Hazine ve Maliye Bakanlığımızın kefalet desteğiyle turizm ve ihracat odaklı sektörlere yönelik yeni bir kredi imkanını devreye aldık. Bu kredinin toplam büyüklüğü 120 milyar liradır. Turizm işletmeleri için 60 milyar lira, ihracatçılar için 42 milyar lira ve katılım finans alanında 18 milyar lira ek limit tanımladık. Böylece finansmana erişimde yaşanabilecek daralmaların önüne geçmeyi ve reel sektörün nakit akışını korumayı hedefliyoruz. Turizm sektörümüze ve ihracatçılarımıza hayırlı olsun diyorum. "Vatandaşlarımız endişeye kapılmasın" Dezenflasyon programımızda da herhangi bir taviz söz konusu değildir. Her zaman söylediğimiz gibi istihdamın, üretimin ve ihracatın korunması bu süreçte de önceliğimiz olmayı sürdürecektir. Vatandaşlarımız endişeye kapılmasın. İş dünyamız müsterih olsun. Türkiye stratejik coğrafyasıyla, güçlü ve modern altyapısıyla, genç ve nitelikli iş gücüyle, İstanbul Finans Merkezi'yle ve daha birçok avantajıyla yeni dönemin doğal cazibe merkezlerinden biri olmaya namzettir. Dünyanın önde gelen şirketleriyle gerçekleştirdiğimiz toplantımızda bunun emarelerini bizzat gördük. Yurt dışında da bunun sinyallerini şimdiden almaya başladık. Ülkemize düşmanlığı bilinen yabancı medya organlarında bile Türkiye'nin yeni dönemin parlayan yıldızı olacağına dair haberler yazılıyor.

2026 Türkiye Ekonomisi paneli Haber

2026 Türkiye Ekonomisi paneli

Prof. Dr. M. Ege Yazgan, Prof. Dr. Asaf Savaş Akat ve Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu’nun katıldığı panelde artan gıda enflasyonu, enerji fiyatlarındaki yükseliş ve jeopolitik gelişmelerin ekonomiye yansımaları değerlendirildi. İstanbul Bilgi Üniversitesi İşletme Fakültesi ile Finansal Uygulama ve Araştırma Merkezi (BİLGİ CEFIS) Türkiye ekonomisindeki güncel gelişmelerin ve 2026 yılına ilişkin görünümün ele alındığı bir panel düzenledi. Panelde 2025 yılında uygulanan dezenflasyon ve dengelenme politikalarının sonuçları değerlendirilirken, 2026 yılına girerken artan gıda enflasyonu, enerji fiyatlarındaki yükseliş ve jeopolitik gelişmelerin ekonomi üzerindeki etkileri çok boyutlu olarak ele alındı. Kur dinamikleri, cari denge ve para politikasının karşı karşıya olduğu yeni kısıtlar panelin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. İstanbul Bilgi Üniversitesi İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serda Selin Öztürk moderatörlüğünde düzenlenen panelde, İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. M. Ege Yazgan, Prof. Dr. Asaf Savaş Akat ve Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu konuşmacı olarak yer aldı. Panelin moderatörlüğünü üstlenen Prof. Dr. Serda Selin Öztürk, açılış konuşmasında 2025 yılının dezenflasyon süreci ile 2026 yılında öne çıkan yeni risklerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Panelde İran-İsrail gerilimiyle petrol fiyatlarında oluşan yukarı yönlü baskının enflasyon, üretim maliyetleri, kârlılıklar, cari açık ve döviz talebi üzerindeki etkileri ele alındı. Ayrıca gıda fiyatları ve arz yönlü gelişmelerin enflasyon üzerindeki etkisi ile enerji fiyatlarındaki artışın Türkiye ekonomisine yansımaları değerlendirildi. ‘Enflasyon iyileşirken başka dengesizlikler birikiyor’ 2025 yılı Türkiye ekonomisini değerlendiren Prof. Dr. Asaf Savaş Akat, enflasyonda yaşanan kısmi iyileşmeye rağmen ekonomide farklı alanlarda dengesizliklerin biriktiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Akat, “2025 yılında yüzde 3.6 büyümeye rağmen istihdamda bir artış yaşanmadığını görüyoruz. Yumuşak bir dezenflasyon olsa da verimlilik, rekabet gücü, talebin yapısı ve yatırımlar açısından ciddi sorunlarımız var ve bu sorunlar birikiyor. Bu tabloda enflasyon yükselmiyor, ancak düşmüyor da. Bu durum enflasyonun giderek yapışkan hale geldiğini gösteriyor. Böylesine tekrar eden, kronik bir hastalığa dönüşmüş enflasyon klasik mücadele yöntemleriyle çözülemez, daha köklü müdahaleler gerektiren bir operasyon işidir” dedi. ‘Fiyatlama davranışında belirgin bir kırılma yaşıyoruz’ Enflasyonla mücadelede politika alanının sınırlı olduğunu ve çözümün fiyatlama davranışının düzelmesi ile güvenin yeniden inşa edilmesine bağlı olduğunu belirten Prof. Dr. M. Ege Yazgan, “2022’den itibaren Türkiye’de hizmetler sektöründe fiyatlama davranışında çok belirgin bir kırılma yaşıyoruz. Fiyatların değişme sıklığı artarken bu güncellemeler çok daha yüksek oranlarda yapılıyor. Hizmetler sektörü döviz kuru şoklarına cevabını fiyat hareketlerini yukarıya doğru çekerek veriyor. Bu ortamda yeni bir döviz kuru hareketi de benzer şekilde etki edecektir. Krediyi artırırsanız bu sadece fiyatlara yansır. Bu nedenle mevcut koşullarda politika alanı oldukça sınırlı” diye konuştu. Mevcut ekonomik durumu iyileştirmek için üretimin artırılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Yazgan, “Üretimi artırıcı yatırımları, gerekirse teşviklerle desteklemek gerekiyor. Kısa sürede sonuç alınabilecek alanlardan biri ise tarım. Arz tarafının güçlendirilmesi kritik önem taşıyor” dedi. ‘Tarımsal arz ve verimlilikte gerileme yaşanıyor’ Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu ise artan gıda enflasyonunun arkasındaki yapısal sorunlara dikkat çekti. Türkiye’nin nüfus dinamikleri, göç ve turizm hareketliliği nedeniyle güçlü bir talep yapısına sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Aslanoğlu, buna karşın tarımsal arz ve verimlilikte gerileme yaşandığını ifade etti. Prof. Dr. Aslanoğlu, “Planlama eksikliği ve günlük politikaların etkisiyle tarımla uğraşanların sayısı azalırken üretim verimliliği düşüyor. Bu durum temel bir yapısal sorun yaratıyor. Türkiye’nin arz kapasitesini artırmadan ve uzun vadeli, kapsamlı bir planlama yapmadan gıda enflasyonunu kalıcı biçimde düşürmek mümkün değil” dedi. ‘Jeopolitik gelişmeler ekonomi politikalarının yönünü belirleyebilir’ Türkiye ekonomisinin mevcut koşullarını ve önümüzdeki döneme ilişkin temel riskleri değerlendiren Prof. Dr. Aslanoğlu, jeopolitik gelişmelerin belirleyici rolüne dikkat çekti: “Bugün en büyük belirsizlik, bölgedeki gerilimlerin ne kadar süreceğidir. Sürecin kısa sürmesi halinde tablo yönetilebilir; ancak uzaması durumunda ekonomi politikası hedeflerinin ve çerçevesinin yeniden değerlendirilmesi gerekebilir. Bu süreçte büyümeden sert şekilde vazgeçmek ya da kurda ani ve sert hareketlere izin vermek ekonomiye zarar verir. Önümüzdeki dönemde iç talebin desteklendiği bir yapı sürerken enflasyonun görece yüksek seyretmesi olasıdır. Uzun vadede ise temel ihtiyaç, doğru fiyatların oluştuğu, beklentilerin çıpalandığı ve dış talebe dayalı büyüme ile desteklenen güçlü bir ekonomik çerçevedir” dedi.

MICHELIN rehberi Türkiye’yi kapsayacak şekilde genişliyor Haber

MICHELIN rehberi Türkiye’yi kapsayacak şekilde genişliyor

MICHELIN Rehberi’n tüm Türkiye’yi kapsayan ilk ulusal seçkisi yıl sonuna kadar açıklanmış olacak. MICHELIN Rehberi, bu yıl ilk kez Türkiye geneline yayılıyor ve ülke genelindeki varlığında yeni bir sayfa açıyor. Büyük şehirlerin hareketli sokaklarından şirin kasabalara kadar uzanan bu gelişme Türkiye’nin gastronomi dünyasında artan dinamizmini, çeşitliliğini ve uluslararası çekiciliğini yansıtıyor. 2023 yılında MICHELIN Rehberi İstanbul’un tanıtılmasının ardından İzmir, Muğla ve Kapadokya’nın eklenmesiyle Rehber’in coğrafi kapsamı kademeli olarak genişlemişti. Bu yıl Türkiye’nin tamamını kapsayacak bu yeni genişleme ile birlikte seçki, Türkiye’nin zengin gastronomik mirasını bütüncül biçimde temsil edecek ve ülkenin ilk ulusal seçkisi 2026 yılı sonuna kadar duyurulacak. Türkiye’yi tanıtma konusunda önemli bir rol oynayan Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA), MICHELIN Rehberi’nin Destinasyon Ortağı olarak uluslararası pazarlama kampanyalarını desteklemeye ve gastronomi temelli hikâye anlatımıyla ülkenin etkili bir şekilde tanıtılmasına katkı sunmaya devam ediyor. Öte yandan Michelin müfettişlerinin inceleme ve seçim süreçleri, Türkiye’de ya da dünyanın herhangi bir yerinde gerçekleştirilen hiçbir iş birliğinden etkilenmeksizin, her zaman olduğu gibi tamamen bağımsız şekilde yürütülmeye devam ediyor ve tüm süreçler yalnızca MICHELIN Rehberi tarafından, kendi yöntemleri doğrultusunda gerçekleştiriliyor. Anonim ve tam bağımsızlık ilkeleri doğrultusunda çalışan MICHELIN Rehberi müfettişleri, Türkiye ulusal seçkisini yalnızca mutfakların sunduğu kaliteyi esas alarak kademeli biçimde oluşturuyor ve değerlendirme süreci, beş evrensel kritere dayanıyor; ürünlerin kalitesi, pişirme tekniklerine hakimiyet, lezzetlerin uyumu, şefin kişiliğinin mutfağa yansıması ve zaman içindeki tutarlılık. MICHELIN Rehberi Uluslararası Direktörü Gwendal Poullennec, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “MICHELIN Rehberi’nin Türkiye’nin tamamını kapsayacak şekilde genişlemesinden büyük mutluluk duyuyoruz. Türk mutfağı; çeşitliliği, köklü gelenekleri ve dikkat çekici yaratıcılığıyla öne çıkıyor. Ülkenin dört bir yanında şefler, bölgesel mirası yeniden yorumlarken canlı ve çağdaş bir yeme‑içme sahnesi inşa etmeye devam ediyor.” MICHELIN Rehberi, restoran seçkisinin yanı sıra Türkiye’deki ve dünyanın dört bir yanındaki tüm bölgelerde yer alan özenle seçilmiş otellerden oluşan özel bir listeyi de paylaşmakta. 2024 yılında tanıtılan MICHELIN Anahtarları, Rehber’in otel seçkisindeki en seçkin tesisleri ödüllendirmekte. Restoranlar için verilen MICHELIN Yıldızları ile benzer bir anlayışla sunulan MICHELIN Anahtarı; tasarımı, mimarisi, sunduğu hizmet ve karakteriyle öne çıkan otelleri vurguluyor. Rehber’de yer alan tüm oteller, MICHELIN Rehberi’nin internet sitesi ve mobil uygulaması üzerinden doğrudan rezerve edilebiliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.