SON DAKİKA
Hava Durumu

#Turizm

Ekometre - Turizm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Turizm haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Matlı’dan etkileyici Bursa ekonomisi vizyonu Haber

Matlı’dan etkileyici Bursa ekonomisi vizyonu

70 meslek komitesinden 2 bin 425 üyeyle gerçekleştirilen görüşmelerin, 300 saati aşan toplantıların ve 12 uzmandan oluşan çalışma ekibinin katkılarıyla hazırlanan plan; 6 ana dönüşüm ekseni, 28 büyük dönüşüm hamlesi ve 46 yüksek etkili çözümden oluşuyor. Matlı, 2040’ın Bursa’nın uzun vadeli ekonomik yönünü, 2026-2030 döneminin ise ilk uygulama, sonuç alma ve hesap verme programını ifade ettiğini söyledi. Birleşmiş Milletler’in küresel kent dönüşümlerinde tercih ettiği süre olan 15 yıllık bir dönemi temel aldıklarını beyan eden Matlı, basın toplantısına Kapalıçarşı’da başlayan yolculuklarını sanayinin kalbinde sürdürdüklerini belirterek başladı. Matlı, “Bugün burada yalnızca bir program açıklamak için değil, 60 bin üyenin biriken itirazını, talebini ve gelecek iradesini seslendirmek için bulunuyoruz” dedi. “Bu, iki yönetim anlayışı arasındaki farktır. İsraf doğru kaynağı, yanlış önceliğe bağlamaktır. ” Konuşmasında mevcut BTSO yönetimine yönelik eleştirilerde de bulunan Matlı, aynı projelerin farklı tarihler ve isimlerle yeniden açıklanmasının Bursa’ya zaman kaybettirdiğini söyledi. TEKNOSAB’ın doluluk oranının on yılı aşan sürenin sonunda yüzde 9,4 düzeyinde kaldığını, yeni genişleme alanı diye duyurulan yerlerin, görselde olduğunu varlığında o alana tüm söylenenlerin sığmayacağını ancak hızlıca yapılan şeylerin üyenin ihtiyaçlarını çözmediğini belirten Matlı, fizibilitesi ve finansman modeli tamamlanmadan açıklanan yeni projelerin “vizyon” olarak sunulamayacağını ifade etti. Matlı, şöyle konuştu: “Bu bir kişisel polemik değildir. Bu, iki yönetim anlayışı arasındaki açık farktır. Mevcut anlayış proje sayısını, bina büyüklüğünü ve faaliyetleri anlatıyor. Biz, üyemizin kazandığı zamanı, azalan maliyetini, ulaştığı finansmanı, yeni müşterisini ve cirosunu anlatacağız. İsraf yalnızca fazla para harcamak değildir. Doğru kaynağı yanlış önceliğe bağlamak da israftır. Eski vaatleri yeniden açıklamak ise Bursa’nın zamanını ve güvenini israf etmektir.” Göreve geldiklerinde bütçenin, iştirak faaliyetlerinin, proje harcamalarının ve her yatırımın ürettiği ekonomik değerin açık biçimde paylaşılacağını belirten Matlı, bağımsız denetimin düzenli işleyeceğini ve BTSO kaynaklarının 60 bin üyenin rekabet gücüne yönlendirileceğini vurguladı. Birinci eksen: Üyenin önündeki engeller kaldırılacak, cebi rahatlatılacak İlk eksen dönüşümün önündeki engelleri kaldır. Bu kapsamda, BTSO artık üyeyi binasına çağıran değil, ilçeye, çarşıya ve sanayi sitesine giderek hizmet veren bir kurum olacak. Mevcuttaki mobil uygulama geliştirilerek BTSO ONE üzerinden üye, başvurusunu tek yerden yapacak ve sonucunu telefonundan izleyecek. Faaliyet belgesi ve yılda beş temel belge ücretsiz verilecek, aidatlar düşürülecek. Nefes Kredileri yeniden başlayacak, Finansmana Erişim Merkezi kredi ve teşvik başvurularını üye adına takip edecek. Birlikte Alım modeliyle enerji, lojistik ve ortak girdilerde 60 bin üyenin satın alma gücü birleştirilerek maliyetler düşürülecek. Ankara Masası ise üyelerin başkentteki ofisi olacak. İkinci eksen: Geleceği planlayan bir anlayış İkinci eksen ise dönüşümü planla. Bu eksenin ve dönüşümün merkezinde bulunan Bursa Ekonomik Gelişim Enstitüsü, kentin firmalarını, ürünlerini, üretim gücünü ve yatırım ihtiyaçlarını canlı bir envanterde toplayacak. İşletmeler Check Up 360° ile hangi alanda geri kaldığını görecek; Bursa Dönüşüm Pusulası ile hangi yatırımı, ne zaman ve hangi finansmanla yapacağını bilecek. Sektör Gelecek Laboratuvarları ve Gelecek İşleri Gözlemevi, önümüzdeki 10 yılın teknolojilerini, pazarlarını ve mesleklerini belirleyecek. Böylece hem firmalar yanlış yatırımdan korunacak hem de Bursa’nın eğitim, üretim ve yatırım kararları gerçek ihtiyaca göre alınacak. Üçüncü eksen: Üyenin parasını, ona kazanca dönüştürecek bir yapıya yön ver. Üçüncü eksen ise dönüşüme yön ver, üyenin ticaretini bilgiyle ilişkiyle ve teknoloji ile geliştir. Dönüşüme yön ver: Üyenin ticaretini bilgi, ilişki ve teknolojiyle geliştir. Bursa İş Ağı ile kentteki büyük alıcıların ihtiyaçları Bursa’daki üretici, tüccar, hizmet işletmesi ve KOBİ’lerle buluşturulacak; Bursa’da oluşan talebin daha büyük bölümü Bursa’da ciroya dönüşecek. BursaLink 365, Türkiye’deki 367 oda ve borsayı, hemşehri kuruluşlarını ve uluslararası oda bağlantılarını üyeler için çalışan ticaret koridorlarına çevirecek. Bursa Trade Cloud firmaların ürünlerini yılın 365 günü alıcıların karşısına çıkarırken, BAK! Bursa Alışveriş Kartı şehrin harcamasını Bursa işletmelerine yönlendirecek. Bursa Global ise firmayı alıcı bulmadan teklife, sözleşmeden finansmana ve güvenli tahsilata kadar destekleyecek. Bursa Yaşam Ekonomisi ile çarşı, gastronomi, turizm ve hizmet sektörleri de bu ticaret sisteminin güçlü bir parçası olacak. Dijital Çarşı 4.0, esnafın ürünlerini katalogdan ödemeye ve teslimata kadar çalışan bir dijital satış sistemine taşıyacak. Bursa Gastronomi Ağı; yerel üreticileri, tedarikçileri, restoranları ve otelleri buluşturarak Bursa’nın lezzetini yeni müşteriye ve gelire dönüştürecek. Bursa Deneyim Rotası; tarih, termal, sağlık, Uludağ, doğa, spor, zanaat, ipek, alışveriş ve gastronomiyi konaklamalı paketlerde birleştirerek ziyaretçinin şehirde daha uzun kalmasını ve daha fazla Bursa işletmesinden alışveriş yapmasını sağlayacak. Kongre, fuar ve festivaller konaklama, ulaşım, gastronomi ve çarşıyla birlikte planlanacak; Hizmet İhracatı Hattı ise sağlık, eğitim, lojistik, yazılım ve danışmanlık firmalarını yeni pazarlara taşıyacak. Böylece başarı, yapılan toplantı ve ziyaretlerle değil; üyeye kazandırılan müşteri, geceleme, sipariş, ihracat ve ciroyla ölçülecek. Dördüncü eksen: Kente entegre üretim ekosistemi, eğitim yapıları ve vizyon projeler Dördüncü eksen, Bursa için doğru bir üretim ekosistemi kurarak dönüşümün altyapısını yapmak üzerine kurulu. Bursa’nın doğusunda, batısında ve kuzeyinde, her biri yaklaşık 200 hektarlık KOBİ OSB’leri kurulacak. Bu alanların yanında 50 ila 100 hektarlık ticaret bölgeleri, ortak showroomlar, ofisler, depolar ve lojistik merkezleri yer alacak. Yeni küçük sanayi siteleri üretim ekosistemine bağlı biçimde planlanırken mevcut siteler Sanayi Siteleri 4.0 ile deprem, yangın, enerji, internet, atık ve lojistik bakımından yenilenecek. Beşevler’de kurulacak UstaTek Mesleki Eğitim Kampüsü ise gençleri doğrudan sanayinin içinde ustalarla, modern atölyelerle ve istihdam imkânlarıyla buluşturacak. Vizyoner bir proje: Güney Marmara Marina Projesi Planın öne çıkan yatırımlarından Güney Marmara Marina Projesi, Gemlik, Mudanya-Güzelyalı ve Karacabey kıyılarını tek turizm ve ticaret rotasında birleştirecek. Marina yalnızca teknelerin yanaştığı bir liman olmayacak; otellerden restoranlara, çarşılardan ulaşıma ve deniz sporlarına kadar yeni bir kıyı ekonomisi oluşturacak. Proje, üyeye rakip olmayacak; mevcut esnafın ve işletmelerin müşteri sayısını, ticaretini ve gelirini büyütecek. Beşinci eksen: Teknoloji fabrikada çalışacak, ürüne ve gelire dönüşecek Beşinci eksen ise dönüşümü kalıcı kılmak için üretilecek gelişmeler olacak. BUTEKOM X ile Bursa’nın test ve laboratuvar gücü tekstilden mobiliteye, medikalden robotiğe ve yeşil teknolojilere açılacak. Bursa Dönüşüm Kampüsü firmalara ortak Ar-Ge, pilot üretim ve dijital ikiz imkânı sunacak. Factory AI Bursa ile yapay zekâ seminerlerde anlatılmak yerine kalite kontrol, bakım, üretim planlama ve enerji yönetiminde fabrika hattında çalışacak. TechBridge Europe Avrupa’dan şirket alımı ile dünyadaki teknolojiyi Bursa’ya taşırken BUTGEM Next geleceğin becerilerine sahip çalışanlar yetiştirecek. Bursa IP, TalentCloud ve Venture Studios ile fikirler patente, yetenek işe, sektör sorunları ise satılabilir ürünlere ve yeni şirketlere dönüşecek. Altıncı Eksen: Sonuç veren projeler büyütülecek Vizyon 2040, açıklanıp rafa kaldırılan sabit bir proje listesi olmayacak. Her uygulamanın üyeye kazandırdığı zaman, maliyet avantajı, finansman, sipariş, ihracat ve istihdam düzenli olarak ölçülecek. Sonuç veren projeler büyütülecek, vermeyenler yeniden tasarlanacak veya durdurulacak. Bursa’nın otomotiv, tekstil, makine, gıda, sağlık ve turizm gücü; yeni nesil mobilite, ileri malzeme, medikal teknoloji, robotik, biyoekonomi, yeşil teknoloji, endüstriyel yazılım ve deneyim ekonomisine taşınacak. Bursa Lojistik Akıl Ağı üretimi limandan son kilometreye hızlandırırken, Yaşanabilir Bursa Ekonomi Standardı büyümenin suya, havaya, ulaşıma ve yaşam kalitesine zarar vermemesini güvence altına alacak. “Vizyon 2040 Bursa’ya verdiğimiz uzun vadeli sözdür” Önümüzdeki seçimin iki isimden çok iki yönetim anlayışı arasında gerçekleşeceğini söyleyen Özer Matlı, sözlerini şöyle tamamladı: “Bir tarafta 13 yılın sonunda ertelenen, yeniden açıklanan ve birbirinden kopuk projeler var. Diğer tarafta geçmişte üretilen değerleri koruyup yükselten, yenisini doğru ihtiyaca göre ekleyen ve bütün kaynakları 60 bin üye için çalıştıran bütüncül bir sistem var. Bursa yalnızca daha fazla değil, daha değerli üretecek; teknoloji, tasarım, marka, yazılım ve fikrî mülkiyet satacak. KOBİ, tüccar, esnaf, küçük üretici, kadın ve genç girişimci bu dönüşümün kenarında değil, merkezinde olacak. Vizyon 2040 bir seçim sloganı değil, Bursa’ya verdiğimiz uzun vadeli sözdür. Birlikte Güçlü, Birlikte İleri.” “Benim yanımda KOBİ’ler ve en önemlisi korkmayan gençler var” BTSO seçimleri sürecinde, seçim çalışması yapan veya fotoğraf çektiren kişilere baskı uygulanmaya çalışıldığını, kaybedecekleri şeyi çok olanların, karşılarına kimse aday çıkmasın diye ellerinden geleni yapmaya çalıştığını anlatan Özer Matlı “Biz bu yola Bursa sevgisi için çıktık. 60 Bin üyenin parasını savunmak, onların gelişimini ve kalkınmasını sağlamak için çıktık. Benim yanımda 60 Bin üye var. Benim yanımda korkmayan gençler var. Korkuları, baskı yapmalarına yol açıyor. Sormak lazım bu kadar korktukları ne? Perşembe gününe seçim koyduracak kadar, katılım az olsun diye uğraşacak kadar korktukları şey ne? Bizim önerimiz iyi ki oldu da seçim Fuar Alanı’nda yapılacak. Yoksa yine üyemizim demokratik hakkını elinden almak için zorlaştıracaklardı.” dedi.

BAE zor testi geçti büyüme yoluna devam edecek Haber

BAE zor testi geçti büyüme yoluna devam edecek

Körfez, 2026'nın ilk yarısında uzun yıllardır yaşamadığı ölçekte bir jeopolitik sarsıntıyla karşı karşıya kaldı. Hürmüz Boğazı'ndaki kriz; petrol piyasalarını, deniz taşımacılığını ve bölgedeki yatırım iştahını ciddi biçimde sınadı. Peki Birleşik Arap Emirlikleri bu sınavdan nasıl çıktı ve Türk yatırımcılar hangi dersleri çıkarmalı? Yaklaşık 20 yıldır Dubai'de yaşayan Türk İş Konseyi Başkanı Kanat Kutluk ile bu soruların yanıtlarını konuştuk. 2026'nın ilk yarısındaki çalkantının ardından Dubai ve BAE'yi bugün nasıl okuyorsunuz? “Kısa cevabım şu olur: Bölge, uzun süredir karşılaşmadığı büyüklükte bir stres testinden geçti ve BAE bu testi başarıyla verdi. Şubat sonunda başlayan İran-Hürmüz krizi teorik bir risk değildi; petrol 120 doların, Dubai ham petrolü ise tarihi zirvelerin üzerine çıktı, boğazdaki ticari trafik haftalarca fiilen durdu. Böyle bir şokun ardından ‘her şey yolunda’ demek elbette gerçekçi olmaz. Ama önemli olan sistemin nasıl tepki verdiğidir. BAE ekonomisi çökmedi, panikle sermaye kaçışı yaşamadı, tersine bir güvenli liman gibi davrandı. Bugün büyüme beklentileri hâlâ yüzde 5 civarında; petrol dışı ekonomi millî gelirin dörtte üçünden fazlasını oluşturuyor. Yani ateş yükseldi ama bünye sağlam çıktı. Benim tezim cok net: BAE büyümeye kaldığı yerden devam edecek. Bu durumu doğru değerlendiremeyenler, bu coğrafyadaki onemli fırsatların dışında kalır. Ben meseleye stratejik derinlik ve dayanıklılık penceresinden bakıyorum; bugün önemli olan yatırım hacmi değil, yatırımın arkasındaki süreklilik. Hürmüz'de yaşananların iş dünyası açısından anlamı neydi? Hürmüz, dünyada deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık beşte birinin ve küresel LNG'nin önemli bölümünün geçtiği bir kanal. Buradaki birkaç haftalık tıkanma bile küresel enerji arzının 1970'lerden bu yana gördüğü en büyük kesintilerden birine dönüştü; navlun ve savaş-riski primleri fırladı, konteyner devleri seferleri askıya aldı, Körfez'de binlerce denizci ve yüzlerce gemi mahsur kaldı, üreticiler üretimi kıstı. Ama izin verin altını çizeyim: Ben yıllardır kırılgan deniz yollarına alternatif oluşturan kara koridorlarının önemini yazıyorum. Irak üzerinden Türkiye'ye, oradan Avrupa'ya uzanan Kalkınma Yolu ve Körfez-Akdeniz lojistik hattı, yalnızca bir ulaştırma yatırımı değil; tam da bu tür jeopolitik riskleri azaltmayı hedefleyen bir ticaret mimarisidir. Hürmüz krizi, bu tezi acı ama net biçimde doğruladı. Tek boğaza, tek limana, tek rotaya bağımlılığın bir maliyeti var; bunu artık herkes gördü. “Test başarıyla verildi” diyorsunuz. BAE'yi bu dayanıklılığa taşıyan nedir? Üç önemli parametre sayarım. Birincisi çeşitlendirme. BAE artık bir petrol ekonomisi değil; gelirinin büyük kısmı lojistik, finans, turizm, gayrimenkul, ticaret, teknoloji ve yeniden-ihracattan geliyor. Abu Dhabi bile, federasyonda petrol gelirinden en yüksek payı alan emirlik olmasına rağmen, petrol sonrası çeşitlenmeyi en güçlü uygulayan aktör; aktif kalkınma ve altyapı projelerinin toplam değeri 758 milyar doları aşıyor. Petrol fiyatı oynadığında bütçe titremiyor bile. İkincisi kurumsal öngörü. Fujeirah limani gibi boğazın dışına konumlanmış terminaller, stratejik boru hatları ve stok kapasiteleri, “boğaz kapanırsa ne yaparız?” sorusunun yıllar önce sorulup cevaplandığını gösteriyor. Üçüncüsü güven sermayesi. Kriz anında paranın nereye kaçtığına bakın; istikrar arayan sermaye Dubai'ye aktı, kaçmadı. Hukuki güvenlik, mülkiyet hakları, konvertibl para, düşük vergi ve öngörülebilir yönetim bir slogan değil; kriz anında test edilen ve işleyen özelliklerdir. Şu an icin yaşananlardan sonra bile BAE’nin tek alternatifi yine kendisi. Gerçekçi olmak adına sorayım: Kriz tam olarak bitti mi, riskler masada değil mi? Dürüst olalım bitmedi, normalleşiyor. Ağustos itibarıyla Umman arabuluculuğunda yürüyen müzakereler son aşamada ama süreç kırılgan; trafik ve fiyatlar hâlâ haber akışına göre iniyor çıkıyor, Brent zirvesinden geriledi ama kriz öncesinin üzerinde. Yaklaşık 20 yıldır Dubai'de yaşayan biri olarak şunu defalarca gördüm: Körfez, sabit dengelerin değil, hızla değişen önceliklerin coğrafyasıdır. Bugün stratejik görünen ittifaklar, yarın farklı bir konjonktürde yeniden tanımlanabiliyor. Dolayısıyla ben size “risk sıfırlandı” demiyorum; “risk yönetilebilir hale geldi ve yapısal dayanıklılık kendini kanıtladı” diyorum. Stratejik derinlik tam da budur: Riski inkâr etmek değil, fiyatını ve yönetim yolunu doğru okumak. Bu bölgede kalıcı olacak yatırımcı, jeopolitiği bir sürpriz olarak değil, bir parametre olarak modelleyen yatırımcıdır. Türk firmaları bu tablodan hangi yatırım kararlarını çıkarmalı? En temel mesajım: Kısa vadeli manşetlere bakıp uzun vadeli konumlanmayı ıskalamayın. Kriz dönemleri, zayıf oyuncuların sahayı boşalttığı, hazırlıklı oyuncuların ise pazar payı ve varlık kaptığı dönemlerdir. BAE'nin cazibesi krizle azalmadı; dayanıklılığını ispat ederek arttı. Somut olarak BAE'yi bir “pazar” değil bir “üs” olarak düşünün, nakit ve tedarik zinciri dayanıklılığına yatırım yapın ve bölgenin yapısal büyüme alanlarına yaslanın. Hangi sektörlerde fırsat var? Öncelikli fırsat gördüğüm sektörleri şu sekilde sayarım: Gıda ve gıda güvenliği BAE ve Orta Doğu'da Türk ürünlerine talep hızla artıyor, örneğin taze yumurta ihracatımız bir yılda sıçrayarak 200 milyon doları aştı; lojistik ve liman işletmeciliği; inşaat, altyapı ve mega projeler; turizm, sağlık ve medikal turizm ki Türk hastanelerinin arayışını sürdürdüğünü duyuyoruz; finans ve fintech; yenilenebilir enerji ve sürdürülebilirlik dünyanın en büyük solar alan güneş projesi Mohammed Bin Rashid Al Maktoum Güneş Parkı Dubai'de; teknoloji, yapay zekâ ve siber güvenlik; ve belki de en dikkat çekeni, siyasi ilişkilerin düzelmesiyle âdeta altın çağını yaşayan havacılık ve savunma sanayii. Türk şirketleri artık Körfez'de yalnızca yüklenici değil; ortak, yatırımcı ve karar verici olarak konumlanmalı. Sürekli “coğrafya” vurgusu yapıyorsunuz. BAE'nin hitap ettiği potansiyeli açar mısınız? Bu en çok gözden kaçan nokta. BAE'nin gerçek değeri sınırlarının içinde değil, bir kavşak olmasında. Dubai, beş saatlik bir uçuş mesafesinde yaklaşık 3,5 milyar insana ve 35 trilyon dolarlık bir ekonomiye temas ediyor; bu yarıçapta Körfez'in yüksek gelirli pazarları, Suudi Arabistan'ın devasa dönüşümü, Doğu Afrika'nın büyüyen tüketici tabanı, Güney Asya'nın milyarlık nüfusu ve Orta Asya-Kafkasya hattı var. BAE bu coğrafyanın finans, lojistik, ticaret ve tahkim merkezi olarak çalışıyor; Dubai'deki ticari varlığınız bölgedeki diğer ülkelere açılmanızı kolaylaştırıyor. Sunu da ekleyeyim: İki ülke arasındaki ticaret 2023'te 20,1 milyar dolara ulaştı ve imzalanan Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması bu hacmi beş yılda 40 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. Yani BAE'ye yatırım yaparken aslında milyarlarca insanlık bir erişim alanına ve hızla büyüyen bir ticaret hattına bilet almış olursunuz. Meseleyi “Dubai'de daire almak” düzeyinde okuyanlar tabloyu küçük görüyor; asıl fırsat, bu kavşağı bir büyüme platformu olarak kullanmakta. Türk müteahhitlik ve mühendislik tarafında somut fırsat nerede? Tam da mega projelerde. Abu Dhabi hükümeti çatısı altında 600'ü aşkın proje, çok sektörlü büyük bir bütçeyle yürüyor; finans merkezi genişlemesi gibi tek başlıklar bile 16 milyar doları aşan yatırım planlarıyla gündemde. Bu ölçek, uluslararası müteahhitlik ve danışmanlık için güçlü bir çekim alanı ve Türk firmalarının küresel referansları bu çağrıya doğrudan yanıt verebilecek kapasitede. Nurol, Rönesans, Tekfen, Limak, TAV gibi firmalarımız sahada ciddi referans portföyleri oluşturdu; özellikle kamu-özel ortaklığı (PPP), karma kullanım ve ileri mühendislik işlerinde rekabet gücümüz belli. Ama iş almak başlangıçtır; asıl başarı sahadaki performansı sürdürülebilir kılmaktır. Kısaca başarının sırları: yerel iş yapış kültürünü ve güven ilişkisini anlamak, doğru yerel ortaklıklar kurmak, finansman ve risk planlamasını sağlam yapmak, Türk ve yerel iş gücünü karma yönetmek, mevzuata uyum ve zamanında teslim. Sahaya ilk kez gelecek bir firmaya pratik olarak ne söylersiniz? Körfez'de iş yalnızca sözleşmeyle yürümez. Buradaki iş insanları çok sıkı pazarlık yapar, anlaşmayı gerçekçi koşul ve rakamlar çerçevesinde kurar. Türkiye'den gelmeden önce seyahatinizi iyi bir ekran çalışmasıyla hazırlayın; ilgili Türk ve yabancı firmalarla çok önceden randevu alın, gideceğiniz tarihteki bayram, millî gün ve fuar takvimini hesaba katın. “Arap dünyası” diye tek bir blok yok; Körfez ülkelerinin bile her birinin insanı ve iş yapış biçimi farklı buna göre yaklaşım geliştirin. Şirket kuruluşu ve ortaklıklarda güvenilir firma seçimine baştan azami hassasiyet gösterin; her yeni ülkede olduğu gibi burada da ilk doğru adım iyi bir avukat ve muhasebeciyle çalışmaktır. BAE hızlı büyürken yasalarını da hızla değiştiriyor: Dün belli stratejik sektörler dışında yerel ortak şartı vardı, bugün kalktı; birkaç yıl öncesine kadar KDV ve kurumlar vergisi yokken artık çeşitli vergiler tanımlandı. İşte tam bu noktalarda doğru yönlendirmeyi yapacak ilk iletişim noktası olmak istiyoruz. Bu noktada Türk İş Konseyi'nin rolü nedir? Yatırımcılar size nasıl ulaşabilir? Dubai ve Kuzey Emirlikleri Türk İş Konseyi, 2004 yılında Dubai Ticaret Odası'na bağlı olarak kuruldu; 2024'te 20. yılımızı kutladık, bugün 22 yılı geride bırakmış köklü bir kurumuz. Abu Dhabi dışındaki altı emirlik etki ve sorumluluk alanımızda. 300'e yakını kurumsal olmak üzere 900'ü aşkın, bine yakın üyemiz var; aralarında Doğuş, Zorlu, Çalık, TAV, Beko, Aksa, Emirates ve Türk Hava Yolları gibi isimler bulunuyor. Şu an başkanlığını yürütmekten onur duydugum kurumumuz Büyükelçiliğimiz ve Başkonsolosluğumuzla oldugu gibi tum BAE kamu kuruluşlarıyla da oldukca yakın koordinasyon içinde çalışıyor; klasik temsil ve networking anlayışının ötesine geçerek Türk şirketlerinin Körfez'de yüklenici değil ortak ve karar verici olarak konumlanmasına katkı sağlıyoruz. Firmalarımız Konsey aracılığıyla zamandan, paradan ve enerjiden tasarruf ederek doğru iş odaklarına ulaşıyor. Yatırım kararı almadan önce bizimle konuşmak isteyen tüm iş insanlarımız business@tbcdubai.org adresinden bize ulaşabilir. Kapımız, tecrübemiz ve ağımız üyelerimize ve bölgeye ilgi duyan tüm Türk firmalarına açık. Son olarak, tek cümlelik bir kapanış istesek? BAE zor bir testi başarıyla verdi ve büyümeye kaldığı yerden devam edecek; bu gerçeği zamanında ve doğru okuyanlar önümüzdeki dönemin kazananları olacak, erteleyenler ise sadece bir yatırımı değil bir coğrafyayı kaçıracak. Unutmayalım: Bugün diplomasi artık yalnızca başkentlerde değil; limanlarda, serbest bölgelerde, lojistik merkezlerinde ve iş konseylerinin masalarında şekilleniyor. Röportaj: Kenan SERTALP / Dubai

Kültür-sanat iletişiminde görünürlük stratejisi öne çıkıyor Haber

Kültür-sanat iletişiminde görünürlük stratejisi öne çıkıyor

Özellikle şehirlerin kültürel kimliğinin uluslararası alanda tanıtılması, sanatçıların görünürlüğünün artırılması ve etkinliklerin turizmle buluşturulmasında stratejik iletişim çalışmaları öne çıkıyor. Kültür ve sanat alanındaki etkinliklerin yalnızca düzenlenmesi değil, doğru kitlelere ulaştırılması da organizasyonların etkisini belirleyen unsurlar arasında yer alıyor. Medya ilişkileri, etkinlik iletişimi, dijital içerik ve itibar yönetimi gibi çalışmalar, kültür-sanat projelerinin daha geniş kitlelere ulaşmasında kullanılıyor. Bu alanda faaliyet gösteren iletişim ajanslarının çalışma portföyleri de kültür-sanat ile turizm arasındaki ilişkinin giderek güçlendiğini gösteriyor. 2009 yılında kurulan Brandistanbul PR, sanat iletişimi kapsamında konser, festival, sergi ve tiyatro gibi farklı organizasyonlara yönelik medya ve iletişim hizmetleri yürütüyor. Kahramanmaraş’ın UNESCO süreci uluslararası tanıtıma taşındı Kültür-sanat iletişiminin şehirlerin uluslararası tanıtımındaki rolüne güncel örneklerden biri Kahramanmaraş oldu. Kahramanmaraş, 31 Ekim 2025'te UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'na Edebiyat Şehri kategorisinde dahil edildi. Böylece Türkiye'den bu alanda ağa giren ilk şehir oldu. Şehrin UNESCO üyeliğinin uluslararası tanıtımı ise 19 Haziran 2026'da İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen programla yapıldı. Programda Kahramanmaraş'ın edebiyat birikimi, kültürel kalkınma hedefleri ve uluslararası tanıtım çalışmaları ele alındı. Bu tür çalışmalar, kültürel mirasın yalnızca yerel ölçekte değil, uluslararası kültür ve turizm hareketliliği içinde değerlendirilmesine de imkan sağlıyor. Bodrum’da uluslararası müzik buluşması Kültür-sanat iletişiminin bir diğer ayağını uluslararası sanatçıların Türkiye'deki etkinlikleri oluşturuyor. 200 yılı aşkın müzik geleneğine sahip Janoska ailesinin oluşturduğu Janoska Ensemble, 31 Ağustos 2026'da Bodrum Kalesi Kuzey Hendeği Sahnesi'nde konser verecek. Topluluğun repertuvarında klasik müziğin yanı sıra caz, tango ve dünya müziği unsurları bulunuyor. Bodrum gibi uluslararası turizm merkezlerinde gerçekleştirilen kültür-sanat etkinlikleri, sanatın yanı sıra destinasyonun kültürel çekiciliğine de katkı sağlayan organizasyonlar arasında değerlendiriliyor. Sanat ve turizm iletişimi kesişiyor Kültür-sanat alanındaki iletişim çalışmaları yalnızca konser ve sergilerle sınırlı kalmıyor. Turizm etkinlikleri, kruvaziyer organizasyonları, festivaller ve uluslararası spor organizasyonları da medya iletişiminin önemli çalışma alanları arasında bulunuyor. Bu kapsamda farklı organizasyonların ulusal ve uluslararası medya görünürlüğünün artırılması, etkinliklerin hedef kitlelerle buluşturulması ve şehirlerin destinasyon değerinin desteklenmesi amaçlanıyor. Brandistanbul PR'ın hizmet alanları arasında sanat iletişiminin yanı sıra etkinlik yönetimi ve iletişimi, medya iletişimi, itibar yönetimi, içerik yönetimi ve sponsorluk iletişimi de bulunuyor. Görünürlükten kalıcı kültürel değere Kültür-sanat iletişiminde temel amaç yalnızca bir etkinliğin duyurulmasıyla sınırlı kalmıyor. Sanatçıların üretimlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılması, şehirlerin kültürel kimliklerinin anlatılması ve etkinliklerin daha geniş bir kültür ekonomisi içinde konumlandırılması giderek önem kazanıyor. Özellikle UNESCO gibi uluslararası kültür ağlarına dahil olan şehirler açısından iletişim, kültürel kazanımın uluslararası kamuoyuna aktarılmasında önemli bir araç haline geliyor. Kahramanmaraş'ın UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'na katılması da bu açıdan dikkat çekici bir örnek oluşturuyor. UNESCO, Yaratıcı Şehirler Ağı'nı kültür ve yaratıcı endüstrilerin sürdürülebilir kalkınmaya katkısını güçlendiren uluslararası bir işbirliği platformu olarak tanımlıyor. Kültür-sanat alanında önümüzdeki dönemde iletişim çalışmalarının; sanat, turizm, şehir markalaşması ve yaratıcı ekonomiler arasındaki bağlantıyı güçlendiren daha bütüncül bir yapıya dönüşmesi bekleniyor.

100 bin Bursalı sanatla buluştu Haber

100 bin Bursalı sanatla buluştu

Bu yıl 64’üncüsü düzenlenen Uluslararası Bursa Festivali’nde, 21 gün boyunca gerçekleştirilen, konser ve gösteriler ile yaklaşık 100 bin Bursalı sanatla buluştu. Müziğin ve sahne sanatlarının birbirinden değerli örneklerine ev sahipliği yapan festival, ünlü sanatçı Özcan Deniz’in muhteşem konseriyle final yaptı. Bursa Büyükşehir Belediyesi adına Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı (BKSTV) organizasyonuyla bu yıl 64’üncüsü düzenlenen Uluslararası Bursa Festivali, ilklere sahne oldu. Konserlerden tiyatro gösterilerine kadar çok sayıda seçkin etkinlikle sanatseverleri buluşturan festivalin son programı büyük bir coşkuyla gerçekleşti. Uludağ İçecek ana sponsorluğunda düzenlenen festival kapsamında Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alan ünlü sanatçı Özcan Deniz, yılların eskitemediği şarkılarıyla Bursalıları adeta mest etti. Ünlü sanatçı sahne performansıyla müzikseverlerden tam not aldı. Açıkhava’yı dolduran ve konser boyunca hep bir ağızdan şarkılara eşlik eden izleyenler, Özcan Deniz’i gece boyunca ayakta alkışladı. Festivalin son konserinde Bursalılara müzik ziyafeti sunan Özcan Deniz’e, Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı (BKSTV) Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Birkan, teşekkür çiçeği takdim etti. “Yarım asrı aşan festival” Muhteşem bir konserle final yapan, 64. Uluslararası Bursa Festivali’ni değerlendiren Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, Bursa festivalinin yarım asrı aşan geçmişiyle uluslararası alanda önemli bir yere sahip olduğunu vurguladı. Başkan Vekili Biba, bu yıl birçok ilke imza atılan festivalde, 34. Uluslararası Altın Karagöz Halk Dansları Yarışması’nın ardından gerçekleştirilen, 12 konser, 1 tiyatro oyunu ve 1 çocuk gösterisi olmak üzere toplam 14 etkinlikle,100 bine yakın Bursalıyı sanatla buluşturduklarının altını çizdi. “Her yaştan sanatsevere hitap eden festival” Festival programının her yaştan ve her kesimden sanatsevere hitap edecek şekilde zengin bir yelpazede gerçekleştiğini belirten Başkan Vekili Şahin Biba, “Her yaştan Bursalıyı sanatın ortak paydasında buluşturmak bizler için bu yolculuğun en kıymetli kazanımı oldu. Bursa festivali, artık yalnızca bir etkinlik değil, Bursa’nın kültürel kimliğinin ve köklü sanat geleneğinin önemli bir parçasıdır” dedi. İlklere imza atıldı Bu yıl festivalin ilklere sahne olduğunu hatırlatan Başkan Vekili Biba, Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu’ndaki etkinliklerin yanı sıra festivalde Bursa’nın tarihi ve doğal güzelliklerini de içine alan sanat buluşmalarının da gerçekleştiğini söyledi. Başkan Vekili Biba, “Şehrimizin en önemli doğal güzelliklerinden olan Gölyazı’da ilk kez uluslararası nitelikte bir konser gerçekleştirdik. Aynı zamanda İznik Roma Antik Tiyatrosu'nun iki bin yıllık tarihi atmosferinde, farklı kültürlerden ezgilerin buluştuğu özel bir konser de düzenleyerek, festivalimizin şehrimizin tanıtım ve turizm potansiyeline de katkı sunmasını amaçladık. Ayrıca bu yıl ilk kez, tamamen çocuklara yönelik bir gösteri ve “Cimri” adlı tiyatro oyunuyla, sahne sanatlarını da festivale dahil ederek etkinlik yelpazemizi genişlettik” diye konuştu. “Etkinliklerde sosyal kapsayıcılığa öncelik verildi” “Festivalimizin sosyal kapsayıcılığı da öncelikli başlıklarımızdan biri oldu” diyen Başkan Vekili Biba, “Sevgi evleri ve huzurevlerinde yaşayan vatandaşlarımızı etkinliklerimizde misafir ettik. Engelli vatandaşlarımız için ücretsiz bilet uygulamasını hayata geçirdik. Böylece kültür ve sanatın toplumun tüm kesimleri için erişilebilir olması yönündeki yaklaşımımızı güçlendirdik” ifadelerini kullandı. Bursalı sanatseverlerin yoğun ilgisi ve katkı verenlerin destekleriyle bu köklü geleneği bir yıl daha ileriye taşımanın mutluluğunu yaşadıklarını vurgulayan Başkan Vekili Biba, festivalin ardından Bursa’da kültür sanat yolculuğunun, şehrin dört bir yanında devam eden etkinliklerle süreceğini sözlerine ekledi. Başkan Vekili Biba, festivalin başarıyla gerçekleşmesini sağlayan başta Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı (BKSTV) Başkanı Zekeriya Birkan olmak üzere, yönetim kurulu üyeleri, sponsorlar ile tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür etti. “Bursa’da kültür-sanatın köklü geleneği güçlenerek devam edecek” Bursa’da 21 Temmuz’da başlayan festival yolculuğunun ünlü sanatçı Özcan Deniz’in muhteşem konseriyle, görkemli bir şekilde tamamlandığını ifade eden Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı (BKSTV) Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Birkan, “Haftalar boyunca müziğin ve sahne sanatlarının birbirinden değerli örneklerine ev sahipliği yapan festivalimiz, Bursa’mızın kültür ve sanat hayatına bir kez daha değer kattı. Bu yıl, birçok ilki yaşadığımız festivalimizi Bursalılarımızın yoğun teveccühü ile tamamlamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Şehrimizin en köklü kültürel geleneği olan festivalimizi, Bursa Büyükşehir Belediyemizin desteği, Belediye Başkanımız Sayın Şahin Biba’nın öncülüğü, yönetim kurulumuzun özverisi ve çalışma arkadaşlarımızın büyük emekleriyle hazırladık. Ortaya çıkan bu başarıda emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum. Bursa’mızın kültür ve sanat hayatının bu köklü geleneği güçlenerek devam edecek” İfadelerini kullandı.

Özer Matlı: Bursa'nın potansiyelini daha ileriye taşıyacağız Haber

Özer Matlı: Bursa'nın potansiyelini daha ileriye taşıyacağız

arihi Çarşılar Federasyonu'nun düzenlediği programda bölge esnafı ile bir araya gelen BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, Bursa'nın köklü ticaret kültürünü istişare, dayanışma ve birlikte üretme anlayışıyla geleceğe taşımak için çalışacaklarını söyledi. Fidan Han`da gerçekleştirilen programa Tarihi Çarşılar Federasyonu Başkanı Muhsin Özyıldırım, Bursa Tarihi Çarşı ve Hanlar Birliği Derneği Başkanı İsa Altıkardeş, bölgede faaliyet gösteren oda ve dernek başkanları ile çok sayıda Kapalı Çarşı esnafı katıldı. Bursa iş dünyasının farklı kesimlerini bir araya getiren programda sektörlerin beklentileri, ticaret hayatının güncel sorunları ve BTSO'nun geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu. “Tarihi çarşı ve hanlar bölgesi ticaret geleneğinin yaşayan temsilcisidir” Programda konuşan Özer Matlı, Bursa'nın ticaret kültürünün en önemli merkezlerinden biri olan Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi'nin yalnızca Bursa için değil, Türkiye için de büyük bir değer taşıdığını söyledi. Yaklaşık 4 bin iş yerine ev sahipliği yapan bölgenin Bursa'nın yaşayan ticaret hafızası olduğunu ifade eden Matlı, “Bursa'nın sanayisi ne kadar güçlü ise ticaret kültürünün kalbi de burada atmaktadır. Bu bölge yalnızca dükkânlardan oluşan bir alan değil; ahilik kültürünün, esnaf dayanışmasının ve yüzyıllardır süregelen ticaret geleneğinin yaşayan temsilcisidir” dedi. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Hanlar Bölgesi'nin Bursa ekonomisinin temel yapı taşlarından biri olduğunu vurgulayan Matlı, tarihi mirasın korunması kadar bölgedeki esnafın güçlendirilmesinin de büyük önem taşıdığını belirterek, “Bizim için önemli olan tarihi mirasımızı korurken esnafımızın ticari hayatını daha güçlü, daha sürdürülebilir ve daha rekabetçi hale getirmektir. Esnafımızın güçlü olması Bursa'nın güçlü olması demektir” ifadelerini kullandı. “Çarşımızın geleceği için kararlılıkla çalışacağız” Bursa Ticaret Borsası olarak bugüne kadar Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesine verilen destekleri yeni süreçte de sürdüreceklerini ifade eden Matlı, BTSO’nun bütçe imkânları doğrultusunda Tarihi Çarşılar Federasyonu ve Birliğimize yakışır, Türkiye’ye örnek olacak temsil ve hizmet alanlarının oluşturulmasına katkı sunacaklarını açıkladı. Matlı, yaklaşık 700 yıldır ticaret hayatına ev sahipliği yapan bu tarihi değerin geleceğe taşınmasının ortak bir sorumluluk olduğunu belirterek, “Bursa Büyükşehir Belediyesi ile Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu arasında çözüm bekleyen konuların giderilmesi noktasında üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazırız. Bu değer Bursa’nın ortak mirasıdır ve gelecek nesillere en iyi şekilde taşınmalıdır” dedi. “Tüm üyelerimizi kapsayan bir yönetim anlayışı inşa edeceğiz” Programda konuşan Matlı, Bursa'nın sahip olduğu üretim gücü, ticaret birikimi ve girişimcilik kültürüyle Türkiye ekonomisinin en önemli merkezlerinden biri olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bursa'nın ekonomik gücünün temelinde güçlü sanayisi kadar köklü ticaret kültürü de bulunmaktadır. Esnafımızın, tüccarımızın, sanayicimizin ve hizmet sektörümüzün görüşlerini merkeze alan bir anlayışla hareket edeceğiz. BTSO'nun tüm üyelerini kapsayan, onların beklentilerine kulak veren ve çözüm üreten bir yapıyı hep birlikte inşa edeceğiz. “Tarihi çarşı'nın köklü mesleklerini dijital dünyaya taşıyacağız” Bursa Ticaret Borsası olarak şehrimizin geleneksel lezzetlerini tanıtmak amacıyla hayata geçirdiğimiz ve büyük ilgi gören Off The Record dijital içerik çalışmalarımızın benzerlerini Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgemiz için de gerçekleştireceğiz. Bursa bıçakçılığı, sedefkârlığı, sepetçiliği gibi çarşımızın sahip olduğu diğer köklü meslekleri dijital platformlarda daha görünür hale getirerek hem kültürel mirasımızın korunmasına hem de çarşı esnafımızın ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtımına katkı sağlayacağız. “Bursaspor ve tarihi çarşı arasında yeni iş birlikleri kuracağız” Çarşı esnafımızın şehrimizin ortak değeri olan Bursaspor’a verdiği destek hepimizin malumudur. Bursaspor’un kent aidiyetini güçlendiren en önemli marka değerlerimizden biri olduğuna inanıyoruz. Bursa’nın marka değerlerini birbirleriyle daha güçlü şekilde buluşturacağız. Bursaspor, Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi, kültürel mirasımız ve turizm potansiyelimiz arasında yeni iş birlikleri geliştirerek hem kentimizin tanıtımına hem de turizm hareketliliğine katkı sağlayacağız. “Tarihi çarşı ve hanlar bölgesi'nin marka değerini güçlendireceğiz” Bölgemizin yalnızca Bursa’da değil, Türkiye genelinde de daha fazla bilinir hale gelmesi için tanıtım faaliyetlerine destek vereceğiz. İç turizm açısından diğer şehirlerle olan bağlantılarının güçlendirilmesi, ziyaretçi sayısının artırılması ve bölgenin marka değerinin yükseltilmesi önceliklerimiz arasında yer alacaktır. “Yıllardır bekleyen konuları sonuçlandıracağız” Yaklaşık 13 yıldır gündemde yer alan ve çarşı esnafımızın ticaretini geliştirmesinin önünde engel oluşturan sorunları ilgili kurumlarımızla iş birliği içerisinde ele alacak, çözüm bekleyen başlıkları tek tek sonuçlandırmak için kararlılıkla çalışacağız. Esnafımızın taleplerini dinleyerek, birlik ve beraberlik içerisinde bu sorunları hep birlikte çözüme kavuşturacağız. BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, “Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi'nden aldığımız birlik, dayanışma ve üretim ruhuyla; Bursa iş dünyasının tüm kesimlerini aynı hedef etrafında buluşturarak şehrimizin ekonomik ve sosyal potansiyelini daha ileriye taşımaya kararlılıkla devam edeceğiz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Dubai’de yeni projeler ekonomiye güç verdi Haber

Dubai’de yeni projeler ekonomiye güç verdi

Dubai yönetimi tarafından duyurulan yeni ekonomi programları kapsamında özellikle yapay zekâ, finans teknolojileri ve sürdürülebilir enerji yatırımlarına yönelik teşviklerin genişletileceği belirtildi. Emirlikte açıklanan yeni projeler, uluslararası yatırımcı ilgisini yeniden artırdı. Turizmde güçlü sezon beklentisi Yılın ilk aylarında otel doluluk oranlarının yüksek seyretmesi ve yeni uçuş bağlantılarının devreye girmesi, Dubai turizminde güçlü yaz sezonu beklentisini artırdı. Özellikle Avrupa, Körfez ve Asya pazarlarından gelen rezervasyonlarda artış yaşandığı belirtiliyor. Gayrimenkul piyasasında hareketlilik sürüyor Dubai’de lüks konut ve yatırım amaçlı projelere olan talep hız kesmeden devam ediyor. Yeni marina, yaşam merkezi ve karma proje yatırımlarıyla birlikte yabancı yatırımcı ilgisinin yükseldiği ifade ediliyor. Uzmanlar, düşük vergi politikası ve yüksek kira getirilerinin Dubai’yi küresel yatırımcı açısından cazip kılmayı sürdürdüğünü belirtiyor. Yapay zekâ ve teknoloji yatırımları öne çıkıyor Dubai’nin dijital ekonomi hedefleri kapsamında yeni teknoloji serbest bölgeleri ve yapay zekâ merkezleri için çalışmalar hız kazandı. Yetkililer, Emirliğin önümüzdeki dönemde Orta Doğu’nun en büyük teknoloji ve finans merkezlerinden biri olmayı hedeflediğini açıkladı. “Bölgesel merkez olma hedefi güçleniyor” Ekonomi çevreleri, lojistik, finans, turizm ve teknoloji yatırımlarındaki büyümenin Dubai’nin bölgesel merkez konumunu daha da güçlendirdiğini değerlendiriyor. Önümüzdeki dönemde yeni uluslararası fon girişleri ve mega projelerle birlikte Dubai ekonomisindeki büyümenin sürmesi bekleniyor.

Kurban Bayramı 9 gün olacak mı? Haber

Kurban Bayramı 9 gün olacak mı?

Kabine iki haftalık aranın ardından yine yoğun gündemle toplanacak. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında yapılacak toplantının en önemli başlığı Orta Doğu'da aşılmaya çalışılan kriz olacak. ABD ile İran arasındaki ateşkes süreci yakından takip ediliyor. Bölgede yeni bir güvenlik paradigmasının inşası için hareket eden Ankara'nın önceliği ateşkesin kalıcı bir barışa evrilmesi. Kabine toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'nin yürüttüğü barış diplomasisi üzerinde durulacak. Ayrıca soykırımcı İsrail'in Lübnan ve Filistin topraklarındaki saldırıları ile Küresel Sumud Filo'suna yönelik müdahalesi de ele alınacak. Ekonomi programı ile piyasalardaki son durum ele alınacak Orta Doğu'daki gelişmeler, özellikle de Hürmüz Boğazı'ndaki bilmece küresel ekonomiyle ticaret üzerindeki olumsuz etkisini sürdürüyor. Kabine toplantısında enerji fiyatlarındaki yükselişlere rağmen dezenflasyon sürecinin devamını sağlamak için yapılacaklar gündeme gelecek. Orta Vadeli Program ve 12'nci Kalkınma Planı çerçevesinde uygulanan ekonomi programı ile piyasalardaki son durum değerlendirilecek. Kabinede "Terörsüz Türkiye" gündemi Terörsüz Türkiye hedefi de Kabine'nin gündeminde yer alacak. Süreçte gelinen aşama ile Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nda kabul edilen rapor ışığında atılacak yasal adımlar toplantıda ele konuşulacak. BAYRAM TATİLİ 9 GÜN OLACAK MI? Bakan Ersoy, Kurban Bayramı tatilinin 9 gün olup olmayacağı konusunda, "9 günlük tatil turizm açısından gayet olumlu olur ama bu Kabine'de tartışılıp alınacak bir karar." açıklamalarında bulunmuştu.

Güvenli liman algısı gayrimenkul talebini güçlendiriyor Haber

Güvenli liman algısı gayrimenkul talebini güçlendiriyor

Bu yeni eğilim gayrimenkul piyasasında da etkisini gösterirken, turizm altyapısı, yüksek yaşam potansiyeli ve uluslararası talep avantajıyla Antalya, Manavgat ve Side hattı yatırımcıların radarına daha güçlü girmeye başladı. Jeopolitik riskler ve değişen yatırım tercihleri, gayrimenkulde yeni güvenli liman arayışını hızlandırdı. Türkiye’nin Akdeniz hattı, özellikle Antalya-Manavgat-Side ekseni, bu dönüşümün dikkat çeken adreslerinden biri olarak değerlendiriliyor. Turizm altyapısı, yıl boyu yaşam potansiyeli, uluslararası erişim kolaylığı ve artan güvenli destinasyon algısıyla bölge, yalnızca klasik konut yatırımının değil, daha stratejik ve uzun vadeli yatırım modellerinin de merkezlerinden biri haline geliyor. Uzmanlara göre bu ilgi, dönemsel bir hareketten çok yapısal bir yatırım eğilimine işaret ediyor. Gayrimenkul, turizm ve yatırım alanlarında uzun yıllara dayanan tecrübeye sahip girişimci Ahmet Tanır’a göre, son dönemde değişen yatırım davranışlarında güven, erişilebilirlik ve değer koruma potansiyeli çok daha belirleyici hale gelmiş durumda. Turizm destekli gayrimenkul modeli güçleniyor Klasik konut yatırımının ötesine geçen modelde, gayrimenkul artık turizm ekonomisiyle birlikte okunuyor. Sezonluk kira getirileri, kısa dönem kiralama imkanları, döviz bazlı değer üretim potansiyeli ve yaşam odaklı projeler yatırımcı ilgisini artırıyor. Özellikle Side’nin uluslararası bilinirliği ve Manavgat’ın gelişime açık yapısı, bölgeyi yalnızca tatil odaklı değil, yatırım perspektifiyle de güçlü kılıyor. Tanır, “Burada yatırım sadece konut almak değil; turizmle beslenen bir değer zincirine dahil olmak anlamına geliyor. Bu nedenle bölge, klasik yatırım bölgelerinden farklı bir dinamik taşıyor” değerlendirmesinde bulunuyor. Yaşam odaklı ve uzun vadeli yatırımlar Bölgede yalnızca kısa vadeli yatırım modelleri değil, yaşam temelli yeni yatırım kurgularının da dikkat çekmeye başladığı belirtiliyor. Özellikle uzun süreli yaşam, emeklilik odaklı yerleşim modelleri ve wellness eksenli projeler, Akdeniz hattında yeni bir yatırım segmenti oluşturuyor. Sektör temsilcilerine göre bu dönüşüm, konutu sadece bir varlık değil, yaşam ve gelir modeli olarak konumlandıran yeni bir yatırım yaklaşımına işaret ediyor. Arsa ve proje geliştirmede hareketlilik artıyor Manavgat ve Side hattında artan proje stoğu, arsa geliştirme faaliyetleri ve nitelikli konut projeleri bölgedeki büyümenin diğer dikkat çekici göstergeleri arasında yer alıyor. Villa, rezidans ve karma yaşam projelerine artan ilginin, bölgenin uzun vadeli büyüme potansiyelini desteklediği ifade ediliyor. Bu hareketliliğin geçici olmadığını belirten Ahmet Tanır, “Bugün bu bölge yalnızca bugünün değil, geleceğin yatırım merkezlerinden biri olarak okunmalı” diyor. Doğru lokasyon, doğru zaman, doğru proje Artan ilginin yatırım kararlarını daha stratejik hale getirdiğini vurgulayan Tanır, yeni dönemde doğru lokasyon, doğru zamanlama ve doğru proje seçiminin her zamankinden daha önemli olduğuna dikkat çekerek, “Yatırımcı artık yalnızca fiyat odaklı değil; ulaşım, turizm potansiyeli, yaşam kalitesi ve bölgesel gelişim perspektifiyle karar veriyor. Bu da profesyonel bakışı zorunlu hale getiriyor” dedi. Tanır, özellikle Akdeniz hattının bu anlamda güçlü fırsatlar sunduğunu ifade ediyor. Uzmanlara göre güvenli liman algısı, turizm destekli büyüme ve değişen yatırım tercihleri birlikte değerlendirildiğinde, Akdeniz hattı Türkiye gayrimenkul piyasasında yeni büyüme koridorlarından biri olmayı sürdürüyor. Özellikle Manavgat-Side ekseni, hem değer koruma hem uzun vadeli getiri açısından yatırımcı radarındaki yerini güçlendiriyor.

Güneydoğu Anadolu'da sanayi ve tarım güçlenecek Haber

Güneydoğu Anadolu'da sanayi ve tarım güçlenecek

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yatırım atağı başlıyor. Bölgedeki illerin potansiyellerine göre belirlenen yatırım başlıkları kapsamında sanayi girdileri, hayvancılık, lisanslı depoculuk, tarıma dayalı sanayi ve turizm alanlarında destekler sunulacak. Programla istihdamın artırılması ve katma değerli üretimin yaygınlaştırılması hedefleniyor. Geniş kapsamlı teşvik desteği Program kapsamında yatırımlara vergi indirimi, sigorta primi desteği, faiz veya kar payı katkısı, yatırım yeri tahsisi ve gelir vergisi muafiyeti gibi çeşitli destekler sağlanacak. Ayrıca her yatırım için 301 milyon liraya kadar nakdi destek ve yatırımın yüzde 50’si oranında vergi indirimi öngörülüyor. Adıyaman’da hayvancılık ve tarım Adıyaman’da asgari 300 büyükbaş kapasiteli entegre et ve süt hayvancılığı yatırımları, badem işleme, konaklama tesisleri ve su ürünleri üretimi desteklenecek. Batman’da gıda ve turizm öne çıkıyor Batman’da meyve ve sebze işleme, kurutma ve paketli gıda üretimi ile asgari 20 dekar büyüklüğünde entegre sera yatırımları desteklenecek. Doğa temelli turizm projeleri ve tekstil yan sanayi yatırımları da teşvik kapsamında yer alacak. Diyarbakır’da sanayi yatırımları Diyarbakır’da alüminyumdan katma değerli ürünler, bitkisel girdilerden endüstriyel üretim, paketli gıda ve tekstil yan sanayi yatırımları desteklenecek. Gaziantep’te yüksek katma değer Gaziantep’te çevre dostu ambalaj üretimi, yüksek nitelikli sanayi girdileri, makine üretimi ve teknik tekstil yatırımları teşvik edilecek. Kilis’te tarım ve konaklama Kilis’te asgari 300 büyükbaş entegre hayvancılık yatırımları, konaklama tesisleri ile üzüm ve zeytin işleme projeleri desteklenecek. Mardin’de kültürel ve yaratıcı endüstriler Mardin’de endüstriyel unlu mamuller, nişasta bazlı katma değerli ürünler, kültürel ve yaratıcı endüstriler ile üzüm ve yan ürünlerinden üretim desteklenecek. Siirt’te depoculuk ve hayvancılık Siirt’te asgari 1000 küçükbaş kapasiteli entegre hayvancılık yatırımları ile yıllık en az 2000 ton kapasiteli Siirt fıstığına yönelik lisanslı depoculuk projeleri teşvik edilecek. Ayrıca dört yıldız ve üzeri konaklama tesisleri ile bal ve arı ürünleri üretimi de desteklenecek. Şırnak’ta sanayi ve tarım yatırımları Şırnak’ta entegre hayvancılık yatırımlarının yanı sıra kara taşıtları aksam ve parça üretimi, mobilya ve yer fıstığı işleme tesisleri desteklenecek. Şanlıurfa’da tarım ve sanayi entegrasyonu Şanlıurfa’da pamuk ve pamuk yan ürünlerinden katma değerli üretim, tarım makineleri ve parçaları üretimi, tarımsal ürün işleme ve taş yünü üretimi yatırımları teşvik kapsamında yer alacak. Bölgesel kalkınmaya katkı Program kapsamında sağlanacak desteklerle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde üretim altyapısının güçlendirilmesi, yeni istihdam alanlarının oluşturulması ve yatırım cazibesinin artırılması hedefleniyor. Böylece yerelden başlayan kalkınma sürecinin bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılmasına katkı sunması bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.