SON DAKİKA
Hava Durumu

#Turizm

Ekometre - Turizm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Turizm haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

55. Uluslararası Modef Expo İnegöl Mobilya Fuarı kapılarını açtı Haber

55. Uluslararası Modef Expo İnegöl Mobilya Fuarı kapılarını açtı

İnegöl’ün üretim, istihdam ve ihracat gücünün en önemli temsilcilerinden biri olan MODEF EXPO 55. Uluslararası İnegöl Mobilya Fuarı, düzenlenen törenle kapılarını ziyaretçilere açtı. Mobilya sektörünün önde gelen temsilcilerini, üreticileri, tasarımcıları ve iş dünyasını buluşturan fuar, İnegöl mobilyasının kalitesini, tasarım anlayışını ve üretim kabiliyetini bir kez daha vitrine taşıdı. İnegöl’ün köklü mobilya kültürünü uluslararası pazarlara taşıyan MODEF EXPO, sektörün yeni trendlerinin tanıtılması, ticari bağlantıların geliştirilmesi ve yeni iş birliklerinin kurulması için önemli bir fırsat sunuyor. 140 dolayında üretici firma, yüzlerce model ve özgün tasarımlar ile MODEF EXPO, her geçen yıl gelişen üretim altyapısı ve tasarım gücüyle dikkat çeken İnegöl’ün sektördeki gücünü yansıtıyor. Sektör temsilcilerini aynı çatı altında buluşturan fuar boyunca firmalar, yeni koleksiyonlarını ve tasarımlarını tanıtma, mevcut iş bağlantılarını geliştirme ve yeni pazarlara ulaşma fırsatı bulacak. Fuara 40 farklı ülkeden yabancı ziyaretçi ve alım heyetleri gelmesi bekleniyor. İnegöl sadece mobilya vadetmiyor 17 Ekim Cumartesi günü sona erecek fuarın coşkusu, sadece fuar alanında değil hafta boyunca İnegöl’ün tamamında hissedilecek. Mobilya AVM’leri, Ertuğrulgazi Mobilyacılar Caddesi, Bursa-Ankara karayolu üzerindeki mağazalarıyla 365 gün açık bir fuar merkezi hüviyetindeki İnegöl, bu süreçte şehir olarak fuar bereketini yaşayacak. Öte yandan, İnegöl’e gelen misafirler mobilyanın yanı sıra şehrin tarihi ve doğal güzellikleri, Oylat Kaplıcaları, Oylat Mağarası, Gastro İnegöl Restoranı ile şehrin yöresel lezzetlerini, DOSTUM tesisleriyle doğa ve turizm değerlerini de deneyimleme imkanı bulabilecek. Burada çok büyük emek var Düzenlenen coşkulu törenle kapılarını açan 55. MODEF EXPO’nun açılış törenine; Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Milletvekilleri; Ayhan Salman, Hasan Toktaş ve Orhan Sarıbal, Kaymakam Ayhan Akpay, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Nedim İncebay, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda sektör temsilcisi katıldı. Fuarın açılış töreninde konuşan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, İnegöl’ün mobilya sektöründeki güçlü konumuna, üretim ve ihracat potansiyeline ve fuarın sektöre sağladığı katkılara değindi. Başkan Taban, “Bugün hamdolsun mobilya fuarımızın 55’incisini gerçekleştiriyoruz. Tabii burada çok büyük emek var. Kuruluşundan bugüne emeği olan herkese teşekkür ediyorum. Bugün de inşallah bizler bugünün yöneticileri olarak bu sürece katkı koymaya, destek olmaya hep birlikte, el birliğiyle devam edeceğiz” dedi. Mobilyada sektörün modasını İnegöl belirliyor Yeni bir dünya düzeni olduğuna değinen Başkan Taban, “Bu düzene ayak uydurmak ve buradan payımızı almak adına çalışmalarımızı gözden geçirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Öncelikli olarak bizler yerel yönetimler olarak sorumluyuz. Şehirler birbiriyle yarışıyor, ülkeler birbirleriyle yarışıyor. Dolayısıyla herkes bir strateji ve hamle içerisinde... Biz de güçlü kaslarımızı kullanarak inşallah İnegöl'ü bulunduğu noktadan daha iyi bir noktaya taşıyabilmek için mücadele edeceğiz. İnegöl zaten her yeni güne aslında yeni mobilya üretme heyecanı ile başlıyor. Evet senede iki fuar yapıyoruz ama bana göre şehir her gün fuar yapıyor. Bugün binlerce mağaza var. Bunların her biri son derece özel ürünler tasarlıyor. Mobilyada sektörün modasını İnegöl belirliyor” dedi.

Borsa İstanbul güne sınırlı düşüşle başladı Haber

Borsa İstanbul güne sınırlı düşüşle başladı

Küresel piyasalarda artan risk iştahı izlenirken, Borsa İstanbul’da 12.300 ve 12.200 puan seviyeleri destek, 12.600 ve 12.700 puan seviyeleri ise direnç olarak takip ediliyor. Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, önceki gün alış ağırlıklı seyrin etkisiyle yüzde 1,42 değer kazanarak 12.443,92 puandan günü tamamladı. Endeks yeni işlem gününe ise sınırlı düşüşle başladı. BIST 100, önceki kapanışa göre 6,32 puan ve yüzde 0,05 gerileyerek 12.437,59 puana indi. Bankacılık ve holding geriledi Açılışta bankacılık endeksi yüzde 0,10, holding endeksi ise yüzde 0,73 değer kaybetti. Sektör endeksleri arasında günün ilk bölümünde en fazla yükseliş yüzde 0,44 ile turizm sektöründe gerçekleşti. En fazla gerileyen sektör endeksi ise yüzde 6,54 düşüşle finansal kiralama, faktoring oldu. Küresel piyasalarda risk iştahı Küresel piyasalarda ise ABD tahvil faizlerindeki yükselişe rağmen yapay zeka yatırımlarına yönelik iyimserlik ve güçlü bilanço beklentileri risk iştahını destekliyor. Piyasalarda yatırımcıların şirket bilançoları ve küresel ekonomik verilerin yanı sıra ABD faiz politikasına ilişkin beklentileri de yakından takip ettiği belirtiliyor. Ekonomik veriler izlenecek Analistler, bugün yurt içinde reel efektif döviz kuru ile aylık fiyat gelişmeleri raporunun takip edileceğini belirtti. Yurt dışında ise Avro Bölgesi'ndeki perakende satış verileri ile ABD'nin dış ticaret dengesinin yatırımcıların odağında olacağı ifade edildi. BIST 100’de kritik seviyeler Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 12.300 ve 12.200 puan seviyeleri destek olarak öne çıkıyor. Yukarı yönlü hareketlerde ise 12.600 ve 12.700 puan seviyeleri direnç konumunda bulunuyor. Endeksin bu seviyelere yönelik hareketi, gün içindeki yön açısından yakından izlenecek.

BTSO’da kaç meslek komitesi var? Haber

BTSO’da kaç meslek komitesi var?

Yönetim kurulu başkanı ve diğer yönetim organları için sandık 8 Ekim’de kurulacak. 159 Meclis Üyesi de Komitelerin faaliyet alanlarına göre dağılımı ise şöyle: 1. Hayvan Yetiştiriciliği ile Et ve Et Ürünleri 2. Orman Ürünleri İmalatı ve Ticareti 3. Sebze ve Meyve Ticareti ve İlgili Faaliyetler 4. Madenler ve Diğer Doğal Kaynaklar ile İlgili Faaliyetler 5. Ev Tekstil Ürünleri İmalatı 6. Hazır Giyim İmalatı 7. Kimyevi Maddeler ve İmali, Toptan ve Perakende Ticareti 8. Her Türlü Makine İmalatı 9. Metallere Şekil Verilmesi 10. Model, Kalıp, Döküm ve Kaplama İşleri 11. Otomotiv, Savunma Sanayi, Hava Araçları, Raylı Sistemler ve Motorlu Araçların ve Yedek Parçalarının İmalatı 12. Oturma Grupları, Mutfak, Büro ve Bahçe Mobilyaları İmalatı 13. İplik İmal ve Ticareti 14. Plastik Ürünler İmalatı ve Ticareti 15. Pamuklu Dokuma İmalatı 16. Un ve Unlu Mamuller İmalatı ile Ticareti 17. Tekstil Ürünleri ile İlgili Boya-Baskı-Apre-Kaplama İşleri 18. Teknik Fonksiyonel Kumaş İmalatı Yapanlar 19. Ağır Metal Sanayi 20. Metal Alaşımlı Ürünler ve Bağlantı Elemanları İmalatı 21. Enerji Sektörü 22. İnşaat Malzemeleri ve Yapı Elemanları İmal ve Ticareti 23. İkamet Amaçlı Konut İnşaatları 24. İkamet Dışı Her Türlü İnşaat Faaliyetleri 25. İnşaat Sektörü Yardımcı İnşaat Faaliyetleri 26. Marketler, Süpermarketler ve Hipermarketler 27. Gıda ve İhtiyaç Maddelerinin İmalatı, Toptan ve Perakende Ticareti 28. Değerli Metaller, Gözlük, Mikro Mekanik Ürünler İmal ve Ticareti 29. Mutfak ve Ev Gereçleri İmal ve Ticareti 30. Ev Tekstil Ürünleri Ticareti 31. Hazır Giyim Toptan Ticareti 32. Hazır Giyim Perakende Ticareti 33. Ayakkabı, Çanta ve Diğer Deri Ürünleri İmal ve Ticareti 34. Katı, Sıvı ve Gazlı Yakıtlar ve Türevlerinin İmal ve Ticareti ile Servis Hizmetleri 35. Makine Ticareti, Bakım, Onarım ve Servis Hizmetleri 36. Dış Ticaret 37. Hava, Deniz ve Kara Motorlu Taşıtlarının Ticareti 38. Her Türlü Mobilya Ticareti 39. Tekstil Ürünleri, İplik, Kumaş ve Manifatura-Tuhafiye Ürünleri Ticareti 40. Hırdavat, Nalburiye ve Elektrik Malzemeleri İmal ve Ticareti 41. Dayanıklı Tüketim ve Küçük Ev Aletleri 42. Turizm ve Seyahat Acenteleri 43. Yolcu ve Servis Taşımacılığı 44. Yük Taşıma İşleri ile Gümrükleme, Antrepo ve Lojistik Faaliyetleri 45. Konaklama, Spor ve Eğlence Yerleri 46. Fast-Food, Lokanta ve Restoranlar 47. Catering ve Diğer Yeme İçme Faaliyetleri 48. Bilgi Teknolojileri, Çevre Birimlerinin İmalatı, Ticareti, Bakım ve Onarım Faaliyetleri 49. Matbaa, Ambalaj, Kağıt, Kırtasiye Ürünleri İmal ve Ticareti 50. Uydu Teknolojileri, Elektrikli, Elektronik Ürünler İmalatı ve Ticareti ile Servis Hizmetleri 51. Bankalar 52. Faktoring, Leasing ve Diğer Finansal Faaliyetler 53. Sigorta ve Aracılık Hizmetleri 54. Gayrimenkul Acenteleri ve Benzeri Faaliyetler 55. Müşavirlik ve Danışmanlık Hizmetleri 56. Mimarlık ve Mühendislik Faaliyetleri 57. İdari, Teknik Destek Hizmetleri 58. Reklam Ajansları, Organizasyon Hizmetleri, Fotoğraf Stüdyoları, Tercümanlık vb. ile Hediyelik Eşya Ticareti Yapanlar 59. Eğitim ve Öğretim Hizmetleri ile Kurslar 60. Medikal Ürünler İmal ve Ticareti 61. Sağlık Sektörü ve Sosyal Hizmetler 62. Atıkların Toplanması, Geri Dönüşüm Hizmetleri ile Hafriyat İşleri ve Ticareti 63. Kişisel ve Genel Bakım Hizmetleri 64. Tarım Ürünleri Yetiştiriciliği ve Ticareti 65. Bebek ve Çocuk Ürünleri İmalatı ve Ticareti 66. Kauçuk Ürünler İmalatı ve Ticareti 67. Kapı ve Pencere vb. Ürünler ile Tamamlayıcı Ürünler İmalatı ve Ticareti 68. Hava, Deniz ve Kara Motorlu Taşıtlarının Bakım, Onarım Hizmetleri ve Yedek Parça Ticareti 69. Bilgisayar Programlama ve Yazılım Faaliyetleri 70. E-Ticaret Faaliyetleri

Bulgaristan’ın yatırım potansiyeli İstanbul’da masaya yatırıldı Haber

Bulgaristan’ın yatırım potansiyeli İstanbul’da masaya yatırıldı

Diplomatik temsilcileri, üst düzey kamu görevlilerini, yatırımcıları ve iş dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getiren buluşmada; Türkiye ile Bulgaristan arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesi, karşılıklı yatırımların artırılması ve Türk şirketlerinin Bulgaristan üzerinden Avrupa Birliği pazarına açılma fırsatları ele alındı. “Varna, Türk üreticileri için AB’ye açılan en yakın kapılardan biri” Ziraat Bankası Yönetim Kurulu Üyesi Fazlı Kılıç, İSO Yönetim Kurulu Üyesi Cemal Keleş, İOSB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Kazım Özeren, Dilko Okulları Yönetim Kurulu Başkanı Ali Oğuztürk, Kavram Okulları Kurucusu Bahattin Durmuş,Sampaş,Holding YKB Şekip Karakaya, Dedeman Hotelleri YK Üyeleri Banu Dedeman, Macaristan Cumhuriyeti İstanbul Ticari Konsolosu Miklos Bujaky, iş insanları Hüseyin Öztürk,Özdemir Polat ve Işılay Reis’in de katıldığı etkinlik, Prestige Uluslararası İlişkileri Geliştirme Platformu Başkanı Mehmet Gözcü’nün açılış konuşmasıyla başladı. Ardından Platform Başkan Vekili Yılmaz Gözcü, Bulgaristan’daki iş ve yatırım ortamına ilişkin kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Özellikle Varna’nın Türk yatırımcılar açısından taşıdığı potansiyele dikkat çeken Gözcü; Avrupa Birliği içindeki stratejik konumu, gelişmiş liman altyapısı ve Türkiye’ye coğrafi yakınlığıyla kentin sanayi, üretim, lojistik ve uluslararası ticaret açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirtti. Gözcü, Bulgaristan’ın Türk şirketleri açısından yalnızca komşu bir ülke değil, aynı zamanda yaklaşık 450 milyon tüketicilik Avrupa Birliği pazarına erişim sağlayan stratejik bir yatırım ve üretim üssü olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bulgaristan’da yaklaşık 2 bin 500 Türk şirketinin faaliyet gösterdiğini, 70’in üzerinde üretim tesisi bulunduğunu, Türk yatırımlarının yaklaşık 2,5 milyar avroya ulaştığını ve bu yatırımların yaklaşık 15 bin kişiye istihdam sağladığını belirten Gözcü, Varna’nın bu tabloda özel bir yere sahip olduğunu vurguladı. Varna’da özellikle turizm ve otelcilik, konut, endüstri ve üretim, lojistik ve depolama, marina ve denizcilik ile sağlık alanlarında yatırım fırsatları bulunduğunu ifade eden Gözcü, şunları söyledi: “İstanbul’dan karayoluyla yaklaşık beş saatlik mesafede bulunan Varna, Türkiye’deki üretici ve sanayiciler için Avrupa pazarına açılmanın en pratik kapılarından biri. Ancak yatırım kararları mutlaka doğru bilgiye ve ayrıntılı fizibilite çalışmalarına dayanmalı. Yatırım şansa değil; sağlam analize ve planlamaya dayanır. Çünkü güvenin olduğu yerde yatırım gelişir.” Prestige Platformu olarak Bulgaristan’ın farklı bölgelerini ekonomik yapı, hukuki süreçler, lojistik avantajlar, yatırımın geri dönüş potansiyeli ve sürdürülebilirlik açısından incelediklerini belirten Gözcü, amaçlarının Türk yatırımcıların doğru lokasyonda, doğru sektör ve iş modeliyle hareket etmesine katkı sağlamak olduğunu kaydetti. Türk şirketleri Bulgaristan deneyimlerini paylaştı Etkinlik kapsamında, Green Gold Foundation Yönetim Kurulu Üyesi Özlem Dalga’nın moderatörlüğünde “Bulgaristan’da Yatırım – Türk Şirketlerinin Deneyimleri” başlıklı panel gerçekleştirildi. Panelde Elopar Group Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sandal, Türk Ytong Yönetim Kurulu Başkan Vekili F. Fethi Hinginar ve Prestige Uluslararası İlişkileri Geliştirme Platformu Başkan Vekili Yılmaz Gözcü, Bulgaristan pazarındaki deneyimlerini iş dünyası temsilcileriyle paylaştı. Elopar Group Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sandal, yurt dışı yatırımlarında ülke ve pazar araştırmasının önemine dikkat çekerek, yatırımcıların yalnızca mevcut koşulları değil, küresel ekonomideki ve uluslararası ticaretteki gelişmeleri de yakından takip etmesi gerektiğini vurguladı. Türk Ytong Yönetim Kurulu Başkan Vekili F. Fethi Hinginar ise Avrupa Birliği’nin Türk şirketleri açısından son derece büyük ve önemli bir pazar olduğuna işaret etti. Balkanlar’daki gelişen ekonomilerin yeni fırsatlar yarattığını belirten Hinginar, Türkiye’deki üreticilerin bölgeye daha fazla odaklanması gerektiğini ifade etti. Etkinliğin karbon ayak izi sıfırlandı Bulgaria Connect, katılımcıların sorularının yanıtlandığı soru-cevap bölümünün ardından Türkiye ve Bulgaristan iş dünyası temsilcilerini buluşturan networking ve kokteyl programıyla sona erdi. Sürdürülebilirlik yaklaşımı etkinliğin organizasyonuna da yansıdı. Green Gold Foundation, Bulgaria Connect’in oluşturduğu karbon ayak izini ölçerek dengeleme çalışmasını gerçekleştirdi. Böylece iş ve yatırım fırsatlarının konuşulduğu buluşmada, ekonomik büyümenin yanı sıra çevresel sürdürülebilirlik konusunda da somut bir adım atıldı.

Şimşek New York'ta yatırımcılara seslendi Haber

Şimşek New York'ta yatırımcılara seslendi

Şimşek; savunma sanayii, turizm, sağlık turizmi, televizyon dizileri ve mobil oyunlar başta olmak üzere dijital hizmet ihracatını fırsat sunan alanlar arasında gösterdi. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) tarafından düzenlenen 19. Türkiye Yatırım Konferansı, New York'ta ABD'li doğrudan yatırımcılarla Türk iş dünyasını bir araya getirdi. Konferansın ilk gününde Citi iş birliğiyle gerçekleştirilen "Türkiye'nin Ekonomik Görünümü ve Yatırım Fırsatları Toplantısı"na Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan katıldı. Program kapsamında Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın da yer aldığı yuvarlak masa toplantıları düzenlenirken, 400'den fazla iş insanının katıldığı bir resepsiyon gerçekleştirildi. Şimşek yatırım fırsatlarını sıraladı Türkiye'nin nitelikli iş gücü, gelişmiş imalat ve hizmet sektörleriyle güvenilir bir tedarikçi konumunda olduğunu belirten Şimşek, ABD'li yatırımcılara farklı sektörlerdeki potansiyeli aktardı. Bakanın öne çıkardığı alanlar arasında savunma sanayii, turizm, sağlık turizmi, televizyon dizileri ve mobil oyunlar başta olmak üzere dijital hizmet ihracatı yer aldı. Şimşek, savunma sanayiinin imalat sanayisindeki dönüşümün önemli itici güçlerinden biri olduğunu ifade etti. Ekonominin dayanıklılığına vurgu yaptı Küresel koşullara ve bölgesel çatışmalara rağmen Türkiye ekonomisinin güçlü ve dayanıklı olduğunu savunan Şimşek, ekonominin şoklara karşı direncini destekleyen yapısal unsurlara dikkat çekti. Şimşek, sabit sermaye yatırımlarının kişi başına gelire oranla yüksek olduğunu ve son iki yılda verimlilik artışında güçlü bir ivme yakalandığını söyledi. Toplam borçluluk oranının düşük olması, kamu maliyesindeki hareket alanı, azalan dış kırılganlıklar, artan uluslararası rezervler ve Kur Korumalı Mevduat'tan (KKM) çıkışın ekonominin dayanıklılığını desteklediğini belirtti. Vergi teşvikleriyle yatırım ortamı güçlendirilecek Türkiye'nin stratejik konumu, gelişmiş imalat ve hizmet sektörleri, altyapısı ve nitelikli iş gücüyle güvenilir bir tedarikçi olduğunu belirten Şimşek, yeşil ve dijital dönüşüm ile üretken altyapı yatırımlarının hızlandırıldığını ifade etti. Bakan, son dönemde açıklanan vergi teşvikleriyle yatırım ve ihracat ortamının güçlendirilmesinin hedeflendiğini söyledi. Şimşek, Türkiye'nin büyük ve emsallerine kıyasla güçlü büyüyen bir ekonomi olduğunu belirterek, sanayide dönüşümün yanı sıra dijital hizmet ihracatında da fırsatlar bulunduğunu dile getirdi. Türk ve Amerikalı iş insanları temaslarını sürdürdü Konferans kapsamında bir araya gelen Türk ve Amerikalı iş dünyası temsilcileri, ikili ticari ilişkilerin geliştirilmesi ve yeni iş birliği imkanlarını değerlendirdi. Etkinlikte gerçekleştirilen görüşmelerle önümüzdeki dönemde Türkiye'ye yönelik doğrudan yabancı yatırımların artırılmasına katkı sağlanması hedefleniyor.

Matlı’dan etkileyici Bursa ekonomisi vizyonu Haber

Matlı’dan etkileyici Bursa ekonomisi vizyonu

70 meslek komitesinden 2 bin 425 üyeyle gerçekleştirilen görüşmelerin, 300 saati aşan toplantıların ve 12 uzmandan oluşan çalışma ekibinin katkılarıyla hazırlanan plan; 6 ana dönüşüm ekseni, 28 büyük dönüşüm hamlesi ve 46 yüksek etkili çözümden oluşuyor. Matlı, 2040’ın Bursa’nın uzun vadeli ekonomik yönünü, 2026-2030 döneminin ise ilk uygulama, sonuç alma ve hesap verme programını ifade ettiğini söyledi. Birleşmiş Milletler’in küresel kent dönüşümlerinde tercih ettiği süre olan 15 yıllık bir dönemi temel aldıklarını beyan eden Matlı, basın toplantısına Kapalıçarşı’da başlayan yolculuklarını sanayinin kalbinde sürdürdüklerini belirterek başladı. Matlı, “Bugün burada yalnızca bir program açıklamak için değil, 60 bin üyenin biriken itirazını, talebini ve gelecek iradesini seslendirmek için bulunuyoruz” dedi. “Bu, iki yönetim anlayışı arasındaki farktır. İsraf doğru kaynağı, yanlış önceliğe bağlamaktır. ” Konuşmasında mevcut BTSO yönetimine yönelik eleştirilerde de bulunan Matlı, aynı projelerin farklı tarihler ve isimlerle yeniden açıklanmasının Bursa’ya zaman kaybettirdiğini söyledi. TEKNOSAB’ın doluluk oranının on yılı aşan sürenin sonunda yüzde 9,4 düzeyinde kaldığını, yeni genişleme alanı diye duyurulan yerlerin, görselde olduğunu varlığında o alana tüm söylenenlerin sığmayacağını ancak hızlıca yapılan şeylerin üyenin ihtiyaçlarını çözmediğini belirten Matlı, fizibilitesi ve finansman modeli tamamlanmadan açıklanan yeni projelerin “vizyon” olarak sunulamayacağını ifade etti. Matlı, şöyle konuştu: “Bu bir kişisel polemik değildir. Bu, iki yönetim anlayışı arasındaki açık farktır. Mevcut anlayış proje sayısını, bina büyüklüğünü ve faaliyetleri anlatıyor. Biz, üyemizin kazandığı zamanı, azalan maliyetini, ulaştığı finansmanı, yeni müşterisini ve cirosunu anlatacağız. İsraf yalnızca fazla para harcamak değildir. Doğru kaynağı yanlış önceliğe bağlamak da israftır. Eski vaatleri yeniden açıklamak ise Bursa’nın zamanını ve güvenini israf etmektir.” Göreve geldiklerinde bütçenin, iştirak faaliyetlerinin, proje harcamalarının ve her yatırımın ürettiği ekonomik değerin açık biçimde paylaşılacağını belirten Matlı, bağımsız denetimin düzenli işleyeceğini ve BTSO kaynaklarının 60 bin üyenin rekabet gücüne yönlendirileceğini vurguladı. Birinci eksen: Üyenin önündeki engeller kaldırılacak, cebi rahatlatılacak İlk eksen dönüşümün önündeki engelleri kaldır. Bu kapsamda, BTSO artık üyeyi binasına çağıran değil, ilçeye, çarşıya ve sanayi sitesine giderek hizmet veren bir kurum olacak. Mevcuttaki mobil uygulama geliştirilerek BTSO ONE üzerinden üye, başvurusunu tek yerden yapacak ve sonucunu telefonundan izleyecek. Faaliyet belgesi ve yılda beş temel belge ücretsiz verilecek, aidatlar düşürülecek. Nefes Kredileri yeniden başlayacak, Finansmana Erişim Merkezi kredi ve teşvik başvurularını üye adına takip edecek. Birlikte Alım modeliyle enerji, lojistik ve ortak girdilerde 60 bin üyenin satın alma gücü birleştirilerek maliyetler düşürülecek. Ankara Masası ise üyelerin başkentteki ofisi olacak. İkinci eksen: Geleceği planlayan bir anlayış İkinci eksen ise dönüşümü planla. Bu eksenin ve dönüşümün merkezinde bulunan Bursa Ekonomik Gelişim Enstitüsü, kentin firmalarını, ürünlerini, üretim gücünü ve yatırım ihtiyaçlarını canlı bir envanterde toplayacak. İşletmeler Check Up 360° ile hangi alanda geri kaldığını görecek; Bursa Dönüşüm Pusulası ile hangi yatırımı, ne zaman ve hangi finansmanla yapacağını bilecek. Sektör Gelecek Laboratuvarları ve Gelecek İşleri Gözlemevi, önümüzdeki 10 yılın teknolojilerini, pazarlarını ve mesleklerini belirleyecek. Böylece hem firmalar yanlış yatırımdan korunacak hem de Bursa’nın eğitim, üretim ve yatırım kararları gerçek ihtiyaca göre alınacak. Üçüncü eksen: Üyenin parasını, ona kazanca dönüştürecek bir yapıya yön ver. Üçüncü eksen ise dönüşüme yön ver, üyenin ticaretini bilgiyle ilişkiyle ve teknoloji ile geliştir. Dönüşüme yön ver: Üyenin ticaretini bilgi, ilişki ve teknolojiyle geliştir. Bursa İş Ağı ile kentteki büyük alıcıların ihtiyaçları Bursa’daki üretici, tüccar, hizmet işletmesi ve KOBİ’lerle buluşturulacak; Bursa’da oluşan talebin daha büyük bölümü Bursa’da ciroya dönüşecek. BursaLink 365, Türkiye’deki 367 oda ve borsayı, hemşehri kuruluşlarını ve uluslararası oda bağlantılarını üyeler için çalışan ticaret koridorlarına çevirecek. Bursa Trade Cloud firmaların ürünlerini yılın 365 günü alıcıların karşısına çıkarırken, BAK! Bursa Alışveriş Kartı şehrin harcamasını Bursa işletmelerine yönlendirecek. Bursa Global ise firmayı alıcı bulmadan teklife, sözleşmeden finansmana ve güvenli tahsilata kadar destekleyecek. Bursa Yaşam Ekonomisi ile çarşı, gastronomi, turizm ve hizmet sektörleri de bu ticaret sisteminin güçlü bir parçası olacak. Dijital Çarşı 4.0, esnafın ürünlerini katalogdan ödemeye ve teslimata kadar çalışan bir dijital satış sistemine taşıyacak. Bursa Gastronomi Ağı; yerel üreticileri, tedarikçileri, restoranları ve otelleri buluşturarak Bursa’nın lezzetini yeni müşteriye ve gelire dönüştürecek. Bursa Deneyim Rotası; tarih, termal, sağlık, Uludağ, doğa, spor, zanaat, ipek, alışveriş ve gastronomiyi konaklamalı paketlerde birleştirerek ziyaretçinin şehirde daha uzun kalmasını ve daha fazla Bursa işletmesinden alışveriş yapmasını sağlayacak. Kongre, fuar ve festivaller konaklama, ulaşım, gastronomi ve çarşıyla birlikte planlanacak; Hizmet İhracatı Hattı ise sağlık, eğitim, lojistik, yazılım ve danışmanlık firmalarını yeni pazarlara taşıyacak. Böylece başarı, yapılan toplantı ve ziyaretlerle değil; üyeye kazandırılan müşteri, geceleme, sipariş, ihracat ve ciroyla ölçülecek. Dördüncü eksen: Kente entegre üretim ekosistemi, eğitim yapıları ve vizyon projeler Dördüncü eksen, Bursa için doğru bir üretim ekosistemi kurarak dönüşümün altyapısını yapmak üzerine kurulu. Bursa’nın doğusunda, batısında ve kuzeyinde, her biri yaklaşık 200 hektarlık KOBİ OSB’leri kurulacak. Bu alanların yanında 50 ila 100 hektarlık ticaret bölgeleri, ortak showroomlar, ofisler, depolar ve lojistik merkezleri yer alacak. Yeni küçük sanayi siteleri üretim ekosistemine bağlı biçimde planlanırken mevcut siteler Sanayi Siteleri 4.0 ile deprem, yangın, enerji, internet, atık ve lojistik bakımından yenilenecek. Beşevler’de kurulacak UstaTek Mesleki Eğitim Kampüsü ise gençleri doğrudan sanayinin içinde ustalarla, modern atölyelerle ve istihdam imkânlarıyla buluşturacak. Vizyoner bir proje: Güney Marmara Marina Projesi Planın öne çıkan yatırımlarından Güney Marmara Marina Projesi, Gemlik, Mudanya-Güzelyalı ve Karacabey kıyılarını tek turizm ve ticaret rotasında birleştirecek. Marina yalnızca teknelerin yanaştığı bir liman olmayacak; otellerden restoranlara, çarşılardan ulaşıma ve deniz sporlarına kadar yeni bir kıyı ekonomisi oluşturacak. Proje, üyeye rakip olmayacak; mevcut esnafın ve işletmelerin müşteri sayısını, ticaretini ve gelirini büyütecek. Beşinci eksen: Teknoloji fabrikada çalışacak, ürüne ve gelire dönüşecek Beşinci eksen ise dönüşümü kalıcı kılmak için üretilecek gelişmeler olacak. BUTEKOM X ile Bursa’nın test ve laboratuvar gücü tekstilden mobiliteye, medikalden robotiğe ve yeşil teknolojilere açılacak. Bursa Dönüşüm Kampüsü firmalara ortak Ar-Ge, pilot üretim ve dijital ikiz imkânı sunacak. Factory AI Bursa ile yapay zekâ seminerlerde anlatılmak yerine kalite kontrol, bakım, üretim planlama ve enerji yönetiminde fabrika hattında çalışacak. TechBridge Europe Avrupa’dan şirket alımı ile dünyadaki teknolojiyi Bursa’ya taşırken BUTGEM Next geleceğin becerilerine sahip çalışanlar yetiştirecek. Bursa IP, TalentCloud ve Venture Studios ile fikirler patente, yetenek işe, sektör sorunları ise satılabilir ürünlere ve yeni şirketlere dönüşecek. Altıncı Eksen: Sonuç veren projeler büyütülecek Vizyon 2040, açıklanıp rafa kaldırılan sabit bir proje listesi olmayacak. Her uygulamanın üyeye kazandırdığı zaman, maliyet avantajı, finansman, sipariş, ihracat ve istihdam düzenli olarak ölçülecek. Sonuç veren projeler büyütülecek, vermeyenler yeniden tasarlanacak veya durdurulacak. Bursa’nın otomotiv, tekstil, makine, gıda, sağlık ve turizm gücü; yeni nesil mobilite, ileri malzeme, medikal teknoloji, robotik, biyoekonomi, yeşil teknoloji, endüstriyel yazılım ve deneyim ekonomisine taşınacak. Bursa Lojistik Akıl Ağı üretimi limandan son kilometreye hızlandırırken, Yaşanabilir Bursa Ekonomi Standardı büyümenin suya, havaya, ulaşıma ve yaşam kalitesine zarar vermemesini güvence altına alacak. “Vizyon 2040 Bursa’ya verdiğimiz uzun vadeli sözdür” Önümüzdeki seçimin iki isimden çok iki yönetim anlayışı arasında gerçekleşeceğini söyleyen Özer Matlı, sözlerini şöyle tamamladı: “Bir tarafta 13 yılın sonunda ertelenen, yeniden açıklanan ve birbirinden kopuk projeler var. Diğer tarafta geçmişte üretilen değerleri koruyup yükselten, yenisini doğru ihtiyaca göre ekleyen ve bütün kaynakları 60 bin üye için çalıştıran bütüncül bir sistem var. Bursa yalnızca daha fazla değil, daha değerli üretecek; teknoloji, tasarım, marka, yazılım ve fikrî mülkiyet satacak. KOBİ, tüccar, esnaf, küçük üretici, kadın ve genç girişimci bu dönüşümün kenarında değil, merkezinde olacak. Vizyon 2040 bir seçim sloganı değil, Bursa’ya verdiğimiz uzun vadeli sözdür. Birlikte Güçlü, Birlikte İleri.” “Benim yanımda KOBİ’ler ve en önemlisi korkmayan gençler var” BTSO seçimleri sürecinde, seçim çalışması yapan veya fotoğraf çektiren kişilere baskı uygulanmaya çalışıldığını, kaybedecekleri şeyi çok olanların, karşılarına kimse aday çıkmasın diye ellerinden geleni yapmaya çalıştığını anlatan Özer Matlı “Biz bu yola Bursa sevgisi için çıktık. 60 Bin üyenin parasını savunmak, onların gelişimini ve kalkınmasını sağlamak için çıktık. Benim yanımda 60 Bin üye var. Benim yanımda korkmayan gençler var. Korkuları, baskı yapmalarına yol açıyor. Sormak lazım bu kadar korktukları ne? Perşembe gününe seçim koyduracak kadar, katılım az olsun diye uğraşacak kadar korktukları şey ne? Bizim önerimiz iyi ki oldu da seçim Fuar Alanı’nda yapılacak. Yoksa yine üyemizim demokratik hakkını elinden almak için zorlaştıracaklardı.” dedi.

BAE zor testi geçti büyüme yoluna devam edecek Haber

BAE zor testi geçti büyüme yoluna devam edecek

Körfez, 2026'nın ilk yarısında uzun yıllardır yaşamadığı ölçekte bir jeopolitik sarsıntıyla karşı karşıya kaldı. Hürmüz Boğazı'ndaki kriz; petrol piyasalarını, deniz taşımacılığını ve bölgedeki yatırım iştahını ciddi biçimde sınadı. Peki Birleşik Arap Emirlikleri bu sınavdan nasıl çıktı ve Türk yatırımcılar hangi dersleri çıkarmalı? Yaklaşık 20 yıldır Dubai'de yaşayan Türk İş Konseyi Başkanı Kanat Kutluk ile bu soruların yanıtlarını konuştuk. 2026'nın ilk yarısındaki çalkantının ardından Dubai ve BAE'yi bugün nasıl okuyorsunuz? “Kısa cevabım şu olur: Bölge, uzun süredir karşılaşmadığı büyüklükte bir stres testinden geçti ve BAE bu testi başarıyla verdi. Şubat sonunda başlayan İran-Hürmüz krizi teorik bir risk değildi; petrol 120 doların, Dubai ham petrolü ise tarihi zirvelerin üzerine çıktı, boğazdaki ticari trafik haftalarca fiilen durdu. Böyle bir şokun ardından ‘her şey yolunda’ demek elbette gerçekçi olmaz. Ama önemli olan sistemin nasıl tepki verdiğidir. BAE ekonomisi çökmedi, panikle sermaye kaçışı yaşamadı, tersine bir güvenli liman gibi davrandı. Bugün büyüme beklentileri hâlâ yüzde 5 civarında; petrol dışı ekonomi millî gelirin dörtte üçünden fazlasını oluşturuyor. Yani ateş yükseldi ama bünye sağlam çıktı. Benim tezim cok net: BAE büyümeye kaldığı yerden devam edecek. Bu durumu doğru değerlendiremeyenler, bu coğrafyadaki onemli fırsatların dışında kalır. Ben meseleye stratejik derinlik ve dayanıklılık penceresinden bakıyorum; bugün önemli olan yatırım hacmi değil, yatırımın arkasındaki süreklilik. Hürmüz'de yaşananların iş dünyası açısından anlamı neydi? Hürmüz, dünyada deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık beşte birinin ve küresel LNG'nin önemli bölümünün geçtiği bir kanal. Buradaki birkaç haftalık tıkanma bile küresel enerji arzının 1970'lerden bu yana gördüğü en büyük kesintilerden birine dönüştü; navlun ve savaş-riski primleri fırladı, konteyner devleri seferleri askıya aldı, Körfez'de binlerce denizci ve yüzlerce gemi mahsur kaldı, üreticiler üretimi kıstı. Ama izin verin altını çizeyim: Ben yıllardır kırılgan deniz yollarına alternatif oluşturan kara koridorlarının önemini yazıyorum. Irak üzerinden Türkiye'ye, oradan Avrupa'ya uzanan Kalkınma Yolu ve Körfez-Akdeniz lojistik hattı, yalnızca bir ulaştırma yatırımı değil; tam da bu tür jeopolitik riskleri azaltmayı hedefleyen bir ticaret mimarisidir. Hürmüz krizi, bu tezi acı ama net biçimde doğruladı. Tek boğaza, tek limana, tek rotaya bağımlılığın bir maliyeti var; bunu artık herkes gördü. “Test başarıyla verildi” diyorsunuz. BAE'yi bu dayanıklılığa taşıyan nedir? Üç önemli parametre sayarım. Birincisi çeşitlendirme. BAE artık bir petrol ekonomisi değil; gelirinin büyük kısmı lojistik, finans, turizm, gayrimenkul, ticaret, teknoloji ve yeniden-ihracattan geliyor. Abu Dhabi bile, federasyonda petrol gelirinden en yüksek payı alan emirlik olmasına rağmen, petrol sonrası çeşitlenmeyi en güçlü uygulayan aktör; aktif kalkınma ve altyapı projelerinin toplam değeri 758 milyar doları aşıyor. Petrol fiyatı oynadığında bütçe titremiyor bile. İkincisi kurumsal öngörü. Fujeirah limani gibi boğazın dışına konumlanmış terminaller, stratejik boru hatları ve stok kapasiteleri, “boğaz kapanırsa ne yaparız?” sorusunun yıllar önce sorulup cevaplandığını gösteriyor. Üçüncüsü güven sermayesi. Kriz anında paranın nereye kaçtığına bakın; istikrar arayan sermaye Dubai'ye aktı, kaçmadı. Hukuki güvenlik, mülkiyet hakları, konvertibl para, düşük vergi ve öngörülebilir yönetim bir slogan değil; kriz anında test edilen ve işleyen özelliklerdir. Şu an icin yaşananlardan sonra bile BAE’nin tek alternatifi yine kendisi. Gerçekçi olmak adına sorayım: Kriz tam olarak bitti mi, riskler masada değil mi? Dürüst olalım bitmedi, normalleşiyor. Ağustos itibarıyla Umman arabuluculuğunda yürüyen müzakereler son aşamada ama süreç kırılgan; trafik ve fiyatlar hâlâ haber akışına göre iniyor çıkıyor, Brent zirvesinden geriledi ama kriz öncesinin üzerinde. Yaklaşık 20 yıldır Dubai'de yaşayan biri olarak şunu defalarca gördüm: Körfez, sabit dengelerin değil, hızla değişen önceliklerin coğrafyasıdır. Bugün stratejik görünen ittifaklar, yarın farklı bir konjonktürde yeniden tanımlanabiliyor. Dolayısıyla ben size “risk sıfırlandı” demiyorum; “risk yönetilebilir hale geldi ve yapısal dayanıklılık kendini kanıtladı” diyorum. Stratejik derinlik tam da budur: Riski inkâr etmek değil, fiyatını ve yönetim yolunu doğru okumak. Bu bölgede kalıcı olacak yatırımcı, jeopolitiği bir sürpriz olarak değil, bir parametre olarak modelleyen yatırımcıdır. Türk firmaları bu tablodan hangi yatırım kararlarını çıkarmalı? En temel mesajım: Kısa vadeli manşetlere bakıp uzun vadeli konumlanmayı ıskalamayın. Kriz dönemleri, zayıf oyuncuların sahayı boşalttığı, hazırlıklı oyuncuların ise pazar payı ve varlık kaptığı dönemlerdir. BAE'nin cazibesi krizle azalmadı; dayanıklılığını ispat ederek arttı. Somut olarak BAE'yi bir “pazar” değil bir “üs” olarak düşünün, nakit ve tedarik zinciri dayanıklılığına yatırım yapın ve bölgenin yapısal büyüme alanlarına yaslanın. Hangi sektörlerde fırsat var? Öncelikli fırsat gördüğüm sektörleri şu sekilde sayarım: Gıda ve gıda güvenliği BAE ve Orta Doğu'da Türk ürünlerine talep hızla artıyor, örneğin taze yumurta ihracatımız bir yılda sıçrayarak 200 milyon doları aştı; lojistik ve liman işletmeciliği; inşaat, altyapı ve mega projeler; turizm, sağlık ve medikal turizm ki Türk hastanelerinin arayışını sürdürdüğünü duyuyoruz; finans ve fintech; yenilenebilir enerji ve sürdürülebilirlik dünyanın en büyük solar alan güneş projesi Mohammed Bin Rashid Al Maktoum Güneş Parkı Dubai'de; teknoloji, yapay zekâ ve siber güvenlik; ve belki de en dikkat çekeni, siyasi ilişkilerin düzelmesiyle âdeta altın çağını yaşayan havacılık ve savunma sanayii. Türk şirketleri artık Körfez'de yalnızca yüklenici değil; ortak, yatırımcı ve karar verici olarak konumlanmalı. Sürekli “coğrafya” vurgusu yapıyorsunuz. BAE'nin hitap ettiği potansiyeli açar mısınız? Bu en çok gözden kaçan nokta. BAE'nin gerçek değeri sınırlarının içinde değil, bir kavşak olmasında. Dubai, beş saatlik bir uçuş mesafesinde yaklaşık 3,5 milyar insana ve 35 trilyon dolarlık bir ekonomiye temas ediyor; bu yarıçapta Körfez'in yüksek gelirli pazarları, Suudi Arabistan'ın devasa dönüşümü, Doğu Afrika'nın büyüyen tüketici tabanı, Güney Asya'nın milyarlık nüfusu ve Orta Asya-Kafkasya hattı var. BAE bu coğrafyanın finans, lojistik, ticaret ve tahkim merkezi olarak çalışıyor; Dubai'deki ticari varlığınız bölgedeki diğer ülkelere açılmanızı kolaylaştırıyor. Sunu da ekleyeyim: İki ülke arasındaki ticaret 2023'te 20,1 milyar dolara ulaştı ve imzalanan Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması bu hacmi beş yılda 40 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. Yani BAE'ye yatırım yaparken aslında milyarlarca insanlık bir erişim alanına ve hızla büyüyen bir ticaret hattına bilet almış olursunuz. Meseleyi “Dubai'de daire almak” düzeyinde okuyanlar tabloyu küçük görüyor; asıl fırsat, bu kavşağı bir büyüme platformu olarak kullanmakta. Türk müteahhitlik ve mühendislik tarafında somut fırsat nerede? Tam da mega projelerde. Abu Dhabi hükümeti çatısı altında 600'ü aşkın proje, çok sektörlü büyük bir bütçeyle yürüyor; finans merkezi genişlemesi gibi tek başlıklar bile 16 milyar doları aşan yatırım planlarıyla gündemde. Bu ölçek, uluslararası müteahhitlik ve danışmanlık için güçlü bir çekim alanı ve Türk firmalarının küresel referansları bu çağrıya doğrudan yanıt verebilecek kapasitede. Nurol, Rönesans, Tekfen, Limak, TAV gibi firmalarımız sahada ciddi referans portföyleri oluşturdu; özellikle kamu-özel ortaklığı (PPP), karma kullanım ve ileri mühendislik işlerinde rekabet gücümüz belli. Ama iş almak başlangıçtır; asıl başarı sahadaki performansı sürdürülebilir kılmaktır. Kısaca başarının sırları: yerel iş yapış kültürünü ve güven ilişkisini anlamak, doğru yerel ortaklıklar kurmak, finansman ve risk planlamasını sağlam yapmak, Türk ve yerel iş gücünü karma yönetmek, mevzuata uyum ve zamanında teslim. Sahaya ilk kez gelecek bir firmaya pratik olarak ne söylersiniz? Körfez'de iş yalnızca sözleşmeyle yürümez. Buradaki iş insanları çok sıkı pazarlık yapar, anlaşmayı gerçekçi koşul ve rakamlar çerçevesinde kurar. Türkiye'den gelmeden önce seyahatinizi iyi bir ekran çalışmasıyla hazırlayın; ilgili Türk ve yabancı firmalarla çok önceden randevu alın, gideceğiniz tarihteki bayram, millî gün ve fuar takvimini hesaba katın. “Arap dünyası” diye tek bir blok yok; Körfez ülkelerinin bile her birinin insanı ve iş yapış biçimi farklı buna göre yaklaşım geliştirin. Şirket kuruluşu ve ortaklıklarda güvenilir firma seçimine baştan azami hassasiyet gösterin; her yeni ülkede olduğu gibi burada da ilk doğru adım iyi bir avukat ve muhasebeciyle çalışmaktır. BAE hızlı büyürken yasalarını da hızla değiştiriyor: Dün belli stratejik sektörler dışında yerel ortak şartı vardı, bugün kalktı; birkaç yıl öncesine kadar KDV ve kurumlar vergisi yokken artık çeşitli vergiler tanımlandı. İşte tam bu noktalarda doğru yönlendirmeyi yapacak ilk iletişim noktası olmak istiyoruz. Bu noktada Türk İş Konseyi'nin rolü nedir? Yatırımcılar size nasıl ulaşabilir? Dubai ve Kuzey Emirlikleri Türk İş Konseyi, 2004 yılında Dubai Ticaret Odası'na bağlı olarak kuruldu; 2024'te 20. yılımızı kutladık, bugün 22 yılı geride bırakmış köklü bir kurumuz. Abu Dhabi dışındaki altı emirlik etki ve sorumluluk alanımızda. 300'e yakını kurumsal olmak üzere 900'ü aşkın, bine yakın üyemiz var; aralarında Doğuş, Zorlu, Çalık, TAV, Beko, Aksa, Emirates ve Türk Hava Yolları gibi isimler bulunuyor. Şu an başkanlığını yürütmekten onur duydugum kurumumuz Büyükelçiliğimiz ve Başkonsolosluğumuzla oldugu gibi tum BAE kamu kuruluşlarıyla da oldukca yakın koordinasyon içinde çalışıyor; klasik temsil ve networking anlayışının ötesine geçerek Türk şirketlerinin Körfez'de yüklenici değil ortak ve karar verici olarak konumlanmasına katkı sağlıyoruz. Firmalarımız Konsey aracılığıyla zamandan, paradan ve enerjiden tasarruf ederek doğru iş odaklarına ulaşıyor. Yatırım kararı almadan önce bizimle konuşmak isteyen tüm iş insanlarımız business@tbcdubai.org adresinden bize ulaşabilir. Kapımız, tecrübemiz ve ağımız üyelerimize ve bölgeye ilgi duyan tüm Türk firmalarına açık. Son olarak, tek cümlelik bir kapanış istesek? BAE zor bir testi başarıyla verdi ve büyümeye kaldığı yerden devam edecek; bu gerçeği zamanında ve doğru okuyanlar önümüzdeki dönemin kazananları olacak, erteleyenler ise sadece bir yatırımı değil bir coğrafyayı kaçıracak. Unutmayalım: Bugün diplomasi artık yalnızca başkentlerde değil; limanlarda, serbest bölgelerde, lojistik merkezlerinde ve iş konseylerinin masalarında şekilleniyor. Röportaj: Kenan SERTALP / Dubai

Kültür-sanat iletişiminde görünürlük stratejisi öne çıkıyor Haber

Kültür-sanat iletişiminde görünürlük stratejisi öne çıkıyor

Özellikle şehirlerin kültürel kimliğinin uluslararası alanda tanıtılması, sanatçıların görünürlüğünün artırılması ve etkinliklerin turizmle buluşturulmasında stratejik iletişim çalışmaları öne çıkıyor. Kültür ve sanat alanındaki etkinliklerin yalnızca düzenlenmesi değil, doğru kitlelere ulaştırılması da organizasyonların etkisini belirleyen unsurlar arasında yer alıyor. Medya ilişkileri, etkinlik iletişimi, dijital içerik ve itibar yönetimi gibi çalışmalar, kültür-sanat projelerinin daha geniş kitlelere ulaşmasında kullanılıyor. Bu alanda faaliyet gösteren iletişim ajanslarının çalışma portföyleri de kültür-sanat ile turizm arasındaki ilişkinin giderek güçlendiğini gösteriyor. 2009 yılında kurulan Brandistanbul PR, sanat iletişimi kapsamında konser, festival, sergi ve tiyatro gibi farklı organizasyonlara yönelik medya ve iletişim hizmetleri yürütüyor. Kahramanmaraş’ın UNESCO süreci uluslararası tanıtıma taşındı Kültür-sanat iletişiminin şehirlerin uluslararası tanıtımındaki rolüne güncel örneklerden biri Kahramanmaraş oldu. Kahramanmaraş, 31 Ekim 2025'te UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'na Edebiyat Şehri kategorisinde dahil edildi. Böylece Türkiye'den bu alanda ağa giren ilk şehir oldu. Şehrin UNESCO üyeliğinin uluslararası tanıtımı ise 19 Haziran 2026'da İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen programla yapıldı. Programda Kahramanmaraş'ın edebiyat birikimi, kültürel kalkınma hedefleri ve uluslararası tanıtım çalışmaları ele alındı. Bu tür çalışmalar, kültürel mirasın yalnızca yerel ölçekte değil, uluslararası kültür ve turizm hareketliliği içinde değerlendirilmesine de imkan sağlıyor. Bodrum’da uluslararası müzik buluşması Kültür-sanat iletişiminin bir diğer ayağını uluslararası sanatçıların Türkiye'deki etkinlikleri oluşturuyor. 200 yılı aşkın müzik geleneğine sahip Janoska ailesinin oluşturduğu Janoska Ensemble, 31 Ağustos 2026'da Bodrum Kalesi Kuzey Hendeği Sahnesi'nde konser verecek. Topluluğun repertuvarında klasik müziğin yanı sıra caz, tango ve dünya müziği unsurları bulunuyor. Bodrum gibi uluslararası turizm merkezlerinde gerçekleştirilen kültür-sanat etkinlikleri, sanatın yanı sıra destinasyonun kültürel çekiciliğine de katkı sağlayan organizasyonlar arasında değerlendiriliyor. Sanat ve turizm iletişimi kesişiyor Kültür-sanat alanındaki iletişim çalışmaları yalnızca konser ve sergilerle sınırlı kalmıyor. Turizm etkinlikleri, kruvaziyer organizasyonları, festivaller ve uluslararası spor organizasyonları da medya iletişiminin önemli çalışma alanları arasında bulunuyor. Bu kapsamda farklı organizasyonların ulusal ve uluslararası medya görünürlüğünün artırılması, etkinliklerin hedef kitlelerle buluşturulması ve şehirlerin destinasyon değerinin desteklenmesi amaçlanıyor. Brandistanbul PR'ın hizmet alanları arasında sanat iletişiminin yanı sıra etkinlik yönetimi ve iletişimi, medya iletişimi, itibar yönetimi, içerik yönetimi ve sponsorluk iletişimi de bulunuyor. Görünürlükten kalıcı kültürel değere Kültür-sanat iletişiminde temel amaç yalnızca bir etkinliğin duyurulmasıyla sınırlı kalmıyor. Sanatçıların üretimlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılması, şehirlerin kültürel kimliklerinin anlatılması ve etkinliklerin daha geniş bir kültür ekonomisi içinde konumlandırılması giderek önem kazanıyor. Özellikle UNESCO gibi uluslararası kültür ağlarına dahil olan şehirler açısından iletişim, kültürel kazanımın uluslararası kamuoyuna aktarılmasında önemli bir araç haline geliyor. Kahramanmaraş'ın UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'na katılması da bu açıdan dikkat çekici bir örnek oluşturuyor. UNESCO, Yaratıcı Şehirler Ağı'nı kültür ve yaratıcı endüstrilerin sürdürülebilir kalkınmaya katkısını güçlendiren uluslararası bir işbirliği platformu olarak tanımlıyor. Kültür-sanat alanında önümüzdeki dönemde iletişim çalışmalarının; sanat, turizm, şehir markalaşması ve yaratıcı ekonomiler arasındaki bağlantıyı güçlendiren daha bütüncül bir yapıya dönüşmesi bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.