SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ticaret Bakanlığı

Ekometre - Ticaret Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ticaret Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Piyasada denetim bilançosu 8 ayda 2,24 milyar TL ceza Haber

Piyasada denetim bilançosu 8 ayda 2,24 milyar TL ceza

Ticaret Bakanlığı, 2026 yılının ağustos ayı itibarıyla piyasa denetimlerine ilişkin sekiz aylık bilançosunu açıkladı. Buna göre yılın ilk sekiz ayında yaklaşık 322 bin firma ve 39 milyon ürün denetlenirken, mevzuata aykırı faaliyetleri tespit edilen işletmelere toplam 2,24 milyar TL idari para cezası uygulandı. Denetimler, Ticaret Bakanlığı’nın merkez ve taşra teşkilatının yanı sıra Ticaret İl Müdürlükleri ve ilgili genel müdürlükler tarafından farklı alanlarda gerçekleştirildi. 81 ilde 229 bin firma denetlendi 81 ildeki Ticaret İl Müdürlükleri aracılığıyla 2026’nın ilk sekiz ayında 229 bin 643 firma denetlendi. Bu denetimlerde mevzuata aykırılığı tespit edilen 47 bin 474 firmaya toplam 777 milyon 631 bin TL idari para cezası uygulandı. İstanbul, firma denetimlerinde öne çıkan illerden biri oldu. Kentte yılın ilk sekiz ayında 123 bin 759 firma denetlenirken, tespit edilen aykırılıklar nedeniyle 578 milyon 534 bin TL idari para cezası kesildi. Ürün denetimlerinde ise aynı dönemde Ankara’da 14 milyon 514 bin 943, İstanbul’da 5 milyon 151 bin 297, Antalya’da ise 4 milyon 425 bin 23 ürün incelendi. Ağustosta 39 bin firma mercek altında Ticaret Bakanlığı Merkez ve Taşra Teşkilatı tarafından yalnızca ağustos ayında gerçekleştirilen denetimlerde 39 bin 758 firma ve 4 milyon 964 bin 776 ürün incelendi. Bu denetimlerde mevzuata aykırılığı tespit edilen 8 bin 951 işletmeye toplam 366 milyon 584 bin TL idari para cezası uygulandı. Fahiş fiyat ve stokçuluğa yönelik denetimler İç Ticaret Genel Müdürlüğü tarafından haksız ticari uygulamalar, stokçuluk ve fahiş fiyat kapsamında 2026 yılında 54 bin 823 firma denetlendi. Denetimler sonucunda 5 bin 574 gerçek ve tüzel kişiye toplam 692 milyon 28 bin TL idari para cezası uygulandı. Bu kapsamda fahiş fiyat uygulamalarına ilişkin cezalar 399 milyon 546 bin TL olurken, otomotiv sektöründe 142 milyon 630 bin TL, emlak sektöründe 39 milyon 28 bin TL, kuyum sektöründe ise 13 milyon 122 bin TL idari para cezası uygulandı. Ticari elektronik ileti, çalışma saatleri ve lisanslı depolara yönelik denetimlerde uygulanan toplam ceza tutarı ise 91 milyon 842 bin TL olarak gerçekleşti. Tüketici denetimlerinde 771 milyon TL ceza Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen denetimlerde de tüketicilerin günlük yaşamda taraf olduğu sözleşmeler, reklamlar ve haksız ticari uygulamalar mercek altına alındı. 2026’nın ilk sekiz ayında bu kapsamda 37 bin 445 gerçek ve tüzel kişi denetlendi. Aykırı eylemlerde bulunduğu belirlenen 1.342 gerçek ve tüzel kişiye toplam 771 milyon 93 bin TL idari para cezası uygulandı. Ceza tutarının 540 milyon 144 bin TL’si ön ödemeli konut satışları, abonelik sözleşmeleri, mesafeli satışlar, taksitli satışlar, paket turlar ve devre tatil gibi tüketici sözleşmelerindeki aykırılıklardan kaynaklandı. Reklam ve haksız ticari uygulamalara yönelik denetimlerde 218 milyon 478 bin TL, piyasa gözetimi ve ürün güvenliği denetimlerinde ise 12 milyon 471 bin TL idari para cezası uygulandı. Rekabet Kurumu’ndan 19,7 milyar TL ceza Rekabet Kurumu da 2026 yılının ilk sekiz ayındaki çalışmalarına ilişkin verileri paylaştı. Kurum, 2025 yılında 227 firmaya 13 milyar 230 milyon 770 bin TL idari para cezası uygularken, 2026’nın ilk sekiz ayında çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren 248 firmaya 19,7 milyar TL idari para cezası verdi. Cezaların uygulandığı alanlar arasında başta işgücü piyasaları, bilişim teknolojileri ve platform hizmetleri, otomotiv sektörü ve gıda endüstrisi olmak üzere farklı sektörler yer aldı. Denetimlerde öncelik enflasyon ve fahiş fiyat Ticaret Bakanlığı açıklamasında, öncelikli hedefin enflasyon, fahiş fiyat, stokçuluk ve haksız ticari uygulamalarla mücadele etmek olduğu vurgulandı. İç piyasada dengenin sağlanması ve tüketicilerin huzur ve refahının korunması amacıyla denetim ve çalışmaların titizlikle sürdürüleceği belirtildi.

Interfresh Eurasia Fuarı 80 ülkeden alıcıları İzmir’de buluşturdu Haber

Interfresh Eurasia Fuarı 80 ülkeden alıcıları İzmir’de buluşturdu

Fuarın açılışında konuşan Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Dr. Mehmet Ali Kılıçkaya, 2026 yılının 8 aylık döneminde tarım ürünleri ihracatımızın, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,8 artarak 21,7 milyar dolara ulaştığını dile getirdi. Taze meyve sebze ve mamul ihracatı 8 ayda 4 milyar doları aştı Tarım sektöründeki güçlü yapının önemli bileşenlerinden birini yaş meyve ve sebze sektörünün oluşturduğunu paylaşan Kılıçkaya, “2025 yılında yaş meyve ve sebze ihracatımız 3,2 milyar dolar, meyve ve sebze mamulleri ihracatımız ise 2,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. 2026 yılının ilk sekiz ayında ise yaş meyve ve sebze ihracatımız, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 45 artarak 2,3 milyar dolara ulaştı. Aynı dönemde meyve ve sebze mamulleri ihracatımız 1,6 milyar dolar olarak gerçekleşti. Böylece yaş meyve ve sebze ile mamullerini birlikte değerlendirdiğimizde, yılın ilk sekiz ayında yaklaşık 4 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaşmış durumdayız. Bizim açımızdan asıl fırsat da burada. Yaş üründeki güçlü üretim kapasitemizi; işleme, ambalaj, teknoloji, marka ve yenilikçi ürünlerle daha yüksek katma değere dönüştürmek” diye konuştu. “Önümüzdeki dönemde hedefimiz yalnızca daha fazla ürün ihraç etmek değil; birim değeri yükselen, pazarda süreklilik sağlayan ve daha fazla katma değerin ülkemizde kaldığı bir ihracat yapısını güçlendirmek” diyen Kılıçkaya sözlerini şöyle sürdürdü; “Bu dönüşümün en güçlü merkezlerinden biri de kuşkusuz İzmir. Tarih boyunca Anadolu’nun dünyaya açılan önemli ticaret kapılarından biri olan İzmir, bugün de üretim kültürü, liman altyapısı ve güçlü ihracat ekosistemiyle ülkemizin dış ticaretinde öncü şehirlerimiz arasında yer alıyor. 2025 yılında İzmir’in toplam ihracatı 23,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşirken, bunun yaklaşık 4,3 milyar dolarlık bölümünü tarım ürünleri oluşturdu. Biz de Ticaret Bakanlığı olarak firmalarımızın yalnızca ürünlerini üretmelerini değil; dünyaya açılmalarını, yeni pazarlara girmelerini ve girdikleri pazarlarda kalıcı olmalarını sağlayacak güçlü bir destek ekosistemi oluşturuyoruz. Fuar desteklerinden ticaret ve alım heyetlerine, UR-GE projelerinden markalaşma ve TURQUALITY programlarına kadar çok geniş bir alanda ihracatçılarımızın yanındayız. Tarım sektöründe 1.225 firmamızın yer aldığı 48 aktif UR-GE projesi yürütüyoruz. Tarım ve gıda alanında 48 markamız Marka ve TURQUALITY programlarımız kapsamında destekleniyor. Fuarları da yeni pazarlara açılmanın en etkili araçlarından biri olarak görüyoruz. 2026 yılında tarım, gıda ve gıda teknolojileri alanında 200 fuarı bireysel katılım, 56 fuarı ise milli katılım kapsamında destekliyoruz. Ülkemizde düzenlenen 6 fuar da destek kapsamımızda bulunuyor. Bütün bu çalışmalar için ihracatçılarımıza ayırdığımız kaynağı 2025 yılındaki 33 milyar TL seviyesinden 2026 yılında 45 milyar TL’ye yükselttik.” Öztürk: “Ege Bölgesi dünyanın gıda ambarı” Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Türkiye’nin 36,5 milyar dolarlık tarım ürünleri ihracatının 7,5 milyar dolarlık diliminin Ege Bölgesi’nden yapıldığını, Ege Bölgesi’nin dünyanın gıda ambarı konumunda olduğunu söyledi. “Türkiye’nin tarım ürünleri ihracatından yüzde 21 pay alıyoruz” diye konuşan Öztürk; “Yaş meyve sebze, meyve sebze mamulleri ve kuru meyve sektörlerimiz Türkiye genelinde son bir yıllık dönemde 8,5 milyar dolarlık ihracata imza attı. Ege Bölgesi bu ihracattan 2 milyar 300 milyon dolarlık pay aldı. Kuru meyve ve meyve sebze mamulleri ihracatında Türkiye’nin lideri konumundayız. Taze meyve sebze üretiminde ve ihracatında da güçlü bir üretim ve ihracat merkeziyiz. İzmir’de Dikili, Bayındır ve Kınık’ta tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgelerine yönelik çalışmalar hızla ilerliyor. Bu üç bölgemizin sağlayacağı itici güçle önümüzdeki beş yılın sonunda Ege Bölgesi’nin tarım ürünleri ihracatında 10 milyar dolara ulaşacak potansiyele ulaşacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı. Fuar üretim ve ihracat potansiyelinin artmasına katkı sağlayacak Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Balık ise yaş meyve ve sebze sektörünün üretimden ihracata, istihdamdan kırsal kalkınmaya kadar Türkiye ekonomisi açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Ege Bölgesi ve İzmir’in güçlü üretim yapısı, ürün çeşitliliği, lojistik altyapısı ve ihracat tecrübesiyle bu yapının en önemli merkezleri arasında yer aldığını belirten Balık, sektörün tüm paydaşlarını bir araya getiren uluslararası organizasyonların İzmir’de düzenlenmesini son derece değerli bulduklarını ifade etti. Balık, “Interfresh’in yeni ticari bağlantıların kurulmasına ve özellikle Ege Bölgesi’nin üretim ve ihracat potansiyelinin uluslararası alıcılara daha güçlü şekilde tanıtılmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz” şeklinde konuştu. Yıldır; “Tarım Master Planı için çalışmalarımız sürüyor” Açılışta konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, tarımın çok geniş ve yaşamsal bir alan olduğunu belirterek, İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak tarımsal üretimin her aşamasında destek sağladıklarını ve Tarım Master Planı için çalışmaların sürdüğünü söyledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak tarımsal üretim sürecinin her aşamasında yer aldıklarını ifade eden Yıldır, “Tarımsal hizmetler dediğimiz zaman sudan tutun da verilen ekipman ve malzemelere kadar üretimin her aşamasında bulunuyoruz. Böyle olduğu için bu konuda bir çalışma gerçekleştirdik. Tarım Master Planı raporu hazırladık. Şu anda taslak aşamasında. Katılımcılarımızın da bu taslaktan haberdar olmasını ve düşüncelerini bizlerle paylaşmasını istiyoruz. Her şeyin master planı var ama tarımın master planının bütün bunların içerisinde en önemlilerinden biri olduğunu düşünüyorum” diye konuştu. Tarımda sürdürülebilirliğin önemine de dikkat çeken Dr. Zafer Levent Yıldır, her alana sürdürülebilirlik bakış açısıyla yaklaşılması gerektiğini ifade etti. Tarımsal planlama çalışmaları kapsamında kırsalda yaşayan gençlere yönelik bir araştırma da yaptıklarını belirten Yıldır, “Kırsalda yaşayan gençliğin yaşam ve gelecek planları üzerine bir anket raporu hazırlattık. Tarım alanında ciddi bir iş gücü sorunumuz var. Bu konuda birtakım önlemlerin alınmasını ve desteklerin sağlanmasını en kısa sürede başarmamız gerektiğini düşünüyorum” dedi. “Destek olan herkese yürekten teşekkür ediyorum” Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) önemli bir tarımsal üretim potansiyeline sahip olduğunu belirten KKTC’nin 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Interfresh Eurasia Fuarı’nın büyük emeklerle gerçekleştirildiğini söyledi. Tatar, “Türkiye Cumhuriyeti’nin 7 milyar doları aşmakta olan bu sektördeki ihracatının yanı sıra hala ambargo altında bulunan ve kolay kolay ticaret yapamayan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin narenciyesini, portakalını ve her türlü yaş meyve sebzesini buradan dünyaya pazarlamak için destek olan herkese yürekten teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. KKTC’nin üretim ve girişimcilik potansiyelinin her geçen gün arttığını ifade eden Tatar, “Potansiyelimiz ve girişim yeteneklerimiz artmıştır. Elbette birtakım zorluklar vardır, ancak bu sektör önemlidir. Üreticimizin, sanayicimizin ve sektör paydaşlarının ekonomik olarak ayakta durmaları, istihdam yaratmaları ve ekonomiye katkı sağlamaları için sektörü büyütüp geleceğe taşıyabilmemiz adına yatırıma ihtiyaç vardır” diye konuştu. Ulusal Turunçgil Konseyi Başkanı Kemal Kaçmaz da Interfresh Eurasia Fuarı’nın Türkiye’nin yaş meyve sebze sektörünün üretim ve ihracattaki gücünü uluslararası platformda ortaya koyan önemli bir buluşma olduğunu söyledi. Kaçmaz, fuar kapsamında kurulacak yeni iş bağlantıları ve ticari anlaşmaların üreticiye, ihracatçıya ve ülke ekonomisine katkı sağlayacağına inandığını ifade etti. “Yabancı alıcı sayısı yüzde 300 arttı” Interfresh Eurasia Fuarı Genel Koordinatörü Murat Özer de fuarın uluslararası etkinliğini her geçen yıl artırarak yoluna devam ettiğini söyledi. 2018 yılından bu yana özellikle yurt dışından gelen alıcı sayısını bu yıl yüzde 300 artırdıklarını ifade eden Özer, fuar alanında 80’in üzerinde ülkeden 580’i aşkın kayıtlı yabancı alıcıyı ağırlayacaklarını belirtti. Fuar boyunca bin 300’ün üzerinde ikili iş görüşmesinin gerçekleştirilmesinin planlandığını ifade eden Özer, “Amacımız Interfresh’i her yıl üzerine koyarak geliştirmek, uluslararası etkinliğini artırmak ve yurt dışında sektörümüzün önemli bir vitrini haline getirmek. Bugün itibarıyla Türkiye’nin tek yaş meyve sebze fuarı olarak büyüyerek yolumuza devam ediyoruz” dedi. Bu yıl Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin fuarın partner ülkesi, Denizli’nin ise partner şehri olduğunu belirten Özer, Denizli’nin üretim gücünü fuara taşımasından ve gösterdiği güçlü katılımdan duydukları memnuniyeti dile getirdi. İnterfresh Eurasia Fuarı 8-10 Eylül 2026 tarihleri arasında Gaziemir Fuar İzmir alanında ziyaretçileri ağırlayacak.

Türk müteahhitlik sektörü dünya ikinciliğine yükseldi Haber

Türk müteahhitlik sektörü dünya ikinciliğine yükseldi

Türk firmalarının üstlendiği 24,9 milyar dolarlık proje hacmiyle Türkiye, uluslararası proje değerinde de dünya 7'nciliğine yükseldi. Türk müteahhitlik sektörü küresel pazardaki güçlü konumunu yeni bir rekorla pekiştirdi. Ticaret Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, Engineering News-Record (ENR) tarafından hazırlanan 2026 yılı “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhitlik Firması” listesinde 48 Türk şirketi yer aldı. Böylece Türkiye, listedeki firma sayısını son üç yılda istikrarlı biçimde artırırken, 75 firmayla ilk sırada bulunan Çin'in ardından dünya ikinciliğine yerleşti. Türk müteahhitlik şirketleri, üstlendikleri projelerin toplam değeri bakımından da geçen yıla göre iki basamak yükselerek dünyanın en büyük 7'nci uluslararası müteahhitlik gücü oldu. Türk firma sayısı üç yılda 43'ten 48'e çıktı Türk müteahhitlik sektörünün ENR listesindeki yükselişi son yıllarda hız kazandı. 2024 yılında 43 Türk firmasının yer aldığı listede bu sayı 2025'te 45'e, 2026'da ise 48'e ulaştı. Ticaret Bakanlığı, küresel pazarlarda yaşanan jeopolitik ve ekonomik belirsizliklere rağmen Türk müteahhitlik firmalarının uluslararası rekabet gücünü koruduğunu ve dünya ligindeki güçlü konumunu daha da ileri taşıdığını bildirdi. Firma sayısı bakımından Türkiye, 48 şirketle Çin'in ardından ikinci sırada yer aldı. Uluslararası proje hacmi 24,9 milyar dolara ulaştı Listede yer alan Türk firmalarının geçen yıl üstlendiği uluslararası projelerin toplam değeri 24,9 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu tutar 2024 yılında 20,8 milyar dolar seviyesindeydi. Türk müteahhitlik firmalarının, ENR listesinde bulunan 250 şirketin toplam uluslararası proje hacmi içindeki payı ise yüzde 4,5 oldu. Proje değerleri açısından Türkiye; Çin, Fransa, İspanya, ABD, Güney Kore ve İtalya'nın ardından dünya 7'nciliğine yükseldi. Türkiye, geçen yıla göre iki sıra ilerleyerek Japonya, Hollanda ve Hindistan'ı geride bıraktı. İlk 100'de 7 Türk şirketi yer aldı Türk firmalarının listedeki başarısı yalnızca toplam şirket sayısıyla sınırlı kalmadı. ENR'nin 2026 listesinde ilk 100 şirket arasına 7 Türk müteahhitlik firması girmeyi başardı. Bu şirketlerden ikisi ilk 50 içerisinde yer alarak Türkiye'nin uluslararası müteahhitlik pazarındaki konumunu daha da güçlendirdi. Küresel müteahhitlik gelirleri 550 milyar doları aştı ENR raporunda yer alan 2025 yılı verilerine göre, dünyanın en büyük 250 uluslararası müteahhitlik firmasının toplam gelirleri yüzde 9,7 artarak 550,6 milyar dolara yükseldi. Küresel pazardaki büyümeye rağmen sektörün önünde önemli riskler bulunuyor. Jeopolitik belirsizlikler, tedarik zincirindeki aksamalar, artan maliyetler, nitelikli iş gücü eksikliği ve iklim değişikliğine bağlı olumsuz hava koşulları sektörün temel sorunları arasında gösteriliyor. Buna karşılık yerel ortaklıklar, etkin risk yönetimi, teknik kapasite, dijitalleşme ve kamu-özel işbirliği modelleri firmaların uluslararası rekabette öne çıkmasını sağlayan başlıca unsurlar olarak değerlendiriliyor. Teknik müşavirlikte de Türk firmalarının sayısı arttı Ticaret Bakanlığı'nın açıklamasına göre ENR'nin “2026 En Büyük 225 Uluslararası Teknik Müşavirlik Firması” listesinde de Türkiye'nin temsil gücü arttı. Listedeki Türk firma sayısı geçen yıla göre bir artarak 9'a yükseldi. Türkiye, firma sayısı bakımından ABD, Çin, İtalya, Güney Kore ve İspanya'nın ardından Japonya ile birlikte dünya 6'ncılığını korudu. 138 ülkede 567,8 milyar dolarlık dev proje hacmi Türk müteahhitlik sektörünün yurtdışı yolculuğu 1972 yılında başladı. Aradan geçen 50 yılı aşkın sürede sektör, faaliyet gösterdiği ülke ve üstlendiği proje sayısını önemli ölçüde artırdı. Bugün itibarıyla Türk şirketleri 138 ülkede toplam 12 bin 952 müteahhitlik projesi üstlenirken, bu projelerin toplam değeri 567,8 milyar doların üzerine çıktı. Türk teknik müşavirlik firmaları da yine 138 ülkede yaklaşık 3,8 milyar dolar değerinde 3 bin 177 uluslararası proje aldı. Yeni hedef pazarlar Libya, Irak, Avrupa, Ukrayna ve Suriye Ticaret Bakanlığı, Türk müteahhitlik ve teknik müşavirlik şirketlerinin yeni projelere erişimini kolaylaştırmak ve uluslararası pazarlarda karşılaştıkları sorunlara çözüm üretmek amacıyla ticari diplomasinin imkanlarını kullanmaya devam edecek. Bu kapsamda sektörün güçlü olduğu Libya ve Irak başta olmak üzere önemli potansiyel taşıyan pazarlarda ikili temaslar, üst düzey görüşmeler ve ticaret heyetleriyle Türk firmalarına destek sağlanacak. Avrupa'da ise Portekiz ve Romanya gibi yeni fırsatlar sunan pazarlarda işbirliği imkanlarının geliştirilmesi ve Türk şirketlerinin pazar varlığının güçlendirilmesi hedefleniyor. Önümüzdeki dönemde Ukrayna ve Suriye'nin yeniden imar süreçlerinde Türk müteahhitlik sektörünün aktif rol üstlenmesine yönelik çalışmaların da sürdürülmesi planlanıyor. Bakanlık ayrıca İngiltere ve Japonya ile üçüncü ülkelerde işbirliği programları yürüterek sektörün yeni pazarlara erişimini ve proje finansmanına ulaşmasını desteklemeyi hedefliyor.

ABD’nin vergi kararı Türk ihracatçısını zorluyor Haber

ABD’nin vergi kararı Türk ihracatçısını zorluyor

Yeni Parti Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, Tunus’un aynı üründe sıfır vergi avantajına sahip olmasına dikkat çekerek Ticaret Bakanlığı’nı harekete geçmeye çağırdı. Türkiye’nin önemli tarım ve ihracat ürünlerinden zeytinyağında, ABD’nin uygulamaya koyduğu yüzde 12,5’lik ilave vergi tartışma yarattı. Yeni Parti Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, söz konusu uygulamanın Türk zeytinyağının ABD pazarındaki rekabet gücünü olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Akhisar’da zeytin bahçesinde açıklama yapan Bakırlıoğlu, yeni sezon öncesinde üreticilerin yüksek maliyetler, düşük fiyatlar ve desteklerin kaldırılması nedeniyle zor bir dönemden geçtiğini belirtti. Rekor rekolte beklentisi üreticiyi sevindirmiyor Zeytin üretiminde önemli merkezlerden biri olan Manisa’da bu sezon yüksek rekolte beklendiğini ifade eden Bakırlıoğlu, üretimin 450-500 bin ton seviyelerine ulaşabileceğini söyledi. Rekoltenin yüksek olmasına karşın üreticinin ekonomik açıdan rahatlayamadığını belirten Bakırlıoğlu, zeytin ve zeytinyağı fiyatlarının baskı altında olduğunu, buna karşılık üretim maliyetlerinin yükselmeye devam ettiğini savundu. Bakırlıoğlu, üreticinin yalnızca piyasa koşullarıyla değil, aynı zamanda destek mekanizmalarındaki değişikliklerle de mücadele ettiğini dile getirdi. “Destekler kaldırıldı, maliyetler arttı” Dane zeytin ve zeytinyağı üretimine yönelik önceki yıllarda uygulanan desteklerin kaldırılmasına tepki gösteren Bakırlıoğlu, üreticinin maliyet artışları karşısında daha fazla desteğe ihtiyaç duyduğunu söyledi. Üreticinin fiyat baskısı altında olduğunu belirten Bakırlıoğlu, ABD tarafından getirilen ilave verginin ihracatçı açısından yeni bir maliyet unsuru oluşturacağını ifade etti. Türkiye yüzde 12,5 vergiyle karşı karşıya Bakırlıoğlu’nun açıklamasında en dikkat çektiği konulardan biri ise Türkiye ile Tunus arasındaki vergi farkı oldu. ABD’nin Türk zeytinyağına yüzde 12,5 ilave vergi uygulamasına karşılık Tunus’un aynı üründe sıfır vergi avantajına sahip olduğunu savunan Bakırlıoğlu, bu durumun Türk ihracatçılarını dezavantajlı konuma getirebileceğini söyledi. Bakırlıoğlu, Türkiye’nin ABD pazarında Tunus ve diğer üretici ülkeler karşısında rekabet gücünü koruyabilmesi için ticaret politikalarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Trump-Erdoğan ilişkisini gündeme taşıdı ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki yakın ilişkiye de değinen Bakırlıoğlu, siyasi ilişkilerin ekonomik sonuçlara da yansıması gerektiğini savundu. Türkiye’nin ABD ile yürüttüğü ticari ilişkilerde üretici ve ihracatçıların çıkarlarının korunması gerektiğini belirten Bakırlıoğlu, Türk zeytinyağına yönelik ilave verginin kaldırılması için girişimde bulunulması çağrısı yaptı. Ticaret Bakanlığı’na “harekete geçin” çağrısı Bakırlıoğlu, yüzde 12,5’lik ilave verginin Türk zeytinyağı sektörünün ihracat performansını olumsuz etkileyebileceğini belirterek Ticaret Bakanlığı’ndan ABD nezdinde girişim başlatmasını istedi. Zeytinyağı ihracatında rekabet gücünün korunmasının yalnızca ihracatçılar açısından değil, üreticiler açısından da kritik olduğunu vurgulayan Bakırlıoğlu, uygulanacak ticaret politikalarının tarladaki üreticiden ihracatçıya kadar sektörün tamamını dikkate alması gerektiğini ifade etti. Bakırlıoğlu, Türk zeytinyağının uluslararası pazarlardaki konumunun korunması için vergi avantajlarının ve ticari rekabet koşullarının yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.

ABD tarifeleri Türk ihracatçısını zorluyor Haber

ABD tarifeleri Türk ihracatçısını zorluyor

Zeytinyağı ve zeytin ihracatında yaşanan gerilemenin ardından sektör temsilcileri, rakip ülkelere sağlanan tarife avantajlarının Türk ürünleri açısından haksız rekabet oluşturduğunu belirterek hükümete diplomasi ve destek çağrısında bulundu. ABD’nin yeni gümrük tarifeleri, Türk ihracatçılar açısından rekabet koşullarını yeniden gündeme taşıdı. Türkiye’ye uygulanan yüzde 12,5’lik ilave gümrük vergisinin, bazı rakip ülkeler için daha düşük oranların uygulanmasıyla birlikte özellikle zeytinyağı, tekstil ve hazır giyim sektörlerinde maliyet baskısını artıracağı belirtiliyor. Sektör temsilcileri, ABD pazarında yıllar içinde elde edilen konumun korunabilmesi için tarife farkının giderilmesini, diplomatik girişimlerin hızlandırılmasını ve ihracatçıya yönelik desteklerin sürdürülmesini istiyor. ABD’ye zeytinyağı ihracatında sert düşüş Cumhuriyet’ten Ece İçmez’in haberine göre, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Emre Uygun, 2026’nın ilk yedi ayında Türkiye’nin ABD’ye gerçekleştirdiği zeytinyağı ihracatında önemli bir gerileme yaşandığını açıkladı. Bu dönemde zeytinyağı ihracatı miktar bazında yüzde 57 azalarak 4 bin 974 tona gerilerken, ihracat geliri de yüzde 54 düşüşle 21,8 milyon dolar oldu. Prina yağı ihracatında da benzer bir tablo ortaya çıktı. İhracat miktarı yüzde 56 azalarak 2 bin 194 tona inerken, değer bazındaki düşüş yüzde 60’a ulaştı ve ihracat geliri 4,74 milyon dolara geriledi. Sofralık zeytin ihracatında ise miktar bazında yüzde 31, değer bazında yüzde 17 düşüş kaydedildi. Uygun, ihracattaki gerilemede iklim krizinin üretim üzerindeki etkisinin yanı sıra artan iç maliyetler, geçmiş dönemlerde uygulanan ihracat kısıtlamaları ve küresel talepteki zayıflamanın etkili olduğunu ifade etti. Buna rağmen ABD’nin, yüzde 39,3’lük payla Türkiye’nin zeytinyağı ihracatındaki en büyük pazar olmayı sürdürdüğüne dikkat çekildi. Tarife farkı rekabeti zorluyor Yeni gümrük tarifelerinin mevcut sorunlara ek bir yük getirdiğini belirten Uygun, Türkiye’ye uygulanan yüzde 12,5’lik oranın rakip ülkeler karşısında maliyet dezavantajı yarattığını söyledi. İtalya ve İspanya gibi Avrupa Birliği ülkelerine uygulanan yüzde 10’luk oranın taban vergiyi de kapsadığını, Tunus’un ise ek vergiden muaf tutulduğunu hatırlatan Uygun, bu durumun Türk zeytinyağı ürünleri açısından ciddi bir rekabet eşitsizliği oluşturduğunu vurguladı. ABD pazarında markalı ve ambalajlı ürünlerle uzun yıllar içinde güçlü bir yer edinildiğini belirten Uygun, mevcut tarife farkının devam etmesi halinde Türkiye’nin elde ettiği pazar payını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu. Sektör temsilcileri, Ticaret Bakanlığı’nın ABD makamlarıyla diplomatik ve ticari temasları artırmasını isterken, döviz dönüşüm desteği gibi finansman mekanizmalarının sürdürülmesini ve ambalajlı ürün ihracatına yönelik teşviklerin yeniden devreye alınmasını talep etti. “İhracat daha da zorlaşacak” TARİŞ Yönetim Kurulu Başkanı Fikret Akova da ek gümrük vergisinin ihracatçılar üzerindeki baskıyı artıracağını belirtti. Zaten yüksek maliyetlerle mücadele eden sektörün, yeni vergi uygulamasıyla ABD pazarında daha da zorlanacağını ifade eden Akova, Türk ürünlerinin rekabet gücünde zayıflama yaşanabileceğini söyledi. ABD pazarında oluşabilecek kayıplara karşı alternatif ihracat pazarları üzerinde çalışıldığını belirten Akova, tarife uygulamasının etkilerinin yalnızca ihracatçıyla sınırlı kalmayabileceğine dikkat çekti. Artan işçilik, gübre, mazot, sulama ve enerji maliyetlerinin üretici üzerindeki yükünü artırdığını belirten Akova, zeytin üreticisinin korunması amacıyla kilogram başına 50 liralık zeytinyağı desteği talep ettiklerini açıkladı. Yeni tarife düzenlemesinin özellikle Türkiye’nin ABD’deki rekabet gücü açısından dikkatle takip edilmesi gerektiğini belirten sektör temsilcileri, pazar kaybının kalıcı hale gelmemesi için hem diplomatik girişimlerin hem de ihracatçıya yönelik destek mekanizmalarının güçlendirilmesini istiyor.

Dış ticaret açığı haziranda 10,4 milyar dolar oldu Haber

Dış ticaret açığı haziranda 10,4 milyar dolar oldu

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan geçici dış ticaret verilerine göre, dış ticaret açığı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 26,2 artarak 10 milyar 370 milyon dolara yükseldi. Genel ticaret sistemi kapsamında hazırlanan verilere göre, Haziran ayında ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 21,7 artışla 24 milyar 915 milyon dolar olurken, ithalat yüzde 23 artarak 35 milyar 285 milyon dolara ulaştı. Böylece ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 71,4'ten yüzde 70,6'ya geriledi. Yılın ilk altı aylık döneminde ise ihracat yüzde 3,5 artışla 135 milyar 980 milyon dolara, ithalat yüzde 4,6 yükselişle 189 milyar 120 milyon dolara çıktı. Ocak-Haziran döneminde dış ticaret açığı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,4 artarak 53 milyar 140 milyon dolar olarak kayıtlara geçti. Aynı dönemde ihracatın ithalatı karşılama oranı da yüzde 72,6'dan yüzde 71,9'a geriledi. Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç tutulduğunda da dış ticaret hacmindeki artış sürdü. Haziran ayında enerji ve altın hariç ihracat yüzde 23,2 artışla 23 milyar 302 milyon dolara, ithalat ise yüzde 24,3 yükselişle 28 milyar 16 milyon dolara ulaştı. Bu kapsamda enerji ve altın hariç dış ticaret açığı 4 milyar 713 milyon dolar olurken, dış ticaret hacmi yüzde 23,8 artarak 51 milyar 318 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Söz konusu dönemde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 83,2 olarak hesaplandı. Haziran verileri, dış ticarette ihracatın güçlü performansını koruduğunu ancak ithalattaki daha hızlı artışın dış ticaret açığını genişletmeye devam ettiğini ortaya koydu. Önümüzdeki dönemde küresel talep koşulları, enerji fiyatları ve döviz kuru gelişmelerinin dış ticaret dengesi üzerinde belirleyici olmayı sürdüreceği değerlendiriliyor.

Yabancı plakalı araçlara HGS zorunluluğu Haber

Yabancı plakalı araçlara HGS zorunluluğu

Yönetmelikle birlikte HGS kullanımı zorunlu hale getirilirken, ihlalli geçiş ücretlerini ve cezalarını ödemeyen araçların yurt dışına çıkışına izin verilmeyecek. Ücretli Karayollarında Yabancı Plakalı Araçlara Ait Geçiş Ücretleri ve İdari Para Cezaları ile Cezaların Tahsiline İlişkin Yönetmelik kapsamında geçiş ücretleri, ödeme yöntemleri ve ceza uygulamalarına ilişkin yeni esaslar belirlendi. HGS aboneliği zorunlu olacak Yeni düzenlemeye göre yabancı plakalı araçların Hızlı Geçiş Sistemi (HGS) veya benzeri elektronik ücret toplama sistemlerinden birine kayıt yaptırması gerekecek. Araçların geçiş hesabında yeterli bakiye bulunması zorunlu olurken, sürücüler HGS etiketinin çalışır durumda olmasından ve plakanın okunabilirliğinden sorumlu olacak. Borcunu ödemeyen araç sınırdan çıkamayacak Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından işletilen otoyollar ile Yap-İşlet-Devret (YİD) modeli kapsamında hizmet veren otoyol ve köprülerde oluşan geçiş ücretleri ile idari para cezalarının ödenmemesi halinde araçların Türkiye'den çıkışına izin verilmeyecek. Ödemeler gümrükte de yapılabilecek Geçiş ücretleri ve cezalar, gümrük kapılarında banka veya kredi kartıyla ödenebilecek. Muhasebe birimlerinin veznelerinde nakit ödeme imkânı da sunulacak. Türkiye içerisindeki ihlalli geçiş ödemeleri ise PTT şubeleri ile anlaşmalı bankalar aracılığıyla gerçekleştirilebilecek. Kurumlar ortak veri sistemi kullanacak Karayolları Genel Müdürlüğü, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı arasında kurulacak veri paylaşım sistemi sayesinde yabancı plakalı araçların geçiş ücretleri ve idari para cezaları plaka bazında ortak sistem üzerinden takip edilecek. 15 gün içinde sadece geçiş ücreti alınacak Yönetmeliğe göre ihlalli geçiş yapan sürücüler, geçiş tarihinden itibaren 15 gün içinde ödeme yapmaları halinde yalnızca geçiş ücretini ödeyecek. İlk 15 günlük sürenin ardından 30 gün içinde ödeme yapılması durumunda geçiş ücretine bir kat idari para cezası uygulanacak. Toplam 45 günlük sürenin aşılması halinde ise geçiş ücretinin dört katı tutarında idari para cezası tahsil edilecek.

Türk ihracatçılarının Çin yolculuğuna EİB desteği Haber

Türk ihracatçılarının Çin yolculuğuna EİB desteği

24 Temmuz 2026 Cuma günü saat 10.00’da Ege İhracatçı Birlikleri hizmet binası 7. Kat Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilecek toplantıya, Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü E-İhracat, Dijital Pazarlama, Davranışsal Kamu Politikaları ve Yeni Nesil Teknolojiler Dairesi Başkanı Hasan Önal katılacak. Önal, e-ihracat politikaları, e-ihracata yönelik devlet destekleri ve sınır ötesi e-ticaret uygulamalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunacak. Program kapsamında ayrıca milli katılım organizasyonu Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği tarafından yürütülen 9. Çin Uluslararası İthalat Fuarı’nın (CIIE) sunduğu ticari fırsatlar, organizasyon süreci ve katılım koşulları hakkında ihracatçılara bilgi verilecek. Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, “Çin; 5 trilyon dolara ulaşan ticaret hacmi, 1,5 milyarlık nüfusu ve hızla genişleyen orta ve üst gelir grubuyla Türk ürünleri için büyük bir pazar potansiyeli sunuyor. Ülkede yaklaşık 300 milyon tüketicinin Avrupa standartlarına yakın bir yaşam ve tüketim düzeyine sahip olması, özellikle kaliteli ve katma değerli ürünlerimiz açısından önemli fırsatlar barındırıyor. Son dönemde Çin’den Türkiye’ye gelen ticaret heyetlerinin sayısındaki artış ve CIIE yönetiminin Türk ihracatçılarına yönelik daveti, ülkemize duyulan ilginin açık bir göstergesi. Bu ilgiyi kalıcı ticari ilişkilere ve daha yüksek ihracat rakamlarına dönüştürmek istiyoruz.” dedi. Çin’in e-ticaret ekosistemi ihracatçılara anlatılacak Muhammet Öztürk, Çin’in geniş tüketici kitlesi, gelişmiş dijital altyapısı ve yüksek ithalat kapasitesiyle Türk ihracatçıları açısından önemli olduğunu söyledi. Öztürk, “Çin, dünyanın en büyük ithalat pazarlarından biri olmasının yanında dünyanın en gelişmiş e-ticaret ekosistemlerinden birine sahip. Düzenleyeceğimiz toplantıyla ihracatçılarımıza Çin pazarına ilişkin kapsamlı ve doğrudan bilgi sunmayı hedefliyoruz. Ticaret Bakanlığımızın sunduğu destekler firmalarımızın bu yolculukta daha güçlü adımlar atmasına katkı sağlıyor. Hasan Önal’ın katılımıyla gerçekleştirilecek toplantımızda firmalarımız, e-ihracat politikaları ve destek mekanizmaları hakkında en güncel bilgileri doğrudan edinme fırsatı bulacak.” dedi. Türkiye, son yıllarda varlığını istikrarlı biçimde güçlendiriyor Başkan Öztürk, “CIIE, küresel ölçekte en önemli ve prestijli ithalat fuarlarından biri. Türkiye, son yıllarda varlığını istikrarlı biçimde güçlendiriyor. Ege İhracatçı Birlikleri olarak 2026 yılında dokuzuncusu düzenlenecek fuarın Türkiye milli katılım organizasyonunu üstleniyor, ihracatçılarımızın Çinli alıcılarla buluşmasına ve pazarda kalıcı bağlantılar kurmasına öncülük ediyoruz. 2026’nın Ocak-Haziran döneminde Çin’e Türkiye geneli ihracatımız yüzde 32 artışla 1 milyar 808 milyon dolara ulaştı. Çin ile olan 41,6 milyar dolarlık ticaret açığımızı daha dengeli bir yapıya kavuşturma hedefimiz doğrultusunda CIIE’yi önemli bir buluşma noktası olarak değerlendiriyoruz.” diye konuştu. “Şanghay’da daha güçlü bir Türkiye varlığı hedefliyoruz” Geçmiş yıllarda fuara katılan Türk firmalarının önemli iş bağlantıları kurduğuna dikkati çeken Öztürk, 9. Çin Uluslararası İthalat Fuarı’nda daha geniş bir katılımla güçlü bir Türkiye varlığı oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Muhammet Öztürk, “Türkiye; kaliteli üretimi, güçlü tedarik altyapısı, rekabetçi ürünleri ve geniş ürün çeşitliliğiyle Çin pazarında daha fazla pay alabilecek potansiyele sahip. Özellikle gıda, tarım ürünleri, doğal taş, tekstil, hazır giyim, mobilya, kozmetik ve sağlıklı yaşam ürünlerinde önemli fırsatlar görüyoruz. Amacımız firmalarımızı Çin pazarına hazırlamak, doğru alıcılarla buluşturmak ve ülkemizin Çin’e ihracatını sürdürülebilir biçimde artırmak. İhracatçılarımızı hem 24 Temmuz’daki toplantımıza hem de CIIE çatısı altında yer almaya davet ediyoruz.” dedi. Toplantıda ihracatçılara Çin pazarındaki güncel eğilimler, dijital satış kanalları, e-ihracat destekleri, sınır ötesi e-ticaret uygulamaları ile CIIE’nin organizasyon ve katılım süreçleri hakkında ayrıntılı bilgi aktarılacak. Katılımcılar, merak ettikleri konuları doğrudan uzmanlara yöneltme imkânı da bulacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.