SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tcmb

Ekometre - Tcmb haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tcmb haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

KKM bitti ama millete maliyeti büyük oldu Haber

KKM bitti ama millete maliyeti büyük oldu

‘Nas var nas’ denilerek faizlere yapılan müdahalenin ağır faturası ortaya çıktı. SÖZCÜ’nün ulaştığı verilere göre, dövizi frenlemek için Aralık 2021’den Ağustos 2025’e kadar uygulanan Kur Korumalı Mevduata (KKM) toplam 1 trilyon 465 milyar lira aktarıldı. Bu paranın 166 milyar lirası en son 2025’te ödendi. KKM’nin gerçek faturası, 3 yıl 9 ay boyunca yapılan ödemeler dolar kuruyla güncellendiğinde 2 trilyon 643 milyar 111 milyon 447 bin lirayı buluyor. Toplam ödeme bugünkü kurlarla yaklaşık 59.1 milyar dolara karşılık geliyor. 1.7 trilyonu merkez’in Erdoğan Süzer'in haberine göre Maliye’nin bütçe dengelerini 2022 ve 2023’te alt üst eden, Merkez Bankası’na (TCMB) 2023, 2024 ve 2025 yılları boyunca sürekli zarar ettiren KKM için Merkez Bankası kaynaklarından 1.3 trilyon lira, Hazine’den 152 milyar lira para aktarıldı. Merkez Bankası’nın üzerine yıkılan ağır yük, güncel kurlarla 1 trilyon 736 milyar lirayı, Hazine’nin yükü de 362 milyar lirayı buldu. KKM için ilk ödeme 2022’de yapıldı. O yıl Hazine 92.5 milyar, Merkez Bankası da 72.8 milyar lira para ödedi. Yıllık ortalama kurla o para yaklaşık 10 milyar dolara karşılık geliyordu. Bankada parası olanlar dövize gitmesin diye varlıklı kesime altın tepside sunulan KKM’nin 2023 faturası ise 893 milyar lirayı (Ortalama kurla yaklaşık 37.6 milyar dolar) buldu. Bunun 833 milyarını tek başına ödeyen Merkez Bankası 2023’ü 818.3 milyar lira rekor zararla kapattı. KKM için 2024 yılında 240.2 milyar, 2025’te de 166.5 milyar lira ödeme yapan Merkez, 2024’te 700.4 milyar, 2025’te de ise 1 trilyon 65 milyar lira zarar etti. KKM için ödenen para güncel kurla 54.9 milyar doları aşıyor. 2.5 milyon lira maliyetle 1 milyon konut yapılırdı Emekliye, işçiye, memura, fakire fukaraya ‘para yok’ diye sırt çevrilirken 2.6 trilyonluk devasa kaynağın tamamı KKM adı altında zenginlere aktarıldı. Yaklaşık 55 milyar doları bulan bu parayla her biri 2.5 milyon lira maliyetle 1 milyon 57 bin konut yapılabilir ve evsizlere dağıtılabilirdi. Ya da 16 milyon emeklinin her birine 165 bin lira dağıtılır, nefes alması sağlanabilirdi. İşsiz gençlere istihdam sağlamak için her biri 1 milyar liralık yatırımla 2 bin 643 adet devasa fabrika kurulur hem ekonomi canlandırılır hem de işsizlik azaltılabilirdi.

Enerji şoku faiz indirimini engelliyor Haber

Enerji şoku faiz indirimini engelliyor

Yıla faiz indirimi beklentisiyle giren piyasalarda ‘şahin’ politikaların devam edeceği beklentisi hakim olmaya başladı. Küresel piyasalar nisan ayına İran merkezli jeopolitik gerilimlerin gölgesinde girerken, tedarik endişeleriyle 115 dolar seviyelerine kadar tırmanan Brent petrol, yüksek enflasyonun kalıcı hale geleceği korkusunu tetikleyerek, para politikasının dizginlerini elinde tutan merkez bankalarının mevcut planlarını doğrudan etkiledi. Yaşanan bu ani enerji şoku, yıla faiz indirim döngüsü beklentisiyle giren majör merkez bankalarının nisan ayındaki toplantılarında planları değiştirdi. 29 Nisan’da toplanacak ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimlerini ertelemesi bekleniyor. Fed, kararını 30 Nisan’da açıklayacak. Avrupa Merkez Bankası’nın da (ECB) olası bir ‘faiz artırımı’ senaryosu dahi yeniden dillendirilmeye başlandı. İngiltere Merkez Bankası’na (BOE) yönelik faiz indirimi beklentileri ise yerini sabit tutma eğilimine bırakırken, Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) faiz artıracağına ilişkin öngörüler güçlendi. 22 Nisan’da toplanacak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) da değişen bu küresel ve yerel şartlar ışığında faiz kararını piyasalarla paylaşacak. Enerjide ‘hürmüz’ çıkmazı İstanbul Ticaret’e değerlendirmede bulunan Gedik Yatırım Yatırım Danışmanlığı Müdür Yardımcısı Onurcan Bal, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan ve halen devam eden mevcut savaş halinin en çok enerji piyasalarını vurduğunu belirtti. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki sert artışın nedenlerini detaylandıran Bal, “Bölgedeki altyapı tesislerinin zarar görmesi ve üretimin ilerleyen sürece dair ne kadar hasar alacağına ilişkin belirsizliğin yanı sıra dünyadaki petrol ticaretinin yaklaşık beşte birine hizmet eden Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması, enerji maliyetlerinde ciddi bir artışı beraberinde getirdi” dedi. Enerji maliyetlerinin artmasının küresel çapta enflasyon ve büyüme üzerinde olumsuz etkiler yarattığına dikkat çeken Bal, savaş sona erse dahi petrol fiyatlarının çok hızlı bir şekilde savaş öncesi seviyelere dönmesinin ana senaryo olmadığını vurguladı. İndirim döngüsü şimdilik rafa kalktı Son bir buçuk aylık süreçte artan maliyetler ve enflasyon tarafında gündeme gelen endişelerin merkez bankalarının stratejilerini doğrudan değiştirdiğini ifade eden Bal, “Savaş öncesinde küresel piyasalarda hâkim olan kademeli faiz indirim döngüsü şu an için rafa kaldırılmış durumda. Merkez bankalarının faiz indirimlerini ertelediğini söyleyebiliriz” dedi. Küresel çapta çok hızlı bir şahinleşme ve sert faiz artırımları beklemediklerini dile getiren Bal, beklentilerindeki değişimi şu sözlerle aktardı: “Fed’e ilişkin genel beklentiler, bu yıl faiz indirimi yapılmaması yönünde ama kuvvetli bir faiz artırım beklentisi yok. Avrupa Merkez Bankası’nda ise bu yıl faiz değişimi beklenmiyordu, şimdi ‘bir artırım olabilir’ düşüncesi daha ağır basıyor. Fed ve İngiltere Merkez Bankası gibi faiz indirim döngüsünde olan merkez bankalarının bu döngüyü şu an için ertelemesi anlamına geliyor.” Enerji maliyetlerindeki tırmanış, zayıflayan faiz indirimi beklentileri ve riskli varlıklara yönelik azalan iştahın, gelişmekte olan ülkelerden para çıkışlarına sebep olduğunu belirten Bal, jeopolitik riskler sürdükçe bu çıkış eğiliminin devam edebileceğinin altını çizdi. Güvenli liman arayışında yatırımcıların ağırlıklı olarak tahvil ve dolara yöneldiğini aktaran Bal, değerli metallerdeki alışılagelmişin aksine yaşanan düşüşe dikkat çekti: “Normal şartlarda güvenli liman talebiyle altın talep görür, ancak içinde bulunduğumuz sürecin faiz indirim beklentilerini zayıflatması, tahvil faizlerini yükseltmesi ve dolara olan ilgiyi artırması, altını ve gümüşü zayıflatan bir faktör. Enerji maliyetleri yüksek seyretmeye devam ederse altın ve gümüş tarafı zayıf kalmaya devam edebilir.” TCMB için beklenti Küresel jeopolitik tablonun yurt içine yansımalarını da değerlendiren Bal, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) cephesinde de indirim beklentilerinin ötelendiğini kaydetti. Yüzde 1.94 gelen mart enflasyonunun ardından nisan ayının da marttan düşük olmayacağına işaret eden Bal, “Hâlihazırda zaten üst banttan fonlama yapıldığını görüyoruz. Dolayısıyla kısa vadeli bir faiz indirimi şu an bizim taraf için de yok” dedi. Küresel enflasyon korkusunun yeni bir faza geçebileceği uyarısında da bulunan Bal, “savaş uzamaya devam eder, daha da şiddetlenir ve enerji maliyetlerindeki artış eğilimi tekrar hızlanacak olursa hem bizde hem dünyada faiz artırım ihtimalleri daha ciddi konuşulmaya başlanabilir” değerlendirmesinde bulundu. Piyasalar yön arıyor İnfo Yatırım Yatırım Danışmanı Tunç Safa Altunsaray, yıla başlarken dünyada enflasyonun kontrol altına alındığı ve gelişmekte olan ülkelerde dezenflasyon sürecinin devam ettiği iyimser bir tablo olduğunu hatırlattı. Ancak jeopolitik gerilimlerin bu durumu hızla tersine çevirdiğini belirten Altunsaray, “ABD, İran ve İsrail savaşının başlaması, devamında Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve petrolde arz sıkıntısının devreye girmesiyle beraber petrol fiyatlarında ciddi artışlar gördük” dedi. Dünya LNG ticaretinin de sekteye uğramasıyla enerji maliyetlerinin ciddi oranda tırmandığını vurgulayan Altunsaray, enerji fiyatlarındaki yukarı yönlü her hareketin tarihi olarak enflasyonist baskı yarattığını ifade etti. Fiyat istikrarının merkez bankalarının ana görevi olduğunu hatırlatan Altunsaray, değişen beklentileri şu sözlerle özetledi: “Şu an enerji maliyetlerinin artmasından dolayı küresel bir enflasyon riski olduğunu düşünecek olursak merkez bankalarının faiz indirimlerinin rafa kalktığını söyleyebiliriz. Hatta Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası (BOE) gibi kimi merkez bankalarından faiz artışları bile bekleniyor.” Gelişmekte olan borsalardan çıkış hızlandı Gelişmiş ülke merkez bankalarının faiz politikalarındaki şahinleşme eğiliminin piyasalardaki para akışını doğrudan değiştirdiğini vurgulayan Altunsaray, bu durumun borsalar üzerinde baskı oluşturduğuna dikkat çekti. Ocak başından şubat sonuna kadarki süreci örnek gösteren Altunsaray, “Gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının faiz indirimi yaptığı ya da beklendiği dönemlerde genelde gelişmekte olan ülkelerin borsalarına ve piyasalarına para girişi olduğunu görmüşüzdür” dedi. Ancak mevcut tabloda rüzgarın tersine döndüğünü belirten Altunsaray, “Faiz indirimi beklentileri değişip merkez bankalarının faiz politikaları sıkılaşma anlamında değiştiği zaman, gelişmekte olan ülkelerin borsalarından çıkış olup paranın sabit getirili ürünlere gittiğini görmüşüzdür. Aslında şu anda gerçekleşen durum tam olarak bu” değerlendirmesinde bulundu. Yeni güvenli liman talebi Yatırımcıların bu belirsizlik ortamında nasıl bir strateji izlemesi gerektiğine de değinen Altunsaray, portföylerin bir miktar nakitte tutulmasının veya para piyasası fonları (PPF) ile mevduat gibi sabit getirili enstrümanlarda değerlendirilmesinin daha kritik olacağını kaydetti. Altın fiyatlarında yaşanan geri çekilmenin arka planını da açıklayan Altunsaray, şunları söyledi: “Şu an merkez bankalarının altın satması, Körfez ülkelerinden likidite ihtiyacı dolayısıyla altın satılması ve dolar endeksinin (DXY) güçlenmesi geri çekilmelere sebep oldu. Aynı zamanda Fed’in faiz indirimlerini ötelemesi dünyada doları güçlendirdi. Bu yüzden güvenli liman tarafının, piyasadaki belirsizlikten dolayı şu an için sabit getirili ürünlerde olduğunu düşünüyorum.”

JPMorgan Türkiye için faiz beklentisini yükseltti Haber

JPMorgan Türkiye için faiz beklentisini yükseltti

JPMorgan, Türkiye ekonomisine yönelik yayımladığı raporda, enerji fiyatlarındaki yükselişin oluşturduğu risklere dikkat çekerek faizlerdeki yüksek seyrin beklenenden daha uzun süre korunabileceği öngörüsünde bulundu. Raporda Türkiye’de yıllık enflasyonun mart ayında yüzde 30,87’ye gerilediği hatırlatılırken, yıl sonu enflasyon beklentisi enerji fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle daha önce yüzde 26,4 olan seviyesinde yüzde 28’e yükseltildi. Faiz beklentisi de yükseldi JPMorgan, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın politika faizine ilişkin yıl sonu beklentisini yüzde 32’den yüzde 34’e çıkardı. Kısa vadede faiz artışı ihtimalinin de masada olduğu ifade edilerek, TCMB'nin 22 Nisan'da yapacağı PPK toplantısında politika faizini yüzde 37'den yüzde 40'a yükseltmesini bekledikleri belirtildi. Gecelik borç verme faizinin de yüzde 43’e çıkması beklenirken, temmuzda faiz indirimlerinin yeniden başlayabileceği öngörüldü. Faiz indirimlerinde yıl sonuna dek 100'er baz puanlık 3 adım beklendiği belirtildi. Elektrik ve doğalgaza zam beklentisi Raporda, elektrik ve doğalgaz fiyatlarında artış öngörülürken, bu kalemlerde yıllık enflasyonun yüzde 39 seviyesine ulaşabileceği tahmin edildi. JPMorgan’a göre enerji fiyatları kaynaklı enflasyon baskısı devam ettiği sürece, para politikasında sıkı duruş korunacak. Bu da Türkiye’de faizlerin beklenenden daha uzun süre yüksek kalacağı anlamına geliyor.

Enflasyonun ana eğilimi martta geriledi Haber

Enflasyonun ana eğilimi martta geriledi

TCMB Mart Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu’nda akaryakıt fiyatlarındaki yüzde 9,52’lik yükselişin ulaştırma hizmetlerini doğrudan etkilediği vurgulanırken; gıda enflasyonundaki yavaşlama ve dayanıklı tüketim mallarındaki ılımlı seyrin, genel enflasyon görünümündeki bozulmayı dengelediği belirtildi. TCMB, Mart Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporuna göre, tüketici fiyatları mart ayında yüzde 1,94 arttı, yıllık enflasyon 0,66 puan azalışla yüzde 30,87 seviyesinde gerçekleşti. Mart ayında tüketici enflasyonunda, jeopolitik gelişmelere bağlı olarak enerji fiyatları ve bunun ulaştırma hizmetlerine olan yansımaları öne çıktı. İlgili dönemde, enerji fiyatları ham petrol fiyatlarındaki gelişmelere istinaden akaryakıt fiyatları öncülüğünde yüzde 4,75 artarken eşel mobil uygulaması uluslararası enerji fiyat gelişmelerinin enflasyona yansımasını önemli ölçüde sınırladı. Enerji dışı aylık tüketici enflasyonu ise yüzde 1,74 ile sınırlı oranda gerçekleşti. Yılın ilk iki ayında gıda enflasyonunda gözlenen yüksek seyir mart ayında hız kesti. Temel mal enflasyonu dayanıklı tüketim mallarındaki görünümün de etkisiyle düşük seyrini sürdürdü. Diğer taraftan, mevsimsel etkilerden arındırıldığında, aylık hizmet enflasyonu jeopolitik gelişmelerle güçlenen ulaştırma fiyatları kaynaklı olarak yüksek seyrini korudu. Yurt içi üretici fiyatları mart ayında yüzde 2,30 artışla yüksek seyretmeye devam etti ve yıllık üretici enflasyonu 0,52 puanlık artışla yüzde 28,08 oldu. Eşel mobil uygulaması tüketici fiyatları üzerinde sınırlayıcı bir etki oluştururken vergi dışı derlenen üretici fiyatlarının küresel gelişmelerden daha fazla etkilendiği görüldü. Tüketici fiyatları mart ayında arttı Rapora göre, mart ayında tüketici fiyatları artışı yüzde 1,94 olarak gerçekleşti ve yıllık enflasyon 0,66 puan azalarak yüzde 30,87‘ye geriledi. Yıllık tüketici enflasyonundaki düşüşe karşın B ve C endekslerinin yıllık değişim oranları yaklaşık 0,20’şer puan artışla sırasıyla yüzde 30,11 ve 29,68 olarak gerçekleşti. Yıllık tüketici enflasyonuna katkılar incelendiğinde, gıda ve alkolsüz içecekler, temel mallar ile alkol tütün ve altın gruplarının katkıları bir önceki aya kıyasla sırasıyla 0,84, 0,30 ve 0,22 puan azalırken enerji ile hizmet gruplarının katkıları sırasıyla 0,36 ve 0,34 puan arttı. Mevsimsellikten arındırılmış verilerle tüketici fiyatlarının aylık artışı bir önceki aya kıyasla zayıfladı. Bu dönemde gıda enflasyonu yavaşlarken gıda dışı tüketici enflasyonu enerji fiyat gelişmelerine bağlı olarak yükseldi. Aylık artışlar, B endeksinde düşerken C endeksinde yükseliş kaydetti. Fiyat artışları B endeksini oluşturan gruplardan temel mallarda bir miktar yükselirken hizmette yatay seyretti, işlenmiş gıdada ise önemli ölçüde zayıfladı. TCMB bünyesinde takip edilen göstergeler, mart ayında enflasyonun ana eğiliminin gerilediğine işaret etti. Göstergeler üç aylık ortalamalar bazında ise belirgin bir değişim sergilemedi. Hizmet fiyatları mart ayında yüzde 2,39 yükseldi, grup yıllık enflasyonu 0,59 puan artarak yüzde 40,26 seviyesinde gerçekleşti. Bu gelişmede ulaştırma hizmetleri etkili olurken yıllık enflasyon ulaştırma ve haberleşmede arttı, diğer alt gruplarda geriledi. Jeopolitik gelişmelerle mart ayında, artan akaryakıt fiyatlarının etkisiyle ulaştırma hizmetleri fiyatları aylık yüzde 6,07 yükseldi. Bu dönemde, hava yolu ile yurt dışı yolcu taşımacılığı fiyatları (yüzde 10,94) öne çıktı, şehir içi ulaşım hizmetleri fiyat ayarlamalarının gerçekleşen ve sarkan etkileri ile yükselirken şehirlerarası otobüs ücretlerinde akaryakıta ek olarak bayram etkisi gözlendi. Haberleşme hizmetlerinde aylık enflasyon yüzde 3,03 ile görece yüksek seyretti. Kiralarda aylık artış yüzde 2,41 olurken, kira yıllık enflasyonu 1,46 puan azalışla yüzde 52,45’e geriledi. Öte yandan, eğitim başta olmak üzere diğer hizmetler ile lokanta-otel hizmetleri alt grupları bu dönemde görece ılımlı bir seyir izledi. Temel mal grubu fiyatları sınırlı arttı Temel mal grubu fiyatları mart ayında yüzde 0,44 ile sınırlı bir oranda arttı, grup yıllık enflasyonu 0,51 puan düşüşle yüzde 16,06’ya geriledi. Bu dönemde, dayanıklı mal (altın hariç) fiyatları yüzde 0,81 ile ılımlı bir oranda yükseldi. Mart ayında beyaz eşya, otomobil ve mobilya fiyatları sırasıyla yüzde 2,39, yüzde 0,93 ve yüzde 0,76 artarken, diğer elektrikli ve elektriksiz alet fiyatları yüzde 0,26 azaldı. Bu dönemde, giyim ve ayakkabı fiyatları yüzde 2,17 geriledi. Diğer temel mallar alt grubunda aylık enflasyon yüzde 2,20 ile önceki aya kıyasla güçlendi. Enerji fiyatları mart ayında yüzde 4,75 arttı, grup yıllık enflasyonu 6,05 puan yükselerek yüzde 34,24 oldu. Bu gelişmede, ham petrol fiyatlarına paralel olarak artan akaryakıt fiyatları (yüzde 9,52) öne çıktı. Eşel mobil uygulamasıyla, rafineri ürün fiyatlarındaki artışların önemli bir bölümünün maktu ÖTV tutarından karşılanması daha olumsuz bir görünümü sınırladı. Ayrıca, yağışlara bağlı olarak hidroelektriğin elektrik üretimindeki artan payı neticesinde son kaynak tedarik tarifesi (SKTT) kaynaklı elektrik fiyatındaki gerilemenin (yüzde eksi 1,24) sürmesi olumlu katkı verdi. Gıda ve alkolsüz içecekler grubu fiyatlarının artışı yavaşladı Gıda ve alkolsüz içecekler grubu fiyatlarının artışı yüzde 1,79 ile son iki aya kıyasla yavaşladı, grup yıllık enflasyonu ise 4,09 puan düşüşle yüzde 32,36 oldu. Yıllık enflasyon işlenmemiş gıdada belirgin oranda gerilerken, işlenmiş gıdada görece yatay seyretti. Ayrıca bu dönemde her iki grupta aylık fiyat artışları ivme kaybetti. İşlenmemiş gıda grubunda yılın ilk iki ayında sebze fiyatlarında kaydedilen yüksek artışlar, mart ayında yerini görece düşük oranlı bir yükselişe bırakırken et fiyatlarındaki güçlü seyir devam etti. Mart ayında işlenmiş gıdada aylık fiyat artışının yüzde 0,62 ile son iki aya kıyasla belirgin bir şekilde yavaşladığı izlendi. Alkollü içecekler ve tütün grubunda fiyatlar, tütün ürünlerinde şubat ayında yapılan artışın mart ayına sarkan etkisiyle yüzde 4,36 yükseldi. Yurt içi üretici fiyatları arttı Yurt içi üretici fiyatları mart ayında yüzde 2,30 artışla yüksek seyretmeye devam etti ve yıllık üretici enflasyonu 0,52 puan yükselerek yüzde 28,08 oldu. Ana sanayi gruplarına göre incelendiğinde, enerji fiyatları jeopolitik gelişmelerin etkisiyle yüzde 4,65 ile yüksek bir oranda arttı. Diğer taraftan, yağışların seyrine bağlı olarak elektrikte üretici fiyatlarının yüzde 11,2 gerilemesi, enerjide daha olumsuz bir görünümü sınırladı. Ayrıca, dayanıklı tüketim ile sermaye malları fiyatlarında ılımlı bir seyir (sırasıyla yüzde 0,89 ve yüzde 0,68 artış) izlendi. Eşel mobil mekanizması tüketici fiyatları üzerinde sınırlayıcı bir etki oluştururken vergi dışı derlenen üretici fiyatları küresel gelişmelerden daha fazla etkilendi. TCMB açıklamasında "Bu nedenle gelecek dönemde üretici ve tüketici enflasyonları arasında bir ayrışma gözlenmesi söz konusu olabilecektir." değerlendirmesine yer verdi.

REK endeksi TÜFE bazında bir önceki aya göre 3,16 puan arttı Haber

REK endeksi TÜFE bazında bir önceki aya göre 3,16 puan arttı

TÜFE bazlı endeks 102,17'ye çıktıTürkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, Reel Efektif Döviz Kuru (REK) endeksi, TÜFE bazında ocakta bir önceki aya göre 3,16 puan artışla 102,17 seviyesine ulaştı ve Aralık 2025'teki 99,01 seviyesinin üzerine çıktı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) "Reel Efektif Döviz Kuru Gelişmeleri"ni yayımladı ve REK hesaplamasına ilişkin baz yılını güncelledi. Buna göre, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından gerçekleştirilen TÜFE hesaplamasında yapılan baz yılı değişikliği doğrultusunda, REK hesaplamasına ilişkin baz yılı 2025 olarak güncellendi. 2025=100 bazlı reel efektif döviz kuru endeksi, TÜFE bazında ocakta bir önceki aya kıyasla 3,16 puan artarak 102,17 oldu. Endeks, 2025 Aralık'ta 99,01 düzeyindeydi. Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) bazında reel efektif döviz kuru endeksi ise bu dönemde 0,96 puan artarak 99,95'e çıktı. Böylece Türk lirasının değeri, geçen yılın aynı dönemine göre TÜFE bazında 2,57 puan, Yİ-ÜFE bazında 3,88 puan azaldı. TCMB'nin REK endeksi gelişmeleri değerlendirmesinde şu ifadeye yer verildi: "REK endeksindeki artış, temel olarak TÜFE'deki artışın nominal kurdaki artıştan daha fazla olmasından kaynaklanmıştır. TÜFE bazlı REK endeksine etki eden bileşenler incelendiğinde, Türk lirası karşısında, dolar ve euro bir önceki aya göre sırasıyla ortalama yüzde 1,24 ve yüzde 1,44 oranında değer kazanmıştır. TÜFE ise bir önceki aya göre yüzde 4,84 oranında artarken, Yİ-ÜFE yüzde 2,67 oranında artmıştır." Değerlendirmede, Türkiye TÜFE’si endeksin artışına katkıda bulunurken, Dünya TÜFE Sepeti ile Nominal Kur Sepetindeki değişimin endeksi azaltıcı yönde etkilediği ifade edildi.

Merkez Bankası 2026 ya temkinli başladı Haber

Merkez Bankası 2026 ya temkinli başladı

Uzmanlar bu hamlenin temkinli bir adım olduğunu 12 Mart’taki toplantıya kadar da Merkez Bankası’na alan açtığını belirtti. Merkez Bankası 2026 yılına temkinli başladı. Yılın ilk Para Politikası Kurulu toplantısında 150 baz puanlık indirim beklentisine karşılık 100 baz puanlık indirimle Merkez Bankası politika faizini yüzde 38’den yüzde 37’ye çekti. Uzmanlar, yüksek gelmesi beklenen ocak ayı enflasyonunun Merkez Bankası’nın ihtiyatlı davrandırdığını belirtirken borsanın tepkisi sert oldu. Borsa İstanbul’da bankacılık endeksinde karar sonrası düşüş yüzde 3’e yaklaştı. Ekonomim'den Şebnem Turhan'ın haberine göre Merkez Bankası 2025 yılının son toplantısında 150 baz puan indirimle politika faizini yüzde 38’e çekti. Yılın ilk toplantısında ise Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın yaptığı konuşmalarda ocak ve şubat aylarındaki enflasyona dikkat çekmesine rağmen piyasada 150 baz puan indirimin devam edeceği konsensüsü oluştu. 150 baz puanlık indirim beklentilerine karşılık dünkü Para Politikası Kurulu’ndan 100 baz puanlık indirim çıktı. Ve politika faizi yüzde 38’den yüzde 37’ye çekildi. Küresel piyasalardaki dalgalı seyir, jeopolitik gerginliklerin her geçen gün farklı bir bölgeden ortaya çıkması ve güvenli limana yönelen sermaye akımları yurtiçindeki enflasyon verisi kadar Merkez Bankası’nın temkinli kalmasında etken oldu. Talep koşullarının dezenflasyona desteği azaldı Para Politikası Kurulu ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 41’den yüzde 40’a, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 36,5’ten yüzde 35,5’e indirdi. PPK metninde enflasyonun ana eğiliminin aralık ayında gerilediği belirtilirken önceki aylara göre enflasyon paragrafında değişiklikler yaptı. Metinde öncü verilerin ocak ayında aylık tüketici enflasyonunun gıda öncülüğünde arttığına, ana eğilimdeki artışın ise sınırlı olduğuna işaret ettiği yer alırken son çeyreğe ilişkin göstergeler talep koşullarının dezenflasyon sürecine verdiği desteğin azalmasına karşın sürdüğünü ima ettiği belirtildi. Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının ise metinde iyileşme işaretleri göstermekle birlikte dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam ettiğine işaret edildi. Fiyatlandığı kadar hızlı indirim olmayabilir Uzmanların verdiği bilgiye göre Merkez Bankası’nın 100 baz puan indirim yapması ocak ve şubat aylarında enflasyonun yüksek geleceğine dair uyarısını piyasanın kendisi kadar ciddiye almaması da etkili oldu. Uzmanlar 100 baz puan indirimle piyasayı da bu konuda yönleldirmiş olduğuna işaret ederek ana trendde yükselişe metinde çekilen dikkate işaret ederek trendde bozulma olacağı için fren yaptığını belirtti. Merkez Bankası’nın indirimlere devam edeceğini söyleyen uzmanlar ancak yılın ilk yarısında bu indirim hızının piyasanın fiyatladığı kadar hızlı olmayacağını yılın ikinci yarısında daha hızlı indirimler olabileceğine vurgu yaptı. Uzmanlara göre şubat enflasyonu da yüksek gelirse mart toplantısında Merkez Bankası 100 hatta 50 baz puan bile indirimle yola devam edebilir. Ayrışma durumunda sıkılaştırılacak Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendireceği belirtilen metinde kurulun politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyeceği vurgulandı. Adımların büyüklüğü, enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla gözden geçirildiğine işaret edilen metinde enflasyon görünümünün ara hedeflerden belirgin bir biçimde ayrışması durumunda, para politikası duruşu sıkılaştırılacağı kaydedildi. Önceki aylarda olduğu gibi metinde kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla destekleneceği yer alırken, likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edileceği belirtildi. 12 Şubat’ta Enflasyon Raporu 12 Mart’ta PPK Uzmanlar Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın ocak ve şubat aylarında enflasyonda dalgalanma beklendiğine ilişkin açıklamalarını hatırlatarak yüzde 4 seviyesinde gelmesi beklenen ocak enflasyonunun beklentinin altında indirim kararında etkili olduğunu vurguladı. Şimdi gözler önce 3 Şubat’ta açıklanacak enflasyon verisine çevrildi. Enflasyon verisi sonrasında ise 12 Şubat’ta Merkez Bankası yılın ilk Enflasyon Raporu’nu açıklayacak. Bu toplantıda Merkez Bankası hem geçen yıl hedefin neden saptığını açıklayacakken hem de bu yıl için yüzde 16 olarak belirlenen ara hedefte bir değişiklik yapılıp yapılmayacağına ilişkin kararını ortaya koyacak. Bir sonraki PPK toplantısı ise 12 Mart’ta şubat ayı enflasyon verisinin ardından gerçekleştirilecek. Uzmanlar para politikası kurulu kararını nasıl yorumladı? Merkez Bankası otomatik pilotta değil TOBB ETÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Özatay: Merkez Bankası 150 baz puan yerine 100 baz puan indirimle daha temkinli davrandı. Ocak ayı enflasyonunun yüksek çıkacak olması, aralık enflasyonunun kasıma göre yüksek olması bu adımda temel etken. Piyasa bu kararı olumlu karşılayacak şahin duruş olarak nitelendirecektir. Metinde enflasyon paragrafında değişiklik yapılmış ve ocakta aylık enflasyonun yanı sıra ana eğilimin artacağı ancak bu artışın sınırlı olacağı söyleniyor. Ocak aylarında zaten enflasyon yüksek gelir. Merkez Bankası otomatik pilotta değil enflasyon gelişmelerini hedefiyle karşılaştırarak bu çerçevede faiz indirecek yılın geri kalanında. Sürpriz olmazsa yılsonu yüzde 23-24 enflasyonla kapatacağız gibi ama yüzde 16-19 olmayacak. Bu çerçevede politika faizinin de yüzde 30-31 civarı bir yere gelmesini bekleyebiliriz bu da 6-7 puan daha faiz indirimi anlamına geliyor. Elindeki alanı kaybetmeden esneklik sağladı Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kara: Merkez Bankası bugün iyi bir sınav verdi. 150 baz puan indirseydi mart ayındaki toplantıya kadar oynaklıkları yönetmekte güçlük çekebilirdi. Elindeki alanı fazla kaybetmeden kendine bir esneklik sağladı. Karar metnine baktığımızda ılımlı ve temkinli bir ton görüyoruz. Bu da bize mart ayında da faiz indiriminin devam edeceğini ancak büyüklüğünün enflasyon ve piyasa dinamiklerine bağlı olarak 100 veya 150 arasında değişebileceğini gösteriyor. Yıla kredibilitesini güçlendirerek başladı EMCAP Advisory Yönetici Ortağı Dr. İnanç Sözer: Merkez Bankası politika faizini, 150 baz puanlık beklentilerin altında ve fakat tahminimizle uyumlu olarak 100 baz puan indirerek yüzde 37,0’ye çekti. Ekonomik görünüme dair talebin canlı seyrini korumuş olması dezenflasyonist desteği azaltmış olması ve enflasyonun yılbaşı etkisiyle gıda fiyatları öncülüğünde geçici olarak artması nedeniyle faiz indiriminin daha sınırlı yapıldığı ifade edildi. Böylece TCMB, yıla kredibilitesini güçlendirerek başlamak istediğini anlıyoruz. Rezervlerin altın fiyat etkisiyle de olsa artmaya devam ettiği bir dönemde, TL’deki seyrin tahminlerimizle uyumlu olarak daha sınırlı değer kaybetmesi kolaylaştığından, negatif bir gelişme olmadığı müddetçe TCMB uzunca bir süre her toplantısında faiz indirme imkanına sahip. Bu çerçevede bir sonraki toplantısında 150 baz puan indirebileceği bir manevra alanı bulunuyor. 2026 yılı, küresel koşulların da daha destekleyici olması sayesinde Türkiye ekonomisinde büyümeden feragat etmeden enflasyonun kademeli olarak yılsonunda yüzde 24’e gevşeyeceğini öngörüyoruz. Yüzde 16 ara hedefinin değişmeyeceğini sinyali Gedik Yatırım Baş Ekonomisti Serkan Gönençler: 150 baz puanın altında bir indirim piyasada ocak enflasyonuna ilişkin beklentileri bozacağından Merkez Bankası’nın 100 baz puan indirimden kaçınabileceğini düşünüyorduk. Ancak Merkez Bankası 2026 sonundaki enflasyonda yüzde 19 üst bandın altında kalma hedefini tutturma konusunda kararlıyım mesajı vermek için piyasa beklentisinin altında 100 baz puanlık indirim yaptı. Ana motivasyonunun bu olduğunu düşünüyoruz. Bu adımı 12 Şubat’taki Enflasyon Raporu’nda yüzde 16 ara hedefinin değişmeyeceğinin de güçlü bir sinyal olarak algılıyoruz. Mart toplantısında ise ocak ve şubat enflasyonu belirleyici olacak. Ocak enflasyonu yüzde 4,0, Şubat enflasyonu yüzde 2 piyasa beklentilerine paralel geldiği takdirde Merkez Bankası yine 100-150 baz puanlık adımlarla devam edebilir. Ancak TCMB’nin bugünkü kararlıyım mesajını dikkate aldığımızda, ocak ve şubatta beklentilerin üzerinde gelebilecek enflasyon rakamları (örneğin Ocak’ta yüzde 4,5, Şubat’ta %2,5 üzeri rakamlar), faiz indirimlerine ara verilmesini gündeme getirebilir.

Karahan satılan dövizi gün gün açıkladı Haber

Karahan satılan dövizi gün gün açıkladı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, yabancı yatırımcılarla gerçekleştirilen video konferansta, İstanbul Büyükşehir Belediye'sine (İBB) yönelik 19 Mart Çarşamba günü düzenlenen yolsuzluk ve terör soruşturması sonrasında ne kadar döviz satıldığını gün gün açıkladı. Başkan Karahan, çarşamba, perşembe ve cuma günü toplam 25 milyar dolar satıldığını söyledi. Yabancı yatırımcıların yoğun ilgi gösterdiği toplantıda Başkan Fatih Karahan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik 19 Mart Çarşamba günü düzenlenen yolsuzluk ve terör soruşturmasının ardından piyasada yaşanan gelişmeleri değerlendirdi ve soruları yanıtladı.  Piyasalarda oluşan çalkantıyı dindirmek için gereken her şeyi yapacaklarını ifade eden Fatih Karahan, çalkantının geçici olduğunu ve piyasa dostu adımlar attıklarını vurguladı. TCMB'nin ne kadar döviz sattığını açıkladı Karahan, İstanbul Büyükşehir Belediye'sine yönelik soruşturmaların ilk üç gününde piyasalardaki sarsıntıyı engellemek için Merkez Bankası'nın ne kadar döviz sattığına ilişkin bilgileri yabancı yatırımcılarla paylaştı. Toplantıya katılan kaynaklardan edinilen bilgiye göre, operasyonun ilk gününde yani 19 Mart Çarşamba günü Merkez Bankası 10 milyar dolar satış gerçekleştirdi. 20 Mart Perşembe günü 3 milyar dolar satılırken, piyasadan en çok talep ise üçüncü günde, 22 Mart Cuma günü geldi. Cuma günü Merkez Bankası 12 milyar dolar sattı. Fatih Karahan'ın verdiği rakamlara göre Merkez Bankası 3 günde toplam 25 milyar dolar sattı. TCMB Başkanı Karahan söz konusu satış hesabının piyasa tarafından da yapılabildiğini sözlerine ekledi. 'Yerlilerin döviz talebi azalmıştır' Fatih Karahan'ın, dolarizasyonunun devam edip etmeyeceğine dair düşüncelerinin sorulması üzerine "Araştırmalarımıza göre yerlilerin kararları döviz piyasasındaki volatilite ve TL'nin getirisine göre değişmektedir. Yerli talebindeki ilk ivmelenme mevcut gelişmeler nedeniyle artmış ancak daha sonra getirisinin yükselmesiyle ve kur oynaklığının azalmasıyla döviz talebi azalmıştır" dediği aktarıldı. Karahan, Türkiye'nin reel efektif kur bazlı dezenflasyon stratejisinin devam edip etmeyeceğine ilişkin soruya ise şu yanıtı verdi: "TCMB'nin dezenflasyon stratejisi kura bağlı değildir. Burada arz ve talep yönlü faktörler önemli rol oynamaktadır. Talep koşulları iyileştikçe enflasyonda daha iyi sonuçlar göreceğiz. Döviz sepetinde yüzde 4 civarı bir aylık değer kaybı oluşmuştur. Yüzde 30-40 civarı bir geçişkenlik ile enflasyon üzerindeki etkiyi hesaplayabilirsiniz." TCMB Başkanı Karahan yabancı yatırımcılarla gerçekleştirdiği toplantıda, TCMB'nin toplantı bazında karar vermeye devam ettiğine dikkat çekerek, ara toplantının bir gereklilik olduğunu vurguladı. Hazine ve Maliye Bakanlığı, video konferansla ilgili yaptığı açıklamada, "Bir saat süren toplantıya Kuzey Amerika, Birleşik Krallık, diğer Avrupa ülkeleri ve Ortadoğu'dan yaklaşık 4 bin beş yüz yatırımcı yoğun ilgi göstermiştir" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.