SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tcmb

Ekometre - Tcmb haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tcmb haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

TİM’den döviz dönüşüm desteği için yüzde 8 talebi Haber

TİM’den döviz dönüşüm desteği için yüzde 8 talebi

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, ihracatçıların gündemindeki döviz dönüşüm desteği, finansmana erişim, reeskont kredileri ve istihdam teşviklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gültepe, özellikle kur artışının enflasyonun gerisinde kalmasının ihracatçıların maliyet yapısını bozduğunu ve Türkiye'nin fiyat rekabetçiliğini zayıflattığını ifade etti. Döviz dönüşüm desteğinde yeni düzenleme beklentisi Bloomberg HT canlı yayınında konuşan Gültepe, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'ndan (TCMB) alınan bilgi doğrultusunda döviz dönüşüm desteğinde 1 Ekim sonrasında yeni bir açılım yapılmasının beklendiğini söyledi. Destek oranlarında değişiklik öngördüklerini belirten Gültepe, ihracatçıların talebinin daha yüksek bir oran olduğunu ifade etti. “Döviz dönüşüm desteğinde 1 Ekim’den sonra yeni bir açılım yapılacak. Döviz dönüşüm desteği oranlarında değişim bekliyoruz. Biz en az yüzde 8 istiyoruz ama orası zor görünüyor, yüzde 3’ün üzerine ne verirlerse kabul edeceğiz.” dedi. İhracatçının maliyet baskısı büyüyor Gültepe, Türk işletmelerinin ve çalışanların dolar bazındaki maliyetlerinin 2,5 kat arttığını belirtti. Kurun enflasyonla aynı doğrultuda yükselmemesinin ihracatçıların uluslararası pazarlardaki fiyat rekabetini olumsuz etkilediğini söyledi. TCMB'nin kur istikrarı konusunda başarılı olduğunu ifade eden Gültepe, buna karşın kur ile enflasyon arasındaki farklılaşmanın işletmelerin maliyet yapısında önemli bir değişime yol açtığını dile getirdi. İşçilik maliyetlerin yarısından fazlasını oluşturuyor Gültepe, geçmişte işletmelerin toplam maliyetleri içerisinde işçilik giderlerinin yüzde 18-25 arasında bulunduğunu, bugün ise bu payın yüzde 50-55 seviyelerine çıktığını söyledi. Maliyet artışının yalnızca emek yoğun sektörlerde görülmediğine dikkat çeken Gültepe, savunma sanayiindeki değişimi de örnek gösterdi. Buna göre sektörde daha önce yüzde 5 seviyesinde olan işçilik maliyetlerinin toplam maliyet içerisindeki payı yüzde 15'e yükseldi. “Her sektör etkilendi” diyen Gültepe, ücretlerin enflasyon oranında, bazı işletmelerde ise bunun üzerinde artırıldığını; buna karşılık kurdaki yükselişin enflasyonun gerisinde kaldığını belirtti. Gültepe: Türkiye fiyat rekabetçiliğini kaybetti TİM Başkanı Gültepe, mevcut ekonomi politikasının kur, faiz ve enflasyon arasındaki ilişki üzerinden şekillendirildiğini söyledi. “Kuru baskılarsak, enflasyonu düşürürüz, faizi yüksek tutarsak enflasyonu aşağı baskılarız mantığıyla kurgu yapıldı. Bugün Türkiye sürdürülebilir fiyat rekabetçiliğini kaybetti.” ifadelerini kullandı. Gültepe, Orta Vadeli Program'da yer alan projeksiyonların ihracatçılar açısından önemli olduğunu belirterek maliyet, finansman ve rekabetçilik sorunlarına yönelik somut adımların atılması gerektiğini vurguladı. Reeskont kredilerinde bekleme süresi kısaltılmalı İhracatçıların finansmana erişiminin de değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gültepe, TCMB reeskont kredilerinde bekleme sürelerinin kısaltılmasını istedi. Gültepe, ihracatçıların finansmana daha hızlı ve daha düşük maliyetle ulaşabilmesinin rekabetçilik açısından kritik olduğunu ifade etti. İhracatçı için yüzde 15 faizli kredi talebi Mevcut kredi maliyetinin yüzde 26,5 seviyesinde olduğunu belirten Gültepe, ihracatçılara fatura karşılığında yüzde 15 faizle kredi kullandırılması yönündeki taleplerini de dile getirdi. İstihdam desteğinde şartların değiştirilmesi isteniyor Gültepe, istihdam desteğinin mevcut yapısının da yeniden ele alınması gerektiğini söyledi. Özellikle destekten yararlanabilmek için uygulanan istihdamı koruma şartının kaldırılması gerektiğini belirtti. Mevcut desteğin işletmeler açısından yeterli olmadığını savunan Gültepe, “Sadece 3 bin 500 TL destek alıyorum diye, yeni iş alamazken işletmenin yaşama imkanı yok.” dedi. Destekten yararlanan firma sayısının artırılması hedefleniyor TİM Başkanı Gültepe, mevcut koşullarda istihdam desteğinden yararlanabilen işletmelerin oranının yüzde 15-20 seviyesinde kaldığını söyledi. Yeni bir düzenlemeyle daha fazla firmanın istihdam desteğinden yararlanabilmesinin sağlanabileceğini belirten Gültepe, ihracatçıların maliyet ve finansman baskısının azaltılması gerektiğine dikkat çekti.

BofA’dan TCMB’ye ekim ayında 100 baz puanlık indirim tahmini Haber

BofA’dan TCMB’ye ekim ayında 100 baz puanlık indirim tahmini

BofA, yıl sonu politika faizi beklentisini yüzde 36, yıl sonu enflasyon tahminini ise yüzde 29,5 olarak korudu. Bank of America (BofA), Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) para politikası görünümüne ilişkin yeni değerlendirmesini yayımladı. Banka, yüksek enflasyon beklentileri ve devam eden jeopolitik riskler nedeniyle TCMB’nin doğrudan faiz indirimleri için hareket alanının sınırlı olduğunu belirtirken, eylül ayındaki Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizinin sabit tutulmasını bekledi. BofA’ya göre TCMB, yılın ilk ve tek doğrudan politika faizi indirimini ekim ayında gerçekleştirecek. Banka, 100 baz puanlık indirimle politika faizinin yüzde 36 seviyesine çekileceğini öngörüyor. Likidite normalleşmesi dikkat çekti Ekonomist Hande Küçük imzalı değerlendirmede, TCMB’nin İran Savaşı sonrasında oluşan makro-finansal riskler nedeniyle ara verdiği bir haftalık repo ihalelerine yeniden başlaması, likidite politikalarında normalleşme adımı olarak yorumlandı. Söz konusu gelişmeyle birlikte ortalama fonlama maliyeti ve TLREF oranının yüzde 40 seviyelerinden savaş öncesindeki yaklaşık yüzde 37 düzeyine gerilediğine dikkat çekildi. Rezervler ve sermaye girişleri etkili oldu BofA, TCMB Başkanı Fatih Karahan’ın 13 Ağustos’taki Enflasyon Raporu toplantısında verdiği mesajların ardından atılan adımın zamanlamasına da işaret etti. Brüt ve net rezervlerdeki güçlü toparlanma, carry-trade girişlerindeki artış ve iç talepte gözlenen belirgin yavaşlamanın, likidite koşullarındaki normalleşmenin öne çekilmesinde etkili olduğu belirtildi. Eylül ayında faiz değişikliği beklenmiyor Bankaya göre efektif faizlerde yaklaşık 300 baz puanlık düşüş yaşanmasına rağmen, politika faizinde doğrudan bir indirim için mevcut koşullar henüz yeterli değil. Enflasyon beklentilerinin yüksek seyretmesi ve jeopolitik belirsizliklerin sürmesi nedeniyle BofA, TCMB’nin eylül ayındaki PPK toplantısını pas geçmesini ve politika faizini mevcut seviyesinde tutmasını bekliyor. Eylül enflasyonu yüzde 30 bandına gerileyebilir Bank of America, baz etkisinin desteğiyle eylül ayında yıllık enflasyonun yüzde 30-30,5 aralığına gerilemesini öngörüyor. BofA’nın tahminine göre enflasyondaki bu gerilemenin ardından TCMB, politika faizinde indirime gitmek için ekim ayını tercih edecek. Ekimde 100 baz puanlık indirim öngörüsü Banka, yılın ilk ve tek doğrudan politika faizi indiriminin ekim ayında yapılacağını tahmin ediyor. BofA’ya göre TCMB, politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 36 seviyesine çekecek. Bu tahmin doğrultusunda Bank of America’nın Türkiye için yıl sonu politika faizi beklentisi de yüzde 36 seviyesinde bulunuyor. Yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 29,5 BofA, Türkiye ekonomisine ilişkin yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 29,5 seviyesinde korudu. Banka, 2027 yıl sonu için politika faizi beklentisini yüzde 32, enflasyon tahminini ise yüzde 26 olarak açıkladı. Banka, mevcut enflasyon görünümü ve küresel risklerin hızlı ve geniş kapsamlı bir faiz indirim sürecini sınırladığını değerlendirirken, ekim ayında 100 baz puanlık sınırlı bir indirim senaryosunu öne çıkardı.

Merkez Bankası'ndan fiili 3 puanlık faiz indirimi Haber

Merkez Bankası'ndan fiili 3 puanlık faiz indirimi

Bankaların yaklaşık yüzde 40 seviyesindeki fiili fonlama maliyetinin yüzde 37'ye yaklaşması beklenirken, piyasalarda bu adım fiili 3 puanlık faiz indirimi olarak değerlendirildi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlama kararı, para piyasalarında önemli bir gevşeme adımı olarak yorumlandı. TCMB, politika faizini resmen değiştirmese de bankaların fonlama maliyetinin mevcut koşullarda yaklaşık yüzde 40'tan yüzde 37 seviyesine yaklaşmasının önünü açtı. Bu nedenle alınan karar, piyasada fiili 3 puanlık faiz indirimi olarak değerlendiriliyor. TCMB, Türk lirası likidite yönetimi kapsamında 1 Mart 2026 tarihinde ara verilen bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlanmasına karar verdi. Böylece Merkez Bankası yaklaşık altı aylık aranın ardından bankacılık sisteminin fonlanmasında politika faizinden yeniden daha etkin biçimde yararlanabilecek. Politika faizi değişmedi Kararın en önemli ayrıntısı, TCMB'nin politika faizinde yeni bir değişiklik yapmamış olması. Resmi politika faizi yüzde 37 seviyesinde bulunuyor. Ancak haftalık repo ihalelerine ara verilmesi nedeniyle bankaların Merkez Bankası'ndan sağladığı fonlamanın maliyeti politika faizinin üzerine çıkmış ve fiili fonlama maliyeti yaklaşık yüzde 40 seviyesine yükselmişti. Repo ihalelerinin yeniden başlamasıyla birlikte bankaların daha düşük maliyetle, yüzde 37'lik politika faizine yakın seviyelerden fonlanabilmesinin önü açılmış oldu. Piyasalar bunu 'fiili faiz indirimi' olarak okudu Karar, PPK toplantısı yapılmadan para politikası koşullarında gevşeme sağlanması açısından dikkat çekti. Politika faizi kâğıt üzerinde yüzde 37'de kalırken, bankaların fiilen karşı karşıya kaldığı fonlama maliyetinin yaklaşık 3 puan gerilemesi bekleniyor. Bu nedenle ekonomistler ve piyasa çevreleri, adımı teknik bir likidite düzenlemesinin ötesinde, fiili faiz indirimi olarak değerlendiriyor. Söz konusu değişiklik, bankaların kaynak maliyetleri ve para piyasalarındaki faizler üzerinde etkili olabilecek. Gözler bankacılık hisselerine ve kredi faizlerine çevrildi TCMB'nin kararının ilk etkilerinin bankacılık sektöründe görülmesi bekleniyor. Daha düşük fonlama maliyeti, bankaların kredi ve mevduat fiyatlamalarını doğrudan etkileyebilecek unsurlar arasında bulunuyor. Borsa İstanbul'da da bankacılık hisseleri yeni haftaya güçlü alımlarla başladı. Kararın ardından yatırımcıların, para politikası koşullarındaki gevşemenin bankaların maliyetleri ve kârlılıkları üzerindeki olası etkisini fiyatladığı görülüyor. Ancak kredi faizlerinde aynı oranda ve hemen bir düşüş yaşanıp yaşanmayacağı, bankaların fonlama yapısı, piyasa koşulları ve enflasyon görünümüne bağlı olacak. Resmi faiz kararı için gözler 10 Eylül'de TCMB'nin politika faizine ilişkin resmi kararı ise Para Politikası Kurulu'nun takvimi çerçevesinde alınacak. Bu nedenle son adım, resmi politika faizinin yüzde 37'den indirildiği yeni bir PPK kararı anlamına gelmiyor. Buna karşın haftalık repo ihalelerinin yeniden devreye alınması, Merkez Bankası'nın piyasaya sağladığı fonlamanın maliyetini aşağı çekebileceği için para politikası açısından önemli bir gevşeme hamlesi olarak öne çıkıyor.

Borsa İstanbul haftaya yükselişle başladı Haber

Borsa İstanbul haftaya yükselişle başladı

Endeks açılışta yüzde 0,85 artarak 14.637,72 puana ulaşırken, bankacılık endeksindeki yükseliş yüzde 3,77'yi buldu. Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi yeni haftanın ilk işlem gününe pozitif başladı. Cuma gününü yükselişle tamamlayan endeks, açılışta bankacılık hisselerinin öncülüğünde yüzde 0,85 değer kazanarak 14.637,72 puana çıktı. Önceki işlem gününü yüzde 0,82 artışla 14.514,82 puandan kapatan BIST 100 endeksi, haftanın ilk açılışında 122,89 puan yükseldi. Bankacılık hisselerinde güçlü yükseliş Açılışta bankacılık endeksi yüzde 3,77 değer kazanarak sektörler arasındaki en güçlü performansı sergiledi. Holding endeksindeki yükseliş ise yüzde 0,75 oldu. Sektör endeksleri arasında en fazla kazandıran bankacılık olurken, bilişim endeksi yüzde 4,08'lik düşüşle günün açılışında en fazla değer kaybeden sektör olarak öne çıktı. Yurt içi piyasalardaki pozitif görünümde, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlanması yönündeki kararı da etkili oldu. TCMB'nin likidite yönetimine ilişkin bu adımının ardından özellikle bankacılık hisselerine yönelik alımların hız kazandığı görüldü. Küresel piyasalarda yoğun gündem Küresel piyasalar ise yoğun bir veri ve gelişme takvimine temkinli başladı. ABD'de açıklanacak büyüme verileri ve enflasyon göstergeleri, Jackson Hole Ekonomi Politikaları Sempozyumu ile Nvidia'nın finansal sonuçları haftanın küresel piyasalardaki başlıca gündem maddeleri arasında yer alıyor. Orta Doğu'da ateşkese yönelik belirsizliklerin sürmesi de yatırımcıların risk iştahını baskılayan unsurlar arasında bulunuyor. ABD ile İran arasında devam eden müzakerelerden henüz somut bir sonuç çıkmaması ve karşılıklı açıklamaların ekonomik yaptırımlar boyutuna taşınma ihtimali, piyasalardaki belirsizliği artırıyor. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'in İran'a yönelik yeni ekonomik yaptırımları açıklaması beklenirken, jeopolitik risklerin enerji piyasaları üzerindeki etkisi de yakından izleniyor. Özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmeler nedeniyle yüksek seviyelerini koruyan petrol fiyatları, küresel enflasyon endişelerini canlı tutuyor. Piyasaların gözü veri ve beklenti göstergelerinde Bugün yurt içinde finansal hizmetler güven endeksi, sektörel enflasyon beklentileri, hanehalkı beklenti anketi ve finansal kesim dışındaki firmaların döviz varlık ve yükümlülükleri takip edilecek. Analistler, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14.700 ve 14.800 puanın direnç; 14.500 ve 14.400 puanın ise destek seviyeleri olarak öne çıktığını belirtiyor.

Yatırımcı rotayı yurtdışı hisselerine çevirdi Haber

Yatırımcı rotayı yurtdışı hisselerine çevirdi

TCMB verilerine göre toplam yurtdışı hisse yatırımı 4,77 milyar dolarla, hanehalklarının portföyü ise 3,98 milyar dolarla tarihi zirveye çıktı. Portföylerde en büyük payı yüzde 86 ile ABD hisseleri aldı. Yurtiçi yerleşiklerin yatırım tercihinde yılın ikinci çeyreğinde dikkat çekici bir değişim yaşandı. Jeopolitik gerilimlerin etkisiyle dalgalı bir seyir izleyen Borsa İstanbul'da yatırımcı ilgisi zayıflarken, özellikle yapay zeka temasıyla güç kazanan ABD teknoloji hisseleri yurtiçi yatırımcının yeni adresi oldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, yurtiçi yerleşiklerin yurtdışı hisse senetlerindeki toplam yatırımı nisan-haziran döneminde 4,77 milyar dolara ulaşarak tarihi rekor kırdı. Hanehalklarının yurtdışı hisse portföyü de 3,98 milyar dolarla şimdiye kadarki en yüksek seviyesine çıktı. Yatırımcıların yurtdışına yönelmesinde, teknoloji hisselerindeki yüksek getiri potansiyelinin yanı sıra yurtiçinde sınırlı kalan döviz kazancı arayışının da etkili olduğu değerlendiriliyor. Borsa İstanbul'daki dalgalanma tercihi değiştirdi Ekonomim'den Şebnem Turhan'ın haberine göre, yılın ikinci çeyreğinde ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının yarattığı jeopolitik ortam, finansal piyasalar üzerinde etkili oldu. Bu süreçte Borsa İstanbul'daki dalgalı seyir yatırımcı tercihlerinde değişime yol açarken, yurtdışı piyasalarda özellikle teknoloji ve yapay zeka temalı şirketlerin yükselişi Türk yatırımcıların ilgisini artırdı. TCMB'nin sıkı para politikası çerçevesinde TL varlıkları desteklemek amacıyla uyguladığı makroihtiyati tedbirler de yatırım ortamının önemli başlıkları arasında yer aldı. İran savaşı sonrası dezenflasyon programına ilişkin risklerin artması, yüksek faiz ve enflasyonun daha uzun süre devam edebileceği beklentilerini de güçlendirdi. Döviz getirisi arayışı yurtdışına taşındı Haziran 2023'ten bu yana dolar/TL'deki yükselişin görece sınırlı kalması, yurtiçi yatırımcıların döviz bazlı getiri arayışını farklı piyasalara yöneltti. Yılın ikinci çeyreğinde TCMB'nin haftalık repo ihalelerine ara vermesi ve piyasayı üst banttan fonlaması, kredi ve mevduat faizlerinin yüksek seyretmesine neden oldu. Bankacılık sektöründe TL mevduat faizleri ikinci çeyrek boyunca yüzde 40'ın altına gerilemedi. Buna karşılık döviz kurundaki hareketin Merkez Bankası'nın müdahaleleriyle dengelenmesi, yatırımcıların döviz getirisi elde etmek için yurtdışı varlıklara ilgisini artırdı. Yurtdışı portföy yatırımları 9 milyar doları aştı TCMB verilerine göre yurtiçi yerleşiklerin toplam yurtdışı portföy yatırımları yılın ikinci çeyreğinde 9,1 milyar doların üzerine çıktı. Bu tutar ilk çeyreğe göre 1 milyar doların üzerinde gerilemeye işaret etse de, düşüşün önemli bölümünün ilk çeyrekte para piyasası araçlarına yapılan olağan dışı yüksek yatırımlardan kaynaklandığı belirtildi. İlk çeyrekte 1,6 milyar dolar seviyesinde bulunan yurtdışı para piyasası araçları yatırımı, ikinci çeyrekte 127 milyon dolara geriledi. Böylece yatırım tutarı önceki dönemlerdeki eğilimine yeniden yaklaştı. Yurtdışı bono ve tahvil yatırımlarında da gerileme görüldü. İlk çeyrekte 4,66 milyar dolar olan yatırım tutarı, ikinci çeyrekte 4,2 milyar dolara indi. Yurtdışı hisselerde 5 yılda dört katlık büyüme İkinci çeyrekte diğer portföy araçlarında gerileme yaşanırken, yurtdışı hisse senetleri yatırımcıların en fazla ilgi gösterdiği alan oldu. Yurtiçi yerleşiklerin yurtdışı hisse senedi yatırımları, ilk çeyrekteki 3,97 milyar dolar seviyesinden 4,77 milyar dolara yükseldi. Böylece yurtdışı hisse yatırımları tarihi zirvesine ulaştı. Geçen yılın aynı dönemine göre artış yüzde 67,22 olurken, toplam portföyün yüzde 83,4'ünün hanehalklarına ait olduğu görüldü. Hanehalklarının yurtdışı hisse portföyü ise ikinci çeyrekte 3,98 milyar dolara çıktı. Bu rakam, yaklaşık beş yıl önceki seviyenin dört katına ulaşırken, yılın ilk çeyreğine göre yaklaşık 800 milyon dolarlık artış anlamına geldi. Geçen yılın aynı dönemine kıyasla hanehalklarının yurtdışı hisse yatırımlarındaki artış yüzde 68,33 olarak hesaplandı. Bono ve tahvilden çıkıp hisseye yöneldiler Hanehalklarının yatırım tercihlerinde hisse senetleri lehine belirgin bir değişim yaşandı. Yurtiçi hanehalklarının yurtdışı bono ve tahvil yatırımları, yılın ilk çeyreğine göre yaklaşık 500 milyon dolar azalarak 2,18 milyar dolar seviyesinde kaldı. Borsa İstanbul'daki kayıplar ve yurtiçi hisse yatırımlarına yönelik ilginin azalmasıyla birlikte yatırımcıların, döviz bazlı getiri arayışında yurtdışı borsalara yöneldiği görülüyor. Portföylerin yüzde 86'sı ABD hisselerinde Yurtiçi yerleşiklerin yurtdışı hisse yatırımlarında açık ara en büyük pay ABD piyasalarının oldu. TCMB verilerine göre yurtdışı hisse senedi portföyünün yüzde 86'sı ABD hisselerinde bulunuyor. Amerika borsalarındaki toplam hisse yatırımı 4,1 milyar doları aşarken, Avrupa piyasalarındaki hisse portföyü 619 milyon dolar seviyesinde kaldı. Diğer kıtalardaki yatırımlar ise oldukça sınırlı düzeyde gerçekleşti. Özellikle yapay zeka teknolojilerinin sürüklediği ABD teknoloji endekslerindeki güçlü performansın, yurtiçi yatırımcıların Amerikan hisselerine yönelmesinde belirleyici olduğu değerlendiriliyor. İkinci çeyrek verileri, Türk yatırımcının döviz bazlı getiri arayışında yurtdışı piyasalara ve özellikle yapay zeka odaklı teknoloji şirketlerine daha güçlü biçimde yöneldiğini ortaya koydu.

Maliye sıcak parayı izliyor fonlarda vergi seçeneği masada Haber

Maliye sıcak parayı izliyor fonlarda vergi seçeneği masada

Kurumsal ve yabancı yatırımcıların ilgisinin arttığı fonlarda vergi uygulaması dahil çeşitli seçenekler değerlendirilirken, henüz kesinleşmiş bir düzenleme bulunmuyor. Türkiye'de yüksek faiz ortamının etkisiyle büyüyen para piyasası fonları, ekonomi yönetiminin gündemine girdi. Hazine ve Maliye yönetiminin, özellikle kurumsal ve yabancı yatırımcıların bu fonlara yönelttiği kısa vadeli sermayenin büyüklüğünü ve niteliğini incelediği bildiriliyor. Çalışmanın odağında, kısa vadeli sermaye giriş ve çıkışlarının daha istikrarlı hale getirilmesi ve Türkiye'ye gelen kaynakların daha uzun vadeli, üretken yatırımlara yönlendirilmesi bulunuyor. Vergilendirme de değerlendirilen seçenekler arasında yer alıyor. Ancak henüz uygulanmasına karar verilmiş yeni bir vergi bulunmuyor. Fonların büyüklüğü 2,8 trilyon liraya çıktı Para piyasası fonlarının ulaştığı büyüklük, ekonomi yönetiminin neden bu alana odaklandığını gösteren önemli göstergelerden biri. TCMB'nin Finansal İstikrar Raporu'na göre para piyasası ve benzeri fonların toplam büyüklüğü 2023 sonunda 234 milyar lira seviyesindeydi. Bu tutar 30 Nisan 2026 itibarıyla 2,8 trilyon liraya yükseldi. Böylece fonların büyüklüğü yaklaşık üç yılda 12 kat arttı. Bu hızlı büyüme, para piyasası fonlarını Türkiye'nin finansal sisteminde çok daha önemli bir konuma taşırken, bu fonlara yönelen sermayenin niteliği de ekonomi politikası açısından daha fazla önem kazandı. Kurumsal yatırımcıların vergi avantajı dikkat çekiyor Mevcut uygulamada yatırım fonlarından elde edilen gelirlerde stopaj uygulaması yatırımcının niteliğine ve fonun özelliklerine göre farklılaşıyor. Para piyasası fonlarında bireysel yatırımcılar açısından yüzde 17,5 stopaj uygulanırken, mevcut düzenlemeye göre kurumsal yatırımcılar açısından stopaj uygulanmıyor. Bu farklılık, özellikle yabancı kurumsal yatırımcıların kısa vadeli fonlara yönelimi açısından Maliye'nin incelemeye aldığı başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Neden para piyasası fonları tercih ediliyor? Para piyasası fonları, yüksek likidite özellikleri nedeniyle yatırımcıların kısa vadeli nakitlerini değerlendirmesinde önemli bir araç haline geldi. Faizlerin yüksek olduğu dönemlerde yatırımcı açısından likit kalırken getiri elde etme imkanı sunan bu fonlar, özellikle kısa vadeli sermaye için alternatif bir park alanı oluşturuyor. TCMB verileri de bu eğilimin boyutunu ortaya koyuyor. Para piyasası ve benzeri fonların yatırım fonları içindeki payı da son yıllarda belirgin şekilde yükseldi. Maliye'nin hedefi sermayeyi uzun vadeye taşımak Ekonomi yönetiminin çalışmasının yalnızca yeni bir vergi getirilmesine odaklanmadığı belirtiliyor. Sermaye hareketlerinin yapısı, fonlara giriş-çıkışların niteliği ve bu kaynakların ekonomiye katkısı birlikte değerlendiriliyor. Buradaki temel hedef, Türkiye'ye gelen sermayenin kısa vadeli finansal araçlarda kalmak yerine daha uzun vadeli ve üretken alanlara yönelmesini sağlamak. Bu yaklaşım, özellikle doğrudan yatırımlar ile kısa vadeli portföy hareketleri arasındaki farkı yeniden gündeme getiriyor. Kısa vadeli sermaye finansal piyasalara likidite sağlarken, hızlı giriş ve çıkışların finansal istikrar açısından oluşturabileceği riskler de ekonomi yönetiminin takip ettiği başlıklardan biri. Yeni vergi kesinleşmiş değil Para piyasası fonlarına yönelik olası vergi değişikliği konusunda şu aşamada kesinleşmiş bir karar bulunmuyor. Maliye'nin değerlendirdiği seçenekler arasında vergilendirme bulunurken, nihai düzenlemenin nasıl şekilleneceği ve hangi yatırımcı gruplarını kapsayacağı henüz belli değil. Bu nedenle mevcut gelişmeyi doğrudan “para piyasası fonlarına yeni vergi geliyor” şeklinde değerlendirmek için erken. Gözler sermayenin yönünde Para piyasası fonlarının 2,8 trilyon liralık büyüklüğe ulaşması, kısa vadeli finansal araçların Türkiye'deki yatırım tercihleri içerisindeki ağırlığını açıkça ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde ekonomi yönetiminin atacağı adımların, kurumsal ve yabancı yatırımcıların fon tercihleri üzerinde etkili olması bekleniyor. Asıl soru ise kısa vadeli sermayenin vergilendirilip vergilendirilmeyeceğinden çok, Türkiye'ye gelen finansal kaynakların ne kadarının kalıcı sermayeye ve üretken yatırımlara dönüşeceği olacak.

Karahan: Enflasyon beklentileri iyileştikçe faizler geriliyor Haber

Karahan: Enflasyon beklentileri iyileştikçe faizler geriliyor

TCMB Başkanı Fatih Karahan, Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası'nda (ETSO) düzenlenen toplantıda yaptığı sunumda, Merkez Bankası'nın reel sektörle güçlü bir iletişim içinde olduğunu söyledi. 2013 yılından bu yana farklı sektör ve ölçeklerdeki firmalarla yüz yüze görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirten Karahan, "2026 yılında Erzurum ve bölge illerinde 132, son beş yılda ise toplam 1.413 firma ile görüşme yaptık." ifadelerini kullandı. Karahan, bu görüşmelerden elde edilen güncel bilgilerin para politikası kararlarında önemli rol oynadığını, firmalardan gelen beklenti ve önerilerin ilgili kamu kurumlarıyla paylaşıldığını belirterek, reel sektörle çift yönlü bir iletişim yürüttüklerini söyledi. Dezenflasyonda ilerleme sürüyor Sunumunda enflasyondaki gelişmelere de değinen Karahan, Temmuz ayında yıllık enflasyonun yüzde 31,8 seviyesinde gerçekleştiğini hatırlattı. Mayıs 2024'ten bu yana enflasyonda genele yayılan bir gerileme yaşandığını belirten Karahan, özellikle kira ve eğitim kalemlerindeki katılığın azalmasının dezenflasyon sürecini desteklediğini ifade etti. İş yeri kira enflasyonundaki düşüşün maliyet baskılarını hafiflettiğini vurgulayan Karahan, iç talepte dengelenmenin sağlandığını, tüketici ve firmaların enflasyon beklentilerinde de gerileme görüldüğünü söyledi. Buna karşın gıda fiyatlarında ürün bazında yüksek oynaklığın sürdüğünü, jeopolitik gelişmeler nedeniyle enerji fiyatlarında yukarı yönlü baskının devam ettiğini belirten Karahan, kira ve eğitimde dezenflasyonun süreceğini, ancak savaş kaynaklı maliyet artışlarının yurt içi fiyatlar üzerinde etkisini sürdürdüğünü kaydetti. "Politika faizindeki gerileme piyasa faizlerine yansımaktadır" İç talepteki yavaşlamanın daha belirgin hale geldiğini ifade eden Karahan, bu durumun ithalattaki artışı da 2022'ye kıyasla sınırladığını söyledi. Reel sektörün enflasyon beklentilerinin savaş dönemindeki yükselişin ardından gerilemeye başladığını dile getirdi. Kredi faizlerinin enflasyon ve enflasyon beklentilerinden doğrudan etkilendiğini vurgulayan Karahan, şöyle konuştu: "Faiz indirimleri ancak enflasyon kontrol altındayken etkili olabilir. Enflasyon beklentileri iyileştikçe kredi ve tahvil faizleri gerilemektedir. Politika faizindeki gerileme piyasa faizlerine yansımaktadır." Küresel risklere dikkat çekti Karahan, savaşın küresel ekonomiye etkilerinin sürdüğünü belirterek, küresel büyüme beklentilerinin aşağı yönlü revize edilirken enflasyon tahminlerinin yükseldiğini söyledi. Savaşın enflasyonist baskıları artırdığını ifade eden Karahan, yıl sonu piyasa beklentilerine göre ABD Merkez Bankası (Fed) politika faizinin yüzde 3,97, Avrupa Merkez Bankası (ECB) politika faizinin ise yüzde 2,59 seviyesinde öngörüldüğünü aktardı. Jeopolitik gelişmeler ve yapay zekâ yatırımlarının küresel büyüme dinamiklerini değiştirdiğini belirten Karahan, küresel tedarik zincirlerindeki yeniden yapılanmanın Türkiye'nin ihracatına olumlu katkı sağladığını ve ihracatçı firmaların beklentilerinin olumlu seyrettiğini söyledi. "Sıkı para politikası sürecek" Fiyat istikrarının yatırım ve üretim ortamını güçlendirdiğini vurgulayan Karahan, dezenflasyon sürecinin verimliliği desteklediğini belirtti. Çalışan başına üretimin 2026 yılının ilk çeyreğinde yıllık yüzde 3,8 arttığını ifade eden Karahan, sıkılaşma dönemlerinde AR-GE harcamalarının yükseldiğini ve yüksek verimliliğe sahip firmaların ekonomik dalgalanmalara karşı daha dayanıklı olduğunu söyledi. Konuşmasının sonunda para politikasına ilişkin mesaj veren Karahan, fiyat istikrarı sağlanıncaya kadar sıkı para politikası duruşunun sürdürüleceğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: "Kurul, politika faizine ilişkin adımları enflasyon gerçekleşmeleri, ana eğilimi ve beklentilerini dikkate alarak belirleyecektir. Para politikası kararları toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması halinde para politikası duruşu ilave sıkılaştırılacaktır."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.