SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tarım

Ekometre - Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İş dünyası Gümrük Birliğinde güncelleme istiyor Haber

İş dünyası Gümrük Birliğinde güncelleme istiyor

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında 1996 yılından bu yana yürürlükte olan Gümrük Birliği (GB), özellikle sanayi malları üzerinden kurgulanarak ikili ticaret hacmini önemli ölçüde büyüttü. Ancak aradan geçen 30 yılda küresel ticaret yapısı kökten değişti. Hizmetler, dijital ekonomi, yeşil dönüşüm ve kamu alımları gibi yeni alanlar mevcut anlaşmanın yenilenmesi ihtiyacını ortaya çıkardı. İkili ticaret hacminin 8 kat artarak 230 milyar doları aştığı ve ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 100 seviyesine yakın seyrettiği bildirildi. Bu süreçte orta-yüksek teknolojili ürünlerin ihracattaki payının yüzde 43.5’e yükselmesi ve Türkiye’nin dünya ihracatından aldığı payın iki katına çıkması dikkat çekti. Ancak mevcut yapının artık küresel ekonominin yeni dinamiklerini karşılamakta zorlandığı değerlendirmesi yapılıyor. 3 AŞAMALI SÜREÇ Gümrük Birliği’nin güncellenmesine yönelik müzakerelerin resmen başlayabilmesi için ilk adımın AB Komisyonu tarafından atılması gerekiyor. Komisyon, güncelleme için kapsam ve çerçeveyi içeren müzakere taslağını hazırlayarak yetki talebinde bulunuyor. Ancak Komisyon tek başına müzakere başlatamıyor. Resmi yetkilendirme kararı ise üye ülkeleri temsil eden AB Konseyi tarafından alınıyor. Konsey, Komisyon’a müzakere yetkisi verdiği takdirde süreç teknik olarak başlatılmış sayılıyor. Mevcut aşamada beklenen adımın bu yetkilendirme kararı olduğu belirtiliyor. Müzakereler tamamlandıktan sonra ortaya çıkacak nihai anlaşma metninin yürürlüğe girebilmesi için ise Avrupa Parlamentosu onayı gerekiyor. TÜRKİYE REKABET GÜCÜNÜ KORUMALI Türk özel sektörü, AB üyesi ülkelerin siyasi başlıkları bir yana bırakıp resmi görüşmelerin başlaması için kapıyı açmasını talep ediyor. Çünkü değişen dünya konjonktürüyle birlikte AB’nin tedarik kanallarını Türkiye ile güvenceye alması mümkün. Türkiye ise hem yeni gelişen sektörleri kapsayan hem de üçüncü ülkelerle ticarette yaşanan asimetriyi gideren bir Gümrük Birliği güncellemesi ile rekabet gücünü korumak istiyor. ‘KAZAN-KAZAN’ FORMÜLÜ Türk iş dünyasında güncelleme süreci ‘kazan-kazan’ formülü çerçevesinde ele alınarak şu başlıklar öne çıkarılıyor: 1. Hizmetler, tarım ve kamu alımlarının kapsama alınması 2. AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşmalarında (STA) eş zamanlı ve bağlayıcı katılım sağlanması 3. Ulaştırma kotalarının kaldırılması ve lojistik engellerin azaltılması 4. Yeşil ve dijital dönüşüm sürecinin finansman ve teknik işbirliğiyle desteklenmesi 5. Uyuşmazlık çözüm mekanizmalarının güçlendirilmesi ve karar süreçlerine daha etkin katılım sağlanması. Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin, mevcut ticaret hacmini artırmanın ötesinde, Avrupa değer zincirlerinin güçlendirilmesi ve küresel rekabette konumun sağlamlaştırılması açısından yapısal bir adım olacağı değerlendiriliyor. STA’LARDA UYUMSUZLUK VAR İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, Gümrük Birliği’nin şu anki halinde yaşanan en büyük sorunlardan birinin iki tarafın bağımsız olarak imzaladığı STA’ların giderek uyumsuzluk yaratması olduğunu söyledi. Zeytinoğlu, “STA konusunda AB ve Türkiye arasında giderek artan bir uyumsuzluk var. Türkiye’nin 44 STA’sına karşılık AB’nin 80’e yakın ülke ve bölge ile ticaret, ortaklık anlaşmaları bulunuyor. AB ile ticaret anlaşması bulunan ülkeler Türkiye pazarına da gümrüksüz erişim sağlarken, Türkiye ayrı bir STA’sı olmadığı zaman bu ülkeyle ticaretini serbestleştiremiyor. Yani mütekabiliyet ortadan kalkıyor” diye konuştu. HİNDİSTAN-MERCOSUR FAKTÖRÜ AB, Güney Ortak Pazarı (MERCOSUR) ve Hindistan Anlaşması ile ticari ağlarını 1 milyar 800 milyona yakın bir nüfusu kapsayan coğrafyaya kadar genişletti. AB, bunun yanı sıra Endonezya ile STA müzakerelerini tamamlarken, Meksika ile Global Anlaşması’nı modernize etti. Bu durumun AB’nin Çin ve ABD dışında önemli ticaret oyuncuları ile serbest ticaret ağını giderek genişletip, konsolide etmesi anlamına geldiğini söyleyen Zeytinoğlu, şu uyarıyı yaptı: “Gümrük Birliği’nin yapısı gereği, ticaretteki değişimlere adapte olacak şekilde güncellenmesi gerekiyor. Türkiye ve AB, masaya oturup giderek büyüyen sorunları çözmek için çaba sarf etmeli.” TARİFELER VE ÇİN Öte yandan, ABD tarifeleri ve Çin’in agresif dış pazar politikası dikkate alındığında AB’nin ticari kayıpları söz konusu. Bu nedenle AB için de Türkiye ile ekonomik ve sınai tamamlayıcılık, ekonominin dirençliliği ve tedarik zincirlerinin dayanıklılığı açısından güncelleme kaçınılmaz gözüküyor. Zeytinoğlu, bu durumun AB açısından sadece ticaret değil, yatırım açısından da olumsuz bir tabloya neden olduğunu belirterek, şunları söyledi: “AB açısından Türkiye’nin aldığı ticari korunma tedbirleri sebebiyle kayıplar gerçekleşiyor. Örneğin İtalya’dan yapılan ithalatta 2024 ve 2025 arasında yüzde 18’lik bir azalma var. Ayrıca AB tedarik zincirlerini güçlendirme, daha dayanıklı hale getirme ve çeşitlendirme arayışı içinde. Türkiye, bu açıdan sınai kapasitesi ile önemli bir ortak. Ayrıca ticaretin yanı sıra yatırım boyutuyla da düşündüğümüzde Gümrük Birliği ilişkisinin statik kalması ve yıpranması AB açısından da kayıptır.” AB LİDERLERİNE AÇIK MEKTUP DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri tarafından hazırlanan ve Türk iş dünyasının beklentilerini içeren açık mektup, 26 AB üyesi ülkenin iş konseyi başkanının imzasıyla Avrupa Birliği liderlerine gönderildi. MADE IN EUROPE UYARISI Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve çelik kotalarını ‘yeni ticaret duvarları’ olarak tanımlayan DEİK Başkanı Nail Olpak, AB’nin Made in Europe yaklaşımıyla üretimi kendi sınırları içine çekme eğilimine dikkat çekti. Türkiye’nin bu çemberin dışında bırakılmaması gerektiğinin altını çizen Olpak, Türkiye’nin Avrupa üretim ekosisteminin doğal bir parçası olduğunu vurguladı. ‘TÜRKİYE, AVRUPA İÇİN VAZGEÇİLMEZ ORTAK’ DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ ise Türkiye-AB ilişkisinin yalnızca diplomatik değil, aynı zamanda ekonomik entegrasyon ve ortak üretim anlamına geldiğini söyledi. Türkiye’nin genç nüfusu, sanayi altyapısı, enerji ve lojistik gücüyle Avrupa’nın stratejik geleceğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Yalçındağ, bu yıl somut sonuçlar alınması çağrısında bulundu. İTO BAŞKANI ŞEKİB AVDAGİÇ: BAKANLIĞIN HASSASİYETLE GEREKENİ YAPACAĞINA İNANIYORUZ İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, AB’nin MERCOSUR ve Hindistan ile sonuçlandırdığı serbest ticaret anlaşmalarının, Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği anlaşmasını hızla güncellemesi gerektiğini bir kez daha gösterdiğini söyledi. Avdagiç, “AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarından yana yaşadığımız olumsuzlukların ve risklerin giderilmesi için bir an evvel tedbir alınması yararlı olacaktır. Ticaret Bakanlığı’nın konuyu hassasiyetle ele aldığına ve gerekenleri yapacağına inanıyoruz. Öte yandan, mevcut küresel konjonktürde STA imzaladığımız diğer ülkelerle ithalat-ihracat dengesi göz önüne alınarak STA’ların yeniden müzakere edilmesi ve revize edilmesi gerektiğini düşünüyoruz” dedi. BAKAN BOLAT: GÜNCELLEME AB İÇİN DE ZORUNLULUK Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Gümrük Birliği’nin Türkiye ekonomisinin aleyhine işlediği yönündeki görüşlerin gerçeklerle örtüşmediğini belirtti. Bolat, Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin yalnızca Türkiye için değil, AB’nin ekonomik güvenliği açısından da zorunluluk haline geldiğini vurguladı. AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının yarattığı asimetriler ve karar alma süreçlerine Türkiye’nin sınırlı katılımının güncelleme tartışmalarının merkezinde yer aldığını ifade eden Bolat, taşımacılık kotaları ve iş insanlarının serbest dolaşımının önemine dikkat çekti. Bolat, Avrupa Komisyonu ile ‘Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu’ toplantılarının başlatıldığını, Gümrük Birliği kapsamında sorun oluşturan 29 alt başlıktan 15’inin karşılıklı uzlaşıyla çözüldüğünü belirtti. Kalan başlıklar için temasların ve toplantıların sürdüğünü aktardı. Bolat, müzakerelerin resmen başlayabilmesi için AB Konseyi tarafından Komisyonun yetkilendirilmesi gerektiğini, bu süreç beklenirken teknik diyalog kanallarının işletildiğini söyledi.

Yenişehir’de Endüstri Bölgesi kuruluyor Haber

Yenişehir’de Endüstri Bölgesi kuruluyor

Bursa’nın tarım ve lojistik üssü olan Yenişehir, son aylarda yapılan girişimlerle sanayi ve teknoloji alanında da Türkiye’nin yükselen yıldızı olma yolunda kararlı adımlarla ilerliyor. Yenişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde yürütülen imar revizyonları, Sümbüllük Bacasız Sanayi Bölgesi’ndeki altyapı çalışmaları ve Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi ile yakalanan ivmenin ardından, ilçede büyük bir alanda Endüstri Bölgesi kurulması için somut bir süreç hayata geçirildi. Yenişehir’de resen Endüstri Bölgesi kurulmasına yönelik etüt çalışmaları yürütülürken, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ilgili kurumların görüşlerini almaya başladı. Bu gelişme, Yenişehir’in sanayi ve üretim vizyonu açısından bugüne kadar atılmış en stratejik ve en güçlü adımlardan biri olarak öne çıkıyor. ‘Gece gündüz çalışıyoruz’ Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, Yenişehir’in planlı sanayileşme ile kalkınacağını vurguladı. Başkan Özel, Yenişehir’in geleceği için yoğun bir çalışma yürüttüklerini belirterek, “Yenişehir’imizin kalkınması ve gelişmesi için gece gündüz çalışıyoruz. Tarımı güçlendirmek, sanayiyi büyütmek ve istihdamı artırmak adına ilgili kurumlarla sürekli görüşmeler gerçekleştiriyoruz” dedi. Yenişehir için büyük dönüşüm ve gelişim süreci Başkan Özel sözlerini şöyle sürdürdü: “Yenişehir’imiz artık kabuğunu kırıyor. Yenişehir Organize Sanayi Bölgemizdeki revizyonlar, Sümbüllük Bacasız Sanayi Bölgesi’ndeki altyapı çalışmalarıyla birlikte sanayi alanında büyük bir dönüşüm sürecine girmişti. Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi ile tarım ve sanayi entegrasyonunu sağlamak adına önemli bir adım atılmıştı. Şimdi ise Bakanlığımızın planladığı bu dev Endüstri Bölgesi projesiyle ilçemizin; tarım ve lojistik merkezi olmasının yanısıra, sanayinin ve teknolojinin de merkezi yapma yolunda çok güçlü bir kapı daha aralıyoruz.” ‘Endüstri bölgesi, yenişehir için büyük bir vizyon’ Yenişehir’e yapılacak bu büyük yatırımın on binlerce kişilik istihdam sağlayacağına vurgu yapan Başkan Ercan Özel, Endüstri Bölgesi’nin ilçeye kazandıracağı avantajları sıralarken; “Endüstri Bölgelerinin her şeyden önce planlı sanayileşmenin en güçlü adımı” olduğunu ifade etti. Bu projeyle Fabrikaların yerleşim yerlerine ya da doğal alanlara gelişigüzel kurulmasının önüne geçileceğini, sanayi faaliyetlerinin, önceden belirlenmiş ve altyapısı hazırlanmış alanlarda toplanacağını, bu da hem düzenli büyümeyi hem de sağlıklı bir kentleşmeyi beraberinde getireceğini bildirdi. Başkan Özel; “Endüstri Bölgelerinin aynı zamanda çevreyi ve tarımı koruyan bir model olduğunu, atık yönetimi, arıtma tesisleri ve emisyon kontrollerinin merkezi şekilde yapılacağını, böylelikle tarım arazilerimizin ve yaşam alanlarımızın sanayinin olumsuz etkilerinden korunmuş olacağını ifade ederken, Yenişehir’in bereketli topraklarını koruyarak üretimi büyütmeyi hedefliyoruz” dedi. Yenişehir’in dönüm noktası Endüstri Bölgesinin, üretim verimliliğini artıran bir yapıya sahip olacağını anlatan Başkan Ercan Özel, “Bursa’da 4 tane Endüstri Bölgesi var. 5’ncisi ise ilçemizde kurulacak. Bizim hedefimiz; Yenişehir’i sadece bugünün değil, geleceğin de üretim, sanayi ve teknoloji merkezi haline getirmek. Bu Endüstri Bölgesi, ilçemizin kalkınma yolculuğunda çok önemli bir dönüm noktası olacak. Yenişehir kazanacak, Bursa kazanacak, Türkiye kazanacak” ifadelerini kullandı. Başkan özel’den özel teşekkür Başkan Özel açıklamasının sonunda, Yenişehir’in gelişmesi ve kalkınması için bizlerden desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Mehmet Fatih Kacır’a, il başkanımız sayın Davut Gürkan’a ve Bursa Milletvekillerimize şükranlarımı sunuyorum” dedi.

Gıdada karekod uygulaması geliyor Haber

Gıdada karekod uygulaması geliyor

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 1 Ocak'tan bu yana 503 bin gıda denetimi yaptıklarını belirterek, "Bu denetimler sonucunda 11 bin 702 uygunsuzluk tespit ettik ve 1 milyar 56 milyon lira cezai işlem uyguladık." dedi. Ayrıca Bakan Yumaklı, işletmeye ait denetim sonuçlarının uygulamada gösterileceğini ifade ederek, "Gıdada karekod uygulaması 28 Temmuz itibarıyla tüm işletmelerde zorunlu olacak." ifadelerini kullandı. Yumaklı, Orman Genel Müdürlüğü Toplantı Salonu'nda düzenlenen Dünya Gıda Güvenilirliği Etkinliği'nde, 7 Haziran'ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararıyla Dünya Gıda Güvenilirliği Günü olarak kutlandığını söyledi. Bakanlık olarak gıdanın tohumdan çatala kadar her aşamasında yer aldıklarına işaret eden Yumaklı, "Bu süreci üç başlık altında toplayabiliriz. Birinci olarak, gıda arz güvenliğini sağlamak için üretim. İkinci olarak, tarım ile sanayi entegrasyonunun sağlanması için kırsal kalkınma yatırımları. Üçüncüsü de gıdanın kontrol denetim mekanizması." ifadesini kullandı. Yumaklı, gıdanın güvenilir olmasının, üretimin ilk başladığı yerden izlenerek takip edilmesine bağlı olduğunu dile getirdi. 1 Ocak'tan bu yana 503 bin gıda denetimi yaptık Gıda denetimleriyle halkın sağlıklı, güvenilir ve kaliteli gıdaya ulaşmasını sağlamayı amaçladıklarını belirten Yumaklı, "81 ilimizde güçlü bir denetim alt yapımız var. 41 kamu ve 107 özel gıda kontrol laboratuvarımız hizmet veriyor. Gıdaya yönelik 15 AR-GE merkezimiz var. 8 binden fazla gıda kontrol görevlimiz iş başında. Bu güçlü altyapıyla, 2024 yılında 1,3 milyondan fazla denetim yaptık. 1 Ocak'tan bu yana 503 bin gıda denetimi yaptık. Bu denetimler sonucunda 11 bin 702 uygunsuzluk tespit ettik ve 1 milyar 56 milyon lira cezai işlem uyguladık, 301'i hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduk." diye konuştu. Son 3 yılda 250 bin pestisit denetimi yaptık Yumaklı, pestisit konusunda büyük bir dezenformasyon faaliyeti yürütüldüğünü ifade ederek şunları söyledi: "Sanki yediğimiz her gıdada çok fazla pestisit varmış, çiftçilerimizin tamamı bunu yapıyormuş gibi vatandaşımızı paniğe sevk edici konuların gündeme getirilmesini iyi niyetli görmüyoruz. Avrupa Birliği ile tam uyum halindeyiz. Bugüne kadar 223 maddenin ürünlerde kullanımını yasakladık. Hasat öncesinde, sırasında ve sonrasında, haller, paketleme tesisleri ve son tüketim yerlerinde denetimlerimize devam ediyoruz. Son 3 yılda 250 bin denetim yaptık. Pestisit kalıntı miktarını son 3 yılda yüzde 35 azalttık. İhracata gidip dönen ürün oranı binde 1'ler seviyesinde. Hem yurt içi uygunsuzluklarda hem yurt dışından geri dönüşlerde ürünün iç piyasaya girişine izin vermiyoruz. İmha ediyoruz veya enerji üretiminde kullanıyoruz. Bu alanda dünyada kabul edilen sınırların dışında değiliz." Pestisit için sahada üreticiler, çiftçiler ve ihracatçı birlikleriyle çalışma içinde olduklarını belirten Yumaklı, pestisit kullanımıyla ilgili eğitim ve yayım faaliyetlerine devam ettiklerini dile getirdi. Yumaklı, pestisitle mücadeleyi daha da yaygınlaştıracaklarını vurguladı. Karekod bulundurma zorunluluğunu 28 temmuz 2025'te başlatıyoruz Gıda işletmelerinde en son ne zaman denetim yapıldığı bilgisine vatandaşların ulaşması için karekod uygulamasını hayata geçirdiklerini anımsatan Yumaklı, Tarım Cebimde uygulamasıyla vatandaşların kontrol yapabileceğini söyledi. Yumaklı, işletmeye ait denetim sonuçlarının uygulamada gösterileceğini ifade ederek, "Gıdada karekod uygulaması 28 Temmuz itibarıyla tüm işletmelerde zorunlu olacak." dedi. Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Ersin Dilber de vatandaşın sofrasına güvenilir gıdanın temin edilmesi için çalıştıklarını, bu konuda tüketici bilincini artırmak için projeler yürüttüklerini belirtti. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü Türkiye Temsilci Yardımcısı Ayşegül Selışık da gıda denetimlerinin tüketiciler için önemine işaret etti. Selışık, sektörün üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesinin önemli olduğunu dile getirdi. Bakan Yumaklı, açılış konuşmalarının ardından coğrafi işaret olarak tescil edilmiş ürünlerin yer aldığı stantları ziyaret etti.

Tarımda kimyasal kullanımı ciddi şekilde denetlenmeli Haber

Tarımda kimyasal kullanımı ciddi şekilde denetlenmeli

Uzmanlar, bu ürünlerde tespit edilen yüksek dozda pestisit kalıntılarının kalp krizi riskini artırdığını belirterek, acil önlem çağrısında bulundu. Sofralarımıza gelen bu görünmez tehlike, her geçen gün daha fazla insanı öldürüyor! Türkiye’nin manav ve pazarlarında satılan sebze ve meyvelerdeki tarım ilaçlarının, halk sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor.Uzmanlar, bu ürünlerde tespit edilen yüksek dozda pestisit kalıntılarının kalp krizi riskini artırdığını belirterek, acil önlem çağrısında bulundu. Sofralarımıza gelen bu görünmez tehlike, her geçen gün daha fazla insanı öldürüyor! Yıkamak Yetmiyor, Zehir Vücutta Birikiyor! Son dönemde yapılan araştırmalar, Türkiye’de üretilen ve iç piyasaya sunulan sebze-meyve ürünlerinde, Avrupa Birliği tarafından yasaklanan pestisitlerin hâlâ kullanıldığını gösteriyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın denetimlerinin yetersiz kaldığı iddiaları, bu zehirli maddelerin domates, biber, elma gibi günlük tükettiğimiz gıdalarda sınırların kat kat üzerinde bulunduğunu ortaya koydu. Daha da korkutucu olanı, bu kimyasalların yıkamayla tamamen temizlenememesi ve vücutta birikerek uzun vadeli hasarlara yol açması. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Yılmaz, pestisitlerin kalp sağlığı üzerindeki etkisine dikkat çekiyor: “Bu kimyasallar, damar sertliğine yol açıyor, kan basıncını yükseltiyor ve kalp ritmini bozuyor. Genç yaşta kalp krizi vakalarının artmasının altında yatan nedenlerden biri bu olabilir. İnsanlar farkında olmadan her lokmada riski büyütüyor.” Uzmanlar, özellikle çocuklarda ve yaşlılarda bu etkinin daha yıkıcı olduğunu vurguluyor. “Her Gün Zehir Yiyoruz” Ankara’daki bir pazarda alışveriş yapan Ayşe Hanım, duydukları karşısında şokta: “Domatesi, salatalığı yıkayıp yiyoruz diye güveniyoruz ama meğer zehir yiyormuşuz. Çocuklarım için korkuyorum, bu gidişle hepimiz hasta olacağız.” Tüketici Birliği Federasyonu’ndan yapılan açıklamada ise, “Yüksek dozda pestisite maruz kalmak, kalp krizi, kanser ve nörolojik hastalıkları tetikliyor. Tarım Bakanlığı denetimleri artırmalı ve şeffaf olmalı” denildi. Geçtiğimiz aylarda ihracata gönderilen bazı ürünlerin, pestisit kalıntısı nedeniyle Avrupa’dan geri dönmesi, iç piyasadaki durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor. Ancak uzmanlar, asıl sorunun iç pazarda tüketilen ürünlerde olduğunu söylüyor. Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Baki Remzi Suiçmez, “Yurt dışına giden ürünler analiz ediliyor, ama iç piyasada aynı titizlik yok. Vatandaş, kontrolsüz bir şekilde bu zehirli gıdalara mahkum ediliyor” diyerek yetkilileri uyardı. Gençlerde Kalp Krizi Patlaması Türkiye’de son yıllarda 40 yaş altı kalp krizi vakalarında görülen artış, bilim insanlarını alarma geçirdi. Pestisitlerin yanı sıra aflatoksin gibi küf kaynaklı toksinlerin de bu ürünlerde bulunması, tehlikeyi ikiye katlıyor. Prof. Dr. Yılmaz, “Bu maddeler, kalp damarlarında iltihaplanmaya neden oluyor ve ani kalp durmalarını tetikleyebiliyor. Eskiden nadir görülen bu durum, artık günlük hayatın bir parçası haline geldi” diyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’de her yıl yaklaşık 200 bin kişi kalp krizi nedeniyle hayatını kaybediyor. Uzmanlar, bu sayının artmasında beslenme alışkanlıklarının ve gıda güvenliğinin büyük rol oynadığını düşünüyor. “Masum sandığımız bir elma ya da salatalık, sizi hastaneye götürebilir” uyarısında bulunan doktorlar, halkı organik ürünlere yönelmeye ve gıdalarını güvenilir kaynaklardan almaya çağırıyor. Ne Yapmalı? Uzmanlar, pestisit kalıntılarını azaltmak için sebze ve meyveleri sirkeli suda bekletmeyi önerse de, bu yöntemin tamamen etkili olmadığını belirtiyor. Tek çözümün, tarımda kimyasal kullanımının sıkı denetime alınması ve organik üretimin teşvik edilmesi olduğu ifade ediliyor. Aksi halde, Türkiye’yi kalp krizi ve diğer kronik hastalıklarla dolu bir gelecek bekliyor olabilir. Sofranızdaki tehlike her geçen gün büyüyor. Peki, siz bugün ne yediniz? Belki de o masum görünen sebze tabağı, kalbinizi durduracak bir saatli bomba… Yetkililer harekete geçmezse, bu zehirli gidişatın sonu felaket olabilir.

Türkiye tarımda dışa bağımlı hale geldi Haber

Türkiye tarımda dışa bağımlı hale geldi

Bir zamanlar tarımda kendi kendine yeten Türkiye artık neredeyse dışa bağımlı hale geldi. TÜİK’e göre geçen yıl 14 milyar dolarlık tarım ürünü ithal edildi. Tarımda dışa bağımlılık o kadar yükseldi ki Türkiye Kazakistan’dan soğan, İspanya ve İran’dan salça, Madagaskar ile Brezilya’dan da börülce ithal eder hale geldi. Sözcü'den Veli Toprak'ın haberine göre CHP Edirne eski Milletvekili ve Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Okan Gaytancıoğlu, Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı 2023 dış ticaret verilerinden yola çıkarak paylaştığı rakamlar ile Türkiye’de tarımın geldiği son noktayı gözler önüne serdi. ‘Kabul edilemez’ “Mehmet Şimşek ülke ülke gezip borç para arayacağına Türk çiftçisine destek verilse ithalat azalır, dövizimiz de ülkede kalırdı” diyen Gaytancıoğlu, Türkiye’nin tarım ürünü ithal ettiği ülkeler arasında Zimbabve, Şili, Madagaskar, Peru, Kostarika, Gana, Kotdivuar, Myanmar’ın da yer aldığını söyledi. İthal edilen ürünlerden bazılarının bir zamanlar Türkiye’de yetiştirildiğini anımsatan Gaytancıoğlu, “İthalatın temel nedeni, nitelikli bir tarım politikası uygulanmaması ve üreticiye destek verilmemesinden kaynaklanıyor. İthalat ve döviz artışı nedeniyle gıda enflasyonunu düşüremeyen bir ülke haline geldik” dedi. Tarımda ithalata ödenen para ile dış borç faiz ödemesini de karşılaştıran Gaytancıoğlu, “Türkiye’nin 2023’te dış borç faiz ödemesi için 28.3 milyar dolar ödediği dikkate alındığında, ülkemizin her yerinde rahatlıkla yetişen tarım ürünlerini ithal etmesi ve karşılığında bir yılda 14 milyar dolara yakın döviz ödemesi kabul edilemez’’ diye konuştu.

Bakan Yumaklı: Aile işletmelerine ilave destek veriyoruz Haber

Bakan Yumaklı: Aile işletmelerine ilave destek veriyoruz

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 2024-2028 yıllarında uygulanacak "Hayvancılık Yol Haritası" kapsamında, üretimin, maliyet, kapasite ve pazarlama imkanları doğrultusunda planlamasını oluşturduklarını belirtti. Aile işletmeleri temel destekle aynı oranda ilave destek alarak, en az iki kat destek almış olacak." dedi. Yumaklı, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) Sosyal Tesisleri'nde düzenliği basın toplantısında, 2024-2028 yıllarında uygulanacak 10 maddelik Hayvancılık Yol Haritası'nı açıkladı. Bakanlık olarak görevlerinin 85 milyon vatandaşın ve 57 milyondan fazla turistin gıda ihtiyacını güvenilir şekilde karşılamak olduğuna işaret eden Yumaklı, yol haritası hazırlanırken verimli, kaliteli ve sağlıklı üretimi artırmayı amaçladıklarını söyledi. Yumaklı, yol haritasının ilk başlığının "Hayvansal Üretimin Planlanması" olduğunu aktararak, "Yeni sistemde, üretimin, maliyet, kapasite ve pazarlama imkanları doğrultusunda planlamasını ve ürünlerin bölgesel bazlı nerede, ne kadar üretileceğine dair üretim modelini oluşturduk. Stratejik öneme sahip kırmızı et, beyaz et, süt ve yumurtanın, kaliteli, yeterli ve sağlıklı üretiminin devamlılığı için, suyu merkeze alan ve doğal kaynakların korunduğu bir sistemle üretimi planlıyoruz. Bunu da hayvansal üretimin en temel girdisi kaliteli kaba yem üretim kapasitesini, mera varlığımızı ve yapılarını, pazarlama imkanlarını dikkate alarak gerçekleştiriyoruz. Ayrıca, sözleşmeli üretim modelini de yaygınlaştırıyoruz." diye konuştu. Aşılanan kuzu ve oğlağa da destek verilecek Hayvancılık işletmelerinin ekonomik açıdan güçlü, dirençli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasını sağlamak amacıyla etkin bir destekleme modeline geçtiklerine dikkati çeken Yumaklı, "Burada da desteklemelerimizi 'temel', 'yönlendirici' ve 'verimlilik' odaklı başlıkları altında üçe ayırdık. Mevcut modelde aşısı ve kaydı olan her buzağıya destek veriyorduk. Yeni modelde buzağının yanı sıra aşısı ve kaydı yapılan her kuzu ve oğlak için de destek veriyoruz." ifadelerini kullandı. Yumaklı, mevcut desteklemelerde işletme büyüklüğüne göre belirli sınırlandırmalar olduğunu anımsatarak, yeni desteklemelerde bu sınırlandırmaları kaldırıp, üreten herkese, ürettiği kadar destek verileceğini dile getirdi. Yumaklı, "Aile işletmelerine tüm hayvancılık desteklemelerinde ilk defa ilave destek veriyoruz. Bu sayede aile işletmeleri temel destekle aynı oranda ilave destek alarak, en az iki kat destek almış olacak." değerlendirmesinde bulundu. Kırsalda kadınlara ve gençlere pozitif ayrımcılık yaptıklarını vurgulayan Yumaklı, ilk defa genç ve kadın üreticilere yüzde 70 ilave destek verdiklerini söyledi. Yumaklı, suni tohumlama, yerli sperma, soy kütüğü, ari işletme gibi verimliliği artırıcı destekleri çoğaltarak devam edeceklerini bildirdi. Kırsalda kadınlara destek yaklaşık 4 kat arttı Yumaklı, yeni destekleme modeline ilişkin bir örnek vererek, şunları kaydetti: "Mesela sahibi kadın olan bir aile işletmesi düşünelim. Tüm şartları yerine getirdiğinde, buzağı başına mevcut modelde 2 bin 68 lira destek alırken yeni sistemde, ilave verdiğimiz aile işletmesi, kadın desteği ve diğer verimlilik destekleriyle 5 bin 200 lira alacak. Yani 2,5 kat fazla destek alacak. Eğer bu işletme, ari işletme olursa ilave destek vereceğiz ve bu rakam buzağı başına 7 bin 900 liraya kadar çıkabilecek. Böylece desteği yaklaşık 4 kat artmış olacak. Diğer taraftan besici aile işletmesi, besilik olarak 20 buzağısını kesime kadar beslerse ve bu verimlilik kriterlerine uygun bir süreç olması durumunda, kesim anında dana başına ilave olarak 4 bin 500 liraya kadar destek alabilecek." IPARD desteklerini 42 ilden 81 ile yaygınlaştırdıklarını ve faydalanıcı sayısını artırdıklarını hatırlatan Yumaklı, krediler konusunda Ziraat Bankası ile ortak bir adım attıklarını ve sübvansiyonlu kredilerde, kadınlara, gençlere ve planlı üretim bölgelerine ilave indirim oranları uyguladıklarını anlattı. Yumaklı, hayvancılıkta işletme başına 40 milyon lira olarak verilen kredi üst limitini 60 milyon liraya, ari işletmelerde 80 milyon liraya çıkardıkları bilgisini verdi. Yumaklı, hayvancılıkta üzerine eğildikleri bir diğer önemli konunun ise hastalıklar olduğunu belirterek, "Bu konuda da desteklemelerimizi yönlendirici bir enstrüman olarak kullanacağız. Hastalıklardan ari işletme sayısının artması hayvancılığımız için büyük önem arz ediyor. Bunun temel iki sebebi, ekonomik kayıpları engellemek ve sürünün büyümesini sağlıklı bir şekilde gerçekleştirmek. Bu kapsamda hastalıktan ari işletmelere ilave destek vereceğimizi söylemiştim. Ayrıca, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) desteklemelerinde ari işletmeleri önceliklendiriyoruz. Hastalıktan ari işletmelerden, ülkenin ihtiyacı olan genetik kapasitesi yüksek anaç hayvan üretimini sağlamış olacağız." dedi. Bulaşıcı hastalıklardan koruyucu aşı uygulamasını da yaygınlaştırdıklarına işaret eden Yumaklı, şunları söyledi: "Aile işletmelerinde buzağı, kuzu ve oğlak sağlığını koruyucu tedbirlere ağırlık vererek gerekli aşı desteğini Bakanlık olarak biz sağlayacağız. Buzağı kayıplarını azaltmak için, ilk etapta 200 bin gebe sığırı aşılayacağız. Kuzu kayıplarını azaltmak amacıyla ülke genelindeki tüm küçükbaş hayvanlara bu yıl içinde koyun-keçi çiçek aşısı, yeni doğan tüm küçükbaş hayvanlara ise koyun-keçi vebası aşısı yapılacak. Bahsettiğim tüm bu aşıların ücretlerini Bakanlık olarak biz karşılayacağız." Veteriner yol kontrol ve denetim istasyonları açılacak Yumaklı, hayvan hareketliliğinin kontrolü amacıyla Veteriner Yol Kontrol ve Denetim İstasyonları açacaklarını ifade ederek, "Buradaki amacımız, hastalıklı hayvanın başka bir bölgeye giderek hastalığın yayılmasını engellemek. Ayrıca bu istasyonlarda yapılan kontrollerle hastalığa yerinde ve erken müdahale etmek. 7 gün 24 saat görev yapacak bu istasyonlardan ilkini Erzurum'da açtık. Önümüzdeki günlerde ikincisini Elazığ'da açıyoruz. Yıl sonunda bu sayıyı 7'ye çıkartacağız." diye konuştu. Bakanlığa ait Pendik Veteriner Kontrol Enstitü Müdürlüğünde yeni bir ulusal aşı üretim tesisi kurduklarını aktaran Yumaklı, şöyle devam etti: "Burada daha modern ve teknolojik imkanlarla yüksek kapasiteli aşı üretimleri gerçekleştireceğiz. Ayrıca Veteriner Tıbbi Ürün Kontrol Merkezini de oluşturuyoruz. Burada da her türlü ilaç, aşı ve tıbbi malzemenin testlerini yapacağız. Buzağı ve kuzu kayıplarını azaltmak amacıyla her ilçede eğitimler düzenliyoruz. Bu yıl ve gelecek yıl içinde 100 bin yetiştiriciye yönelik eğitim ve farkındalık çalışmaları yapacağız. Ayrıca hayvan hastalıklarından korunmak amacıyla kullanılan aşıların ve ilaçların üretimden uygulama aşamasına kadar geçen süreçte, soğuk zincir izleme sistemini bu yılın ilk yarısında kuruyoruz." Anaç hayvanın artırılması amacıyla dişi buzağılara ilave destek Yumaklı, yol haritalarının önemli başlıklarından birinin de anaç hayvan üretiminin artırılması olduğuna dikkati çekerek, yetiştiricilerin ihtiyaç duyduğu anaç hayvanları kendi işletmelerinden karşılayacak şekilde planlama yaptıklarını bildirdi. Bu kapsamda, hastalıktan ari işletmelerde cinsiyeti belirli sperma kullanımını teşvik ettiklerine işaret eden Yumaklı, "Anaç hayvan sayısının artırılması amacıyla dişi buzağılara ilave destek veriyoruz." ifadesini kullandı. Yumaklı, diğer önemli adımlarının TİGEM ve Et Süt Kurumu işbirliğinde hayata geçirecekleri yeni bir proje olduğuna değinerek, şöyle konuştu: "Yerli üreticimizi güçlendirmek parolasıyla yola çıktığımız bu projede, TİGEM Damızlık Merkezleri olacak. Et Süt Kurumunun da desteğiyle sayıları artacak damızlıklar aile işletmelerine uygun maliyetle dağıtılacak. Böylece yerli üreticimizin damızlık ihtiyacını kamu güvencesiyle karşılamış olacağız." En yaygın sütçü ırk olan "siyah alaca" ırkında yaklaşık 22 bin hayvanı verimlilik durumlarını genetik olarak ortaya koyarak referans popülasyonu oluşturduklarını belirten Bakan Yumaklı, "Bu sayıyı her geçen yıl artırıyoruz. 2024 yılında artık bu ırktan doğan buzağılarda genetik yapısına bakarak, damızlık değerini belirlemeye başladık. Bu testi yaptıran yetiştiricilerimizin test maliyetini bakanlık olarak biz karşılıyoruz." dedi. Yumaklı, bu yıl Türkiye'de sayısı en fazla ikinci ırk olan "simental"de de genetik testlerle damızlık değerini belirlemeye başlayacakları bilgisini vererek, "Her iki ırk için bu hizmeti yetiştiricimizin hizmetine sunuyoruz. Bu testin yaygınlaşması amacıyla Genomik Test Merkezini haziran ayında Ankara'da açmış olacağız. Genomik seleksiyon ve embriyo transferi yöntemiyle yüksek genetik kapasiteli üretim boğalarını Ocak 2025'te üretmeye başlıyoruz." ifadelerini kullandı. Kümes hayvanları, arıcılık ve diğer bazı alanlarda üzerinde çalıştıkları yeni uygulamaları da zaman içinde paylaşacaklarını vurgulayan Yumaklı, birçoğuna başladıkları, kalanının da yakın bir zamanda hayata geçeceği bu ve diğer projelerle hayvancılığın daha ileri noktaya ulaşmasını sağlayacaklarını sözlerine ekledi.

Tarımsal girdi fiyatları yüzde 41,43 yükseldi Haber

Tarımsal girdi fiyatları yüzde 41,43 yükseldi

Tarımsal girdi fiyat endeksi (Tarım-GFE), Aralık ayında da yükselişini sürdürdü. Tarım-GFE Aralık'ta aylık bazda yüzde 2,62 artarken, yıllık bazda yüzde 41,43 yükseldi. Endekste, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 41,43 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 43,69 artış gerçekleşti. Tarımsal girdi enflasyonu aylık bazda Eylül 2019'dan bu yana 51 aydır aralıksız yükselişini sürdürüyor. Ana gruplarda bir önceki aya göre, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 2,82, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 1,47 artış gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı ayına göre göre tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 37,64, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 68,87 artış gerçekleşti. Aylık Tarım-GFE'ye göre 9 alt grup daha düşük, 2 alt grup daha yüksek değişim gösterdi. Bir önceki aya göre azalış gösteren alt gruplar sırasıyla, yüzde 2,26 ile enerji ve yağlar ve yüzde 0,74 ile gübre ve toprak geliştiriciler oldu. Buna karşılık, aylık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 6,37 ile diğer mal ve hizmetler ve yüzde 5,21 ile hayvan yemi oldu. Yıllık Tarım-GFE'ye göre 3 alt grup daha düşük, 8 alt grup daha yüksek değişim gösterdi. Bir önceki yılın aynı ayına göre artışın düşük olduğu alt gruplar yüzde 9,69 ile gübre ve toprak geliştiriciler ve yüzde 24,75 ile tarımsal ilaçlar oldu. Yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 151,60 ile veteriner harcamaları ve yüzde 89,31 ile diğer mal ve hizmetler oldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.