SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sürdürülebilirlik

Ekometre - Sürdürülebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Interfresh Eurasia Fuarı 80 ülkeden alıcıları İzmir’de buluşturdu Haber

Interfresh Eurasia Fuarı 80 ülkeden alıcıları İzmir’de buluşturdu

Fuarın açılışında konuşan Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Dr. Mehmet Ali Kılıçkaya, 2026 yılının 8 aylık döneminde tarım ürünleri ihracatımızın, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,8 artarak 21,7 milyar dolara ulaştığını dile getirdi. Taze meyve sebze ve mamul ihracatı 8 ayda 4 milyar doları aştı Tarım sektöründeki güçlü yapının önemli bileşenlerinden birini yaş meyve ve sebze sektörünün oluşturduğunu paylaşan Kılıçkaya, “2025 yılında yaş meyve ve sebze ihracatımız 3,2 milyar dolar, meyve ve sebze mamulleri ihracatımız ise 2,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. 2026 yılının ilk sekiz ayında ise yaş meyve ve sebze ihracatımız, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 45 artarak 2,3 milyar dolara ulaştı. Aynı dönemde meyve ve sebze mamulleri ihracatımız 1,6 milyar dolar olarak gerçekleşti. Böylece yaş meyve ve sebze ile mamullerini birlikte değerlendirdiğimizde, yılın ilk sekiz ayında yaklaşık 4 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaşmış durumdayız. Bizim açımızdan asıl fırsat da burada. Yaş üründeki güçlü üretim kapasitemizi; işleme, ambalaj, teknoloji, marka ve yenilikçi ürünlerle daha yüksek katma değere dönüştürmek” diye konuştu. “Önümüzdeki dönemde hedefimiz yalnızca daha fazla ürün ihraç etmek değil; birim değeri yükselen, pazarda süreklilik sağlayan ve daha fazla katma değerin ülkemizde kaldığı bir ihracat yapısını güçlendirmek” diyen Kılıçkaya sözlerini şöyle sürdürdü; “Bu dönüşümün en güçlü merkezlerinden biri de kuşkusuz İzmir. Tarih boyunca Anadolu’nun dünyaya açılan önemli ticaret kapılarından biri olan İzmir, bugün de üretim kültürü, liman altyapısı ve güçlü ihracat ekosistemiyle ülkemizin dış ticaretinde öncü şehirlerimiz arasında yer alıyor. 2025 yılında İzmir’in toplam ihracatı 23,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşirken, bunun yaklaşık 4,3 milyar dolarlık bölümünü tarım ürünleri oluşturdu. Biz de Ticaret Bakanlığı olarak firmalarımızın yalnızca ürünlerini üretmelerini değil; dünyaya açılmalarını, yeni pazarlara girmelerini ve girdikleri pazarlarda kalıcı olmalarını sağlayacak güçlü bir destek ekosistemi oluşturuyoruz. Fuar desteklerinden ticaret ve alım heyetlerine, UR-GE projelerinden markalaşma ve TURQUALITY programlarına kadar çok geniş bir alanda ihracatçılarımızın yanındayız. Tarım sektöründe 1.225 firmamızın yer aldığı 48 aktif UR-GE projesi yürütüyoruz. Tarım ve gıda alanında 48 markamız Marka ve TURQUALITY programlarımız kapsamında destekleniyor. Fuarları da yeni pazarlara açılmanın en etkili araçlarından biri olarak görüyoruz. 2026 yılında tarım, gıda ve gıda teknolojileri alanında 200 fuarı bireysel katılım, 56 fuarı ise milli katılım kapsamında destekliyoruz. Ülkemizde düzenlenen 6 fuar da destek kapsamımızda bulunuyor. Bütün bu çalışmalar için ihracatçılarımıza ayırdığımız kaynağı 2025 yılındaki 33 milyar TL seviyesinden 2026 yılında 45 milyar TL’ye yükselttik.” Öztürk: “Ege Bölgesi dünyanın gıda ambarı” Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Türkiye’nin 36,5 milyar dolarlık tarım ürünleri ihracatının 7,5 milyar dolarlık diliminin Ege Bölgesi’nden yapıldığını, Ege Bölgesi’nin dünyanın gıda ambarı konumunda olduğunu söyledi. “Türkiye’nin tarım ürünleri ihracatından yüzde 21 pay alıyoruz” diye konuşan Öztürk; “Yaş meyve sebze, meyve sebze mamulleri ve kuru meyve sektörlerimiz Türkiye genelinde son bir yıllık dönemde 8,5 milyar dolarlık ihracata imza attı. Ege Bölgesi bu ihracattan 2 milyar 300 milyon dolarlık pay aldı. Kuru meyve ve meyve sebze mamulleri ihracatında Türkiye’nin lideri konumundayız. Taze meyve sebze üretiminde ve ihracatında da güçlü bir üretim ve ihracat merkeziyiz. İzmir’de Dikili, Bayındır ve Kınık’ta tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgelerine yönelik çalışmalar hızla ilerliyor. Bu üç bölgemizin sağlayacağı itici güçle önümüzdeki beş yılın sonunda Ege Bölgesi’nin tarım ürünleri ihracatında 10 milyar dolara ulaşacak potansiyele ulaşacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı. Fuar üretim ve ihracat potansiyelinin artmasına katkı sağlayacak Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Balık ise yaş meyve ve sebze sektörünün üretimden ihracata, istihdamdan kırsal kalkınmaya kadar Türkiye ekonomisi açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Ege Bölgesi ve İzmir’in güçlü üretim yapısı, ürün çeşitliliği, lojistik altyapısı ve ihracat tecrübesiyle bu yapının en önemli merkezleri arasında yer aldığını belirten Balık, sektörün tüm paydaşlarını bir araya getiren uluslararası organizasyonların İzmir’de düzenlenmesini son derece değerli bulduklarını ifade etti. Balık, “Interfresh’in yeni ticari bağlantıların kurulmasına ve özellikle Ege Bölgesi’nin üretim ve ihracat potansiyelinin uluslararası alıcılara daha güçlü şekilde tanıtılmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz” şeklinde konuştu. Yıldır; “Tarım Master Planı için çalışmalarımız sürüyor” Açılışta konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, tarımın çok geniş ve yaşamsal bir alan olduğunu belirterek, İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak tarımsal üretimin her aşamasında destek sağladıklarını ve Tarım Master Planı için çalışmaların sürdüğünü söyledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak tarımsal üretim sürecinin her aşamasında yer aldıklarını ifade eden Yıldır, “Tarımsal hizmetler dediğimiz zaman sudan tutun da verilen ekipman ve malzemelere kadar üretimin her aşamasında bulunuyoruz. Böyle olduğu için bu konuda bir çalışma gerçekleştirdik. Tarım Master Planı raporu hazırladık. Şu anda taslak aşamasında. Katılımcılarımızın da bu taslaktan haberdar olmasını ve düşüncelerini bizlerle paylaşmasını istiyoruz. Her şeyin master planı var ama tarımın master planının bütün bunların içerisinde en önemlilerinden biri olduğunu düşünüyorum” diye konuştu. Tarımda sürdürülebilirliğin önemine de dikkat çeken Dr. Zafer Levent Yıldır, her alana sürdürülebilirlik bakış açısıyla yaklaşılması gerektiğini ifade etti. Tarımsal planlama çalışmaları kapsamında kırsalda yaşayan gençlere yönelik bir araştırma da yaptıklarını belirten Yıldır, “Kırsalda yaşayan gençliğin yaşam ve gelecek planları üzerine bir anket raporu hazırlattık. Tarım alanında ciddi bir iş gücü sorunumuz var. Bu konuda birtakım önlemlerin alınmasını ve desteklerin sağlanmasını en kısa sürede başarmamız gerektiğini düşünüyorum” dedi. “Destek olan herkese yürekten teşekkür ediyorum” Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) önemli bir tarımsal üretim potansiyeline sahip olduğunu belirten KKTC’nin 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Interfresh Eurasia Fuarı’nın büyük emeklerle gerçekleştirildiğini söyledi. Tatar, “Türkiye Cumhuriyeti’nin 7 milyar doları aşmakta olan bu sektördeki ihracatının yanı sıra hala ambargo altında bulunan ve kolay kolay ticaret yapamayan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin narenciyesini, portakalını ve her türlü yaş meyve sebzesini buradan dünyaya pazarlamak için destek olan herkese yürekten teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. KKTC’nin üretim ve girişimcilik potansiyelinin her geçen gün arttığını ifade eden Tatar, “Potansiyelimiz ve girişim yeteneklerimiz artmıştır. Elbette birtakım zorluklar vardır, ancak bu sektör önemlidir. Üreticimizin, sanayicimizin ve sektör paydaşlarının ekonomik olarak ayakta durmaları, istihdam yaratmaları ve ekonomiye katkı sağlamaları için sektörü büyütüp geleceğe taşıyabilmemiz adına yatırıma ihtiyaç vardır” diye konuştu. Ulusal Turunçgil Konseyi Başkanı Kemal Kaçmaz da Interfresh Eurasia Fuarı’nın Türkiye’nin yaş meyve sebze sektörünün üretim ve ihracattaki gücünü uluslararası platformda ortaya koyan önemli bir buluşma olduğunu söyledi. Kaçmaz, fuar kapsamında kurulacak yeni iş bağlantıları ve ticari anlaşmaların üreticiye, ihracatçıya ve ülke ekonomisine katkı sağlayacağına inandığını ifade etti. “Yabancı alıcı sayısı yüzde 300 arttı” Interfresh Eurasia Fuarı Genel Koordinatörü Murat Özer de fuarın uluslararası etkinliğini her geçen yıl artırarak yoluna devam ettiğini söyledi. 2018 yılından bu yana özellikle yurt dışından gelen alıcı sayısını bu yıl yüzde 300 artırdıklarını ifade eden Özer, fuar alanında 80’in üzerinde ülkeden 580’i aşkın kayıtlı yabancı alıcıyı ağırlayacaklarını belirtti. Fuar boyunca bin 300’ün üzerinde ikili iş görüşmesinin gerçekleştirilmesinin planlandığını ifade eden Özer, “Amacımız Interfresh’i her yıl üzerine koyarak geliştirmek, uluslararası etkinliğini artırmak ve yurt dışında sektörümüzün önemli bir vitrini haline getirmek. Bugün itibarıyla Türkiye’nin tek yaş meyve sebze fuarı olarak büyüyerek yolumuza devam ediyoruz” dedi. Bu yıl Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin fuarın partner ülkesi, Denizli’nin ise partner şehri olduğunu belirten Özer, Denizli’nin üretim gücünü fuara taşımasından ve gösterdiği güçlü katılımdan duydukları memnuniyeti dile getirdi. İnterfresh Eurasia Fuarı 8-10 Eylül 2026 tarihleri arasında Gaziemir Fuar İzmir alanında ziyaretçileri ağırlayacak.

Yıldız Demir Çelik  2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı Haber

Yıldız Demir Çelik 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı

Şirket, 2025 yılında toplam su kullanımının yaklaşık yüzde 92,5’ini geri kazanılmış sudan karşılarken yaklaşık 5.299 MWh enerji tasarrufu sağladı. Çalışan başına ortalama eğitim süresini 46,7 saate yükseltti. Yıldız Demir Çelik, önümüzdeki döneme ilişkin sürdürülebilirlik yol haritasını “Her Adımda Sürdürülebilirlik” ana çatısı altında “Her Adımda Gelecek”, “Her Adımda Sorumlu Üretim” ve “Her Adımda Önce İnsan” eksenlerinde şekillendirdi. Çelik değer zincirindeki rolünü sürdürülebilir üretim anlayışıyla güçlendiren Yıldız Demir Çelik’ in 2025 ve “Her Adımda Sürdürülebilirlik” yaklaşımı doğrultusunda hazırladığı 2025 Sürdürülebilirlik Raporu; kaynak verimliliğinden enerji yönetimine, dijitalleşmeden insan odaklı çalışma kültürüne kadar şirketin yıl boyunca hayat geçirdiği çalışmaları ve elde ettiği sonuçları kapsıyor. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi küresel regülasyonlar ve dinamik piyasa koşulları karşısında şirketin geliştirdiği bütüncül yönetim yaklaşımını şeffaf biçimde ortaya koyuyor. “Sürdürülebilirlik her kararımızın içinde yer alan bir yönetim sorumluluğudur” 2025 yılı sürdürülebilirlik performansına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yıldız Demir Çelik Genel Müdürü Selçuk Yılmaz, sürdürülebilirliğin yalnızca çevresel bir gereklilik değil, üretimden teslimata kadar tüm kararların merkezinde yer alan stratejik bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Yılmaz, şu ifadeleri kullandı: “2025 yılı, Yıldız Demir Çelik’te üretimden teslimata uzanan bütün süreçleri yakın bir koordinasyonla yönettiğimiz bir dönem oldu. Değişen müşteri talepleri, maliyet baskıları ve karbon düzenlemeleri karşısında kaliteden kaynak kullanımına kadar tüm süreçlerimizi aynı çalışma disiplini içinde ele aldık. Bir üretim şirketinin başarısının yalnızca hatların çalışma hızıyla değil, tüm birimler arasındaki kesintisiz koordinasyon ve güvenle kurulduğuna inanıyoruz. Kaynak verimliliğini günlük operasyonlarımızın ayrılmaz bir parçası olarak izlerken 2025 yılında kullandığımız suyun yaklaşık yüzde 92,5’ini geri kazanılmış sudan karşıladık; enerji tasarrufu ve verimlilik odaklı operasyonel iyileştirmelerimizi hız kesmeden sürdürdük. Dijital altyapımız, Stargate müşteri portalımız ve güçlü saha deneyimine sahip çalışanlarımızla operasyonel verimliliğimizi daha da ileri taşımayı hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde birlikte çalışma kültürümüzü güçlendirerek, müşteri ve çalışan deneyimini odağımızda tutarak yolumuza kararlılıkla devam edeceğiz.” Kaynak yönetiminde ve operasyonel süreçlerde ölçülebilir başarı Yıldız Demir Çelik, üretim faaliyetlerini sürdürürken kaynakların etkin kullanımı ve enerji verimliliği akanındaki çalışmalarına da hız verdi. 2025 yılında toplam su kullanımının yaklaşık yüzde 92,5’ini geri kazanılmış sudan karşılayan şirket, enerji verimliliğine yönelik operasyonel iyileştirmeler sonucunda yaklaşık 5.299 MWh enerji tasarrufu elde etti. Aynı dönemde tamamlanan sekiz enerji verimliliği projesinin hesaplanan yıllık enerji kazanımı ise 587,1 TEP olarak gerçekleşti. Buhar kazanlarındaki yanma ayarlarından atık ısının değerlendirilmesine, kondens geri kazanımından LED aydınlatma dönüşümlerine kadar farklı alanlarda hayata geçirilen çalışmalar, enerji tüketiminin ve üretim süreçlerindeki kayıpların azaltılmasına katkı sağladı. Kaynak güvenliğini ve maliyet yapısını destekleyen bu adımlar, şirketin çevresel etkisini azaltırken üretim süreçlerinin verimliliğini de güçlendirdi. Müşteri deneyimini süreçlerinin merkezine yerleştiren Yıldız Demir Çelik, siparişten sevkiyata kadar tüm aşamaların şeffaf biçimde izlenmesini sağlayan Stargate müşteri portalı ve gelişmiş CRM altyapısıyla operasyonel süreçlerini daha izlenebilir ve erişilebilir hale getirdi. Çalışan başına ortalama eğitim süresi 46,7 saate yükseldi Yıldız Demir Çelik, çalışan gelişimi ile iş sağlığı ve güvenliği alanlarında da çalışmalarını sürdürdü. 2025 yılında toplam eğitim süresi 35.819 saate, çalışan başına ortalama eğitim süresi ise 46,7 saat olarak gerçekleşti. Teknik yetkinlik, süreç bilgisi ve problem çözme kapasitesini geliştirmeye yönelik eğitim yatırımları ile “Budur Buluşmaları” gibi açık iletişim platformlarının devam ettiği yıl içerisinde kaza sıklık ve kaza ağırlık oranlarında da belirgin iyileşmeler kaydedildi. Yıldız Demir Çelik, 2025 yılında gerçekleştirdiği çifte önemlilik değerlendirmesi doğrultusunda 2030 yol haritasını “Her Adımda Gelecek”, “Her Adımda Sorumlu Üretim” ve “Her Adımda Önce İnsan” başlıkları altında şekillendirerek sürdürülebilir büyüme hedeflerini kararlılıkla hayata geçirmeyi sürdürüyor.

Arteche'nin küresel büyümesine Türkiye'den güçlü katkı Haber

Arteche'nin küresel büyümesine Türkiye'den güçlü katkı

Dünyanın en büyük üç ölçü ve koruma trafosu üreticisinden biri olan İspanya merkezli Arteche, 2026 yılının ilk yarısında güçlü finansal ve operasyonel performansını sürdürdü. Yılın ilk altı ayında net kârını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 44,3 artırarak 30,6 milyon Euro'ya çıkaran şirket, siparişlerini yüzde 15,7, satışlarını ise yüzde 10,7 artırdı. Arteche'nin küresel ölçekte devam eden büyümesinde Türkiye fabrikası da üretim, mühendislik ve ihracat kabiliyetiyle stratejik rol üstleniyor. Arteche'nin açıkladığı 2026 ilk yarı sonuçlarına göre şirketin siparişleri 338 milyon Euro'ya, satışları ise 277,9 milyon Euro'ya ulaştı. Operasyonel verimlilik ve ürün karmasındaki gelişimin de katkısıyla FAVÖK yüzde 29,2 artışla 51,1 milyon Euro seviyesine yükselirken, FAVÖK marjı yüzde 18,4 olarak gerçekleşti. Özellikle Türkiye'nin de içinde bulunduğu EMEA bölgesinde siparişlerin yüzde 23,4, satışların ise yüzde 18,8 artması, bölgenin Arteche'nin küresel büyüme stratejisindeki önemini bir kez daha ortaya koydu. Bayram: "Türkiye fabrikamız küresel büyümenin önemli yapı taşlarından biri" Arteche'nin Türkiye ve Endonezya fabrikalarından sorumlu Genel Müdürü Murat Bayram, grubun ilk yarı performansını değerlendirirken, güçlü finansal sonuçların arkasında teknoloji, insan kaynağı, operasyonel verimlilik ve sürdürülebilir büyüme anlayışının bulunduğunu belirtti. Bayram, "Arteche'nin 2026 yılının ilk yarısında ortaya koyduğu güçlü performans, küresel ölçekte izlediğimiz uzun vadeli büyüme stratejisinin önemli bir sonucu. Özellikle EMEA bölgesinde kaydedilen büyüme bizim açımızdan ayrıca değerli. Türkiye fabrikamız; sahip olduğu üretim kabiliyeti, mühendislik gücü, kalite standartları ve ihracat yetkinliğiyle Arteche'nin bu bölgedeki ve küresel pazarlardaki büyümesinin önemli yapı taşlarından biri olmayı sürdürüyor" dedi. Birçok alanda etkin çalışma Öte yandan, Türkiye operasyonunda sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve yalın üretim uygulamalarını öncelikli alanlar arasında tutan Arteche; üretim süreçlerinin gerçek zamanlı izlenebilirliğinden enerji verimliliğine, çevre dostu ürün geliştirmeden kaynakların etkin kullanımına kadar birçok alanda çalışmalar yürütüyor. Türkiye fabrikasında mühendislik, inovasyon, kalite ve sürdürülebilirliğin birlikte ele alındığı yaklaşım, şirketin daha önce açıkladığı uzun vadeli büyüme stratejisinin de temelini oluşturuyor.

Siirt’ten ekonomiye 180 milyon dolarlık bakır katkısı Haber

Siirt’ten ekonomiye 180 milyon dolarlık bakır katkısı

Yılda 80 bin ton bakır konsantresi üreten işletme, ekonomiye 180 milyon dolarlık katkı sunarken, 2017’den bu yana yaklaşık 500 milyon dolarlık yatırımla güçlendirildi. Türkiye’nin yıllık bakır ihtiyacının yaklaşık yüzde 25’ini karşılayan Eti Bakır, 8 maden işletmesinde yılda 90 bin ton katot bakır üretiyor. Şirketin Siirt Madenköy’deki işletmesi ise bu üretim zincirinin önemli halkalarından birini oluşturuyor. Siirt İşletmesi’nde yılda yaklaşık 1 milyon ton tüvenan cevher çıkarılıyor. İşlenen cevherden elde edilen 80 bin ton bakır konsantresi, katot bakır üretiminde kullanılmak üzere Eti Bakır’ın Samsun İzabe ve Elektroliz Tesisi’ne gönderiliyor. İşletmenin ürettiği bakır konsantresinin, Türkiye ekonomisine yıllık yaklaşık 180 milyon dolarlık katkı sağladığı belirtiliyor. 669 Metre derinlikte yüksek teknolojili üretim Eti Bakır Siirt İşletmesi İşletme Müdürü Olcay Kotiloğlu, Siirt tesisinin üretim kapasitesinin yanı sıra teknolojik altyapısı ve bölge ekonomisine katkısıyla da önemli bir merkez olduğunu söyledi. Türkiye’nin yıllık katot bakır ihtiyacının yaklaşık 500 bin ton olduğunu belirten Kotiloğlu, bu ihtiyacın bir bölümünün yerli kaynaklarla karşılanmasının dışa bağımlılığın azaltılması açısından önem taşıdığını ifade etti. Kotiloğlu, üretim süreçlerinde teknoloji ve iş güvenliğini ön planda tuttuklarını belirterek, işletmenin teknik altyapısına ilişkin şu bilgileri verdi: “Kuyu derinliğimiz 669 metre, kule yüksekliğimiz ise 74,5 metre. Türkiye’de metalik madenlerde dik kule sistemiyle kurulan ilk kuyu sistemine sahibiz. Yer altındaki ekipmanlarımızın büyük bölümünü uzaktan kumandayla çalıştırıyoruz ve cevheri yer altından flotasyon tesisimize konveyör hatlarıyla el değmeden ulaştırıyoruz. Böylece hem güvenli hem de yüksek verimli bir üretim gerçekleştiriyoruz.” Siirt’e 500 milyon dolarlık yatırım Siirt İşletmesi’nin teknolojik altyapısının 2017’den bu yana gerçekleştirilen yatırımlarla önemli ölçüde geliştirildiği belirtildi. Kotiloğlu, Cengiz Holding bünyesine katıldığı 2017 yılından bu yana işletmeye yaklaşık 500 milyon dolarlık yatırım yapıldığını söyledi. Yatırım planının yüzde 80’inin tamamlandığını belirten Kotiloğlu, kalan yatırımların gelecek yıl tamamlanmasının öngörüldüğünü ifade etti. Yatırımların önemli bölümünün Ar-Ge çalışmalarından oluştuğunu aktaran Kotiloğlu, işletmenin bölgesel kalkınmaya da katkı sağladığını vurguladı. 848 Çalışanın büyük bölümü Siirt’ten Yerel istihdamın desteklenmesine önem verdiklerini belirten Kotiloğlu, işletmede 848 kişinin görev yaptığını ve çalışanların büyük bölümünün Siirt’ten istihdam edildiğini söyledi. İşletmenin bölge ekonomisine katkısının istihdamla sınırlı olmadığını belirten Kotiloğlu, ihtiyaç duyulan mal ve hizmetlerin büyük bölümünün yerel firmalardan temin edildiğini ifade etti. Bu uygulamanın dolaylı istihdamı artırdığını, yerel firmaların gelişimini desteklediğini ve bölge ekonomisine katkı sağladığını kaydetti. 954 Bin ağaç toprakla buluştu Eti Bakır Siirt İşletmesi’nde üretimin yanı sıra çevresel rehabilitasyon çalışmalarına da devam ediliyor. Çorak bir arazide, herhangi bir ağaç kesilmeden faaliyete geçirilen işletmede bugüne kadar 954 bin ağaç dikildi. İşletmenin hedefi ise 1 milyon fidana ulaşmak. Sürdürülebilirlik çalışmalarının üretim sahasıyla sınırlı olmadığı belirtilirken, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarıyla işbirliği içinde özellikle kış aylarında olumsuz hava koşullarından etkilenen yaban hayvanlarının beslenmesine yönelik çalışmalar da yürütülüyor. Eti Bakır, Siirt İşletmesi’nde yerli maden kaynaklarını ekonomiye kazandırırken; yüksek teknoloji, iş güvenliği, yerel istihdam, bölgesel tedarik ve çevresel rehabilitasyonu aynı üretim anlayışı içinde sürdürmeyi hedefliyor.

VakıfBank’a sürdürülebilir finansta en yüksek not Haber

VakıfBank’a sürdürülebilir finansta en yüksek not

Değerlendirme, JCR-ER’nin sürdürülebilir finans alanındaki ilk İkinci Taraf Görüşü çalışması olarak kayıtlara geçti. VakıfBank’ın sürdürülebilir finans alanında yürüttüğü çalışmalar, JCR Avrasya Derecelendirme’nin (JCR-ER) bağımsız değerlendirmesiyle bir kez daha ortaya konuldu. Bankanın 2023 yılında güncellediği Sürdürülebilir Finans Çerçevesi, sürdürülebilir finans ilke ve prensipleriyle “çok yüksek düzeyde uyumlu” olduğunu ifade eden SU1 seviyesine layık görüldü. Söz konusu çalışma, JCR-ER’nin sürdürülebilir finans alanında gerçekleştirdiği ilk İkinci Taraf Görüşü (Second Party Opinion-SPO) değerlendirmesi olması açısından da önem taşıyor. Fonlama süreçleri ve raporlama mercek altında JCR-ER'nin değerlendirmesinde VakıfBank’ın Sürdürülebilir Finans Çerçevesi farklı başlıklar üzerinden ayrıntılı biçimde incelendi. Çalışma kapsamında sürdürülebilir finansman sağlanması planlanan faaliyetlerde fonların kullanım alanları, proje değerlendirme ve seçim süreçleri, fonların yönetimi ve raporlama yaklaşımı değerlendirildi. İnceleme sonucunda çerçevenin genel SPO skoru SU1 olarak belirlenirken, bu seviyenin sürdürülebilir finans ilke ve prensipleriyle çok yüksek düzeyde uyuma karşılık geldiği belirtildi. Değerlendirmede ayrıca VakıfBank aracılığıyla finanse edilmesi öngörülen faaliyetlerin, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ve Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yüksek düzeyde katkı sağlayabilecek nitelikte olduğu ifade edildi. Arslan: Sürdürülebilirlik büyüme stratejimizin merkezinde VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, SU1 derecelendirmesinin bankanın sürdürülebilir finansman yaklaşımını bağımsız biçimde ortaya koyduğunu belirtti. Sürdürülebilirliği yalnızca finansman faaliyetlerinin bir unsuru olarak değerlendirmediklerini ifade eden Arslan, bu alanı bankanın uzun vadeli büyüme stratejisinin temel bileşenlerinden biri olarak gördüklerini söyledi. Arslan, en yüksek uyum seviyesi olan SU1 derecelendirmesinin; sürdürülebilir finansman yaklaşımının yanı sıra bankanın yönetişim yapısının ve uluslararası ilke ve standartlara uyum konusundaki kararlılığının da teyidi olduğunu kaydetti. Reel sektörün yeşil dönüşümüne odaklanılacak JCR-ER'nin ilk SPO çalışmasının VakıfBank için gerçekleştirilmesini ayrıca değerli bulduklarını belirten Arslan, önümüzdeki dönemde sürdürülebilir finansman işlemlerinin artırılacağını ifade etti. VakıfBank'ın hedefleri arasında Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma çalışmalarına katkı sağlamak, reel sektörün yeşil ve sosyal dönüşümünü desteklemek ve uluslararası yatırımcıların sürdürülebilir finansman ürünlerine erişimini güçlendirmek bulunuyor. JCR-ER sürdürülebilir finans değerlendirmelerini artıracak VakıfBank için hazırlanan SPO çalışması, JCR-ER'nin bu alandaki ilk bağımsız değerlendirmesi oldu. JCR-ER, geliştirdiği SPO metodolojileriyle sürdürülebilir finansman çerçevelerinin ilgili ilke ve standartlarla uyumunu değerlendirmeyi ve bu alandaki bağımsız çalışmalarını önümüzdeki dönemde genişletmeyi planlıyor.

Gıda israfının faturası ağırlaşıyor Haber

Gıda israfının faturası ağırlaşıyor

İsrafın üretim maliyetlerini artırarak gıda fiyatları üzerinde baskı oluşturduğuna dikkat çeken Özen, kaynakların verimli kullanılmasının artık ekonomik bir zorunluluk olduğunu vurguladı. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de her yıl milyonlarca ton gıda, tüketilemeden çöpe gidiyor. Ancak gıda israfının faturası yalnızca kaybedilen ürünle sınırlı kalmıyor. Üretimden sofraya kadar geçen süreçte kullanılan su, enerji, iş gücü ve sermaye de aynı anda boşa harcanıyor. Bursa Yemek Sanayicileri Derneği (BUYSAD) Başkanı Abidin Şakir Özen, bu nedenle gıda israfının yalnızca çevresel ya da sosyal değil, doğrudan ekonomik sonuçlar doğuran stratejik bir sorun olarak ele alınması gerektiğini söyledi. Üretim sürecinde kullanılan her kaynağın ülke ekonomisi açısından bir karşılığı bulunduğunu belirten Özen, gıda kayıplarının azaltılmasının gıda güvenliği, sürdürülebilirlik ve maliyetlerin kontrolü bakımından giderek daha önemli hale geldiğini ifade etti. “Gıda israfı fiyatlar üzerinde baskı oluşturuyor” Bir gıda ürününün sofraya ulaşıncaya kadar birçok maliyet aşamasından geçtiğine dikkat çeken Özen, israf edilen ürünle birlikte bu süreçte kullanılan bütün kaynakların da kaybedildiğini belirtti. Özen, “Tarlada kullanılan su, gübre, enerji ve işçilikle başlayan süreç; taşıma, depolama, üretim ve servis aşamalarına kadar devam ediyor. İsraf edilen her ürün, aslında bu kaynakların tamamının da boşa gitmesi anlamına geliyor. Bu nedenle gıda israfı yalnızca sosyal bir sorun değil, aynı zamanda ekonomik bir verimsizlik problemidir. Kaynakların etkin kullanılmaması, uzun vadede maliyetleri artırarak gıda fiyatları üzerinde baskı oluşturuyor” dedi. Endüstriyel yemek sektöründe planlı üretim Gıda israfının azaltılmasında planlı üretimin belirleyici olduğuna işaret eden Özen, endüstriyel yemek sektörünün bu alanda önemli bir model sunduğunu dile getirdi. Talep planlaması, porsiyon kontrolü, doğru stok yönetimi ve gıda güvenliği uygulamalarının kayıpları önemli ölçüde azaltabildiğini söyleyen Özen, sektörün yalnızca yemek üretmediğini; aynı zamanda tüketim miktarını analiz ederek kaynakları buna göre yönettiğini kaydetti. Özen, “Üyelerimiz her gün binlerce kişiye hizmet verirken doğru planlama sayesinde hem kaliteli üretim gerçekleştiriyor hem de gıda kayıplarını en aza indirmeye çalışıyor. Endüstriyel yemek sektörü yalnızca yemek üreten değil; analiz eden, planlayan ve kaynakları etkin yöneten bir yapıya sahiptir” ifadelerini kullandı. Mücadele yalnızca üreticinin sorumluluğu değil Sektörde alınan önlemlerin tek başına yeterli olmayacağını belirten Başkan Özen, gıda israfıyla mücadelenin üreticiden tüketiciye kadar toplumun bütün kesimlerini kapsaması gerektiğini söyledi. Kamu kurumları ve özel sektörün yanı sıra vatandaşların da alışveriş, saklama ve tüketim alışkanlıklarını gözden geçirmesi gerektiğine dikkat çeken Özen, sözlerini şöyle tamamladı: “İsraf edilen sadece yemek değildir. O ürünün yetişmesi için harcanan su, enerji, zaman ve emek de kaybedilmektedir. Daha sürdürülebilir bir gelecek için üretimden tüketime kadar her aşamada kaynaklarımızı korumak zorundayız. Gıda israfını azaltmak hem ülke ekonomisine hem de gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzdur.”

Türk hazır giyim sektörü Paris’te gücünü gösterecek Haber

Türk hazır giyim sektörü Paris’te gücünü gösterecek

Dünya moda endüstrisinin önemli merkezlerinden Paris’te yılda iki kez düzenlenen Premiere Vision Paris; hazır giyimden kumaşa, iplikten deriye, aksesuardan tasarıma kadar moda endüstrisinin tüm bileşenlerini aynı çatı altında buluşturuyor. EHKİB, 19 Türk hazır giyim ihracatçısıyla fuarda yer alarak sektörün üretim kabiliyetini, tasarım gücünü, esnek üretim altyapısını ve sürdürülebilirlik alanındaki dönüşümünü uluslararası alıcılara tanıtacak. Bağcı: “Fransa dünyanın en büyük üçüncü giyim ithalatçısı” Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Çağlar Bağcı, Avrupa Birliği’nin Türkiye hazır giyim sektörünün en önemli ihracat pazarı olduğunu, Fransa’nın ise sektör açısından stratejik ülkelerin başında geldiğini söyledi. Türkiye’nin Fransa’ya hazır giyim ihracatının 2026 yılının Ocak-Temmuz döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13 azalarak 468 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini paylaşan Bağcı, şöyle devam etti: “Fransa, Türkiye genelinde en fazla hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı gerçekleştirdiğimiz 6’ncı büyük pazar konumunda. Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliğimiz açısından ise Fransa 8’inci büyük ihracat pazarımız. Fransa 2025 yılında yaklaşık 30 milyar dolarlık hazır giyim ithalatı gerçekleştirdi. ABD ve Almanya’nın ardından dünyanın en büyük üçüncü giyim ithalatçısı konumunda bulunuyor. Türkiye ise Çin, Bangladeş ve İtalya’nın ardından Fransa’nın dördüncü büyük giyim tedarikçisi. Bu tablo, Fransa pazarının sektörümüz açısından taşıdığı potansiyeli açık şekilde ortaya koyuyor.” “Türkiye fuarın en güçlü katılımcı ülkeleri arasında” Premiere Vision Paris’in Türk moda endüstrisinin Avrupa’daki konumunu güçlendirmesi açısından kritik bir platform olduğunun altını çizen Bağcı, Türkiye’nin fuardaki güçlü varlığının uzun yıllara dayandığını dile getirdi. Bağcı, “Türkiye; yaklaşık 200 kumaş, hazır giyim, deri ve aksesuar üreticisiyle Premiere Vision Paris’e en fazla katılımcı gönderen ülkelerin başında geliyor. Bu güçlü katılım, Türk moda endüstrisinin küresel tedarik zincirindeki öneminin de göstergesi. Türkiye olarak Avrupa’ya coğrafi yakınlığımız, hızlı ve esnek üretim kabiliyetimiz, güçlü tekstil ve hazır giyim altyapımız, tasarım yetkinliğimiz ve sürdürülebilir üretime yönelik yatırımlarımızla rakiplerimizden ayrışıyoruz.” diye konuştu. “Fiyat rekabetinden katma değer rekabetine geçmek zorundayız” Türk hazır giyim sektörünün son yıllarda küresel pazarlarda yoğun bir rekabet ortamıyla karşı karşıya olduğuna işaret eden Bağcı, artan üretim maliyetleri nedeniyle Türkiye’nin özellikle fiyat odaklı siparişlerde Asyalı ve Kuzey Afrikalı rakipleriyle rekabet etmekte zorlandığını vurguladı. Bağcı sözlerini şöyle sürdürdü: “Hazır giyim sektörümüzün küresel rekabette yeniden ivme kazanması için fiyat rekabetinden ziyade tasarım, inovasyon, sürdürülebilirlik, dijitalleşme, hızlı teslimat ve yüksek katma değerli üretime odaklanması gerekiyor. Avrupa’nın yakın coğrafyadan tedarik eğilimi Türkiye açısından önemli bir fırsat. Bu avantajı kalıcı hale getirmek için müşterilerimizle doğrudan temasımızı artırmamız ve uluslararası fuarlarda güçlü şekilde yer almamız gerekiyor. Premiere Vision Paris’i bu açıdan yalnızca bir fuar değil, sektörümüzün Avrupa’daki mevcut müşterileriyle ilişkilerini geliştirdiği ve yeni iş bağlantıları kurduğu stratejik bir platform olarak görüyoruz.” Seyfeli: “Fransa pazarındaki payımızı korumak ve büyütmek istiyoruz” Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Dış Pazar Komitesi Başkanı Seray Seyfeli ise Türk hazır giyim sektörünün son dönemde artan üretim maliyetleri nedeniyle geçmiş yıllardaki maliyet avantajını önemli ölçüde kaybettiğine dikkat çekti. Türkiye’nin Fransa pazarındaki güçlü konumunu korumasının sektör açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Seyfeli, “Fransa pazarında hemen arkamızda Hindistan, Vietnam ve Tunus gibi güçlü ihracatçı ülkeler bulunuyor. Bu ülkelere karşı mevcut konumumuzu korumak ve pazar payımızı artırmak için müşterilerimizle yakın temas halinde olmamız gerekiyor. Premiere Vision Paris gibi sektörün küresel ölçekte referans kabul edilen fuarlarına düzenli katılım sağlamamız bu nedenle çok önemli.” dedi. “Müşteriye yakın olmak her zamankinden daha önemli” Avrupalı markaların tedarik kararlarında fiyatın yanı sıra hız, esneklik, kalite, düşük adetli üretim kabiliyeti, sürdürülebilirlik ve izlenebilirlik kriterlerinin giderek daha belirleyici hale geldiğine işaret eden Seyfeli, Türkiye’nin bu alanlarda önemli avantajlara sahip olduğunu kaydetti. Seyfeli, “Avrupa pazarına yakınlığımız sektörümüzün en önemli avantajlarından biri. Ancak yalnızca coğrafi yakınlık yeterli değil. Alıcıların değişen beklentilerini yakından takip etmek, sürdürülebilir üretim altyapımızı geliştirmek, tasarım ve koleksiyon gücümüzü artırmak ve müşterilerimizle sürekli iletişim halinde olmak zorundayız. PV Paris bu anlamda sektörümüz için son derece değerli. EHKİB olarak fuara 19 firmamızla katılıyoruz. Firmalarımızın yeni müşterilere ulaşmasını sağlarken mevcut müşterileriyle ticari ilişkilerini güçlendirmelerini hedefliyoruz.” diye konuştu. 40 ülkeden yaklaşık 1.000 üretici Paris’te buluşacak Küresel moda endüstrisinin önemli buluşma noktalarından Premiere Vision Paris Fuarı, dünyanın dört bir yanından tekstil ve moda profesyonellerini bir araya getirecek. Fuar kapsamında iplik, kumaş, deri, hazır giyim, aksesuar ve tasarım başta olmak üzere moda endüstrisinin farklı alanlarında faaliyet gösteren 40 ülkeden yaklaşık 1.000 üreticinin koleksiyonlarını uluslararası alıcıların beğenisine sunması bekleniyor. Premiere Vision Paris’in Şubat 2026 edisyonunu yaklaşık 20 bin sektör profesyoneli ziyaret etmişti. Eylül buluşmasında da dünyanın önde gelen moda markalarının satın alma ekipleri, tasarımcılar, üreticiler, tedarikçiler ve sektör profesyonellerinin Paris’te bir araya gelmesi bekleniyor. EHKİB’den uluslararası pazarlarda kesintisiz tanıtım Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği, Türk hazır giyim sektörünün uluslararası pazarlardaki görünürlüğünü artırmak, ihracatçıların yeni müşterilere ulaşmasını sağlamak ve mevcut pazarlardaki konumunu güçlendirmek amacıyla Premiere Vision Manufacturing Paris Fuarı’na uzun yıllardır düzenli olarak milli katılım organizasyonu gerçekleştiriyor. EHKİB, 1-3 Eylül 2026 tarihlerindeki organizasyonla Premiere Vision Manufacturing Paris’e 21’inci kez milli katılım gerçekleştirerek Ege Bölgesi’nin tasarım, üretim, kalite ve sürdürülebilirlik kabiliyetini dünyanın önde gelen moda profesyonelleriyle buluşturacak.

Bölgesel kalkınmada yeni dönem Haber

Bölgesel kalkınmada yeni dönem

Yeni portal, bölgesel kalkınma politikaları ve yatırım kararları için kapsamlı bir veri altyapısı sunacak. Türkiye’nin bölgesel kalkınma politikalarında dijital veri kullanımını güçlendirecek yeni bir dönem başlıyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, il ve ilçe düzeyindeki çok sayıda ekonomik ve sosyal göstergeyi tek platformda bir araya getirecek Bölgesel Veri Portalı için çalışmalarını sürdürüyor. Yıl sonuna kadar tamamlanması planlanan portalda istihdam, ihracat, sağlık, eğitim, kültür ve turizm başta olmak üzere yerel düzeydeki veriler bir arada sunulacak. Platformun kamu kurumlarının yanı sıra araştırmacılar, akademisyenler ve özel sektör tarafından bölgesel analizlerde kullanılması hedefleniyor. Bölgesel veriler tek çatı altında toplanacak Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda hazırlanan portal, yalnızca Bakanlık ve kalkınma ajanslarının verilerini değil, farklı kamu kurumlarından sağlanan bölgesel göstergeleri de kapsayacak. Böylece il ve ilçe ölçeğinde dağınık halde bulunan verilerin tek noktadan erişilebilir hale getirilmesi ve karar alma süreçlerinde daha etkin kullanılması amaçlanıyor. Portal üzerinden bölgelerin ekonomik yapısı, üretim kapasitesi ve gelişme potansiyeline ilişkin analizlerin de paylaşılması planlanıyor. Bölgelerin üretim potansiyeli analiz edilecek Bölgesel kalkınma çalışmalarında Ekonomik Kompleksite ve Ürün Uzayı Analizi sonuçları da kullanılacak. Bu analizlerle bölgelerin mevcut üretim yapısı ve yeni ürünlere yönelme potansiyeli ortaya konulacak. Elde edilen sonuçların internet üzerinden yayımlanması planlanıyor. Bölgesel Gelişme Ulusal Stratejisi’nin uygulanmasını takip etmek amacıyla geliştirilen izleme sistemi de kullanıma açılacak. Sistemin ardından ara dönem izleme raporu hazırlanacak. Kalkınma Ajansları Yönetim Sistemi’nin teknolojik altyapısının yenilenmesine yönelik çalışmalar da devam edecek. Biyorafineri için yeni yol haritası Bakanlığın gündemindeki çalışmalardan biri de bölgelerdeki biyolojik kaynakların daha yüksek katma değere dönüştürülmesi. Bu kapsamda “Hammaddeden Yüksek Katma Değere Biyorafineri Yol Haritası” çalışması başlatıldı. Biyorafineri yaklaşımıyla biyolojik hammaddelerin ve üretim artıklarının biyobazlı kimyasallar, malzemeler, yakıtlar, enerji ve diğer yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülmesi hedefleniyor. Çalışmayla bölgelerdeki hammaddelerin yalnızca ilk ürün olarak değerlendirilmesi yerine, ileri işleme teknolojileri kullanılarak ekonomik değerinin artırılabileceği alanların belirlenmesi amaçlanıyor. Kırsal kalkınma için saha çalışması yapılacak Kırsal yerleşimlerin mevcut durumunu ve ihtiyaçlarını ortaya koymak amacıyla yürütülen Yer-Sis İkinci Faz Geliştirme Projesi kapsamında pilot uygulama yıl sonuna kadar tamamlanacak. Pilot uygulamadan elde edilen bulgular doğrultusunda saha çalışma raporu hazırlanacak. Bunun yanında organize sanayi bölgelerinin demir yolu iltisak hattı taleplerine yönelik analizlerin sonuçları ilgili kurumlarla değerlendirilecek. Öncelikli görülen bağlantı hatları için fizibilite çalışmalarının yapılması planlanıyor. Bölge Kalkınma İdareleri Elektronik Proje İzleme Sistemi’nin geliştirilmesine de devam edilecek. Sistemle izleme ve değerlendirme süreçlerinin yanı sıra bölge kalkınma idarelerinin kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Kalkınma ajansları için 2040 vizyonu Bölgesel kalkınma çalışmalarının uzun vadeli yönünü belirleyecek bir diğer başlık ise kalkınma ajanslarının gelecek vizyonu olacak. “UFUK 2040: Kalkınma Ajansları Gelecek Çalıştayları” kapsamında eylem planları hazırlanacak. Çalışmalar sonucunda kalkınma ajanslarının 2040 yılına yönelik dönüşümünü şekillendirecek yol haritasının ortaya çıkarılması hedefleniyor. Bu süreçte yapay zekâ da bölgesel kalkınma politikalarının önemli araçlarından biri olarak ele alınacak. “Kalkınma Ajanslarını Yapay Zekâ Destekli Bölgesel Kalkınma Ekosistemine Dönüştürmek” vizyonu doğrultusunda yeni çalışmalar yürütülecek. Kalkınma projelerine destek devam edecek Sosyal Gelişmeyi Destekleme, Cazibe Merkezlerini Destekleme, Üreten Şehirler ile Kurumsal Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik destek programları kapsamındaki projelerin değerlendirme süreçleri de tamamlanacak. Destek almaya hak kazanan projeler için izleme ziyaretleri gerçekleştirilecek ve kaynak aktarımları yapılacak. Böylece bölgesel veri altyapısının güçlendirilmesi, kırsal kalkınma çalışmalarının geliştirilmesi ve kalkınma ajanslarının dijital dönüşümünün hızlandırılması, yılın ikinci yarısındaki çalışmaların temel başlıklarını oluşturacak.

Türk kimya şirketine Avrupa’dan 15/15 tam puan Haber

Türk kimya şirketine Avrupa’dan 15/15 tam puan

Enerji yoğun endüstrilerden kaynaklanan karbondioksitin (CO₂) yakalanarak yüksek katma değerli bir kimyasal olan formik aside dönüştürülmesini amaçlayan FLEX-CIRC-CO₂ projesi, Avrupa Komisyonu tarafından 15/15 tam puanla değerlendirildi. 8 ülkeden 14 ortağın yer aldığı uluslararası konsorsiyumda Koruma Klor Alkali, elektrokimyasal proses geliştirme ve pilot ölçekte elektroliz hücresinin geliştirilmesine katkı sağlayacak. Koruma Klor Alkali, sürdürülebilir üretim teknolojileri, döngüsel ekonomi ve karbon dönüşümü alanlarında yürüttüğü Ar-Ge çalışmalarını Horizon Europe kapsamındaki yeni bir uluslararası iş birliğine taşıdı. Koruma Klor Alkali’nin ortakları arasında bulunduğu FLEX-CIRC-CO₂ – “Flexible Circular CO₂ Capture and Utilisation Across Energy-Intensive Industries” projesi 36 ay boyunca yürütülecek. Birleşik Krallık, Portekiz, Almanya, Yunanistan, İspanya, İtalya, Avusturya ve Türkiye’den araştırma ve sanayi kuruluşları projede birlikte çalışacak. Karbondioksit aynı proseste değerli bir kimyasala dönüştürülecek FLEX-CIRC-CO₂ projesi ile enerji yoğun endüstrilerden kaynaklanan karbondioksitin (CO₂) yakalanması ve aynı entegre proses içerisinde elektrokimyasal yöntemlerle yüksek katma değerli bir kimyasal olan formik aside dönüştürülmesi hedefleniyor. Projenin temel yeniliklerinden biri, karbondioksit yakalama ve elektrokimyasal dönüşüm süreçlerinin entegre bir platformda bir araya getirilmesidir. Koruma Ar-Ge Merkezi, sahip olduğu elektrokimyasal proses geliştirme ve CO₂ kullanım alanlarındaki bilgi birikimiyle projeye katkı sağlayacak. Merkez, özellikle pilot ölçekte elektroliz hücresinin geliştirilmesi çalışmalarında görev alacak. Avrupa Birliği projelerinde uzun soluklu deneyim Koruma’nın Avrupa Birliği destekli projelerdeki deneyimi önceki yıllara uzanıyor. 2015 yılında Ar-Ge tesisini hayata geçiren şirket, 2018 yılında Horizon 2020 kapsamında kabul edilen projeyle ilk kez Avrupa Birliği destekli bir projede görev aldı. Koruma Klor Alkali, Avrupa Komisyonu’nun CORDIS kayıtlarında Horizon 2020 kapsamında yürütülen USABLE PACKAGING (Sürdürülebilir Biyobozunur Ambalajların Potansiyelinin Ortaya Çıkarılması) projesinin katılımcıları arasında da yer alıyor. Aracı: “Ar-Ge ekibimizin ulaştığı teknik yetkinliğin güçlü bir karşılığı” Koruma Klor Alkali Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, FLEX-CIRC-CO₂ projesinin kabul edilmesini Koruma’nın Ar-Ge yaklaşımı ve uluslararası çalışma vizyonu açısından değerli bir gelişme olarak değerlendirdi. Aracı, şunları söyledi: “Koruma’da Ar-Ge’yi üretim süreçlerimizin, rekabet gücümüzün ve sürdürülebilirlik çalışmalarımızın merkezinde konumlandırıyoruz. Bilimsel bir çalışmanın sanayide uygulanabilir, ölçeklenebilir ve katma değer üreten bir sonuca ulaşmasını önemsiyoruz. Avrupa Birliği proje deneyimimizin bugün Horizon Europe kapsamında 15/15 tam puanla değerlendirilen FLEX-CIRC-CO₂ projesiyle devam etmesi, Ar-Ge ekibimizin ulaştığı teknik yetkinliğin uluslararası ölçekte güçlü bir karşılığı. Ekibimizin bu başarısından dolayı büyük gurur duyuyoruz. Projede geliştirilecek yenilikçi, entegre karbondioksit yakalama ve dönüşüm sistemiyle daha verimli, kompakt ve ölçeklenebilir çözümler üzerinde çalışılacak. Koruma’nın elektrokimya alanındaki bilgi birikimini Avrupa’nın güçlü araştırma ve sanayi kuruluşlarıyla buluşturan bu iş birliğini, Ar-Ge vizyonumuz ve uluslararası Ar-Ge hedeflerimiz açısından değerli bir adım olarak görüyorum.” Avrupa’nın 93,5 milyar avroluk araştırma ve inovasyon programı 2021-2027 dönemini kapsayan Horizon Europe, Avrupa Birliği’nin araştırma ve inovasyon alanındaki temel finansman programı olarak uygulanıyor. Programın söz konusu dönem için gösterge niteliğindeki bütçesi 93,5 milyar avro. Horizon Europe; iklim değişikliğiyle mücadele, sürdürülebilir kalkınma, Avrupa’nın rekabet gücünün artırılması ile yeni bilgi ve teknolojilerin geliştirilmesine yönelik araştırma ve inovasyon çalışmalarını destekliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.