SON DAKİKA
Hava Durumu

#Savunma Sanayii

Ekometre - Savunma Sanayii haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Savunma Sanayii haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Şimşek New York'ta yatırımcılara seslendi Haber

Şimşek New York'ta yatırımcılara seslendi

Şimşek; savunma sanayii, turizm, sağlık turizmi, televizyon dizileri ve mobil oyunlar başta olmak üzere dijital hizmet ihracatını fırsat sunan alanlar arasında gösterdi. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) tarafından düzenlenen 19. Türkiye Yatırım Konferansı, New York'ta ABD'li doğrudan yatırımcılarla Türk iş dünyasını bir araya getirdi. Konferansın ilk gününde Citi iş birliğiyle gerçekleştirilen "Türkiye'nin Ekonomik Görünümü ve Yatırım Fırsatları Toplantısı"na Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan katıldı. Program kapsamında Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın da yer aldığı yuvarlak masa toplantıları düzenlenirken, 400'den fazla iş insanının katıldığı bir resepsiyon gerçekleştirildi. Şimşek yatırım fırsatlarını sıraladı Türkiye'nin nitelikli iş gücü, gelişmiş imalat ve hizmet sektörleriyle güvenilir bir tedarikçi konumunda olduğunu belirten Şimşek, ABD'li yatırımcılara farklı sektörlerdeki potansiyeli aktardı. Bakanın öne çıkardığı alanlar arasında savunma sanayii, turizm, sağlık turizmi, televizyon dizileri ve mobil oyunlar başta olmak üzere dijital hizmet ihracatı yer aldı. Şimşek, savunma sanayiinin imalat sanayisindeki dönüşümün önemli itici güçlerinden biri olduğunu ifade etti. Ekonominin dayanıklılığına vurgu yaptı Küresel koşullara ve bölgesel çatışmalara rağmen Türkiye ekonomisinin güçlü ve dayanıklı olduğunu savunan Şimşek, ekonominin şoklara karşı direncini destekleyen yapısal unsurlara dikkat çekti. Şimşek, sabit sermaye yatırımlarının kişi başına gelire oranla yüksek olduğunu ve son iki yılda verimlilik artışında güçlü bir ivme yakalandığını söyledi. Toplam borçluluk oranının düşük olması, kamu maliyesindeki hareket alanı, azalan dış kırılganlıklar, artan uluslararası rezervler ve Kur Korumalı Mevduat'tan (KKM) çıkışın ekonominin dayanıklılığını desteklediğini belirtti. Vergi teşvikleriyle yatırım ortamı güçlendirilecek Türkiye'nin stratejik konumu, gelişmiş imalat ve hizmet sektörleri, altyapısı ve nitelikli iş gücüyle güvenilir bir tedarikçi olduğunu belirten Şimşek, yeşil ve dijital dönüşüm ile üretken altyapı yatırımlarının hızlandırıldığını ifade etti. Bakan, son dönemde açıklanan vergi teşvikleriyle yatırım ve ihracat ortamının güçlendirilmesinin hedeflendiğini söyledi. Şimşek, Türkiye'nin büyük ve emsallerine kıyasla güçlü büyüyen bir ekonomi olduğunu belirterek, sanayide dönüşümün yanı sıra dijital hizmet ihracatında da fırsatlar bulunduğunu dile getirdi. Türk ve Amerikalı iş insanları temaslarını sürdürdü Konferans kapsamında bir araya gelen Türk ve Amerikalı iş dünyası temsilcileri, ikili ticari ilişkilerin geliştirilmesi ve yeni iş birliği imkanlarını değerlendirdi. Etkinlikte gerçekleştirilen görüşmelerle önümüzdeki dönemde Türkiye'ye yönelik doğrudan yabancı yatırımların artırılmasına katkı sağlanması hedefleniyor.

Türkiye ekonomisi küresel yatırımcılara anlatıldı Haber

Türkiye ekonomisi küresel yatırımcılara anlatıldı

Ekonomi yönetimi tarafından yapılan sunumlarda artan rezervler, düşük borçluluk, üretim kapasitesi ve azalan dış kırılganlıklar öne çıkarılırken, yeşil ve dijital dönüşüm ile yüksek katma değerli yatırımların önemi vurgulandı. Küresel koşullara karşı ekonomik dayanıklılık mesajı New York'ta gerçekleştirilen 19. Türkiye Yatırım Konferansı kapsamında ABD'li doğrudan yatırımcılarla bir araya gelen ekonomi yönetimi, Türkiye'nin makroekonomik görünümünü ve yatırım fırsatlarını değerlendirdi. Toplantılarda, zorlu küresel ekonomik koşullar ve bölgede devam eden çatışmaların yarattığı risklere karşı Türkiye ekonomisinin dayanıklılığı ele alındı. Ekonomik görünümü destekleyen unsurlar arasında rezervlerdeki artış, kamu maliyesindeki hareket alanı ve dış kırılganlıklardaki azalma gösterildi. Üç gün sürecek konferans kapsamında yatırımcı buluşmaları ve sektörel oturumlarla Türkiye'nin büyüme potansiyeli ile yatırım ortamının değerlendirilmesi planlandı. Yatırım ve verimlilik büyümenin temel unsurları arasında Toplantılarda Türkiye'de sabit sermaye yatırımlarının kişi başına gelir seviyesine kıyasla yüksek olduğu, son iki yılda verimlilik artışında da ivme yakalandığı belirtildi. Üretim kapasitesini genişleten yatırımlar ve verimlilik kazanımları, orta vadeli büyüme görünümünü destekleyen başlıca unsurlar arasında değerlendirildi. Yüksek teknoloji ve katma değerli yatırımların çekilmesine yönelik teşvikler de yatırım gündeminin önemli başlıkları arasında yer aldı. Borçluluk ve kamu maliyesi öne çıktı Türkiye ekonomisinin toplam borçluluk oranının görece düşük olması, yatırımcı görüşmelerinde öne çıkan konulardan biri oldu. Kamu maliyesindeki hareket alanının ekonomik şoklara karşı tampon oluşturabileceği belirtilirken, dış kırılganlıklardaki gerileme ve finansal göstergelerdeki iyileşmenin ekonomik dayanıklılığa katkı sağladığı ifade edildi. Ekonomi politikalarının temel hedefleri arasında makroekonomik istikrarın güçlendirilmesi ve dış kaynaklı risklere karşı dirençli bir yapı oluşturulması gösterildi. Rezerv artışı ve kur korumalı mevduattan çıkış süreci Uluslararası rezervlerdeki artış ve kur korumalı mevduat sisteminden çıkış süreci de ekonomik görünümün değerlendirildiği başlıklar arasında yer aldı. Bu gelişmelerin dış finansman risklerini azaltması, para politikasının etkinliğini desteklemesi ve ekonomik şoklara karşı dayanıklılığı artırması bekleniyor. Rezervlerin seyri ile finansal istikrar göstergeleri, Türkiye ekonomisinin dış dengesi ve yatırımcı güveni açısından takip edilen unsurlar arasında bulunuyor. Türkiye'nin tedarik zincirlerindeki rolü Türkiye'nin stratejik coğrafi konumu, üretim altyapısı, imalat ve hizmet sektörlerindeki kapasitesi ile nitelikli iş gücü, yatırımcı sunumlarında öne çıkarılan avantajlar arasında yer aldı. Küresel tedarik zincirlerindeki dönüşüm sürecinde Türkiye'nin üretim ve lojistik altyapısı üzerinden yeni yatırım fırsatları sunabileceği belirtildi. Yüksek katma değerli üretimin geliştirilmesi ve küresel şirketlerle iş birliğinin artırılması, yatırım gündeminin temel başlıkları arasında gösterildi. Yeşil ve dijital dönüşüm yatırım gündeminde Yeşil dönüşüm, dijitalleşme, sanayide dönüşüm ve üretken altyapı yatırımları, Türkiye'nin yatırım çekme stratejisinde öne çıkan alanlar arasında yer aldı. Yatırım teşviklerinin üretim ve ihracat kapasitesini geliştirmeye, teknoloji yoğun yatırımları artırmaya yönelik hedeflerle ilişkilendirildiği belirtildi. Konferansın stratejik yatırım başlıkları arasında yarı iletkenler, mobilite, yeşil enerji, ileri imalat, dijital teknolojiler, iletişim ve uzay sektörleri yer aldı. Bu alanlar, küresel yatırım eğilimleri ve teknolojik dönüşüm çerçevesinde Türkiye'nin yatırım çekme potansiyelinin değerlendirildiği sektörler olarak öne çıktı. Savunma sanayii ve dijital hizmetlerde büyüme potansiyeli Toplantılarda Türkiye'nin farklı sektörlerdeki üretim ve ihracat kapasitesi de ele alındı. Savunma sanayii, turizm, sağlık turizmi, televizyon dizileri, mobil oyunlar ve dijital hizmet ihracatı, büyüme ve uluslararası pazarlara açılım fırsatları açısından öne çıkarılan alanlar arasında yer aldı. Savunma sanayiinin imalat sektöründeki teknolojik dönüşüme katkı sağlayabileceği, dijital hizmetler ve yaratıcı sektörlerin ise ihracat çeşitliliğini artırabileceği değerlendirildi. Para politikası ve dezenflasyon süreci Yatırımcı toplantılarında para politikası ve makroekonomik görünüm de gündeme geldi. Görüşmelerde fiyat istikrarı, dezenflasyon süreci ve para politikasının görünümü ele alınırken, enflasyonla mücadele programının ekonomik istikrar ve yatırım kararları üzerindeki etkileri değerlendirildi. Para politikası uygulamalarının yanı sıra mali disiplin ve büyüme hedefleri, yatırımcıların Türkiye ekonomisine ilişkin beklentilerini şekillendiren temel politika başlıkları arasında bulunuyor. Orta Vadeli Program yatırımcılara anlatıldı Eylül ayının başında açıklanan Orta Vadeli Program'ın üç yıllık yol haritası da görüşmelerin gündeminde yer aldı. Program kapsamında fiyat istikrarı, büyüme hedefleri, mali disiplin ve kamu maliyesinin görünümü değerlendirildi. Ekonomi politikalarının önümüzdeki dönemde yatırım ortamı, finansman koşulları ve büyüme dinamikleri üzerindeki etkileri yatırımcılar açısından önem taşıyor. Yatırım görüşmeleri farklı sektörlere yayılıyor 21-23 Eylül tarihleri arasında New York'ta gerçekleştirilen konferans kapsamında enerji, finans, teknoloji, havacılık, otomotiv ve diğer stratejik sektörlerde yatırım ve iş birliği fırsatlarının ele alınması planlandı. Programın ilerleyen oturumlarında yüksek teknoloji yatırımları, şirketler arası ortaklıklar ve Türkiye'nin küresel tedarik zincirlerindeki rolünün değerlendirilmesi öngörülüyor. Türkiye'nin yatırım ortamına ilişkin mesajlarda makroekonomik istikrar, üretim kapasitesi ve teknolojik dönüşümün yanı sıra küresel sermaye ile iş birliğinin geliştirilmesi öne çıkıyor.

Mekke Anlaşması için sekretarya kuruluyor Haber

Mekke Anlaşması için sekretarya kuruluyor

Anlaşmanın kurumsallaştırılması için Suudi Arabistan'da sekretarya kurulması kararlaştırılırken, sekretaryaya üç yıl süreyle Pakistanlı bir Genel Sekreter başkanlık edecek. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın savunma ve güvenlik alanındaki iş birliğini geliştirmek amacıyla oluşturduğu Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın ilk Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi toplantısı İstanbul'da yapıldı. Üç ülkenin Dışişleri ve Savunma Bakanları ile Genelkurmay Başkanlarının katıldığı toplantının ardından ortak açıklama yayımlandı. Dışişleri Bakanlığının internet sitesinde yer verilen açıklamada, tarafların bölgesel barış ve istikrarın güçlendirilmesi konusunda ortak iradelerini teyit ettiği belirtildi. Üç ülkeden bölgesel barış ve istikrar vurgusu Ortak açıklamada, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın Mekke Anlaşması kapsamında birlikte çalışma kararlılıklarını sürdürdüğü ifade edildi. Açıklamada, "Üç ülke, bölgelerinde sürdürülebilir barış ve istikrarın sağlanmasını teminen, bölgesel sahiplenme anlayışıyla, Mekke Anlaşması'nın sunduğu çerçeve dahilinde birlikte çalışma kararlılıklarını teyit etmektedir" denildi. Tarafların krizlerin barışçıl yollarla çözülmesini teşvik edeceği, gerilimin düşürülmesi ve itidalin sağlanmasına yönelik çabaları desteklemeyi sürdüreceği bildirildi. Üç ülkenin ayrıca Mekke Anlaşması kapsamındaki iş birliğinin daha kurumsal bir yapıya kavuşturulması konusunda mutabık kaldığı aktarıldı. Bu kapsamda ortak savunma iş birliğinin güçlendirilmesi, kolektif caydırıcılığın artırılması ve bölgesel güvenliğe katkı sağlanması hedefleniyor. Suudi Arabistan'da sekretarya kurulacak Toplantının en somut kararlarından biri, Mekke Anlaşması çerçevesindeki çalışmaların koordinasyonunu sağlayacak sekretaryanın kurulması oldu. Ortak açıklamaya göre, Suudi Arabistan'da bir Genel Sekreterin başkanlığında Sekretarya oluşturulacak. Sekretaryanın ilk Genel Sekreteri Pakistan İslam Cumhuriyeti'nden seçilecek ve üç yıl süreyle görev yapacak. Bu yapının Mekke Anlaşması kapsamında yürütülecek ortak çalışmaların kurumsal bir zemine taşınmasına katkı sağlaması öngörülüyor. Savunma sanayiinde ortak üretim hedefi Üç ülke, ortak faaliyetler aracılığıyla savunma sanayii alanındaki iş birliğini de geliştirme konusunda anlaşmaya vardı. Açıklamada, savunma sanayii iş birliğinin yanı sıra ortak teknoloji geliştirilmesi ve ortak üretim yoluyla savunma yeteneklerinin ve silahlı kuvvetlerin uyumunun güçlendirilmesi için çalışılacağı belirtildi. Taraflar, Mekke Anlaşması'nı kurumsallaştırılmış ve kararlı bir şekilde uygulayarak bölgesel barış ve istikrara katkı sağlamayı hedefliyor. Mekke Ortak Savunma Anlaşması 7 Ağustos'ta imzalanmıştı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 7 Ağustos'ta Mekke'de "Ortak Savunma Anlaşması"na imza atmıştı. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan tarafından ortak sorumluluk ve bölgesel sahiplenme anlayışıyla imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması; bölgede ve küresel ölçekte güvenlik, barış, istikrar ve refahın teşvik edilmesini ve ortak caydırıcılığın artırılmasını hedefliyor. Anlaşmaya göre, taraf devletlerden herhangi birine yönelik gerçekleştirilecek bir saldırı, tüm taraflara yapılmış sayılıyor. Bölgede yeni bir iş birliği kültürünün geliştirilmesini amaçlayan anlaşma, uluslararası hukuka saygı gösteren ve barışçıl iş birliği vizyonunu paylaşan aktörlerin katılımına da imkân tanıyor.

BAE zor testi geçti büyüme yoluna devam edecek Haber

BAE zor testi geçti büyüme yoluna devam edecek

Körfez, 2026'nın ilk yarısında uzun yıllardır yaşamadığı ölçekte bir jeopolitik sarsıntıyla karşı karşıya kaldı. Hürmüz Boğazı'ndaki kriz; petrol piyasalarını, deniz taşımacılığını ve bölgedeki yatırım iştahını ciddi biçimde sınadı. Peki Birleşik Arap Emirlikleri bu sınavdan nasıl çıktı ve Türk yatırımcılar hangi dersleri çıkarmalı? Yaklaşık 20 yıldır Dubai'de yaşayan Türk İş Konseyi Başkanı Kanat Kutluk ile bu soruların yanıtlarını konuştuk. 2026'nın ilk yarısındaki çalkantının ardından Dubai ve BAE'yi bugün nasıl okuyorsunuz? “Kısa cevabım şu olur: Bölge, uzun süredir karşılaşmadığı büyüklükte bir stres testinden geçti ve BAE bu testi başarıyla verdi. Şubat sonunda başlayan İran-Hürmüz krizi teorik bir risk değildi; petrol 120 doların, Dubai ham petrolü ise tarihi zirvelerin üzerine çıktı, boğazdaki ticari trafik haftalarca fiilen durdu. Böyle bir şokun ardından ‘her şey yolunda’ demek elbette gerçekçi olmaz. Ama önemli olan sistemin nasıl tepki verdiğidir. BAE ekonomisi çökmedi, panikle sermaye kaçışı yaşamadı, tersine bir güvenli liman gibi davrandı. Bugün büyüme beklentileri hâlâ yüzde 5 civarında; petrol dışı ekonomi millî gelirin dörtte üçünden fazlasını oluşturuyor. Yani ateş yükseldi ama bünye sağlam çıktı. Benim tezim cok net: BAE büyümeye kaldığı yerden devam edecek. Bu durumu doğru değerlendiremeyenler, bu coğrafyadaki onemli fırsatların dışında kalır. Ben meseleye stratejik derinlik ve dayanıklılık penceresinden bakıyorum; bugün önemli olan yatırım hacmi değil, yatırımın arkasındaki süreklilik. Hürmüz'de yaşananların iş dünyası açısından anlamı neydi? Hürmüz, dünyada deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık beşte birinin ve küresel LNG'nin önemli bölümünün geçtiği bir kanal. Buradaki birkaç haftalık tıkanma bile küresel enerji arzının 1970'lerden bu yana gördüğü en büyük kesintilerden birine dönüştü; navlun ve savaş-riski primleri fırladı, konteyner devleri seferleri askıya aldı, Körfez'de binlerce denizci ve yüzlerce gemi mahsur kaldı, üreticiler üretimi kıstı. Ama izin verin altını çizeyim: Ben yıllardır kırılgan deniz yollarına alternatif oluşturan kara koridorlarının önemini yazıyorum. Irak üzerinden Türkiye'ye, oradan Avrupa'ya uzanan Kalkınma Yolu ve Körfez-Akdeniz lojistik hattı, yalnızca bir ulaştırma yatırımı değil; tam da bu tür jeopolitik riskleri azaltmayı hedefleyen bir ticaret mimarisidir. Hürmüz krizi, bu tezi acı ama net biçimde doğruladı. Tek boğaza, tek limana, tek rotaya bağımlılığın bir maliyeti var; bunu artık herkes gördü. “Test başarıyla verildi” diyorsunuz. BAE'yi bu dayanıklılığa taşıyan nedir? Üç önemli parametre sayarım. Birincisi çeşitlendirme. BAE artık bir petrol ekonomisi değil; gelirinin büyük kısmı lojistik, finans, turizm, gayrimenkul, ticaret, teknoloji ve yeniden-ihracattan geliyor. Abu Dhabi bile, federasyonda petrol gelirinden en yüksek payı alan emirlik olmasına rağmen, petrol sonrası çeşitlenmeyi en güçlü uygulayan aktör; aktif kalkınma ve altyapı projelerinin toplam değeri 758 milyar doları aşıyor. Petrol fiyatı oynadığında bütçe titremiyor bile. İkincisi kurumsal öngörü. Fujeirah limani gibi boğazın dışına konumlanmış terminaller, stratejik boru hatları ve stok kapasiteleri, “boğaz kapanırsa ne yaparız?” sorusunun yıllar önce sorulup cevaplandığını gösteriyor. Üçüncüsü güven sermayesi. Kriz anında paranın nereye kaçtığına bakın; istikrar arayan sermaye Dubai'ye aktı, kaçmadı. Hukuki güvenlik, mülkiyet hakları, konvertibl para, düşük vergi ve öngörülebilir yönetim bir slogan değil; kriz anında test edilen ve işleyen özelliklerdir. Şu an icin yaşananlardan sonra bile BAE’nin tek alternatifi yine kendisi. Gerçekçi olmak adına sorayım: Kriz tam olarak bitti mi, riskler masada değil mi? Dürüst olalım bitmedi, normalleşiyor. Ağustos itibarıyla Umman arabuluculuğunda yürüyen müzakereler son aşamada ama süreç kırılgan; trafik ve fiyatlar hâlâ haber akışına göre iniyor çıkıyor, Brent zirvesinden geriledi ama kriz öncesinin üzerinde. Yaklaşık 20 yıldır Dubai'de yaşayan biri olarak şunu defalarca gördüm: Körfez, sabit dengelerin değil, hızla değişen önceliklerin coğrafyasıdır. Bugün stratejik görünen ittifaklar, yarın farklı bir konjonktürde yeniden tanımlanabiliyor. Dolayısıyla ben size “risk sıfırlandı” demiyorum; “risk yönetilebilir hale geldi ve yapısal dayanıklılık kendini kanıtladı” diyorum. Stratejik derinlik tam da budur: Riski inkâr etmek değil, fiyatını ve yönetim yolunu doğru okumak. Bu bölgede kalıcı olacak yatırımcı, jeopolitiği bir sürpriz olarak değil, bir parametre olarak modelleyen yatırımcıdır. Türk firmaları bu tablodan hangi yatırım kararlarını çıkarmalı? En temel mesajım: Kısa vadeli manşetlere bakıp uzun vadeli konumlanmayı ıskalamayın. Kriz dönemleri, zayıf oyuncuların sahayı boşalttığı, hazırlıklı oyuncuların ise pazar payı ve varlık kaptığı dönemlerdir. BAE'nin cazibesi krizle azalmadı; dayanıklılığını ispat ederek arttı. Somut olarak BAE'yi bir “pazar” değil bir “üs” olarak düşünün, nakit ve tedarik zinciri dayanıklılığına yatırım yapın ve bölgenin yapısal büyüme alanlarına yaslanın. Hangi sektörlerde fırsat var? Öncelikli fırsat gördüğüm sektörleri şu sekilde sayarım: Gıda ve gıda güvenliği BAE ve Orta Doğu'da Türk ürünlerine talep hızla artıyor, örneğin taze yumurta ihracatımız bir yılda sıçrayarak 200 milyon doları aştı; lojistik ve liman işletmeciliği; inşaat, altyapı ve mega projeler; turizm, sağlık ve medikal turizm ki Türk hastanelerinin arayışını sürdürdüğünü duyuyoruz; finans ve fintech; yenilenebilir enerji ve sürdürülebilirlik dünyanın en büyük solar alan güneş projesi Mohammed Bin Rashid Al Maktoum Güneş Parkı Dubai'de; teknoloji, yapay zekâ ve siber güvenlik; ve belki de en dikkat çekeni, siyasi ilişkilerin düzelmesiyle âdeta altın çağını yaşayan havacılık ve savunma sanayii. Türk şirketleri artık Körfez'de yalnızca yüklenici değil; ortak, yatırımcı ve karar verici olarak konumlanmalı. Sürekli “coğrafya” vurgusu yapıyorsunuz. BAE'nin hitap ettiği potansiyeli açar mısınız? Bu en çok gözden kaçan nokta. BAE'nin gerçek değeri sınırlarının içinde değil, bir kavşak olmasında. Dubai, beş saatlik bir uçuş mesafesinde yaklaşık 3,5 milyar insana ve 35 trilyon dolarlık bir ekonomiye temas ediyor; bu yarıçapta Körfez'in yüksek gelirli pazarları, Suudi Arabistan'ın devasa dönüşümü, Doğu Afrika'nın büyüyen tüketici tabanı, Güney Asya'nın milyarlık nüfusu ve Orta Asya-Kafkasya hattı var. BAE bu coğrafyanın finans, lojistik, ticaret ve tahkim merkezi olarak çalışıyor; Dubai'deki ticari varlığınız bölgedeki diğer ülkelere açılmanızı kolaylaştırıyor. Sunu da ekleyeyim: İki ülke arasındaki ticaret 2023'te 20,1 milyar dolara ulaştı ve imzalanan Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması bu hacmi beş yılda 40 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. Yani BAE'ye yatırım yaparken aslında milyarlarca insanlık bir erişim alanına ve hızla büyüyen bir ticaret hattına bilet almış olursunuz. Meseleyi “Dubai'de daire almak” düzeyinde okuyanlar tabloyu küçük görüyor; asıl fırsat, bu kavşağı bir büyüme platformu olarak kullanmakta. Türk müteahhitlik ve mühendislik tarafında somut fırsat nerede? Tam da mega projelerde. Abu Dhabi hükümeti çatısı altında 600'ü aşkın proje, çok sektörlü büyük bir bütçeyle yürüyor; finans merkezi genişlemesi gibi tek başlıklar bile 16 milyar doları aşan yatırım planlarıyla gündemde. Bu ölçek, uluslararası müteahhitlik ve danışmanlık için güçlü bir çekim alanı ve Türk firmalarının küresel referansları bu çağrıya doğrudan yanıt verebilecek kapasitede. Nurol, Rönesans, Tekfen, Limak, TAV gibi firmalarımız sahada ciddi referans portföyleri oluşturdu; özellikle kamu-özel ortaklığı (PPP), karma kullanım ve ileri mühendislik işlerinde rekabet gücümüz belli. Ama iş almak başlangıçtır; asıl başarı sahadaki performansı sürdürülebilir kılmaktır. Kısaca başarının sırları: yerel iş yapış kültürünü ve güven ilişkisini anlamak, doğru yerel ortaklıklar kurmak, finansman ve risk planlamasını sağlam yapmak, Türk ve yerel iş gücünü karma yönetmek, mevzuata uyum ve zamanında teslim. Sahaya ilk kez gelecek bir firmaya pratik olarak ne söylersiniz? Körfez'de iş yalnızca sözleşmeyle yürümez. Buradaki iş insanları çok sıkı pazarlık yapar, anlaşmayı gerçekçi koşul ve rakamlar çerçevesinde kurar. Türkiye'den gelmeden önce seyahatinizi iyi bir ekran çalışmasıyla hazırlayın; ilgili Türk ve yabancı firmalarla çok önceden randevu alın, gideceğiniz tarihteki bayram, millî gün ve fuar takvimini hesaba katın. “Arap dünyası” diye tek bir blok yok; Körfez ülkelerinin bile her birinin insanı ve iş yapış biçimi farklı buna göre yaklaşım geliştirin. Şirket kuruluşu ve ortaklıklarda güvenilir firma seçimine baştan azami hassasiyet gösterin; her yeni ülkede olduğu gibi burada da ilk doğru adım iyi bir avukat ve muhasebeciyle çalışmaktır. BAE hızlı büyürken yasalarını da hızla değiştiriyor: Dün belli stratejik sektörler dışında yerel ortak şartı vardı, bugün kalktı; birkaç yıl öncesine kadar KDV ve kurumlar vergisi yokken artık çeşitli vergiler tanımlandı. İşte tam bu noktalarda doğru yönlendirmeyi yapacak ilk iletişim noktası olmak istiyoruz. Bu noktada Türk İş Konseyi'nin rolü nedir? Yatırımcılar size nasıl ulaşabilir? Dubai ve Kuzey Emirlikleri Türk İş Konseyi, 2004 yılında Dubai Ticaret Odası'na bağlı olarak kuruldu; 2024'te 20. yılımızı kutladık, bugün 22 yılı geride bırakmış köklü bir kurumuz. Abu Dhabi dışındaki altı emirlik etki ve sorumluluk alanımızda. 300'e yakını kurumsal olmak üzere 900'ü aşkın, bine yakın üyemiz var; aralarında Doğuş, Zorlu, Çalık, TAV, Beko, Aksa, Emirates ve Türk Hava Yolları gibi isimler bulunuyor. Şu an başkanlığını yürütmekten onur duydugum kurumumuz Büyükelçiliğimiz ve Başkonsolosluğumuzla oldugu gibi tum BAE kamu kuruluşlarıyla da oldukca yakın koordinasyon içinde çalışıyor; klasik temsil ve networking anlayışının ötesine geçerek Türk şirketlerinin Körfez'de yüklenici değil ortak ve karar verici olarak konumlanmasına katkı sağlıyoruz. Firmalarımız Konsey aracılığıyla zamandan, paradan ve enerjiden tasarruf ederek doğru iş odaklarına ulaşıyor. Yatırım kararı almadan önce bizimle konuşmak isteyen tüm iş insanlarımız business@tbcdubai.org adresinden bize ulaşabilir. Kapımız, tecrübemiz ve ağımız üyelerimize ve bölgeye ilgi duyan tüm Türk firmalarına açık. Son olarak, tek cümlelik bir kapanış istesek? BAE zor bir testi başarıyla verdi ve büyümeye kaldığı yerden devam edecek; bu gerçeği zamanında ve doğru okuyanlar önümüzdeki dönemin kazananları olacak, erteleyenler ise sadece bir yatırımı değil bir coğrafyayı kaçıracak. Unutmayalım: Bugün diplomasi artık yalnızca başkentlerde değil; limanlarda, serbest bölgelerde, lojistik merkezlerinde ve iş konseylerinin masalarında şekilleniyor. Röportaj: Kenan SERTALP / Dubai

Türkiye’nin yeni üretim yatırımı 3D yazıcı çiftlikleri Haber

Türkiye’nin yeni üretim yatırımı 3D yazıcı çiftlikleri

Endüstriyel üretimde 600’ün üzerinde 3D yazıcının aktif olarak kullanıldığı Türkiye’de, profesyonel ölçekte seri üretim yapan 3D Farm sayısının 30 ila 80 arasında olduğu tahmin ediliyor. Küresel tedarik zincirlerindeki dönüşüm, artan işçilik maliyetleri, kişiselleştirilmiş ürünlere yönelik talebin yükselmesi ve düşük adetli üretimin önem kazanması, şirketleri kalıpsız ve dijital üretim modellerine yönlendiriyor. Bu dönüşümün dikkat çeken örneklerinden biri olan 3D yazıcı çiftlikleri (3D Farm), dünya genelinde yeni nesil üretim yatırımlarının önemli unsurlarından biri haline geliyor. Küresel eklemeli imalat pazarının 30,5 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştığı, yıllık ortalama yaklaşık yüzde 24 büyüme ivmesiyle 2033 yılında 169 milyar dolara çıkmasının beklendiği belirtiliyor. Türkiye’de ise endüstriyel üretimde kullanılan 600’ün üzerinde 3D yazıcının aktif olarak çalıştığı, ticari 3D baskı hizmeti sunan işletme sayısının 700 ila 1.000’in üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Buna karşın, gerçek anlamda seri üretim gerçekleştiren profesyonel 3D yazıcı çiftliklerinin sayısının yaklaşık 30 ila 80 arasında olduğu değerlendiriliyor. Kalıpsız üretim modeli öne çıkıyor Geleneksel üretim yöntemlerinde yeni bir ürünün geliştirilmesi ve seri üretime alınması; yüksek kalıp maliyetleri, uzun hazırlık süreçleri ve yüksek yatırım gereksinimleri nedeniyle özellikle düşük adetli ve kişiselleştirilmiş üretimlerde önemli maliyetler yaratıyor. 3D yazıcı çiftlikleri ise onlarca, hatta yüzlerce yazıcının aynı anda çalıştığı dijital üretim modeliyle bu süreci farklılaştırıyor. Dijital tasarımın sisteme yüklenmesinin ardından üretim kısa sürede başlatılabiliyor. Yeni bir ürün için kalıp hazırlanması ya da üretim hattının yeniden kurulması gerekmiyor. Türkiye’de 3D Farm ekosistemi genişliyor Türkiye’de eklemeli imalat ekosisteminin her geçen yıl büyüdüğünü belirten EXPO3D İstanbul Fuar Koordinatörü Yıldırım Ünverdi, Türkiye’de endüstriyel üretimde kullanılan 600’ün üzerinde 3D yazıcının aktif olduğunu, ticari olarak 3D baskı hizmeti sunan işletme sayısının ise 700 ila 1.000’in üzerinde olduğunun tahmin edildiğini söyledi. Sektörün önemli bölümünün halen prototipleme ve düşük adetli üretim gerçekleştiren işletmelerden oluştuğuna dikkat çeken Ünverdi, gerçek anlamda seri üretim yapan ve 10’un üzerinde yazıcıyla faaliyet gösteren profesyonel 3D yazıcı çiftliklerinin sayısının ise yaklaşık 30 ila 80 arasında olduğunu ifade etti. ABD, Çin ve Avrupa’da binlerce profesyonel 3D yazıcı çiftliğinin üretim süreçlerinde aktif olarak kullanıldığını belirten Ünverdi, yapay zekâ destekli üretim yönetimi, otomasyon sistemleri ve yeni nesil malzeme teknolojilerindeki gelişmelerin 3D Farm modelinin kullanım alanını genişlettiğini söyledi. Ünverdi, Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı ve artan teknoloji yatırımları sayesinde bu dönüşümden daha fazla pay alabileceğini belirtti. Otomotivden medikale geniş kullanım alanı Türkiye’nin otomotiv yan sanayisi, savunma sanayii, beyaz eşya, makine ve kalıp üretimindeki deneyiminin eklemeli imalat teknolojilerinin yaygınlaşması açısından önemli avantajlar sunduğunu belirten Ünverdi, Avrupa pazarına yakınlığın da Türkiye’yi bölgesel bir dijital üretim merkezine dönüştürebilecek fırsatlar barındırdığını ifade etti. 3D Farm modelinin yalnızca büyük sanayi kuruluşları için değil, KOBİ’ler ve girişimciler açısından da önemli fırsatlar sunduğunu vurgulayan Ünverdi, yüksek kalıp yatırımı gerektirmeden üretime başlanabilmesinin düşük ve orta ölçekli seri üretimi ekonomik hale getirdiğini söyledi. Aynı üretim altyapısıyla farklı tasarımların üretilebilmesi kişiselleştirilmiş üretimi kolaylaştırırken; plastik, reçine, metal, seramik ve kompozit gibi farklı malzemelerin kullanılabilmesi teknolojinin uygulama alanını da genişletiyor. Otomotiv, havacılık, savunma sanayii ve medikal sektörlerinin yanı sıra tasarım ve e-ticaret alanlarında da 3D yazıcı çiftliklerinin kullanımının arttığı belirtiliyor. Düşük adetli ancak yüksek katma değerli ürünlerin ekonomik şekilde üretilebilmesi, Türkiye’nin yüksek teknolojili ve kişiselleştirilmiş ürün ihracatındaki payını artırma potansiyeli taşıyor. Ünverdi, çoklu 3D yazıcı sistemlerinin gelecekte fabrikaların standart üretim altyapısının bir parçası haline gelebileceğine dikkat çekerek, eklemeli imalatın prototiplemenin ötesine geçerek seri üretimde daha fazla kullanılacağını ifade etti. Eklemeli imalat sektörü EXPO3D İstanbul’da buluşacak Eklemeli imalat teknolojilerinin tüm paydaşlarını bir araya getirecek EXPO3D İstanbul – 3D Baskı Teknolojileri ve Katmanlı Üretim Fuarı, 17-19 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek. Türkiye’nin bu alandaki ilk ve tek ihtisas fuarı olarak tanıtılan organizasyon; 3D yazıcı üreticilerinden filament ve metal tozu tedarikçilerine, yazılım geliştiricilerinden otomasyon firmalarına, tarama sistemlerinden son işlem teknolojilerine kadar eklemeli imalat ekosisteminin farklı paydaşlarını bir araya getirecek. Savunma sanayii, otomotiv, havacılık, medikal, kalıp, makine, enerji, eğitim ve tasarım başta olmak üzere birçok sektörden profesyonelin katılması beklenen fuar, üretim süreçlerini dijitalleştirmek isteyen sanayi kuruluşları açısından yeni iş birlikleri, yatırım fırsatları ve teknoloji transferleri için buluşma noktası olmayı hedefliyor.

Kale Grubu'ndan geleceğe yatırım Haber

Kale Grubu'ndan geleceğe yatırım

TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Orhan Aydın’ın da katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, Seramik Teknolojileri Öncül Ar-Ge Merkezi ile Kalesinterflex 2. Hat Tevsi Yatırımı'nın açılışı gerçekleştirildi. Kale Grubu Başkanı ve CEO'su Zeynep Bodur Okyay, teknoloji ve Ar-Ge yatırımlarıyla geleceğin rekabetine bugünden hazırlandıklarını vurgulayarak, teknoloji üretme kapasitesinin temelinde bilgi üretme kültürü ile insana yapılan uzun soluklu yatırımın yer aldığını belirtti. Kale Grubu, 69. kuruluş yıldönümünü Çan'daki Kaleseramik tesislerinde düzenlenen Geleneksel Seramik Bayramı'nda çalışanları, iş ortakları ve paydaşlarıyla birlikte kutladı. Çan’daki Kaleseramik tesislerinde düzenlenen törene, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Orhan Aydın, Çanakkale kent protokolü, kamu ve özel sektör temsilcileri de katıldı. Törende Seramik Teknolojileri Öncül Ar-Ge Merkezi ile Kalesinterflex 2. Hat Tevsi Yatırımı hizmete alınırken, grubun teknoloji, Ar-Ge, yüksek katma değerli üretim ve insan odaklı gelişim vizyonu paylaşıldı. Zeynep Bodur Okyay: “69 yıldır bilgiye, Ar-Ge'ye ve insana yatırım” Kale Grubu Başkanı ve CEO'su Zeynep Bodur Okyay, Kale'nin teknoloji üretme kapasitesinin temelinde yalnızca yatırımların değil, bilgi üretme kültürü ile insan kaynağına yapılan uzun soluklu yatırımın bulunduğunu söyledi. Ar-Ge'yi hiçbir zaman yalnızca bir bölüm olarak görmediklerini belirten Okyay, şöyle konuştu: "Teknolojiyi satın alabilirsiniz. Makineyi satın alabilirsiniz. Ama bilgi üretme kabiliyetini satın alamazsınız. Bilgi ancak öğrenilerek üretilir, denenerek geliştirilir, sabırla korunur ve zamanla kurumsal bir hafızaya dönüşür. İşte bu nedenle Ar-Ge'yi hiçbir zaman yalnızca bir bölüm olarak görmedik. Ar-Ge, Kale'nin düşünme biçimidir." dedi. Kalesinterflex'te yüksek katma değerli üretim kapasitesi arttı Kale Grubu'nun yüksek katma değerli ürün segmentindeki rekabetçiliğini artıracak önemli adımlardan biri olan Kalesinterflex 2. Hat Tevsi Yatırımı Seramik Bayramı kapsamında devreye alındı. Bu yeni üretim hattı sayesinde, Kaleseramik'in 3mm inceliğindeki büyük ebatlı porselen plaka üretim kapasitesi yüzde 44 artarak 2,4 milyon metrekareye ulaşacak. Bu yatırımla birlikte Kalebodur'un toplam porselen plaka üretim kapasitesi 5,6 milyon metrekarenin üzerine çıkarken, şirket, 100x300 cm'den 162x323 cm'ye uzanan büyük ebat seçenekleri ve 2 ila 20 mm arasındaki kalınlık alternatifleriyle farklı kullanım alanlarına yönelik geniş bir ürün yelpazesi sunuyor. Seramik Teknolojileri Öncül Ar-Ge Merkezi açıldı Törende, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Orhan Aydın’ın katılımıyla, açılışı yapılan bir diğer yatırım ise Seramik Teknolojileri Öncül Ar-Ge Merkezi oldu. Kale'nin Ar-Ge alanındaki 50 yılı aşkın birikimi üzerine inşa edilen ve TÜBİTAK 1515 Öncül Ar-Ge Laboratuvarları Destekleme Programı kapsamında beş yıl boyunca yaklaşık 125 milyon TL destek almaya hak kazanan merkez, Türkiye'de seramik teknolojileri alanında lazer, mikrodalga ve fonksiyonel dijital mürekkep geliştirme konularında ilk ve öncü laboratuvar olma özelliğini taşıyor. Merkezde dijital baskı teknolojileri, yeni nesil fonksiyonel yüzeyler, çevreci üretim yöntemleri ve ileri proses teknolojileri üzerine çalışmalar yürütülecek. 2030 yılına kadar altı patente ulaşmayı hedefleyen merkezin açılışında konuşan Kale Grubu Başkanı ve CEO’su Zeynep Bodur Okyay, “Bu merkezin gerçek başarısının yetiştireceği araştırmacılarla, mühendislerle ve bilim insanlarıyla ölçüleceğine inanıyoruz. Bu anlayışla oluşturacağımız araştırma ekibinde kadın istihdamını önceliklendiriyor, merkezimizde yüzde 60 kadın istihdam oranını hedefliyoruz” dedi. TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Orhan Aydın “TÜBİTAK olarak, ülkemizin bilim, teknoloji ve yenilik ekosistemini güçlendirecek stratejik programlar yürütüyoruz. Bu kapsamda hayata geçirdiğimiz 1515 Öncül Ar-Ge Laboratuvarları Destekleme Programı ile sanayi, üniversite ve kamu arasında bütüncül bir araştırma ağı kurarak ülkemizi küresel bir çekim merkezi haline getirmeyi hedefliyoruz. Dünyanın önde gelen seramik üreticileri arasında yer alan Kaleseramik’in kurduğu bu Öncül Ar-Ge Laboratuvarı, seramikte ileri malzeme ve yenilikçi imalat teknolojilerine odaklanarak sektörün yeşil dönüşümüne ve dışa bağımlılığın azaltılmasına önemli katkılar sunacaktır. Enerji ve su verimliliğinden nitelikli insan kaynağına, patentlerden uluslararası iş birliklerine kadar geniş bir yelpazede değer üretecek bu laboratuvarın, Türkiye’nin küresel bilim ve teknoloji arenasındaki konumunu daha da güçlendireceğine yürekten inanıyorum.” ifadelerini kullandı. Savunma ve havacılıkta teknoloji odaklı büyüme sürüyor Kale Grubu, Yapı Grubu şirketlerinde gerçekleştirdiği teknoloji ve Ar-Ge odaklı dönüşümü, savunma ve havacılık alanındaki faaliyetleriyle desteklemeye devam ediyor. Grup, geliştirdiği yerli turbojet motorlarıyla Türkiye'nin savunma sanayiindeki teknoloji yetkinliğini güçlendirirken, jet motoru ihracatına yönelik 10'dan fazla ülkeyle görüşmelerini sürdürüyor. Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda iki yeni jet motorunun geliştirme çalışmaları devam ederken, yakın zamanda bünyesine kattığı Kale ANDAR ile elektromekanik sistemler alanındaki yetkinliklerini de güçlendirerek Türkiye'nin kritik sistemleri geliştirme kabiliyetine katkı sunuyor. Kale Grubu Başkanı ve CEO'su Zeynep Bodur Okyay, savunma ve havacılık faaliyetlerinin Grubun dönüşüm vizyonunun önemli bir parçası olduğunu belirterek, "Savunma ve havacılık bizim için yeni bir alan değil; yaklaşık kırk yıllık mühendislik birikimimizin ileri teknolojilere taşınmasıdır. Türkiye'nin ilk yerli jet motorunu geliştiren, bu ürünle ilk ihracatı gerçekleştiren savunma şirketi olmak bizim için hiçbir rakamla ölçülemeyecek bir gurur. Savunma ve havacılıkta gerçek başarı, kısa vadeli kazanımlarla değil; yıllar içinde inşa edilen teknoloji yetkinliği ve sürdürülebilir mühendislik kabiliyetiyle mümkün oluyor." dedi Seramik Bayramı geleneği devam ediyor Kale kültürünün en önemli buluşmalarından biri olan Seramik Bayramı kapsamında bu yıl da çalışanlar, aileleri, emekliler, bayiler ve iş ortakları bir araya geldi. Program kapsamında spor ödülleri, kıdem törenleri ve geleneksel sünnet organizasyonu gerçekleştirilirken, Kale Grubu'nun 69 yıllık kurum kültürü ve birliktelik anlayışı bir kez daha vurgulandı. Bu yıl altı branşta 435 çalışan spor organizasyonlarına katılırken, 102 çocuk için geleneksel sünnet töreni düzenlendi. Ayrıca Kale Grubunda 5, 10, 15, 20, 25, 30, 35 ve 40 yıl çalışanlara kıdem ödülleri takdim edildi.

NATO'dan milyarlarca dolarlık savunma anlaşmaları Haber

NATO'dan milyarlarca dolarlık savunma anlaşmaları

Ankara'nın ev sahipliğinde düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen Savunma Sanayii Forumu, milyarlarca dolarlık yeni savunma projeleri ve ortak tedarik anlaşmalarıyla başladı. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile NATO üyesi ülkelerin savunma bakanlarının katıldığı forumda konuşan NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, transatlantik savunma sanayii iş birliğinin yeni bir aşamaya geçtiğini belirterek, hava savunması, tanker uçakları, insansız hava araçları ve erken ihbar sistemlerine yönelik önemli projelerin hayata geçirildiğini açıkladı. Rutte, NATO'nun geçen yıl Lahey'de aldığı savunma yatırımlarını artırma kararlarının kısa sürede somut sonuç verdiğini ifade ederek, "Atlantik'in iki yakasındaki müttefiklerimiz ve savunma sanayii kuruluşları milyarlarca dolarlık stratejik sözleşmelere imza attı. Bu yatırımlar güvenliğimizi güçlendirirken ekonomiye ve istihdama da katkı sağlayacak." dedi. Airbus'tan 12 yeni uçak Forumdaki ilk önemli duyuru, NATO'nun çok uluslu tanker ve nakliye filosuna yönelik oldu. Rutte, müttefik ülkelerin Airbus'tan toplam 12 yeni uçak satın alacağını açıkladı. Ayrıca Airbus A400M platformunu temel alan yeni çok uluslu bir proje başlatıldığını belirten Rutte, projenin Avrupa ile Kuzey Amerika savunma sanayii iş birliğini daha da güçlendireceğini söyledi. NATO filosuna Triton İHA'ları geliyor NATO'nun istihbarat, gözetleme ve keşif (ISR) kapasitesinin de genişletileceğini açıklayan Rutte, ittifakın envanterine 5 adede kadar Triton yüksek irtifa uzun havada kalışlı insansız hava aracı ekleneceğini duyurdu. Yeni sistemlerin özellikle deniz alanlarının kesintisiz gözetlenmesi, deniz ulaştırma hatlarının korunması ve Kuzey Kutbu gibi kritik bölgelerde operasyon kabiliyetinin artırılması amacıyla kullanılacağı belirtildi. Saab GlobalEye dönemi başlıyor Forumda açıklanan bir diğer önemli proje ise NATO'nun havadan erken ihbar kapasitesini yenileyecek GlobalEye programı oldu. Rutte, mevcut E-3 erken uyarı uçaklarının yerini almak üzere müttefik ülkelerin 10 adede kadar Saab GlobalEye uçağını ortak tedarik edeceğini açıkladı. Yeni nesil sistemin hava, kara ve deniz sahasını aynı anda takip edebildiğini belirten Rutte, GlobalEye'ın özellikle drone sürüleri, balistik ve seyir füzeleri gibi modern tehditlerin tespitinde önemli avantaj sağlayacağını ifade etti. NATO Genel Sekreteri, açıklanan tüm projelerin Avrupa, ABD ve Kanada savunma sanayii şirketlerinin ortak üretimiyle gerçekleştirileceğini vurgulayarak, bunun transatlantik iş birliğinin en somut örneklerinden biri olduğunu söyledi.

Küresel eklemeli imalat pazarı 2033'te 169 milyar dolara ulaşacak Haber

Küresel eklemeli imalat pazarı 2033'te 169 milyar dolara ulaşacak

Eklemeli imalat teknolojilerinde küresel büyüme hız kazanıyor. 2025'te 30,5 milyar dolar büyüklüğe ulaşan pazarın, 2033 yılına kadar 169 milyar dolara çıkması beklenirken, Türkiye de bu alanda bölgesel üretim ve teknoloji merkezi olma yolunda önemli bir ivme yakalıyor. Araştırmalara göre 2025 yılında yaklaşık 30,5 milyar dolar büyüklüğe ulaşan küresel pazarın, 2033 yılına kadar 169 milyar dolara yükselmesi bekleniyor. Sektörün 2026-2033 döneminde yıllık ortalama yüzde 23,9 büyümesi öngörülüyor. Eklemeli imalat teknolojileri artık yalnızca prototip üretiminde değil; nihai parça üretimi, bakım ve onarım, kalıpçılık, hafif komponent geliştirme ve dijital tedarik zinciri yönetiminde de stratejik bir üretim modeli olarak öne çıkıyor. Savunma sanayii, havacılık, otomotiv, medikal teknolojiler, enerji ve makine sektörlerinde kullanım alanı hızla genişliyor. Türkiye'nin potansiyeli büyüyor Gelişmiş sanayi altyapısı, mühendislik kapasitesi ve yüksek katma değerli sektörlerden gelen talep, Türkiye'nin eklemeli imalat alanındaki konumunu güçlendiriyor. Endüstriyel 3D yazıcılar, ileri malzemeler, tasarım yazılımları ve üretim hizmetlerinden oluşan ekosistemin büyümesiyle birlikte yerli üretim kapasitesinin artması ve dışa bağımlılığın azalması hedefleniyor. Özellikle savunma sanayii, havacılık, otomotiv ve medikal sektörlerinde hafif, karmaşık ve yüksek performanslı parçalara yönelik artan ihtiyaç, eklemeli imalat yatırımlarını hızlandırıyor. EXPO3D İstanbul sektörü buluşturacak Türkiye'nin eklemeli imalat ve ileri üretim teknolojilerine odaklanan ilk ihtisas fuarı olan EXPO3D İstanbul, 17-19 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenlenecek. Fuarda 100'ün üzerinde katılımcı firma, 120'den fazla marka ve 10 bini aşkın profesyonel ziyaretçinin bir araya gelmesi bekleniyor. Organizasyonun yaklaşık 250 milyon dolarlık potansiyel ticaret hacmi oluşturması hedeflenirken, Yıldız Teknik Üniversitesi iş birliğiyle gerçekleştirilecek 5. Uluslararası 3D Baskı ve Eklemeli İmalat Konferansı da akademi ile sanayiyi buluşturacak. "Üretimde paradigma değişimi yaşanıyor" EXPO3D İstanbul Fuar Koordinatörü Yıldırım Ünverdi, eklemeli imalatın artık yalnızca yeni bir üretim yöntemi olmadığını belirterek, tasarımdan nihai ürüne, bakım süreçlerinden tedarik zinciri yönetimine kadar sanayinin tüm üretim anlayışını değiştiren stratejik bir teknoloji haline geldiğini söyledi. Türkiye'nin genç mühendis nüfusu, gelişmiş üretim altyapısı ve stratejik coğrafi konumuyla bölgesel bir üretim ve inovasyon merkezi olma yolunda önemli avantajlara sahip olduğunu vurgulayan Ünverdi, önümüzdeki yıllarda eklemeli imalat teknolojilerinin yüksek katma değerli üretim ve ihracatta kritik rol oynayacağını ifade etti.

ABD kuantum liderliğini hedefliyor  Haber

ABD kuantum liderliğini hedefliyor 

Düzenlemeler, ABD'nin kuantum alanındaki küresel liderliğini güçlendirmeyi ve kamu sistemlerini geleceğin siber tehditlerine karşı hazırlamayı amaçlıyor. Beyaz Saray'da düzenlenen törende konuşan Trump, kuantum teknolojilerinin ekonomik büyüme, bilimsel araştırmalar ve teknolojik rekabet açısından kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. ABD'den kuantum bilgisayar programı İlk kararname kapsamında yüksek işlem kapasitesine sahip yeni nesil kuantum bilgisayarların geliştirilmesi için ulusal bir program başlatılacak. Program kapsamında önümüzdeki beş yıl içinde kuantum tabanlı sensörler, iletişim ağları ve ileri teknoloji altyapılarının geliştirilmesi hedefleniyor. ABD yönetimi, kamu ve özel sektör yatırımlarını artırarak kuantum teknolojilerinde küresel rekabet avantajını korumayı amaçlıyor. Federal sistemlerde kuantum güvenlik dönemi İkinci kararname ise siber güvenlik alanına odaklanıyor. Düzenlemeye göre federal kurumların bilgi işlem altyapıları 2031 yılına kadar kuantum kriptografisi tabanlı güvenlik sistemlerine geçirilecek. Bu adım, gelecekte kuantum bilgisayarların mevcut şifreleme yöntemlerini aşabilecek kapasiteye ulaşması durumunda kamu kurumlarının korunmasını hedefliyor. Çin rekabeti hızlanıyor Uzmanlar, kuantum teknolojilerinin yapay zekâ, savunma sanayii, finans, sağlık ve iletişim sektörlerinde büyük dönüşümler yaratacağını belirtiyor. Trump yönetiminin açıkladığı yeni programlar, özellikle Çin ile yaşanan teknoloji rekabetinde stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor. Kuantum bilgisayarlar, günümüz süper bilgisayarlarının çözmekte zorlandığı karmaşık problemleri çok daha kısa sürede çözme potansiyeli nedeniyle geleceğin en kritik teknolojileri arasında gösteriliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.