SON DAKİKA
Hava Durumu

#Nail Olpak

Ekometre - Nail Olpak haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nail Olpak haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Çin’in yeni ticaret rotası Türkiye için ne anlama geliyor? Haber

Çin’in yeni ticaret rotası Türkiye için ne anlama geliyor?

DEİK Başkanı Nail Olpak, ABD pazarındaki kaybını alternatif pazarlara yönelerek telafi etmeye çalışan Çin’in küresel rekabet haritasını değiştirdiğini belirterek, Türkiye açısından hem yeni rekabet alanlarının hem de fırsatların ortaya çıktığını söyledi. Çin ihracatını farklı pazarlara yönlendirdi Olpak, ABD’nin 2025 yılında uygulamaya koyduğu ek gümrük tarifeleri sonrasında Çin’in ABD pazarındaki konumunun gerilediğini, bunun üzerine ülkenin ihracat pazarlarını çeşitlendirme stratejisini hızlandırdığını ifade etti. Çin’in ABD’ye yaptığı ihracatın toplam dış satımı içindeki payı 2024’te yüzde 14,68 iken 2025’te yüzde 11,14’e geriledi. Olpak, ABD pazarındaki gerilemenin Çin’i Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN), Afrika, Orta Doğu ve Avrupa gibi farklı coğrafyalarda yeni ticaret kanalları oluşturmaya yönelttiğini belirterek, yaşanan dönüşümün yalnızca ABD ile Çin arasındaki tarife anlaşmazlığından ibaret olmadığını, küresel ticaret rotalarının yeniden şekillendiğini söyledi. Çin’in yöneldiği pazarlar Türkiye için de kritik Çin’in alternatif pazarlardaki ağırlığının arttığına dikkat çeken Olpak, 2024-2025 döneminde Çin’in ihracatının Afrika’ya yüzde 25,9, Orta Doğu’ya yüzde 9,7 ve Avrupa Birliği’ne yüzde 8,63 yükseldiğini belirtti. Afrika’da Nijerya, Orta Doğu’da Birleşik Arap Emirlikleri ve Avrupa Birliği’nde Almanya’nın Çin açısından öne çıkan pazarlar olduğunu ifade eden Olpak, bu coğrafyaların aynı zamanda Türk iş dünyasının güçlü olduğu veya büyümeyi hedeflediği bölgeler olduğuna dikkat çekti. Olpak, “Önümüzdeki dönemi yalnızca bir rekabet riski olarak değil, değişen küresel ticaret dengeleri içerisinde Türkiye için yeni fırsatların ortaya çıktığı bir dönem olarak da okumalıyız” dedi. Yeni dönemde rekabetin yalnızca fiyat ve teknoloji üzerinden şekillenmeyeceğini vurgulayan Olpak, güvenilir tedarikçi, öngörülebilir iş ortağı ve sürdürülebilir ilişki kurabilme kapasitesinin giderek daha önemli hale geldiğini belirterek bu süreci küresel ticarette yükselen bir “güven rekabeti” olarak nitelendirdi. Afrika ve Orta Doğu yakından izlenmeli Olpak, Çin’in Almanya pazarındaki yükselişinin Türkiye açısından henüz doğrudan ve belirgin bir tehdit oluşturmadığını, buna karşılık Afrika ve Orta Doğu’nun daha yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi. 2025 yılında Çin’in Mısır’a ihracatının 19,97 milyar dolara ulaştığını, Türkiye’nin ihracatının ise 4,07 milyar dolar seviyesinde kaldığını belirten Olpak, aradaki farkın Çin lehine açıldığına işaret etti. Türkiye’nin Afrika’daki konumunun yalnızca fiyat rekabeti üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Olpak, Türkiye’nin ticaretin yanı sıra müteahhitlik, yatırım, lojistik ve sanayi iş birliklerinde önemli bir birikime sahip olduğunu söyledi. Olpak, Türkiye’nin rekabet modelinin kalite, güven, sürdürülebilir ortaklık, yerel iş birlikleri ve karşılıklı kazanım üzerine kurulması gerektiğini belirterek, özellikle Afrika ve Orta Doğu’da uzun vadeli ilişki kurma kapasitesinin önemli bir avantaj sağlayabileceğini kaydetti. Türkiye üretim ve yatırım merkezi olabilir Çin’in BAE’ye ihracatının 72,9 milyar dolara yükseldiğini, Türkiye’nin bu ülkeye ihracatının ise 9,28 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu belirten Olpak, Türk şirketlerinin katma değerli üretime daha fazla odaklanması gerektiğini vurguladı. Yeni dönemde yalnızca hangi ülkeye ne kadar ihracat yapıldığının değil, hangi ürünün hangi teknoloji seviyesi ve katma değerle ihraç edildiğinin de önem kazandığını belirten Olpak, Türkiye’nin rekabet gücünü artırmak için daha fazla katma değer, güçlü markalar, teknoloji, inovasyon ve kalıcı iş ortaklıklarına odaklanması gerektiğini söyledi. ABD ile Çin arasındaki ticaret geriliminin küresel tedarik zincirlerini yeniden şekillendirdiğine dikkat çeken Olpak, Türkiye’nin bu süreçte üretim ve yatırım merkezi olarak konumunu güçlendirebileceğini ifade etti. Tedarik zincirlerinde yeni fırsatlar Olpak, küresel ticarette artık yalnızca düşük maliyetli üretimin değil, güvenli üretim, hızlı erişim, tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi ve uzun vadeli iş ortaklıklarının da önem kazandığını belirtti. Avrupa’ya yakınlık, güçlü sanayi altyapısı, yetişmiş insan kaynağı, lojistik kabiliyetleri ve farklı coğrafyalarla kurulan ekonomik ilişkilerin Türkiye’yi değişen küresel tedarik zincirlerinde önemli bir alternatif haline getirdiğini söyledi. Olpak, ABD-Çin ticaretindeki dönüşümün yalnızca ihracat pazarlarında oluşabilecek rekabet açısından değil, Türkiye’ye gelebilecek yeni yatırımlar ve üretim fırsatları açısından da değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. DEİK yeni ticaret alanlarını takip ediyor Küresel ticarette korumacılığın, bölgeselleşmenin ve tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesinin önümüzdeki dönemde daha fazla önem kazanacağını belirten Olpak, DEİK’in 153 iş konseyiyle Türk özel sektörünün yeni pazar ve iş birliklerine ulaşması için çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi. Olpak, Çin’in değişen ihracat stratejisinin de bu çerçevede takip edildiğini belirterek, hangi pazarlarda rekabetin arttığının ve hangi alanlarda yeni fırsatlar oluştuğunun veriye dayalı olarak analiz edilmesi gerektiğini ifade etti. Olpak’tan kur artışı uyarısı Olpak, ihracatçıların enflasyon ile döviz kuru arasındaki makasın azaltılması, döviz kurlarının bir miktar yükselmesi ve döviz bozdurma konusundaki bazı desteklerin artırılması yönünde talepleri bulunduğunu söyledi. Kur artışının kısa vadede ihracat açısından çözüm gibi görülebileceğini ancak ithalatın ihracattan yüksek olduğu bir ekonomide maliyetlerin de buna bağlı olarak artabileceğini belirten Olpak, bu nedenle kur artışının orta vadeli bir çözüm olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. Fon soruşturmalarına ilişkin açıklama Fon soruşturmalarıyla ilgili bir soru üzerine Olpak, hukuki sürecin devam ettiğini belirterek, “Yanlış yapan kim varsa üzerine gidilmeli, o yanlışların hesabı sorulmalı” dedi.

Yeni OVP açıklandı: Enflasyon hedefi yükseldi Haber

Yeni OVP açıklandı: Enflasyon hedefi yükseldi

Büyüme beklentisi ise yüzde 3,3’e çekildi. Hükümet, enflasyonun 2027’de yüzde 21’e, 2028’de yüzde 13,5’e ve 2029’da yüzde 9’a gerilemesini hedefliyor. Türkiye ekonomisinin gelecek üç yılına ilişkin hedefleri içeren yeni Orta Vadeli Program (OVP) Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklandı. Programda büyüme ve enflasyon hedeflerinde önemli değişikliklere gidildi. 2026 yılı büyüme tahmini yüzde 3,3 olarak belirlenirken, yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 28,4’e yükseltildi. Hükümet, büyümenin 2027’de yüzde 4,2’ye, 2028’de yüzde 4,6’ya ve 2029’da yüzde 5’e ulaşmasını öngörürken, enflasyonun aynı yıllarda sırasıyla yüzde 21, yüzde 13,5 ve yüzde 9 seviyelerine gerilemesini hedefliyor. Enflasyon tahmini 12 puan yükseldi 2026-2028 dönemini kapsayan önceki OVP’de yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 16 olarak belirlenmişti. Yeni programda 2026 yılı için bu tahmin yüzde 28,4’e çıkarıldı. Böylece enflasyon beklentisi bir önceki programa göre 12,4 puan yükselmiş oldu. Cevdet Yılmaz, küresel ekonomik görünümdeki değişimlerin ve jeopolitik gelişmelerin yeni programın hazırlanmasında etkili olduğunu belirtti. Yılmaz, dünya ekonomisinin ekonomik ve teknolojik gelişmelerin iç içe geçtiği, öngörülebilirliğin azaldığı bir dönemden geçtiğini ifade ederek, bölgedeki savaşların da ekonomik dengeler üzerindeki etkisine dikkat çekti. 2026 büyüme beklentisi yüzde 3,3 Yılmaz, 2026 yılı büyüme tahminini yüzde 3,3 olarak güncellediklerini açıkladı. Sanayi büyümesi beklentisinin de yüzde 2,3’e indirildiğini belirten Yılmaz, buna karşın büyümenin sonraki yıllarda kademeli olarak güçlenmesini beklediklerini söyledi. Buna göre büyümenin 2027’de yüzde 4,2, 2028’de yüzde 4,6 ve 2029’da yüzde 5 seviyesine ulaşması öngörülüyor. Yılmaz, ihracatçıların zorlu dış talep koşullarına rağmen 2026 yılında başarılı bir performans gösterdiğini belirtti. Jeopolitik risklerdeki artışın da ekonomi üzerinde önemli etkiler yarattığını ifade eden Yılmaz, enerji ithalatı beklentisinin 63 milyar dolardan 71 milyar dolara çıkarılmasında bu gelişmelerin etkili olduğunu söyledi. “Enflasyon kontrolden çıkabilirdi” Programın soru-cevap bölümünde konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise enflasyon hedeflerindeki sapmaya ilişkin özeleştiri yaptı. Şimşek, mevcut ekonomik koşullarda enflasyonun yalnızca düşmemekle kalmayıp kontrolden çıkabileceğini, ancak bunun gerçekleşmediğini belirtti. Başlangıçta belirlenen hedeflerin iddialı olduğunu ifade eden Şimşek, “Biz ataleti muhtemelen düşük ölçtük. Açık konuşalım burada.” değerlendirmesinde bulundu. Enflasyonun 2029’da tek haneye inmesi hedefleniyor Yeni OVP’de hükümetin enflasyonla mücadelede kademeli düşüş hedefi korunuyor. 2026 sonunda yüzde 28,4 olması beklenen enflasyonun 2027’de yüzde 21’e, 2028’de yüzde 13,5’e ve 2029’da yüzde 9’a gerilemesi hedefleniyor. Yılmaz, mayıs 2024’te yüzde 75,5 seviyesine yükselen enflasyonun uygulanan politikalarla belirgin bir düşüş eğilimine girdiğini söyledi. Ancak savaş koşullarının oluşturduğu arz yönlü baskılar nedeniyle düşüş eğiliminin geçici olarak yataylaştığını belirten Yılmaz, Merkez Bankası hesaplamalarına göre savaşın enflasyon üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkisinin yaklaşık 7 puan olduğunu aktardı. Milli gelir 1,8 trilyon doları aşacak OVP kapsamında Türkiye ekonomisinin büyüklüğüne ilişkin hedefler de açıklandı. Yılmaz, 2026 sonunda milli gelirin Cumhuriyet tarihinde ilk kez 1,8 trilyon doları aşmasının beklendiğini belirtti. Kişi başına milli gelirin de ilk kez 20 bin doları geçmesinin öngörüldüğünü söyledi. Program döneminde yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam oluşturulması ve daha fazla kişinin işgücüne katılması hedefleniyor. Program sonunda milli gelirin 2,2 trilyon doların üzerine, mal ve hizmet ihracatının ise 450 milyar dolara çıkarılması amaçlanıyor. TL mevduatın payı yüzde 61,5’e yükseldi Yılmaz, uygulanan ekonomi politikalarının Türk lirasına güveni artırdığını savundu. TL mevduatının toplam mevduat içerisindeki payının yüzde 31,6’dan 28 Ağustos itibarıyla yüzde 61,5’e yükseldiğini belirten Yılmaz, bu gelişmenin uygulanan politikaların sonuç verdiğinin göstergelerinden biri olduğunu ifade etti. Bütçe açığının da kademeli olarak düşürülmesi hedefleniyor. 2026 yılı için daha önce yüzde 3,5 olarak öngörülen bütçe açığının alınan tedbirlerle yüzde 3,1 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Sosyal konut yatırımları artırılacak Yeni programda konut politikası da öncelikli alanlar arasında yer aldı. Yılmaz, dar ve orta gelirli vatandaşların konuta erişimini kolaylaştırmak amacıyla sosyal konut yatırımlarının yüzde 150 artırılacağını açıkladı. Ekonomik güvenlik ve dayanıklılığın da programın temel unsurlarından biri olduğunu belirten Yılmaz, kritik alanlarda dışa bağımlılığın azaltılmasını ve ekonominin dış şoklara karşı direncinin güçlendirilmesini hedeflediklerini söyledi. Yılmaz’dan seçim açıklaması Cevdet Yılmaz, OVP’nin hazırlanmasında seçim takvimine ilişkin herhangi bir spekülatif varsayım yapılmadığını söyledi. Yılmaz, programın seçimlerin zamanında yapılacağı varsayımıyla hazırlandığını belirterek, 2028 baharı veya yazına doğru bir seçim öngördüklerini ifade etti. Seçimin daha erken bir tarihe alınmasının ise Meclis’in takdirinde olduğunu belirten Yılmaz, şimdiden farklı bir varsayım üzerinden hareket etmenin doğru olmayacağını söyledi. İş dünyası OVP’yi nasıl değerlendirdi? İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, yeni OVP’de üretim ve ihracatın yanı sıra küresel yatırımların ve yeteneklerin teşvik edilmesine yönelik düzenlemelere kapsamlı biçimde yer verilmesini olumlu karşıladıklarını belirtti. Avdagiç, dezenflasyon programının kararlı biçimde uygulanmasının ve oluşacak alanın kademeli faiz normalizasyonuna dönüştürülmesinin önemine dikkat çekti. Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mustafa Gültepe ise yeni programın küresel belirsizlikleri ve mevcut ekonomik koşulları dikkate alan daha temkinli bir çerçeve sunduğunu ifade etti. Gültepe, imalat sanayisinin üretim ve ihracat kapasitesinin korunmasına verilen önemi vurgularken, finansman, işletme sermayesi ve emek yoğun sektörlere yönelik desteklerin somutlaştırılmasını olumlu değerlendirdi. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Başkanı Nail Olpak da OVP’yi Türkiye ekonomisinin gelecek üç yıllık yol haritasını ortaya koyması ve iş dünyasının planlamalarına rehberlik etmesi açısından önemli bulduklarını belirtti. İstanbul Ticaret Borsası Başkanı Ali Kopuz ise fiyat istikrarı, büyüme, yatırım ve ihracatı güçlendirmeye yönelik hedeflerin önemine dikkat çekti. Kopuz, seçici finansman imkanlarının yatırım yapan, ihracat gerçekleştiren, istihdam sağlayan ve katma değer üreten işletmelere yönlendirilmesinin üretim kapasitesini ve rekabet gücünü artıracağını ifade etti. YENİ Parti’den OVP’ye sert eleştiri YENİ Parti Kayseri Milletvekili Aşkın Genç ise yeni OVP’yi önceki programlarla karşılaştırarak hükümetin hedeflerinde ciddi sapmalar yaşandığını savundu. Genç, 2023’te açıklanan hedefler gerçekleşseydi, o yıl sonunda 100 lira olan bir mal sepetinin 2026 sonunda yaklaşık 166 liraya çıkacağını, gerçekleşmeler ve yeni OVP tahmini dikkate alındığında ise aynı sepetin yaklaşık 243 liraya ulaştığını belirtti. Genç, “OVP artık ekonominin önünü göstermiyor, gerçekleşmelerin arkasından hedef değiştiriyor” değerlendirmesinde bulundu. “Enflasyon hedefi 8,5’ten 28,4’e çıktı” Genç, 2026 yılı enflasyon hedefinin son üç yılda sürekli yukarı yönlü revize edildiğine dikkat çekti. 2023’te yüzde 8,5 olarak açıklanan 2026 enflasyon hedefinin 2024’te yüzde 9,7’ye, 2025’te yüzde 16’ya ve yeni programda yüzde 28,4’e yükseldiğini belirten Genç, üç yıl içerisinde tahminin yaklaşık 3,3 katına çıktığını söyledi. Genç, yalnızca son bir yıldaki artışın 12,4 puan olduğunu ve bunun yüzde 77,5’lik yükselişe karşılık geldiğini ifade etti. Büyüme hedefi de aşağı çekildi Genç, enflasyon hedefindeki yükselişin yanı sıra büyüme beklentisindeki gerilemeye de dikkat çekti. 2026 yılı için üç yıl önce yüzde 5 olarak açıklanan büyüme hedefinin yeni OVP’de yüzde 3,3’e indirildiğini belirten Genç, “Üç yılda daha yüksek enflasyon, daha düşük büyüme tablosuyla karşı karşıyayız” dedi. Genç ayrıca, geçen yılki OVP’de 2027 yılı için yüzde 9 olarak öngörülen enflasyonun yeni programda yüzde 21’e çıkarıldığını, tek haneli enflasyon hedefinin ise 2027’den 2029’a ötelenmiş olduğunu belirtti. 2024 yılında açıklanan OVP’de 2027 enflasyonunun yüzde 7 olarak öngörüldüğünü hatırlatan Genç, yeni hedeflerin önceki programlarla arasındaki farkın ekonomik beklentiler açısından önemli bir sapmaya işaret ettiğini savundu.

Nail Olpak DEİK Başkanlığını bırakıyor Haber

Nail Olpak DEİK Başkanlığını bırakıyor

Mehmet Ali Yalçındağ DEİK’te Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı… Yeni dönemde siyasi değil ticari hamle Ocak ayında yapılan seçimlerde DEİK İş Konseyleri Başkanları belirlenmişti. Seçimlerde özellikle Amerika ve Avrupa Birliği ülkelerinin iş konseylerine Türkiye’nin önde gelen iş insanları seçilmişti. Ticaret Bakanlığı’nın yeni dönemde Avrupa Birliği ile ilişkileri güçlendirmek için siyasete değil ticari diplomasiyi ön plana alacağı ifade edilmişti. Bu değişimin de bu kapsamda olduğu vurgulanıyor. Mehmet Ali Yalçındağ kimdir Aydın Doğan’ın damadı olan İş insanı Mehmet Ali Yalçındağ, 1990 yılından itibaren Doğan Grubu bünyesinde yöneticilik yaptı. 1996 yılında Doğan Grubu bünyesindeki Medya Şirketlerini bir araya getirerek Doğan Yayın Holding'in Yürütme Kurulu Başkan Yardımcısı olan Mehmet Ali Yalçındağ, 1999 itibariyle de Doğan Yayın Holding Yürütme Kurulu Başkanı olarak görev yaptı. Mehmet Ali Yalçınfağ’ın DEİK’in resmi internet sitesindeki öz geçmişinde ise şöyle yazıyor: “Doğan Grup bünyesindeki çalışmaları süresince, pek çok yabancı ortaklıklar, birleşmeler, yeni girişim ve yatırımlar konularına liderlik eden Mehmet Ali Yalçındağ, WEF Medya Yöneticileri üyeliği, IAA (Uluslararası Reklamcılık Derneği) Türkiye Başkanlığı, Türkiye Reklam Konseyi Başkanlığı, TÜSİAD, TEGEV üyeliği görevlerinde bulunmakla beraber DEİK (Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu) Türkiye- Almanya İş Konseyi Başkanlığı görevini yürütmektedir. Mehmet Ali Yalçındağ, Mart 2012 tarihi itibariyle dünyanın önde gelen medya gruplarından Bertelsmann'ın alanında lider şirketi Arvato'nun Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı, Temmuz 2012 itibariyle Yandex Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı olarak göreve başlamış olup halen Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO olarak görevine devam etmektedir. Ekim 2015 itibarıyla kurucusu olduğu E-Glober şirketi ile dünyanın önde gelen en büyük internet platformu Alibaba com'un Türkiye temsilciliğini ve haklarını almış olup, E-Glober Yönetim Kurulu Başkanı olarak görevine devam eden Mehmet Ali Yalçındağ, Ekim 2016 tarihinde ortağı olduğu May Siber Teknoloji'nin Haziran 2017 tarihi itibari ile büyük hissedarı olmuş, yönetim ve kontrolünü devir almıştır.”

Olpak: Nispi rahatlama sorunları yok etmiyor Haber

Olpak: Nispi rahatlama sorunları yok etmiyor

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Başkanı Nail Olpak, İstanbul Finans Merkezinin katkısıyla hazırlanan Anadolu Ajansı Finans Masası’nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Olpak, ekonomi yönetiminin yol haritasını Orta Vadeli Program ile ortaya koyduğunu belirterek, 2025’in bu çerçevede büyük ölçüde planlandığı şekilde tamamlandığını söyledi. 2025’in genel tablosu ve ekonomi politikaları Olpak, 2025’in herkes için sorunsuz bir yıl olmadığını ancak ekonomi yönetiminin ilan ettiği dezenflasyonist program, mali disiplin ve kredi büyümesine ilişkin hedefler doğrultusunda ilerlediğini ifade etti. Finansmana erişim, finansman maliyeti ve enflasyon seviyeleri nedeniyle iş dünyasının memnun olmadığı alanlar bulunduğunu dile getiren Olpak, buna rağmen yılın genel olarak öngörülen çerçevede geride bırakıldığını kaydetti. Faiz ve enflasyonda gerileme vurgusu DEİK Başkanı Olpak, 2025’in başında enflasyonun yüzde 45 seviyelerinde olduğunu, yılın ise yüzde 31’e yakın bir oranla kapandığını aktardı. Merkez Bankası’nın gösterge faizinin de yıl başında yüzde 47,5 seviyesinde olduğunu, yıl sonunda ise yüzde 38’e gerilediğini belirten Olpak, faizlerde yaklaşık 10 puan, enflasyonda ise yaklaşık 14 puanlık bir düşüşle yılın tamamlandığını söyledi. 2026 öngörüsü: Görece rahatlama ama tam normalleşme değil Olpak, 2026’ya 2025’te oluşan bu referans noktasıyla girildiğini belirterek, ekonomi yönetiminin eylülde açıkladığı OVP ve Meclis’te kabul edilen bütçe çerçevesinin yılın genel görünümüne ışık tuttuğunu ifade etti. 2026’nın, 2025’e göre daha iyileşmiş ve nispi rahatlamaların yaşanacağı bir yıl olacağını dile getiren Olpak, bunun tüm sorunların ortadan kalkacağı anlamına gelmediğinin altını çizdi. İş dünyasının, faizlerin çok hızlı düşeceği ya da enflasyonun kısa sürede çok düşük seviyelere ineceği beklentisiyle hareket etmemesi gerektiğini vurgulayan Olpak, görece bir rahatlamanın söz konusu olacağını ancak temkinli olunmasının önem taşıdığını söyledi. Deprem felaketinin, EYT düzenlemesinin ve benzeri maliyetli unsurların etkisinin azalmasının da bu rahatlamada rol oynayacağını kaydetti. Uluslararası doğrudan yatırımda hedef daha yüksek Nail Olpak, Türkiye’nin 2025’teki uluslararası doğrudan yatırım performansına da değinerek, mevcut rakamların yeterli olmadığını dile getirdi. Türkiye’nin geçmişte 20 milyar doların üzerinde doğrudan yatırım çektiği yıllar olduğunu hatırlatan Olpak, bugün yaklaşık 1,5 trilyon dolarlık bir ekonomi büyüklüğüne sahip olunduğunu ve bu ölçekte daha yüksek yatırım tutarlarına ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. Dış ticaret hacminin hizmetlerle birlikte 800 milyar doların üzerine çıktığını, 2026’da bu rakamın 820-840 milyar dolar seviyelerine ulaşabileceğini belirten Olpak, mevcut yatırım rakamlarının bu tabloyu yansıtmadığını söyledi. Daha fazla yatırım çekebilmek için öngörülebilirliğin kritik olduğunu vurgulayan Olpak, faiz, enflasyon ve iş gücü maliyetlerinin yatırımcı açısından birlikte değerlendirildiğini kaydetti. 2026’da enflasyon beklentisi ve finansman koşulları Olpak, piyasa beklentisinin 2026 yılı sonunda enflasyonun yüzde 20’nin bir miktar üzerinde gerçekleşmesi yönünde olduğunu belirterek, hedeflenen yüzde 16 seviyesine yaklaşılmasının zaman alacağını söyledi. Enflasyon düştükçe düşüş hızının yavaşladığını ifade eden Olpak, iş dünyasının harcama ve planlamalarını bu gerçekçi çerçevede yapması gerektiğini dile getirdi. Kredi büyümesine ilişkin uygulamalara da değinen Olpak, 2025’te aylık kredi büyümesinin genel olarak yüzde 2 ile sınırlandırıldığını, KOBİ’ler ve büyük şirketler için farklı oranlar belirlendiğini hatırlattı. Bu tercihin, krediye erişimi zorlaştıran ancak ekonomi yönetiminin bilinçli bir politikası olduğunu ifade etti. 2026’ya temkinli iyimserlikle bakış DEİK Başkanı Nail Olpak, genel değerlendirmesinde 2026’nın 2025’e kıyasla daha rahat bir yıl olacağını ancak tüm sorunların çözüleceği bir dönem olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Enflasyonla mücadelenin kamudan iş dünyasına herkes için ortak bir sorumluluk olduğunu belirten Olpak, öngörülebilirliğin güçlenmesiyle birlikte hem ekonomik faaliyetlerde hem de yatırımlarda daha olumlu bir tablo oluşabileceğini söyledi.

İş insanları Suriye'den umutlu Haber

İş insanları Suriye'den umutlu

Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın iki gün süren Şam temaslarında iş dünyasından önemli isimler yer aldı. Heyette bulunan DEİK Başkanı Olpak, basın mensuplarına, Suriye temaslarını ve bundan sonraki süreci değerlendirdi. Suriye'de yeni hükümetin kurulmasının ardından yapılan bu ziyaretin önemine işaret eden Olpak, ilk olarak Suriye Ekonomi Bakanı Nidal Şaar ile görüştüklerini aktardı. Olpak, şunları kaydetti: "İş dünyasının beklentileri nelerdir sıraladığımız zaman, işin ikili ticaret tarafı var ve bu nispeten daha kolay kısmı. Kendisi aynı zamanda Sanayi Bakanı olduğu için yatırımlar tarafını da konuştuk. Gerçekçi olmak gerekir ki yatırımları, kısa, orta ve uzun vadeli düşünmek gerek. Yatırım bugünden yarına hızlı dönecek şeyler değil. Evet, Suriye'de bir potansiyel var ama zamana ihtiyaç olduğunu görmemiz gerek. Bu kısımda karşılıklı olarak neler yapabileceğimizi konuştuk. Tabii ticaretin ve yatırımın olabilmesi için bunların ulaşımının, yani lojistiğinin sağlanması lazım. Bu çerçevede Suriye Ulaştırma Bakanı Yarub Süleyman Bedir ile görüştük. Kara-deniz-hava yolu ayağı var bunun. Sayın Bakan ile bu anlamda neler yapılacağını konuştuk. Ellerindeki bazı liman ve benzeri işletmeleri kendilerinin işletmek istemediklerini, arzu edenler varsa bunlarla işbirliklerine hazır olduklarını söyledi. Bu, bence hızlı girilebilecek alanlardan biri. Çünkü sıfırdan bir yatırımı konuşmuyorsunuz, mevcut, atıl, işlemez durumda olan bir işi konuşuyorsunuz." İki ayrı kanun beklentimiz var Olpak, Türkiye'de tekstilin bazı boyutları gibi bazı alanlarda da atıl kapasite denebilecek konular olduğuna işaret ederek, görüşmelerde onların buraya getirilmesinin söz konusu olup olamayacağını ele aldıklarını söyledi. Ticareti yaparken bankacılık sektörünün de Suriye'de olması gerektiğini vurgulayan Olpak, şu değerlendirmelerde bulundu: "Ticareti yapabilmek için para transferlerini yapabiliyor olmanız ve ticaret hukukunun kurallarının oluşması lazım. Bu netlikteki görüşmeyi de Suriye Maliye Bakanı Muhammed Yusr Berniyye ile gerçekleştirdik. Devamında da iki ayrı kanun beklentimiz var, biri, 'Yatırımların Teşviki ve Korunması Anlaşması' biri de 'Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşması'. 'Bunlar olduktan sonra iş dünyası ne yapacağını bilir.' dedik. Sonrasında Suriye Kara ve Deniz Limanları Genel İdaresi Müdürü Kuteybe Ahmed Bedevi ile çok önemli bir görüşme gerçekleştirdik. Birebir gümrük kapılarında neler yaşandığını konuşma imkanımız oldu. Bu yönüyle oldukça dolu bir ziyaret oldu. Şu anlaşmayı imzaladık gibi bir somutluk yoktu ama net konular konuşuldu, bu yönüyle ziyareti oldukça somut buluyorum. 'Şöyle bir anlaşma imzaladık.' diye dönmedik ama çok güzel bir altyapıyla döndük. Sürecin takipçisi olacağız." Olpak, DEİK tarafını ilgilendiren bir konuyu daha görüştüklerini dile getirerek, "İş Konseyleri ile çalışıyoruz. Türkiye-Suriye iş konseyimizin Suriye ayağını belirlemeleri gerekiyor, bunu ilettik ve haklı olduğumuzu söylediler. En kısa zamanda karşı kanadımızı belirleyeceklerini söylediler. DEİK açısından çok somut adımlardan biri buydu." ifadelerini kullandı. Bazı konuların hızlı ilerleme potansiyeli bulunduğunu anlatan Olpak, "Ticareti gayet hızlı götürebiliriz ama yatırımlar konusunda onların biraz zamana yayılacağını bilmemiz lazım. Bazı yatırımları, burada şu an atıl, işletilemeyenleri hızlı devreye almamız, Türkiye'den benzerlerini buraya getirmemiz olur ama sıfırdan kurulacak bir yatırım için bazı şeylerin oturması lazım." diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.