SON DAKİKA
Hava Durumu

#Markalaşma

Ekometre - Markalaşma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Markalaşma haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Girişimci-Kadınlara-Teknoloji-Gücü-Ekometre Haber

Girişimci-Kadınlara-Teknoloji-Gücü-Ekometre

2017 yılından bu yana yürüttüğü Girişimci Kadınlara Teknoloji Gücü programı kapsamında kadın kooperatiflerine süresiz yüzde 1 komisyon oranı, süresiz ücretsiz kargo, ücretsiz fotoğraf çekimi desteği ve reklam bakiyesi desteği gibi avantajlarla yerel üretimi dijital ekonomide sürdürülebilir kılmayı hedefliyor. Kadın kooperatiflerini e-ticaret ekosisteminin paydaşları arasında konumlandıran Hepsiburada, Girişimci Kadınlara Teknoloji Gücü programı ile 72 bini aşkın girişimci kadın ve 320'den fazla kooperatifi kapsayan, Türkiye'nin en geniş dijital girişimci kadın ağlarından birini oluşturdu. Geleneksel üretimi katma değerli ürünlere dönüştürerek kooperatiflerin markalaşma ve görünürlüğünü artıran Hepsiburada, yerel emeği dijital ekonomide kalıcı ve sürdürülebilir kılmayı hedefliyor. Komisyonsuz satış ve ücretsiz kargo desteği Uluslararası Kooperatifler Günü’nde yerel dayanışmanın önemine dikkat çeken Hepsiburada, platforma kayıtlı tüm kadın kooperatiflerine kalıcı finansal ve operasyonel avantajlar sunmaya devam ediyor. Süresiz yüzde 1 komisyon oranı ve iadeler dahil tüm siparişlerde sağlanan ücretsiz kargo imkanıyla kooperatiflerin operasyonel maliyetleri azaltılıyor. Hepsiburada, iadeleri de kapsayacak şekilde tüm siparişlerde kargo maliyetini tamamen üstlenirken ürünlerin dijital ortamda en iyi şekilde sunulabilmesi için 500 ürüne kadar ücretsiz fotoğraf çekimi desteği veriyor., 5.000 TL değerinde HepsiAd reklam bakiyesiyle de platform içi görünürlük artırılıyor. “Girişimci Kadınlar Finansal Engelleri Aşıyor” projesi kapsamında ise dokuz farklı banka aracılığıyla avantajlı kadın bankacılığı ürün ve hizmetlerine kolayca erişim sağlanıyor. 5 ilden 5 kadın kooperatifine dijital dönüşüm desteği Hepsiburada, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile 2024 yılında imzalanan "Türkiye'nin Girişimci Kadınları" protokolü kapsamında Nisan ayı itibarıyla "Gelenekten Geleceğe: Kadın Kooperatifleri Dijitalleşiyor" projesiyle, pilot olarak seçilen 5 kadın kooperatifini e-ticaret ve markalaşma süreçlerinde uçtan uca destekliyor. Türkiye'nin farklı bölgelerini temsil eden Manisa'dan Soma Kadın Atölyesi El Sanatları Üretim ve Pazarlama Kooperatifi, Hatay'dan Defne Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi, Kars'tan 4K Karslı Kadınları Kalkındırma Kooperatifi, Denizli'den Pamuk Eller Üretiyor Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi ve İzmir'den Foça FOKOOP Doğal Ürünler Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Hepsiburada’nın uzman ekipleri tarafından kapsamlı bir eğitim ve danışmanlık sürecine dahil ediliyor. Ücretsiz ürün fotoğraf çekimleri gerçekleştirilen ve e-ticaret mağazaları açılan kooperatifler; e-ticarete giriş, avantajlı satış koşulları, ürün geliştirme ve ambalajlama, HepsiAd reklam çözümleri, e-ticarette satış artırma stratejileri ve yapay zeka kullanımı gibi başlıklarda eğitimler alırken, Hepsiburada ekiplerinden e-ticaret ve ürün geliştirme konularında danışmanlık desteği de alıyor. Ayrıca kasım ayına kadar akıllı telefonla fotoğraf ve video üretimi, sosyal medya ve iletişim, görsel tasarım ile müşteri yönetimi gibi başlıklarda yeni eğitimler gerçekleştirilecek. Beş kadın kooperatifi, Hepsiburada ve KAGİDER iş birliğiyle yürütülen Yol Arkadaşın Burada Eğitim ve Mentörlük Programı'na da dahil edildi. Program kapsamında kooperatifler, KAGİDER üyesi deneyimli girişimci kadınlardan mentörlük desteği alacak. Kadın kooperatiflerinin ürünlerini daha geniş kitlelerle buluşturmayı hedefleyen Hepsiburada, desteğini satışa yönelik uygulamalarla da sürdürüyor. Bu kapsamda, 4 Temmuz Uluslararası Kooperatifler Günü'ne özel platformda kadın kooperatiflerinin ürünlerinin öne çıkarıldığı kampanya 6 Temmuz'a dek devam edecek. Kampanya ile kadın kooperatiflerinin görünürlüğünün artırılması ve satışlarının desteklenmesi hedefleniyor.

Başkan Öztürk: “Konya’mız yılın ilk yarısını ihracatta güçlü bir performansla tamamladı” Haber

Başkan Öztürk: “Konya’mız yılın ilk yarısını ihracatta güçlü bir performansla tamamladı”

Konya’nın haziran ayında ihracatını yüzde 25,5 artırarak 302 milyon 412 bin dolara ulaştırdığını ifade eden Başkan Öztürk, yılın ilk yarısında ise şehrin ihracatının yüzde 3,4 artışla 1 milyar 691 milyon dolar seviyesine yükseldiğini söyledi. Konya’nın üretim, ticaret ve ihracat kabiliyetiyle Türkiye ekonomisine değer katmaya devam ettiğini belirten Başkan Öztürk, “Küresel ekonomide belirsizliklerin, finansman şartlarında sıkılaşmanın ve ihracat pazarlarında yoğun rekabetin yaşandığı bir dönemde Konya’mızın ihracatını artırması son derece kıymetlidir. Haziran ayında Türkiye ihracatı yüzde 21,8 artarken, Konya ihracatının yüzde 25,5 artış göstermesi, şehrimizin üretim gücünü ve ihracatçı firmalarımızın dinamizmini açıkça ortaya koymuştur” dedi. “Konya haziran ayında 302,4 milyon dolar ihracata ulaştı” TİM verilerine göre Türkiye’nin Haziran 2026 ihracatı 21 milyar 804 milyon dolar olarak gerçekleşirken, Konya’nın aynı dönemdeki ihracatı 302 milyon 412 bin dolar oldu. “Konya il bazında ihracatımız 2025 yılının haziran ayına göre yüzde 25,5, 2026 yılı mayıs ayına göre ise yüzde 10,8 oranında artmıştır. Bu tablo, Konya iş dünyasının değişen şartlara hızlı uyum sağlama kabiliyetini, üretimden vazgeçmeyen güçlü duruşunu ve yeni pazarlara erişme iradesini göstermektedir” ifadelerini kullandı. “İlk yarıda ihracatımız 1,691 milyar dolara yükseldi” 2026 yılının ilk altı ayında Konya’nın ihracatının 1 milyar 691 milyon 66 bin dolara ulaştığını ifade eden Başkan Öztürk, ilk yarı ihracatının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,4 arttığını söyledi. Öztürk, “Yılın ilk yarısında elde ettiğimiz bu sonuç, Konya’nın üretim altyapısının, girişimci ruhunun ve ihracat potansiyelinin güçlü şekilde devam ettiğini göstermektedir. Sanayicimiz, ihracatçımız ve çalışanlarımız zor şartlara rağmen üretmeye, satmaya, yeni pazarlara ulaşmaya ve ülkemize döviz kazandırmaya devam etmektedir. Bu başarıda emeği olan tüm firmalarımızı, ihracatçılarımızı ve alın teriyle üretime katkı sunan çalışanlarımızı gönülden tebrik ediyorum” dedi. “KTO olarak ihracatçımızın yanında olmaya devam ediyoruz” Konya Ticaret Odası olarak ihracatın artırılması, firmaların yeni pazarlara açılması ve dış ticaret kapasitelerinin geliştirilmesi için çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Başkan Öztürk, KTO’nun eğitim, bilgilendirme, B2B organizasyonları, dış ticaret programları, fuar çalışmaları ve alım heyetleriyle üyelerin yanında olduğunu vurguladı. Başkan Öztürk, “KTO olarak üyelerimizin küresel pazarlarda daha güçlü yer alması için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Dış ticaret eğitimlerimiz, ihracata yönelik bilgilendirme programlarımız, ikili iş görüşmeleri organizasyonlarımız, fuar çalışmalarımız ve uluslararası iş birliklerimizle firmalarımızın yanında olmaya devam ediyoruz. Temel hedefimiz; Konya’mızın ihracatçı firma sayısını artırmak, mevcut ihracatçılarımızın pazar çeşitliliğini güçlendirmek ve şehrimizin Türkiye ihracatından aldığı payı daha yukarı taşımaktır” diye konuştu. “Hedefimiz daha güçlü, daha katma değerli ihracat” Konya’nın makineden otomotiv yan sanayine, tarım makinelerinden gıdaya, ayakkabıdan mobilyaya, savunma sanayinden birçok üretim alanına kadar geniş bir ihracat kapasitesine sahip olduğunu belirten Başkan Öztürk, yeni dönemde katma değerli üretim, markalaşma, dijitalleşme ve pazar çeşitliliğinin daha da önem kazanacağını söyledi. Öztürk, “Konya’nın ihracatta daha güçlü hedeflere ulaşacak potansiyele sahip olduğuna yürekten inanıyoruz. Bunun için üretim kapasitemizi artırmamız, teknolojik dönüşümü hızlandırmamız, katma değeri yüksek ürünlere yönelmemiz ve firmalarımızı yeni pazarlara daha etkin şekilde taşımamız gerekiyor. Konya Ticaret Odası olarak bu hedef doğrultusunda üyelerimizin yanında olmaya, şehrimizin ihracat vizyonuna katkı sunmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Başkan Öztürk, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Haziran ayında ve yılın ilk yarısında ortaya çıkan ihracat performansı, Konya iş dünyasının azmini, üretim gücünü ve rekabet kabiliyetini bir kez daha göstermiştir. Şehrimizin ekonomisine, istihdamına ve ihracatına katkı sunan tüm sanayicilerimizi, tüccarlarımızı, ihracatçılarımızı ve çalışanlarımızı tebrik ediyor; Konya’mızın daha güçlü ihracat hedeflerine hep birlikte ulaşacağına inanıyorum.”

Yapay zekâ çağında rekabetin yeni anahtarı: Marka değeri Haber

Yapay zekâ çağında rekabetin yeni anahtarı: Marka değeri

Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), iş dünyasının rekabet gündemini doğrudan ilgilendiren “Yapay Zekâ Çağında Markalaşma Forumu”nu İzQ İnovasyon Merkezi’nde gerçekleştirdi. NETNOCON ve İzmir Ekonomi Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen forum, markalaşmanın yapay zekâ, algoritmalar, dijital topluluklar, veri temelli müşteri içgörüsü ve yeni nesil tüketici davranışları ekseninde yeniden tanımlandığı dönemi İzmir iş dünyasının gündemine taşıdı. Forumun keynote konuşmacısı, netnografi yönteminin kurucusu, dijital pazarlama ve tüketici kültürü alanında dünyanın önde gelen akademisyenlerinden Prof. Dr. Robert V. Kozinets oldu. Yaklaşık 14 yıl sonra yeniden Türkiye’de iş dünyasıyla buluşan Kozinets, markalaşmanın geleceğine ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen “Markalaşmanın Geleceği: Şirketlerin Yol Haritası” başlıklı panelde ise; University of Southern California’dan Dijital Pazarlama ve Tüketici Kültürü Profesörü Prof. Dr. Robert V. Kozinets, Università Cattolica del Sacro Cuore’dan Marka ve Tüketici Kültürü Profesörü Prof. Dr. Rossella Gambetti, University of Southern California’dan İletişim ve Turizm Profesörü Prof. Dr. Ulrike Gretzel ve Pacific University’den Pazarlama ve Tüketici Kültürü alanında çalışmalar yürüten Dr. Öğr. Üyesi Lena Çavuşoğlu yer aldı. Panelin moderasyonunu Dr. Öğr. Üyesi Lena Çavuşoğlu üstlendi. İzmir’i markalaşan bir şehir olarak konumlandıracağız Açılışta konuşan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı M. Kaan Özhelvacı, markalaşmanın artık yalnızca pazarlama departmanlarının konusu olmadığını belirterek, küresel rekabet gücünü belirleyen stratejik bir liderlik alanına dönüştüğünü söyledi. Özhelvacı, “Bugün yalnızca bir marka forumu düzenlemiyoruz. İzmir iş dünyasını; yapay zekânın, algoritmaların, dijital toplulukların, derin müşteri içgörülerinin ve yeni nesil tüketici davranışlarının şekillendirdiği büyük bir dönüşüm alanıyla buluşturuyoruz. Markalaşmayı yalnızca pazarlamanın bir başlığı olarak değil; şirketlerimizin geleceğe kalma becerisini belirleyen stratejik bir yönetim sorumluluğu olarak ele alıyoruz” dedi. EGİAD’ın 18. Dönem vizyonunun merkezinde yer alan “Üçüz Dönüşüm” yaklaşımına dikkat çeken Özhelvacı, dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm ve toplumsal dönüşümün birlikte ele alınması gerektiğini belirterek, yapay zekâ çağında şirketlerin değişimi takip eden değil, değişime yön veren aktörler olması gerektiğini vurguladı. “Algoritmalar görünürlüğü belirliyor, içerikler saniyeler içinde üretiliyor, trendler hızla yayılıyor, veri ise müşteri içgörüsünün ana kaynağı haline geliyor. Böyle bir dönemde markalaşma, yalnızca pazarlama departmanlarının görevi olmaktan çıkıyor; yönetim kurullarının, şirket sahiplerinin ve girişimcilerin sahiplenmesi gereken stratejik bir sorumluluğa dönüşüyor” diyen Özhelvacı, Türkiye’nin üretim gücünü küresel marka değerine dönüştürmesinin kritik önem taşıdığını ifade etti. Türkiye’nin üretim gücü, girişimcilik enerjisi, genç insan kaynağı, sanayi tecrübesi ve ihracat kapasitesiyle önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Özhelvacı, bu potansiyelin küresel marka değerine dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. Brand Finance Türkiye 2026 verilerine göre Türkiye’nin en değerli 125 markasının toplam değerinin 19,6 milyar dolara yükseldiğini hatırlatan Özhelvacı, bu artışın değerli olduğunu ancak küresel rekabet ölçeğinde Türkiye’nin markalaşma ajandasını daha stratejik, uzun vadeli ve kararlı biçimde ele alması gerektiğini söyledi. Özhelvacı, “Üretim gücümüz var. Girişimcilik enerjimiz var. Genç ve dinamik insan kaynağımız var. Sanayi tecrübemiz ve ihracat kapasitemiz var. Ancak bütün bu değerleri küresel ölçekte daha güçlü marka hikâyelerine dönüştürme konusunda daha fazla çalışmaya ihtiyacımız var” dedi. İzmir’in köklü ticaret kültürü, güçlü sanayi altyapısı, liman kenti kimliği, yaratıcı sektörleri, tarım ve gıda potansiyeli ile teknoloji ve inovasyon ekosistemi sayesinde önemli bir marka değerine sahip olduğunu kaydeden Özhelvacı, kentin bu potansiyelinin daha görünür ve ayırt edici bir küresel kimliğe taşınması gerektiğini ifade etti. “İzmir’i yalnızca üreten bir şehir olarak değil; tasarlayan, anlatan, dönüştüren, markalaşan ve dünyaya değer sunan bir şehir olarak konumlandırmalıyız” diyen Özhelvacı, genç iş insanlarına bu noktada büyük sorumluluk düştüğünü belirtti. EGİAD Başkanı Özhelvacı, forumun yalnızca bir bilgi paylaşımı değil, İzmir iş dünyası için yeni sorular üretmesi gereken stratejik bir başlangıç olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Markamızı gerçekten tanıyor muyuz? Müşterimizi yeterince dinliyor muyuz? Dijital toplulukların sesini anlayabiliyor muyuz? Yapay zekâyı yalnızca verimlilik aracı olarak mı görüyoruz, yoksa daha derin müşteri içgörüsü üretmek için kullanabiliyor muyuz? İzmir’den dünyaya nasıl daha güçlü markalar çıkarabiliriz? Çünkü bazen dönüşüm, tek bir cevaptan değil; doğru zamanda sorulan güçlü bir sorudan başlar.” Perihan İnci: “Geleceğin rekabeti markalar arasında yaşanacak” EGİAD Danışma Kurulu Başkanı Perihan İnci ise markalaşmanın artık yalnızca şirketlerin değil, şehirlerin ve ülkelerin de rekabet gücünü belirleyen stratejik bir unsur haline geldiğini vurguladı. Yapay zekâ ve veri ekonomisinin şekillendirdiği yeni dünyada üretmenin tek başına yeterli olmadığını belirten İnci, güçlü markaların güven, sürdürülebilirlik, inovasyon ve değer üretimi üzerine inşa edildiğini ifade etti. İzmir’in üretim gücü, limanı, girişimcilik ekosistemi ve uluslararası vizyonuyla önemli bir marka şehir potansiyeline sahip olduğuna dikkat çeken İnci, şunları söyledi: “Önümüzdeki dönemde hem Türkiye markasını hem de İzmir markasını daha güçlü bir şekilde inşa etmek zorundayız. Çünkü geleceğin rekabeti yalnızca ekonomiler arasında değil; markalar arasında yaşanacaktır.” Kozinets: “Markalar mesaj üreten değil, topluluk oluşturan yapılar haline geldi” Forumun keynote konuşmacısı Prof. Dr. Robert V. Kozinets ise, markalaşmanın yapay zekâ çağında köklü bir dönüşüm geçirdiğini belirterek, markaların artık yalnızca ürün ve hizmet sunan yapılar değil, dijital topluluklar içerisinde şekillenen kültürel ekosistemler haline geldiğini söyledi. Günümüz rekabetinde marka değerinin şirketlerin anlattığı hikâyelerden çok, tüketicilerin kendi aralarında kurduğu etkileşimlerden doğduğunu vurgulayan Kozinets, “Markalar mesaj üreten değil, topluluk oluşturan yapılar haline geldi” dedi. Dijital çağda müşteri sadakatinin yerini topluluk aidiyetinin aldığını belirten Kozinets, başarılı markaların tüketicileri yalnızca hedef kitle olarak görmeyip onları marka deneyiminin aktif bir parçası haline getiren kurumlar olacağını ifade etti. Yapay zekânın içerik üretimi, veri analizi ve müşteri deneyimi yönetiminde önemli fırsatlar sunduğunu belirten Kozinets, teknolojinin marka yaratmadığını ancak marka deneyimini büyüttüğünü vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “Yapay zekâ marka yaratmaz; marka deneyimini ölçeklendirir. Veri bize ne olduğunu söyler, kültür ise neden olduğunu açıklar.” Yapay zekânın giderek yaygınlaştığı yeni dönemde teknolojinin herkes tarafından erişilebilir hale geleceğini ifade eden Kozinets, sürdürülebilir rekabet avantajının kültürel anlam üretebilen markalar tarafından yaratılacağını belirtti. Tüketici artık hedef kitle değil, marka ortağı Konuşmasında tüketicinin değişen rolüne de dikkat çeken Kozinets, dijital çağın tüketicisini yalnızca satın alma kararı veren bir müşteri olarak değil; içerik üreten, marka hikâyelerini şekillendiren ve kurumların algısını doğrudan etkileyen bir paydaş olarak tanımladı. Markaların tüketicilerle tek yönlü iletişim kurmak yerine ortak değer üretme anlayışıyla hareket etmeleri gerektiğini belirten Kozinets, markalaşmanın geleceğinin katılımcı, topluluk temelli ve insan merkezli modeller üzerinden şekilleneceğini söyledi. Forumda yapılan değerlendirmelerde; yapay zekânın markalar için yalnızca verimlilik sağlayan bir teknoloji değil, tüketiciyi, toplulukları ve kültürel kodları anlamaya imkân veren stratejik bir içgörü altyapısı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, yapay zekâ destekli markalaşma, dijital topluluklar, tüketici deneyimi, kültürel içgörü ve küresel rekabet başlıklarında geleceğin iş dünyasına ilişkin önemli perspektifler kazandı. Yoğun katılımla gerçekleşen forum, İzmir iş dünyası için markalaşmayı yapay zekâ çağının en kritik rekabet başlıklarından biri olarak yeniden gündeme taşırken; şirketlerin yalnızca üretim, fiyat ve kalite avantajıyla değil, anlam yaratan marka hikâyeleri, güçlü müşteri içgörüleri, dijital topluluklarla kurulan güven ilişkisi ve küresel ölçekte ayırt edici konumlanma ile öne çıkabileceği mesajını verdi.

UTİYAP Sektör raporları Haber

UTİYAP Sektör raporları

İnşaat çalışmalarının Türk ekonomisinde lokomotif yapısıyla sektör olmanın ötesinde birçok alt dalı bulunan dev bir endüstri haline geldiğine vurgu yapan UTİYAP Yönetim Kurulu Üyesi Cemil İleri: “İnşaat endüstrisinin alt dallarından birisi olan alüminyum cephe sektörü, hafiflik, dayanıklılık ve yüksek geri dönüştürülebilirlik özellikleriyle inşaat sektörünün en hızlı gelişen ve ihracat odaklı alanlarından biridir. Özellikle Bursa Nilüfer bölgesi, güçlü sanayi altyapısı ve konum avantajı ile Türkiye'nin cephe sistemleri, üretim ve tasarım merkezlerinden biri konumundadır. 1988 yılından bu yana faaliyet gösterdiğimiz bu alanda bizleri en çok zorlayan konu alüminyum cevherinde gözlemlenen fiyat artışları. İçinde bulunduğumuz 2026 Ocak ayından bu yana alüminyum fiyatlarında yaşanan yüzde 30’a yakın yükseliş ihracatta bizleri zorluyor. Artan enerji fiyatları direkt olarak sektörümüzün ana girdi maliyetini oluşturuyor. Son yıllarda tasarım odaklı proje bazlı üretim sebebiyle bir noktaya kadar maliyetleri sübvanse edebiliyoruz. Beklentimiz, tasarım odaklı kreatif iş üreten sektörlerin ihracatta rekabetçiliğini arttırmaya yönelik kararların alınmasıdır” şeklinde konuştu. Maliyet artışlarını düğün sezonunda yansıtmadık Mobilya sektöründe ham madde artışlarının her türlü izahatı geride bırakan bir noktaya geldiğini kaydeden UTİYAP Yönetim Kurulu Üyesi Selahattin Çakar şunları aktardı: “Geride kalan son 3 ayda sadece süngere yüzde 106 zam geldi. Dolayısıyla bu maliyet artışını fiyatlara yansıtmamak için direnç halindeyiz. Zira yeni evlenen gençlerimizin mobilya ihtiyaçlarının arttığı bir dönemin içindeyiz. Bunun yerine stok eritmeye ve kampanyalarla tüketicilerimizi çekmeye çalışıyoruz. Böylece gelecek döneme stok maliyetinin yıkıcı hale gelen etkisinden en az yara almayı hedefliyoruz. Devletimizin yeni evlenenlere yönelik teşvikleri sektöre ve yeni evleneceklere biraz olsun fayda sağlıyor.” Mobilyada tasarım ve markalaşmaya vurgu Mobilya sektöründe genel itibarı ile üretim kalitesi sorununu aştıklarını kaydeden Çakar şunları aktardı: “Ancak bizlerin dünyada kendimizi ispatlamamız gereken en önemli sınav markalaşma ve tasarımda yenilikçilik. ‘Markalaşma için stabil ve kriz ortamlarından arındırılmış bir ekonomi gerekli’ klişesine UTİYAP olarak katılmıyoruz. Zira ülkemiz mevcut olduğu konum ve tarihi geçmişinden ötürü her zaman sorun yaşayabilecek bir potansiyelde. Ancak mevcut tarihi geçmişimiz kaliteli ürünlerimiz olduğu takdirde bize ihracatta ayrıcalık yaşayacağımız çok geniş bir coğrafya da sunuyor. Bizim gibi iç piyasası canlı olan bir sektörün geleceğe planlı marka odaklı bakması gerekli.” Kurgan eğitimi işletmeler için kritik önemde Kurgan’ın, Vergi Denetim Kurulu (VDK) tarafından devreye alınan yapay zekâ destekli bir risk analiz ve denetim sistemi olduğunu aktaran UTİYAP Yönetim Kurulu Üyesi ve Yatırım Danışmanı Osman Öziş Kurgan’la ilgili şu bilgileri verdi: “Türkiye ekonomisinde 1 Ekim 2025 tarihi, vergi denetimi ve sahte belge ile mücadelede sadece bir takvim yaprağı değişimi değil; topyekûn bir stratejik dönüşümün miladıdır. Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu (VDK) tarafından hayata geçirilen yeni nesil denetim modeli, sahte belgeyle mücadeleyi yıllar süren hantal süreçlerden çıkarıp, saniyelerle ölçülen dijital bir takibe dönüştürüyor. İş dünyasını yakından ilgilendiren bu "Dijital Devrim"in merkezinde ise iki devasa sütun yükseliyor: KURGAN sistemi Cezalandıran Değil, Uyaran "Dijital Göz" Kısa adı KURGAN olan Kuruluş Gözetimli Analiz sistemi, sıradan bir risk analiz aracı değil; ticari hayatın "sıfırıncı gününde" devreye giren bir erken uyarı mekanizmasıdır. İşlem Odaklı Takip: Sistem sizi peşinen "riskli" ilan etmez; tarafların verilerini kullanarak her bir ticari işleme risk puanı atar. Sinyalleme Mekanizması: Bir işlem riskli bulunduğunda, Maliye hemen ceza kesmek yerine mükellefe bir "bilgi isteme yazısı" gönderir. Dostane Uyarı: Bu yazılar aslında mükellefe; "İşlemlerinde bir tutarsızlık var, gel incelemeye girmeden bu durumu gözden geçir ve gerekiyorsa düzeltme beyannamesi ver" diyen bir can simididir. Kurgan’la ilgili olarak UTİYAP üyelerimize eğitimlerimizi hız kesmeden devam ettiriyoruz.”

UİB' nin İhracat uzmanlığı programı sona erdi Haber

UİB' nin İhracat uzmanlığı programı sona erdi

7 Şubat 2026 tarihinde başlayan ve 40 katılımcının iştirakiyle 2 ay devam eden İhracat Uzmanlığı Programı kapsamında katılımcılara dış ticaretin temel kavramlarından başlayarak, ihracatta kullanılan belgeler, pazar araştırması, fiyatlandırma, lojistik süreçler ve pazara giriş stratejileri gibi kritik başlıklarda kapsamlı eğitimler verildi. Bunun yanı sıra dış ticaret sözleşmeleri, uluslararası pazarlama ve markalaşma, yazışma teknikleri, ödeme yöntemleri ve finansman konuları da hem teorik hem uygulamalı olarak ele alındı. Eğitim içeriğinde ayrıca Dahilde ve Hariçte İşleme Rejimleri, e-ihracat süreçleri ile ihracata yönelik devlet destekleri ve destek yönetim sistemlerinin kullanımı da yer aldı. Programın son gününde düzenlenen yüz yüze eğitimde sektör temsilcileri deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. MÜSİAD Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hüseyin Kul, 34 ülkeye gerçekleştirdikleri ihracat tecrübesinden yola çıkarak hedef pazar seçimi, rekabet analizi, müşteri bulma ve inovasyonun önemine dikkat çekti. Hizmet İhracatçıları Birliği Genel Sekreteri Dr. Fatih Özer ise hizmet sektörünün küresel ölçekte artan rolüne vurgu yaparak, hizmet ihracatının stratejik önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kapanış oturumunda konuşan UİB Genel Sekreteri Mümin Karacakayalılar, programın ihracata başlamak isteyen firmaların çalışanları ile dış ticaret alanında kariyer hedefleyen profesyoneller için önemli bir fırsat sunduğunu belirtti. Karacakayalılar, “İhracat Akademisi’nin ilkini başarıyla tamamlamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Başta Ticaret Bakanlığımız İhracat Genel Müdürlüğümüz olmak üzere, eğitimin hazırlanmasında emeği geçen tüm paydaşlara ve katılımcılarımıza teşekkür ediyorum” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.