SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ikinci El

Ekometre - Ikinci El haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ikinci El haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Konut fiyatları enflasyona yenildi: Reel kayıp yüzde 6,2 Haber

Konut fiyatları enflasyona yenildi: Reel kayıp yüzde 6,2

Eylül 2026 itibarıyla ortalama konut satış fiyatı 5 milyon 412 bin 500 TL’ye yükseldi. Konut satışları ise yılın ilk dokuz ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,2 geriledi. Konut fiyatları enflasyonun gerisinde kaldı Eylül 2026 verilerine göre Türkiye genelinde ortalama konut metrekare satış fiyatı 43 bin 300 TL, ortalama konut satış fiyatı ise 5 milyon 412 bin 500 TL olarak hesaplandı. Konut metrekare fiyatları son bir yılda nominal olarak yüzde 22,5 artmasına rağmen, enflasyondan arındırılmış yıllık değişim yüzde eksi 6,2 oldu. Son altı aylık dönemde nominal artış yüzde 7,2’de kalırken reel değişim yüzde eksi 5,1 olarak gerçekleşti. Veriler, konut fiyatlarının TL bazında yükselmeye devam etmesine karşın enflasyon karşısında değer kaybettiğini ortaya koydu. Yıllık fiyat artışında İstanbul ilk sırada Eylül ayında en fazla konut satışı yapılan 30 il arasında yıllık fiyat artışının en yüksek olduğu şehir yüzde 28,1 ile İstanbul oldu. İstanbul’u yüzde 27,9 ile Ankara, yüzde 26,5 ile Kocaeli, yüzde 24,6 ile Adana ve yüzde 23,7 ile Kayseri izledi. Bununla birlikte, söz konusu 30 ilin tamamında konut fiyatları yıllık bazda reel olarak geriledi. Reel kaybın en sınırlı kaldığı iller yüzde 1,9 ile İstanbul ve yüzde 2,1 ile Ankara oldu. Kocaeli’de reel düşüş yüzde 3,1, Adana’da yüzde 4,6, Kayseri’de ise yüzde 5,3 olarak kaydedildi. Beş büyük ilde de reel kayıp yaşandı Beş büyük il arasında yıllık konut metrekare fiyat artışında İstanbul yüzde 28,1 ile ilk sırada yer aldı. Ankara yüzde 27,9, Antalya yüzde 23,6, Bursa yüzde 21,8 ve İzmir yüzde 20,8 artışla İstanbul’u takip etti. Ancak beş büyük ilin tamamında reel fiyat değişimi negatif gerçekleşti. Ortalama konut satış fiyatı İstanbul’da 7 milyon 569 bin 430 TL’ye ulaştı. İzmir’de 6 milyon 668 bin 40 TL, Antalya’da 6 milyon 174 bin 630 TL, Ankara’da 5 milyon 248 bin 360 TL ve Bursa’da 4 milyon 792 bin 60 TL olarak hesaplandı. Eylülde konut satışları yüzde 9,3 azaldı Türkiye genelinde eylül ayında 142 bin 390 konut satıldı. Satışlar, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9,3 geriledi. İpotekli konut satışları ise aynı dönemde yüzde 5,1 artarak 23 bin 397’ye yükseldi. İlk el konut satışları yüzde 3,9 artışla 51 bin 519 olurken, ikinci el satışlar yüzde 15,3 düşüşle 90 bin 871 olarak gerçekleşti. Dokuz aylık satışlar 1,09 milyonda kaldı 2026 yılının ocak-eylül döneminde toplam konut satışları, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,2 azalarak 1 milyon 92 bin 919 oldu. Bu dönemde ilk el konut satışları yüzde 0,6 düşüşle 359 bin 913’e, ikinci el satışlar ise yüzde 10 gerileyerek 733 bin 6’ya indi. Toplam satışlardaki düşüşe karşın ipotekli konut satışları yüzde 24,7 artarak 212 bin 210’a ulaştı. Veriler, konut piyasasında ikinci el satışların zayıfladığı, kredili alımların ise artış gösterdiği bir tabloya işaret etti. Finansman koşulları satışları etkiliyor Konut piyasasına ilişkin değerlendirmelerde, yeni konut projelerinde sunulan kampanya ve ödeme kolaylıklarının ilk el satışları desteklediği belirtiliyor. İkinci el piyasasında ise finansman koşullarının yanı sıra alıcılarla satıcıların fiyat beklentileri arasındaki farkın satışları zorlaştırabildiği ifade ediliyor. Konut fiyatlarındaki nominal artışın enflasyonun gerisinde kalması ve iller arasındaki fiyat hareketlerinin farklılaşması, gayrimenkullerin güncel piyasa koşullarına göre fiyatlandırılmasını daha önemli hale getiriyor.

Elektrikli otomobilde büyük yarış başlıyor Haber

Elektrikli otomobilde büyük yarış başlıyor

Fiyat, menzil, şarj süresi ve teknolojinin aynı anda belirleyici hale geldiği pazarda, yeni modellerin devreye girmesiyle 2027’nin elektrikli otomobiller açısından kritik bir rekabet yılı olması bekleniyor. Elektrikli araçlar otomotivin merkezine yerleşti Elektrikli araçlar son 10 yılda otomotiv sektöründeki en hızlı dönüşüm alanlarından biri haline geldi. Pandemi sonrasında değişen tedarik zincirleri, batarya yatırımlarındaki artış, kullanım maliyetlerini düşürme arayışı ve enerji piyasalarındaki belirsizlikler elektrikli araçlara yönelik ilgiyi destekledi. İlk nesil elektrikli otomobiller yaklaşık 80 kilometrelik menzil sunarken, günümüzde birçok model 500 kilometrenin üzerinde yol alabiliyor. Batarya teknolojisindeki ilerlemeler, elektrikli araçların günlük kullanımın yanı sıra uzun mesafeli yolculuklarda da daha fazla tercih edilmesinin önünü açıyor. IEA verilerinde elektrikli araçların payı artıyor Uluslararası Enerji Ajansı’nın 2026 tarihli Global EV Outlook raporuna göre, dünya genelinde elektrikli otomobil satışları 2025’te yüzde 20 artarak 20 milyon adedi aştı. Böylece dünyada satılan her dört yeni otomobilden biri elektrikli hale geldi. IEA verilerine göre elektrikli otomobillerin 2026’nın ilk yarısında küresel yeni otomobil satışlarındaki payı yüzde 24 seviyesine ulaştı. Bu oranın yıl sonunda yüzde 29’a çıkabileceği öngörülüyor. Batarya teknolojisi menzili değiştirdi Elektrikli araçlardaki dönüşümün temel unsurlarından biri batarya teknolojisindeki gelişmeler oldu. 2010’lu yılların başında elektrikli otomobillerin ortalama menzili yaklaşık 127 kilometre seviyesindeyken, bu rakam 2020’de 350 kilometreye yükseldi. IEA’nın 2026 verilerine göre bataryalı elektrikli araçların ortalama menzili yaklaşık 380 kilometreye ulaştı. Özellikle orta, üst ve SUV segmentlerinde 500 kilometrenin üzerinde menzil sunan modellerin yaygınlaşması, elektrikli otomobillerin uzun yol kullanımına ilişkin çekinceleri azaltıyor. Batarya maliyetleri geriliyor Elektrikli otomobillerin fiyatını belirleyen en önemli kalemlerden biri olan bataryalarda da maliyet düşüşü yaşanıyor. Otomotiv Uzmanı Murat Boyacıoğlu, IEA verilerine göre lityum-iyon batarya paketlerinin ortalama fiyatının 2025 yılında yüzde 8 gerileyerek kilovatsaat başına 108 dolara düştüğünü belirtti. Üretim kapasitesindeki artış, daha düşük maliyetli LFP bataryaların yaygınlaşması ve sektördeki yoğun rekabet, maliyetlerdeki düşüşün başlıca nedenleri arasında gösteriliyor. Boyacıoğlu’na göre batarya maliyetlerindeki gerileme üreticilere iki önemli seçenek sunuyor. Üreticiler aynı batarya kapasitesiyle daha uzun menzil sağlayabilirken, daha küçük bataryalar kullanarak araç maliyetlerini de aşağı çekebiliyor. 2027’de yeni modeller sahneye çıkıyor Murat Boyacıoğlu, batarya teknolojisindeki ilerlemelerin yalnızca menzili artırmadığını, aynı zamanda araç fiyatlarının düşürülmesi ve şarj sürelerinin kısaltılması açısından da önemli fırsatlar yarattığını belirtti. Boyacıoğlu, üreticilerin 2027 ürün planlamalarında çok sayıda yeni elektrikli model bulunduğuna dikkat çekerek Volkswagen Grubu’nun yeni modelleri, Hyundai’nin Türkiye’deki elektrikli araç üretimi ve Togg’un yeni modeli T10F’in pazara girmesinin rekabeti artıracağını ifade etti. Enerji piyasasındaki dalgalanma elektrikliye ilgiyi artırıyor Elektrikli araçlara yönelik ilgiyi etkileyen faktörlerden biri de petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar oldu. Özellikle 2026 yılında Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan gerilim ve petrol arzına yönelik riskler, küresel enerji piyasalarında belirsizliği artırdı. Brent petrol fiyatının 100 doların üzerine çıkması, elektrikli araçların kullanım maliyeti açısından sunduğu avantajı daha görünür hale getirdi. Boyacıoğlu, enerji piyasalarındaki gelişmelerin elektrikli araçlara yönelimi destekleyeceğini belirterek yeni model yatırımları, menzil teknolojilerindeki gelişmeler ve artan üretim kapasitesinin sektörü yeni bir döneme taşıyacağını söyledi. Tüketicinin önceliği değişiyor Elektrikli otomobil satın almayı düşünen tüketicilerin kararında üç başlık öne çıkıyor: menzil, şarj altyapısı ve fiyat. Murat Boyacıoğlu, yeni dönemde daha verimli elektrik motorları, yazılım optimizasyonları, gelişmiş batarya kimyaları ve hızlı şarj teknolojilerinin önem kazanacağını ifade etti. Üreticilerin temel hedefinin aynı batarya kapasitesiyle daha fazla menzil elde etmek veya daha küçük bataryayla benzer performans sunmak olduğunu belirten Boyacıoğlu, bu dönüşümün özellikle Çin ve diğer Asya ülkelerinde daha hızlı ilerlediğini söyledi. 500 Kilometre menzil tek başına yeterli olmayacak Elektrikli otomobillerde 500 kilometrenin üzerindeki menzil tüketici açısından önemli bir avantaj sağlasa da batarya kapasitesini sürekli büyütmek maliyet ve ağırlık açısından yeni sorunlar yaratabiliyor. Bataryanın büyümesi aracın ağırlığını ve maliyetini artırırken, enerji tüketimini de etkileyebiliyor. Bu nedenle üreticilerin menzil, fiyat, verimlilik ve şarj süresi arasında optimum dengeyi kurması gerekiyor. 2027’de rekabetin yalnızca menzil üzerinden yürümeyeceğini belirten Boyacıoğlu, tüketicinin uygun fiyat, yeterli menzil, hızlı şarj ve gelişmiş teknolojiyi aynı otomobilde görmek istediğini kaydetti. Türkiye’de elektrikli araç pazarı büyüyor Türkiye Elektrikli ve Hibrid Araçlar Derneği (TEHAD) Başkanı Berkan Bayram da küresel elektrikli araç pazarındaki büyümenin Türkiye’ye de yansıdığını belirtti. Bayram, dünya genelinde elektrikli araç satışlarının 2025 sonunda 20 milyon seviyesine ulaştığını, Türkiye’de ise aynı dönemde yaklaşık 189 bin elektrikli otomobil satıldığını ifade etti. Türkiye’nin artık yalnızca elektrikli otomobillerin satıldığı bir pazar olmaktan çıktığını belirten Bayram, batarya teknolojileri, şarj altyapısı ve yapay zeka uygulamalarının yanı sıra üretim ekosisteminin de geliştiğine dikkat çekti. Bayram, Türkiye’nin küresel elektrikli araç pazarından daha fazla pay alabilmesi için teknoloji ve üretim alanındaki yetkinliklerin artırılması gerektiğini söyledi. Yangın riskinde istatistikler ne diyor? Son dönemde elektrikli araç yangınlarının kamuoyunda daha fazla gündeme gelmesinin tüketici algısını etkilediğini belirten Bayram, araç başına düşen yangın vakalarının elektrikli otomobillerde daha düşük olduğunu savundu. Bayram’ın aktardığı verilere göre her 100 bin araç başına yangın vakası hibrit modellerde 3 bin 475, içten yanmalı araçlarda 1.530, elektrikli araçlarda ise 25 olarak hesaplanıyor. Elektrikli araç yangınlarının haber değeri nedeniyle daha fazla görünür hale geldiğini belirten Bayram, kamuoyundaki algının her zaman istatistiklerle örtüşmeyebileceğini ifade etti. Bayram ayrıca elektrikli araçlarda batarya koruma sistemlerinin güvenlik açısından kritik olduğunu, özellikle aracın alt bölümüne alınan darbelerin dikkatle incelenmesi gerektiğini vurguladı. İkinci el elektrikli araçta batarya kontrolü kritik İkinci el elektrikli otomobil satın alacak tüketicilerin yalnızca aracın dış görünümünü ve elektronik sistemlerini kontrol etmesinin yeterli olmayacağı belirtiliyor. Berkan Bayram, satın alma öncesinde aracın mutlaka ekspertize götürülmesi gerektiğini söyledi. Özellikle aracın liftle kaldırılarak alt bölümünün incelenmesi, daha önce darbe alıp almadığının ve batarya muhafazasının durumunun kontrol edilmesi önem taşıyor. Servis geçmişi de ikinci el elektrikli otomobillerde dikkat edilmesi gereken temel kriterler arasında yer alıyor. 2027’de rekabetin parametreleri değişecek Elektrikli otomobil pazarında önümüzdeki dönemde yalnızca daha uzun menzil sunmak yeterli olmayacak. Üreticiler fiyat, batarya kapasitesi, enerji verimliliği, şarj süresi, yazılım ve sürüş teknolojilerini aynı denklem içinde optimize etmek zorunda kalacak. Yeni modellerin artmasıyla birlikte 2027, elektrikli otomobillerde tüketicinin daha fazla seçenekle karşılaşacağı ve üreticilerin fiyat-performans dengesinde daha yoğun rekabet edeceği bir dönem olarak öne çıkıyor.

İkinci elde eylül hareketliliği bekleniyor Haber

İkinci elde eylül hareketliliği bekleniyor

Otomerkezi.net CEO'su Muhammed Ali Karakaş, yaz tatilinin sona ermesi, şehre dönüş ve altın ile döviz kurlarındaki yükselişin ikinci el otomotiv pazarında talebi yeniden canlandıracağını belirtti. Karakaş, eylül ayının ortasından itibaren satış hacimleri ve araç fiyatlarında kademeli bir kıpırdanma beklediklerini söyledi. Altın ve dövizdeki yukarı yönlü hareket ile yaz tatili döneminin sona ermesi, ikinci el otomotiv pazarında eylül ayıyla birlikte yeni bir hareketlilik beklentisi doğurdu. Okul sezonunun açılması, şehre dönüş ve ticari hayatın son çeyrek öncesinde hızlanmasıyla ertelenen araç ihtiyaçlarının yeniden gündeme gelmesi bekleniyor. Son dönemde altındaki yaklaşık yüzde 15'lik ve dövizdeki yüzde 10'a yakın artışın araç maliyetleri ile yatırım tercihleri üzerinde baskı oluşturduğuna dikkat çeken Karakaş, bireysel talebin yanı sıra şirketlerin filo ve ticari araç yenileme ihtiyacının da pazardaki hareketliliği destekleyeceğini ifade etti. Taleple birlikte fiyatlarda da artış bekleniyor "Yaz tatili döneminin geride kalması, okul sezonunun açılması ve ticari hayatın son çeyrek öncesinde tam kapasiteye geçmesiyle birlikte şehre dönüş, doğrudan otomotiv pazarındaki talebi tetikleyecektir. Bireysel tüketicilerin günlük ulaşım ihtiyaçlarının yanı sıra, şirketlerin ve çalışanların filo ile ticari araç yenileme talepleri de eylül ayı itibarıyla yükselişe geçiyor. Büyük şehirlerde bu etkiyi daha net hissedeceğiz” şeklinde öngörülerini paylaşan Karakaş, “Araç stok maliyetleri ve yatırım eğilimleri üzerinde doğrudan bir baskı var. Finansal parametrelerdeki bu değişim ile yaklaşan talep dalgası birleştiğinde, eylül ayının ortasından itibaren hem satış hacimlerinde hem de araç fiyatlarında kademeli bir kıpırdanma yaşanacağını öngörüyoruz. Araç almayı veya filosunu yenilemeyi planlayan kullanıcıların bu geçiş dönemini iyi değerlendirmelerini tavsiye ediyoruz.” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.