SON DAKİKA
Hava Durumu

#İstihdam

Ekometre - İstihdam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstihdam haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Interfresh Eurasia Fuarı 80 ülkeden alıcıları İzmir’de buluşturdu Haber

Interfresh Eurasia Fuarı 80 ülkeden alıcıları İzmir’de buluşturdu

Fuarın açılışında konuşan Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Dr. Mehmet Ali Kılıçkaya, 2026 yılının 8 aylık döneminde tarım ürünleri ihracatımızın, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,8 artarak 21,7 milyar dolara ulaştığını dile getirdi. Taze meyve sebze ve mamul ihracatı 8 ayda 4 milyar doları aştı Tarım sektöründeki güçlü yapının önemli bileşenlerinden birini yaş meyve ve sebze sektörünün oluşturduğunu paylaşan Kılıçkaya, “2025 yılında yaş meyve ve sebze ihracatımız 3,2 milyar dolar, meyve ve sebze mamulleri ihracatımız ise 2,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. 2026 yılının ilk sekiz ayında ise yaş meyve ve sebze ihracatımız, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 45 artarak 2,3 milyar dolara ulaştı. Aynı dönemde meyve ve sebze mamulleri ihracatımız 1,6 milyar dolar olarak gerçekleşti. Böylece yaş meyve ve sebze ile mamullerini birlikte değerlendirdiğimizde, yılın ilk sekiz ayında yaklaşık 4 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaşmış durumdayız. Bizim açımızdan asıl fırsat da burada. Yaş üründeki güçlü üretim kapasitemizi; işleme, ambalaj, teknoloji, marka ve yenilikçi ürünlerle daha yüksek katma değere dönüştürmek” diye konuştu. “Önümüzdeki dönemde hedefimiz yalnızca daha fazla ürün ihraç etmek değil; birim değeri yükselen, pazarda süreklilik sağlayan ve daha fazla katma değerin ülkemizde kaldığı bir ihracat yapısını güçlendirmek” diyen Kılıçkaya sözlerini şöyle sürdürdü; “Bu dönüşümün en güçlü merkezlerinden biri de kuşkusuz İzmir. Tarih boyunca Anadolu’nun dünyaya açılan önemli ticaret kapılarından biri olan İzmir, bugün de üretim kültürü, liman altyapısı ve güçlü ihracat ekosistemiyle ülkemizin dış ticaretinde öncü şehirlerimiz arasında yer alıyor. 2025 yılında İzmir’in toplam ihracatı 23,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşirken, bunun yaklaşık 4,3 milyar dolarlık bölümünü tarım ürünleri oluşturdu. Biz de Ticaret Bakanlığı olarak firmalarımızın yalnızca ürünlerini üretmelerini değil; dünyaya açılmalarını, yeni pazarlara girmelerini ve girdikleri pazarlarda kalıcı olmalarını sağlayacak güçlü bir destek ekosistemi oluşturuyoruz. Fuar desteklerinden ticaret ve alım heyetlerine, UR-GE projelerinden markalaşma ve TURQUALITY programlarına kadar çok geniş bir alanda ihracatçılarımızın yanındayız. Tarım sektöründe 1.225 firmamızın yer aldığı 48 aktif UR-GE projesi yürütüyoruz. Tarım ve gıda alanında 48 markamız Marka ve TURQUALITY programlarımız kapsamında destekleniyor. Fuarları da yeni pazarlara açılmanın en etkili araçlarından biri olarak görüyoruz. 2026 yılında tarım, gıda ve gıda teknolojileri alanında 200 fuarı bireysel katılım, 56 fuarı ise milli katılım kapsamında destekliyoruz. Ülkemizde düzenlenen 6 fuar da destek kapsamımızda bulunuyor. Bütün bu çalışmalar için ihracatçılarımıza ayırdığımız kaynağı 2025 yılındaki 33 milyar TL seviyesinden 2026 yılında 45 milyar TL’ye yükselttik.” Öztürk: “Ege Bölgesi dünyanın gıda ambarı” Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Türkiye’nin 36,5 milyar dolarlık tarım ürünleri ihracatının 7,5 milyar dolarlık diliminin Ege Bölgesi’nden yapıldığını, Ege Bölgesi’nin dünyanın gıda ambarı konumunda olduğunu söyledi. “Türkiye’nin tarım ürünleri ihracatından yüzde 21 pay alıyoruz” diye konuşan Öztürk; “Yaş meyve sebze, meyve sebze mamulleri ve kuru meyve sektörlerimiz Türkiye genelinde son bir yıllık dönemde 8,5 milyar dolarlık ihracata imza attı. Ege Bölgesi bu ihracattan 2 milyar 300 milyon dolarlık pay aldı. Kuru meyve ve meyve sebze mamulleri ihracatında Türkiye’nin lideri konumundayız. Taze meyve sebze üretiminde ve ihracatında da güçlü bir üretim ve ihracat merkeziyiz. İzmir’de Dikili, Bayındır ve Kınık’ta tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgelerine yönelik çalışmalar hızla ilerliyor. Bu üç bölgemizin sağlayacağı itici güçle önümüzdeki beş yılın sonunda Ege Bölgesi’nin tarım ürünleri ihracatında 10 milyar dolara ulaşacak potansiyele ulaşacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı. Fuar üretim ve ihracat potansiyelinin artmasına katkı sağlayacak Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Balık ise yaş meyve ve sebze sektörünün üretimden ihracata, istihdamdan kırsal kalkınmaya kadar Türkiye ekonomisi açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Ege Bölgesi ve İzmir’in güçlü üretim yapısı, ürün çeşitliliği, lojistik altyapısı ve ihracat tecrübesiyle bu yapının en önemli merkezleri arasında yer aldığını belirten Balık, sektörün tüm paydaşlarını bir araya getiren uluslararası organizasyonların İzmir’de düzenlenmesini son derece değerli bulduklarını ifade etti. Balık, “Interfresh’in yeni ticari bağlantıların kurulmasına ve özellikle Ege Bölgesi’nin üretim ve ihracat potansiyelinin uluslararası alıcılara daha güçlü şekilde tanıtılmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz” şeklinde konuştu. Yıldır; “Tarım Master Planı için çalışmalarımız sürüyor” Açılışta konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, tarımın çok geniş ve yaşamsal bir alan olduğunu belirterek, İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak tarımsal üretimin her aşamasında destek sağladıklarını ve Tarım Master Planı için çalışmaların sürdüğünü söyledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak tarımsal üretim sürecinin her aşamasında yer aldıklarını ifade eden Yıldır, “Tarımsal hizmetler dediğimiz zaman sudan tutun da verilen ekipman ve malzemelere kadar üretimin her aşamasında bulunuyoruz. Böyle olduğu için bu konuda bir çalışma gerçekleştirdik. Tarım Master Planı raporu hazırladık. Şu anda taslak aşamasında. Katılımcılarımızın da bu taslaktan haberdar olmasını ve düşüncelerini bizlerle paylaşmasını istiyoruz. Her şeyin master planı var ama tarımın master planının bütün bunların içerisinde en önemlilerinden biri olduğunu düşünüyorum” diye konuştu. Tarımda sürdürülebilirliğin önemine de dikkat çeken Dr. Zafer Levent Yıldır, her alana sürdürülebilirlik bakış açısıyla yaklaşılması gerektiğini ifade etti. Tarımsal planlama çalışmaları kapsamında kırsalda yaşayan gençlere yönelik bir araştırma da yaptıklarını belirten Yıldır, “Kırsalda yaşayan gençliğin yaşam ve gelecek planları üzerine bir anket raporu hazırlattık. Tarım alanında ciddi bir iş gücü sorunumuz var. Bu konuda birtakım önlemlerin alınmasını ve desteklerin sağlanmasını en kısa sürede başarmamız gerektiğini düşünüyorum” dedi. “Destek olan herkese yürekten teşekkür ediyorum” Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) önemli bir tarımsal üretim potansiyeline sahip olduğunu belirten KKTC’nin 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Interfresh Eurasia Fuarı’nın büyük emeklerle gerçekleştirildiğini söyledi. Tatar, “Türkiye Cumhuriyeti’nin 7 milyar doları aşmakta olan bu sektördeki ihracatının yanı sıra hala ambargo altında bulunan ve kolay kolay ticaret yapamayan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin narenciyesini, portakalını ve her türlü yaş meyve sebzesini buradan dünyaya pazarlamak için destek olan herkese yürekten teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. KKTC’nin üretim ve girişimcilik potansiyelinin her geçen gün arttığını ifade eden Tatar, “Potansiyelimiz ve girişim yeteneklerimiz artmıştır. Elbette birtakım zorluklar vardır, ancak bu sektör önemlidir. Üreticimizin, sanayicimizin ve sektör paydaşlarının ekonomik olarak ayakta durmaları, istihdam yaratmaları ve ekonomiye katkı sağlamaları için sektörü büyütüp geleceğe taşıyabilmemiz adına yatırıma ihtiyaç vardır” diye konuştu. Ulusal Turunçgil Konseyi Başkanı Kemal Kaçmaz da Interfresh Eurasia Fuarı’nın Türkiye’nin yaş meyve sebze sektörünün üretim ve ihracattaki gücünü uluslararası platformda ortaya koyan önemli bir buluşma olduğunu söyledi. Kaçmaz, fuar kapsamında kurulacak yeni iş bağlantıları ve ticari anlaşmaların üreticiye, ihracatçıya ve ülke ekonomisine katkı sağlayacağına inandığını ifade etti. “Yabancı alıcı sayısı yüzde 300 arttı” Interfresh Eurasia Fuarı Genel Koordinatörü Murat Özer de fuarın uluslararası etkinliğini her geçen yıl artırarak yoluna devam ettiğini söyledi. 2018 yılından bu yana özellikle yurt dışından gelen alıcı sayısını bu yıl yüzde 300 artırdıklarını ifade eden Özer, fuar alanında 80’in üzerinde ülkeden 580’i aşkın kayıtlı yabancı alıcıyı ağırlayacaklarını belirtti. Fuar boyunca bin 300’ün üzerinde ikili iş görüşmesinin gerçekleştirilmesinin planlandığını ifade eden Özer, “Amacımız Interfresh’i her yıl üzerine koyarak geliştirmek, uluslararası etkinliğini artırmak ve yurt dışında sektörümüzün önemli bir vitrini haline getirmek. Bugün itibarıyla Türkiye’nin tek yaş meyve sebze fuarı olarak büyüyerek yolumuza devam ediyoruz” dedi. Bu yıl Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin fuarın partner ülkesi, Denizli’nin ise partner şehri olduğunu belirten Özer, Denizli’nin üretim gücünü fuara taşımasından ve gösterdiği güçlü katılımdan duydukları memnuniyeti dile getirdi. İnterfresh Eurasia Fuarı 8-10 Eylül 2026 tarihleri arasında Gaziemir Fuar İzmir alanında ziyaretçileri ağırlayacak.

Mobilya ihracatında Avrupa atağı: Fransa pazarı öne çıktı Haber

Mobilya ihracatında Avrupa atağı: Fransa pazarı öne çıktı

Genel tabloda sınırlı daralma yaşanırken Fransa, Fas, Birleşik Krallık ve ABD gibi önemli pazarlardaki artışlar dikkat çekti. Fransa'ya ihracat Türkiye genelinde yüzde 27, AKAMİB bölgesinde ise yüzde 272,6 yükseldi. Sektör temsilcileri, artan maliyetler karşısında ihracatçının fiyat rekabetini koruyabilmesi için desteklerin güçlendirilmesini istiyor. Türkiye mobilya, kâğıt ve orman ürünleri sektörü ağustos ayında ihracatta sınırlı bir gerileme yaşarken, bazı önemli pazarlardaki güçlü büyüme dikkat çekti. Sektörün toplam ihracatı ağustosta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,1 azalarak 648 milyon 507 bin dolar oldu. Aynı dönemde Akdeniz Mobilya, Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği'nin (AKAMİB) ihracatı yüzde 11,3 gerileyerek 73 milyon 832 bin dolar olarak gerçekleşti. Ocak-ağustos döneminde Türkiye geneli sektör ihracatı yüzde 0,8 düşüşle 5 milyar 121 milyon dolara inerken, AKAMİB'in ihracatı yüzde 14,3 azalarak 540 milyon 473 bin dolara geriledi. Toplam ihracattaki sınırlı daralmaya karşın ülke bazındaki sonuçlar, sektörün farklı pazarlarda birbirinden oldukça farklı bir performans sergilediğini ortaya koydu. Özellikle Fransa'daki yükseliş, ihracat açısından öne çıkan gelişmelerden biri oldu. Fransa'da dikkat çeken yükseliş Türkiye genelinde ağustos ayında sektörün en fazla ihracat yaptığı ülkeler Irak, ABD, Birleşik Krallık, Fas ve Fransa oldu. İlk 10 pazar arasında en yüksek artış yüzde 27 ile Fransa'da gerçekleşti. Fransa'yı yüzde 21,7'lik artışla Fas, yüzde 13,9 ile Birleşik Krallık ve yüzde 10,6 ile ABD izledi. AKAMİB'in ağustos ayı ihracatında ise Irak ilk sıradaki yerini korudu. Fransa, Suriye, Romanya ve Çin de Birliğin en fazla ihracat gerçekleştirdiği pazarlar arasında yer aldı. AKAMİB açısından en dikkat çekici gelişme yine Fransa'da yaşandı. Birliğin Fransa'ya ihracatı ağustosta yüzde 272,6 arttı. Fas'a ihracat yüzde 30,1, Suriye ve ABD'ye ihracat ise yüzde 16 yükseldi. Sekiz aylık tabloda da Fransa öne çıkıyor Fransa'daki hareketlilik yalnızca ağustos ayıyla sınırlı kalmadı. Ocak-ağustos döneminde Türkiye'nin sektör ihracatında ilk 10 pazar arasında en güçlü artışlardan biri Fransa'da kaydedildi. Bu dönemde Fransa'ya ihracat yüzde 18,5 arttı. Bulgaristan'a ihracat da yüzde 13,1 yükseldi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne (KKTC) yapılan ihracat ise yüzde 17,6 artışla 86,3 milyon dolara ulaştı. Türkiye'nin sekiz aylık sektör ihracatında Irak, 620,7 milyon dolarla liderliğini sürdürdü. Irak'ın ardından Birleşik Krallık, ABD, Fas ve Libya geldi. AKAMİB'in ocak-ağustos dönemindeki ihracatında da Irak ilk sırada yer alırken Suriye, Fransa, Almanya ve Romanya öne çıkan diğer pazarlar oldu. Bu dönemde en yüksek artış İran pazarında gerçekleşti. İran'a ihracat yüzde 135,6 yükselirken Fransa'ya ihracat yüzde 72,3, Suriye'ye ihracat yüzde 28,4 ve KKTC'ye ihracat yüzde 7,3 arttı. İhracatçı büyümeden önce rekabet gücünü korumak istiyor Sektörün ihracat rakamları, pazar çeşitliliğinin önemini ortaya koyarken üretim maliyetlerindeki artış da ihracatçıların gündemindeki temel sorunlardan biri olmaya devam ediyor. Mobilya üretiminin önemli ölçüde nitelikli insan emeğine dayanması nedeniyle işçilik maliyetleri sektörün toplam maliyet yapısında önemli bir paya sahip. Enerji, hammadde, lojistik ve finansman giderlerindeki artışlar da eklendiğinde ihracatçının uluslararası pazarlarda fiyat rekabetini koruması zorlaşıyor. AKAMİB Başkanı Adem Derinel, ağustos ayı ihracat sonuçlarını değerlendirirken, bazı pazarlardaki güçlü artışların sektörün yeni fırsatları değerlendirme kapasitesini gösterdiğini belirtti. Derinel, Fransa, Fas, Birleşik Krallık ve ABD gibi pazarlarda elde edilen kazanımların önemine dikkat çekerek, bu ivmenin kalıcı hale gelmesi için ihracatçının maliyet yapısını dikkate alan destek mekanizmalarına ihtiyaç olduğunu ifade etti. “Fiyat rekabetinde elimizi güçlendirecek desteklere ihtiyaç var” Adem Derinel, küresel pazarlarda rekabetin artık yalnızca kalite ve tasarım üzerinden şekillenmediğini, fiyat unsurunun da giderek daha belirleyici hale geldiğini vurguladı. Derinel, döviz dönüşüm desteğinin ihracatçının finansal yapısını güçlendiren önemli araçlardan biri olduğunu belirterek, destek mekanizmalarının sektörlerin üretim ve maliyet yapıları dikkate alınarak kurgulanması gerektiğini söyledi. Mobilya sektörünün yüksek istihdam sağlayan ve emek yoğun üretim yapan bir yapıya sahip olduğunu belirten Derinel, sektörün daha yüksek oranlarda desteklenmesinin uluslararası fiyat rekabetinde ihracatçının elini güçlendireceğini ifade etti. Yeni pazarlar için maliyet baskısının azaltılması gerekiyor Sektörün önündeki temel sorunlardan biri, artan maliyetlerin ürün fiyatlarına aynı ölçüde yansıtılamaması. İhracatçı, bir yandan mevcut pazarlardaki konumunu korumaya çalışırken diğer yandan yeni pazarlara ulaşabilmek için maliyet avantajını korumak zorunda. Bu nedenle sektör temsilcileri; finansmana erişimin kolaylaştırılması, üretim maliyetlerinin azaltılması ve katma değerli üretimin teşvik edilmesine yönelik desteklerin güçlendirilmesini bekliyor. Ağustos verileri, Türk mobilya sektörünün genel ihracatında henüz güçlü bir büyüme ivmesinin oluşmadığını gösterirken, Fransa başta olmak üzere bazı pazarlardaki yüksek oranlı artışlar yeni ihracat fırsatlarının bulunduğuna işaret ediyor. Sektör açısından önümüzdeki dönemin belirleyici unsuru ise bu pazar kazanımlarının ne ölçüde kalıcı hale getirilebileceği olacak. Bunun için ihracatçının yalnızca yeni talep alanlarına ulaşması değil, aynı zamanda artan üretim ve finansman maliyetleri karşısında rekabet gücünü koruyabilmesi gerekiyor.

Türk imalatında daralma sürüyor: PMI 48,1'e çıktı Haber

Türk imalatında daralma sürüyor: PMI 48,1'e çıktı

Zayıf talep, Orta Doğu'daki savaşın yarattığı belirsizlik ve yüksek girdi maliyetleri sektör üzerindeki baskıyı sürdürdü. Türk imalat sektöründe faaliyet koşullarındaki bozulma ağustos ayında hız kesse de daralma devam etti. İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat PMI, ağustosta temmuz ayındaki 47,7 seviyesinden 48,1'e yükseldi. Böylece endeks son üç ayın en yüksek değerine ulaşmasına rağmen 50,0 eşik değerinin altında kaldı. PMI verilerinde 50,0'nin üzerindeki değerler sektörde iyileşmeye, bu seviyenin altındaki değerler ise daralmaya işaret ediyor. Ağustos sonuçları, imalat sektöründeki faaliyet koşullarında bir önceki aya kıyasla ılımlı bir yavaşlama yaşandığını ortaya koydu. Zayıf talep yeni siparişleri baskıladı İSO Türkiye İmalat PMI verilerine göre, Orta Doğu'daki savaşın oluşturduğu belirsizlik ağustosta da talep koşullarını olumsuz etkiledi. Toplam yeni siparişlerdeki düşüş sürerken yeni ihracat siparişleri de geriledi. Bununla birlikte her iki göstergedeki düşüş, temmuz ayına göre daha sınırlı gerçekleşti. Talep koşullarındaki zayıflık, üretim faaliyetlerine de yansıdı. İmalatçılar üretim seviyelerini üst üste üçüncü ay azalttı. Ağustostaki üretim düşüşü temmuz ayına oldukça yakın ve ılımlı seviyede gerçekleşti. İstihdam ve satın alma faaliyetleri geriledi Siparişlerdeki zayıflama, firmaların istihdam ve satın alma kararlarında da etkili oldu. İmalatçılar ağustos ayında satın alma faaliyetlerini azaltırken istihdamda da düşüş kaydedildi. Her iki göstergedeki gerileme temmuz ayına kıyasla daha belirgin oldu. Firmaların siparişleri mümkün olduğunca mevcut stoklardan karşılamayı tercih etmesi sonucunda hem girdi stoklarında hem de nihai ürün stoklarında düşüş devam etti. Girdi maliyetleri enflasyonu üç ayın zirvesinde İmalat sektöründe maliyet baskısı da ağustosta arttı. Yükselen yakıt ve petrol maliyetleri ile ham madde fiyatlarındaki artışların etkisiyle girdi maliyetleri enflasyonu son üç ayın en yüksek seviyesine çıktı. Maliyetlerdeki yükseliş, firmaların nihai ürün fiyatlarına da yansıdı. Satış fiyatlarındaki enflasyon hız kazanmasına rağmen, artış Ocak-Haziran dönemindeki ortalamaya kıyasla daha yavaş gerçekleşti. Orta Doğu'daki savaşın tedarik zincirlerinde yarattığı aksamalar ise tedarikçilerin teslimat sürelerinin uzamasına neden oldu. Sektörlerin çoğunda üretim geriledi İSO Türkiye Sektörel PMI ağustos raporu da imalat sektörünün genelinde talep yönlü sorunların devam ettiğini ortaya koydu. Yeni ihracat siparişlerinde bazı iyileşme işaretleri görülmesine rağmen üretimdeki büyüme sınırlı kaldı. Ağustosta son beş ayda ilk kez izlenen tüm sektörlerde yeni siparişler yavaşladı. Yeni siparişlerdeki en sert daralma kimyasal, plastik ve kauçuk sektöründe görüldü. En ılımlı düşüş ise giyim ve deri ürünleri sektöründe kaydedildi. Toplam yeni siparişlerdeki gerileme, takip edilen 10 sektörün yarısında yeni ihracat siparişlerinin artmasına rağmen gerçekleşti. Metalik olmayan mineraller üretimde ayrıştı Talep koşullarındaki zayıflık, sektörlerin büyük bölümünü üretimlerini azaltmaya yöneltti. Bu eğilimin tek istisnası metalik olmayan mineral ürünler sektörü oldu. Sektördeki güçlü üretim artışı üst üste ikinci ay devam ederken, artış hızı Mayıs 2022'den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Yeni siparişlerde olduğu gibi üretimdeki en belirgin yavaşlama da kimyasal, plastik ve kauçuk sektöründe yaşandı. İstihdam artışı yalnızca iki sektörde kaldı İmalat sektöründeki zayıf talep, istihdam kararlarını da etkiledi. Temmuz ayında beş sektörde kaydedilen istihdam artışı, ağustosta iki sektöre geriledi. Kara ve deniz taşıtı üreticileri istihdamlarını üst üste dördüncü ay artırırken, ana metal sanayisindeki sınırlı istihdam artışı sekiz aylık daralma eğilimini sona erdirdi. Satın alma faaliyetlerinin tüm sektörlerde yavaşlaması ise tedarik zincirleri üzerindeki baskının bir miktar hafiflemesine katkı sağladı. Anket kapsamında takip edilen 10 sektörün yarısında tedarikçi teslimat süreleri kısaldı. Buna karşılık elektrikli ve elektronik ürünler sektöründe teslimat süreleri belirgin şekilde uzamaya devam etti. En yüksek maliyet artışı elektrikli ve elektronik ürünlerde Ağustos ayında takip edilen sektörler arasında en yüksek girdi maliyetleri enflasyonu elektrikli ve elektronik ürünler sektöründe gerçekleşti. Bu sektörde girdi fiyatlarındaki artış son beş ayın en yüksek hızına ulaştı. İzlenen sektörlerin büyük bölümünde girdi maliyetleri enflasyonu hızlanırken, ağaç ve kağıt ürünleri sektörü bu eğilimin başlıca istisnası oldu. Ağaç ve kağıt ürünlerinde girdi maliyetlerindeki artış, geçen kasımdan bu yana görülen en ılımlı seviyede gerçekleşti. Girdi maliyetlerindeki yükseliş nedeniyle satış fiyatları tüm sektörlerde arttı. Ancak giyim ve deri ürünleri sektöründeki satış fiyatı artışı oldukça sınırlı kaldı. Harker: Sektörün performansı Orta Doğu'daki gelişmelere bağlı İSO Türkiye İmalat PMI verilerini değerlendiren S&P Global Market Intelligence Ekonomi Direktörü Andrew Harker, Orta Doğu'daki savaşın Türk imalat sektörünü etkilemeye devam ettiğini belirtti. Harker, savaşın yalnızca talebi zayıflatmadığını, aynı zamanda iş kararları üzerinde ek belirsizlik oluşturduğunu ifade etti. Yeni siparişlerdeki düşüşün ağustosta hız kaybederek son üç ayın en ılımlı seviyesine gerilemesinin, firmaların savaşın etkisini bir ölçüde sınırlayabildiğini gösterdiğini belirten Harker, bunun önümüzdeki aylarda sektörün yeniden ivme kazanabileceğine ilişkin umut verdiğini söyledi. Harker, buna karşın sektörün geleceğinin büyük ölçüde Orta Doğu'daki gelişmelerin hangi yönde ilerleyeceğine bağlı olduğunu vurguladı.

Bölgesel kalkınmada yeni dönem Haber

Bölgesel kalkınmada yeni dönem

Yeni portal, bölgesel kalkınma politikaları ve yatırım kararları için kapsamlı bir veri altyapısı sunacak. Türkiye’nin bölgesel kalkınma politikalarında dijital veri kullanımını güçlendirecek yeni bir dönem başlıyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, il ve ilçe düzeyindeki çok sayıda ekonomik ve sosyal göstergeyi tek platformda bir araya getirecek Bölgesel Veri Portalı için çalışmalarını sürdürüyor. Yıl sonuna kadar tamamlanması planlanan portalda istihdam, ihracat, sağlık, eğitim, kültür ve turizm başta olmak üzere yerel düzeydeki veriler bir arada sunulacak. Platformun kamu kurumlarının yanı sıra araştırmacılar, akademisyenler ve özel sektör tarafından bölgesel analizlerde kullanılması hedefleniyor. Bölgesel veriler tek çatı altında toplanacak Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda hazırlanan portal, yalnızca Bakanlık ve kalkınma ajanslarının verilerini değil, farklı kamu kurumlarından sağlanan bölgesel göstergeleri de kapsayacak. Böylece il ve ilçe ölçeğinde dağınık halde bulunan verilerin tek noktadan erişilebilir hale getirilmesi ve karar alma süreçlerinde daha etkin kullanılması amaçlanıyor. Portal üzerinden bölgelerin ekonomik yapısı, üretim kapasitesi ve gelişme potansiyeline ilişkin analizlerin de paylaşılması planlanıyor. Bölgelerin üretim potansiyeli analiz edilecek Bölgesel kalkınma çalışmalarında Ekonomik Kompleksite ve Ürün Uzayı Analizi sonuçları da kullanılacak. Bu analizlerle bölgelerin mevcut üretim yapısı ve yeni ürünlere yönelme potansiyeli ortaya konulacak. Elde edilen sonuçların internet üzerinden yayımlanması planlanıyor. Bölgesel Gelişme Ulusal Stratejisi’nin uygulanmasını takip etmek amacıyla geliştirilen izleme sistemi de kullanıma açılacak. Sistemin ardından ara dönem izleme raporu hazırlanacak. Kalkınma Ajansları Yönetim Sistemi’nin teknolojik altyapısının yenilenmesine yönelik çalışmalar da devam edecek. Biyorafineri için yeni yol haritası Bakanlığın gündemindeki çalışmalardan biri de bölgelerdeki biyolojik kaynakların daha yüksek katma değere dönüştürülmesi. Bu kapsamda “Hammaddeden Yüksek Katma Değere Biyorafineri Yol Haritası” çalışması başlatıldı. Biyorafineri yaklaşımıyla biyolojik hammaddelerin ve üretim artıklarının biyobazlı kimyasallar, malzemeler, yakıtlar, enerji ve diğer yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülmesi hedefleniyor. Çalışmayla bölgelerdeki hammaddelerin yalnızca ilk ürün olarak değerlendirilmesi yerine, ileri işleme teknolojileri kullanılarak ekonomik değerinin artırılabileceği alanların belirlenmesi amaçlanıyor. Kırsal kalkınma için saha çalışması yapılacak Kırsal yerleşimlerin mevcut durumunu ve ihtiyaçlarını ortaya koymak amacıyla yürütülen Yer-Sis İkinci Faz Geliştirme Projesi kapsamında pilot uygulama yıl sonuna kadar tamamlanacak. Pilot uygulamadan elde edilen bulgular doğrultusunda saha çalışma raporu hazırlanacak. Bunun yanında organize sanayi bölgelerinin demir yolu iltisak hattı taleplerine yönelik analizlerin sonuçları ilgili kurumlarla değerlendirilecek. Öncelikli görülen bağlantı hatları için fizibilite çalışmalarının yapılması planlanıyor. Bölge Kalkınma İdareleri Elektronik Proje İzleme Sistemi’nin geliştirilmesine de devam edilecek. Sistemle izleme ve değerlendirme süreçlerinin yanı sıra bölge kalkınma idarelerinin kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Kalkınma ajansları için 2040 vizyonu Bölgesel kalkınma çalışmalarının uzun vadeli yönünü belirleyecek bir diğer başlık ise kalkınma ajanslarının gelecek vizyonu olacak. “UFUK 2040: Kalkınma Ajansları Gelecek Çalıştayları” kapsamında eylem planları hazırlanacak. Çalışmalar sonucunda kalkınma ajanslarının 2040 yılına yönelik dönüşümünü şekillendirecek yol haritasının ortaya çıkarılması hedefleniyor. Bu süreçte yapay zekâ da bölgesel kalkınma politikalarının önemli araçlarından biri olarak ele alınacak. “Kalkınma Ajanslarını Yapay Zekâ Destekli Bölgesel Kalkınma Ekosistemine Dönüştürmek” vizyonu doğrultusunda yeni çalışmalar yürütülecek. Kalkınma projelerine destek devam edecek Sosyal Gelişmeyi Destekleme, Cazibe Merkezlerini Destekleme, Üreten Şehirler ile Kurumsal Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik destek programları kapsamındaki projelerin değerlendirme süreçleri de tamamlanacak. Destek almaya hak kazanan projeler için izleme ziyaretleri gerçekleştirilecek ve kaynak aktarımları yapılacak. Böylece bölgesel veri altyapısının güçlendirilmesi, kırsal kalkınma çalışmalarının geliştirilmesi ve kalkınma ajanslarının dijital dönüşümünün hızlandırılması, yılın ikinci yarısındaki çalışmaların temel başlıklarını oluşturacak.

KTO Meclisinde iş dünyasının OVP beklentileri değerlendirildi Haber

KTO Meclisinde iş dünyasının OVP beklentileri değerlendirildi

Toplantıda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Konya Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, İsrail’in Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan saldırılarının kabul edilemez olduğunu belirterek, “Suriye’de barışın, istikrarın ve devlet düzeninin yeniden tesis edilmesini son derece önemsiyoruz. Suriye’nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunması vazgeçilmezdir. Hükümetimizin bu doğrultuda izleyeceği politikayı ve atacağı adımları destekliyoruz” dedi. Yeni OVP Reel sektörün temel beklentilerine cevap vermeli Türkiye ekonomisinin gelecek üç yıllık yol haritasını ortaya koyacak 2027-2029 dönemi Orta Vadeli Programı’nın eylül ayının ilk haftasında açıklanmasının beklendiğini belirten Öztürk, programın temel makroekonomik hedeflerin yanı sıra iş ve yatırım ortamını doğrudan etkileyen politika ve tedbirleri de kapsayacağını ifade etti. Öztürk, bu süreçte iş dünyasının beklenti ve taleplerini ekonomi yönetimine ve TOBB’a ilettiklerini de kaydetti. Mevcut Orta Vadeli Program hedeflerinin gerçekleşme düzeyini değerlendiren Öztürk, istihdam, ihracat ve kişi başına gelir hedeflerinde olumlu bir görünüm oluştuğunu, büyüme ve cari dengede kısmi ilerleme sağlandığını, enflasyon ve dış ticaret dengesinde ise belirgin sapmalar yaşandığını söyledi. Yeni programdan reel sektörün temel beklentilerini paylaşan Öztürk, şunları kaydetti: “Reel sektörün temel beklentisinin fiyat istikrarının sağlanması, enflasyonun hedeflenen rakamlara ve nihayetinde tek haneye düşürülmesi, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir büyüme ortamının oluşturulması, istihdamın artırılması, iş ve yatırım ortamının iyileştirilmesi ve yapısal reformlara öncelik verilmesi olduğunu bir kez daha vurgulamak isteriz. KOBİ’ler öncelikli olmak üzere reel sektörün finansmana erişiminin kolaylaştırılması, emek yoğun sektörlere ek destekler verilmesi, ülkemizin üretim, yatırım, istihdam ve ihracat kapasitesinin korunması, işgücü piyasasında ve mesleki eğitimde reform yapılması, artan korumacılık ve küresel ticaret savaşları döneminde yerli sanayimizin korunması ve rekabet gücünün artırılması bizim açımızdan öncelikli konulardır.” Enflasyonla mücadele sürdürülürken reel sektörün ve üretim gücünün korunmasını sağlayacak dengeli bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini vurgulayan Öztürk, yatırım ve ihracatı destekleyen finansman modellerinin devreye alınmasının, döviz kuru ile enflasyon arasındaki dengesizliğin giderilmesinin ve kamu ile özel sektör arasında güçlü bir iş birliği kurulmasının programın başarısını artıracağını söyledi. Normalleşme adımı ticari kredi ve finansman maliyetlerine yansıtılmalı OVP kapsamında reel sektörün finansman ihtiyacının ayrı bir öncelikle ele alınması gerektiğini belirten Öztürk, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının son kararına ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlama kararını, piyasa fonlama maliyetini 3 puan aşağı çekmesi ve finansal piyasalardaki normalleşme sürecini desteklemesi bakımından olumlu değerlendiriyoruz. Bankalar ve katılım bankaları, bu normalleşme adımını vakit kaybetmeden ticari kredi ve finansman maliyetlerine yansıtmalıdır. Politika faizi ile kredi faizleri arasındaki yüksek fark, reel sektörümüzün taşıma sınırlarını zorlamaktadır. Yüksek kredi maliyetleri, daralan limitler ve ağır teminat şartları üretimi, yatırımı ve ticareti ciddi biçimde baskılamaktadır. Merkez Bankamızdan özellikle KOBİ kredilerinin büyüme sınırlamalarının dışında tutulmasını, ihracatçılarımıza sağlanan reeskont kredilerindeki döviz dönüşüm desteğinin artırılmasını ve reel sektörü destekleyecek finansman imkânlarının genişletilmesini bekliyoruz.” Öztürk, toplantıya katkı sağlayan Meclis Üyelerine teşekkür ederek alınan kararların Konya’ya, Oda üyelerine ve iş dünyasına hayırlı olmasını diledi.

Matlı’dan etkileyici Bursa ekonomisi vizyonu Haber

Matlı’dan etkileyici Bursa ekonomisi vizyonu

70 meslek komitesinden 2 bin 425 üyeyle gerçekleştirilen görüşmelerin, 300 saati aşan toplantıların ve 12 uzmandan oluşan çalışma ekibinin katkılarıyla hazırlanan plan; 6 ana dönüşüm ekseni, 28 büyük dönüşüm hamlesi ve 46 yüksek etkili çözümden oluşuyor. Matlı, 2040’ın Bursa’nın uzun vadeli ekonomik yönünü, 2026-2030 döneminin ise ilk uygulama, sonuç alma ve hesap verme programını ifade ettiğini söyledi. Birleşmiş Milletler’in küresel kent dönüşümlerinde tercih ettiği süre olan 15 yıllık bir dönemi temel aldıklarını beyan eden Matlı, basın toplantısına Kapalıçarşı’da başlayan yolculuklarını sanayinin kalbinde sürdürdüklerini belirterek başladı. Matlı, “Bugün burada yalnızca bir program açıklamak için değil, 60 bin üyenin biriken itirazını, talebini ve gelecek iradesini seslendirmek için bulunuyoruz” dedi. “Bu, iki yönetim anlayışı arasındaki farktır. İsraf doğru kaynağı, yanlış önceliğe bağlamaktır. ” Konuşmasında mevcut BTSO yönetimine yönelik eleştirilerde de bulunan Matlı, aynı projelerin farklı tarihler ve isimlerle yeniden açıklanmasının Bursa’ya zaman kaybettirdiğini söyledi. TEKNOSAB’ın doluluk oranının on yılı aşan sürenin sonunda yüzde 9,4 düzeyinde kaldığını, yeni genişleme alanı diye duyurulan yerlerin, görselde olduğunu varlığında o alana tüm söylenenlerin sığmayacağını ancak hızlıca yapılan şeylerin üyenin ihtiyaçlarını çözmediğini belirten Matlı, fizibilitesi ve finansman modeli tamamlanmadan açıklanan yeni projelerin “vizyon” olarak sunulamayacağını ifade etti. Matlı, şöyle konuştu: “Bu bir kişisel polemik değildir. Bu, iki yönetim anlayışı arasındaki açık farktır. Mevcut anlayış proje sayısını, bina büyüklüğünü ve faaliyetleri anlatıyor. Biz, üyemizin kazandığı zamanı, azalan maliyetini, ulaştığı finansmanı, yeni müşterisini ve cirosunu anlatacağız. İsraf yalnızca fazla para harcamak değildir. Doğru kaynağı yanlış önceliğe bağlamak da israftır. Eski vaatleri yeniden açıklamak ise Bursa’nın zamanını ve güvenini israf etmektir.” Göreve geldiklerinde bütçenin, iştirak faaliyetlerinin, proje harcamalarının ve her yatırımın ürettiği ekonomik değerin açık biçimde paylaşılacağını belirten Matlı, bağımsız denetimin düzenli işleyeceğini ve BTSO kaynaklarının 60 bin üyenin rekabet gücüne yönlendirileceğini vurguladı. Birinci eksen: Üyenin önündeki engeller kaldırılacak, cebi rahatlatılacak İlk eksen dönüşümün önündeki engelleri kaldır. Bu kapsamda, BTSO artık üyeyi binasına çağıran değil, ilçeye, çarşıya ve sanayi sitesine giderek hizmet veren bir kurum olacak. Mevcuttaki mobil uygulama geliştirilerek BTSO ONE üzerinden üye, başvurusunu tek yerden yapacak ve sonucunu telefonundan izleyecek. Faaliyet belgesi ve yılda beş temel belge ücretsiz verilecek, aidatlar düşürülecek. Nefes Kredileri yeniden başlayacak, Finansmana Erişim Merkezi kredi ve teşvik başvurularını üye adına takip edecek. Birlikte Alım modeliyle enerji, lojistik ve ortak girdilerde 60 bin üyenin satın alma gücü birleştirilerek maliyetler düşürülecek. Ankara Masası ise üyelerin başkentteki ofisi olacak. İkinci eksen: Geleceği planlayan bir anlayış İkinci eksen ise dönüşümü planla. Bu eksenin ve dönüşümün merkezinde bulunan Bursa Ekonomik Gelişim Enstitüsü, kentin firmalarını, ürünlerini, üretim gücünü ve yatırım ihtiyaçlarını canlı bir envanterde toplayacak. İşletmeler Check Up 360° ile hangi alanda geri kaldığını görecek; Bursa Dönüşüm Pusulası ile hangi yatırımı, ne zaman ve hangi finansmanla yapacağını bilecek. Sektör Gelecek Laboratuvarları ve Gelecek İşleri Gözlemevi, önümüzdeki 10 yılın teknolojilerini, pazarlarını ve mesleklerini belirleyecek. Böylece hem firmalar yanlış yatırımdan korunacak hem de Bursa’nın eğitim, üretim ve yatırım kararları gerçek ihtiyaca göre alınacak. Üçüncü eksen: Üyenin parasını, ona kazanca dönüştürecek bir yapıya yön ver. Üçüncü eksen ise dönüşüme yön ver, üyenin ticaretini bilgiyle ilişkiyle ve teknoloji ile geliştir. Dönüşüme yön ver: Üyenin ticaretini bilgi, ilişki ve teknolojiyle geliştir. Bursa İş Ağı ile kentteki büyük alıcıların ihtiyaçları Bursa’daki üretici, tüccar, hizmet işletmesi ve KOBİ’lerle buluşturulacak; Bursa’da oluşan talebin daha büyük bölümü Bursa’da ciroya dönüşecek. BursaLink 365, Türkiye’deki 367 oda ve borsayı, hemşehri kuruluşlarını ve uluslararası oda bağlantılarını üyeler için çalışan ticaret koridorlarına çevirecek. Bursa Trade Cloud firmaların ürünlerini yılın 365 günü alıcıların karşısına çıkarırken, BAK! Bursa Alışveriş Kartı şehrin harcamasını Bursa işletmelerine yönlendirecek. Bursa Global ise firmayı alıcı bulmadan teklife, sözleşmeden finansmana ve güvenli tahsilata kadar destekleyecek. Bursa Yaşam Ekonomisi ile çarşı, gastronomi, turizm ve hizmet sektörleri de bu ticaret sisteminin güçlü bir parçası olacak. Dijital Çarşı 4.0, esnafın ürünlerini katalogdan ödemeye ve teslimata kadar çalışan bir dijital satış sistemine taşıyacak. Bursa Gastronomi Ağı; yerel üreticileri, tedarikçileri, restoranları ve otelleri buluşturarak Bursa’nın lezzetini yeni müşteriye ve gelire dönüştürecek. Bursa Deneyim Rotası; tarih, termal, sağlık, Uludağ, doğa, spor, zanaat, ipek, alışveriş ve gastronomiyi konaklamalı paketlerde birleştirerek ziyaretçinin şehirde daha uzun kalmasını ve daha fazla Bursa işletmesinden alışveriş yapmasını sağlayacak. Kongre, fuar ve festivaller konaklama, ulaşım, gastronomi ve çarşıyla birlikte planlanacak; Hizmet İhracatı Hattı ise sağlık, eğitim, lojistik, yazılım ve danışmanlık firmalarını yeni pazarlara taşıyacak. Böylece başarı, yapılan toplantı ve ziyaretlerle değil; üyeye kazandırılan müşteri, geceleme, sipariş, ihracat ve ciroyla ölçülecek. Dördüncü eksen: Kente entegre üretim ekosistemi, eğitim yapıları ve vizyon projeler Dördüncü eksen, Bursa için doğru bir üretim ekosistemi kurarak dönüşümün altyapısını yapmak üzerine kurulu. Bursa’nın doğusunda, batısında ve kuzeyinde, her biri yaklaşık 200 hektarlık KOBİ OSB’leri kurulacak. Bu alanların yanında 50 ila 100 hektarlık ticaret bölgeleri, ortak showroomlar, ofisler, depolar ve lojistik merkezleri yer alacak. Yeni küçük sanayi siteleri üretim ekosistemine bağlı biçimde planlanırken mevcut siteler Sanayi Siteleri 4.0 ile deprem, yangın, enerji, internet, atık ve lojistik bakımından yenilenecek. Beşevler’de kurulacak UstaTek Mesleki Eğitim Kampüsü ise gençleri doğrudan sanayinin içinde ustalarla, modern atölyelerle ve istihdam imkânlarıyla buluşturacak. Vizyoner bir proje: Güney Marmara Marina Projesi Planın öne çıkan yatırımlarından Güney Marmara Marina Projesi, Gemlik, Mudanya-Güzelyalı ve Karacabey kıyılarını tek turizm ve ticaret rotasında birleştirecek. Marina yalnızca teknelerin yanaştığı bir liman olmayacak; otellerden restoranlara, çarşılardan ulaşıma ve deniz sporlarına kadar yeni bir kıyı ekonomisi oluşturacak. Proje, üyeye rakip olmayacak; mevcut esnafın ve işletmelerin müşteri sayısını, ticaretini ve gelirini büyütecek. Beşinci eksen: Teknoloji fabrikada çalışacak, ürüne ve gelire dönüşecek Beşinci eksen ise dönüşümü kalıcı kılmak için üretilecek gelişmeler olacak. BUTEKOM X ile Bursa’nın test ve laboratuvar gücü tekstilden mobiliteye, medikalden robotiğe ve yeşil teknolojilere açılacak. Bursa Dönüşüm Kampüsü firmalara ortak Ar-Ge, pilot üretim ve dijital ikiz imkânı sunacak. Factory AI Bursa ile yapay zekâ seminerlerde anlatılmak yerine kalite kontrol, bakım, üretim planlama ve enerji yönetiminde fabrika hattında çalışacak. TechBridge Europe Avrupa’dan şirket alımı ile dünyadaki teknolojiyi Bursa’ya taşırken BUTGEM Next geleceğin becerilerine sahip çalışanlar yetiştirecek. Bursa IP, TalentCloud ve Venture Studios ile fikirler patente, yetenek işe, sektör sorunları ise satılabilir ürünlere ve yeni şirketlere dönüşecek. Altıncı Eksen: Sonuç veren projeler büyütülecek Vizyon 2040, açıklanıp rafa kaldırılan sabit bir proje listesi olmayacak. Her uygulamanın üyeye kazandırdığı zaman, maliyet avantajı, finansman, sipariş, ihracat ve istihdam düzenli olarak ölçülecek. Sonuç veren projeler büyütülecek, vermeyenler yeniden tasarlanacak veya durdurulacak. Bursa’nın otomotiv, tekstil, makine, gıda, sağlık ve turizm gücü; yeni nesil mobilite, ileri malzeme, medikal teknoloji, robotik, biyoekonomi, yeşil teknoloji, endüstriyel yazılım ve deneyim ekonomisine taşınacak. Bursa Lojistik Akıl Ağı üretimi limandan son kilometreye hızlandırırken, Yaşanabilir Bursa Ekonomi Standardı büyümenin suya, havaya, ulaşıma ve yaşam kalitesine zarar vermemesini güvence altına alacak. “Vizyon 2040 Bursa’ya verdiğimiz uzun vadeli sözdür” Önümüzdeki seçimin iki isimden çok iki yönetim anlayışı arasında gerçekleşeceğini söyleyen Özer Matlı, sözlerini şöyle tamamladı: “Bir tarafta 13 yılın sonunda ertelenen, yeniden açıklanan ve birbirinden kopuk projeler var. Diğer tarafta geçmişte üretilen değerleri koruyup yükselten, yenisini doğru ihtiyaca göre ekleyen ve bütün kaynakları 60 bin üye için çalıştıran bütüncül bir sistem var. Bursa yalnızca daha fazla değil, daha değerli üretecek; teknoloji, tasarım, marka, yazılım ve fikrî mülkiyet satacak. KOBİ, tüccar, esnaf, küçük üretici, kadın ve genç girişimci bu dönüşümün kenarında değil, merkezinde olacak. Vizyon 2040 bir seçim sloganı değil, Bursa’ya verdiğimiz uzun vadeli sözdür. Birlikte Güçlü, Birlikte İleri.” “Benim yanımda KOBİ’ler ve en önemlisi korkmayan gençler var” BTSO seçimleri sürecinde, seçim çalışması yapan veya fotoğraf çektiren kişilere baskı uygulanmaya çalışıldığını, kaybedecekleri şeyi çok olanların, karşılarına kimse aday çıkmasın diye ellerinden geleni yapmaya çalıştığını anlatan Özer Matlı “Biz bu yola Bursa sevgisi için çıktık. 60 Bin üyenin parasını savunmak, onların gelişimini ve kalkınmasını sağlamak için çıktık. Benim yanımda 60 Bin üye var. Benim yanımda korkmayan gençler var. Korkuları, baskı yapmalarına yol açıyor. Sormak lazım bu kadar korktukları ne? Perşembe gününe seçim koyduracak kadar, katılım az olsun diye uğraşacak kadar korktukları şey ne? Bizim önerimiz iyi ki oldu da seçim Fuar Alanı’nda yapılacak. Yoksa yine üyemizim demokratik hakkını elinden almak için zorlaştıracaklardı.” dedi.

Alman devlerinden hükümete acil reform çağrısı Haber

Alman devlerinden hükümete acil reform çağrısı

İş dünyası, üretim ve istihdamın Almanya’da korunması için maliyetlerin düşürülmesini ve çalışma hayatında daha fazla esneklik sağlanmasını istiyor. Almanya’da sanayinin önde gelen temsilcileri, hükümete yönelik reform baskısını artırdı. Otomotiv ve sanayi sektörünün büyük şirketleri ile işveren örgütleri, Berlin yönetimine gönderdikleri ortak mesajda, yüksek enerji maliyetleri ve artan iş gücü maliyetlerinin ülkenin küresel rekabet gücünü tehdit ettiğini belirterek yapısal reformların gecikmeden hayata geçirilmesini istedi. Özellikle Bavyera ve Baden-Württemberg'deki iş dünyası temsilcilerinin öncülük ettiği çağrıda, hükümetin koalisyon programında yer alan ekonomi ve çalışma hayatına yönelik reformları hızlandırması talep edildi. İş dünyasına göre Almanya'nın önündeki temel mesele, yalnızca mevcut ekonomik yavaşlamayı aşmak değil; şirketlerin üretim, yatırım ve istihdam için ülkeyi uzun vadede cazip bir merkez olarak görmeye devam etmesini sağlamak. Yüksek maliyetler sanayiyi zorluyor Alman sanayisi son yıllarda enerji fiyatları, küresel rekabetin sertleşmesi ve yüksek maliyetler nedeniyle önemli bir baskı altında bulunuyor. Şirketler, enerji maliyetlerinin kalıcı biçimde daha rekabetçi seviyelere çekilmesini isterken, sosyal güvenlik sisteminden kaynaklanan mali yüklerin de işverenler ve çalışanlar açısından sürdürülebilir hale getirilmesini talep ediyor. Almanya'da 2026 yılı için sosyal güvenlik sistemine ilişkin hesaplama sınırları da ücret gelişimine paralel olarak yeniden artırıldı. Federal Çalışma ve Sosyal İşler Bakanlığı, bu düzenlemelerin sosyal güvenlik sisteminin finansman tabanını ve ödeme dengesini korumayı amaçladığını belirtiyor. Ancak iş dünyası, primler ve diğer yan maliyetlerdeki yükselişin toplam iş gücü maliyetini artırarak Almanya'nın uluslararası rekabetçiliğini zayıflattığı görüşünde. İş dünyasının beklentisi: Daha düşük maliyet, daha fazla esneklik Sanayi temsilcilerinin hükümetten beklentileri birkaç ana başlıkta toplanıyor. İlk sırada enerji fiyatlarının düşürülmesi bulunuyor. Özellikle enerji yoğun sektörler açısından yüksek maliyetlerin üretim yatırımları üzerinde baskı oluşturduğu belirtiliyor. İkinci önemli başlık ise sosyal güvenlik yükleri. İş dünyası, artan maliyetlerin hem şirketlerin yatırım kararlarını hem de istihdam kapasitesini olumsuz etkilediğini savunuyor. Reform çağrısında ayrıca: çalışma hayatında daha fazla esneklik sağlanması,bürokratik süreçlerin azaltılması,kamu hizmetlerinde dijitalleşmenin hızlandırılması,yatırım süreçlerinin kolaylaştırılması gibi talepler öne çıkıyor. Berlin reform gündemini hızlandırmak istiyor Federal hükümet de ekonominin yeniden güçlendirilmesini öncelikli başlıklardan biri olarak görüyor. Hükümetin açıkladığı reform programlarında büyümenin desteklenmesi, rekabet gücünün artırılması, bürokrasinin azaltılması, sosyal güvenlik sisteminin uzun vadeli sürdürülebilirliğinin sağlanması ve iş gücü piyasasının güçlendirilmesi yer alıyor. Temmuz ayında hükümet, bu alanları kapsayan toplam 34 önlem üzerinde uzlaşıldığını açıklamıştı. Ancak iş dünyasının temel eleştirisi, reform başlıklarının belirlenmesinin tek başına yeterli olmadığı yönünde. Şirketler, özellikle maliyet baskısının devam ettiği mevcut dönemde uygulamaya geçiş sürecinin hızlandırılmasını istiyor. Sanayinin geleceği Almanya'nın gündeminde Almanya'nın güçlü sanayi altyapısı uzun yıllardır Avrupa ekonomisinin temel taşı olarak görülüyor. Ancak enerji maliyetleri, küresel tedarik ve rekabet koşullarındaki değişim, iş gücü açığı ve yüksek üretim maliyetleri bu model üzerinde yeni baskılar oluşturuyor. Hükümet de rekabet gücünü artırmak amacıyla yatırım ve reform odaklı bir politika izliyor. 2026 bütçe ve mali planında büyümeyi destekleyecek yatırımların yanı sıra kamu harcamalarında yapısal düzenlemeler ve sosyal güvenlik reformları öne çıkarılıyor. Alman iş dünyasının son çağrısı ise Berlin'e açık bir mesaj niteliği taşıyor: Reformların etkisini gösterebilmesi için yalnızca planlanması değil, hızla uygulamaya geçirilmesi gerekiyor. Önümüzdeki dönemde Almanya'nın enerji maliyetlerinden sosyal güvenlik sistemine, çalışma hayatından bürokrasiye kadar uzanan reform gündemini ne hızla hayata geçireceği, ülkenin sanayi üretimi ve küresel rekabet gücü açısından belirleyici olacak.

Serbest bölgelerden 6,6 milyar dolarlık rekor ihracat Haber

Serbest bölgelerden 6,6 milyar dolarlık rekor ihracat

Böylece serbest bölgeler, ocak-haziran döneminde tüm zamanların en yüksek ihracat seviyesine imza attı. Ticaret Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, haziran ayında da güçlü performans sürdü. Serbest bölgelerin ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 29,5 artışla 1,2 milyar dolara yükselerek aylık bazda da rekor kırdı. Katma değerli ihracatın payı yükseldi Serbest bölgelerin ihracatında teknoloji yoğun ürünlerin ağırlığı artmaya devam etti. İlk altı ayda orta-ileri teknoloji ürünleri toplam ihracatın yüzde 52,2'sini, yüksek teknoloji ürünleri ise yüzde 6,7'sini oluşturdu. Böylece orta-ileri ve yüksek teknolojili ürünlerin toplam payı yüzde 58,9'a ulaştı. Aynı dönemde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 151,8 olarak gerçekleşirken, serbest bölgelerden yapılan toplam satışlar içinde ihracatın payı yüzde 76,6'ya yükseldi. 86 bin 909 kişiye istihdam Serbest bölgelerde faaliyet gösteren 477'si yabancı sermayeli olmak üzere toplam 1.942 firma, 86 bin 909 kişiye doğrudan istihdam sağladı. Bakanlık verilerine göre faaliyet ruhsatlarının yüzde 44,6'sı üretim odaklı faaliyetlerden oluşurken, bu alandaki pay geçen yıla göre artış gösterdi. Bursa 1 milyar doları aştı Ege Serbest Bölgesi, ihracatını yüzde 8 artırarak 1 milyar 688 milyon dolara çıkarırken, toplam serbest bölge ihracatının yüzde 25,7'sini tek başına gerçekleştirdi. Bursa Serbest Bölgesi ise ihracatını yüzde 33 artırarak 1 milyar 25 milyon dolara yükseltti. Adana-Yumurtalık Serbest Bölgesi'nin ihracatı yüzde 31,9 artışla 284 milyon dolara, Avrupa Serbest Bölgesi'nin ihracatı ise yüzde 10,3 artışla 642 milyon dolara ulaştı. Başta Bursa, Batı Anadolu ve Trabzon olmak üzere yedi serbest bölgede ihracat yüzde 10'un üzerinde artış gösterdi. Ticaret Bakanlığı, serbest bölgelerin yüksek katma değerli üretim ve teknoloji odaklı ihracat üsleri haline getirilmesine yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.

Başkan Aydın’dan ayakkabıcı esnafına yeni yer müjdesi Haber

Başkan Aydın’dan ayakkabıcı esnafına yeni yer müjdesi

Son olarak Gençosman Ayakkabıcılar Çarşısı esnafıyla bir araya gelen Başkan Aydın, esnafın talep ve önerilerini dinleyerek, sorunların çözümü için gerekli çalışmaların en kısa sürede başlatılacağının sözünü verdi. Göreve geldiği günden bu yana hayata geçirdiği projeler ve vatandaşların taleplerine hızlı çözümler üretmesiyle gittiği her mahallede ilgiyle karşılanan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Gençosman Ayakkabıcılar Çarşısı’nda faaliyet gösteren ayakkabıcı esnafıyla bir araya geldi. Samimi bir ortamda gerçekleşen buluşmada esnaf, yaşadığı sorunları ve beklentilerini doğrudan Başkan Aydın’a iletme fırsatı buldu. Esnafın dile getirdiği tüm talepleri tek tek not alan Başkan Aydın, ihtiyaç duyulan hizmetlerin en kısa sürede hayata geçirilmesi için gereken adımların atılacağını söyledi. Yaklaşık 250 imalathaneye ev sahipliği yapan Gençosman Ayakkabıcılar Çarşısı, yıllık 25 milyon dolarlık üretim hacmiyle hem yurt içi, hem de yurt dışı pazarlara satış gerçekleştirerek Bursa ekonomisine önemli katkı sağlıyor. Görüşmede ayakkabıcı esnafı, üretim kapasitesini artırabilecekleri ve ürünlerini daha etkin şekilde sergileyebilecekleri yeni bir sanayi sitesi talebini de Başkan Aydın’a iletti. Başkan Aydın ise birkaç çalışmalarının olduğunu belirterek sektörün gelişimine katkı sağlayacak her türlü çalışmaya destek vermeye hazır olduklarını söyledi. “Ayakkabıcı Esnafı Zor Koşullara Rağmen Üretim Yapmaya Devam Ediyor” Ayakkabıcı esnafının 3 hafta önce kendilerini ziyarete geldiğini ifade eden Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, “Şehrin merkezinde faaliyet gösteren ve zamanın en değerli mesleklerinden biri olan ayakkabıcılığı icra eden esnafımızı ziyaret ederek, Gençosman Ayakkabıcılar Çarşısı'ndaki mevcut fiziki koşulları, marka değeri açısından yaşanan dezavantajları ve karşılaştıkları sorunları değerlendirdik. Yaklaşık 50 dönümlük bir alana yayılan çarşı, yola cephe kısmından başlayıp mahallenin içlerine kadar uzanıyor. Tüm bu zorlu fiziki şartlara rağmen esnafımız üretmeye, istihdam sağlamaya ve ülke ekonomisine katma değer oluşturmaya devam ediyor. Esnafımızın bizden de çeşitli talepleri oldu. Mevcut koşullar göz önüne alındığında, bu mesleğin burada uzun vadede sürdürülebilmesi oldukça zor görünüyor. Allah göstermesin; olası bir yangın, deprem ya da başka bir afette burası güvenli bir çalışma alanı değil. Günümüz rekabet koşullarında üretim altyapısının daha güçlü olduğu, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin eksiksiz uygulandığı, daha modern üretim alanlarına ihtiyaç duyulduğu konusunda karşılıklı fikir alışverişinde bulunduk.” şeklinde konuştu. “Doğru Model Neyse Onu Masaya Yatıracağız” Ayakkabıcılığın el emeği göz nuru isteyen bir meslek olduğunu belirten Başkan Aydın, açıklamalarına şöyle devam etti: “Çalışmalarımız devam ediyor. Şehir plancıları sürece dahil edildi, ekiplerimiz de gerekli incelemeleri yapıyor. Eğer ortaya, mevcut ve gelecekte oluşabilecek ihtiyacı karşılayabilecek nitelikte bir proje çıkarsa yeniden bir araya gelerek masa başında detaylı çalışmalar yapacağız. Nasıl bir model uygulanacağı üzerinde de duracağız. Kooperatif modeli mi olacak, yap-işlet-devret modeli mi uygulanacak, yoksa farklı bir yöntem mi tercih edilecek tüm alternatifleri değerlendireceğiz. En doğru model hangisiyse onu hayata geçirmek için çalışacağız. Mevcut çarşı alanında bulunan hak sahiplerinin hakları da korunacaktır. Eğer burası yenilenir ve kentsel dönüşüm kapsamına alınırsa, hak sahipleri mağdur edilmeden süreç yürütülecektir. Böylece hem çarşının bulunduğu alan yenilenip daha modern ve düzenli bir görünüme kavuşacak, hem de ayakkabıcı esnafımız çağdaş üretim koşullarında mesleklerini sürdürme imkanına sahip olacaktır. Ayakkabıcılık, büyük emek, sabır ve ustalık isteyen, el emeği göz nuru bir meslektir. Bizim çocukluğumuzda herkes ayakkabısını bu çarşıdan alırdı. Ne yazık ki bugün buraya olan ilgi eskisi kadar yoğun değil. İnşallah Bursa Ayakkabıcılar ve Benzerleri Esnaf ve Sanatkarlar Odası ile gerekli çalışmaları yapacak, sürecin yakından takipçisi olacağız.” ifadelerini kullandı. Ayakkabıcı esnafı olarak Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın makamında ziyaret ettiklerini söyleyen Bursa Ayakkabıcılar ve Benzerleri Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı İskender Aksüt ise, “Yaptığımız ziyarette başkanımızı çarşımıza ziyaret ettik. Sağolsun başkanımız bizleri kırmayıp davetimize icabet etti. Mesleğimizle ilgili görüşme gerçekleştirdik ve kendilerinden yer talebimiz oldu. Başkanımız bu konuda çalışıyor. İnşallah bize bir yer gösterecekler Erkan başkanımız sayesinde daha güzel ve modern bir yere kavuşacağız.” diye konuştu. Ayakkabıcı esnafı ise dertlerini dinleyerek çözüm üretmeye çalışan Başkan Erkan Aydın’a teşekkür etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.