SON DAKİKA
Hava Durumu

#İstihdam

Ekometre - İstihdam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstihdam haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

OİB’den mobilitenin geleceğine akıllı dokunuş Haber

OİB’den mobilitenin geleceğine akıllı dokunuş

OİB’in bu yıl “Endüstriyel Mobilite” temasıyla düzenlediği 15. Otomotivin Geleceği Tasarım Yarışmasında, otonom yazılımlardan yapay zeka çözümlerine, yeni nesil komponentlerden bütünsel mobilite sistemlerine kadar geniş bir yelpazedeki projeleriyle finale kalan 10 proje, büyük ödüllere ulaşmak için sahneye çıktı. OGTY’nin bu yılki şampiyonu; Helios projesiyle Gizem Uysal ve Gizem Şanyılmaz oldu. Toplam 1,5 milyon TL’lik büyük ödülün sahibi olan alternatif yakıt teknolojileri, malzeme ve komponentler ve çevreci araçlar alanında faaliyet gösteren Helios, MOF teknolojisiyle hidrojeni daha güvenli ve kompakt depolayarak temiz yakıtlı araçların yaygınlaşmasının önündeki en büyük engeli çözmeyi hedefliyor. OGTY’de dereceye giren ilk beş proje toplam 5 milyon TL nakdi ödül, Patent Tescil Ödülü, Ticaret Bakanlığının uygun bulması halinde Yurt Dışı Eğitim Bursu ve İTÜ Çekirdek Growth Ödülü kazandı. OGTY’de En Çok Proje Gönderen Üniversite Ödülünü ise Bursa Uludağ Üniversitesi aldı. Üniversitenin Teknoparkı Ulutek Teknopark ve Teknoloji Transfer Ofisi’nin (Bursa Uludağ TTO) projelerinden 5’i de bu yıl ilk 15 proje arasına girmeyi başardı. OİB Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı ve OGTY Yürütme Kurulu Başkanı Zeki Şafak Ozan ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinliğe, Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya, Gazi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Serhat Karyeyen, Bursa Uludağ Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi, İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Attila Dikbaş ile OİB Yönetim Kurulu ile çok sayıda sektör temsilcisi katıldı. Kılıçkaya: “OİBventure girişimcilerimize destek için hayata geçirildi” Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya, “İhracatın şampiyonu otomotiv sektörümüzün önünde fırsatlar olduğu kadar tehditler de var. AB’nin Made in EU yasa tasarısı, hep birlikte takip ettiğimiz bir süreç. Made in EU’da Gümrük Birliği’nden gelen hakları korumak için Ticaret Bakanımız başta olmak üzere sektörümüzle omuz omuza çalışıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız da sürece dahil durumda. Bu konuda da desteğimiz sonuna kadar sürecek” dedi. Yazıcı: “Tüm zorluklara rağmen ihracatı artırıyoruz” OİB Başkanı Kemal Yazıcı, Türkiye’nin otomotiv sektöründe Avrupa'nın en önemli üretim ve tedarik üslerinden olduğunu, sektörde araç üreten 14 ana sanayi firması, Tier-1 olarak parça / sistem üreten 500’ün üzerinde tedarikçi firma ve ihracat yapan 2 bin 500’ün üzerinde aktif firma bulunduğunu söyledi. Yazıcı “Sektörümüz üretimde doğrudan 250 bin kişiye ve diğer destek hizmetlerle birlikte toplam 550 bin kişiye istihdam sağlıyor. Ürettiğimiz araçlar ve parçalar dünyanın yaklaşık 200 ülke ve bölgesine ulaşıyor. Bu başarının arkasındaki en önemli güçlerden biri, çalışkan insan gücümüzün yanında, Ar-Ge ve inovasyon kapasitemizdir. Otomotiv sektörü bugün 168 Ar-Ge merkezi ile Türkiye’de en fazla Ar-Ge merkezi bulunan sektörlerden birisi konumunda” diye konuştu. Bu yıla girerken ihracat hedefini 43 milyar dolar olarak belirlediklerini hatırlatan Yazıcı “Yılın ocak-eylül döneminde otomotiv ihracatı geçen yıla göre yüzde 3,1 artarak 31 milyar 145 milyon dolar oldu. Bu yılı hedefimize yakın bir rakamla, yaşadığımız tüm zorluklara rağmen yeni bir ihracat rekoruyla kapatmaya hazırlanıyoruz” dedi. “Türkiye’nin Made in Europe içinde kalması için tüm gücümüzle çalışıyoruz” İhracatı artırdıklarını ancak bölgemizdeki savaşlar, jeopolitik gelişmeler, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, finansmana erişimde yaşanan zorluklar ve enflasyona kıyasla düşük seyreden döviz kurlarının rekabetçiliği olumsuz etkilemeye devam ettiğini de vurgulayan Yazıcı, “Son dönemde Avrupa Birliği ülkelerinin kendilerini Çin’e karşı koruma hazırlığı ve Made in Europe olarak da bilinen IAA-Industrial Accelerators Act yasa taslağı şu anda ihracatımızı olumsuz etkileyebilecek en önemli risk olarak görülüyor. Türkiye’nin de Made in Europe kapsamı içerisinde kalması için tüm gücümüzle çalışıyoruz” dedi. Dünya otomotiv endüstrisinde yenilikçi tasarımların öneminin her geçen gün arttığını da dikkat çeken Yazıcı “Ülkemizi bu dönüşümde öncü bir konuma taşımamız gerekiyor. Gençlerimizin bu süreçte doğru konumlanması çok önemli. Sadece otomotiv endüstrisinin değil, ülkemizin de geleceği cesur, yaratıcı ve girişimci gençlerimizin elinde. Sektörümüzün teknolojik dönüşümünü hızlandırmak ve yeni nesil mobilite girişimlerine doğrudan destek sunmak amacıyla kısa süre önce OİBventure fonunu da hayata geçirdik. OGTY’de bulunan girişimlerimizin her birini geleceğe taşımak için OİBventure fonumuzu da etkin bir şekilde kullanmayı hedefliyoruz” dedi. Ozan: “Projelerin değerlemesi yaklaşık 22 milyar TL’ye ulaştı” OGTY Yürütme Kurulu Başkanı Zeki Şafak Ozan da bu yıl OGTY’ye toplam 435 başvuru olduğunu, 2012 yılından bugüne kadar ise toplam 6.079 başvuru olduğunu belirterek “Bugüne desteklediğimiz projeler toplam 2,2 milyar TL yatırım aldı ve 2.135 kişilik istihdam oluşturdu. Ciroları 1,2 milyar TL’ye, değerlemeleri ise yaklaşık 22 milyar TL'ye ulaştı. Projelerin yaklaşık yüzde 70’i şirketleşti. Birçoğu artık mobilite dünyasının aktif oyuncuları arasında. Bu girişimler artık yalnızca birer fikir değil, aynı zamanda sektörel dönüşümün öncüleri. Big Bang Startup Challenge gibi büyük sahnelerde kendilerine yer bulacak bu ekiplerin, gelecekte çok daha büyük başarılara imza atacaklarına gönülden inanıyoruz, OİBventure İnovasyon Fonu da gençlerin başarılarına katkı sağlayacak” dedi. Gazi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Serhat Karyeyen konuşmasında tüm finalistlere başarılar dilerken, İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Attila Dikbaş da “Otomotiv ve mobilitede bugüne dek OİB iş birliğinde 530 otomotiv girişimini destekledik ve yaklaşık 50 girişimcinin global pazara açılmasına katkı sağladık” dedi. OGTY’ye en çok proje gönderen ödülün takdim edildiği Bursa Uludağ Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi de “Otomotivin başkenti olan Bursa’da bu sektöre önemli yatırımlar yapıyoruz. Üniversite ve Teknokent olarak da projelerimizle OGTY’ye başvurmaya devam edeceğiz” dedi. OGTY otomotivde ufuk açan konferans ve panellere ev sahipliği yaptı Her yıl katlanarak büyüyen ve bir tasarım yarışmasından olmasından öte Türk otomotiv endüstrisinin inovasyon ekosisteminin temel taşlarından birine dönüşen OGTY, profesyonellerden öğrencilere geniş bir kitlenin yaratıcı fikirlerini ve potansiyelini ortaya koyması bakımından da önem taşıyor. Ülkemiz otomotiv sektöründe Ar-Ge ve tasarım kültürünün yerleşmesi, teknoloji ile bütünleşmesi, ihracatta katma değerin artırılması ve komponent bazlı yenilikçi ürünler tasarlanması amacıyla düzenlenen OGTY, bu yıl da önemli organizasyonlara ev sahipliği yaptı. Doç. Dr. Dicle Yurdakul’un moderatörlüğünde gerçekleştirilen OGTY’de, Strateji ve İnovasyon Danışmanı Mustafa İçil “Endüstriyel Mobilitede Geleceği Tasarlamak: Yapay Zeka, İnovasyon ve Yeni Rekabet Oyunu” başlıklı konuşma yaparken, Türkiye Kalkınma Fonu Genel Müdürü Dr. Elif Altuğ da OİBventure Mobilite İnovasyon Fonu Tanıtım Sunumu gerçekleştirdi. OGTY’DE DERECEYE GİREN İLK BEŞ PROJE 1. Helios - 1,5 milyon TL ödül Helios, MOF teknolojisiyle hidrojeni daha güvenli ve kompakt depolayarak temiz yakıtlı araçların yaygınlaşmasının önündeki en büyük engeli çözmeyi hedefliyor. 2. ICARBON - 1 milyon TL ödül Otomotiv endüstrisi kaynaklı polimerik atıkların yüzde 90 üzeri verimle tekrar kullanılmasını sağlamak için “Hidrotermal İleri Geri Dönüşüm Teknolojileri” üzerinde çalışıyor. 3. Gibrin eDrive - 900 bin TL ödül Elektrikli ve hibrit araçlar için geliştirilen, yüksek verimli BLDC elektrik motoru, akıllı motor sürücüsü ve uzaktan kontrol platformunu tek sistemde sunan yerli e-mobilite çözümü. 4. NuManufacturing - 850 bin TL ödül NuCoatSense Mobility, otomotivde üretim ve mal kabulde malzeme, boya ve kaplama kalitesini NIR sensör füzyonu ve Edge AI ile anlık doğrulayan sürdürülebilir kalite ve DPP platformu. 5. TUSMEC - 750 bin TL ödül Farklı tipte otonom sistemleri tek bir yapay zekâ platformu üzerinden koordine ederek tarım, lojistik ve güvenlik operasyonlarını otomatikleştiren bir robotik deeptech teknoloji girişimi.

55. Uluslararası Modef Expo İnegöl Mobilya Fuarı kapılarını açtı Haber

55. Uluslararası Modef Expo İnegöl Mobilya Fuarı kapılarını açtı

İnegöl’ün üretim, istihdam ve ihracat gücünün en önemli temsilcilerinden biri olan MODEF EXPO 55. Uluslararası İnegöl Mobilya Fuarı, düzenlenen törenle kapılarını ziyaretçilere açtı. Mobilya sektörünün önde gelen temsilcilerini, üreticileri, tasarımcıları ve iş dünyasını buluşturan fuar, İnegöl mobilyasının kalitesini, tasarım anlayışını ve üretim kabiliyetini bir kez daha vitrine taşıdı. İnegöl’ün köklü mobilya kültürünü uluslararası pazarlara taşıyan MODEF EXPO, sektörün yeni trendlerinin tanıtılması, ticari bağlantıların geliştirilmesi ve yeni iş birliklerinin kurulması için önemli bir fırsat sunuyor. 140 dolayında üretici firma, yüzlerce model ve özgün tasarımlar ile MODEF EXPO, her geçen yıl gelişen üretim altyapısı ve tasarım gücüyle dikkat çeken İnegöl’ün sektördeki gücünü yansıtıyor. Sektör temsilcilerini aynı çatı altında buluşturan fuar boyunca firmalar, yeni koleksiyonlarını ve tasarımlarını tanıtma, mevcut iş bağlantılarını geliştirme ve yeni pazarlara ulaşma fırsatı bulacak. Fuara 40 farklı ülkeden yabancı ziyaretçi ve alım heyetleri gelmesi bekleniyor. İnegöl sadece mobilya vadetmiyor 17 Ekim Cumartesi günü sona erecek fuarın coşkusu, sadece fuar alanında değil hafta boyunca İnegöl’ün tamamında hissedilecek. Mobilya AVM’leri, Ertuğrulgazi Mobilyacılar Caddesi, Bursa-Ankara karayolu üzerindeki mağazalarıyla 365 gün açık bir fuar merkezi hüviyetindeki İnegöl, bu süreçte şehir olarak fuar bereketini yaşayacak. Öte yandan, İnegöl’e gelen misafirler mobilyanın yanı sıra şehrin tarihi ve doğal güzellikleri, Oylat Kaplıcaları, Oylat Mağarası, Gastro İnegöl Restoranı ile şehrin yöresel lezzetlerini, DOSTUM tesisleriyle doğa ve turizm değerlerini de deneyimleme imkanı bulabilecek. Burada çok büyük emek var Düzenlenen coşkulu törenle kapılarını açan 55. MODEF EXPO’nun açılış törenine; Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Milletvekilleri; Ayhan Salman, Hasan Toktaş ve Orhan Sarıbal, Kaymakam Ayhan Akpay, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Nedim İncebay, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda sektör temsilcisi katıldı. Fuarın açılış töreninde konuşan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, İnegöl’ün mobilya sektöründeki güçlü konumuna, üretim ve ihracat potansiyeline ve fuarın sektöre sağladığı katkılara değindi. Başkan Taban, “Bugün hamdolsun mobilya fuarımızın 55’incisini gerçekleştiriyoruz. Tabii burada çok büyük emek var. Kuruluşundan bugüne emeği olan herkese teşekkür ediyorum. Bugün de inşallah bizler bugünün yöneticileri olarak bu sürece katkı koymaya, destek olmaya hep birlikte, el birliğiyle devam edeceğiz” dedi. Mobilyada sektörün modasını İnegöl belirliyor Yeni bir dünya düzeni olduğuna değinen Başkan Taban, “Bu düzene ayak uydurmak ve buradan payımızı almak adına çalışmalarımızı gözden geçirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Öncelikli olarak bizler yerel yönetimler olarak sorumluyuz. Şehirler birbiriyle yarışıyor, ülkeler birbirleriyle yarışıyor. Dolayısıyla herkes bir strateji ve hamle içerisinde... Biz de güçlü kaslarımızı kullanarak inşallah İnegöl'ü bulunduğu noktadan daha iyi bir noktaya taşıyabilmek için mücadele edeceğiz. İnegöl zaten her yeni güne aslında yeni mobilya üretme heyecanı ile başlıyor. Evet senede iki fuar yapıyoruz ama bana göre şehir her gün fuar yapıyor. Bugün binlerce mağaza var. Bunların her biri son derece özel ürünler tasarlıyor. Mobilyada sektörün modasını İnegöl belirliyor” dedi.

Volkswagen'den 100 bin çalışanı sarsan karar Haber

Volkswagen'den 100 bin çalışanı sarsan karar

Yaklaşık 100 bin çalışanı ilgilendiren kararın ardından IG Metall sendikası, yeni yılda grev seçeneğinin gündeme gelebileceği uyarısında bulundu. Alman otomotiv sektöründe yeniden yapılanma süreci derinleşirken Volkswagen, maliyetlerini düşürmek amacıyla sendikayla imzalanan çok sayıda şirket içi toplu iş sözleşmesini tek taraflı olarak feshedeceğini açıkladı. Şirketin aldığı karar, çalışma koşullarından ücret düzenlemelerine kadar geniş bir alanda çalışanların mevcut haklarını etkileyebilecek yeni bir müzakere sürecini başlattı. 100 bin çalışanı ilgilendiriyor Volkswagen tarafından yapılan açıklamada, ekonomik zorluklar nedeniyle çeşitli toplu iş sözleşmelerinin 31 Aralık itibarıyla feshedileceği bildirildi. Feshedilecek sözleşmeler arasında şirketin Almanya'daki ana fabrikalarında görev yapan yaklaşık 100 bin çalışanı kapsayan çatı sözleşmesi de bulunuyor. Söz konusu sözleşme, çalışma saatleri ve tatil ücretleri gibi temel çalışma koşullarını düzenliyor. 2024 yılında 35 bin kişilik istihdam azaltımı kararlaştırılmıştı Volkswagen, Eylül 2024'te de benzer bir adım atmış ve sendikayla yürütülen görüşmeler sonucunda zorunlu işten çıkarmalara başvurulmadan 35 bin kişilik istihdam azaltımını içeren bir uzlaşmaya varılmıştı. Ancak şirketin Üst Yöneticisi Oliver Blume liderliğinde sürdürülen yeniden yapılanma programı kapsamında maliyetlerin azaltılmasına yönelik yeni adımlar gündeme geldi. Bu süreçte daha önce faaliyetlerinin devamı konusunda güvence verilen bazı fabrikaların geleceğine ilişkin belirsizlikler de yeniden ortaya çıktı. Çinli üreticilerin rekabet baskısı artıyor Volkswagen İnsan Kaynaklarından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Arne Meiswinkel, Avrupa otomotiv pazarında Çinli üreticilerin artan rekabetine dikkat çekti. Pazardaki değişimlerin yapısal ve derin olduğunu belirten Meiswinkel, Volkswagen'in maliyetlerini rekabetçi seviyelere çekmesinin her zamankinden daha önemli hale geldiğini ifade etti. Meiswinkel ayrıca IG Metall sendikasının yüzde 5 oranındaki ücret artışı talebini de reddetti. Sendikadan grev uyarısı Volkswagen'in kararına IG Metall sendikasından tepki geldi. Sendika temsilcisi Thorsten Groeger, grev yasağının 1 Ocak itibarıyla sona ereceğini hatırlatarak çalışanların mevcut haklarını korumak için mücadele edeceklerini belirtti. Groeger, şirketin kararını çalışanlara yönelik ağır bir müdahale olarak nitelendirerek, çalışanların gelirlerini azaltmaya yönelik girişimlere karşı sert bir mücadele yürütüleceği uyarısında bulundu. Ekim ayında yeniden masaya oturulacak Volkswagen yönetimi ile IG Metall temsilcilerinin yeni çalışma koşullarını görüşmek üzere ekim ayının ikinci yarısında yeniden bir araya gelmesi bekleniyor. Müzakerelerde ücret artışları, çalışma koşulları, istihdam güvencesi ve maliyet azaltma hedeflerinin öne çıkması bekleniyor. Taraflar arasında uzlaşma sağlanamaması halinde, grev yasağının sona ereceği 1 Ocak sonrasında Volkswagen'in Almanya'daki fabrikalarında iş bırakma eylemleri gündeme gelebilecek.

Bulgaristan’ın yatırım potansiyeli İstanbul’da masaya yatırıldı Haber

Bulgaristan’ın yatırım potansiyeli İstanbul’da masaya yatırıldı

Diplomatik temsilcileri, üst düzey kamu görevlilerini, yatırımcıları ve iş dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getiren buluşmada; Türkiye ile Bulgaristan arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesi, karşılıklı yatırımların artırılması ve Türk şirketlerinin Bulgaristan üzerinden Avrupa Birliği pazarına açılma fırsatları ele alındı. “Varna, Türk üreticileri için AB’ye açılan en yakın kapılardan biri” Ziraat Bankası Yönetim Kurulu Üyesi Fazlı Kılıç, İSO Yönetim Kurulu Üyesi Cemal Keleş, İOSB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Kazım Özeren, Dilko Okulları Yönetim Kurulu Başkanı Ali Oğuztürk, Kavram Okulları Kurucusu Bahattin Durmuş,Sampaş,Holding YKB Şekip Karakaya, Dedeman Hotelleri YK Üyeleri Banu Dedeman, Macaristan Cumhuriyeti İstanbul Ticari Konsolosu Miklos Bujaky, iş insanları Hüseyin Öztürk,Özdemir Polat ve Işılay Reis’in de katıldığı etkinlik, Prestige Uluslararası İlişkileri Geliştirme Platformu Başkanı Mehmet Gözcü’nün açılış konuşmasıyla başladı. Ardından Platform Başkan Vekili Yılmaz Gözcü, Bulgaristan’daki iş ve yatırım ortamına ilişkin kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Özellikle Varna’nın Türk yatırımcılar açısından taşıdığı potansiyele dikkat çeken Gözcü; Avrupa Birliği içindeki stratejik konumu, gelişmiş liman altyapısı ve Türkiye’ye coğrafi yakınlığıyla kentin sanayi, üretim, lojistik ve uluslararası ticaret açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirtti. Gözcü, Bulgaristan’ın Türk şirketleri açısından yalnızca komşu bir ülke değil, aynı zamanda yaklaşık 450 milyon tüketicilik Avrupa Birliği pazarına erişim sağlayan stratejik bir yatırım ve üretim üssü olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bulgaristan’da yaklaşık 2 bin 500 Türk şirketinin faaliyet gösterdiğini, 70’in üzerinde üretim tesisi bulunduğunu, Türk yatırımlarının yaklaşık 2,5 milyar avroya ulaştığını ve bu yatırımların yaklaşık 15 bin kişiye istihdam sağladığını belirten Gözcü, Varna’nın bu tabloda özel bir yere sahip olduğunu vurguladı. Varna’da özellikle turizm ve otelcilik, konut, endüstri ve üretim, lojistik ve depolama, marina ve denizcilik ile sağlık alanlarında yatırım fırsatları bulunduğunu ifade eden Gözcü, şunları söyledi: “İstanbul’dan karayoluyla yaklaşık beş saatlik mesafede bulunan Varna, Türkiye’deki üretici ve sanayiciler için Avrupa pazarına açılmanın en pratik kapılarından biri. Ancak yatırım kararları mutlaka doğru bilgiye ve ayrıntılı fizibilite çalışmalarına dayanmalı. Yatırım şansa değil; sağlam analize ve planlamaya dayanır. Çünkü güvenin olduğu yerde yatırım gelişir.” Prestige Platformu olarak Bulgaristan’ın farklı bölgelerini ekonomik yapı, hukuki süreçler, lojistik avantajlar, yatırımın geri dönüş potansiyeli ve sürdürülebilirlik açısından incelediklerini belirten Gözcü, amaçlarının Türk yatırımcıların doğru lokasyonda, doğru sektör ve iş modeliyle hareket etmesine katkı sağlamak olduğunu kaydetti. Türk şirketleri Bulgaristan deneyimlerini paylaştı Etkinlik kapsamında, Green Gold Foundation Yönetim Kurulu Üyesi Özlem Dalga’nın moderatörlüğünde “Bulgaristan’da Yatırım – Türk Şirketlerinin Deneyimleri” başlıklı panel gerçekleştirildi. Panelde Elopar Group Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sandal, Türk Ytong Yönetim Kurulu Başkan Vekili F. Fethi Hinginar ve Prestige Uluslararası İlişkileri Geliştirme Platformu Başkan Vekili Yılmaz Gözcü, Bulgaristan pazarındaki deneyimlerini iş dünyası temsilcileriyle paylaştı. Elopar Group Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sandal, yurt dışı yatırımlarında ülke ve pazar araştırmasının önemine dikkat çekerek, yatırımcıların yalnızca mevcut koşulları değil, küresel ekonomideki ve uluslararası ticaretteki gelişmeleri de yakından takip etmesi gerektiğini vurguladı. Türk Ytong Yönetim Kurulu Başkan Vekili F. Fethi Hinginar ise Avrupa Birliği’nin Türk şirketleri açısından son derece büyük ve önemli bir pazar olduğuna işaret etti. Balkanlar’daki gelişen ekonomilerin yeni fırsatlar yarattığını belirten Hinginar, Türkiye’deki üreticilerin bölgeye daha fazla odaklanması gerektiğini ifade etti. Etkinliğin karbon ayak izi sıfırlandı Bulgaria Connect, katılımcıların sorularının yanıtlandığı soru-cevap bölümünün ardından Türkiye ve Bulgaristan iş dünyası temsilcilerini buluşturan networking ve kokteyl programıyla sona erdi. Sürdürülebilirlik yaklaşımı etkinliğin organizasyonuna da yansıdı. Green Gold Foundation, Bulgaria Connect’in oluşturduğu karbon ayak izini ölçerek dengeleme çalışmasını gerçekleştirdi. Böylece iş ve yatırım fırsatlarının konuşulduğu buluşmada, ekonomik büyümenin yanı sıra çevresel sürdürülebilirlik konusunda da somut bir adım atıldı.

Türkiye'den 11 şirket Avrupa devleri arasında Haber

Türkiye'den 11 şirket Avrupa devleri arasında

Fortune tarafından hazırlanan Fortune 500 Europe 2026 listesi, Avrupa’nın en büyük şirketlerini yıllık gelirleri üzerinden sıraladı. 23 ülkeden ve 21 farklı sektörden şirketlerin yer aldığı listede toplam gelir yüzde 4 artarak 15,5 trilyon dolara yükseldi. Bu tutar, Avrupa ekonomisinin yaklaşık yarısına karşılık geldi. Listedeki şirketlerin toplam çalışan sayısı 34,6 milyon olurken, toplam kâr yüzde 3 artışla 1 trilyon doların üzerine çıktı. Listeye girmek için gereken minimum gelir de geçen yılki 6,3 milyar dolardan 7,4 milyar dolara yükseldi. Zirvede yine Volkswagen var Volkswagen, 363,1 milyar dolarlık geliriyle Avrupa’nın en büyük şirketi oldu. Alman otomotiv devi böylece Fortune 500 Europe sıralamasında üst üste üçüncü kez zirvede yer aldı. Shell 273,7 milyar dolarlık gelirle ikinci, Glencore ise 247,5 milyar dolarla üçüncü sırada yer aldı. Listenin ilk 10 sırasında BP 192,5 milyar dolarla dördüncü, TotalEnergies 182,3 milyar dolarla beşinci, Stellantis 173,1 milyar dolarla altıncı oldu. BMW Group 150,5 milyar dolarla yedinci, Mercedes-Benz Group 149,1 milyar dolarla sekizinci sırayı aldı. Banco Santander 145,1 milyar dolarla dokuzuncu olurken, BNP Paribas 141,6 milyar dolarla ilk 10’u tamamladı. Kârlılıkta ise HSBC öne çıktı. Banka, 22 milyar dolarlık kârıyla listede en yüksek kâr açıklayan şirket oldu. Türkiye'den 11 şirket listede Fortune 500 Europe 2026 listesine Türkiye merkezli 11 şirket girdi. Bu şirketlerin toplam geliri 285,4 milyar dolar olurken, toplam istihdam 516 bin 100 kişi olarak kaydedildi. Türkiye’den listeye giren şirketler ve Avrupa sıralamaları şöyle: Koç Holding: 53 VakıfBank: 143 Sabancı Holding: 146 Türkiye İş Bankası: 151 Halkbank: 163 Türk Hava Yolları: 179 Ford Otosan: 215 BİM: 240 Anadolu Grubu: 244 Tera Yatırım Menkul Değerler: 389 Tofaş: 470 Koç Holding, 53. sıradaki konumuyla Türkiye’den listeye giren şirketler arasında ilk sırada yer aldı. Türk şirketlerinin toplam geliri 285,4 milyar dolar Fortune 500 Europe 2026’da yer alan 11 Türkiye merkezli şirketin toplam geliri 285,4 milyar dolara ulaştı. Bu şirketlerde toplam 516 bin 100 kişinin istihdam edilmesi, Türkiye’nin Avrupa’nın en büyük şirketleri sıralamasındaki temsilinin ölçeğini ortaya koydu. Fortune’un 2026 listesi, Avrupa’nın büyük şirketlerinin toplam gelir ve kâr açısından büyümeyi sürdürdüğünü gösterirken, Türkiye’den 11 şirketin sıralamaya girmesi ülke şirketlerinin Avrupa ölçeğindeki konumunu da ortaya koydu.

Interfresh Eurasia Fuarı 80 ülkeden alıcıları İzmir’de buluşturdu Haber

Interfresh Eurasia Fuarı 80 ülkeden alıcıları İzmir’de buluşturdu

Fuarın açılışında konuşan Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Dr. Mehmet Ali Kılıçkaya, 2026 yılının 8 aylık döneminde tarım ürünleri ihracatımızın, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,8 artarak 21,7 milyar dolara ulaştığını dile getirdi. Taze meyve sebze ve mamul ihracatı 8 ayda 4 milyar doları aştı Tarım sektöründeki güçlü yapının önemli bileşenlerinden birini yaş meyve ve sebze sektörünün oluşturduğunu paylaşan Kılıçkaya, “2025 yılında yaş meyve ve sebze ihracatımız 3,2 milyar dolar, meyve ve sebze mamulleri ihracatımız ise 2,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. 2026 yılının ilk sekiz ayında ise yaş meyve ve sebze ihracatımız, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 45 artarak 2,3 milyar dolara ulaştı. Aynı dönemde meyve ve sebze mamulleri ihracatımız 1,6 milyar dolar olarak gerçekleşti. Böylece yaş meyve ve sebze ile mamullerini birlikte değerlendirdiğimizde, yılın ilk sekiz ayında yaklaşık 4 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaşmış durumdayız. Bizim açımızdan asıl fırsat da burada. Yaş üründeki güçlü üretim kapasitemizi; işleme, ambalaj, teknoloji, marka ve yenilikçi ürünlerle daha yüksek katma değere dönüştürmek” diye konuştu. “Önümüzdeki dönemde hedefimiz yalnızca daha fazla ürün ihraç etmek değil; birim değeri yükselen, pazarda süreklilik sağlayan ve daha fazla katma değerin ülkemizde kaldığı bir ihracat yapısını güçlendirmek” diyen Kılıçkaya sözlerini şöyle sürdürdü; “Bu dönüşümün en güçlü merkezlerinden biri de kuşkusuz İzmir. Tarih boyunca Anadolu’nun dünyaya açılan önemli ticaret kapılarından biri olan İzmir, bugün de üretim kültürü, liman altyapısı ve güçlü ihracat ekosistemiyle ülkemizin dış ticaretinde öncü şehirlerimiz arasında yer alıyor. 2025 yılında İzmir’in toplam ihracatı 23,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşirken, bunun yaklaşık 4,3 milyar dolarlık bölümünü tarım ürünleri oluşturdu. Biz de Ticaret Bakanlığı olarak firmalarımızın yalnızca ürünlerini üretmelerini değil; dünyaya açılmalarını, yeni pazarlara girmelerini ve girdikleri pazarlarda kalıcı olmalarını sağlayacak güçlü bir destek ekosistemi oluşturuyoruz. Fuar desteklerinden ticaret ve alım heyetlerine, UR-GE projelerinden markalaşma ve TURQUALITY programlarına kadar çok geniş bir alanda ihracatçılarımızın yanındayız. Tarım sektöründe 1.225 firmamızın yer aldığı 48 aktif UR-GE projesi yürütüyoruz. Tarım ve gıda alanında 48 markamız Marka ve TURQUALITY programlarımız kapsamında destekleniyor. Fuarları da yeni pazarlara açılmanın en etkili araçlarından biri olarak görüyoruz. 2026 yılında tarım, gıda ve gıda teknolojileri alanında 200 fuarı bireysel katılım, 56 fuarı ise milli katılım kapsamında destekliyoruz. Ülkemizde düzenlenen 6 fuar da destek kapsamımızda bulunuyor. Bütün bu çalışmalar için ihracatçılarımıza ayırdığımız kaynağı 2025 yılındaki 33 milyar TL seviyesinden 2026 yılında 45 milyar TL’ye yükselttik.” Öztürk: “Ege Bölgesi dünyanın gıda ambarı” Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Türkiye’nin 36,5 milyar dolarlık tarım ürünleri ihracatının 7,5 milyar dolarlık diliminin Ege Bölgesi’nden yapıldığını, Ege Bölgesi’nin dünyanın gıda ambarı konumunda olduğunu söyledi. “Türkiye’nin tarım ürünleri ihracatından yüzde 21 pay alıyoruz” diye konuşan Öztürk; “Yaş meyve sebze, meyve sebze mamulleri ve kuru meyve sektörlerimiz Türkiye genelinde son bir yıllık dönemde 8,5 milyar dolarlık ihracata imza attı. Ege Bölgesi bu ihracattan 2 milyar 300 milyon dolarlık pay aldı. Kuru meyve ve meyve sebze mamulleri ihracatında Türkiye’nin lideri konumundayız. Taze meyve sebze üretiminde ve ihracatında da güçlü bir üretim ve ihracat merkeziyiz. İzmir’de Dikili, Bayındır ve Kınık’ta tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgelerine yönelik çalışmalar hızla ilerliyor. Bu üç bölgemizin sağlayacağı itici güçle önümüzdeki beş yılın sonunda Ege Bölgesi’nin tarım ürünleri ihracatında 10 milyar dolara ulaşacak potansiyele ulaşacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı. Fuar üretim ve ihracat potansiyelinin artmasına katkı sağlayacak Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Balık ise yaş meyve ve sebze sektörünün üretimden ihracata, istihdamdan kırsal kalkınmaya kadar Türkiye ekonomisi açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Ege Bölgesi ve İzmir’in güçlü üretim yapısı, ürün çeşitliliği, lojistik altyapısı ve ihracat tecrübesiyle bu yapının en önemli merkezleri arasında yer aldığını belirten Balık, sektörün tüm paydaşlarını bir araya getiren uluslararası organizasyonların İzmir’de düzenlenmesini son derece değerli bulduklarını ifade etti. Balık, “Interfresh’in yeni ticari bağlantıların kurulmasına ve özellikle Ege Bölgesi’nin üretim ve ihracat potansiyelinin uluslararası alıcılara daha güçlü şekilde tanıtılmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz” şeklinde konuştu. Yıldır; “Tarım Master Planı için çalışmalarımız sürüyor” Açılışta konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, tarımın çok geniş ve yaşamsal bir alan olduğunu belirterek, İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak tarımsal üretimin her aşamasında destek sağladıklarını ve Tarım Master Planı için çalışmaların sürdüğünü söyledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak tarımsal üretim sürecinin her aşamasında yer aldıklarını ifade eden Yıldır, “Tarımsal hizmetler dediğimiz zaman sudan tutun da verilen ekipman ve malzemelere kadar üretimin her aşamasında bulunuyoruz. Böyle olduğu için bu konuda bir çalışma gerçekleştirdik. Tarım Master Planı raporu hazırladık. Şu anda taslak aşamasında. Katılımcılarımızın da bu taslaktan haberdar olmasını ve düşüncelerini bizlerle paylaşmasını istiyoruz. Her şeyin master planı var ama tarımın master planının bütün bunların içerisinde en önemlilerinden biri olduğunu düşünüyorum” diye konuştu. Tarımda sürdürülebilirliğin önemine de dikkat çeken Dr. Zafer Levent Yıldır, her alana sürdürülebilirlik bakış açısıyla yaklaşılması gerektiğini ifade etti. Tarımsal planlama çalışmaları kapsamında kırsalda yaşayan gençlere yönelik bir araştırma da yaptıklarını belirten Yıldır, “Kırsalda yaşayan gençliğin yaşam ve gelecek planları üzerine bir anket raporu hazırlattık. Tarım alanında ciddi bir iş gücü sorunumuz var. Bu konuda birtakım önlemlerin alınmasını ve desteklerin sağlanmasını en kısa sürede başarmamız gerektiğini düşünüyorum” dedi. “Destek olan herkese yürekten teşekkür ediyorum” Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) önemli bir tarımsal üretim potansiyeline sahip olduğunu belirten KKTC’nin 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Interfresh Eurasia Fuarı’nın büyük emeklerle gerçekleştirildiğini söyledi. Tatar, “Türkiye Cumhuriyeti’nin 7 milyar doları aşmakta olan bu sektördeki ihracatının yanı sıra hala ambargo altında bulunan ve kolay kolay ticaret yapamayan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin narenciyesini, portakalını ve her türlü yaş meyve sebzesini buradan dünyaya pazarlamak için destek olan herkese yürekten teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. KKTC’nin üretim ve girişimcilik potansiyelinin her geçen gün arttığını ifade eden Tatar, “Potansiyelimiz ve girişim yeteneklerimiz artmıştır. Elbette birtakım zorluklar vardır, ancak bu sektör önemlidir. Üreticimizin, sanayicimizin ve sektör paydaşlarının ekonomik olarak ayakta durmaları, istihdam yaratmaları ve ekonomiye katkı sağlamaları için sektörü büyütüp geleceğe taşıyabilmemiz adına yatırıma ihtiyaç vardır” diye konuştu. Ulusal Turunçgil Konseyi Başkanı Kemal Kaçmaz da Interfresh Eurasia Fuarı’nın Türkiye’nin yaş meyve sebze sektörünün üretim ve ihracattaki gücünü uluslararası platformda ortaya koyan önemli bir buluşma olduğunu söyledi. Kaçmaz, fuar kapsamında kurulacak yeni iş bağlantıları ve ticari anlaşmaların üreticiye, ihracatçıya ve ülke ekonomisine katkı sağlayacağına inandığını ifade etti. “Yabancı alıcı sayısı yüzde 300 arttı” Interfresh Eurasia Fuarı Genel Koordinatörü Murat Özer de fuarın uluslararası etkinliğini her geçen yıl artırarak yoluna devam ettiğini söyledi. 2018 yılından bu yana özellikle yurt dışından gelen alıcı sayısını bu yıl yüzde 300 artırdıklarını ifade eden Özer, fuar alanında 80’in üzerinde ülkeden 580’i aşkın kayıtlı yabancı alıcıyı ağırlayacaklarını belirtti. Fuar boyunca bin 300’ün üzerinde ikili iş görüşmesinin gerçekleştirilmesinin planlandığını ifade eden Özer, “Amacımız Interfresh’i her yıl üzerine koyarak geliştirmek, uluslararası etkinliğini artırmak ve yurt dışında sektörümüzün önemli bir vitrini haline getirmek. Bugün itibarıyla Türkiye’nin tek yaş meyve sebze fuarı olarak büyüyerek yolumuza devam ediyoruz” dedi. Bu yıl Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin fuarın partner ülkesi, Denizli’nin ise partner şehri olduğunu belirten Özer, Denizli’nin üretim gücünü fuara taşımasından ve gösterdiği güçlü katılımdan duydukları memnuniyeti dile getirdi. İnterfresh Eurasia Fuarı 8-10 Eylül 2026 tarihleri arasında Gaziemir Fuar İzmir alanında ziyaretçileri ağırlayacak.

Mobilya ihracatında Avrupa atağı: Fransa pazarı öne çıktı Haber

Mobilya ihracatında Avrupa atağı: Fransa pazarı öne çıktı

Genel tabloda sınırlı daralma yaşanırken Fransa, Fas, Birleşik Krallık ve ABD gibi önemli pazarlardaki artışlar dikkat çekti. Fransa'ya ihracat Türkiye genelinde yüzde 27, AKAMİB bölgesinde ise yüzde 272,6 yükseldi. Sektör temsilcileri, artan maliyetler karşısında ihracatçının fiyat rekabetini koruyabilmesi için desteklerin güçlendirilmesini istiyor. Türkiye mobilya, kâğıt ve orman ürünleri sektörü ağustos ayında ihracatta sınırlı bir gerileme yaşarken, bazı önemli pazarlardaki güçlü büyüme dikkat çekti. Sektörün toplam ihracatı ağustosta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,1 azalarak 648 milyon 507 bin dolar oldu. Aynı dönemde Akdeniz Mobilya, Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği'nin (AKAMİB) ihracatı yüzde 11,3 gerileyerek 73 milyon 832 bin dolar olarak gerçekleşti. Ocak-ağustos döneminde Türkiye geneli sektör ihracatı yüzde 0,8 düşüşle 5 milyar 121 milyon dolara inerken, AKAMİB'in ihracatı yüzde 14,3 azalarak 540 milyon 473 bin dolara geriledi. Toplam ihracattaki sınırlı daralmaya karşın ülke bazındaki sonuçlar, sektörün farklı pazarlarda birbirinden oldukça farklı bir performans sergilediğini ortaya koydu. Özellikle Fransa'daki yükseliş, ihracat açısından öne çıkan gelişmelerden biri oldu. Fransa'da dikkat çeken yükseliş Türkiye genelinde ağustos ayında sektörün en fazla ihracat yaptığı ülkeler Irak, ABD, Birleşik Krallık, Fas ve Fransa oldu. İlk 10 pazar arasında en yüksek artış yüzde 27 ile Fransa'da gerçekleşti. Fransa'yı yüzde 21,7'lik artışla Fas, yüzde 13,9 ile Birleşik Krallık ve yüzde 10,6 ile ABD izledi. AKAMİB'in ağustos ayı ihracatında ise Irak ilk sıradaki yerini korudu. Fransa, Suriye, Romanya ve Çin de Birliğin en fazla ihracat gerçekleştirdiği pazarlar arasında yer aldı. AKAMİB açısından en dikkat çekici gelişme yine Fransa'da yaşandı. Birliğin Fransa'ya ihracatı ağustosta yüzde 272,6 arttı. Fas'a ihracat yüzde 30,1, Suriye ve ABD'ye ihracat ise yüzde 16 yükseldi. Sekiz aylık tabloda da Fransa öne çıkıyor Fransa'daki hareketlilik yalnızca ağustos ayıyla sınırlı kalmadı. Ocak-ağustos döneminde Türkiye'nin sektör ihracatında ilk 10 pazar arasında en güçlü artışlardan biri Fransa'da kaydedildi. Bu dönemde Fransa'ya ihracat yüzde 18,5 arttı. Bulgaristan'a ihracat da yüzde 13,1 yükseldi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne (KKTC) yapılan ihracat ise yüzde 17,6 artışla 86,3 milyon dolara ulaştı. Türkiye'nin sekiz aylık sektör ihracatında Irak, 620,7 milyon dolarla liderliğini sürdürdü. Irak'ın ardından Birleşik Krallık, ABD, Fas ve Libya geldi. AKAMİB'in ocak-ağustos dönemindeki ihracatında da Irak ilk sırada yer alırken Suriye, Fransa, Almanya ve Romanya öne çıkan diğer pazarlar oldu. Bu dönemde en yüksek artış İran pazarında gerçekleşti. İran'a ihracat yüzde 135,6 yükselirken Fransa'ya ihracat yüzde 72,3, Suriye'ye ihracat yüzde 28,4 ve KKTC'ye ihracat yüzde 7,3 arttı. İhracatçı büyümeden önce rekabet gücünü korumak istiyor Sektörün ihracat rakamları, pazar çeşitliliğinin önemini ortaya koyarken üretim maliyetlerindeki artış da ihracatçıların gündemindeki temel sorunlardan biri olmaya devam ediyor. Mobilya üretiminin önemli ölçüde nitelikli insan emeğine dayanması nedeniyle işçilik maliyetleri sektörün toplam maliyet yapısında önemli bir paya sahip. Enerji, hammadde, lojistik ve finansman giderlerindeki artışlar da eklendiğinde ihracatçının uluslararası pazarlarda fiyat rekabetini koruması zorlaşıyor. AKAMİB Başkanı Adem Derinel, ağustos ayı ihracat sonuçlarını değerlendirirken, bazı pazarlardaki güçlü artışların sektörün yeni fırsatları değerlendirme kapasitesini gösterdiğini belirtti. Derinel, Fransa, Fas, Birleşik Krallık ve ABD gibi pazarlarda elde edilen kazanımların önemine dikkat çekerek, bu ivmenin kalıcı hale gelmesi için ihracatçının maliyet yapısını dikkate alan destek mekanizmalarına ihtiyaç olduğunu ifade etti. “Fiyat rekabetinde elimizi güçlendirecek desteklere ihtiyaç var” Adem Derinel, küresel pazarlarda rekabetin artık yalnızca kalite ve tasarım üzerinden şekillenmediğini, fiyat unsurunun da giderek daha belirleyici hale geldiğini vurguladı. Derinel, döviz dönüşüm desteğinin ihracatçının finansal yapısını güçlendiren önemli araçlardan biri olduğunu belirterek, destek mekanizmalarının sektörlerin üretim ve maliyet yapıları dikkate alınarak kurgulanması gerektiğini söyledi. Mobilya sektörünün yüksek istihdam sağlayan ve emek yoğun üretim yapan bir yapıya sahip olduğunu belirten Derinel, sektörün daha yüksek oranlarda desteklenmesinin uluslararası fiyat rekabetinde ihracatçının elini güçlendireceğini ifade etti. Yeni pazarlar için maliyet baskısının azaltılması gerekiyor Sektörün önündeki temel sorunlardan biri, artan maliyetlerin ürün fiyatlarına aynı ölçüde yansıtılamaması. İhracatçı, bir yandan mevcut pazarlardaki konumunu korumaya çalışırken diğer yandan yeni pazarlara ulaşabilmek için maliyet avantajını korumak zorunda. Bu nedenle sektör temsilcileri; finansmana erişimin kolaylaştırılması, üretim maliyetlerinin azaltılması ve katma değerli üretimin teşvik edilmesine yönelik desteklerin güçlendirilmesini bekliyor. Ağustos verileri, Türk mobilya sektörünün genel ihracatında henüz güçlü bir büyüme ivmesinin oluşmadığını gösterirken, Fransa başta olmak üzere bazı pazarlardaki yüksek oranlı artışlar yeni ihracat fırsatlarının bulunduğuna işaret ediyor. Sektör açısından önümüzdeki dönemin belirleyici unsuru ise bu pazar kazanımlarının ne ölçüde kalıcı hale getirilebileceği olacak. Bunun için ihracatçının yalnızca yeni talep alanlarına ulaşması değil, aynı zamanda artan üretim ve finansman maliyetleri karşısında rekabet gücünü koruyabilmesi gerekiyor.

Türk imalatında daralma sürüyor: PMI 48,1'e çıktı Haber

Türk imalatında daralma sürüyor: PMI 48,1'e çıktı

Zayıf talep, Orta Doğu'daki savaşın yarattığı belirsizlik ve yüksek girdi maliyetleri sektör üzerindeki baskıyı sürdürdü. Türk imalat sektöründe faaliyet koşullarındaki bozulma ağustos ayında hız kesse de daralma devam etti. İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat PMI, ağustosta temmuz ayındaki 47,7 seviyesinden 48,1'e yükseldi. Böylece endeks son üç ayın en yüksek değerine ulaşmasına rağmen 50,0 eşik değerinin altında kaldı. PMI verilerinde 50,0'nin üzerindeki değerler sektörde iyileşmeye, bu seviyenin altındaki değerler ise daralmaya işaret ediyor. Ağustos sonuçları, imalat sektöründeki faaliyet koşullarında bir önceki aya kıyasla ılımlı bir yavaşlama yaşandığını ortaya koydu. Zayıf talep yeni siparişleri baskıladı İSO Türkiye İmalat PMI verilerine göre, Orta Doğu'daki savaşın oluşturduğu belirsizlik ağustosta da talep koşullarını olumsuz etkiledi. Toplam yeni siparişlerdeki düşüş sürerken yeni ihracat siparişleri de geriledi. Bununla birlikte her iki göstergedeki düşüş, temmuz ayına göre daha sınırlı gerçekleşti. Talep koşullarındaki zayıflık, üretim faaliyetlerine de yansıdı. İmalatçılar üretim seviyelerini üst üste üçüncü ay azalttı. Ağustostaki üretim düşüşü temmuz ayına oldukça yakın ve ılımlı seviyede gerçekleşti. İstihdam ve satın alma faaliyetleri geriledi Siparişlerdeki zayıflama, firmaların istihdam ve satın alma kararlarında da etkili oldu. İmalatçılar ağustos ayında satın alma faaliyetlerini azaltırken istihdamda da düşüş kaydedildi. Her iki göstergedeki gerileme temmuz ayına kıyasla daha belirgin oldu. Firmaların siparişleri mümkün olduğunca mevcut stoklardan karşılamayı tercih etmesi sonucunda hem girdi stoklarında hem de nihai ürün stoklarında düşüş devam etti. Girdi maliyetleri enflasyonu üç ayın zirvesinde İmalat sektöründe maliyet baskısı da ağustosta arttı. Yükselen yakıt ve petrol maliyetleri ile ham madde fiyatlarındaki artışların etkisiyle girdi maliyetleri enflasyonu son üç ayın en yüksek seviyesine çıktı. Maliyetlerdeki yükseliş, firmaların nihai ürün fiyatlarına da yansıdı. Satış fiyatlarındaki enflasyon hız kazanmasına rağmen, artış Ocak-Haziran dönemindeki ortalamaya kıyasla daha yavaş gerçekleşti. Orta Doğu'daki savaşın tedarik zincirlerinde yarattığı aksamalar ise tedarikçilerin teslimat sürelerinin uzamasına neden oldu. Sektörlerin çoğunda üretim geriledi İSO Türkiye Sektörel PMI ağustos raporu da imalat sektörünün genelinde talep yönlü sorunların devam ettiğini ortaya koydu. Yeni ihracat siparişlerinde bazı iyileşme işaretleri görülmesine rağmen üretimdeki büyüme sınırlı kaldı. Ağustosta son beş ayda ilk kez izlenen tüm sektörlerde yeni siparişler yavaşladı. Yeni siparişlerdeki en sert daralma kimyasal, plastik ve kauçuk sektöründe görüldü. En ılımlı düşüş ise giyim ve deri ürünleri sektöründe kaydedildi. Toplam yeni siparişlerdeki gerileme, takip edilen 10 sektörün yarısında yeni ihracat siparişlerinin artmasına rağmen gerçekleşti. Metalik olmayan mineraller üretimde ayrıştı Talep koşullarındaki zayıflık, sektörlerin büyük bölümünü üretimlerini azaltmaya yöneltti. Bu eğilimin tek istisnası metalik olmayan mineral ürünler sektörü oldu. Sektördeki güçlü üretim artışı üst üste ikinci ay devam ederken, artış hızı Mayıs 2022'den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Yeni siparişlerde olduğu gibi üretimdeki en belirgin yavaşlama da kimyasal, plastik ve kauçuk sektöründe yaşandı. İstihdam artışı yalnızca iki sektörde kaldı İmalat sektöründeki zayıf talep, istihdam kararlarını da etkiledi. Temmuz ayında beş sektörde kaydedilen istihdam artışı, ağustosta iki sektöre geriledi. Kara ve deniz taşıtı üreticileri istihdamlarını üst üste dördüncü ay artırırken, ana metal sanayisindeki sınırlı istihdam artışı sekiz aylık daralma eğilimini sona erdirdi. Satın alma faaliyetlerinin tüm sektörlerde yavaşlaması ise tedarik zincirleri üzerindeki baskının bir miktar hafiflemesine katkı sağladı. Anket kapsamında takip edilen 10 sektörün yarısında tedarikçi teslimat süreleri kısaldı. Buna karşılık elektrikli ve elektronik ürünler sektöründe teslimat süreleri belirgin şekilde uzamaya devam etti. En yüksek maliyet artışı elektrikli ve elektronik ürünlerde Ağustos ayında takip edilen sektörler arasında en yüksek girdi maliyetleri enflasyonu elektrikli ve elektronik ürünler sektöründe gerçekleşti. Bu sektörde girdi fiyatlarındaki artış son beş ayın en yüksek hızına ulaştı. İzlenen sektörlerin büyük bölümünde girdi maliyetleri enflasyonu hızlanırken, ağaç ve kağıt ürünleri sektörü bu eğilimin başlıca istisnası oldu. Ağaç ve kağıt ürünlerinde girdi maliyetlerindeki artış, geçen kasımdan bu yana görülen en ılımlı seviyede gerçekleşti. Girdi maliyetlerindeki yükseliş nedeniyle satış fiyatları tüm sektörlerde arttı. Ancak giyim ve deri ürünleri sektöründeki satış fiyatı artışı oldukça sınırlı kaldı. Harker: Sektörün performansı Orta Doğu'daki gelişmelere bağlı İSO Türkiye İmalat PMI verilerini değerlendiren S&P Global Market Intelligence Ekonomi Direktörü Andrew Harker, Orta Doğu'daki savaşın Türk imalat sektörünü etkilemeye devam ettiğini belirtti. Harker, savaşın yalnızca talebi zayıflatmadığını, aynı zamanda iş kararları üzerinde ek belirsizlik oluşturduğunu ifade etti. Yeni siparişlerdeki düşüşün ağustosta hız kaybederek son üç ayın en ılımlı seviyesine gerilemesinin, firmaların savaşın etkisini bir ölçüde sınırlayabildiğini gösterdiğini belirten Harker, bunun önümüzdeki aylarda sektörün yeniden ivme kazanabileceğine ilişkin umut verdiğini söyledi. Harker, buna karşın sektörün geleceğinin büyük ölçüde Orta Doğu'daki gelişmelerin hangi yönde ilerleyeceğine bağlı olduğunu vurguladı.

Bölgesel kalkınmada yeni dönem Haber

Bölgesel kalkınmada yeni dönem

Yeni portal, bölgesel kalkınma politikaları ve yatırım kararları için kapsamlı bir veri altyapısı sunacak. Türkiye’nin bölgesel kalkınma politikalarında dijital veri kullanımını güçlendirecek yeni bir dönem başlıyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, il ve ilçe düzeyindeki çok sayıda ekonomik ve sosyal göstergeyi tek platformda bir araya getirecek Bölgesel Veri Portalı için çalışmalarını sürdürüyor. Yıl sonuna kadar tamamlanması planlanan portalda istihdam, ihracat, sağlık, eğitim, kültür ve turizm başta olmak üzere yerel düzeydeki veriler bir arada sunulacak. Platformun kamu kurumlarının yanı sıra araştırmacılar, akademisyenler ve özel sektör tarafından bölgesel analizlerde kullanılması hedefleniyor. Bölgesel veriler tek çatı altında toplanacak Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda hazırlanan portal, yalnızca Bakanlık ve kalkınma ajanslarının verilerini değil, farklı kamu kurumlarından sağlanan bölgesel göstergeleri de kapsayacak. Böylece il ve ilçe ölçeğinde dağınık halde bulunan verilerin tek noktadan erişilebilir hale getirilmesi ve karar alma süreçlerinde daha etkin kullanılması amaçlanıyor. Portal üzerinden bölgelerin ekonomik yapısı, üretim kapasitesi ve gelişme potansiyeline ilişkin analizlerin de paylaşılması planlanıyor. Bölgelerin üretim potansiyeli analiz edilecek Bölgesel kalkınma çalışmalarında Ekonomik Kompleksite ve Ürün Uzayı Analizi sonuçları da kullanılacak. Bu analizlerle bölgelerin mevcut üretim yapısı ve yeni ürünlere yönelme potansiyeli ortaya konulacak. Elde edilen sonuçların internet üzerinden yayımlanması planlanıyor. Bölgesel Gelişme Ulusal Stratejisi’nin uygulanmasını takip etmek amacıyla geliştirilen izleme sistemi de kullanıma açılacak. Sistemin ardından ara dönem izleme raporu hazırlanacak. Kalkınma Ajansları Yönetim Sistemi’nin teknolojik altyapısının yenilenmesine yönelik çalışmalar da devam edecek. Biyorafineri için yeni yol haritası Bakanlığın gündemindeki çalışmalardan biri de bölgelerdeki biyolojik kaynakların daha yüksek katma değere dönüştürülmesi. Bu kapsamda “Hammaddeden Yüksek Katma Değere Biyorafineri Yol Haritası” çalışması başlatıldı. Biyorafineri yaklaşımıyla biyolojik hammaddelerin ve üretim artıklarının biyobazlı kimyasallar, malzemeler, yakıtlar, enerji ve diğer yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülmesi hedefleniyor. Çalışmayla bölgelerdeki hammaddelerin yalnızca ilk ürün olarak değerlendirilmesi yerine, ileri işleme teknolojileri kullanılarak ekonomik değerinin artırılabileceği alanların belirlenmesi amaçlanıyor. Kırsal kalkınma için saha çalışması yapılacak Kırsal yerleşimlerin mevcut durumunu ve ihtiyaçlarını ortaya koymak amacıyla yürütülen Yer-Sis İkinci Faz Geliştirme Projesi kapsamında pilot uygulama yıl sonuna kadar tamamlanacak. Pilot uygulamadan elde edilen bulgular doğrultusunda saha çalışma raporu hazırlanacak. Bunun yanında organize sanayi bölgelerinin demir yolu iltisak hattı taleplerine yönelik analizlerin sonuçları ilgili kurumlarla değerlendirilecek. Öncelikli görülen bağlantı hatları için fizibilite çalışmalarının yapılması planlanıyor. Bölge Kalkınma İdareleri Elektronik Proje İzleme Sistemi’nin geliştirilmesine de devam edilecek. Sistemle izleme ve değerlendirme süreçlerinin yanı sıra bölge kalkınma idarelerinin kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Kalkınma ajansları için 2040 vizyonu Bölgesel kalkınma çalışmalarının uzun vadeli yönünü belirleyecek bir diğer başlık ise kalkınma ajanslarının gelecek vizyonu olacak. “UFUK 2040: Kalkınma Ajansları Gelecek Çalıştayları” kapsamında eylem planları hazırlanacak. Çalışmalar sonucunda kalkınma ajanslarının 2040 yılına yönelik dönüşümünü şekillendirecek yol haritasının ortaya çıkarılması hedefleniyor. Bu süreçte yapay zekâ da bölgesel kalkınma politikalarının önemli araçlarından biri olarak ele alınacak. “Kalkınma Ajanslarını Yapay Zekâ Destekli Bölgesel Kalkınma Ekosistemine Dönüştürmek” vizyonu doğrultusunda yeni çalışmalar yürütülecek. Kalkınma projelerine destek devam edecek Sosyal Gelişmeyi Destekleme, Cazibe Merkezlerini Destekleme, Üreten Şehirler ile Kurumsal Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik destek programları kapsamındaki projelerin değerlendirme süreçleri de tamamlanacak. Destek almaya hak kazanan projeler için izleme ziyaretleri gerçekleştirilecek ve kaynak aktarımları yapılacak. Böylece bölgesel veri altyapısının güçlendirilmesi, kırsal kalkınma çalışmalarının geliştirilmesi ve kalkınma ajanslarının dijital dönüşümünün hızlandırılması, yılın ikinci yarısındaki çalışmaların temel başlıklarını oluşturacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.