SON DAKİKA
Hava Durumu

#Güvenli Liman

Ekometre - Güvenli Liman haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güvenli Liman haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bitcoin’de jeopolitik satış dalgası Haber

Bitcoin’de jeopolitik satış dalgası

Artan enflasyon ve faiz endişeleriyle birlikte yatırımcıların riskli varlıklardan uzaklaşması, Bitcoin’de kritik seviyelerin kaybedilmesine neden oldu. Bitcoin, son 24 saatte yüzde 1,2 değer kaybederek 76 bin 593 dolara geriledi. Gün içerisinde 76 bin 720 dolar seviyesine kadar düşen kripto para birimi, böylece uzun süredir takip edilen 77 bin dolar desteğinin altına sarktı. Piyasadaki zayıflamada jeopolitik risklerin yeniden yükselmesi ve kurumsal yatırımcı tarafındaki temkinli duruş etkili oldu. Petrol fiyatlarındaki yükseliş baskıyı artırdı ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik sert açıklamaları küresel piyasalarda tansiyonu yükseltti. Trump’ın, diplomatik sürecin başarısız olması halinde askeri müdahale ihtimaline işaret etmesi enerji piyasalarında da sert fiyatlamalara neden oldu. Açıklamaların ardından Brent petrol 111 doların üzerine çıkarken, ABD tipi ham petrol WTI da 107 dolar seviyelerini aştı. Enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyonu yeniden hızlandırabileceği beklentisi, yatırımcıların ABD Merkez Bankası’nın faiz indirimlerini erteleyebileceği düşüncesini güçlendirdi. Tahvil faizleri ve dolar güç kazandı ABD tahvil getirilerindeki yükseliş ve dolar endeksindeki güçlenme, kripto para piyasasında risk iştahını zayıflattı. Piyasa uzmanları, yatırımcıların güvenli liman olarak görülen dolar ve tahvil varlıklarına yöneldiğini belirtirken, yüksek faiz ortamının Bitcoin gibi volatil varlıklar üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekiyor. ETF tarafında güçlü çıkış Kripto piyasasında dikkat çeken gelişmelerden biri de spot Bitcoin ETF’lerinde yaşanan para çıkışı oldu. SoSoValue verilerine göre spot Bitcoin ETF’leri, 17 Mayıs haftasında yaklaşık 1 milyar dolarlık net çıkış verdi. Böylece altı haftadır devam eden kesintisiz sermaye girişi sona ermiş oldu. Analistler, kurumsal yatırımcıların kısa vadeli riskleri azaltmak amacıyla daha savunmacı pozisyonlara geçtiğini değerlendiriyor. Piyasanın odağında Fed mesajları var Önümüzdeki dönemde ABD enflasyon verileri, tahvil faizleri ve Fed’in para politikası mesajlarının kripto piyasaları üzerinde belirleyici olması bekleniyor. Uzmanlara göre küresel risk algısında belirgin bir iyileşme yaşanmadığı sürece Bitcoin’de dalgalı ve baskılı görünüm devam edebilir. Teknik açıdan ise 74 bin dolar seviyesi önemli destek bölgesi olarak öne çıkıyor.

Altın fiyatları barış iyimserliğiyle dengelendi Haber

Altın fiyatları barış iyimserliğiyle dengelendi

Son günlerde sert yükseliş gösteren altın fiyatları, yatırımcıların diplomatik gelişmeleri yakından takip etmesiyle yatay seyre geçti. Ons altın, önceki işlem gününde yüzde 3 yükseldikten sonra yaklaşık 4.690 dolar seviyesinde işlem gördü. Böylece altın, mart sonundan bu yana en güçlü günlük yükselişlerinden birinin ardından dengelenme sürecine girdi. Faiz getirisi olmayan altın, özellikle doların değer kaybettiği dönemlerde yatırımcıların güvenli liman tercihi olmaya devam ediyor. İran, ABD’nin teklifini değerlendiriyor Konuya yakın kaynaklara göre İran yönetimi, yaklaşık 10 haftadır devam eden çatışmaları sona erdirmek amacıyla ABD’den gelen yeni teklifi değerlendirmeye aldı. Çin’in de diplomatik çözüm çağrılarına destek vermesi, küresel piyasalardaki iyimserliği artırdı. ABD Başkanı Donald Trump ise yaptığı açıklamada, İran’ın şartları kabul etmesi halinde ABD’nin askeri operasyonları durdurabileceğini ve Hürmüz Boğazı’ndaki baskının sona erebileceğini ifade etti. Analistler: İyimserlik kırılgan Uzmanlar, piyasaların barış ihtimalini fiyatlamaya başladığını ancak sürecin halen kırılgan olduğunu belirtiyor. TD Securities analistleri yayımladıkları değerlendirmede, barış anlaşmasına yönelik haber akışının değerli metallerde alımları desteklediğini vurguladı. Ancak tarafların taleplerinde büyük değişiklik olmaması nedeniyle müzakerelerin kolay sonuçlanmayacağı ifade ediliyor. Gözler Fed yetkililerinde Piyasalardaki iyimser havaya rağmen ABD Merkez Bankası yetkilileri enflasyon konusunda temkinli mesajlar vermeyi sürdürüyor. Fed üyeleri Austan Goolsbee ve Alberto Musalem, enflasyonun halen yüzde 2 hedefinin üzerinde olduğunu belirterek faiz indirimi konusunda dikkatli olunması gerektiğine işaret etti. Gümüş ve Platin de yükseldi Altın fiyatlarındaki hareketlilik diğer değerli metallere de yansıdı. Gümüş önceki seansta yüzde 6’nın üzerinde yükselirken, platin ve paladyum fiyatlarında da artış görüldü. Dolar endeksi ise son düşüşün ardından yatay seyir izledi.

Güvenli liman algısı gayrimenkul talebini güçlendiriyor Haber

Güvenli liman algısı gayrimenkul talebini güçlendiriyor

Bu yeni eğilim gayrimenkul piyasasında da etkisini gösterirken, turizm altyapısı, yüksek yaşam potansiyeli ve uluslararası talep avantajıyla Antalya, Manavgat ve Side hattı yatırımcıların radarına daha güçlü girmeye başladı. Jeopolitik riskler ve değişen yatırım tercihleri, gayrimenkulde yeni güvenli liman arayışını hızlandırdı. Türkiye’nin Akdeniz hattı, özellikle Antalya-Manavgat-Side ekseni, bu dönüşümün dikkat çeken adreslerinden biri olarak değerlendiriliyor. Turizm altyapısı, yıl boyu yaşam potansiyeli, uluslararası erişim kolaylığı ve artan güvenli destinasyon algısıyla bölge, yalnızca klasik konut yatırımının değil, daha stratejik ve uzun vadeli yatırım modellerinin de merkezlerinden biri haline geliyor. Uzmanlara göre bu ilgi, dönemsel bir hareketten çok yapısal bir yatırım eğilimine işaret ediyor. Gayrimenkul, turizm ve yatırım alanlarında uzun yıllara dayanan tecrübeye sahip girişimci Ahmet Tanır’a göre, son dönemde değişen yatırım davranışlarında güven, erişilebilirlik ve değer koruma potansiyeli çok daha belirleyici hale gelmiş durumda. Turizm destekli gayrimenkul modeli güçleniyor Klasik konut yatırımının ötesine geçen modelde, gayrimenkul artık turizm ekonomisiyle birlikte okunuyor. Sezonluk kira getirileri, kısa dönem kiralama imkanları, döviz bazlı değer üretim potansiyeli ve yaşam odaklı projeler yatırımcı ilgisini artırıyor. Özellikle Side’nin uluslararası bilinirliği ve Manavgat’ın gelişime açık yapısı, bölgeyi yalnızca tatil odaklı değil, yatırım perspektifiyle de güçlü kılıyor. Tanır, “Burada yatırım sadece konut almak değil; turizmle beslenen bir değer zincirine dahil olmak anlamına geliyor. Bu nedenle bölge, klasik yatırım bölgelerinden farklı bir dinamik taşıyor” değerlendirmesinde bulunuyor. Yaşam odaklı ve uzun vadeli yatırımlar Bölgede yalnızca kısa vadeli yatırım modelleri değil, yaşam temelli yeni yatırım kurgularının da dikkat çekmeye başladığı belirtiliyor. Özellikle uzun süreli yaşam, emeklilik odaklı yerleşim modelleri ve wellness eksenli projeler, Akdeniz hattında yeni bir yatırım segmenti oluşturuyor. Sektör temsilcilerine göre bu dönüşüm, konutu sadece bir varlık değil, yaşam ve gelir modeli olarak konumlandıran yeni bir yatırım yaklaşımına işaret ediyor. Arsa ve proje geliştirmede hareketlilik artıyor Manavgat ve Side hattında artan proje stoğu, arsa geliştirme faaliyetleri ve nitelikli konut projeleri bölgedeki büyümenin diğer dikkat çekici göstergeleri arasında yer alıyor. Villa, rezidans ve karma yaşam projelerine artan ilginin, bölgenin uzun vadeli büyüme potansiyelini desteklediği ifade ediliyor. Bu hareketliliğin geçici olmadığını belirten Ahmet Tanır, “Bugün bu bölge yalnızca bugünün değil, geleceğin yatırım merkezlerinden biri olarak okunmalı” diyor. Doğru lokasyon, doğru zaman, doğru proje Artan ilginin yatırım kararlarını daha stratejik hale getirdiğini vurgulayan Tanır, yeni dönemde doğru lokasyon, doğru zamanlama ve doğru proje seçiminin her zamankinden daha önemli olduğuna dikkat çekerek, “Yatırımcı artık yalnızca fiyat odaklı değil; ulaşım, turizm potansiyeli, yaşam kalitesi ve bölgesel gelişim perspektifiyle karar veriyor. Bu da profesyonel bakışı zorunlu hale getiriyor” dedi. Tanır, özellikle Akdeniz hattının bu anlamda güçlü fırsatlar sunduğunu ifade ediyor. Uzmanlara göre güvenli liman algısı, turizm destekli büyüme ve değişen yatırım tercihleri birlikte değerlendirildiğinde, Akdeniz hattı Türkiye gayrimenkul piyasasında yeni büyüme koridorlarından biri olmayı sürdürüyor. Özellikle Manavgat-Side ekseni, hem değer koruma hem uzun vadeli getiri açısından yatırımcı radarındaki yerini güçlendiriyor.

Enerji şoku faiz indirimini engelliyor Haber

Enerji şoku faiz indirimini engelliyor

Yıla faiz indirimi beklentisiyle giren piyasalarda ‘şahin’ politikaların devam edeceği beklentisi hakim olmaya başladı. Küresel piyasalar nisan ayına İran merkezli jeopolitik gerilimlerin gölgesinde girerken, tedarik endişeleriyle 115 dolar seviyelerine kadar tırmanan Brent petrol, yüksek enflasyonun kalıcı hale geleceği korkusunu tetikleyerek, para politikasının dizginlerini elinde tutan merkez bankalarının mevcut planlarını doğrudan etkiledi. Yaşanan bu ani enerji şoku, yıla faiz indirim döngüsü beklentisiyle giren majör merkez bankalarının nisan ayındaki toplantılarında planları değiştirdi. 29 Nisan’da toplanacak ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimlerini ertelemesi bekleniyor. Fed, kararını 30 Nisan’da açıklayacak. Avrupa Merkez Bankası’nın da (ECB) olası bir ‘faiz artırımı’ senaryosu dahi yeniden dillendirilmeye başlandı. İngiltere Merkez Bankası’na (BOE) yönelik faiz indirimi beklentileri ise yerini sabit tutma eğilimine bırakırken, Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) faiz artıracağına ilişkin öngörüler güçlendi. 22 Nisan’da toplanacak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) da değişen bu küresel ve yerel şartlar ışığında faiz kararını piyasalarla paylaşacak. Enerjide ‘hürmüz’ çıkmazı İstanbul Ticaret’e değerlendirmede bulunan Gedik Yatırım Yatırım Danışmanlığı Müdür Yardımcısı Onurcan Bal, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan ve halen devam eden mevcut savaş halinin en çok enerji piyasalarını vurduğunu belirtti. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki sert artışın nedenlerini detaylandıran Bal, “Bölgedeki altyapı tesislerinin zarar görmesi ve üretimin ilerleyen sürece dair ne kadar hasar alacağına ilişkin belirsizliğin yanı sıra dünyadaki petrol ticaretinin yaklaşık beşte birine hizmet eden Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması, enerji maliyetlerinde ciddi bir artışı beraberinde getirdi” dedi. Enerji maliyetlerinin artmasının küresel çapta enflasyon ve büyüme üzerinde olumsuz etkiler yarattığına dikkat çeken Bal, savaş sona erse dahi petrol fiyatlarının çok hızlı bir şekilde savaş öncesi seviyelere dönmesinin ana senaryo olmadığını vurguladı. İndirim döngüsü şimdilik rafa kalktı Son bir buçuk aylık süreçte artan maliyetler ve enflasyon tarafında gündeme gelen endişelerin merkez bankalarının stratejilerini doğrudan değiştirdiğini ifade eden Bal, “Savaş öncesinde küresel piyasalarda hâkim olan kademeli faiz indirim döngüsü şu an için rafa kaldırılmış durumda. Merkez bankalarının faiz indirimlerini ertelediğini söyleyebiliriz” dedi. Küresel çapta çok hızlı bir şahinleşme ve sert faiz artırımları beklemediklerini dile getiren Bal, beklentilerindeki değişimi şu sözlerle aktardı: “Fed’e ilişkin genel beklentiler, bu yıl faiz indirimi yapılmaması yönünde ama kuvvetli bir faiz artırım beklentisi yok. Avrupa Merkez Bankası’nda ise bu yıl faiz değişimi beklenmiyordu, şimdi ‘bir artırım olabilir’ düşüncesi daha ağır basıyor. Fed ve İngiltere Merkez Bankası gibi faiz indirim döngüsünde olan merkez bankalarının bu döngüyü şu an için ertelemesi anlamına geliyor.” Enerji maliyetlerindeki tırmanış, zayıflayan faiz indirimi beklentileri ve riskli varlıklara yönelik azalan iştahın, gelişmekte olan ülkelerden para çıkışlarına sebep olduğunu belirten Bal, jeopolitik riskler sürdükçe bu çıkış eğiliminin devam edebileceğinin altını çizdi. Güvenli liman arayışında yatırımcıların ağırlıklı olarak tahvil ve dolara yöneldiğini aktaran Bal, değerli metallerdeki alışılagelmişin aksine yaşanan düşüşe dikkat çekti: “Normal şartlarda güvenli liman talebiyle altın talep görür, ancak içinde bulunduğumuz sürecin faiz indirim beklentilerini zayıflatması, tahvil faizlerini yükseltmesi ve dolara olan ilgiyi artırması, altını ve gümüşü zayıflatan bir faktör. Enerji maliyetleri yüksek seyretmeye devam ederse altın ve gümüş tarafı zayıf kalmaya devam edebilir.” TCMB için beklenti Küresel jeopolitik tablonun yurt içine yansımalarını da değerlendiren Bal, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) cephesinde de indirim beklentilerinin ötelendiğini kaydetti. Yüzde 1.94 gelen mart enflasyonunun ardından nisan ayının da marttan düşük olmayacağına işaret eden Bal, “Hâlihazırda zaten üst banttan fonlama yapıldığını görüyoruz. Dolayısıyla kısa vadeli bir faiz indirimi şu an bizim taraf için de yok” dedi. Küresel enflasyon korkusunun yeni bir faza geçebileceği uyarısında da bulunan Bal, “savaş uzamaya devam eder, daha da şiddetlenir ve enerji maliyetlerindeki artış eğilimi tekrar hızlanacak olursa hem bizde hem dünyada faiz artırım ihtimalleri daha ciddi konuşulmaya başlanabilir” değerlendirmesinde bulundu. Piyasalar yön arıyor İnfo Yatırım Yatırım Danışmanı Tunç Safa Altunsaray, yıla başlarken dünyada enflasyonun kontrol altına alındığı ve gelişmekte olan ülkelerde dezenflasyon sürecinin devam ettiği iyimser bir tablo olduğunu hatırlattı. Ancak jeopolitik gerilimlerin bu durumu hızla tersine çevirdiğini belirten Altunsaray, “ABD, İran ve İsrail savaşının başlaması, devamında Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve petrolde arz sıkıntısının devreye girmesiyle beraber petrol fiyatlarında ciddi artışlar gördük” dedi. Dünya LNG ticaretinin de sekteye uğramasıyla enerji maliyetlerinin ciddi oranda tırmandığını vurgulayan Altunsaray, enerji fiyatlarındaki yukarı yönlü her hareketin tarihi olarak enflasyonist baskı yarattığını ifade etti. Fiyat istikrarının merkez bankalarının ana görevi olduğunu hatırlatan Altunsaray, değişen beklentileri şu sözlerle özetledi: “Şu an enerji maliyetlerinin artmasından dolayı küresel bir enflasyon riski olduğunu düşünecek olursak merkez bankalarının faiz indirimlerinin rafa kalktığını söyleyebiliriz. Hatta Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası (BOE) gibi kimi merkez bankalarından faiz artışları bile bekleniyor.” Gelişmekte olan borsalardan çıkış hızlandı Gelişmiş ülke merkez bankalarının faiz politikalarındaki şahinleşme eğiliminin piyasalardaki para akışını doğrudan değiştirdiğini vurgulayan Altunsaray, bu durumun borsalar üzerinde baskı oluşturduğuna dikkat çekti. Ocak başından şubat sonuna kadarki süreci örnek gösteren Altunsaray, “Gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının faiz indirimi yaptığı ya da beklendiği dönemlerde genelde gelişmekte olan ülkelerin borsalarına ve piyasalarına para girişi olduğunu görmüşüzdür” dedi. Ancak mevcut tabloda rüzgarın tersine döndüğünü belirten Altunsaray, “Faiz indirimi beklentileri değişip merkez bankalarının faiz politikaları sıkılaşma anlamında değiştiği zaman, gelişmekte olan ülkelerin borsalarından çıkış olup paranın sabit getirili ürünlere gittiğini görmüşüzdür. Aslında şu anda gerçekleşen durum tam olarak bu” değerlendirmesinde bulundu. Yeni güvenli liman talebi Yatırımcıların bu belirsizlik ortamında nasıl bir strateji izlemesi gerektiğine de değinen Altunsaray, portföylerin bir miktar nakitte tutulmasının veya para piyasası fonları (PPF) ile mevduat gibi sabit getirili enstrümanlarda değerlendirilmesinin daha kritik olacağını kaydetti. Altın fiyatlarında yaşanan geri çekilmenin arka planını da açıklayan Altunsaray, şunları söyledi: “Şu an merkez bankalarının altın satması, Körfez ülkelerinden likidite ihtiyacı dolayısıyla altın satılması ve dolar endeksinin (DXY) güçlenmesi geri çekilmelere sebep oldu. Aynı zamanda Fed’in faiz indirimlerini ötelemesi dünyada doları güçlendirdi. Bu yüzden güvenli liman tarafının, piyasadaki belirsizlikten dolayı şu an için sabit getirili ürünlerde olduğunu düşünüyorum.”

Altın haftaya yükselişle başladı Haber

Altın haftaya yükselişle başladı

Küresel piyasalarda geçen hafta %1,41 primle 4.964 dolardan kapanış yapan ons atın fiyatı, yeni haftaya da pozitif başlangıç yaptı. TSİ 06:00 itibarıyla ons fiyatı 5.010 dolara yakın seyrederken, spot piyasada işlem gören 9 Şubat 2026 gram altın fiyatı 7.020 TL’den güne başlıyor. Kapalıçarşı’daki kuyumcularda ise sabah saatlerinde fiziki gram altın satış fiyatı 7.500 TL ve çeyrek altın satış fiyatı 12.235 TL’den gerçekleşiyor. Abd-iran müzakereleri Piyasaların yakından takip ettiği ABD ile İran arasındaki nükleer müzakerelerin ilki gerçekleşti. Görüşmelerde her iki tarafın da taleplerini birbirlerine ilettiği ve müzakereleri sürdürme konusunda mutabakata varıldığı ifade edildi. Net bir sonucun çıkmaması, piyasada temkinli duruşun devamına sebep oluyor. ABD verileri Öte yandan ABD’de iş gücü piyasasından gelen son sinyaller “zayıflığa” işaret ederken, FED’den gelecekte faiz indirimi beklentilerinin de canlı kalmasına destek oluyor. Bu durum, altın fiyatlarının da belli desteklerde tutunmasını beraberinde getiriyor. Altında kritik seviyeler Altın fiyatlarının, ocak ayının son haftasında gördüğü 5.602 dolar zirvesinin ardından düşüşe geçtiğini ancak 4.500 dolar desteğinin üzerinde tutunmayı başardığını aktaran analistler, “Son durumda fiyatlar 5.000 dolar ile imtihan veriyor. Önümüzdeki günlerde 5.000 doların üzerinde birkaç günlük kapanış, teknik olarak pozitif bir sinyal olabilir. Aşağı yönlü muhtemel bir hareketlilikte ise 50 günlük ortalamanın da yakınlaştığı 4.620 dolar seviyesi önemli bir destek” değerlendirmesinde bulunuyor. ETF’lerden rekor talep Bu arada Dünya Altın Konseyi (WGC), küresel altın fonlarında (ETF) ocak ayında 120 tonluk talep gözlemlendiğini ve bunun yaklaşık 19 milyar dolara karşılık geldiğini açıkladı. Yayımlanan raporda, söz konusu rakamların aylık rekora işaret ettiği belirtilerek; geçen ayki %14'lük fiyat artışının ise sarı metalin piyasa değerini 669 milyar dolar seviyesine çıkardığı ifade edildi. Asya ve ABD yarışı WGC’nin raporuna göre Ocak 2026’da Asya'dan gelen talep, 62 ton ile zirvede yer aldı. Bölge, küresel net girişlerin %51'ini oluşturdu. Çin, Asya’daki talebe 6 milyar dolar ile öncülük etti. Kuzey Amerika piyasalarında işlem gören altın ETF'lerinden ise 7 milyar dolar değerinde 43,4 ton altın talebi geldi. Avrupa'daki talep ise 13 ton ile (yaklaşık 2 milyar dolar) sınırlı kaldı. Altında beklentiler WGC analistleri, “Altın, Kevin Warsh'ın FED Başkanlığına aday olarak açıklanmasının ardından altında ocak sonunda sert geri çekilme yaşadı. Ancak fiyatlar aşırı yükselmişti ve düzeltme ihtimali artmıştı. Altın fiyatlarındaki son yükseliş muhtemelen bir duraklamayı gerektiriyor, ancak 2026'da yatırım talebinin devam edeceğini düşünüyoruz. Düşük faiz oranları, inatçı enflasyon ve hükümet harcamaları, altını daha cazip bir güvenli liman varlığı haline getiriyor. Jeopolitik gelişmeler itici güç olmaya devam edebilir” yorumunda bulunuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.