SON DAKİKA
Hava Durumu

#Fed

Ekometre - Fed haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fed haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Altın fiyatları haftaya yükselişle başladı Haber

Altın fiyatları haftaya yükselişle başladı

ABD ile İran arasında yürütülen diplomatik temaslara dair iyimserlik ve dolar endeksindeki zayıflamanın etkisiyle spot altın yeni haftaya yüzde 0,4'lük artışla 4 bin 726 dolar seviyesinden başlarken; Gram altın şu sıralar 6 bin 845 lira seviyesinde seyrediyor. Spot altın yüzde 0,4 artışla 4.726 dolar seviyesine yükselirken, ABD vadeli altın kontratları 4.742 dolar civarında dengelendi. Geçtiğimiz hafta yüzde 2,5 düşen altın, dört haftalık yükseliş serisini sonlandırmıştı. Gram altın ne kadar? Gram altın fiyatları da yeni haftaya yukarı yönlü başladı. Gram altın haftanın ilk gününe yüzde 0,4'lük yükselişle başladı. Gram altın şu sıralar 6 bin 845 lira seviyesinde seyrediyor. Diplomasi beklentisi piyasayı destekledi Haberlere göre İran, Pakistan arabuluculuğunda ABD’ye Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve savaşın sona erdirilmesini içeren yeni bir öneri sundu. Bu gelişme, jeopolitik risklerin azalabileceği beklentisiyle altına destek verdi. Trump’tan sert mesaj, görüşmeler belirsiz ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın müzakere etmek isterse iletişime geçebileceğini söyledi ancak nükleer silah konusundaki kırmızı çizgiyi yineledi. Öte yandan ABD’nin İran görüşmeleri için Pakistan’a göndermeyi planladığı heyeti iptal etmesi, barış umutlarını zayıflattı. Petrol ve enflasyon baskısı sürüyor Orta Doğu’daki belirsizlik nedeniyle petrol fiyatları yüksek kalmaya devam ediyor. Bu durum, enflasyon baskısını artırarak faizlerin uzun süre yüksek kalabileceği beklentisini güçlendiriyor. Yüksek faiz ortamı ise getirisi olmayan altının cazibesini sınırlayan bir unsur olarak öne çıkıyor. Gözler FED kararında Piyasalar şimdi Federal Reserve’in Çarşamba günü açıklayacağı faiz kararına odaklanmış durumda. Fed’in enerji kaynaklı enflasyon riskine nasıl yaklaşacağı, altının yönü açısından belirleyici olacak. Gümüş yüzde 1 yükselirken, platin yüzde 0,7 artış kaydetti. Paladyum ise sınırlı düşüşle günü geçirdi.

Enerji şoku faiz indirimini engelliyor Haber

Enerji şoku faiz indirimini engelliyor

Yıla faiz indirimi beklentisiyle giren piyasalarda ‘şahin’ politikaların devam edeceği beklentisi hakim olmaya başladı. Küresel piyasalar nisan ayına İran merkezli jeopolitik gerilimlerin gölgesinde girerken, tedarik endişeleriyle 115 dolar seviyelerine kadar tırmanan Brent petrol, yüksek enflasyonun kalıcı hale geleceği korkusunu tetikleyerek, para politikasının dizginlerini elinde tutan merkez bankalarının mevcut planlarını doğrudan etkiledi. Yaşanan bu ani enerji şoku, yıla faiz indirim döngüsü beklentisiyle giren majör merkez bankalarının nisan ayındaki toplantılarında planları değiştirdi. 29 Nisan’da toplanacak ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimlerini ertelemesi bekleniyor. Fed, kararını 30 Nisan’da açıklayacak. Avrupa Merkez Bankası’nın da (ECB) olası bir ‘faiz artırımı’ senaryosu dahi yeniden dillendirilmeye başlandı. İngiltere Merkez Bankası’na (BOE) yönelik faiz indirimi beklentileri ise yerini sabit tutma eğilimine bırakırken, Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) faiz artıracağına ilişkin öngörüler güçlendi. 22 Nisan’da toplanacak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) da değişen bu küresel ve yerel şartlar ışığında faiz kararını piyasalarla paylaşacak. Enerjide ‘hürmüz’ çıkmazı İstanbul Ticaret’e değerlendirmede bulunan Gedik Yatırım Yatırım Danışmanlığı Müdür Yardımcısı Onurcan Bal, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan ve halen devam eden mevcut savaş halinin en çok enerji piyasalarını vurduğunu belirtti. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki sert artışın nedenlerini detaylandıran Bal, “Bölgedeki altyapı tesislerinin zarar görmesi ve üretimin ilerleyen sürece dair ne kadar hasar alacağına ilişkin belirsizliğin yanı sıra dünyadaki petrol ticaretinin yaklaşık beşte birine hizmet eden Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması, enerji maliyetlerinde ciddi bir artışı beraberinde getirdi” dedi. Enerji maliyetlerinin artmasının küresel çapta enflasyon ve büyüme üzerinde olumsuz etkiler yarattığına dikkat çeken Bal, savaş sona erse dahi petrol fiyatlarının çok hızlı bir şekilde savaş öncesi seviyelere dönmesinin ana senaryo olmadığını vurguladı. İndirim döngüsü şimdilik rafa kalktı Son bir buçuk aylık süreçte artan maliyetler ve enflasyon tarafında gündeme gelen endişelerin merkez bankalarının stratejilerini doğrudan değiştirdiğini ifade eden Bal, “Savaş öncesinde küresel piyasalarda hâkim olan kademeli faiz indirim döngüsü şu an için rafa kaldırılmış durumda. Merkez bankalarının faiz indirimlerini ertelediğini söyleyebiliriz” dedi. Küresel çapta çok hızlı bir şahinleşme ve sert faiz artırımları beklemediklerini dile getiren Bal, beklentilerindeki değişimi şu sözlerle aktardı: “Fed’e ilişkin genel beklentiler, bu yıl faiz indirimi yapılmaması yönünde ama kuvvetli bir faiz artırım beklentisi yok. Avrupa Merkez Bankası’nda ise bu yıl faiz değişimi beklenmiyordu, şimdi ‘bir artırım olabilir’ düşüncesi daha ağır basıyor. Fed ve İngiltere Merkez Bankası gibi faiz indirim döngüsünde olan merkez bankalarının bu döngüyü şu an için ertelemesi anlamına geliyor.” Enerji maliyetlerindeki tırmanış, zayıflayan faiz indirimi beklentileri ve riskli varlıklara yönelik azalan iştahın, gelişmekte olan ülkelerden para çıkışlarına sebep olduğunu belirten Bal, jeopolitik riskler sürdükçe bu çıkış eğiliminin devam edebileceğinin altını çizdi. Güvenli liman arayışında yatırımcıların ağırlıklı olarak tahvil ve dolara yöneldiğini aktaran Bal, değerli metallerdeki alışılagelmişin aksine yaşanan düşüşe dikkat çekti: “Normal şartlarda güvenli liman talebiyle altın talep görür, ancak içinde bulunduğumuz sürecin faiz indirim beklentilerini zayıflatması, tahvil faizlerini yükseltmesi ve dolara olan ilgiyi artırması, altını ve gümüşü zayıflatan bir faktör. Enerji maliyetleri yüksek seyretmeye devam ederse altın ve gümüş tarafı zayıf kalmaya devam edebilir.” TCMB için beklenti Küresel jeopolitik tablonun yurt içine yansımalarını da değerlendiren Bal, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) cephesinde de indirim beklentilerinin ötelendiğini kaydetti. Yüzde 1.94 gelen mart enflasyonunun ardından nisan ayının da marttan düşük olmayacağına işaret eden Bal, “Hâlihazırda zaten üst banttan fonlama yapıldığını görüyoruz. Dolayısıyla kısa vadeli bir faiz indirimi şu an bizim taraf için de yok” dedi. Küresel enflasyon korkusunun yeni bir faza geçebileceği uyarısında da bulunan Bal, “savaş uzamaya devam eder, daha da şiddetlenir ve enerji maliyetlerindeki artış eğilimi tekrar hızlanacak olursa hem bizde hem dünyada faiz artırım ihtimalleri daha ciddi konuşulmaya başlanabilir” değerlendirmesinde bulundu. Piyasalar yön arıyor İnfo Yatırım Yatırım Danışmanı Tunç Safa Altunsaray, yıla başlarken dünyada enflasyonun kontrol altına alındığı ve gelişmekte olan ülkelerde dezenflasyon sürecinin devam ettiği iyimser bir tablo olduğunu hatırlattı. Ancak jeopolitik gerilimlerin bu durumu hızla tersine çevirdiğini belirten Altunsaray, “ABD, İran ve İsrail savaşının başlaması, devamında Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve petrolde arz sıkıntısının devreye girmesiyle beraber petrol fiyatlarında ciddi artışlar gördük” dedi. Dünya LNG ticaretinin de sekteye uğramasıyla enerji maliyetlerinin ciddi oranda tırmandığını vurgulayan Altunsaray, enerji fiyatlarındaki yukarı yönlü her hareketin tarihi olarak enflasyonist baskı yarattığını ifade etti. Fiyat istikrarının merkez bankalarının ana görevi olduğunu hatırlatan Altunsaray, değişen beklentileri şu sözlerle özetledi: “Şu an enerji maliyetlerinin artmasından dolayı küresel bir enflasyon riski olduğunu düşünecek olursak merkez bankalarının faiz indirimlerinin rafa kalktığını söyleyebiliriz. Hatta Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası (BOE) gibi kimi merkez bankalarından faiz artışları bile bekleniyor.” Gelişmekte olan borsalardan çıkış hızlandı Gelişmiş ülke merkez bankalarının faiz politikalarındaki şahinleşme eğiliminin piyasalardaki para akışını doğrudan değiştirdiğini vurgulayan Altunsaray, bu durumun borsalar üzerinde baskı oluşturduğuna dikkat çekti. Ocak başından şubat sonuna kadarki süreci örnek gösteren Altunsaray, “Gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının faiz indirimi yaptığı ya da beklendiği dönemlerde genelde gelişmekte olan ülkelerin borsalarına ve piyasalarına para girişi olduğunu görmüşüzdür” dedi. Ancak mevcut tabloda rüzgarın tersine döndüğünü belirten Altunsaray, “Faiz indirimi beklentileri değişip merkez bankalarının faiz politikaları sıkılaşma anlamında değiştiği zaman, gelişmekte olan ülkelerin borsalarından çıkış olup paranın sabit getirili ürünlere gittiğini görmüşüzdür. Aslında şu anda gerçekleşen durum tam olarak bu” değerlendirmesinde bulundu. Yeni güvenli liman talebi Yatırımcıların bu belirsizlik ortamında nasıl bir strateji izlemesi gerektiğine de değinen Altunsaray, portföylerin bir miktar nakitte tutulmasının veya para piyasası fonları (PPF) ile mevduat gibi sabit getirili enstrümanlarda değerlendirilmesinin daha kritik olacağını kaydetti. Altın fiyatlarında yaşanan geri çekilmenin arka planını da açıklayan Altunsaray, şunları söyledi: “Şu an merkez bankalarının altın satması, Körfez ülkelerinden likidite ihtiyacı dolayısıyla altın satılması ve dolar endeksinin (DXY) güçlenmesi geri çekilmelere sebep oldu. Aynı zamanda Fed’in faiz indirimlerini ötelemesi dünyada doları güçlendirdi. Bu yüzden güvenli liman tarafının, piyasadaki belirsizlikten dolayı şu an için sabit getirili ürünlerde olduğunu düşünüyorum.”

Ateşkes belirsizliğiyle altın piyasası yatay seyrediyor Haber

Ateşkes belirsizliğiyle altın piyasası yatay seyrediyor

Altın fiyatları, ABD ile İran arasındaki ateşkes görüşmelerinin seyrine yönelik belirsizlik nedeniyle perşembe günü yatay bir görünüm sergiledi. Yatırımcıların odağında ayrıca gün içinde açıklanacak kritik ABD enflasyon verileri yer aldı. Spot altın, ons başına 4 bin 720 dolarda sınırlı değişim gösterdi. ABD’de haziran vadeli altın kontratları ise yüzde 0,8 düşüşle 4 bin 736,50 dolara geriledi. Gram altın ne kadar? Gram altın fiyatları yeni güne 6 bin 756 lira seviyesinde başladı. GoldSilver Central Genel Müdürü Brian Lan, altının kısa vadede net bir yön arayışında olmadığını belirterek, “Ateşkes sonrası gelişmelere dair spekülasyonlar sürüyor. Altın şu an için belirgin bir hareket sinyali vermiyor” dedi. Lan, fiyatların yakın vadede 4 bin 607 ile 4 bin 860 dolar aralığında konsolide olmasını beklediğini ifade etti. Jeopolitik riskler piyasaları baskılıyor Çarşamba günü İsrail’in Lübnan’a yönelik bugüne kadarki en yoğun saldırılarını gerçekleştirmesi ve yüzlerce kişinin hayatını kaybetmesi, bölgede tansiyonu yeniden yükseltti. İran’dan gelen misilleme tehdidi ise risk iştahını baskıladı. Öte yandan petrol fiyatları, Ortadoğu’daki arzın ateşkese rağmen tam olarak toparlanamayabileceğine yönelik endişelerle yükseldi. Altında savaş sonrası sert geri çekilme Spot altın, 28 Şubat’ta başlayan ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından yüzde 10’dan fazla değer kaybetti. Artan enerji fiyatlarının enflasyon baskısını güçlendirmesi, piyasaların faiz beklentilerini yeniden şekillendirmesine neden oldu. Faiz getirisi bulunmayan altın, genellikle düşük faiz ortamlarında daha güçlü performans gösteriyor. FED mesajları ve veri gündemi belirleyici olacak ABD Merkez Bankası’nın (Fed) 17-18 Mart tarihli toplantı tutanakları, enflasyonun yüzde 2 hedefinin üzerinde kalmaya devam etmesi nedeniyle daha fazla faiz artışı ihtimalinin güç kazandığını ortaya koydu. Özellikle İran savaşı kaynaklı enflasyon baskısı bu beklentiyi destekledi. Piyasalar şimdi ABD’de açıklanacak şubat ayı Kişisel Tüketim Harcamaları (PCE) verisi ile cuma günü yayımlanacak mart ayı enflasyon verilerine odaklanmış durumda. Bu verilerin, Fed’in para politikası patikasına dair yeni ipuçları sunması bekleniyor. Standard Chartered tarafından yayımlanan notta ise kısa vadeli dalgalanmalara rağmen, artan jeopolitik riskler nedeniyle altının önümüzdeki aylarda yeniden yükseliş trendine girebileceği öngörüldü. Diğer değerli metallerde düşüş Diğer değerli metallerde ise satış baskısı öne çıktı. Spot gümüş yüzde 0,5 düşüşle ons başına 73,71 dolara, platin yüzde 0,6 kayıpla 2.017,26 dolara ve paladyum yüzde 0,4 gerileyerek 1.549,18 dolara indi.

Altın fiyatları toparlanıyor mu? Haber

Altın fiyatları toparlanıyor mu?

Altın fiyatları salı günü, Ortadoğu’daki çatışmalarda gerilimin azalabileceğine yönelik beklentilerle yükseldi. Ancak artan enerji fiyatlarının ABD’de faiz indirimi umutlarını zayıflatması, değerli metalin son 17 yılın en kötü aylık performansına doğru ilerlemesine neden oluyor. Jeopolitik umutlar fiyatları destekledi Spot altın, yüzde 1,1 artışla ons başına 4 bin 562 dolara yükseldi. ABD altın vadeli işlemleri ise yüzde 1,2 değer kazanarak 4.611,30 dolara çıktı. Doların zayıflaması, diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar için altını daha cazip hale getirdi. Gram altın ne kadar? Ons altın tarafında yaşanan yükselişle birlikte gram altın da yeni güne yukarı yönlü hareket ile başladı. Gram altın yüzde 1,2'lik yükselişle 6 bin 521 lira seviyesinde seyrediyor. Trump sinyali piyasalarda “Risk İştahını” artırdı Tastylive küresel makro başkanı Ilya Spivak, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri operasyonu sonlandırmaya açık olduğu yönündeki mesajlarının piyasalarda risk iştahını artırdığını belirtti. Wall Street Journal’ın haberine göre Trump, Hürmüz Boğazı tamamen açılmasa bile operasyonun sona erdirilmesini değerlendirmeye aldı. Piyasalar resesyon riskini fiyatlıyor Spivak, altının yaklaşık bir haftadır dengelendiğini ve özellikle geçen cuma günkü yükselişin dikkat çektiğini ifade etti. Bu yükselişin, ABD tahvil getirilerindeki düşüşle birlikte gerçekleştiğini ve piyasaların İran savaşını ekonomik durgunluk riski olarak görmeye başladığını söyledi. 17 yılın en sert aylık kaybı kapıda Altın, bu ay şu ana kadar yüzde 13’ten fazla değer kaybederek Ekim 2008’den bu yana en sert düşüşüne hazırlanıyor. Güçlü dolar ve bu yıl için faiz indirimi beklentilerinin zayıflaması, fiyatlar üzerinde baskı yarattı. Buna rağmen altın, çeyrek bazında yaklaşık yüzde 5 artıda kalmayı sürdürüyor. Faiz indirimi beklentileri neredeyse silindi Yüksek enerji fiyatlarının enflasyonu körükleyebileceği endişesiyle yatırımcılar, ABD Merkez Bankası’nın bu yıl faiz indireceği beklentisini büyük ölçüde rafa kaldırdı. Oysa Ortadoğu’daki savaş başlamadan önce piyasalarda iki faiz indirimi beklentisi öne çıkıyordu. FED Temkinli: Bekle-gör politikası Fed Başkanı Jerome Powell, İran savaşının ekonomi ve enflasyon üzerindeki etkilerini görmek için acele etmeyeceklerini belirtti. Powell, merkez bankalarının genellikle petrol fiyatlarındaki artış gibi şokları geçici olarak değerlendirdiğine dikkat çekti. Diğer değerli metallerde güçlü yükseliş Spot gümüş yüzde 3,3 artışla 72,27 dolara, platin yaklaşık yüzde 1 yükselişle 1.916,77 dolara çıktı. Paladyum ise yüzde 2,3 değer kazanarak 1.437,76 dolara ulaştı.

Artan enerji fiyatlarının ABD ekonomisi üzerindeki etkileri Haber

Artan enerji fiyatlarının ABD ekonomisi üzerindeki etkileri

ABD Merkez Bankası (Fed) yetkilileri, Orta Doğu’daki çatışmaların ekonomik görünüm üzerindeki etkilerine ilişkin kaygılarını dile getirmeyi sürdürüyor. Fed Guvernörü Lisa Cook, yaptığı değerlendirmede, "İran savaşı nedeniyle şu anda enflasyon riskinin daha büyük olduğunu söyleyebilirim. İşgücü piyasasına gelince, dengede olduğunu düşünüyorum, ancak bu denge çok kırılgan" ifadelerini kullandı. Cook, gümrük tarifelerinin enflasyonu zaten hedefin üzerine taşıdığını belirterek, bölgedeki gelişmelerin bu baskıyı daha da artırabileceğine dikkat çekti. “Bu durumdan tahmin ettiğimizden çok daha uzun süre kurtulamayabiliriz. Bu yüzden şu anda risk dengesi daha çok enflasyon tarafına kaymış durumda” dedi. Faizlerde ''bekle-gör yaklaşımı Cook, para politikasına ilişkin net bir yönlendirme yapmazken, aynı gün konuşan diğer Fed yetkilileri faiz oranlarında temkinli bir duruş benimsediklerini ortaya koydu. Fed Guvernörü Michael Barr, mevcut koşullarda veri odaklı hareket etmenin önemine işaret ederek, “Koşulları değerlendirmek için biraz zaman ayırmak mantıklı. Mevcut politika duruşumuz, gelen verileri değerlendirirken beklemede kalmamız için bizi iyi bir konuma getiriyor” dedi. Enerji ve emtia fiyatları belirleyici olacak Barr, savaş öncesinde de gümrük vergilerinin enflasyon üzerindeki etkisinin kalıcı olabileceğine yönelik endişelerin bulunduğunu hatırlattı. Çatışmaların uzaması halinde ise daha geniş çaplı etkiler görülebileceğini belirtti. “Enerji fiyatları ve diğer emtia fiyatlarındaki artışın hem fiyatlar hem de ekonomik faaliyetler üzerinde daha geniş kapsamlı etkileri olabilir” diyen Barr, “Özellikle, bir başka fiyat şokunun uzun vadeli enflasyon beklentilerini artırabileceğinden endişeliyim” ifadelerini kullandı. Jefferson: Enerji fiyatları kritik olacak Fed Başkan Yardımcısı Philip Jefferson da savaşın süresi ve enerji maliyetlerinin seyrinin ekonomi açısından belirleyici olacağını vurguladı. Jefferson, “Enerji fiyatlarındaki uzun süreli artış, diğer birçok ürün üzerinde yukarı yönlü fiyat baskısı yaratabilir” değerlendirmesinde bulunarak, “Bir politika yapıcı olarak, bu yüksek maliyetlerin ekonomi genelinde fiyatlara yansıyıp yansımadığını izleyeceğim” dedi. Risk dengesi enflasyına kayıyor Fed yetkililerinin açıklamaları, Orta Doğu’daki gelişmelerin ABD ekonomisi açısından yeni bir belirsizlik başlığı oluşturduğunu ortaya koydu. Özellikle enerji fiyatları üzerinden oluşabilecek baskının, enflasyonun yeniden hız kazanmasına yol açabileceği ve politika yapıcıların bu nedenle temkinli hareket ettiği görülüyor.

Piyasaların gözü Fed kararında Haber

Piyasaların gözü Fed kararında

Yatırımcılar, Fed’in faiz kararının yanı sıra yayımlanacak "nokta grafiği" ve ekonomik projeksiyonlar üzerinden para politikasının gelecek dönem rotasına dair ipuçlarını takip edecek. Küresel piyasalar jeopolitik risklerin gölgesinde Fed'in para politikası kararlarına odaklandı. Fed'in politika faizini sabit bırakmasına kesin gözüyle bakılırken, Fed Başkanı Powell'ın sözle yönlendirmeleri ve bankanın ekonomiye dair projeksiyonları yakından takip edilecek. Küresel piyasalarda, Ortadoğu'da gerilimin yakın zamanda sona erebileceğine yönelik iyimserliğin etkisiyle toparlanma eğilimi sürerken, bugün ABD Merkez Bankası'nın (Fed) para politikası kararları ve Fed Başkanı Jerome Powell'ın sözle yönlendirmeleri yatırımcıların odağına yerleşti. ABD ve İsrail’in İran'a yönelik saldırıları ve İran'dan gelen misillemelerle Ortadoğu'da tırmanan gerilim, başta petrol arzı olmak üzere küresel ekonomi açısından önemli bir risk unsuru olmayı sürdürüyor. Bölgedeki gerginliklerin kısa sürede sona ereceğine dair iyimserliklerin öne çıkmaya başlamasına karşın, çatışmaların uzun vadede ekonomiler üzerindeki olası etkilerinin boyutu ise belirsizliğini koruyor. Çatışmalarda bazı petrol tesislerinin hedef alınması ve petrol sevkiyatı açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nda deniz trafiğinin yavaşlaması, enerji maliyetlerini artırarak küresel enflasyon risklerini yukarı yönlü besliyor. FED'İN SABİT BIRAKMASI KESİN GİBİ: GÖZLER POWELL'IN MESAJLARINDA Enflasyon risklerindeki artış, merkez bankalarının politikalarına ilişkin beklenti oluşumunu zorlaştırırken, gözler Fed'in bu akşam alacağı para politikası kararlarına çevrildi. Para piyasalarındaki fiyatlamalarda, Fed'in politika faizini sabit bırakmasına kesin gözüyle bakılırken, karar sonrası Fed Başkanı Powell'ın sözle yönlendirmeleri ve bankanın ekonomiye dair projeksiyonları yatırımcılar tarafından yakından takip edilecek. Buna ek olarak faiz kararının ardından yayımlanacak "nokta grafiği"nin gelecekte politika adımlarının yönü ve zamanlamasına ilişkin önemli ipuçları sunması bekleniyor. Fed mart ayı faiz kararını Türkiye saati ile 21.00'de kamuoyuna duyuracak.

JP MORGAN Faiz indirimi beklentisini geri çekti Haber

JP MORGAN Faiz indirimi beklentisini geri çekti

JPMorgan, Barclays ve Goldman Sachs başta olmak üzere birçok banka, Fed’in faiz indirimi takvimini ileri tarihlere öteledi. ABD’de aralık ayına ilişkin istihdam verilerinin ardından, önde gelen küresel bankalar ABD Merkez Bankası için faiz patikasını yeniden değerlendirdi. Veriler, istihdam artış hızının yavaşladığını ancak iş gücü piyasasında hızlı bir bozulma olmadığını ortaya koyarken, bu tablo Fed’in kısa vadede faiz indirimine gitmeyebileceği beklentisini güçlendirdi. JPMORGAN Faiz indirimi beklentisini tamamen geri çekti JPMorgan, daha önce ocak ayı için öngördüğü faiz indirimi beklentisini geri çekti. Banka, Fed’in bir sonraki hamlesinin 2027 yılının üçüncü çeyreğinde 25 baz puanlık bir faiz artırımı olacağını tahmin etti. JPMorgan’ın bu revizyonu, küresel bankalar arasında en şahin senaryolardan biri olarak öne çıktı. Barclays ve GOldman Sachs 2026’yı işaret etti Barclays ve Goldman Sachs, faiz indirimi beklentilerini 2026’nın ortalarına erteledi. Daha önce mart ve haziran aylarında faiz indirimi bekleyen iki banka, artık 25 baz puanlık indirimin eylül ve aralık aylarında gündeme gelebileceğini öngörüyor. Goldman Sachs, iş gücü piyasasında istikrarın korunması halinde Fed’in risk yönetimi yaklaşımından normalleşme sürecine geçebileceğini belirtti. Morgan Stanley ve diğer bankaların tahminleri Morgan Stanley, faiz indirimi beklentilerini ocak ve nisan aylarından haziran ve eylül aylarına kaydırdı. Wells Fargo mart-haziran dönemine yönelik tahminlerini korurken, BofA Global Research haziran-temmuz dönemini işaret etmeye devam etti. BofA, mevcut veri setinin istihdam artış hızının Fed’in kabul edebileceğinden daha hızlı yavaşlayabileceğine dair görüşleri desteklediğini vurguladı. İstihdam verileri ve Fed beklentileri Cuma günü açıklanan veriler, ABD’de istihdam artışının aralık ayında beklentilerin üzerinde yavaşladığını gösterdi. Buna karşın işsizlik oranının yüzde 4,4’e gerilemesi ve ücret artışlarının güçlü seyrini sürdürmesi, iş gücü piyasasında sert bir bozulma olmadığını ortaya koydu. Bu görünüm, Fed’in ocak toplantısında faizleri sabit tutacağı beklentilerini kuvvetlendirdi. CME FedWatch verilerine göre piyasalar, Fed’in ocak ayında faizleri değiştirmeme olasılığını yüzde 95 olarak fiyatlıyor. Bu oran, istihdam verileri öncesinde yüzde 86 seviyesindeydi. Trump–Powell gerilimi belirsizliği artırıyor Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump ile Fed Başkanı Jerome Powell arasındaki gerilim de piyasalardaki belirsizliği artıran bir diğer unsur olarak öne çıkıyor. Powell, pazar günü yaptığı açıklamada Trump yönetiminin kendisini cezai soruşturma tehdidiyle karşı karşıya bıraktığını ve bunun faizleri düşürmeye yönelik baskının bir parçası olduğunu söyledi. Bu açıklamalar, Fed’in bağımsızlığına ilişkin endişeleri yeniden gündeme taşıdı.

New York Fed'in aralık ayı imalat endeksi raporu yayınlandı Haber

New York Fed'in aralık ayı imalat endeksi raporu yayınlandı

New York Fed imalat endeksi, aralık ayında 22,6 puanlık sert bir düşüşle eksi 3,9 değerine gerileyerek bölgedeki imalat faaliyetlerinde daralmaya işaret etti. Piyasalar endeksin 10 seviyesinde gerçekleşmesini bekliyordu. New York'ta imalat sektöründe faaliyet gösteren firmalarla yapılan anket sonucu hazırlanan rapora göre, imalat endeksi aralıkta 22,6 puan azalışla eksi 3,9 değerine indi. Endekse ilişkin piyasa beklentisi, bu dönemde 10 değerini alması yönündeydi. Endeks, kasım ayında 18,7 seviyesinde gerçekleşmişti. Yeni sipariş endeksi aralıkta 15,9 puan azalarak 0 değerine, sevkiyat endeksi 22,5 puan azalışla eksi 5,7 değerine geriledi. Gelecek altı aylık görünüme ilişkin iyimserlik ise bu dönemde 16,6 puan artarak 35,7'ye çıktı. Raporda görüşlerine yer verilen New York Fed Ekonomik Araştırma Danışmanı Richard Deitz, New York eyaletinde imalat faaliyetinin iki ay artış gösterdikten sonra aralıkta hafif bir daralma yaşadığını belirtti. Fiyat artışlarının üst üste ikinci ayda yavaşladığını ancak yüksek seviyede kaldığını kaydeden Deitz, firmaların gelecek aylara ilişkin beklentiler konusunda giderek daha iyimser hale geldiğini ifade etti. Üretim sektöründeki görünümle ilgili bilgi veren imalat endeksinin sıfırın üzerinde değer alması sektörde büyüme, sıfırın altında değer alması ise daralma olduğuna işaret ediyor.

Fed'in faiz sinyalleri altını hareketlendirdi Haber

Fed'in faiz sinyalleri altını hareketlendirdi

Fed üyelerinden gelen güvercin açıklamalar, piyasada faiz indirim beklentilerini yeniden güçlendirdi. Altının yükselmesindeki bir neden de düşük faiz oranları olduğu için, bu gelişme fiyatları yukarı yönlü hareketlendirdi. Altının onsu dün 4 bin 155 dolara kadar çıkarken; gram altın da yeniden 5 bin 639 TL’ye çıktı. Ancak kısa vadede genel beklenti, oynaklığın süreceği yönünde. Altın fiyatlarında oynaklık sürüyor. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) gelecek ay faiz indirimine gideceğine yönelik beklentilerin yeniden güçlenmesi, altın fiyatlarında yukarı yönlü kıpırdanma sağlasa da dolar endeksindeki artışın yarattığı baskıyla tekrar geriledi. Gamze Bal'ın haberine göre, Fed Başkanı Jerome Powell, geçen ayki para politikası kararı sonrası, aralık toplantısında politika faizinde daha fazla indirim yapılmasının kesin olmadığını söylemiş; Powell’ın temkinli açıklamalarından sonra piyasanın faiz indirimi beklentisi zayıflamıştı. Ancak son günlerde Fed üyelerinden gelen güvercin açıklamalar, piyasanın faiz indirimi beklentilerini yeniden güçlendirdi. New York Fed Başkanı John Williams, “Yakın vadede bir faiz indirimi için alan var” derken; San Francisco Fed Başkanı Mary Daly de gelecek ay yapacakları toplantıda faiz indirimine destek verdiğini söyledi. Düşük faiz oranları dolar gibi faiz getirisi olan varlıkların cazibesini azaltacağı için, yatırımcılar nezdinde altını öne çıkarıyor. Bu gelişmenin etkisiyle altının onsu dün sabah yüzde 0.2 artışla 4 bin 142 dolara yükseldi. Gün içinde ise 4 bin 109-4 bin 155 dolar aralığında dalgalandı. Son 10 gün içinde 5 bin 450 TL’ye kadar çekilen gram altın ise dün 5 bin 639 TL’den işlem gördü. Uzmanların bundan sonraki seyre yönelik beklentileri ise karışık. Fiyatların kısa vadede en fazla 4 bin 200 dolara çıkmasını bekleyen de var; yukarı yönlü seyrin kalıcı olmasını bekleyen de... ‘Ralli için neden yok’ Ata Yatırım Araştırma Genel Müdür Yardımcısı Cemal Demirtaş, 2024 Aralık sonunda 2 bin 624 dolar seviyelerinde olan ons altının, 20 Ekim 2025’te 4 bin 360 dolar seviyelerine kadar yükseldiğini; son günlerde ise 4 bin 50 dolar seviyelerine kadar gerilediğini anımsattı. Dün itibarıyla yaşanan hafif yükselişin faiz indirim beklentilerinin artmasından kaynaklandığını belirten Demirtaş, “Altının yılbaşından bu yana yüzde 70 değer kazandığını ve bu süreçte özellikle Çin olmak üzere ülkelerin rezervlerini altın olarak tutma isteğinin etkili olduğunu düşünürsek, altının kısa vadede yeni rekor seviyeleri görmesini öngörmüyoruz. Faiz indirimi beklentisine rağmen, kısa vadede altınının 4 bin- 4 bin 200 dolar aralığında seyretmesini bekliyoruz” dedi. Orta vadede ise altının yeni rekor seviyeleri test etmesini gerektirecek bir gelişme olmadığını söyleyen Demirtaş, şu öngörüde bulundu: Gramda yıl sonu beklentisi 5.800 tl “Küresel ekonomik ve jeopolitik tansiyonun yükseldiği dönemlerde altına olan talebin arttığını geçen yıl boyunca da gördük. Çin-ABD ilişkilerinde normalleşme sinyalleri, Ortadoğu’da barış sinyalleri, ABD’nin gümrük tarifelerinin etkilerinin normalleşmesi, Rusya-Ukrayna’da olağanüstü bir ivme olmadığı takdirde, 2026’da doların rezerv para birimi olarak istikrar ve güveni yeniden kazanmasına yardımcı olabilir. Orta vadede de yine 20 Ekim 2025’teki rekor seviyelerin üzerine çıkması için temel bir sebep göremiyoruz. Orta vadede, altının ons fiyatının 3 bin 500-4 bin 300 dolar aralığında seyretmesini öngörüyoruz. Ons altının yıl sonunda mevcut seviyelere yakın 4 bin-4 bin 100 aralığında seyredebileceğini düşünüyoruz. Bu da altının gramı için yıl sonu için beklenti olarak 5 bin 500-5 bin 800 TL aralığına işaret ediyor.” ‘Fırtına yılı’ beklentisi Hedef Portföy Genel Müdür Yardımcısı Hakan Erdoğan da Fed üyelerinden gelen açıklamaların aralıkta yeni bir faiz indirimini desteklediğine işaret ederek “Altındaki yukarı yönlü seyir kalıcı olabilir, olası geri çekilmelerin alım fırsatı olarak değerlendiril-mesi gerektiğini düşünüyoruz” dedi. “2026, değerli madenler açısından ‘fırtınanın merkezinde olabileceğimiz’ bir yıl olabilir” diyen Erdoğan, “Yatırımcıların portföy çeşitlendirme-sinde altın ve gümüşe stratejik bir ağırlık vermesi, olası para politikası kökenli piyasa oynaklıklarına ve jeopolitik şoklara karşı koruyucu bir kalkan işlevi görebilir. Ancak unutulmamalıdır ki, rekor seviyeler aynı zamanda daha yüksek volatilite anlamına gelebilir” uyarısında bulundu. Yatırımcıların orta ve uzun vadeli bakış açısını korumasının her zamankinden daha önemli hale geleceğine dikkat çeken Erdoğan, şöyle devam etti: “Ons altın, Fed’in aralıkta faiz indirimine gitmesi ile birlikte yılı 4 bin 400-4 bin 450 dolar seviyelerinde kapatılabilir. 2026’da ise Fed Başkanı değişikliği ile daha güvercin politikalara dönülmesi, altın ve gümüşteki yükselişin devamına sebep olabilir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.