SON DAKİKA
Hava Durumu

#El Nino

Ekometre - El Nino haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, El Nino haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Küresel kömür talebinde yeni rekor beklentisi Haber

Küresel kömür talebinde yeni rekor beklentisi

Daha önce bu yıl için düşüş öngören IEA, 2026’da kömür tüketiminin yüzde 1,2 artarak 8,94 milyar tona ulaşacağını ve yeni bir rekor kıracağını açıkladı. Uluslararası Enerji Ajansı’nın Kömür Piyasası Yıl Ortası Güncellemesi raporuna göre, küresel kömür talebindeki artışın temel nedenlerinden biri doğalgaz fiyatlarındaki yükseliş oldu. Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin küresel LNG arzını ve enerji piyasalarını etkilemesi, doğalgazla çalışan santrallerin maliyetlerini artırırken bazı elektrik piyasalarında kömürün yeniden daha rekabetçi hale gelmesine yol açtı. Doğalgaz fiyatları kömürün kullanımını artırdı Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığı sorunları kömür arzını doğrudan etkilemese de bölgedeki LNG akışlarının sekteye uğraması doğalgaz piyasalarında fiyat baskısı oluşturdu. Bunun sonucunda doğalgaz santrallerinin yanında yedek kömür kapasitesine sahip bazı elektrik sistemlerinde üretimin kömüre kaydığı görüldü. IEA, bu gelişmenin özellikle Avrupa, Japonya, Güney Kore, Çin ve diğer bazı piyasalarda daha yüksek kömür tüketimine yol açtığını belirtti. Elektrik üretiminde doğalgaz ile kömür arasındaki maliyet farkının kömür lehine değişmesi, daha önce beklenen küresel talep düşüşünün yerini artış beklentisine bırakmasında etkili oldu. El Nino elektrik talebini yükseltiyor Kömür talebini destekleyen bir diğer unsur ise 2026’da beklenen güçlü El Niño hava olayı. Asya’nın önemli kömür tüketicilerinde sıcaklıkların yükselmesi, soğutma amaçlı elektrik kullanımını artırırken hidroelektrik üretimindeki olası düşüşün de kömür santrallerine olan ihtiyacı artırması bekleniyor. Çin’de ise yüksek petrol fiyatlarının kömürden kimyasal üretimini daha cazip hale getirmesi, enerji sektörünün dışındaki kömür talebini de destekleyen unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Çin ve Hindistan küresel talepte belirleyici IEA, Çin’in kömür tüketiminin 2026’da yüzde 1 artarak yaklaşık 5 milyar tona ulaşmasını bekliyor. Çin, küresel kömür talebinin yönünü belirleyen en önemli ülke olmaya devam ediyor. Hindistan’da ise yüksek elektrik talebi, hava koşulları ve hidroelektrik üretimindeki gelişmeler kömür kullanımının seyrinde belirleyici olacak. Asya’daki diğer önemli tüketicilerde de doğalgaz fiyatlarının yükselmesi ve elektrik talebindeki artış kömür kullanımını destekliyor. Buna karşılık ABD ve Avrupa Birliği gibi gelişmiş ekonomilerde kömür talebindeki uzun vadeli yapısal gerilemenin devam etmesi bekleniyor. ABD’de kömür tüketiminin 2026’da yüzde 7 azalacağı öngörülürken, Avrupa Birliği’nde de düşüş eğiliminin sürmesi bekleniyor. Üretimde gerileme bekleniyor Küresel kömür talebi yükselirken üretim tarafında ters yönde bir görünüm ortaya çıkıyor. IEA, dünya genelinde kömür üretiminin 2026’da yaklaşık yüzde 2 gerilemesini bekliyor. Buna rağmen küresel üretimin üst üste üçüncü yıl 9 milyar tonun üzerinde kalacağı tahmin ediliyor. Çin’de mayıs ayında Şansi eyaletinde meydana gelen ölümcül maden kazasının ardından başlatılan güvenlik denetimleri üretimi önemli ölçüde etkiledi. IEA’ya göre Çin’de haziran ve temmuz aylarında kömür üretimi yıllık bazda yaklaşık yüzde 10 geriledi. Üretimdeki daralma ve talepteki artış, küresel kömür stoklarının son yıllardaki yüksek birikiminin azalmasına neden oluyor. Newcastle termal kömür fiyatı da 2026’nın ilk yarısında yükselirken, ağustos sonunda 6 bin kilokalori seviyesindeki gösterge fiyat yaklaşık 136 dolar/ton olarak kaydedildi. 2027’de gözler Hürmüz Boğazı’nda IEA’nın 2027 görünümünde ise Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler belirleyici olacak. LNG akışının savaş öncesi seviyelere doğru toparlanması ve doğalgaz fiyatlarının gerilemesi halinde kömürün elektrik üretimindeki maliyet avantajının azalması bekleniyor. Bu senaryoda küresel kömür talebinin 2027’de yüzde 0,4 gerileyerek 8,91 milyar tona düşmesi öngörülüyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki LNG akışının kısıtlı kalması ve doğalgaz fiyatlarının yüksek seyretmesi halinde kömür talebinin yeniden artabileceği belirtiliyor. IEA, küresel kömür üretiminin ise 2027’de Çin’deki üretimin toparlanmasının etkisiyle sınırlı ölçüde yükselmesini bekliyor.

Okyanus sıcaklıklarında temmuz rekoru Haber

Okyanus sıcaklıklarında temmuz rekoru

Uzman değerlendirmelerine göre okyanuslardaki olağanüstü ısınma, gelecek aylarda El Niño koşullarının güçlenmesine zemin hazırlayabilir. Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) bünyesinde faaliyet gösteren Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S), Temmuz 2026’ya ilişkin küresel sıcaklık ve iklim verilerini yayımladı. Verilere göre küresel okyanus yüzeyi sıcaklığı temmuz ayında ortalama 20,96 dereceye ulaştı. Böylece okyanuslarda kayıtlardaki en sıcak temmuz ayı yaşandı ve 2023’teki önceki rekor seviye de aşıldı. Temmuz, küresel ölçekte ikinci en sıcak ay oldu Temmuz 2026, küresel kara yüzeyi sıcaklıkları açısından ise kayıtlardaki en sıcak ikinci temmuz olarak kayıtlara geçti. En sıcak temmuz ayı daha önce 2023 yılında yaşanmıştı. Geçen ay küresel kara yüzeyi sıcaklığı ortalama 16,9 derece olarak ölçüldü. Bu değer, 1991-2020 döneminin temmuz ortalamasının 0,67 derece, sanayi öncesi dönemin ise 1,47 derece üzerinde gerçekleşti. Avrupa’da sıcaklık ve yangın baskısı Avrupa genelinde temmuz ayı ortalama kara yüzeyi sıcaklığı 20,49 dereceye yükseldi. Bu değer, 1991-2020 ortalamasının 0,66 derece üzerinde kaydedildi. Avrupa genelinde Temmuz 2026, en sıcak 11’inci temmuz olurken kıtanın batısında çok daha sert koşullar görüldü. Batı Avrupa’da haziran ve temmuz aylarında ortalama sıcaklık 21,62 dereceye ulaşarak kayıtlardaki en yüksek seviyelere çıktı. Aşırı sıcak ve kurak hava koşulları özellikle İspanya ve Fransa’da orman yangınlarının yayılmasını hızlandırırken, bölgede geniş alanları etkileyen yangınlar yaşandı. El Niño etkisinin güçlenmesi bekleniyor Küresel okyanus sıcaklıklarındaki yüksek seyrin, önümüzdeki aylarda iklim sistemleri üzerindeki etkisinin artması bekleniyor. Pasifik Okyanusu’ndaki sıcaklık değişimleriyle yakından bağlantılı olan El Niño koşullarının güçlenmesi halinde, dünyanın farklı bölgelerinde sıcaklık, yağış rejimi ve aşırı hava olaylarında belirgin değişimler yaşanabileceği değerlendiriliyor. Okyanus yüzeyindeki rekor sıcaklıklar, küresel ısınmanın denizler ve iklim sistemleri üzerindeki etkisini yeniden gündeme taşırken, önümüzdeki dönemde açıklanacak iklim verileri El Niño’nun seyri açısından yakından izlenecek.

BM'den kritik El Nino uyarısı Haber

BM'den kritik El Nino uyarısı

50 milyon kişi akut açlık riskiyle karşı karşıya Kurum, El Nino'nun küresel ısınmayla birleşmesi halinde 2027 yılı sonuna kadar yaklaşık 50 milyon insanın daha akut açlık riskiyle karşı karşıya kalabileceğini açıkladı. Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP), El Nino hava olayının küresel gıda güvenliği üzerindeki olası etkilerine ilişkin dikkat çeken bir rapor yayımladı. Rapora göre hızla güçlenen El Nino, kuraklık, aşırı sıcaklık ve düzensiz yağışlarla birlikte tarımsal üretimi olumsuz etkileyerek milyonlarca insanın gıdaya erişimini zorlaştırabilir. 50 milyon kişi daha açlık riski altında WFP'nin değerlendirmesine göre El Nino'nun etkileri, halihazırda akut gıda güvensizliği yaşayan 225 milyon kişinin bulunduğu 45 ülkede krizi daha da derinleştirecek. Kurum, önümüzdeki yılın sonuna kadar yaklaşık 50 milyon kişinin daha akut açlık riskiyle karşı karşıya kalabileceğini öngörüyor. En fazla etkilenecek bölgeler Raporda, Orta ve Güney Amerika, Karayipler ile Güney Afrika'nın El Nino'dan en fazla etkilenecek bölgeler arasında yer aldığı belirtildi. Güney ve Güneydoğu Asya'da ise yağışların normalin altında kalmasının tarımsal üretim, su kaynakları ve çiftçiler üzerinde ciddi baskı oluşturabileceği ifade edildi. Son 70 yılın en güçlü El Nino'su olabilir Uzmanlar, Pasifik Okyanusu'nda belirli aralıklarla oluşan El Nino'nun son 70 yılın en güçlü seviyelerinden birine ulaşabileceğini belirtiyor. İklim değişikliğinin etkisiyle daha da güçlenmesi beklenen hava olayının, küresel sıcaklık rekorlarını da beraberinde getirebileceği değerlendiriliyor. Bilim insanları, 2027 yılının dünyanın şimdiye kadar kaydedilen en sıcak yılı olabileceği uyarısında bulunuyor. Tarımsal üretim ve gıda fiyatları baskı altında WFP, El Nino'nun kuraklık ve aşırı hava olayları nedeniyle tarımsal üretimi azaltacağını, bunun da küresel gıda fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturacağını belirtti. Raporda ayrıca Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimlerin ve savaşların gıda tedarik zincirleri üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekildi. Erken önlem için 80 milyon dolarlık plan Dünya Gıda Programı, olası insani krizin etkilerini azaltmak amacıyla erken uyarı sistemleri ve önleyici yardım faaliyetleri için en az 80 milyon dolarlık kaynak ayrıldığını açıkladı. Kurum, afet yaşanmadan önce yapılacak desteklerin hem insani kayıpları hem de ekonomik maliyetleri önemli ölçüde azaltabileceğini vurguladı. Geçmişte milyonlarca kişiyi etkiledi 2015-2016 dönemindeki güçlü El Nino hava olayı nedeniyle dünya genelinde 60 ila 100 milyon kişi akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalmıştı. Uzmanlar, bu kez hava olayının daha güçlü olabileceğini ancak erken müdahale programları sayesinde insani etkilerin sınırlanmasının mümkün olduğunu belirtiyor. Küresel kuruluşlar ise ülkeleri, gıda ihracatına yönelik kısıtlamalardan kaçınmaları ve uluslararası iş birliğini artırmaları konusunda uyarıyor.

Kahve fiyatları 18 ayın en düşük seviyesine geriledi Haber

Kahve fiyatları 18 ayın en düşük seviyesine geriledi

Kahve fiyatları, küresel arzın hızla artacağı beklentileriyle uluslararası piyasalarda sert düşüşünü sürdürüyor. Brezilya'da rekor seviyede hasat beklentisi ve Vietnam'daki ihracat artışı, kahvenin libresini 2,49 dolara kadar gerileterek Kasım 2024'ten bu yana en düşük seviyeye indirdi. ABD Tarım Bakanlığı'nın tahminlerine göre, Brezilya'nın 2026-2027 dönemindeki kahve üretimi yıllık bazda yüzde 14 artarak 71,9 milyon torbaya ulaşacak. Dünyanın en büyük kahve üreticisi konumundaki Brezilya'dan gelen güçlü üretim beklentileri, fiyatlar üzerinde baskı oluşturuyor. Küresel arzı artıran bir diğer unsur ise Vietnam'daki ihracat artışı oldu. İki büyük üretici ülkeden gelen yüksek arzın etkisiyle kahve piyasasında üretim fazlasının 9,5 milyon torbaya ulaşması bekleniyor. Kahve fiyatları yıl başından bu yana düşüş eğiliminde hareket ediyor. Geçen yıl ekim ayında arz endişeleriyle 4,37 dolara kadar yükselen kahvenin libresi, bu yılın başında 3,32 dolar seviyesindeydi. Son aylarda ise artan arz beklentileri ve talepteki yavaşlama nedeniyle fiyatlarda önemli gerileme yaşandı. Vadeli işlem ve emtia piyasaları uzmanı Zafer Ergezen, üretim fazlasındaki hızlı artışın fiyatları aşağı çektiğini belirterek, geçen yıl yaklaşık 1,2 milyon torba olan üretim fazlasının bu yıl 9,5 milyon torbaya ulaşmasının beklendiğini söyledi. Ergezen, küresel ekonomide yüksek faiz ve enflasyonun talebi zayıflattığını, buna karşılık arzın hızla arttığını belirterek, bu durumun kahve fiyatları üzerinde ciddi baskı yarattığını ifade etti. Uzmanlara göre, önümüzdeki dönemde Brezilya ve Vietnam'daki üretim görünümünde önemli bir bozulma yaşanmadığı sürece kahve piyasasında arz fazlasının etkisi devam edebilir. Ancak El Nino kaynaklı olası kuraklık ve olumsuz hava koşulları, ilerleyen aylarda fiyatların yeniden toparlanmasına neden olabilecek riskler arasında gösteriliyor.

Türkiye'yi kavurucu sıcaklar bekliyor Haber

Türkiye'yi kavurucu sıcaklar bekliyor

Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, yazın ilk yarısına kadar sıcaklıkların en yüksek 3 yıl ortalamasında seyredeceğini, temmuz sonundan itibaren ise Süper El Nino etkisiyle sıcaklık rekorları beklendiğini söyledi. Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S) tarafından aylık yayımlanan iklim bültenlerine göre, kış dönemi ile bahar mevsiminin ilk ayında küresel ortalama yüzey hava sıcaklıkları, referans dönemlerin üzerinde seyrederek ısınma eğilimini sürdürdü. Kış mevsiminin ilk ayı Aralık 2025'te, küresel ortalama yüzey hava sıcaklığı, 1991-2020 aralık ortalamasının 0,49 derece üzerine çıkarak 13,15 derece ölçüldü ve en sıcak beşinci aralık oldu. Aralık 2025, en sıcak aralık ayı olan Aralık 2023'ten 0,36 derece daha soğuk geçti. Küresel ortalama yüzey hava sıcaklığının 12,95 derece ölçüldüğü Ocak 2026, en sıcak beşinci ocak olarak kayıtlara geçti. Ocak 2026'da küresel ortalama sıcaklık, 1991-2020 ocak ortalamasının 0,51 derece üzerine çıkarken, en sıcak ocak ayı olan Ocak 2025'in 0,28 derece altında ölçüldü. Şubat 2026'da küresel ortalama yüzey hava sıcaklığı 13,26 derece ölçüldü ve yılın ikinci ayı, en sıcak beşinci şubat olarak kayıtlara geçti. Bu değer, 1991-2020 Şubat ortalamasının 0,53 derece üzerine çıkarken, en sıcak şubat ayı olan Şubat 2024 ortalamasının ise 0,28 derece altında kaldı. İlkbahar mevsiminin ilk ayı mart, kayıtlardaki en sıcak dördüncü mart ayı oldu. Geçen ay ortalama yüzey hava sıcaklığı 13,94 derece ile 1991-2020 Mart ortalamasının 0,53 derece üzerine çıktı. Mart 2026, en sıcak mart ayı olan Mart 2024'ten 0,20 derece daha serin yaşandı. "Yeterli yağış düşmedi, sıcaklıklar çok düşük seyretmedi" Prof. Dr. Levent Kurnaz, geçmiş kış dönemleriyle kıyaslandığında, geçen kış hem yeterli yağış düşmediğini hem de sıcaklıkların çok düşük seyretmediğini belirtti. Kurnaz, kış döneminde İstanbul'da yeterli kar yağışı olmadığını, yaklaşık son 15 yıldır bu durumun alışılmış hale geldiğini kaydetti. Martta ise özellikle Türkiye'nin de içinde bulunduğu coğrafyada yağışların etkili olduğunu ifade eden Kurnaz, "Bütün bölgenin, özellikle de çok ciddi bir susuzluk sorunu ve kuraklık yaşayan İran'ın yağış görmüş olması çok güzel bir şey. Ancak ülkemiz açısından bakıldığında çok da mutlu olmayalım. Çünkü her ne kadar yağışlar çok fazla olmuş olsa da barajların doluluğu henüz tepeye ulaşmış değil. Yani geçtiğimiz bazı senelerle kıyaslandığında barajlarımız daha dolu değil." dedi. Marta kadar sıcaklıkların çok yüksek olmadığını dile getiren Kurnaz, ancak mart itibarıyla sıcaklıkların, en sıcak yıl seviyesine doğru yükselme eğilimine girdiğine işaret etti. Kurnaz, bu durumun henüz yağışlara yansımadığını vurguladı. Kurnaz, bugünlerden itibaren sıcaklıkların 4-5 senenin normalinde, son 20 sene ortalamalarının ise oldukça üzerinde geçeceğini bildirdi. Sıcaklık rekorları uyarısı Levent Kurnaz, 2026'nın bugüne kadarki döneminde 6 ve 7 Ocak'ın, o günün tarihteki en sıcak günleri olduğunu belirtti. Yaz döneminde sıcaklıkların yüksek seyredeceğini dile getiren Kurnaz, şu değerlendirmeleri paylaştı: "Yazın ilk yarısında yani yaklaşık temmuzun sonuna kadar sıcaklıkların en yüksek ilk 3 sene arasında seyretmesini bekliyoruz ama ortasını geçtiğimizde sıcaklık rekorları kırmaya başlayacağız. Temmuz sonu itibarıyla bunun olması bekleniyor yani tartışmasız en yüksek sene olması bekleniyor. Niye bunu görüyoruz? El Nino başlıyor. Şu anda epey bir zamandır konuşulan şey, El Nino'nun başlayıp başlamayacağı değil, başladığı zaman Süper El Nino olup olmayacağı. Gün geçtikçe, başlayacak olan El Nino'nun Süper El Nino olacağı düşüncesi ağır basmaya başlıyor bu da sıcaklıkların Türkiye açısından özellikle eylül-ekim gibi ortalamaların çok çok üstüne çıkacağını gösteriyor. Yazı belki çok ölmeden geçiririz ama eylül-ekim gibi iyiden iyiye yüksek sıcaklıklarla karşı karşıya kalacağız."

Kuraklık, tarımsal üretimi etkiliyor Haber

Kuraklık, tarımsal üretimi etkiliyor

El Nino'nun yol açtığı sıcaklık artışları, kuraklık ve yağış dengesizliklerinin tarımsal üretimi etkiliyor. Geçen haziran ayında başlayıp bu yılın nisan ayında sona eren El Nino'nun etkilerini ele aldığı haber dosyasının dördüncü bölümü, bu hava olayıyla birlikte artan sıcaklıkların ve düzensiz yağışların tarıma etkilerine ayrıldı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) El Nino'yu, neden olduğu tehlikelerle gıda güvenliği açısından yüksek risk oluşturan bir hava olayı şeklinde tanımlarken çiftçileri, hayvancılıkla uğraşanları ve balıkçıları bu risklerin en fazla tehdit ettiği gruplar arasında gösteriyor. FAO'nun geçmiş yıllardaki El Ninolardan yola çıkarak hazırladığı çalışmaya göre, bu hava olayı, Güney Asya'nın büyük bölümünde muson mevsiminin en yoğun olduğu haziran-eylül döneminde normalin altında yağışlara neden olurken bazı Pasifik adalarında kuraklığa yol açarak yiyecek ve su kıtlığı tehlikesini beraberinde getiriyor. El Nino Orta Asya ve Afrika Boynuzu'na ortalamanın üzerinde yağışlar getirirken bu yağışlar sel ve toprak kaymalarını tetikleyerek tarımsal üretime zarar veriyor. Hava olayının etkili olduğu yılların temmuz ve eylül ayları arasında Etiyopya, Sudan, Güney Sudan, Uganda ve Kenya gibi Afrika ülkelerinde ortalamanın altında yağışlar gözlenirken Güney Afrika'nın büyük bölümünde de kasım ve mart ayları arasında yağışlar azalıyor. Bu durum, bazı tarım ürünlerinde rekolteyi etkileyerek gıda tedarikinde sorunlara yol açıyor. Batı Afrika ve Sahel bölgesinde de El Nino, ana tarım mevsimine denk gelen temmuz-eylül arasında ortalamanın altında yağış koşullarına neden oluyor. FAO'ya göre bu koşullar altında mahsulü azalan Sahel ülkelerinin ithalata bağımlılığı artabiliyor. El Nino'nun en fazla etkilediği bölgelerden biri olan Orta Amerika'da haziran-aralık dönemi kurak geçerken bu dönemin, mısır başta olmak üzere birçok ürün açısından tarım mevsimi olması bölgedeki ülkeleri ekonomik açıdan zor durumda bırakıyor. İklim değişikliği ve El Nino etkilerinin birleşmesiyle 2023, tarihin en sıcak yılı olurken geçen yıl Türkiye'de özellikle sulama gereksinimi olan bazı ürünlerin rekoltelerinde de düşüş kaydedildi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Bitkisel Üretim İstatistiklerine göre, 2023'te bir önceki yıla göre çeltik üretimi yüzde 5,3, ayçiçeği üretimi yüzde 13,8, pamuk üretimi ise yüzde yüzde 23,6 azaldı. "Su ihtiyacı artıyor, verim ve kalite azalıyor, hasat zamanı değişiyor" Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye İklim Değişikliği ve Çevre Portföy Yöneticisi Meral Mungan Arda, AA muhabirinin sorularını yanıtlarken, Türkiye gibi yarı kurak bir coğrafya üzerinde bulunan ülkelerde, El Nino’nun tarımsal üretim üzerindeki etkilerinin özellikle kuraklık ve sıcak hava dalgası tehlikeleriyle birlikte görüldüğünü, bunun bitkisel ve hayvansal üretimin performansına tehdit oluşturduğunu söyledi. Kuraklık ve sıcak hava dalgalarının, bitkilerde büyüme dönemlerinin değişmesine, su ihtiyacının artmasına, verimin ve ürün kalitesinin azalmasına, hasat zamanının değişmesine neden olabildiğini kaydeden Arda, "Bu durum tohum, fide, fidan gibi üretim materyali teminini zorlaştırırken ürün kayıplarının, bitki hastalık ve zararlılarının, ilaç kullanımının artmasına yol açıyor." dedi. Arda, şiddetli yağışlar nedeniyle meydana gelen sel ve taşkınların tarım arazilerinin su altında kalmasına veya toprak erozyonuna, şiddetli rüzgarların tarım arazilerindeki hasatların zarar görmesine ve ürün kayıplarına, artan atmosfer sıcaklığının da böceklenme ve zirai hastalıkların tetiklenmesine neden olarak tarım sektörünü etkilediğini anlattı. El Nino döneminin geride kalmasıyla biraz daha serin evreye girildiğine değinen Arda, sözlerini şöyle sürdürdü: "TÜİK verilerinin de gösterdiği gibi bazı tarım ürünlerinin rekoltelerinde düşüş yaşanıyor. Bunda El Nino'nun önemli bir etkisi olduğu söylenebilir. Sulama gereksinimi olan pirinç ve pamuk gibi ürünler sıcak hava dalgalarına maruz kaldıklarında daha fazla suya ihtiyaç duyacaklarından bu durumdan fazlaca etkileniyor. Bunların yanında düşük su tüketimi ve hızlı büyüme özelliğine sahip bitkiler, bazı baklagiller ve yağlı tohumlar sıcak hava dalgasından daha az etkilenebiliyorlar. Türkiye’de üretimi, ticareti yapılan pamuk ve ayçiçeği gibi bazı tahıl ürünleri ile yapılan çalışmada iklim değişikliğine bağlı olarak üretim miktarında düşüş öngörülüyor." Tarım ve iklim ilişkisini daha iyi anlamak için ek çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu, böylece iklim değişikliğinin tarıma etkisinin daha net anlaşılabileceğini ifade eden Arda, "Bu konuda erişime açık bir veri tabanı yıl yıl izlenmelidir. Çiftçilerin iklim değişikliği ve aşırı hava olaylarının tarımdaki etkisi ve bu konuda yapılabileceklerle ilgili bilgilendirilmesi, alınabilecek önlemler arasında bulunuyor. Konunun politika, tarım sektörü ve finans kaynakları boyutlarıyla ele alınması, bütüncül çözümler geliştirebilmek açısından önem taşıyor." değerlendirmesinde bulundu. "Gelecekte bitkiler daha fazla suya ihtiyaç duyacak" İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Şaylan, iklim değişikliği nedeniyle genel olarak yağışların azalmasının ve sıcaklıkların artmasının beklendiğini ve bu durumun, su kaynaklarının azalmasına ve tarımsal kuraklığın artmasına yol açabileceğini belirtti. Azalan yağışlar ve artan sıcaklıkların tarımda verimliliği olumsuz etkileyeceği uyarısında bulunan Şaylan, "Özellikle ülkemizde genelde yağışa bağlı olarak yetiştirilen buğday gibi bitkilerin verimi açısından yağışın meydana geldiği zaman ve miktarı önemlidir. İklim değişikliği bu zamanlamayı ve miktarı etkileyebilir." diye konuştu. Trakya bölgesinde yaptıkları çalışmalar doğrultusunda buğday ve ayçiçeği gibi önemli ürünlerin verimlerinde azalma beklediklerini dile getiren Şaylan, Ege ve Akdeniz bölgelerinin, iklim değişikliği etkisiyle sıcaklık artışları ve yağış azalışından daha fazla etkilenebileceğini vurguladı. Toprak neminin önemine değinen Şaylan, "Ülke genelinde yağış miktarının azalmasıyla birlikte toprak nemindeki azalma, yer altı su kaynaklarının seviyesini düşürür ve su kaynaklarında azalmaya neden olur. Bu durum da tarım alanlarında daha fazla su tüketimine neden olur, sıcaklıklardaki artış bitkileri strese sokarak su ihtiyacını artırır. Bu nedenle gelecekte bitkilerin daha fazla suya ihtiyaç duyacağı öngörülüyor." sözlerini sarf etti. Şaylan, tarımsal hastalık ve zararlıların da hava şartlarına bağlı olarak değiştiğinden ve bu nedenle tarımsal planlamaların bu değişiklikleri göz önünde bulundurarak yapılması gerektiğinden bahsetti. Tarım sektöründe yaşanan değişimlerin sürekli izlenmesi ve tarımsal yöntemlerin revize edilmesinin önemini işaret eden Şaylan, sözlerini "Daha verimli sulama yöntemlerinin kullanılabilmesi için tarımda teknolojinin daha fazla kullanılması gerekiyor. İklim değişikliğinin tarıma olası etkileri, tarımsal meteorolojik açıdan analiz edilmeli." diyerek tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.