SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ekonomi

Ekometre - Ekonomi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Benzine zam geliyor Haber

Benzine zam geliyor

Brent petrol fiyatlarındaki hareketlilik, döviz kurundaki dalgalanmalar ve vergi artışları, akaryakıt fiyatları üzerinde doğrudan etkili oluyor. Bu gelişmeler, vatandaşların “Benzin ne kadar oldu?”, “Motorin litre fiyatı kaç TL?”, “LPG fiyatları güncel ne kadar?” gibi sorulara yanıt aramasına neden oluyor. İşte 26 Ocak 2026 Pazartesi günü itibarıyla güncel benzin, motorin ve LPG fiyatları… Global piyasalarda yaşanan dalgalanmalar, döviz kurundaki hareketlilik ve peş peşe gelen ÖTV zamları, akaryakıt fiyatları üzerinde etkili olmaya devam ediyor. Vatandaşlar, günlük yakıt maliyetlerini takip edebilmek için “Bugün benzin ne kadar?”, “Motorin fiyatı kaç TL?”, “Akaryakıt fiyatlarında son durum ne?” gibi sorulara yanıt arıyor. Benzinin litre fiyatına 27 Ocak 2026 Salı gününden itibaren geçerli olmak üzere 1 lira 11 kuruş zam bekleniyor. Peki, 26 Ocak 2026 Pazartesi itibarıyla İstanbul, Ankara ve İzmir’de benzin ve motorin fiyatları ne kadar? İşte il il güncel benzin ve motorin fiyatları… İstanbul Avrupa yakası akaryakıt fiyatları Benzin litre fiyatı: 54.10 TL Motorin litre fiyatı: 57.34 TL LPG litre fiyatı: 29.29 TL İstanbul Anadolu yakası akaryakıt fiyatları Benzin litre fiyatı: 53.92 TL Motorin litre fiyatı: 57.16 TL LPG litre fiyatı: 28.69 TL Ankara akaryakıt fiyatları Benzin litre fiyatı: 55.00 TL Motorin litre fiyatı: 58.42 TL LPG litre fiyatı: 29.17 TL İzmir akaryakıt fiyatları Benzin litre fiyatı: 55.27 TL Motorin litre fiyatı: 58.69 TL LPG litre fiyatı: 29.09 TL

Yalçındağ: Gümrük Birliği güncellemesi zaruridir Haber

Yalçındağ: Gümrük Birliği güncellemesi zaruridir

DEİK Türkiye-Almanya İş Konseyi Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, "Küresel gelişmelerin baş döndürücü bir hızda ilerlediği günümüzde, 30 yıldır aynı şekilde sürdürdüğümüz Gümrük Birliği'ni, yeşil ve dijital dönüşümü ve çağın küresel ticari gereksinimlerini de dikkate alarak güncellememiz zaruri önemdedir" dedi. Almanya'ya yapılan ihracat 1,7 milyar dolar arttı Almanya'ya yapılan ihracat bir önceki yıla nazaran 1 milyar 732 milyon dolar artarak 19 milyar 834 milyon dolar seviyesine ulaşıp listede zirveyi alırken Birleşik Krallık 14,2 milyar dolarla ikinci, ABD ise 13,2 milyar dolarla üçüncü sırada kendine yer buldu. Mehmet Ali Yalçındağ: Türkiye, tarihi olarak Avrupa'nın ayrılmaz bir parçasıdır Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Almanya İş Konseyi Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, ihracat verilerine ilişkin soruları yanıtladı. Türkiye'nin Almanya'ya yaptığı yaklaşık 20 milyar dolarlık ihracatın, toplam ihracatın yüzde 8,36'sına denk geldiğine dikkati çeken Yalçındağ, şöyle konuştu: "Almanya'nın Avrupa kıtası için bir üretim ve dağıtım merkezi olduğu düşünüldüğünde, hem lojistik avantaj hem de coğrafi konum nedeniyle Türkiye vazgeçilmez bir 'nearshoring' merkezi olarak öne çıkıyor. Özellikle otomotiv ve makinelerde kurulmuş olan, geliştirilen veya hedeflenen tedarik zincirlerinin varlığı ihracatı da artırıyor. Mevcut siyasi ve ekonomik konjonktürün dayadığı belirsizlikler yumağında ise hem geçmişten gelen sınanmış ticari ilişkiler hem de zaruri olan bölgesel işbirlikleri Türkiye'yi Almanya için vazgeçilmez bir ticari ve ekonomik partner olarak öne çıkarıyor. Almanya ve AB'yi Türkiye'den ayrı düşünemezsiniz, bu bir tercih değildir. Türkiye, tarihi olarak Avrupa’nın ayrılmaz bir parçasıdır." Güncel gelişmelerin dayattığı zorlukların aşılması için Türkiye, Almanya ve AB arasındaki işbirliklerinin artması gerektiğini vurgulayan Yalçındağ, bu sebeple ticaretin rakamlarla ortaya koyduğu rasyonel partnerliğin politik safhada da güçlendirilmesi gerektiğini savundu. Yalçındağ, "Bunun için de Almanya ve AB'nin rasyonel hareket etmesi ve ortak bir vizyonu yakalamak için çaba sarf etmesi gerektiğini düşünüyorum. Türkiye olmadan Avrupa, Avrupa olmadan Türkiye eksik kalır ifadesini tekrar ederek, Avrupa'nın Türkiye ile birlikte kazanacak çok şeyi olduğunu en kısa zamanda idrak etmesini temenni ediyorum." dedi. İKİLİ TİCARİ İLİŞKİLERİN GÜÇLENDİRİLMESİNE YÖNELİK ÖNCELİKLİ ALANLAR Türkiye-Almanya ticari ilişkilerinin daha da derinleştirilmesi için önceliklendirilmesi gereken politika araçları, yatırım modelleri ve işbirliği mekanizmalarına da değinen Yalçındağ, öncelikle Türkiye'nin, Avrupa'nın bir parçası olarak görülmesi ve bu bağlam içerisinde her türlü ilişkinin sürdürülmesi gerektiğini belirtti. Yalçındağ, Avrupa Birliği üyelik sürecinde Almanya'nın Türkiye'ye destek olması gerektiğini dile getirerek, şöyle devam etti: "Son zamanlardaki gelişmeler, özellikle Şansölye Friedrich Merz'in Türkiye ziyareti sırasındaki açıklamaları olumlu yönde bir yaklaşım olarak algılansa da bölgenin karşı karşıya olduğu sorunların aciliyeti göz önünde bulundurulduğunda yeterli değildir. İlk ve en önemli adımın bu olacağı kanaatindeyim. Ayrıca özellikle Türk iş dünyası özelinde, iyi ilişkilerimiz ve farklı işbirliği imkanlarımız bulunan Alman kamu ve özel sektör temsilcilerine, ülkelerinin politikalarını etkileme kabiliyetleri göz önünde bulundurulup bu meseleleri her fırsatta, her platformda ve her seviye için dile getirmek şarttır. Ülkemizin stratejik hedefleri arasında yerini koruyan AB'ye tam üyelik, Türkiye-Almanya ticari ilişkilerini de doğal olarak etkileyeceği için bu meseleye doğrudan eğilmek de hayati önem taşımaktadır." İş dünyasının gerçekleştirdiği faaliyetleri "ticari diplomasi" olarak da gördüklerinin altını çizen Yalçındağ, karar alma süreçlerini etkileyebilecek mekanizmaların önemini vurguladı. Yalçındağ, "Almanya ile ticari ilişkileri derinleştirmek için hedef sektörlerin ve işbirliği imkanlarının derinlemesine incelenmesi ne kadar zaruri ise hem iş dünyası hem de karar alıcılar nezdinde ticari diplomasi faaliyetleri yürüterek karar alma süreçlerini etkileyebilecek mekanizmaları sağlamak da o kadar zaruridir." şeklinde konuştu. GÜmrük Birliği ve 'MADE IN EUROPE' Yalçındağ, Gümrük Birliği protokolü ile Avrupa'nın son dönemde Asya ülkelerine karşı bir tedbir olarak gündeme getirdiği "Made in Europe" konularına da değinerek, şu ifadeleri kullandı: "Küresel gelişmelerin baş döndürücü bir hızda ilerlediği günümüzde 30 yıldır aynı şekilde sürdürdüğümüz Gümrük Birliği'ni, yeşil ve dijital dönüşümü ve çağın küresel ticari gereksinimlerini de dikkate alarak güncellememiz de zaruri önemdedir. Avrupa'nın son dönemde Asya ülkelerine karşı bir tedbir olarak gündeme getirdiği 'Made in Europe' ile Avrupa'da üretilen ürünlerin desteklenmesi ve teşvik edilmesi konusu bir diğer önemli konudur. Türkiye'nin mevcut durumda AB ile arasında Gümrük Birliği mekanizması bulunmasına rağmen yeni uygulamanın sadece AB'ye üye ülkeleri kapsaması ve Gümrük Birliği ilişkisi olan Türkiye'yi dışarıda bırakması durumunda gümrük mekanizmamız fiilen işlevsiz olacaktır. Bu çerçevede, henüz net bir karar alınmamış olmakla beraber bizler ticari diplomasi faaliyetlerimiz çerçevesinde bunun lobisini yapıyoruz." Almanya'ya ihracatta 2025 yılında ivme kazanan sektörler Yalçındağ, Almanya ile dış ticarette Türkiye'nin ihracat kompozisyonunda öne çıkan sektörler ile 2025 yılında ivme kazanan alanlar ve mevcut güçlü konumunu koruyan sektörlere ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Otomotiv, makine, metal ürünleri, elektrik ekipmanları gibi sektörlerin ana omurgayı oluşturduğunu anlatan Yalçındağ, şöyle devam etti: "Otomotiv ve makinelerin, bahsettiğim kilitlenmiş ve karşılıklı bağımlılıklar yürütülen tedarik zincirlerinin bir sonucu olarak ağırlığını sürdürdüğünü söylemek mümkün. TİM tarafından açıklanan son raporda, özellikle otomotiv sektöründe Almanya'ya yaptığımız ihracatın yıllık yüzde 36,1 artarak 6,5 milyar doları aştığını görüyoruz. Bu sebeple bir kez daha Türk-Alman ilişkilerinin ticari ayağında tedarik zincirlerinin ne kadar önemli olduğunu, bu başarıyı kritik sektörler başta olmak üzere birçok alana yayabileceğimizi ve Avrupa Birliği ülkeleri de dahil edildiğinde bölgenin kendi kendine yetebilecek bir vaziyet içerisinde, karşı karşıya kaldığımız belirsizlik çağında ayakta kalabileceğini görüyoruz." Yalçındağ, Almanya pazarında Türkiye'nin ihracat potansiyelini artırabilecek alanlar ve dış ticaret çerçevesinde stratejik konumlanma önerilerine ilişkin şunları söyledi: "Avrupa'nın, temelde Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle enerji tedarikinde zorlandığı bu dönemde, ülkemizin jeopolitiği ve yenilenebilir enerji alanındaki kararlılığı, bizi Almanya ile birbirini tamamlayan iki ortak haline getirebilir. Ayrıca yüksek katma değerli ürünler ve özellikle sanayide dijitalleşmeye bağlı ticari faaliyetler yüksek potansiyele sahip. Tüm bu alanda ürün kalitesini koruyarak ülkemizin coğrafi konumu ve güçlü lojistik ağıyla anılan sektörlerde sağlanacak tedarik zincirleri, tabiri caizse, bulmacanın parçalarını bir araya getirerek hem ticari ve ekonomik safhada stratejik bir ortaklığı hem de politik anlamda da yakınlaşmayı zaruri hale getirecektir." 2026 beklentileri Yalçındağ, 2026 yılına ilişkin Türkiye-Almanya ticaret hacmi beklentileri, bu hacim içerisinde Türkiye'nin ihracat payının konumlanışı ile Almanya özelinde yükseliş potansiyeli en yüksek görülen sektörlere değindi. Almanya'nın büyüme rakamlarının 2026 içerisinde zayıf kalmaması ve sınamalara reaksiyon gösterebilme durumunda, iki ülke arasındaki ticaret hacminin artacağını belirten Yalçındağ, şunları kaydetti: "DEİK Türkiye-Almanya İş Konseyi olarak, karşı kanat kuruluşumuz Alman-Türk İş Konseyi ve bağımsız araştırma kuruluşlarıyla işbirliği içerisinde, ticaret hacmimizin doğal seyrini tespit etmek ve ortada duran muazzam potansiyeli gerçekleştirerek ticaret hacmini katlamak amacıyla neler yapılabileceğine dair yoğun çalışma sürdürüyoruz. Potansiyeli yüksek sektörler ise otomotiv, makineler, elektrik-elektronik ve savunma-havacılık sektörleri olarak yorumlanabilir. Özellikle, 2025 yılında yüzde 50'ye yakın artış ile 10 milyar dolar küresel ihracatı geçen Türk savunma ve havacılık sektöründeki başarımızın ikili ilişkilerimiz açısından da yüksek potansiyel barındırdığını düşünüyorum. Avrupa'nın kendi güvenliğini sağlamaya ve bunun için harcamalarını artırmaya angaje olduğu bu dönemde, sadece Almanya ile değil bölgedeki tüm ülkelerle aramızda muazzam bir imkan bulunuyor."

Türkiye'de 24 milyon kişi icralık Haber

Türkiye'de 24 milyon kişi icralık

2025 yılı Kasım sonu itibarıyla karşılıksız çek tutarı 225 milyar liranın üzerine çıkarken, protestolu senet tutarı 81 milyar lirayı aştı. Hüseyin Gökçe'nin haberine göre icra dairelerine ulaşan icra iflas dosyası sayısı ise 2025 yılı sonu itibarıyla 24 milyonun üzerine çıktı. Bir başka ifade ile 86 milyonluk Türkiye’de her üç kişiden biri icralık oldu. 2025 yılı itibarıyla günlük icra dosyası sayısı ortalama 4 bin 691 oldu. Adalet Bakanlığı istatistiklerine göre icra iflas dairelerine ulaşan dosya sayısı 2025 yılı içinde 1 milyon 688 bin artarak 23 milyon 944 bine yükseldi. Bu istatistik her yıl icra dairesine gelen dosyalardan sonuçlandırılanların düşüldükten sonra kalan dosya sayısını gösteriyor. Buna göre son 10 yılda icra dosyası sayısı 9 milyon artış adet artış göstermiş oldu. İcra iflas dosyası sayısı 2016 yılında 15 milyon 280 bin seviyesindeyken, 2017’de 15 milyon 846 bine yükselirken, 2018’de yaklaşık 3 milyon artarak 18 milyon 680 bine yükseldi. Pandemide durgunluk dönemine girdi 2019 yılına gelindiğinde ise dosya sayısı 1 milyon 300 bin artarak 20 milyon 312 bin ile ilk kez 20 milyon sınırını aştı. Takip eden 2020’de 1 milyon 800 bin adet artış gösteren icra iflas dosyası sayısı 22 milyon 190 bine çıktı. Pandeminin de başlangıç yılı olan 2020’yi takip eden ve etkinin giderek yoğunlaştığı 2021’de senet sayısı 300 bin civarında artarak 22 milyon 571 bine ulaştı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2022 yılı Ağustos ayında kamuoyuna duyurduğu bir düzenleme ile 2 bin liranın altındaki icra iflas dosyaları silindi. Sözkonusu düzenleme Eylül ayında yürürlüğe girdi. Bunun etkisiyle 2022 yılında 23 milyon 229 bine çıkan icra iflas dosyası sayısı, takip eden 2023 yılında 1 milyon 920 bin azalarak 21 milyon 308 bine geriledi. Erdoğan konuşmasında 5 milyon kişiye ait 10 milyon dosyanın silineceğini açıklamıştı. 2024’te 947 bin artan dosya sayısı 2025’te ise 1 milyon 688 bin adet artarak 23 milyon 944 bine yükseldi. 2026 yılı 12 Ocak itibarıyla dosya sayısı 24 milyon 18 bine çıktı.

Konkordato başvuruları 2025’te rekor kırdı Haber

Konkordato başvuruları 2025’te rekor kırdı

2025’in tamamındaki konkordato sayısı 2022, 2023 ve 2024’ün toplamını da geçti. İki yılı aşkın süredir finansman darboğazında sıkışan reel sektörde, işletme sermayelerinin de erozyona uğraması ile konkordatolarda artış devam etti. Bir süredir piyasaların yakından izlediği konkordatolarda 2025 yılı tarihi zirve ile kapanırken, geçen yılın tamamında mahkemelerce verilen geçici mühlet kararı sayısı, 2024’e göre yüzde 63 artarak 2 bin 817’ye ulaştı. Bu sayı 2022, 2023 ve 2024 yıllarında verilen toplam geçici mühlet kararı sayısı olan 2 bin 646’nın da yüzde 6 üzerinde gerçekleşti. Geçen yıl verilen iflas kararları ise 247’ye ulaşarak rekor kırdı. Konkordatotakip.com’un Basın İlan Kurumu verilerinden derlediği verilere göre, mahkemelerce aralık ayında 282 dosya için konkordato geçici mühlet kararı verildi. Bu sayı en yüksek üçüncü aylık veri olarak dikkat çekti. Geçen ay 202 dosya için kesin mühlet kararı verilirken, bu sayı en yüksek aylık veri olarak öne çıktı. 231 dosya için konkordatonun reddi kararı verilen geçen ay, ifl as kararı verilen dosya sayısı 30 oldu. Tasdik kararı çıkan dosya sayısı ise aralıkta 30 oldu. Yılın tamamına ilişkin verilere göz atıldığında ise, mahkemeler 2 bin 817 dosya için geçici mühlet kararı verdi. Tekstil-hazır Giyimde 234 konkordato Merve Yiğitcaan'ın haberine göre, konkordato sürecinin nihai ve en önemli aşaması olan tasdik, konkordato projesinin mahkeme tarafından onaylanarak tüm alacaklılar için bağlayıcı hale gelmesini ifade ediyor. Bu nedenle reel sektörün en çok itiraz ettiği konulardan biri de tasdik sürelerinin çok uzun olması, bu süreçte ise alacaklıların mağduriyetinin artması… Konkordato kararlarının sektörel dağılımına bakıldığında, tekstil sektöründe başvuruların hız kesmeden devam ettiği görülüyor. Ocak-Aralık 2025’te döneminde tekstil sektöründen yapılan başvurular neticesinde 177 dosya için geçici mühlet kararı verilirken, buna giyim, ayakkabı, halı, çanta, iplik imalatı ve deri işleme de eklendiğinde tekstil ve hazır giyimde toplam konkordato sayısı 234’e yükseliyor. Bu sektörü 134 geçici mühlet kararı ile inşaat izlerken, üçüncü sırada 84 konkordato ile metal ürün imalatı, dördüncü sırada 58 konkordato kararı ile sebze meyve toptancıları, beşinci sırada ise 56 konkordato kararı ile gıda yer alıyor.

Ticaret Bakanlığından e-ihracat firmalarına destek Haber

Ticaret Bakanlığından e-ihracat firmalarına destek

Yeni düzenlemeyle, konsinye ihracat beyanlarına ilişkin gümrük işlemleri net bir çerçeveye oturtuldu. Ayrıca, kara yoluyla hızlı kargo taşımacılığı için yetkili gümrük idareleri arasına Çorlu Havalimanı ve Çerkezköy Gümrük Müdürlükleri de eklendi. Türkiye'nin e-ihracat kapasitesini artırmaya ve ihracatçıların uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü güçlendirme amacıyla posta ve hızlı kargo taşımacılığında gümrük işlemlerinde güncellemeye gidildi. Ticaret Bakanlığından yapılan açıklamada, Türkiye'nin e-ihracat kapasitesini ve ihracatçıların uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artırmak amacıyla stratejik adımlar atmaya devam ettiği belirtildi. Türkiye'nin e-ihracat kapasitesini ve ihracatçıların uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artırmak için "Posta ve Hızlı Kargo Taşımacılığı – Gümrük İşlemleri" konulu genelgede güncelleme yapıldığı bildirilen açıklamada, şu bilgiler verildi: "Bu düzenleme, ülkemizin e-ihracat kapasitesini artırmaya ve ihracatçılarımızın uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü güçlendirmeye yönelik stratejik yaklaşımın somut bir yansımasıdır. Yapılan değişiklikle birlikte, basitleştirilmiş gümrük beyannamesi kapsamında gerçekleştirilecek konsinye ihracat beyanlarına ilişkin gümrük işlemleri açık ve uygulamaya esas bir çerçevede düzenlenmiştir. Böylece e-ihracat yapan firmalar için süreçlerin öngörülebilirliği artırılmış, hızlı teslimata dayalı iş modelleri daha etkin şekilde desteklenmiştir." "Amaç, ihracatçımızın işini kolaylaştırmak" Açıklamada, Avrupa Birliği'ne yönelik e-ihracat gönderilerinde kara yolu taşımacılığı üzerinden hızlı erişimin güçlendirilmesi amacıyla, karayolu ile hızlı kargo taşımacılığına konu eşyanın gümrük işlemlerinin yapılabileceği yetkili idareler arasına Çorlu Havalimanı Gümrük Müdürlüğü ile Çerkezköy Gümrük Müdürlüğü'nün de eklendiği duyuruldu. Bu yetkilendirmenin, Türkiye'nin coğrafi avantajı ve güçlü kara yolu lojistik altyapısının e-ihracat lehine daha etkin kullanılmasını sağlayacağı vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi: Yapılan bu düzenlemeler; e-ihracatı stratejik bir ihracat kanalı olarak gören, lojistik ve gümrük altyapısını bu doğrultuda sürekli geliştiren bir yaklaşımın ürünüdür. Amaç, ihracatçımızın işini kolaylaştırmak, Dünya ve Avrupa pazarlarına erişimini hızlandırmaktır. Bu doğrultuda atılan her adım, ülkemizin dış ticaret ekosistemine kalıcı değer kazandırmaya devam etmektedir. Ticaret Bakanlığı olarak, ihracatçımızın dış pazarlara ulaşımını kolaylaştıracak bu gibi adımları kararlılıkla atmaya devam edeceğiz."

Bolat: Finansman maliyetleri düştü Haber

Bolat: Finansman maliyetleri düştü

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz indirimi kararını değerlendirdi. Bolat, kararın ardından finansman maliyetlerinin düştüğünü ve makroekonomik dengelenme sürecinin güç kazandığını belirterek, “Olumlu makroekonomik görünümün sürmesiyle birlikte, ihracatçımızın rekabet gücünü artıracak desteklerimiz kesintisiz şekilde devam edecektir” dedi. “Finansman maliyetleri düştü, dengelenme süreci güçlendi” Bolat, Merkez Bankası’nın enflasyonun ana eğilimindeki iyileşme doğrultusunda aldığı kararın, finansal koşulları desteklediğini belirterek, “Para Politikası Kurulu’nun faiz indirimi kararı neticesinde finansman maliyetleri düşüyor, dengelenme süreci güçleniyor.” ifadelerini kullandı. Son dört toplantıda toplam 800 baz puanlık faiz indirimi yapıldığını hatırlatan Bolat, bu kararla birlikte ihracatçıların kullandığı reeskont kredisi iskonto oranının yüzde 19,93’ten yüzde 19,32’ye, firmaların net maliyetinin ise yüzde 24,89’dan yüzde 23,95’e gerilediğini açıkladı. “Cari dengede tarihi fazla, cds riski 7 yılın en düşüğünde” Türkiye ekonomisinin dış ticaret ve cari denge alanında güçlü bir performans sergilediğine dikkat çeken Bolat, “Ağustos ayında 5,5 milyar dolarlık tüm zamanların en yüksek cari fazlası elde edildi, eylülde de 1,1 milyar dolar fazla verildi.” dedi. Bakan Bolat, ülke risk priminin Mayıs 2018’den bu yana en düşük seviye olan 225,5 baz puana kadar gerilediğini belirterek, “Bu güçlü iyileşme finansal istikrarı pekiştiriyor ve dezenflasyon sürecine katkı sağlıyor.” değerlendirmesinde bulundu. “İhracat destekleri kesintisiz devam edecek” Bolat, ihracatçılara yönelik desteklerin sürdüğünü vurgulayarak, “Ticaret Bakanlığı olarak ihracatçılarımızın rekabet gücünü artırma ve finansman imkanlarını genişletme hedefimiz doğrultusunda çalışmaya devam ediyoruz. Reeskont kredilerine erişimin kolaylaştırılması ve maliyetlerin düşürülmesi bu sürecin önemli bir parçasıdır.” dedi. Bakan Bolat, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile TCMB başta olmak üzere tüm ekonomi kurumlarının koordinasyon içinde çalıştığını belirterek, “Ekonomide dengelenmeyi ve istikrarı güçlendirecek politika adımlarını kararlılıkla hayata geçirmeye devam edeceğiz.” ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.

Şimşek: Ekonomide nasıl bu kadar kötümser olabilirsiniz? Haber

Şimşek: Ekonomide nasıl bu kadar kötümser olabilirsiniz?

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ekonomi programının çoklu şoklara rağmen rüşdünü ispat ettiğini belirterek, "2026 yılında enflasyon düşmeye devam edecek, bütçe disiplini sağlayarak özel sektöre daha çok kaynak bırakacağız. Cari açık kontrol altında olacak. Finansmana erişim çok daha güçlü şekilde artacak" dedi. Bakan Şimşek, savunma sanayi ve inşaat sektöründeki fırsatlara da değinerek "Siz nasıl kötümser olabilirsiniz ki, ben anlamakta zorluk çekiyorum gerçekten. Yani olmamanız lazım, ben değilim" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin güçlü bir imalat sanayisi var Türkiye'nin bu yıl hedeflerini büyük oranda tutturduğunu ve gelecek yıl çok daha güçlü bir şekilde performans göstereceğini vurgulayan Bakan Şimşek, "Güçlü bir imalat sanayisi var ve biz bunu korumak için elimizden geleni yapacağız" dedi. Yatırıma ve istihdama güçlü destek verdiklerinin altını çizen Bakan Şimşek, kayıt dışı ekonomiyle mücadelede sonuç alındığını ve gelirlerin arttığını söyledi. Şimşek, Ekonomik İstikrar ve Reform Programı'nda nihai hedefin sürdürülebilir yüksek büyümenin sağlanması olduğunu ve bu büyümenin, bu gelirin daha adil bir şekilde dağılımını sağlamak olduğunu belirtti. Bakan Şimşek konuşmasında şunları kaydetti: 'Savunma sanayinde muazzam bir harcama artışı var dünyada' "Savunma sanayi, muazzam bir harcama artışı var dünyada. Bundan 20-25 yıl önce 1 trilyon doların biraz üzerinde bir savunma harcaması varken 6 trilyon dolara çıkacak. Ve bunun büyük bir kısmı bizim de üyesi olduğumuz NATO ülkelerinin. Biz buna hazırlıklıyız. Bakın Türkiye'nin savunma sanayi ihracatı yıllıklandırılmış 8.4 milyar dolar. Şimdi bunu küçümsemeyin. Çünkü bu ihracatın kâr marjları o kadar yüksek ki bu belki 50 milyar dolarlık geleneksel ihracata bedeldir. Yani içeride bıraktığı katma değer ve kâr marjı açısından konuşuyorum. Kötümser olmak için hiçbir sebep yok. Evet, sanayide nitelik değişiyor, zorlananlar daha çok gürültü çıkarıyor, onlara yardımcı olmaki çin seferber oluyoruz ama bir taraftan da bunları görelim. Türkiye bakın 90'lı yıllara gidin, dünyanın en büyük ilk 5 ithalatçısı... Neyin ithalatçısı? Savunma sanayi ithalatçısı. Bugün Türkiye dünyanın en büyük ihracatçıları arasına girdi, ilk 11'de. Büyük bir dönüşüm var. Ve burayı sadece ihracat boyutuyla değil, bakın savunma sanayindeki başarılar zamanla sağlık teknolojilerine... Başladı, bakın ASELSAN'ın belki son dönemde okumuşsunuzdur. Sağlık teknolojileri ileride diğer alanlarda, ileri imalat sanayi, uzay... Birçok alana bu sektör sirayet edecek. Bu sektörde şu anda devam eden 1400 proje var, geliştirme bedeli, yani ar-ge ve bu ürünlerin geldiği nokta 100 milyar dolarlık bir birikimden bahsediyoruz. 100-200 bin dolaylı, doğrudan insanımız çalışıyor, çok nitelikli işler bunlar. Biz tabiki bölgemizde barış istiyoruz, istikrar istiyoruz, refah artışı istiyoruz. Böyle olursa en çok biz olumlu etkileneceğiz." '1 trilyon dolarlık yakın coğrafyamızda yeniden inşa ihtiyacı var' "Küresel inşaat sektöründe firma sayısı itibarıyla Türkiye ilk sıralarda, Çin'den sonra ikinci. Yeniden inşa ihtiyacı, baktık hani ülkeler bir kısmı önümüzdeki tabi 5-10 yıl, bir kısmı daha kısa vadeli, 1 trilyon dolarlık yakın coğrafyamızda bizim güçlü rol oynayabileceğimiz yeniden inşa ihtiyacı var." 'Nasıl kötümser olabilirsiniz, ben anlamakta zorluk çekiyorum' "Dolayısıyla siz nasıl kötümser olabilirsiniz ki, ben anlamakta zorluk çekiyorum gerçekten. Yani olmamanız lazım, ben değilim. Fırsatların bol olduğu bir dönemin eşiğindeyiz. Ama bizim de daha verimli, daha yenilikçi ve farklı bir şekilde iş yapmamız gerektiği de ortada. Devlet bütün yükleri taşıyamaz. Devlet bu dönüşümde size yardımcı olmaya hazır." Çoklu şoklara rağmen program rayından çıkmadı, rüşdünü ispat etti' "Program sonuç veriyor. Bu sene yaşanan çoklu şoklara rağmen program rayından çıkmadı, rüşdünü ispat etti, kim ne derse desin. Her çıkan rakama bir kulp bulmak kolay. Ama resmin büyüğü ortada. 2026 yılında enflasyon düşmeye devam edecek, bütçe disiplini sağlayarak özel sektöre daha çok kaynak bırakacağız. Cari açık kontrol altında olacak. Büyümemiz biraz daha güçlenecek ve yapısal dönüşümü hızlandıracağız. Ve böylece toplumun bütün kesimleri bunları hissedecek. Finansal koşullar bugüne göre çok daha rahatlamış olacak. Finansmana erişim çok daha güçlü şekilde artacak." '2026 için çok daha iyimserim' "Dünyada da göreceli olarak elverişli şartlar var. Fed faiz indiriyor, tartışmalar var ama indiriyor, emtia fiyatları istikrarlı. Bizi ilgilendiren enerji fiyatları düşüş trendinde. Dolayısıyla ben 2026 için her zaman olduğu gibi çok daha iyimserim ve ben bu sene hedefleri büyük oranda tutturduk, gelecek sene çok daha güçlü şekilde bir performans göstereceğimize inanıyorum."

Terra Pizza İnsan ve Kültür Direktörüne Best People ödülü Haber

Terra Pizza İnsan ve Kültür Direktörüne Best People ödülü

Great Place To Work® metodolojisi esas alınarak hazırlanan program, Türkiye’de insan ve kültürü kurumların stratejik önceliği haline getiren liderleri görünür kılmayı amaçlıyor. 30 Eylül itibarıyla tamamlanan başvuruların ardından, farklı sektörlerden isimler objektif ve veriye dayalı kriterler çerçevesinde değerlendirildi. Kurum kültürü alanında örnek teşkil eden liderler seçildi Araştırma, “Harika iş yerlerinin arkasında kültürü şekillendiren güçlü liderler vardır” yaklaşımı doğrultusunda oluşturuldu. Best People & Culture Leaders™ 2025 listesi; Çalışan deneyimi ve kurum kültürü alanında yenilikçi uygulamalar geliştiren,Organizasyonlarında pozitif ve sürdürülebilir dönüşümlere öncülük eden,Sektör standartlarını yukarı taşıyan liderleri, ulusal çapta tanıtmayı ve referans haline getirmeyi hedefliyor. Bu kapsamda Gold, Silver ve Bronz kategorilerinde yapılan değerlendirmede, Terra Pizza İnsan ve Kültür Direktörü Bahar Güler “Silver” ödülün sahibi oldu. “Çalışanlarımızı kurumumuzun en önemli değeri olarak görüyoruz” Ödüle ilişkin değerlendirmede bulunan Terra Pizza İnsan ve Kültür Direktörü Bahar Güler, Terra Pizza’nın çalışan odaklı kurum kültürü yaklaşımını şu sözlerle ifade etti: “Bu ödül, Terra Pizza’da çalışan deneyimini stratejik bir öncelik olarak ele alan yaklaşımımızın sektör genelinde karşılık bulduğunu göstermesi bakımından büyük önem taşıyor. Çalışanlarımızı kurumumuzun en değerli unsuru olarak kabul ediyor; onların deneyimini sürekli geliştirmeyi Terra Pizza'nın sürdürülebilir başarısının temel bileşenlerinden biri olarak görüyoruz. GPTW sertifikalı şirketler arasında yapılan değerlendirmede Silver kategoride yer almak, kurum kültürü vizyonumuzun doğruluğunu teyit eden değerli bir göstergedir.” Değerlendirme yalnızca GPTW sertifikalı şirketlerdeki liderler arasında yapıldı Program kapsamında yapılan değerlendirme, yalnızca Great Place To Work® sertifikasına sahip kuruluşlarda görev yapan İnsan ve Kültür liderleri arasında gerçekleştirildi. Bu yönüyle, liste sektör için güvenilir ve etkili bir referans niteliği taşıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.