SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ekonomi

Ekometre - Ekonomi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Gram altın 5,5 ayın zirvesinde Haber

Gram altın 5,5 ayın zirvesinde

Zirvenin ardından kâr satışları görülürken, altının yönünde bu hafta ABD PCE enflasyon verisi ile Fed Başkanı Kevin Warsh’ın Jackson Hole’daki mesajları belirleyici olacak. Altın fiyatlarında yeni haftaya sert hareketlerle başlandı. Küresel piyasalardaki güçlü seyir gram altını 7 bin 262 TL’ye taşıdı. Böylece gram altın, yaklaşık 5,5 ay sonra yeniden 13 Mart’tan bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaştı. Ancak zirvenin ardından piyasalarda kâr satışları etkili oldu. Yatırımcıların gözü şimdi, altındaki yükselişin sürüp sürmeyeceğini belirleyecek ABD enflasyon verileri ve Fed’den gelecek mesajlara çevrildi. Ons altında zirve sonrası kâr satışları Uluslararası piyasalarda spot altın, gün içinde son 3,5 ayın en yüksek seviyelerini gördükten sonra satış baskısıyla karşılaştı. Spot altının ons fiyatı yüzde 0,2 düşüşle 4.640,39 dolar seviyesine gerilerken, ABD altın vadeli işlemleri 4.696 dolar civarında yatay bir seyir izledi. Ons altındaki güçlü yükseliş, gram altın fiyatlarını da yukarı taşıdı. Gram altın gün içinde 7 bin 262 TL’ye kadar çıkarak mart ayından bu yana en yüksek seviyesini gördü. Ons altında 5 bin dolar hedefi gündemde Piyasalarda yükseliş eğiliminin devam etmesi halinde ons altında yeni hedef seviyeler de konuşulmaya başlandı. IG Markets analisti Tony Sycamore, olası geri çekilmelerin yatırımcılar tarafından alım fırsatı olarak değerlendirilebileceğine işaret etti. Sycamore’a göre ons altında bir sonraki önemli direnç bölgesi 4.900-5.000 dolar bandında bulunuyor. Altının yönünü PCE verisi belirleyebilir Bu hafta altın piyasasının en önemli gündem maddelerinden biri ABD'de açıklanacak Kişisel Tüketim Harcamaları (PCE) fiyat endeksi olacak. Fed’in para politikası kararlarında yakından izlediği PCE verisi, faiz indirimlerine ilişkin beklentilerin yeniden şekillenmesine neden olabilir. Enflasyondaki seyrin yanı sıra son dönemde yükseliş gösteren ABD tahvil getirileri de yatırımcıların radarında bulunuyor. Beklentilerin üzerinde gelecek bir enflasyon verisi, Fed’in faiz politikası konusunda daha temkinli hareket edebileceği beklentisini güçlendirebilir. Daha düşük faiz beklentisi ise faiz getirisi olmayan altın açısından destekleyici bir unsur olarak öne çıkıyor. Jackson Hole’dan gelecek mesajlar bekleniyor Altın fiyatları açısından haftanın bir diğer kritik gelişmesi ise Fed Başkanı Kevin Warsh’ın Jackson Hole Ekonomi Politikası Sempozyumu’nda yapacağı konuşma olacak. Warsh’ın enflasyonun seyri, para politikasının geleceği ve yüksek tahvil faizleri konusunda vereceği mesajların, dolar ve tahvil piyasaları üzerinden altın fiyatlarında yeni hareketlere yol açması bekleniyor. Piyasalarda bu nedenle gözler, hafta boyunca hem ABD’den gelecek enflasyon verilerine hem de Jackson Hole’dan çıkacak mesajlara çevrilmiş durumda.

Borsa İstanbul haftaya yükselişle başladı Haber

Borsa İstanbul haftaya yükselişle başladı

Endeks açılışta yüzde 0,85 artarak 14.637,72 puana ulaşırken, bankacılık endeksindeki yükseliş yüzde 3,77'yi buldu. Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi yeni haftanın ilk işlem gününe pozitif başladı. Cuma gününü yükselişle tamamlayan endeks, açılışta bankacılık hisselerinin öncülüğünde yüzde 0,85 değer kazanarak 14.637,72 puana çıktı. Önceki işlem gününü yüzde 0,82 artışla 14.514,82 puandan kapatan BIST 100 endeksi, haftanın ilk açılışında 122,89 puan yükseldi. Bankacılık hisselerinde güçlü yükseliş Açılışta bankacılık endeksi yüzde 3,77 değer kazanarak sektörler arasındaki en güçlü performansı sergiledi. Holding endeksindeki yükseliş ise yüzde 0,75 oldu. Sektör endeksleri arasında en fazla kazandıran bankacılık olurken, bilişim endeksi yüzde 4,08'lik düşüşle günün açılışında en fazla değer kaybeden sektör olarak öne çıktı. Yurt içi piyasalardaki pozitif görünümde, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlanması yönündeki kararı da etkili oldu. TCMB'nin likidite yönetimine ilişkin bu adımının ardından özellikle bankacılık hisselerine yönelik alımların hız kazandığı görüldü. Küresel piyasalarda yoğun gündem Küresel piyasalar ise yoğun bir veri ve gelişme takvimine temkinli başladı. ABD'de açıklanacak büyüme verileri ve enflasyon göstergeleri, Jackson Hole Ekonomi Politikaları Sempozyumu ile Nvidia'nın finansal sonuçları haftanın küresel piyasalardaki başlıca gündem maddeleri arasında yer alıyor. Orta Doğu'da ateşkese yönelik belirsizliklerin sürmesi de yatırımcıların risk iştahını baskılayan unsurlar arasında bulunuyor. ABD ile İran arasında devam eden müzakerelerden henüz somut bir sonuç çıkmaması ve karşılıklı açıklamaların ekonomik yaptırımlar boyutuna taşınma ihtimali, piyasalardaki belirsizliği artırıyor. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'in İran'a yönelik yeni ekonomik yaptırımları açıklaması beklenirken, jeopolitik risklerin enerji piyasaları üzerindeki etkisi de yakından izleniyor. Özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmeler nedeniyle yüksek seviyelerini koruyan petrol fiyatları, küresel enflasyon endişelerini canlı tutuyor. Piyasaların gözü veri ve beklenti göstergelerinde Bugün yurt içinde finansal hizmetler güven endeksi, sektörel enflasyon beklentileri, hanehalkı beklenti anketi ve finansal kesim dışındaki firmaların döviz varlık ve yükümlülükleri takip edilecek. Analistler, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14.700 ve 14.800 puanın direnç; 14.500 ve 14.400 puanın ise destek seviyeleri olarak öne çıktığını belirtiyor.

Alman devlerinden hükümete acil reform çağrısı Haber

Alman devlerinden hükümete acil reform çağrısı

İş dünyası, üretim ve istihdamın Almanya’da korunması için maliyetlerin düşürülmesini ve çalışma hayatında daha fazla esneklik sağlanmasını istiyor. Almanya’da sanayinin önde gelen temsilcileri, hükümete yönelik reform baskısını artırdı. Otomotiv ve sanayi sektörünün büyük şirketleri ile işveren örgütleri, Berlin yönetimine gönderdikleri ortak mesajda, yüksek enerji maliyetleri ve artan iş gücü maliyetlerinin ülkenin küresel rekabet gücünü tehdit ettiğini belirterek yapısal reformların gecikmeden hayata geçirilmesini istedi. Özellikle Bavyera ve Baden-Württemberg'deki iş dünyası temsilcilerinin öncülük ettiği çağrıda, hükümetin koalisyon programında yer alan ekonomi ve çalışma hayatına yönelik reformları hızlandırması talep edildi. İş dünyasına göre Almanya'nın önündeki temel mesele, yalnızca mevcut ekonomik yavaşlamayı aşmak değil; şirketlerin üretim, yatırım ve istihdam için ülkeyi uzun vadede cazip bir merkez olarak görmeye devam etmesini sağlamak. Yüksek maliyetler sanayiyi zorluyor Alman sanayisi son yıllarda enerji fiyatları, küresel rekabetin sertleşmesi ve yüksek maliyetler nedeniyle önemli bir baskı altında bulunuyor. Şirketler, enerji maliyetlerinin kalıcı biçimde daha rekabetçi seviyelere çekilmesini isterken, sosyal güvenlik sisteminden kaynaklanan mali yüklerin de işverenler ve çalışanlar açısından sürdürülebilir hale getirilmesini talep ediyor. Almanya'da 2026 yılı için sosyal güvenlik sistemine ilişkin hesaplama sınırları da ücret gelişimine paralel olarak yeniden artırıldı. Federal Çalışma ve Sosyal İşler Bakanlığı, bu düzenlemelerin sosyal güvenlik sisteminin finansman tabanını ve ödeme dengesini korumayı amaçladığını belirtiyor. Ancak iş dünyası, primler ve diğer yan maliyetlerdeki yükselişin toplam iş gücü maliyetini artırarak Almanya'nın uluslararası rekabetçiliğini zayıflattığı görüşünde. İş dünyasının beklentisi: Daha düşük maliyet, daha fazla esneklik Sanayi temsilcilerinin hükümetten beklentileri birkaç ana başlıkta toplanıyor. İlk sırada enerji fiyatlarının düşürülmesi bulunuyor. Özellikle enerji yoğun sektörler açısından yüksek maliyetlerin üretim yatırımları üzerinde baskı oluşturduğu belirtiliyor. İkinci önemli başlık ise sosyal güvenlik yükleri. İş dünyası, artan maliyetlerin hem şirketlerin yatırım kararlarını hem de istihdam kapasitesini olumsuz etkilediğini savunuyor. Reform çağrısında ayrıca: çalışma hayatında daha fazla esneklik sağlanması,bürokratik süreçlerin azaltılması,kamu hizmetlerinde dijitalleşmenin hızlandırılması,yatırım süreçlerinin kolaylaştırılması gibi talepler öne çıkıyor. Berlin reform gündemini hızlandırmak istiyor Federal hükümet de ekonominin yeniden güçlendirilmesini öncelikli başlıklardan biri olarak görüyor. Hükümetin açıkladığı reform programlarında büyümenin desteklenmesi, rekabet gücünün artırılması, bürokrasinin azaltılması, sosyal güvenlik sisteminin uzun vadeli sürdürülebilirliğinin sağlanması ve iş gücü piyasasının güçlendirilmesi yer alıyor. Temmuz ayında hükümet, bu alanları kapsayan toplam 34 önlem üzerinde uzlaşıldığını açıklamıştı. Ancak iş dünyasının temel eleştirisi, reform başlıklarının belirlenmesinin tek başına yeterli olmadığı yönünde. Şirketler, özellikle maliyet baskısının devam ettiği mevcut dönemde uygulamaya geçiş sürecinin hızlandırılmasını istiyor. Sanayinin geleceği Almanya'nın gündeminde Almanya'nın güçlü sanayi altyapısı uzun yıllardır Avrupa ekonomisinin temel taşı olarak görülüyor. Ancak enerji maliyetleri, küresel tedarik ve rekabet koşullarındaki değişim, iş gücü açığı ve yüksek üretim maliyetleri bu model üzerinde yeni baskılar oluşturuyor. Hükümet de rekabet gücünü artırmak amacıyla yatırım ve reform odaklı bir politika izliyor. 2026 bütçe ve mali planında büyümeyi destekleyecek yatırımların yanı sıra kamu harcamalarında yapısal düzenlemeler ve sosyal güvenlik reformları öne çıkarılıyor. Alman iş dünyasının son çağrısı ise Berlin'e açık bir mesaj niteliği taşıyor: Reformların etkisini gösterebilmesi için yalnızca planlanması değil, hızla uygulamaya geçirilmesi gerekiyor. Önümüzdeki dönemde Almanya'nın enerji maliyetlerinden sosyal güvenlik sistemine, çalışma hayatından bürokrasiye kadar uzanan reform gündemini ne hızla hayata geçireceği, ülkenin sanayi üretimi ve küresel rekabet gücü açısından belirleyici olacak.

Türkiye’nin yapay zekâ planında KOBİ’ler öne çıkıyor Haber

Türkiye’nin yapay zekâ planında KOBİ’ler öne çıkıyor

Plan kapsamında 5 milyon vatandaşa yapay zekâ eğitimi verilmesi, 10 bin uzman ve 100 bin uygulama profesyoneli yetiştirilmesi, veri merkezi kapasitesinin 2030’a kadar 1 gigavata çıkarılması ve yapay zekâ altyapısına en az 10 milyar dolarlık yatırımın harekete geçirilmesi planlanıyor. Türkiye, yapay zekânın ekonomide kullanımını yaygınlaştırmak amacıyla yeni bir yol haritasını uygulamaya alıyor. 2026-2030 dönemini kapsayan Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı; insan kaynağı, veri, hesaplama altyapısı, finansman, girişimcilik ve kamu kullanımını birlikte ele alıyor. Plan, 13 Haziran 2026'da Türkiye Yapay Zekâ Zirvesi'nde kamuoyuna açıklanmıştı. Dört ana eksen üzerine kurulan planın odağında yapay zekânın Türkiye'de geliştirilmesinin yanı sıra ekonomik ve toplumsal kullanımının yaygınlaştırılması bulunuyor. KOBİ’lere yapay zekâ desteği Eylem Planı'nın ekonomi açısından dikkat çeken başlıklarından biri KOBİ'lerin yapay zekâ kullanımının artırılması. Sağlık, enerji ve akıllı üretim başta olmak üzere öncelikli sektörlerde KOBİ'lerin yapay zekâ çözümlerine erişimini kolaylaştırmak amacıyla yapay zekâ kuponları uygulanması planlanıyor. Ayrıca enerji ve dijital altyapısı hazır Yapay Zekâ Büyüme Bölgeleri kurulması hedefleniyor. Bu yaklaşım, yapay zekâ yatırımlarının yalnızca büyük teknoloji şirketleriyle sınırlı kalmaması açısından önem taşıyor. Yapay zekânın üretim, lojistik, perakende, ihracat ve hizmet sektörlerindeki işletmeler tarafından kullanılmaya başlaması, teknolojinin ekonomik verimliliğe dönüşmesinde belirleyici olacak. 5 milyon kişiye yapay zekâ eğitimi İnsan kaynağı da planın önemli başlıkları arasında. Türkiye, iki yıl içerisinde 81 ilde 5 milyon vatandaşa yapay zekâ okuryazarlığı eğitimi vermeyi hedefliyor. Bunun yanında 10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı ve 100 bin yapay zekâ uygulama profesyonelinin yetiştirilmesi planlanıyor. Bu hedefler, yapay zekânın yalnızca yazılım geliştiricilerinin uzmanlık alanı olmaktan çıkarılarak daha geniş bir iş gücüne yayılmasını amaçlıyor. Veri merkezi kapasitesi 1 GW’a çıkarılacak Yapay zekâ yatırımlarının büyümesi, hesaplama kapasitesi ve veri merkezi altyapısına olan ihtiyacı da artırıyor. Eylem Planı kapsamında Türkiye'nin veri merkezi kurulu gücünün 2030'a kadar en az 1 gigavata çıkarılması hedefleniyor. Ayrıca veri merkezi, bulut ve yapay zekâ altyapılarında özel sektör öncülüğünde en az 10 milyar dolarlık yatırımın harekete geçirilmesi planlanıyor. Bu hedef, yapay zekâ ekonomisinin yalnızca yazılım tarafında değil, enerji, veri merkezi, bulut bilişim ve yüksek başarımlı hesaplama altyapısında da yeni yatırım ihtiyacı oluşturacağını gösteriyor. Kamu, yerli yapay zekâ için ilk müşteri olacak Plan kapsamında kamu yatırım programlarından yapay zekâ projelerine en az yüzde 2 pay ayrılması hedefleniyor. Ayrıca kamu kurumlarının başarılı yerli yapay zekâ çözümlerinin ilk kullanıcılarından olması planlanıyor. Böylece kamu alımlarının, yerli yapay zekâ şirketleri için yalnızca gelir kaynağı değil, aynı zamanda referans ve ürün doğrulama mekanizması olarak kullanılması amaçlanıyor. En az 2 bin kamu veri seti erişime açılacak Yapay zekâ sistemlerinin geliştirilmesinde veri altyapısı da planın temel unsurlarından biri. Sağlık, tarım, savunma ve elektronik ticaret başta olmak üzere en az 2 bin kamu veri setinin Ulusal Veri Kütüphanesi üzerinden erişime açılması planlanıyor. Verilerin güncel, güvenilir, kullanılabilir ve güvenli biçimde erişilebilir olması; kişisel verilerin korunması ve veri güvenliğiyle birlikte ele alınacak. Yapay zekâ yatırımlarında finansman büyüyecek Türkiye'nin yapay zekâ ekosistemini büyütme planında girişim sermayesi ve teknoloji finansmanı da yer alıyor. 2030'a kadar veri merkezi ve yapay zekâ altyapısında 10 milyar dolarlık yatırımın harekete geçirilmesi hedefleniyor. Bu kaynakların girişimlere, veri merkezlerine ve yüksek teknoloji yatırımlarına ne ölçüde aktarılacağı, planın ekonomik sonuçları açısından önemli olacak. Asıl ölçüm verimlilikte yapılacak Türkiye'nin yapay zekâ politikasında önemli eşik, açıklanan yatırım ve insan kaynağı hedeflerinin gerçekleşmesinden sonra ortaya çıkacak. Çünkü yapay zekâ yatırımlarının ekonomik karşılığı yalnızca kurulan veri merkezi veya geliştirilen model sayısıyla ölçülmeyecek. Üretim maliyetlerinin düşmesi, ihracat kapasitesinin artması, işletmelerin verimliliğinin yükselmesi ve yeni teknoloji şirketlerinin küresel pazarlara açılması daha belirleyici göstergeler olacak. Yapay zekânın gerçek ekonomik değerinin, teknoloji şirketlerinin dışına çıkarak üretim yapan işletmeler ve KOBİ'ler tarafından kullanılmaya başlamasıyla ortaya çıkması bekleniyor. Türkiye'nin 2026-2030 dönemindeki yapay zekâ politikasının başarısı da bu nedenle “kaç model geliştirildi?” sorusundan çok, “yapay zekâ ekonominin ne kadarına yayıldı?” sorusunun yanıtında ölçülecek.

Bahçıvan: Sanayici üretmekten vazgeçmedi Haber

Bahçıvan: Sanayici üretmekten vazgeçmedi

Bahçıvan, araştırmanın yalnızca şirketlerin finansal performansını değil, aynı zamanda Türk sanayisinin dayanıklılığını, üretim gücünü ve geleceğe yönelik potansiyelini ortaya koyduğunu belirterek, İSO İkinci 500 listesinde yer alan şirketlerin geleceğin İSO 500 kuruluşları olma yolunda önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. 2025 yılının yüksek finansman maliyetleri, küresel talepteki zayıflama ve krediye erişimde yaşanan güçlükler nedeniyle sanayi açısından oldukça zor geçtiğini belirten Bahçıvan, araştırma sonuçlarının bu tabloyu net biçimde yansıttığını söyledi. Araştırmaya göre, İSO İkinci 500 şirketlerinde üretimden satışlar üç yıllık reel gerilemenin ardından 2025 yılında yalnızca yüzde 0,2 oranında reel artış gösterdi. İhracat ise İSO 500'deki güçlü performansın aksine yüzde 0,3 gerileyerek sanayi kuruluşlarının satış büyümesini sınırlandırdı. Sanayicinin en büyük yükünün finansman maliyetleri olduğuna dikkat çeken Bahçıvan, finansman giderlerinin faaliyet kârına oranının yüzde 87'ye yükseldiğini belirterek, sanayi kuruluşlarının elde ettiği kazancın önemli bölümünü finansman giderlerine ayırmak zorunda kaldığını söyledi. Tüm olumsuzluklara rağmen sanayi kuruluşlarının üretim çarklarını durdurmadığını vurgulayan Bahçıvan, yatırım isteğinin sürdüğünü ve Türk sanayisinin ekonominin temel taşı olmayı devam ettirdiğini ifade etti. Finansman desteği vurgusu Sanayinin rekabet gücünü koruyabilmesi için uygun finansman imkanlarının artırılması gerektiğini belirten Bahçıvan, verimlilik, yüksek katma değerli üretim, teknolojik dönüşüm ve ihracat odaklı yatırımların desteklenmesinin stratejik önem taşıdığını söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ekonomi yönetiminin sanayinin finansman ihtiyacını öncelikli gündem maddeleri arasına almasını ve açıklanan finansman destek paketini olumlu değerlendirdiklerini belirten Bahçıvan, bu yaklaşımın üretim ekonomisine verilen önemin göstergesi olduğunu ifade etti. Bahçıvan, "Sanayiye sahip çıkmak; üretime, istihdama, ihracata, teknolojiye ve ülkemizin geleceğine sahip çıkmaktır." diyerek, sanayicinin nefes almasını sağlayacak politikaların kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini kaydetti.

Dubai’de yeni projeler ekonomiye güç verdi Haber

Dubai’de yeni projeler ekonomiye güç verdi

Dubai yönetimi tarafından duyurulan yeni ekonomi programları kapsamında özellikle yapay zekâ, finans teknolojileri ve sürdürülebilir enerji yatırımlarına yönelik teşviklerin genişletileceği belirtildi. Emirlikte açıklanan yeni projeler, uluslararası yatırımcı ilgisini yeniden artırdı. Turizmde güçlü sezon beklentisi Yılın ilk aylarında otel doluluk oranlarının yüksek seyretmesi ve yeni uçuş bağlantılarının devreye girmesi, Dubai turizminde güçlü yaz sezonu beklentisini artırdı. Özellikle Avrupa, Körfez ve Asya pazarlarından gelen rezervasyonlarda artış yaşandığı belirtiliyor. Gayrimenkul piyasasında hareketlilik sürüyor Dubai’de lüks konut ve yatırım amaçlı projelere olan talep hız kesmeden devam ediyor. Yeni marina, yaşam merkezi ve karma proje yatırımlarıyla birlikte yabancı yatırımcı ilgisinin yükseldiği ifade ediliyor. Uzmanlar, düşük vergi politikası ve yüksek kira getirilerinin Dubai’yi küresel yatırımcı açısından cazip kılmayı sürdürdüğünü belirtiyor. Yapay zekâ ve teknoloji yatırımları öne çıkıyor Dubai’nin dijital ekonomi hedefleri kapsamında yeni teknoloji serbest bölgeleri ve yapay zekâ merkezleri için çalışmalar hız kazandı. Yetkililer, Emirliğin önümüzdeki dönemde Orta Doğu’nun en büyük teknoloji ve finans merkezlerinden biri olmayı hedeflediğini açıkladı. “Bölgesel merkez olma hedefi güçleniyor” Ekonomi çevreleri, lojistik, finans, turizm ve teknoloji yatırımlarındaki büyümenin Dubai’nin bölgesel merkez konumunu daha da güçlendirdiğini değerlendiriyor. Önümüzdeki dönemde yeni uluslararası fon girişleri ve mega projelerle birlikte Dubai ekonomisindeki büyümenin sürmesi bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.