SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ekonomi

Ekometre - Ekonomi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Hürmüz'ün düğümü çözülür mü? Haber

Hürmüz'ün düğümü çözülür mü?

Gözler arzın kilit noktası Hürmüz Boğazı'na çevrilirken uzmanlar; ateşkes durumunda fiyatların 65 dolara inebileceği, krizin uzaması halinde ise yeniden 100 doları aşabileceği farklı senaryoları değerlendirdi. Küresel emtia piyasaları, ABD-İsrail ve İran ekseninde tırmanan jeopolitik gerilimlerin gölgesinde tarihi günlerden geçiyor. Çatışmaların genişlemesiyle varil başına 100 dolar sınırını aşarak rekor seviyeleri test eden petrol fiyatları, diplomasi ve siyaset cephesinden gelen son haber akışıyla sert bir dalgalanma sürecine girdi. Orta Doğu'daki sıcak çatışmaların küresel petrol arzını sekteye uğratacağı endişesiyle fırlayan fiyatlar, yönünü keskin bir şekilde aşağı çevirdi. Donald Trump’ın, İran ile yaşanan savaş halinin yakında sona erebileceğini belirtmesi ve olası bir yaptırım hafifletme senaryosunu gündeme getirmesi, piyasalardaki ‘savaş risk primini’ hızla sildi. Bu açıklamanın ardından uluslararası piyasalarda Brent ve ham petrol fiyatlarında sert satışlar görüldü. Acil durum petrol rezervlerinin (SPR) piyasaya sürülme ihtimali de fiyatları baskılayan bir diğer unsur olarak öne çıktı. Küresel tüketimin beşte biri Fiyatlardaki anlık düşüşe rağmen enerji tüccarının gözü hâlâ dünyanın en kritik enerji geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı’nda. Küresel petrol tüketiminin yaklaşık beşte birinin taşındığı bu dar boğaz, İran’ın olası bir abluka tehdidinin merkezinde yer alıyor. Çatışmaların ilk günlerinde fiyatları 100 doların üzerine taşıyan ana korku, bu boğazın transit geçişlere kapatılması ihtimaliydi. Savaşın seyri değişse de Hürmüz Boğazı'nın güvenliğine dair belirsizlikler, petrol piyasaları üzerinde risk oluşturmaya devam ediyor. Yatırım bankaları ve emtia analistleri, petrolün orta ve uzun vadeli seyrine dair savaşın devam etmesi, genişleyip kara operasyonuna dönmesi, vites düşürerek düşük yoğunluklu olarak devam etmesi ve sonlanması sonrası enerji piyasalarının rahatlaması gibi farklı senaryoları masada tutuyor. Fiyatlar normale döner mi? Enerji piyasalarının şu an en çok sorduğu soru ise ‘normalin ne olduğu’. Operasyonlar dursa bile bölgedeki hasarın boyutu, İran petrolünün küresel piyasalara tekrar ne kadar sürede entegre olacağı ve ABD-İsrail ekseninin bölgedeki yeni güvenlik doktrini belirsizliğini koruyor. Piyasalar şimdi, Washington, Tel Aviv ve Tahran üçgeninden gelecek somut adımları ve küresel stok verilerini yakından izlemeye devam edecek. 2026 için 3 senaryo masada Küresel piyasalardaki dalgalanmayı İstanbul Ticaret'e değerlendiren Marbaş Menkul Değerler Genel Müdür Yardımcısı Soner Kuru, savaşın seyrine ve petrol fiyatlarının olası yönüne ilişkin öngörülerini paylaştı. 100 dolar yeniden test edilebilir Donald Trump’ın açıklamaları, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ve İran cephesinden gelen ‘Vurmazsanız savaşı bitirmeye hazırız’ mesajlarının enerji piyasalarındaki arz endişelerini soğuttuğunu belirten Kuru, bu durumun Brent petrolde hızlı bir geri çekilme yarattığını ifade etti. Ancak Kuru, iyimser beklentilerin sahadan gelecek haberlerle boşa çıkması durumunda, piyasanın ilk şoktaki kadar şiddetli olmasa da yeniden 100 dolar üzerindeki fiyatlamaları test edebileceği uyarısında bulundu. ETKİSİ SINIRLI KALABİLİR Yıl içinde Venezuela operasyonu ve arz fazlasıyla 60 doların altına inen Brent petrolün, jeopolitik tansiyonla beklentileri aştığını hatırlatan Kuru, olası iç piyasa yansımalarına da değindi. Petrol fiyatlarındaki her yüzde 10’luk artışın enflasyon üzerinde 1.1 puanlık yukarı yönlü etki yarattığına dikkat çeken Kuru, yüksek fiyatların cari açık ve maliyet baskısı oluşturabileceğini belirtti. Bu tablonun, faiz indirim patikasında ve enflasyon beklentilerinde revizyon ihtimalini masaya getirse de etkinin görece sınırlı kalmasının beklendiğini vurguladı. Kuru ayrıca, Merkez Bankası’nın 2026 yılı için belirlediği 60.9 dolarlık hedefin mevcut konjonktürde iyimser kaldığının altını çizdi. 2026 öngörüsü Savaşın devam etmesinin küresel ve ABD ekonomisine faturasının ağır olacağını, bu nedenle negatif etkilerin yavaşlayarak azalmasını beklediklerini belirten Kuru, 2026 yılı petrol fiyatları için Merkez Bankası hedefine kıyasla üç farklı senaryo çizdi: İyimser senaryo (65-70 dolar): İran savaşının sona ermesi, taraflar arası anlaşma sağlanması ve yıl sonuna kadar bölgedeki tansiyonun zayıflaması. Baz senaryo (70-80 dolar): Savaşın sona ermesi, ancak bölgedeki gerilimlerin zaman zaman kendini göstermeye devam etmesi. Kötümser senaryo (80 dolar ve üzeri): Çatışmaların devam etmesi, tansiyonun yıl boyu sürmesi ve savaşın yakın coğrafyalara da sıçraması. Beklentiler boşa çıkarsa yeniden yükselebilir Petrol piyasalarındaki sert dalgalanmaları değerlendiren İnfo Yatırım Yatırım Danışmanı Tunç Safa Altunsaray, fiyat hareketlerinin arkasındaki temel dinamiklere ve olası senaryolara ilişkin önemli tespitlerde bulundu. Trump'ın açıklaması aşağı çekti Geçen hafta pazartesi günü 97.52 dolardan açılış yapan ve anlık olarak 114 dolar seviyelerini gören Brent petrolün, ABD Başkanı Trump’ın, “Savaş neredeyse tamamlandı. Donanmaları, iletişim hatları ve hava kuvvetleri yok” şeklindeki açıklamalarının ardından 82 dolara kadar gerilediğini hatırlatan Altunsaray, bu sert düşüşü, ‘savaşın bitebileceğine dair beklentilerin fiyatlanması’ olarak yorumladı. Depolama sorunu da etkili Fiyatlardaki asıl yukarı yönlü şokun, günlük küresel petrol ticaretinin yüzde 20'sinin yapıldığı Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin durması olduğuna dikkat çeken Altunsaray, Körfez ülkelerinin yetersiz depolama alanları nedeniyle üretimi kısmak zorunda kaldığını aktardı. Savaşın süresi ve beklentilerin önemine vurgu yapan Altunsaray, “Savaş uzar veya beklentiler boşa çıkarsa, boru hatları tam kapasite çalışan ülkelerde de depolama alanları yetersiz kalacak ve üretim azalacaktır. Bu durum petrol arzını düşürerek fiyatları yeniden yukarı yönlü itecektir” uyarısında bulundu. Yükselme ihtimali Savaş bitse dahi sürecek gerginliğin ülkelerin vereceği karşılıklara göre fiyatlanacağını ifade eden Altunsaray, olası bir yeni çatışma durumunda Haziran 2025'te görülen yüzdesel hareketlerin tekrarlanabileceğini belirtti. Yıl sonu için senaryo bazlı tahmin yürüten Altunsaray, şu öngörüleri paylaştı: İyimser senaryo: Savaşın bitmesi, anlaşma sağlanması ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden geçişlere açılması durumunda dünyadaki arz fazlalığıyla fiyatların sert bir geri çekilmeyle 65 doların altına inmesi ve küresel enflasyonda yalnızca geçici bir yükseliş yaşanması. Riskli senaryo: Savaşın devam etmesi, Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerin olmaması ve Körfez ülkelerinin üretimi azaltması. Bu tabloda petrolün 100 doların üzerinde kalıcı olacağı, global enflasyonun artıp büyümenin yavaşlayacağı ve merkez bankalarının yeniden faiz artırımına gitmek zorunda kalacağı belirtiliyor. Fiyatları frenleyecek unsur: Rus petrolü Piyasadaki risklerin sürmesi ve Hürmüz Boğazı'nın eski işlevine dönmemesi durumunda gözden kaçırılmaması gereken noktanın Rus petrolü olduğunu vurgulayan Altunsaray, “Hindistan’ın Rus petrolü alımına izin verilmesi ve son açıklamalar, Rus petrolünün sisteme yeniden katılma ihtimalinin yüksek olduğunu gösteriyor. Rus petrolünün devreye girmesi, yukarı yönlü hareketleri sınırlayacaktır” dedi. TCMB varsayımları güncellenebilir Yaşanan gelişmelerin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) makroekonomik projeksiyonlarına olası etkisine de değinen Altunsaray, fiyatların kalıcılık durumuna bağlı olarak TCMB'nin 2026 yılı Brent petrol varsayımının güncellenme ihtimali bulunduğunu kaydetti.

ABD'de enflasyon 2,4 Haber

ABD'de enflasyon 2,4

ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu verilerine göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) şubat ayında yıllık bazda yüzde 2,4 artarak ocak ayındaki seviyesini korudu. Gıda ve enerji fiyatlarını hariç tutan çekirdek TÜFE ise yıllık bazda yüzde 2,5 yükselerek ocak ayındaki oranla aynı kaldı. Çekirdek enflasyon arttı Aylık bazda ise genel enflasyon, ocakta kaydedilen yüzde 0,2’lik artışın ardından şubatta yüzde 0,3 yükseldi. Çekirdek enflasyon ise ocaktaki artışla aynı seviyede kalarak yüzde 0,2 arttı. Ekonomistlerin beklentilerini kraşıladı Ekonomistlerin beklentileri, TÜFE’nin aylık bazda yüzde 0,3 ve yıllık bazda yüzde 2,5 artması yönündeydi. Çekirdek TÜFE’nin ise aylık yüzde 0,3 ve yıllık yüzde 2,5 artacağı tahmin ediliyordu. Alt kalemlere bakıldığında gıda fiyatları şubatta yüzde 0,4 yükseldi. Market fiyatları yüzde 0,4, restoran fiyatları ise yüzde 0,3 arttı. Enerji fiyatları, ocaktaki yüzde 1,5’lik düşüşün ardından şubatta yüzde 0,6 yükseldi. Doğalgaz fiyatları yüzde 3,1, fuel oil fiyatları yüzde 11,1 ve benzin fiyatları yüzde 0,8 artarken, elektrik fiyatları yüzde 0,7 geriledi. Barınma maliyetleri ise ocakta olduğu gibi şubatta da yüzde 0,2 artış gösterdi. Mart ayında artış bekleniyor Analistler, mart ayında ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırıları ve misilleme saldırılar nedeniyle benzin fiyatlarının artması ve çatışmaların petrol fiyatlarını yukarı çekmesiyle enflasyonda artış bekliyor.

Hürmüz krizi küresel enerjiyi sarsıyor Haber

Hürmüz krizi küresel enerjiyi sarsıyor

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma iddiası, riski artırırken, küresel enerji ve ticaret maliyetlerini anında yükseltiyor. Uluslar arası Deniz Hukuku ve Ticareti Uzmanı, Esenyel & Partners Kurucu Ortağı Av. Selçuk Esenyel; “Hürmüz’deki her gerilim, sadece fiyatları değil, Türkiye’nin enerji ve ticaret maliyetlerini de anında şekillendiriyor” diyor. Hürmüz Boğazı, günlük 20milyon varille dünya petrol ticaretinin dörtte biri ve LNG (sıvılaştırılmış doğal gaz) ticaretinin beşte birinin geçtiği kritik bir enerji koridoru olarak, küresel piyasaların kalbinde yer alıyor. Son gelişmeler, enerji fiyatları, navlun ve sigorta primlerinde hızlı artışlara yol açarken, Türkiye hem maliyet baskısı hem de stratejik avantajlarla karşı karşıya bulunuyor. Piyasalar anında tepki veriyor Esenyel & Partners Kurucu Ortağı Av. Selçuk Esenyel, “Hürmüz’de yaşanan krizler sadece siyasi değil, doğrudan sigorta, navlun ve enerji fiyatlarını etkileyen ekonomik bir şok yaratıyor” diyor. Esenyel, fiili kapanmanın çoğu zaman resmi açıklama olmadan gerçekleştiğini vurgulayarak, “Savaş riski sigortaları yükseldiğinde veya armatörler bölgeyi yüksek riskli ilan ettiğinde, kağıt üzerinde açık olan boğaz fiilen kapanmış sayılır. Deniz ticareti hukuki tartışmaları beklemez; piyasalar anında tepki verir” şeklinde açıklıyor. Türkiye açısından ilk ve en hızlı etkinin fiyat parametresinde artış şeklinde ortaya çıkabileceğine değinen Esenyel, bu durumda enerji ithalat maliyetlerinin yükseldiğine ve LNG spot alımlarının daha pahalı hale gelebileceğine dikkat çekiyor. Öte yandan navlun ve bunker fiyatları artarken, elektrik üretimi ve sanayi girdi maliyetlerinin baskılanabileceğinin altını çizen Esenyel, “Türkiye yüksek LNG ithalatçısı bir ülke. Hürmüz kaynaklı aksamalarda tam kesinti olmasa da, maliyet baskısı artıyor ve spot kargolarla tedarik yapmak zorunda kalabiliriz” diyerek durumu özetliyor. Türkiye uzun vadeli stratejik kazanç sağlayabilir Selçuk Esenyel, Türkiye’nin enerji transit ülkesi konumu ve alternatif lojistik koridor rolü, uzun vadeli stratejik avantajlar da sunduğunun altını çiziyor. Avrupa ve Asya’ya güvenli enerji ve ticaret akışı sağlamanın, Türkiye’nin diplomatik ve ekonomik ağırlığını artırabileceğine dikkat çeken Esenyel, “Kısa vadede maliyet baskısı kaçınılmaz. Ancak doğru adımlar atılırsa Türkiye, krizden uzun vadeli stratejik kazanç da sağlayabilir. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan her gerilim, sadece bölgesel güvenlik meselesi değil; küresel enerji ve ticaret maliyetlerini belirleyen kritik bir faktör olarak öne çıkıyor. Türkiye açısından etkiler hem maliyet hem de stratejik avantaj ekseninde şekilleniyor ve deniz ticaretinde krizler çoğu zaman savaşla değil, maliyetle hissediliyor” diyor.

Dış ticaretteki tehlikeyi liman tonajları ortaya koydu Haber

Dış ticaretteki tehlikeyi liman tonajları ortaya koydu

Sanayiciler enflasyonla mücadele programının faturasını büyük kapasite kayıplarıyla öderken, limanlardan gelen tonaj verileri, imalatta daralmanın daha da derinleşeceğine işaret ediyor. Ocak 2026’da limanlarda toplam yük elleçlemesi %8,6 gerilerken, ithalattaki tonaj düşüşü % 11,3’e dayandı. Sektör temsilcilerine göre, özellikle taş kömüründe 2 milyon tonu aşan gerileme ve yakıt ithalatındaki sert düşüş, enerji ve demir-çelik gibi ağır sanayide hammadde girişinin yavaşladığını gösterdi. Uzmanlar, bu tablonun son yılların en çarpıcı ocak verisi olduğuna işaret etti. Türk limancılık sektörü, 2025 yılındaki rekor performansın ardından 2026’ya sert frenle başladı. Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaşılan 2025’in ardından, Ocak 2026 verileri sanayi ve dış ticaretteki tehlikeyi liman tonajları üzerinden ortaya koydu. Ticaret Bakanlığı verilerine göre, 2026 yılı ocak ayında geçen yılın aynı ayına göre ihracat, yüzde 3,9 oranında azalarak 20 milyar 328 milyon dolar, ithalat ise yüzde 0,03 oranında artarak 28 milyar 681 milyon dolar oldu. Böylece dış ticaret hacmi yüzde 1,7 oranında azalarak 49 milyar 9 milyon dolar olarak gerçekleşti. Denizcilik Genel Müdürlüğü’nün ocak ayı limanlarda elleçlenen yük istatistikleri ise ithalatın finansal değer bazında düşmemesine rağmen, tonaj bazında yüksek oranda gerilediğine işaret ediyor. Aysel Yücel'in haberine göre ocak ayında toplam yük elleçlemesi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,6 gerileyerek 48,6 milyon tondan 44,4 milyon tona düştü. Tonaj kaybı 4 milyon tonu aştı. İhracatta yüzde 17,1 gerileme yaşanırken ithalattaki kayıp yüzde 11,3’e çıktı. Bu dönemde konteyner hacmi ise yıllık yüzde 6,6 daraldı. “Veriler, temkinli olmamızı gerektiriyor” Türkiye Liman İşletmecileri Derneği (TÜRKLİM) Başkanı Hamdi Erçelik, 2025 yılında limanlarda yüzde 4 artışla 553,2 milyon ton yük elleçlendiğini ve Cumhuriyet tarihinin rekor yılı olduğunu hatırlatarak, “Maalesef 2026’ya iyi başlamadık. Hem ihracatta hem ithalatta önemli oranda daralma yaşanması küresel yavaşlama karşısında temkinli olmamız gerektiğini gösteriyor” dedi. Prof. Dr. Soner Esmer: “Mesleki hayatımda ilk kez böyle bir ocak verisi görüyorum” Piri Reis Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Soner Esmer, Ocak 2026 verilerini değerlendirirken tablonun sıra dışılığına dikkat çekti. Esmer, “Ocak verisi gerçekten çok çarpıcı, ben mesleki hayatım boyunca böyle bir şey görmedim. Limanlardaki yüzde 17,1’lik ihracat tonajı düşüşünün temelinde, Türkiye’nin genel ihracat değerinin de ocak ayında yüzde 3,9 oranında azalma yatıyor. Diğer yandan Ocak 2026’da dış ticaret açığı yüzde 11,2 artışla 8,4 milyar dolara yükseldi. Baskılanan kur ve yüksek üretim maliyetleri, ihracatçının rekabet gücünü zayıflatarak liman çıkış hızını düşürdü. İthalatın değer (finansal tutar) bazında düşmeyip limanlarda tonaj (ağırlık/hacim) bazında yüzde 11,3 düşmesi ise ‘değer-hacim ayrışması’ ile açıklanabilir” diye konuştu. “Hammadde girişinde sert düşüş var” Limanlardaki tonaj rakamlarını asıl şişiren kalemlerin hurda demir, kömür, tahıl, maden veya ham petrol gibi birim değeri düşük ama ağırlığı çok yüksek dökme yükler olduğunu hatırlatan Esmer, “Sanayideki yavaşlama nedeniyle bu ağır ham maddelerin ithalatı kesildiğinde limanlardaki tonaj da düşer. Ocak 2025 ve 2026 ürün bazlı verileri karşılaştırmalı olarak incelediğimde özellikle taş kömürü ve yakıt ithalatında ciddi azalmayı gördüm. Taş kömüründe 2 milyon tonun üzerindeki bu devasa çekilme, toplam ithalat düşüşünün yaklaşık yarısını tek başına açıklıyor. Bu tablo, enerji santralleri ve ağır sanayi (demir-çelik gibi) tesislerinin hammadde girişindeki sert daralmayı temsil ediyor” açıklamasını yaptı. “İmalat sanayiindeki daralmanın somut göstergesi” Metal ürünleri ithalatındaki düşüşe de dikkat çeken Esmer, “Sanayinin ana girdisi olan metal ürünlerindeki bu gerileme, imalat sektöründeki yavaşlamanın limanlardaki somut yansımasıdır. Burada iki ürün kalemi var ancak toplam metal ürünlerinde 800 tonluk düşüş söz konusu. Ayrıca detayda gübre ihracatında da önemli bir düşüş var” dedi. İhracatta boş konteynerde %31 artış var Ocak ayı verilerinin genel olarak umut vermediğini belirten Prof. Dr. Soner Esmer, konteyner tarafında ihracat yükündeki kayba dikkat çekerek, “Limanlarımızda 2026’nın ilk ayında, 2025’in aynı dönemine göre belirgin bir daralma var. Toplam yük elleçlemesi yüzde 8,6 oranında gerilerken tonaj kaybı 4 milyon tonu aştı. Benzer bir tablo konteyner tarafında da hakim. Konteyner hacmi toplamda yüzde 6,6 küçülürken ithalat dahil tüm gümrük rejimlerinde gerileme görüldü. Dikkat çekici bir diğer veri ise ihracat konteynerleri içindeki boş konteyner hareketliliğinin yüzde 31 oranında artış göstermesi oldu" dedi. Yük grupları incelendiğinde sadece sıvı dökme yüklerde sınırlı bir artış gözlemlenirken, kuru dökme ve genel kargoda çift haneli düşüşler yaşandı. Ro-Ro taşımaları yüzde 12, otomobil ve diğer araç taşımaları yüzde 28, kruvaziyer yolcu sayısı ise yüzde 12 geriledi. Liman başkanlıkları bazında toplam yüke bakıldığında ilk sırada yer alan Aliağa’da düşüş yüzde 3,3 olurken, ikinci sıradaki Kocaeli’de yüzde 19,2 gibi oldukça yüksek bir gerileme gerçekleşti. İlk 10 içinde yalnızca Mersin, Ambarlı ve Samsun artış gösterebildi; diğer liman başkanlıklarında düşüş kaydedildi. Konteyner özelinde de benzer şekilde ilk 5 liman içinde sadece Ambarlı ve Mersin büyüme gösterebildi.

Yollar da Köprüler de Türk Milletindir Haber

Yollar da Köprüler de Türk Milletindir

Kamuoyunda ses getiren konuya ilişkin açıklama yapan Millet Partisi Bursa İl Başkanı Hüsamettin Akyıldız, “Köprüler ve otoyollar; yalnızca birer ulaşım hattı değil; milletimizin ortak emeğinin ve fedakârlığının eseridir.” açıklamasını yaptı. ‘Ehil insan kalmadı mı?’ Söz konusu devasa yapıların, gelirleriyle birlikte 25 yıl süreyle özel şirketlere devredilmesine göz yumulamayacağını kaydeden Millet Partisi Bursa İl Başkanı Hüsamettin Akyıldız, “İstanbul’daki iki köprünün yıllık kârı 112 milyon dolar, özelleştirilmek istenen otoyolların yıllık kârı ise 179 milyon dolardır. Bugün devletin kasasına giren bu gelirlerin yarın yabancı şirketlerin hanesine yazılması kabul edilemez. Bu memlekette bu işleri yapacak ehil insanlar kalmadı mı? Büyük Türk milleti, hiçbir imtiyazlı zümreye mahkûm değildir. Bu millet; yaptığı yolu da, köprüyü de kendi imkânlarıyla yönetebilecek kudrete sahiptir.” ‘Kamu kaynağı, kamuya yük olmamalı’ Geçmiş büyük ihalelerde yaşanan uygulamalara da dikkati çeken Akyıldız, yüklenici firmaların üretimi çoğu zaman alt yüklenicilere devrettiğini, finansmanın ise kamu bankaları üzerinden sağlandığını hatırlatarak şu değerlendirmede bulundu: “Sonuçta kamu kaynağıyla yapılan projelerin maliyeti, yeniden kamuya yüklenmiştir. Aynı hataların tekrar edilmesi kabul edilemez. Geçici bir rahatlık uğruna kalıcı millî değerler gözden çıkarılamaz.” dedi. ‘Milli ekonomi esas olmalıdır’ Akyıldız, ihale süreçlerinin belirli gruplara yoğunlaşacak biçimde değil; rekabeti, şeffaflığı ve hesap verebilirliği esas alan usullerle yürütülmesi gerektiğini de belirterek şu çağrıda bulundu: “Özelleştirme söz konusu olacaksa, süreç yerli sermaye ve ulusal ekonomik aktörler üzerinden tasarlanmalı; kamu varlıklarının mülkiyet ve kontrolü, millî ekonomi içinde muhafaza edilmelidir. Yiğitlik; satmak değil, taş üstüne taş koymaktır. Müflis tüccar gibi günü kurtarmak değil, geleceği inşa etmektir. Milletimizi yerli ve millî kaynaklarımızı harekete geçirmeye, vatandaşlarımızın ortaklık modelleriyle bu projelere iştirakini sağlamaya davet ediyoruz.”

Satılık konut fiyatlarında reel düşüş eğilimi devam ediyor Haber

Satılık konut fiyatlarında reel düşüş eğilimi devam ediyor

Yıllık bazda ise ülke genelinde düşüş görülürken, İstanbul ve Ankara'da artış, İzmir'de ise gerileme kaydedildi. Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) "Satılık Konut Fiyatlarında Ülke Genelinde Düşüş" başlıklı raporunu paylaştı. Rapora göre, reel konut fiyatları Ocak 2026'da bir önceki aya kıyasla ülke genelinde ve üç büyük ilde geriledi. Bir önceki yılın aynı ayı ile kıyaslandığında ise reel konut fiyatı ülke genelinde ve İzmir’de azalırken, İstanbul ve Ankara’da yükseldi. Reel fiyatlardaki yıllık değişim oranı ülke genelinde yüzde 1,9 gerilerken, İstanbul’da yüzde 1,1, Ankara’da yüzde 3,2 artış, İzmir’de ise yüzde 3 düşüş görüldü. Konut metrekare cari fiyatın en yüksek olduğu il İstanbul Konut cari fiyatları bir önceki yıla göre artmaya devam etti. Ortalama satılık konut ilan metrekare cari fiyatı ülke genelinde 42 bin 757 TL, İstanbul’da 60 bin 625 TL, Ankara’da 35 bin 938 TL ve İzmir’de 50 bin 000 TL olarak izlendi. Cari fiyatlardaki yıllık artış oranı ülke genelinde yüzde 28,1, İstanbul’da yüzde 32, Ankara’da yüzde 34,8, İzmir’de ise yüzde 26,8 oldu. Konut talebi endeksi 2026 Ocak’ta geçen aya kıyasla yüzde 7,5 yükseldi. Konut piyasasında bir diğer canlılık ölçütü olarak kullanılan satılık konut ilanlarının ne kadar süre yayında kaldıklarını gösteren kapatılan ilan yaşı ise geçen aya kıyasla ülke genelinde ve üç büyükşehirde yükseldi. Reel kiralarda düşüş Aralık'tan Ocak'a cari kira fiyatlarındaki artışın aylık enflasyondan düşük olması sonucu enflasyondan arındırılmış (reel) kira fiyatları ülke genelinde ve üç büyükşehirde düştü. Rapora göre reel kira endeksi üç büyükşehirde de azaldı. Ocak ayında reel kira değişimi İstanbul'da yüzde 1,3, Ankara'da yüzde 2,5, İzmir'de ise yüzde 2,7 gerilerken, reel kira endeksi de İstanbul'da 186,2, Ankara'da 245,3 ve İzmir'de 191,2 seviyesinde gerçekleşti. Yıllık reel kira değişimi İstanbul’da yüzde 6,5, Ankara’da yüzde 2, İzmir’de ise yüzde -6,3 oldu. Ocak ayında cari kira fiyatı yıllık artış oranı ülke genelinde ve İstanbul’da artarken Ankara’da ve İzmir’de azaldı. Yıllık kira artış oranı ülke genelinde yüzde 28, İstanbul’da yüzde 39,1, Ankara’da yüzde 33,3, İzmir’de ise yüzde 22,4 olarak kaydedildi. Ortalama kiralık konut ilan metrekare fiyatı ülke genelinde 250 TL, İstanbul’da 360 TL, Ankara’da 248,2 TL, İzmir’de ise 285,7 TL olarak izlendi. Kiralık konut talep göstergesi Aralık ayına kıyasla yüzde 8,9, geçen yılın Ocak ayına kıyasla yüzde 15,4 daha yüksek düzeyde oldu. Kiralık konut piyasasında bir diğer canlılık ölçütü olarak kullanılan kiralık konut ilanlarının ne kadar süre yayında kaldıklarını gösteren kapatılan ilan yaşı da geçen aya kıyasla ülke genelinde ve üç büyükşehirde uzadı.

İhracatçıların Merkez Bankasına tepkileri büyüyor Haber

İhracatçıların Merkez Bankasına tepkileri büyüyor

Merkez Bankası’nın makroihtiyati tedbirler kapsamında döviz kredilerinde büyüme sınırını düşürmesi ihracatçılardan tepki çekti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB), yabancı para kredilerde büyümeyi yavaşlatmak için 31 Ocak’tan itibaren geçerli olmak üzere yeni bir adımı atarak 8 haftalık dönemler için yüzde 1 olan büyüme sınırını yüzde 0,5’e düşürmesi, ihracatçının tepkisini çekti. TCMB’nin bu adımı, döviz kredilerindeki artışı kontrol altında tutmayı, sıkı parasal duruşu ve finansal istikrarı desteklemeyi amaçlayan makroihtiyati tedbirler kapsamında değerlendirilirken, iş dünyası temsilcileri, kararın özellikle ihracatçı firmaların finansmana erişimini daha da zorlaştırabileceğine ve üretimi baskılayacağına işaret ediyor. Dolar ve TL cinsi ticari kredi faizi artışta Ekonomim’e konuşan iş dünyası kaynakları, yeni makroihtiyati önlemin yabancı para kredi kullandırmayı daha kısıtlı ve maliyetli hale getirebileceğini söylerken, söz konusu düzenlemelerin ardından döviz kredilerinde faiz oranlarının artması, bazı bankaların ise limit ve teminat koşullarını daha sıkı uygulamaya başlayabileceği dile getiriliyor. Merkez Bankası verilerine göre 31 Ocak itibariyle devreye giren yabancı para kredilerde 8 haftalık yüzde 0,5 büyüme sınırı sonrasında dolar cinsi ticari kredilerde faiz oranı yüzde 7,02'den yüzde 6,86'ya geriledi, Euro cinsi kredilerde ise 0.44 puan artışla yüzde 5,49'dan yüzde 5,93'e yükseldi. TL cinsi ticari kredi faiz oranları ise son üç haftadır sürekli yükseliş eğiliminde. 16 Ocak haftasında yüzde 40,10 seviyesinde olan TL cinsi ticari kredi faiz oranı 6 Şubat haftasında yüzde 47,13'e çıktı. Haftada 1.1 puana yakın, 3 haftada ise 7.1 puanı aşan yükseliş gerçekleşti. Kısıtların üzerinde artış var, bankaların iştahı kaçtı Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan da geçen hafta gerçekleştirdiği yılın ilk Enflasyon Raporu toplantısında yabancı para kredi büyümesinin büyüme kısıtlarının ima ettiği oranların sınırlı bir miktar üzerinde seyrettiğini kur etkisinden arındırılarak hesaplanan 13 haftalık yıllıklandırılmış yabancı para ticari kredi büyümesinin ise 30 Ocak itibarıyla yüzde 13 seviyesinde olduğunu açıkladı. Aynı dönemde TL cinsi ticari kredi büyümesi ise yüzde 41,9 seviyesinde oldu. Başkan Karahan yabancı para cinsi kredilere büyüme sınırını düşürdüklerini de hatırlattı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun haftalık verileri yabancı para kredi bakiyesinin 6 Şubat itibariyle 203.42 milyar dolar seviyesinde olduğunu gösteriyor. 31 Ocak'ta uygulanmaya başlayan yeni sıkılaştırma adımının sonrası ilk haftadan bankacılık sektöründe yabancı para kredilerde bir düşüş yaşandı. 348.3 milyon dolarlık gerileme olurken 8 hafta öncesine göre ise 6 Şubat itibariyle görünen büyüme yüzde 2,5'i aşmış durumda. Bankacılık sektörü kaynakları Merkez Bankası'nın 8 haftalık yüzde 0,5 büyümesinin neredeyse yabancı para kredinin kullandırılmayacağı anlamına geldiğini, yabancı para kredi kullandırma iştahının oldukça azaldığını belirtti. FAYAT: Kredi-Enflasyon yorumu anlamlı değil TOBB Hazır Giyim ve Konfeksiyon Sanayi Meclisi Başkanı Şeref Fayat, 2025 yılında birçok veride, hem istihdamda hem de ihracatda düşüşler yaşandığını; 2026'ya da 2025'ten farklı verilerle girilmediğini kaydetti. Parite katkısına rağmen hazır giyim ihracatının yıla ekside başladığına dikkat çeken Fayat, “Bu durum, her zamankinden daha fazla nakde ihtiyacı olan ve teminat sorunu yaşayan bir sektör bütünü olduğunu gösteriyor” dedi. Merkez Bankası’nın, yabancı para kredi büyümesini kısıtladığını ve zorunluğu karşılıkları artırdığını söyleyen Fayat, “Şimdi bankaların yabancı para kredi verme iştahları da azaldı. Bu durum, firmaların daha kötü batmasına neden olabilir. Bu durum sanayici üzerinden enflasyon ayarlaması yapmaya çalışmak ve arzı bastırmak anlamına geliyor. Ancak ihracatçılar, TL bulamazlarsa yabancı paraya yöneliyorlardı, ancak şimdi orada da kısıtlama var. Bu durumda ne yapacaklar? Yüzde 50 faizle kredi mi çekecekler? Bu gelişme, zaten nakit bulamayan firmaları daha da zor durumda bırakıyor” diye konuştu. Verilen kredilerin enflasyon oluşturmayacağını dile getiren Fayat, “Çünkü artık elektronik ortamda kredinin nereye kullanıldığı görülebiliyor. Bu krediler, maaş veya çek gibi belirli alanlarda kullanılabiliyor, piyasada enflasyon yaratacak alışverişler yapılamıyor. Bu nedenle bu kredilerin neden enflasyon olarak yorumlandığını anlamlandıramıyoruz. Firmalar nasıl büyüyecek, nasıl yatırım yapacak? Bu durum gerçekten büyük bir sıkıntı. Sanayiyi neden sıkıntıya sokuyoruz? Sanayi hala eleman çıkarmaya devam ediyor. Bir yandan 100 milyar lira destek verileceği söylenirken, diğer yandan parası olanın bile ulaşamayacağı regülasyonlar çıkarılıyor” ifadelerini kullandı. DURAN: Şu anda sanayi bankalara çalışıyor Karton Ambalaj Sanayicileri Derneği (KASAD) Başkanı Alican Duran da, döviz kredilerine gelen kısıtlamaya olumlu bakmadıklarını, krediye erişimde zorlanan ihracatçıya kısıtlayan bu regülasyonun makul olmadığını dile getirdi. İhracatçıların döviz girdileri olduğu için döviz kredisi kullandıklarında risklerini dengelediklerine işaret eden Duran, “Bunu kullanmaktan çekinmiyoruz çünkü TL faizleri çok yüksek. Bugün karlılıklarımız buharlaşmışken, adı yüzde 40 ama gerçeği yüzde 50'nin üzerinde olan TL faizlerini sanayinin karşılaması mümkün değil. Bu durum, sektör bağımsız olarak tüm ihracatçıları etkiliyor” dedi. Bu adımın ihracatçıları TL krediye yönlendirdiğine vurgu yapan Duran, şöyle devam etti: “Zaten minimize olan karlılığı da tamamen yok ediyor. Şu anda sanayi bankaya çalışıyor. Enflasyonla mücadelede de 2025 yılında isteneni alamadık, hedeflerimizden uzak kapattık. İhracatçının öncelikle desteklenmesi gerekiyor, çünkü iki senedir kurdan dolayı TL giderleri çok yüksek gelirken, dövizden gelen kazanç çok daha düşük. Ara makasta yüzde 30-40 bıraktık. Dolayısıyla ihracatçıya gerçekten can suyu lazım. Bant daraltmak yerine bant açmalarını talep ediyoruz.”

İş Dünyasının Oscar’ları Altın Lider Ödülleri Haber

İş Dünyasının Oscar’ları Altın Lider Ödülleri

Büyük bir heyecanla beklenen “Büyülü Gala Geceleri”, ikinci gününde Mandarin Oriental Bosphorus İstanbul’da gerçekleşen CMO Gala Gecesi ile tüm ihtişamıyla devam etti. Altın Lider Ödülleri Platformundan Beşinci Yılında Yeni Bir Oy Rekoru Türkiye’nin önde gelen toplantı ve etkinlik şirketlerinden KREA M.I.C.E. tarafından 2021 yılında hayata geçirilen ‘Altın Lider Ödülleri’ platformunda bugüne kadar tüm Türkiye’den on binlerce oy kullanıldı. Bu sene 85.212 tekil oyun kullanıldığı Altın Lider Ödülleri platformu her sene büyüyerek daha geniş kitlelere ulaşıyor. İş dünyasının oyları ile belirlenen Türkiye’de 2025 Yılının En Beğenilen 50 CEO'su, 50 CFO'su, 50 CMO’su ve 50 CHRO'su bu hafta ödüllerine kavuşuyor. Altın Lider Ödülleri; demokratik bir seçim alt yapısı ile kurgulanması, her iş insanının kendi beğendiği lideri ‘ismini açık uçlu olarak yazarak’ ücretsiz olarak aday gösterebilmesi, SMS şifresi ile oy kullanılarak aynı kişilerin yeniden oy kullanmasının engellenmesi, oyların tekilleştirilebilmesi, sponsor firma kabul edilmemesi, iş dünyasından her yıl rekor katılımın olması sebebi, dört gece arka arkaya düzenlenen “kırmızı halı” temalı büyülü gala geceleri sebebi ile ‘Türkiye’nin En Prestijli Liderlik Ödülleri’ olarak kabul ediliyor. Türkiye’de iş dünyasının “Ortak Aklı” ile seçilen Pazarlama Dünyasının Liderleri, 2025 Altın Lider Ödülü’nün sahibi oldu. 10 Şubat akşamı Mandarin Oriental Bosphorus İstanbul’da gerçekleşen muhteşem bir organizasyonda, Türkiye’nin En Beğenilen 50 CMO’su ödüllerine kavuştu. Buray’ın Sahne Aldığı Işıltılı Gecede Altın Lider Ödülleri Sahiplerini Buldu Gecenin yıldızı Buray’ın sahne performansı ve göz kamaştıran atmosferi eşliğinde gerçekleşen bu özel gecede, liderler ödüllerini sahnede teslim alırken başarılarının ardındaki temel unsurları katılımcılarla paylaştı. Programın devamında ise bu anlamlı başarı, ekipleriyle birlikte coşku dolu anlar eşliğinde kutlandı. 2025 Altın Lider Ödülü Kazanan CMO’lar (A’dan Z’ye alfabetik olarak yer almaktadır.) Ahmet Olmuştur – THY – CMO Aslıhan Şengül Kozanoğlu – ONDULINE – Bölgesel CMO Attila Bayrak – ÇETAŞ OTOMOTİV – Genel Müdür Yardımcısı Aylin Alpay – TAV – Satış ve Pazarlama Direktörü Barış Nefesoğlu – TATİL BUDUR – Pazarlama Direktörü - Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Başak Ünal – NESTLE – Pazarlama Direktörü ve Yönetim Kurulu Üyesi Beril Alakoç – AKBANK – Marka ve İletişim Başkanı Bora Işık – MULTINET-UP – Pazarlama Direktörü Burcu Erşan Okudur – PHILIPS TR – Pazarlama ve Ticari Pazarlama Direktörü Büşra Miray Müftüoğlu Diren – KOTON – Pazarlama ve Görsel İletişim Direktörü Canan Berkem Uzun – DURACELL – Marketing Direktörü Ceren Öçal Özel – MUDO – Pazarlama Direktörü Cristina Polini – PENTİ – Pazarlama Başkanı (CMO) ve İcra Kurulu Üyesi Deniz Çetin – KARSAN – Ticari İşlerden Sorumlu Başkan (Global Satış/Pazarlama/Satış Sonrası) ve Yönetim Kurulu Üyesi Deniz Karagülle – GEN – Global (Satış & Pazarlama) Genel Müdür Yardımcısı Doğukan Saydan – AJİNOMOTO – Pazarlama Direktörü Ece Uslu – AMAZON – Pazarlama Direktörü Erdil Dinçer – DYO – Pazarlama Direktörü Ferkan Merdan – VAKIFBANK – İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Gözde Günçe Gedik – BORUSAN OTOMOTİV – Pazarlama Direktörü Gül Sevinç Selçuk – LEGRAND – Türkiye Grubu CMO Hayati Çelikcan – TAM FİNANS – Satış & Pazarlama Kıdemli Genel Müdür Yardımcısı Işıl Bayraktar – DYSON – Pazarlama Direktörü Itır Erel Ergül – E-BEBEK – Pazarlama Direktörü Mehmet Tüfekçi – ARÇELİK – Pazarlama Direktörü Murat Akgüç – TURKCELL – Pazarlama ve Dijital Hizmetler Grup Başkanı Dr. Murat Aras – ATP – CMO Murat Çolakoğlu – LOREAL – Dijital ve Pazarlama Direktörü Mustafa Kabakçı – ÜLKER – Türkiye ve Orta Asya Pazarlama Direktörü Naim Çetintürk – RS OTOMOTİV – İcra Kurulu Üyesi – Pazarlama Direktörüü Nil Şahinbaşoğlu – VERSUNİ TÜRKİYE – Türkiye Pazarlama Direktörü Nilüfer Reisoğlu – TÜRK TUBORG – Pazarlama Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi Özdeş Dönen Artak – MC DONALDS – CMO Özge Dağyar Acarbay – HALEON – Türkiye Pazarlama Direktörü Özkan Özyavuz – SHELL – CMO Pınar Danacı Tunaveli – SEPHORA – Türkiye Pazarlama Direktörü Sabri Şimşek – TOKEN – Pazarlama Direktörü Sencan Taşçı – İDO – Ticari Gelişim Direktörü Senem Sadıklar – İKEA – Pazarlama ve Büyümeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Seren Çankırı – PEPSICO – Pazarlama Direktörü Serhat Yılmaz – TOM BANK – Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Başkan Serkan Girgin – GOOGLE TÜRKİYE – CMO Serpil Berkan – MAVİ – CMO Sinem Hekimoğlu – PLUXEE – Türkiye Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Sinem Yılmaz – LC WAIKIKI – Pazarlama, İletişim ve Müşteri İçgörülerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Talat İşçioğlu – FORD OTOSAN – CMO Tuğba Şen Demirci – MADO – Küresel Pazarlama Direktörü Ulaş Erdur – GARANTİ ÖDEME SİSTEMLERİ – Genel Müdür Yardımcısı Yasemin Develioğlu – MASTERCARD – Pazarlama ve İletişim Genel Müdür Yardımcısı Yasemin Dormen – NETFLİX – Pazarlama Direktörü Hedeflerinin, şirketlerini her zaman daha ileriye taşımak için üstün çalışmalar gerçekleştiren C-Level Liderler için, iş dünyasının tüm paydaşlarını kapsayan, şeffaf, demokratik ve teknolojik bir ödüllendirme platformu oluşturmak olduğunu anlatan Altın Lider Ödülleri Platformu Kurucusu, KREA M.I.C.E. Kurucusu ve CEO’su Seda Mızraklı Ferik, “Değişen piyasa koşullarında, şirketlerin başarısında liderlerin özelliklerini öne çıkıyor. C-Level Liderler için oluşturduğumuz demokratik ve şeffaf ödüllendirme sistemimiz tüm sektörlerin büyük beğenisini kazandı. Katılım şartları, teknolojik alt yapı farklılığı ve gelen binlerce oy sebebi ile ‘Türkiye’nin En Prestijli Liderlik Ödülleri’ olarak tarif edilen ‘Altın Lider Ödülleri’nin heyecanını yürekten taşıyoruz. Liderlerin şirketlerinde ve iş dünyasında bıraktıkları ‘anlamlı izleri’ destekliyoruz” dedi. Global Liderler Zirvesi 2026; 11-12 Şubat tarihinde gerçekleşecek 2026 yılından itibaren, Global Liderler Zirvesi’ni Altın Lider Ödülleri ile aynı hafta içerisinde gerçekleştireceklerini belirten Seda Mızraklı Ferik, 11-12 Şubat 2026’da Mandarin Oriental Bosphorus, İstanbul’da ekonomi – finans, liderlik ve sürdürülebilirlik konularında önemli guruların sahne alacağı, bilgi dolu, muhteşem bir Zirve hazırlandıklarını belirtti. Zirve’nin Teması: Yapay Zeka Çağı ve Sürdürülebilir Gelecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.