SON DAKİKA
Hava Durumu

#Dubai

Ekometre - Dubai haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dubai haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

BAE zor testi geçti büyüme yoluna devam edecek Haber

BAE zor testi geçti büyüme yoluna devam edecek

Körfez, 2026'nın ilk yarısında uzun yıllardır yaşamadığı ölçekte bir jeopolitik sarsıntıyla karşı karşıya kaldı. Hürmüz Boğazı'ndaki kriz; petrol piyasalarını, deniz taşımacılığını ve bölgedeki yatırım iştahını ciddi biçimde sınadı. Peki Birleşik Arap Emirlikleri bu sınavdan nasıl çıktı ve Türk yatırımcılar hangi dersleri çıkarmalı? Yaklaşık 20 yıldır Dubai'de yaşayan Türk İş Konseyi Başkanı Kanat Kutluk ile bu soruların yanıtlarını konuştuk. 2026'nın ilk yarısındaki çalkantının ardından Dubai ve BAE'yi bugün nasıl okuyorsunuz? “Kısa cevabım şu olur: Bölge, uzun süredir karşılaşmadığı büyüklükte bir stres testinden geçti ve BAE bu testi başarıyla verdi. Şubat sonunda başlayan İran-Hürmüz krizi teorik bir risk değildi; petrol 120 doların, Dubai ham petrolü ise tarihi zirvelerin üzerine çıktı, boğazdaki ticari trafik haftalarca fiilen durdu. Böyle bir şokun ardından ‘her şey yolunda’ demek elbette gerçekçi olmaz. Ama önemli olan sistemin nasıl tepki verdiğidir. BAE ekonomisi çökmedi, panikle sermaye kaçışı yaşamadı, tersine bir güvenli liman gibi davrandı. Bugün büyüme beklentileri hâlâ yüzde 5 civarında; petrol dışı ekonomi millî gelirin dörtte üçünden fazlasını oluşturuyor. Yani ateş yükseldi ama bünye sağlam çıktı. Benim tezim cok net: BAE büyümeye kaldığı yerden devam edecek. Bu durumu doğru değerlendiremeyenler, bu coğrafyadaki onemli fırsatların dışında kalır. Ben meseleye stratejik derinlik ve dayanıklılık penceresinden bakıyorum; bugün önemli olan yatırım hacmi değil, yatırımın arkasındaki süreklilik. Hürmüz'de yaşananların iş dünyası açısından anlamı neydi? Hürmüz, dünyada deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık beşte birinin ve küresel LNG'nin önemli bölümünün geçtiği bir kanal. Buradaki birkaç haftalık tıkanma bile küresel enerji arzının 1970'lerden bu yana gördüğü en büyük kesintilerden birine dönüştü; navlun ve savaş-riski primleri fırladı, konteyner devleri seferleri askıya aldı, Körfez'de binlerce denizci ve yüzlerce gemi mahsur kaldı, üreticiler üretimi kıstı. Ama izin verin altını çizeyim: Ben yıllardır kırılgan deniz yollarına alternatif oluşturan kara koridorlarının önemini yazıyorum. Irak üzerinden Türkiye'ye, oradan Avrupa'ya uzanan Kalkınma Yolu ve Körfez-Akdeniz lojistik hattı, yalnızca bir ulaştırma yatırımı değil; tam da bu tür jeopolitik riskleri azaltmayı hedefleyen bir ticaret mimarisidir. Hürmüz krizi, bu tezi acı ama net biçimde doğruladı. Tek boğaza, tek limana, tek rotaya bağımlılığın bir maliyeti var; bunu artık herkes gördü. “Test başarıyla verildi” diyorsunuz. BAE'yi bu dayanıklılığa taşıyan nedir? Üç önemli parametre sayarım. Birincisi çeşitlendirme. BAE artık bir petrol ekonomisi değil; gelirinin büyük kısmı lojistik, finans, turizm, gayrimenkul, ticaret, teknoloji ve yeniden-ihracattan geliyor. Abu Dhabi bile, federasyonda petrol gelirinden en yüksek payı alan emirlik olmasına rağmen, petrol sonrası çeşitlenmeyi en güçlü uygulayan aktör; aktif kalkınma ve altyapı projelerinin toplam değeri 758 milyar doları aşıyor. Petrol fiyatı oynadığında bütçe titremiyor bile. İkincisi kurumsal öngörü. Fujeirah limani gibi boğazın dışına konumlanmış terminaller, stratejik boru hatları ve stok kapasiteleri, “boğaz kapanırsa ne yaparız?” sorusunun yıllar önce sorulup cevaplandığını gösteriyor. Üçüncüsü güven sermayesi. Kriz anında paranın nereye kaçtığına bakın; istikrar arayan sermaye Dubai'ye aktı, kaçmadı. Hukuki güvenlik, mülkiyet hakları, konvertibl para, düşük vergi ve öngörülebilir yönetim bir slogan değil; kriz anında test edilen ve işleyen özelliklerdir. Şu an icin yaşananlardan sonra bile BAE’nin tek alternatifi yine kendisi. Gerçekçi olmak adına sorayım: Kriz tam olarak bitti mi, riskler masada değil mi? Dürüst olalım bitmedi, normalleşiyor. Ağustos itibarıyla Umman arabuluculuğunda yürüyen müzakereler son aşamada ama süreç kırılgan; trafik ve fiyatlar hâlâ haber akışına göre iniyor çıkıyor, Brent zirvesinden geriledi ama kriz öncesinin üzerinde. Yaklaşık 20 yıldır Dubai'de yaşayan biri olarak şunu defalarca gördüm: Körfez, sabit dengelerin değil, hızla değişen önceliklerin coğrafyasıdır. Bugün stratejik görünen ittifaklar, yarın farklı bir konjonktürde yeniden tanımlanabiliyor. Dolayısıyla ben size “risk sıfırlandı” demiyorum; “risk yönetilebilir hale geldi ve yapısal dayanıklılık kendini kanıtladı” diyorum. Stratejik derinlik tam da budur: Riski inkâr etmek değil, fiyatını ve yönetim yolunu doğru okumak. Bu bölgede kalıcı olacak yatırımcı, jeopolitiği bir sürpriz olarak değil, bir parametre olarak modelleyen yatırımcıdır. Türk firmaları bu tablodan hangi yatırım kararlarını çıkarmalı? En temel mesajım: Kısa vadeli manşetlere bakıp uzun vadeli konumlanmayı ıskalamayın. Kriz dönemleri, zayıf oyuncuların sahayı boşalttığı, hazırlıklı oyuncuların ise pazar payı ve varlık kaptığı dönemlerdir. BAE'nin cazibesi krizle azalmadı; dayanıklılığını ispat ederek arttı. Somut olarak BAE'yi bir “pazar” değil bir “üs” olarak düşünün, nakit ve tedarik zinciri dayanıklılığına yatırım yapın ve bölgenin yapısal büyüme alanlarına yaslanın. Hangi sektörlerde fırsat var? Öncelikli fırsat gördüğüm sektörleri şu sekilde sayarım: Gıda ve gıda güvenliği BAE ve Orta Doğu'da Türk ürünlerine talep hızla artıyor, örneğin taze yumurta ihracatımız bir yılda sıçrayarak 200 milyon doları aştı; lojistik ve liman işletmeciliği; inşaat, altyapı ve mega projeler; turizm, sağlık ve medikal turizm ki Türk hastanelerinin arayışını sürdürdüğünü duyuyoruz; finans ve fintech; yenilenebilir enerji ve sürdürülebilirlik dünyanın en büyük solar alan güneş projesi Mohammed Bin Rashid Al Maktoum Güneş Parkı Dubai'de; teknoloji, yapay zekâ ve siber güvenlik; ve belki de en dikkat çekeni, siyasi ilişkilerin düzelmesiyle âdeta altın çağını yaşayan havacılık ve savunma sanayii. Türk şirketleri artık Körfez'de yalnızca yüklenici değil; ortak, yatırımcı ve karar verici olarak konumlanmalı. Sürekli “coğrafya” vurgusu yapıyorsunuz. BAE'nin hitap ettiği potansiyeli açar mısınız? Bu en çok gözden kaçan nokta. BAE'nin gerçek değeri sınırlarının içinde değil, bir kavşak olmasında. Dubai, beş saatlik bir uçuş mesafesinde yaklaşık 3,5 milyar insana ve 35 trilyon dolarlık bir ekonomiye temas ediyor; bu yarıçapta Körfez'in yüksek gelirli pazarları, Suudi Arabistan'ın devasa dönüşümü, Doğu Afrika'nın büyüyen tüketici tabanı, Güney Asya'nın milyarlık nüfusu ve Orta Asya-Kafkasya hattı var. BAE bu coğrafyanın finans, lojistik, ticaret ve tahkim merkezi olarak çalışıyor; Dubai'deki ticari varlığınız bölgedeki diğer ülkelere açılmanızı kolaylaştırıyor. Sunu da ekleyeyim: İki ülke arasındaki ticaret 2023'te 20,1 milyar dolara ulaştı ve imzalanan Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması bu hacmi beş yılda 40 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. Yani BAE'ye yatırım yaparken aslında milyarlarca insanlık bir erişim alanına ve hızla büyüyen bir ticaret hattına bilet almış olursunuz. Meseleyi “Dubai'de daire almak” düzeyinde okuyanlar tabloyu küçük görüyor; asıl fırsat, bu kavşağı bir büyüme platformu olarak kullanmakta. Türk müteahhitlik ve mühendislik tarafında somut fırsat nerede? Tam da mega projelerde. Abu Dhabi hükümeti çatısı altında 600'ü aşkın proje, çok sektörlü büyük bir bütçeyle yürüyor; finans merkezi genişlemesi gibi tek başlıklar bile 16 milyar doları aşan yatırım planlarıyla gündemde. Bu ölçek, uluslararası müteahhitlik ve danışmanlık için güçlü bir çekim alanı ve Türk firmalarının küresel referansları bu çağrıya doğrudan yanıt verebilecek kapasitede. Nurol, Rönesans, Tekfen, Limak, TAV gibi firmalarımız sahada ciddi referans portföyleri oluşturdu; özellikle kamu-özel ortaklığı (PPP), karma kullanım ve ileri mühendislik işlerinde rekabet gücümüz belli. Ama iş almak başlangıçtır; asıl başarı sahadaki performansı sürdürülebilir kılmaktır. Kısaca başarının sırları: yerel iş yapış kültürünü ve güven ilişkisini anlamak, doğru yerel ortaklıklar kurmak, finansman ve risk planlamasını sağlam yapmak, Türk ve yerel iş gücünü karma yönetmek, mevzuata uyum ve zamanında teslim. Sahaya ilk kez gelecek bir firmaya pratik olarak ne söylersiniz? Körfez'de iş yalnızca sözleşmeyle yürümez. Buradaki iş insanları çok sıkı pazarlık yapar, anlaşmayı gerçekçi koşul ve rakamlar çerçevesinde kurar. Türkiye'den gelmeden önce seyahatinizi iyi bir ekran çalışmasıyla hazırlayın; ilgili Türk ve yabancı firmalarla çok önceden randevu alın, gideceğiniz tarihteki bayram, millî gün ve fuar takvimini hesaba katın. “Arap dünyası” diye tek bir blok yok; Körfez ülkelerinin bile her birinin insanı ve iş yapış biçimi farklı buna göre yaklaşım geliştirin. Şirket kuruluşu ve ortaklıklarda güvenilir firma seçimine baştan azami hassasiyet gösterin; her yeni ülkede olduğu gibi burada da ilk doğru adım iyi bir avukat ve muhasebeciyle çalışmaktır. BAE hızlı büyürken yasalarını da hızla değiştiriyor: Dün belli stratejik sektörler dışında yerel ortak şartı vardı, bugün kalktı; birkaç yıl öncesine kadar KDV ve kurumlar vergisi yokken artık çeşitli vergiler tanımlandı. İşte tam bu noktalarda doğru yönlendirmeyi yapacak ilk iletişim noktası olmak istiyoruz. Bu noktada Türk İş Konseyi'nin rolü nedir? Yatırımcılar size nasıl ulaşabilir? Dubai ve Kuzey Emirlikleri Türk İş Konseyi, 2004 yılında Dubai Ticaret Odası'na bağlı olarak kuruldu; 2024'te 20. yılımızı kutladık, bugün 22 yılı geride bırakmış köklü bir kurumuz. Abu Dhabi dışındaki altı emirlik etki ve sorumluluk alanımızda. 300'e yakını kurumsal olmak üzere 900'ü aşkın, bine yakın üyemiz var; aralarında Doğuş, Zorlu, Çalık, TAV, Beko, Aksa, Emirates ve Türk Hava Yolları gibi isimler bulunuyor. Şu an başkanlığını yürütmekten onur duydugum kurumumuz Büyükelçiliğimiz ve Başkonsolosluğumuzla oldugu gibi tum BAE kamu kuruluşlarıyla da oldukca yakın koordinasyon içinde çalışıyor; klasik temsil ve networking anlayışının ötesine geçerek Türk şirketlerinin Körfez'de yüklenici değil ortak ve karar verici olarak konumlanmasına katkı sağlıyoruz. Firmalarımız Konsey aracılığıyla zamandan, paradan ve enerjiden tasarruf ederek doğru iş odaklarına ulaşıyor. Yatırım kararı almadan önce bizimle konuşmak isteyen tüm iş insanlarımız business@tbcdubai.org adresinden bize ulaşabilir. Kapımız, tecrübemiz ve ağımız üyelerimize ve bölgeye ilgi duyan tüm Türk firmalarına açık. Son olarak, tek cümlelik bir kapanış istesek? BAE zor bir testi başarıyla verdi ve büyümeye kaldığı yerden devam edecek; bu gerçeği zamanında ve doğru okuyanlar önümüzdeki dönemin kazananları olacak, erteleyenler ise sadece bir yatırımı değil bir coğrafyayı kaçıracak. Unutmayalım: Bugün diplomasi artık yalnızca başkentlerde değil; limanlarda, serbest bölgelerde, lojistik merkezlerinde ve iş konseylerinin masalarında şekilleniyor. Röportaj: Kenan SERTALP / Dubai

Altın kotası Türkiye’nin mücevher üretim gücünü eritti Haber

Altın kotası Türkiye’nin mücevher üretim gücünü eritti

Sektör temsilcilerine göre Türkiye, ortaya çıkan yeni fırsatı mevcut regülasyonlar nedeniyle kaçırma riskiyle karşı karşıya. Takı Üreticileri ve İhracatçıları Derneği (TÜİD) Başkanı Mustafa Kamar, kota öncesinde Türkiye’nin dünyanın en güçlü üretim ve ihracat merkezlerinden biri olduğunu ancak uygulanan sınırlamalar sonrası sektörün ciddi güç kaybettiğini söyledi. Kamar’a göre cari açığın temel nedeni üretici ve ihracatçılar değil, yüksek enflasyon ortamında vatandaşın artan altın talebiydi. Buna rağmen alınan önlemler doğrudan ihracatçıları etkiledi. Sektör temsilcileri, kota sonrası Türkiye’nin altın ve mücevher ihracatında hem üretim hem istihdam tarafında sert kayıp yaşadığı görüşünde birleşiyor. Üretim Dubai’ye kaydı, şimdi yeni adres aranıyor Sektördeki birçok üretici ve yatırımcı, son üç yılda faaliyetlerini başta Dubai olmak üzere farklı merkezlere taşırken; İtalya, Özbekistan ve Mısır gibi ülkeler de yatırımcı çekmek için devreye girdi. Kamar, özellikle Türk üreticilerin Afrika, Orta Doğu ve Asya pazarlarına erişim için Dubai’yi bir lojistik ve ticaret merkezi olarak kullandığını belirterek, bazı firmaların kalıpları Türkiye’de hazırlayıp üretimi Dubai’de gerçekleştirdi. Ancak ABD-İran-İsrail hattında yükselen gerilim ve Ortadoğu’daki savaş ortamı, Dubai merkezli üretim modelini de baskı altına aldı. Irak pazarındaki daralma ve bölgede çalışan Hintli ile Pakistanlı iş gücünün ayrılması, üretim süreçlerini ciddi biçimde etkiledi. Kuyumcukent’te büyük boşalma Sektördeki dönüşümün en dikkat çekici göstergelerinden biri ise Kuyumcukent oldu. Kamar’ın verdiği bilgiye göre, 2022 yılında boş mağaza bulunamayan merkezde bugün doluluk oranları ciddi şekilde geriledi. Sektör temsilcileri, üretim göçü nedeniyle hem iç piyasada canlılığın azaldığını hem de Türkiye’nin küresel rekabet gücünün zayıfladığını belirtiyor. Kapalıçarşı’da nakit sıkışıklığı Altın ve Para Piyasaları Uzmanı Mehmet Ali Yıldırımtürk ise Dubai bağlantılı ticaretin yavaşlamasının Kapalıçarşı üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Yıldırımtürk’e göre daha önce Türkiye’de üretilip Dubai’ye gönderilen ürünlerden piyasaya ciddi miktarda nakit girişi sağlanıyordu. Bu ticaretin yavaşlamasıyla birlikte piyasadaki nakit döngüsü zayıfladı ve esnafın finansmana erişimi zorlaştı. İhracatta tonaj bazlı sert düşüş Sektör temsilcileri, ihracat rakamlarının değer bazında güçlü görünmesine rağmen miktar tarafında ciddi daralma yaşandığını ifade ediyor. Altın fiyatlarındaki hızlı yükseliş nedeniyle toplam ihracat değeri yüksek görünse de tonaj bazında büyük kayıp oluştu. Mustafa Kamar’ın verdiği bilgilere göre, sektörün ihracatı 2022 sonunda yaklaşık 185 ton seviyesindeyken bugün 50-60 ton bandına kadar geriledi. Aynı dönemde birçok işletmede çalışan sayısı da önemli ölçüde düştü. Sektör temsilcileri, mevcut kota ve regülasyonların yeniden gözden geçirilmesi halinde Türkiye’nin yeniden bölgesel üretim merkezi haline gelebileceğini savunuyor.

Dubai’de yeni projeler ekonomiye güç verdi Haber

Dubai’de yeni projeler ekonomiye güç verdi

Dubai yönetimi tarafından duyurulan yeni ekonomi programları kapsamında özellikle yapay zekâ, finans teknolojileri ve sürdürülebilir enerji yatırımlarına yönelik teşviklerin genişletileceği belirtildi. Emirlikte açıklanan yeni projeler, uluslararası yatırımcı ilgisini yeniden artırdı. Turizmde güçlü sezon beklentisi Yılın ilk aylarında otel doluluk oranlarının yüksek seyretmesi ve yeni uçuş bağlantılarının devreye girmesi, Dubai turizminde güçlü yaz sezonu beklentisini artırdı. Özellikle Avrupa, Körfez ve Asya pazarlarından gelen rezervasyonlarda artış yaşandığı belirtiliyor. Gayrimenkul piyasasında hareketlilik sürüyor Dubai’de lüks konut ve yatırım amaçlı projelere olan talep hız kesmeden devam ediyor. Yeni marina, yaşam merkezi ve karma proje yatırımlarıyla birlikte yabancı yatırımcı ilgisinin yükseldiği ifade ediliyor. Uzmanlar, düşük vergi politikası ve yüksek kira getirilerinin Dubai’yi küresel yatırımcı açısından cazip kılmayı sürdürdüğünü belirtiyor. Yapay zekâ ve teknoloji yatırımları öne çıkıyor Dubai’nin dijital ekonomi hedefleri kapsamında yeni teknoloji serbest bölgeleri ve yapay zekâ merkezleri için çalışmalar hız kazandı. Yetkililer, Emirliğin önümüzdeki dönemde Orta Doğu’nun en büyük teknoloji ve finans merkezlerinden biri olmayı hedeflediğini açıkladı. “Bölgesel merkez olma hedefi güçleniyor” Ekonomi çevreleri, lojistik, finans, turizm ve teknoloji yatırımlarındaki büyümenin Dubai’nin bölgesel merkez konumunu daha da güçlendirdiğini değerlendiriyor. Önümüzdeki dönemde yeni uluslararası fon girişleri ve mega projelerle birlikte Dubai ekonomisindeki büyümenin sürmesi bekleniyor.

Uludağ İçecek Dubai Palm City FC ile sponsorluk anlaşması imzaladı Haber

Uludağ İçecek Dubai Palm City FC ile sponsorluk anlaşması imzaladı

Uludağ İçecek Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Kızıl ile Kulüp Başkanı Majesteleri Sheikh Ahmed bin Sultan bin Khalifa Al Nahyan arasında imzalanan anlaşma kapsamında, Uludağ Premium markası Palm City FC’nin forma arkasında yer alacak. Bu iş birliğiyle Uludağ İçecek, markanın bölgedeki sportif görünürlüğünü ve dijital etkileşimini daha da artırmayı hedefliyor. Ömer Kızıl: “Dubai, küresel vizyonumuzun merkezinde” Uludağ İçecek Türk A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Kızıl, bu sponsorluğun sadece bir logodan ibaret olmadığını, markanın Dubai ve Körfez bölgesinde yoğunlaşan operasyonlarının bir yansıması olduğunu vurguladı. Kızıl, anlaşmaya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: "Uludağ İçecek Türk A.Ş. olarak 100 yılı aşan mirasımızı, bugün dünyanın en dinamik merkezlerinden biri olan Dubai’ye taşımanın gururunu yaşıyoruz. Kısa süre önce bölgede kurduğumuz 'Uludag Gulf Beverages LLC' şirketimizle özellikle HORECA (otel, restoran, kafe) sektöründe çok güçlü bir ivme yakaladık. Palm City FC, tıpkı Uludağ markası gibi geleneksel yapıya meydan okuyan, yenilikçi ve sınırları zorlayan bir vizyona sahip. Bu iş birliği, Dubai’deki yatırımlarımızı ve bölgeye olan inancımızı pekiştiriyor. Palm City’nin sahadaki hırsı ve dijital dünyadaki gücü, Uludağ Premium ve efsanevi gazozumuzun küresel marka yolculuğuyla mükemmel bir sinerji oluşturacak diye düşünüyorum." Dubai’de bir başarı hikayesi: Palm City FC Yalnızca 365 gün içinde sıfırdan inşa edilerek futbol dünyasında bir “startup” devrimi yaratan Palm City FC, kısa sürede BAE 2. Lig şampiyonu olarak üst üste iki kez lig atlama başarısı gösterdi. Kulüp, son olarak Al Maktoum Stadyumu’nda oynanan dramatik finalde Hatta Club’ı penaltılarla mağlup ederek BAE FA Cup’ı müzesine götürdü. Başkanı Majesteleri Sheikh Ahmed bin Sultan bin Khalifa Al Nahyan liderliğinde, kraliyet desteğini modern ve yenilikçi bir vizyonla birleştiren kulüp, önümüzdeki sezondan itibaren BAE 1. Ligi’nde mücadele edecek. Yıldızlarla dolu kadro ve dijital güç Global influencer ve girişimci Soheil Var tarafından kurulan Palm City FC, sosyal medyadaki 400.000’i aşkın takipçisi ve aylık milyonlarca izlenmesiyle dev bir dijital markaya dönüşmüş durumda. Geçen sene kadrosunda Cristian Tello ve Premier League deneyimli Barcelona’nın eski yıldızı olan Papiss Cissé ve halen "Sezonun Yıldızı" Alejandro Pozuelo gibi elit isimlerin forma giydiği kulüp; Khabib Nurmagomedov’dan Vinícius Júnior’a kadar pek çok dünya yıldızıyla olan bağıyla da dikkat çekiyor.

BTM' den 10 yılda 2 milyar dolarlık ekosistem Haber

BTM' den 10 yılda 2 milyar dolarlık ekosistem

Bu yıl 10’uncu yaşını kutlamaya hazırlanan Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi’nin (BTM) Genel Müdürü Dr. Önder Kul, gelinen noktayı tek cümle ile özetledi: 10 yıl önce bir fikirdik, bugün 2 milyar doları aşan bir ekosistem haline geldik. İstanbul Ticaret Odası (İTO) tarafından kurulan ve fikir aşamasındaki girişimleri küresel ölçekte değer üreten yapılara dönüştüren BTM, bugün girişimcilik ekosisteminin merkezinde konumlanıyor. BTM Genel Müdürü Dr. Önder Kul, gelinen noktayı şöyle özetledi: “10 yıl önce bir fikirdik, bugün 2 milyar doları aşan bir ekosistem haline geldik.” BTM’nin yalnızca bir kuluçka merkezi olmadığına dikkat çeken Kul, ortaya koydukları somut çıktılara da vurgu yaptı. Kul, “Bugün geldiğimiz noktada BTM, girişimciliğin konuşulduğu bir alan değil; üretildiği, yatırım aldığı ve global ölçekte karşılık bulduğu bir yapı. Geride kalan 10 yıl içinde 12 bin 500’den fazla girişimciye doğrudan destek sağladık. Bugün BTM girişimlerinin ulaştığı toplam portföy büyüklüğü 2 milyar doların üzerine çıkmış durumda. Aynı şekilde 410 milyon doların üzerinde yatırım değerlemesi, oluşturduğumuz yapının sürdürülebilirliğini ve etkisini açıkça ortaya koyuyor” dedi. Fikirlerin ticarileştiği bir yapı kurduk BTM’nin yaklaşımının klasik destek modellerinden ayrıştığını belirten Kul, “Al fikrini gel, fikrin iş yapsın mottosu ile yola çıktık. Ancak bugün geldiğimiz noktada erken seviyeden ileri aşamaya kadar tüm girişimleri kapsayan desteklere sahip bir yapı haline geldik. Girişimcilerimize yalnızca alan değil; yatırımcıya erişim, mentörlük, uluslararası bağlantılar ve pazara açılma imkanı sunuyoruz. Bu sayede fikirler raflarda kalmıyor, şirketlere dönüşüyor, ticarete katkı sunuyor” dedi. BTM’nin, girişimcilik ekosisteminde otorite olarak kabul edilen UBI Global tarafından “Dünyanın En İyi Üçüncü Kuluçka Merkezi” seçildiğini hatırlatan Kul, uluslararası büyüme stratejilerine de değindi. BTM’nin artık küresel ölçekte oyun kuran bir yapıya dönüştüğünü söyleyen Kul, “BTM bugün dünyanın önemli girişimcilik merkezlerinde yer alarak global bir oyuncu olma yolunda ilerliyor. Londra’nın dönüşüm hikâyesinin en güçlü simgelerinden biri haline gelen Battersea Power Station’da konumlanmamız, bu vizyonun somut bir göstergesi. Aynı şekilde Dubai World Trade Centre’deki varlığımızla Körfez pazarına doğrudan erişim sağlıyoruz. BTM artık yerel bir yapı değil, global bir oyuncu” dedi. Yeni dönemde Avrupa ve Balkanlar’a açılım kapsamında Saraybosna’da da bir ofis açtıklarını belirten Kul, “Bosna Hersek’te hayata geçirdiğimiz yapılanma ile Balkanlar’dan Avrupa’ya uzanan bir girişimcilik köprüsü kuruyoruz. Bu ofisimiz, bölgedeki girişimciler için önemli bir merkez olacak. Saraybosna’da attığımız adım, Balkanlar’dan Avrupa’ya uzanan yeni bir girişimcilik hattının başlangıcı. Bu bölgeyi yalnızca izlemiyoruz, şekillendirmek de istiyoruz” dedi. 2026’da küresel vitrin genişliyor Uluslararası Teknoloji Pazarlama Ofisleri’nin (UTPO) girişimlerin globalleşmesinde kritik rol oynadığını vurgulayan Kul, “Yüzde 75’e varan finansman desteğiyle girişimcinin dünyaya açılmasını bir maliyet kalemi olmaktan çıkarıp stratejik bir avantaja dönüştürdük. Bu model, girişimlerin globalleşme sürecini hızlandıran önemli bir kaldıraç görevi görüyor” dedi. BTM’nin girişimcileri global sahneye taşıma hedefinin altını da çizen Kul, “2026 yılında 30’u aşkın ulusal ve uluslararası fuarla girişimcilerimizi dünyanın farklı pazarlarına taşıyacağız. Bizim için görünürlük değil, erişim önemli” dedi. Bir yandan dünyada açılımlarını sürdürürken bir yandan da yurt içindeki etkin stratejilerine devam edeceklerinin altını çizen Kul, BTM’nin yürüttüğü tematik programların ekosistemde önemli bir derinlik oluşturduğunu ifade eden Kul, İstanbul Kalkınma Ajansı ve uluslararası paydaşlarla hayata geçirilen programların girişimcilik tabanını genişlettiğini belirtti. “Erken aşama girişimlerden yatırımcı geliştirmeye, lise düzeyinden kurumsal iş birliklerine kadar geniş bir yelpazede programlar yürütüyoruz. Amacımız yalnızca bugünün değil, geleceğin girişimcilik ekosistemini de inşa etmek” diyen Kul, yeni dönemde hayata geçirilecek Yatırımcı Hızlandırma Programı, BİGG Cube ve yapay zekâ odaklı dönüşüm programlarının bu vizyonun bir parçası olduğunu söyledi. “BTM bu hikayenin merkezinde kalacak” Geçen yılın ikinci yarısında uygulamaya aldıkları Kampus Elçisi programına da değinen Kul, “24 üniversitede 34 kampüs elçisiyle girişimciliği sahaya taşıyoruz. Girişimciyi mezun olduktan sonra değil, daha okuldayken yakalıyoruz. Bu programla girişimcilik kültürünü üniversite ortamında yaygınlaştırıyor, genç yetenekleri erken aşamada keşfediyor ve onları ekosistemimize kazandırıyoruz” ifadelerini kullandı. 2025 başında BTM TEKMER’i faaliyete geçirdiklerini de hatırlatan Kul, “BTM TEKMER teknoloji odaklı girişimler için önemli bir merkez oldu. Girişimcilere mentorluk, eğitim, yatırımcı erişimi ve güçlü bir iş ağı sunarak fikirlerin ticarileşmesini ve sürdürülebilir şirketlere dönüşmesini sağlıyoruz” dedi. Dr. Önder Kul, BTM’nin önümüzdeki dönem vizyonunu ise “Türkiye’den çıkan girişimlerin dünyada daha fazla söz sahibi olduğu bir döneme giriyoruz. BTM bu hikayenin merkezinde olmaya devam edecek” sözleriyle özetledi.

İran krizi petrol üretimini etkiledi Haber

İran krizi petrol üretimini etkiledi

Orta Doğu’da devam eden savaşın Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyatları büyük ölçüde durdurması petrol üretimini doğrudan etkiledi. İhraç edilemeyen petrolün depolama kapasitesini hızla doldurması nedeniyle bölge ülkeleri üretimi azaltma kararı aldı. Bloomberg’in haberine göre Irak, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt günlük milyonlarca varillik kesinti uygulamaya başladı. İran krizi petrol üretimini etkiledi Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması Orta Doğu’daki petrol üretimini önemli ölçüde düşürdü. İhracatın aksaması ve depolama kapasitesinin hızla dolması nedeniyle üretici ülkeler üretimi azaltmak zorunda kaldı. En büyük kesinti ırak’tan geldi Irak, günlük yaklaşık 2,9 milyon varil ile en sert üretim kesintisini yapan ülke oldu. Suudi Arabistan ise üretimini günlük 2 milyon ile 2,5 milyon varil arasında düşürdü. Birleşik Arap Emirlikleri günlük 500 bin ile 800 bin varil arasında üretim azaltırken Kuveyt’in günlük kesintisi yaklaşık 500 bin varil seviyesinde gerçekleşti. Petrol fiyatları 120 doları gördü Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve üretim sahalarındaki duruşlar petrol fiyatlarını Pazartesi günü 120 dolar seviyesine kadar taşıdı. ABD Başkanı Donald Trump’ın savaşın yakında sona erebileceğine dair yaptığı açıklamaların ardından Salı günü fiyatlarda bir miktar gevşeme görüldü. ARAMCO CEO’su üretim detayı vermedi Dünyanın en büyük petrol şirketi olan Saudi Aramco’nun CEO’su Amin Nasser, Salı günü gerçekleştirilen kazanç çağrısında mevcut üretim seviyelerine ilişkin detay vermekten kaçındı. On ikiden fazla ülkenin dahil olduğu bölgesel çatışma enerji altyapıları üzerindeki baskısını sürdürürken sevkiyat rotalarının yeniden belirlenmesine yönelik çalışmaların devam ettiği belirtildi.

Türkiye’nin En İyi Baristası Dubai’de yarışacak Haber

Türkiye’nin En İyi Baristası Dubai’de yarışacak

Türkiye'nin kahve sanatındaki en yetenekli isimlerini bir araya getiren bu prestijli yarışmanın birinciliğini Çetin Alpay Başkan elde etti. Başkan, 150.000 TL’lik birincilik ödülünün sahibi olurken, aynı zamanda Orta Doğu, Afrika ve Hint Yarımadası’nı kapsayan MISA bölge finalleri kapsamında Dubai’de Türkiye’yi temsil etme hakkı kazandı. Birbirinden yaratıcı ve özgün sunumların öne çıktığı yarışmada ikinciliği Sümeyye Arıkan 100.000 TL’lik ödülle, üçüncülüğü ise Tarık Sadıç 50.000 TL’lik ödülle tamamladı. Bu yıl yarışmada toplam 300.000 TL ödül dağıtıldı. Yarışmacılar hem teknik yetkinlikleri hem de yaratıcılıklarıyla jüri üyelerinden tam not aldı. Yarışmanın jüri koltuğunda; gastronomi ve içecek kültürü alanındaki uzmanlığı, gerçekleştirdiği eğitimler, tadımlar ve sosyal medyada ilgi gören özgün içerikleriyle tanınan Oğul Türkkan, 2016, 2017 ve 2019 yıllarında kazandığı Türkiye Barista Şampiyonu unvanlarının yanı sıra 2026 CIGS Şampiyonu olarak da adını duyuran ve uluslararası organizasyonlarda jüri üyeliği yapan Nisan Ağca ve Dünya Kahve Şampiyonası baş hakemi, barista eğitmeni ve kahve sahnesinin en aktif uzmanlarından biri olan Defne Ceyda Okay yer aldı. DaVinci Gourmet Türkiye Direktörü Kuzey Sinnar, etkinliğin kapanışında baristaların sahne performansını şu sözlerle değerlendirdi; “Açıkçası günün başında benim bir beklentim vardı. Bugün bir yarışma değil, aslında bir sanat gösterisi izlemeyi umuyordum. Gerçekten de tüm yarışmacılarımız tek tek yarışma boyunca gösterdikleri tutku, özveri ve ustalıklarıyla beraber kahvenin birleştirici gücünü bir sanata dönüştürdüler. Yarışma konseptimiz çerçevesinde kazananları belirledik; ama aslında hepimiz kazandık, sektörümüz kazandı. O yüzden bugün yarışan arkadaşlarımız aslında iyi bir baristanın sadece içecek sunmadığını, bu içecekle beraber bizi bir deneyim yolculuğuna çıkardıklarını gösterdiler.” Şampiyon MISA bölge finalleri için Dubai’ye gidiyor DaVinci Gourmet ürünlerini kahve ile harmanlayarak lezzet ve sunumuyla jüriyi etkileyen yarışmanın birincisi Çetin Alpay Başkan, 150.000 TL’lik ulusal ödülün yanı sıra Dubai’de düzenlenecek, Orta Doğu, Afrika ve Hint Yarımadası’nı kapsayan MISA bölge finallerinde Türkiye’yi temsil etmeye hak kazandı. Bölge finallerinde farklı ülkelerden temsilciler, içeceklerini bir jüri heyetine sunarak bir üst aşamaya yükselmek için yarışacak. Dünya genelinde kahve miksoloji kültürünü genç yeteneklerle buluşturmanın önemine inanan DaVinci Gourmet, kahve topluluğunu hem teknik mükemmellik hem de yaratıcı zanaatı destekleyen bir içecek çözümleri markası olarak içecek sanatçılarına mükemmel çözümler sunma misyonunu sürdürüyor. Dünyanın en büyük lezzet ve beslenme çözümleri şirketi Kerry’nin bir parçası olan DaVinci Gourmet, içecek uzmanlarının operasyonel gereksinimlerini, hedef tüketicilerini ve sürdürülebilir büyüme trendlerini derinlemesine analiz ederek onlar için en kaliteli malzemelerle içecek başyapıtları yaratmalarına ilham veriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.