SON DAKİKA
Hava Durumu

#Dijital Altyapı

Ekometre - Dijital Altyapı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijital Altyapı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Tera’nın 5 milyar TL’lik yatırım planı Haber

Tera’nın 5 milyar TL’lik yatırım planı

Ortaklığın kamuoyuna açıklanmasının ardından planlanan yatırımların akıbeti tartışılırken, White Bridge yöneticisi Gentry Thomas Beach hakkında Wall Street Journal’da yayımlanan haber de dikkat çekti. Tera Holding ile ABD merkezli yatırım ve proje geliştirme şirketi White Bridge Global, Nisan 2025’te Dubai merkezli bir ortak girişim kurmak üzere iş birliği anlaşması imzaladı. Anlaşma kapsamında veri merkezleri, enerji, petrol, madencilik, finans ve teknoloji gibi stratejik alanlarda faaliyet gösterilmesi planlandı. Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen’in açıklamalarına göre ortak girişim kapsamında teknoloji ve enerji başta olmak üzere yatırımların 12 ay içerisinde hayata geçirilmesi ve toplam yatırım büyüklüğünün 5 milyar TL seviyesine ulaşması hedeflendi. Aradan geçen sürede söz konusu yatırım planının hangi aşamaya geldiği ve ortak girişimin planlanan yapıda faaliyete geçip geçmediği konusunda kamuoyuna yansıyan bilgiler sınırlı kaldı. Ortaklık nasıl duyuruldu Tera Holding ve White Bridge Global arasındaki anlaşma, 15 Nisan 2025’te İstanbul’da düzenlenen törenle kamuoyuna açıklandı. Anlaşmaya Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen ile White Bridge Global Yönetim Kurulu Başkanı Gentry Thomas Beach imza attı. Taraflar, Dubai merkezli olarak kurulması planlanan ortak girişimin dijital altyapı, enerji, doğal kaynaklar ve yeni nesil teknolojiler gibi alanlarda yatırım yapacağını açıkladı. Tera tarafından yapılan açıklamalarda ortak girişimin yüzde 50-50 ortaklık yapısıyla oluşturulmasının planlandığı ve uluslararası yatırımların Türkiye ile bölge ülkelerine çekilmesinin hedeflendiği belirtildi. 5 milyar TL hedefi açıklanmıştı Tera Holding’in yatırım planına ilişkin daha sonraki açıklamalarda, White Bridge Global ile kurulması planlanan ortak girişim için 12 aylık dönemde yaklaşık 5 milyar TL'lik teknoloji ve enerji yatırımı hedeflendiği aktarıldı. Ancak bu hedefin ne kadarının gerçekleştiğine ilişkin kamuya açık kaynaklarda kapsamlı bir gerçekleşme tablosu bulunmuyor. Bu nedenle 5 milyar TL'lik yatırımın gerçekleşmediği yönünde kesin bir hüküm vermek yerine, planın gerçekleşme durumunun belirsiz kaldığını belirtmek gerekiyor. Beach hakkında WSJ haberi Ortaklığın diğer tarafındaki isim Gentry Thomas Beach hakkında ise Ekim 2025’te Wall Street Journal’da dikkat çeken bir araştırma yayımlandı. WSJ, Texaslı yatırımcı Beach’in Donald Trump Jr. ile uzun yıllara dayanan arkadaşlığını uluslararası iş görüşmelerinde öne çıkardığını ve farklı ülkelerde milyarlarca dolarlık iş anlaşmaları arayışında olduğunu yazdı. Habere göre Beach’in Trump ailesiyle olan bağlantısının ticari görüşmelerde nasıl kullanıldığı konusunda bazı soru işaretleri oluştu. Haberde ayrıca Donald Trump Jr.’ın avukatlarının Beach’e, kendisini Trump Jr.’ın iş ortağı gibi tanıtmaması yönünde bir ihtar gönderdiği aktarıldı. Beach ise söz konusu ihtarı almadığını savundu. “Trump’ın oğlu ortak” ifadesi tartışıldı 2025’teki Tera-White Bridge iş birliğinin duyurulduğu dönemde bazı medya haberlerinde White Bridge Global’in ortakları arasında Donald Trump Jr.’ın da bulunduğu yönünde ifadeler kullanıldı. Ancak WSJ’nin daha sonraki araştırması, Beach ile Trump Jr. arasındaki ticari ilişkinin niteliğine ilişkin farklı bir tablo ortaya koydu. Dolayısıyla White Bridge Global ile Tera arasındaki ortaklığın kendisi ile Donald Trump Jr.’ın ortaklıktaki konumunun birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerekiyor. Yatırım planının akıbeti merak ediliyor Tera Holding ile White Bridge Global arasında imzalanan anlaşma, 2025 yılında yatırım, enerji, teknoloji ve dijital altyapı alanlarında büyük ölçekli projelerin habercisi olarak duyurulmuştu. Özellikle 12 ay içinde 5 milyar TL seviyesinde yatırım hedefinin açıklanması, ortak girişimin faaliyetlerinin ve planlanan projelerin ne ölçüde hayata geçirildiği sorusunu gündeme getiriyor. Kamuoyuna açıklanan hedeflerle gerçekleşen yatırımlar arasındaki farkın ortaya konulabilmesi için ortak girişimin kuruluşu, sermaye yapısı, hayata geçirilen projeler ve gerçekleşen yatırım tutarlarına ilişkin güncel ve resmi bilgilerin açıklanması önem taşıyor.

BAE’den Almanya’ya 40 milyar euroluk yatırım hamlesi Haber

BAE’den Almanya’ya 40 milyar euroluk yatırım hamlesi

Berlin’deki temaslarda enerji, yapay zeka, dijital altyapı ve ileri teknoloji alanlarında işbirliğinin güçlendirilmesi kararlaştırıldı. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Almanya ile ekonomik ve stratejik ilişkilerini yeni yatırımlarla güçlendirmeye hazırlanıyor. BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan’ın 9-11 Eylül 2026 tarihlerindeki Almanya ziyareti kapsamında, ülkenin Almanya’da 40 milyar euroluk yatırım paketi planladığı açıklandı. Almanya ve BAE liderlerinin ortak açıklamasına göre yatırım paketinin, Almanya’nın sanayi rekabetçiliğini, teknolojik kapasitesini ve uzun vadeli ekonomik büyümesini desteklemesi hedefleniyor. Paketin önemli başlıkları arasında gelişmiş dijital altyapı ve yaklaşık 1 gigavat kapasiteli yeni veri merkezleri bulunuyor. BAE’nin açıklamasına göre 40 milyar euroluk paketin 10 milyar euroluk bölümü Bavyera’daki yatırımlara ayrılacak. Yatırımların sanayi, ileri teknoloji, yapay zeka, dijital altyapı ve enerji gibi stratejik alanlara yönelmesi bekleniyor. Berlin’de stratejik ortaklık yeniden canlandırıldı Ziyaret kapsamında BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan, Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier tarafından askeri törenle karşılandı. Al Nahyan, temasları kapsamında Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile de görüştü. İki ülke liderleri, 2004 yılında kurulan Kapsamlı Stratejik Ortaklığı yeniden canlandırmak amacıyla yeni bir Stratejik Diyalog mekanizması oluşturulmasını kararlaştırdı. Yeni mekanizmanın uluslararası ve bölgesel güvenlik, savunma, ticaret ve yatırım, enerji ve iklim, gelişmekte olan teknolojiler, dijitalleşme, ulaşım, çevre, kültür ve eğitim gibi alanlarda işbirliğini koordine etmesi planlanıyor. Almanya-BAE Yatırım Konseyi kuruluyor Ziyaret kapsamında kamu ve özel sektör arasındaki yatırımları güçlendirmek amacıyla Almanya-BAE Yatırım Konseyi kurulmasına yönelik ortak niyet beyanı da imzalandı. Konseyin iki ülke arasındaki yatırımları teşvik eden ve kamu ile özel sektör arasındaki işbirliğini güçlendiren bir platform olarak faaliyet göstermesi planlanıyor. 29 anlaşmanın değeri 9,3 milyar euroyu aştı Ekonomik temasların en dikkat çekici sonuçlarından biri de iki ülke şirketleri arasında imzalanan anlaşmalar oldu. BAE ve Alman şirketleri arasında 29 mutabakat zaptı ve anlaşma imzalanırken, söz konusu anlaşmaların toplam değerinin 9,356 milyar euroyu aştığı açıklandı. Anlaşmalar, iki ülke arasındaki özel sektör işbirliğinin kapsamının genişletilmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi. Enerji ve sanayi alanında Covestro, RWE, ADNOC ve Masdar gibi şirketler arasındaki ortaklıkların da genişletilmesi gündeme geldi. BAE’nin yatırım kuruluşu XRG’nin Alman kimya şirketi Covestro’daki yaklaşık 15 milyar euroluk mevcut yatırımı da iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Enerji ve teknolojide işbirliği genişliyor Yeni yatırım paketinde enerji güvenliğinin yanı sıra ileri teknoloji ve dijital altyapı öne çıkıyor. İki ülke, yapay zeka, veri merkezleri, enerji ve yeni teknolojilerde ortak projelerin geliştirilmesini hedeflerken, Almanya’nın sanayi ve teknoloji kapasitesi ile BAE’nin yatırım gücünün bir araya getirilmesi amaçlanıyor. Bu kapsamda yaklaşık 1 GW kapasiteli yeni nesil veri merkezlerinin kurulması planlanıyor. BAE, Almanya’nın Körfez’deki önemli ticaret ortağı BAE, Almanya’nın Körfez bölgesindeki en önemli ticaret ortağı konumunda bulunuyor. Almanya hükümeti de iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin daha da geliştirilmesini stratejik ortaklığın temel başlıklarından biri olarak değerlendiriyor. Berlin yönetimi, enerji, yatırım, savunma teknolojileri, yapay zeka ve ticaret başta olmak üzere farklı alanlarda BAE ile işbirliğinin derinleştirilmesini destekliyor. Berlin’deki son ziyaretle birlikte iki ülke arasındaki ekonomik ortaklığın yalnızca mevcut ticaret hacminin artırılmasıyla sınırlı kalmayıp, enerji, teknoloji, dijital altyapı ve yüksek katma değerli sanayiyi kapsayan daha geniş bir yatırım ilişkisine dönüştürülmesi hedefleniyor.

Körfez’de yapay zeka yatırımları büyüyor Haber

Körfez’de yapay zeka yatırımları büyüyor

Son 20 yılda dijital teknolojilere 250 milyar doların üzerinde yatırım yapan bölge, küresel veri merkezi kapasitesinde henüz sınırlı bir paya sahip olsa da yapımı ve planlaması süren projelerde hızla büyüyor. Ancak teknoloji bağımlılığı, nitelikli insan kaynağı açığı, kritik altyapıların güvenliği ve su tüketimi yeni risk alanları oluşturuyor. Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri, petrol gelirlerine dayalı ekonomik yapıyı çeşitlendirmek amacıyla yapay zeka ve dijital altyapı yatırımlarına ağırlık veriyor. Son 20 yılda yapay zeka, gelişmiş veri merkezleri, video oyunları ve dijital ekosistemlere 250 milyar doların üzerinde yatırım yapan Körfez ülkeleri, küresel teknoloji yarışında daha büyük bir rol üstlenmeye hazırlanıyor. Bölge bugün küresel veri merkezi kapasitesinin yüzde 1’inden biraz fazlasına sahip. Buna karşılık yapımı devam eden veri merkezi kapasitesinin yaklaşık yüzde 7’si, planlanan kapasitenin ise yaklaşık yüzde 6’sı Körfez ülkelerinde bulunuyor. Suudi Arabistan ve BAE öne çıkıyor Körfez'in yapay zeka ve veri merkezi yarışında Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri başı çekiyor. Riyad ve Abu Dabi yönetimleri, ulusal varlık fonlarının sağladığı finansman ve küresel teknoloji şirketleriyle yapılan iş birlikleriyle büyük ölçekli dijital altyapı projelerine yöneliyor. Bölgenin düşük maliyetli enerji kaynakları, güçlü finansal kapasitesi, deniz suyunu arıtma altyapısı ve Avrupa, Asya ile Afrika arasındaki stratejik konumu yatırımlar açısından önemli avantajlar sağlıyor. Ancak dijital dönüşümün hızlanması, Körfez ülkelerinin karşı karşıya olduğu riskleri tamamen ortadan kaldırmak yerine farklı alanlara taşıyor. Teknoloji bağımlılığı sürüyor Körfez ülkelerinin yapay zeka hedefleri, özellikle yarı iletkenler, grafik işlemcileri ve büyük bulut hizmetleri gibi kritik teknolojilerde yabancı şirketlere bağımlılığı devam ettiriyor. Bölgede gelişmiş bir yarı iletken üretim ekosistemi ve güçlü bir yerel yazılım mimarisi altyapısının henüz oluşmamış olması, teknoloji yatırımlarındaki dışa bağımlılığı önemli bir risk haline getiriyor. Benzer bir durum insan kaynağında da görülüyor. Yapay zeka, bulut bilişim ve yarı iletken teknolojilerindeki uzmanlara küresel ölçekte yüksek talep bulunması, Körfez ülkelerinin nitelikli çalışan ihtiyacını artırıyor. Veri merkezleri kritik altyapıya dönüşüyor Dijital ekonominin büyümesiyle birlikte veri merkezleri, deniz altı internet kabloları, bulut platformları ve dijital ağlar Körfez ekonomileri açısından kritik altyapılar haline geliyor. Finansal hizmetlerden kamu sistemlerine, akıllı şehirlerden şirketlerin tedarik zincirlerine kadar çok sayıda sektör bu altyapılara bağımlı hale geliyor. Bu durum, bölgedeki jeopolitik riskler açısından yeni bir kırılganlık alanı oluşturuyor. Büyük veri merkezleri fiziksel saldırılar açısından potansiyel hedef haline gelirken, deniz altı kabloları da dijital bağlantının sürekliliği açısından kritik önem taşıyor. Yapay zekanın su ihtiyacı tartışılıyor Körfez'in dijital dönüşümündeki en önemli sorunlardan biri ise su kaynakları. Tatlı su kaynaklarının sınırlı olduğu bölgede su ihtiyacının önemli bölümü deniz suyunun arıtılması yoluyla karşılanıyor. Standart bir hiper ölçekli veri merkezinin soğutulması için günde 1 ila 5 milyon litre su gerekebilmesi, veri merkezi yatırımlarının büyümesiyle birlikte su kaynakları üzerindeki baskının da artabileceğine işaret ediyor. Sanayi, konutlar ve dijital altyapı arasında su kullanımının nasıl dengeleneceği, Körfez ülkelerinin teknoloji yatırımlarında giderek daha önemli bir konu haline geliyor. Yeni teknoloji, yeni bağımlılıklar Körfez ülkelerinin yapay zeka yatırımları ekonomik çeşitlenme açısından önemli bir fırsat sunarken, bölgenin risk profilini de değiştiriyor. Enerji gelirlerine bağımlılığın azaltılması hedeflenirken bu kez yarı iletkenlerden bulut hizmetlerine, uzman insan kaynağından kritik dijital altyapılara kadar yeni bağımlılık alanları ortaya çıkıyor. Bu nedenle Körfez'in yapay zeka hamlesi yalnızca teknoloji yatırımları açısından değil; tedarik zincirlerinin güvenliği, operasyonel dayanıklılık, iş sürekliliği ve kritik altyapıların korunması açısından da stratejik önem taşıyor.

Su kıtlığı büyüyor Haber

Su kıtlığı büyüyor

Uzmanlar, yalnızca su tasarrufunun değil, akıllı altyapı yatırımları ve yüksek verimli pompa sistemlerinin de sürdürülebilir su yönetimi için kritik öneme sahip olduğuna dikkat çekiyor. Yaz aylarında birçok şehirde baraj doluluk oranlarının gerilemesi, su kaynaklarının verimli yönetimini yeniden gündeme taşıdı. Artan sıcaklıklar, yükselen su tüketimi ve iklim değişikliğinin etkileri, şehirlerin su altyapıları üzerindeki baskıyı her geçen yıl artırırken, yeni su kaynaklarının geliştirilmesi ve mevcut kaynakların daha etkin kullanılması için altyapı yatırımlarının önemi de artıyor. UNICEF verilerine göre, dünya genelinde yaklaşık 4 milyar insan her yıl en az bir ay ciddi su kıtlığı yaşıyor. 2 milyardan fazla kişi ise su arzının yetersiz olduğu ülkelerde yaşamını sürdürüyor. Kurum, mevcut eğilimin devam etmesi halinde 2030 yılına kadar yaklaşık 700 milyon insanın yoğun su kıtlığı nedeniyle göç etmek zorunda kalabileceğini öngörüyor. Ayrıca 2040 yılında her dört çocuktan birinin çok yüksek su stresi altındaki bölgelerde yaşayacağı tahmin ediliyor. Avrupa Çevre Ajansı'nın (EEA) verileri de tabloyu doğruluyor. Rapora göre 2023 yılında Avrupa Birliği topraklarının yüzde 28'i ve nüfusunun yüzde 32'si yılın en az bir döneminde su kıtlığından etkilendi. Avrupa'da 2000-2023 döneminde su çekimi yüzde 14 azalmasına rağmen su kıtlığı yaşayan alanlarda belirgin bir iyileşme sağlanamadı. EEA, iklim değişikliğinin etkisiyle kuraklıkların daha sık ve daha şiddetli yaşanacağını belirtirken, Türkiye'yi de Avrupa'da su stresi en yüksek ülkeler arasında gösteriyor. Uzmanlar, su yönetiminde yalnızca tüketimin azaltılmasının yeterli olmadığına dikkat çekiyor. Suyun iletilmesi, depolanması, basınçlandırılması ve dağıtılması süreçlerinde verimliliği artıracak altyapı yatırımlarının hayati önem taşıdığı vurgulanıyor. Su altyapılarının en kritik bileşenlerinden biri olan pompa sistemleri; içme suyu şebekeleri, atık su yönetimi, endüstriyel tesisler ve yangın güvenlik sistemleri gibi birçok alanda görev üstleniyor. Yüksek verimli pompa teknolojileri ise hem enerji tüketiminin azaltılmasına hem de su kaynaklarının daha etkin kullanılmasına katkı sağlıyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Masdaf CEO'su Erhan Özdemir, iklim değişikliği, kentleşme ve artan su talebinin şehirlerin su altyapılarını giderek daha fazla zorladığını belirterek, şehirlerin gelecekteki dayanıklılığını belirleyecek en önemli unsurun mevcut su kaynaklarını ne kadar verimli yönetebildikleri olacağını ifade etti. Özdemir, Avrupa'da su çekiminin azalmasına rağmen su kıtlığının gerilememesinin, sorunun yalnızca tüketim miktarıyla açıklanamayacağını gösterdiğini belirterek, su yönetiminin her aşamasında kullanılan altyapı teknolojilerinin kritik rol oynadığını söyledi. Doğru projelendirilmiş, yüksek verimli pompa sistemlerinin enerji tüketimini azaltırken su kayıplarının önlenmesine ve kaynakların daha etkin kullanılmasına katkı sağladığını kaydetti. Akıllı altyapı sistemlerinin geleceğin su yönetiminde belirleyici olacağını vurgulayan Özdemir, uzaktan izleme teknolojileri sayesinde altyapıların anlık takip edilebildiğini, olası arızalar ve verimsizliklerin erken aşamada tespit edilerek hem su hem de enerji tasarrufu sağlanabildiğini ifade etti. Su kaynaklarının giderek daha stratejik hale geldiği günümüzde, verimli ve dijital altyapı yatırımları şehirlerin sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıyor.

Dev fonların gücü 59 trilyon dolara çıkacak Haber

Dev fonların gücü 59 trilyon dolara çıkacak

Rapora göre egemen varlık fonları, kamu emeklilik fonları ve aile ofisleri gibi büyük kurumsal yatırımcıların yönettiği toplam varlık büyüklüğü, son on yılda hızlı bir artış gösterdi. 2015 yılında 21 trilyon dolar seviyesinde bulunan yönetilen varlık büyüklüğü, yıllık ortalama yüzde 7 büyümeyle 2025 yılında 43 trilyon dolara ulaştı. Mevcut projeksiyonlar ise bu rakamın 2030 yılında 59 trilyon dolara yükseleceğine işaret ediyor. Bugün küresel finansal varlıkların yaklaşık yüzde 30'unu kontrol eden bu yatırımcılar, sermaye piyasalarındaki etkilerini her geçen yıl artırıyor. Pasif yatırımcıdan aktif oyuncuya Raporda, büyük yatırımcıların artık yalnızca fon yöneticilerine kaynak aktaran pasif ortaklar olmaktan çıkarak kendi yatırım ekiplerini kuran ve doğrudan yatırım kararları alan yapılara dönüştüğü vurgulanıyor. Bu büyümenin arkasında emtia gelirleri, mali fazlalar, güçlü piyasa getirileri ve yeni kurulan yatırım fonları bulunuyor. Sadece 2025 yılında dünya genelinde 10 yeni egemen varlık fonunun faaliyete geçmesi dikkat çekici gelişmeler arasında yer aldı. Türkiye için stratejik fırsat BCG Yönetici Ortağı ve Türkiye Ofisi Lideri Emir Pandır, küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde büyük sermaye sahiplerinin yatırım kararlarının ülkelerin yatırım çekme kapasitesini doğrudan etkilediğini belirtti. Pandır, Türkiye açısından fırsatın yalnızca sermaye çekmekten ibaret olmadığını vurgulayarak enerji dönüşümü, dijital altyapı ve ihracat odaklı büyüme alanlarında uzun vadeli ortaklıklar kurulmasının önemine dikkat çekti. Altyapı ve yapay zekâ öne çıkıyor Rapora göre küresel yatırımcılar, uzayan yatırım süreleri ve likidite baskıları nedeniyle daha seçici hareket ediyor. Dev fonlar artık doğrudan altyapı projelerine, orta ölçekli büyüme yatırımlarına ve ikincil piyasalara daha fazla yöneliyor. Yapay zekâ ise hem yatırım yapılan stratejik alanlardan biri hem de portföy yönetiminde verimliliği artıran önemli bir operasyonel araç olarak öne çıkıyor. Türkiye'nin servet büyümesi dikkat çekiyor BCG'nin Global Wealth Report 2026 verilerine göre Türkiye, 2025-2030 döneminde 250 bin dolar ve üzeri finansal varlığa sahip yatırımcı segmentinde dünyanın en hızlı büyüyen pazarları arasında bulunuyor. Bu segmentte yıllık yaklaşık yüzde 12 büyüme ve 250 milyar dolarlık ek varlık oluşumu beklenirken, gelişen yerel sermaye tabanının Türkiye'nin uluslararası yatırımcılar için daha güçlü bir ortak yatırım merkezi haline gelmesine katkı sağlaması öngörülüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.