SON DAKİKA
Hava Durumu

#Bae

Ekometre - Bae haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bae haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

BAE’den Almanya’ya 40 milyar euroluk yatırım hamlesi Haber

BAE’den Almanya’ya 40 milyar euroluk yatırım hamlesi

Berlin’deki temaslarda enerji, yapay zeka, dijital altyapı ve ileri teknoloji alanlarında işbirliğinin güçlendirilmesi kararlaştırıldı. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Almanya ile ekonomik ve stratejik ilişkilerini yeni yatırımlarla güçlendirmeye hazırlanıyor. BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan’ın 9-11 Eylül 2026 tarihlerindeki Almanya ziyareti kapsamında, ülkenin Almanya’da 40 milyar euroluk yatırım paketi planladığı açıklandı. Almanya ve BAE liderlerinin ortak açıklamasına göre yatırım paketinin, Almanya’nın sanayi rekabetçiliğini, teknolojik kapasitesini ve uzun vadeli ekonomik büyümesini desteklemesi hedefleniyor. Paketin önemli başlıkları arasında gelişmiş dijital altyapı ve yaklaşık 1 gigavat kapasiteli yeni veri merkezleri bulunuyor. BAE’nin açıklamasına göre 40 milyar euroluk paketin 10 milyar euroluk bölümü Bavyera’daki yatırımlara ayrılacak. Yatırımların sanayi, ileri teknoloji, yapay zeka, dijital altyapı ve enerji gibi stratejik alanlara yönelmesi bekleniyor. Berlin’de stratejik ortaklık yeniden canlandırıldı Ziyaret kapsamında BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan, Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier tarafından askeri törenle karşılandı. Al Nahyan, temasları kapsamında Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile de görüştü. İki ülke liderleri, 2004 yılında kurulan Kapsamlı Stratejik Ortaklığı yeniden canlandırmak amacıyla yeni bir Stratejik Diyalog mekanizması oluşturulmasını kararlaştırdı. Yeni mekanizmanın uluslararası ve bölgesel güvenlik, savunma, ticaret ve yatırım, enerji ve iklim, gelişmekte olan teknolojiler, dijitalleşme, ulaşım, çevre, kültür ve eğitim gibi alanlarda işbirliğini koordine etmesi planlanıyor. Almanya-BAE Yatırım Konseyi kuruluyor Ziyaret kapsamında kamu ve özel sektör arasındaki yatırımları güçlendirmek amacıyla Almanya-BAE Yatırım Konseyi kurulmasına yönelik ortak niyet beyanı da imzalandı. Konseyin iki ülke arasındaki yatırımları teşvik eden ve kamu ile özel sektör arasındaki işbirliğini güçlendiren bir platform olarak faaliyet göstermesi planlanıyor. 29 anlaşmanın değeri 9,3 milyar euroyu aştı Ekonomik temasların en dikkat çekici sonuçlarından biri de iki ülke şirketleri arasında imzalanan anlaşmalar oldu. BAE ve Alman şirketleri arasında 29 mutabakat zaptı ve anlaşma imzalanırken, söz konusu anlaşmaların toplam değerinin 9,356 milyar euroyu aştığı açıklandı. Anlaşmalar, iki ülke arasındaki özel sektör işbirliğinin kapsamının genişletilmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi. Enerji ve sanayi alanında Covestro, RWE, ADNOC ve Masdar gibi şirketler arasındaki ortaklıkların da genişletilmesi gündeme geldi. BAE’nin yatırım kuruluşu XRG’nin Alman kimya şirketi Covestro’daki yaklaşık 15 milyar euroluk mevcut yatırımı da iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Enerji ve teknolojide işbirliği genişliyor Yeni yatırım paketinde enerji güvenliğinin yanı sıra ileri teknoloji ve dijital altyapı öne çıkıyor. İki ülke, yapay zeka, veri merkezleri, enerji ve yeni teknolojilerde ortak projelerin geliştirilmesini hedeflerken, Almanya’nın sanayi ve teknoloji kapasitesi ile BAE’nin yatırım gücünün bir araya getirilmesi amaçlanıyor. Bu kapsamda yaklaşık 1 GW kapasiteli yeni nesil veri merkezlerinin kurulması planlanıyor. BAE, Almanya’nın Körfez’deki önemli ticaret ortağı BAE, Almanya’nın Körfez bölgesindeki en önemli ticaret ortağı konumunda bulunuyor. Almanya hükümeti de iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin daha da geliştirilmesini stratejik ortaklığın temel başlıklarından biri olarak değerlendiriyor. Berlin yönetimi, enerji, yatırım, savunma teknolojileri, yapay zeka ve ticaret başta olmak üzere farklı alanlarda BAE ile işbirliğinin derinleştirilmesini destekliyor. Berlin’deki son ziyaretle birlikte iki ülke arasındaki ekonomik ortaklığın yalnızca mevcut ticaret hacminin artırılmasıyla sınırlı kalmayıp, enerji, teknoloji, dijital altyapı ve yüksek katma değerli sanayiyi kapsayan daha geniş bir yatırım ilişkisine dönüştürülmesi hedefleniyor.

BAE zor testi geçti büyüme yoluna devam edecek Haber

BAE zor testi geçti büyüme yoluna devam edecek

Körfez, 2026'nın ilk yarısında uzun yıllardır yaşamadığı ölçekte bir jeopolitik sarsıntıyla karşı karşıya kaldı. Hürmüz Boğazı'ndaki kriz; petrol piyasalarını, deniz taşımacılığını ve bölgedeki yatırım iştahını ciddi biçimde sınadı. Peki Birleşik Arap Emirlikleri bu sınavdan nasıl çıktı ve Türk yatırımcılar hangi dersleri çıkarmalı? Yaklaşık 20 yıldır Dubai'de yaşayan Türk İş Konseyi Başkanı Kanat Kutluk ile bu soruların yanıtlarını konuştuk. 2026'nın ilk yarısındaki çalkantının ardından Dubai ve BAE'yi bugün nasıl okuyorsunuz? “Kısa cevabım şu olur: Bölge, uzun süredir karşılaşmadığı büyüklükte bir stres testinden geçti ve BAE bu testi başarıyla verdi. Şubat sonunda başlayan İran-Hürmüz krizi teorik bir risk değildi; petrol 120 doların, Dubai ham petrolü ise tarihi zirvelerin üzerine çıktı, boğazdaki ticari trafik haftalarca fiilen durdu. Böyle bir şokun ardından ‘her şey yolunda’ demek elbette gerçekçi olmaz. Ama önemli olan sistemin nasıl tepki verdiğidir. BAE ekonomisi çökmedi, panikle sermaye kaçışı yaşamadı, tersine bir güvenli liman gibi davrandı. Bugün büyüme beklentileri hâlâ yüzde 5 civarında; petrol dışı ekonomi millî gelirin dörtte üçünden fazlasını oluşturuyor. Yani ateş yükseldi ama bünye sağlam çıktı. Benim tezim cok net: BAE büyümeye kaldığı yerden devam edecek. Bu durumu doğru değerlendiremeyenler, bu coğrafyadaki onemli fırsatların dışında kalır. Ben meseleye stratejik derinlik ve dayanıklılık penceresinden bakıyorum; bugün önemli olan yatırım hacmi değil, yatırımın arkasındaki süreklilik. Hürmüz'de yaşananların iş dünyası açısından anlamı neydi? Hürmüz, dünyada deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık beşte birinin ve küresel LNG'nin önemli bölümünün geçtiği bir kanal. Buradaki birkaç haftalık tıkanma bile küresel enerji arzının 1970'lerden bu yana gördüğü en büyük kesintilerden birine dönüştü; navlun ve savaş-riski primleri fırladı, konteyner devleri seferleri askıya aldı, Körfez'de binlerce denizci ve yüzlerce gemi mahsur kaldı, üreticiler üretimi kıstı. Ama izin verin altını çizeyim: Ben yıllardır kırılgan deniz yollarına alternatif oluşturan kara koridorlarının önemini yazıyorum. Irak üzerinden Türkiye'ye, oradan Avrupa'ya uzanan Kalkınma Yolu ve Körfez-Akdeniz lojistik hattı, yalnızca bir ulaştırma yatırımı değil; tam da bu tür jeopolitik riskleri azaltmayı hedefleyen bir ticaret mimarisidir. Hürmüz krizi, bu tezi acı ama net biçimde doğruladı. Tek boğaza, tek limana, tek rotaya bağımlılığın bir maliyeti var; bunu artık herkes gördü. “Test başarıyla verildi” diyorsunuz. BAE'yi bu dayanıklılığa taşıyan nedir? Üç önemli parametre sayarım. Birincisi çeşitlendirme. BAE artık bir petrol ekonomisi değil; gelirinin büyük kısmı lojistik, finans, turizm, gayrimenkul, ticaret, teknoloji ve yeniden-ihracattan geliyor. Abu Dhabi bile, federasyonda petrol gelirinden en yüksek payı alan emirlik olmasına rağmen, petrol sonrası çeşitlenmeyi en güçlü uygulayan aktör; aktif kalkınma ve altyapı projelerinin toplam değeri 758 milyar doları aşıyor. Petrol fiyatı oynadığında bütçe titremiyor bile. İkincisi kurumsal öngörü. Fujeirah limani gibi boğazın dışına konumlanmış terminaller, stratejik boru hatları ve stok kapasiteleri, “boğaz kapanırsa ne yaparız?” sorusunun yıllar önce sorulup cevaplandığını gösteriyor. Üçüncüsü güven sermayesi. Kriz anında paranın nereye kaçtığına bakın; istikrar arayan sermaye Dubai'ye aktı, kaçmadı. Hukuki güvenlik, mülkiyet hakları, konvertibl para, düşük vergi ve öngörülebilir yönetim bir slogan değil; kriz anında test edilen ve işleyen özelliklerdir. Şu an icin yaşananlardan sonra bile BAE’nin tek alternatifi yine kendisi. Gerçekçi olmak adına sorayım: Kriz tam olarak bitti mi, riskler masada değil mi? Dürüst olalım bitmedi, normalleşiyor. Ağustos itibarıyla Umman arabuluculuğunda yürüyen müzakereler son aşamada ama süreç kırılgan; trafik ve fiyatlar hâlâ haber akışına göre iniyor çıkıyor, Brent zirvesinden geriledi ama kriz öncesinin üzerinde. Yaklaşık 20 yıldır Dubai'de yaşayan biri olarak şunu defalarca gördüm: Körfez, sabit dengelerin değil, hızla değişen önceliklerin coğrafyasıdır. Bugün stratejik görünen ittifaklar, yarın farklı bir konjonktürde yeniden tanımlanabiliyor. Dolayısıyla ben size “risk sıfırlandı” demiyorum; “risk yönetilebilir hale geldi ve yapısal dayanıklılık kendini kanıtladı” diyorum. Stratejik derinlik tam da budur: Riski inkâr etmek değil, fiyatını ve yönetim yolunu doğru okumak. Bu bölgede kalıcı olacak yatırımcı, jeopolitiği bir sürpriz olarak değil, bir parametre olarak modelleyen yatırımcıdır. Türk firmaları bu tablodan hangi yatırım kararlarını çıkarmalı? En temel mesajım: Kısa vadeli manşetlere bakıp uzun vadeli konumlanmayı ıskalamayın. Kriz dönemleri, zayıf oyuncuların sahayı boşalttığı, hazırlıklı oyuncuların ise pazar payı ve varlık kaptığı dönemlerdir. BAE'nin cazibesi krizle azalmadı; dayanıklılığını ispat ederek arttı. Somut olarak BAE'yi bir “pazar” değil bir “üs” olarak düşünün, nakit ve tedarik zinciri dayanıklılığına yatırım yapın ve bölgenin yapısal büyüme alanlarına yaslanın. Hangi sektörlerde fırsat var? Öncelikli fırsat gördüğüm sektörleri şu sekilde sayarım: Gıda ve gıda güvenliği BAE ve Orta Doğu'da Türk ürünlerine talep hızla artıyor, örneğin taze yumurta ihracatımız bir yılda sıçrayarak 200 milyon doları aştı; lojistik ve liman işletmeciliği; inşaat, altyapı ve mega projeler; turizm, sağlık ve medikal turizm ki Türk hastanelerinin arayışını sürdürdüğünü duyuyoruz; finans ve fintech; yenilenebilir enerji ve sürdürülebilirlik dünyanın en büyük solar alan güneş projesi Mohammed Bin Rashid Al Maktoum Güneş Parkı Dubai'de; teknoloji, yapay zekâ ve siber güvenlik; ve belki de en dikkat çekeni, siyasi ilişkilerin düzelmesiyle âdeta altın çağını yaşayan havacılık ve savunma sanayii. Türk şirketleri artık Körfez'de yalnızca yüklenici değil; ortak, yatırımcı ve karar verici olarak konumlanmalı. Sürekli “coğrafya” vurgusu yapıyorsunuz. BAE'nin hitap ettiği potansiyeli açar mısınız? Bu en çok gözden kaçan nokta. BAE'nin gerçek değeri sınırlarının içinde değil, bir kavşak olmasında. Dubai, beş saatlik bir uçuş mesafesinde yaklaşık 3,5 milyar insana ve 35 trilyon dolarlık bir ekonomiye temas ediyor; bu yarıçapta Körfez'in yüksek gelirli pazarları, Suudi Arabistan'ın devasa dönüşümü, Doğu Afrika'nın büyüyen tüketici tabanı, Güney Asya'nın milyarlık nüfusu ve Orta Asya-Kafkasya hattı var. BAE bu coğrafyanın finans, lojistik, ticaret ve tahkim merkezi olarak çalışıyor; Dubai'deki ticari varlığınız bölgedeki diğer ülkelere açılmanızı kolaylaştırıyor. Sunu da ekleyeyim: İki ülke arasındaki ticaret 2023'te 20,1 milyar dolara ulaştı ve imzalanan Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması bu hacmi beş yılda 40 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. Yani BAE'ye yatırım yaparken aslında milyarlarca insanlık bir erişim alanına ve hızla büyüyen bir ticaret hattına bilet almış olursunuz. Meseleyi “Dubai'de daire almak” düzeyinde okuyanlar tabloyu küçük görüyor; asıl fırsat, bu kavşağı bir büyüme platformu olarak kullanmakta. Türk müteahhitlik ve mühendislik tarafında somut fırsat nerede? Tam da mega projelerde. Abu Dhabi hükümeti çatısı altında 600'ü aşkın proje, çok sektörlü büyük bir bütçeyle yürüyor; finans merkezi genişlemesi gibi tek başlıklar bile 16 milyar doları aşan yatırım planlarıyla gündemde. Bu ölçek, uluslararası müteahhitlik ve danışmanlık için güçlü bir çekim alanı ve Türk firmalarının küresel referansları bu çağrıya doğrudan yanıt verebilecek kapasitede. Nurol, Rönesans, Tekfen, Limak, TAV gibi firmalarımız sahada ciddi referans portföyleri oluşturdu; özellikle kamu-özel ortaklığı (PPP), karma kullanım ve ileri mühendislik işlerinde rekabet gücümüz belli. Ama iş almak başlangıçtır; asıl başarı sahadaki performansı sürdürülebilir kılmaktır. Kısaca başarının sırları: yerel iş yapış kültürünü ve güven ilişkisini anlamak, doğru yerel ortaklıklar kurmak, finansman ve risk planlamasını sağlam yapmak, Türk ve yerel iş gücünü karma yönetmek, mevzuata uyum ve zamanında teslim. Sahaya ilk kez gelecek bir firmaya pratik olarak ne söylersiniz? Körfez'de iş yalnızca sözleşmeyle yürümez. Buradaki iş insanları çok sıkı pazarlık yapar, anlaşmayı gerçekçi koşul ve rakamlar çerçevesinde kurar. Türkiye'den gelmeden önce seyahatinizi iyi bir ekran çalışmasıyla hazırlayın; ilgili Türk ve yabancı firmalarla çok önceden randevu alın, gideceğiniz tarihteki bayram, millî gün ve fuar takvimini hesaba katın. “Arap dünyası” diye tek bir blok yok; Körfez ülkelerinin bile her birinin insanı ve iş yapış biçimi farklı buna göre yaklaşım geliştirin. Şirket kuruluşu ve ortaklıklarda güvenilir firma seçimine baştan azami hassasiyet gösterin; her yeni ülkede olduğu gibi burada da ilk doğru adım iyi bir avukat ve muhasebeciyle çalışmaktır. BAE hızlı büyürken yasalarını da hızla değiştiriyor: Dün belli stratejik sektörler dışında yerel ortak şartı vardı, bugün kalktı; birkaç yıl öncesine kadar KDV ve kurumlar vergisi yokken artık çeşitli vergiler tanımlandı. İşte tam bu noktalarda doğru yönlendirmeyi yapacak ilk iletişim noktası olmak istiyoruz. Bu noktada Türk İş Konseyi'nin rolü nedir? Yatırımcılar size nasıl ulaşabilir? Dubai ve Kuzey Emirlikleri Türk İş Konseyi, 2004 yılında Dubai Ticaret Odası'na bağlı olarak kuruldu; 2024'te 20. yılımızı kutladık, bugün 22 yılı geride bırakmış köklü bir kurumuz. Abu Dhabi dışındaki altı emirlik etki ve sorumluluk alanımızda. 300'e yakını kurumsal olmak üzere 900'ü aşkın, bine yakın üyemiz var; aralarında Doğuş, Zorlu, Çalık, TAV, Beko, Aksa, Emirates ve Türk Hava Yolları gibi isimler bulunuyor. Şu an başkanlığını yürütmekten onur duydugum kurumumuz Büyükelçiliğimiz ve Başkonsolosluğumuzla oldugu gibi tum BAE kamu kuruluşlarıyla da oldukca yakın koordinasyon içinde çalışıyor; klasik temsil ve networking anlayışının ötesine geçerek Türk şirketlerinin Körfez'de yüklenici değil ortak ve karar verici olarak konumlanmasına katkı sağlıyoruz. Firmalarımız Konsey aracılığıyla zamandan, paradan ve enerjiden tasarruf ederek doğru iş odaklarına ulaşıyor. Yatırım kararı almadan önce bizimle konuşmak isteyen tüm iş insanlarımız business@tbcdubai.org adresinden bize ulaşabilir. Kapımız, tecrübemiz ve ağımız üyelerimize ve bölgeye ilgi duyan tüm Türk firmalarına açık. Son olarak, tek cümlelik bir kapanış istesek? BAE zor bir testi başarıyla verdi ve büyümeye kaldığı yerden devam edecek; bu gerçeği zamanında ve doğru okuyanlar önümüzdeki dönemin kazananları olacak, erteleyenler ise sadece bir yatırımı değil bir coğrafyayı kaçıracak. Unutmayalım: Bugün diplomasi artık yalnızca başkentlerde değil; limanlarda, serbest bölgelerde, lojistik merkezlerinde ve iş konseylerinin masalarında şekilleniyor. Röportaj: Kenan SERTALP / Dubai

Uludağ İçecek Dubai Palm City FC ile sponsorluk anlaşması imzaladı Haber

Uludağ İçecek Dubai Palm City FC ile sponsorluk anlaşması imzaladı

Uludağ İçecek Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Kızıl ile Kulüp Başkanı Majesteleri Sheikh Ahmed bin Sultan bin Khalifa Al Nahyan arasında imzalanan anlaşma kapsamında, Uludağ Premium markası Palm City FC’nin forma arkasında yer alacak. Bu iş birliğiyle Uludağ İçecek, markanın bölgedeki sportif görünürlüğünü ve dijital etkileşimini daha da artırmayı hedefliyor. Ömer Kızıl: “Dubai, küresel vizyonumuzun merkezinde” Uludağ İçecek Türk A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Kızıl, bu sponsorluğun sadece bir logodan ibaret olmadığını, markanın Dubai ve Körfez bölgesinde yoğunlaşan operasyonlarının bir yansıması olduğunu vurguladı. Kızıl, anlaşmaya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: "Uludağ İçecek Türk A.Ş. olarak 100 yılı aşan mirasımızı, bugün dünyanın en dinamik merkezlerinden biri olan Dubai’ye taşımanın gururunu yaşıyoruz. Kısa süre önce bölgede kurduğumuz 'Uludag Gulf Beverages LLC' şirketimizle özellikle HORECA (otel, restoran, kafe) sektöründe çok güçlü bir ivme yakaladık. Palm City FC, tıpkı Uludağ markası gibi geleneksel yapıya meydan okuyan, yenilikçi ve sınırları zorlayan bir vizyona sahip. Bu iş birliği, Dubai’deki yatırımlarımızı ve bölgeye olan inancımızı pekiştiriyor. Palm City’nin sahadaki hırsı ve dijital dünyadaki gücü, Uludağ Premium ve efsanevi gazozumuzun küresel marka yolculuğuyla mükemmel bir sinerji oluşturacak diye düşünüyorum." Dubai’de bir başarı hikayesi: Palm City FC Yalnızca 365 gün içinde sıfırdan inşa edilerek futbol dünyasında bir “startup” devrimi yaratan Palm City FC, kısa sürede BAE 2. Lig şampiyonu olarak üst üste iki kez lig atlama başarısı gösterdi. Kulüp, son olarak Al Maktoum Stadyumu’nda oynanan dramatik finalde Hatta Club’ı penaltılarla mağlup ederek BAE FA Cup’ı müzesine götürdü. Başkanı Majesteleri Sheikh Ahmed bin Sultan bin Khalifa Al Nahyan liderliğinde, kraliyet desteğini modern ve yenilikçi bir vizyonla birleştiren kulüp, önümüzdeki sezondan itibaren BAE 1. Ligi’nde mücadele edecek. Yıldızlarla dolu kadro ve dijital güç Global influencer ve girişimci Soheil Var tarafından kurulan Palm City FC, sosyal medyadaki 400.000’i aşkın takipçisi ve aylık milyonlarca izlenmesiyle dev bir dijital markaya dönüşmüş durumda. Geçen sene kadrosunda Cristian Tello ve Premier League deneyimli Barcelona’nın eski yıldızı olan Papiss Cissé ve halen "Sezonun Yıldızı" Alejandro Pozuelo gibi elit isimlerin forma giydiği kulüp; Khabib Nurmagomedov’dan Vinícius Júnior’a kadar pek çok dünya yıldızıyla olan bağıyla da dikkat çekiyor.

Çin ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 5 büyüdü Haber

Çin ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 5 büyüdü

Çin Ulusal İstatistik Bürosunun (UİB) yayımladığı verilere göre, Çin'in Gayri Safi Yurt İçi Hasılası (GSYH) Ocak-Mart 2026 döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5 arttı. Birinci çeyrekte büyüme, Orta Doğu'daki savaşın etkilerinin mart ayı verilerine olumsuz yansımasına rağmen, hükümetin bu yıl için "yüzde 4,5 ila 5" olarak belirlediği hedef doğrultusunda gelişim gösterdi. GSYH, ilk çeyrekte geçen yılın 4. çeyreğine kıyasla yüzde 1,3 artış kaydetti. Çin ekonomisi 2025'in 4. çeyreğinde yıllık bazda yüzde 4,5, yıl genelinde ise yüzde 5 büyüme kaydetmişti. Hükümet, büyümedeki ivme kaybı karşısında önceki 3 yılda "yüzde 5 civarında" belirlediği yıllık büyüme hedefini "yüzde 4,5 ila 5" olarak belirlemişti. UİB Direktör Yardımcısı Mao Şıngyong, Çin ekonomisinin ilk çeyrekte yıla güçlü bir başlangıç yaptığını, ancak giderek karmaşık ve kırılgan hale gelen dış koşullar ve içeride güçlü arz ile zayıf talep arasındaki dengesizliğin sürmesi nedeniyle ekonomik büyümenin temelinin daha fazla güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Üretim ve tüketimde ivme yavaşladı UİB'nin yayımladığı mart ayı ekonomik verilerine göre, savaşın etkilerinin hissedildiği ayda ülkede üretim ve tüketimdeki artış, ocak ve şubat aylarına kıyasla yavaşladı, yatırımlar ise geriledi. Yıllık cirosu 20 milyon yuanın (yaklaşık 2,9 milyon dolar) üzerindeki sanayi işletmelerinin üretim çıktılarının hesaplandığı sanayi üretimi, martta yıllık bazda yüzde 5,7 artarken ocak ve şubat aylarındaki yüzde 6,3 artışın altında kaldı. Tüketimin ölçüsü olarak kabul edilen perakende satışlar ise martta, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1,7 artarken ilk iki aydaki yüzde 2,8'lik artışın gerisine düştü. Çin'de yatırımların seyri Altyapı, taşınmazlar, makine ve donanım harcamalarını içeren sabit sermaye yatırımları yılın ilk 3 ayında yüzde 1,7 artarken ilk 2 aydaki yüzde 1,8'lik artışa kıyasla geriledi. Son 3 yıldaki gerilemesiyle sabit sermaye yatırımlarını olumsuz etkileyen gayrimenkul sektöründe düşüş, bu yılın ilk çeyreğinde de devam etti. Gayrimenkul yatırımları, ilk 3 ayda, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11,2 azaldı. Yatırımcı güveninin göstergesi olarak görülen özel sektör yatırımları da ilk çeyrekte yıllık bazda yüzde 2,2 düşüş kaydetti. Ülkede Şubat 2025 sonunda yüzde 5,3 olan kentlerdeki genel işsizlik oranı, mart ayı sonunda 0,1 puan artışla yüzde 5,4 oldu. IMF'nin büyüme tahmini Uluslararası Para Fonu (IMF), 14 Nisan'da Çin'in 2026 büyüme tahminini, zayıf iç ekonomik etkinlik ve İran savaşının etkilerini gerekçe göstererek yüzde 4,5'ten yüzde 4,4'e düşürdüğünü bildirmişti. Orta Doğu'da savaşın enerji fiyatlarındaki yol açtığı artışın hammadde maliyetlerinden enflasyon beklentilerine kadar tüm ülkeleri olumsuz etkileyeceğine işaret eden IMF, ABD, Avro bölgesi ve diğer majör ekonomiler için de büyüme tahminlerini düşürmüştü. ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları ve İran'ın misillemeleri ile Basra Körfezi'nde tırmanan çatışma nedeniyle, küresel mal ve enerji ticareti açısından kritik bir geçiş hattı olan Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiği büyük ölçüde kesilmişti. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt, Katar, Irak ve İran'ın hidrokarbon kaynaklarını dünya pazarlarına bağlayan Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 25'inin, sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin ve gübre ticaretinin yaklaşık yüzde 30'unun ana güzergahı konumunda bulunuyor. Çin'in ithal ettiği petrolün yaklaşık yüzde 45'i, sıvılaştırılmış doğal gazın yüzde 30'u Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'ndan geçerek ülkeye ulaşıyor. Boğazdaki tanker trafiğindeki kesintiler küresel petrol tedarikinde aksamalara, petrol fiyatlarında artışa yol açmış durumda.

Trump: ABD artık İngiltere ve Fransa'ya yardım etmeyecek Haber

Trump: ABD artık İngiltere ve Fransa'ya yardım etmeyecek

Washington’ın askeri ve lojistik yardımlarının karşılıklılık esasına göre şekilleneceğini söyleyen Trunp "ABD artık size yardım etmeyecek, tıpkı sizin bize yardım etmediğiniz gibi" ifadesini kullandı. ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı ile ilgili yaşanan krizden dolayı jet yakıtı tedarikinde sorun yaşayan ülkelere, ABD'den satın almaları veya "Hürmüz Boğazı'na giderek kendilerinin almaları" tavsiyesinde bulundu. Trump, sosyal medya platformundan konuya ilişkin paylaşım yaptı. ABD Başkanı paylaşımında, "Hürmüz Boğazı yüzünden jet yakıtı alamayan tüm ülkeler, örneğin İran'ın başsız bırakılmasına karışmayı reddeden Birleşik Krallık gibi, size bir önerim var. Birincisi, ABD'den satın alın, bizde bol miktarda var ve ikincisi, biraz cesaret toplayın, Boğaz'a gidin ve onu alın." ifadelerini kullandı. Trump ayrıca paylaşımda ülkelerin, "kendi başlarına savaşmayı öğrenmeleri gerektiğini" savunarak, "ABD artık size yardım etmeyecek, tıpkı sizin bize yardım etmediğiniz gibi. İran esasen yerle bir edildi. Zor kısım bitti. Gidin kendi petrolünüzü alın!" değerlendirmesine yer verdi. ABD Başkanı bir diğer paylaşımında da "Fransa'nın İsrail'e giden askeri malzeme yüklü uçakların kendi hava sahasını kullanmasına izin vermediğini, Paris yönetiminin, başarıyla ortadan kaldırılan 'İran Kasabı' ile ilgili çok da yardımcı olmadığını, ABD'nin bunu unutmayacağını" belirtti. İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat'ta İran'a askeri saldırı başlattı. İran da İsrail'in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi. ABD-İsrail saldırılarında, dönemin İran lideri Ali Hamaney'in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili öldü.

Trump NATO müttefiklerine tepki gösteriyor Haber

Trump NATO müttefiklerine tepki gösteriyor

ABD Başkanı Donald Trump, NATO ülkelerinin, ABD'nin ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı ve karşılıklı saldırılarla devam eden bölgesel çatışmaya katılmalarına artık "ihtiyaçlarının" kalmadığını ya da bu yardımı istemediklerini ifade etti. Trump, sosyal medya hesabından konuya ilişkin paylaşımda bulundu. NATO müttefiklerinin çoğundan, ABD'nin ve İsrail'in İran'a yönelik yürüttüğü askeri operasyona dahil olmak istemedikleri yönünde bilgi aldığını aktaran Trump, "Oysa neredeyse her ülke, yaptıklarımıza şiddetle katılıyordu ve İran'ın hiçbir şekilde, hiçbir koşulda nükleer silaha sahip olmasına izin verilemezdi." değerlendirmesinde bulundu. Trump, "Ancak bu davranışları beni şaşırtmadı çünkü her yıl bu ülkeleri korumak için yüz milyarlarca dolar harcadığımız NATO'yu her zaman tek yönlü bir yol olarak gördüm. Biz onları koruyacağız ama onlar bizim için hiçbir şey yapmayacak, özellikle de ihtiyaç duyduğumuzda." yorumunu yaptı. İran'ın ordusunu ve farklı kademelerdeki liderlerini yok ettiklerini öne süren Trump, "Böylesine büyük bir askeri başarı elde etmiş olmamız nedeniyle artık NATO ülkelerinin yardımına 'ihtiyacımız' yok ya da istemiyoruz. Asla ihtiyacımız olmadı. Aynı şekilde Japonya, Avustralya veya Güney Kore'nin de yardımına ihtiyacımız yok." ifadelerini kullandı. ABD Başkanı Trump, daha önce verdiği bir röportajda, NATO müttefiklerinin Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini sağlamamasının "NATO'nun geleceği için çok kötü" olacağı uyarısında bulunmuştu. Trump, İrlanda Başbakanı Michael Martin'i kabulünde de, Oval Ofis'te İran gündemini değerlendirdi. İran'a saldırılara başlarken tüm Avrupa'nın bunu desteklediğini ancak iş askeri desteğe gelince kimsenin destek vermediğini ifade eden Trump, bu konuda birkaç kez "hayal kırıklığı" içinde olduğunu vurguladı. "Biz onlara Ukrayna’da yardım ettik ama onlar iran’da yardım etmediler" Rusya-Ukrayna Savaşı boyunca NATO'ya çok destek olduklarını hatırlatan ABD Başkanı, "Biz, onlara Ukrayna’da yardım ettik ama onlar İran’da yardım etmediler. Bence NATO, çok aptalca bir hata yapıyor." değerlendirmesini yaptı. Trump, Hürmüz Boğazı'nın açılması konusunda sadece Körfez ülkelerinin ve İsrail'in destek verdiğini kaydederek, "Ortadoğu’dan büyük bir destek var. Katar, Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn ve elbette İsrail güçlü destek veriyor." dedi. İran'ın askeri kapasitesini büyük oranda ortadan kaldırdıklarını savunan Trump, "(İran) Her zaman Boğaza mayın döşeyebilirler, bu adeta terör eylemi gibi. Bu yüzden Avrupa’nın bu konuda yardım edeceğini düşündük çünkü ellerinde mayın tarama gemileri var." diye konuştu. Trump, bu konuda yardım etmeyecekleri bildiren ülkelere tepki gösterdi. "NATO'dan ayrılmayı düşünüyor musunuz?" sorusuna yanıt ABD Başkanı Trump, NATO'nun İran konusunda ABD'ye destek vermemesi nedeniyle ABD'nin İttifaktan ayrılmayı düşünüp düşünmediği yönündeki soruya, "Bunu düşünmeleri gerektiğini ancak şu an aklında öyle bir şeyin olmadığını" söyleyerek yanıt verdi. ABD olarak NATO için trilyonlarca dolar harcadıklarını vurgulayan Trump, "NATO konusunda hayal kırıklığına uğradım. Bu konu, kesinlikle üzerinde düşünmemiz gereken bir konu. (NATO'dan ayrılma) Bu karar için de Kongre'ye ihtiyacım yok, bu kararı kendim verebilirim. Ama yeniden düşünmek dediğinizde, şu an düşünmüyorum. Şu anda aklımda bir şey yok." ifadelerini kullandı. ABD terörle mücadele direktörü'nün istifası Trump, ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent'in "İran'la savaş, ABD'nin çıkarına değil" şeklinde tepki göstererek istifa etmesi konusundaki soruya da yanıt verdi. ABD Başkanı, Kent'in istifasını, "Onun açıklamasını okudum. Kendisi aslında iyi bir insan ancak güvenlik konusunda zayıftı. Açıklamasında, İran’ın bir tehdit olmadığını söylemiş, halbuki İran sadece bizim için değil dünya için de bir tehdittir. 'İran, tehdit değil' diyen birinin görevden ayrılması iyi olmuş." şeklinde değerlendirdi. "İRAN, 2-3 gün gün içinde sonuçlanacak bir şeydi" İran'ı sadece "askeri bir operasyon" olarak gördüğünü kaydeden Trump, saldırılara başladıktan kısa süre sonra sürecin biteceğini düşündüğünü belirtti. Trump, "İran, esasen 2 ya da 3 gün içinde büyük ölçüde sonuçlanacak bir şeydi çünkü donanmasını yok ettik, sonra hava kuvvetlerini ortadan kaldırdık ve uçaksavarlarını yok ettik. İstesek elektrik altyapısını bir saat içinde devre dışı bırakabiliriz." diye konuştu. Ali Laricani'nin öldürülmesi İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani'nin, dün bir hava saldırısında öldürüldüğünü belirten ABD Başkanı Trump, "İran'ın önemli liderlerinden biri öldürüldü, kendisi binlerce göstericinin öldürülmesinden sorumluydu." yorumunu yaptı. Trump'tan Starmer'a iran tepkisi Diğer yandan Trump, İngiltere'nin İran konusunda ABD'ye çok geç destek vermek istediğini ve bunun kendileri için bir anlamı olmadığını belirtti. "Başbakanı Keir’den dolayı hayal kırıklığı içindeyim, savaş bittikten sonra 2 uçak gönderebileceğini söyledi." diyen Trump, Keir'in görevine devam edip etmemesi konusundaki fikrinin sorulması üzerine, bu kararın İngiliz halkına ait olduğunu vurguladı. Trump, "Asıl önemli olan, Birleşik Krallık halkının, Keir’e güven duymasıdır. Keir’e karşı oldukça eleştirel davrandım ama bunu dostane bir şekilde yaptım." dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.