SON DAKİKA
Hava Durumu

#Alüminyum

Ekometre - Alüminyum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Alüminyum haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Metal ihracatı eylülde 1,34 milyar dolara ulaştı Haber

Metal ihracatı eylülde 1,34 milyar dolara ulaştı

İhracat değer endeksindeki yıllık artış yüzde 16,4’e ulaşırken, birim fiyatların geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18 yükselmesi toplam değeri destekledi. İhracat miktarı 238 bin tonu aştı İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) tarafından hazırlanan TR-METALENDEKS’in Eylül 2026 sonuçlarına göre, ağustosta yaşanan gerilemenin ardından metal sanayisi ihracatında yeniden artış kaydedildi. Ağustosta yüzde 11,8 düşen ihracat miktar endeksi, eylülde yüzde 2,6 artarak 130,05 puana yükseldi. Metal sanayisinin ihracat miktarı da 232 bin 728 tondan 238 bin 694 tona çıktı. Buna karşın ihracat miktarı geçen yılın eylül ayındaki 241 bin 904 tonun yüzde 1,3 altında kaldı. Bu tablo, aylık toparlanmaya rağmen ihracat hacminin geçen yılki seviyesini henüz yakalayamadığını gösterdi. İhracat değeri yıllık bazda yüzde 16,4 arttı Eylül ayında ihracat değer endeksi de aylık bazda yükseldi. Ağustosta 193,76 puan olan endeks, yüzde 0,7 artışla 195,11 puana ulaştı. Toplam ihracat tutarı ise ağustostaki 1 milyar 329,7 milyon dolardan eylülde 1 milyar 338,9 milyon dolara çıktı. İhracat miktarı geçen yılın aynı döneminin altında kalırken, değer endeksinin yıllık bazda yüzde 16,4 artması dikkat çekti. Birim fiyatlar geçen yılın yüzde 18 üzerinde Metal sanayisinin ortalama ihracat birim fiyatı eylülde kilogram başına 5,61 dolar oldu. Ağustosta 5,71 dolarla 2019’da başlayan endeks çalışmasının en yüksek seviyesine çıkan birim fiyat, eylülde aylık bazda yüzde 1,8 geriledi. Ancak birim fiyat, geçen yılın eylül ayındaki 4,75 dolar seviyesinin yüzde 18 üzerinde gerçekleşti. Yüksek fiyatlar, ihracat miktarındaki yıllık gerilemeye rağmen toplam ihracat değerindeki artışın başlıca unsurlarından biri oldu. Hırdavat ve döküm sektörleri öne çıktı Alt sektörlerde eylül ayında miktar bazında genel bir toparlanma görülürken bakır ile iskele ve kalıp sektörlerinde gerileme yaşandı. Hırdavat sektöründe miktar endeksi 114,20 puandan 127,63 puana, değer endeksi ise 141,51 puandan 156,91 puana yükseldi. Döküm sektöründe de güçlü artış kaydedildi. Miktar endeksi 107,07 puandan 122,28 puana, değer endeksi 135,70 puandan 155,83 puana çıktı. Birim fiyat kilogram başına 6,36 dolardan 6,40 dolara yükseldi. Alüminyum sektöründe miktar endeksi 146,8 puandan 152,7 puana, değer endeksi 208,7 puandan 214,2 puana ulaştı. Buna karşılık birim fiyat 5,29 dolardan 5,22 dolara geriledi. Mutfak eşyalarında miktar endeksi 79,09 puandan 87,98 puana, değer endeksi 103,89 puandan 117,85 puana yükseldi. Birim fiyat da kilogram başına 4,73 dolardan 4,83 dolara çıktı. Bakır sektöründe ise ağustos ayındaki yükselişin ardından gerileme görüldü. Miktar endeksi 148,8 puandan 131,7 puana, değer endeksi 298,5 puandan 266,4 puana indi. Birim fiyatın 13,96 dolardan 14,08 dolara yükselmesi ise sektörün fiyat performansını koruduğunu gösterdi. Armatür sektöründe miktar endeksi 83,04 puandan 93,26 puana, değer endeksi 126,54 puandan 139,51 puana yükselirken birim fiyat 7,67 dolardan 7,53 dolara geriledi. İskele ve kalıp sektöründe ise miktar endeksi 258,50 puandan 194,09 puana, değer endeksi 338,87 puandan 249,48 puana düştü. Birim fiyat da kilogram başına 2,27 dolardan 2,22 dolara geriledi. Eylül verileri, metal sanayisi ihracatının aylık bazda toparlandığını ancak ihracat miktarının geçen yılın aynı döneminin altında kaldığını ortaya koydu. Yıllık bazda ihracat değerindeki artışta ise yüksek birim fiyatlar belirleyici rol oynadı.

AB’nin karbon düzenlemesinde Türkiye’nin 8 milyar Euroluk ihracatı etkilenebilir Haber

AB’nin karbon düzenlemesinde Türkiye’nin 8 milyar Euroluk ihracatı etkilenebilir

Türkiye’nin, ilk teklif kapsamındaki ürünlerde AB’ye yıllık yaklaşık 8 milyar euroluk ihracatı bulunuyor. Yeni düzenlemenin 2028’den itibaren uygulanması öngörülürken, Türkiye’nin ihracatında karbon maliyetleri ve düşük emisyonlu üretim daha belirleyici hale gelebilir. SKDM kapsamı 180 üründen 457 ürüne çıkabilir Avrupa Birliği’nin (AB) Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nda 2026 itibarıyla mali yükümlülük dönemine geçilmesinin ardından, düzenlemenin kapsamını genişletmeye yönelik çalışmalar sürüyor. Avrupa Komisyonu’nun Aralık 2025’te açıkladığı yaklaşık 180 ürünlük genişleme teklifi, AB kurumlarının değerlendirmeleriyle daha kapsamlı bir hale geldi. Avrupa Parlamentosu, 15 Eylül 2026’da kabul ettiği pozisyonla kapsama alınacak ürün sayısının 457’ye çıkarılmasını öngören yaklaşımı destekledi. AB Konseyi de 12 Haziran’da kapsam genişlemesine ilişkin pozisyonunu kabul etti. Böylece makine, metal mamuller ve bazı ev aletlerinin 2028’den itibaren karbon düzenlemesine dahil edilmesini öngören süreçte kurumlar arası müzakere aşamasına geçildi. Nihai ürün listesi ve uygulama koşulları, Parlamento ile Konsey arasındaki görüşmelerin ardından kesinleşecek. İmam Güneş’in haberine göre, Komisyonun ilk teklifinde yaklaşık 180 yeni ürünün kapsama alınması planlanıyordu. Avrupa Parlamentosu Araştırma Servisi’nin Eylül 2026 değerlendirmesinde, ilgili komitenin ürün sayısını 457’ye çıkarma önerisine yer verildi. Parlamento Genel Kurulu, 15 Eylül’de yapılan oylamada 464 kabul, 50 ret ve 159 çekimser oyla kapsamı genişleten değişiklikleri kabul etti. Türkiye, karbon düzenlemesinden en fazla etkilenecek ikinci ülke Avrupa Komisyonu’nun etki analizine göre Türkiye, SKDM’nin genişletilmesinden en fazla etkilenmesi beklenen ülkeler arasında Çin’in ardından ikinci sırada bulunuyor. Ticaret Bakanlığı’nın aktardığı verilere göre, Komisyonun ilk teklifine esas alınan senaryoda yeni kapsama girebilecek ürünlerde Türkiye’nin AB’ye yıllık ihracatı yaklaşık 8 milyar euro olarak hesaplanıyor. Ancak Parlamento ve Konseyin daha geniş ürün listelerine ilişkin Türkiye özelinde güncellenmiş bir ihracat büyüklüğü henüz açıklanmadı. Türkiye, mevcut SKDM kapsamındaki ürünlerde de Avrupa Birliği’nin önemli tedarikçileri arasında yer alıyor. Avrupa Komisyonu verilerine göre Ekim 2023-Haziran 2025 döneminde AB’nin üçüncü ülkelerden gerçekleştirdiği yaklaşık 156 milyon tonluk SKDM ürünü ithalatının 18,34 milyon tonu Türkiye’den karşılandı. Türkiye, bu miktarla Ukrayna’nın ardından ikinci sırada yer alırken çimento ve alüminyumda AB’nin en büyük tedarikçisi oldu. Türkiye’den yapılan SKDM kapsamındaki ihracatın içerdiği emisyon miktarı ise yaklaşık 42 milyon ton karbondioksit eşdeğeri olarak hesaplandı. Karbon maliyeti tedarik zincirine yayılacak Avrupa Komisyonu’nun kapsam genişletme girişiminin temel hedeflerinden biri, karbon maliyetlerinden kaçınmak amacıyla üretimin AB dışına kaydırılmasını önlemek. Mevcut sistemde belirli demir-çelik ve alüminyum ürünleri doğrudan SKDM kapsamına giriyor. Ancak bu hammaddelerin AB dışındaki ülkelerde nihai ürünlere dönüştürülmesi halinde bazı ürünler düzenlemenin dışında kalabiliyor. Yeni düzenlemeyle bu farkın azaltılması amaçlanıyor. Kapsamın genişlemesi, Türk sanayicileri açısından düşük karbonlu hammadde kullanımını ve tedarik zincirindeki emisyonların izlenmesini daha önemli hale getirecek. Avrupa pazarında rekabet gücü belirlenirken ürün fiyatı ve teknolojik özelliklerin yanı sıra kullanılan hammaddelerin karbon yoğunluğu da etkili olabilecek. Makine ve metal sanayisinde karbon maliyeti artabilir SKDM’nin ikinci aşamasından etkilenmesi beklenen sektörlerin başında makine sanayisi geliyor. Çelik, döküm ve alüminyum gibi girdileri yoğun kullanan üreticiler, bugün doğrudan düzenleme kapsamında bulunmayan bazı ürünlerde de karbon maliyetiyle karşılaşabilecek. Komisyonun teklifinde bağlantı elemanları, metal parçalar, endüstriyel ekipmanlar ve çeşitli makine bileşenleri öne çıkıyor. Yeni uygulama, özellikle AB’ye ihracat yapan üreticilerin hammadde tercihlerinde ve emisyon hesaplamalarında değişikliğe gitmesini gerektirebilir. İhracatçıların yalnızca kendi üretim süreçlerini değil, tedarikçilerinden aldıkları hammaddelerin karbon verilerini de takip etmesi önem kazanacak. Beyaz eşya ihracatında karbon hesabı değişebilir Düzenlemenin etkilerinin ulaşabileceği bir diğer alan beyaz eşya ve dayanıklı tüketim sektörü olacak. Avrupa Komisyonu’nun ilk teklifinde çamaşır makinelerinin örnek gösterilmesi, karbon maliyetinin nihai tüketici ürünlerine kadar uzanabileceğine işaret ediyor. Kapsamın genişlemesi halinde çelik sac ve alüminyum gibi girdilerin üretiminden kaynaklanan emisyonlar daha fazla önem kazanacak. Bu durum, Türkiye’den Avrupa’ya beyaz eşya ve metal ağırlıklı ürün ihraç eden şirketlerin üretim maliyetlerini ve rekabet stratejilerini etkileyebilir. Otomotiv ve kimya sektörleri için yeni düzenlemeler gündemde SKDM’nin ilerleyen yıllarda başka sektörlere genişletilmesi de değerlendiriliyor. Avrupa Komisyonu’nun Aralık 2025’te yayımladığı gözden geçirme raporuna göre 2027’de kimya gibi ilave sektörlerin, daha fazla nihai ürünün ve bazı dolaylı emisyonların kapsama alınması gündeme gelebilecek. Bu olasılık, Türkiye’nin AB’ye ihracatında önemli paya sahip otomotiv, kimya ve plastik sektörleri açısından da önem taşıyor. Ancak mevcut süreç, otomotivin veya kimya, plastik ve cam sektörlerinin tamamının SKDM kapsamına alınacağı anlamına gelmiyor. SKDM genişlemesi için 2028 hedefi Avrupa Komisyonu’nun teklifinde yeni ürünlerin 1 Ocak 2028’den itibaren SKDM kapsamına alınması öngörülüyor. Uygulamanın kesin çerçevesi, AB kurumları arasındaki müzakerelerin tamamlanmasının ardından belirlenecek. AB Emisyon Ticaret Sistemi kapsamında üreticilere sağlanan ücretsiz emisyon tahsislerinin 2026-2034 döneminde kademeli olarak kaldırılması da karbon maliyetlerinin etkisini artırabilecek. Türkiye açısından düşük karbonlu hammadde tedariki, ürün bazında emisyon hesaplaması ve tedarik zincirinde veri izlenebilirliği, Avrupa pazarındaki rekabetin temel unsurları arasına giriyor. Özellikle AB’ye ihracat yapan sanayi kuruluşlarının 2028 öncesinde üretim süreçlerini ve tedarik zincirlerini yeni düzenlemeye göre değerlendirmesi önem taşıyor.

Bakırda tarihi rekor Haber

Bakırda tarihi rekor

Küresel sanayi metalleri piyasasında bakır fiyatları tarihi bir rekora ulaştı. ABD dışındaki piyasalarda fiziksel arzın giderek sıkılaşması, Londra ve Şanghay’daki stokların hızlı biçimde gerilemesi ve ABD’nin olası gümrük tarifelerine yönelik beklentiler fiyatları yukarı taşıdı. Londra Metal Borsasında (LME) bakırın ton başına fiyatı 14 bin 674 dolara çıkarak tarihi zirveyi gördü. Fiyat, yılbaşından bu yana yaklaşık yüzde 18 yükseldi. Bakır fiyatında rekorun arkasındaki gelişme: Arz bölgesel olarak sıkıştı Bakır piyasasındaki yükselişin temel unsurlarından biri, metal stoklarının piyasalara göre farklı yönlerde hareket etmesi oldu. LME depolarındaki bakır miktarı mayıs sonundan bu yana yaklaşık yüzde 40 azalırken, Şanghay’daki stoklar mart ortasından bu yana yüzde 85 geriledi. Buna karşılık ABD'deki COMEX stoklarının rekor seviyeye ulaşması, bakırın küresel piyasalardaki dağılımında belirgin bir değişim yaşandığını ortaya koydu. Bu ayrışma özellikle ABD dışındaki piyasalarda fiziki bakıra erişimin sıkılaşmasına neden olurken, fiyatlar üzerindeki yukarı yönlü baskıyı artırdı. Şanghay’da bakır fiyatı 30 Ocak’tan bu yana zirvede Bakırdaki yükseliş Çin piyasasında da karşılık buldu. Şanghay Vadeli İşlemler Borsasında bakır kontratı yüzde 1,5 artışla ton başına 110 bin 890 yuana yükseldi. Böylece Şanghay’daki bakır fiyatı 30 Ocak’tan bu yana en yüksek seviyesine çıktı. Şanghay stoklarının Ocak 2024'ten bu yana en düşük seviyesine gerilemesi, Çin piyasasındaki fiziksel arz sıkışıklığının boyutunu ortaya koydu. LME stoklarındaki düşüş dikkat çekiyor Londra Metal Borsası depolarındaki bakır stoklarının yaklaşık yüzde 40 azalması, yükselişte önemli bir gösterge olarak öne çıktı. Fiziki metal miktarındaki bu gerileme, LME piyasasında bakır arzının daha sıkı hale geldiğine işaret etti. Şanghay'daki sert stok kaybıyla birlikte değerlendirildiğinde, ABD dışındaki piyasalarda arz koşullarının giderek zorlaştığı görüldü. ABD’de stoklar rekor seviyeye çıktı Bakır piyasasında ABD ile diğer büyük merkezler arasındaki ayrışma ise dikkat çekici boyuta ulaştı. COMEX bakır stokları 766 bin 795 kısa tonla rekor seviyeye çıktı. ABD'deki stok artışı, güçlü talebin yanı sıra bakırın farklı bölgeler arasında yön değiştirmesiyle küresel stok dağılımında önemli bir farklılaşma oluşturdu. Bir tarafta ABD'de stoklar yükselirken, diğer tarafta LME ve Şanghay depolarındaki bakır miktarının hızla azalması, arzın coğrafi olarak yeniden dağıldığını gösterdi. Gümrük tarifesi beklentileri de fiyatları destekliyor Bakır fiyatlarındaki yükselişte stok hareketlerinin yanı sıra ABD'nin olası gümrük tarifelerine ilişkin beklentiler de etkili oluyor. ABD'nin bakıra yönelik yeni tarifeler uygulayabileceği beklentisi, fiziki metalin ABD'ye yönelmesine ilişkin öngörüleri güçlendiriyor. Bu durumun ABD dışındaki piyasalarda arzı daha da sıkılaştırabileceği endişesi fiyatlamalara yansıyor. Spekülatif alımlar da bakırdaki yükselişi destekleyen unsurlar arasında yer alıyor. Baz metallerde yükseliş yayılıyor Bakırdaki rekor hareketi diğer baz metallere de yansıdı. Londra Metal Borsasında çinko fiyatı ton başına 4 bin 35 dolara çıkarak dört yılı aşkın sürenin en yüksek seviyesine ulaştı. Alüminyum, kurşun, nikel ve kalay fiyatlarında da yükseliş görüldü. Piyasaların gözü stok hareketlerinde Bakırın tarihi zirveyi görmesinin ardından piyasaların odağında LME, Şanghay ve COMEX stoklarındaki değişim bulunuyor. ABD dışındaki stoklarda düşüşün sürmesi, fiziki arz sıkışıklığını daha da artırabilir. Buna karşılık bakırın farklı piyasalara yönelmesi ve küresel stok dağılımının yeniden dengelenmesi, fiyatlar üzerindeki yukarı yönlü baskıyı sınırlayabilir. Mevcut görünümde ABD ile ABD dışındaki piyasalar arasındaki stok ayrışması, bakır fiyatlarının seyri açısından en kritik göstergelerden biri olarak öne çıkıyor.

Küresel arz endişesi bakırı yukarı taşıdı Haber

Küresel arz endişesi bakırı yukarı taşıdı

LME’de bakırın ton fiyatı 14 bin 419 doları aşarak son 6 ayın zirvesine ulaştı. Küresel emtia piyasalarında bakır fiyatları, arz tarafındaki sıkışıklık endişelerinin güçlenmesiyle son 6 ayın en yüksek seviyesine çıktı. Londra Metal Borsası’ndaki (LME) kullanılabilir stokların hızla azalması ve ABD’nin ticaret politikalarına ilişkin belirsizliklerin küresel bakır akışını değiştirmesi, fiyatlardaki yükselişi destekledi. LME’de üç ay vadeli bakır kontratı günün ilk saatlerinde yüzde 0,49 değer kazanarak ton başına 14 bin 419,50 dolara ulaştı. Böylece bakır fiyatları 29 Ocak’tan bu yana görülen en yüksek seviyeye çıktı. LME stoklarındaki düşüş piyasayı hareketlendirdi Bakırdaki sert yükselişin arkasında Londra Metal Borsası depolarındaki kullanılabilir stokların hızla azalması yer aldı. Salı günü LME depolarındaki teslimata hazır bakır miktarı 11 bin 925 ton gerileyerek 106 bin 950 tona düştü. Stoklardaki bu hızlı erime, piyasada kısa vadede arz sıkışıklığı yaşanabileceği yönündeki beklentileri güçlendirdi. Kullanılabilir stoklardaki düşüşün devam etmesi, yatırımcıların bakır piyasasına ilişkin arz endişelerini daha yakından izlemesine neden oluyor. ABD tarifeleri küresel bakır akışını değiştiriyor ABD’nin rafine bakır ithalatına yönelik olası gümrük tarifelerine ilişkin belirsizlik de küresel ticaret rotalarında değişime yol açıyor. Bakırın ABD piyasasına yönelmesi, diğer bölgelerdeki depolarda stokların azalmasına neden olurken küresel arz dengesine yönelik endişeleri artırıyor. Piyasa uzmanları, ticaret akışındaki bu değişimin özellikle kısa vadede bazı bölgelerde arz sıkışıklığını daha belirgin hale getirebileceğine dikkat çekiyor. Bu görünüm aynı zamanda hedge fonları ve diğer yatırımcıların bakır kontratlarına yönelik ilgisini canlı tutuyor. Şanghay piyasasında da yükseliş Bakırdaki yukarı yönlü hareket Asya piyasalarına da yansıdı. Şanghay Vadeli İşlemler Borsası’nda (SHFE) en fazla işlem gören bakır kontratı yüzde 1,11 değer kazanarak ton başına 109 bin 360 yuana yükseldi. LME ve SHFE’deki eş zamanlı yükseliş, küresel piyasalarda bakıra yönelik güçlü talebin yanı sıra arz koşullarına ilişkin hassasiyetin de arttığını gösterdi. Diğer metaller daha sakin seyretti Bakırın aksine diğer baz metallerde hareketler sınırlı kaldı. LME’de alüminyum yüzde 0,02, kurşun yüzde 0,03 ve kalay yüzde 0,22 yükseldi. Çinko fiyatlarında değişim görülmezken nikel yüzde 0,01 geriledi. SHFE’de ise yükseliş daha geniş bir tabana yayıldı. Çinko yüzde 1,15 değer kazanırken alüminyum ve kurşun yüzde 0,4, kalay yüzde 0,39 ve nikel yüzde 0,1 yükseldi. Bakır piyasasında önümüzdeki dönemde LME stoklarının seyri, ABD’nin ticaret politikalarına ilişkin kararları ve küresel arz koşulları fiyatların yönü açısından belirleyici olmaya devam edecek.

Bakırda düşüş başladı Haber

Bakırda düşüş başladı

LME’de bakır ton başına 13.978 dolara gerilerken, Şanghay Vadeli İşlemler Borsası’nda fiyat yüzde 1,02 düştü. Bakır piyasasında son dönemde arz endişeleriyle güçlenen yükseliş ivmesi, LME depolarındaki stok artışının ardından yerini sınırlı bir geri çekilmeye bıraktı. Londra Metal Borsası’nda bakır yüzde 0,06 düşüşle ton başına 13.978 dolara geriledi. Şanghay Vadeli İşlemler Borsası’nda ise bakır kontratı yüzde 1,02 değer kaybederek ton başına 106.880 yuana indi. Stok artışı fiyatları baskıladı Bakır fiyatlarındaki geri çekilmede LME depolarındaki yaklaşık 20 bin tonluk stok artışı etkili oldu. Fiziki metal stoklarının yükselmesi, son dönemde piyasayı destekleyen arz sıkışıklığı endişelerinin bir bölümünü hafifletti. Bakır, küresel ekonomideki sanayi ve altyapı yatırımlarının yanı sıra elektrik şebekeleri, yenilenebilir enerji, elektrikli araçlar ve veri merkezleri gibi alanlardan gelen talep nedeniyle yatırımcıların yakından izlediği metaller arasında bulunuyor. Nitekim ağustos ayının ortasında LME bakır stoklarındaki düşüş arz kaygılarını artırmış ve fiyatların altı ayın üzerindeki seviyelere yükselmesine neden olmuştu. Arz tarafındaki gelişmeler yakından izleniyor Bakır piyasasında stok hareketlerinin yanı sıra maden ve izabe tesislerindeki üretim gelişmeleri de fiyatlamada belirleyici oluyor. Geçtiğimiz günlerde Grasberg madeninden cevher işleyen bir izabe tesisindeki kesinti, küresel arz endişelerini artırarak bakırın rekor seviyelere yaklaşmasına neden olmuştu. Ağustos ayının başında LME bakır fiyatı 14 bin doların üzerinde kalırken, arz tarafındaki gelişmeler piyasanın ana gündemlerinden biri haline geldi. Bu nedenle son düşüş, bakırda uzun vadeli arz-talep görünümünün değiştiği anlamına gelmekten çok, stoklardaki kısa vadeli hareketin fiyat üzerindeki baskısının arttığına işaret ediyor. Alüminyumda da geri çekilme Sanayi metallerinin genelinde de zayıf bir görünüm öne çıktı. Alüminyum fiyatları LME’de yüzde 0,31, Şanghay’da ise yüzde 1,13 geriledi. Piyasada özellikle Orta Doğu'daki üretimin yeniden devreye alınmasına ilişkin beklentiler takip ediliyor. Emirates Global Aluminium'un üretimi savaş öncesi seviyelere yeniden yaklaştırma planı, bölgedeki arz görünümüne ilişkin endişelerin azalmasına katkı sağlıyor. Şirketin, Abu Dabi'deki üretimin yeniden artırılması için yaklaşık 400 milyon dolar yatırım yaptığı ve üretimi 2027'nin ilk çeyreğinde savaş öncesi seviyelere getirmeyi hedeflediği bildiriliyor. Diğer metallerde karışık seyir Diğer baz metallerde ise hareketler daha sınırlı kaldı. LME'de çinko ve kurşun fiyatları yatay seyrederken nikel yüzde 0,13 geriledi. Şanghay'da nikeldeki kayıp yüzde 0,59 oldu. Kalay ise LME'de yüzde 0,15 yükselmesine karşın Şanghay'da yüzde 1,4 değer kaybetti. Gözler yeniden arz ve talep dengesinde Bakır piyasasında kısa vadeli fiyatlamada stok verileri öne çıkarken, orta ve uzun vadede küresel elektrikleşme, enerji dönüşümü, veri merkezleri ve altyapı yatırımlarından kaynaklanan talep artışı izleniyor. Bu nedenle LME stoklarındaki artış fiyatları kısa vadede aşağı çekse de piyasanın temel gündemi değişmiş değil. Önümüzdeki dönemde maden ve izabe tesislerindeki üretim, küresel ekonomik aktivite ve Çin'in bakır talebi fiyatların yönü açısından belirleyici olacak. Bakırın son haftalarda 14 bin dolar seviyesine yaklaşması ve üzerine çıkması, piyasada arzın ne kadar kritik hale geldiğini gösterirken, stoklardaki yeni hareketler fiyatların bu seviyelerde kalıcı olup olmayacağı konusunda önemli bir gösterge olarak öne çıkıyor.

Alüminyum stokları 27 yılın en düşük seviyesine indi Haber

Alüminyum stokları 27 yılın en düşük seviyesine indi

Uzmanlar, jeopolitik risklerin ve arz sıkışıklığının sanayi üretiminde maliyet baskısını artırabileceğine dikkat çekiyor. Küresel emtia piyasalarında alüminyum arzına ilişkin endişeler büyüyor. Londra Metal Borsası'na (LME) kayıtlı alüminyum stokları, 24 Temmuz itibarıyla 271 bin 275 tona gerileyerek yaklaşık 27 yılın en düşük seviyesine indi. Veriler, küresel sanayinin temel hammaddelerinden biri olan alüminyumda arz-talep dengesinin giderek sıkılaştığına işaret ediyor. Arz sıkışıklığı stokları eritti Piyasa uzmanlarına göre stoklardaki hızlı düşüşün arkasında, Orta Doğu'da devam eden jeopolitik gerilimlerin tedarik zincirlerinde oluşturduğu baskı bulunuyor. Olası arz kesintilerine karşı önlem almak isteyen sanayi kuruluşları ve nihai kullanıcılar, ihtiyaçlarını güvence altına almak amacıyla LME depolarındaki metalleri çekmeye devam ediyor. Bu durum, borsa stoklarının hızla erimesine neden olurken, piyasalarda arz güvenliğine ilişkin endişeleri de artırıyor. Küresel tüketimin bir günlük ihtiyacının altında Dikkat çeken bir diğer gelişme ise mevcut LME stoklarının, dünya genelindeki alüminyum tüketiminin bir günlük ihtiyacını dahi karşılayamayacak seviyeye gerilemiş olması. Analistler, bu durumun olası yeni arz kesintilerinde fiyatların çok daha sert hareket etmesine neden olabileceğini değerlendiriyor. Diğer metallerde de gerileme yaşandı LME verilerine göre yalnızca alüminyum değil, birçok sanayi metalinde de stoklar azaldı. Son verilere göre; Alüminyum: 1.500 ton azaldı.Bakır: 3.800 ton geriledi.Çinko: 2.075 ton düştü.Kurşun: 1.050 ton azaldı.Kalay: 375 ton geriledi. Buna karşılık alüminyum alaşımı, kobalt, NASAAC ve nikel stoklarında ise değişiklik yaşanmadı. Sanayi için ne anlama geliyor? Alüminyum; otomotiv, inşaat, savunma, havacılık, beyaz eşya, ambalaj ve yenilenebilir enerji başta olmak üzere birçok stratejik sektörde yoğun olarak kullanılıyor. Stokların tarihi düşük seviyelere gerilemesi halinde; üretim maliyetlerinin artması,sanayi şirketlerinin hammaddeye erişiminin zorlaşması,küresel alüminyum fiyatlarında yukarı yönlü baskının sürmesi,üretici ülkelerin arz politikalarının daha yakından izlenmesi bekleniyor. Gözler jeopolitik gelişmelerde Uzmanlar, alüminyum piyasasının yönünü önümüzdeki dönemde Orta Doğu'daki gelişmeler, enerji maliyetleri ve küresel sanayi talebinin belirleyeceğini ifade ediyor. LME stoklarının 27 yılın en düşük seviyesine inmesi, küresel metal piyasalarında arz güvenliği konusunun yeniden ön plana çıktığını gösterirken, sanayi üreticileri açısından da kritik bir uyarı niteliği taşıyor.

Bakır fiyatları arz endişeleriyle yükselişte Haber

Bakır fiyatları arz endişeleriyle yükselişte

Üç ay vadeli bakırın tonu yüzde 0,08 artışla 13 bin 819 dolara çıkarken, enerji fiyatlarındaki yükseliş ve jeopolitik riskler sanayi metalleri piyasasında dalgalanmaya neden oldu. Küresel emtia piyasalarında bakır fiyatları, arz tarafındaki sıkışıklığın etkisiyle yükseliş eğilimini koruyor. Londra Metal Borsası'nda (LME) üç ay vadeli bakır kontratı yüzde 0,08 değer kazanarak ton başına 13 bin 819 dolara yükseldi. Piyasa analistleri, LME ve Şanghay'da takip edilen kullanılabilir bakır stoklarının son aylarda hızla azalmasının fiziki arz üzerindeki baskıyı artırdığını belirtiyor. Özellikle Çin'in ithal bakır talebinin önemli göstergelerinden biri olan Yangshan bakır primi, ton başına 115 dolara çıkarak son yılların en yüksek seviyesine ulaştı. Galaxy Futures analistleri ise yükselen bakır fiyatlarıyla birlikte artan primlerin, nihai kullanıcıların alımlarını sınırlamaya başladığını ifade etti. Buna karşın, arz tarafındaki sıkışıklığın fiyatları desteklemeye devam ettiği değerlendiriliyor. Bakır piyasasında fiyatlara destek veren bir diğer unsur ise ABD'nin rafine bakıra yönelik olası gümrük tarifesi öncesinde ülkeye yapılan güçlü sevkiyatlar oldu. Yatırımcılar, Washington yönetiminin tarifeye ilişkin ayrıntılarını yakından izlemeyi sürdürüyor. LME'de peşin bakır ile üç ay vadeli kontratlar arasındaki fiyat farkının ters piyasa görünümünü koruması, kısa vadede arz baskısının devam ettiğine işaret ediyor. Öte yandan, jeopolitik gelişmeler ve yükselen petrol fiyatları sanayi metalleri üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. İran destekli Husilerin Kızıldeniz'de petrol tankerlerini hedef aldıklarını açıklamasının ardından petrol fiyatları son altı haftanın en yüksek seviyelerine çıktı. Artan enerji maliyetleri enflasyon endişelerini güçlendirirken, yüksek faiz beklentileri de metal talebine ilişkin soru işaretlerini artırıyor. Bakırın yanı sıra LME'de işlem gören diğer sanayi metallerinde de yükseliş görüldü. Alüminyum, çinko, kurşun, nikel ve kalay fiyatları günü artıda tamamlarken, Şanghay Vadeli İşlemler Borsası'nda da benzer şekilde sanayi metallerinin genelinde değer artışı kaydedildi.

Çin Merkez Bankası faizleri değiştirmedi Haber

Çin Merkez Bankası faizleri değiştirmedi

Buna göre bir yıllık kredi referans faizi yüzde 3,00, konut kredileri başta olmak üzere uzun vadeli krediler için esas alınan beş yıllık faiz oranı ise yüzde 3,50 seviyesinde korundu. Böylece Çin, politika faizlerinde üst üste 14'üncü ayda da değişikliğe gitmedi. Karar, küresel piyasalarda sürpriz olarak değerlendirilmedi. Son haftalarda açıklanan ekonomik veriler, Çin ekonomisinde büyümenin hız kestiğine işaret etse de, Pekin yönetiminin kapsamlı bir parasal genişleme yerine hedefe yönelik destek politikalarını tercih ettiği görülüyor. Uzmanlar, Çin yönetiminin para politikasında istikrarı korurken maliye politikası araçlarını daha etkin kullanmayı planladığını değerlendiriyor. Çin ekonomisinde ihracat güçlü seyrini korurken, iç tüketim ve gayrimenkul sektöründeki zayıflık dikkat çekiyor. Bu nedenle piyasalarda, yılın ikinci yarısında ekonomiyi destekleyecek yeni teşvik paketleri ve mali önlemlere ilişkin beklentiler güç kazanmış durumda. Küresel piyasalara etkisi PBOC'nin faizleri sabit tutması, Asya piyasalarında önemli bir dalgalanmaya yol açmadı. Ancak karar; bakır, demir cevheri, enerji ve diğer sanayi emtialarına yönelik talep beklentileri açısından yakından takip ediliyor. Çin'in büyüme performansı, küresel tedarik zincirleri ve uluslararası ticaret hacmi üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor. Ekonomi çevreleri, Çin'de güçlü ve sürdürülebilir bir iç talep oluşmasının küresel ekonomik toparlanma açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekiyor. Bu nedenle yatırımcılar, faiz kararından çok önümüzdeki dönemde açıklanabilecek yeni destek paketlerine odaklanmış durumda. Bursa sanayisi için neden önemli? Türkiye'nin ihracat ve üretim üslerinden biri olan Bursa da Çin ekonomisindeki gelişmeleri yakından izliyor. Otomotiv, makine, tekstil, metal ve yan sanayi sektörlerinde faaliyet gösteren firmalar açısından Çin'deki talep görünümü, hammadde fiyatları ve küresel rekabet koşulları üzerinde doğrudan etkili olabiliyor. Özellikle çelik, alüminyum, kimyasal ürünler ve elektronik bileşenlerde Çin kaynaklı fiyat hareketleri, üretim maliyetlerini etkileyen önemli unsurlar arasında yer alıyor. Bu nedenle PBOC'nin para politikası kararları, yalnızca Asya piyasaları için değil, ihracat odaklı Türk sanayisi açısından da dikkatle takip edilen gelişmeler arasında bulunuyor. Ekonomistler, Çin ekonomisinde yılın ikinci yarısında atılacak adımların, küresel büyüme görünümü kadar Türkiye'nin dış ticaret performansı üzerinde de etkili olabileceğini ifade ediyor.

Sanayici karbon sertifikası sürecine hazır mı? Haber

Sanayici karbon sertifikası sürecine hazır mı?

Şimdi ise gözler Şubat 2027'de başlayacak karbon sertifikası satışlarına çevrildi. Isıtma sektörünün öncü sanayi kuruluşlarından Çukurova Isı, sanayicilerin karbon maliyetlerinden etkilenmemek için bugünden enerji tüketimi yoğun sistemleri gözden geçirmeleri ve verimlilik yatırımlarını hızlandırmaları gerektiğine dikkat çekti. Avrupa Birliği'nin iklim politikaları kapsamında uygulamaya aldığı Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), 2026 yılıyla birlikte mali yükümlülük dönemine geçmişti. Bu yeni dönemde, AB pazarına ihracat yapan şirketler, ürünlerinin karbon emisyonlarını raporlamakla kalmayıp bu emisyonlar için mali sorumluluk da üstlenmeye başladı. Sanayiciler şimdi de mekanizmanın en kritik aşamalarından biri olan karbon sertifikası sürecine hazırlanıyor. Sertifika uygulaması Şubat 2027’de başlayacak Şubat 2027’de başlayacak sertifika uygulamasıyla birlikte demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, hidrojen ve elektrik sektörlerinde faaliyet gösteren AB ithalatçıları, SKDM yükümlülükleri kapsamında 2026 ve 2027 yılı ithalatlarına ilişkin sertifika satın alacak. SKDM sertifikalarının fiyatı ise Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi'nde (AB ETS) oluşan karbon fiyatlarına göre belirlenecek. 2026 yılı ithalatları için sertifika bedeli, 2026 yılı boyunca oluşan karbon fiyatlarının çeyrek dönem ortalaması esas alınarak hesaplanacak. 2027 ve sonraki yıllarda ise sertifika fiyatı, satışın yapıldığı haftadan önceki haftada Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi’nin (AB ETS) karbon fiyatına göre belirlenecek. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çukurova Isı Yönetim Kurulu Üyesi Osman Ünlü, şunları söyledi: "Karbon emisyonu artık ticaretin önemli maliyet kalemlerinden biri" “SKDM, artık yalnızca çevresel bir düzenleme değil, ihracat yapan sanayiciler açısından doğrudan maliyet oluşturan bir mekanizma haline geldi. Şimdi ise karbon sertifikası süreci devreye giriyor. Sertifika satın alma uygulamasıyla birlikte karbon emisyonları doğrudan ticari maliyete dönüşecek. Dolayısıyla sanayicilerin yalnızca emisyonlarını hesaplamaları değil, bu emisyonları azaltacak yatırımları da hızla hayata geçirmeleri gerekiyor. Düşük karbonlu üretim yapan işletmeler hem daha düşük karbon maliyetleriyle karşılaşacak hem de Avrupa pazarındaki rekabet gücünü artıracak." dedi. Sanayiciler enerji tüketen sistemleri gözden geçirmeli “SKDM kapsamında ürünlerin karbon emisyonları, gerçek üretim verileriyle birlikte hesaplanıyor. Bu nedenle üretim süreçlerinde enerji tüketimini azaltacak yatırımlar oldukça önemli” diyen Osman Ünlü, şu değerlendirmede bulundu: Sertifika maliyetlerini minimize ediyor "Sanayicilerin ilk olarak tesislerindeki yüksek enerji tüketen sistemleri analiz etmeleri gerekiyor. Isıtma sistemleri de bunların başında geliyor. Fabrikalarda kullanılan eski ve verimsiz sistemlerin yerine yüksek verimli teknolojilere geçilmesi, hem enerji tüketimini hem de karbon emisyonlarını önemli ölçüde azaltıyor. Biz de Çukurova Isı olarak, sanayicilerin emisyon yükünü azaltmalarına katkı sağlayan çözümler geliştiriyoruz. Avrupa Komisyonu'nun Ecodesign (ErP) Direktifi'ne uygun olarak geliştirdiğimiz Goldsun CPH seramik plakalı radyant ısıtıcı ürünümüzle geleneksel ısıtma sistemlerinden %70 daha verimli ısıtma sağlıyoruz. İşletmeler daha düşük enerji tüketimi sayesinde hem enerji maliyetlerini düşürüyor hem de ürünlerinin gömülü karbon emisyonlarını azaltarak SKDM kapsamında doğacak sertifika maliyetlerini minimize edebiliyor.” Bugün yapılan yatırımlar, yarının rekabet gücünü şekillendirecek Önümüzdeki yıllarda ücretsiz karbon tahsisatlarının kademeli olarak kaldırılmasıyla birlikte karbon maliyetlerinin daha da artmasının beklendiğini vurgulayan Ünlü, firmaların bugünden atacakları enerji verimliliği adımlarının hem işletme maliyetlerini hem de gelecekteki ihracat performanslarını doğrudan etkileyeceğini ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.