SON DAKİKA
Hava Durumu

#Abd

Ekometre - Abd haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Abd haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Altın gram fiyatı 6.400 TL'yi aştı Haber

Altın gram fiyatı 6.400 TL'yi aştı

ABD’de açıklanan enflasyon verisi sonrasında gelen alımlarla ons altın 4.620,95 dolara çıkarak tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü. Altın, işlemlerin devamında düne göre yüzde 0,4 artışla 4.613 dolar civarında dengelendi. Gümüş altından daha hızlı yükseldi Gümüş fiyatları ise altına kıyasla daha sert bir yükseliş sergiledi. Ons gümüş, rekorunu 87,82 dolara taşırken, şu sıralarda yaklaşık yüzde 3 artışla 87,73 dolardan işlem görüyor. Değerli metallerdeki genel yükseliş eğilimi platin ve paladyuma da yansıdı; platin yüzde 2, paladyum ise yüzde 1 yükseldi. Gümüş gram TL fiyatı 121 TL'nin üzerinde fiyatlanmaya başladı. 5.000 dolar seviyesi gündemde ActivTrades analisti Ricardo Evangelista, altın fiyatlarının 4.500 dolar seviyesinin üzerinde konsolide olmasının yeni hedefleri gündeme taşıdığını belirtti. Evangelista, “Altın fiyatlarının 4.500 doların üzerinde tutunmasıyla birlikte 5.000 dolar giderek daha ulaşılabilir görünüyor ve yılın ilk yarısında test edilebilir” değerlendirmesinde bulundu. 2026 sonu için 4.900 dolar tahmini Öte yandan Commerzbank, değerli metallere ilişkin uzun vadeli görünümünü güncelledi. Banka, 2026 yılı sonu için altın fiyatı tahminini 4.900 dolar olarak açıkladı. Analistler, enflasyon görünümü ve merkez bankalarının politikalarının, önümüzdeki dönemde altın fiyatları üzerinde belirleyici olmaya devam edeceğine dikkat çekiyor.

JP MORGAN Faiz indirimi beklentisini geri çekti Haber

JP MORGAN Faiz indirimi beklentisini geri çekti

JPMorgan, Barclays ve Goldman Sachs başta olmak üzere birçok banka, Fed’in faiz indirimi takvimini ileri tarihlere öteledi. ABD’de aralık ayına ilişkin istihdam verilerinin ardından, önde gelen küresel bankalar ABD Merkez Bankası için faiz patikasını yeniden değerlendirdi. Veriler, istihdam artış hızının yavaşladığını ancak iş gücü piyasasında hızlı bir bozulma olmadığını ortaya koyarken, bu tablo Fed’in kısa vadede faiz indirimine gitmeyebileceği beklentisini güçlendirdi. JPMORGAN Faiz indirimi beklentisini tamamen geri çekti JPMorgan, daha önce ocak ayı için öngördüğü faiz indirimi beklentisini geri çekti. Banka, Fed’in bir sonraki hamlesinin 2027 yılının üçüncü çeyreğinde 25 baz puanlık bir faiz artırımı olacağını tahmin etti. JPMorgan’ın bu revizyonu, küresel bankalar arasında en şahin senaryolardan biri olarak öne çıktı. Barclays ve GOldman Sachs 2026’yı işaret etti Barclays ve Goldman Sachs, faiz indirimi beklentilerini 2026’nın ortalarına erteledi. Daha önce mart ve haziran aylarında faiz indirimi bekleyen iki banka, artık 25 baz puanlık indirimin eylül ve aralık aylarında gündeme gelebileceğini öngörüyor. Goldman Sachs, iş gücü piyasasında istikrarın korunması halinde Fed’in risk yönetimi yaklaşımından normalleşme sürecine geçebileceğini belirtti. Morgan Stanley ve diğer bankaların tahminleri Morgan Stanley, faiz indirimi beklentilerini ocak ve nisan aylarından haziran ve eylül aylarına kaydırdı. Wells Fargo mart-haziran dönemine yönelik tahminlerini korurken, BofA Global Research haziran-temmuz dönemini işaret etmeye devam etti. BofA, mevcut veri setinin istihdam artış hızının Fed’in kabul edebileceğinden daha hızlı yavaşlayabileceğine dair görüşleri desteklediğini vurguladı. İstihdam verileri ve Fed beklentileri Cuma günü açıklanan veriler, ABD’de istihdam artışının aralık ayında beklentilerin üzerinde yavaşladığını gösterdi. Buna karşın işsizlik oranının yüzde 4,4’e gerilemesi ve ücret artışlarının güçlü seyrini sürdürmesi, iş gücü piyasasında sert bir bozulma olmadığını ortaya koydu. Bu görünüm, Fed’in ocak toplantısında faizleri sabit tutacağı beklentilerini kuvvetlendirdi. CME FedWatch verilerine göre piyasalar, Fed’in ocak ayında faizleri değiştirmeme olasılığını yüzde 95 olarak fiyatlıyor. Bu oran, istihdam verileri öncesinde yüzde 86 seviyesindeydi. Trump–Powell gerilimi belirsizliği artırıyor Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump ile Fed Başkanı Jerome Powell arasındaki gerilim de piyasalardaki belirsizliği artıran bir diğer unsur olarak öne çıkıyor. Powell, pazar günü yaptığı açıklamada Trump yönetiminin kendisini cezai soruşturma tehdidiyle karşı karşıya bıraktığını ve bunun faizleri düşürmeye yönelik baskının bir parçası olduğunu söyledi. Bu açıklamalar, Fed’in bağımsızlığına ilişkin endişeleri yeniden gündeme taşıdı.

ABD istihdam verileri beklentinin altında kaldı Haber

ABD istihdam verileri beklentinin altında kaldı

ABD'de özel sektör istihdamı aralık ayında 41 bin kişi artarak piyasa beklentilerinin altında kaldı. ABD’de özel sektör istihdamı aralık ayında 41 bin kişi arttı, ücretler ise yıllık bazda yüzde 4,4 yükseldi.Kasım ayında 32 bin azalan istihdamın Aralık ayında 45-49 bin arasında artması bekleniyordu. ADP Research tarafından Stanford Digital Economy Lab iş birliğiyle hazırlanan Aralık ADP Ulusal İstihdam Raporu, yıl sonuna doğru işe alımlarda toparlanmaya işaret etti. Rapora göre kasım ayındaki istihdam kayıplarının ardından özellikle küçük ölçekli işletmelerde yeniden işe alımlar görülürken, büyük işverenler daha temkinli bir tutum sergiledi. ADP Başekonomisti Dr. Nela Richardson, küçük işletmelerin yıl sonunu pozitif istihdam artışıyla kapattığını, buna karşın büyük şirketlerde geri çekilme yaşandığını belirtti. Aralık ayında özel sektör genelinde istihdam artışı 41 bin olurken, mal üreten sektörlerde toplam 3 bin kişilik azalış kaydedildi. Doğal kaynaklar ve madencilikte 1 bin, inşaatta 1 bin kişilik artış görülürken, imalat sanayinde 5 bin kişilik düşüş yaşandı. Hizmet sektöründe ise toplam istihdam artışı 44 bin olarak gerçekleşti. Ticaret, ulaştırma ve kamu hizmetlerinde 11 bin, finansal faaliyetlerde 6 bin, eğitim ve sağlık hizmetlerinde 39 bin, eğlence ve konaklama sektöründe 24 bin, diğer hizmetlerde 5 bin kişilik artış kaydedildi. Buna karşılık bilgi sektöründe 12 bin, profesyonel ve iş hizmetlerinde 29 bin kişilik istihdam kaybı yaşandı. ADP verileri, ABD özel sektöründe yıl sonuna doğru istihdam artışının belirli hizmet alanlarında yoğunlaştığını ortaya koydu.

ABD Green Card uygulamasını durdurdu Haber

ABD Green Card uygulamasını durdurdu

ABD İç Güvenlik Bakanlığı, her yıl 50 bin kişiye Green Card dağıtarak vatandaşlık yolunu açan Diversity Visa (DV1) programını durdurdu. Karar milyonlarca başvuru sahibini ve ABD’nin göç politikasını yakından ilgilendiriyor. Reuters’ın aktardığına göre İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetleri’ne (USCIS) DV1 programının askıya alınması talimatını verdi. Ayrıntılı gerekçe sunulmadı Noem, kararı Washington’da Temsilciler Meclisi İç Güvenlik Komitesi’nde düzenlenen “Anavatana Yönelik Küresel Tehditler” başlıklı oturumun ardından açıkladı. Programın neden durdurulduğuna ilişkin ayrıntılı bir gerekçe paylaşılmazken, kararın göç politikalarına yönelik daha geniş kapsamlı bir incelemenin parçası olduğu değerlendiriliyor. Green Card nedir? Green Card, yabancı uyruklu kişilere ABD’de süresiz yaşama ve çalışma hakkı tanıyan daimi oturum izni anlamına geliyor. Green Card sahipleri ABD’de yasal olarak çalışabiliyor, sosyal güvenlik sistemine dahil olabiliyor ve belirli koşulları sağladıktan sonra ABD vatandaşlığına başvurma hakkı kazanabiliyor. DV Programı kaç kişiyi kapsıyor? “Green Card çekilişi” olarak da bilinen Diversity Immigrant Visa Programı, ABD’ye göç oranı düşük ülkelerin vatandaşlarına her yıl en fazla 50 bin göçmen vizesi verilmesini öngörüyor. Bu program, ABD’nin yıllık verdiği Green Card’ların küçük bir bölümünü oluşturuyor. Genel olarak ABD, her yıl aile birleşimi, çalışma ve sığınma gibi farklı kategoriler üzerinden yaklaşık 1 milyon kişiye daimi oturum hakkı tanıyor. Geçici mi yoksa kalıcı bir karar mı? DV1 programının askıya alınmasının, halihazırda başvuruda bulunan ya da çekilişte hak kazanan adayları nasıl etkileyeceği konusunda ise USCIS’ten yapılacak resmi açıklamalar bekleniyor. Kararın geçici mi yoksa daha uzun vadeli bir düzenlemenin ilk adımı mı olduğu da henüz netlik kazanmış değil.

Putin Avrupa'ya meydan okudu Haber

Putin Avrupa'ya meydan okudu

Ukrayna'nın cuma günü Türkiye kıyıları yakınında Rusya'ya giden iki tankeri vurmasının ardından, bugün de bir tankere düzenlenen saldırıyla gerilin iyice arttı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, tankerlere yönelik saldırılara yanıt vereceklerini belirtirken Avrupa'ya da meydan okudu. Putin, "Avrupa Rusya ile savaş istiyorsa biz hazırız. Avrupalıların barışçıl bir gündemi yok, savaştan yanalar" dedi. Bu arada Putin, Trump'ın danışmanı Witkoff ve damadı Kushner ile bir araya geldi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, başkent Moskova’da ABD Başkanı Donald Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile Trump'ın damadı Jared Kushner’le görüşmesi öncesi gazetecilere konuştu. Putin, Karadeniz'de yaşanan son gelişmelere ve Ukrayna barış görüşmelerine dair açıklamalarda bulundu. 'Müzakerelerde Avrupa kendi kendisini dışladı' Ukrayna ile müzakereler konusunda Avrupa'nın kendi kendisini dışladığını söyleyen Putin, ayrıca Avrupa'nın kendi inisiyatifi ile Rusya ile olan irtibatı kestiğini hatırlattı. Avrupa'nın Rusya'ya stratejik bir yenilgi yaşatma fikrini benimsediğini ve görünüşe göre bu yanılsamalarla yaşamayı sürdürdüğünü kaydeden Putin, ancak rasyonel olarak böyle bir şeyin olamayacağını anladıklarını dile getirdi. 'Avrupa'nın amacı barışı engellemek' Öte yandan Avrupa'nın, ABD Başkanı Donald Trump'ın barış sürecini de engellemeye çalıştığına değinen Putin, bununla birlikte Avrupa'nın "barış gündemi" olmadığını ve savaştan yana olduğunu ifade etti. Putin, "Hatta Trump'ın önerilerinde bazı değişiklikler yapmaya çalıştıklarında bile, tüm bu değişikliklerin tek bir amaca yönelik olduğunu açıkça görüyoruz: Tüm barış sürecini engellemek, Rusya açısından kesinlikle kabul edilemez talepler ortaya atmak" diye konuştu. 'Savaşa girmek isterse biz hazırız' NATO'nun Avrupa kısmının Rusya ile savaşa hazırlandığı yönündeki açıklamalar hakkında Putin, şu değerlendirmede bulundu: "Avrupa ile savaşa girme niyetimiz yok. Bunu yüzlerce kez söyledim. Ama Avrupa bizimle savaşmak isterse ve savaşmaya başlarsa biz hemen hazırız. Buna hiç kuşku yok. Avrupa aniden bizimle savaşa girerse, bunun çok hızlı gerçekleşeceğini düşünüyorum. Bu, Ukrayna gibi olmaz. Ukrayna konusunda cerrahi operasyon yapıyoruz ve dikkatli davranıyoruz. Bu, modern anlamda bir savaş değil. Eğer Avrupa aniden bizimle savaşa girmek isterse ve bunu başlatırsa, çok kısa bir sürede müzakere edebileceğimiz kimsenin olmayacağı bir durum ortaya çıkabilir." Krasnoarmeysk şehrinin Rus ordusu tarafından alındığı konusunda şüphesi olan yabancı ve Ukraynalı basın mensuplarına şehre ziyaret hakkı verebileceklerini belirten Putin, böylece şehrin kimin kontrolü altında olduğunun görülebileceğini söyledi. Ayrıca Putin, Kupyansk-Uzlovaya adlı yerleşim yerini de birkaç gün içinde alabileceklerini sözlerine ekledi. Karadeniz'de tankerlere düzenlenen saldırılar Ukrayna’nın Karadeniz’deki tankerlere yönelik saldırılarını eleştiren Putin, “Tankerlere yönelik saldırılar, uluslararası sularda değil, başka bir devletin, üçüncü bir devletin münhasır ekonomik bölgesinde gerçekleştirildiğinde korsanlık haline gelir” diye konuştu. Rusya’nın söz konusu saldırılara yanıt vereceğini vurgulayan Putin, “Rusya, tankerlere yapılan saldırılara karşılık Ukrayna limanlarına ve bu limanlara giren gemilere yönelik saldırılarını genişletecek. Saldırılar devam ederse, Ukrayna'ya bu korsanlık operasyonlarını gerçekleştirmede yardım eden ülkelerin gemilerine karşı misilleme önlemleri olasılığını değerlendireceğiz" ifadelerini kullandı. Putin, Ukrayna yönetimi ve “arkasında duranların” söz konusu saldırıları gözden geçirmesi gerektiğini belirterek, “En radikal yöntem, Ukrayna’nın denizle bağlantısını kesersek, korsanlık yapamaz. Ancak bu süreci tırmandıran bir adım olur” dedi. Putin, Ukrayna’nın güncel ekonomik durum veya cephedeki gelişmelerle ilgilenmediğini sadece "para dilenmekle" meşgul olduğunu ifade etti. Putin, Trump'ın danışmanı Wıtkoff ve damadı Kushner ile görüştü Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD Başkanı Donald Trump'ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner ile Ukrayna meselesini görüşmek üzere bir araya geldi. Kremlin'den servis edilen videoda, Putin'in, Kremlin Sarayı'nda Witkoff ile birlikte Kushner'i kabul etmesi yer aldı. Görüşmede, Rus tarafından Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuriy Uşakov ve Rusya Devlet Başkanı Putin'in uluslararası ekonomik işbirliğinden sorumlu özel temsilcisi Kiril Dmitriyev hazır bulundu. Putin'in, görüşmenin başında Witkoff ile Moskova hakkında sohbet ettiği görüldü. Görüşme, basına kapalı olarak devam etti. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Witkoff'un ziyaretine ilişkin, "(ABD tarafı), Ukrayna tarafıyla birkaç hafta boyunca çok yoğun bir çalışma yürüttüler ve tabiri caizse Trump'ın çözüm planının bir versiyonunu hazırladılar. Bunun, barış yolunda, barışçıl bir çözüm yolunda çok önemli bir adım olacağından hiç şüphemiz yok" ifadesini kullanmıştı.

Bakırın ton fiyatı rekor kırdı Haber

Bakırın ton fiyatı rekor kırdı

Londra Metal Borsası’nda (LME) bakırın ton fiyatı 11.294,5 dolara kadar yükselerek rekor kırdı. Fiyatlardaki artışa rağmen traderlar, Çin’in geçmişteki üretim taahhütlerini yerine getirmemesi nedeniyle temkinli davranıyor. Londra Metal Borsası’nda bakırın ton fiyatı 11.294,5 dolarla tüm zamanların zirvesini gördü ve daha sonra 11.189 dolarda dengelendi. Yılbaşından bu yana yüzde 28 artan fiyatlar, küresel arz endişeleri ve Çin kaynaklı üretim haberleriyle desteklendi. Çin’in üretim kesintisi planları piyasayı hareketlendirdi Çin’in önde gelen bakır izabe tesislerinin 2026’da üretimi yüzde 10’dan fazla azaltma niyetinde olduğu bildirildi. Ancak piyasa oyuncuları, Çin’in geçmişte benzer vaatleri uygulamada zorluk yaşaması nedeniyle bu açıklamalara ihtiyatla yaklaşıyor. Şangay’da gerçekleştirilen sektör toplantılarında maden üretimindeki kesintiler ve cevher tedarik zincirinde yaşanan sıkıntılar gündemin ana konuları arasında yer aldı. ABD’de ithalat vergileriyle ilgili değerlendirmelerin sürmesi ve Çin’den büyük miktarlarda bakır sevkiyatının yapıldığı haberleri de fiyatların yönü üzerinde etkili oldu. Diğer metallerde de yükseliş Bakırdaki tarihi artışa paralel olarak diğer endüstriyel metallerde de fiyat hareketliliği gözlendi. Alüminyum yüzde 0,1 artışla 2.871 dolara, çinko yüzde 0,5 artışla 3.071 dolara, kurşun yüzde 0,2 artışla 1.985 dolara yükseldi. Buna karşılık kalay yüzde 1,5 düşüşle 38.575 dolara gerilerken, nikel yüzde 0,1 artışla 14.845 dolar seviyesinde işlem gördü. LME depolarındaki düşük stok seviyeleri ve nakit çinko sözleşmesinin üç aylık vadeli sözleşmeye göre 224 dolarlık primi, arz sıkışıklığını yansıttı. Zayıf dolar metal fiyatlarını destekliyor ABD dolarının düşük seyri, diğer para birimlerine sahip yatırımcılar için endüstriyel metalleri daha cazip hale getirdi. Bu durum, bakır ve diğer metallerdeki fiyat artışını destekleyen ek bir faktör olarak öne çıktı. Analistler, Çin’in üretim planlarının netleşmemesi halinde piyasalarda oynaklığın sürebileceğini, ancak küresel arz sıkışıklığı ve yeşil enerji dönüşümüne bağlı talep artışının bakır fiyatlarını yüksek seviyelerde tutabileceğini belirtiyor.

Saldırgan tavırlar ekonomik krizi daha da yakınlaştırıyor Haber

Saldırgan tavırlar ekonomik krizi daha da yakınlaştırıyor

Rusya'nın en büyük petrol şirketi Rosneft'in CEO'su İgor Seçin, Çin ile ticarette artık önemli oranda ulusal para birimlerini kullandıklarını belirterek, "Rusya ve Çin'e yönelik saldırgan yaptırım politikasının sürdürülmesi, Batı ülkelerindeki bir sonraki ekonomik krizi daha da yakınlaştırıyor." dedi. Rusya'nın enerji sevkiyatının, Çin'in stratejik hedeflere ulaşmasını destekleyen en önemli unsur haline geldiğini belirten Seçin, "Son 10 yılda Rusya, yaklaşık yüzde 20'lik payla Çin'in bir numaralı petrol tedarikçisi haline geldi." ifadesini kullandı. Çin'in dış ticaretinde yuanın payının 2010'dan bu yana yüzde 2'den yüzde 52'ye yükseldiğine işaret eden Seçin, "Doların payı ise yüzde 83'ten yüzde 43'e geriledi. Rusya ile Çin arasındaki ödemeler neredeyse tamamen ulusal para birimlerine çevrilirken, dolar ve avronun payı istatistiksel hata düzeyine düştü." diye konuştu. Seçin, doların yaptırım silahı şeklinde kullanılması nedeniyle küresel rezerv para birimi pozisyonunun zayıfladığını belirtti. Yaptırımlara da değinen Seçin, "Rusya ve Çin'e yönelik saldırgan yaptırım politikasının sürdürülmesi, Batı ülkelerindeki bir sonraki ekonomik krizi daha da yakınlaştırıyor. Çoğu Batılı politikacı, karşılarındaki risklerin farkında değil." değerlendirmesinde bulundu. Seçin, Almanya ve İtalya'da tüketicilerin kilovat başına 40 cent ödeme yaptığını, bunun da petrole varil başına 300 dolar ödemeye eş değer düzeyde olduğunu söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.