Sevgili anneler, babalar, teyzeler, halalar, amcalar, dayılar; lütfen beğenirseniz bu yazıyı çocuklarınıza ve yeğenlerinize okuyun. Göndermeyin, onlar artık bir paragrafı okurken bile sıkılacak hale getirildiler. Siz onlara okuyun ve hep beraber en azından birkaç “deniz yıldızı”nı kurtaralım.
Gazetemizin 26. yılını kutladığımız bu ay ekonomi, politika veya amatör denizcilik üzerine değil, üniversiteyi kazanan gençlerimiz için yazmak istedim. 22 yıllık öğretim görevliliğim sırasında fark ettiğim konuları, profesyonel geçmişimle harmanlayarak bazı saptamalarda bulunacağım.
Eskiden üniversiteyi kazanamamak diye bir durum vardı. Artık nereyi kazandığınız konuşuluyor. Bunun anlamı, daralan ekonomide daha zorlu bir yarışın içinde olduğunuz.
Neredeyse her üniversite öğrencisi okulu bitirdikten sonra kaç lira kazanacağını düşünmekte olduğu için, olayı vahşi kapitalizm çerçevesinde değerlendirmek arzusundayım. Fransızların meşhur lafında olduğu gibi “Gençler bilebilse, yaşlılar yapabilse” mantığıyla, zamanın bana öğrettiklerini kısa mesajlar halinde paylaşacağım.
Her şeyden önce çok önemli bir mesaj: Her biriniz çok değerlisiniz ve farkında olmasanız dahi olağanüstü bir potansiyele sahipsiniz. Değeriniz tek olmanızdan geliyor. Bu da sizi çok özel yapıyor. Herkes tek ve özel ise, ve herkes müthiş bir potansiyele sahipse, kullanmayı beceren kazanır. Yaşamın bana öğrettiği en önemli şeylerden birisi şu: “Bir başkasının yapabildiği her şeyi, yeterince istersem ben de yapabilirim. Onların kanatları, kuyrukları mı var?” Gelelim saptamalara…
Yapmayı arzu ettiğiniz işle ilgili bölümde okuyun. Gerekirse değiştirin, sadece başta bir yıl kaybedersiniz. Diğer durumda yaşam boyu mutsuz olursunuz.
Ne yapmak istediğinizi hala bilmiyorsanız, karar vermek için en doğru zaman bugündür.
Üniversite lisenin devamı değildir. Profesyonel hayatın başlangıcıdır.
Şakaya, dalgaya gelmez. Önce işinize, öğrenme görevinize odaklanın.
Arkadaş eğlencelerini boş vakitlerinize kaydırın, ama ihmal etmeyin.
Her bölümün müfredatı o bölümde yetişecek kişinin yetkinliklerinin yıllara dağıtılmış dersler halinde sunulmasından oluşur. Yani örneğin endüstri mühendisliğinde, dört yıl boyunca bir endüstri mühendisinin biliyor olması gereken konuları öğrenirsiniz. Tıp öğrencilerinin bazı dersleri öğrenmeden geçtiğini, diploma aldığını ve o problemlerle gelen hastaları tedavi etmeye çalıştıklarını düşünebiliyor musunuz? İşverenler diploma sahiplerinin o işin altyapısını bildiğini varsayar, ona göre işe alırlar.
Yapboz parçaları gibi göreceğimiz bu derslerden birisini bilmiyor dahi olsanız, resim eksik kalır. Sizi işe alan kişileri hayal kırıklığına uğratırsınız. Onların size devrettikleri görevlerini eksik yapma gibi bir şansları olmadığı için sonrası malum. Yapabileni isterler.
Artık 18 yaşını geçtiniz. Seçme ve seçilme hakkınız var. Kendi ayaklarınız üzerinde durmalısınız. Siz kendinize yardım edemiyorsanız, kimseden hiçbir şey beklemeyin.
Ailenizden ne kadar az yardım ve destek alırsanız o kadar büyürsünüz ve gelişirsiniz. Kendi işini kendi yapmanın hazzı çok büyüktür, ama bunu anlamak için yaşamak gerekir. Diğeri kolaydır, rahattır ama hep çocuk kalırsınız. Bunları size okuyan büyükleriniz bu paragrafta yazanlara katılmayabilir. Elbette onlar da sizin iyiliğinizi düşünüyorlar. Ama zaten şu ana kadar kendi ayaklarınız üzerinde tam duramamanız, sizin çözmeniz gereken problemleri sizi zorlamamak için onların çözmelerinin neticesi.
Üniversitede yalnız olacaksınız. Kendisine fayda sağlamadığınız hiç kimsenin umurunda olmayacaksınız. Tıpkı iş hayatındaki gibi. Aileniz hariç. Onlar da yıllar içerisinde sizi yalnız bırakıp gidecekler. Yani öğretmenin kötü olması, dersi sevmiyor olmanız veya ders sırasında daha keyif aldığınız başka bir şeyle uğraşmanız sadece kariyerinize net zararlar verecektir. Bu durumun tedbirini anında almalısınız, sonra çok zor.
Hiçbir dersi öğrenmeden geçmeyin. Aldığınız not hiç önemli değildir. İşverenler konuyu ne kadar ezberlediğinize değil, nasıl yaptığınıza ve sorunları nasıl çözdüğünüze bakarlar.
Hocanız dersi anlatamıyorsa, çok sık rastlayacaksınız, anlamak için salonda sadece siz varmışsınız gibi soru sorun. Emin olun, sizi eleştireceğinizi zannettiğiniz arkadaşlarınız da böylece konuyu anlama fırsatı bulacaktır. Hocaların görevi size öğretmektir.
Dersi anlamakta güçlük çekiyorsanız, iyi bildiğini düşündüğünüz bir arkadaşınıza anlattırın. Size anlatırken o da eksiklerini tamamlayacaktır.
Hocalardan not dilenmeyin. Hak ederek aldığınız her puan sizi çok mutlu edecektir. Hak etmeden aldığınız notlar hayatınız boyunca hata yapmanıza neden olacaktır. Kötü hissetmeler de caba.
Üniversitede dersi takip edip anlamaya çalışmak bir yatırımsa, diploma sonrası kazanacağınız paralar ve o paralarla yapacaklarınızın getirdiği keyif o yatırımın geri dönüşüdür. Ekmeden biçemezsiniz.
Öylesine diploma almış birisi özenle yetişen bir çiçek veya verimli bir ağaç yerine yabani bir ot gibidir. Kimse tarafından istenmez. Önemli yerlere gelse dahi sırıtır, kendini belli eder. Yok olmamak için hep birinin gölgesinde olması gerekir. Kendilerini özgün bireyler olarak görmek isteyen özsaygılı kişiler için bu durum ölüm gibidir.
Sürekli olarak öğrenmekte olduğunuz her şeyi birbirine bağlayın ve nasıl hayata geçireceğinizi düşünün. Konuları daha iyi anlarsınız.
Mümkün olan her durumda, okul zamanı dahil, konunuzla ilgili olsun olmasın profesyonel yaşamı gözlemleyebileceğiniz bir ortamda bulunun, gerekirse ücretsiz çalışın ya da staj yapın. Orada ne yaptığınızın önemi yok, yeter ki gözlemleyin. Size seneler kazandırır.
Şeytan ayrıntıda gizlidir. Konunuzla ilgili olsun olmasın, seçmeli dersler hayatta fark yaratmanızı sağlayacak en önemli enstrümanları size sağlayacaktır.
Sizi yolunuzdan alıkoyacak pek çok faktör çıkacaktır karşınıza. Önce önemli işler, sonra büyük keyif…
Aman dikkat! Hedef yoksa ÖNEMLİ kelimesi anlamsızdır. Geç kalmadan hedefinizi, yolunuzu belirleyin. Aşağıdaki soruları yanıtladığınızda hedefinizi bulacaksınız. Zor gelse de, şu an hayatınızda yapacağınız daha önemli bir iş yok.
Ben Kimim? (Nelere sahibim?)
Ne istiyorum (Yaşamdan beklentilerim neler?)
Bunları neden istiyorum?
Gerçekten istiyor muyum?
Bunun gerektireceği bedelleri peşinen ödemeye hazır mıyım?
Hedefime giderken neyi ne zaman nasıl ve kiminle yapacağım?
Hedefinizi eğer şimdi belirlemezseniz yaşamınız boyunca bir engel gördüğünde geri dönen ve masadan hiç düşmeden bir ileri bir geri hareket eden, ama sonunda başladığı noktadan hiç uzaklaşamadan pili biten oyuncak arabalardan farkınız olmayacak. Hayat bittiğinde yaşayacağınız pişmanlığı düşünebiliyor musunuz? Muhteşem bir potansiyelin başkalarının istediği gibi heba edilmesi.
Hedefinizi netleştirdikten ve soruları tam olarak yanıtladıktan sonra da başarılı olmaktan daha kolay bir şey yok. Malum, bir yere gideceğimizde nasıl gideceğimize karar verir, adımlarımızı ona göre atarız ve başka yerleri aklımızdan çıkartırız. Kolayca da gideriz, elbette yol parasını (bedelini) ödeyerek…
Başkalarının yapmaktan hoşlanmadığı işleri yapanlar FARK YARATIR.
Yukarıdakileri uyguladığınızda sizinle benzer pozisyondaki milyonlarca öğrencinin önüne geçeceksiniz. Zira o milyonlar bunların hiçbirini yapmıyor olacaklar. Tabi bunu istiyorsanız. Ama yok, “Ben de olmam beklendiği gibi çayırda yeşilleneceğim” derseniz, boş verin. Keyfinize bakın. Ama “benim diplomam var” diyerek iş beğenmemek ve böylece “Şimdiki gençler iş beğenmiyor” dedirterek, birilerinin ekmeğine yağ sürmek yok.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Yüce Uyanık
Üniversite kazanan gençlerimize
Gazetemizin 26. yılını kutladığımız bu ay ekonomi, politika veya amatör denizcilik üzerine değil, üniversiteyi kazanan gençlerimiz için yazmak istedim. 22 yıllık öğretim görevliliğim sırasında fark ettiğim konuları, profesyonel geçmişimle harmanlayarak bazı saptamalarda bulunacağım.
Eskiden üniversiteyi kazanamamak diye bir durum vardı. Artık nereyi kazandığınız konuşuluyor. Bunun anlamı, daralan ekonomide daha zorlu bir yarışın içinde olduğunuz.
Neredeyse her üniversite öğrencisi okulu bitirdikten sonra kaç lira kazanacağını düşünmekte olduğu için, olayı vahşi kapitalizm çerçevesinde değerlendirmek arzusundayım. Fransızların meşhur lafında olduğu gibi “Gençler bilebilse, yaşlılar yapabilse” mantığıyla, zamanın bana öğrettiklerini kısa mesajlar halinde paylaşacağım.
Her şeyden önce çok önemli bir mesaj: Her biriniz çok değerlisiniz ve farkında olmasanız dahi olağanüstü bir potansiyele sahipsiniz. Değeriniz tek olmanızdan geliyor. Bu da sizi çok özel yapıyor. Herkes tek ve özel ise, ve herkes müthiş bir potansiyele sahipse, kullanmayı beceren kazanır. Yaşamın bana öğrettiği en önemli şeylerden birisi şu: “Bir başkasının yapabildiği her şeyi, yeterince istersem ben de yapabilirim. Onların kanatları, kuyrukları mı var?” Gelelim saptamalara…
Yapmayı arzu ettiğiniz işle ilgili bölümde okuyun. Gerekirse değiştirin, sadece başta bir yıl kaybedersiniz. Diğer durumda yaşam boyu mutsuz olursunuz.
Her bölümün müfredatı o bölümde yetişecek kişinin yetkinliklerinin yıllara dağıtılmış dersler halinde sunulmasından oluşur. Yani örneğin endüstri mühendisliğinde, dört yıl boyunca bir endüstri mühendisinin biliyor olması gereken konuları öğrenirsiniz. Tıp öğrencilerinin bazı dersleri öğrenmeden geçtiğini, diploma aldığını ve o problemlerle gelen hastaları tedavi etmeye çalıştıklarını düşünebiliyor musunuz? İşverenler diploma sahiplerinin o işin altyapısını bildiğini varsayar, ona göre işe alırlar.
Yapboz parçaları gibi göreceğimiz bu derslerden birisini bilmiyor dahi olsanız, resim eksik kalır. Sizi işe alan kişileri hayal kırıklığına uğratırsınız. Onların size devrettikleri görevlerini eksik yapma gibi bir şansları olmadığı için sonrası malum. Yapabileni isterler.
Artık 18 yaşını geçtiniz. Seçme ve seçilme hakkınız var. Kendi ayaklarınız üzerinde durmalısınız. Siz kendinize yardım edemiyorsanız, kimseden hiçbir şey beklemeyin.
Ailenizden ne kadar az yardım ve destek alırsanız o kadar büyürsünüz ve gelişirsiniz. Kendi işini kendi yapmanın hazzı çok büyüktür, ama bunu anlamak için yaşamak gerekir. Diğeri kolaydır, rahattır ama hep çocuk kalırsınız. Bunları size okuyan büyükleriniz bu paragrafta yazanlara katılmayabilir. Elbette onlar da sizin iyiliğinizi düşünüyorlar. Ama zaten şu ana kadar kendi ayaklarınız üzerinde tam duramamanız, sizin çözmeniz gereken problemleri sizi zorlamamak için onların çözmelerinin neticesi.
Üniversitede yalnız olacaksınız. Kendisine fayda sağlamadığınız hiç kimsenin umurunda olmayacaksınız. Tıpkı iş hayatındaki gibi. Aileniz hariç. Onlar da yıllar içerisinde sizi yalnız bırakıp gidecekler. Yani öğretmenin kötü olması, dersi sevmiyor olmanız veya ders sırasında daha keyif aldığınız başka bir şeyle uğraşmanız sadece kariyerinize net zararlar verecektir. Bu durumun tedbirini anında almalısınız, sonra çok zor.
Hiçbir dersi öğrenmeden geçmeyin. Aldığınız not hiç önemli değildir. İşverenler konuyu ne kadar ezberlediğinize değil, nasıl yaptığınıza ve sorunları nasıl çözdüğünüze bakarlar.
Hocanız dersi anlatamıyorsa, çok sık rastlayacaksınız, anlamak için salonda sadece siz varmışsınız gibi soru sorun. Emin olun, sizi eleştireceğinizi zannettiğiniz arkadaşlarınız da böylece konuyu anlama fırsatı bulacaktır. Hocaların görevi size öğretmektir.
Dersi anlamakta güçlük çekiyorsanız, iyi bildiğini düşündüğünüz bir arkadaşınıza anlattırın. Size anlatırken o da eksiklerini tamamlayacaktır.
Hocalardan not dilenmeyin. Hak ederek aldığınız her puan sizi çok mutlu edecektir. Hak etmeden aldığınız notlar hayatınız boyunca hata yapmanıza neden olacaktır. Kötü hissetmeler de caba.
Üniversitede dersi takip edip anlamaya çalışmak bir yatırımsa, diploma sonrası kazanacağınız paralar ve o paralarla yapacaklarınızın getirdiği keyif o yatırımın geri dönüşüdür. Ekmeden biçemezsiniz.
Öylesine diploma almış birisi özenle yetişen bir çiçek veya verimli bir ağaç yerine yabani bir ot gibidir. Kimse tarafından istenmez. Önemli yerlere gelse dahi sırıtır, kendini belli eder. Yok olmamak için hep birinin gölgesinde olması gerekir. Kendilerini özgün bireyler olarak görmek isteyen özsaygılı kişiler için bu durum ölüm gibidir.
Sürekli olarak öğrenmekte olduğunuz her şeyi birbirine bağlayın ve nasıl hayata geçireceğinizi düşünün. Konuları daha iyi anlarsınız.
Mümkün olan her durumda, okul zamanı dahil, konunuzla ilgili olsun olmasın profesyonel yaşamı gözlemleyebileceğiniz bir ortamda bulunun, gerekirse ücretsiz çalışın ya da staj yapın. Orada ne yaptığınızın önemi yok, yeter ki gözlemleyin. Size seneler kazandırır.
Şeytan ayrıntıda gizlidir. Konunuzla ilgili olsun olmasın, seçmeli dersler hayatta fark yaratmanızı sağlayacak en önemli enstrümanları size sağlayacaktır.
Sizi yolunuzdan alıkoyacak pek çok faktör çıkacaktır karşınıza. Önce önemli işler, sonra büyük keyif…
Aman dikkat! Hedef yoksa ÖNEMLİ kelimesi anlamsızdır. Geç kalmadan hedefinizi, yolunuzu belirleyin. Aşağıdaki soruları yanıtladığınızda hedefinizi bulacaksınız. Zor gelse de, şu an hayatınızda yapacağınız daha önemli bir iş yok.
Hedefinizi eğer şimdi belirlemezseniz yaşamınız boyunca bir engel gördüğünde geri dönen ve masadan hiç düşmeden bir ileri bir geri hareket eden, ama sonunda başladığı noktadan hiç uzaklaşamadan pili biten oyuncak arabalardan farkınız olmayacak. Hayat bittiğinde yaşayacağınız pişmanlığı düşünebiliyor musunuz? Muhteşem bir potansiyelin başkalarının istediği gibi heba edilmesi.
Hedefinizi netleştirdikten ve soruları tam olarak yanıtladıktan sonra da başarılı olmaktan daha kolay bir şey yok. Malum, bir yere gideceğimizde nasıl gideceğimize karar verir, adımlarımızı ona göre atarız ve başka yerleri aklımızdan çıkartırız. Kolayca da gideriz, elbette yol parasını (bedelini) ödeyerek…
Başkalarının yapmaktan hoşlanmadığı işleri yapanlar FARK YARATIR.
Yukarıdakileri uyguladığınızda sizinle benzer pozisyondaki milyonlarca öğrencinin önüne geçeceksiniz. Zira o milyonlar bunların hiçbirini yapmıyor olacaklar. Tabi bunu istiyorsanız. Ama yok, “Ben de olmam beklendiği gibi çayırda yeşilleneceğim” derseniz, boş verin. Keyfinize bakın. Ama “benim diplomam var” diyerek iş beğenmemek ve böylece “Şimdiki gençler iş beğenmiyor” dedirterek, birilerinin ekmeğine yağ sürmek yok.