Özel okul velisinin okul masrafı dışında bir de “zorbalık vergisi” var
Veliler çoğu zaman sadece eğitim ücretini hesaplıyor:
• okul taksiti
• servis
• yemek
• kitap
• kıyafet
Ama asıl görünmeyen kalem başka.
Çocuğun sınıfta geri kalmaması için ödenen bedel.
Ben buna zorbalık vergisi diyorum.
Çünkü bazı okul ekosistemlerinde çocuk için dışlanma riski şunlarla ölçülmeye başlıyor:
• hangi telefon modeli sende var?
• hangi marka ayakkabıyı giyiyorsun?
• hangi kafede takılıyorsun?
• doğum gününü nerede yaptın?
• yaz tatilinde nereye gittin?
• okul çıkışı hangi AVM’ye gidildi?
Bu noktada aile eğitim ücreti değil, çocuğun sosyal görünürlüğünü finanse ediyor.
Bu verginin tahsilatı bankadan değil, koridordan yapılıyor.
Devletin vergi dairesi yok.
Ama okul koridoru var.
Çocuk bazen açıkça söylemiyor.
“Arkadaşlarımda da var.”
“Benimki çok eski kaldı.”
“Herkes bunu kullanıyor.”
“Ben geride kaldım.”
Aslında burada talep edilen telefon değil.
Yalnız kalmama primi.
Aidiyet ihtiyacı ergenlikte çok güçlü olduğu için, aile bu baskıyı çoğu zaman teknoloji ihtiyacı sanıyor.
Oysa ödeme yapılan şey cihaz değil, gruptan dışlanmama sigortası.
Hane bütçesindeki görünmeyen ikinci enflasyonu;
• telefon yenileme
• tablet
• premium kulaklık
• marka sneaker
• logo görünür kıyafet
• tatil standardı
• doğum günü organizasyonları
• sosyal medya uyum harcamaları yaratıyor.
Yani eğitim enflasyonuna bir de sosyal statü enflasyonu ekleniyor.
Bu yüzden özel okulun gerçek maliyeti bazen kayıt sözleşmesinde değil, çocuğun hafta sonu AVM’de görünmek zorunda hissettiği bütçede yazıyor.
Yani bugün velinin ödediği zorbalık vergisi, yarının bireysel borçlanma kültürünün de temeli olabilir.
Türkiye’de özel okul sektörü artık yalnızca pedagojik bir alan değil, yaklaşık GSYH’nin %2’sine yaklaşan ekonomik bir ekosistemdir.
GSYH büyüyor ama ortak hikâye küçülüyor. Özel okulda finansal akran zorbalığı tüketimin görünmeyen motoru olabilir. Özellikle özel okul ekosisteminde çocuklar yalnızca aynı sınıfı değil, aynı harcama kültürünü de paylaşıyor.
Harcama kültürünü değiştirebilmek için ortak değerlerin yeniden olgunlaşması önemli. Veliler giderleri yönetemenin stresi ile yaşıyor.
Okul giderlerine konu gelmişken,
Şahıs şirketi sahibi veli, özel okul ücretinin bir kısmını gelir vergisi matrahından düşebiliyor. Maaşlı çalışan veli ise aynı faturaya bakakalıp tamamını cebinden ödüyor.
Şahıs işletmesi olan esnaf özel okul ücretini işletme gideri olarak deftere atmayacak.
Bunu yıl sonunda:
Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinde “Eğitim ve Sağlık Harcamaları” indirimi olarak gösterecek
Yasal sınır: beyan edilen ticari kazancın %10’u .
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Sinem Toplan
Sosyal statü enflasyonu ve zorbalık vergisi
Veliler çoğu zaman sadece eğitim ücretini hesaplıyor:
• okul taksiti
• servis
• yemek
• kitap
• kıyafet
Ama asıl görünmeyen kalem başka.
Çocuğun sınıfta geri kalmaması için ödenen bedel.
Ben buna zorbalık vergisi diyorum.
Çünkü bazı okul ekosistemlerinde çocuk için dışlanma riski şunlarla ölçülmeye başlıyor:
• hangi telefon modeli sende var?
• hangi marka ayakkabıyı giyiyorsun?
• hangi kafede takılıyorsun?
• doğum gününü nerede yaptın?
• yaz tatilinde nereye gittin?
• okul çıkışı hangi AVM’ye gidildi?
Bu noktada aile eğitim ücreti değil, çocuğun sosyal görünürlüğünü finanse ediyor.
Bu verginin tahsilatı bankadan değil, koridordan yapılıyor.
Devletin vergi dairesi yok.
Ama okul koridoru var.
Çocuk bazen açıkça söylemiyor.
“Arkadaşlarımda da var.”
“Benimki çok eski kaldı.”
“Herkes bunu kullanıyor.”
“Ben geride kaldım.”
Aslında burada talep edilen telefon değil.
Yalnız kalmama primi.
Aidiyet ihtiyacı ergenlikte çok güçlü olduğu için, aile bu baskıyı çoğu zaman teknoloji ihtiyacı sanıyor.
Oysa ödeme yapılan şey cihaz değil, gruptan dışlanmama sigortası.
Hane bütçesindeki görünmeyen ikinci enflasyonu;
• telefon yenileme
• tablet
• premium kulaklık
• marka sneaker
• logo görünür kıyafet
• tatil standardı
• doğum günü organizasyonları
• sosyal medya uyum harcamaları yaratıyor.
Yani eğitim enflasyonuna bir de sosyal statü enflasyonu ekleniyor.
Bu yüzden özel okulun gerçek maliyeti bazen kayıt sözleşmesinde değil, çocuğun hafta sonu AVM’de görünmek zorunda hissettiği bütçede yazıyor.
Yani bugün velinin ödediği zorbalık vergisi, yarının bireysel borçlanma kültürünün de temeli olabilir.
Türkiye’de özel okul sektörü artık yalnızca pedagojik bir alan değil, yaklaşık GSYH’nin %2’sine yaklaşan ekonomik bir ekosistemdir.
GSYH büyüyor ama ortak hikâye küçülüyor. Özel okulda finansal akran zorbalığı tüketimin görünmeyen motoru olabilir. Özellikle özel okul ekosisteminde çocuklar yalnızca aynı sınıfı değil, aynı harcama kültürünü de paylaşıyor.
Harcama kültürünü değiştirebilmek için ortak değerlerin yeniden olgunlaşması önemli. Veliler giderleri yönetemenin stresi ile yaşıyor.
Okul giderlerine konu gelmişken,
Şahıs şirketi sahibi veli, özel okul ücretinin bir kısmını gelir vergisi matrahından düşebiliyor. Maaşlı çalışan veli ise aynı faturaya bakakalıp tamamını cebinden ödüyor.
Şahıs işletmesi olan esnaf özel okul ücretini işletme gideri olarak deftere atmayacak.
Bunu yıl sonunda:
Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinde “Eğitim ve Sağlık Harcamaları” indirimi olarak gösterecek
Yasal sınır: beyan edilen ticari kazancın %10’u .