Son 40 yılda birçok ekonomide üretimdeki petrol kullanımı belirgin şekilde azaldı.
“Petrolden kurtulduk” diyenlerin sayısı hiç de az değildi.
Fiziksel olarak daha az petrol kullanıyor olabiliriz..
Yani daha az kullanıyoruz, çok daha pahalıya ödüyoruz.
Derin bir kırılma fiyatlanıyor: Akışın bozulması.
Ortadoğu’daki çatışmalar artık sadece varil fiyatını değil, enerji altyapısını vuruyor.
Körfez’in farklı ülkelerindeki tesisler saldırılardan nasibini alıyor.
Yangınlar, hasar, mücbir sebep ilanları…
Artık “fiyat ne olur” sorusu yerine,
“Yarın akış var mı?” sorusu sorulmaya başlandı.
En sert daralma jet yakıtında, ardından benzin ve motorinde geliyor.
Ama asıl kriz motorinde yaşanacak gibi duruyor.
Otobüs, tır, traktör, ekskavatör, forklift, vinç…
Tarladaki su pompasından şantiyedeki jeneratöre kadar motorin bu ekonominin çalışma yakıtı.
Üretim, lojistik, tarım — hepsi motorinle dönüyor.
Motorin zamlandığında pompa fiyatı başta olmak üzere her şeyin fiyatı değişiyor.
Türkiye’de yaklaşık 5,5 milyon dizel araç var.
Bu bir ulaşım verisi değil, ekonomik bağımlılığın fotoğrafı diye yorumlayabiliriz.
“Dizel pahalandı, benzinliye geçilir” tartışması başladı ama bu geçiş o kadar kolay değil.
Çünkü dizel araçların büyük kısmı tercih değil, zorunluluk.
Ticari araçlar, taşımacılık, tarım, sanayi…
Bunlar alternatif yakıta kısa vadede geçemez.
Yani motorin zamlandığında insanlar araç değiştirmez ve ekonomi yavaşlar.
Bugün bazı ülkelerde konuşulan dört günlük çalışma haftası, uzaktan eğitim, kısıtlı sürüş gibi gündemler yer alıyor.
“Fiyat yükseldi ama talep güçlü” dönemi bitti.
Artık talep fiyat tarafından eziliyor.
Jet yakıtı 200 dolar/varil seviyesine yaklaşınca, bazı uçuş hatları artık ekonomik ulaşım imkanı sağlayamaz oldu. Havacılık da bu krizin içinde yer alıyor.
Konu sadece Pompa Fiyatı meselesi olmaktan çıktı, Naphtha ve LPG akışındaki bozulma, özellikle Asya’daki üretimi baskılıyor.
Üretim düşüşleri, mücbir sebep ilanları artıyor.
Plastikten kimyasala, ambalajdan ilaca kadar tüm üretim zinciri baskı altına girdi.
Yeni Risk Haritası: Yükselen Asya
Üretim gücü Çin’in elindeyken Çin hâlâ yüksek petrol kullanımına sahip. Hindistan da bu oranı artıran nadir ülkelerden.
Hızlı büyümenin bedelini ise enerjiye bağımlılık diye yorumlayabiliriz.
Bu nedenle yeni petrol krizlerinde en büyük darbeyi Batı değil, yükselen Asya alabilir. Çin’den ucuz hammadde temin etmek yönünde de değişim yaşayabiliriz.
Bu dönüşüm sadece üretimi değil, yatırım dünyasını da değiştiriyor.
Petrol artık sadece bir emtia değil, çok katmanlı bir sistem.
Bir tarafta fiyatın kendisini satın alanlar var:
Petrol fonları, vadeli işlemler…
Diğer tarafta petrolü üretenler:
Enerji şirketleri, rafineriler…
Bir de daha geniş resme oynayanlar:
Emtia fonları ve karma portföyler.
Artık mesele petrolün yükselip yükselmemesinden ziyade hangi katmanda pozisyon aldığımız!
Yanlış yerde duran yatırımcı, petrol yükselirken bile kaybedebilir. Doğru yerde duran ise krizden bile kazanç çıkarabilir.
Sonuç: Petrol bitmedi, form değiştirdi
Petrolün ekonomideki rolü azalmadı.
Sadece şekil değiştirdi.
Tedarikte akış var mı?
Maliyet ne?
Ekonomi buna ne kadar dayanabiliyor?
Ve
Bu oyunda sen neredesin?
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Sinem Toplan
Petrol bitmedi, form değiştirdi
Derin bir kırılma fiyatlanıyor: Akışın bozulması.
Ortadoğu’daki çatışmalar artık sadece varil fiyatını değil, enerji altyapısını vuruyor.
Körfez’in farklı ülkelerindeki tesisler saldırılardan nasibini alıyor.
Yangınlar, hasar, mücbir sebep ilanları…
Artık “fiyat ne olur” sorusu yerine,
“Yarın akış var mı?” sorusu sorulmaya başlandı.
En sert daralma jet yakıtında, ardından benzin ve motorinde geliyor.
Ama asıl kriz motorinde yaşanacak gibi duruyor.
Otobüs, tır, traktör, ekskavatör, forklift, vinç…
Tarladaki su pompasından şantiyedeki jeneratöre kadar motorin bu ekonominin çalışma yakıtı.
Üretim, lojistik, tarım — hepsi motorinle dönüyor.
Motorin zamlandığında pompa fiyatı başta olmak üzere her şeyin fiyatı değişiyor.
Türkiye’de yaklaşık 5,5 milyon dizel araç var.
Bu bir ulaşım verisi değil, ekonomik bağımlılığın fotoğrafı diye yorumlayabiliriz.
“Dizel pahalandı, benzinliye geçilir” tartışması başladı ama bu geçiş o kadar kolay değil.
Çünkü dizel araçların büyük kısmı tercih değil, zorunluluk.
Ticari araçlar, taşımacılık, tarım, sanayi…
Bunlar alternatif yakıta kısa vadede geçemez.
Yani motorin zamlandığında insanlar araç değiştirmez ve ekonomi yavaşlar.
Bugün bazı ülkelerde konuşulan dört günlük çalışma haftası, uzaktan eğitim, kısıtlı sürüş gibi gündemler yer alıyor.
“Fiyat yükseldi ama talep güçlü” dönemi bitti.
Artık talep fiyat tarafından eziliyor.
Jet yakıtı 200 dolar/varil seviyesine yaklaşınca, bazı uçuş hatları artık ekonomik ulaşım imkanı sağlayamaz oldu. Havacılık da bu krizin içinde yer alıyor.
Konu sadece Pompa Fiyatı meselesi olmaktan çıktı, Naphtha ve LPG akışındaki bozulma, özellikle Asya’daki üretimi baskılıyor.
Üretim düşüşleri, mücbir sebep ilanları artıyor.
Plastikten kimyasala, ambalajdan ilaca kadar tüm üretim zinciri baskı altına girdi.
Yeni Risk Haritası: Yükselen Asya
Üretim gücü Çin’in elindeyken Çin hâlâ yüksek petrol kullanımına sahip. Hindistan da bu oranı artıran nadir ülkelerden.
Hızlı büyümenin bedelini ise enerjiye bağımlılık diye yorumlayabiliriz.
Bu nedenle yeni petrol krizlerinde en büyük darbeyi Batı değil, yükselen Asya alabilir. Çin’den ucuz hammadde temin etmek yönünde de değişim yaşayabiliriz.
Bu dönüşüm sadece üretimi değil, yatırım dünyasını da değiştiriyor.
Petrol artık sadece bir emtia değil, çok katmanlı bir sistem.
Bir tarafta fiyatın kendisini satın alanlar var:
Petrol fonları, vadeli işlemler…
Diğer tarafta petrolü üretenler:
Enerji şirketleri, rafineriler…
Bir de daha geniş resme oynayanlar:
Emtia fonları ve karma portföyler.
Artık mesele petrolün yükselip yükselmemesinden ziyade hangi katmanda pozisyon aldığımız!
Yanlış yerde duran yatırımcı, petrol yükselirken bile kaybedebilir. Doğru yerde duran ise krizden bile kazanç çıkarabilir.
Sonuç: Petrol bitmedi, form değiştirdi
Petrolün ekonomideki rolü azalmadı.
Sadece şekil değiştirdi.
Tedarikte akış var mı?
Maliyet ne?
Ekonomi buna ne kadar dayanabiliyor?
Ve
Bu oyunda sen neredesin?