SON DAKİKA
Hava Durumu

Borç faizle büyüdü; kâr bilançodan silindi

Yazının Giriş Tarihi: 21.01.2026 10:14
Yazının Güncellenme Tarihi: 21.01.2026 10:14

Hâlâ yapılandırma umudunu kaybetmemiş birçok firmanın, vergi ve SGK borçları kadar faiz gideri oluşmaya başladı.Bu faizi ödeyebilmek için gerekli kazancı yaratmak ise firmalar açısından yıllara yayılan bir süreci ifade ediyor.

Bugün bilançolarda kâr yok.

Kullanılan kredilerin faizi ödenemedi, anaparaya eklendi ve borç daha da büyüdü.

Bir bankaya ödenmesi gereken faiz, başka bir bankadan alınan krediyle çevrildi.

Rakamlarla anlatmak gerekirse:

2024 yılına 100 milyon TL borçla giren bir firma, yıl sonunda 150 milyon TL borçla karşılaştı.

2025’e 150 milyon TL borçla başlayan aynı firma, 2026’ya gelindiğinde 225 milyon TL borçla girdi.

Üstelik bu tablo, firmanın hiç yeni kredi kullanmadığı varsayımıyla ortaya çıkıyor.

İlave kredi kullanıldıysa sonuç daha da kaçınılmaz hâle geliyor:

Konkordato ya da yapılandırma.

İşte bu nedenle 2026 zor.

Sadece 100 milyon liralık bir borç, bileşik faiz etkisiyle çoktan iki katını aşmış durumda.

2026: Yapılandırmaların yılı

2026, kredi ve leasing yapılandırmalarıyla dolu bir yıl olacak.

“Bu süreç, bankaların firmaları batırmak yerine ayakta tutmayı öncelediği bir yıl olarak şekillenecek.”

Çünkü firmalar batarsa, bankaların sermaye yeterlilik rasyosu bozulur.

Bu nedenle 2026, bankaların firmaları daha fazla korumaya çalıştığı bir yıl olarak şekillenecek.

Elbette haciz uygulanan, NPL’e atılmak zorunda kalınan firmalar da olacak.

Ümit kalmadığında, çare çoğu zaman kabullenmek oluyor.

Asıl sorun nerede?

Piyasa dinamikleri belirgin biçimde bozulmuş durumda.

Bu yüzden borsada “mucize” beklentisi oluşturmak rasyonel görünmüyor.

Sorun yalnızca piyasa fiyatlaması, endeks hareketi ya da değerleme meselesi değil.

Sorun;

• Net işletme sermayesinin negatifte seyretmesi,

• Likidite sorunundan öte, firmaların hangi yolu seçeceğini bilememesi,

• Sadece enflasyon ve yüksek borç değil; banka çalışanlarının her firmaya batacakmış gibi yaklaşması,

• Yalnızca kredi daralması değil; bankaların finanse edecekleri sektörleri seçerek piyasadan uzaklaşmasıdır.

Örneğin, beyaz et üretimi yapan firmaların kredilendirilmemesi gerektiğini savunan karar vericilerin, beyaz et tüketmeye devam ediyor olması bir çelişki değil midir?

Aynı şekilde, altından su ve hava geçen taşıtların finansmanına kredi verilmemesi yönünde karar alan mekanizmaların, uçağa da tekneye de binmeyi sürdürmesi nasıl açıklanabilir?

Hizmeti kullanan, ancak o hizmetin üretimini ve sürdürülebilirliğini desteklemeyen bir bakış açısıyla karşı karşıyayız.

Talebi canlı tutup arzı boğmak; tüketimi normalleştirip üretimi cezalandırmak…

Ortada bir banka yönetim politikası varmış gibi görünse de ; mesele doğrudan zihniyet sorunudur. Bankacılık ve finans sistemi de bu çelişkinin en net yansıtıcısıdır.”

Üretimi dışlayan her finansman kararı, zincirin tamamını zayıflatır.

Bugün krediyi kapattığınız sektör, yarın arz açığı, fiyat baskısı ve kayıt dışılıkla geri döner.

Sorun sektörde değil;

Sorun, hizmeti kullanıp hizmeti desteklemeyen karar alma anlayışındadır.

Sorun “zombi” diye suçlanan firmalarda değil.

Sorun, firmaları zombi olmaya sürükleyen nedenlerde!

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.