SON DAKİKA
Hava Durumu

Washington uzlaşısı

Yazının Giriş Tarihi: 22.08.2025 13:12
Yazının Güncellenme Tarihi: 22.08.2025 13:12

Karabağ Zaferinin üzerinden yaklaşık beş yıl geçmesine rağmen Ermenistan ve Azerbaycan’ın karşılıklı toprak bütünlüklerini ve egemenliklerini tanımayı esas alan nihai bir anlaşmaya varamamaları emperyalist güçlerin devreye girmelerine ve süreci şekillendirmede pay sahibi olmalarına vesile oldu.

2020 yılındaki 44 günlük muharebede Kolektif Güvenlik Anlaşmasının gereğini yapmayarak kendini yalnız bıraktığına inanan Ermenistan, Rusya ile bağlarını peyderpey koparma yolunu tercih etti. Buna ilaveten Fransa ve ABD başta olmak üzere Avrupa ülkelerinden istediği istikamette destek alamayan Ermenistan başbakanı Paşinyan, diaspora Ermenilerinin ve Sarkisyan ile Koçaryan liderliğindeki Karabağ Klanı ve Kilisenin barışa adım atmama yönündeki baskısını her daim üzerinde hissetti.

19 Eylül 2023 anti-terör operasyonuyla işgal altındaki yedi rayonla birlikte Karabağ’ın tamamını topraklarına dâhil etme başarısını gösteren Azerbaycan ise, Şuşa Beyannamesiyle müttefiklik ilişkisine girdiği Türkiye’nin tam desteğine her daim mazhar oldu.

Ne var ki nihai barışa ulaşmanın en önemli şartlarından birisi olan ve Nahçıvan’ı Azerbaycan anakarasına bağlayacak olan Zengezur Koridoru meselesi de –ateşkes metninde açıkça belirtilmesine rağmen- çözülemeyen bir ihtilaf alanı olarak günümüze kadar geldi. İran kendi içerisindeki Türk varlığı nedeniyle ulus-devlet refleksi göstererek ve sınır/gümrük gelirlerini kaybedeceği ve yalnızlaşacağı endişesiyle söz konusu koridorun açılmasına karşı çıktı. Rusya ise Türk dünyasıyla Türkiye’yi birleştirecek bu koridoru, kendisi açısından jeopolitik bir hezimet olarak görmekteydi.

Koridor sorununa ilaveten Azerbaycan, nihai barışın imzalanması için Karabağ’ı hala kendi sınırları dâhilinde gösteren Ermenistan Anayasasının behemehâl tadil edilmesini ve otuz yıldır sorunu çözmekten ziyade derinleştirmeyi esas alan MİNSK Grubunun feshedilmesini şart koşmaktaydı.

Bu çözümsüzlük devam ederken Temmuz ayı başlarında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın özel davetiyle konuyu bizzat Türkiye’de görüşen Paşinyan, ülkesine döndüğünde devrim niteliğinde adımlar atmaya başladı. Çözümü zehirleyen Kiliseye karşı mücadele içine giren Ermeni başbakan, kendini devirmekle tehdit eden Rusya’ya karşı da Ukrayna’nın yanında saf tutma kararı aldı.

Ne olduysa tam da bu esnada oldu. Trump yönetiminin verdiği zımni destekle Ukrayna’da ciddi ilerleme kaydeden Rusya, Ermenistan’daki üslerine asker ve mühimmat yığmaya başladı. Paşinyan’ı devirmek için Kilise, muhalefet ve diasporayla irtibatını takviye etti. Bu esnada ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Zengezur Koridorunun Trump Köprüsü ismiyle yüz yıllığına ABD’ye kiralanması ve bin kişilik özel kuvvet askeriyle bu koridorun güvenliğinin Amerikan yönetimine bırakılması teklifinde bulundu.

Bu arada Çeçenistan’a inmek üzere olan Azerbaycan uçağını vurmasına rağmen bu durumu gizlemek adına Hazar Denizine yönlendiren, bu olayda sorumluğu ortaya çıkmasına rağmen özür ve tazminat talebini geri çeviren Rusya, bununla yetinmeyerek Moskova’da yaşayan Azerbaycan diasporasına ciddi ölümcül saldırılar düzenlendi. Buna mukabil Azerbaycan, Bulgaristan üzerinden Ukrayna’ya doğalgaz gönderme kararı alarak safını daha da netleştirmiş oldu.

Bu yaşanan olumsuzluklar Ermenistan ve Azerbaycan’ı Rusya’ya karşı mücadelede birleştirdi. 25 Temmuzda NATO tatbikatına katılan Gürcistan da Rusya’ya muhalefet konvoyuna katılan son Güney Kafkasya ülkesi oldu.

İran’ın on iki günlük savaşla birlikte devre dışı kalması ve Rusya’nın husumet yarattığı için denklem dışına itilmesi ABD’ye yeni bir manevra akanı açtı. Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff Putin’le Azerbaycan-Ermenistan ihtilafını onuştu. Görüşmenin hemen akabinde 8 Ağustos günü Washington’da her iki ülkenin lideri toplantıya çağrıldı.

Ne var ki bu esnada Rusya, Azerbaycan’ın Ukrayna’ya uzanan doğalgaz boru hattını vurdu. Netanyahu ise Rusya ile işbirliği yaparak barışı engelleme misyonuna sahip Taşnakları MOSSAD ve FSB marifetiyle harekete geçirdi. İran ve Rusya ise Azerbaycan’ı on iki günlük savaşta askeri ve istihbari üstlerini İsrail’e kullandırmak ve bazı dronları İran’a karşı ateşlemekle itham etti.

Tüm bu gelişmeler bağlamında Washington’da başlayan görüşmelerle Mayıs ayında uzlaşmaya varılan nihai barış metninin paraflanması, buna mukabil Barrack’ın teklif ettiği üzere kırk iki kilometre uzunluğundaki Zengezur Koridorunun ABD inisiyatifine bırakılması ve Çin’in Kuşak Yol Projesinin Orta Koridorunu teşkil eden bu coğrafyaya Çin nüfuzunun sokulmaması teminat altına alınacaktır.

Sonuç itibarıyla, koridorun ABD’ye geçmesi Güney Kafkasya açısından ciddi problemler ve krizlerin doğmasına sebebiyet verecektir. Pekin ile Londra’yı birleştirmeye çalışan Çin, en önemli güzergâhlarından birisini kaybedeceği için saldırganlaşacaktır. Kendini kuşatılmış hisseden ve zaten gittikçe zayıflayan İran, Azerbaycan’a karşı daha sert bir tutum sergilemeye başlayacaktır. ABD’nin bölgeye sızmasını hazmedemeyen Rusya, Ukrayna’da kısmen rahatlayınca, tüm dikkatini ve acımasızlığını Güney Kafkasya’ya yöneltecektir.

Burada kilit aktör, Rusya ile Ukrayna arasında aktif tarafsızlık politikası izleyen, Rusya’yı rahatsız etmemek için Ukrayna seyahatini iptal eden ve Rusya’ya karşı hiçbir ambargoyu gerçekleştirmeyen Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olacaktır. Türkiye’nin arabulucu olarak sergileyeceği dengeleme politikası, Rusya ile Azerbaycan arasında tırmanan gerginliğin sıcak bir çatışmaya dönüşmesine mani olacaktır.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.