SON DAKİKA
Hava Durumu

Hürmüz ve Bab’el-Mendeb denkleminde Husiler

Yazının Giriş Tarihi: 27.10.2026 10:34
Yazının Güncellenme Tarihi: 27.10.2026 10:37

Şiiliğin daha ılımlı bir kolu olan Zeydiliğe mensup Yemenli bir kabile olan Husiler, adını 2004 yılında öldürülen liderleri Hüseyin el Husi’den Şiiliğin daha ılımlı bir kolu olan Zeydiliğe mensup Yemenli bir kabile almaktadırlar. 1990’da Kuzey ve Güney Yemen’in birleşmesinden sonra İran Husileri vekil aktör olarak tayin etmiş ve bunların arasından Ensarullah adını alan bir örgüt teşkil etmiştir.

2000 yılında meşru Yemen hükümetinin Suudilerle sınır anlaşması yapmasının akabinde, ülkeyi Suudilere sattığı gerekçesiyle devlet başkanı Ali Abdullah Salih’e karşı ayaklanan Husiler, Arap baharı döneminde (2012) daha fazla özerklik isteyerek Salih’i devirip başkent Sana’yı 2014 senesinde ele geçirdiler. daha fazla özerklik isteyerek

İran’ın sınırsız desteğiyle ilerlemeye devam eden Husilerin baskısı neticesinde yeni devlet başkanı Mansur Hadi’nin Suudi Arabistan’a kaçması üzerine Suudiler ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Hadi’yi yeniden koltuğa oturtmak için Yemen’e askeri müdahalede bulundu. Husiler ise bu iki ülkeye füze ve dron saldırıları başlattı.

Ne var ki bu esnada BAE ile Suudiler çıkar çatışmasına düşerek farklı gruplara destek vermeye başlayınca Yemen çok büyük bir insani krizle karşı karşıya kaldı ve 2022 yılında Birleşmiş Milletler vasıtasıyla geçici bir ateşkes sağlanmış oldu.

Bu dönemde Suudi Arabistan sınırdaki Husi tehdidini bertaraf etme arayışıyla operasyon yaparken BAE ise Bab’el-Mendeb ve Kızıldeniz’deki stratejik limanları kontrol etme çabasındaydı.

Kalıcı ateşkes için müzakereler sürerken Hamas’ın 7 Ekim 2023 harekâtının başlaması üzerine Husiler Gazze’ye destek için Kızıldeniz ve Aden körfezinde İsrail’le bağlantılı gemilere saldırılar başlattı. ABD, İngiltere ve İsrail’in Husi hedeflerini vurması üzerine İran’a savaşlına kadar geçen uzun sürede Husi saldırıları tamamen durmuş oldu.

Son dönemde yaşanan krizi tetikleyen olay, Temmuz ayında İran’dan kalkan bir uçağın Husi kontrolündeki Sana havalimanına inmek isterken Yemen yönetiminin pisti bombalaması oldu. Bu nedenle ateşkes suya düştü.

Hürmüz boğazının kapalı olası yüzünden petrol ihracatını Kızıldeniz’e yönlendiren Suudilerin buradaki limanlarını bloke eden Husiler, 9 Eylül günü hiçbir direniş görmeden Bab’el-Mendebi tamamen ele geçirdi.

Bunun üzerine Trump’tan iki kez hava desteği isteYen Suudi Veliaht Prensi Selman, ret cevabı aldı. Ancak ABD istihbarat desteğini sürdürürken Fransa Suudi enerji altyapısını korumak için asker, radar ve savunma sistemi vereceğini taahhüt etti. İngiltere Suudi savaş uçaklarına yakıt ikmal desteği sunma sözü verdi. Pakistan ise Suudi topraklarına çoktan asker konuşlandırmıştı.

Tam da bu noktada Mekke İttifakının ne yapabileceği konuşulurken Dışişleri bakanı Fidan, bu ittifakın saldırı değil savunma esaslı olduğunu, müzakere ve diyaloğA öncelik verilmesi gerektiğini ve Türkiye’nin caydırıcı gücüyle bölgede varlık göstereceğini ifade etti.

Burada Türkiye, İran ve İsrail’in ittifakı daha doğmadan öldürmek istediğini ve savaşı bölgeye yaymak için ittifak üye devletlerinin tahrik edildiğini fark etti. Nitekim ittifak metninin henüz parlamentolardan geçmemiş olması, askeri anlamda ittifak üyelerinin henüz koordine edilmemesi ve kurum kuruluşlarının tam olarak şekillenmemesi de müdahaleyi imkânsız kılmaktaydı. Buna ilaveten Husilerin saldırgan bir aktör olarak devlet niteliği taşımaması, saldırıların Yemen topraklarından gelse de savunmanın Suudi sınırlarında kalması ve Yemen’e Türk askerinin gönderilmesi durumunda bölge ülkeleri ve özellikle ABD ile Türkiye ilişkilerinin bozulma ihtimali de kara müdahalesini bir seçenek olmaktan çıkarmaktaydı.

Bu bağlamda İran’ın Suudi Arabistan’a aracılık teklif etmesi, İran-ABD savaşını sona erdirmek ve Hürmüz üzerinden gerçekleştirilen müzakerelerde koz elde etmek için Husileri kullanacağını göstermektedir. Öte yandan Haşdi Şabinin Suudilere ait Yanbu Limanını vurması Suudi Arabistan’ı İsrail ile normalleşme ve İbrahim Anlaşmasını imzalamaya zorlamakta ve Pakistan ve Türkiye ile imzalanan Mekke İttifak’ını itibarsızlaştırmaktadır.

Özellikle hafta sonunda Riyad’daki Kral Halit havalimanın vurulmasıyla 14 kişinin hayatını kaybetmesinin akabinde İran dışişleri bakanı Arakçi’nin Husilerle aracılık teklif etmesi İran’ın bu örgüt üzerindeki gücünü göstermesi bakımından önemlidir. 2015’te Sana’yı ele geçirmelerinin akabinde Yemen ordusuna ait tüm silah ve cephaneyi elinde tutan Husiler, İran’dan teknik ve askeri desteğin yanı sıra uçuş kontrol ve navigasyon sistemleri temin etmekte ve balistik füze kapasitesini geliştirmektedir.

Sonuç itibarıyla İsrail ve ABD’deki seçimler sonrası İran’a büyük bir saldırı yapacağını deklare eden Trump’a karşı Husiler ve Bab’el-Mendeb İran için çok ciddi bir koz haline dönüşmüş durumdadır.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.