SON DAKİKA
Hava Durumu

Cumhurbaşkanımızın Şam ziyaretinin jeopolitik şifreleri

Yazının Giriş Tarihi: 28.09.2026 13:18
Yazının Güncellenme Tarihi: 28.09.2026 13:18

8 Aralık 2024 tarihinde gerçekleşen devrimle birlikte kurulan hükümet ve yeni Suriye devleti o günden bugüne çok ciddi bir değişim ve dönüşüm yaşamaktadır. Topraklarının üçte biri PKK, PYD ve SDG gibi terör örgütlerinin elinde bulunan, Tartus ve Lazkiye’de Nusayrilerin özerklik talebine maruz kalan ve güneyinde Süveyda, Dara ve Kuneytra’da Dürzilerin ayrılma talebiyle uğraşan Suriye, bugün başka ufuklara yelken açmaktadır.

Geçtiğimiz yılın sonlarından itibaren Halep’in Eşrefiye ve Şeyh Maksut mahallerinden başlayan terörle mücadele operasyonu meyvelerini vermeye başlamıştır. Terör örgütü Ayn-el Arab ve Haseke bölgesine sıkıştırılmış, SDG ve PKK türevi yapılar kendilerini feshetmiş ve özerklik talebi ilga edilmiştir.

Ne var ki bu kabil terör örgütleri tamamen yok edilmek yerine devlete entegre edilerek bu yapılar tugay ve tümenler halinde temsil edilmeye devam etmektedir. Burada en önemli sorun, terör örgütü militanlarının belirli bölgelerde yoğunlaşmış olmasıdır. Orduya intisabın tamamen bireysel olması ve topluca silah bırakma esası Türkiye’nin terörsüz bölge projesi kapsamında behemehâl gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu istikamette gelişmeler yakinen takip altında tutulacaktır.

Bir diğer önemli husus, devletin üniter karakteri muhafaza edilmek suretiyle merkezi otoritenin güçlendirilmesi ve tüm etnik, dini ve mezhepsel yapıların bu esaslar çerçevesinde temsilinin sağlanmasıdır. Bu bağlamda federalizm ve özerkliğe imkân tanımayan bir Anayasanın yazılması ve özellikle iç savaşın başından beri ülkenin bütünlüğüne hizmet eden Türklerin/Türkmenlerin tüm kültürel haklarının en küçük bir tereddüde mahal bırakılmayacak bir biçimde teslim edilmesidir.

Ekonomik boyutu ele aldığımızda Sezar yaptırımlarının kaldırılması, ülkenin teröre destek veren devletler kategorisinden çıkarılması ve yabancı yatırımcılar için cazip şartların teşkili önemli ölçüde oluşturulması ehemmiyet kesp etmektedir. Buna ilaveten Hürmüz’de yaşanan kriz Suriye’yi önemli bir alternatif haline dönüştürmüş ve enerjinin karadan taşınması hususunda Suriye vazgeçilmez bir aktör olarak görülmeye başlanmıştır.

Ne var ki tüm bu olumlu gelişmelerden rahatsız olan ve bölgeyle beraber Suriye’yi karanlık geçmişine döndürmeye çalışan bir aktör vardır: İsrail. Çok yakın geçmişte İdlib yakınlarında yer alan Ebu Zuhur’a dört uçakla saldıran ve Türkiye’nin üs kurmak istediği Tedmür ve Palmira’yı bombalayan İsrail, Türkiye’nin ülkedeki mevcudiyetinden rahatsızlığını her fırsatta ortaya koymaktadır.

Türkiye’yi tahrik edecek eylem ve söylemlerden kaçınmayan İsrail, Suriye’yi nüfuz ve hâkimiyet alanlarına bölme niyetini taşıyan bir teklifi ahlaksızca Türkiye sunma cüretini göstermiştir. Özellikle Türkiye’nin Suriye’ye hava savunma sistemleri ve radarlar vermesini istemeyen İsrail, hava üstünlüğüne dayalı manevra kabiliyetini kaybetmekten korkmaktadır.

Türkiye’nin Suriye tasavvuru ile İsrail’in Suriye algısı arasında ciddi farklar mevcuttur. Türkiye kendi egemenliğine sahip ve toprak bütünlüğünü koruyan bir Suriye inşasına katkı sağlarken İsrail parçalanmış ve güvenlik tüketen bir Suriye hayal etmektedir. Öyle ki bu uğurda İsrail, Suriye üzerinden Türkiye ile bir sıcak çatışmayı göze alabileceği intibaını yaratmaktadır.

Tüm bu çözümlemeler ışığında Dışişleri bakanımız Sayın Hakan Fidan’ın Şam ziyareti büyük bir jeopolitik kırılma yaratacak kadar önemli tesirler yaratmış durumdadır. Öncelikle bu ziyaret, Türkiye’nin İsrail’le çatışmadan kaçmayacağını göstermesi bakımından mühimdir. Türkiye Suriye’nin üniter yapısının korunması ve terör örgütlerinin tamamen tasfiyesi hususunda oldukça kararlı olduğunu bu ziyaretle deklare etmiş durumdadır.

Terörsüz Bölge konsepti içinde ABD’den alınan binlerce TIR ağır silahın Kerkük, Süleymaniye ve Erbil merkezlerinde toplanması Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından dikkatle takip edilecektir. Ayrıca Dışişleri Bakanımız terörün bitmesine hala ayak direyen ve bu konuda teröre desteğini esirmeyen İran’ı ve Irak’taki bazı yapıları da ikaz etmektedir.

Son olarak Sayın Fidan Cumhurbaşkanımızın ziyareti için hazırlık oluşturması için de Suriye’de bulunduğunu ifade ederek bu buluşmaya daha anlamlı bir boyut kazandırmıştır. Zira Cumhurbaşkanımızın ziyareti Suriye’nin uluslararası anlamda tüm kurum ve kuruluşlarıyla tamamlanmış ve uluslararası camiada hak ettiği yeri bulan onurlu bir devlet olarak tescilini ifade etmesi bakımından önemli olacaktır.

Buna ilaveten Suriye’nin tüm topraklarında egemenlik ve güvenliğini tesis etmiş, uluslararası ziyaret ve ticaret için gerekli şartları tamamlamış ve Ortadoğu’da barış ve istikrarın teminine katkı sağlayan bir ülke haline geldiği gerçeği bu ziyaretle birlikte tarihe geçecektir. Bu bağlamda Türkiye ve Suriye kardeşliğinin sadece kriz dönemlerinde değil, barış dönemlerinde güçlü ittifaklarla desteklenecek ve Şam’da Emevi camiinde kılınacak namazla da ebedileştirilecektir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.