Merkez Bankası'nın faiz kararı ilk bakışta küçük bir teknik düzenleme gibi görünebilir. Çünkü değişiklik, doğrudan politika faizinde değil, yabancı para cinsi işlemlere uygulanan faiz oranlarında yapıldı. Merkez Bankası (TCMB), ana politika faizi olan haftalık repo faizini %37 seviyesinde sabit tutarken, yabancı para serbest hesaplara uygulanan faiz oranı %4,75'ten %4,50'ye düşürüldü.
Ancak ekonomide bazen rakamlardan daha önemli olan, o rakamların verdiği mesajdır.
Piyasalar, merkez bankalarının attığı her adımda sadece bugünü değil, yarını okumaya çalışır. Bu nedenle alınan kararın büyüklüğünden çok, hangi yönde bir irade ortaya koyduğu önem kazanır.
19 Temmuz 2026 düzenlemesi de tam bu açıdan değerlendirilmeli.
Bir yandan enflasyonla mücadele sürerken, diğer yandan finansal piyasalarda normalleşme adımlarının dikkatle ve kontrollü biçimde atıldığı görülüyor. Bu, "sıkı para politikası sona erdi" anlamına gelmiyor. Daha çok, para politikasının ince ayar dönemine girildiğine işaret eden temkinli bir yaklaşım olarak okunabilir.
Ancak ekonominin önündeki asıl mesele hâlâ aynı.
Sanayici yatırım kararını sadece faiz oranına bakarak vermiyor. İhracatçı sadece döviz kuruna odaklanmıyor. İş insanı, önünü ne kadar görebildiğine göre hareket ediyor.
Bu yüzden Türkiye ekonomisinin bugün en fazla ihtiyaç duyduğu unsur; öngörülebilirlik, güven ve istikrardır.
Merkez Bankası'nın her kararı elbette önemlidir. Ancak tek başına hiçbir faiz düzenlemesi üretimi artırmaz, yatırımı hızlandırmaz veya kalıcı refah oluşturmaz. Bunları sağlayacak olan; tutarlı ekonomi politikaları, güçlü kurumlar ve geleceğe duyulan güvendir.
Son teknik adımın piyasalara vereceği mesaj önümüzdeki günlerde daha net anlaşılacak. Eğer bu mesaj; öngörülebilir, tutarlı ve kararlı bir ekonomi yönetiminin parçası olarak algılanırsa etkisi kararın kendisinden daha büyük olabilir.
Çünkü ekonomide bazen değişen faiz değildir.
Değişen beklentidir.
Ve ancak beklentiler değiştiğinde, piyasalar da yönünü değiştirmeye başlar.
**********
Pilavı çok yedik, sıra planda!
Bursa Platformu Derneği Yönetim Kurulu'nda, Bursa’nın geleceğini doğrudan ilgilendiren 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı gündemimizdeydi. İnanmayacaksınız ama 1998 yılında onaylanan ve 2020’yi hedefleyen plan şu an uygulama(ma)da. 28 yılda Bursa'ya bir Bursa daha eklendi, çevre köyle apartmanlarla, tarlalar mahallelerle doldu ama planın bundan haberi yok!.
Plan bu satırları okuyan sizi çok yakından ilgilendiriyor, çoğu zaman karışıyor imar planı değil bu "1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı"
Neden sizi ilgilendiriyor söyleyeyim; trafik sıkışıklığının, olmayan yeşil alanların, çarpık kentleşmenin, park yeri olmayan hastanelerin, servis trafiğini artıran okulların, yolları tıkayan AVM lerin bu plana göre yapıl(ma)mış olması gerekiyor(du).
Pek çok konuşulan yeni sanayi bölgelerinin, KOBİ OSB lerin, nereye yapılacağı tartışılan çöplüğün... hepsi bu plana göre yapılması gerekiyor.
Velhasıl huzurlu bir kentte yaşamak istiyorsak 5 yıldır çalışıla(maya)n bu Kent Anayasası'nın çıkması gerekiyor! “Bize plan değil pilav lazım” lafını hatırlayanlarınız vardır. Bursa tam öyle oldu, rant pilavını bolca tıkabasa yiyenler, mahvettikleri Bursa’da trafikten çöplüğe, hastaneden postaneye her şeyden en önce onlar şikayet ediyorlar…
Bursa Platformu'nun çağırısına tüm Bursa STK ları destek vermeli...
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Kenan Sertalp
Faiz değil, mesaj değişti
Ancak ekonomide bazen rakamlardan daha önemli olan, o rakamların verdiği mesajdır.
Piyasalar, merkez bankalarının attığı her adımda sadece bugünü değil, yarını okumaya çalışır. Bu nedenle alınan kararın büyüklüğünden çok, hangi yönde bir irade ortaya koyduğu önem kazanır.
19 Temmuz 2026 düzenlemesi de tam bu açıdan değerlendirilmeli.
Bir yandan enflasyonla mücadele sürerken, diğer yandan finansal piyasalarda normalleşme adımlarının dikkatle ve kontrollü biçimde atıldığı görülüyor. Bu, "sıkı para politikası sona erdi" anlamına gelmiyor. Daha çok, para politikasının ince ayar dönemine girildiğine işaret eden temkinli bir yaklaşım olarak okunabilir.
Ancak ekonominin önündeki asıl mesele hâlâ aynı.
Sanayici yatırım kararını sadece faiz oranına bakarak vermiyor. İhracatçı sadece döviz kuruna odaklanmıyor. İş insanı, önünü ne kadar görebildiğine göre hareket ediyor.
Bu yüzden Türkiye ekonomisinin bugün en fazla ihtiyaç duyduğu unsur; öngörülebilirlik, güven ve istikrardır.
Merkez Bankası'nın her kararı elbette önemlidir. Ancak tek başına hiçbir faiz düzenlemesi üretimi artırmaz, yatırımı hızlandırmaz veya kalıcı refah oluşturmaz. Bunları sağlayacak olan; tutarlı ekonomi politikaları, güçlü kurumlar ve geleceğe duyulan güvendir.
Son teknik adımın piyasalara vereceği mesaj önümüzdeki günlerde daha net anlaşılacak. Eğer bu mesaj; öngörülebilir, tutarlı ve kararlı bir ekonomi yönetiminin parçası olarak algılanırsa etkisi kararın kendisinden daha büyük olabilir.
Çünkü ekonomide bazen değişen faiz değildir.
Değişen beklentidir.
Ve ancak beklentiler değiştiğinde, piyasalar da yönünü değiştirmeye başlar.
**********
Pilavı çok yedik, sıra planda!
Bursa Platformu Derneği Yönetim Kurulu'nda, Bursa’nın geleceğini doğrudan ilgilendiren 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı gündemimizdeydi. İnanmayacaksınız ama 1998 yılında onaylanan ve 2020’yi hedefleyen plan şu an uygulama(ma)da. 28 yılda Bursa'ya bir Bursa daha eklendi, çevre köyle apartmanlarla, tarlalar mahallelerle doldu ama planın bundan haberi yok!.
Plan bu satırları okuyan sizi çok yakından ilgilendiriyor, çoğu zaman karışıyor imar planı değil bu "1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı"
Neden sizi ilgilendiriyor söyleyeyim; trafik sıkışıklığının, olmayan yeşil alanların, çarpık kentleşmenin, park yeri olmayan hastanelerin, servis trafiğini artıran okulların, yolları tıkayan AVM lerin bu plana göre yapıl(ma)mış olması gerekiyor(du).
Pek çok konuşulan yeni sanayi bölgelerinin, KOBİ OSB lerin, nereye yapılacağı tartışılan çöplüğün... hepsi bu plana göre yapılması gerekiyor.
Velhasıl huzurlu bir kentte yaşamak istiyorsak 5 yıldır çalışıla(maya)n bu Kent Anayasası'nın çıkması gerekiyor! “Bize plan değil pilav lazım” lafını hatırlayanlarınız vardır. Bursa tam öyle oldu, rant pilavını bolca tıkabasa yiyenler, mahvettikleri Bursa’da trafikten çöplüğe, hastaneden postaneye her şeyden en önce onlar şikayet ediyorlar…
Bursa Platformu'nun çağırısına tüm Bursa STK ları destek vermeli...