SON DAKİKA
Hava Durumu

Kişisel kör menfaat zehirdir!

Yazının Giriş Tarihi: 16.06.2018 21:23
Yazının Güncellenme Tarihi: 16.06.2018 21:23

 

Bireysel çıkarcılık yoluyla vatanı teslim etmek!

Allah korusun; bu cümlemi yazarken içim fena oldu ve elim titredi. Öyleyse niye yazdın diyeceksiniz? Geçen günlerde Orta Anadolu’da oldukça gelişkin ve sevimli bir ilimizde üç günlük kültür ziyaretinde idik. Gördüğüm birçok olumsuzlukları (yakın gelecekte) aşılacaktır diyerek değinmiyorum bile..

Fakaatt; güçlü bir turizm ve ticaretin içinde, her şahit olduğum alışveriş noktasında tek tane fiş alamadım! Taksi için üç bisiklet parası ödedim; kimden makbuz istediysem de bilmediğini söyledi.. Samimice bir dil ile şaşkınlıklarını sorduğumda ise, hiçbir müşterinin böyle bir şey istemediğini söylediler.. Bir anlamda Güneydoğu sınırlarımızdan ülkemize giren hiçbir malın gümrük kurallarıyla girmemiş olduğunu anlıyorum. İnşallah bu illerimize doğru bizdeki vatandaşlık alışkanlıkları gelir diye düşünmek istiyorum. Zamanla devlet kuralları (kanunları) burada da anlayış görür ve işlerlik kazanır diye ümit etmek istiyorum. Sonra batıya dönüp %65 oranındaki kayıt dışı ekonomi varlığını hatırlayınca ülkem adına vicdanım bir kere daha rahatsız oluyor.. Devlet yapısının gücü vergilerle meydana gelir ve bu yolla Devlet hizmet verir, kalkınmayı ateşler! Hal böyle iken; evimizin içindeki eşyaların yüzde kaçının faturasız alımlar yolu ile temin edildiğini bilmiyormuş gibi mi yapayım? Devlet; kanun ve kurallarını koyar, bildirir ve işleyişine ait sistem düzenlemesini yapıp tebliği eder. Halk, yani; biz vatandaşlar (yasalara karşı durmak için) kendi menfaat kodlamamızı delinmez bir şekilde yapmışsak eğer; Devleti temsil eden siyasi irade diretemediğinden; ülkemizin kalkınmasına dair kaynaklar “Devlet borçlanması” yolu ile temin edilme yoluna gidilir. Atatürk, muassır medeniyetler seviyesine çıkmamız için sıkı sıkı öğütler bırakmadı mı? O günden beri gelen siyasi sorumluluk taşıyan yükümlülerin bazıları dış borçtan korktuğu için bayındırlık ve topyekûn kalkınma hızımızı artıramamış olduk. Şimdi ise vatandaş isteklerini yerine getirilebilmesi için ucu açık borç stokları ile baş edebilmek bizleri nesiller süren borç ödemeleri içine atmıştır. Devleti/Hükümeti suçlayıcı edebiyatından daima kaçınmamız gerekir.  Çünkü; Hükümetler vatandaşın bitmez tükenmez isteklerinin sadece bir kısmına ait borçlanmaları yapmıştır henüz… Olan olmuş, yapılan yapılmıştır deyip vatandaş olarak nasıl bir ödeme kaygımız ve planımız olduğuna dair hangi fikirleri taşımaktayız? Vatandaşa sormazlar mı; Sen devletine hangi ödentiyi yaptın ki; bitmez isteklerinle Devletin zayıflamasına sebep oluyorsun? “Sonsuz saadet yoktur.” diyen bir atasözünü benim zamanımdaki öğretmenlerim daima öğrettiler. “Vatan varsa ben varım; öyleyse vatanın varlığı için çok daha fazla çalışmalıyım, dürüst ve tedbirli olmalıyım! Aksi halde; Yüce Allah’ıma nasıl bir vicdan ile hesap verebilirim” demek için nasıl bir kültür ve terbiye taşımak gereğini her vatandaş bilmiyor mu? Ekonomik özgürlük nasıl ki her fert için geçerliyse; aynı oranda Devletin var olması için de geçerlidir. Özellikle Milli savunma, Milli eğitim için kim bize kolay para verebilir? Ailelerin bir kısmı toplam varlığımızın yarısından fazlasını kendi lüks ve saltanatı için harcamayı seçmeye devam edecekse; hangi vicdanla önümüzdeki çeyrek yüzyıldan bahsedebiliriz?

 

 

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.