SON DAKİKA
Hava Durumu

Üniversitelerimizde kara bulutlar

Yazının Giriş Tarihi: 22.08.2025 13:03
Yazının Güncellenme Tarihi: 22.08.2025 13:04

Gelişmiş ülkeler, endüstri devrimiyle dönüşen yeni dünya düzeninde iyi eğitilmiş işgücü ve buluşçuluğu destekleyen insan kaynağı ihtiyacını, iyi bir üniversite öğrenimi ile gidermekteler. Bununla birlikte, dijitalleşme ve gelişen bilişim teknolojileri yüzünden, artık üniversiteler için mekâna ve zamana bağlı bir bilgi aktarım modeli de ömrünü doldurdu. Üniversite öğrencisi kendisi bilgi edinimini tamamlıyor, üniversiteler ise yeni fikirlerin ve deneyimlerin paylaşıldığı yerler, öğretim üyeleri de daha çok öğrenme ve araştırma danışmanına dönüşüyor.

Bizde ise durum vahim. Neden mi?

Üniversitelerimiz yüksek öğrenimi hala lise mantığında, öğretmenin özetlenmiş kayıtlı bilgiyi sunduğu, öğrencilerin ise dinleyerek not tuttuğu ve sorularını sadece belli şartlarda sorabildiği bir eğitimle devam ettiriyor. Bu yetmezmiş gibi, eşitlikçi ama çok verimsiz bir sınav sistemiyle üniversitelere akan kitleleri, ülke ihtiyacının çok üstünde bir kapasite ile sınıflara dolduruyor, yeni ekonominin işine yaramayacak kalitede bir eğitimle mezun ediyor.

Bu sene bu hatadan biraz dönüldü ve kapasiteler düşürüldü ama hala gerçekçi bir ihtiyaç tespiti ve kapasite planlaması yok. Koca koca yüzbinlerce çalışanı olan MEB ve YÖK’e bağlı üniversiteler kendi söküklerini dikemiyorlar!

Üniversite taklidi yapan sertifika şirketleri:

YÖK görmezden geldiği için yıllardır kangren haline gelen bu sorun, özel sektörde çalışan olarak yolunu bulamasa da kamu sektöründe ve serbest meslek alanında muteber görünüyor. Yıllarca emek vererek üniversite bitirmiş biri ile uygun vasfı olmadığı için, hiç sokağına uğramadan aldığı sertifikadan bozma “diplama taklidi” ile başka biri de aynı emek piyasasında rekabet etmekte. Bu durumun önüne geçmek YÖK’ün asli görevlerinden. YÖK bu şekilde eksik, ayıplı hizmet alarak mağdur olanların mağduriyetinden de sorumlu durumda aynı zamanda. Son günlerdeki vefat etmiş kişilerin diplomalarının başka kişiler adına kaydedilmesi, dijital sistemlerde not vb değişiklikleri ile yapılan hırsızlıklar ise başlı başına bir yazıyı hak ediyor.

Üniversite mi? Manav mı?

Öğretim kadrosu ve eğitim kapasitesi uzun zamandır maddi imkanlar açısından ihmal edilen üniversiteler, buna rağmen kadro talebinde bulunan öğretim üyesi adaylarına adil bir seçim sürecini çok görmekte ve rektörler kendi akraba ve dostlarına öncelik tanıyarak eğitimin kalitesini düşürmekte. Bu durum liyakat ile işini yapmaya gayret eden mevcut kadroların da morallerini yok ederek öğretimin motivasyonunu, yarışçılığını da ortadan kaldırmakta. Zaten fedakârca çalışarak eğitim öğretimi ayakta tutmaya çalışan liyakatli kadroları yıldıran bu tür uygulamalar üniversitenin ruhunu da öldürmekte.

Ey rektör hocam, eğer bu yaptığın doğru ve savunulabilir olsaydı, Leipzig Üniversitesi, MIT, Münih Teknik Üniversitesi de bu yaptığını yapıyor olurdu. Görevli olarak atandığın bu üniversite senin veya bir akrabandan miras kalmış bir manav dükkânı değil, kaldı ki oraya bile, meyve sebzeden anlayacak, satışı arttırabilecek güler yüzlü, güvenilir birini işe almaya çalışırsın. Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV) Mekke’yi fethettiğinde Kabe’nin Yahudi bakıcısına dokunmayın, o işini iyi yapıyor dediğini de hep anlatmadılar mı size, bize?

Kaldı ki, çok yakın bir tanıdığım var, büyük bir yazılım şirketinin sahibi, evladı Koç Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği’ni bitirdiği halde, hemen onu kendi şirketinde işe başlatmadı, önce başka yerlerde kendi seviyesini görsün, dış dünyayı tanısın, ondan sonra gelmek isterse uygun bir pozisyon olursa gelsin dedi.

Rektör hocam, yükün ve sorumluluğun büyük. Sanma ki, kimse farkında değil, hepimiz durumun farkındayız.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.