Hep karşılaştırırız, ülkemizin daha iyi olmasını ve bize benzer ülkeleri geçmesini isteriz.
Bu bize gurur verir. Geri kaldığımızda da kaygılanırız. İnsanın iyiyi araması doğal bir içgüdüdür.
Doğurganlık:
Bu kez AB’ini doğurganlık oranında yakaladık. Bunu düşen doğurganlık oranı ile 10 yıl içinde yaptık. Doğurganlık oranı 2,1 ve üstü olan ülkeler nüfusunu yenileyen ve arttırabilen ülkeler. Türkiye 2014 Yılında 2,19 ile bu kriteri sağlamakta idi. 2024 yılında, 1,48 ve geçen yıl ise 1,42 oldu. Yani artık nüfusu azalan, yaşlanan AB ile aynı ligdeyiz.
Almanya’yı yakalamış olduk. Almanya uzun yıllardır 1.4 civarında doğurganlık oranına sahip. Polonya ve İspanya ise 1.1’lerde. Yani AB hızla yaşlanıyor idi. Biz de bunu onların seviyesine düşerek yakaladık.
Çalışma hayatı ve kazanç:
Bununla birlikte ülkemiz bu dört ülke içinde neredeyse en çok çalışan ve en az kazanan ülke durumunda. Yani işgücümüzü verimli kullanamayan bir sanayi, endüstri ve hizmetler ağımız var.
Ülke
Yıllık ortalama çalışma saati (çalışan başına)
Aylık net ortalama hane geliri*
Türkiye
~1.700 saat
~1.500–2.000 €
Almanya
~1.340 saat
~4.500–5.500 €
İspanya
~1.640 saat
~3.000–3.800 €
Polonya
~1.800 saat
~2.200–3.000 €
Emeklilik:
Ülkemiz OECD ülkeleri içinde en genç emeklileri barındırıyor. Bunu yaparken kendimizi kandırıyor ve zaten zor durumda olan emeklilik sistemini daha da tehlikeye atıyoruz.
Fiili Emeklilik Yaşı
Türkiye
OECD Ortalaması
2022
53
63
2024
49
64
Emeklilerin aldıkları maaş uzun yıllardır izlenilen erken emeklilik yönündeki tercih sebebiyle, fiilen hayatlarını sürdürmeye yetmeyecek bir ücrete dönüşmüş durumda.
Ülke
Yıllık (€)
Aylık (€)
İzlanda
38.031
~3.169
Lüksemburg
34.413
~2.868
Almanya
17.926
~1.494
İspanya
18.100
~1.508
Polonya
7.200
~600
Bulgaristan
4.479
~373
Türkiye
3.377
~281
Emekli bir Alman, 5 Türk emeklisine verilen maaşı almakta. Enflasyonist etkilerden arındırsak, SGP yani Satın Alma Gücü Paritesi’ne de bağlasak Türkiye son sırada. Bir araştırmaya göre emeklilerimizin %25’i hala çalışma hayatında. Bir başka araştırma ise, her 3 emekliden 2 sinin iş aramakta ya da halen çalışmakta olduğunu söylüyor. Yani emeklilerimiz aslında emekli de olamıyorlar. Herkesten fazla çalışan ama az kazanan, emekli olamayan bir ülke olmayı kabul edemeyiz.
Çözüm:
Maalesef yıllar içinde kronikleşmiş bir problemin birkaç anlık tedbirle çözülebilmesi mümkün görünmüyor. Bununla birlikte, katma değeri yüksek üretim alanlarına öncelik veren, eğitim altyapısını ve içeriğini gelişen teknolojiye göre yenileyebilen bir Türkiye, tarih ve doğa gibi rekabet avantajlarını da öne çıkararak bunu çözebilir.
Bu çok genel bir tanım, daha net öneriler verecek olursak:
LGS sınavında %1’e giren tüm öğrencilere en üst seviye bilimsel eğitim verilecek Devlet Fen Liseleri tekrar oluşturulmalı, %10’a girenlerin okudukları tüm okullara, maaşlarını devletin ödediği, ana dili ingilizce olan öğretmenler ile sadece sohbet sınıfları ile pratik İngilizce öğretmeli.
Daha çok nüfusa, daha fazla işgücüne ulaşabilmemiz kısa dönemde mümkün değil. Daha nitelikli çalışan nüfus ile daha çok kazanan bir ülke olmamız mümkün.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Alim Küçükpehlivan
Avrupa Birliği’ni yakaladık
Doğurganlık:
Bu kez AB’ini doğurganlık oranında yakaladık. Bunu düşen doğurganlık oranı ile 10 yıl içinde yaptık. Doğurganlık oranı 2,1 ve üstü olan ülkeler nüfusunu yenileyen ve arttırabilen ülkeler. Türkiye 2014 Yılında 2,19 ile bu kriteri sağlamakta idi. 2024 yılında, 1,48 ve geçen yıl ise 1,42 oldu. Yani artık nüfusu azalan, yaşlanan AB ile aynı ligdeyiz.
Almanya’yı yakalamış olduk. Almanya uzun yıllardır 1.4 civarında doğurganlık oranına sahip. Polonya ve İspanya ise 1.1’lerde. Yani AB hızla yaşlanıyor idi. Biz de bunu onların seviyesine düşerek yakaladık.
Çalışma hayatı ve kazanç:
Bununla birlikte ülkemiz bu dört ülke içinde neredeyse en çok çalışan ve en az kazanan ülke durumunda. Yani işgücümüzü verimli kullanamayan bir sanayi, endüstri ve hizmetler ağımız var.
Ülke
Yıllık ortalama çalışma saati (çalışan başına)
Aylık net ortalama hane geliri*
Türkiye
~1.700 saat
~1.500–2.000 €
Almanya
~1.340 saat
~4.500–5.500 €
İspanya
~1.640 saat
~3.000–3.800 €
Polonya
~1.800 saat
~2.200–3.000 €
Emeklilik:
Ülkemiz OECD ülkeleri içinde en genç emeklileri barındırıyor. Bunu yaparken kendimizi kandırıyor ve zaten zor durumda olan emeklilik sistemini daha da tehlikeye atıyoruz.
Fiili Emeklilik Yaşı
Türkiye
OECD Ortalaması
2022
53
63
2024
49
64
Emeklilerin aldıkları maaş uzun yıllardır izlenilen erken emeklilik yönündeki tercih sebebiyle, fiilen hayatlarını sürdürmeye yetmeyecek bir ücrete dönüşmüş durumda.
Ülke
Yıllık (€)
Aylık (€)
İzlanda
38.031
~3.169
Lüksemburg
34.413
~2.868
Almanya
17.926
~1.494
İspanya
18.100
~1.508
Polonya
7.200
~600
Bulgaristan
4.479
~373
Türkiye
3.377
~281
Emekli bir Alman, 5 Türk emeklisine verilen maaşı almakta. Enflasyonist etkilerden arındırsak, SGP yani Satın Alma Gücü Paritesi’ne de bağlasak Türkiye son sırada. Bir araştırmaya göre emeklilerimizin %25’i hala çalışma hayatında. Bir başka araştırma ise, her 3 emekliden 2 sinin iş aramakta ya da halen çalışmakta olduğunu söylüyor. Yani emeklilerimiz aslında emekli de olamıyorlar. Herkesten fazla çalışan ama az kazanan, emekli olamayan bir ülke olmayı kabul edemeyiz.
Çözüm:
Maalesef yıllar içinde kronikleşmiş bir problemin birkaç anlık tedbirle çözülebilmesi mümkün görünmüyor. Bununla birlikte, katma değeri yüksek üretim alanlarına öncelik veren, eğitim altyapısını ve içeriğini gelişen teknolojiye göre yenileyebilen bir Türkiye, tarih ve doğa gibi rekabet avantajlarını da öne çıkararak bunu çözebilir.
Bu çok genel bir tanım, daha net öneriler verecek olursak:
LGS sınavında %1’e giren tüm öğrencilere en üst seviye bilimsel eğitim verilecek Devlet Fen Liseleri tekrar oluşturulmalı, %10’a girenlerin okudukları tüm okullara, maaşlarını devletin ödediği, ana dili ingilizce olan öğretmenler ile sadece sohbet sınıfları ile pratik İngilizce öğretmeli.
Daha çok nüfusa, daha fazla işgücüne ulaşabilmemiz kısa dönemde mümkün değil. Daha nitelikli çalışan nüfus ile daha çok kazanan bir ülke olmamız mümkün.