SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yüksek Teknoloji

Ekometre - Yüksek Teknoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yüksek Teknoloji haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

BTSO’dan hizmet sektörüne nitelikli iş gücü yatırımı Haber

BTSO’dan hizmet sektörüne nitelikli iş gücü yatırımı

Bu kapsamda, BTSO’nun destekleriyle yenilenen Osmangazi Mesleki Eğitim Merkezi Güzellik ve Saç Bakım Hizmetleri Sınav ve Eğitim Salonu, yeni eğitim döneminde öğrencilerin kullanımına sunuldu. Toplam 400 metrekarelik alana sahip merkez, teknolojik gelişmelere uygun şekilde modernize edilerek öğrencilerin teorik ve uygulamalı mesleki eğitimlerini çağın gerektirdiği donanımlarla alabilecekleri modern bir eğitim alanına dönüştürüldü. İl Millî Eğitim Müdürü Gürhan Çokgezer, BTSO Meclis ve Komite Üyeleri, meslek odası başkanları ve sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen açılış programında konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Türkiye genelindeki 367 oda ve borsa arasında hizmet sektörüne bu ölçekte ve donanımda çıraklık merkezi kazandıran tek oda olduklarını söyledi. İbrahim Burkay, eğitim yatırımlarının BTSO’nun öncelikli alanlarından biri olduğunu belirtti. GUHEM bünyesindeki Gökmen Havacılık ve Uzay Yüksek Teknoloji Fen Lisesi’nin hemen ardından hizmet sektörüne yönelik merkezi de şehre kazandırmaktan gurur duyduklarını ifade eden Başkan Burkay, “Türkiye’deki 367 oda ve borsa içinde bu ölçekte ve donanımda bir eğitim ve çıraklık merkezini hayata geçiren tek odayız. Bu yatırım, BTSO’nun yalnızca sanayide değil, ticarette, hizmette, sağlıkta ve turizmde de şehrine ve ülkesine sunduğu çok yönlü vizyonun en somut göstergesidir. Kentlerin ve toplumların gelişiminde estetik anlayışı belirleyici bir unsurdur. Burada eğitim görecek gençlerimiz meslek sahibi olmakla kalmayacak, bireylerin ve toplumun estetiğini, yaşam kalitesini ve mutluluğunu artıran çok değerli bir vazifeyi üstlenecekler.” diye konuştu. BTSO’nun 2030 Vizyonunda Hizmet Sektörüne Güçlü Destek İbrahim Burkay, mesleki eğitim ile sektörün ihtiyaçlarını buluşturan merkezlerin, iş dünyası ile gençler arasında güçlü bir köprü oluşturduğunu belirterek, “BTSO olarak 70 meslek komitemizle iş dünyasının her alanında projeler üreten ve bu projeleri hayata geçiren bir kurumuz. İçinde bulunduğumuz 400 metrekarelik alanda 20 koltuk bulunuyor. Burada hem cilt bakımı hem de kuaförlük alanlarında çıraklarımızın eğitimlerini gerçekleştiriyoruz. Bu merkezi çok önemsiyoruz. Sektörde faaliyet gösteren firmalarımızın birçoğu lansmanlarını burada gerçekleştiriyor. Sektörün tüm paydaşlarının bir araya geldiği, firmalarımızın merkezi aktif şekilde kullandığı bu yapı bizim için çok kıymetli. BTSO olarak ticaretten hizmet sektörüne, finanstan sağlığa, eğitimden turizme, tarımdan sanayiye kadar her alanda 60 bin üyemize hizmet sunmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu dönemde de 2030 vizyonumuz doğrultusunda, özellikle ticaret başta olmak üzere tüm alanlarda yalnızca Bursa’yı değil, Türkiye’yi dönüştürecek projeleri hayata geçireceğiz.” dedi. Mesleki Eğitimde Bursa’nın Öğrenci Sayısı 80 Bine Ulaştı Bursa İl Milli Eğitim Müdürü Gürhan Çokgezer, sanayi kenti Bursa’da mesleki eğitime verilen desteğin önemine dikkat çekerek, “BTSO ile yürütülen güçlü iş birliği ve öğretmenlerimizin gayreti sayesinde Bursa’da mesleki eğitimdeki öğrenci sayısı 80 bine ulaştı. Ahilik Haftası vesilesiyle Ahi Evran ve Yunus Emre’den miras kalan helal üretim ve dürüst kazanç kültürünün bu atölyelerde nesilden nesle aktarılmasını diliyorum. Emeği geçen, atölyenin yapımında katkısı bulunan Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu’na ve Başkanımıza çok teşekkür ediyorum. İnşallah buradan öğrencilerimiz işlerini öğrenerek, usta olarak evlerine ekmek götürecek birer birey olarak yetişirler.” dedi. “Gençlerin Yetişmesine Büyük Katkı Sağlayacak” BTSO Meclis Üyesi Erhan Ceren, hizmet sektörü olarak gençlerin yetişmesine katkı sağlayacak önemli bir atölyenin açılışı için bir araya geldiklerini belirterek, “BTSO Başkanımız İbrahim Burkay’ın ortaya koyduğu 2030 vizyonu doğrultusunda, sektörlerimizin geleceğine yönelik çalışmaların içerisinde yer almaktan ve bu vizyonu desteklemekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Kendi sektörüm açısından baktığımda, yaklaşık üç dönemdir beraber çalışıyoruz ve hizmet sektörüne verdiği destekler göz ardı edilemeyecek kadar kıymetli. Bugün ‘başardık’ dediğimiz tüm projelerde kendisi yanımızda oldu ve tam desteğini verdi. Burası da o projelerden bir tanesi. Sektörümüzün her zaman yanında oldu, kendisine bugüne kadar verdiği destek ve emekleri için teşekkür ediyorum.” dedi. “Bursa İçin Çok Önemli Bir Kazanım” BTSO Meclis Üyesi Ali Bocan, Osmangazi Mesleki Eğitim Merkezi bünyesindeki güzellik ve saç bakım hizmetleri alanı atölyelerini güncel teknolojiler doğrultusunda hizmete sunduklarını belirterek, “BTSO Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın İbrahim Burkay’ın destekleriyle atölyelerimizi gençlerimizin hizmetine sunduk. Bu proje sektörümüz, gençlerimiz ve Bursamız için çok önemli bir kazanım oldu. Merkezde Cilt Bakımı ve Makyaj, Kadın Kuaförlüğü ve Erkek Kuaförlüğü alanlarında eğitimler veriliyor ve bu alanlarda 1.300 kişi eğitim alıyor. Bu sayı her geçen gün artıyor. Burada ulusal ve uluslararası standartlara uygun müfredatlar kapsamında eğitim alan gençlerimizi istihdam eden işletmelerimiz, devlet tarafından sağlanan teşviklerden de yararlanabiliyor.” dedi.

Türkiye ekonomisi küresel yatırımcılara anlatıldı Haber

Türkiye ekonomisi küresel yatırımcılara anlatıldı

Ekonomi yönetimi tarafından yapılan sunumlarda artan rezervler, düşük borçluluk, üretim kapasitesi ve azalan dış kırılganlıklar öne çıkarılırken, yeşil ve dijital dönüşüm ile yüksek katma değerli yatırımların önemi vurgulandı. Küresel koşullara karşı ekonomik dayanıklılık mesajı New York'ta gerçekleştirilen 19. Türkiye Yatırım Konferansı kapsamında ABD'li doğrudan yatırımcılarla bir araya gelen ekonomi yönetimi, Türkiye'nin makroekonomik görünümünü ve yatırım fırsatlarını değerlendirdi. Toplantılarda, zorlu küresel ekonomik koşullar ve bölgede devam eden çatışmaların yarattığı risklere karşı Türkiye ekonomisinin dayanıklılığı ele alındı. Ekonomik görünümü destekleyen unsurlar arasında rezervlerdeki artış, kamu maliyesindeki hareket alanı ve dış kırılganlıklardaki azalma gösterildi. Üç gün sürecek konferans kapsamında yatırımcı buluşmaları ve sektörel oturumlarla Türkiye'nin büyüme potansiyeli ile yatırım ortamının değerlendirilmesi planlandı. Yatırım ve verimlilik büyümenin temel unsurları arasında Toplantılarda Türkiye'de sabit sermaye yatırımlarının kişi başına gelir seviyesine kıyasla yüksek olduğu, son iki yılda verimlilik artışında da ivme yakalandığı belirtildi. Üretim kapasitesini genişleten yatırımlar ve verimlilik kazanımları, orta vadeli büyüme görünümünü destekleyen başlıca unsurlar arasında değerlendirildi. Yüksek teknoloji ve katma değerli yatırımların çekilmesine yönelik teşvikler de yatırım gündeminin önemli başlıkları arasında yer aldı. Borçluluk ve kamu maliyesi öne çıktı Türkiye ekonomisinin toplam borçluluk oranının görece düşük olması, yatırımcı görüşmelerinde öne çıkan konulardan biri oldu. Kamu maliyesindeki hareket alanının ekonomik şoklara karşı tampon oluşturabileceği belirtilirken, dış kırılganlıklardaki gerileme ve finansal göstergelerdeki iyileşmenin ekonomik dayanıklılığa katkı sağladığı ifade edildi. Ekonomi politikalarının temel hedefleri arasında makroekonomik istikrarın güçlendirilmesi ve dış kaynaklı risklere karşı dirençli bir yapı oluşturulması gösterildi. Rezerv artışı ve kur korumalı mevduattan çıkış süreci Uluslararası rezervlerdeki artış ve kur korumalı mevduat sisteminden çıkış süreci de ekonomik görünümün değerlendirildiği başlıklar arasında yer aldı. Bu gelişmelerin dış finansman risklerini azaltması, para politikasının etkinliğini desteklemesi ve ekonomik şoklara karşı dayanıklılığı artırması bekleniyor. Rezervlerin seyri ile finansal istikrar göstergeleri, Türkiye ekonomisinin dış dengesi ve yatırımcı güveni açısından takip edilen unsurlar arasında bulunuyor. Türkiye'nin tedarik zincirlerindeki rolü Türkiye'nin stratejik coğrafi konumu, üretim altyapısı, imalat ve hizmet sektörlerindeki kapasitesi ile nitelikli iş gücü, yatırımcı sunumlarında öne çıkarılan avantajlar arasında yer aldı. Küresel tedarik zincirlerindeki dönüşüm sürecinde Türkiye'nin üretim ve lojistik altyapısı üzerinden yeni yatırım fırsatları sunabileceği belirtildi. Yüksek katma değerli üretimin geliştirilmesi ve küresel şirketlerle iş birliğinin artırılması, yatırım gündeminin temel başlıkları arasında gösterildi. Yeşil ve dijital dönüşüm yatırım gündeminde Yeşil dönüşüm, dijitalleşme, sanayide dönüşüm ve üretken altyapı yatırımları, Türkiye'nin yatırım çekme stratejisinde öne çıkan alanlar arasında yer aldı. Yatırım teşviklerinin üretim ve ihracat kapasitesini geliştirmeye, teknoloji yoğun yatırımları artırmaya yönelik hedeflerle ilişkilendirildiği belirtildi. Konferansın stratejik yatırım başlıkları arasında yarı iletkenler, mobilite, yeşil enerji, ileri imalat, dijital teknolojiler, iletişim ve uzay sektörleri yer aldı. Bu alanlar, küresel yatırım eğilimleri ve teknolojik dönüşüm çerçevesinde Türkiye'nin yatırım çekme potansiyelinin değerlendirildiği sektörler olarak öne çıktı. Savunma sanayii ve dijital hizmetlerde büyüme potansiyeli Toplantılarda Türkiye'nin farklı sektörlerdeki üretim ve ihracat kapasitesi de ele alındı. Savunma sanayii, turizm, sağlık turizmi, televizyon dizileri, mobil oyunlar ve dijital hizmet ihracatı, büyüme ve uluslararası pazarlara açılım fırsatları açısından öne çıkarılan alanlar arasında yer aldı. Savunma sanayiinin imalat sektöründeki teknolojik dönüşüme katkı sağlayabileceği, dijital hizmetler ve yaratıcı sektörlerin ise ihracat çeşitliliğini artırabileceği değerlendirildi. Para politikası ve dezenflasyon süreci Yatırımcı toplantılarında para politikası ve makroekonomik görünüm de gündeme geldi. Görüşmelerde fiyat istikrarı, dezenflasyon süreci ve para politikasının görünümü ele alınırken, enflasyonla mücadele programının ekonomik istikrar ve yatırım kararları üzerindeki etkileri değerlendirildi. Para politikası uygulamalarının yanı sıra mali disiplin ve büyüme hedefleri, yatırımcıların Türkiye ekonomisine ilişkin beklentilerini şekillendiren temel politika başlıkları arasında bulunuyor. Orta Vadeli Program yatırımcılara anlatıldı Eylül ayının başında açıklanan Orta Vadeli Program'ın üç yıllık yol haritası da görüşmelerin gündeminde yer aldı. Program kapsamında fiyat istikrarı, büyüme hedefleri, mali disiplin ve kamu maliyesinin görünümü değerlendirildi. Ekonomi politikalarının önümüzdeki dönemde yatırım ortamı, finansman koşulları ve büyüme dinamikleri üzerindeki etkileri yatırımcılar açısından önem taşıyor. Yatırım görüşmeleri farklı sektörlere yayılıyor 21-23 Eylül tarihleri arasında New York'ta gerçekleştirilen konferans kapsamında enerji, finans, teknoloji, havacılık, otomotiv ve diğer stratejik sektörlerde yatırım ve iş birliği fırsatlarının ele alınması planlandı. Programın ilerleyen oturumlarında yüksek teknoloji yatırımları, şirketler arası ortaklıklar ve Türkiye'nin küresel tedarik zincirlerindeki rolünün değerlendirilmesi öngörülüyor. Türkiye'nin yatırım ortamına ilişkin mesajlarda makroekonomik istikrar, üretim kapasitesi ve teknolojik dönüşümün yanı sıra küresel sermaye ile iş birliğinin geliştirilmesi öne çıkıyor.

GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Fen Lisesi’nde ilk ders zili çaldı Haber

GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Fen Lisesi’nde ilk ders zili çaldı

Türkiye genelinde LGS’de en başarılı 48 öğrencinin eğitim göreceği okulun açılışında konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, “Geleceğimiz için yaptığımız en büyük yatırım öğrencilerimizdir. Buradan ülkemizi geleceğe taşıyacak çok değerli girişimciler ve liderler yetişeceğine inanıyorum.” dedi. BTSO öncülüğünde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı destekleriyle hayata geçen GUHEM’in yerleşkesindeki programa Bursa Valisi Erol Ayyıldız, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur, İl Millî Eğitim Müdürü Gürhan Çokgezer, BTSO Meclis ve Yönetim Kurulu üyeleri, öğretmenler, öğrenciler ve veliler katıldı. BTSO Başkanı İbrahim Burkay, GUHEM projesine yaklaşık 10 yıl önce büyük bir hayalle başladıklarını belirterek merkezin bugün dünyanın önde gelen uzay ve havacılık merkezlerinden biri haline geldiğini söyledi. Bursa’nın ekonomik gücünün arkasında sanayi ve teknolojinin bulunduğunu ifade eden Burkay, geleceğin asıl gücünün ise nitelikli insan kaynağı olduğunu vurguladı. İbrahim Burkay, “Fabrikalarımız, üretim gücümüz ve teknolojimiz elbette çok kıymetli. Ancak geleceğimiz için yaptığımız en büyük yatırım gençlerimizdir. GUHEM çatısı altında yetişecek gençlerimizin içinden önümüzdeki 20 yılda ülkemizi sıçratacak girişimciler, bilim insanları ve liderler çıkacağına inanıyoruz.” diye konuştu. Pekin ve Toulouse ile öğrenci değişimi Öğrencilerin uluslararası eğitim ve proje programlarıyla destekleneceğini belirten Başkan Burkay, Çin’in Pekin ve Fransa’nın Toulouse kentlerindeki uzay merkezleriyle iş birliklerinin bulunduğunu söyledi. Burkay, “Öğrencilerimiz Çin, Fransa, İngiltere ve ABD başta olmak üzere farklı ülkelerdeki gençlerle ortak projeler geliştirecek. İngilizcenin yanında ikinci bir yabancı dili de çok önemsiyoruz. Önümüzdeki yıldan itibaren hazırlık sınıfımızda İngilizcenin yanı sıra Çince eğitimi de vermeyi planlıyoruz. Hedefimiz gençlerimize bilgiyle birlikte harekete geçme cesareti kazandırmak.” dedi. Yüksek Teknoloji Kampüsü öğrencilere açılacak GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Fen Lisesi öğrencilerinin akademik eğitimin yanı sıra üretim ve teknoloji altyapılarıyla da buluşacağını ifade eden Burkay, BUTGEM, MESYEB, BUTEKOM ve Bursa Model Fabrika’nın yer aldığı Yüksek Teknoloji Kampüsü’nün öğrencilerin çalışma alanlarından biri olacağını kaydetti. Öğrencilerin GUHEM’de görev yapan uzmanlardan eğitim alacağını belirten Burkay, “Tüm öğrencilerimiz yüzde 100 burslu. 12 öğrencimiz şehir dışından geldi. Önümüzdeki yıldan itibaren Bursa’daki öğrencilerimiz dahil tamamının yatılı eğitim almasını hedefliyoruz. Bu evlatlarımız artık bize emanet. Onların analitik düşünme kabiliyetlerini geliştirecek ve dünya ile rekabet edebilecek bireyler olarak yetişmelerini sağlayacak her türlü desteği vereceğiz.” ifadelerini kullandı. “48 öğrencimiz bu vizyonun temsilcileri olacak” Bursa Valisi Erol Ayyıldız, günümüzde ülkelerin gücünün bilgi üreten, teknoloji geliştiren ve nitelikli insan kaynağı yetiştiren ekosistemlerle ölçüldüğünü söyledi. Havacılık, uzay ve savunma sanayiinin stratejik önemine dikkat çeken Vali Ayyıldız, “Bugün eğitime başlayan 48 öğrencimiz bu vizyonun en önemli temsilcileri olacaktır. GUHEM’in güçlü altyapısından yararlanacak, üniversitelerimizin ve sanayicilerimizin mentorluk desteğiyle üretim kültürü içerisinde yetişeceksiniz. Sizlerden beklentimiz merak eden, araştıran, üreten ve bilgisini ülkemiz için değere dönüştüren gençler olmanızdır.” dedi. “Köklü birikimi bilim ve havacılıkla buluşturuyoruz” BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur da Bursa’nın üretim ve girişimcilik birikiminin bilim ve teknolojiyle güçlendiğini belirterek, “GUHEM’in eğitimle bütünleşmesini Bursa adına tarihi bir adım olarak görüyorum. GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Fen Lisemizle gençlerimiz geleceğin stratejik alanlarına çok daha donanımlı hazırlanacaktır. Bu yatırımın hayata geçirilmesinde emeği bulunan başta Yönetim Kurulu Başkanımız İbrahim Burkay olmak üzere tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum.” dedi. “BTSO üyesi olarak bu projeleri görünce ödediğimiz aidatlar helal olsun diyoruz” Öğrenci velisi Esra Şahiner Çırpar, BTSO’nun teknoloji merkezlerini ziyaret ettiklerini belirterek, “Biz de BTSO üyesiyiz. Odamız bugüne kadar birçok şeyi başardı. Bugün BUTEKOM’u, MESYEB’i ve diğer merkezleri gezdik, katma değeri çok yüksek projeler gördük. Odamızın gücünden güç alan GUHEM’de oğlumuzun okumasını yürekten istedik. Oda’mıza ödediğimiz aidatlar helal olsun. Bu emeklerin nereye dönüştüğünü bugün daha iyi gördük. BTSO’ya ve Yönetim Kurulu Başkanımıza gönülden teşekkür ediyorum.” dedi. “İbrahim Burkay’ın güçlü bir vizyonu var” Kırklareli Lüleburgaz’dan oğlunu okula getiren Salih Akaner ise kampüsü gördükten sonra yeni açılan bir okul olmasına ilişkin endişelerinin tamamen ortadan kalktığını söyledi. Akaner, “Fiziki şartları ve ortaya konan vizyonu görünce içimiz çok rahatladı. BTSO Başkanı İbrahim Burkay’ın çok derin bir tecrübesi var, vizyonu geniş. Buraya katkısının ne kadar büyük olduğunu gördüm. Aynı enerjiyi çocuklarımız da yakalarlarsa ülkemiz için çok değerli evlatlar olarak yetişeceklerinden hiç şüphem kalmadı. Burada gördüklerimizin benim vizyonuma da katkı sağlayacağına inanıyorum.” ifadelerini kullandı. “GUHEM bir dünya markası” Öğrencilerden Metin Önder, hayalinin uzay ve havacılık alanında eğitim almak olduğunu belirterek, “GUHEM’i daha önce de biliyordum. Burada bir lise açıldığını duyunca büyük heyecan yaşadım. Sadece Türkiye’de değil tüm dünyada büyür bir marka. Bizim hayal ettiğimiz okul burasıydı. Burada çok iyi eğitim alacağıma eminim. Burada harika imkanlar var. Laboratuvarları ve imkânları gördük. Arkadaşlarımızla birlikte TEKNOFEST başta olmak üzere önemli projelere imza atmak istiyoruz. Geleceğin uzay, havacılık ve teknoloji mühendislerinin buradan yetişeceğine inanıyorum. Bize bu imkanı sağlayan BTSO’ya ve emeği geçenlere teşekkür ederim” dedi. “Pilot olmak istiyorum” Zixin Liao da GUHEM’i daha önce okul gezisiyle ziyaret ettiğini belirterek, “Havacılıkla ilgileniyorum ve ileride pilot olmak istiyorum. İlk öğrencilerden biri olduğum için çok heyecanlıyım. Hayallerime giden ilk adımlarımı burada atmayı umuyorum.” diye konuştu. GUHEM ortamının heyecan verici olduğunu ifade eden öğrenci Ezgi Berfin Kaymakçı ise “Burası diğer okullardan farklı. Havacılık ve uzayla doğrudan iç içe bir ortamımız var. GUHEM Fen Lisesi’nin bize çok şey katacağına ve geleceğe daha güçlü hazırlayacağına inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

Şimşek’ten cari açık mesajı Haber

Şimşek’ten cari açık mesajı

Şimşek, küresel ticaretteki belirsizliklere karşı ihracatçıların rekabet gücünü artıracak ve yüksek teknolojili, katma değerli üretimi destekleyecek politikaların sürdürüleceğini bildirdi. Türkiye’nin temmuz ayı ödemeler dengesi verilerinin açıklanmasının ardından ekonomi yönetiminden ihracat ve üretim odaklı mesaj geldi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, cari açığın görünümünü değerlendirirken Türkiye’nin küresel ticaretteki değişime uyum sağlayabilmesi için üretim ve ihracat kapasitesinin güçlendirilmesine yönelik politikaların devam edeceğini belirtti. Cari açık 40,7 milyar dolar Şimşek, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından açıklanan temmuz ayı ödemeler dengesi verilerini değerlendirdi. Yıllıklandırılmış cari işlemler açığının temmuz itibarıyla 40,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini belirten Şimşek, küresel ticarette belirsizliklerin ve maliyet baskılarının arttığı bir döneme dikkat çekti. Bakan Şimşek, Türk ihracatçılarının değişen küresel koşullara uyum sağlamaya devam ettiğini ifade etti. İhracatçının rekabet gücü desteklenecek Şimşek, önümüzdeki dönemde ihracatçıların uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artırmaya yönelik adımların sürdürüleceğini açıkladı. Türkiye’nin ürün ve pazar çeşitliliğinin yanı sıra güçlü üretim altyapısının ihracat performansını desteklediğini belirten Şimşek, firmaların küresel ticaretteki değişimlere hızlı uyum sağlama kapasitesinin önemine işaret etti. Yüksek teknolojili üretim öncelikte Ekonomi yönetiminin mesajında yüksek teknolojili ve katma değerli üretim öne çıktı. Şimşek, “Önümüzdeki dönemde ihracatçılarımızın rekabet gücünü artıracak adımlar atmaya, yüksek teknolojili ve katma değerli üretimi güçlendirecek yapısal dönüşüm politikalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz” dedi. Bu yaklaşım, cari açığın kalıcı olarak azaltılması açısından yalnızca ihracat hacminin değil, ihracatın teknoloji ve katma değer kompozisyonunun da güçlendirilmesinin hedeflendiğine işaret ediyor. Hizmet ihracatı dış dengeyi destekliyor Şimşek, mal ihracatının yanı sıra hizmet ihracatındaki güçlü görünümün de cari denge açısından destekleyici olduğunu belirtti. Hizmet ihracatındaki dirençli seyrin dış dengedeki görünümü olumlu etkilediğini ifade eden Şimşek, Türkiye’nin cari dengesindeki iyileşmenin sürdürülebilir olması için üretim ve ihracat yapısının güçlendirilmesinin önemini vurguladı. Tedarik güvenliği de gündemde Küresel ticarette yaşanan dönüşüm ve jeopolitik gelişmelerin yeni riskler ortaya çıkardığına dikkat çeken Şimşek, Türkiye’nin rekabet gücünün yanı sıra tedarik güvenliğinin de artırılmasının hedeflendiğini bildirdi. Yüksek teknoloji ve katma değer odaklı yapısal dönüşümün, Türkiye’nin küresel ticaretteki konumunu güçlendirmesinin yanı sıra dış dengedeki kırılganlıkların azaltılmasına da katkı sağlaması hedefleniyor.

KOBİ’lere küresel rekabet desteği Haber

KOBİ’lere küresel rekabet desteği

İşletme başına 30 milyon TL ile 75 milyon TL arasında kredi imkânı sunulan programda, 20 puanlık geri ödemesiz finansman desteği ve Kredi Garanti Fonu kefaleti seçeneği bulunuyor. Başvurular 30 Eylül 2026’ya kadar yapılabilecek. Küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin küresel pazarlardaki rekabet gücünü artırmaya yönelik KOSGEB desteklerinde yeni dönem başladı. Küresel Rekabetçilik Destek Programı’nın 2026 yılı ilk başvuru dönemi 7 Eylül’de açıldı. KOBİ’ler, üretimden ihracata, Ar-Ge’den dijital dönüşüme kadar küresel rekabetçiliklerini güçlendirecek yatırımları için program kapsamında finansman desteğinden yararlanabilecek. Başvuruların 30 Eylül 2026 tarihinde sona ereceği programda işletme başına kredi üst limiti 75 milyon TL olarak uygulanacak. Programın amacı ise yalnızca KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştırmak değil; yenilikçi ürün geliştirme, yüksek katma değerli üretim, verimlilik, tedarik zinciri yönetimi ve uluslararası pazarlara açılma kapasitesini güçlendirmek. Destek kapsamı geniş tutuldu KOSGEB’in program kapsamında desteklediği harcamalar, KOBİ’lerin doğrudan üretim ve rekabetçilik kapasitesini artırmaya yönelik alanlarda yoğunlaşıyor. Destek kapsamında makine, teçhizat ve kalıp yatırımları, küresel rekabetçiliği artırmaya yönelik yatırım harcamaları arasında yer alıyor. Bunun yanında işletmelerin rekabet gücünü destekleyen kurumsal yazılım alımları da finansman kapsamında değerlendiriliyor. Program, nitelikli insan kaynağına yönelik personel giderlerini de kapsıyor. Eğitim, danışmanlık ve yönlendirme, belgelendirme, test ve analiz, pazarlama, tasarım ve sınai mülkiyet haklarına ilişkin hizmet alımları da desteklenebilecek giderler arasında bulunuyor. Bunlara ek olarak proje kapsamında ihtiyaç duyulan işletme sermayesi giderleri için de finansman imkânı sağlanacak. Bu kapsam, desteğin yalnızca makine yatırımlarına yönelik klasik bir yatırım finansmanı olmaktan çıkarak işletmelerin üretim, teknoloji, insan kaynağı ve pazarlama kapasitesini birlikte geliştirmesini hedeflediğini gösteriyor. 75 milyon TL’ye kadar kredi kullanılabilecek Programda işletme başına 30 milyon TL kredi alt limiti, 75 milyon TL kredi üst limiti uygulanacak. Projelerin süresi 24 ay, kredi vadesi ise 36 ay olarak belirlendi. İşletmelerin finans kuruluşlarından kullanacakları krediler için 20 puanlık geri ödemesiz finansman desteği sağlanacak. KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaleti imkânından yararlanılması da mümkün olacak. Bu yapı, özellikle yüksek yatırım maliyeti gerektiren makine, teknoloji, dijitalleşme ve üretim kapasitesi yatırımlarında KOBİ’lerin kredi maliyetini azaltmayı hedefliyor. Programa her KOBİ başvuramıyor Küresel Rekabetçilik Destek Programı, tüm KOBİ’lere açık genel bir finansman programı niteliğinde değil. Başvuru için işletmelerin öncelikle belirli temel koşulları karşılaması gerekiyor. Başvuracak işletmelerin KOSGEB Veri Tabanı’nda kayıtlı ve aktif olması, güncel İşletme Beyanı’na sahip bulunması ve Türk Ticaret Kanunu kapsamında tanımlanan gerçek veya tüzel kişi statüsünde faaliyet göstermesi gerekiyor. Bunun yanı sıra işletmelerin belirlenen uygunluk kriterlerinden en az birini karşılaması gerekiyor. İhracatını ve Ar-Ge’sini artıran şirketler öne çıkıyor Program kapsamında hızlı büyüyen işletmeler için ihracat ve teknoloji odaklı kriterler öne çıkıyor. Bu kapsamda hızlı büyüyen işletmelerin orta-yüksek veya yüksek teknoloji düzeyinde faaliyet göstermesi ve son üç yılın her birinde ihracatını bir önceki yıla göre artırmış olması kriterlerden biri olarak belirleniyor. Bir diğer kriter ise hızlı büyüyen işletmelerin son üç yılın her birinde hem ihracatını hem de Ar-Ge harcamalarını artırmış olması. Bunun yanında yüksek teknoloji düzeyinde faaliyet gösteren orta ölçekli işletmeler de programa başvurabilecek. Bu işletmelerin Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı kapsamında belirlenen öncelikli ürünler listesinde yer alan ürünlere ilişkin faaliyet yürütmesi gerekiyor. Turcorn 100 Programı kapsamına alınan işletmeler de başvuru yapabilecek. 2025’ten bu yana milyarlarca liralık finansman Küresel Rekabetçilik Destek Programı 2025 yılında uygulanmaya başladı. Program kapsamında bugüne kadar 71 KOBİ için toplam 3 milyar TL finansman imkânı sağlandığı belirtildi. Verilen bilgilere göre bu işletmelerden 43 KOBİ toplam 1,3 milyar TL finansmana erişti. Programın temel hedefi, KOBİ’lerin yalnızca mevcut üretim kapasitelerini büyütmesi değil; yüksek katma değerli ürün geliştirmesi, uluslararası pazarlarda daha güçlü rekabet etmesi ve sürdürülebilir büyüme kapasitesi oluşturması. Başvurular 30 Eylül’de sona erecek KOSGEB’in 2026 yılı Küresel Rekabetçilik Destek Programı kapsamında ilk başvuru dönemi 7 Eylül 2026’da başladı. Programa başvurmak isteyen işletmelerin başvurularını 30 Eylül 2026 tarihine kadar tamamlaması gerekiyor. Program özellikle ihracatını büyütmek, üretim kapasitesini artırmak, teknoloji yatırımı yapmak, Ar-Ge faaliyetlerini geliştirmek veya dijital dönüşüm yatırımlarını hızlandırmak isteyen KOBİ’ler açısından önemli bir finansman kanalı oluşturuyor. KOSGEB’in bu programla ortaya koyduğu çerçeve, KOBİ desteklerinde yalnızca işletme sayısını artırmaya değil, yüksek katma değerli üretim ve uluslararası rekabet kapasitesi bulunan işletmelerin ölçeklenmesine odaklanan bir yaklaşımın öne çıktığını gösteriyor.

Siirt’ten ekonomiye 180 milyon dolarlık bakır katkısı Haber

Siirt’ten ekonomiye 180 milyon dolarlık bakır katkısı

Yılda 80 bin ton bakır konsantresi üreten işletme, ekonomiye 180 milyon dolarlık katkı sunarken, 2017’den bu yana yaklaşık 500 milyon dolarlık yatırımla güçlendirildi. Türkiye’nin yıllık bakır ihtiyacının yaklaşık yüzde 25’ini karşılayan Eti Bakır, 8 maden işletmesinde yılda 90 bin ton katot bakır üretiyor. Şirketin Siirt Madenköy’deki işletmesi ise bu üretim zincirinin önemli halkalarından birini oluşturuyor. Siirt İşletmesi’nde yılda yaklaşık 1 milyon ton tüvenan cevher çıkarılıyor. İşlenen cevherden elde edilen 80 bin ton bakır konsantresi, katot bakır üretiminde kullanılmak üzere Eti Bakır’ın Samsun İzabe ve Elektroliz Tesisi’ne gönderiliyor. İşletmenin ürettiği bakır konsantresinin, Türkiye ekonomisine yıllık yaklaşık 180 milyon dolarlık katkı sağladığı belirtiliyor. 669 Metre derinlikte yüksek teknolojili üretim Eti Bakır Siirt İşletmesi İşletme Müdürü Olcay Kotiloğlu, Siirt tesisinin üretim kapasitesinin yanı sıra teknolojik altyapısı ve bölge ekonomisine katkısıyla da önemli bir merkez olduğunu söyledi. Türkiye’nin yıllık katot bakır ihtiyacının yaklaşık 500 bin ton olduğunu belirten Kotiloğlu, bu ihtiyacın bir bölümünün yerli kaynaklarla karşılanmasının dışa bağımlılığın azaltılması açısından önem taşıdığını ifade etti. Kotiloğlu, üretim süreçlerinde teknoloji ve iş güvenliğini ön planda tuttuklarını belirterek, işletmenin teknik altyapısına ilişkin şu bilgileri verdi: “Kuyu derinliğimiz 669 metre, kule yüksekliğimiz ise 74,5 metre. Türkiye’de metalik madenlerde dik kule sistemiyle kurulan ilk kuyu sistemine sahibiz. Yer altındaki ekipmanlarımızın büyük bölümünü uzaktan kumandayla çalıştırıyoruz ve cevheri yer altından flotasyon tesisimize konveyör hatlarıyla el değmeden ulaştırıyoruz. Böylece hem güvenli hem de yüksek verimli bir üretim gerçekleştiriyoruz.” Siirt’e 500 milyon dolarlık yatırım Siirt İşletmesi’nin teknolojik altyapısının 2017’den bu yana gerçekleştirilen yatırımlarla önemli ölçüde geliştirildiği belirtildi. Kotiloğlu, Cengiz Holding bünyesine katıldığı 2017 yılından bu yana işletmeye yaklaşık 500 milyon dolarlık yatırım yapıldığını söyledi. Yatırım planının yüzde 80’inin tamamlandığını belirten Kotiloğlu, kalan yatırımların gelecek yıl tamamlanmasının öngörüldüğünü ifade etti. Yatırımların önemli bölümünün Ar-Ge çalışmalarından oluştuğunu aktaran Kotiloğlu, işletmenin bölgesel kalkınmaya da katkı sağladığını vurguladı. 848 Çalışanın büyük bölümü Siirt’ten Yerel istihdamın desteklenmesine önem verdiklerini belirten Kotiloğlu, işletmede 848 kişinin görev yaptığını ve çalışanların büyük bölümünün Siirt’ten istihdam edildiğini söyledi. İşletmenin bölge ekonomisine katkısının istihdamla sınırlı olmadığını belirten Kotiloğlu, ihtiyaç duyulan mal ve hizmetlerin büyük bölümünün yerel firmalardan temin edildiğini ifade etti. Bu uygulamanın dolaylı istihdamı artırdığını, yerel firmaların gelişimini desteklediğini ve bölge ekonomisine katkı sağladığını kaydetti. 954 Bin ağaç toprakla buluştu Eti Bakır Siirt İşletmesi’nde üretimin yanı sıra çevresel rehabilitasyon çalışmalarına da devam ediliyor. Çorak bir arazide, herhangi bir ağaç kesilmeden faaliyete geçirilen işletmede bugüne kadar 954 bin ağaç dikildi. İşletmenin hedefi ise 1 milyon fidana ulaşmak. Sürdürülebilirlik çalışmalarının üretim sahasıyla sınırlı olmadığı belirtilirken, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarıyla işbirliği içinde özellikle kış aylarında olumsuz hava koşullarından etkilenen yaban hayvanlarının beslenmesine yönelik çalışmalar da yürütülüyor. Eti Bakır, Siirt İşletmesi’nde yerli maden kaynaklarını ekonomiye kazandırırken; yüksek teknoloji, iş güvenliği, yerel istihdam, bölgesel tedarik ve çevresel rehabilitasyonu aynı üretim anlayışı içinde sürdürmeyi hedefliyor.

Türkiye-Avusturya ticaretinde yeni hedef 6 milyar dolar Haber

Türkiye-Avusturya ticaretinde yeni hedef 6 milyar dolar

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, iki ülke arasındaki ticaret hacminin dengeli ve sürdürülebilir biçimde 6 milyar dolara çıkarılmasının hedeflendiğini açıkladı. Türkiye ile Avusturya arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesine yönelik yeni hedefler belirlendi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Avusturya Başbakanı Christian Stocker'ın Türkiye ziyareti kapsamında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen heyetler arası görüşmeye katıldı. Görüşmenin ardından açıklamalarda bulunan Bolat, Türkiye ile Avusturya arasındaki ticaret hacminin 2025 yılında 4,4 milyar dolara ulaşarak tarihi zirvesini gördüğünü belirtti. İki ülke arasındaki ticarette yakalanan olumlu ivmenin önümüzdeki dönemde de sürdürülmesinin hedeflendiğini ifade eden Bolat, ticaret hacminin 6 milyar dolara çıkarılması konusunda görüş alışverişinde bulunulduğunu kaydetti. Karşılıklı yatırımlar güçleniyor Türkiye-Avusturya ekonomik ilişkilerinde ticaretin yanı sıra karşılıklı yatırımlar da önemli bir yer tutuyor. Bolat'ın verdiği bilgilere göre, Türkiye'de 1075 Avusturyalı şirket faaliyet gösteriyor. Avusturya'nın Türkiye'deki doğrudan yatırım stoku ise 4,8 milyar dolar seviyesine ulaştı. Türkiye'nin Avusturya'daki yatırımlarının toplamı da 1,8 milyar dolar olarak açıklandı. Bolat, önümüzdeki dönemde mevcut yatırım ilişkilerinin geliştirilmesi ve yatırım portföylerinin çeşitlendirilmesinin hedeflendiğini belirtti. Üçüncü ülkelerde ortak proje fırsatı Görüşmede, Türkiye ve Avusturya şirketlerinin üçüncü ülkelerde birlikte üstlenebileceği projeler de ele alındı. Avusturya'nın resmi ihracat kredi kuruluşu Oesterreichische Kontrollbank Aktiengesellschaft ile Türk Eximbank arasında imzalanan işbirliği anlaşmasının, ortak projelerin finansmanı açısından yeni imkanlar oluşturabileceği belirtildi. Türk müteahhitlik sektörünün uluslararası projelerdeki deneyiminin, Avusturyalı yüksek teknoloji ve mühendislik şirketlerinin uzmanlığı ve finansman imkanlarıyla birleştirilmesinin üçüncü ülkelerde yeni iş fırsatları yaratabileceği ifade edildi. Kara yolu taşımacılığında serbestleşme gündemde İki ülke arasındaki ticaret hacminin artırılması hedefi kapsamında kara yolu taşımacılığı da görüşmelerde gündeme geldi. Türkiye, artan ticaret hacmine paralel olarak kara yolu taşımacılığında tam serbestleşmenin sağlanmasını hedefliyor. Bu kapsamda mevcut geçiş belgelerinin sayısının artırılması yönündeki beklentiler Avusturya tarafına iletildi. Yeşil ve dijital dönüşümde işbirliği Görüşmede, Avrupa Birliği çerçevesindeki ekonomik ve ticari düzenlemelerde işbirliğinin geliştirilmesi de ele alındı. Özellikle Sanayi Hızlandırma Yasası, yeşil ve dijital dönüşüm, kamu alımları ve ticaret politikaları alanlarında iki ülkenin birlikte çalışabileceği konular değerlendirildi. Bolat, Türkiye ile Avusturya arasındaki ikili ticaretin artırılması, iş dünyaları arasındaki bağların güçlendirilmesi ve ekonomik ilişkilerin daha kurumsal bir zemine taşınması konusunda kararlı olduklarını ifade etti.

Serbest bölgelerden 6,6 milyar dolarlık rekor ihracat Haber

Serbest bölgelerden 6,6 milyar dolarlık rekor ihracat

Böylece serbest bölgeler, ocak-haziran döneminde tüm zamanların en yüksek ihracat seviyesine imza attı. Ticaret Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, haziran ayında da güçlü performans sürdü. Serbest bölgelerin ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 29,5 artışla 1,2 milyar dolara yükselerek aylık bazda da rekor kırdı. Katma değerli ihracatın payı yükseldi Serbest bölgelerin ihracatında teknoloji yoğun ürünlerin ağırlığı artmaya devam etti. İlk altı ayda orta-ileri teknoloji ürünleri toplam ihracatın yüzde 52,2'sini, yüksek teknoloji ürünleri ise yüzde 6,7'sini oluşturdu. Böylece orta-ileri ve yüksek teknolojili ürünlerin toplam payı yüzde 58,9'a ulaştı. Aynı dönemde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 151,8 olarak gerçekleşirken, serbest bölgelerden yapılan toplam satışlar içinde ihracatın payı yüzde 76,6'ya yükseldi. 86 bin 909 kişiye istihdam Serbest bölgelerde faaliyet gösteren 477'si yabancı sermayeli olmak üzere toplam 1.942 firma, 86 bin 909 kişiye doğrudan istihdam sağladı. Bakanlık verilerine göre faaliyet ruhsatlarının yüzde 44,6'sı üretim odaklı faaliyetlerden oluşurken, bu alandaki pay geçen yıla göre artış gösterdi. Bursa 1 milyar doları aştı Ege Serbest Bölgesi, ihracatını yüzde 8 artırarak 1 milyar 688 milyon dolara çıkarırken, toplam serbest bölge ihracatının yüzde 25,7'sini tek başına gerçekleştirdi. Bursa Serbest Bölgesi ise ihracatını yüzde 33 artırarak 1 milyar 25 milyon dolara yükseltti. Adana-Yumurtalık Serbest Bölgesi'nin ihracatı yüzde 31,9 artışla 284 milyon dolara, Avrupa Serbest Bölgesi'nin ihracatı ise yüzde 10,3 artışla 642 milyon dolara ulaştı. Başta Bursa, Batı Anadolu ve Trabzon olmak üzere yedi serbest bölgede ihracat yüzde 10'un üzerinde artış gösterdi. Ticaret Bakanlığı, serbest bölgelerin yüksek katma değerli üretim ve teknoloji odaklı ihracat üsleri haline getirilmesine yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.

NATO Zirvesi savunma sanayisine güç katacak Haber

NATO Zirvesi savunma sanayisine güç katacak

Zirve kapsamında yapılacak Savunma Sanayisi Forumu'nda milyarlarca dolarlık iş birlikleri ve yeni tedarik anlaşmalarının hayata geçirilmesi bekleniyor. Savunma sanayisindeki yerli üretim ve ihracat başarısıyla dikkat çeken Türkiye, NATO Zirvesi kapsamında düzenlenecek Savunma Sanayisi Forumu'nda uluslararası iş birliklerini genişletmeye hazırlanıyor. Diplomatik ve askeri başlıkların yanı sıra ekonomik boyutuyla da öne çıkan zirvenin, Türk savunma sanayisi için yeni ihracat kapıları açması bekleniyor. Milyarlarca dolarlık anlaşmalar masada NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara Zirvesi'nin en önemli gündemlerinden birinin savunma sanayisi olacağını belirterek, zirvenin ilk gününde ittifak tarihinin en kapsamlı savunma sanayisi etkinliğinin gerçekleştirileceğini açıkladı. Forum kapsamında çok sayıda savunma sözleşmesi, mutabakat zaptı, niyet mektubu ve ortak üretim projelerinin duyurulması bekleniyor. Rutte, NATO ekosisteminde faaliyet gösteren yaklaşık 3 bin Türk savunma sanayisi şirketinin zirvede önemli bir vitrine çıkacağını ifade ederek, transatlantik savunma sanayisi iş birliğinin daha da güçleneceğini söyledi. Erdoğan: Ticaretin önündeki engeller kaldırılmalı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da savunma sanayi ticaretinin önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini belirterek, müttefikler arasında adil yük paylaşımının önemine dikkat çekti. Erdoğan, Türkiye'nin savunma harcamalarını artırmaya devam ettiğini ve NATO operasyonlarına en fazla katkı sağlayan ilk beş müttefik arasında yer aldığını vurguladı. İTO: Zirve ekonomik açıdan da kritik İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, zirveye katılacak ülkelerin toplam ekonomik büyüklüğünün yaklaşık 70 trilyon dolara ulaştığını belirterek, organizasyonun Türkiye'nin savunma sanayisindeki son 20 yıllık başarısını dünyaya göstereceğini ifade etti. Avdagiç, Teknopark İstanbul'un da ileri teknoloji üretiminde önemli rol üstlendiğini söyledi. Savunma sanayisi ekonomiye güç katıyor Prof. Dr. Kerem Alkin, savunma sanayisinin yüksek katma değerli ihracat sayesinde dış ticaret ve cari açığın azaltılmasına önemli katkı sağladığını belirtti. Savunma ihracatının yalnızca gelir üretmediğini, aynı zamanda Türkiye'nin uluslararası stratejik ortaklıklarını da güçlendirdiğini ifade eden Alkin, zirvenin yeni iş birliklerine zemin hazırlayacağını söyledi. Ortak üretim dönemi öne çıkıyor SETA Araştırmacısı Doç. Dr. Murat Aslan ise küresel savunma sanayisinde artık hazır alım yerine ortak üretim modelinin öne çıktığını belirtti. Türk savunma sanayisinin esnek üretim kabiliyeti, rekabetçi maliyetleri ve yüksek teknoloji kapasitesiyle önemli avantaj sağladığını ifade eden Aslan, NATO Zirvesi'nin Avrupa başta olmak üzere yeni pazarlarda Türk firmaları için önemli fırsatlar oluşturacağını söyledi. Uzmanlara göre zirvede imzalanacak olası anlaşmalar yalnızca ihracat gelirlerini artırmayacak; teknoloji transferi, ortak üretim ve uzun vadeli sanayi iş birlikleri açısından da Türkiye'nin küresel konumunu güçlendirecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.