SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yeşil Dönüşüm

Ekometre - Yeşil Dönüşüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yeşil Dönüşüm haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Merkez Bankası başkanları küresel ekonomide risklere dikkat çekti Haber

Merkez Bankası başkanları küresel ekonomide risklere dikkat çekti

TCMB Başkanı Fatih Karahan jeopolitik gelişmelerin enerji ve ticaret akışlarını yeniden şekillendirdiğini belirtirken, Fransa Merkez Bankası Başkanı Emmanuel Moulin yapay zeka yatırımlarının mevcut aşamada enflasyonist baskı oluşturduğunu söyledi. Jeopolitik riskler öne çıkıyor İstanbul Ekonomi Forumu kapsamında düzenlenen “Küresel Ekonomide Stratejik Görünüm” panelinde küresel ekonominin karşı karşıya olduğu riskler ele alındı. Panelin moderatörlüğünü yapan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, son 5-6 yılda küresel ekonomide önemli değişimler yaşandığını belirterek, ekonomi politikası yapıcıları açısından istisnai bir dönemden geçildiğini ifade etti. Jeopolitik gelişmelerin enerji ve ticaret akışlarını giderek daha fazla şekillendirdiğine işaret eden Karahan, merkez bankaları açısından temel meselenin ortaya çıkan etkilerin ne kadarının geçici, ne kadarının kalıcı olduğunu belirlemek olduğunu söyledi. Merkez bankalarının iletişim stratejileri değişiyor Karahan, merkez bankalarının piyasalarla iletişim konusunda önemli deneyim kazandığını ancak firmalar ve hane halklarıyla iletişimin de giderek daha önemli hale geldiğini dile getirdi. Sosyal medya üzerinden ekonomi ve enflasyon konusunda görüş paylaşan “influencer” ve “finfluencer”ların sayısının arttığını belirten Karahan, bu görüşlerin her zaman yeterli uzmanlık bilgisine dayanmadığını söyledi. Merkez bankalarının doğru bilgiye sahip kurumlar olarak sosyal medya ve diğer iletişim kanallarında daha görünür olması gerektiğini ifade eden Karahan, beklentileri daha etkin yönetebilmek için farklı iletişim yöntemleri üzerinde çalıştıklarını aktardı. Yapay zeka yatırımları hızlanıyor Karahan, yapay zeka yatırımlarının artırılması gerektiğini belirtirken, enerji güvenliği ve savunma gibi alanlarda da uzun vadeli yatırımların önemini koruduğunu söyledi. Küresel nüfusun yaşlanmasının tasarruf eğilimlerini değiştirdiğine ve kamu harcamaları üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çeken Karahan, asıl sorunun gerçekleştirilen yatırımların ne kadar hızlı biçimde verimlilik artışına dönüşeceği olduğunu ifade etti. Yeşil dönüşüm faizleri etkileyebilir Fransa Merkez Bankası Başkanı Emmanuel Moulin, merkez bankalarının güvenilirliğinin uzun vadeli enflasyon beklentilerinin istikrarı açısından kritik olduğunu söyledi. Moulin, Fransa Merkez Bankası tarafından yapılan çalışmalara göre merkez bankası güvenilirliğinin 1970'lerdeki kadar düşük olması halinde, 2022-2024 döneminde politika faizinin yüzde 4 yerine yüzde 8 seviyesine çıkarılmasının gerekebileceğini belirtti. Yeşil dönüşüm için yapılacak yatırımların orta vadede reel faiz oranlarını yukarı çekebileceğini ifade eden Moulin, dönüşüm kaynaklı arz şoklarının enflasyonist etkilerini kontrol altında tutmak için reel faizlerde önemli ve kalıcı artış gerekebileceğini kaydetti. Yapay zeka yatırımları enflasyonist baskı yaratıyor Moulin, yapay zeka yatırımlarında son dönemde güçlü bir artış yaşandığına dikkat çekti. Atıfta bulunduğu bir çalışmaya göre yapay zeka yatırımlarının geçen yüzyıldaki demir yolu ve diğer altyapı yatırımlarını aştığını ve GSYH'nin yaklaşık yüzde 3,6'sına ulaştığını belirten Moulin, mevcut aşamada yapay zeka yatırımlarının açık biçimde enflasyonist bir etki yarattığını söyledi. Bu yatırımların verimlilik üzerindeki etkisinin henüz tam olarak ortaya çıkmadığını belirten Moulin, uzun vadede verimlilik artışının faiz oranları üzerinde aşağı yönlü bir etki oluşturabileceğini ifade etti. Avrupa’da bankacılık birliği çağrısı Hollanda Merkez Bankası Başkanı Olaf Sleijpen, kamu maliyesindeki dengelerin güçlendirilmesinin hem kamu hem de özel yatırımlar için alan yaratacağını söyledi. Mali konsolidasyonun ekonomilerin şoklara karşı hareket alanını genişleteceğini belirten Sleijpen, birçok ülkede bu esnekliğin ya bulunmadığını ya da önemli ölçüde azaldığını ifade etti. Küresel ölçekte kamu borcunun yüksek seviyelerde bulunduğuna dikkat çeken Sleijpen, özel yatırımların canlandırılması için borç yükünün azaltılması gerektiğini söyledi. Sleijpen ayrıca Avrupa’da bankacılık birliğinin tamamlanması ve gerçek anlamda bir tasarruf ve yatırım birliği oluşturulması gerektiğini dile getirdi. Merkez bankaları krizlere hazırlıklı olmalı Suudi Arabistan Merkez Bankası Başkanı Ayman Al-Sayari ise küresel gelişmelerin mevcut politika çerçevelerinde köklü değişiklikler gerektirmediğini ancak hazırlıklı olmanın önemini artırdığını belirtti. Enflasyonist baskıların geçici olup olmadığının veya ikinci tur etkiler yoluyla kalıcı hale gelip gelmediğinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Al-Sayari, bu gelişmelerin enflasyon beklentileri üzerinde etkili olabileceğine işaret etti. Merkez bankalarının likidite ve kriz yönetimi çerçevelerinin önceden oluşturulması ve gerektiğinde hızlı biçimde devreye alınabilecek durumda olması gerektiğini belirten Al-Sayari, jeopolitik şokların sınır ötesi niteliğine dikkat çekti. Al-Sayari, uluslararası koordinasyon ve zamanında bilgi paylaşımının önemini vurgulayarak, krizler ortaya çıkmadan önce tampon mekanizmaların oluşturulmasının ekonomik dayanıklılığı artıracağını söyledi.

Türkiye ekonomisi küresel yatırımcılara anlatıldı Haber

Türkiye ekonomisi küresel yatırımcılara anlatıldı

Ekonomi yönetimi tarafından yapılan sunumlarda artan rezervler, düşük borçluluk, üretim kapasitesi ve azalan dış kırılganlıklar öne çıkarılırken, yeşil ve dijital dönüşüm ile yüksek katma değerli yatırımların önemi vurgulandı. Küresel koşullara karşı ekonomik dayanıklılık mesajı New York'ta gerçekleştirilen 19. Türkiye Yatırım Konferansı kapsamında ABD'li doğrudan yatırımcılarla bir araya gelen ekonomi yönetimi, Türkiye'nin makroekonomik görünümünü ve yatırım fırsatlarını değerlendirdi. Toplantılarda, zorlu küresel ekonomik koşullar ve bölgede devam eden çatışmaların yarattığı risklere karşı Türkiye ekonomisinin dayanıklılığı ele alındı. Ekonomik görünümü destekleyen unsurlar arasında rezervlerdeki artış, kamu maliyesindeki hareket alanı ve dış kırılganlıklardaki azalma gösterildi. Üç gün sürecek konferans kapsamında yatırımcı buluşmaları ve sektörel oturumlarla Türkiye'nin büyüme potansiyeli ile yatırım ortamının değerlendirilmesi planlandı. Yatırım ve verimlilik büyümenin temel unsurları arasında Toplantılarda Türkiye'de sabit sermaye yatırımlarının kişi başına gelir seviyesine kıyasla yüksek olduğu, son iki yılda verimlilik artışında da ivme yakalandığı belirtildi. Üretim kapasitesini genişleten yatırımlar ve verimlilik kazanımları, orta vadeli büyüme görünümünü destekleyen başlıca unsurlar arasında değerlendirildi. Yüksek teknoloji ve katma değerli yatırımların çekilmesine yönelik teşvikler de yatırım gündeminin önemli başlıkları arasında yer aldı. Borçluluk ve kamu maliyesi öne çıktı Türkiye ekonomisinin toplam borçluluk oranının görece düşük olması, yatırımcı görüşmelerinde öne çıkan konulardan biri oldu. Kamu maliyesindeki hareket alanının ekonomik şoklara karşı tampon oluşturabileceği belirtilirken, dış kırılganlıklardaki gerileme ve finansal göstergelerdeki iyileşmenin ekonomik dayanıklılığa katkı sağladığı ifade edildi. Ekonomi politikalarının temel hedefleri arasında makroekonomik istikrarın güçlendirilmesi ve dış kaynaklı risklere karşı dirençli bir yapı oluşturulması gösterildi. Rezerv artışı ve kur korumalı mevduattan çıkış süreci Uluslararası rezervlerdeki artış ve kur korumalı mevduat sisteminden çıkış süreci de ekonomik görünümün değerlendirildiği başlıklar arasında yer aldı. Bu gelişmelerin dış finansman risklerini azaltması, para politikasının etkinliğini desteklemesi ve ekonomik şoklara karşı dayanıklılığı artırması bekleniyor. Rezervlerin seyri ile finansal istikrar göstergeleri, Türkiye ekonomisinin dış dengesi ve yatırımcı güveni açısından takip edilen unsurlar arasında bulunuyor. Türkiye'nin tedarik zincirlerindeki rolü Türkiye'nin stratejik coğrafi konumu, üretim altyapısı, imalat ve hizmet sektörlerindeki kapasitesi ile nitelikli iş gücü, yatırımcı sunumlarında öne çıkarılan avantajlar arasında yer aldı. Küresel tedarik zincirlerindeki dönüşüm sürecinde Türkiye'nin üretim ve lojistik altyapısı üzerinden yeni yatırım fırsatları sunabileceği belirtildi. Yüksek katma değerli üretimin geliştirilmesi ve küresel şirketlerle iş birliğinin artırılması, yatırım gündeminin temel başlıkları arasında gösterildi. Yeşil ve dijital dönüşüm yatırım gündeminde Yeşil dönüşüm, dijitalleşme, sanayide dönüşüm ve üretken altyapı yatırımları, Türkiye'nin yatırım çekme stratejisinde öne çıkan alanlar arasında yer aldı. Yatırım teşviklerinin üretim ve ihracat kapasitesini geliştirmeye, teknoloji yoğun yatırımları artırmaya yönelik hedeflerle ilişkilendirildiği belirtildi. Konferansın stratejik yatırım başlıkları arasında yarı iletkenler, mobilite, yeşil enerji, ileri imalat, dijital teknolojiler, iletişim ve uzay sektörleri yer aldı. Bu alanlar, küresel yatırım eğilimleri ve teknolojik dönüşüm çerçevesinde Türkiye'nin yatırım çekme potansiyelinin değerlendirildiği sektörler olarak öne çıktı. Savunma sanayii ve dijital hizmetlerde büyüme potansiyeli Toplantılarda Türkiye'nin farklı sektörlerdeki üretim ve ihracat kapasitesi de ele alındı. Savunma sanayii, turizm, sağlık turizmi, televizyon dizileri, mobil oyunlar ve dijital hizmet ihracatı, büyüme ve uluslararası pazarlara açılım fırsatları açısından öne çıkarılan alanlar arasında yer aldı. Savunma sanayiinin imalat sektöründeki teknolojik dönüşüme katkı sağlayabileceği, dijital hizmetler ve yaratıcı sektörlerin ise ihracat çeşitliliğini artırabileceği değerlendirildi. Para politikası ve dezenflasyon süreci Yatırımcı toplantılarında para politikası ve makroekonomik görünüm de gündeme geldi. Görüşmelerde fiyat istikrarı, dezenflasyon süreci ve para politikasının görünümü ele alınırken, enflasyonla mücadele programının ekonomik istikrar ve yatırım kararları üzerindeki etkileri değerlendirildi. Para politikası uygulamalarının yanı sıra mali disiplin ve büyüme hedefleri, yatırımcıların Türkiye ekonomisine ilişkin beklentilerini şekillendiren temel politika başlıkları arasında bulunuyor. Orta Vadeli Program yatırımcılara anlatıldı Eylül ayının başında açıklanan Orta Vadeli Program'ın üç yıllık yol haritası da görüşmelerin gündeminde yer aldı. Program kapsamında fiyat istikrarı, büyüme hedefleri, mali disiplin ve kamu maliyesinin görünümü değerlendirildi. Ekonomi politikalarının önümüzdeki dönemde yatırım ortamı, finansman koşulları ve büyüme dinamikleri üzerindeki etkileri yatırımcılar açısından önem taşıyor. Yatırım görüşmeleri farklı sektörlere yayılıyor 21-23 Eylül tarihleri arasında New York'ta gerçekleştirilen konferans kapsamında enerji, finans, teknoloji, havacılık, otomotiv ve diğer stratejik sektörlerde yatırım ve iş birliği fırsatlarının ele alınması planlandı. Programın ilerleyen oturumlarında yüksek teknoloji yatırımları, şirketler arası ortaklıklar ve Türkiye'nin küresel tedarik zincirlerindeki rolünün değerlendirilmesi öngörülüyor. Türkiye'nin yatırım ortamına ilişkin mesajlarda makroekonomik istikrar, üretim kapasitesi ve teknolojik dönüşümün yanı sıra küresel sermaye ile iş birliğinin geliştirilmesi öne çıkıyor.

Kimya sanayisi kaynak verimliliğine odaklandı Haber

Kimya sanayisi kaynak verimliliğine odaklandı

Karbon emisyonlarıyla birlikte su tüketimi, enerji verimliliği, hammadde kullanımı ve atıkların yeniden ekonomiye kazandırılması, üretimin çevresel performansını belirleyen temel göstergeler arasında öne çıkıyor. Özellikle kimya sanayisinde bu yaklaşım, kaynak tedarikinden üretim tesislerine ve sanayi bölgelerinin altyapısına kadar uzanan kapsamlı bir kaynak yönetimini beraberinde getiriyor. Sanayide yeşil dönüşümün odağı karbon emisyonlarının ötesine geçerek su, enerji, hammadde ve atık yönetimine genişliyor. Kaynakların daha verimli kullanılması, üretim maliyetlerinin azaltılmasının yanı sıra sanayinin çevresel performansında da belirleyici hale geliyor. Kimya sanayi yaptığı çalışmalarla yeşil dönüşüme öncülük ediyor. Türkiye’nin ilk Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi olan GEBKİM OSB, 2025 yılında aldığı Yeşil OSB Sertifikasıyla sürdürülebilirlik çalışmalarını belgelendirirken, su ve enerji verimliliği, atık yönetimi, sera gazı emisyonlarının takibi ve yenilenebilir enerji kullanımı alanlarında çalışmalarını hız kesmeden sürdürüyor. Kimya sanayinde suyun tekrar kullanılması öne çıkıyor İklim değişikliği ile beraber su kaynakları üzerindeki baskı, sanayide suyun verimli kullanılmasından geri kazanımına kadar tüm sürecin yeniden ele alınmasını beraberinde getiriyor. Kimya sanayisinde proseslerde kullanılan suyun verimli yönetilmesi ve atıksuyun geri kazanımı, kaynak verimliliğinin önemli başlıkları arasında yer alıyor. GEBKİM OSB bu alanda 100 bin metreküp hacme sahip GEBKİM Gölet Projesini hayata geçirmek üzere çalışılıyor. Gölet Projesiyle, bölgede yağmur suyu hasadı gerçekleştirilerek bölge katılımcıların alternatif su kaynağı oluşturulacaktır. Su tasarrufuna yönelik uygulamalar da mevcut tesislerde devam ediyor. Atıksu arıtma tesisinde yapılan hat revizyonlarıyla kimyasal hazırlama, çamur susuzlaştırma ünitesi ve insani kullanım gerektirmeyen temizlik işlemlerinde arıtılmış atıksu kullanılmaya başlandı. Bu uygulamayla aylık 1.000 metreküp şebeke suyu kullanımının önüne geçilirken, atıksu ve kuyu suyu arıtma tesislerinde yapılan revizyonlarla yıllık 20 bin metreküp su geri kazanılmaya devam ediyor. “Mavi Damla Projesi” ile su verimliliği analiz edilmekte Sanayide su verimliliğinin bir diğer boyutunu tüketimin ölçülmesi ve verimli kullanım için üretim süreçlerinin analiz edilmesi oluşturuyor. GEBKİM OSB tarafından Doğu Marmara Kalkınma Ajansı (MARKA) desteğiyle yürütülen Mavi Damla Su Verimliliği Projesi kapsamında, su kullanımının yüksek olduğu iki pilot tesisin tüketim profilleri analiz edildi. Yapılan ölçüm ve değerlendirmeler doğrultusunda firmaların uygulayabileceği su verimliliği çalışmaları belirlendi. Proje kapsamında GEBKİM OSB Yönetim Merkezi'nde de Tarım ve Orman Bakanlığı'nın Su Verimliliği Yönetmeliği doğrultusunda su verimliliği sistemi oluşturularak dokümante edildi. OSB’ye ait bina ve tesislerde gerekli verimlilik önlemleri alındı. OSB katılımcılarına yönelik su verimliliği eğitimleri de gerçekleştirildi. Yeşil alanlarda ise su tüketimini azaltmaya yönelik damlama sulama sistemleri kullanılıyor. GEBKİM OSB'nin 246 hektarlık alanındaki yeşil alanların 10 bin 880 metrekarelik bölümünde yağmurlama, 176 bin 64 metrekarelik bölümünde ise damlama sulama sistemi uygulanıyor. Enerji tüketimi de ölçülüyor, yenilenebilir kaynaklar artırıyor Kaynak verimliliğinin diğer önemli ayağını enerji yönetimi oluşturuyor. Sanayide enerji tüketiminin ölçülmesi, yüksek tüketim noktalarının belirlenmesi ve verimlilik sağlayan teknolojilerin kullanılması, yeşil dönüşüm yatırımlarının temel başlıkları arasında yer alıyor. GEBKİM OSB, TS EN ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi kapsamında enerji tüketimlerini takip etnekte ve kayıt altına almaktadır. Atıksu arıtma tesisi ve çevre aydınlatması gibi önemli enerji kullanım noktaları analizlerle izlenirken, OSB Yönetim binalarında elektrik tüketimini azaltmak amacıyla LED aydınlatma ve enerji verimli ekipman kullanımına geçildi. OSB içerisindeki belirli alanlarda bulunan Güneş Enerjisi Santrali (GES) panelleri de yenilenebilir enerji üretimine katkı sağlıyor. Sera gazı emisyonları izleniyor Yeşil dönüşümde üretimin çevresel etkisinin ölçülmesi, yatırım kadar önemli hale geliyor. Bu kapsamda GEBKİM OSB'de sera gazı emisyonlarının hesabı ve takibi OSB Yönetim Merkezi tarafından gerçekleştiriliyor. Doğrudan ve dolaylı emisyonlar izlenirken, sürdürülebilirlik raporlaması yapan ve sera gazı emisyon hesabı gerçekleştiren katılımcı firmaların oranı da takip ediliyor. Mevcut verilere göre, GEBKİM OSB katılımcılarının yüzde 31'i sera gazı hesaplarını tamamlamış durumda. Bu verilerin düzenli olarak takip edilmesi, OSB ölçeğinde çevresel performansın ölçülebilir hale getirilmesine ve gelecekteki iyileştirme çalışmalarının somut göstergeler üzerinden yürütülmesine imkan sağlıyor. Atık yönetiminden dijital dönüşüme Kimya sanayisinde çevresel performansın önemli başlıklarından biri de atıkların kaynağında azaltılması ve uygun şekilde yönetilmesi. GEBKİM OSB, TS EN ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi kapsamında atıkların uygun bertaraf firmalarına yönlendirilmesini, çalışanların çevre konusunda bilinçlendirilmesini ve su tüketimi, enerji kullanımı ile mevzuata uyum süreçlerinin kayıt altında tutulmasını sağlıyor. Kaynak kullanımının azaltılmasına yönelik uygulamalar yalnızca üretim süreçleriyle sınırlı kalmıyor. GEBKİM OSB'nin fiziksel arşivinin dijital ortama taşınmasıyla kağıt tüketiminin azaltılması ve buna bağlı atık oluşumunun önlenmesi sağlanmakta. GEBKİM OSB Yönetim Kurulu Başkanı V. İbrahim Aracı, sanayide sürdürülebilirliğin artık üretim süreçlerinin temel unsurlarından biri olduğunu belirterek, “Kaynakların verimli kullanılması, çevresel etkilerin azaltılması ve üretim altyapısının geleceğin ihtiyaçlarına göre geliştirilmesi sanayinin öncelikli sorumlulukları arasında yer alıyor. GEBKİM olarak su ve enerji verimliliğinden atık yönetimine, sera gazı emisyonlarının azaltılmasından, yenilenebilir enerji kullanımına kadar farklı alanlarda ölçülebilir çalışmalar yürütüyoruz. Yeşil OSB Sertifikamızla da bu çalışmalarımızı belirli kriterler çerçevesinde belgeledik. Önümüzdeki dönemde özellikle suyun geri kazanımı ve kaynak verimliliği alanındaki uygulamalarımızı geliştirmeye devam edeceğiz.” dedi.

MPİOSB “Yeşil OSB” adımlarını hızlandırdı Haber

MPİOSB “Yeşil OSB” adımlarını hızlandırdı

MPİOSB Bölge Müdürü Selim Çetinkaya: “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na bağlı olarak faaliyet gösteren 373 OSB’mizden sadece 31’i Yeşil OSB Sertifikası’na sahip. Menemen Plastik İhtisas OSB olarak bu seçkin bölgeler arasına girmek istiyoruz.” Türkiye’de plastik sektörüne odaklı ilk ve tek ihtisas organize sanayi bölgesi olan Menemen Plastik İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (MPİOSB), sürdürülebilir üretim ve kaynak verimliliği hedefleri kapsamında “Yeşil OSB” olma yolundaki çalışmalarını hızlandırdı. Bölge’nin kurumsal ve teknik kapasitesinin geliştirilmesi amacıyla kapsamlı bir çalışma sürdüren MPİOSB’de; Su Verimliliği, Çevre Yönetim Sistemi, Kalite Yönetim Sistemi ve Enerji Yönetim Sistemi başlıklarında temel eğitimler tamamlandı. Yeşil OSB hedefi hakkında bilgi veren MPİOSB Bölge Müdürü Selim Çetinkaya, uyguladıkları çalışma takvimi doğrultusunda yönetim sistemlerinin gerektirdiği dokümantasyon ve uygulama altyapısının hazırlanmasına başladıklarını belirtti. Haftada bir gün yeşil dönüşüm mesaisi Haftada en az bir tam gün ayrılan çalışmalar kapsamında; ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi standartlarının gerektirdiği dokümantasyon ve talimatların oluşturulduğunu vurgulayan Çetinkaya, sürdürülebilirliğin sanayi bölgelerinin geleceğinde belirleyici unsurlardan biri haline geldiğine dikkat çekerek, MPİOSB’nin bu dönüşüme güçlü bir kurumsal altyapıyla hazırlanmasını hedeflediklerini söyledi. Selim Çetinkaya, şu değerlendirmeyi yaptı: “Eylül ayı itibarıyla ülkemizde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na bağlı olarak faaliyet gösteren 373 OSB’miz bulunuyor ve bu OSB’lerimizden sadece 31’i Yeşil OSB Sertifikası’na sahip. Menemen Plastik İhtisas OSB de bu seçkin bölgeler arasına katılmak amacıyla çalışmalarımızı hızlandırdık. Bu süreci yalnızca bir belgelendirme çalışması olarak görmemekteyiz. Katılımcılarımıza sunduğumuz hizmetin kalitesini artırmak, yeni imar planımızla birlikte bölgemiz içerisinde oluşacak 220 dönümlük alanımızın nitelikli yatırımlara tahsisini sağlamak için bu sürece kritik önem vermekteyiz. Günümüz dünyasında tüm kurumsal şirketlerin çevreye ve doğaya saygılı üretim gerçekleştiren bölgelerde yatırım kararı aldıklarını görmekteyiz.” // “REKABET GÜCÜ YALNIZCA ÜRETİM KAPASİTESİ DEĞİL” Menemen Plastik İhtisas OSB’nin kaynaklarını daha verimli kullanan, çevresel performansını sürekli geliştiren ve enerji yönetimini sistematik hale getiren bir OSB yapısına kavuşmayı hedeflediğini kaydeden Çetinkaya, bu doğrultuda öncelikle kurumun yönetim sistemleri altyapısını güçlendirdiklerine işaret etti. Su Verimliliği, Çevre, Kalite ve Enerji Yönetim Sistemi temel eğitimlerini tamamladıkları bilgisini veren Selim Çetinkaya, sözlerini şöyle sürdürdü: “Eylül 2026 itibarıyla bu eğitimlerin uygulama ve dokümantasyon aşamasındayız. Haftada en az bir tam günümüzü bu sürece ayırıyoruz. ISO 9001, ISO 14001 ve ISO 50001 standartları kapsamında ihtiyaç duyulan listelerden formlara, planlardan süreçlere ve uygulama talimatlarına kadar tüm dokümantasyon altyapımızı adım adım oluşturuyoruz. Bu çalışmalarımızın tamamlanmasının ardından, ISO 14064 standardı kapsamında sera gazı emisyonlarının hesaplanması ve raporlanmasına yönelik çalışmalarımıza başlayacağız. Böylece Bölgemizin sera gazı envanterini ortaya koyarak mevcut durumumuzu ölçülebilir veriler üzerinden değerlendirmeyi ve emisyonlarımızın azaltılmasına yönelik çalışmalar için güçlü bir veri altyapısı oluşturmayı hedefliyoruz. Tüm bu hazırlıkların tamamlanmasının ardından ise Yeşil OSB sürecimizi başlatacağız. Buradaki temel amacımız, standartların istediği şartları kâğıt üzerinde karşılamak değil; bunları Bölge Müdürlüğümüzün iş yapış biçiminin bir parçası haline getirmek. Sanayide rekabet gücünün artık yalnızca üretim kapasitesi ve maliyetlerle ölçülmediği bir dönemdeyiz. Enerjiyi, suyu ve diğer kaynakları ne kadar verimli kullandığınız, çevresel etkilerinizi nasıl yönettiğiniz ve sürdürülebilirliği kurumsal yapınıza ne ölçüde entegre ettiğiniz de rekabetçiliğin temel unsurları arasında. Menemen Plastik İhtisas OSB olarak bu dönüşümde katılımcılarımıza örnek ve yol gösterici bir yapı oluşturmak istiyoruz.”

BTSO’nun hizmet kalitesine 7 yıldızlı tescil Haber

BTSO’nun hizmet kalitesine 7 yıldızlı tescil

TOBB 2026 Akreditasyon Sertifika Töreni, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın katılımıyla Ankara’daki TOBB İkiz Kuleler Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Yenilenen sistem kapsamında Türkiye’de ilk kez verilmeye başlanan 7 yıldızlı akreditasyon belgesini almaya hak kazanan 4 oda ve borsadan biri olan BTSO, 60 bini aşkın üyesine sunduğu hizmetlerin kalitesini ve kurumsal gelişim anlayışını en üst seviyede tescilledi. Burkay: “Dönüşüm Yolculuğumuzun Güçlü Bir Sonucu” BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, törende yaptığı değerlendirmede, 7 yıldızlı akreditasyon belgesini almaktan büyük gurur duyduklarını belirtti. Başarının 2013 yılından bu yana kararlılıkla sürdürdükleri dönüşüm çalışmalarının sonucu olduğunu ifade eden Burkay, şunları kaydetti: “Yenilenen TOBB Akreditasyon Sistemi kapsamında en üst seviye olan 7 yıldızlı akreditasyonu almaya hak kazanan 4 oda ve borsadan biri olmanın gururunu yaşıyoruz. Bu başarı, 2013 yılından bu yana kararlılıkla sürdürdüğümüz dönüşüm yolculuğunun, üyelerimizi merkeze alan hizmet anlayışımızın, yenilikçi projelerimizin ve kurumsal gelişim vizyonumuzun güçlü bir sonucudur.” Burkay, elde edilen başarıda emeği bulunan BTSO çalışanlarını tebrik ederek, belgenin 60 bini aşkın BTSO üyesi ve Bursa iş dünyası için hayırlı olmasını diledi. Türkiye’deki oda ve borsa sisteminin gelişimine öncülük eden TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’na da teşekkür eden Burkay, akreditasyon sisteminin uluslararası ölçekte örnek gösterilen bir yapıya dönüşmesinde Hisarcıklıoğlu’nun ortaya koyduğu vizyonun önemli rol oynadığını vurguladı. Hisarcıklıoğlu: “Şehrinizi Marka Yapmak İçin Liderliği Siz Üstleneceksiniz” TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da törende yaptığı konuşmada, 11’i ilk kez olmak üzere 73 oda ve borsaya akreditasyon sertifikası verildiğini söyledi. Akreditasyon sisteminin oda ve borsaların kurumsal dönüşümünde temel bir rol üstlendiğini belirten Hisarcıklıoğlu, sistem sayesinde kurumların kendilerini geliştirdiğini, yeni projeler ürettiğini ve uluslararası iş birlikleri kurduğunu ifade etti. Oda ve borsaların bugüne kadar 2 bin 750 projeyi hayata geçirdiğini aktaran Hisarcıklıoğlu, 30’dan fazla ülkedeki oda ve borsalarla ortak çalışmalar yürütüldüğünü bildirdi. Hisarcıklıoğlu, oda ve borsaların uluslararası yarışmalarda ödüller kazandığına işaret ederek, şöyle konuştu: “Akreditasyon sistemi sayesinde oda ve borsalarımız kendilerini dönüştürüyor ve geliştiriyor, proje üretiyor, yurt dışına açılıyor, illerine ve ilçelerine kaynak sağlıyor. Yaptıkları projelerle dünyadaki oda ve borsaların katıldığı yarışmalarda ödül alıyorlar, dünya şampiyonu oluyorlar. Oda ve borsalarımız, girişimcilerimize en iyi şekilde hizmet üreten ve sunan merkezler haline geldi.” Şehirlerin markalaşma sürecinde oda ve borsalara önemli sorumluluklar düştüğünü vurgulayan Hisarcıklıoğlu, “İlin ve ilçenin kanaat önderleri sizlersiniz. Şehrinizi marka yapmak için liderliği de sizler üstleneceksiniz. Camiamıza ve girişimcilerimize rehberlik edeceksiniz.” ifadelerini kullandı. Akreditasyon Sistemine Yeni Standartlar Eklendi Hisarcıklıoğlu, değişen ekonomik ve ticari şartlara uyum sağlanması amacıyla TOBB Akreditasyon Sistemi’nin standartlarının yenilendiğini belirtti. Yeni sistemde e-ticaret, tedarik zinciri, AR-GE faaliyetleri, sosyal sorumluluk, yerel değerlerin tanıtımı, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm gibi alanların değerlendirme kapsamına alındığını bildiren Hisarcıklıoğlu, daha önce kullanılan A, B ve C sınıfı kategorilerinin yerine 4, 5, 6 ve 7 yıldızlı puanlama sistemine geçildiğini kaydetti. Bolat: “Akreditasyon Modeli İslam Ülkelerine de Yayılıyor” Ticaret Bakanı Ömer Bolat ise TOBB tarafından yürütülen akreditasyon çalışmalarının, Türkiye genelindeki oda ve borsaların hizmet kalitesini ve çalışma disiplinini geliştirmeyi hedeflediğini söyledi. Akreditasyon sisteminin meslek kuruluşlarının kurumsal kapasitesini güçlendirdiğini belirten Bolat, modelin Türkiye sınırlarını aşarak İslam ülkelerindeki ticaret odaları tarafından da örnek alınmaya başladığını ifade etti. Küresel ekonomide korumacılık eğilimlerinin arttığına ve dijital dönüşümün rekabet koşullarını değiştirdiğine dikkati çeken Bolat, Türk sanayisinin üretim ve ihracat gücünün korunmasının büyük önem taşıdığını dile getirdi. Bolat, Türkiye’nin ticari diplomasi faaliyetleri ile uluslararası ticaret müzakerelerini TOBB ve özel sektör kuruluşlarıyla yakın iş birliği içinde sürdürdüğünü belirterek, oda ve borsaların iş dünyasına rehberlik eden güçlü kurumlar haline gelmesinin Türkiye ekonomisine önemli katkılar sunduğunu kaydetti. BTSO, 60 Bini Aşkın Üyesine Sunduğu Hizmeti Tescilledi TOBB Akreditasyon Kurulu Başkanı Faik Yavuz’un da akreditasyon sisteminin oda ve borsaların kurumsal kapasitesine sağladığı katkılara ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu programın sonunda, belge almaya hak kazanan kurumlara sertifikaları takdim edildi. Toplam 289 oda ve borsanın akreditasyon sürecini tamamladığı sistemde BTSO, en üst seviye olan 7 yıldızlı akreditasyon belgesiyle Bursa iş dünyasına sunduğu hizmetlerin kalitesini bir kez daha ulusal ölçekte tescillemiş oldu. BTSO’nun elde ettiği 7 yıldızlı akreditasyon; üyelerini merkeze alan hizmet yaklaşımının, kurumsal gelişim çalışmalarının, yenilikçi projelerinin ve sürdürülebilir dönüşüm vizyonunun önemli bir göstergesi olarak değerlendirildi.

Yapay zekâ çağında rekabetin yeni anahtarı: Marka değeri Haber

Yapay zekâ çağında rekabetin yeni anahtarı: Marka değeri

Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), iş dünyasının rekabet gündemini doğrudan ilgilendiren “Yapay Zekâ Çağında Markalaşma Forumu”nu İzQ İnovasyon Merkezi’nde gerçekleştirdi. NETNOCON ve İzmir Ekonomi Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen forum, markalaşmanın yapay zekâ, algoritmalar, dijital topluluklar, veri temelli müşteri içgörüsü ve yeni nesil tüketici davranışları ekseninde yeniden tanımlandığı dönemi İzmir iş dünyasının gündemine taşıdı. Forumun keynote konuşmacısı, netnografi yönteminin kurucusu, dijital pazarlama ve tüketici kültürü alanında dünyanın önde gelen akademisyenlerinden Prof. Dr. Robert V. Kozinets oldu. Yaklaşık 14 yıl sonra yeniden Türkiye’de iş dünyasıyla buluşan Kozinets, markalaşmanın geleceğine ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen “Markalaşmanın Geleceği: Şirketlerin Yol Haritası” başlıklı panelde ise; University of Southern California’dan Dijital Pazarlama ve Tüketici Kültürü Profesörü Prof. Dr. Robert V. Kozinets, Università Cattolica del Sacro Cuore’dan Marka ve Tüketici Kültürü Profesörü Prof. Dr. Rossella Gambetti, University of Southern California’dan İletişim ve Turizm Profesörü Prof. Dr. Ulrike Gretzel ve Pacific University’den Pazarlama ve Tüketici Kültürü alanında çalışmalar yürüten Dr. Öğr. Üyesi Lena Çavuşoğlu yer aldı. Panelin moderasyonunu Dr. Öğr. Üyesi Lena Çavuşoğlu üstlendi. İzmir’i markalaşan bir şehir olarak konumlandıracağız Açılışta konuşan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı M. Kaan Özhelvacı, markalaşmanın artık yalnızca pazarlama departmanlarının konusu olmadığını belirterek, küresel rekabet gücünü belirleyen stratejik bir liderlik alanına dönüştüğünü söyledi. Özhelvacı, “Bugün yalnızca bir marka forumu düzenlemiyoruz. İzmir iş dünyasını; yapay zekânın, algoritmaların, dijital toplulukların, derin müşteri içgörülerinin ve yeni nesil tüketici davranışlarının şekillendirdiği büyük bir dönüşüm alanıyla buluşturuyoruz. Markalaşmayı yalnızca pazarlamanın bir başlığı olarak değil; şirketlerimizin geleceğe kalma becerisini belirleyen stratejik bir yönetim sorumluluğu olarak ele alıyoruz” dedi. EGİAD’ın 18. Dönem vizyonunun merkezinde yer alan “Üçüz Dönüşüm” yaklaşımına dikkat çeken Özhelvacı, dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm ve toplumsal dönüşümün birlikte ele alınması gerektiğini belirterek, yapay zekâ çağında şirketlerin değişimi takip eden değil, değişime yön veren aktörler olması gerektiğini vurguladı. “Algoritmalar görünürlüğü belirliyor, içerikler saniyeler içinde üretiliyor, trendler hızla yayılıyor, veri ise müşteri içgörüsünün ana kaynağı haline geliyor. Böyle bir dönemde markalaşma, yalnızca pazarlama departmanlarının görevi olmaktan çıkıyor; yönetim kurullarının, şirket sahiplerinin ve girişimcilerin sahiplenmesi gereken stratejik bir sorumluluğa dönüşüyor” diyen Özhelvacı, Türkiye’nin üretim gücünü küresel marka değerine dönüştürmesinin kritik önem taşıdığını ifade etti. Türkiye’nin üretim gücü, girişimcilik enerjisi, genç insan kaynağı, sanayi tecrübesi ve ihracat kapasitesiyle önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Özhelvacı, bu potansiyelin küresel marka değerine dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. Brand Finance Türkiye 2026 verilerine göre Türkiye’nin en değerli 125 markasının toplam değerinin 19,6 milyar dolara yükseldiğini hatırlatan Özhelvacı, bu artışın değerli olduğunu ancak küresel rekabet ölçeğinde Türkiye’nin markalaşma ajandasını daha stratejik, uzun vadeli ve kararlı biçimde ele alması gerektiğini söyledi. Özhelvacı, “Üretim gücümüz var. Girişimcilik enerjimiz var. Genç ve dinamik insan kaynağımız var. Sanayi tecrübemiz ve ihracat kapasitemiz var. Ancak bütün bu değerleri küresel ölçekte daha güçlü marka hikâyelerine dönüştürme konusunda daha fazla çalışmaya ihtiyacımız var” dedi. İzmir’in köklü ticaret kültürü, güçlü sanayi altyapısı, liman kenti kimliği, yaratıcı sektörleri, tarım ve gıda potansiyeli ile teknoloji ve inovasyon ekosistemi sayesinde önemli bir marka değerine sahip olduğunu kaydeden Özhelvacı, kentin bu potansiyelinin daha görünür ve ayırt edici bir küresel kimliğe taşınması gerektiğini ifade etti. “İzmir’i yalnızca üreten bir şehir olarak değil; tasarlayan, anlatan, dönüştüren, markalaşan ve dünyaya değer sunan bir şehir olarak konumlandırmalıyız” diyen Özhelvacı, genç iş insanlarına bu noktada büyük sorumluluk düştüğünü belirtti. EGİAD Başkanı Özhelvacı, forumun yalnızca bir bilgi paylaşımı değil, İzmir iş dünyası için yeni sorular üretmesi gereken stratejik bir başlangıç olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Markamızı gerçekten tanıyor muyuz? Müşterimizi yeterince dinliyor muyuz? Dijital toplulukların sesini anlayabiliyor muyuz? Yapay zekâyı yalnızca verimlilik aracı olarak mı görüyoruz, yoksa daha derin müşteri içgörüsü üretmek için kullanabiliyor muyuz? İzmir’den dünyaya nasıl daha güçlü markalar çıkarabiliriz? Çünkü bazen dönüşüm, tek bir cevaptan değil; doğru zamanda sorulan güçlü bir sorudan başlar.” Perihan İnci: “Geleceğin rekabeti markalar arasında yaşanacak” EGİAD Danışma Kurulu Başkanı Perihan İnci ise markalaşmanın artık yalnızca şirketlerin değil, şehirlerin ve ülkelerin de rekabet gücünü belirleyen stratejik bir unsur haline geldiğini vurguladı. Yapay zekâ ve veri ekonomisinin şekillendirdiği yeni dünyada üretmenin tek başına yeterli olmadığını belirten İnci, güçlü markaların güven, sürdürülebilirlik, inovasyon ve değer üretimi üzerine inşa edildiğini ifade etti. İzmir’in üretim gücü, limanı, girişimcilik ekosistemi ve uluslararası vizyonuyla önemli bir marka şehir potansiyeline sahip olduğuna dikkat çeken İnci, şunları söyledi: “Önümüzdeki dönemde hem Türkiye markasını hem de İzmir markasını daha güçlü bir şekilde inşa etmek zorundayız. Çünkü geleceğin rekabeti yalnızca ekonomiler arasında değil; markalar arasında yaşanacaktır.” Kozinets: “Markalar mesaj üreten değil, topluluk oluşturan yapılar haline geldi” Forumun keynote konuşmacısı Prof. Dr. Robert V. Kozinets ise, markalaşmanın yapay zekâ çağında köklü bir dönüşüm geçirdiğini belirterek, markaların artık yalnızca ürün ve hizmet sunan yapılar değil, dijital topluluklar içerisinde şekillenen kültürel ekosistemler haline geldiğini söyledi. Günümüz rekabetinde marka değerinin şirketlerin anlattığı hikâyelerden çok, tüketicilerin kendi aralarında kurduğu etkileşimlerden doğduğunu vurgulayan Kozinets, “Markalar mesaj üreten değil, topluluk oluşturan yapılar haline geldi” dedi. Dijital çağda müşteri sadakatinin yerini topluluk aidiyetinin aldığını belirten Kozinets, başarılı markaların tüketicileri yalnızca hedef kitle olarak görmeyip onları marka deneyiminin aktif bir parçası haline getiren kurumlar olacağını ifade etti. Yapay zekânın içerik üretimi, veri analizi ve müşteri deneyimi yönetiminde önemli fırsatlar sunduğunu belirten Kozinets, teknolojinin marka yaratmadığını ancak marka deneyimini büyüttüğünü vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “Yapay zekâ marka yaratmaz; marka deneyimini ölçeklendirir. Veri bize ne olduğunu söyler, kültür ise neden olduğunu açıklar.” Yapay zekânın giderek yaygınlaştığı yeni dönemde teknolojinin herkes tarafından erişilebilir hale geleceğini ifade eden Kozinets, sürdürülebilir rekabet avantajının kültürel anlam üretebilen markalar tarafından yaratılacağını belirtti. Tüketici artık hedef kitle değil, marka ortağı Konuşmasında tüketicinin değişen rolüne de dikkat çeken Kozinets, dijital çağın tüketicisini yalnızca satın alma kararı veren bir müşteri olarak değil; içerik üreten, marka hikâyelerini şekillendiren ve kurumların algısını doğrudan etkileyen bir paydaş olarak tanımladı. Markaların tüketicilerle tek yönlü iletişim kurmak yerine ortak değer üretme anlayışıyla hareket etmeleri gerektiğini belirten Kozinets, markalaşmanın geleceğinin katılımcı, topluluk temelli ve insan merkezli modeller üzerinden şekilleneceğini söyledi. Forumda yapılan değerlendirmelerde; yapay zekânın markalar için yalnızca verimlilik sağlayan bir teknoloji değil, tüketiciyi, toplulukları ve kültürel kodları anlamaya imkân veren stratejik bir içgörü altyapısı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, yapay zekâ destekli markalaşma, dijital topluluklar, tüketici deneyimi, kültürel içgörü ve küresel rekabet başlıklarında geleceğin iş dünyasına ilişkin önemli perspektifler kazandı. Yoğun katılımla gerçekleşen forum, İzmir iş dünyası için markalaşmayı yapay zekâ çağının en kritik rekabet başlıklarından biri olarak yeniden gündeme taşırken; şirketlerin yalnızca üretim, fiyat ve kalite avantajıyla değil, anlam yaratan marka hikâyeleri, güçlü müşteri içgörüleri, dijital topluluklarla kurulan güven ilişkisi ve küresel ölçekte ayırt edici konumlanma ile öne çıkabileceği mesajını verdi.

AB destekli finansmanda yeni dönem  Haber

AB destekli finansmanda yeni dönem 

Kaynak, sürdürülebilir sanayi yatırımları ve ihracatçıların yeşil dönüşüm projelerinde kullanılacak. Türkiye, yeşil dönüşüm hedefleri doğrultusunda Avrupa Yatırım Bankası'ndan (AYB) 200 milyon euroluk yeni finansman desteği sağladı. Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan edinilen bilgilere göre, uygun koşullu dış finansman kaynaklarının artırılmasına yönelik çalışmalar kapsamında AYB ile iki ayrı kredi anlaşması imzalandı. Hazine geri ödeme garantisi altında sağlanan finansmanın 100 milyon euroluk bölümü Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası (TKYB) aracılığıyla sürdürülebilir sanayi yatırımlarına aktarılacak. Kalan 100 milyon euroluk kaynak ise Türk Eximbank üzerinden ihracatçıların yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik projelerinin finansmanında kullanılacak. Yeşil büyüme hedeflerine katkı sağlayacak Sağlanan finansmanla yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, düşük karbonlu üretim ve sürdürülebilir sanayi alanlarında gerçekleştirilecek yatırımların desteklenmesi hedefleniyor. Söz konusu kredi anlaşmalarıyla birlikte Türkiye'nin 2026 yılı içerisinde sağladığı uygun koşullu dış finansman tutarı 4,9 milyar dolara ulaştı. Şimşek: Destekler yeniden harekete geçti Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Avrupa Yatırım Bankası ile yürütülen iş birliğinin Türkiye'nin kalkınma öncelikleri açısından önemli katkılar sunduğunu belirtti. Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerde son dönemde yaşanan olumlu gelişmelerin dış finansmana erişimi de desteklediğini ifade eden Şimşek, Avrupa Yatırım Bankası'nın deprem sonrası sağlanan finansman hariç olmak üzere yaklaşık 8 yıl aradan sonra yeniden Türkiye'nin kalkınma projelerine yönelik uygun koşullu kredi imkanlarını devreye aldığını söyledi. Reel sektör ve ihracatçıya destek Yeni finansman paketinin özellikle reel sektörün dönüşüm yatırımları ile ihracatçıların uluslararası sürdürülebilirlik standartlarına uyum süreçlerine katkı sağlaması bekleniyor. Uzmanlar, yeşil dönüşüm yatırımlarının hız kazanmasının hem ihracat pazarlarında rekabet gücünü artıracağını hem de Türkiye'nin uzun vadeli sürdürülebilir büyüme hedeflerine destek vereceğini değerlendiriyor.

TOBB Çimento meclisi başkanlığına Adil Sani Konukoğlu seçildi Haber

TOBB Çimento meclisi başkanlığına Adil Sani Konukoğlu seçildi

TÜRKÇİMENTO Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu, TOBB Çimento ve Çimento Ürünleri Meclis Başkanlığı görevine seçildi. Konukoğlu, sektörün yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda ortak akıl ve iş birliğiyle çalışmalarını sürdüreceklerini vurguladı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) T. Çimento ve Çimento Ürünleri Meclisi Toplantısı’nda gerçekleştirilen seçim sonucunda TÜRKÇİMENTO Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu, TOBB Çimento ve Çimento Ürünleri Meclisi’nin Başkanı oldu. Seçimin ardından değerlendirmelerde bulunan Konukoğlu, “TOBB Çimento ve Çimento Ürünleri Meclis Başkanlığı görevini üstlenmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Sektörümüz, yeşil dönüşümden dijitalleşmeye, sürdürülebilirlikten uluslararası rekabete kadar birçok başlıkta önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Meclisimiz çatısı altında tüm paydaşlarımızla birlikte hareket ederek sektörümüzün rekabet gücünü artıracak, sürdürülebilir büyümesini destekleyecek ve ülkemizin kalkınma hedeflerine katkı sunacak çalışmaları kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi. Toplantıda sektörün mevcut durumu ve geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Konukoğlu, küresel ölçekte yaşanan ekonomik dalgalanmalar, enerji maliyetleri, iklim politikaları ve ticaret düzenlemelerinin üretim modellerini yeniden şekillendirdiğini belirterek, Türk çimento sektörünün bu dönüşüm sürecine güçlü yatırımlarla hazırlandığını ifade etti. TÜRKÇİMENTO verilerine göre 2025 yılında sektörün toplam çimento üretiminin 97,8 milyon tona ulaştığını belirten Konukoğlu, iç satışların 82,2 milyon ton, ihracatın ise 15,6 milyon ton olarak gerçekleştiğini söyledi. Üretilen çimentonun yaklaşık yüzde 16’sının dış pazarlara ihraç edildiğini vurgulayan Konukoğlu, sektörün üretim kapasitesi, ihracat gücü ve iç pazar dinamizmi açısından güçlü performansını sürdürdüğünü kaydetti. “Üçüz dönüşüm sektörümüzün yol haritasını oluşturuyor” Çimento sektörünün tarihinin en kapsamlı dönüşüm süreçlerinden birini yaşadığını ifade eden Konukoğlu, sektörün odağında yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm ve insan odaklı dönüşüm olmak üzere üç temel başlığın yer aldığını belirtti. Bu süreci “üçüz dönüşüm” olarak tanımlayan Konukoğlu, dijitalleşme, veri odaklı yönetim anlayışı, yapay zeka uygulamaları ve ileri üretim teknolojilerinin enerji verimliliğinden karbon emisyonlarının azaltılmasına kadar birçok alanda dönüşümün temel unsurları haline geldiğini söyledi. Türk çimento sektörünün sürdürülebilirlik yatırımlarını kararlılıkla sürdürdüğünü belirten Konukoğlu, bugün 17 fabrikada, 27 hatta kurulu atık ısı geri kazanım tesisleri sayesinde toplam 164,5 megawatt enerji üretimi gerçekleştirildiğini ifade etti. Bu yatırımlar sayesinde yaklaşık 2,6 milyon kişinin günlük elektrik tüketimine denk bir enerji üretim kapasitesine ulaşıldığını belirten Konukoğlu, sektörün elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 10’unun da atık ısı geri kazanımı, güneş ve rüzgar gibi sürdürülebilir kaynaklardan karşılandığını kaydetti. Yeşil çimento hedefleri öne çıkıyor Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda alternatif yakıt kullanım oranlarının artırılması, klinker oranının düşürülmesi ve düşük karbonlu yeni nesil üretim teknolojilerinin yaygınlaştırılmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Konukoğlu, yeşil çimento kullanımının sektörün dönüşümünde kritik rol oynadığını söyledi. Kamu projelerinde yeşil çimento kullanımının teşvik edilmesine yönelik çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Konukoğlu, önümüzdeki 10 yıllık dönemde yaklaşık 11 milyon ton karbon emisyonu azaltımının hedeflendiğini belirtti. Uluslararası iş birlikleri güçleniyor Konuşmasında Çin Çimento Birliği ile geliştirilen stratejik iş birliğine de değinen Konukoğlu, Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı ile Çin’in dijitalleşme, otomasyon ve yapay zeka alanlarındaki deneyiminin birleşmesinin sektör açısından önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti. Konukoğlu, önümüzdeki dönemde teknoloji paylaşımı, pilot projeler, ortak eğitim programları ve uzman değişimleri gibi alanlarda iş birliklerinin geliştirilmesini hedeflediklerini belirterek, bu çalışmaların Emisyon Ticaret Sistemi ve sınırda karbon düzenlemeleri gibi küresel mekanizmalara uyum sürecine de katkı sağlayacağını sözlerine ekledi.

Türkiye-Norveç ticaretinde yeni dönem başlıyor Haber

Türkiye-Norveç ticaretinde yeni dönem başlıyor

Türkiye-Norveç Ortak Ekonomi ve Ticaret Ortak Komitesi (JETCO) 1. Dönem Toplantısı, Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu ile Norveç Ticaret ve Sanayi Bakan Yardımcısı Siri Martinsen eş başkanlıklarında düzenlendi. Ticaret Bakanlığının, NSosyal hesabından konuya ilişkin paylaşım yapıldı. Paylaşımda, Türkiye-Norveç JETCO 1. Dönem Toplantısı'nın, Tuzcu ve Martinsen eş başkanlıklarında Bakanlıkta gerçekleştirildiği belirtildi. İki ülkenin bakan yardımcıları arasında yapılan görüşmede, karşılıklı ticaret hacminin ve yatırım ilişkilerinin değerlendirildiği bildirilen paylaşımda, şu ifadeler kullanıldı: "Norveç'in de taraf olduğu Türkiye-Avrupa Serbest Ticaret Birliği (EFTA) Serbest Ticaret Anlaşması'nın sunduğu imkanlar da dikkate alınarak karşılıklı olarak çeşitlendirilmesi ve derinleştirilmesi hususları ele alınmıştır. Ardından gerçekleştirilen JETCO 1. Dönem Toplantısı'nda ülkemiz ile Norveç arasındaki ekonomik ve ticari ilişkiler değerlendirilerek, yatırımlar, enerji, finans, dijital hizmetler, savunma, müteahhitlik ve yeşil dönüşüm konularındaki işbirliği alanları belirlendi. Toplantıda 'Türkiye-Norveç JETCO Kurucu Deklarasyonu' ile 'Türkiye-Norveç JETCO 1. Dönem Protokolü' imzalanmıştır." "Ortak hedeflerimiz doğrultusunda somut adımlar ele alındı" Paylaşımda, iki ülkenin iş dünyası çatı kuruluşlarının katılımıyla bir yuvarlak masa toplantısı yapıldığı da bildirildi. Bu toplantıda ise mevcut işbirliğinin kapsamlı şekilde değerlendirildiği belirtilen paylaşımda, "Ticari ve yatırım ilişkilerimizin çeşitlendirilmesi ve artırılması amacıyla önümüzdeki döneme ilişkin yol haritası belirlenmiştir. Ortak hedeflerimiz doğrultusunda somut adımlar ele alınırken, özel sektörün sürece etkin katılımının taşıdığı kritik önemin altı çizilmiştir." bilgisi verildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.