SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yenilenebilir Enerji

Ekometre - Yenilenebilir Enerji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yenilenebilir Enerji haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

GES Projelerini doğru yönetenler kazanacak Haber

GES Projelerini doğru yönetenler kazanacak

EPDK’nın lisanssız elektrik üretiminde saatlik mahsuplaşma uygulamasına son şeklini vermesini değerlendiren Tek Enerji Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Şahintaş, yeni dönemde plansız fazla üretim anlayışının geride kalacağını belirterek, “Artık kazananlar yalnızca üretim yapanlar değil, üretimini doğru yönetenler olacak” dedi. 1 Haziran 2026 itibariyle yürürlülüğe girecek yeni düzenleme ile sistemin temel yapısı korunurken, mahsuplaşma yöntemi aylık bazdan saatlik baza taşınıyor. Böylece lisanssız üretimde tüketicilerin kendi elektrik ihtiyacını karşılamasına odaklanan, daha dinamik ve veri temelli bir yapı hayata geçiriliyor. Yeni modele göre tüketiciler, bir önceki yılki tüketimlerinin en fazla iki katı kadar üretim yapabilecek. Tüketici, bu sınır dahilinde yaptığı üretimin kullanmadığı kısmının satışından gelir elde edebilecek. Belirlenen sınırın üzerindeki üretim ise Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması kapsamında sisteme aktarılacak. Tüketim-üretim optimizasyonu kritik hale geliyor Düzenlemeyi değerlendiren Tek Enerji Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Şahintaş, saatlik mahsuplaşma uygulamasının GES yatırımlarında planlama, takip ve yönetim süreçlerini çok daha önemli hale getirdiğini söyledi. Şahintaş, “Yeni düzenleme, lisanssız elektrik üretiminde önemli bir dönemin başlangıcıdır. Artık bir tesisin ne kadar elektrik ürettiği kadar, bu elektriğin hangi saatlerde üretildiği ve tüketildiği ile ihtiyaç fazlası üretimin nasıl yönetildiği de belirleyici olacak. Bu nedenle plansız fazla üretim dönemi geride kalıyor. GES yatırımlarında doğru kapasite, doğru tüketim analizi ve doğru yönetim modeli öne çıkıyor” dedi. Saatlik mahsuplaşma uygulamasıyla birlikte özellikle sanayi tesisleri ve yüksek elektrik tüketimine sahip işletmeler için saatlik tüketim profilinin artık yatırım kararlarının merkezinde yer alacağını ifade eden Şahintaş, “Yeni dönemde kazananlar üretimini, tüketimini, tedarik anlaşmasını ve fazla enerji yönetimini birlikte ele alanlar olacaktır.” ifadelerini kullandı. Takip altyapısı olan firmalar avantaj sağlayacak Yeni düzenlemenin veri yönetimi, dijital izleme ve performans takibi altyapısını daha stratejik hale getirdiğini kaydeden Şahintaş, GES yatırımlarında satış sonrası izleme süreçlerinin yatırımcı açısından kritik önem taşıyacağını belirtti. Şahintaş, “Santral kurulduktan sonra süreç bitmiyor; aksine asıl değer, üretimin doğru izlenmesi, performansın takip edilmesi ve tüketimle uyumlu şekilde yönetilmesiyle ortaya çıkıyor. Tek Enerji olarak mühendislik, kurulum, izleme, raporlama ve danışmanlık süreçlerini bütüncül bir yaklaşımla ele alıyoruz. Bu süreçte plansız kapasite artışı yerine, işletmenin gerçek ihtiyacına uygun, finansal geri dönüşü doğru hesaplanmış ve enerji yönetimiyle desteklenmiş projeler önem kazanacaktır. Tek Enerji olarak biz de yatırımcılarımızın yalnızca bugünkü enerji ihtiyacını değil, gelecekteki enerji yönetimini de dikkate alan çözümler geliştirmeyi sürdürmeye devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.

TCK BY Kıraç’tan 2026’ya 8 milyar TL ciro hedefi Haber

TCK BY Kıraç’tan 2026’ya 8 milyar TL ciro hedefi

TCK by Kıraç markasıyla yol güvenliği, enerji ve savunma sanayinde faaliyet gösteren Kıraç Galvaniz, gerçekleştirdiği yatırımcı sunumunda büyüme stratejisini, yeni yatırımlarını ve küresel hedeflerini kamuoyuyla paylaştı. Toplantıya yerli ve yabancı yatırımcılar, portföy yönetim şirketleri ve finans kuruluşları yoğun ilgi gösterdi. Bozüyük yatırımıyla üretimde sıçrama 2025 yılında devreye alınan ve yaklaşık 1,35 milyar TL yatırım büyüklüğüne sahip Bozüyük entegre üretim tesisi, şirketin kapasite ve verimlilik yapısında belirleyici rol oynadı. Dijital izlenebilirlik sistemleri, robotik hatlar ve çevreci galvaniz teknolojileriyle donatılan tesis, TCK by Kıraç’ın operasyonel verimliliğini artırarak şirketi bölgesel üretici konumundan küresel rekabet düzeyine taşıdı. Bursa Başköy’de yapımı devam eden ve makine parkuru hariç inşaat ve altyapı yatırım harcamasının 500 milyon TL olması öngörülen yeni üretim tesisinin 2027 yılında tamamlanması hedefleniyor. Savunma ve Enerjide stratejik konumlanma Kıraç Galvaniz, savunma sanayinde attığı adımlarla yalnızca üretim kapasitesini değil, küresel sistemlere entegrasyon gücünü de yukarı taşıyor. Şirketin NATO Support and Procurement Agency (NSPA) tedarik sistemine kabul edilmesi, uluslararası savunma projelerine doğrudan erişim sağlayan kritik bir eşik olarak öne çıkıyor. Makine ve Kimya Endüstrisi A.Ş. (MKE) tedarikçi platformuna dahil olunması, yerli projelerdeki operasyonel rolünü derinleştiriyor. Bu çift yönlü konumlanma, TCK by Kıraç’ı hem global hem de yerel savunma ekosisteminde aktif bir oyuncu haline getiriyor. Enerji tarafında ise güneş enerjisi altyapı konstrüksiyonları üretimiyle büyümesini sürdüren şirket, yenilenebilir enerji yatırımlarındaki ivmeyi fırsata çevirerek portföyünü genişletiyor. Yol güvenliği sistemleri, solar enerji altyapısı ve savunma sanayi olmak üzere üç ana iş kolunda ilerleyen bu yapı; Avrupa, Orta Doğu ve Balkanlar’da süren faaliyetlerin yanı sıra Gürcistan ve Romanya’daki yapılanmalarla desteklenerek uluslararası pazarlarda daha derin ve sürdürülebilir bir büyüme modeline dönüşüyor.Müşteri portföyünde Amerika’ dan Çin’ e kadar sektörlerinde önemli birçok firmayla işbirliği yapan TCK by KIRAÇ, global şirket olma vizyonuyla çalışmalarını büyük bir tititizlikle yürütüyor. “Küresel oyuncu konumumuzu güçlendiriyoruz” TCK by Kıraç Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Serkan Malçok, şirketin dönüşüm sürecine ve küresel hedeflerine dikkat çekti. Malçok, “son yıllarda hayata geçirdiğimiz yatırımlar ve stratejik adımlar sayesinde, TCK by Kıraç’ı küresel ölçekte rekabet eden bir yapıya taşıdık. Bozüyük fabrika yatırımımız ve planladığımız yeni tesislerle üretim gücümüzü büyütürken; savunma sanayi, solar enerji ve yol güvenliği sistemlerinde kurduğumuz dinamik yapı ile daha güçlü, daha rekabetçi ve daha sürdürülebilir bir küresel oyuncu haline geliyoruz” dedi.

Jeotermale ‘Hayır’ demek, ithâl kaynaklara ‘Evet’ demektir Haber

Jeotermale ‘Hayır’ demek, ithâl kaynaklara ‘Evet’ demektir

Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Anadolu ve Trakya coğrafyasında bin 500’ün üzerinde doğal jeotermal çıkış noktası olduğunu hatırlatarak, başta enerji olmak üzere yatırımların Ege’den ülke geneline doğru yayılması için seferberlik ilân edilmesi gerektiğini vurguladı. DOĞU ANADOLU JEOTERMAL ZENGİNİ Ağrı, Muş, Bingöl, Elazığ ve Van başta olmak üzere Doğu Anadolu illerinin tektonik yapıları gereği çok zengin jeotermal kaynaklara sahip olduğu bilgisini veren Kındap, “Jeotermal tamamen bizim olan, kullanırken kimseden izin istemediğimiz, kimseye bir para ödemeyeceğimiz; 7 gün 24 saat kesintisiz üretim yaptığımız; temiz, yenilenebilir ve sürdürülebilir bir kaynak. Doğu Anadolu Bölgemizdeki illerimizde, jeotermalin tüm kullanım alanlarında ülke ekonomisinin kalkınmasına hizmet edecek projeler geliştiriliyor. Pek çok kentimizde yurttaşlarımızın yatırımları desteklediğini görmek bizlere de mutluluk veriyor. Çünkü hepimiz biliyoruz ki tamamen bizim olan jeotermal enerjiye ‘hayır’ demek, kıt olan dövizimizi harcayarak ithal ettiğimiz enerji kaynaklarına ‘evet’ demek anlamına geliyor.” dedi. “Bilgi eksikliğini gidermek görevimiz” Muş ve Bingöl’de bazı vatandaşların bilgi eksikliğinden kaynaklı sebeplerle jeotermale karşı çıkabildiğini söyleyen Kındap, bu yöndeki eksikliğin giderilmesi ve karşı çıkışların siyasi istismar konusu olmaması için JED ve benzeri sivil toplum örgütlerine görev düştüğünü hatırlattı. “Türkiye’de halen enerji üreten ya da inşa halinde olan jeotermal santrallerin, dünyanın kabul ettiği en yüksek çevre standartlarına sahip olduklarına işaret eden JED Başkanı Ali Kındap, şu değerlendirmeyi yaptı: “Varto ve Karlıova başta olmak üzere Doğu Anadolu Bölgesi’nde gerçekleştirilecek jeotermal yatırımların, başta istihdam olmak üzere bölge ekonomisine çok farklı alanlarda katkı sağlamasını bekliyoruz. Bugün Ağrı’nın Diyadin ilçesi nasıl jeotermal seracılıkta bir Türkiye markası olduysa; Varto ve Karlıova gibi pek çok ilçemiz enerji üretiminde, termal turizmde, sebze ve meyve kurutma yatırımlarında, jeotermal madencilik uygulamalarında birer marka şehir olabilir. Gerek inşaat gerekse işletme süreçlerinde yaratılacak doğrudan ve dolaylı iş imkanları, bu ilçelerimizde ciddi bir ekonomik hareketlilik yaratacak. Kaynaklarımızın verimliliği ile paralel olarak tarımsal üretimde artış, yılın 12 ayı kesintisiz üretim yapılabilen modern seracılık uygulamaları yaygınlaşacak. Sektör temsilcileri olarak bizler, yurttaşlarımızın doğru bilgilenmesine büyük önem vermekteyiz. Bir ilimizde jeotermal yatırımlar alkışlarla karşılanırken, birkaç yüz kilometre uzaklıktaki bir başka şehrimizde eleştiri konusu oluyorsa, bizlerin de sorumluluk alması gereken bir bilgi eksikliği var demektir.” “Türkiye jeotermali elinin tersi ile itemez” Rusya – Ukrayna ve ABD-İran savaşlarının Türkiye için enerji arz güvenliğinin taşıdığı stratejik önemi gösteren örnekler olduğuna dikkat çeken Kındap, gelişmişlik seviyesi ne olursa olsun tüm ülkelerin yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına çok daha fazla önem verdiklerini belirtti. Dünyada dördüncü, Avrupa’nın lider jeotermal zengini ülkesi olan Türkiye’nin, bu dev enerji kaynağını elinin tersi ile itemeyeceğini kaydeden Ali Kındap, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ülkemiz doğalgaz ve petrol zengini bir ülke değil. Enerjide bağımsız olmamız için bu kaynaklara sahip olmamız da gerekmiyor. Tüm yenilenebilir kaynaklarımızdan etkin şekilde ve sonuna kadar yararlanmalı, 85 milyonluk ülkemizin enerjisini bu kaynaklarla karşılamalıyız. Bu açıdan baktığımızda Doğu Anadolu’daki jeotermal yatırımlarımız ekonomik kalkınma, çevresel sürdürülebilirlik ve enerji bağımsızlığı hedeflerimizin tam kesişim noktasında yer alıyor. Bu yatırımların ülkemizin temiz enerji yolculuğunda güçlü birer adım olduğuna inanıyoruz. Nasıl ki rüzgâr enerjisi yatırımlarımız son yıllarda batıdan doğuya doğru hızlı bir ivme ile yayılıyorsa, jeotermal enerjide de aynı rotayı izlemeliyiz.” Rakamlarla jeotermal sektörü Jeotermal kaynaklı elektrik üretiminde 1758 MW kurulu güç seviyesine ulaşan Türkiye; potansiyelinin çok altında kalan bu seviye ile dünyanın dördüncü, Avrupa’nın lider ülkesi konumunda. Türkiye, enerji üretiminin yanı sıra konut ısıtması, jeotermal seracılık, termal turizm, jeotermal balıkçılık ve sebze meyve kurutma alanlarında 7 bin MW’ın biraz üzerinde jeotermal kullanıma sahip. Maden Tetkik Arama Kurumu (MTA) Türkiye’nin keşfi tamamlanan jeotermal potansiyelini 62 bin MW/termal olarak açıklarken, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre Türkiye üçte birinden azına karşılık gelen 19 bin 836 MW/termal kullanıma sahip. 150 bin dönüm jeotermal ısıtmalı sera potansiyeline sahip olan Türkiye, halen 7 bin dönüm jeotermal ısıtmalı seraya sahip. Türkiye, potansiyelinin % 5’i seviyesinde olan bu kapasite ile dünyada 7'inci, Avrupa'da ise 1'inci sırada yer alıyor.

BSH Türkiye’den  Yenilenebilir Enerji İçin büyük adım Haber

BSH Türkiye’den  Yenilenebilir Enerji İçin büyük adım

Çerkezköy’deki malzeme deposunun enerji tüketimi çatısına yerleştirilen fotovoltaik paneller ile karşılanacak. Yaklaşık dört futbol sahası büyüklüğündeki paneller yılda 3 GWh enerji üretimi ile 1.370 ton CO₂ emisyonunun önüne geçilmesini sağlayacak.  BSH Türkiye, iklim ve çevre taahhütleri kapsamında sürdürülebilirlik odaklı dönüşümüne devam ediyor. Çerkezköy’de bulunan dev üretim yerleşkesinde bulunan malzeme deposu Fotovoltaik (PV) panelleri ile yenilenebilir enerji üretimine başladı. Malzeme deposunun çatısına yerleştirilen fotovoltaik paneller yılda 3 GWh enerji üretimi sağlayarak 1.370 ton CO₂ emisyonunun önüne geçmeyi hedefliyor. Yaklaşık dört futbol sahası büyüklüğünde bir alanı kaplayan PV panelleri, malzeme deposunun yıllık elektrik ihtiyacının tamamını karşılarken; tüm yerleşkenin yıllık elektrik tüketiminin de yüzde üçüne denk gelen miktarda yeşil enerji üretecek. BSH Çerkezköy Tesis Yönetimi ve Türkiye Sürdürülebilirlik, Çevre ve İSG Yönetimi departmanlarının liderliğinde yürütülen proje, operasyonlarında kaynak verimliliğini artırmayı ve yenilenebilir enerji kullanımını yaygınlaştırmayı amaçlıyor. Elde edilen yenilenebilir enerji malzeme deposunun yıllık elektrik ihtiyacını tamamen karşılayarak Çerkezköy yerleşkesinin de karbon ayak izini azaltmasına önemli bir katkı sağlayacak. Yenilenebilir enerji üretiminin artırılması hedefleniyor Projenin ikinci aşamasında Çerkezköy kampüsündeki diğer uygun çatı alanlarına da PV sistemleri kurularak yeşil enerji üretiminin artırılması hedefleniyor. 2020 yılından bu yana tüm lokasyonlarında Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarını karbon-nötr olarak gerçekleştiren BSH, önlenemeyen emisyonlar için karbon dengeleme projelerine destek verirken, 2030 yılına kadar kullanılan elektriğin %100’ünü yenilenebilir enerji kaynaklarından elde etmek için çalışmalarını sürdürüyor.

Yeşil Sanayi ve Yenilenebilir Enerjiye büyük destek Haber

Yeşil Sanayi ve Yenilenebilir Enerjiye büyük destek

Küçük ve orta ölçekli işletmelerin yeşil dönüşümünü verimli bir şekilde gerçekleştirmelerine katkı sağlanması amacıyla çağrıları açıklanan, “Yeşil Sanayi Destek Programı” ve AB’nin sağladığı IPARD destekleri kapsamındaki “Yenilebilir Enerji” başlığında destekten yararlanmak için başvuru süreçlerinin önemine dikkat çeken Bikem İnce İnanç, proje teklif detaylarını anlattı.  “Türkiye Yeşil Sanayi Projesi” kapsamında KOBİ’lerin yeşil dönüşümünü verimli bir şekilde gerçekleştirmelerine katkı sağlamak amacıyla “Yeşil Sanayi Destek Programı” KOSGEB tarafından 14 Milyon TL’ye kadar destek fırsatı sunuyor. KOBİ’lerin; Enerji Verimliliği, Su Verimliliği, Hammadde Verimliliği, Sürdürülebilir ve İklime Dayanıklı Atık Geri Dönüşümü, Endüstriyel Simbiyoz ve Döngüsel Ekonomi konu başlıklarında hazırlayacakları projelere istinaden sunulan destek, birçok fırsatı da beraberinde getiriyor. ‘Başvuru sürecinde takip şart’ Sürdürülebilir karlılık için bu projelerin KOBİ’lere can suyu olduğunun altını çizen Finansal Yönetim Danışmanı Bikem İnce İnanç:’ KOSGEB'in yeni "Yeşil Sanayi Destek Programı" kapsamında, çevre dostu projeler geliştiren işletmelere 14 milyon TL'ye kadar destek sağlanıyor. Bu program, enerji verimliliğini artıran, atık yönetimini iyileştiren ve karbon ayak izini azaltan projeleri desteklemeyi amaçlıyor. Ayrıca, IPARD programı da kırsal kalkınma projelerinde 81 il için 500 bin Euro’ya kadar yenilenebilir enerjiye destek sunuyor. IPARD, bu destekle ekonomik kalkınmayı teşvik etmektedir. Bu desteklerden yararlanmak isteyen işletmelerin, projelerinin çevresel etkilerini ve sürdürülebilirlik unsurlarını net bir şekilde ortaya koymaları gerekmektedir. Her iki programın belirlediği kriterlere uygun şekilde başvuru dosyalarını eksiksiz hazırlamak da büyük önem taşımaktadır. Yeşil Sanayi Destek Programı ve IPARD desteği, işletmelerin hem çevresel hem de ekonomik sürdürülebilirliklerini artırmaları için önemli fırsatlar sunmaktadır. Bu fırsatları en iyi şekilde değerlendirmek için başvuru sürecinde dikkat edilmesi gereken tüm adımları planlamak ve gerekli belgeleri hazırlamak gerekmektedir. Desteklerin zaman kısıtı da bulunmaktadır, bu nedenle başvurularda son başvuru tarihine dikkat edilmelidir. Bu fırsatlardan yararlanarak hem çevresel etkilerinizi azaltabilir hem de işletmenizin rekabet gücünü artırabilirsiniz.’ İfadelerine yer verdi.

Türkiye yenilenebilir enerjiye  yatırım yapacak Haber

Türkiye yenilenebilir enerjiye yatırım yapacak

Enerji Depolama Sistemleri Derneği (EDSİS) ve Enerjide Dijitalleşme Derneği (EDİDER) tarafından 2. Enerji Depolama Sistemleri Zirvesi kamu ve özel sektörden paydaşların katılımıyla Ankara'da düzenlendi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Enerji İşleri Genel Müdür Yardımcısı Ramazan Usta, buradaki konuşmasında, "Nisan sonu itibarıyla yenilenebilir enerji kaynaklarımızın toplam kurulu gücü 63 bin megavat değerlerine ulaşmış durumda. 110 gigavat civarındaki gücün yaklaşık yüzde 58'i yenilenebilir kaynaklı elektrik üretim tesislerine bağlı." dedi. Usta, Bakanlık tarafından hazırlanan Ulusal Enerji Planı'na göre elektrikte toplam kurulu gücün 2025'e kadar 116 bin 200, 2030'a kadar 149 bin 100 ve 2035'e kadar 189 bin 700 megavata ulaşmasının hedeflendiğini bildirdi. Türkiye'nin 2023'te 326 milyar kilovatsaat düzeyinde olan elektrik üretiminin 2035'e kadar yıllık ortalama yüzde 3,5 artışla 507 milyar kilovatsaate ulaşmasının öngörüldüğünü belirten Usta, "Bu hedeflere ulaşmak için 2035'e kadar en az 73 milyar dolar tutarında yenilenebilir tesis yatırımı yaparak, toplam 74 bin 353 megavat kapasitesindeki yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı cari bir sistemi işletmeye almak durumundayız." diye konuştu. Usta, öngörülen hedeflere ulaşılması durumunda toplam 703 milyar metreküp doğal gaz ithalatı, 226,5 milyar dolar cari açığın önüne geçilebileceğini söyledi. Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği Başkanı İbrahim Erden de Türkiye'nin rüzgarda kurulu gücünün 12 bin 400 megavata, elektrikte toplam kurulu güçteki payının yüzde 11'e ulaştığını söyledi.

Küresel elektrik talebi 2024 te yüzde 3,3 büyüyecek Haber

Küresel elektrik talebi 2024 te yüzde 3,3 büyüyecek

Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) Elektrik Piyasası Raporu'na göre, küresel elektrik talebinde bu yıl öngörülen yüzde 2'lik büyümenin geçen yılki büyümenin altında kalacağı tahmin ediliyor. Elektrik talebindeki artışın yavaşlamasında gelişmiş ekonomilerin talebindeki daralmanın etkisi görülürken, ABD'de elektrik talebinin bu yıl yüzde 2, Japonya'da yüzde 3 ve Avrupa Birliği'nde yüzde 3 gerilemesi bekleniyor. AB'de 2022 ve bu yılki düşüşün ardından, elektrik tüketiminin son 20 yıldaki en düşük seviyesine gerileyeceği hesaplanıyor. Küresel elektrik talebinin, ekonomik görünümün iyileşmesiyle 2024'te yüzde 3,3 büyüyerek toparlanma göstereceği öngörülürken, dünya elektrik talebinde gelecek 2 yıldaki büyümenin tamamının yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanması bekleniyor. IEA'nın öngörülerine göre, 2024 itibarıyla yenilenebilir enerji kaynakları küresel elektrik üretiminin üçte birinden fazlasını karşılayacak. Bu kapsamda, dünya genelinde yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektriğin kömürden üretimi geçtiği ilk yıl 2024 olabilir. IEA Enerji Piyasaları ve Güvenliği Direktörü Keisuke Sadamori, rapora ilişkin değerlendirmesinde, dünyanın elektrik ihtiyacının gelecek yıllarda da güçlü bir şekilde artmaya devam edeceğini belirterek, "2024 yılına kadar küresel talep artışının Almanya'nın mevcut elektrik tüketiminin yaklaşık üç katına ulaşması bekleniyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretiminde giderek artan bir paya sahip olması ve bunun sonucunda elektrik üretimi için fosil yakıtların kullanımının azalması bizi cesaretlendiriyor. Şimdi politika yapıcıların ve özel sektörün, enerji sektöründen kaynaklanan emisyonların sürekli olarak azalmasını sağlamak için bu ivmeyi geliştirmelerinin zamanıdır" ifadelerini kullandı.

Yenilenebilir enerjinin payı güçlü biçimde artıyor Haber

Yenilenebilir enerjinin payı güçlü biçimde artıyor

Enerji Enstitüsü’nün uluslararası danışmanlık şirketi Kearney ile birlikte hazırladığı rapora göre yenilenebilir enerjinin payı tüm dünyada güçlü biçimde artmaya devam ediyor. Solar kaynaklı enerji üretimi geçen yıl yüzde 25, rüzgar kaynaklı üretim yüzde 13 büyüdü. “Dünya Enerjisinin İstatistiki Değerlendirmesi” raporu bu yıl Enerji Enstitüsü tarafından uluslararası danışmanlık şirketleri Kearney ve KPMG ile işbirliğiyle yayınlandı. Raporda küresel enerji talebindeki artışın 2022’de yüzde 1,1 olarak gerçekleştiğine dikkat çekilerek bunun 2021’deki yüzde 5,5’lik artışa göre belirgin bir yavaşlamaya işaret ettiği belirtildi. 2022’deki artışla birlikte küresel enerji talebi kovid pandemisi öncesindeki seviyenin yüzde 3 üzerine gelmiş durumda. Raporda öne çıkan gelişmeler şöyle sıralandı: Covid pandemisi sonrasında ulaştırma kaynaklı yakıt talebi normale dönmeye devam ediyor. Bununla birlikte normale dönüş temposu bölgeden bölgeye farklılık gösteriyor. Çin’de özellikle jet yakıtı talebi kovid öncesinin hâlâ altında. Ukrayna’daki savaş ve Rusya’ya yönelik ambargolar doğal gaz fiyatlarında sert artışa neden oldu. Uluslararası doğal gaz fiyatı Avrupa’da 3, Asya’da 2 kat arttı. Küresel ana enerji tüketimi geçen yıl yüzde 1 arttı. Böylece küresel tüketim kovid öncesi dönemin yüzde 3 üzerine yükseldi. Yenilenebilirdeki güçlü büyümeye rağmen enerji kaynaklı küresel sera gazı emisyonu geçen yıl yüzde 0,8 artış gösterdi. "Paris hedeflerine yönelik acil adım atılmalı" Enerji Değişimi Enstitüsü Başkanı ve Kearney Küresel Sürdürülebilirlik Lider Partner’i Richard Forrest ise 2022’de küresel enerji tüketiminin yüzde 1, sera gazı emisyonunun ise yüzde 0,8 arttığına dikkat çekerek, “İklim değişikliğiyle ilgili Paris Anlaşması’ndaki hedefleri karşılamaya yönelik acil adımlar atılmalı. Temiz, erişilebilir ve güvenli enerjiye geçiş ihtiyacı hiç bu kadar büyük olmamıştı” değerlendirmesi yaptı. Küresel elektrik üretimindeki büyüme yavaşladı Rapora göre küresel elektrik üretimi 2022’de yüzde 2,3 büyüdü. Bu oran bir önceki yılın yüzde 6,2’lik artışına göre önemli bir gerilemeye karşılık geliyor. Solar ve rüzgar elektrik üretimi içinde yüzde 12 paya ulaştı. Solar kaynaklı üretim yüzde 25, rüzgar kaynaklı üretim yüzde 13 arttı. Solar ve rüzgar kaynaklı elektrik üretimi geçen yıl da nükleer kaynaklı elektrik üretimini geçti. Kömür kaynaklı üretim yüzde 35,8’den 35,4’e gerilese de küresel elektrik üretiminde başat güç kaynağı olarak kalmaya devam etti. Doğal gaz kaynaklı üretimin payı yüzde 22 ile stabil kaldı. Petrol tüketiminde artış sürüyor Rapora göre 2022’de küresel petrol tüketimi günlük bazda 2,9 milyon varil artarak 97,3 milyon varile ulaştı. Bununla birlikte küresel petrol tüketimi kovid pandemisi öncesi dönemin yüzde 0,7 altında kaldı. Küresel petrol üretimi ise geçen yıl günlük bazda 3,8 milyon varil arttı. Bu artışın yüzde 60’ı OPEC üyesi ülkeler tarafından karşılandı. Doğalgaz talebi azaldı Raporda yer alan verilere göre küresel doğal gaz talebi geçen yıl yüzde 3 azaldı. Bunun sonucunda doğal gazın ana enerji kaynakları içindeki payı da hafifçe gerileyerek yüzde 25’ten yüzde 24’e indi. Küresel doğalgaz üretimi ise bir önceki yıla göre sabit kaldı. Japonya 2022’de Çin’i geçerek dünyanın en büyük LNG ithalatçısı konumuna yükseldi. Asya Pasifik bölgesi küresel LNG talebinin yüzde 65’ini oluşturdu. Buna karşılık bu bölgenin doğal gaz talebi bir önceki yıla göre yüzde 6.5 azaldı. Avrupa’nın LNG ithalatı ise Rusya-Ukrayna savaşının etkisiyle yüzde 57 artış gösterdi. Solar ve rüzgarda büyük artış Hidro hariç yenilenebilir enerji gücü geçen yıl yüzde 14 büyüdü. Bir önceki yıl büyüme oranı yüzde 16 olmuştu. Solar ve rüzgar enerjisi kapasitesi 2022’de hızla büyümeye devam ederek 266 GW’ye ulaştı. Solar enerji kapasite artışının yüzde 72’sini (192 GW) oluşturdu. Hidro arttı, nükleer azaldı Hidroelektrik üretimi geçen yıl yüzde 1,1 artarken nükleer enerji kaynaklı elektrik üretimi ise yüzde 4,4 geriledi. Yenilebilirin payı artıyor Dünyanın toplam enerji tüketiminde yenilenebilir enerjinin payı geçtiğimiz yıl artmaya devam etti. Enerji Enstitüsü’nün verilerine göre hidro hariç yenilenebilir enerjinin küresel enerji tüketimindeki payı geçen yıl yüzde 7,5’e yükseldi. Bu, bir önceki yıla göre yüzde 1’lik artış anlamına geliyor. Fosil kaynaklardan sağlanan enerji ise geçtiğimiz yıl küresel enerji talebinin yüzde 82’sini karşıladı. Avrupa'nın enerji talebi azaldı Enerji talebinde dikkat çekici bir gelişme, Avrupa’daki gerileme. Rapora göre geçtiğimiz yıl Avrupa’nın toplam enerji talebi bir önceki yıla göre yüzde 3.8 geriledi.

Yenilenebilir enerji zorunluluğu 1 Ocak'ta başlıyor Haber

Yenilenebilir enerji zorunluluğu 1 Ocak'ta başlıyor

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca, 1 Ocak'tan itibaren 5 bin metrekareden büyük binalarda yenilenebilir enerji zorunluluğu getiren düzenleme kapsamında 1400 bina, "Neredeyse Sıfır Enerjili Binalar" (NSEB) konseptine geçiş yaptı. Yönetmelik değişikliğiyle normal binalara göre enerji verimliliği daha fazla olan ve kullandığı enerjinin belirli bir kısmını yenilenebilir enerji kaynaklarından temin eden NSEB konseptine geçiş, aşamalı olarak 1 Ocak'ta zorunlu hale getirildi. Böylece, 1 Ocak'tan itibaren, bir parseldeki toplam inşaat alanı 5 bin metrekareden büyük olan tüm binalar, enerji performans sınıfı en az "B" olacak şekilde inşa edilecek ve bu binaların, kullandığı enerjinin en az yüzde 5'ini güneş paneli, rüzgar enerjisi, ısı pompası gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılayacak. Bu kapsamda, bugüne kadar 5 bin metrekareden büyük 1400 bina NSEB şartlarına uygun projelendirilerek ruhsat aldı. Bu binalar, normal bir binaya göre yaklaşık yüzde 25 enerji verimli olarak tasarlandı. İnşaatı devam eden bu binaların NSEB koşullarında projelendirilmesiyle bina tamamlandığında yıllık 24 gigawatt saati bulan enerji israfının önüne geçilecek. Böylece, Türkiye'nin enerji faturasında yıllık 9,5 milyon liralık bir tasarruf sağlanacak. Uygulama 2025'te 2 bin metrekare üzeri binalarda da yaygınlaştırılacak Ayrıca 1 Ocak 2025'ten itibaren bu uygulamanın 2 bin metrekare üzeri tüm binalara yaygınlaştırılması ve kullanılan enerjinin en az yüzde 10'unun yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlaması zorunlu olacak. Türkiye'nin "2053 net sıfır emisyon" hedefine ulaşılabilmesi için 2030'dan itibaren uygulamada ikinci aşamaya geçilerek metrekare sınırı olmadan tüm binalar için zorunluluk getirilmesi, asgari enerji performansı sınıfında ve asgari yenilenebilir enerji kullanımın oranında daha büyük iyileştirmeler yapılması hedefleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.