SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yenilenebilir Enerji

Ekometre - Yenilenebilir Enerji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yenilenebilir Enerji haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Borusan EnBW Enerji’den örnek döngüsel ekonomi modeli Haber

Borusan EnBW Enerji’den örnek döngüsel ekonomi modeli

"Doğal Otlatma Yoluyla Sosyal Katkı ve Karbon Azaltım Projesi" ile güneş panel bakım süreçlerinde doğa temelli çözümler kullanılırken, yerel ekonomiye de katkı sağlandı Değer yaratan bu proje sadece çevreyi korumakla kalmıyor, aynı zamanda yerel ekonomiye de katkı sağlıyor. Borusan Holding ve Energie Baden-Württemberg AG’nin (EnBW) ortak girişimi Borusan EnBW Enerji, %100 yenilenebilir enerji üretiminin yanı sıra faaliyet gösterdiği sahalarda doğa pozitif uygulamalar geliştirerek çevresel ve sosyal fayda yaratmaya devam ediyor. Bu kapsamda Çanakkale’de Çan ve Merkez ilçelerinde bulunan ülkemizin en büyük RES-GES hibrit tesisi olan Saros Rüzgar ve Güneş Enerjisi Santrali çalışanları tarafından hayata geçirilen “Güneş Enerjisi Sahalarında Doğal Otlatma Yoluyla Sosyal Katkı ve Karbon Azaltım Projesi”, panel verimliliğini korumak için sahalarda yapılması gereken düzenli ot temizliği ve kontrolü için sürdürülebilir bir model sunuyor. Geleneksel yöntemlerde ot kontrolü, fosil yakıtlı ekipmanlar veya kimyasal herbisitler kullanılarak gerçekleştiriliyor. Bu yöntemler karbon salımı, maliyet artışı ve çevresel etkiler gibi çeşitli sorunlar doğurabiliyor. Projenin geliştirdiği doğa temelli yaklaşımla, güneş enerjisi sahasında kimyasallar kullanılarak yapılan ot mücadelesi yerine kısmi bir mekanik biçmeye ek olarak kontrollü koyun ve kuzu otlatma yöntemi uygulanmaya başlandı. Döngüsel ekonomi modeli: Doğal otlatma yöntemi sayesinde, sahadaki otlar doğal yollarla temizlenerek güneş panellerinin verimini olumsuz etkileyebilecek yoğun bitki örtüsü kontrol altına alındı, panellerin performansı korundu. Aynı zamanda yaz aylarında kuru ot birikiminin engellenmesiyle yangın riski azaltıldı ve iş güvenliği de sağlanmış oldu. Sadece hayvan otlatmaya uygun olmayan dikenli otların bulunduğu bölgede biçme ekipmanı kullanıldığı için saha bakım süreçlerinden kaynaklanan karbon emisyonları azaltıldı. Saros Rüzgar ve Güneş Enerji Santrali’nin, işletmeye geçmesinden bu yana otla mücadele için hiçbir kimyasal kullanılmadı. Böylece, toprak biyolojik çeşitliliğinin ve su kaynaklarının korunmasına katkı sağladı. Projenin sosyal ve ekonomik katkıları da öne çıkıyor Proje, çevresel hassasiyetleri gözetirken aynı zamanda bölgedeki besiciler için sosyal ve ekonomik fayda yaratıyor. Yerel besicilerle kurulan iş birliği sayesinde kırsal ekonomiye doğrudan katkı sağlanıyor. Doğal yırtıcılardan korunan sürüler güvenli bir ortamda otlarken, besiciler de diğer günlük işlerini yapabilme fırsatı yakalıyor. Besiciler, yem maliyetleri azalırken, yaptıkları tasarruf sonucu sürülerini genişletme imkanı da buluyor. Ayrıca, alımına destek olunan yün kırkma makineleri ile bölge hayvancılığına katkı sunuldu. Bölgede besiciliği yapılan küçükbaş hayvan sayısı 5 misline çıktı. Proje uygulamasının ilk 6 ayında ciddi boyutta ot kaynağı doğal yollarla değerlendirilirken, bölgedeki yetiştiricilerin yem maliyetlerinde büyük bir tasarruf sağlandı. Saros Rüzgar ve Güneş Enerji Santralinde uygulama sayesinde dış kaynaklı bakım faaliyetlerine kıyasla önemli bir ekonomik fayda elde edildi. Güvenli ve sürdürülebilir bir model Uygulama kapsamında hayvanların güvenliği ve konforu için tüm detaylar düşünüldü. Trafo merkezleri ve kablo kanalları fiziksel bariyerlerle çevrilerek riskler ortadan kaldırıldı, saha içerisine hayvanlar için su kaynakları ve gölgelik alanlar oluşturuldu. Borusan EnBW Enerji, bu uygulamayla yenilenebilir enerji üretimi ile tarımsal faaliyetlerin uyum içinde yürütüldüğü yeni bir örnek gösterirken, döngüsel ekonomi yaklaşımını da sahaya taşımış oldu. Şirket, elde edilen sonuçlar doğrultusunda doğal otlatma modelini farklı sahalarda yaygınlaştırmayı ve sürdürülebilir arazi yönetimi uygulamalarını geliştirmeyi hedefliyor. Borusan Grubu’nun "İklim, İnsan ve İnovasyon" odaklı sürdürülebilirlik yaklaşımını tüm süreçlerinde uygulayan Borusan EnBW Enerji, bu projeyle hem karbon ayak izini azaltan hem de yerel ekonomiyi güçlendiren örnek bir model sunuyor.

Kritik minerallerde yeni cephe: Grönland Haber

Kritik minerallerde yeni cephe: Grönland

Nikkei’nin haberine göre Tokyo yönetimi, Danimarka’ya bağlı özerk bölge olan Grönland’daki rezervlerin büyüklüğünü ve ekonomik potansiyelini değerlendirmek için yaz aylarından itibaren bölgeye jeologlar gönderecek. Çalışmalar kapsamında maden sahalarının işletme maliyetleri analiz edilirken, kaynakların ticari olarak değerlendirilebilir olup olmadığı da araştırılacak. Japonya’nın girişimi, kritik mineral tedarik zincirini çeşitlendirme ve stratejik kaynaklarda alternatif tedarik kanalları oluşturma hedefinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Özellikle elektronik, savunma sanayisi, yenilenebilir enerji teknolojileri ve ileri teknoloji üretiminde kullanılan nadir toprak elementleri, son yıllarda ülkelerin ekonomik ve stratejik öncelikleri arasında yer alıyor. Fizibilite çalışmalarının ardından Japon şirketlerinin Grönland’daki madencilik projelerine yatırım yapabilmesi için teknik ve ekonomik değerlendirmelerin tamamlanması hedefleniyor. Böylece bölgedeki potansiyel kaynakların geliştirilmesi ve yeni yatırım fırsatlarının oluşturulması amaçlanıyor. Kritik mineraller alanında küresel rekabetin giderek arttığı bir dönemde Grönland, sahip olduğu zengin rezerv potansiyeliyle birçok ülkenin ilgisini çekiyor. Japonya’nın son hamlesi de Çin’e bağımlılığı azaltma ve tedarik güvenliğini güçlendirme yönündeki uluslararası eğilimin bir parçası olarak öne çıkıyor.

AB destekli finansmanda yeni dönem  Haber

AB destekli finansmanda yeni dönem 

Kaynak, sürdürülebilir sanayi yatırımları ve ihracatçıların yeşil dönüşüm projelerinde kullanılacak. Türkiye, yeşil dönüşüm hedefleri doğrultusunda Avrupa Yatırım Bankası'ndan (AYB) 200 milyon euroluk yeni finansman desteği sağladı. Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan edinilen bilgilere göre, uygun koşullu dış finansman kaynaklarının artırılmasına yönelik çalışmalar kapsamında AYB ile iki ayrı kredi anlaşması imzalandı. Hazine geri ödeme garantisi altında sağlanan finansmanın 100 milyon euroluk bölümü Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası (TKYB) aracılığıyla sürdürülebilir sanayi yatırımlarına aktarılacak. Kalan 100 milyon euroluk kaynak ise Türk Eximbank üzerinden ihracatçıların yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik projelerinin finansmanında kullanılacak. Yeşil büyüme hedeflerine katkı sağlayacak Sağlanan finansmanla yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, düşük karbonlu üretim ve sürdürülebilir sanayi alanlarında gerçekleştirilecek yatırımların desteklenmesi hedefleniyor. Söz konusu kredi anlaşmalarıyla birlikte Türkiye'nin 2026 yılı içerisinde sağladığı uygun koşullu dış finansman tutarı 4,9 milyar dolara ulaştı. Şimşek: Destekler yeniden harekete geçti Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Avrupa Yatırım Bankası ile yürütülen iş birliğinin Türkiye'nin kalkınma öncelikleri açısından önemli katkılar sunduğunu belirtti. Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerde son dönemde yaşanan olumlu gelişmelerin dış finansmana erişimi de desteklediğini ifade eden Şimşek, Avrupa Yatırım Bankası'nın deprem sonrası sağlanan finansman hariç olmak üzere yaklaşık 8 yıl aradan sonra yeniden Türkiye'nin kalkınma projelerine yönelik uygun koşullu kredi imkanlarını devreye aldığını söyledi. Reel sektör ve ihracatçıya destek Yeni finansman paketinin özellikle reel sektörün dönüşüm yatırımları ile ihracatçıların uluslararası sürdürülebilirlik standartlarına uyum süreçlerine katkı sağlaması bekleniyor. Uzmanlar, yeşil dönüşüm yatırımlarının hız kazanmasının hem ihracat pazarlarında rekabet gücünü artıracağını hem de Türkiye'nin uzun vadeli sürdürülebilir büyüme hedeflerine destek vereceğini değerlendiriyor.

İnşaat sektörünü şekillendirecek yatırım trendleri Haber

İnşaat sektörünü şekillendirecek yatırım trendleri

Gayrimenkul ve inşaat sektörü, değişen ekonomik dinamikler, teknolojik gelişmeler ve tüketici beklentileri doğrultusunda dönüşümünü sürdürürken, 2026 yılında sektöre yön verecek yatırım trendleri de netleşmeye başladı. Deprem güvenliği, sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve yaşam kalitesi odaklı projeler yatırımcıların karar süreçlerinde belirleyici unsurlar haline gelirken, sektör temsilcileri de geleceğin ihtiyaçlarına uygun projeler geliştirmeye odaklanıyor… SOA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Artukoğlu, gayrimenkul sektöründe yaşanan dönüşümü değerlendirerek yatırımcı davranışlarının son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini söyledi. Artukoğlu, “Geçmişte yatırım kararlarında öncelikli kriter lokasyon ve fiyat olurken, bugün güvenli yapılaşma, sosyal yaşam alanları, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik gibi unsurlar da en az bunlar kadar önem taşıyor. Özellikle deprem gerçeğinin daha fazla hissedildiği bir dönemde yatırımcılar yalnızca bir mülk satın almıyor; güvenli ve uzun vadeli bir yaşam alanına yatırım yapıyor” ifadelerini kullandı. Sürdürülebilir projeler ön plana çıkıyor Küresel ölçekte çevresel farkındalığın artmasıyla birlikte sürdürülebilir yapıların önem kazandığını belirten Artukoğlu, enerji tasarrufu sağlayan sistemlerin ve çevre dostu uygulamaların yeni projelerin vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini ifade etti. “Yeşil bina uygulamaları, yenilenebilir enerji çözümleri ve düşük karbon ayak izine sahip projeler artık yatırımcıların tercih sebepleri arasında yer alıyor. Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirlik odaklı projelerin sektördeki payının daha da artacağını öngörüyoruz” diye konuştu. Akıllı teknolojiler yatırım değerini artırıyor Dijitalleşmenin inşaat ve gayrimenkul sektöründe de etkisini gösterdiğine dikkat çeken Artukoğlu, akıllı bina teknolojilerinin yatırım kararlarında giderek daha fazla rol oynadığını belirtti. Artukoğlu, “Enerji tüketimini optimize eden sistemler, uzaktan yönetilebilen yaşam alanları ve güvenlik teknolojileri artık modern projelerin standartları arasında yer alıyor. Akıllı teknolojilere sahip yapılar hem kullanıcı deneyimini artırıyor hem de uzun vadede yatırım değerine katkı sağlıyor” ifadelerini kullandı. Ankara ve gelişen şehirler yatırımcıların radarında Türkiye’de yatırımcı ilgisinin yalnızca büyük metropollerle sınırlı kalmadığını vurgulayan Artukoğlu, gelişen şehirlerin ve yeni yaşam merkezlerinin öne çıkmaya başladığını söyledi. “Ulaşım yatırımları, yeni ticaret alanları ve planlı şehirleşme projeleri sayesinde Ankara başta olmak üzere birçok şehir yatırım açısından önemli fırsatlar sunuyor. Özellikle yaşam kalitesini yükselten, sosyal donatıları güçlü ve ulaşım avantajı sağlayan projeler yatırımcıların dikkatini çekmeye devam edecek” dedi. ‘Geleceğin projeleri bugünden şekilleniyor’ 2026 yılında sektörün odağında güven, sürdürülebilirlik ve teknoloji ekseninin yer alacağını belirten Artukoğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Gayrimenkul sektörü yalnızca yapı üretmekten ibaret değil. İnsanların yaşamlarına değer katan, şehirlerin gelişimine katkı sağlayan ve gelecek nesillere daha yaşanabilir alanlar bırakan projeler geliştirmek gerekiyor. Biz de SOA Holding olarak geleceğin ihtiyaçlarını bugünden analiz ederek, uzun vadeli değer üreten projelere odaklanmayı sürdürüyoruz” ifadelerinde bulundu.

EPDK’dan doğal gaz ve elektrik tarifelerinde yeni düzenleme Haber

EPDK’dan doğal gaz ve elektrik tarifelerinde yeni düzenleme

Kararlar kapsamında dört doğal gaz dağıtım şirketinin perakende satış tarifeleri yeniden düzenlenirken, lisanssız elektrik üretim tesislerine uygulanacak dağıtım bedeli ile motorin teknik standartlarında da değişikliğe gidildi. EPDK’nin yayımladığı kurul kararlarına göre Samgaz Doğal Gaz Dağıtım AŞ, Enerya Konya Gaz Dağıtım AŞ, Enerya Denizli Gaz Dağıtım AŞ ve Torosgaz Isparta Burdur Doğalgaz Dağıtım AŞ’nin üçüncü tarife uygulama dönemine ilişkin perakende satış tarifeleri revize edildi. Söz konusu düzenleme, şirketlerin 2022-2026 yıllarını kapsayan 5 yıllık tarife uygulama dönemine yönelik hesaplamaları içeriyor. Bu kapsamda sistem kullanım bedelleri, gelir gereksinimleri ve gelir farkı hesaplamaları yeniden ele alındı. EPDK kararlarıyla birlikte doğal gaz dağıtım şirketlerinin üçüncü tarife dönemine ilişkin gelir ve tarife yapıları güncellenmiş oldu. Düzenlemenin, şirketlerin maliyet hesaplamaları ve dağıtım gelirlerine yönelik teknik revizyonları kapsadığı belirtildi. Kurum ayrıca motorin türlerine ilişkin teknik düzenlemede de değişikliğe gitti. Karara göre “TS EN 590 Otomotiv Yakıtları-Dizel (Motorin)-Gerek ve Deney Yöntemleri Aralık 2025” standardında yer alan “4 mikrometreden büyük partikül sayısı” kriterinin yürürlük tarihi 1 Haziran 2027 olarak belirlendi. Elektrik tarafında ise lisanssız üretim tesislerine uygulanacak dağıtım bedeline yönelik yeni tarife kararı alındı. Buna göre Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun kapsamında 10 yıllık süresini dolduran lisanssız üretim tesislerinde, Cumhurbaşkanı kararı yayımlanana kadar “Lisanssız Üretici-2” tarifesi uygulanacak. 1 Haziran itibarıyla geçerli olacak düzenlemeyle birlikte, lisanssız elektrik üretim tesislerinin veriş yönlü dağıtım bedellerine ilişkin yeni dönem başlamış olacak. EPDK’nin Resmî Gazete’de yayımlanan kararlarıyla doğal gaz tarifeleri, motorin teknik standardı ve lisanssız elektrik üretim tesislerine uygulanacak dağıtım bedellerinde kapsamlı güncellemelere gidilmiş oldu.

Savaşın AB’ye enerji maliyeti 35 milyar Euro Haber

Savaşın AB’ye enerji maliyeti 35 milyar Euro

AB Komisyonu’nun Enerjiden Sorumlu Üyesi Dan Jorgensen, kriz sürecinin başlamasından bu yana Avrupa ülkelerinin enerji için normal seviyelerin yaklaşık 35 milyar euro üzerinde ödeme yaptığını söyledi. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde düzenlenen gayriresmi AB enerji bakanları toplantısının ardından konuşan Jorgensen, yaşanan süreci “fosil yakıt krizi” olarak tanımladı. “Avrupa hâlâ kırılgan” Jorgensen, AB’nin 2022’ye kıyasla daha hazırlıklı olduğunu, yenilenebilir enerji kapasitesinin arttığını ve enerji tedarikinin çeşitlendirildiğini belirtti. Ancak küresel piyasalardaki fiyat artışlarının Avrupa ekonomisini hâlâ ciddi şekilde etkilediğini vurguladı. AB’nin fosil yakıtlara bağımlılığını azaltması gerektiğini ifade eden Jorgensen, özellikle sanayi üretimi ve vatandaşların enerji maliyetleri konusunda baskı altında olduğunu söyledi. Jet yakıtı için gözlem merkezi kuruldu AB Komisyonu, olası arz sorunlarını izlemek amacıyla Avrupa’daki jet yakıtı hareketlerini takip edecek özel bir gözlem merkezi kurduğunu duyurdu. Jorgensen, kısa vadede ciddi bir arz güvenliği problemi beklenmediğini ancak Orta Doğu’daki gelişmelerin ve hava yolu şirketlerinin vereceği tepkilerin süreci belirleyeceğini ifade etti. Bazı hava yolu şirketlerinin şimdiden uçuş iptallerine başladığına dikkat çekti. GKRY’den yeni doğal gaz hamlesi GKRY Enerji Bakanı Michael Damianos ise Avrupa’nın ithal fosil yakıtlara bağımlılığının ekonomik ve güvenlik açısından ciddi risk oluşturduğunu söyledi. Damianos, Romanya, Yunanistan, Polonya ve GKRY’deki yeni doğal gaz keşiflerinin Avrupa’nın enerji güvenliğine katkı sağlayabileceğini belirtti. Özellikle GKRY merkezli Kronos sahasında yürütülen görüşmelerin son aşamaya geldiğini ifade eden Damianos, anlaşmanın sağlanması halinde Avrupa pazarına ilk gaz akışının 2027 sonu veya 2028 başında başlayabileceğini açıkladı. Afrodit sahasında ise ilk gaz üretiminin 2030-2031 döneminde başlamasının planlandığı bildirildi. LNG ve enerji güvenliği gündemde AB yetkilileri, küresel LNG piyasasındaki dalgalanmalar ve Orta Doğu’daki jeopolitik risklerin Avrupa enerji güvenliği açısından yeni baskılar oluşturduğuna dikkat çekiyor. Birlik, enerji arz güvenliğini artırmak için hem yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırmayı hem de yerli doğal gaz kaynaklarını sisteme dahil etmeyi hedefliyor.

Bayraktar: Günlük 22 milyon metreküp doğal gaz üretiyoruz Haber

Bayraktar: Günlük 22 milyon metreküp doğal gaz üretiyoruz

Enerji arzında sorun yaşanmayacağını belirten Bayraktar, Türkiye’nin enerjide merkez ülke olma hedefi doğrultusunda yatırımlarını sürdürdüğünü söyledi. BOTAŞ’ın 6 kıta, 39 ülke ve 50’den fazla kaynaktan doğal gaz tedarik ettiğini belirten Bayraktar, LNG ve depolama yatırımlarıyla altyapının güçlendirildiğini ifade etti. “Doğal gazda arz sorunu yaşamıyoruz” Kırklareli’nin Babaeski ilçesinde düzenlenen ENKA 850 megavat Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali açılışında konuşan Bayraktar, Türkiye’nin son yıllarda enerji krizlerine karşı en dirençli ülkelerden biri haline geldiğini söyledi. Bayraktar, “Gerçekleştirdiğimiz uluslararası projeler ve güçlü altyapımız sayesinde doğal gazda arz sorunu yaşamıyoruz, bundan sonra da yaşamayacağız” dedi. LNG kapasitesi büyüyor Türkiye’nin yıllık yaklaşık 60 milyar metreküplük doğal gaz tüketimiyle Avrupa’da dördüncü sırada yer aldığını belirten Bayraktar, LNG gazlaştırma kapasitesinin günlük 161 milyon metreküpe ulaştığını açıkladı. Önümüzdeki yıllarda iki yeni FSRU yatırımıyla bu kapasitenin günlük 200 milyon metreküpe çıkarılması hedefleniyor. 2035 hedefi: 10 bin megavat ek kapasite Enerji talebinin hızla arttığını vurgulayan Bayraktar, doğal gazın Türkiye’nin enerji dönüşümünde kritik bir “geçiş yakıtı” olduğunu söyledi. Türkiye Ulusal Enerji Planı kapsamında 2035 yılına kadar doğal gaz santrallerine ilave 10 bin megavat kurulu güç eklenmesinin planlandığını belirten Bayraktar, yenilenebilir enerji yatırımlarının da hız kesmeden süreceğini ifade etti. Depolama kapasitesi artırılıyor Silivri ve Tuz Gölü yer altı depolama tesislerinin toplam kapasitesinin 6,3 milyar metreküpe ulaştığını açıklayan Bayraktar, 2028 yılına kadar Türkiye’nin yıllık doğal gaz tüketiminin en az yüzde 20’sini depolayabilecek seviyeye çıkılacağını söyledi.

GES Projelerini doğru yönetenler kazanacak Haber

GES Projelerini doğru yönetenler kazanacak

EPDK’nın lisanssız elektrik üretiminde saatlik mahsuplaşma uygulamasına son şeklini vermesini değerlendiren Tek Enerji Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Şahintaş, yeni dönemde plansız fazla üretim anlayışının geride kalacağını belirterek, “Artık kazananlar yalnızca üretim yapanlar değil, üretimini doğru yönetenler olacak” dedi. 1 Haziran 2026 itibariyle yürürlülüğe girecek yeni düzenleme ile sistemin temel yapısı korunurken, mahsuplaşma yöntemi aylık bazdan saatlik baza taşınıyor. Böylece lisanssız üretimde tüketicilerin kendi elektrik ihtiyacını karşılamasına odaklanan, daha dinamik ve veri temelli bir yapı hayata geçiriliyor. Yeni modele göre tüketiciler, bir önceki yılki tüketimlerinin en fazla iki katı kadar üretim yapabilecek. Tüketici, bu sınır dahilinde yaptığı üretimin kullanmadığı kısmının satışından gelir elde edebilecek. Belirlenen sınırın üzerindeki üretim ise Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması kapsamında sisteme aktarılacak. Tüketim-üretim optimizasyonu kritik hale geliyor Düzenlemeyi değerlendiren Tek Enerji Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Şahintaş, saatlik mahsuplaşma uygulamasının GES yatırımlarında planlama, takip ve yönetim süreçlerini çok daha önemli hale getirdiğini söyledi. Şahintaş, “Yeni düzenleme, lisanssız elektrik üretiminde önemli bir dönemin başlangıcıdır. Artık bir tesisin ne kadar elektrik ürettiği kadar, bu elektriğin hangi saatlerde üretildiği ve tüketildiği ile ihtiyaç fazlası üretimin nasıl yönetildiği de belirleyici olacak. Bu nedenle plansız fazla üretim dönemi geride kalıyor. GES yatırımlarında doğru kapasite, doğru tüketim analizi ve doğru yönetim modeli öne çıkıyor” dedi. Saatlik mahsuplaşma uygulamasıyla birlikte özellikle sanayi tesisleri ve yüksek elektrik tüketimine sahip işletmeler için saatlik tüketim profilinin artık yatırım kararlarının merkezinde yer alacağını ifade eden Şahintaş, “Yeni dönemde kazananlar üretimini, tüketimini, tedarik anlaşmasını ve fazla enerji yönetimini birlikte ele alanlar olacaktır.” ifadelerini kullandı. Takip altyapısı olan firmalar avantaj sağlayacak Yeni düzenlemenin veri yönetimi, dijital izleme ve performans takibi altyapısını daha stratejik hale getirdiğini kaydeden Şahintaş, GES yatırımlarında satış sonrası izleme süreçlerinin yatırımcı açısından kritik önem taşıyacağını belirtti. Şahintaş, “Santral kurulduktan sonra süreç bitmiyor; aksine asıl değer, üretimin doğru izlenmesi, performansın takip edilmesi ve tüketimle uyumlu şekilde yönetilmesiyle ortaya çıkıyor. Tek Enerji olarak mühendislik, kurulum, izleme, raporlama ve danışmanlık süreçlerini bütüncül bir yaklaşımla ele alıyoruz. Bu süreçte plansız kapasite artışı yerine, işletmenin gerçek ihtiyacına uygun, finansal geri dönüşü doğru hesaplanmış ve enerji yönetimiyle desteklenmiş projeler önem kazanacaktır. Tek Enerji olarak biz de yatırımcılarımızın yalnızca bugünkü enerji ihtiyacını değil, gelecekteki enerji yönetimini de dikkate alan çözümler geliştirmeyi sürdürmeye devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.

TCK BY Kıraç’tan 2026’ya 8 milyar TL ciro hedefi Haber

TCK BY Kıraç’tan 2026’ya 8 milyar TL ciro hedefi

TCK by Kıraç markasıyla yol güvenliği, enerji ve savunma sanayinde faaliyet gösteren Kıraç Galvaniz, gerçekleştirdiği yatırımcı sunumunda büyüme stratejisini, yeni yatırımlarını ve küresel hedeflerini kamuoyuyla paylaştı. Toplantıya yerli ve yabancı yatırımcılar, portföy yönetim şirketleri ve finans kuruluşları yoğun ilgi gösterdi. Bozüyük yatırımıyla üretimde sıçrama 2025 yılında devreye alınan ve yaklaşık 1,35 milyar TL yatırım büyüklüğüne sahip Bozüyük entegre üretim tesisi, şirketin kapasite ve verimlilik yapısında belirleyici rol oynadı. Dijital izlenebilirlik sistemleri, robotik hatlar ve çevreci galvaniz teknolojileriyle donatılan tesis, TCK by Kıraç’ın operasyonel verimliliğini artırarak şirketi bölgesel üretici konumundan küresel rekabet düzeyine taşıdı. Bursa Başköy’de yapımı devam eden ve makine parkuru hariç inşaat ve altyapı yatırım harcamasının 500 milyon TL olması öngörülen yeni üretim tesisinin 2027 yılında tamamlanması hedefleniyor. Savunma ve Enerjide stratejik konumlanma Kıraç Galvaniz, savunma sanayinde attığı adımlarla yalnızca üretim kapasitesini değil, küresel sistemlere entegrasyon gücünü de yukarı taşıyor. Şirketin NATO Support and Procurement Agency (NSPA) tedarik sistemine kabul edilmesi, uluslararası savunma projelerine doğrudan erişim sağlayan kritik bir eşik olarak öne çıkıyor. Makine ve Kimya Endüstrisi A.Ş. (MKE) tedarikçi platformuna dahil olunması, yerli projelerdeki operasyonel rolünü derinleştiriyor. Bu çift yönlü konumlanma, TCK by Kıraç’ı hem global hem de yerel savunma ekosisteminde aktif bir oyuncu haline getiriyor. Enerji tarafında ise güneş enerjisi altyapı konstrüksiyonları üretimiyle büyümesini sürdüren şirket, yenilenebilir enerji yatırımlarındaki ivmeyi fırsata çevirerek portföyünü genişletiyor. Yol güvenliği sistemleri, solar enerji altyapısı ve savunma sanayi olmak üzere üç ana iş kolunda ilerleyen bu yapı; Avrupa, Orta Doğu ve Balkanlar’da süren faaliyetlerin yanı sıra Gürcistan ve Romanya’daki yapılanmalarla desteklenerek uluslararası pazarlarda daha derin ve sürdürülebilir bir büyüme modeline dönüşüyor.Müşteri portföyünde Amerika’ dan Çin’ e kadar sektörlerinde önemli birçok firmayla işbirliği yapan TCK by KIRAÇ, global şirket olma vizyonuyla çalışmalarını büyük bir tititizlikle yürütüyor. “Küresel oyuncu konumumuzu güçlendiriyoruz” TCK by Kıraç Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Serkan Malçok, şirketin dönüşüm sürecine ve küresel hedeflerine dikkat çekti. Malçok, “son yıllarda hayata geçirdiğimiz yatırımlar ve stratejik adımlar sayesinde, TCK by Kıraç’ı küresel ölçekte rekabet eden bir yapıya taşıdık. Bozüyük fabrika yatırımımız ve planladığımız yeni tesislerle üretim gücümüzü büyütürken; savunma sanayi, solar enerji ve yol güvenliği sistemlerinde kurduğumuz dinamik yapı ile daha güçlü, daha rekabetçi ve daha sürdürülebilir bir küresel oyuncu haline geliyoruz” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.