SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yeni Nesil

Ekometre - Yeni Nesil haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yeni Nesil haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Tera’nın 5 milyar TL’lik yatırım planı Haber

Tera’nın 5 milyar TL’lik yatırım planı

Ortaklığın kamuoyuna açıklanmasının ardından planlanan yatırımların akıbeti tartışılırken, White Bridge yöneticisi Gentry Thomas Beach hakkında Wall Street Journal’da yayımlanan haber de dikkat çekti. Tera Holding ile ABD merkezli yatırım ve proje geliştirme şirketi White Bridge Global, Nisan 2025’te Dubai merkezli bir ortak girişim kurmak üzere iş birliği anlaşması imzaladı. Anlaşma kapsamında veri merkezleri, enerji, petrol, madencilik, finans ve teknoloji gibi stratejik alanlarda faaliyet gösterilmesi planlandı. Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen’in açıklamalarına göre ortak girişim kapsamında teknoloji ve enerji başta olmak üzere yatırımların 12 ay içerisinde hayata geçirilmesi ve toplam yatırım büyüklüğünün 5 milyar TL seviyesine ulaşması hedeflendi. Aradan geçen sürede söz konusu yatırım planının hangi aşamaya geldiği ve ortak girişimin planlanan yapıda faaliyete geçip geçmediği konusunda kamuoyuna yansıyan bilgiler sınırlı kaldı. Ortaklık nasıl duyuruldu Tera Holding ve White Bridge Global arasındaki anlaşma, 15 Nisan 2025’te İstanbul’da düzenlenen törenle kamuoyuna açıklandı. Anlaşmaya Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen ile White Bridge Global Yönetim Kurulu Başkanı Gentry Thomas Beach imza attı. Taraflar, Dubai merkezli olarak kurulması planlanan ortak girişimin dijital altyapı, enerji, doğal kaynaklar ve yeni nesil teknolojiler gibi alanlarda yatırım yapacağını açıkladı. Tera tarafından yapılan açıklamalarda ortak girişimin yüzde 50-50 ortaklık yapısıyla oluşturulmasının planlandığı ve uluslararası yatırımların Türkiye ile bölge ülkelerine çekilmesinin hedeflendiği belirtildi. 5 milyar TL hedefi açıklanmıştı Tera Holding’in yatırım planına ilişkin daha sonraki açıklamalarda, White Bridge Global ile kurulması planlanan ortak girişim için 12 aylık dönemde yaklaşık 5 milyar TL'lik teknoloji ve enerji yatırımı hedeflendiği aktarıldı. Ancak bu hedefin ne kadarının gerçekleştiğine ilişkin kamuya açık kaynaklarda kapsamlı bir gerçekleşme tablosu bulunmuyor. Bu nedenle 5 milyar TL'lik yatırımın gerçekleşmediği yönünde kesin bir hüküm vermek yerine, planın gerçekleşme durumunun belirsiz kaldığını belirtmek gerekiyor. Beach hakkında WSJ haberi Ortaklığın diğer tarafındaki isim Gentry Thomas Beach hakkında ise Ekim 2025’te Wall Street Journal’da dikkat çeken bir araştırma yayımlandı. WSJ, Texaslı yatırımcı Beach’in Donald Trump Jr. ile uzun yıllara dayanan arkadaşlığını uluslararası iş görüşmelerinde öne çıkardığını ve farklı ülkelerde milyarlarca dolarlık iş anlaşmaları arayışında olduğunu yazdı. Habere göre Beach’in Trump ailesiyle olan bağlantısının ticari görüşmelerde nasıl kullanıldığı konusunda bazı soru işaretleri oluştu. Haberde ayrıca Donald Trump Jr.’ın avukatlarının Beach’e, kendisini Trump Jr.’ın iş ortağı gibi tanıtmaması yönünde bir ihtar gönderdiği aktarıldı. Beach ise söz konusu ihtarı almadığını savundu. “Trump’ın oğlu ortak” ifadesi tartışıldı 2025’teki Tera-White Bridge iş birliğinin duyurulduğu dönemde bazı medya haberlerinde White Bridge Global’in ortakları arasında Donald Trump Jr.’ın da bulunduğu yönünde ifadeler kullanıldı. Ancak WSJ’nin daha sonraki araştırması, Beach ile Trump Jr. arasındaki ticari ilişkinin niteliğine ilişkin farklı bir tablo ortaya koydu. Dolayısıyla White Bridge Global ile Tera arasındaki ortaklığın kendisi ile Donald Trump Jr.’ın ortaklıktaki konumunun birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerekiyor. Yatırım planının akıbeti merak ediliyor Tera Holding ile White Bridge Global arasında imzalanan anlaşma, 2025 yılında yatırım, enerji, teknoloji ve dijital altyapı alanlarında büyük ölçekli projelerin habercisi olarak duyurulmuştu. Özellikle 12 ay içinde 5 milyar TL seviyesinde yatırım hedefinin açıklanması, ortak girişimin faaliyetlerinin ve planlanan projelerin ne ölçüde hayata geçirildiği sorusunu gündeme getiriyor. Kamuoyuna açıklanan hedeflerle gerçekleşen yatırımlar arasındaki farkın ortaya konulabilmesi için ortak girişimin kuruluşu, sermaye yapısı, hayata geçirilen projeler ve gerçekleşen yatırım tutarlarına ilişkin güncel ve resmi bilgilerin açıklanması önem taşıyor.

Müze ve Ören yerlerinde dijital dönüşüm için geri sayım Haber

Müze ve Ören yerlerinde dijital dönüşüm için geri sayım

Yerli ve millî altyapıyla yürütülen çalışmaların 2026 yılı sonuna kadar tamamlanacağını belirten Ersoy, “Kültürel mirasımızı teknolojinin imkânlarıyla buluşturacak, ziyaretçilerimize daha hızlı, güvenli ve nitelikli bir deneyim sunacağız.” dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, müze ve ören yerlerinde yeni nesil ziyaretçi deneyiminin oluşturulmasına yönelik çalışmalar kapsamında Türk Telekom heyetini Bakanlıkta kabul etti. Görüşmeye Kültür ve Turizm Bakan Yardımcıları Nadir Alpaslan, Gökhan Yazgı ve Serdar Çam, Türk Telekom Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ebubekir Şahin, Kültür ve Turizm Bakanı Başdanışmanı Tayfun Topal, DÖSİM Başkanı Fatih Mehmet Özveren, Bilgi Teknolojileri Genel Müdürü Ferit Meftun Harmankaya ile Türk Telekom Kurumsal Satış Genel Müdür Yardımcısı Feyzullah Tecirli katıldı. Görüşmede, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türk Telekom arasında imzalanan iş birliği protokolü kapsamında yürütülen çalışmaların mevcut durumu ve uygulama takvimi ele alındı. Bakan Ersoy, çalışmaların geldiği aşamaya ilişkin heyetten bilgi alırken sürecin bundan sonraki adımları hakkında görüş alışverişinde bulunuldu. 216 Müze ve Ören yerinde bütünleşik dijital yapı Türkiye genelindeki 216 müze ve ören yerini kapsayan projeyle gişe operasyonlarından ziyaretçi hizmetlerine, veri güvenliğinden müze mağazalarına kadar uzanan bütünleşik bir dijital yapı kurulacak. Yerli ve millî altyapıyla hayata geçirilecek yeni sistem kapsamında akıllı biletleme, çok kanallı dijital ödeme, yapay zekâ destekli veri analitiği, dijital ziyaretçi yönetimi, sesli rehber, dijital arşivleme, artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik uygulamaları devreye alınacak. Fiber altyapı, yaygın kablosuz internet sistemleri ve 5G entegrasyonuyla ziyaretçilere daha hızlı, güvenli ve nitelikli hizmet sunulması amaçlanıyor. Kültürel mirasa ilişkin stratejik veriler ise ülke sınırları içerisindeki yerli ve millî altyapılarda korunacak. Müze mağazaları da dönüşüme dahil edilecek Dijital dönüşüm süreci yalnızca giriş ve biletleme sistemleriyle sınırlı kalmayacak. Müze mağazaları, kafeteryalar, satış alanları ve diğer ziyaretçi hizmetleri de yeni yapı kapsamında ele alınacak. Müze mağazalarında geleneksel Türk el sanatlarından Türk kahvesi ve lokumuna, Türk halıcılığından geleneksel süsleme sanatlarına kadar Türkiye’nin kültürel değerlerini yansıtan ürünlere yer verilecek. Bakanlık tarafından belgelendirilen Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı sanatçılar ile geleneksel el sanatları ustalarından temin edilecek ürünlerin yurt dışı satışlarının da yaygınlaştırılması hedefleniyor. T.C. Kimlik kartları müzekart olarak kullanılacak Yeni sistemle birlikte kullanım süresi devam eden mevcut Müzekartlarda herhangi bir değişiklik yapılmayacak. Kullanım süresi sona eren kartlarda ise T.C. kimlik kartları Müzekart olarak kullanılabilecek. Vatandaşlar, e-Devlet veya mobil uygulama üzerinden Müzekart ücretini ödedikten sonra gişede sıra beklemeden kimlik kartlarını okutarak müze ve ören yerlerine giriş yapabilecek. Çalışmalar 2026 sonunda tamamlanacak Görüşmeye ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yapan Bakan Ersoy, şunları kaydetti: “Müze ve ören yerlerimizde hayata geçireceğimiz dijital dönüşüm çalışmalarının geldiği aşamayı Türk Telekom heyetiyle Bakanlığımızda değerlendirdik. Türkiye genelinde 216 müze ve ören yerini kapsayan projenin uygulama takvimi ve bundan sonraki adımları hakkında görüş alışverişinde bulunduk. Yerli ve millî altyapıyla hayata geçireceğimiz yeni sistemle akıllı biletlemeden dijital ziyaretçi yönetimine, veri güvenliğinden yeni nesil müzecilik uygulamalarına kadar pek çok alanda kapsamlı bir dönüşüm sağlayacağız. 2026 yılı sonuna kadar tamamlayacağımız çalışmalarla kültürel mirasımızı teknolojinin imkânlarıyla buluşturacak, ziyaretçilerimize daha hızlı, güvenli ve nitelikli bir deneyim sunacağız.”

DESA’dan biyomalzeme alanında yeni yatırım Haber

DESA’dan biyomalzeme alanında yeni yatırım

Deri ve deri mamulleri sektöründeki köklü deneyimini yenilikçi ve geleceğin ihtiyaçlarına odaklanan yatırımlarla geliştiren DESA, biyomalzeme alanında yeni bir adım atıyor. 5 Ağustos 2026 tarihli Yönetim Kurulu kararı doğrultusunda, biyomalzemelerin araştırılması, geliştirilmesi, üretimi ve ticarileştirilmesi amacıyla Nuera Sürdürülebilir Biyofabrikasyon Teknoloji Sanayi ve Ticaret A.Ş. unvanlı yeni bir şirket kurulmasına karar verdi. DESA’nın yüzde 100 iştiraki olarak faaliyet gösterecek Nuera Sürdürülebilir Biyofabrikasyon’un sermayesi 40 milyon TL olarak belirlendi. Sermayenin tamamı DESA tarafından karşılanacak. DESA ayrıca yeni iştirakin yönetim kurulunda tüzel kişi üye olarak yer alırken, şirket adına hareket etmek üzere DESA CEO’su Burak Çelet görevlendirildi. Yeni yapılanma, DESA’nın deri alanındaki köklü uzmanlığının yerine geçen değil, bu birikimi tamamlayan yeni bir gelişim alanı olarak konumlanıyor. Şirket, yıllara dayanan deri işleme, üretim ve zanaatkârlık deneyimini korurken, bu bilgi birikimini geleceğin materyalleri, yeni üretim teknolojileri ve biyomalzeme çözümleriyle bir araya getirmeyi hedefliyor. “Geçmişin zanaatkârlığını geleceğin materyalleriyle buluşturacağız” DESA CEO’su Burak Çelet, yeni yatırım kararına ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “DESA’nın temelinde deri, üretim kültürü ve güçlü bir zanaatkârlık mirası var. Sektörümüzde yıllardır üstlendiğimiz öncü rolü, yalnızca mevcut uzmanlığımızı koruyarak değil, geleceğin üretim ve malzeme dünyasını bugünden okuyarak sürdürmek istiyoruz. Biyomalzeme alanındaki yatırımımızı da bu mirastan uzaklaşmak olarak değil, onu geleceğe taşıyan yeni bir adım olarak görüyoruz. Hayvansal deri, işimizin ve uzmanlığımızın önemli bir parçası olmaya devam edecek. Bunun yanında, malzeme dünyasındaki dönüşümü yakından takip ederek yeni nesil materyalleri de üretim yetkinliğimizin bir parçası haline getirmeyi hedefliyoruz. Nuera Sürdürülebilir Biyofabrikasyon ile geçmişten gelen zanaatkârlığımızı, üretim gücümüzü ve sektörel deneyimimizi geleceğin materyalleri ve teknolojileriyle buluşturarak hem sektörümüzün dönüşümüne öncülük etmek hem de yeni bir değer alanı yaratmak istiyoruz.” Nuera Sürdürülebilir Biyofabrikasyon’un kurulmasıyla DESA, mevcut üretim uzmanlığını korurken inovasyon ve yeni nesil malzeme teknolojileri alanındaki çalışmalarını da ayrı bir kurumsal yapı altında geliştirmeyi amaçlıyor. Böylece şirket, geleneksel uzmanlığı ile geleceğin üretim anlayışı arasında güçlü ve sürdürülebilir bir köprü kurmayı hedefliyor.

HSBC Türkiye’den nesilden nesile bankacılık Haber

HSBC Türkiye’den nesilden nesile bankacılık

Premier ayrıcalıkları artık doğumla başlıyor. 18-30 yaşa yönelik "Premier Next Gen"in ardından, hizmet sınırını sıfır yaşa indirerek "Premier Junior"ı devreye alan banka, çocukları bebeklikten itibaren finansal ve sosyal güvence planlamasına dahil ediyor. Bankacılık sektöründe müşteri odaklılığın bireyden aileye doğru genişlediği bir dönemde HSBC Türkiye, köklü aile bankacılığı vizyonunu yeni nesil çözümlerle bir adım ileriye taşıyor. Yeni nesil tüketicilerin sadece geleneksel finansal enstrümanlar değil, tüm yaşam döngülerini destekleyen entegre çözümler talep etmesi doğrultusunda hareket eden banka, hizmet yelpazesini tüm ailenin ihtiyaçlarına hitap edecek şekilde büyütüyor. HSBC Türkiye, daha önce hayata geçirdiği ve 18-30 yaş grubundaki genç yetişkinleri kapsayan "Premier Next Gen" uygulamasının ardından, hizmet sınırını 0 yaşa kadar indiren "Premier Junior" yapısını devreye alarak çocukların bebeklik döneminden itibaren ailelerin finansal güvence planlamalarına dahil edilmesini sağlıyor. Finansal tercihler aile ölçeğinde şekilleniyor Günümüzde finansal kararların büyük oranda tek bir birey üzerinden değil, aile ölçeğinde alınması bankacılık hizmetlerinin de bu birimi merkezine alacak şekilde genişlemesini beraberinde getiriyor. Sektördeki bu dönüşüme uzun yıllara dayanan tecrübesiyle yön veren HSBC Türkiye’nin Premier bankacılık uygulamaları, kuruluşundan bu yana aile konseptine gösterdiği değer ile öne çıkıyor. Bireysel varlık yönetimi ile sınırlı kalmayan bu hizmet segmenti, aile varlıklarının hem aile arasında hem de kuşaklararası aktarımını ve korunmasını amaçlıyor. HSBC Türkiye, yıllardır yurt içi ve yurt dışı ATM ağından ücretsiz nakit çekimi olanağı sunarken, Premier kapsamında kredi kartı ayrıcalıkları ve sertifikalı müşteri temsilcileri aracılığıyla birikim yönetimi gibi hizmetleri de tüm ailenin gereksinimlerini karşılayacak bir yapıda sunmaya devam ediyor. Konunun sektörel ve operasyonel boyutuna değinen HSBC Türkiye Uluslararası Birikim Yönetimi ve Premier Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Cem Muratoğlu, finansal gereksinimleri her zaman aile perspektifinden değerlendirdiklerini ifade ediyor. Finansal kararların aile ölçeğinde şekillendiği günümüz koşullarında bankacılık deneyimini de bu doğrultuda kurguladıklarını belirten Muratoğlu, şu değerlendirmede bulunuyor: "Uzun süredir sürdürdüğümüz aile bankacılığı yaklaşımını ve çocukların yurt dışı eğitim süreçlerine yönelik uluslararası çözümleri, nesilden nesile aktarım odağıyla yapılandırıyoruz. Müşterilerin sadece bugünkü ihtiyaçlarına değil, çocuklarının erken yaşlardan yetişkinliğe kadar uzanan gelecek hedeflerine eşlik etmeyi amaçlıyoruz." Hizmet yelpazesi Premier Junior ile bebeklik döneminden başlıyor Bankacılıkta aile odaklı yaklaşımın temel göstergelerinden birini oluşturan yaş sınırlarının esnetilmesi, HSBC Türkiye'nin yeni "Premier Junior" yapısıyla somut bir adıma dönüşüyor. Finansal sistemle tanışma yaşını aşağı çeken bu model kapsamında sunulan çözümler, sadece harcama veya birikim araçlarıyla sınırlı kalmayıp koruma alanlarını da kapsıyor. Bu doğrultuda, anne ya da baba poliçeye dahil olma zorunluluğu bulunmadan, 18 yaş altındaki çocukların tek başına poliçeye dahil olabileceği özel sağlık sigortası çözümleri ailelerin kullanımına sunuluyor. Kart çözümleri kapsamında ise çocukların yaş gruplarına ve dinamik gereksinimlerine göre şekillendirilen farklı avantajlar sağlanıyor. Uluslararası eğitim ve varlık yönetiminde bütünsel süreç Ailelerin en önemli harcama ve yatırım kalemlerinden birini oluşturan eğitim süreçleri, HSBC Türkiye’nin uluslararası ağ yetkinlikleriyle daha kolay bir hale geliyor. Bankanın bu alanda uzun süredir sunduğu "Global Premier Hesap" modeli, dünyanın farklı ülkelerinde eğitim gören veya yaşayan aile bireylerinin finansal işlemlerini aynı standartta yönetmesine olanak tanıyor. Özellikle yurt dışında yaşayan öğrenciler tarafından büyük ölçüde takdir gören yurt dışı ATM ağından ücretsiz nakit çekimi olanağı da bu bütünsel süreci destekliyor. HSBC Türkiye’nin 0-18 yaş grubundan başlayıp genç yetişkinlere ve ebeveynlere kadar uzanan geniş bir yelpazede nesilden nesile sunduğu bütünsel çözümler, finans sektörünün gelecekte de aile odaklı stratejilerle şekillenmeye devam edeceğini gösteriyor.

Eğitim ve Sanat Nework'te buluştu Haber

Eğitim ve Sanat Nework'te buluştu

Özlüce’de açılan Nework Smart Working Cafe, öğrenciler, öğretmenler ve freelance çalışanlar için tasarlanmış yeni nesil bir çalışma alanı olarak hizmete başladı. “Yeni nesil kütüphane” anlayışıyla hayata geçirilen Nework Cafe; lise hazırlık sınavı ve üniversite sınavına hazırlanan öğrenciler, TUS ve KPSS gibi sınavlara çalışan bireyler ile özel ders veren öğretmenlere sessiz, konforlu ve odaklanabilecekleri bir ortam sunuyor. Mekan, aynı zamanda öğretmenlerin öğrencileriyle birebir ders yapabileceği güvenli bir alan olarak da konumlanıyor. Nework’ün dikkat çeken bir diğer yönü ise sanatla kurduğu iş birliği. Mekan içerisinde yer alan dört özel çalışma, Zeki Müren Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileri tarafından hazırlandı. Mekanda sergilenen eserlerde; teorik fizik alanındaki çalışmalarıyla bilinen Albert Einstein, Apple’ın kurucu ortağı ve vizyoner girişimci Steve Jobs, sürrealizmin öncü ressamlarından Salvador Dalí ve efsanevi gitarist Jimi Hendrix yer alıyor. Her birinin zihinlere kazınan sözleri mekanda çalışanlara ilham verirken, bu dört önemli ismin başarılarının ardında her birinin işlerine odaklanmaları, disiplinli çalışmaları ve asla vazgeçmemeleri bulunuyor. İlham veren isimlerin resmedildiği bu eserler, hem mekana estetik bir kimlik kazandırırken genç sanatçılara mezuniyet öncesi kendilerini ifade edebilecekleri bir alan sunmuş oldu. Nework yetkilileri, bu iş birliğiyle ilgili olarak, “Genç sanatçılara alan açmak ve üretimlerini görünür kılmak bizim için çok kıymetli” açıklamasında bulundu.

Kidult akımı Türkiye'de de yükselişte Haber

Kidult akımı Türkiye'de de yükselişte

Kültür, sanat ve eğlence perakendesi alanında tüketici davranışlarını yakından takip eden D&R, hem mağazalarda hem de online platformlarda bu tür ürünlere olan ilginin belirgin şekilde arttığını ortaya koyuyor. Özellikle detaylı, emek isteyen ve sonunda somut bir çıktı sunan hobiler, yeni nesil tüketim alışkanlıklarının merkezine yerleşiyor. Nostalji mi, stres atma biçimi mi? Bu ilginin arkasında global ölçekte yükselen “kidult” akımı yer alıyor. Yetişkinlerin çocukluk dönemine ait aktivitelerle yeniden bağ kurmasını ifade eden bu kavram, yalnızca nostaljiyle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda zihinsel rahatlama ve yaratıcılık ihtiyacına da karşılık veriyor. Türkiye’de de giderek daha geniş bir kitle tarafından benimsenen bu yaklaşım, alışveriş rakamlarına çoktan yansımış durumda. D&R verilerine göre son bir yıl içinde bu tür ürünlerin satışlarında adetsel ve cirosal bazda yaklaşık %50’lik bir artış söz konusu. Bu artış raflardaki ürün çeşitliliğine de yansıyor. “Kendin yap” yükselişi Dijital dünyadan bilinçli kopuş ihtiyacı da bu yönelimi güçlendiriyor. Uzmanlara göre, el becerisi gerektiren “kendin yap” projeleri; odaklanmayı artırırken kaygıyı azaltan ve meditasyona benzer bir deneyim sunuyor. Bu nedenle bu tür uğraşlar, yalnızca boş zamanı değerlendirme aracı değil, aynı zamanda bir “iyi hissetme” pratiği olarak öne çıkıyor. Hobiden yaşam alanına uzanan deneyim Fonksiyonel tasarımların yükselişi de bu trendin bir diğer boyutunu oluşturuyor. Tamamlandıktan sonra dekoratif bir objeye dönüşebilen ürünler, hobiyi yalnızca süreç değil, sonuç odaklı bir deneyime de dönüştürüyor. Sosyal medyada paylaşılan üretim süreçleri ve ortaya çıkan çalışmalar ise bu ilginin giderek büyümesine katkı sağlıyor. Tüm bu veriler, hobi dünyasında tüketicinin artık sadece vakit geçirmek değil; üretmek, sakinleşmek ve kendine ait bir alan yaratmak istediğini gösteriyor. Parçalardan doğan sanat D&R raflarında bu akımın en çarpıcı temsilcisi, henüz aylar önce raflardaki yerini alan 3D puzzle'lar. Klasik yapbozların çok ötesine geçen bu ürünler, sabır ve odak isteyen yapısıyla farklı bir deneyim sunuyor. Tamamlama süreci kolay değil; ama asıl ödül sonda bekliyor: Her parçanın yerine oturmasıyla birlikte sıradan bir hobi, sergiye layık bir sanat eserine dönüşüyor. 3D puzzle'ları özel kılan da tam olarak bu; yalnızca "başardım" hissi değil, elinizle yarattığınız ve evinizde sergileyebileceğiniz somut, estetik bir sonuç.

Dijital deneyim çalışan bağlılığını güçlendiriyor Haber

Dijital deneyim çalışan bağlılığını güçlendiriyor

Şirketler için çalışan bağlılığı ve aidiyet duygusu her zamankinden daha kritik hale geldi. Gallup tarafından yayımlanan State of the Global Workplace raporuna göre, çalışan bağlılığı yüksek ekipler %21’e varan daha yüksek kârlılık ve belirgin şekilde daha yüksek verimlilik sağlıyor. Buna karşılık düşük bağlılık, yalnızca performansı değil, çalışan sirkülasyonunu ve kurum kültürünü de doğrudan etkiliyor. Aidiyet anlatılarak değil; Deneyimleyerek oluşur Günümüz çalışanı artık klasik etkinliklerle bağ kurmuyor. Şirketlerin yıllardır uyguladığı eğitimler, toplantılar ve etkinlikler çalışanı dinleyici konumunda bırakırken, yeni nesil çalışan yalnızca izlemek değil; sürecin parçası olmak, katkı sağlamak ve ortaya bir şey koymak istiyor. Çünkü aidiyet, anlatılarak değil, deneyimlenerek oluşuyor. Bu noktada, deneyim odaklı yeni nesil modeller öne çıkıyor. Mezo Akademi’nin geliştirdiği atölye yaklaşımı, çalışanları pasif katılımcı olmaktan çıkararak deneyimin merkezine yerleştiriyor. Katılımcılar; hareketleriyle dijital sanat eserleri oluşturuyor, sesleriyle kolektif süreçlere dahil oluyor, kelimelerden yola çıkarak ortak hikâyeler geliştiriyor ve ekip olarak somut çıktılar ortaya koyuyor. Böylece çalışanlar yalnızca bir etkinliğe katılmıyor, birlikte düşünmenin ve birlikte deneyimlemenin parçası haline geliyor. Bu süreçte kritik olan yalnızca yapılan aktivite değil, yaşanan deneyim. İnsanlar katkı sağladıkları ve parçası oldukları şeylere bağlanıyor. Birlikte deneyimlenen süreçler, çalışan ile şirket arasında klasik iletişim yöntemlerinin sağlayamadığı güçlü bir bağ kuruyor. Bu bağ, yalnızca anlık motivasyon değil; uzun vadeli aidiyet ve sahiplenme duygusu yaratıyor. Bu nedenle yeni nesil atölyeler, şirketler için “ekstra bir aktivite” değil, çalışan bağlılığını güçlendiren stratejik bir araç haline geliyor. Aynı zamanda bu tür deneyimler, şirketlerin yalnızca içeride değil dışarıda da nasıl algılandığını belirliyor. Çalışanlarını sürecin merkezine alan ve onlara deneyim alanı açan şirketler, daha inovatif ve çağdaş kurumlar olarak konumlanıyor. Mezo Akademi, sanat, teknoloji ve yaratıcı öğrenmeyi bir araya getirerek kurumlara özel deneyim tasarımları geliştiren bir platform olarak bu dönüşümün önemli temsilcilerinden biri oldu. Akademinin arkasındaki ekip, aynı zamanda İstanbul Dijital Sanat Festivali’ni hayata geçiren yaratıcı ekip olarak, dijital sanat ve deneyim tasarımı alanındaki uzmanlığını kurumsal dünyaya taşıyor. Bu birikimle geliştirilen deneyimler, şirketlerin çalışanlarıyla daha güçlü, daha gerçek ve daha sürdürülebilir bir bağ kurmasını sağlarken, kurum içi etkinlik anlayışını da kökten dönüştürüyor.

Akıllı telefon tercihinde yeni trend 5G uyumu Haber

Akıllı telefon tercihinde yeni trend 5G uyumu

Türkiye’de 5G teknolojisine yönelik hazırlıklar hız kazanırken, tüketiciler de yeni nesil bağlantı teknolojisine uyumlu cihazlara yönelmeye başladı. Geniş ürün yelpazesiyle teknoloji severlere konforlu alışveriş deneyimi sunan MediaMarkt Türkiye, genişleyen 5G uyumlu akıllı telefon ve tablet portföyü, yeni kampanyaları ve ekosistem iş birlikleriyle teknoloji severlerin 5G dönüşümüne hazır olmasını destekliyor. MediaMarkt’ın Türkiye genelindeki tüm mağazalarında, online alışveriş kanalında ve MediaMarkt App’te global teknoloji devlerinin en yeni 5G destekli cihazları yer alıyor. Giriş seviyesinden premium segmente kadar uzanan geniş ürün yelpazesi sayesinde farklı bütçe ve performans beklentilerine sahip kullanıcılar yeni nesil cihazlara kolayca erişebiliyor. 5G’ye geçişi hızlandıran takas kampanyası MediaMarkt Türkiye, müşterilerinin 5G teknolojisinin sunduğu avantajları daha yakından tanıyabilmesi için hazırladığı özel içerikleri ve kampanyaları da müşterileriyle buluşturmaya başladı. 5G’ye özel hazırlanan web sayfası üzerinden kullanıcılar hem 5G teknolojisi hakkında bilgi edinebiliyor hem de 5G uyumlu cihazları hızlıca keşfedebiliyor. 5G’ye geçişi teşvik etmek amacıyla başlatılan “Eski Telefonunu Getir, 5G uyumlu Telefonu Götür” takas kampanyası ile müşteriler mevcut cihazlarını avantajlı koşullarla değerlendirerek yeni nesil 5G cihazlara daha erişilebilir şartlarla geçiş yapabiliyor. 5G ekosistemi iş birlikleriyle büyüyor 5G teknolojisinin yaygınlaşması yalnızca cihazların piyasaya sunulmasıyla değil, güçlü bir ekosistem iş birliği ile mümkün oluyor. MediaMarkt Türkiye bu dönüşümü hızlandırmak amacıyla global teknoloji üreticileri ve ekosistem partnerleriyle yakın iş birlikleri yürütüyor. Önümüzdeki dönemde üretici markalarla gerçekleştirilecek lansman ve kampanya iş birlikleri sayesinde 5G uyumlu cihazların daha geniş kitlelere ulaşması hedefleniyor. MediaMarkt Türkiye ayrıca takas programları ve özel kampanya modelleriyle tüketicilerin yeni nesil cihazlara geçişini desteklemeye devam edecek. Tüketiciler 5G’ye hazır cihazları tercih ediyor 5G teknolojisine yönelik farkındalık ve beklentinin artması, cihaz tarafındaki talebe de doğrudan yansıyor. MediaMarkt Türkiye verilerine göre özellikle amiral gemisi ve üst segment cihazlar ile 5G uyumlu cihazlara olan talep belirgin şekilde artmış durumda. Tüketiciler cihazlarını daha uzun süre kullanabilecekleri ve geleceğin bağlantı teknolojilerine hazır bir deneyim yaşayabilecekleri için 5G destekli modellere yöneliyor. Türkiye’de 5G altyapısının yaygınlaşmasıyla birlikte 5G uyumlu cihaz talebinin önümüzdeki dönemde daha da hız kazanması bekleniyor. Hulusi Acar: “5G dönüşümünde müşterilerimizin teknoloji partneri olacağız” MediaMarkt Türkiye CEO’su Hulusi Acar, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “5G teknolojisi mobil bağlantı deneyiminde yeni bir dönemin başlangıcını temsil ediyor. Türkiye’de 5G’ye yönelik hazırlıklar hız kazanırken tüketicilerin de bu yeni teknolojiye hazır cihazlara yöneldiğini görüyoruz. MediaMarkt Türkiye olarak geniş 5G uyumlu cihaz portföyümüz, kişiselleştirilmiş kampanyalarımız ve üretici markalarla gerçekleştirdiğimiz iş birlikleriyle müşterilerimizin 5G teknolojisine geçişini kolaylaştırmayı hedefliyoruz. Amacımız, tüketicilerin en yeni teknolojilere en hızlı ve en erişilebilir şekilde ulaşmasını sağlarken Türkiye’de 5G ekosisteminin gelişimine de katkıda bulunmak.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.