SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yatırımlar

Ekometre - Yatırımlar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yatırımlar haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

AB teşvikinde Türkiye riski Haber

AB teşvikinde Türkiye riski

İngiltere’nin belirli koşullarla kapsama alınmasının önü açılırken Türkiye’nin önerilen özel düzenlemenin dışında kalması endişe yarattı. Sektör temsilcileri, kararın ihracatı ve Avrupa’dan Türkiye’ye gelebilecek yeni yatırımları olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu. Avrupa Birliği (AB), küresel rekabette sanayisini güçlendirmek ve stratejik sektörlerde Avrupa üretimini artırmak amacıyla yeni bir destek mekanizması hazırlıyor. Çin’in elektrikli araç ve temiz teknolojilerde artan ağırlığı ile ABD’nin sanayi teşviklerine karşı geliştirilen Made in Europe yaklaşımı, kamu alımları ve devlet desteklerinde Avrupa üretimi kriterlerini öne çıkarmayı hedefliyor. İmam Güneş’in haberine göre, 16 Ekim’de Fransa ile Almanya arasında sağlanan siyasi uzlaşma, düzenlemenin kapsamına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. İngiltere’nin belirli koşullarla destek mekanizmalarına dahil edilmesinin önü açılırken Türkiye ve Fas’ın önerilen özel kapsamın dışında kalması, Türk otomotiv sektörünün Avrupa pazarındaki konumuna ilişkin soru işaretleri yarattı. Henüz AB mevzuatına dönüşmeyen düzenlemenin Türkiye’yi nasıl etkileyeceği, üretim yeri ve Avrupa menşei kriterlerinin nihai biçimine bağlı olacak. Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği ilişkisine ve Avrupa otomotiv sanayisiyle güçlü üretim bağlarına rağmen yeni desteklerden yararlanamaması, ihracatın yanı sıra gelecekteki fabrika ve model yatırımlarını da etkileyebilir. Türkiye’nin 2025 yılında gerçekleştirdiği 41,5 milyar dolarlık otomotiv ihracatının 30,1 milyar doları AB ülkelerine yapıldı. Bu tablo, düzenlemenin Türk otomotiv sektörü açısından önemini ortaya koyuyor. İngiltere’ye kapı açıldı, Türkiye’nin statüsü tartışmalı Fransa ile Almanya arasındaki uzlaşmanın temel başlıklarından biri, Avrupa üretimi tanımının hangi ülkeleri kapsayacağı oldu. Fransa, desteklerin AB içinde üretilen araçlara yönlendirilmesini savunurken Almanya, yakın ticaret ortaklarının da kapsama alınmasını istedi. Gündeme gelen yaklaşımda, 1 Ocak 2020 itibarıyla Avrupa Tek Pazarı içinde bulunan ülkelere belirli koşullarla katılım imkânı tanınması öne çıktı. Bu çerçeve İngiltere, Norveç, İzlanda ve İsviçre gibi ülkelere kapı aralarken Türkiye’nin özel kapsam dışında kalması tartışmalara neden oldu. Uzlaşmada, batarya hariç araç bileşenlerinin en az yüzde 70’inin Avrupa kaynaklı olması ve bataryalarda başlangıçta yüzde 10 Avrupa içeriği aranması gibi kriterler gündeme geldi. Türkiye’de üretilen parçaların belirli koşullarda Avrupa menşei hesabına dahil edilmesi mümkün olsa da nihai araç montajının AB sınırları içinde yapılmasının zorunlu tutulması, Türkiye’deki fabrikaları dezavantajlı duruma düşürebilir. Teşvikler üretim ve yatırım adreslerini değiştirebilir AB’nin yeni sanayi politikasında kamu alımları, tüketici destekleri ve yatırım teşvikleri, üretimin hangi ülkelerde yapılacağını etkileyen araçlar olarak öne çıkıyor. Avrupa Komisyonunun 4 Mart’ta sunduğu Sanayi Hızlandırma Yasası (IAA) teklifi, stratejik sektörlerde Avrupa menşeli ve düşük karbonlu ürünlerin desteklenmesini öngörüyor. Çelik, çimento, alüminyum, otomotiv ve net sıfır teknolojileri gibi alanları kapsayan yaklaşımın, kamu alımları ve sanayi destekleri üzerinden uygulanması hedefleniyor. Elektrikli araç alım desteklerinde, kamu filolarında ve sanayi teşviklerinde Avrupa üretimi kriterlerinin ağırlık kazanması, AB dışındaki üretim merkezlerinin rekabet koşullarını değiştirebilir. İnovasyon Fonu ve Avrupa Ortak Çıkarına Önemli Projeler (IPCEI) gibi mekanizmalarla batarya, elektrikli motor, Ar-Ge ve kritik ham madde yatırımlarının desteklenmesi de yeni yatırımların Avrupa ülkelerine yönelmesini teşvik edebilir. Türkiye’ye yönelik yatırımlar da risk altında Türkiye açısından en önemli belirsizlik, Gümrük Birliği ortaklarına hangi hakların tanınacağı ve Avrupa menşei kriterlerinin nasıl uygulanacağı. Sanayi Hızlandırma Yasası teklifinde, AB ile serbest ticaret anlaşması veya Gümrük Birliği bulunan ortaklardan gelen ürünlerin belirli koşullarda Avrupa menşeli kabul edilmesine yönelik hükümler gündeme geliyor. Ancak Türk parçalarının Avrupa içeriği hesabına dahil edilmesi ile nihai aracın AB sınırları içinde üretilmesi farklı koşullar anlamına geliyor. Gümrük Birliği’nin kamu alımlarını doğrudan kapsamaması da Türkiye’nin yeni destek mekanizmalarına erişimi konusunda belirsizlik yaratıyor. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 14 Ekim’de Brüksel’de gerçekleştirdiği temaslarda Türkiye’nin Made with Europe yaklaşımı kapsamında en başından itibaren eşit ortak kabul edilmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’deki otomotiv üretiminin yaklaşık yüzde 75’inin Avrupalı şirketler tarafından gerçekleştirildiğine dikkat çeken Bolat, Türkiye’nin dışarıda bırakılmasının Avrupa şirketlerinin yatırımlarını ve tedarik zincirlerini de olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) de Türkiye ve Fas’ta bulunan Avrupalı üreticilerin yatırımlarının korunmasının önemine dikkat çekti. İş dünyasından eşit rekabet koşulları çağrısı Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, Brüksel’de Avrupa Parlamentosu, Avrupa Komisyonu ve sektör temsilcileriyle yapılan görüşmelerde Türkiye’nin Avrupa sanayisi açısından önemini anlattıklarını belirtti. Gültepe, Avrupa tarafının düzenlemenin Türkiye’yi hedef almadığını ve kendi sanayisini güçlendirmeyi amaçladığını ifade ettiğini aktardı. Ancak otomotiv ihracatının yüzde 70’inden fazlasının AB’ye yapıldığını hatırlatan Gültepe, yeni kriterlerin sektör üzerinde etkili olmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi. Özellikle kamu alımlarında Avrupa’da üretim şartının Türk üreticilerin ihalelere erişimini zorlaştırabileceğini belirten Gültepe, ilave maliyetlerin ve vergilerin gündeme gelmesi halinde ihracatın azalabileceği ve yeni yatırımların Avrupa ülkelerine kayabileceği uyarısında bulundu. Gültepe, Avrupa’daki birçok şirketin Türkiye’de yatırımlarının ve ortaklıklarının bulunduğunu vurgulayarak düzenlemenin henüz kesinleşmediğini ve Avrupa Parlamentosunun kararının belirleyici olacağını ifade etti. Türkiye’nin kendi üretimini ve sanayisini güçlendirmesi gerektiğini de sözlerine ekledi. OİB: Türkiye’nin dışlanması iki tarafa da zarar verir Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı, Avrupa’nın sanayi rekabetini artırmayı ve yeşil dönüşümünü desteklemeyi amaçlayan Sanayi Hızlandırma Yasası’nı ilke olarak desteklediklerini belirtti. Bununla birlikte Yazıcı, Türkiye’nin 30 yılı aşkın Gümrük Birliği ilişkisine ve Avrupa otomotiv sektörüyle derin entegrasyonuna rağmen kapsam dışında bırakılmasını kabul edilemez olarak değerlendirdi. Türkiye’nin Avrupa için üçüncü bir ülke değil, stratejik ve güvenilir bir ortak olduğunu vurgulayan Yazıcı, Fransa ile Almanya arasındaki uzlaşmanın mevcut haliyle yasalaşması durumunda hem AB’nin hem de Türk otomotiv sektörünün zarar görebileceğini söyledi. Tedarik zincirlerinin bozulmasının üretim maliyetlerini artırabileceğini, Avrupa’daki istihdamı ve rekabet gücünü olumsuz etkileyebileceğini belirten Yazıcı, Eurostat verilerine dayanan analizlerine göre Türk otomotiv sektörünün AB genelinde 250 binden fazla kişiye doğrudan istihdam sağlanmasını desteklediğini ifade etti. Yazıcı, Türkiye’de üretilen araç ve parçaların Made in Europe kapsamında değerlendirilmesi; montaj, bileşen, teknoloji, teşvik ve kamu alımları bakımından AB ülkeleriyle eşit koşullara tabi olması gerektiğini kaydetti. İKV: Gümrük Birliği hakları korunmalı İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ayhan Zeytinoğlu da Fransa ile Almanya arasında otomotiv sektöründeki Made in Europe yaklaşımına ilişkin sağlanan uzlaşının Türkiye’yi dışarıda bırakmasını eleştirdi. Türkiye’nin toplam otomotiv ihracatının yaklaşık yüzde 73’ünün AB’ye yapıldığını hatırlatan Zeytinoğlu, Avrupa pazarında yeni üretim kriterleriyle karşılaşılmasının ticaret ve ihracat üzerinde ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Birleşik Krallık’ın kapsama alınması için gündeme gelen ortak gümrük tarifeleri ve ticari korunma önlemlerine uyum şartlarının Türkiye açısından da değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Zeytinoğlu, Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği ilişkisi bulunan önemli bir ekonomi olduğuna dikkat çekti. Zeytinoğlu, Türkiye’nin kapsam dışında bırakılmasının Gümrük Birliği’nin ruhuyla bağdaşmadığını savunarak gerekli görülmesi halinde Avrupa Adalet Divanı ve Dünya Ticaret Örgütü mekanizmaları dahil hukuki yolların değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin kamu alımları, dış ticaret politikası ve ticari korunma önlemleri konusunda gerekli adımları atarak AB’den adil muamele talep etmesi gerektiğini de belirtti. Avrupa’nın yeni teşvik sisteminde neler var? AB’nin Sanayi Hızlandırma Yasası teklifi kapsamında öne çıkan başlıklar şöyle: Elektrikli araç destekleri: Araç alım primleri ve vergi avantajlarında üretim yeri, Avrupa içeriği ve düşük karbon kriterlerinin ağırlığının artırılması hedefleniyor. Kamu alımları: Kamu filoları ve belirli destek programlarında Avrupa’da üretilen araçlara öncelik verilmesi öngörülüyor. Batarya ve teknoloji yatırımları: İnovasyon Fonu ve IPCEI gibi mekanizmalarla batarya, elektrikli motor, Ar-Ge ve geri dönüşüm yatırımlarının desteklenmesi planlanıyor. Kritik ham maddeler: Lityum, nikel ve kobalt gibi ham maddelerin Avrupa’da işlenmesi ve batarya tedarik zincirinin güçlendirilmesi amaçlanıyor. Ticari korunma önlemleri: AB, sübvansiyonlu ithalata karşı telafi edici vergiler uygulayabiliyor. Çin menşeli elektrikli araçlara getirilen ek vergiler bu yaklaşımın örnekleri arasında bulunuyor. Nihai düzenleme Türkiye’nin konumunu belirleyecek Made in Europe düzenlemesinin nihai kapsamı, Türk otomotiv sektörünün Avrupa pazarındaki rekabet koşulları açısından belirleyici olacak. Türkiye’de üretilen araçların ve parçaların hangi şartlarda Avrupa menşeli kabul edileceği, kamu alımlarına erişim ve yatırım teşviklerinden yararlanma imkanları önümüzdeki dönemin temel tartışma başlıkları arasında yer alacak. Türkiye’nin Gümrük Birliği ilişkisi ve Avrupa otomotiv tedarik zincirindeki konumu dikkate alınarak özel bir düzenleme yapılması, sektör temsilcilerinin öncelikli talepleri arasında bulunuyor.

Merkez Bankası başkanları küresel ekonomide risklere dikkat çekti Haber

Merkez Bankası başkanları küresel ekonomide risklere dikkat çekti

TCMB Başkanı Fatih Karahan jeopolitik gelişmelerin enerji ve ticaret akışlarını yeniden şekillendirdiğini belirtirken, Fransa Merkez Bankası Başkanı Emmanuel Moulin yapay zeka yatırımlarının mevcut aşamada enflasyonist baskı oluşturduğunu söyledi. Jeopolitik riskler öne çıkıyor İstanbul Ekonomi Forumu kapsamında düzenlenen “Küresel Ekonomide Stratejik Görünüm” panelinde küresel ekonominin karşı karşıya olduğu riskler ele alındı. Panelin moderatörlüğünü yapan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, son 5-6 yılda küresel ekonomide önemli değişimler yaşandığını belirterek, ekonomi politikası yapıcıları açısından istisnai bir dönemden geçildiğini ifade etti. Jeopolitik gelişmelerin enerji ve ticaret akışlarını giderek daha fazla şekillendirdiğine işaret eden Karahan, merkez bankaları açısından temel meselenin ortaya çıkan etkilerin ne kadarının geçici, ne kadarının kalıcı olduğunu belirlemek olduğunu söyledi. Merkez bankalarının iletişim stratejileri değişiyor Karahan, merkez bankalarının piyasalarla iletişim konusunda önemli deneyim kazandığını ancak firmalar ve hane halklarıyla iletişimin de giderek daha önemli hale geldiğini dile getirdi. Sosyal medya üzerinden ekonomi ve enflasyon konusunda görüş paylaşan “influencer” ve “finfluencer”ların sayısının arttığını belirten Karahan, bu görüşlerin her zaman yeterli uzmanlık bilgisine dayanmadığını söyledi. Merkez bankalarının doğru bilgiye sahip kurumlar olarak sosyal medya ve diğer iletişim kanallarında daha görünür olması gerektiğini ifade eden Karahan, beklentileri daha etkin yönetebilmek için farklı iletişim yöntemleri üzerinde çalıştıklarını aktardı. Yapay zeka yatırımları hızlanıyor Karahan, yapay zeka yatırımlarının artırılması gerektiğini belirtirken, enerji güvenliği ve savunma gibi alanlarda da uzun vadeli yatırımların önemini koruduğunu söyledi. Küresel nüfusun yaşlanmasının tasarruf eğilimlerini değiştirdiğine ve kamu harcamaları üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çeken Karahan, asıl sorunun gerçekleştirilen yatırımların ne kadar hızlı biçimde verimlilik artışına dönüşeceği olduğunu ifade etti. Yeşil dönüşüm faizleri etkileyebilir Fransa Merkez Bankası Başkanı Emmanuel Moulin, merkez bankalarının güvenilirliğinin uzun vadeli enflasyon beklentilerinin istikrarı açısından kritik olduğunu söyledi. Moulin, Fransa Merkez Bankası tarafından yapılan çalışmalara göre merkez bankası güvenilirliğinin 1970'lerdeki kadar düşük olması halinde, 2022-2024 döneminde politika faizinin yüzde 4 yerine yüzde 8 seviyesine çıkarılmasının gerekebileceğini belirtti. Yeşil dönüşüm için yapılacak yatırımların orta vadede reel faiz oranlarını yukarı çekebileceğini ifade eden Moulin, dönüşüm kaynaklı arz şoklarının enflasyonist etkilerini kontrol altında tutmak için reel faizlerde önemli ve kalıcı artış gerekebileceğini kaydetti. Yapay zeka yatırımları enflasyonist baskı yaratıyor Moulin, yapay zeka yatırımlarında son dönemde güçlü bir artış yaşandığına dikkat çekti. Atıfta bulunduğu bir çalışmaya göre yapay zeka yatırımlarının geçen yüzyıldaki demir yolu ve diğer altyapı yatırımlarını aştığını ve GSYH'nin yaklaşık yüzde 3,6'sına ulaştığını belirten Moulin, mevcut aşamada yapay zeka yatırımlarının açık biçimde enflasyonist bir etki yarattığını söyledi. Bu yatırımların verimlilik üzerindeki etkisinin henüz tam olarak ortaya çıkmadığını belirten Moulin, uzun vadede verimlilik artışının faiz oranları üzerinde aşağı yönlü bir etki oluşturabileceğini ifade etti. Avrupa’da bankacılık birliği çağrısı Hollanda Merkez Bankası Başkanı Olaf Sleijpen, kamu maliyesindeki dengelerin güçlendirilmesinin hem kamu hem de özel yatırımlar için alan yaratacağını söyledi. Mali konsolidasyonun ekonomilerin şoklara karşı hareket alanını genişleteceğini belirten Sleijpen, birçok ülkede bu esnekliğin ya bulunmadığını ya da önemli ölçüde azaldığını ifade etti. Küresel ölçekte kamu borcunun yüksek seviyelerde bulunduğuna dikkat çeken Sleijpen, özel yatırımların canlandırılması için borç yükünün azaltılması gerektiğini söyledi. Sleijpen ayrıca Avrupa’da bankacılık birliğinin tamamlanması ve gerçek anlamda bir tasarruf ve yatırım birliği oluşturulması gerektiğini dile getirdi. Merkez bankaları krizlere hazırlıklı olmalı Suudi Arabistan Merkez Bankası Başkanı Ayman Al-Sayari ise küresel gelişmelerin mevcut politika çerçevelerinde köklü değişiklikler gerektirmediğini ancak hazırlıklı olmanın önemini artırdığını belirtti. Enflasyonist baskıların geçici olup olmadığının veya ikinci tur etkiler yoluyla kalıcı hale gelip gelmediğinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Al-Sayari, bu gelişmelerin enflasyon beklentileri üzerinde etkili olabileceğine işaret etti. Merkez bankalarının likidite ve kriz yönetimi çerçevelerinin önceden oluşturulması ve gerektiğinde hızlı biçimde devreye alınabilecek durumda olması gerektiğini belirten Al-Sayari, jeopolitik şokların sınır ötesi niteliğine dikkat çekti. Al-Sayari, uluslararası koordinasyon ve zamanında bilgi paylaşımının önemini vurgulayarak, krizler ortaya çıkmadan önce tampon mekanizmaların oluşturulmasının ekonomik dayanıklılığı artıracağını söyledi.

Şimşek: Türkiye ekonomisi yüzde 2,3 büyüdü Haber

Şimşek: Türkiye ekonomisi yüzde 2,3 büyüdü

Türkiye ekonomisi, 2026’nın ikinci çeyreğinde zorlu küresel ve jeopolitik koşullara rağmen büyümesini sürdürdü. Ekonomi, bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,1, geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 2,3 büyürken, yıllıklandırılmış milli gelir 1,7 trilyon doların üzerine çıktı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, büyüme verilerini değerlendirirken ekonominin iç ve dış talebin desteğiyle dengeli bir görünüm sergilediğini belirtti. Sanayi ve tarımdan büyümeye güçlü katkı İkinci çeyrekte büyümeye sektörlerden de önemli katkılar geldi. Şimşek’in verdiği bilgilere göre sanayi katma değeri yıllık bazda yüzde 2,4 arttı. Bu performansta teknoloji yoğun sektörlerdeki olumlu görünüm etkili oldu. Tarım sektöründe ise büyüme yüzde 13,3 olarak gerçekleşti. Özel tüketim yüzde 3,5, yatırımlar yüzde 0,6 büyürken net dış talep de büyümeye pozitif katkı sağladı. Böylece ikinci çeyrekte büyümenin hem iç hem de dış talep tarafından desteklendiği bir yapı oluştu. Cari açık 38,9 milyar dolara yükseldi Jeopolitik gelişmelerin Türkiye’nin ticaret ortakları üzerindeki etkisi ve özellikle enerji başta olmak üzere emtia fiyatlarındaki yükseliş cari denge üzerinde baskı oluşturdu. Şimşek, yıllıklandırılmış cari açığın ikinci çeyrekte 38,9 milyar dolar olduğunu açıkladı. Cari açığın milli gelire oranı ise yüzde 2,3 seviyesinde gerçekleşti. Şimşek, söz konusu oranın sürdürülebilir seviyelerde bulunduğunu belirtti. Bütçe performansı olumlu seyrini korudu Şimşek, kayıt dışılıkla mücadele, vergide adaletin güçlendirilmesi ve harcama disiplininin mali alan oluşturduğunu ifade etti. Küresel fiyat şoklarının vatandaşlar üzerindeki etkisini sınırlamak ve dezenflasyon sürecini desteklemek amacıyla eşel mobil uygulaması kapsamında önemli miktarda vergi gelirinden vazgeçilmesine rağmen bütçe performansının olumlu seyrini koruduğunu söyledi. Dış borcun milli gelire oranı yüzde 31,6 Türkiye’nin dış borç göstergelerinde de ikinci çeyrekte önemli bir değişim yaşanmadı. Şimşek, brüt dış borç stokunun milli gelire oranının yüzde 31,6 seviyesinde yatay seyrettiğini belirtti. Türkiye’nin toplam borcunun milli gelire oranının ise yüzde 91 olduğunu ifade eden Şimşek, bu oranın gelişmekte olan ülkeler ortalaması olan yüzde 229’un ve dünya ortalaması olan yüzde 306’nın oldukça altında bulunduğuna dikkat çekti. Şimşek: Ekonominin şoklara karşı direnci artıyor Şimşek, ekonomide güçlenen makroekonomik temellerin dış şoklara karşı dayanıklılığı artırdığını vurguladı. Dezenflasyon sürecindeki ilerleme ve küresel koşulların daha destekleyici hale gelmesiyle birlikte büyümenin önümüzdeki dönemde kademeli olarak artmasını beklediklerini söyledi. Yeni OVP büyüme hedeflerine odaklanacak Ekonomi yönetiminin bir sonraki önemli gündem maddelerinden biri 2027-2029 dönemini kapsayacak Orta Vadeli Program olacak. Şimşek, yeni OVP ile fiyat istikrarının sağlanmasının yanı sıra teknolojik dönüşüm ve verimlilik artışı yoluyla Türkiye’nin büyüme potansiyelinin güçlendirilmesinin hedeflendiğini belirtti. Programın aynı zamanda kalıcı refah artışını destekleyecek bir yol haritası ortaya koyacağını ifade eden Şimşek, ekonomi politikalarının temel hedefinin dezenflasyon sürecini sürdürürken büyüme potansiyelini daha sağlam bir zemine taşımak olduğunu vurguladı.

Türkiye-Avusturya ticaretinde yeni hedef 6 milyar dolar Haber

Türkiye-Avusturya ticaretinde yeni hedef 6 milyar dolar

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, iki ülke arasındaki ticaret hacminin dengeli ve sürdürülebilir biçimde 6 milyar dolara çıkarılmasının hedeflendiğini açıkladı. Türkiye ile Avusturya arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesine yönelik yeni hedefler belirlendi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Avusturya Başbakanı Christian Stocker'ın Türkiye ziyareti kapsamında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen heyetler arası görüşmeye katıldı. Görüşmenin ardından açıklamalarda bulunan Bolat, Türkiye ile Avusturya arasındaki ticaret hacminin 2025 yılında 4,4 milyar dolara ulaşarak tarihi zirvesini gördüğünü belirtti. İki ülke arasındaki ticarette yakalanan olumlu ivmenin önümüzdeki dönemde de sürdürülmesinin hedeflendiğini ifade eden Bolat, ticaret hacminin 6 milyar dolara çıkarılması konusunda görüş alışverişinde bulunulduğunu kaydetti. Karşılıklı yatırımlar güçleniyor Türkiye-Avusturya ekonomik ilişkilerinde ticaretin yanı sıra karşılıklı yatırımlar da önemli bir yer tutuyor. Bolat'ın verdiği bilgilere göre, Türkiye'de 1075 Avusturyalı şirket faaliyet gösteriyor. Avusturya'nın Türkiye'deki doğrudan yatırım stoku ise 4,8 milyar dolar seviyesine ulaştı. Türkiye'nin Avusturya'daki yatırımlarının toplamı da 1,8 milyar dolar olarak açıklandı. Bolat, önümüzdeki dönemde mevcut yatırım ilişkilerinin geliştirilmesi ve yatırım portföylerinin çeşitlendirilmesinin hedeflendiğini belirtti. Üçüncü ülkelerde ortak proje fırsatı Görüşmede, Türkiye ve Avusturya şirketlerinin üçüncü ülkelerde birlikte üstlenebileceği projeler de ele alındı. Avusturya'nın resmi ihracat kredi kuruluşu Oesterreichische Kontrollbank Aktiengesellschaft ile Türk Eximbank arasında imzalanan işbirliği anlaşmasının, ortak projelerin finansmanı açısından yeni imkanlar oluşturabileceği belirtildi. Türk müteahhitlik sektörünün uluslararası projelerdeki deneyiminin, Avusturyalı yüksek teknoloji ve mühendislik şirketlerinin uzmanlığı ve finansman imkanlarıyla birleştirilmesinin üçüncü ülkelerde yeni iş fırsatları yaratabileceği ifade edildi. Kara yolu taşımacılığında serbestleşme gündemde İki ülke arasındaki ticaret hacminin artırılması hedefi kapsamında kara yolu taşımacılığı da görüşmelerde gündeme geldi. Türkiye, artan ticaret hacmine paralel olarak kara yolu taşımacılığında tam serbestleşmenin sağlanmasını hedefliyor. Bu kapsamda mevcut geçiş belgelerinin sayısının artırılması yönündeki beklentiler Avusturya tarafına iletildi. Yeşil ve dijital dönüşümde işbirliği Görüşmede, Avrupa Birliği çerçevesindeki ekonomik ve ticari düzenlemelerde işbirliğinin geliştirilmesi de ele alındı. Özellikle Sanayi Hızlandırma Yasası, yeşil ve dijital dönüşüm, kamu alımları ve ticaret politikaları alanlarında iki ülkenin birlikte çalışabileceği konular değerlendirildi. Bolat, Türkiye ile Avusturya arasındaki ikili ticaretin artırılması, iş dünyaları arasındaki bağların güçlendirilmesi ve ekonomik ilişkilerin daha kurumsal bir zemine taşınması konusunda kararlı olduklarını ifade etti.

İlk 6 ayda 15,4 milyon şarj işlemi gerçekleştirildi Haber

İlk 6 ayda 15,4 milyon şarj işlemi gerçekleştirildi

Türkiye'de elektrikli araç pazarındaki büyüme, şarj altyapısında da dikkat çekici bir ivme oluşturdu. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) verilerine göre, 2026 yılının ilk altı ayında elektrikli araçların şarj hizmeti kapsamında tükettiği elektrik miktarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 153,5 artarak 392 bin 252 megavatsaate ulaştı. Elektrikli araç sayısındaki artış, şarj istasyonlarının kullanım yoğunluğunu da önemli ölçüde yükseltti. Ocak-Haziran döneminde Türkiye genelinde faaliyet gösteren lisanslı şarj ağı işletmecileri tarafından 15 milyon 408 bin 578 şarj işlemi gerçekleştirildi. Böylece şarj işlemi sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 96,6 artış gösterdi. Aynı dönemde elektrikli araçların toplam şarj süresi de 17 milyon 569 bin 444 saate ulaşarak bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 137,4 yükseldi. Veriler, elektrikli mobilitenin Türkiye'de hızla yaygınlaştığını ortaya koydu. Şarj ağı büyümeye devam ediyor EPDK Enerji Dönüşüm Dairesi Başkanı İbrahim Öz, Türkiye genelindeki şarj altyapısının yatırımlarla birlikte hızla genişlediğini belirterek, toplam şarj noktası sayısının 45 bin 660'a ulaştığını açıkladı. Bu altyapının 19 bin 903'ünü hızlı şarj (DC) üniteleri, 25 bin 731'ini alternatif akım (AC) şarj noktaları oluştururken, 26 mobil şarj ünitesi de hizmet veriyor. 2024 yılı başında yaklaşık 12 bin seviyesinde bulunan şarj noktası sayısının iki yıl içinde yaklaşık dört katına yaklaşması, elektrikli araç ekosistemindeki yatırım iştahını da ortaya koyuyor. Yatırımlar sürecek EPDK, elektrikli araç kullanımındaki büyümeye paralel olarak şarj altyapısının ülke genelinde daha yaygın hale getirilmesi için düzenleme ve lisanslama çalışmalarını sürdürüyor. Kullanıcılar ise kurum tarafından geliştirilen Şarj@TR uygulaması üzerinden istasyonların konumu, şarj tipi, güç kapasitesi, müsaitlik durumu ve fiyat bilgilerine anlık olarak ulaşabiliyor. Uzmanlar, hızlı büyüyen elektrikli araç pazarının enerji, otomotiv ve teknoloji sektörlerinde yeni yatırım alanları oluşturduğunu, önümüzdeki dönemde özellikle yüksek hızlı şarj istasyonlarına yönelik yatırımların daha da hız kazanmasını bekliyor.

DHL Group yılın ilk çeyreğinde kazanç artışı elde etti Haber

DHL Group yılın ilk çeyreğinde kazanç artışı elde etti

Bu gerilemenin temel nedeni kur etkileri oldu.Faaliyet kârı 1,5 milyar Euro’ya yükseldi. (2025 birinci çeyrek: 1,4 milyar Euro)Kârlılıkta devam eden iyileşme: Faaliyet kârı (EBIT) yüzde 7,3 (2025 birinci çeyrek: yüzde 6,6)Operasyonel performans serbest nakit akışına da yansıdı (birleşme ve satın almalar hariç), 1,2 milyar Euro’ya yükseldi. (2025 birinci çeyrek: 732 milyon Euro)2026 yılına ilişkin öngörüler teyit edildi: 6,2 milyar Euro’nun üzerinde EBIT ve yaklaşık 3 milyar Euro serbest nakit akışı (birleşme ve satın almalar hariç) bekleniyor.CEO Tobias Meyer: “Özellikle jeopolitik belirsizliklerin yaşandığı dönemlerde, güçlü küresel ağımızın ve deneyimli yerel yönetim ekiplerimizin avantajları net şekilde ortaya çıkıyor. Deniz yollarının kesintiye uğradığı ve hava sahalarının kısıtlandığı koşullara rağmen yükleri taşımaya ve müşterilerimizin tedarik zincirlerini çalışır durumda tutmaya devam ediyoruz.” 25 05 2026 – DHL Group, jeopolitik dalgalanmalara ve devam eden ticaret gerilimlerine rağmen 2026 yılına güçlü bir başlangıç yaptı. Organik bazda grup geliri yılın ilk çeyreğinde yüzde 2,0 artış gösterdi. Kur etkilerinin ağırlıklı etkisiyle raporlanan gelir yıllık bazda yüzde 1,9 düşerek 20,4 milyar Euro seviyesinde gerçekleşti. DHL Group, aktif kapasite yönetimi, yapısal maliyet iyileştirmeleri ve gelir verimliliğini artırmaya yönelik uygulamaları sayesinde faaliyet kârını (EBIT) yüzde 8,3 artışla 1,5 milyar Euro’ya yükseltti. EBIT marjı ise yıllık bazda 0,7 puan artarak yüzde 7,3 seviyesine ulaştı. Satın alınan varlıklara yönelik sermaye harcamaları (capex) yıllık bazda 518 milyon Euro olarak gerçekleşti ve yıllık bazda yüzde 12,4 artış gösterdi. Artışın büyük bölümü Supply Chain ile Post & Parcel Germany bölümlerindeki yatırımlardan kaynaklandı. Serbest nakit akışı (birleşme ve satın almalar hariç) yüzde 65 artışla 1,2 milyar Euro’ya yükseldi. Grup net kârı 812 milyon Euro olarak gerçekleşti ve yıllık bazda yüzde 3,3 artış gösterdi. Hisse başına temel kazanç 0,73 Euro oldu (2025 birinci çeyrek: 0,68 Euro), bu da yüzde 6,6 artışı gösterdi. CEO Tobias Meyer, “Yılın ilk üç ayının ardından yıl sonu hedeflerimize ulaşma yolunda doğru bir çizgide ilerliyoruz. Yıla güçlü başlangıcımız, iş modelimizin dayanıklılığını ve verimlilik önlemlerimizin etkisini ortaya koyuyor. Jeopolitik kesintilere rağmen müşterilerimizin tedarik zincirlerini kesintisiz şekilde desteklemeye devam ediyoruz. Engellenen deniz yollarına ve kapalı hava sahasına rağmen, yük taşımaya ve müşterilerimizin tedarik zincirlerinin kesintisiz işlemesini sağlamaya devam ediyoruz” dedi. Strateji 2030 kapsamında yatırımlar Strateji 2030 doğrultusunda DHL Group, operasyonel verimliliğe ve güçlü müşteri talebinin bulunduğu bölge ve sektörlere yatırım yapmayı sürdürüyor. Grup, hızla büyüyen veri merkezi pazarındaki yetkinliklerini genişletiyor ve Kuzey Amerika’da 2026 sonuna kadar toplam 650.000 metrekareyi aşan kapasiteye sahip ondan fazla yeni depo sahası eklemeyi planlıyor. Yeni tesisler, hızlı büyüyen veri merkezi operatörlerinin yüksek güvenilirlik ve güvenlik gerektiren tedarik zinciri ihtiyaçlarını kar üzere tasarlandı. DHL Group ayrıca Boeing 777 kargo uçak filosunun yenilenmesiyle operasyonel verimliliğini artırmaya devam ediyor. 2019’da başlatılan filo yenileme programı sayesinde grup, dünyanın en yakıt verimli kargo uçağı filosunu işletiyor. Buna ek olarak şirket, paket ve posta altyapısını ve araç filosunu modernize etmeyi sürdürüyor. 2025 sonu itibarıyla Almanya’daki teslim alma ve dağıtım operasyonlarında kullanılan elektrikli araç oranı yaklaşık yüzde 60’a ulaştı. Bu dönüşüm, kaliteyi artırmayı ve azalan mektup posta hizmeti ile büyüyen paket teslimat işini entegre etmeyi amaçlıyor. Öngörüler teyit edildi Grup, 2026 yılı boyunca jeopolitik belirsizliklerin devam etmesini bekliyor. DHL Group, verimlilik artışı ve gelecekteki büyümeye yönelik yatırımlara odaklanmayı sürdürüyor. 2026 mali yılı için, 6,2 milyar Euro’nun üzerinde faaliyet kârı (EBIT) ve yaklaşık 3 milyar Euro serbest nakit akışı (birleşme ve satın almalar hariç) beklentisini koruyor.

Aramco CEO’su: Piyasadan 1 milyar varil petrol eksildi Haber

Aramco CEO’su: Piyasadan 1 milyar varil petrol eksildi

Hürmüz Boğazı’nda yaşanan sevkiyat krizinin enerji piyasalarında ciddi baskı oluşturduğunu belirten Nasser, petrol fiyatlarındaki yükselişin sürebileceği uyarısında bulundu. Şirketin 2026 yılı ilk çeyrek finansal sonuçlarının açıklanmasının ardından konuşan Nasser, Saudi Aramco’nun aynı dönemde net kârını yüzde 25 artırdığını söyledi. “Piyasaların kısa sürede normale dönmesi zor” Petrol akışının yeniden başlamasının tek başına yeterli olmayacağını vurgulayan Nasser, enerji piyasalarında oluşan hasarın kısa sürede telafi edilemeyeceğini ifade etti. Nasser, “Amaçlarımız net: Sistem baskı altında olsa bile enerjinin akışını sürdürmek” dedi. Hürmüz Boğazı’ndaki kriz fiyatları yükseltti Küresel enerji arzının, İran kaynaklı Hürmüz Boğazı gerilimi nedeniyle ciddi şekilde daraldığını belirten Aramco CEO’su, tanker trafiğinde yaşanan aksaklıkların petrol fiyatlarını yukarı çektiğini söyledi. Şirketin, Hürmüz Boğazı’nı bypass etmek amacıyla Doğu-Batı Petrol Boru Hattı’nı aktif kullandığı belirtilirken, Nasser bu hattı “küresel arz krizini hafifleten kritik bir can damarı” olarak tanımladı. “Sorun sadece jeopolitik değil” Son iki ayda dünyanın yaklaşık 1 milyar varil petrol kaybettiğini ifade eden Nasser, petrol yollarının yeniden açılmasının piyasaları hemen dengelemeye yetmeyeceğini söyledi. Enerji piyasalarındaki baskının yalnızca jeopolitik gerilimlerden kaynaklanmadığını belirten Nasser, yıllardır süren yetersiz yatırımlar nedeniyle küresel petrol stoklarının zaten düşük seviyelerde bulunduğunu kaydetti.

EKK yeni programı hızla devreye alacak Haber

EKK yeni programı hızla devreye alacak

Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısının ardından yapılan açıklamada, "Sanayi gücümüzün korunması, geliştirilmesi ve ihracata yönlendirilmesi konusunda 'Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı' başta olmak üzere öngörülen adımların hızla hayata geçirilmesi kararlaştırılmıştır." ifadesi kullanıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın başkanlığında EKK toplantısı düzenlendi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki toplantıya, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci ve Ahmet Baha Öğütken, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanı Ümit Önal, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Şahap Kavcıoğlu, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi (KOSGEB) Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanı Alpaslan Çakar ve bazı bakan yardımcıları katıldı. Toplantının ardından yapılan yazılı açıklamada, küresel ekonominin, belirsizliklerin ve jeopolitik gerginliklerin arttığı zorlu bir dönemden geçtiğine işaret edilerek, uygulanan program sayesinde makrofinansal istikrarın önemli ölçüde güçlendiği, ekonomideki kırılganlıklar azalırken, şoklara karşı dayanıklılığın arttığı belirtildi. "Bölgemizde yaşanan gelişmelerin ekonomimize olası etkilerini en aza indirmek ve piyasaların sağlıklı işleyişini sürdürmek için gerekli tedbirler alınmaktadır" ifadesine yer verilen açıklamada, artan petrol fiyatlarına yönelik eşel mobil sisteminin geçici olarak uygulamaya alındığı, gübre başta olmak üzere kritik tarımsal girdilere yönelik dış ticaret tedbirlerinin getirildiği ve stratejik stok yönetiminin güçlendirildiği kaydedildi. "Aktif sanayi politikalarına öncelik verilmektedir" Açıklamada, turizm sektörüne yönelik destek paketinin devreye alındığı ve ihracatçıların kefalet limitleri artırılarak finansmana erişimlerinin kolaylaştırıldığı hatırlatılarak, "Tedarik zincirlerinde değişimin hız kazandığı, yeşil ve dijital dönüşüm odaklı bir dönemde, yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun üretimi güçlendirmek amacıyla aktif sanayi politikalarına öncelik verilmektedir." değerlendirmesinde bulunuldu. Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi, Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi ve HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı ile stratejik yatırımlar ve yüksek teknolojili üretimin desteklendiği anımsatılan açıklamada, şunlar paylaşıldı: "KOSGEB aracılığıyla KOBİ'lerimizin finansmana erişimini kolaylaştıran, üretim kapasitesini geliştiren, yeşil ve dijital dönüşümünü hızlandıran, rekabetçiliğini güçlendiren ve inovasyon odaklı üretimlerini destekleyen adımlar atılmaktadır. Ayrıca savunma sanayimizin yerli ve milli imkanlarla geliştirilmesi, ihracat ve yüksek teknoloji üretimi teşvik edilmekte, bu alandaki yatırım ve Ar-Ge çalışmaları desteklenmektedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçtiğimiz hafta açıklanan 'Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı' kapsamında atılacak hukuki, idari, mali ve kurumsal adımlarla, ülkemizin bölgesel bir yönetim merkezi haline gelmesi, küresel transit ticaretten daha fazla pay alması, girişimcilik ekosisteminin güçlenmesi ve İstanbul Finans Merkezi'nin önde gelen finans merkezlerinden biri olması hedeflenmektedir. Program çerçevesinde hayata geçirilecek yatırımcı dostu düzenlemeler, vergi teşvikleri, 'Tek Durak Büro' uygulamasıyla sadeleştirilen ve hızlandırılan bürokratik süreçler ile İstanbul Finans Merkezi (İFM) odaklı politikalar sayesinde daha rekabetçi bir yatırım ortamı oluşturulması amaçlanmaktadır." "Türkiye önemli bir potansiyele sahip" EKK toplantısında, imalat sanayisindeki gelişmeler ile KOBİ'lerin güçlendirilmesine yönelik çalışmaların da değerlendirildiği aktarılan açıklamada, "Sanayi gücümüzün korunması, geliştirilmesi ve ihracata yönlendirilmesi konusunda 'Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı' başta olmak üzere öngörülen adımların hızla hayata geçirilmesi kararlaştırılmıştır." bilgisi verildi. Toplantıda, son dönemdeki finansal gelişmelerin ele alındığı, ABD/İsrail-İran savaşının finansal piyasalar ve bankacılık sektörü üzerindeki muhtemel etkilerinin Kurul üyeleriyle istişare edildiği belirtilen açıklamada, şunlar dile getirildi: "İFM başta olmak üzere finansal sistemimizin küresel piyasalardan daha fazla pay almasını hedefleyen tedbirler gözden geçirilmiştir. Kamu bankalarının yurt dışında şube açmalarına ilişkin yürütülen çalışmalar ele alınmıştır. Türkiye, güçlü üretim altyapısı ve jeostratejik konumuyla önemli bir potansiyele sahiptir. Ülkemizin küresel transit ticaretteki konumunu güçlendirecek, ülkemizi enerji ve ticarette işlevsel bir koridora dönüştürecek politikaları hayata geçirmeye devam edeceğiz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.