SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yatırımcı

Ekometre - Yatırımcı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yatırımcı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Yatırımcı rotayı TL'ye çevirdi Haber

Yatırımcı rotayı TL'ye çevirdi

Finansal varlıklar 53,8 trilyon lirayla rekor kırdı Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB) verilerine göre, Türkiye'deki toplam finansal varlıklar Mayıs 2026 itibarıyla 53,8 trilyon liraya ulaşarak tarihi zirvesini gördü. Son beş yılda finansal varlıklardaki büyüme yüzde 760'a yaklaşırken, yurtiçi yerleşiklerin finansal varlıkları 48,4 trilyon liraya, yurtdışı yerleşiklerin varlıkları ise 5,4 trilyon liranın üzerine çıktı. Mevduatta tercih türk lirası oldu Yurtiçi yerleşiklerin TL mevduatları son beş yılda yüzde 906 artışla 16,5 trilyon lirayı aşarken, TL mevduatın toplam finansal varlıklar içindeki payı yüzde 28,7'den yüzde 34,2'ye yükseldi. Aynı dönemde kıymetli maden hesaplarının büyüklüğü 4,5 trilyon liraya ulaşırken, toplam varlıklar içindeki payı yüzde 9,3 oldu. Yerli yatırımcıların kamu ve özel sektör eurobondlarına ilgisi de güçlü şekilde arttı. Kamu eurobond yatırımları yüzde 718 yükselerek 2,3 trilyon lirayı aşarken, özel sektör eurobond yatırımları yüzde 1.808 artışla 1,98 trilyon liraya ulaştı. Dövizin payı sert geriledi Son beş yılda döviz tevdiat hesapları yalnızca yüzde 211,9 büyüyerek 5,9 trilyon liraya çıktı. Buna karşın dövizin toplam finansal varlıklar içerisindeki payı yüzde 33,6'dan yüzde 12,4'e kadar geriledi. Devlet iç borçlanma senetleri (DİBS) portföyü ise yüzde 738 artışla 10,2 trilyon liraya yükselirken, toplam finansal varlıklar içindeki payı yüzde 21 olarak gerçekleşti. Hisse senedine yoğun ilgi Son yıllarda hızlanan halka arzların da etkisiyle yerli yatırımcı sayısında önemli artış yaşandı. Mayıs 2021'de 405 milyar lira olan yerli yatırımcıların hisse senedi portföyü, Mayıs 2026 itibarıyla 5,9 trilyon liraya ulaştı. Böylece hisse senedi yatırımlarında beş yıllık büyüme yüzde 1.356 olurken, hisse senetlerinin toplam finansal varlıklar içerisindeki payı yüzde 7'den yüzde 12,2'ye yükseldi. Yabancı yatırımcı da tl varlıklara yöneldi Yurtdışında yerleşik yatırımcıların tercihlerinde de benzer bir değişim gözlendi. Yabancıların TL mevduatları son beş yılda yüzde 1.024 artarak 510,9 milyar liraya ulaşırken, TL mevduatın toplam finansal varlıklar içindeki payı yüzde 8,2'den yüzde 9,3'e çıktı. Buna karşılık yabancı yatırımcıların döviz mevduatlarının toplam varlıklar içindeki payı yüzde 29,9'dan yüzde 19,2'ye geriledi. Yabancıların DİBS portföyü yüzde 1.298 büyüyerek 660,8 milyar liraya ulaşırken, hisse senedi portföyleri yüzde 960 artışla 3 trilyon liranın üzerine çıktı. Hisse senetlerinin yabancı yatırımcıların finansal varlıkları içerisindeki payı ise yüzde 55,4 seviyesine yükseldi. TL varlıklara güven güçleniyor Uzmanlar, ekonomi yönetiminin uyguladığı programın kararlılıkla sürdürülmesi, enflasyonla mücadelede atılan adımlar ve Türk Lirası'nı destekleyen politikaların yatırımcı tercihlerinde belirleyici olduğunu vurguluyor. Veriler, son beş yılda hem yerli hem de yabancı yatırımcıların tercihlerinde Türk Lirası cinsi varlıkların ağırlığının belirgin şekilde arttığını ortaya koyuyor.

Altın kotası Türkiye’nin mücevher üretim gücünü eritti Haber

Altın kotası Türkiye’nin mücevher üretim gücünü eritti

Sektör temsilcilerine göre Türkiye, ortaya çıkan yeni fırsatı mevcut regülasyonlar nedeniyle kaçırma riskiyle karşı karşıya. Takı Üreticileri ve İhracatçıları Derneği (TÜİD) Başkanı Mustafa Kamar, kota öncesinde Türkiye’nin dünyanın en güçlü üretim ve ihracat merkezlerinden biri olduğunu ancak uygulanan sınırlamalar sonrası sektörün ciddi güç kaybettiğini söyledi. Kamar’a göre cari açığın temel nedeni üretici ve ihracatçılar değil, yüksek enflasyon ortamında vatandaşın artan altın talebiydi. Buna rağmen alınan önlemler doğrudan ihracatçıları etkiledi. Sektör temsilcileri, kota sonrası Türkiye’nin altın ve mücevher ihracatında hem üretim hem istihdam tarafında sert kayıp yaşadığı görüşünde birleşiyor. Üretim Dubai’ye kaydı, şimdi yeni adres aranıyor Sektördeki birçok üretici ve yatırımcı, son üç yılda faaliyetlerini başta Dubai olmak üzere farklı merkezlere taşırken; İtalya, Özbekistan ve Mısır gibi ülkeler de yatırımcı çekmek için devreye girdi. Kamar, özellikle Türk üreticilerin Afrika, Orta Doğu ve Asya pazarlarına erişim için Dubai’yi bir lojistik ve ticaret merkezi olarak kullandığını belirterek, bazı firmaların kalıpları Türkiye’de hazırlayıp üretimi Dubai’de gerçekleştirdi. Ancak ABD-İran-İsrail hattında yükselen gerilim ve Ortadoğu’daki savaş ortamı, Dubai merkezli üretim modelini de baskı altına aldı. Irak pazarındaki daralma ve bölgede çalışan Hintli ile Pakistanlı iş gücünün ayrılması, üretim süreçlerini ciddi biçimde etkiledi. Kuyumcukent’te büyük boşalma Sektördeki dönüşümün en dikkat çekici göstergelerinden biri ise Kuyumcukent oldu. Kamar’ın verdiği bilgiye göre, 2022 yılında boş mağaza bulunamayan merkezde bugün doluluk oranları ciddi şekilde geriledi. Sektör temsilcileri, üretim göçü nedeniyle hem iç piyasada canlılığın azaldığını hem de Türkiye’nin küresel rekabet gücünün zayıfladığını belirtiyor. Kapalıçarşı’da nakit sıkışıklığı Altın ve Para Piyasaları Uzmanı Mehmet Ali Yıldırımtürk ise Dubai bağlantılı ticaretin yavaşlamasının Kapalıçarşı üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Yıldırımtürk’e göre daha önce Türkiye’de üretilip Dubai’ye gönderilen ürünlerden piyasaya ciddi miktarda nakit girişi sağlanıyordu. Bu ticaretin yavaşlamasıyla birlikte piyasadaki nakit döngüsü zayıfladı ve esnafın finansmana erişimi zorlaştı. İhracatta tonaj bazlı sert düşüş Sektör temsilcileri, ihracat rakamlarının değer bazında güçlü görünmesine rağmen miktar tarafında ciddi daralma yaşandığını ifade ediyor. Altın fiyatlarındaki hızlı yükseliş nedeniyle toplam ihracat değeri yüksek görünse de tonaj bazında büyük kayıp oluştu. Mustafa Kamar’ın verdiği bilgilere göre, sektörün ihracatı 2022 sonunda yaklaşık 185 ton seviyesindeyken bugün 50-60 ton bandına kadar geriledi. Aynı dönemde birçok işletmede çalışan sayısı da önemli ölçüde düştü. Sektör temsilcileri, mevcut kota ve regülasyonların yeniden gözden geçirilmesi halinde Türkiye’nin yeniden bölgesel üretim merkezi haline gelebileceğini savunuyor.

Bitcoin’de jeopolitik satış dalgası Haber

Bitcoin’de jeopolitik satış dalgası

Artan enflasyon ve faiz endişeleriyle birlikte yatırımcıların riskli varlıklardan uzaklaşması, Bitcoin’de kritik seviyelerin kaybedilmesine neden oldu. Bitcoin, son 24 saatte yüzde 1,2 değer kaybederek 76 bin 593 dolara geriledi. Gün içerisinde 76 bin 720 dolar seviyesine kadar düşen kripto para birimi, böylece uzun süredir takip edilen 77 bin dolar desteğinin altına sarktı. Piyasadaki zayıflamada jeopolitik risklerin yeniden yükselmesi ve kurumsal yatırımcı tarafındaki temkinli duruş etkili oldu. Petrol fiyatlarındaki yükseliş baskıyı artırdı ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik sert açıklamaları küresel piyasalarda tansiyonu yükseltti. Trump’ın, diplomatik sürecin başarısız olması halinde askeri müdahale ihtimaline işaret etmesi enerji piyasalarında da sert fiyatlamalara neden oldu. Açıklamaların ardından Brent petrol 111 doların üzerine çıkarken, ABD tipi ham petrol WTI da 107 dolar seviyelerini aştı. Enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyonu yeniden hızlandırabileceği beklentisi, yatırımcıların ABD Merkez Bankası’nın faiz indirimlerini erteleyebileceği düşüncesini güçlendirdi. Tahvil faizleri ve dolar güç kazandı ABD tahvil getirilerindeki yükseliş ve dolar endeksindeki güçlenme, kripto para piyasasında risk iştahını zayıflattı. Piyasa uzmanları, yatırımcıların güvenli liman olarak görülen dolar ve tahvil varlıklarına yöneldiğini belirtirken, yüksek faiz ortamının Bitcoin gibi volatil varlıklar üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekiyor. ETF tarafında güçlü çıkış Kripto piyasasında dikkat çeken gelişmelerden biri de spot Bitcoin ETF’lerinde yaşanan para çıkışı oldu. SoSoValue verilerine göre spot Bitcoin ETF’leri, 17 Mayıs haftasında yaklaşık 1 milyar dolarlık net çıkış verdi. Böylece altı haftadır devam eden kesintisiz sermaye girişi sona ermiş oldu. Analistler, kurumsal yatırımcıların kısa vadeli riskleri azaltmak amacıyla daha savunmacı pozisyonlara geçtiğini değerlendiriyor. Piyasanın odağında Fed mesajları var Önümüzdeki dönemde ABD enflasyon verileri, tahvil faizleri ve Fed’in para politikası mesajlarının kripto piyasaları üzerinde belirleyici olması bekleniyor. Uzmanlara göre küresel risk algısında belirgin bir iyileşme yaşanmadığı sürece Bitcoin’de dalgalı ve baskılı görünüm devam edebilir. Teknik açıdan ise 74 bin dolar seviyesi önemli destek bölgesi olarak öne çıkıyor.

Dünya dengeleri değişiyor mu? Haber

Dünya dengeleri değişiyor mu?

Ancak bu yıl fuarın asıl dikkat çeken yönü, ölçeğinden çok ortaya koyduğu tablo oldu. Önceki yıllara kıyasla daha sakin, daha kontrollü bir atmosfer vardı. Körfez temsilinde gözle görülür azalma Geçmişte geniş standları, kalabalık delegasyonları ve büyük tanıtım kampanyalarıyla fuarın güçlü aktörlerinden olan Körfez ülkelerinin (GCC) önceki yıllara kıyasla sınırlı katılımı bu yıl göze çarpan noktalardan biri oldu. Bu durum sermayenin piyasadan çekilmesinden , çok, stratejik bir nefes alma ve yeniden konumlanma dönemi olarak değerlendirilmeli. Avrupa’da temkinli toparlanma 2025 yılı boyunca Avrupa gayrimenkul pazarlarında yatırımcı iştahı yavaş yavaş toparlanmış, kredi piyasaları kısmen rahatlamış ve yatırımcıların beklentileri daha olumlu bir çerçeveye oturmaya başlamıştı. Ancak 2026’ya girerken özellikle İran merkezli bölgesel gerilimler, enerji fiyatlarındaki artış, enflasyon beklentilerinin bozulması ve faiz indirimlerinin ötelenmesi, Avrupa’daki iyileşme havasını yeniden temkinli bir noktaya çekti. Çatışmaların ardından gayrimenkul sektöründeki birçok fondaki değer kaybının kısa sürede %7’ye yakın seviyelere ulaşması ve enerji fiyatlarındaki artış, Avrupa’daki yatırımcıların risk algısını yeniden şekillendirdi. Bu tablo, güçlü bir toparlanmadan ziyade daha kırılgan ve koşullara bağlı bir iyileşme sürecine işaret ediyor. Türkiye zorluklara rağmen denge noktası Türkiye ekonomisi her ne kadar kendi içinde enflasyon, finansman maliyetleri, kurdaki volatilite gibi çeşitli zorluklarla karşı karşıya olsa da MIPIM 2026’da hissedilen başka bir gerçeklik oldu. O da Türkiye’nin sadece ekonomik göstergelerle değil; daha geniş bir çerçevede değerlendirildiğiydi. Jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde, Türkiye’nin savunma kapasitesi, kendi coğrafyasındaki dengeleyici rolü ve bölgesel jeopolitik konumu; yatırımcıların Türkiye’ye yalnızca ekonomik değil, güvenlik temelli bir istikrar perspektifiyle yaklaşmasına da imkan veriyor. Bu durum Türkiye ekonomisinin sorunlarının yok sayıldığı anlamına gelmiyor. Tam tersine, bu zorlukların yanında jeopolitik güç, savunma yatırımları ve stratejik konumlanma sayesinde riskleri dengeleme kapasitesi yatırımcı gözünde Türkiye’yi ayrı bir yere koyuyor. Bağlantısallık Türkiye’nin stratejik avantajı Türkiye’nin cazibesini artıran bir diğer etken ise artan bağlantısallık altyapısı. Türk Hava Yolları’nın 2024’te 78,7 milyon yolcuya ulaşması ve 489 uçaklık filoya erişmesi, Türkiye’yi bölgesel bir ulaşım merkezi haline getiriyor. Bu durum, özellikle Körfez bölgesindeki gerginliklerden etkilenip alternatif güvenli merkez arayan yatırımcılar ve uluslararası profesyoneller için Türkiye’yi erişilebilir ve operasyonel olarak sürdürülebilir bir merkez konumuna taşıyor. Yeni dönemin belirleyicisi uyum yeteneği MIPIM 2026’da en net duyulan mesaj şuydu: “Bu dönem güç gösterisi dönemi değil; ayakta kalabilme, uyum sağlayabilme ve değişime hızlı tepki verebilme dönemi.” Ekonomik belirsizliklerin, jeopolitik risklerin ve finansal koşulların daha karmaşık hale geldiği bu dönemde; yatırım kararları daha seçici, daha temkinli ve daha uzun vadeli bir perspektifle alınıyor. Bu çerçevede Türkiye, mevcut ekonomik zorluklarına rağmen; güvenliği, jeopolitik konumu ve değişen koşullara hızlı uyum sağlama kapasitesiyle bölgesel ölçekte dikkat çeken bir konumda yer alıyor. Türkiye’nin uzun yıllardır gösterdiği en önemli refleks, değişen koşullara hızlı uyum sağlayabilme yeteneği. Yeni dönemde belirleyici olan da bu olacak: Büyüklük değil, değişime ne kadar hızlı ve doğru yanıt verilebildiği. MIPIM 2026 boyunca, Cushman & Wakefield ekibi olarak sahada kurduğumuz temaslar ve gözlemlerimiz de küresel sermayenin giderek daha seçici, daha temkinli ve daha stratejik bir zeminde konumlandığını net biçimde ortaya koydu.

Yatırımcılara teşvik belgesi şoku Haber

Yatırımcılara teşvik belgesi şoku

Yatırımcılar ve sanayiciler ülkemizin en cefakar ve vefakar insanları. Ülke olarak yeni yatırımlara ve üretime her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Bu nedenle, yatırımcıların ve sanayicilerin her şekilde desteklenmesi ve teşvik edilmesi lazım. Bugüne kadar devletimiz yatırımcılara ve sanayicilere sahip çıkarak, imkanlarının ötesinde çeşitli adlar altında sağladığı teşviklerle destekledi ve desteklemeye de devam ediyor. Abdullah Tolu'nun haberine göre.. 9903 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 30.05.2025 tarihinden itibaren yeni yatırım teşvik uygulaması yürürlüğe konuldu. Bu Karar ile, 2012 yılından bu yana uygulanmakta olan 2012/3305 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar ve 2018/11201 sayılı Karar kapsamında yürütülen Cazibe Merkezleri Programı yürürlükten kaldırılarak, kalkınma planlarında öngörülen hedeflerle uyumlu, daha stratejik, dönüşüm odaklı ve proje bazlı bir teşvik sistemi getirildi. Yeni teşvik sisteminde sadece üretim ve istihdamın artırılması değil, işletmelerin yeşil ve dijital dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması ve uluslararası rekabet gücünün artırılması öncelikli amaçlar arasında yer alıyor. Ancak, bu Kararda yer alan bir düzenleme ve sonrasında Maliye’nin bu konuda kamuoyu görüşüne açtığı Tebliğ Taslağı yatırımcıları şok etti! Yatırımcıları şok eden düzenleme tam olarak ne? 9903 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nda yer alan düzenleme, sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleyen veya kullanan yatırımcıların yatırım teşvik belgelerinin iptal edileceğine ilişkin! (9903 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, Mad.32, 30.05.2025 tarih ve 32915 sayılı Resmi Gazete). Söz konusu düzenleme şu şekilde: “Müeyyide Madde 32- (1) Bu Karar ve ilgili diğer mevzuatta belirlenen hükümlere aykırı davranan, teşvik belgesindeki kayıt ve koşulları yerine getirmeyen, teşvik belgesi ile diğer belgelerde tahrifat yapan, sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleyen veya kullanan, yanlış ve yanıltıcı bilgi veren, diğer kurum, kuruluş veya firmalara karşı yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle icra veya iflas yoluyla yapılan işlemler de dâhil belge kapsamındaki makine ve teçhizatı öngörülen sürelerden önce satan veya satılmasına sebebiyet veren, teşvik belgesinde öngörülen sürede yatırımları ve ekosistem geliştirme planını tamamlamayan, belirlenen asgari yatırım tutarlarına uymayan yatırımcıların teşvik belgeleri ikinci fıkra hükmü saklı kalmak kaydıyla iptal edilir. (2) Yatırımcının mükellefiyetlerini kısmen yerine getirmediği ancak, belge iptalinin de gerekmediği durumlarda belge kapsamında sağlanan desteklerin ilgili kısmı müeyyide uygulanarak geri alınır. (3) Teşvik belgelerinin iptal edilmesi veya kısmi müeyyide uygulanması halinde sağlanan destekler 6183 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde yatırımcıdan geri alınır. (…)” Maliye hazırladığı Tebliğ Taslağı ile konuyu kamuoyu görüşüne açtı! Maalesef bu konu Gelir İdaresi Başkanlığı’nın hazırladığı 55 Seri No.lu KDV Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ Taslağını internet sitesinde yayınlamasıyla herkesin dikkatini çekti! Tebliğ Taslağında yer alan düzenleme ise şu şekilde: “MADDE 2– Aynı Tebliğin (II/B-5.5.) bölümünün ikinci paragrafından sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraflar eklenmiştir. “Öte yandan, 30/5/2025 tarih ve 32915 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 9903 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının “Müeyyide” başlıklı 32 nci maddesinde, sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleyen veya kullanan yatırımcıların teşvik belgelerinin ikinci fıkra hükmü saklı kalmak kaydıyla iptal edileceğine karar verilmiştir. Bu durumda, sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma fiili nedeniyle vergi inceleme veya tekniği raporu bulunan mükelleflerin yatırım teşvik belgeleri iptal edileceğinden, söz konusu yatırım teşvik belgeleri çerçevesinde düzenlenen istisna belgelerinin de iptali gerekmekte olup, bu yatırım teşvik belgeleri kapsamında henüz istisna belgesi talebinde bulunmayan mükelleflere de istisna belgesi verilmesi mümkün değildir.” Düzenleme son derece açık! Evet, 9903 sayılı Karardaki düzenleme son derece açık, sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleyen veya kullanan yatırımcıların yatırım teşvik belgeleri iptal edilecek! Maliye yine de insaflı düzenleme yapmış! Maliye Tebliğ Taslağında, yatırım teşvik belgesi iptalini, sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma fiilini vergi inceleme veya tekniği raporu düzenlenmesi koşuluna bağlamış. Bunu sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma tespitine de bağlayabilirdi. Maliye, burada doğru olanı yapmış, iptali rapora bağlamış ki, bu son derece doğru. Tebrik etmek lazım. Düzenleme 9903 sayılı Karara göre alınan teşvik belgeleri için geçerli! Tebliğ Taslağına göre, 9903 sayılı Kararda yer alan ve sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleyen veya kullanan yatırımcıların yatırım teşvik belgelerinin iptal edileceğine ilişkin düzenleme, sadece bu Karara göre alınan teşvik belgeleri için geçerli. Bu Karardan önceki Kararlara göre alınan yatırım teşvik belgeleri için böyle bir iptal söz konusu değil! Peki, 2012/3305 sayılı Kararda böyle bir düzenleme yok muydu? 2012 yılından bu yana uygulanan ve 9903 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlükten kaldırılan 2012/3305 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararın 28. Maddesinde de, sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleyen veya kullanan yatırımcıların teşvik belgelerinin iptal edileceği düzenlemesi yer alıyordu. Ancak, sıkı durun, Karardaki bu düzenleme bugüne kadar hiç uygulanmadı! O zaman şimdi neden uygulanacak? Bu sorunun cevabı bizde değil. Bu soruya ve böyle bir iptal düzenlemesinin 9903 sayılı Karar için uygulanmasına neden karar verildiği hususu mutlak suretle öncelikle Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, sonrasında ise Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından kamuoyuna açıklanmalı! Mükellefler zaten mayınlı tarla üzerinde yürüyor! Ülkemizde vergi mükellefleri maalesef mayınlı tarla üzerinde faaliyette bulunuyorlar. İşleri oldukça zor. Çünkü her an sahte belge düzenlediği veya kullandığı suçlamasıyla karşı karşıya kalabilirler. Düzenleme ve kullanma fiilleri aynı şey değil! Sahte belge düzenleme iddiası, sahte belge kullanma iddiasına göre daha zor bir şey. Zaten bir kişi ya da şirket sahte belge düzenliyorsa en ağır cezalarla cezalandırılmalı, yatırım ve diğer teşviklerden de yararlandırılmamalı! Bu konuda hem fikiriz. Ancak, hemen herkes her an sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullandığı iddiasıyla karşı karşıya kalabilir. Mal ve hizmet alınan bir firma belli bir süre sonra ekonomik vb. nedenlerle bir anda batıp ortadan kaybolabiliyor. Adresinde bulunamayan bu nedenle de mükellefiyeti kapatılan firmalardan mal alanlar bir anda kullanıcı konumuna düşebiliyorlar. Başkasının işlediği herhangi bir suçtan dolayı başka bir mükellefin teşvik belgesinin iptal edilmesini doğru bulmuyoruz. Sorunun çözümü için iki yol var! Bize göre, yaşanan bu sorunun çözümü için 2 yol var: Birincisi, 9903 sayılı Karar’daki düzenleme gözardı edilerek, önceden olduğu gibi sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleyen veya kullanan yatırımcıların yatırım teşvik belgeleri iptal edilmemeli. Aynı şey, 2012/3305 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararın uygulamasında da yapıldı. İkincisi ise, Kararın 32. maddesinin değiştirilerek, sadece sahte belge düzenleyen mükelleflerin teşvik belgesi iptal edilmeli! Değişiklik yapılmaz ve KDV Tebliği yayınlanırsa teşvik belgesi iptal olmayan yatırımcı kalmaz! Evet, 9903 sayılı Kararın 32. Maddesindeki düzenleme gözardı edilmediği veya söz konusu Kararın 32. Maddesinde değişiklik yapılarak, kullanma fiili düzenleme kapsamı dışında bırakılmadığı takdirde, yatırım teşvik belgesi iptal edilmeyen yatırımcı kalmayacak! Peki, bu durumda söz konusu teşviklerden kim yararlanacak?

Yatırımcı yatırımdan çok maliyet azaltmaya odaklandı Haber

Yatırımcı yatırımdan çok maliyet azaltmaya odaklandı

Yatırım iştahında 2020 yılı başından bu yana süren düşüş eğilimi sürüyor. 2024 yılının son çeyreğinde hafif bir toparlanma yaşanmakla birlikte, yatırım iştahı geçen yılın tamamında bir önceki yıla göre de azalış kaydetti. TCMB, geçen hafta açıkladığı Enflasyon Raporu’nda firmaların yatırım eğilimine ilişkin bir veriye yer verdi. Gelecek 12 aylık dönemdeki yatırım iştahını ölçen “Firmaların Yatırım Duruşu”na ilişkin veriye göre, 2021 yılının ilk çeyreğinde yüzde 55 “olumlu” duruş belirten firmaların oranı, 2024’ün üçüncü çeyreğinde yüzde 30’un altına geriledi. Bu oran, en son 2019 yılının üçüncü çeyreğinde görülmüştü. Raporun kutu bilgisinde, yatırım planı olmayan firmaların gerekçe olarak talep koşullarına ilişkin belirsizlikleri ve finansman maliyetlerini öne çıkardıklarına işaret edildi. Talebi görece olumlu gören ve özkaynak yapısı güçlü firmaların yatırım duruşunda geçen yılın son çeyreğinde kısmi bir hareketlilik gözlendiği belirtilen değerlendirmede, “Yatırım planları içinde verimlilik artırma ve işgücü maliyetini azaltmaya yönelik otomasyon ve modernizasyon yatırımları ön plandadır. Firmaların GES yatırımlarına yönelik ilgisinin azalmaya devam ettiği gözlenmiştir” denildi. Tekstilde atıl kapasite giyimde fiyat baskısı var -Sektörel bazda bakıldığında, imalat sektöründe gıda, metal ve otomotiv yan sanayi sektörlerinde yatırım duruşunun görece olumlu olduğu gözlenmiştir. Tekstil sektöründeki mevcut atıl kapasite, hazır giyimde fiyat tutturamama kaynaklı ihracatta zayıfl amanın sürmesi ve talebin seyrinin öngörülememesi yatırım iştahını olumsuz etkilemektedir. - Yatırım duruşu son dönemde görece olumlu seyreden ticaret ve hizmet sektörlerinde mağaza ve depo gibi yatırım planlarının ön plana çıktığı gözlenmiştir. İnşaat sektöründe yüksek arsa fiyatları ve finansman koşulları yatırım iştahını baskılamaya devam etmiştir. -Firmaların önemli kısmında mevcut istihdam düzeyini koruma eğilimi sürmekle birlikte, talebe ilişkin belirsizlikler ve otomasyon yatırımları istihdam planlarında aşağı yönlü baskı oluşturmaktadır. - Firmalar faaliyetlerini ilave finansman ihtiyacı oluşturmadan sürdürme eğilimini korurken stok, üretim ve satış planlamalarını da bu doğrultuda yönetmeye çalışmaktadır. İşletme sermayesi ihtiyacının ana kaynağını maliyetler oluşturmaya devam etmektedir. “Tahsilat sorunları yönetilebilir düzeyde” Değerlendirmede firmaların alacak tahsilatlarında yaşanan gecikmelere rağmen mevcut tahsilat sorunlarının yönetilebilir düzeyde olduğunu aktarması dikkat çekti. Raporda “Bununla birlikte gelecek dönem için piyasanın geneline yayılabilecek tahsilat riski endişelerine karşın temkinli duruşlarını korumaya çalışan firmaların müşteri seçimlerinde seçici davranmaya, DBS (Doğrudan Borçlandırma Sistemi), kredi kartı, teminat mektubu ve/veya alacak sigortası kullanmaya devam ettiği görülmüştür” denildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.