SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yatırım

Ekometre - Yatırım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yatırım haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

MPİOSB “Yeşil OSB” adımlarını hızlandırdı Haber

MPİOSB “Yeşil OSB” adımlarını hızlandırdı

MPİOSB Bölge Müdürü Selim Çetinkaya: “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na bağlı olarak faaliyet gösteren 373 OSB’mizden sadece 31’i Yeşil OSB Sertifikası’na sahip. Menemen Plastik İhtisas OSB olarak bu seçkin bölgeler arasına girmek istiyoruz.” Türkiye’de plastik sektörüne odaklı ilk ve tek ihtisas organize sanayi bölgesi olan Menemen Plastik İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (MPİOSB), sürdürülebilir üretim ve kaynak verimliliği hedefleri kapsamında “Yeşil OSB” olma yolundaki çalışmalarını hızlandırdı. Bölge’nin kurumsal ve teknik kapasitesinin geliştirilmesi amacıyla kapsamlı bir çalışma sürdüren MPİOSB’de; Su Verimliliği, Çevre Yönetim Sistemi, Kalite Yönetim Sistemi ve Enerji Yönetim Sistemi başlıklarında temel eğitimler tamamlandı. Yeşil OSB hedefi hakkında bilgi veren MPİOSB Bölge Müdürü Selim Çetinkaya, uyguladıkları çalışma takvimi doğrultusunda yönetim sistemlerinin gerektirdiği dokümantasyon ve uygulama altyapısının hazırlanmasına başladıklarını belirtti. Haftada bir gün yeşil dönüşüm mesaisi Haftada en az bir tam gün ayrılan çalışmalar kapsamında; ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi standartlarının gerektirdiği dokümantasyon ve talimatların oluşturulduğunu vurgulayan Çetinkaya, sürdürülebilirliğin sanayi bölgelerinin geleceğinde belirleyici unsurlardan biri haline geldiğine dikkat çekerek, MPİOSB’nin bu dönüşüme güçlü bir kurumsal altyapıyla hazırlanmasını hedeflediklerini söyledi. Selim Çetinkaya, şu değerlendirmeyi yaptı: “Eylül ayı itibarıyla ülkemizde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na bağlı olarak faaliyet gösteren 373 OSB’miz bulunuyor ve bu OSB’lerimizden sadece 31’i Yeşil OSB Sertifikası’na sahip. Menemen Plastik İhtisas OSB de bu seçkin bölgeler arasına katılmak amacıyla çalışmalarımızı hızlandırdık. Bu süreci yalnızca bir belgelendirme çalışması olarak görmemekteyiz. Katılımcılarımıza sunduğumuz hizmetin kalitesini artırmak, yeni imar planımızla birlikte bölgemiz içerisinde oluşacak 220 dönümlük alanımızın nitelikli yatırımlara tahsisini sağlamak için bu sürece kritik önem vermekteyiz. Günümüz dünyasında tüm kurumsal şirketlerin çevreye ve doğaya saygılı üretim gerçekleştiren bölgelerde yatırım kararı aldıklarını görmekteyiz.” // “REKABET GÜCÜ YALNIZCA ÜRETİM KAPASİTESİ DEĞİL” Menemen Plastik İhtisas OSB’nin kaynaklarını daha verimli kullanan, çevresel performansını sürekli geliştiren ve enerji yönetimini sistematik hale getiren bir OSB yapısına kavuşmayı hedeflediğini kaydeden Çetinkaya, bu doğrultuda öncelikle kurumun yönetim sistemleri altyapısını güçlendirdiklerine işaret etti. Su Verimliliği, Çevre, Kalite ve Enerji Yönetim Sistemi temel eğitimlerini tamamladıkları bilgisini veren Selim Çetinkaya, sözlerini şöyle sürdürdü: “Eylül 2026 itibarıyla bu eğitimlerin uygulama ve dokümantasyon aşamasındayız. Haftada en az bir tam günümüzü bu sürece ayırıyoruz. ISO 9001, ISO 14001 ve ISO 50001 standartları kapsamında ihtiyaç duyulan listelerden formlara, planlardan süreçlere ve uygulama talimatlarına kadar tüm dokümantasyon altyapımızı adım adım oluşturuyoruz. Bu çalışmalarımızın tamamlanmasının ardından, ISO 14064 standardı kapsamında sera gazı emisyonlarının hesaplanması ve raporlanmasına yönelik çalışmalarımıza başlayacağız. Böylece Bölgemizin sera gazı envanterini ortaya koyarak mevcut durumumuzu ölçülebilir veriler üzerinden değerlendirmeyi ve emisyonlarımızın azaltılmasına yönelik çalışmalar için güçlü bir veri altyapısı oluşturmayı hedefliyoruz. Tüm bu hazırlıkların tamamlanmasının ardından ise Yeşil OSB sürecimizi başlatacağız. Buradaki temel amacımız, standartların istediği şartları kâğıt üzerinde karşılamak değil; bunları Bölge Müdürlüğümüzün iş yapış biçiminin bir parçası haline getirmek. Sanayide rekabet gücünün artık yalnızca üretim kapasitesi ve maliyetlerle ölçülmediği bir dönemdeyiz. Enerjiyi, suyu ve diğer kaynakları ne kadar verimli kullandığınız, çevresel etkilerinizi nasıl yönettiğiniz ve sürdürülebilirliği kurumsal yapınıza ne ölçüde entegre ettiğiniz de rekabetçiliğin temel unsurları arasında. Menemen Plastik İhtisas OSB olarak bu dönüşümde katılımcılarımıza örnek ve yol gösterici bir yapı oluşturmak istiyoruz.”

GITEX AI Türkiye İstanbul’da başladı Haber

GITEX AI Türkiye İstanbul’da başladı

Türkiye’nin yapay zekâ ve teknoloji ekosistemini küresel yatırımcılarla buluşturan GITEX AI Türkiye 2026, İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açtı. 10 Eylül’e kadar devam edecek etkinlik; teknoloji şirketleri, girişimler, yatırımcılar, kamu temsilcileri ve teknoloji yöneticilerini bir araya getiriyor. Etkinlikte Türkiye’nin dijital ekonomisinin geliştirilmesi, yapay zekâ altyapısının güçlendirilmesi ve teknoloji şirketlerinin küresel pazarlara açılması öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. 350’den fazla şirket ve girişim İstanbul’da GITEX AI Türkiye, 350’den fazla kurumsal katılımcı ve girişimi, 100 konuşmacıyı ve 75 milyar doların üzerinde varlığı yöneten 150 yatırımcıyı bir araya getiriyor. Etkinliğe 70 ülkeden binlerce teknoloji yöneticisi de katılıyor. Yapay zekâdan bulut teknolojilerine, veri merkezlerinden siber güvenliğe, fintekten akıllı altyapılara kadar geniş bir teknoloji gündemi ele alınıyor. Etkinlikte Google Cloud, HPE & NVIDIA, AWS, Huawei, Dell Technologies, SAP ve TrendAI gibi küresel teknoloji şirketlerinin yanı sıra Türkiye’den Trendyol, Andevos ve Halkbank ile çeşitli teknokent ve teknoparklar da yer alıyor. Türkiye’nin yapay zekâ hedefleri gündemde GITEX AI Türkiye, Türkiye’nin 2026-2030 Yapay Zekâ Eylem Planı kapsamında hedeflerini hızlandırdığı bir dönemde gerçekleştiriliyor. Plan kapsamında; 1 GW veri merkezi kapasitesine ulaşılması,yapay zekâ altyapısına özel sektörden 10 milyar dolar yatırım çekilmesi,iki yıl içinde 5 milyon kişiye yapay zekâ okuryazarlığı kazandırılması hedefleniyor. “Türkiye’yi dünyanın buluşma noktası olarak tanımlıyoruz” Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi İletişim Dairesi Başkanı Gökhan Yücel, açılış konuşmasında Türkiye’de yaklaşık 1.500 aktif yapay zekâ şirketi bulunduğunu belirtti. Yücel, Türkiye’nin dört saatlik uçuş mesafesinde 1,3 milyar kişiye ve toplam 35 trilyon dolarlık pazara erişebildiğini ifade ederek, ülkeyi yalnızca bir köprü olarak değil, küresel teknoloji ekosisteminin buluşma noktası olarak konumlandırmayı hedeflediklerini söyledi. Yapay zekâ altyapısı için yatırımlar güçleniyor Etkinliğin ilk gününde yapay zekânın ihtiyaç duyduğu işlem gücü, bulut teknolojileri ve veri merkezi kapasitesi de gündeme geldi. Dell Technologies Türkiye Ülke Müdürü İlker Rodoplu, dijital dönüşümün artık iş sürekliliği ve rekabet gücü açısından temel bir gereklilik haline geldiğini belirtti. Huawei ise Türkiye’deki yapay zekâ ve bulut altyapısına yönelik yatırımlarını ve gelecek dönem planlarını paylaştı. Şirket, 2023’ten bu yana Türkiye’de yerel bulut altyapısı hizmeti sunarken, Ankara’da 2024 yılında açtığı felaket kurtarma merkeziyle desteklenen üç erişilebilirlik bölgesine sahip altyapısını da kullanıyor. Huawei Cloud Türkiye Satış Direktörü Safder Baydur, küresel veri merkezi kapasitesinin 2020’de yaklaşık 60 gigavattan 2024’te 97 gigavata yükseldiğini, 2030 için ise 226 gigavatlık kapasite öngörüldüğünü belirtti. GITEX ile Terminal İstanbul arasında iş birliği Etkinliğin ilk gününde GITEX ile Terminal İstanbul arasında Mutabakat Zaptı imzalandı. Anlaşmayla Terminal İstanbul’un dünyanın farklı noktalarında düzenlenen GITEX etkinliklerinde yer alması ve Türkiye’deki girişimcilik ekosisteminin uluslararası yatırımcılarla daha güçlü şekilde buluşturulması hedefleniyor. Terminal İstanbul projesi kapsamında eski Atatürk Havalimanı terminallerinin yaklaşık 500 bin metrekarelik alanda inovasyon ve girişimcilik merkezine dönüştürülmesi planlanıyor. Teknoloji şirketleri için uzun vadeli sermaye vurgusu Etkinliğin yatırım gündeminde teknoloji şirketlerinin küresel ölçekte büyümesi için uzun vadeli sermayenin önemi de ele alındı. Türkiye Varlık Fonu Yatırımlar Genel Müdürü ve Türkiye Teknoloji Fonu Yönetim Kurulu Üyesi Bilal Bedir, varlık fonlarının uzun vadeli yatırım yaklaşımıyla teknoloji ekosistemine daha fazla kurumsal ve uluslararası sermaye çekebileceğini ifade etti. Fintek dönüşümünde yapay zekâ ve açık bankacılık öne çıkıyor GITEX AI Türkiye’nin gündeminde finans teknolojileri de önemli bir yer tuttu. Bankalar, fintek şirketleri ve teknoloji sağlayıcıları; yapay zekâ, açık bankacılık ve akıllı otomasyonun finansal hizmetleri nasıl dönüştürdüğünü ele aldı. Halkbank da yapay zekâ, dijital bankacılık ve yeni nesil teknolojilere yönelik yatırımlarını etkinlikte gündeme getirdi. Türk teknoloji şirketi Andevos ise ödeme, kiosk yönetimi, açık bankacılık ve yapay zekâ destekli çözümlerini tanıtıyor. Etkinlik 10 Eylül’de devam edecek GITEX AI Türkiye, 10 Eylül sabahı gerçekleştirilecek bakan konuşmasının ardından yapay zekâ, veri merkezleri, akıllı altyapı, fintek, siber güvenlik, ileri üretim ve kurumsal dijital dönüşüm oturumlarıyla devam edecek.

KOBİ’lere küresel rekabet desteği Haber

KOBİ’lere küresel rekabet desteği

İşletme başına 30 milyon TL ile 75 milyon TL arasında kredi imkânı sunulan programda, 20 puanlık geri ödemesiz finansman desteği ve Kredi Garanti Fonu kefaleti seçeneği bulunuyor. Başvurular 30 Eylül 2026’ya kadar yapılabilecek. Küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin küresel pazarlardaki rekabet gücünü artırmaya yönelik KOSGEB desteklerinde yeni dönem başladı. Küresel Rekabetçilik Destek Programı’nın 2026 yılı ilk başvuru dönemi 7 Eylül’de açıldı. KOBİ’ler, üretimden ihracata, Ar-Ge’den dijital dönüşüme kadar küresel rekabetçiliklerini güçlendirecek yatırımları için program kapsamında finansman desteğinden yararlanabilecek. Başvuruların 30 Eylül 2026 tarihinde sona ereceği programda işletme başına kredi üst limiti 75 milyon TL olarak uygulanacak. Programın amacı ise yalnızca KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştırmak değil; yenilikçi ürün geliştirme, yüksek katma değerli üretim, verimlilik, tedarik zinciri yönetimi ve uluslararası pazarlara açılma kapasitesini güçlendirmek. Destek kapsamı geniş tutuldu KOSGEB’in program kapsamında desteklediği harcamalar, KOBİ’lerin doğrudan üretim ve rekabetçilik kapasitesini artırmaya yönelik alanlarda yoğunlaşıyor. Destek kapsamında makine, teçhizat ve kalıp yatırımları, küresel rekabetçiliği artırmaya yönelik yatırım harcamaları arasında yer alıyor. Bunun yanında işletmelerin rekabet gücünü destekleyen kurumsal yazılım alımları da finansman kapsamında değerlendiriliyor. Program, nitelikli insan kaynağına yönelik personel giderlerini de kapsıyor. Eğitim, danışmanlık ve yönlendirme, belgelendirme, test ve analiz, pazarlama, tasarım ve sınai mülkiyet haklarına ilişkin hizmet alımları da desteklenebilecek giderler arasında bulunuyor. Bunlara ek olarak proje kapsamında ihtiyaç duyulan işletme sermayesi giderleri için de finansman imkânı sağlanacak. Bu kapsam, desteğin yalnızca makine yatırımlarına yönelik klasik bir yatırım finansmanı olmaktan çıkarak işletmelerin üretim, teknoloji, insan kaynağı ve pazarlama kapasitesini birlikte geliştirmesini hedeflediğini gösteriyor. 75 milyon TL’ye kadar kredi kullanılabilecek Programda işletme başına 30 milyon TL kredi alt limiti, 75 milyon TL kredi üst limiti uygulanacak. Projelerin süresi 24 ay, kredi vadesi ise 36 ay olarak belirlendi. İşletmelerin finans kuruluşlarından kullanacakları krediler için 20 puanlık geri ödemesiz finansman desteği sağlanacak. KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaleti imkânından yararlanılması da mümkün olacak. Bu yapı, özellikle yüksek yatırım maliyeti gerektiren makine, teknoloji, dijitalleşme ve üretim kapasitesi yatırımlarında KOBİ’lerin kredi maliyetini azaltmayı hedefliyor. Programa her KOBİ başvuramıyor Küresel Rekabetçilik Destek Programı, tüm KOBİ’lere açık genel bir finansman programı niteliğinde değil. Başvuru için işletmelerin öncelikle belirli temel koşulları karşılaması gerekiyor. Başvuracak işletmelerin KOSGEB Veri Tabanı’nda kayıtlı ve aktif olması, güncel İşletme Beyanı’na sahip bulunması ve Türk Ticaret Kanunu kapsamında tanımlanan gerçek veya tüzel kişi statüsünde faaliyet göstermesi gerekiyor. Bunun yanı sıra işletmelerin belirlenen uygunluk kriterlerinden en az birini karşılaması gerekiyor. İhracatını ve Ar-Ge’sini artıran şirketler öne çıkıyor Program kapsamında hızlı büyüyen işletmeler için ihracat ve teknoloji odaklı kriterler öne çıkıyor. Bu kapsamda hızlı büyüyen işletmelerin orta-yüksek veya yüksek teknoloji düzeyinde faaliyet göstermesi ve son üç yılın her birinde ihracatını bir önceki yıla göre artırmış olması kriterlerden biri olarak belirleniyor. Bir diğer kriter ise hızlı büyüyen işletmelerin son üç yılın her birinde hem ihracatını hem de Ar-Ge harcamalarını artırmış olması. Bunun yanında yüksek teknoloji düzeyinde faaliyet gösteren orta ölçekli işletmeler de programa başvurabilecek. Bu işletmelerin Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı kapsamında belirlenen öncelikli ürünler listesinde yer alan ürünlere ilişkin faaliyet yürütmesi gerekiyor. Turcorn 100 Programı kapsamına alınan işletmeler de başvuru yapabilecek. 2025’ten bu yana milyarlarca liralık finansman Küresel Rekabetçilik Destek Programı 2025 yılında uygulanmaya başladı. Program kapsamında bugüne kadar 71 KOBİ için toplam 3 milyar TL finansman imkânı sağlandığı belirtildi. Verilen bilgilere göre bu işletmelerden 43 KOBİ toplam 1,3 milyar TL finansmana erişti. Programın temel hedefi, KOBİ’lerin yalnızca mevcut üretim kapasitelerini büyütmesi değil; yüksek katma değerli ürün geliştirmesi, uluslararası pazarlarda daha güçlü rekabet etmesi ve sürdürülebilir büyüme kapasitesi oluşturması. Başvurular 30 Eylül’de sona erecek KOSGEB’in 2026 yılı Küresel Rekabetçilik Destek Programı kapsamında ilk başvuru dönemi 7 Eylül 2026’da başladı. Programa başvurmak isteyen işletmelerin başvurularını 30 Eylül 2026 tarihine kadar tamamlaması gerekiyor. Program özellikle ihracatını büyütmek, üretim kapasitesini artırmak, teknoloji yatırımı yapmak, Ar-Ge faaliyetlerini geliştirmek veya dijital dönüşüm yatırımlarını hızlandırmak isteyen KOBİ’ler açısından önemli bir finansman kanalı oluşturuyor. KOSGEB’in bu programla ortaya koyduğu çerçeve, KOBİ desteklerinde yalnızca işletme sayısını artırmaya değil, yüksek katma değerli üretim ve uluslararası rekabet kapasitesi bulunan işletmelerin ölçeklenmesine odaklanan bir yaklaşımın öne çıktığını gösteriyor.

Siirt’ten ekonomiye 180 milyon dolarlık bakır katkısı Haber

Siirt’ten ekonomiye 180 milyon dolarlık bakır katkısı

Yılda 80 bin ton bakır konsantresi üreten işletme, ekonomiye 180 milyon dolarlık katkı sunarken, 2017’den bu yana yaklaşık 500 milyon dolarlık yatırımla güçlendirildi. Türkiye’nin yıllık bakır ihtiyacının yaklaşık yüzde 25’ini karşılayan Eti Bakır, 8 maden işletmesinde yılda 90 bin ton katot bakır üretiyor. Şirketin Siirt Madenköy’deki işletmesi ise bu üretim zincirinin önemli halkalarından birini oluşturuyor. Siirt İşletmesi’nde yılda yaklaşık 1 milyon ton tüvenan cevher çıkarılıyor. İşlenen cevherden elde edilen 80 bin ton bakır konsantresi, katot bakır üretiminde kullanılmak üzere Eti Bakır’ın Samsun İzabe ve Elektroliz Tesisi’ne gönderiliyor. İşletmenin ürettiği bakır konsantresinin, Türkiye ekonomisine yıllık yaklaşık 180 milyon dolarlık katkı sağladığı belirtiliyor. 669 Metre derinlikte yüksek teknolojili üretim Eti Bakır Siirt İşletmesi İşletme Müdürü Olcay Kotiloğlu, Siirt tesisinin üretim kapasitesinin yanı sıra teknolojik altyapısı ve bölge ekonomisine katkısıyla da önemli bir merkez olduğunu söyledi. Türkiye’nin yıllık katot bakır ihtiyacının yaklaşık 500 bin ton olduğunu belirten Kotiloğlu, bu ihtiyacın bir bölümünün yerli kaynaklarla karşılanmasının dışa bağımlılığın azaltılması açısından önem taşıdığını ifade etti. Kotiloğlu, üretim süreçlerinde teknoloji ve iş güvenliğini ön planda tuttuklarını belirterek, işletmenin teknik altyapısına ilişkin şu bilgileri verdi: “Kuyu derinliğimiz 669 metre, kule yüksekliğimiz ise 74,5 metre. Türkiye’de metalik madenlerde dik kule sistemiyle kurulan ilk kuyu sistemine sahibiz. Yer altındaki ekipmanlarımızın büyük bölümünü uzaktan kumandayla çalıştırıyoruz ve cevheri yer altından flotasyon tesisimize konveyör hatlarıyla el değmeden ulaştırıyoruz. Böylece hem güvenli hem de yüksek verimli bir üretim gerçekleştiriyoruz.” Siirt’e 500 milyon dolarlık yatırım Siirt İşletmesi’nin teknolojik altyapısının 2017’den bu yana gerçekleştirilen yatırımlarla önemli ölçüde geliştirildiği belirtildi. Kotiloğlu, Cengiz Holding bünyesine katıldığı 2017 yılından bu yana işletmeye yaklaşık 500 milyon dolarlık yatırım yapıldığını söyledi. Yatırım planının yüzde 80’inin tamamlandığını belirten Kotiloğlu, kalan yatırımların gelecek yıl tamamlanmasının öngörüldüğünü ifade etti. Yatırımların önemli bölümünün Ar-Ge çalışmalarından oluştuğunu aktaran Kotiloğlu, işletmenin bölgesel kalkınmaya da katkı sağladığını vurguladı. 848 Çalışanın büyük bölümü Siirt’ten Yerel istihdamın desteklenmesine önem verdiklerini belirten Kotiloğlu, işletmede 848 kişinin görev yaptığını ve çalışanların büyük bölümünün Siirt’ten istihdam edildiğini söyledi. İşletmenin bölge ekonomisine katkısının istihdamla sınırlı olmadığını belirten Kotiloğlu, ihtiyaç duyulan mal ve hizmetlerin büyük bölümünün yerel firmalardan temin edildiğini ifade etti. Bu uygulamanın dolaylı istihdamı artırdığını, yerel firmaların gelişimini desteklediğini ve bölge ekonomisine katkı sağladığını kaydetti. 954 Bin ağaç toprakla buluştu Eti Bakır Siirt İşletmesi’nde üretimin yanı sıra çevresel rehabilitasyon çalışmalarına da devam ediliyor. Çorak bir arazide, herhangi bir ağaç kesilmeden faaliyete geçirilen işletmede bugüne kadar 954 bin ağaç dikildi. İşletmenin hedefi ise 1 milyon fidana ulaşmak. Sürdürülebilirlik çalışmalarının üretim sahasıyla sınırlı olmadığı belirtilirken, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarıyla işbirliği içinde özellikle kış aylarında olumsuz hava koşullarından etkilenen yaban hayvanlarının beslenmesine yönelik çalışmalar da yürütülüyor. Eti Bakır, Siirt İşletmesi’nde yerli maden kaynaklarını ekonomiye kazandırırken; yüksek teknoloji, iş güvenliği, yerel istihdam, bölgesel tedarik ve çevresel rehabilitasyonu aynı üretim anlayışı içinde sürdürmeyi hedefliyor.

Trump’tan benzin fiyatları için petrol devlerine çağrı Haber

Trump’tan benzin fiyatları için petrol devlerine çağrı

Toplantıda akaryakıt fiyatlarının aşağı çekilmesi ve kısa vadede üretimin artırılmasına yönelik seçeneklerin ele alınması bekleniyor. ABD’de yüksek seyreden benzin fiyatları, Başkan Donald Trump ile petrol rafinerileri arasındaki gerilimi yeniden gündeme taşıdı. Trump, aralarında Marathon Petroleum, Chevron, Valero Energy ve PBF Energy’nin de bulunduğu büyük rafineri şirketlerinin yöneticilerini salı günü Beyaz Saray’a davet etti. Toplantının merkezinde rafineri kapasitesinin artırılması ve benzin fiyatlarının düşürülmesine yönelik adımlar bulunacak. Trump rafinericilerden fiyatları düşürmelerini istiyor Trump daha önce rafineri şirketlerini Amerikalı tüketicilerden yüksek fiyat almakla suçlamıştı. ABD Başkanı, Adalet Bakanlığından sektörün incelenmesini isterken, şirketlerin yüksek kârlarını benzin fiyatlarını aşağı çekmek için kullanması gerektiğini savunmuştu. Beyaz Saray’daki toplantının da Trump’ın rafinericiler üzerindeki fiyat baskısını artırdığı bir dönemde gerçekleştirilmesi dikkat çekiyor. Gündemde rafineri kapasitesini artırmak var Beyaz Saray açıklamasına göre görüşmenin ana başlıklarından biri ABD’nin rafineri kapasitesinin artırılması olacak. Beyaz Saray yetkilileri, mevcut rafinerilerin neredeyse tam kapasiteyle çalıştığını belirtiyor. Yönetim ise kısa vadede üretim kapasitesini artırabilecek seçenekleri değerlendirmeye hazırlanıyor. Trump yönetimi aynı zamanda Venezuela’dan gelen ham petrolün ABD rafinerilerine akışını artırmayı hedefliyor. Exxon toplantıya davet edilmedi Beyaz Saray’daki toplantıya Marathon Petroleum, Delek US Holdings, Chevron, PBF Energy ve Valero Energy yöneticilerinin katılması bekleniyor. ABD’nin kapasite açısından üçüncü büyük rafineri şirketi Exxon ise toplantıya davet edilmedi. Exxon CEO’su Darren Woods, ocak ayında Beyaz Saray’da yapılan bir görüşmede Venezuela’nın mevcut koşullarda yatırım açısından uygun olmadığını belirtmişti. Trump’ın da daha sonraki açıklamalarında Exxon’u Venezuela sürecinin dışında tutmaya eğilimli olduğu görülmüştü. Rafineri şirketlerinde Trump endişesi Toplantı davetlerinin geçen haftanın sonlarında şirket yöneticilerine sınırlı ayrıntıyla gönderildiği belirtildi. Bazı şirket yöneticilerinin ise CEO düzeyindeki görüşmenin Trump ile gerilimli bir toplantıya dönüşmesinden endişe ettiği ifade ediliyor. Trump’ın benzin fiyatlarının düşürülmesi yönündeki baskısı, yüksek kâr açıklayan rafineri şirketleri üzerindeki siyasi baskıyı da artırıyor. ABD’de benzin fiyatları 4 doları aştı ABD’de benzin fiyatları, İran ile çatışmaların başlamasının ardından yükselerek ilkbahar döneminde galon başına 4 doların üzerine çıktı. Labor Day tatili öncesinde fiyatların, yılın bu dönemi için şimdiye kadarki en yüksek seviyelere yakın seyrettiği belirtiliyor. Bu durum, yaz döneminde seyahatlerin yoğunlaştığı ABD’de akaryakıt fiyatlarını Trump yönetiminin öncelikli ekonomik gündemlerinden biri haline getirdi. Rafinerilerin kârı 12,6 milyar dolara ulaştı Yüksek benzin ve dizel marjları rafineri şirketlerinin finansal sonuçlarına da yansıdı. Marathon Petroleum, Phillips 66 ve Valero’nun toplam ikinci çeyrek kârı 12,6 milyar dolara ulaştı. Trump yönetimi ise şirketlerin güçlü kârlılığına rağmen tüketicilerin yüksek akaryakıt fiyatlarıyla karşı karşıya kalmasını eleştiriyor. Beyaz Saray’daki görüşmenin ardından rafineri kapasitesinin artırılması ve benzin fiyatlarının aşağı çekilmesine yönelik somut adımlar atılıp atılmayacağı izlenecek.

KTO Meclisinde iş dünyasının OVP beklentileri değerlendirildi Haber

KTO Meclisinde iş dünyasının OVP beklentileri değerlendirildi

Toplantıda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Konya Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, İsrail’in Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan saldırılarının kabul edilemez olduğunu belirterek, “Suriye’de barışın, istikrarın ve devlet düzeninin yeniden tesis edilmesini son derece önemsiyoruz. Suriye’nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunması vazgeçilmezdir. Hükümetimizin bu doğrultuda izleyeceği politikayı ve atacağı adımları destekliyoruz” dedi. Yeni OVP Reel sektörün temel beklentilerine cevap vermeli Türkiye ekonomisinin gelecek üç yıllık yol haritasını ortaya koyacak 2027-2029 dönemi Orta Vadeli Programı’nın eylül ayının ilk haftasında açıklanmasının beklendiğini belirten Öztürk, programın temel makroekonomik hedeflerin yanı sıra iş ve yatırım ortamını doğrudan etkileyen politika ve tedbirleri de kapsayacağını ifade etti. Öztürk, bu süreçte iş dünyasının beklenti ve taleplerini ekonomi yönetimine ve TOBB’a ilettiklerini de kaydetti. Mevcut Orta Vadeli Program hedeflerinin gerçekleşme düzeyini değerlendiren Öztürk, istihdam, ihracat ve kişi başına gelir hedeflerinde olumlu bir görünüm oluştuğunu, büyüme ve cari dengede kısmi ilerleme sağlandığını, enflasyon ve dış ticaret dengesinde ise belirgin sapmalar yaşandığını söyledi. Yeni programdan reel sektörün temel beklentilerini paylaşan Öztürk, şunları kaydetti: “Reel sektörün temel beklentisinin fiyat istikrarının sağlanması, enflasyonun hedeflenen rakamlara ve nihayetinde tek haneye düşürülmesi, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir büyüme ortamının oluşturulması, istihdamın artırılması, iş ve yatırım ortamının iyileştirilmesi ve yapısal reformlara öncelik verilmesi olduğunu bir kez daha vurgulamak isteriz. KOBİ’ler öncelikli olmak üzere reel sektörün finansmana erişiminin kolaylaştırılması, emek yoğun sektörlere ek destekler verilmesi, ülkemizin üretim, yatırım, istihdam ve ihracat kapasitesinin korunması, işgücü piyasasında ve mesleki eğitimde reform yapılması, artan korumacılık ve küresel ticaret savaşları döneminde yerli sanayimizin korunması ve rekabet gücünün artırılması bizim açımızdan öncelikli konulardır.” Enflasyonla mücadele sürdürülürken reel sektörün ve üretim gücünün korunmasını sağlayacak dengeli bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini vurgulayan Öztürk, yatırım ve ihracatı destekleyen finansman modellerinin devreye alınmasının, döviz kuru ile enflasyon arasındaki dengesizliğin giderilmesinin ve kamu ile özel sektör arasında güçlü bir iş birliği kurulmasının programın başarısını artıracağını söyledi. Normalleşme adımı ticari kredi ve finansman maliyetlerine yansıtılmalı OVP kapsamında reel sektörün finansman ihtiyacının ayrı bir öncelikle ele alınması gerektiğini belirten Öztürk, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının son kararına ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlama kararını, piyasa fonlama maliyetini 3 puan aşağı çekmesi ve finansal piyasalardaki normalleşme sürecini desteklemesi bakımından olumlu değerlendiriyoruz. Bankalar ve katılım bankaları, bu normalleşme adımını vakit kaybetmeden ticari kredi ve finansman maliyetlerine yansıtmalıdır. Politika faizi ile kredi faizleri arasındaki yüksek fark, reel sektörümüzün taşıma sınırlarını zorlamaktadır. Yüksek kredi maliyetleri, daralan limitler ve ağır teminat şartları üretimi, yatırımı ve ticareti ciddi biçimde baskılamaktadır. Merkez Bankamızdan özellikle KOBİ kredilerinin büyüme sınırlamalarının dışında tutulmasını, ihracatçılarımıza sağlanan reeskont kredilerindeki döviz dönüşüm desteğinin artırılmasını ve reel sektörü destekleyecek finansman imkânlarının genişletilmesini bekliyoruz.” Öztürk, toplantıya katkı sağlayan Meclis Üyelerine teşekkür ederek alınan kararların Konya’ya, Oda üyelerine ve iş dünyasına hayırlı olmasını diledi.

Teknoloji devleri İstanbul’da buluşacak Haber

Teknoloji devleri İstanbul’da buluşacak

Türkiye, küresel girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinin önemli buluşma noktalarından biri olmaya hazırlanıyor. GITEX Ai Türkiye 2026, 9-10 Eylül tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde ilk kez düzenlenecek. İki gün sürecek etkinlikte 300’ü aşkın şirket ve girişimin yanı sıra dünyanın farklı ülkelerinden yatırımcılar, kamu temsilcileri, teknoloji yöneticileri ve alanında uzman konuşmacılar bir araya gelecek. Etkinlik, Türkiye’nin gelişen girişimcilik ekosistemini uluslararası yatırımcılarla ve yeni pazarlarla buluştururken, yerli ve yabancı teknoloji şirketlerine de iş birlikleri geliştirme fırsatı sunacak. İstanbul’un girişimcilik ekosistemi güçleniyor GITEX Ai Türkiye’nin İstanbul’da düzenlenmesi, kentin küresel girişimcilik ekosistemindeki yükselen konumuyla da örtüşüyor. İstanbul, 2025 Küresel Girişimcilik Ekosistemi Raporu’nda gelişmekte olan girişimcilik ekosistemleri arasında üçüncü sıraya yükseldi. Kent, son beş yılda 13 basamak ilerleme kaydetti. Türkiye’de bugüne kadar sekiz yerli girişim 1 milyar doların üzerinde değerlemeye ulaşarak “unicorn” statüsüne yükseldi. 2025 Türkiye Yapay Zekâ Ekosistemi ve Küresel Etki Raporu’na göre ise ülkede yapay zekâ alanında faaliyet gösteren 1.188 aktif girişim bulunuyor. Girişimler farklı sektörlerde çözümlerini sergileyecek GITEX Ai Türkiye’de yer alacak uluslararası girişimler; sürdürülebilir tarımdan eğitime, kurumsal teknolojilerden sağlığa ve altyapıya kadar farklı alanlarda geliştirdikleri çözümleri tanıtacak. Malezya’daki Universiti Putra Malaysia bünyesinden doğan AgroPV Integrated SB, tarımsal üretim ile güneş enerjisi üretimini aynı alanda birleştiren çözümlerini sergileyecek. Pakistan merkezli Nosmai ise e-ticaret, perakende ve tüketici platformlarına yönelik artırılmış gerçeklik ve kamera tabanlı yapay zekâ teknolojilerini tanıtacak. Nosmai Kurucu Ortağı ve CEO’su Ismail Qasim, Pakistan’ın güçlü mühendislik altyapısı ve genç teknik iş gücüyle küresel pazarlara yönelik ürünler geliştirdiğini belirterek, Türkiye’nin ise geniş iç pazarı, güçlü şirketleri, yatırımcı topluluğu ve Avrupa, Körfez ülkeleri ile Orta Asya’ya uzanan ticari bağlantılarıyla öne çıktığını ifade etti. Etkinliğin uluslararası katılımcıları arasında Nijeryalı Zenafri, Polonyalı AI Tech Matrix, Perulu Ourabyte ve Ürdünlü SOLVillion da bulunuyor. Turcorn 100 şirketleri küresel sahnede GITEX Ai Türkiye, yalnızca uluslararası girişimleri değil, Türkiye’nin yüksek büyüme potansiyeline sahip teknoloji şirketlerini de küresel yatırımcılarla buluşturacak. Girişimlerin uluslararası pazarlara açılmasını ve unicorn olma yolculuklarını hızlandırmayı amaçlayan Turcorn 100 Programı’na 30 Nisan 2026 itibarıyla 39 şirket kabul edildi. Bu şirketlerden 24’ü GITEX Ai Türkiye’ye katılarak teknoloji ve çözümlerini uluslararası ziyaretçilere sunacak. Katılımcılar arasında son yatırım turunda 104 milyon dolar yatırım alan finansal teknoloji şirketi Colendi, 15 milyon dolar yatırım alan görüntü tanıma teknolojileri şirketi Vispera, 4 milyon dolar yatırım alan Saha Robotics, 3,1 milyon dolar yatırım alan yapay zekâ destekli reklam SaaS platformu WASK ve 1,7 milyon dolar yatırım alan dijital kimlik ve imza teknolojileri şirketi TechSign yer alıyor. Yapay zekâ girişimleri de sahnede olacak Türkiye’nin yükselen yapay zekâ girişimleri de etkinlik kapsamında farklı sektörlere yönelik çözümlerini tanıtacak. İTÜ ARI Teknokent ekosisteminde faaliyet gösteren Lavren, hukuk ve profesyonel hizmetler alanlarına yönelik yapay zekâ çözümleri geliştiriyor. Lavren Kurucu Ortağı Cem Şanap, yapay zekânın yalnızca mevcut iş süreçlerine eklenmesi yerine kurumların çalışma biçimlerini dönüştürecek şekilde ele alınması gerektiğini belirtti. Mimarlık ve tasarım alanlarında üretken yapay zekâ kullanan Syntina AI da etkinlikte yer alacak. Syntina AI Kurucu Ortağı ve CEO’su Halil İbrahim Can, sektörde yapay zekânın insanın yerini alıp almayacağı tartışmasından ziyade, belirli alanların ihtiyaçlarına uygun yapay zekâ sistemlerinin nasıl geliştirilmesi gerektiğine odaklanılması gerektiğini söyledi. Yapay zekâ odaklı iş yönetimi platformu Workiom ise uluslararası büyüme hedeflerini İstanbul’daki etkinlikte yatırımcılarla paylaşacak. 100 milyar dolarlık varlık yöneten yatırımcılar İstanbul’a geliyor Türkiye girişim ekosistemine yapılan yatırımlar son yıllarda hızlı bir artış gösterdi. Türkiye’deki girişimlere yapılan yatırımlar son beş yılda 10 kat artarak 2025’te 700 milyon dolara ulaştı. Türk girişimleri 2026’nın ilk çeyreğinde ise 559 milyon dolar yatırım çekti. Dealroom verilerine göre yatırım hacmindeki artışa karşın sermayeye erişim girişimciler açısından önemli bir sorun olmaya devam ediyor. Ernst & Young araştırmasına göre Türkiye’deki girişimcilerin yüzde 71’i finansmana erişimi temel zorluklardan biri olarak görüyor. Bu tabloya rağmen GITEX Ai Türkiye, uluslararası yatırımcıların ilgisini Türkiye’ye çekmeyi hedefliyor. 20 ülkeden, toplam 100 milyar doların üzerinde varlık yöneten 100’den fazla yatırımcı etkinliğe katılacak. ABD’den Manhattan Ventures, Birleşik Krallık’tan Molten Ventures, Malezya’dan Gobi Partners, Birleşik Arap Emirlikleri’nden Jasoor VC ve Katar’dan Utopia Capital etkinlikte yer alacak yatırımcılar arasında bulunuyor. Yeni unicorn’lar için yatırım fırsatı Avusturya merkezli erken aşama girişim sermayesi yatırımcısı WaVe-X de etkinlikte yeni yatırım fırsatlarını değerlendirecek. 3,5 milyar avro büyüklüğündeki WALTER GROUP tarafından desteklenen WaVe-X, otonom karar alabilen yapay zekâ teknolojileri geliştiren HappyRobot’un 1,2 milyar dolar değerleme üzerinden 150 milyon dolar yatırım almasıyla portföyündeki ilk unicorn’u çıkardı. WaVe-X Genel Müdürü Thomas Muscher, küresel potansiyele sahip girişimlerde sektörün gerçek ihtiyacına çözüm sunan ürünler ve farklı ülkelere taşınabilen ölçeklenebilir iş modellerinin öne çıktığını belirtti. Türkiye’nin yatırım ekosistemi de etkinlikte Türkiye’nin yatırım ekosisteminin temsilcilerinden ÜNLÜ & Co. da ÜNLÜ Ventures aracılığıyla GITEX Ai Türkiye’ye katılacak. Şirket, Bloomberg’in 2010-2026 dönemine ilişkin verilerine göre özelleştirmeler hariç hisse senedi sermaye piyasası işlemlerinde Türkiye’deki özel finans kuruluşları arasında ikinci sırada yer aldı. ÜNLÜ & Co., toplam değeri 3,4 milyar dolara ulaşan 37 işlemde yüzde 23 pazar payına sahip oldu. ÜNLÜ & Co. Direktörü Emre Dilbe, Türkiye’nin küresel ölçekte başarılı teknoloji şirketleri yaratabilecek yetenek ve girişimcilik kapasitesine sahip olduğunu belirterek, yeni unicorn’lar için daha büyük girişim sermayesi fonlarına, yerli kurumsal yatırımcıların daha güçlü katılımına ve uluslararası sermayeyle daha fazla bağlantıya ihtiyaç bulunduğunu söyledi. GITEX Ai Türkiye, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi’nin (Invest in Türkiye) ev sahipliğinde ve Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının stratejik ortaklığında gerçekleştirilecek. Etkinlik, GITEX organizasyonlarını dünya genelinde düzenleyen Dubai World Trade Centre ile Informa’nın ortak girişimi inD tarafından organize edilecek. Google Cloud, HPE & NVIDIA, AWS, Schneider Electric, Huawei, ASUS, Dell Technologies, SAP ve TrendAI gibi küresel teknoloji şirketlerinin yanı sıra Trendyol, Andevos ve Halkbank gibi bölgesel şirketler de etkinlikte yer alacak. GITEX Ai Türkiye 2026, girişimlere teknoloji şirketleri ve yatırımcılarla doğrudan bağlantı kurmanın yanı sıra yeni ticari iş birlikleri geliştirme, uluslararası pazarlara açılma ve yatırım fırsatlarını değerlendirme imkânı sağlayacak.

Altın fiyatlarında sert düşüş Haber

Altın fiyatlarında sert düşüş

Ons altın 4 bin 396 dolara gerilerken gram altın iki işlem gününde 365 TL düşerek 6 bin 818 TL seviyesini gördü. Piyasalarda Fed’in eylül ayında faiz artırabileceği beklentisi yüzde 60’a yükseldi. Altın piyasası yeni haftaya sert satışlarla başladı. Jackson Hole toplantısının ardından güçlenen düşüş eğilimi, Fed Başkanı Kevin Warsh’ın faiz politikasına ilişkin şahin mesajlarıyla devam ederken, Orta Doğu’daki gerilimin petrol fiyatlarını yukarı taşıması da piyasalardaki enflasyon endişelerini artırdı. Satışların etkisi hem küresel hem de yurt içi altın fiyatlarında belirgin şekilde hissedildi. Gram altın iki işlem gününde 365 TL değer kaybederken ons altın da 19 Ağustos’tan bu yana gördüğü en düşük seviyeye geriledi. Gram altında iki günde 365 TL’lik kayıp Yurt içinde gram altındaki düşüş cuma günü başladı ve yeni haftanın ilk işlem gününde de devam etti. Cuma günü 7 bin 183 TL seviyesinde bulunan gram altın, gün içinde 6 bin 886 TL’ye kadar geriledi. Satış baskısının yeni haftada da sürmesiyle fiyat 6 bin 818 TL seviyesini gördü. Böylece gram altın yalnızca iki işlem gününde 365 TL değer kaybetmiş oldu. Ons altın 4 bin 396 dolara indi Küresel piyasalarda spot altın fiyatı da düşüşünü derinleştirdi. Ons altın 4 bin 396 dolara kadar gerileyerek 19 Ağustos’tan bu yana en düşük seviyesini gördü. Değerli metal, cuma günü de yüzde 3’ün üzerinde kayıp yaşamıştı. ABD altın vadeli işlemlerinde ise düşüş yüzde 1,4 oldu. Vadeli altın fiyatı 4 bin 466,80 dolara çekildi. Warsh’ın şahin mesajları satış baskısını artırdı Altındaki düşüşün temel nedenlerinden biri, Fed Başkanı Kevin Warsh’ın Jackson Hole toplantısında verdiği mesajlar oldu. Warsh, enflasyonun yüzde 2 hedefi doğrultusunda yeterince ikna edici bir şekilde gerilememesi halinde Fed’in ilave adımlar atması gerekebileceğine işaret etti. Piyasalar bu açıklamaları, faiz artışlarının yeniden gündeme gelebileceği yönünde değerlendirdi. CME FedWatch fiyatlamalarına göre yatırımcılar, Fed’in eylül ayında faiz artırma ihtimalini yaklaşık yüzde 60 seviyesinde fiyatlıyor. Faiz beklentisi yükseldikçe altının cazibesi azalıyor Altının faiz getirisi sağlamaması, yüksek faiz beklentilerinin güçlendiği dönemlerde değerli metal üzerindeki baskıyı artırabiliyor. Yatırımcıların tahvil ve benzeri getirili varlıklara yönelme ihtimali, faiz artışı beklentileriyle birlikte altının görece cazibesini sınırlıyor. KCM Trade Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, altının Warsh’ın Jackson Hole’daki şahin tonunun etkisini hâlâ üzerinden atmaya çalıştığını belirtti. Waterer ayrıca Orta Doğu’daki askeri gelişmelerin petrol fiyatlarını yukarı taşımasının enflasyon endişelerini yeniden güçlendirdiğine dikkat çekti. Petrol yükseldi, enflasyon endişesi arttı Altın piyasasında fiyatlamaları etkileyen bir diğer gelişme ise Orta Doğu’daki gerilim oldu. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın önemli enerji merkezlerinden Harg Adası’nın hedef alındığını açıklamasının ardından küresel petrol fiyatlarında yüzde 2’nin üzerinde yükseliş görüldü. Petrol fiyatlarındaki artışın enflasyon üzerindeki baskıyı canlı tutabileceği beklentisi, Fed’in daha sıkı bir para politikası izleyebileceğine ilişkin endişeleri artırdı. Bu durum da faiz getirisi bulunmayan altın üzerindeki satış baskısının güçlenmesine katkıda bulundu. Piyasaların gözü ABD istihdam verilerinde Altının bundan sonraki yönünde ABD’den gelecek istihdam verileri kritik önem taşıyor. Bu hafta piyasaların gündeminde JOLTS açık iş ilanları, ADP özel sektör istihdam verileri, haftalık işsizlik maaşı başvuruları ve cuma günü açıklanacak tarım dışı istihdam verisi bulunuyor. Tim Waterer, özellikle tarım dışı istihdam verisinin altının Jackson Hole sonrasında başlayan zayıf seyrini sürdürüp sürdürmeyeceği açısından belirleyici olabileceğini ifade etti. Gümüş, platin ve paladyum da satıştan etkilendi Altındaki düşüş diğer değerli metallere de yayıldı. Spot gümüş yüzde 0,4 gerileyerek 66,30 dolara düşerken, platin yüzde 1,3 kayıpla 1.797,03 dolara indi. Paladyumda ise günlük kayıp yüzde 2,5 oldu ve fiyat 1.386,96 dolara geriledi. BMI, yatırım talebi ve sınırlı maden arzının gümüş fiyatlarını desteklemeyi sürdürebileceğini öngördü. Bununla birlikte, fiziksel arz sıkışıklığının azalması halinde gümüşteki yükseliş potansiyelinin de sınırlanabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Matlı’dan etkileyici Bursa ekonomisi vizyonu Haber

Matlı’dan etkileyici Bursa ekonomisi vizyonu

70 meslek komitesinden 2 bin 425 üyeyle gerçekleştirilen görüşmelerin, 300 saati aşan toplantıların ve 12 uzmandan oluşan çalışma ekibinin katkılarıyla hazırlanan plan; 6 ana dönüşüm ekseni, 28 büyük dönüşüm hamlesi ve 46 yüksek etkili çözümden oluşuyor. Matlı, 2040’ın Bursa’nın uzun vadeli ekonomik yönünü, 2026-2030 döneminin ise ilk uygulama, sonuç alma ve hesap verme programını ifade ettiğini söyledi. Birleşmiş Milletler’in küresel kent dönüşümlerinde tercih ettiği süre olan 15 yıllık bir dönemi temel aldıklarını beyan eden Matlı, basın toplantısına Kapalıçarşı’da başlayan yolculuklarını sanayinin kalbinde sürdürdüklerini belirterek başladı. Matlı, “Bugün burada yalnızca bir program açıklamak için değil, 60 bin üyenin biriken itirazını, talebini ve gelecek iradesini seslendirmek için bulunuyoruz” dedi. “Bu, iki yönetim anlayışı arasındaki farktır. İsraf doğru kaynağı, yanlış önceliğe bağlamaktır. ” Konuşmasında mevcut BTSO yönetimine yönelik eleştirilerde de bulunan Matlı, aynı projelerin farklı tarihler ve isimlerle yeniden açıklanmasının Bursa’ya zaman kaybettirdiğini söyledi. TEKNOSAB’ın doluluk oranının on yılı aşan sürenin sonunda yüzde 9,4 düzeyinde kaldığını, yeni genişleme alanı diye duyurulan yerlerin, görselde olduğunu varlığında o alana tüm söylenenlerin sığmayacağını ancak hızlıca yapılan şeylerin üyenin ihtiyaçlarını çözmediğini belirten Matlı, fizibilitesi ve finansman modeli tamamlanmadan açıklanan yeni projelerin “vizyon” olarak sunulamayacağını ifade etti. Matlı, şöyle konuştu: “Bu bir kişisel polemik değildir. Bu, iki yönetim anlayışı arasındaki açık farktır. Mevcut anlayış proje sayısını, bina büyüklüğünü ve faaliyetleri anlatıyor. Biz, üyemizin kazandığı zamanı, azalan maliyetini, ulaştığı finansmanı, yeni müşterisini ve cirosunu anlatacağız. İsraf yalnızca fazla para harcamak değildir. Doğru kaynağı yanlış önceliğe bağlamak da israftır. Eski vaatleri yeniden açıklamak ise Bursa’nın zamanını ve güvenini israf etmektir.” Göreve geldiklerinde bütçenin, iştirak faaliyetlerinin, proje harcamalarının ve her yatırımın ürettiği ekonomik değerin açık biçimde paylaşılacağını belirten Matlı, bağımsız denetimin düzenli işleyeceğini ve BTSO kaynaklarının 60 bin üyenin rekabet gücüne yönlendirileceğini vurguladı. Birinci eksen: Üyenin önündeki engeller kaldırılacak, cebi rahatlatılacak İlk eksen dönüşümün önündeki engelleri kaldır. Bu kapsamda, BTSO artık üyeyi binasına çağıran değil, ilçeye, çarşıya ve sanayi sitesine giderek hizmet veren bir kurum olacak. Mevcuttaki mobil uygulama geliştirilerek BTSO ONE üzerinden üye, başvurusunu tek yerden yapacak ve sonucunu telefonundan izleyecek. Faaliyet belgesi ve yılda beş temel belge ücretsiz verilecek, aidatlar düşürülecek. Nefes Kredileri yeniden başlayacak, Finansmana Erişim Merkezi kredi ve teşvik başvurularını üye adına takip edecek. Birlikte Alım modeliyle enerji, lojistik ve ortak girdilerde 60 bin üyenin satın alma gücü birleştirilerek maliyetler düşürülecek. Ankara Masası ise üyelerin başkentteki ofisi olacak. İkinci eksen: Geleceği planlayan bir anlayış İkinci eksen ise dönüşümü planla. Bu eksenin ve dönüşümün merkezinde bulunan Bursa Ekonomik Gelişim Enstitüsü, kentin firmalarını, ürünlerini, üretim gücünü ve yatırım ihtiyaçlarını canlı bir envanterde toplayacak. İşletmeler Check Up 360° ile hangi alanda geri kaldığını görecek; Bursa Dönüşüm Pusulası ile hangi yatırımı, ne zaman ve hangi finansmanla yapacağını bilecek. Sektör Gelecek Laboratuvarları ve Gelecek İşleri Gözlemevi, önümüzdeki 10 yılın teknolojilerini, pazarlarını ve mesleklerini belirleyecek. Böylece hem firmalar yanlış yatırımdan korunacak hem de Bursa’nın eğitim, üretim ve yatırım kararları gerçek ihtiyaca göre alınacak. Üçüncü eksen: Üyenin parasını, ona kazanca dönüştürecek bir yapıya yön ver. Üçüncü eksen ise dönüşüme yön ver, üyenin ticaretini bilgiyle ilişkiyle ve teknoloji ile geliştir. Dönüşüme yön ver: Üyenin ticaretini bilgi, ilişki ve teknolojiyle geliştir. Bursa İş Ağı ile kentteki büyük alıcıların ihtiyaçları Bursa’daki üretici, tüccar, hizmet işletmesi ve KOBİ’lerle buluşturulacak; Bursa’da oluşan talebin daha büyük bölümü Bursa’da ciroya dönüşecek. BursaLink 365, Türkiye’deki 367 oda ve borsayı, hemşehri kuruluşlarını ve uluslararası oda bağlantılarını üyeler için çalışan ticaret koridorlarına çevirecek. Bursa Trade Cloud firmaların ürünlerini yılın 365 günü alıcıların karşısına çıkarırken, BAK! Bursa Alışveriş Kartı şehrin harcamasını Bursa işletmelerine yönlendirecek. Bursa Global ise firmayı alıcı bulmadan teklife, sözleşmeden finansmana ve güvenli tahsilata kadar destekleyecek. Bursa Yaşam Ekonomisi ile çarşı, gastronomi, turizm ve hizmet sektörleri de bu ticaret sisteminin güçlü bir parçası olacak. Dijital Çarşı 4.0, esnafın ürünlerini katalogdan ödemeye ve teslimata kadar çalışan bir dijital satış sistemine taşıyacak. Bursa Gastronomi Ağı; yerel üreticileri, tedarikçileri, restoranları ve otelleri buluşturarak Bursa’nın lezzetini yeni müşteriye ve gelire dönüştürecek. Bursa Deneyim Rotası; tarih, termal, sağlık, Uludağ, doğa, spor, zanaat, ipek, alışveriş ve gastronomiyi konaklamalı paketlerde birleştirerek ziyaretçinin şehirde daha uzun kalmasını ve daha fazla Bursa işletmesinden alışveriş yapmasını sağlayacak. Kongre, fuar ve festivaller konaklama, ulaşım, gastronomi ve çarşıyla birlikte planlanacak; Hizmet İhracatı Hattı ise sağlık, eğitim, lojistik, yazılım ve danışmanlık firmalarını yeni pazarlara taşıyacak. Böylece başarı, yapılan toplantı ve ziyaretlerle değil; üyeye kazandırılan müşteri, geceleme, sipariş, ihracat ve ciroyla ölçülecek. Dördüncü eksen: Kente entegre üretim ekosistemi, eğitim yapıları ve vizyon projeler Dördüncü eksen, Bursa için doğru bir üretim ekosistemi kurarak dönüşümün altyapısını yapmak üzerine kurulu. Bursa’nın doğusunda, batısında ve kuzeyinde, her biri yaklaşık 200 hektarlık KOBİ OSB’leri kurulacak. Bu alanların yanında 50 ila 100 hektarlık ticaret bölgeleri, ortak showroomlar, ofisler, depolar ve lojistik merkezleri yer alacak. Yeni küçük sanayi siteleri üretim ekosistemine bağlı biçimde planlanırken mevcut siteler Sanayi Siteleri 4.0 ile deprem, yangın, enerji, internet, atık ve lojistik bakımından yenilenecek. Beşevler’de kurulacak UstaTek Mesleki Eğitim Kampüsü ise gençleri doğrudan sanayinin içinde ustalarla, modern atölyelerle ve istihdam imkânlarıyla buluşturacak. Vizyoner bir proje: Güney Marmara Marina Projesi Planın öne çıkan yatırımlarından Güney Marmara Marina Projesi, Gemlik, Mudanya-Güzelyalı ve Karacabey kıyılarını tek turizm ve ticaret rotasında birleştirecek. Marina yalnızca teknelerin yanaştığı bir liman olmayacak; otellerden restoranlara, çarşılardan ulaşıma ve deniz sporlarına kadar yeni bir kıyı ekonomisi oluşturacak. Proje, üyeye rakip olmayacak; mevcut esnafın ve işletmelerin müşteri sayısını, ticaretini ve gelirini büyütecek. Beşinci eksen: Teknoloji fabrikada çalışacak, ürüne ve gelire dönüşecek Beşinci eksen ise dönüşümü kalıcı kılmak için üretilecek gelişmeler olacak. BUTEKOM X ile Bursa’nın test ve laboratuvar gücü tekstilden mobiliteye, medikalden robotiğe ve yeşil teknolojilere açılacak. Bursa Dönüşüm Kampüsü firmalara ortak Ar-Ge, pilot üretim ve dijital ikiz imkânı sunacak. Factory AI Bursa ile yapay zekâ seminerlerde anlatılmak yerine kalite kontrol, bakım, üretim planlama ve enerji yönetiminde fabrika hattında çalışacak. TechBridge Europe Avrupa’dan şirket alımı ile dünyadaki teknolojiyi Bursa’ya taşırken BUTGEM Next geleceğin becerilerine sahip çalışanlar yetiştirecek. Bursa IP, TalentCloud ve Venture Studios ile fikirler patente, yetenek işe, sektör sorunları ise satılabilir ürünlere ve yeni şirketlere dönüşecek. Altıncı Eksen: Sonuç veren projeler büyütülecek Vizyon 2040, açıklanıp rafa kaldırılan sabit bir proje listesi olmayacak. Her uygulamanın üyeye kazandırdığı zaman, maliyet avantajı, finansman, sipariş, ihracat ve istihdam düzenli olarak ölçülecek. Sonuç veren projeler büyütülecek, vermeyenler yeniden tasarlanacak veya durdurulacak. Bursa’nın otomotiv, tekstil, makine, gıda, sağlık ve turizm gücü; yeni nesil mobilite, ileri malzeme, medikal teknoloji, robotik, biyoekonomi, yeşil teknoloji, endüstriyel yazılım ve deneyim ekonomisine taşınacak. Bursa Lojistik Akıl Ağı üretimi limandan son kilometreye hızlandırırken, Yaşanabilir Bursa Ekonomi Standardı büyümenin suya, havaya, ulaşıma ve yaşam kalitesine zarar vermemesini güvence altına alacak. “Vizyon 2040 Bursa’ya verdiğimiz uzun vadeli sözdür” Önümüzdeki seçimin iki isimden çok iki yönetim anlayışı arasında gerçekleşeceğini söyleyen Özer Matlı, sözlerini şöyle tamamladı: “Bir tarafta 13 yılın sonunda ertelenen, yeniden açıklanan ve birbirinden kopuk projeler var. Diğer tarafta geçmişte üretilen değerleri koruyup yükselten, yenisini doğru ihtiyaca göre ekleyen ve bütün kaynakları 60 bin üye için çalıştıran bütüncül bir sistem var. Bursa yalnızca daha fazla değil, daha değerli üretecek; teknoloji, tasarım, marka, yazılım ve fikrî mülkiyet satacak. KOBİ, tüccar, esnaf, küçük üretici, kadın ve genç girişimci bu dönüşümün kenarında değil, merkezinde olacak. Vizyon 2040 bir seçim sloganı değil, Bursa’ya verdiğimiz uzun vadeli sözdür. Birlikte Güçlü, Birlikte İleri.” “Benim yanımda KOBİ’ler ve en önemlisi korkmayan gençler var” BTSO seçimleri sürecinde, seçim çalışması yapan veya fotoğraf çektiren kişilere baskı uygulanmaya çalışıldığını, kaybedecekleri şeyi çok olanların, karşılarına kimse aday çıkmasın diye ellerinden geleni yapmaya çalıştığını anlatan Özer Matlı “Biz bu yola Bursa sevgisi için çıktık. 60 Bin üyenin parasını savunmak, onların gelişimini ve kalkınmasını sağlamak için çıktık. Benim yanımda 60 Bin üye var. Benim yanımda korkmayan gençler var. Korkuları, baskı yapmalarına yol açıyor. Sormak lazım bu kadar korktukları ne? Perşembe gününe seçim koyduracak kadar, katılım az olsun diye uğraşacak kadar korktukları şey ne? Bizim önerimiz iyi ki oldu da seçim Fuar Alanı’nda yapılacak. Yoksa yine üyemizim demokratik hakkını elinden almak için zorlaştıracaklardı.” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.