SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yatırım

Ekometre - Yatırım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yatırım haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Fed kararı öncesi altın geriledi Haber

Fed kararı öncesi altın geriledi

Ons altın 4.030 dolar civarına gerilerken piyasaların odağı Fed’in faiz kararına çevrildi. Analistler, aralık ayında faiz artırımı sinyalinin güçlenmesi halinde altındaki satış baskısının artabileceğine dikkat çekiyor. Altın fiyatları, ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz kararı öncesinde yeniden düşüşe geçti. Gram altın günün ilk bölümünde 6.522 TL’yi gördükten sonra gerileyerek 6.456 TL seviyesinde işlem gördü. Gün içindeki en düşük seviye ise 6.444 TL olarak kaydedildi. Ons altın da 4.070 dolara kadar yükseldikten sonra yönünü aşağı çevirdi ve 4.030 dolar civarına çekildi. Doların güçlenmesi ve ABD tahvil faizlerinin yüksek seyretmesi, faiz getirisi bulunmayan altın üzerindeki baskıyı artıran unsurlar arasında yer alıyor. İç piyasada gram altının yönünü belirleyen unsurlar arasında ons altının yanı sıra dolar/TL kuru ve fiziki piyasadaki alış-satış farkları da bulunuyor. Altın fiyatları neden düşüyor? Altındaki geri çekilmede ABD ekonomisinin dirençli görünümü, enflasyonun hedef seviyenin üzerinde seyretmesi ve Fed’in aralık ayında yeniden faiz artırabileceği beklentisi etkili oluyor. ABD’de eylül ayında dayanıklı mal siparişleri yüzde 1,8 arttı. Ulaşım hariç siparişlerde yüzde 0,5 yükseliş kaydedilirken uçak hariç savunma dışı sermaye malları siparişleri de yüzde 0,5 arttı. Tüketici güven endeksi ekimde 91,7’ye yükselerek piyasa beklentilerini aştı. Mevcut durum endeksi 120,4, beklentiler endeksi ise 72,6 oldu. Eylül ayında yeni konut satışları yıllıklandırılmış 676 bin seviyesinde gerçekleşti. Bu rakam, yaklaşık 650 bin olan piyasa beklentisinin üzerinde kaldı. Richmond Fed imalat endeksi ise eksi 2 olarak açıklandı. ABD’de eylül ayı tüketici enflasyonunun aylık yüzde 0,6, yıllık yüzde 3,7 artması da fiyat baskılarının sürdüğüne işaret etti. Bu görünüm, Fed’in faizleri yüksek tutabileceği veya ilerleyen dönemde yeniden sıkılaştırmaya gidebileceği beklentilerini canlı tutuyor. Fed faiz kararı saat kaçta açıklanacak? Fed’in faiz kararı bugün saat 21.00’de açıklanacak. Fed Başkanı Kevin Warsh’ın basın toplantısının ise saat 21.30’da başlaması bekleniyor. Piyasalardaki temel beklenti, politika faizinin yüzde 3,75-4,00 aralığında sabit tutulması yönünde. Vadeli piyasa fiyatlamaları da faiz değişikliği yapılmaması olasılığının yüzde 90’ın üzerinde olduğuna işaret ediyor. Bununla birlikte yatırımcıların asıl odağı, kararın kendisinden çok Fed’in aralık ayına ilişkin vereceği mesajlar olacak. Aralık ayında faiz artırımı gündeme gelebilir BBVA Research, Fed’in ekim ayında faizleri sabit tutmasını ancak karar metninde şahin bir iletişim benimsemesini bekliyor. Kuruma göre enflasyonun yüksek seyretmesi, aralık ayında yeni bir faiz artırımını gündemde tutabilir. Morgan Stanley Baş ABD Ekonomisti Michael Gapen de Fed’in ekimde bekleyeceği, ancak daha sonraki bir toplantıda faiz artırımı ihtimalinin devam edeceği görüşünde. Gapen, ABD ekonomisinin ilave sıkılaştırmayı kaldırabilecek güçte olduğuna dikkat çekiyor. Goldman Sachs emtia stratejisti Daan Struyven’in değerlendirmesinde de aralık ayı öne çıkıyor. Bankanın temel senaryosuna göre Fed, aralık ayında son bir faiz artırımına gidebilir ve ardından sıkılaştırma döngüsünü tamamlayabilir. Yüksek faizler kısa vadede altını baskılayabilecek olsa da faiz artışlarının bir bölümünün fiyatlara yansımış olması ve merkez bankalarının altın alımlarını sürdürmesi, orta vadeli görünümü destekleyen unsurlar arasında gösteriliyor. UBS ve Standard Chartered hangi seviyelere dikkat çekiyor? UBS, ons altında 4.000 dolar seviyesini yakından izliyor. Banka stratejisti Giovanni Staunovo, fiyatların kısa vadede bu desteği yeniden test edebileceğini, ancak yapısal alıcıların devreye girerek bu bölgede taban oluşumuna katkı sağlayabileceğini değerlendiriyor. Merkez bankalarının rezervlerini çeşitlendirmesi, kamu borçlarına ilişkin endişeler ve Çin kaynaklı talep, UBS’ye göre altının uzun vadeli yatırım gerekçelerini destekliyor. Standard Chartered Küresel Emtia Araştırmaları Başkanı Suki Cooper ise daha temkinli bir görünüm çiziyor. Cooper, altının mevcut seviyelerde kalıcı bir taban oluşturması gerektiğini belirterek 3.886 dolar seviyesinin aşağı kırılması durumunda düzeltmenin derinleşebileceği uyarısında bulunuyor. Kısa vadede fiyatların yatay bir seyir izleyebileceği değerlendirilirken Çin, Hindistan ve merkez bankalarından gelen talebin uzun vadeli görünümü destekleyebileceği belirtiliyor. 30 analistin altın tahmini yükseldi 27 Ekim’de yayımlanan ve 30 analist ile traderın katıldığı piyasa araştırmasına göre, 2026 yılı için ortalama ons altın tahmini 4.495 dolar oldu. 2027 yılı ortalama tahmini ise önceki anketteki 4.610 dolardan 4.650 dolara yükseldi. Tahminler, kısa vadede faiz ve dolar kaynaklı baskılara rağmen gelecek yıl için toparlanma beklentisinin korunduğunu gösteriyor. Fed faizi sabit tutarsa altın yükselir mi? Fed’in faizleri sabit tutması büyük ölçüde fiyatlandığı için altının yönü, yalnızca kararın kendisine değil, açıklama metnine ve basın toplantısındaki mesajlara bağlı olacak. Fed aralık ayında faiz artırımı ihtimalini güçlü biçimde vurgularsa ABD tahvil faizleri ve dolar yükselebilir. Böyle bir senaryoda ons altında 4.000 dolar çevresindeki desteğin yeniden test edilmesi gündeme gelebilir. Buna karşılık Fed daha temkinli bir dil kullanır ve yeni bir faiz artırımına ilişkin net sinyal vermezse piyasanın aralık beklentisi zayıflayabilir. Tahvil faizlerinin gerilemesi ve doların değer kaybetmesi, altın fiyatlarına destek sağlayabilir. Fed faiz indirirse altın ne olur? Faiz indirimi, diğer koşullar aynı kaldığında altın için destekleyici kabul ediliyor. Faizlerin düşmesi, yatırımcının faiz getirisi bulunmayan altını elde tutmasının fırsat maliyetini azaltabiliyor. Doların ve reel tahvil getirilerinin gerilemesi de ons altının yükselişini destekleyebiliyor. Ancak mevcut toplantıda faiz indirimi piyasanın temel beklentisi değil. Bu nedenle altının yönü açısından Fed’in gelecekteki para politikası ve aralık ayına ilişkin vereceği mesajlar belirleyici olacak. 28 Ekim 2026 güncel altın fiyatları Altın türü Son fiyat Değişim Alış Satış Ons altın 4.034,53 dolar -%0,63 4.034,25 dolar 4.034,82 dolar Gram altın 6.464,41 TL -%0,55 6.462,71 TL 6.463,63 TL Gram altın serbest/spot 6.457,87 TL +%0,61 6.451,57 TL 6.457,87 TL Çeyrek altın 10.558,61 TL +%0,61 10.322,50 TL 10.558,61 TL Yarım altın 21.117,23 TL +%0,61 20.580,49 TL 21.117,23 TL Tam altın 42.105,30 TL +%0,61 41.290,02 TL 42.105,30 TL Cumhuriyet altını 43.434,00 TL +%0,60 42.792,00 TL 43.434,00 TL Ata altın 43.655,19 TL +%0,61 42.580,33 TL 43.655,19 TL 24 ayar has altın 6.419,22 TL -%0,09 6.322,93 TL 6.592,54 TL Has altın (0,995) 6.431,31 TL -%0,57 6.430,40 TL 6.431,31 TL 22 ayar bilezik 5.889,58 TL +%0,61 5.883,83 TL 5.889,58 TL Altın fiyatları farklı piyasa ve veri sağlayıcılarında değişiklik gösterebildiğinden, güncel alış-satış fiyatları işlem yapılacak piyasadan ayrıca kontrol edilmelidir.

Tofaş’ın 300 milyon dolarlık K9 yatırımı üretime başladı Haber

Tofaş’ın 300 milyon dolarlık K9 yatırımı üretime başladı

Türk otomotiv sanayiinin öncü kuruluşu Tofaş, Koç Holding ve Stellantis ortaklığının yeni dönemini simgeleyen stratejik yatırımlarına bir yenisini daha ekledi. Eylül 2025'te Stellantis ile imzalanan anlaşma kapsamında hayata geçirilen K9 projesi, 26 Ekim 2026, Pazartesi günü Tofaş Fabrikası'nda düzenlenen törenle seri üretim aşamasına geçti. Tören, Türk otomotiv sanayiinin hafif ticari araç üretimindeki güçlü konumunu tahkim eden tarihi bir adıma sahne oldu. Tofaş'ta yeni dönemin simgesi, Fiat Dobló oldu K9 projesinin üretime başlangıç töreninin en anlamlı anlarından birini, Fiat Dobló'nun yeniden Tofaş üretim bandından inmesi oluşturdu. İlk kez 2000 yılında Bursa'da üretilmeye başlanan ve 2023 yılına kadar Tofaş'ta üretimi devam eden Fiat Dobló, Türk otomotiv sanayiinde olduğu kadar ticari araç pazarında önemli bir başarı elde etti. Türkiye'de 26 yılda 600 bin adedin üzerinde satışa ulaşan model, farklı nesilleri ve gövde seçenekleriyle ticari hayatın en tanınan araçlarından biri haline geldi. Üç yıllık aranın ardından yeniden Bursa'da üretilecek Dobló'nun K9 projesi kapsamında banttan inen ilk araç olması, Tofaş'ın üretim mirasını geleceğe taşıyan simgesel bir başlangıç olarak öne çıktı. Yaklaşık 300 milyon ABD Doları yatırımla hayata geçirilen K9 projesi kapsamında Citroën Berlingo, Fiat Dobló, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Peugeot Partner modelleri Bursa'da üretilecek. Yıllık 100 bin adet üretim kapasitesine sahip projede, üretilecek araçların yaklaşık yüzde 20'sinin ihraç edilmesi hedefleniyor. K9 projesinin devreye girmesi ve mevcut K0 projesinin yaklaşık 100 bin adetlik tam kapasiteyle üretime devam etmesiyle Tofaş'ın yıllık bitmiş araç üretim hacminin 230-250 bin adet seviyelerine ulaşması öngörülüyor. K9 kapsamında 2034 yılının son çeyreğine kadar yaklaşık 660 bin adet aracın üretilmesi hedefleniyor. Böylece Tofaş, Stellantis'in bölgesel üretim ağı içerisindeki stratejik konumunu güçlendirirken, Türkiye'nin hafif ticari araç üretimindeki iddiasını da ileri taşıyacak. Dört farklı markayı kapsayan K9 projesiyle Tofaş, hafif ticari araç üretimindeki çok markalı yapısını daha da güçlendirecek. Citroën Berlingo, Fiat Dobló, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Partner modelleri, ticari taşımacılığa yönelik kargo ve yolcu taşımacılığına uygun kombi versiyonlarıyla üretilecek. Çoklu enerji platformuna uygun üretim altyapısı ise ilerleyen dönemde elektrikli hafif ticari araçlara yönelik talebin artması halinde Tofaş'a ilave üretim esnekliği sağlayacak. K9 projesiyle yaklaşık 1.000 kişilik istihdam ve yüzde 50 yerlilik hedefi K9 projesi, üretim kapasitesinin yanı sıra istihdam, yerlilik ve mühendislik alanlarında da önemli katkılar sağlayacak. Proje kapsamında Tofaş Fabrikası’nda yaklaşık 1.000 kişilik istihdam öngörülürken, 100’e yakın yerli tedarikçi firma üretim sürecine dahil edildi. Projede yüzde 50 mertebesinde yerlilik oranı hedefleniyor. Tofaş Ar-Ge Merkezi’nin mühendislik ve teknik geliştirme süreçlerinde görev aldığı projede, 300’ün üzerinde mühendis ve teknik personel çalıştı. Araçların performans, dayanıklılık, güvenlik ve kalite gerekliliklerine yönelik doğrulama ve onay testleri de Tofaş Ar-Ge Merkezi tarafından yürütüldü. K9’un Tofaş’ın sürdürülebilir büyümesine katkısının yanı sıra Türkiye’nin Avrupa’da hafif ticari araç üretimindeki liderlik iddiasını desteklemesi bekleniyor. Türkiye iç pazarındaki toplam satışlarda yerli üretim araçların payı yaklaşık yüzde 35 seviyesindeyken, K9 projesinin bu oranı yaklaşık 10 puan artırması öngörülüyor. Proje kapsamında 2034 yılının son çeyreğine kadar yaklaşık toplamda 660 bin adet araç üretilmesi hedefleniyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır: “Türkiye'nin üretim gücüne ve geleceğine duydukları güvenle bu önemli yatırımı hayata geçiren Koç Topluluğu ve Stellantis'e teşekkür ediyorum.” Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır tören esnasında yaptığı konuşmasında “2002’den bu yana Avrupa ekonomisinin yılda sadece %1,4 büyürken, Türkiye’nin büyümesinin %5,3 seviyesinde gerçekleştiğini belirtti. Otomotiv sektörünün Türk sanayisinin yüz akı olmaya devam ettiğini söyleyen Bakan Kacır “2000’lerin başında yılda ancak 300 bin aracın satıldığı Türkiye’de şimdi yılda 1,5 milyon araç satılabiliyor. Avrupa’nın yapması gereken inovasyonu hızlandırmak, verimliliği yükseltmektir” diye konuştu. 300 milyon ABD doları yatırımla hayata geçirilen K9 projesinin Tofaş’ın üretim yolculuğunda yeni bir dönemin kapılarını araladığını belirten Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır sözlerine “Küresel rakipleriyle yarışta olan Türkiye'nin üretim gücüne ve geleceğine duydukları güvenle bu önemli yatırımı hayata geçiren Koç Topluluğu ve Stellantis'e teşekkür ediyorum. K9 Projesi'nin Bursa'mızın ve ülkemizin üretim, istihdam ve ihracatına önemli katkılar sunmasını; yeni yatırımlara, başarılara ve iş birliklerine vesile olmasını temenni ediyorum” diyerek son verdi. AK Parti Bursa Milletvekili, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank ise törendeki konuşmasında “Avrupa'nın giderek daha da korumacı hale gelen politikalarını, sanayi hızlandırma yasası ve Made in EU yaklaşımıyla net bir şekilde görebiliyoruz” diye konuştu. Bakan Varank, “Böyle bir dönemde yeni bir modelin Bursa’da üretilmesinin kararının alınması, aslında bu ülkeye bu ülkenin insanına üretim kabiliyetine duyulan güvenin ve aynı zamanda karşılıklı kazan kazan anlayışının somut bir göstergesidir” dedi. Ömer Koç: “Son 5 yılda Tofaş'a 1 milyar dolar yatırım yaptık” Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, Koç Topluluğu'nun 100'üncü yaşında Tofaş'ın yeni bir stratejik yatırımı hayata geçirmesinin ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. Tofaş'ın Türkiye otomotiv sanayiindeki öncü rolüne ve Koç Holding ile Stellantis arasındaki güçlü ortaklığa dikkat çeken Ömer Koç, “Otomotiv sektöründeki kurallar tüm dünyada ve bilhassa önemli bir parçası olduğumuz Avrupa'da yeniden yazılırken, ülkemize çekebildiğimiz her yatırımın son derece kıymetli olduğu kanaatindeyim” dedi. Son 5 yılda Tofaş'a yapılan yatırımın 1 milyar dolar mertebesine ulaştığını kaydeden Koç, “Memnuniyetle ve gururla belirtmek isterim ki, bu yatırımın yarısı Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarımıza yöneliktir. Şirketimiz, Stellantis'in önde gelen üretim ve Ar-Ge merkezleri arasındadır” diye konuştu. Geçtiğimiz yıl K0 projesinin başarıyla devreye alındığını hatırlatan Koç, 300 milyon dolar yatırımla hayata geçen K9 projesiyle yıllık 100 bin adet üretim hedeflendiğini dile getirdi. Koç, “Bu yeni modelin Citroen, FIAT, Opel ve Peugeot markalarımız için üretilecek olmasını Tofaş’ın sürdürülebilir büyüme yolculuğu açısından çok kıymetli bir adım olarak görüyoruz” dedi. Koç, otomotivde artan uluslararası rekabete dikkat çekerek, böyle bir dönemde K9 modelinin Türk otomotiv sanayiinin Avrupa’daki ticari araç üretim liderliğini daha da güçlendireceğini söyledi. Koç, “Tofaş'ın yetkinliklerini ve kapasitesini âzâmî şekilde kullanıp müşterilerimize daha fazla yerli model sunabilmeyi, böylece memleketimizin cârî dengesine de katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda, başka yeni modeller konusunda ortağımızla görüşmeleri sürdürüyoruz” açıklamasında bulundu. Ömer Koç, Made in EU politikasıyla Avrupa’nın 30 senelik Gümrük Birliği ilişkisini hiçe sayma basiretsizliğine düşebileceğine işaret ederek” “Bilhassa otomotiv sektörümüzde büyük emeklerle tesis edilmiş olan üretim ve mühendislik kapasitesinin muhafaza edilebilmesi için mütekabiliyet çerçevesinde bazı adımların atılması kaçınılmaz olabilir” dedi. Koç, iç pazarın büyümesine yatırımların cazibesini artıracak uygun mekanizmalarla katkı sağlanmasının şart olduğuna dikkat çekti. Samir Cherfan: “K9, Tofaş’ın Stellantis üretim ağındaki stratejik konumunu güçlendiriyor” K9 projesinin Tofaş ve Stellantis için önemine vurgu yapan Stellantis Orta Doğu ve Afrika Operasyon Direktörü Samir Cherfan konuşmasında “Koç Topluluğu’nun 100’üncü kuruluş yıl dönümünde Bursa’da yeni bir projeyi hayata geçirmenin ve bu dönüm noktasını birlikte kutlamanın, Stellantis açısından büyük bir ayrıcalık olduğuna değinerek başladı. Cherfan; 2000–2023 yılları arasında Bursa’da üretilen ve Türkiye’de 600 binden fazla müşterinin tercihi olan Doblo’nun, Tofaş ile FIAT adını dünyaya taşıdığını aktardı. Doblò, Fiorino ve Egea’nın Tofaş Fabrikası’nın en önemli başarı hikâyelerinden olduğunun altını çizen Samir Cherfan, ayrıca üç yıl sonra Doblò’nun evine dönmesinin, Tofaş için önemli bir gelişmeyi temsil ettiğini vurguladı. Samir Cherfan “K9 projesi kapsamında Fiat Doblò, Citroën Berlingo, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Partner olmak üzere dört markanın beş modeli için yıllık 100 bin araçlık üretim kapasitesi planlanıyor. Çoklu enerji seçeneklerini destekleyen ve elektrikli hafif ticari araç üretimine hazır olan bu platform, Türkiye’nin bölgesel üretimdeki rolünü daha da güçlendiriyor. Bu projenin temelinde, Koç Topluluğu ile yarım asrı aşan güçlü ortaklığımız, eylül 2025’te imzaladığımız stratejik anlaşmayla daha da güçlendi. Stellantis’in markalarını, platformlarını ve küresel erişimini; Koç’un liderliği ve Tofaş’ın üretim ve mühendislik yetkinlikleriyle bir araya getiren bu ortaklık vesilesiyle Tofaş, bugün Stellantis’in dünya çapındaki en önemli üretim ve Ar-Ge merkezlerinden biri konumunda” diye konuştu. Doblò’nun güçlü mirası üzerine inşa edilen K9 projesinin, Stellantis’in Orta Doğu ve Afrika bölgesine yönelik FaSTLane 2030 stratejisinin de somut bir adımı olduğunu sözlerine ekleyen Cherfan “Bu strateji kapsamında, çift haneli faaliyet kâr marjımızı koruyarak gelirlerimizi yüzde 40 artırmayı ve yerel, bölgesel ve Asya kaynaklı tedarikin payını yüzde 30’dan yüzde 90’a çıkarmayı hedefliyoruz. Bölgede, bölge için üretim yaklaşımımızla müşterilerimizin ihtiyaçlarına daha iyi yanıt verirken rekabet gücümüzü ve dayanıklılığımızı artırıyoruz. K9 projesi, yıllık 100 bin araçlık planlanan üretim kapasitesiyle Tofaş’ın bu stratejideki rolünü pekiştiriyor ve bölge pazarlarına rekabetçi koşullarda hizmet sunma kabiliyetimizi güçlendiriyor” diyerek sözlerine son verdi. Cengiz Eroldu: “K9 ve K0 ile yıllık üretimimiz 250 bin adede ulaşacak” Tofaş CEO'su Cengiz Eroldu ise törende yaptığı konuşmada, Tofaş'ın 60 yıla yaklaşan üretim geçmişinde Türk otomotiv sanayiine yön veren birçok projeye imza attığını belirterek, K9 projesinin şirketin yeni büyüme dönemindeki en önemli yatırımlardan biri olduğunu söyledi. Cengiz Eroldu, Tempra ile Avrupa pazarlarına gerçekleştirilen ilk seri otomobil ihracatından Dobló'nun hafif ticari araç pazarındaki başarısına, Egea'nın üst üste 10 yıl Türkiye'nin en çok tercih edilen otomobili olmasına kadar uzanan üretim geçmişinin yeni projelere güçlü bir temel oluşturduğunu ifade etti. Stellantis ile Eylül 2025'te imzalanan stratejik anlaşma kapsamında Citroën, FIAT, Opel ve Peugeot markaları için üretilecek K9 modellerinin seri üretime başlamasından ötürü büyük gurur duyduklarını belirten Eroldu, Fiat Dobló'nun yeniden Bursa'ya dönüşünün de Tofaş için özel bir anlam taşıdığını söyledi. Eroldu, 2000-2023 yılları arasında Tofaş'ta üretilen ve uzun yıllar Türkiye hafif ticari araç pazarının en çok tercih edilen modellerinden biri olan Dobló'nun K9 projesiyle yeniden üretim programına alınmasının şirketin köklü üretim mirasını devam ettirdiğini vurguladı. K9 projesinin üretim ve ihracat hedeflerini açıklayan Tofaş CEO'su Cengiz Eroldu, “300 milyon ABD Dolarlık yatırımla hayata geçirdiğimiz K9 projesinde, yıllık 100 bin adetlik üretim kapasitesini hayata geçiriyoruz. Üretilecek K9 modelinin yaklaşık yüzde 20'sini ihraç edeceğiz” dedi. Yeni projenin Tofaş'ın toplam üretim hacmine sağlayacağı katkıya dikkat çeken Eroldu, K9'un devreye girmesi ve mevcut K0 üretiminin yaklaşık 100 bin adetlik tam kapasitesiyle devam etmesiyle birlikte Tofaş Fabrikası'nın yıllık bitmiş araç (CBU) üretim hacminin 250 bin adet seviyelerine ulaşacağını belirtti. K9 projesinin yalnızca üretim ve ihracat rakamlarıyla değil, Türkiye'nin otomotiv sanayiindeki rekabet gücüne sağlayacağı katkıyla da değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Eroldu, “Projenin Tofaş'a kazandırdıkları tabii ki rakamlarla sınırlı değil. Tofaş'ın sürdürülebilir büyüme hedeflerine katkı sağlamasının yanı sıra, ülkemizin hafif ticari araç üretim üssü olma iddiasını da destekleyecek olması bizim için ayrı bir gurur vesilesi” dedi. Tofaş’ın Ar-Ge gücü 600’ü aşkın çalışanla büyüyor K9 projesinin Tofaş'ın üretim altyapısının yanı sıra mühendislik ve teknoloji alanındaki birikimini de yansıttığını belirten Cengiz Eroldu, şirketin yaklaşık 20 yıldır cirosunun yüzde 3'ünü Ar-Ge faaliyetlerine ayırdığını söyledi. Stellantis'in önde gelen Ar-Ge merkezlerinden biri konumundaki Tofaş Ar-Ge Merkezi'nin 600'ün üzerinde çalışanıyla faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Eroldu, patent başvuru sayısının da 300'e yaklaştığını ifade etti. Türkiye'de otomobil ve hafif ticari araç geliştirme ile üretim yetkinliklerini bir arada bulunduran Tofaş'ın, üniversiteler ve tedarikçilerle yürüttüğü iş birlikleriyle güçlü bir mühendislik ekosistemi oluşturduğuna dikkat çeken Cengiz Eroldu, K9 projesinin bu ekosistemin daha da geliştirilmesine katkı sağlayacağını vurguladı. Özellikle yüksek teknoloji içeren araç bileşenlerinin yerlileştirilmesinin ve yan sanayiinin ihracat potansiyelinin artırılmasının büyük önem taşıdığını belirten Cengiz Eroldu, Türkiye'nin hafif ticari araç üretimindeki güçlü konumunun bu tür yeni projelerle daha da ileri taşınacağını ifade etti. Çoklu enerji platformuna uygun K9 üretim altyapısının elektrikli hafif ticari araçlara yönelik talebin artması halinde Tofaş'a üretim esnekliği sağlayacağını belirten Eroldu, yeni modellerle birlikte fabrikanın gelecekteki üretim ihtiyaçlarına da yanıt verebilecek bir yapıya kavuşacağını söyledi. Tofaş'ın ulaştığı başarının arkasında çalışanların, mühendislerin, tedarikçilerin ve iş ortaklarının emeği bulunduğunu vurgulayan Cengiz Eroldu, K9 projesinin hayata geçirilmesine katkı sağlayan tüm ekiplere teşekkür etti. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın projeye verdiği desteğin önemine de değinen Eroldu, Tofaş'ın ülkeye ve tüm paydaşlarına değer yaratacak yeni projeleri hayata geçirmeye devam edeceğini belirtti. Tofaş'ta yeni dönem, yerli üretim ve ihracatla güçlenecek Türkiye otomotiv sanayiinin gelişiminde yaklaşık 60 yıldır önemli bir rol üstlenen Tofaş, K0 projesinin ardından devreye aldığı K9 yatırımıyla çok markalı üretim yapısını daha da güçlendiriyor. Koç Holding ve Stellantis'in ortak üretim ve mühendislik kabiliyetlerini bir araya getiren yeni dönem, Bursa'daki üretim merkezinin hem Türkiye hem de uluslararası pazarlar açısından stratejik önemini artırıyor. Yaklaşık 300 milyon ABD Doları yatırımla hayata geçirilen K9 projesinin yıllık 100 bin araçlık kapasitesi, yaklaşık yüzde 20'lik ihracat hedefi ve yaklaşık 100 bin adetlik K0 üretimiyle birlikte yıllık bitmiş araç üretim hacminin 250 bin adet seviyesine ulaşması, Tofaş'ın sürdürülebilir büyüme yolculuğundaki yeni dönemin temelini oluşturuyor. Bir dönem Türkiye'den farklı pazarlara ihraç edilen ve 26 yılda 600 binden fazla kullanıcıyla buluşan Fiat Dobló'nun yeniden Bursa'da üretilmesi ise Tofaş'ın geçmişten geleceğe uzanan üretim başarısının en somut göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor.

Meta’dan 95 milyar dolarlık yapay zekâ hamlesi Haber

Meta’dan 95 milyar dolarlık yapay zekâ hamlesi

Piyasa koşullarına bağlı olarak 60 milyar dolarlık ek satış seçeneği de bulunan plan kapsamında toplam finansman tutarı 95 milyar dolara ulaşabilecek. Facebook ve Instagram’ın sahibi Meta, yapay zekâ altyapısını genişletmek için sermaye piyasalarından kaynak sağlamaya hazırlanıyor. ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na (SEC) sunulan bildirimlere göre şirket, ilk aşamada oy hakkı bulunmayan hisseler üzerinden 35 milyar dolar toplamayı hedefliyor. Şirketin daha sonraki bir tarihte değerlendirebileceği 60 milyar dolarlık ek arz seçeneğinin kullanılması halinde toplam kaynak tutarı 95 milyar dolara çıkabilecek. Çip üreticilerinden 5 milyar dolarlık alım ilgisi Meta’nın SEC dosyasına göre Nvidia, AMD ve Broadcom, arz edilecek adi hisselerden toplam 5 milyar dolara kadar satın alma konusunda ilgi bildirdi. Yapay zekâ veri merkezlerinin önemli donanım tedarikçileri arasında bulunan üç şirketin bildirimleri, henüz hukuken bağlayıcı bir yatırım taahhüdü niteliği taşımıyor. Olası yatırımlar, büyük teknoloji platformları ile çip üreticileri arasındaki ticari ilişkilerin sermaye ortaklığı boyutuna taşınması açısından önem taşıyor. Bu tür girişimler, yapay zekâ altyapısında donanım tedarikinin güvence altına alınmasına yönelik stratejilerle de ilişkilendiriliyor. Zuckerberg’in oy kontrolü korunacak Meta, finansman planında oy hakkı bulunmayan yeni hisse sınıfını kullanacak. Böylece şirket, sermaye tabanını genişletirken kurucu ve Üst Yöneticisi (CEO) Mark Zuckerberg’in mevcut imtiyazlı hisseleri üzerinden sahip olduğu oy kontrolünü koruyabilecek. Yeni hisseleri satın alan yatırımcılar şirketin sermayesine ortak olacak ancak bu hisseler üzerinden oy hakkı elde etmeyecek. Yapay zekâ yatırımlarının maliyetleri ve kârlılık üzerindeki etkileri yakından izlenirken Meta’nın yeni kaynakları hangi ölçüde büyümeye dönüştüreceği de yatırımcıların gündeminde olacak. Alphabet’in 85 milyar dolarlık finansman planı gündemde Meta’nın hisse arzı hazırlığı, büyük teknoloji şirketlerinin yapay zekâ altyapısına yönelik harcamalarını artırdığı bir dönemde öne çıktı. Google’ın ana şirketi Alphabet de veri merkezlerini genişletmek ve hesaplama kapasitesini artırmak amacıyla hisse piyasalarından 85 milyar dolar kaynak sağlamıştı. Sektördeki büyük ölçekli yatırımların önemli bölümü veri merkezlerine, gelişmiş grafik işlemcilere ve enerji altyapısına yöneliyor. Yapay zekâ yarışında artan sermaye ihtiyacı, teknoloji şirketlerini hisse satışları ve diğer finansman yöntemleriyle kaynaklarını güçlendirmeye yöneltiyor.

Türkiye’de “kripto” denince akla Bitcoin geliyor Haber

Türkiye’de “kripto” denince akla Bitcoin geliyor

Paribu, 2020'den bu yana her yıl Türkiye'de kripto varlıklara ilişkin bilinirliği ve algıyı ölçmek; beklenti ve motivasyonları öğrenmek amacıyla gerçekleştirdiği Paribu Kripto Para Bilinirlik ve Algı Araştırması’nın yedinci edisyonunu yayımladı. FutureBright Group iş birliğiyle gerçekleştirilen araştırma kapsamında Temmuz-Ağustos 2026 döneminde Türkiye’yi temsil eden 12 bölgede 18-55 yaş arası 1.999 kişilik bir katılımcı grubunda önceki yıllardan farklı olarak online anket yöntemi uygulandı. Kripto işlemi yapanların oranı her yıl artıyor Araştırmanın ilk kez gerçekleştirildiği 2020'de %1 olarak ölçülen kripto işlemi yapanların oranı, bu yıl da yükselmeye devam etti. 2023'te %25, 2025'te %31 olarak kaydedilen oran, 2026'da %37'ye ulaştı. Hiç işlem yapmamış olanların oranının %69'dan %63'e gerilediğini gösteren araştırmada; işlem yapan 10 kişiden 7’sinin (%71) kripto işlemlerini kolay bulduğu, her gün işlem yapanlarda bu oranın %94'e çıktığı görüldü. Araştırma, kriptoya yönelik güvenin benimseme artışıyla ilişkili olduğunu gösterdi. Kriptoyu güvenilir bir yatırım aracı olarak görenlerin oranı tüm katılımcılarda %42'den %46'ya yükselirken bu oran işlem yapanlarda %76, her gün işlem yapanlarda %91 olarak ölçüldü. İşlem yapmayanlar arasında güvensizliği engel olarak görenlerin oranı ise %47'den %42'ye geriledi. Kripto yatırımcısı portföyünü birden fazla araca yayıyor Bu yılın araştırma sonuçları portföyde genişleme ve yeniden dengeleme trendine dair ipuçları da içerdi. Kriptoyu tercih eden yatırımcılar arasında 10 kişiden birinin (%10) portföyünde sadece kriptoya yer verdiğini gösteren araştırmaya göre bu grubun ortalama 2,7 yatırım aracı kullandığı, kripto işlemi yapmayan yatırımcılarda bu sayının 1,5 ile sınırlı kaldığı görüldü. Kriptoyu tercih eden yatırımcıların %57'si portföylerinde altına, %32'si dövize, %27'si borsa ve yatırım fonlarına yer verdi. Öte yandan kripto işlemi yapan yatırımcıların %56'sı son bir yılda kripto yatırımlarını başka bir araca aktardığını belirtti. Aktarımda ilk sırada %26 ile altın yer alırken altını %19 ile hisse senedi ve borsa, %9 ile TL mevduat izledi. Kriptodan başka bir finansal araca geçen katılımcıların yarısına yakını (%47) gerekçe olarak piyasadaki düşüş trendini, belirsizliği ve oynaklığı gösterdi. Aktarım yapanlar içinde 5 kişiden yaklaşık ikisi ise kâr realizasyonu amacıyla kriptodan başka varlığa geçtiğini söyledi. Kripto varlıklarla işlem yapan 5 kişiden üçünün (%60) son bir yıldaki ilk tercihinin kripto olması, kriptonun portföylerin kalıcı araçlarından biri hâline geldiğini işaret eden başka bir veri olarak öne çıktı. Bitcoin ilk kez “sanal para”nın önüne geçti, kripto sepeti genişledi Katılımcıların tamamına yakınının (%99,5) Bitcoin’i bildiğini söylediği Kripto Para Bilinirlik ve Algı Araştırması’nda, kripto para denildiğinde akla ilk Bitcoin’in gelme oranı %25'ten %30'a yükseldi. Böylece Bitcoin, ilk kez “sanal/dijital para” tanımının önüne geçti. Rapor, kripto işlemi yapan her 10 kişiden 7'sinin Bitcoin ile işlem yaptığını ve Bitcoin ile işlem yapanların %59'unun BTC’yi yatırım amacıyla tuttuğunu gösterdi. Yatırım amacıyla tutma oranı Ethereum’da %48, Dogecoin’de %33, Shiba Inu’da %28 olarak kaydedildi. Başka bir deyişle “yatırım amacıyla tutma” davranışı en çok Bitcoin ile özdeşleşti. Kripto yatırımcısının sepetinin altcoin’lere doğru genişlediği de görüldü. İşlem yapanların %32'si üç veya daha fazla kripto varlıkla işlem yaptığını söyledi. Ethereum’un bilinirliğini tüm katılımcılarda %71, işlem yapanlarda %82 olarak ölçen araştırmaya göre son bir yılda Solana ile işlem yapanların oranı %11'den %18'e, Shiba Inu ile işlem yapanların oranı %11'den %16'ya, USDC ile işlem yapanların oranı ise %6'dan %13'e çıktı. Diğer yandan stabil kripto varlıkların bilinirliği de arttı. USDT’yi bilenlerin oranı %26'dan %31'e, USDC’yi bilenlerin oranı %23'ten %26'ya yükseldi. 2 kişiden biri yerli/yabancı platform ayrımını önemsiyor Katılımcıların kripto varlık işlem platformu tercihlerine dair içgörülere de yer verilen araştırmada işlem yapılan platformun yerli ya da yabancı olmasını önemli bulanların oranının %40'tan %50'ye çıktığı görülürken işlem yapanlarda bu oran %69 olarak ölçüldü. Bu ayrımı önemseyen 4 kişiden üçünün (%75) tercihini yerli platformlardan yana kullanması; işlem yapan ve yerli/yabancı platform ayrımını önemseyenlerin %85’inin yerli platform tercih etmesi de dikkat çekti. Geçtiğimiz yıl %44 olarak ölçülen işlemlerde hız ve kolaylık beklentisi, bu yıl %57 olarak kaydedildi. Platformlardan beklentiler sıralamasında ilk sırada yer alan hız ve kolaylık beklentisini %54 ile komisyon ücretlerinin düşük olması ve %53 ile güvenlik sistemlerinin iyi olması izledi. Yapay zeka araştırmadan yatırım kararına uzanıyor Kriptoya dair bilgi edinmek için yapılan araştırmalarda platformların ve sosyal medya kanallarının payının %53 ile eşit olduğu görüldü. Sosyal medyayı kullanan 4 kişiden üçünün (%76) tercihi Instagram olurken, %54'ü ????’i tercih ettiğini söyledi. Her 3 kişiden biri araştırma yaparken yapay zekayı kullandığını gösteren Kripto Para Bilinirlik ve Algı Araştırması; yapay zekanın araştırmanın ötesine geçtiğine ve karar süreçlerine dahil olduğuna ilişkin bulgular da içerdi. Buna göre işlem yapanların yarısından fazlasının (%53) yatırım kararlarında yapay zekayı sıklıkla ya da her zaman kullandığı, her gün işlem yapanlarda bu oranın %87’ye çıktığı görüldü. Dahası, kripto portföyünün bir yapay zeka asistanı tarafından yönetilmesine izin verebileceğini söyleyenlerin oranı tüm katılımcılarda %37, işlem yapanlarda %43 olarak ölçüldü.

OİB’den mobilitenin geleceğine akıllı dokunuş Haber

OİB’den mobilitenin geleceğine akıllı dokunuş

OİB’in bu yıl “Endüstriyel Mobilite” temasıyla düzenlediği 15. Otomotivin Geleceği Tasarım Yarışmasında, otonom yazılımlardan yapay zeka çözümlerine, yeni nesil komponentlerden bütünsel mobilite sistemlerine kadar geniş bir yelpazedeki projeleriyle finale kalan 10 proje, büyük ödüllere ulaşmak için sahneye çıktı. OGTY’nin bu yılki şampiyonu; Helios projesiyle Gizem Uysal ve Gizem Şanyılmaz oldu. Toplam 1,5 milyon TL’lik büyük ödülün sahibi olan alternatif yakıt teknolojileri, malzeme ve komponentler ve çevreci araçlar alanında faaliyet gösteren Helios, MOF teknolojisiyle hidrojeni daha güvenli ve kompakt depolayarak temiz yakıtlı araçların yaygınlaşmasının önündeki en büyük engeli çözmeyi hedefliyor. OGTY’de dereceye giren ilk beş proje toplam 5 milyon TL nakdi ödül, Patent Tescil Ödülü, Ticaret Bakanlığının uygun bulması halinde Yurt Dışı Eğitim Bursu ve İTÜ Çekirdek Growth Ödülü kazandı. OGTY’de En Çok Proje Gönderen Üniversite Ödülünü ise Bursa Uludağ Üniversitesi aldı. Üniversitenin Teknoparkı Ulutek Teknopark ve Teknoloji Transfer Ofisi’nin (Bursa Uludağ TTO) projelerinden 5’i de bu yıl ilk 15 proje arasına girmeyi başardı. OİB Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı ve OGTY Yürütme Kurulu Başkanı Zeki Şafak Ozan ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinliğe, Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya, Gazi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Serhat Karyeyen, Bursa Uludağ Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi, İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Attila Dikbaş ile OİB Yönetim Kurulu ile çok sayıda sektör temsilcisi katıldı. Kılıçkaya: “OİBventure girişimcilerimize destek için hayata geçirildi” Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya, “İhracatın şampiyonu otomotiv sektörümüzün önünde fırsatlar olduğu kadar tehditler de var. AB’nin Made in EU yasa tasarısı, hep birlikte takip ettiğimiz bir süreç. Made in EU’da Gümrük Birliği’nden gelen hakları korumak için Ticaret Bakanımız başta olmak üzere sektörümüzle omuz omuza çalışıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız da sürece dahil durumda. Bu konuda da desteğimiz sonuna kadar sürecek” dedi. Yazıcı: “Tüm zorluklara rağmen ihracatı artırıyoruz” OİB Başkanı Kemal Yazıcı, Türkiye’nin otomotiv sektöründe Avrupa'nın en önemli üretim ve tedarik üslerinden olduğunu, sektörde araç üreten 14 ana sanayi firması, Tier-1 olarak parça / sistem üreten 500’ün üzerinde tedarikçi firma ve ihracat yapan 2 bin 500’ün üzerinde aktif firma bulunduğunu söyledi. Yazıcı “Sektörümüz üretimde doğrudan 250 bin kişiye ve diğer destek hizmetlerle birlikte toplam 550 bin kişiye istihdam sağlıyor. Ürettiğimiz araçlar ve parçalar dünyanın yaklaşık 200 ülke ve bölgesine ulaşıyor. Bu başarının arkasındaki en önemli güçlerden biri, çalışkan insan gücümüzün yanında, Ar-Ge ve inovasyon kapasitemizdir. Otomotiv sektörü bugün 168 Ar-Ge merkezi ile Türkiye’de en fazla Ar-Ge merkezi bulunan sektörlerden birisi konumunda” diye konuştu. Bu yıla girerken ihracat hedefini 43 milyar dolar olarak belirlediklerini hatırlatan Yazıcı “Yılın ocak-eylül döneminde otomotiv ihracatı geçen yıla göre yüzde 3,1 artarak 31 milyar 145 milyon dolar oldu. Bu yılı hedefimize yakın bir rakamla, yaşadığımız tüm zorluklara rağmen yeni bir ihracat rekoruyla kapatmaya hazırlanıyoruz” dedi. “Türkiye’nin Made in Europe içinde kalması için tüm gücümüzle çalışıyoruz” İhracatı artırdıklarını ancak bölgemizdeki savaşlar, jeopolitik gelişmeler, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, finansmana erişimde yaşanan zorluklar ve enflasyona kıyasla düşük seyreden döviz kurlarının rekabetçiliği olumsuz etkilemeye devam ettiğini de vurgulayan Yazıcı, “Son dönemde Avrupa Birliği ülkelerinin kendilerini Çin’e karşı koruma hazırlığı ve Made in Europe olarak da bilinen IAA-Industrial Accelerators Act yasa taslağı şu anda ihracatımızı olumsuz etkileyebilecek en önemli risk olarak görülüyor. Türkiye’nin de Made in Europe kapsamı içerisinde kalması için tüm gücümüzle çalışıyoruz” dedi. Dünya otomotiv endüstrisinde yenilikçi tasarımların öneminin her geçen gün arttığını da dikkat çeken Yazıcı “Ülkemizi bu dönüşümde öncü bir konuma taşımamız gerekiyor. Gençlerimizin bu süreçte doğru konumlanması çok önemli. Sadece otomotiv endüstrisinin değil, ülkemizin de geleceği cesur, yaratıcı ve girişimci gençlerimizin elinde. Sektörümüzün teknolojik dönüşümünü hızlandırmak ve yeni nesil mobilite girişimlerine doğrudan destek sunmak amacıyla kısa süre önce OİBventure fonunu da hayata geçirdik. OGTY’de bulunan girişimlerimizin her birini geleceğe taşımak için OİBventure fonumuzu da etkin bir şekilde kullanmayı hedefliyoruz” dedi. Ozan: “Projelerin değerlemesi yaklaşık 22 milyar TL’ye ulaştı” OGTY Yürütme Kurulu Başkanı Zeki Şafak Ozan da bu yıl OGTY’ye toplam 435 başvuru olduğunu, 2012 yılından bugüne kadar ise toplam 6.079 başvuru olduğunu belirterek “Bugüne desteklediğimiz projeler toplam 2,2 milyar TL yatırım aldı ve 2.135 kişilik istihdam oluşturdu. Ciroları 1,2 milyar TL’ye, değerlemeleri ise yaklaşık 22 milyar TL'ye ulaştı. Projelerin yaklaşık yüzde 70’i şirketleşti. Birçoğu artık mobilite dünyasının aktif oyuncuları arasında. Bu girişimler artık yalnızca birer fikir değil, aynı zamanda sektörel dönüşümün öncüleri. Big Bang Startup Challenge gibi büyük sahnelerde kendilerine yer bulacak bu ekiplerin, gelecekte çok daha büyük başarılara imza atacaklarına gönülden inanıyoruz, OİBventure İnovasyon Fonu da gençlerin başarılarına katkı sağlayacak” dedi. Gazi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Serhat Karyeyen konuşmasında tüm finalistlere başarılar dilerken, İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Attila Dikbaş da “Otomotiv ve mobilitede bugüne dek OİB iş birliğinde 530 otomotiv girişimini destekledik ve yaklaşık 50 girişimcinin global pazara açılmasına katkı sağladık” dedi. OGTY’ye en çok proje gönderen ödülün takdim edildiği Bursa Uludağ Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi de “Otomotivin başkenti olan Bursa’da bu sektöre önemli yatırımlar yapıyoruz. Üniversite ve Teknokent olarak da projelerimizle OGTY’ye başvurmaya devam edeceğiz” dedi. OGTY otomotivde ufuk açan konferans ve panellere ev sahipliği yaptı Her yıl katlanarak büyüyen ve bir tasarım yarışmasından olmasından öte Türk otomotiv endüstrisinin inovasyon ekosisteminin temel taşlarından birine dönüşen OGTY, profesyonellerden öğrencilere geniş bir kitlenin yaratıcı fikirlerini ve potansiyelini ortaya koyması bakımından da önem taşıyor. Ülkemiz otomotiv sektöründe Ar-Ge ve tasarım kültürünün yerleşmesi, teknoloji ile bütünleşmesi, ihracatta katma değerin artırılması ve komponent bazlı yenilikçi ürünler tasarlanması amacıyla düzenlenen OGTY, bu yıl da önemli organizasyonlara ev sahipliği yaptı. Doç. Dr. Dicle Yurdakul’un moderatörlüğünde gerçekleştirilen OGTY’de, Strateji ve İnovasyon Danışmanı Mustafa İçil “Endüstriyel Mobilitede Geleceği Tasarlamak: Yapay Zeka, İnovasyon ve Yeni Rekabet Oyunu” başlıklı konuşma yaparken, Türkiye Kalkınma Fonu Genel Müdürü Dr. Elif Altuğ da OİBventure Mobilite İnovasyon Fonu Tanıtım Sunumu gerçekleştirdi. OGTY’DE DERECEYE GİREN İLK BEŞ PROJE 1. Helios - 1,5 milyon TL ödül Helios, MOF teknolojisiyle hidrojeni daha güvenli ve kompakt depolayarak temiz yakıtlı araçların yaygınlaşmasının önündeki en büyük engeli çözmeyi hedefliyor. 2. ICARBON - 1 milyon TL ödül Otomotiv endüstrisi kaynaklı polimerik atıkların yüzde 90 üzeri verimle tekrar kullanılmasını sağlamak için “Hidrotermal İleri Geri Dönüşüm Teknolojileri” üzerinde çalışıyor. 3. Gibrin eDrive - 900 bin TL ödül Elektrikli ve hibrit araçlar için geliştirilen, yüksek verimli BLDC elektrik motoru, akıllı motor sürücüsü ve uzaktan kontrol platformunu tek sistemde sunan yerli e-mobilite çözümü. 4. NuManufacturing - 850 bin TL ödül NuCoatSense Mobility, otomotivde üretim ve mal kabulde malzeme, boya ve kaplama kalitesini NIR sensör füzyonu ve Edge AI ile anlık doğrulayan sürdürülebilir kalite ve DPP platformu. 5. TUSMEC - 750 bin TL ödül Farklı tipte otonom sistemleri tek bir yapay zekâ platformu üzerinden koordine ederek tarım, lojistik ve güvenlik operasyonlarını otomatikleştiren bir robotik deeptech teknoloji girişimi.

Macron’un Körfez mesaisinde enerji güvenliği öne çıkıyor Haber

Macron’un Körfez mesaisinde enerji güvenliği öne çıkıyor

Kuveyt’in ardından Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Katar’ı ziyaret edecek Macron’un temaslarında iki taraf arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi de ele alınacak. Kuveyt’te resmî törenle karşılandı Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, dört ülkeyi kapsayan Körfez ziyaretinin ilk durağı Kuveyt’e gitti. Kuveyt Uluslararası Havalimanı’nda düzenlenen karşılama törenine Kuveyt Emiri Şeyh Meşal el-Ahmed el-Cabir es-Sabah, Veliaht Prens Şeyh Sabah Halid el-Hamed es-Sabah ve Başbakan Şeyh Ahmed Abdullah el-Ahmed es-Sabah katıldı. Törende Kuveytli çocuklar Macron’a çiçek takdim etti. İkili ilişkiler masaya yatırılacak Kuveyt haber ajansı KUNA’nın haberine göre Macron, Kuveyt Emiri Şeyh Meşal el-Ahmed el-Cabir es-Sabah ile görüşerek iki ülke arasındaki işbirliğini geliştirme olanaklarını değerlendirecek. KUNA, ziyareti Fransa ile Kuveyt arasında 65 yıldır devam eden tarihî bağlar ve işbirliği açısından önemli bir dönüm noktası olarak nitelendirdi. Kuveyt’in 1961’de bağımsızlığını kazanmasının ardından diplomatik ilişkiler kuran iki ülke, yıllar içinde savunma, güvenlik, ticaret, yatırım ve eğitim alanlarında işbirliğini geliştirdi. Hürmüz Boğazı ve petrol arzı gündemde Fransa Cumhurbaşkanlığının daha önce yaptığı açıklamaya göre Macron, 19-21 Ekim tarihlerinde Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Katar’ı kapsayan bir ziyaret gerçekleştirecek. Görüşmelerde bölgesel istikrarın yanı sıra Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğü ve enerji güvenliği konuları ele alınacak. Küresel petrol arzı açısından stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin aksadığı ve bölgesel gerilimlerin arttığı bir dönemde yapılan ziyaret, enerji taşımacılığı ve Körfez’deki güvenlik gelişmeleri bakımından önem taşıyor.

Finansmanda rahatlama 2027’ye kaldı Haber

Finansmanda rahatlama 2027’ye kaldı

Yabancı finans kuruluşlarının önemli bölümü ekim ayında 100 baz puanlık indirim öngörürken, KOBİ kredilerindeki büyüme sınırının yükseltilmesi ve likidite düzenlemeleri işletmelerin finansman imkanlarını destekliyor. Uzmanlar, ilk rahatlamanın KOBİ’ler, ihracatçılar ve yatırım odaklı şirketlerde hissedileceğini, ticari kredi faizlerinde belirgin düşüşün ise 2027’nin ilk yarısında gündeme gelebileceğini değerlendiriyor. Türkiye’de enflasyondaki gerileme ve para politikasında gevşeme beklentileri, reel sektörün finansman koşullarına ilişkin umutları artırdı. Eylül ayında tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık yüzde 1,84 artarken yıllık enflasyon yüzde 29,73’e geriledi. Böylece yıllık enflasyon Kasım 2021’den bu yana ilk kez yüzde 30’un altına indi. Enflasyondaki düşüş, Merkez Bankası’nın faiz politikasına yönelik beklentileri etkilerken, kredi piyasasında normalleşmenin ne zaman ve hangi kesimlerde hissedileceği de gündemin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Faiz indirimi beklentileri güçleniyor Piyasaların odağı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 22 Ekim’de gerçekleştireceği Para Politikası Kurulu toplantısına çevrildi. Yabancı finans kuruluşlarının faiz kararına ilişkin tahminleri farklılaşsa da kurumların önemli bölümü 100 baz puanlık indirim bekliyor. Citi, ekim ayında 100 baz puanlık faiz indirimi öngörürken yıl sonu politika faizi tahminini yüzde 35 seviyesinde koruyor. Commerzbank ve BBVA da 100 baz puanlık indirim beklentisini paylaşıyor. BBVA, dış koşullarda yeni bir bozulma yaşanmaması halinde aralık ayında da benzer büyüklükte bir indirim yapılabileceğini değerlendiriyor. Goldman Sachs ise faiz indirimi için henüz erken olduğu görüşüyle politika faizinin yüzde 37’de sabit tutulmasını bekliyor. KOBİ kredilerinde yeni düzenleme Faiz kararına yönelik beklentilerin yanı sıra TCMB’nin ekim ayı başında yaptığı düzenlemeler de işletmelerin finansmana erişimi açısından önem taşıyor. Bankaların KOBİ kredilerindeki aylık büyüme sınırı yüzde 4,5’ten yüzde 5’e yükseltilirken, Türk lirası zorunlu karşılıklara ilişkin bloke tesis oranlarında da indirime gidildi. Düzenlemelerle bankaların likidite yönetiminin desteklenmesi ve işletmelere kredi sağlama imkanlarının genişletilmesi amaçlanıyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de makroihtiyati adımlarla finansal sistemi ve reel ekonomiyi desteklediklerini belirtti. Kredi büyüme sınırındaki artışın ve zorunlu karşılık düzenlemelerinin bankaların likidite yönetimini güçlendireceğini ifade eden Şimşek, dezenflasyon süreciyle uyumlu, hedefli ve seçici adımların sürdürüleceğini vurguladı. Yeni düzenlemeler özellikle işletme sermayesi ve yatırım finansmanına ihtiyaç duyan şirketler açısından önem taşıyor. Ancak kredi imkanlarının genişlemesi kadar, işletmelerin kullandığı kredilerin maliyetinin ne zaman düşeceği de belirleyici olacak. Ölçülü normalleşme bekleniyor Ahlatcı Yatırım Araştırma Müdür Yardımcısı Dinçer Kurt, enflasyondaki gerilemenin TCMB’ye faiz indirimi için daha geniş bir hareket alanı sağladığını belirtti. Kurt, ekim toplantısında 100 baz puanlık indirimin olası senaryolardan biri olduğunu ifade ederken, bu adımın hızlı ve agresif bir gevşeme sürecinin başlangıcı olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Para politikasında ölçülü bir normalleşme beklediğini belirten Kurt, enerji fiyatları, hizmet enflasyonu ve enflasyon beklentilerindeki risklerin yakından izleneceğini kaydetti. Kurt’un yıl sonu politika faizi tahmini yüzde 35 civarında bulunurken, 2027’nin ilk yarısına ilişkin beklentisi yüzde 30-32 bandında şekilleniyor. Kredi faizlerine yansıma gecikebilir Politika faizindeki olası indirimlerin ticari kredi maliyetlerine aynı hızda yansıması beklenmiyor. Bankaların mevduat maliyetleri, likidite koşulları ve makroihtiyati düzenlemeler, kredi faizlerinin seyrinde belirleyici olmaya devam ediyor. Dinçer Kurt, politika faizindeki düşüşün ticari kredi faizlerine bire bir ve eş zamanlı yansımasının beklenmemesi gerektiğini belirterek, kredi maliyetlerindeki gerilemenin bankaların kaynak maliyetlerine bağlı olacağını ifade etti. Faiz indirimlerinin zaman içinde birikimli etki oluşturmasıyla ticari kredi piyasasında daha belirgin bir iyileşme yaşanabileceğini değerlendiren Kurt, politika faizi ile şirketlerin kullandığı kredilerin maliyeti arasında zaman farkı oluşabileceğine işaret etti. Belirgin rahatlama 2027’nin ilk yarısında Ticari kredi faizlerinde daha güçlü bir düşüş için 2027’nin ilk yarısını işaret eden Kurt, politika faizindeki indirimlerin birikimli hale gelmesi ve bankaların fonlama maliyetlerinin gerilemesinin bu süreçte etkili olacağını belirtti. Genel kredi faizlerinde de aynı dönemde aşağı yönlü hareket bekleyen Kurt, faiz indirimlerinin mevduat ve kredi maliyetlerine ne ölçüde yansıyacağının yakından izlenmesi gerektiğini vurguladı. Öncelik KOBİ’ler ve ihracatçılar Finansmana erişimdeki iyileşmenin bütün kesimlerde aynı anda ve aynı ölçüde gerçekleşmesi beklenmiyor. Dinçer Kurt’a göre ilk rahatlama, işletme sermayesi ve yatırım finansmanı ihtiyacı bulunan reel sektör şirketlerinde görülebilir. KOBİ’ler, ihracatçılar ve yatırım yapmayı planlayan işletmeler, kredi imkanlarındaki kademeli iyileşmeden öncelikli olarak yararlanabilecek kesimler arasında bulunuyor. Buna karşılık hanehalkı kredilerinde aynı hızda bir gevşeme öngörülmüyor. TCMB’nin kredi büyüme sınırına ilişkin düzenlemesinin de kredi kanalını tamamen açmaktan ziyade finansal kaynakların yönlendirileceği alanları belirlediğini ifade eden Kurt, üretim ve yatırım odaklı bir normalleşme sürecinin öne çıkacağını belirtti. Yatırım iştahı desteklenebilir Ticari kredi faizlerindeki olası düşüşün yatırımlara etkisinde bankaların fonlama maliyetleri kritik rol oynayacak. Enflasyon beklentilerindeki iyileşmenin korunması ve bankaların kaynak maliyetlerinin gerilemesi halinde ticari kredi faizlerinde daha belirgin bir normalleşme yaşanabileceği değerlendiriliyor. Böyle bir gelişmenin işletmelerin yatırım kararlarını ve işletme sermayesi finansmanını desteklemesi bekleniyor. Önümüzdeki dönemde temel beklenti, ekonominin bütün kesimlerine yayılan hızlı bir kredi genişlemesinden çok, üretim, ihracat ve yatırımları destekleyen seçici bir finansal normalleşmenin gerçekleşmesi yönünde şekilleniyor.

BAE ile Türkiye arasında Franchise ve yatırım köprüsü Haber

BAE ile Türkiye arasında Franchise ve yatırım köprüsü

Medyafors organizasyonu ve Standards and Partners Ana sponsorluğu ile 15–18 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul Yenikapı Avrasya Fuar Merkezi’nde düzenlenecek Bayim Olur musun? – Be My Franchise 24. Franchising ve Markalı Bayilik Fuarı, Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında iki yönlü ticari ilişkilerin geliştirilmesine ev sahipliği yapacak. Emirates Franchise Association’ın 6 firmayla katıldığı fuarda, yönetim kurulu üyesi ve Umm Al Quwain Ticaret ve Sanayi odası başkanı H.E. AHMED OBAID IBRAHIM AL ALI, heyete başkanlık ediyor. BAE markaları Türkiye’de master franchise yatırımcıları ve stratejik iş ortaklarıyla buluşmayı hedefliyor. Türk markaları açısından ise BAE pazarına giriş, bölgesel büyüme, yerel ortaklıklar ve Körfez merkezli yatırım fonlarıyla yeni iş birliği olanakları öne çıkıyor. Emirates Franchise Association heyeti, fuar alanındaki geniş standında dört gün boyunca Türk iş insanlarını, marka sahiplerini ve yatırımcıları ikili iş görüşmeleri için ağırlayacak. BAE’nin Franchise ve Yatırım Ekosistemi Konuşulacak Fuar kapsamında düzenlenen Franchise Market Talks, 15 Ekim Perşembe günü saat 15.00’te “Emirates Franchise Association Özel Oturumu: BAE’de Franchise ve Yatırım Ekosistemi” başlıklı panele ev sahipliği yapacak. Ahood Almenhali’nin moderatörlüğündeki oturumda The Dates Farm ve The Q Lab Café Kurucusu Anas Al Madani, SNUW Kurucusu Rasha Khalil ve Amoody Global’den Ahmed Ali Al-Amoody konuşmacı olarak yer alacak. Panelde BAE’nin yatırım ortamı, teşvikleri, pazara giriş modelleri, franchise yatırımları ve BAE merkezli fonların küresel yatırım stratejileri ele alınacak. Medyafors Yönetim Kurulu Başkanı Özhan Erem, fuarın uluslararası boyutunu değerlendirirken, “BAE’den gelen markaların Türkiye’de master franchise yatırımcıları araması kadar, Türk markalarının Körfez pazarına açılması da bizim için önemli. Abu Dhabi Chamber ve Emirates Franchise Association’ın katılımını, iki ülke arasında kalıcı ticari ilişkiler ve yatırım ortaklıkları geliştirmek açısından değerli buluyoruz.” dedi. Franchise Market Talks oturumları ve fuar, 15–18 Ekim boyunca ziyaretçilere açık olacak. Her iki etkinlik için tek bir ücretsiz ziyaretçi bileti yeterli.

Şimşek: Dezenflasyon 2027’de de devam edecek Haber

Şimşek: Dezenflasyon 2027’de de devam edecek

Yıllık enflasyonun 57 ay sonra yüzde 30’un altına indiğini söyleyen Şimşek, dezenflasyon sürecinin 2027 yılında da devam edeceğini ifade etti. Türkiye’de enflasyon geriledi Ekonomi ve Finansta Milli Vizyon Zirvesi’nde konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, küresel ekonomideki gelişmeler ile Türkiye’nin ekonomi programına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İsrail ve ABD ile İran arasındaki savaşın küresel ekonomide önemli şoklara neden olduğunu belirten Şimşek, enerji fiyatlarında yakın tarihin en büyük arz şoklarından biriyle karşı karşıya kalındığını söyledi. Savaşın petrol ve doğal gazın yanı sıra enerji dışı emtia fiyatlarını da etkilediğini belirten Şimşek, birçok ülkede manşet enflasyonun yükseldiğine dikkat çekti. Türkiye’nin ise Şubat-Eylül döneminde enflasyonun gerilediği nadir ülkelerden biri olduğunu ifade etti. Enflasyon 57 ay sonra yüzde 30’un altına indi Uygulanan ekonomi programının önemli ölçüde sonuç verdiğini belirten Şimşek, dezenflasyon hızının henüz hedeflenen seviyeye ulaşmadığını ancak enflasyonda belirgin bir düşüş sağlandığını söyledi. Şimşek, manşet enflasyonun 57 ayın en düşük seviyesine gerileyerek yüzde 30’un altına indiğini belirtti. Savaşın enflasyon üzerindeki etkisi bulunmasaydı enflasyonun daha düşük seviyede olabileceğini ifade eden Şimşek, Merkez Bankası’nın teknik çalışmasına göre bu oranın yaklaşık yüzde 23 seviyesinde gerçekleşebileceğini aktardı. 2027’de fiyat artışları yavaşlamayı sürdürecek Enerji fiyatlarındaki gelişmelere de değinen Şimşek, motorin fiyatlarının yalnızca ham petrol fiyatlarına bağlı olmadığını söyledi. Yakın coğrafyadaki rafineri kapasitesinin önemli bölümünün savaşlar nedeniyle devre dışı kaldığını belirten Şimşek, Avrupa’ya yönelik dizel sevkiyatlarının daha uzun rotalar üzerinden gerçekleştirildiğini ifade etti. Şimşek, 2027 yılında dezenflasyon sürecinin devam edeceğini belirterek, savaşın sona ermemesi durumunda dahi fiyat artış hızındaki yavaşlamanın süreceğini söyledi. Savaşın sona ermesi halinde ise ekonomik görünümün mevcut beklentilerden daha olumlu olabileceğini kaydetti. Ekonomi programında üçüncü aşama Ekonomi programının üç aşamadan oluştuğunu belirten Şimşek, ilk iki aşamanın büyük ölçüde tamamlandığını söyledi. Programın üçüncü aşamasındaki hedefleri tek haneli enflasyona ulaşmak, bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 3’ün altına çekmek, cari açığı yüzde 1 ve altında tutmak ve yapısal dönüşümü gerçekleştirmek olarak sıraladı. KKM sona erdi, mali disiplin güçlendiriliyor Şimşek, ekonomi programı kapsamında ödemeler dengesi risklerinin azaltılması, Kur Korumalı Mevduat uygulamasının sonlandırılması, mali disiplinin yeniden tesis edilmesi ve ekonominin şoklara karşı dayanıklılığının artırılması alanlarında önemli ilerleme kaydedildiğini belirtti. Programın temel hedefleri arasında sürdürülebilir yüksek büyüme ve daha adil gelir dağılımının da bulunduğunu ifade etti. Kamuda 484 milyar liralık tasarruf Kamuda tasarruf tedbirleri kapsamında önemli mesafe alındığını belirten Şimşek, mevcut politikalar sayesinde 484 milyar liralık tasarruf sağlandığını açıkladı. Şimşek ayrıca, dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payının bu yıl uzun bir aradan sonra ilk kez yüzde 60’ın altına gerilemesinin beklendiğini söyledi. Büyümede daha dengeli görünüm Türkiye ekonomisindeki büyümenin yapısına da değinen Şimşek, yatırımlardaki artışın özel tüketimdeki artıştan daha güçlü olduğunu belirtti. Bu görünümün Türkiye’nin daha dengeli ve sürdürülebilir bir büyüme patikasına yöneldiğine işaret ettiğini ifade etti. TL ticari krediler yüzde 41 arttı Reel sektörün en önemli gündem maddelerinden birinin finansmana erişim olduğunu belirten Şimşek, TL cinsinden ticari kredilerin son bir yılda yüzde 41 arttığını söyledi. Reeskont kredilerinin faiz oranının yaklaşık yüzde 24 seviyesinde bulunduğunu belirten Şimşek, bu kredilerin hacminin 1,4 trilyon liraya ulaştığını aktardı. Bankalara KOBİ ve reel sektör çağrısı Konuşmasının sonunda bankalara çağrıda bulunan Şimşek, mevcut dönemde özellikle KOBİ’lerin ve reel sektörün finansmanına öncelik verilmesi gerektiğini vurguladı. Şimşek, Türkiye ekonomisinin temel önceliklerini yatırım, istihdam, üretim ve ihracat olarak sıraladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.