SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yatırım

Ekometre - Yatırım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yatırım haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Finansmanda rahatlama 2027’ye kaldı Haber

Finansmanda rahatlama 2027’ye kaldı

Yabancı finans kuruluşlarının önemli bölümü ekim ayında 100 baz puanlık indirim öngörürken, KOBİ kredilerindeki büyüme sınırının yükseltilmesi ve likidite düzenlemeleri işletmelerin finansman imkanlarını destekliyor. Uzmanlar, ilk rahatlamanın KOBİ’ler, ihracatçılar ve yatırım odaklı şirketlerde hissedileceğini, ticari kredi faizlerinde belirgin düşüşün ise 2027’nin ilk yarısında gündeme gelebileceğini değerlendiriyor. Türkiye’de enflasyondaki gerileme ve para politikasında gevşeme beklentileri, reel sektörün finansman koşullarına ilişkin umutları artırdı. Eylül ayında tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık yüzde 1,84 artarken yıllık enflasyon yüzde 29,73’e geriledi. Böylece yıllık enflasyon Kasım 2021’den bu yana ilk kez yüzde 30’un altına indi. Enflasyondaki düşüş, Merkez Bankası’nın faiz politikasına yönelik beklentileri etkilerken, kredi piyasasında normalleşmenin ne zaman ve hangi kesimlerde hissedileceği de gündemin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Faiz indirimi beklentileri güçleniyor Piyasaların odağı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 22 Ekim’de gerçekleştireceği Para Politikası Kurulu toplantısına çevrildi. Yabancı finans kuruluşlarının faiz kararına ilişkin tahminleri farklılaşsa da kurumların önemli bölümü 100 baz puanlık indirim bekliyor. Citi, ekim ayında 100 baz puanlık faiz indirimi öngörürken yıl sonu politika faizi tahminini yüzde 35 seviyesinde koruyor. Commerzbank ve BBVA da 100 baz puanlık indirim beklentisini paylaşıyor. BBVA, dış koşullarda yeni bir bozulma yaşanmaması halinde aralık ayında da benzer büyüklükte bir indirim yapılabileceğini değerlendiriyor. Goldman Sachs ise faiz indirimi için henüz erken olduğu görüşüyle politika faizinin yüzde 37’de sabit tutulmasını bekliyor. KOBİ kredilerinde yeni düzenleme Faiz kararına yönelik beklentilerin yanı sıra TCMB’nin ekim ayı başında yaptığı düzenlemeler de işletmelerin finansmana erişimi açısından önem taşıyor. Bankaların KOBİ kredilerindeki aylık büyüme sınırı yüzde 4,5’ten yüzde 5’e yükseltilirken, Türk lirası zorunlu karşılıklara ilişkin bloke tesis oranlarında da indirime gidildi. Düzenlemelerle bankaların likidite yönetiminin desteklenmesi ve işletmelere kredi sağlama imkanlarının genişletilmesi amaçlanıyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de makroihtiyati adımlarla finansal sistemi ve reel ekonomiyi desteklediklerini belirtti. Kredi büyüme sınırındaki artışın ve zorunlu karşılık düzenlemelerinin bankaların likidite yönetimini güçlendireceğini ifade eden Şimşek, dezenflasyon süreciyle uyumlu, hedefli ve seçici adımların sürdürüleceğini vurguladı. Yeni düzenlemeler özellikle işletme sermayesi ve yatırım finansmanına ihtiyaç duyan şirketler açısından önem taşıyor. Ancak kredi imkanlarının genişlemesi kadar, işletmelerin kullandığı kredilerin maliyetinin ne zaman düşeceği de belirleyici olacak. Ölçülü normalleşme bekleniyor Ahlatcı Yatırım Araştırma Müdür Yardımcısı Dinçer Kurt, enflasyondaki gerilemenin TCMB’ye faiz indirimi için daha geniş bir hareket alanı sağladığını belirtti. Kurt, ekim toplantısında 100 baz puanlık indirimin olası senaryolardan biri olduğunu ifade ederken, bu adımın hızlı ve agresif bir gevşeme sürecinin başlangıcı olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Para politikasında ölçülü bir normalleşme beklediğini belirten Kurt, enerji fiyatları, hizmet enflasyonu ve enflasyon beklentilerindeki risklerin yakından izleneceğini kaydetti. Kurt’un yıl sonu politika faizi tahmini yüzde 35 civarında bulunurken, 2027’nin ilk yarısına ilişkin beklentisi yüzde 30-32 bandında şekilleniyor. Kredi faizlerine yansıma gecikebilir Politika faizindeki olası indirimlerin ticari kredi maliyetlerine aynı hızda yansıması beklenmiyor. Bankaların mevduat maliyetleri, likidite koşulları ve makroihtiyati düzenlemeler, kredi faizlerinin seyrinde belirleyici olmaya devam ediyor. Dinçer Kurt, politika faizindeki düşüşün ticari kredi faizlerine bire bir ve eş zamanlı yansımasının beklenmemesi gerektiğini belirterek, kredi maliyetlerindeki gerilemenin bankaların kaynak maliyetlerine bağlı olacağını ifade etti. Faiz indirimlerinin zaman içinde birikimli etki oluşturmasıyla ticari kredi piyasasında daha belirgin bir iyileşme yaşanabileceğini değerlendiren Kurt, politika faizi ile şirketlerin kullandığı kredilerin maliyeti arasında zaman farkı oluşabileceğine işaret etti. Belirgin rahatlama 2027’nin ilk yarısında Ticari kredi faizlerinde daha güçlü bir düşüş için 2027’nin ilk yarısını işaret eden Kurt, politika faizindeki indirimlerin birikimli hale gelmesi ve bankaların fonlama maliyetlerinin gerilemesinin bu süreçte etkili olacağını belirtti. Genel kredi faizlerinde de aynı dönemde aşağı yönlü hareket bekleyen Kurt, faiz indirimlerinin mevduat ve kredi maliyetlerine ne ölçüde yansıyacağının yakından izlenmesi gerektiğini vurguladı. Öncelik KOBİ’ler ve ihracatçılar Finansmana erişimdeki iyileşmenin bütün kesimlerde aynı anda ve aynı ölçüde gerçekleşmesi beklenmiyor. Dinçer Kurt’a göre ilk rahatlama, işletme sermayesi ve yatırım finansmanı ihtiyacı bulunan reel sektör şirketlerinde görülebilir. KOBİ’ler, ihracatçılar ve yatırım yapmayı planlayan işletmeler, kredi imkanlarındaki kademeli iyileşmeden öncelikli olarak yararlanabilecek kesimler arasında bulunuyor. Buna karşılık hanehalkı kredilerinde aynı hızda bir gevşeme öngörülmüyor. TCMB’nin kredi büyüme sınırına ilişkin düzenlemesinin de kredi kanalını tamamen açmaktan ziyade finansal kaynakların yönlendirileceği alanları belirlediğini ifade eden Kurt, üretim ve yatırım odaklı bir normalleşme sürecinin öne çıkacağını belirtti. Yatırım iştahı desteklenebilir Ticari kredi faizlerindeki olası düşüşün yatırımlara etkisinde bankaların fonlama maliyetleri kritik rol oynayacak. Enflasyon beklentilerindeki iyileşmenin korunması ve bankaların kaynak maliyetlerinin gerilemesi halinde ticari kredi faizlerinde daha belirgin bir normalleşme yaşanabileceği değerlendiriliyor. Böyle bir gelişmenin işletmelerin yatırım kararlarını ve işletme sermayesi finansmanını desteklemesi bekleniyor. Önümüzdeki dönemde temel beklenti, ekonominin bütün kesimlerine yayılan hızlı bir kredi genişlemesinden çok, üretim, ihracat ve yatırımları destekleyen seçici bir finansal normalleşmenin gerçekleşmesi yönünde şekilleniyor.

BAE ile Türkiye arasında Franchise ve yatırım köprüsü Haber

BAE ile Türkiye arasında Franchise ve yatırım köprüsü

Medyafors organizasyonu ve Standards and Partners Ana sponsorluğu ile 15–18 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul Yenikapı Avrasya Fuar Merkezi’nde düzenlenecek Bayim Olur musun? – Be My Franchise 24. Franchising ve Markalı Bayilik Fuarı, Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında iki yönlü ticari ilişkilerin geliştirilmesine ev sahipliği yapacak. Emirates Franchise Association’ın 6 firmayla katıldığı fuarda, yönetim kurulu üyesi ve Umm Al Quwain Ticaret ve Sanayi odası başkanı H.E. AHMED OBAID IBRAHIM AL ALI, heyete başkanlık ediyor. BAE markaları Türkiye’de master franchise yatırımcıları ve stratejik iş ortaklarıyla buluşmayı hedefliyor. Türk markaları açısından ise BAE pazarına giriş, bölgesel büyüme, yerel ortaklıklar ve Körfez merkezli yatırım fonlarıyla yeni iş birliği olanakları öne çıkıyor. Emirates Franchise Association heyeti, fuar alanındaki geniş standında dört gün boyunca Türk iş insanlarını, marka sahiplerini ve yatırımcıları ikili iş görüşmeleri için ağırlayacak. BAE’nin Franchise ve Yatırım Ekosistemi Konuşulacak Fuar kapsamında düzenlenen Franchise Market Talks, 15 Ekim Perşembe günü saat 15.00’te “Emirates Franchise Association Özel Oturumu: BAE’de Franchise ve Yatırım Ekosistemi” başlıklı panele ev sahipliği yapacak. Ahood Almenhali’nin moderatörlüğündeki oturumda The Dates Farm ve The Q Lab Café Kurucusu Anas Al Madani, SNUW Kurucusu Rasha Khalil ve Amoody Global’den Ahmed Ali Al-Amoody konuşmacı olarak yer alacak. Panelde BAE’nin yatırım ortamı, teşvikleri, pazara giriş modelleri, franchise yatırımları ve BAE merkezli fonların küresel yatırım stratejileri ele alınacak. Medyafors Yönetim Kurulu Başkanı Özhan Erem, fuarın uluslararası boyutunu değerlendirirken, “BAE’den gelen markaların Türkiye’de master franchise yatırımcıları araması kadar, Türk markalarının Körfez pazarına açılması da bizim için önemli. Abu Dhabi Chamber ve Emirates Franchise Association’ın katılımını, iki ülke arasında kalıcı ticari ilişkiler ve yatırım ortaklıkları geliştirmek açısından değerli buluyoruz.” dedi. Franchise Market Talks oturumları ve fuar, 15–18 Ekim boyunca ziyaretçilere açık olacak. Her iki etkinlik için tek bir ücretsiz ziyaretçi bileti yeterli.

Şimşek: Dezenflasyon 2027’de de devam edecek Haber

Şimşek: Dezenflasyon 2027’de de devam edecek

Yıllık enflasyonun 57 ay sonra yüzde 30’un altına indiğini söyleyen Şimşek, dezenflasyon sürecinin 2027 yılında da devam edeceğini ifade etti. Türkiye’de enflasyon geriledi Ekonomi ve Finansta Milli Vizyon Zirvesi’nde konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, küresel ekonomideki gelişmeler ile Türkiye’nin ekonomi programına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İsrail ve ABD ile İran arasındaki savaşın küresel ekonomide önemli şoklara neden olduğunu belirten Şimşek, enerji fiyatlarında yakın tarihin en büyük arz şoklarından biriyle karşı karşıya kalındığını söyledi. Savaşın petrol ve doğal gazın yanı sıra enerji dışı emtia fiyatlarını da etkilediğini belirten Şimşek, birçok ülkede manşet enflasyonun yükseldiğine dikkat çekti. Türkiye’nin ise Şubat-Eylül döneminde enflasyonun gerilediği nadir ülkelerden biri olduğunu ifade etti. Enflasyon 57 ay sonra yüzde 30’un altına indi Uygulanan ekonomi programının önemli ölçüde sonuç verdiğini belirten Şimşek, dezenflasyon hızının henüz hedeflenen seviyeye ulaşmadığını ancak enflasyonda belirgin bir düşüş sağlandığını söyledi. Şimşek, manşet enflasyonun 57 ayın en düşük seviyesine gerileyerek yüzde 30’un altına indiğini belirtti. Savaşın enflasyon üzerindeki etkisi bulunmasaydı enflasyonun daha düşük seviyede olabileceğini ifade eden Şimşek, Merkez Bankası’nın teknik çalışmasına göre bu oranın yaklaşık yüzde 23 seviyesinde gerçekleşebileceğini aktardı. 2027’de fiyat artışları yavaşlamayı sürdürecek Enerji fiyatlarındaki gelişmelere de değinen Şimşek, motorin fiyatlarının yalnızca ham petrol fiyatlarına bağlı olmadığını söyledi. Yakın coğrafyadaki rafineri kapasitesinin önemli bölümünün savaşlar nedeniyle devre dışı kaldığını belirten Şimşek, Avrupa’ya yönelik dizel sevkiyatlarının daha uzun rotalar üzerinden gerçekleştirildiğini ifade etti. Şimşek, 2027 yılında dezenflasyon sürecinin devam edeceğini belirterek, savaşın sona ermemesi durumunda dahi fiyat artış hızındaki yavaşlamanın süreceğini söyledi. Savaşın sona ermesi halinde ise ekonomik görünümün mevcut beklentilerden daha olumlu olabileceğini kaydetti. Ekonomi programında üçüncü aşama Ekonomi programının üç aşamadan oluştuğunu belirten Şimşek, ilk iki aşamanın büyük ölçüde tamamlandığını söyledi. Programın üçüncü aşamasındaki hedefleri tek haneli enflasyona ulaşmak, bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 3’ün altına çekmek, cari açığı yüzde 1 ve altında tutmak ve yapısal dönüşümü gerçekleştirmek olarak sıraladı. KKM sona erdi, mali disiplin güçlendiriliyor Şimşek, ekonomi programı kapsamında ödemeler dengesi risklerinin azaltılması, Kur Korumalı Mevduat uygulamasının sonlandırılması, mali disiplinin yeniden tesis edilmesi ve ekonominin şoklara karşı dayanıklılığının artırılması alanlarında önemli ilerleme kaydedildiğini belirtti. Programın temel hedefleri arasında sürdürülebilir yüksek büyüme ve daha adil gelir dağılımının da bulunduğunu ifade etti. Kamuda 484 milyar liralık tasarruf Kamuda tasarruf tedbirleri kapsamında önemli mesafe alındığını belirten Şimşek, mevcut politikalar sayesinde 484 milyar liralık tasarruf sağlandığını açıkladı. Şimşek ayrıca, dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payının bu yıl uzun bir aradan sonra ilk kez yüzde 60’ın altına gerilemesinin beklendiğini söyledi. Büyümede daha dengeli görünüm Türkiye ekonomisindeki büyümenin yapısına da değinen Şimşek, yatırımlardaki artışın özel tüketimdeki artıştan daha güçlü olduğunu belirtti. Bu görünümün Türkiye’nin daha dengeli ve sürdürülebilir bir büyüme patikasına yöneldiğine işaret ettiğini ifade etti. TL ticari krediler yüzde 41 arttı Reel sektörün en önemli gündem maddelerinden birinin finansmana erişim olduğunu belirten Şimşek, TL cinsinden ticari kredilerin son bir yılda yüzde 41 arttığını söyledi. Reeskont kredilerinin faiz oranının yaklaşık yüzde 24 seviyesinde bulunduğunu belirten Şimşek, bu kredilerin hacminin 1,4 trilyon liraya ulaştığını aktardı. Bankalara KOBİ ve reel sektör çağrısı Konuşmasının sonunda bankalara çağrıda bulunan Şimşek, mevcut dönemde özellikle KOBİ’lerin ve reel sektörün finansmanına öncelik verilmesi gerektiğini vurguladı. Şimşek, Türkiye ekonomisinin temel önceliklerini yatırım, istihdam, üretim ve ihracat olarak sıraladı.

Cevdet Yılmaz’dan fon yatırımı yapan Özel Kalem Müdürü’ne destek Haber

Cevdet Yılmaz’dan fon yatırımı yapan Özel Kalem Müdürü’ne destek

Fon krizine ilişkin tartışmalar sürerken, soruşturma ve iddialar kapsamında gündeme gelen isimlere yenileri ekleniyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM’de yaptığı değerlendirmede Özel Kalem Müdürü Fatih Kılıç’ın söz konusu fonda yatırımının bulunduğunu açıkladı. Özlale’den fon soruları Yeni Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, TBMM’de Cevdet Yılmaz’a iki bakan ve Özel Kalem Müdürü Fatih Kılıç hakkında sorular yöneltti. Özlale, kabinede görev yapan bir bakanın kendi adına değil babası adına fona para yatırıp yatırmadığını ve yatırılan paranın 470 milyon liradan 830 milyon liraya çıkarılıp çıkarılmadığını sordu. Özlale ayrıca başka bir bakanın fonla ilgili gelişmeler kamuoyuna yansımadan önce 170 milyon lirayla sistemden çıkıp çıkmadığını ve Cevdet Yılmaz’ın Özel Kalem Müdürü Fatih Kılıç’ın Pusula kapalı fonunda parasının bulunup bulunmadığını gündeme getirdi. Kılıç’ın 7 milyon liralık yatırımı Cevdet Yılmaz, Fatih Kılıç hakkındaki soruya verdiği yanıtta, olayların ortaya çıkmasının ardından Özel Kalem Müdürü’nün kendisiyle görüştüğünü belirtti. Yılmaz’ın aktardığına göre Kılıç, bazı arkadaşlarıyla birlikte para toplayarak söz konusu fona yatırım yaptıklarını ve toplam yatırım tutarının 7 milyon lira olduğunu söyledi. Kılıç’ın, yatırımın ardından büyük kayıp yaşadığını Yılmaz’a aktardığı belirtildi. “Hukuka aykırı bir işlem varsa hesabını sorarım” Yılmaz, Kılıç’ın fon yatırımında hukuka aykırı bir işlem bulunması halinde bunun araştırılması gerektiğini belirterek, kamu görevlilerinin fon veya borsaya yatırım yapmasının tek başına suç oluşturmayacağını savundu. Cevdet Yılmaz, “455 bin 758 yatırımcıdan biri de Fatih Kılıç” ifadelerini kullanarak, hukuka aykırı işlem veya suç teşkil eden bir durum varsa bunun belgeleriyle birlikte yargıya taşınması gerektiğini söyledi. Bakanlarla ilgili sorular yanıtsız kaldı Ümit Özlale’nin iki bakanla ilgili yönelttiği iddialara ise Cevdet Yılmaz tarafından yanıt verilmedi.

Türkiye’nin Türk devletleriyle ticareti 72,2 milyar dolara ulaştı Haber

Türkiye’nin Türk devletleriyle ticareti 72,2 milyar dolara ulaştı

Türkiye bu dönemde söz konusu ülkelere 41,6 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirirken, 30,6 milyar dolarlık ithalat yaptı. Böylece dış ticaret fazlası 10,9 milyar dolar oldu. Ticaret 72,2 milyar dolara çıktı Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Türkiye’nin Türk Devletleri Teşkilatı üyesi Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan ile 2021-2025 dönemindeki toplam ticaret hacmi 72,2 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu dönemde dört ülkeye yapılan toplam ihracat 41,6 milyar dolar olurken, ithalat 30,6 milyar dolarda kaldı. Türkiye 10,9 milyar dolar fazla verdi Türkiye’nin söz konusu ülkelerle ticaretinde ihracatın ithalatı aşması dikkat çekti. 2021-2025 döneminde Türkiye’nin toplam ihracatı 41,6 milyar dolar, ithalatı ise 30,6 milyar dolar oldu. Böylece Türkiye, dört ülkeyle ticaretinde 10,9 milyar dolarlık dış ticaret fazlası verdi. İhracat 4,8 milyar dolar oldu Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre, bu yılın ilk 9 ayında Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’a yapılan toplam ihracat 4,8 milyar dolar olarak gerçekleşti. Türkiye’nin bölge ülkeleriyle ekonomik ilişkileri ticaretin yanı sıra yatırım, ulaştırma, enerji, teknoloji ve dijital ticaret alanlarında da gelişiyor. En fazla ihracat Azerbaycan’a Türkiye’nin 2021-2025 döneminde dört ülke arasında en fazla ihracat yaptığı ülke Azerbaycan oldu. Bu dönemde Azerbaycan’a 13,7 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirildi. Azerbaycan’ı 12,4 milyar dolarla Kazakistan, 9,9 milyar dolarla Özbekistan ve 5,6 milyar dolarla Kırgızistan izledi. İthalatta Kazakistan önde Türkiye’nin söz konusu ülkelerden gerçekleştirdiği ithalatta ilk sırayı Kazakistan aldı. 2021-2025 döneminde Kazakistan’dan 16,7 milyar dolarlık ithalat yapıldı. Özbekistan’dan 6,9 milyar dolar, Azerbaycan’dan 6,2 milyar dolar ve Kırgızistan’dan 951,9 milyon dolarlık ithalat gerçekleştirildi. TDT 2009’da kuruldu Türk Devletleri Teşkilatı, Türk dünyasındaki ülkeler arasında işbirliğini geliştirmek amacıyla 3 Ekim 2009’da “Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi” adıyla kuruldu. Teşkilat, 2021 yılında Türk Devletleri Teşkilatı adını aldı. Üye ülkeler arasındaki siyasi, ekonomik, kültürel ve toplumsal işbirliğinin geliştirilmesi hedefleniyor. Orta Koridor öne çıkıyor TDT’nin hedefleri arasında üye ülkeler arasında emtia, sermaye, hizmet, teknoloji ve insan kaynaklarının serbest dolaşımının kademeli olarak sağlanması bulunuyor. Orta Koridor’un daha hızlı, güvenli ve ekonomik bir lojistik güzergaha dönüştürülmesi de teşkilatın öncelikleri arasında yer alıyor. Yenilenebilir enerji, akıllı şebeke teknolojileri ve ortak yatırımlar da işbirliği alanları arasında bulunuyor. Azerbaycan ile ticaret güçleniyor Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ekonomik işbirliği enerji, ulaştırma, savunma, teknoloji ve medya gibi farklı alanlara yayılıyor. Bakü-Tiflis-Kars Demir Yolu Hattı da iki ülke arasındaki ulaştırma bağlantılarının önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Kazakistan ile yeni alanlar Türkiye ve Kazakistan arasındaki ekonomik ilişkiler özellikle Orta Koridor üzerinden gelişiyor. İki ülke arasındaki işbirliği yapay zeka, inovasyon, uzay faaliyetleri ve madencilik gibi alanlarda da genişliyor. Kırgızistan ve Özbekistan Türkiye’nin Kırgızistan ve Özbekistan ile ekonomik ilişkilerinde ulaştırma, enerji, madencilik, dijital ticaret ve yatırımlar öne çıkıyor. Orta Koridor’un geliştirilmesiyle birlikte Türkiye’nin Orta Asya ülkeleriyle ticari bağlantılarının daha da genişletilmesi hedefleniyor.

Enerjisa Enerji üst yönetiminde görev değişimi Haber

Enerjisa Enerji üst yönetiminde görev değişimi

Enerjisa Enerji’deki görev değişikliği kapsamında, Joanna Kępczyńska, 1 Kasım 2026 itibarıyla Enerjisa Enerji CFO’su olarak atanacak. Haziran 2023’ten bu yana Enerjisa Enerji CFO’su olarak görev yapan Philipp Ulbrich ise E.ON Grubu bünyesinde Global İş Hizmetleri Modül Liderliği görevini üstlenecek. Enerjisa Enerji Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Erbil Bayçöl, görev değişikliğine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Philipp, son üç yılda Enerjisa Enerji’nin finansal yönetimine ve dönüşümüne önemli katkılar sağladı. Yeni bir düzenleme dönemine girdiğimiz ve Türkiye’nin enerji altyapısına yatırım yapmaya devam ettiğimiz bu süreçte, liderliğiyle şirketimizin güçlenmesine katkıda bulundu. Yönetim Kurulumuz adına kendisine özverili çalışmaları ve değerli katkıları için teşekkür ediyor, E.ON bünyesindeki yeni görevinde başarılar diliyorum. Joanna’yı da Enerjisa Enerji’de aramızda görmekten memnuniyet duyuyorum. E.ON Polska’da on yıldır sürdürdüğü Yönetim Kurulu Üyeliği ve CFO’luk görevi de dahil olmak üzere, Polonya ve Almanya’daki enerji şirketlerinde edindiği kapsamlı finans deneyimini şirketimize taşıyor. Enerji dağıtımı, perakende ve müşteri çözümleri alanlarındaki bilgi birikimi; stratejik önceliklerimiz doğrultusunda ilerlerken müşterilerimiz, yatırımcılarımız ve diğer paydaşlarımız için değer üretmeye devam etmemize katkı sağlayacak. Kendisiyle birlikte çalışmayı sabırsızlıkla bekliyorum.” Joanna Kępczyńska Özgeçmişi: Joanna Kępczyńska, Varşova Teknoloji Üniversitesi ve London School of Economics’ten MBA, Warsaw School of Economics’ten ise Finans ve Bankacılık alanında yüksek lisans derecesine sahiptir. Almanya’da Tübingen Üniversitesi’nde ekonomi eğitimi almış, ayrıca Varşova/Mainz’de Polish-German Academic Forum kapsamında eğitimine devam etmiştir. Finans alanında 30 yıllık deneyime sahip olan Kępczyńska, kariyerinin 23 yılında yönetsel roller üstlenmiştir. Kariyeri boyunca E.ON ve RWE’nin Polonya ve Almanya’daki organizasyonlarında çeşitli üst düzey finans ve kontrol görevlerinde bulunmuş; RWE Polska, RWE Generation, RWE Vertrieb ve E.ON Foton gibi şirketlerde görev yapmıştır. Kępczyńska, 2016 yılından bu yana E.ON Polska Yönetim Kurulu Üyesi ve CFO’su olarak görev yapmakta olup enerji satışı, dağıtım, enerji çözümleri ve ısıtma alanlarında faaliyet gösteren E.ON Polska şirketlerinin finansal yönetiminden sorumludur. Kępczyńska, 1 Kasım 2026 itibarıyla Enerjisa Enerji CFO’luğu görevini devralacaktır.

Bulgaristan’ın yatırım potansiyeli İstanbul’da masaya yatırıldı Haber

Bulgaristan’ın yatırım potansiyeli İstanbul’da masaya yatırıldı

Diplomatik temsilcileri, üst düzey kamu görevlilerini, yatırımcıları ve iş dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getiren buluşmada; Türkiye ile Bulgaristan arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesi, karşılıklı yatırımların artırılması ve Türk şirketlerinin Bulgaristan üzerinden Avrupa Birliği pazarına açılma fırsatları ele alındı. “Varna, Türk üreticileri için AB’ye açılan en yakın kapılardan biri” Ziraat Bankası Yönetim Kurulu Üyesi Fazlı Kılıç, İSO Yönetim Kurulu Üyesi Cemal Keleş, İOSB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Kazım Özeren, Dilko Okulları Yönetim Kurulu Başkanı Ali Oğuztürk, Kavram Okulları Kurucusu Bahattin Durmuş,Sampaş,Holding YKB Şekip Karakaya, Dedeman Hotelleri YK Üyeleri Banu Dedeman, Macaristan Cumhuriyeti İstanbul Ticari Konsolosu Miklos Bujaky, iş insanları Hüseyin Öztürk,Özdemir Polat ve Işılay Reis’in de katıldığı etkinlik, Prestige Uluslararası İlişkileri Geliştirme Platformu Başkanı Mehmet Gözcü’nün açılış konuşmasıyla başladı. Ardından Platform Başkan Vekili Yılmaz Gözcü, Bulgaristan’daki iş ve yatırım ortamına ilişkin kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Özellikle Varna’nın Türk yatırımcılar açısından taşıdığı potansiyele dikkat çeken Gözcü; Avrupa Birliği içindeki stratejik konumu, gelişmiş liman altyapısı ve Türkiye’ye coğrafi yakınlığıyla kentin sanayi, üretim, lojistik ve uluslararası ticaret açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirtti. Gözcü, Bulgaristan’ın Türk şirketleri açısından yalnızca komşu bir ülke değil, aynı zamanda yaklaşık 450 milyon tüketicilik Avrupa Birliği pazarına erişim sağlayan stratejik bir yatırım ve üretim üssü olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bulgaristan’da yaklaşık 2 bin 500 Türk şirketinin faaliyet gösterdiğini, 70’in üzerinde üretim tesisi bulunduğunu, Türk yatırımlarının yaklaşık 2,5 milyar avroya ulaştığını ve bu yatırımların yaklaşık 15 bin kişiye istihdam sağladığını belirten Gözcü, Varna’nın bu tabloda özel bir yere sahip olduğunu vurguladı. Varna’da özellikle turizm ve otelcilik, konut, endüstri ve üretim, lojistik ve depolama, marina ve denizcilik ile sağlık alanlarında yatırım fırsatları bulunduğunu ifade eden Gözcü, şunları söyledi: “İstanbul’dan karayoluyla yaklaşık beş saatlik mesafede bulunan Varna, Türkiye’deki üretici ve sanayiciler için Avrupa pazarına açılmanın en pratik kapılarından biri. Ancak yatırım kararları mutlaka doğru bilgiye ve ayrıntılı fizibilite çalışmalarına dayanmalı. Yatırım şansa değil; sağlam analize ve planlamaya dayanır. Çünkü güvenin olduğu yerde yatırım gelişir.” Prestige Platformu olarak Bulgaristan’ın farklı bölgelerini ekonomik yapı, hukuki süreçler, lojistik avantajlar, yatırımın geri dönüş potansiyeli ve sürdürülebilirlik açısından incelediklerini belirten Gözcü, amaçlarının Türk yatırımcıların doğru lokasyonda, doğru sektör ve iş modeliyle hareket etmesine katkı sağlamak olduğunu kaydetti. Türk şirketleri Bulgaristan deneyimlerini paylaştı Etkinlik kapsamında, Green Gold Foundation Yönetim Kurulu Üyesi Özlem Dalga’nın moderatörlüğünde “Bulgaristan’da Yatırım – Türk Şirketlerinin Deneyimleri” başlıklı panel gerçekleştirildi. Panelde Elopar Group Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sandal, Türk Ytong Yönetim Kurulu Başkan Vekili F. Fethi Hinginar ve Prestige Uluslararası İlişkileri Geliştirme Platformu Başkan Vekili Yılmaz Gözcü, Bulgaristan pazarındaki deneyimlerini iş dünyası temsilcileriyle paylaştı. Elopar Group Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sandal, yurt dışı yatırımlarında ülke ve pazar araştırmasının önemine dikkat çekerek, yatırımcıların yalnızca mevcut koşulları değil, küresel ekonomideki ve uluslararası ticaretteki gelişmeleri de yakından takip etmesi gerektiğini vurguladı. Türk Ytong Yönetim Kurulu Başkan Vekili F. Fethi Hinginar ise Avrupa Birliği’nin Türk şirketleri açısından son derece büyük ve önemli bir pazar olduğuna işaret etti. Balkanlar’daki gelişen ekonomilerin yeni fırsatlar yarattığını belirten Hinginar, Türkiye’deki üreticilerin bölgeye daha fazla odaklanması gerektiğini ifade etti. Etkinliğin karbon ayak izi sıfırlandı Bulgaria Connect, katılımcıların sorularının yanıtlandığı soru-cevap bölümünün ardından Türkiye ve Bulgaristan iş dünyası temsilcilerini buluşturan networking ve kokteyl programıyla sona erdi. Sürdürülebilirlik yaklaşımı etkinliğin organizasyonuna da yansıdı. Green Gold Foundation, Bulgaria Connect’in oluşturduğu karbon ayak izini ölçerek dengeleme çalışmasını gerçekleştirdi. Böylece iş ve yatırım fırsatlarının konuşulduğu buluşmada, ekonomik büyümenin yanı sıra çevresel sürdürülebilirlik konusunda da somut bir adım atıldı.

Platform günleri 2026 İstanbul’da başladı Haber

Platform günleri 2026 İstanbul’da başladı

17–19 Eylül tarihlerinde Tuzla Autodrom’da gerçekleştirilecek organizasyon; üreticilerden kiralama şirketlerine, distribütörlerden teknik hizmet ve ekipman tedarikçilerine kadar tüm sektörü aynı sahada bir araya getiriyor. Yerli ve Uluslararası sektör temsilcileri tuzla’da buluştu PLATFORMDER’in ana desteği ve Uluslararası Yükseltici Platform Federasyonu’nun (IPAF) resmî partnerliğiyle gerçekleştirilen Platform Günleri 2026; yeni nesil personel yükseltici platformlar, vinç ve forkliftlerin yanı sıra güvenlik teknolojileri ve dijital filo yönetimi çözümleriyle de sektör profesyonellerini buluşturdu. Bu yıl beşincisi düzenlenen Platform Günlerinde üç gün boyunca 1.500–2.000 profesyonel ziyaretçinin ağırlanması hedefleniyor. Organizasyonun uluslararası ayağında Çin, ABD, Fransa, Almanya ve İtalya merkezli markalar yer alırken; yerli üreticiler de Türkiye’nin gelişen mühendislik ve üretim kapasitesini sergiliyor. Platform Günleri; yeni satış ve kiralama bağlantılarının yanı sıra distribütörlük, yatırım ve uluslararası iş birliklerine zemin oluşturacak. 35 bin platformdan 30 bini kiralık platform kiralama pazarı 600 milyon tl Personel yükseltici platformların kullanımı inşaatın yanı sıra sanayi tesisleri, depolar, enerji tesisleri, belediye hizmetleri, bakım-onarım, perakende ve açık hava reklamcılığı gibi farklı alanlarda bir iş güvenliği önlemi olarak yaygınlaşıyor. Türkiye’de aktif personel yükseltici platform sayısı yaklaşık 35 bine, kiralama filolarındaki makine sayısı ise yaklaşık 30 bine ulaşmış durumda. Sektörün son sekiz yıldaki büyüme oranı yüzde 114 olarak gerçekleşti. Platform kiralama sektörünün cirosu ise 2018’den bu yana yüzde 684 artışla 600 milyon TL’ye yükseldi. Sektörün önümüzdeki beş yıllık hedefi ise Türkiye’deki platform parkını 50 bin adede çıkarmak. Günaydın: "Platformda yerli üretim artıyor" Tuzla Autodrom’da gerçekleştirilen Platform Günleri’nin açılış töreninde konuşan Platformder Yönetim Kurulu Başkanı Saruhan Günaydın, "Platform Günleri, sektörel kalkınmanın ve birlikte büyümenin yoludur." sözleriyle konuşmasına başladı. Günaydın, sektörün büyümesinin yalnızca makine parkındaki artışla değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekerek Platform Günleri’nin üretim, yatırım ve ticari ilişkiler açısından taşıdığı önemi vurguladı: "Türkiye’de sektörümüz büyürken yerli üretim kapasitemiz de güçleniyor. Türkiye’nin üretim kabiliyetine ve girişimcilerimizin cesaretine güveniyoruz. Yerli üreticilerimizin gelişmesini, firmalarımızın dünya pazarlarında daha güçlü yer almasını istiyoruz. Platform Günleri’nde üreticiyi, kiralama şirketini, distribütörü, kullanıcıyı ve uluslararası markaları aynı sahada buluşturuyoruz. Burada yapılan bir görüşmenin yeni bir iş ortaklığına, sahada gerçekleştirilen bir demonstrasyonun ise doğru bir yatırım kararına dönüşebilmesi bizim için önemli. Hedefimiz, burada kurulan bağlantıların organizasyon sonrasında da kalıcı ticaret üretmesidir." Platform Günleri’nin uluslararası sektörle ilişkilerin geliştirilmesinde de önemli bir rol üstlendiğini belirten Günaydın, Türkiye’nin üretim ve hizmet kabiliyetinin yeni pazarlara taşınmasını hedeflediklerini ifade etti. Ana gündem iş güvenliği Platform Günleri’nin öne çıkan başlıklarından birini de yüksekte güvenli çalışma oluşturuyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın SGK bildirimleri üzerinden yaptığı analize göre, 2013–2023 döneminde inşaat sektöründeki ölümlü iş kazalarının ortalama yüzde 40,7’si yüksekten düşme nedeniyle meydana geldi. Korkuluk sistemiyle çalışanı sürekli koruma altında tutan yükseltici platformlar ile iş kazalarının yüzde 80'i önlenebiliyor. Bu nedenle inşaatlar, depolama alanları ve AVM gibi ortamlarda platformlar kiralanarak iş güvenliği için kullanılıyor. Platformder; doğru ekipman kullanımı, eğitimli operatör ve güvenlik kültürünün birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor. Platformder Başkanı Günaydın, "Bütün bu hedeflerin merkezinde ise insan var. En önemli başarı ölçümüz, çalışanlarımızın günün sonunda evlerine sağ salim dönmesidir. Güvenli çalışma kültürü, verdiğimiz her kararın ve yaptığımız her işin ayrılmaz parçası olmalıdır." sözleriyle iş güvenliğinin önemine vurgu yaptı. Personel yükseltici platform sektörü büyüyor Açılış töreninde konuşan Hybrid İletişim Genel Müdürü Gökhan Kuyumcu ise Platform Günlerinin bu yıl resmi fuar statüsüyle yapıldığına vurgu yaptı: "Beş yıldır büyük bir heyecan ve özveriyle düzenlediğimiz Platform Günleri’nin her geçen yıl güçlenerek büyüdüğünü görmek bizim için büyük bir mutluluk. Sektörün desteği ve artan katılımla bugün geldiğimiz noktada organizasyonumuzun Türkiye Fuar Takvimi’nde yer alan resmi bir fuar hüviyeti kazanmış olmasını da bu gelişimin önemli bir göstergesi olarak görüyoruz." Geleceğin ustaları sektörle buluşuyor Organizasyonun bu yılki sosyal ve sektörel başlıklarından biri de "Geleceğin Ustaları Atölyesi". Haydarpaşa Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bünyesinde hayata geçirilen proje ile sektörün nitelikli insan kaynağı ihtiyacına katkı sağlanması ve mesleki eğitim ile istihdam arasında doğrudan bir köprü kurulması hedefleniyor. Proje kapsamında öğrencilerin üzerinde çalışarak revize ettiği personel yükseltici platformlar da etkinlikte sergileniyor. Öğrenciler öğretmenleriyle birlikte sektör profesyonelleriyle buluşarak çalışmalarını tanıtma fırsatı yakalıyor. Platformder, projeyi gençlerin teknik becerilerinin geliştirilmesi ve sektörün gelecekte ihtiyaç duyacağı nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendiriyor.

Türkiye'den 11 şirket Avrupa devleri arasında Haber

Türkiye'den 11 şirket Avrupa devleri arasında

Fortune tarafından hazırlanan Fortune 500 Europe 2026 listesi, Avrupa’nın en büyük şirketlerini yıllık gelirleri üzerinden sıraladı. 23 ülkeden ve 21 farklı sektörden şirketlerin yer aldığı listede toplam gelir yüzde 4 artarak 15,5 trilyon dolara yükseldi. Bu tutar, Avrupa ekonomisinin yaklaşık yarısına karşılık geldi. Listedeki şirketlerin toplam çalışan sayısı 34,6 milyon olurken, toplam kâr yüzde 3 artışla 1 trilyon doların üzerine çıktı. Listeye girmek için gereken minimum gelir de geçen yılki 6,3 milyar dolardan 7,4 milyar dolara yükseldi. Zirvede yine Volkswagen var Volkswagen, 363,1 milyar dolarlık geliriyle Avrupa’nın en büyük şirketi oldu. Alman otomotiv devi böylece Fortune 500 Europe sıralamasında üst üste üçüncü kez zirvede yer aldı. Shell 273,7 milyar dolarlık gelirle ikinci, Glencore ise 247,5 milyar dolarla üçüncü sırada yer aldı. Listenin ilk 10 sırasında BP 192,5 milyar dolarla dördüncü, TotalEnergies 182,3 milyar dolarla beşinci, Stellantis 173,1 milyar dolarla altıncı oldu. BMW Group 150,5 milyar dolarla yedinci, Mercedes-Benz Group 149,1 milyar dolarla sekizinci sırayı aldı. Banco Santander 145,1 milyar dolarla dokuzuncu olurken, BNP Paribas 141,6 milyar dolarla ilk 10’u tamamladı. Kârlılıkta ise HSBC öne çıktı. Banka, 22 milyar dolarlık kârıyla listede en yüksek kâr açıklayan şirket oldu. Türkiye'den 11 şirket listede Fortune 500 Europe 2026 listesine Türkiye merkezli 11 şirket girdi. Bu şirketlerin toplam geliri 285,4 milyar dolar olurken, toplam istihdam 516 bin 100 kişi olarak kaydedildi. Türkiye’den listeye giren şirketler ve Avrupa sıralamaları şöyle: Koç Holding: 53 VakıfBank: 143 Sabancı Holding: 146 Türkiye İş Bankası: 151 Halkbank: 163 Türk Hava Yolları: 179 Ford Otosan: 215 BİM: 240 Anadolu Grubu: 244 Tera Yatırım Menkul Değerler: 389 Tofaş: 470 Koç Holding, 53. sıradaki konumuyla Türkiye’den listeye giren şirketler arasında ilk sırada yer aldı. Türk şirketlerinin toplam geliri 285,4 milyar dolar Fortune 500 Europe 2026’da yer alan 11 Türkiye merkezli şirketin toplam geliri 285,4 milyar dolara ulaştı. Bu şirketlerde toplam 516 bin 100 kişinin istihdam edilmesi, Türkiye’nin Avrupa’nın en büyük şirketleri sıralamasındaki temsilinin ölçeğini ortaya koydu. Fortune’un 2026 listesi, Avrupa’nın büyük şirketlerinin toplam gelir ve kâr açısından büyümeyi sürdürdüğünü gösterirken, Türkiye’den 11 şirketin sıralamaya girmesi ülke şirketlerinin Avrupa ölçeğindeki konumunu da ortaya koydu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.