SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yalıtım

Ekometre - Yalıtım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yalıtım haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İzocam’a iki prestijli ödül birden Haber

İzocam’a iki prestijli ödül birden

İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru, Yılın Yeşil Yapı Malzemesi & Teknolojisi 2025 ödülleri kapsamında “Yılın Yeşil Yapı Malzemesi” seçilirken; İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası, Şantiye'nin Yıldızı 2025 ödüllerinde “Şantiye® Özel Ödülü”ne layık görüldü. Türkiye'nin en büyük yalıtım üreticisi İzocam, Ar-Ge ve inovasyon alanındaki başarılarını iki ayrı prestijli ödülle taçlandırdı. Firmanın, yalıtım sektöründe fark yaratan ürünleri arasında yer alan İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru, Yılın Yeşil Yapı Malzemesi & Teknolojisi 2025 ödülleri kapsamında “Yılın Yeşil Yapı Malzemesi” ödülüne layık görülürken; İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası ise Şantiye'nin Yıldızı 2025 ödüllerinde “Şantiye® Özel Ödülü”ne layık görüldü. Şantiye® Dergisi ve Dijital Platformları tarafından bu yıl 6’ncısı düzenlenen “Yılın Yeşil Yapı Malzemesi & Teknolojisi” ve “Şantiye’nin Yıldızı” ödülleri, yeni-inovatif-sürdürülebilir çözümlerin inşaat sektörüne daha yakından tanıtılması amacıyla gerçekleştiriliyor. İzocam HT camyünü prefabrik boru, sanayi tesislerine özel olarak geliştirildi Sektörde 60 yılı aşkın deneyimiyle sürdürülebilir, güvenli ve yüksek kaliteli yalıtım çözümleri sunan İzocam, geçen sene piyasaya kazandırdığı yeni ürünü "HT Camyünü Prefabrik Boru" ile yüksek sıcaklıklarda yalıtım performansını bir üst seviyeye taşıdı. Performans, güvenlik ve konforu bir arada sunduğu bu ürününü sanayi tesislerine özel olarak tasarlayan lider firma, endüstriyel yalıtıma güçlü bir katkı daha sunmuş oldu. Yüzde 80’e kadar geri dönüştürülmüş içeriğe sahip camyününden imal edilen ve dış yüzeyi alüminyum folyo ile kaplanan bu inovatif ürün, 450°C’ye kadar sıcaklıklara dayanıklılığı ile öne çıkıyor. Sanayi tesisleri, enerji santralleri, doğalgaz ve petrokimya hatları gibi yüksek sıcaklıkla çalışan sistemlerde ideal bir çözüm sunan bu benzersiz ürün, tesisatlarda ve boru hatlarında ısı yalıtımı, terleme ve donmaya karşı koruma gibi temel işlevlerinin yanı sıra; basınçlı su borularında titreşim ve ses yalıtımı amacıyla da kullanılıyor. A sınıfı yangın dayanımı ile öne çıkan “İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru”, yangın güvenliği açısından da önemli bir avantaj sunuyor. Yüksek sıcaklıklarda bile düşük ısı iletkenlik değerleriyle mükemmel bir enerji tasarrufu sağlayan ürün, çalışanlar için daha sessiz, güvenli ve konforlu bir ortam yaratılmasına katkıda bulunuyor. Modüler yapısı sayesinde kolay montaj imkânı sunan “İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru”, montaj sürecinde zaman ve iş gücünden de önemli ölçüde tasarruf edilmesini sağlıyor. Böylece büyük ölçekli endüstriyel projelerde hem ekonomik hem de verimli bir tercih olarak öne çıkıyor. İzocam everest mineral asma tavan levhası ile yalıtımı zirveye taşıdı İzocam, geçen yıl sektöre kazandırdığı diğer ürünü “İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası” ile de iç mekan tasarımında estetik ve işlevi bir arada sunuyor. Üstün teknik performansı şık tasarımla birleştiren bu özel ürün, modern mimarinin ihtiyaçlarına kusursuz bir çözüm getirirken yalıtımı da zirveye taşıyor. “İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası”, yüksek performanslı mineral yün yapısı sayesinde A sınıfı yangın dayanımı sunarken, aynı zamanda ses ve ısı yalıtımında da üstün bir performans sergiliyor. Farklı en, boy ve kalınlık seçenekleri ile projelere esneklik kazandıran bu yenilikçi çözüm, üzerindeki dekoratif cam tülü kaplama sayesinde estetik beklentileri de karşılıyor. Ofislerden okullara, kamu binalarından alışveriş merkezlerine kadar birçok alanda kullanım için ideal olan ürün, mekanlara güvenli ve konforlu bir atmosfer kazandırıyor. Mineral yünün doğal ses yutma özelliği, “İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası”nın en güçlü yönlerinden biri. Ortamda oluşan gürültüyü önemli ölçüde azaltarak daha huzurlu ve verimli yaşam alanları sunan “İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası”, okul ve ofislerde hem öğrenciler hem de çalışanlar için dikkatlerini daha kolay toplayarak, performanslarını artırabilecekleri ortamların oluşmasına maksimum katkı sağlıyor.

Türkiye'nin Enerji Faturası yalıtımla düşebilir Haber

Türkiye'nin Enerji Faturası yalıtımla düşebilir

Bu durum, yalıtımın sadece kış aylarında ısınma için değil, yaz aylarında serinleme için de kritik bir öneme sahip olduğunu gösteriyor. Türkiye'deki mevcut binaların büyük bir kısmının yalıtımının eksik veya yetersiz olduğunu belirten İzotim Ceo’su Salim Ünal, “Tüm yapıların standartlara uygun hale getirilmesi durumunda ülke genelinde yılda yaklaşık 8 milyar dolara yakın enerji tasarrufu sağlanabilir” dedi. Küresel iklim değişikliğinin etkileriyle mücadele ederken, binaların artık sadece kışın değil, tüm mevsimlerde enerji verimliliğini sağlaması bir zorunluluk haline geliyor. Bu yeni dönemin en kritik aktörlerinden biri ise binaların dış cephe sistemleri oluşturuyor. Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) verilerine göre soğutma sistemlerinin dünya genelinde elektrik talebinin yüzde 10'unu oluşturduğunu ve bu oranın özellikle gelişmekte olan ülkelerde hızla yükseldiğini gösteriyor. Amerika Birleşik Devletleri Enerji Bakanlığı (DOE) raporlarına göre ise yalnızca ABD'deki konut klimaları yıllık 185 milyar kWh elektrik tüketerek 140 milyon ton karbon salımına neden oluyor. Bu bağlamda Türk Standardları Enstitüsü'nün (TSE) revize ettiği "TS 825-Binalarda Isı Yalıtım Kuralları Standardı" yeni binaların hem ısıtma hem de soğutma ihtiyacına göre tasarlanmasını zorunlu kılıyor. Bu noktada, binaların cephe sistemleri artık yalnızca estetik kaygılarla değil, aynı zamanda enerji verimliliği ve iklim değişikliğiyle mücadele hedefleri doğrultusunda hayati bir rol üstleniyor. Doğru tasarlanmış ve yalıtılmış bir dış cephe, binayı yazın aşırı ısınmadan koruyarak klima kullanımını azaltıyor. Kış aylarında ise ısı kaybını en aza indirerek hem enerji faturasını düşürüyor hem de karbon ayak izini küçültüyor. Yalıtım, Sadece Kışa Özel Değil Binalarda yalıtım sadece mevzuata bağlı bir zorunluluk değil, aynı zamanda ulusal ekonomiye ve bireysel refaha büyük katkı sağlayan stratejik bir yatırım olduğunu vurgulayan İzotim Ceo’su Salim Ünal, “Yalıtım, dört mevsim enerji verimliliği sağlayan çok yönlü bir çözümdür. Türkiye’deki mevcut binaların büyük bir kısmında yalıtım eksik ya da yetersiz. Eğer tüm yapılar yalıtım açısından standartlara uygun hale getirilmiş olsa, yapılan çeşitli çalışmalara göre ülke genelinde yılda yaklaşık 8 milyar dolara yakın enerji tasarrufu sağlanabileceği öngörülüyor. Enerji tüketiminin yüzde 40’ı konutlarda gerçekleşiyor” dedi. Enerji Dostu Binaların Sırrı Cephe Sistemlerinde Doğru şekilde yapılmış bir dış cephe yalıtımının, bir yapının enerji tasarrufunda önemli farklar yarattığına dikkat çeken Ünal, sözlerine şöyle devam etti: “Doğru şekilde yapılmış bir dış cephe yalıtımı ile bir yapının enerji tasarrufu %40-%60 arasında değişebiliyor. Bu oran; yapının mevcut durumu, cephe yönleri, iklim bölgesi ve kullanılan sistemin özelliklerine göre farklılık gösterebilir. Ancak genel olarak hem ısıtma hem de soğutma giderlerinde ciddi bir düşüş sağlanır. Bu yaklaşımın en güncel ve somut örneklerinden birini İstanbul Pendik’te hayata geçirdiğimiz Ayşe Sultan Evleri projesi oluşturuyor. 34 dairelik, 2 bloktan oluşan bu konut projesinde, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik ilkelerini merkeze alarak kapsamlı bir yalıtım ve cephe stratejisi uyguladık. Proje kapsamında yalıtım kalınlıkları artırıldı, özel ısı yalıtımlı cam sistemleri tercih edildi ve çatılara güneş enerjisi sistemleri entegre edildi. Tüm bu iyileştirmeler sonucunda binaların yıllık enerji tüketiminde ilave %36 oranında tasarruf sağlandı.”

Depremlerde yıkılmayacak binalar için  doğru yalıtım şart Haber

Depremlerde yıkılmayacak binalar için doğru yalıtım şart

Dünyanın en etkin deprem kuşaklarından birinde yer alan Türkiye, orta ve büyük ölçekli depremlerin görüldüğü ülkeler arasında da ilk sıralarda yer alıyor. Bu nedenle depreme karşı alınacak önlemler, deprem anında ve deprem sonrasında yapılması gerekenler büyük önem taşıyor. Toplum genelinde farkındalık yaratmak ve deprem bilinci oluşturmak için her yıl 1-7 Mart haftası ‘Deprem Haftası’ olarak anılıyor. Deprem gerçeğinin sadece bu hafta değil sürekli gündemde tutulması gerektiğini belirten İZODER Başkanı Emrullah Eruslu, “Depremin yıkıcı sonuçlarını yaşatmayacak ve uzun yıllar boyunca güvenli barınma sağlayacak binalar için zemin etüdünün doğru yapılması, yapının tekniğine uygun olarak tasarlanması, iç ve dış etkenlerden yalıtım ile korunması ve bütün süreçlerin yine tekniğine uygun şekilde denetlenmesi gerekiyor. Bir yapı inşa edilirken binaların en büyük düşmanı olan korozyona karşı kalkan görevi gören su yalıtımının, binaların sağlam şekilde ayakta kalması noktasında hayati öneme sahip olduğunu unutmamak gerekiyor” dedi.   İZODER Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Eruslu, Deprem Haftası nedeniyle yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Tüm toplumu acıya boğan ve belleğimizde unutulmayacak izler bırakan Kahramanmaraş merkezli depremler, bir kez daha kentlerimizin depreme hazırlıksız olduğunu gösterdi. Bundan sonraki süreçte bilimi temel alan net bir yaklaşıma ihtiyaç var. Türkiye genelinde mevcut bina stokumuzun uzmanlarca incelenip güvenli olup olmadığının ivedilikle tespit edilmesi gerekiyor. Sonrasında güçlendirilerek güvenli hale getirilebilecek binalar ve yıkılıp yeniden yapılması gereken binalar için hızla harekete geçilmeli… Yeni inşa edilecek binalarda zeminden malzemeye her detay mevzuatlara uygun olmalı ve bu binalar su ve ısı yalıtımıyla korozyona karşı korunmalı.” Yalıtımla korozyondan korunmayan binalar hızla çürüyüp, yıkılıyor Depremlerin yol açtığı büyük yıkımların en önemli nedenlerinden birinin korozyon olduğunu belirten İZODER Başkanı Emrullah Eruslu, “Düşmanın kim olduğunu bildiğimizde mücadele etmek daha kolaydır. Bilim bize depremde yıkılan binalarda korozyonu işaret ediyor.  Suyun kolonlar, duvarlar gibi taşıyıcı yapı elemanlarına nüfuz etmesi, betonun içindeki demirin paslanmasına yani korozyona neden oluyor. Korozyon ise yapının yük taşıma kapasitesini azaltıyor. Betonarme yapıların sağlıklı bir şekilde, tasarım ömürleri süresince işlevlerini sürdürebilmesi için yapının tamamının standartlara uygun şekilde ısı ve su yalıtımı ile korozyondan korunması gerekiyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şakir Erdoğdu’nun araştırmasına göre; suya maruz kalan bir donatı, 5 yılın sonunda taşıma kapasitesinin yüzde 50’sini, 15 yılın sonunda yüzde 90’ını, 24 yılın sonunda ise tamamını kaybediyor. Yani herhangi bir deprem ya da dış etken olmadan bile sadece donatı korozyonu ile bir yapının çökmesi söz konusu. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi sonrasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hasar Tespit Komisyonu tarafından yapılan incelemeler sonucunda, yüzde 79’u hasarlı bulunan 55 bin 651 konut ve işyerinin yüzde 64’ünde korozyon tespit edilmişti. Yani korozyon yavaş yavaş değil hızla binaları çürütüyor” dedi. Türkiye’de sadece 30 yılda binalar ömrünü tamamlıyor Ömürlük bir yatırım olarak görülen evlerin Türkiye’de sağlıklı kullanım ömrünün ortalama 30 yılla sınırlı olduğunu dile getiren Emrullah Eruslu, şunları söyledi: “Standartlara uygun yapılmış bir binanın ömrü 80 ila 100 yıl olmalıdır. İnsanların büyük emekler vererek sahip olduğu yuvalarının sadece 30 yıllık bir ömre sahip olması kabul edilebilir değil. Ülkemizde binaların kısa ömürlü olmasının en önemli sebeplerinden biri de yalıtımsızlık nedeniyle yaşanan korozyon ve onun olumsuz etkileri… Isı yalıtımında daha iyi bir noktada olsak da su yalıtımlı binalara baktığımızda; Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği’nin yürürlüğe girdiği 1 Haziran 2018’den itibaren inşa edilen ve zorunlu olarak su yalıtımı yapılan bina sayısı toplam yapı stokunun sadece yüzde 5-5,5’ini oluşturuyor. 10 milyonun üzerinde bina, 30 milyonu aşan hanenin bulunduğu ülkemizde bu düşük oranlardaki su yalıtımı uygulaması maalesef güvenli bina noktasında zayıf bir yerde durduğumuzu gösteriyor. Bundan sonra su yalıtımı ile güçlendirilmiş, en az 100 yıl kullanım ömrü olacak güvenli, sağlıklı ve konforlu yapılar inşa etmemiz büyük önem taşıyor. Bunun için de yeni inşa edilecek binalarda zemin etüdünün doğru yapılması, yapının tekniğine uygun olarak tasarlanması, iç ve dış etkenlerden yalıtım ile korunması ve denetlenmesi gerekiyor.” Kentsel Dönüşüm güvenli yapılaşmada önemli fırsatlar barındırıyor   Özellikle deprem sonrasında ülke genelinde hız kazanan kentsel dönüşüm hareketi kapsamında, Türkiye yapı stoğunda önemli bir yenilenmenin ön görüldüğüne vurgu yapan Eruslu, “Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nca yayımlanan Kentsel Dönüşüm Eylem Planı kapsamında dönüştürülmesi gereken 6,7 milyon konuttan acil/öncelikli olarak görülen 1,5 milyon konutun 5 yıl içerisinde dönüşümünün tamamlanması hedefleniyor. Bu doğrultuda 100 bini İstanbul’da olmak üzere her yıl 300 bin konutun dönüşümünün sağlanması öngörülüyor. Yeni inşa edilecek binalarda yönetmeliklere uygun yapılaşma ve denetim, bina dayanıklılığı ve güvenliği açısından kritik öneme sahip. Kentsel dönüşümün bir yandan güvenli kentler sağlarken diğer yandan çevreye duyarlı, enerji verimli, konforlu yapılaşma için de büyük bir fırsat barındırdığını unutmamak gerekiyor” diyerek açıklamalarını bitirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.