SON DAKİKA
Hava Durumu

#Vladimir Putin

Ekometre - Vladimir Putin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Vladimir Putin haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Putin’den petrol ve dizel ihracatı mesajı Haber

Putin’den petrol ve dizel ihracatı mesajı

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak ise dizel ihracatına yönelik kısıtlamaların planlanandan önce kaldırılmaya başlanacağını bildirdi. Putin ve Trump enerji piyasalarını görüştü Kremlin tarafından yayımlanan açıklamaya göre Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump arasında gerçekleştirilen telefon görüşmesinde küresel enerji piyasaları, Ukrayna’daki gelişmeler, İran ve ikili ilişkiler ele alındı. Putin, Rusya’nın ABD ve dünya piyasalarına petrol ile petrol ürünleri tedarik etmeye hazır olduğunu belirterek, bu adımın küresel ekonomi üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini ifade etti. Ukrayna ve İran gündeme geldi Putin, Trump ile görüşmesinde Ukrayna krizinin çözümüne yönelik seçeneklerin kapsamlı biçimde değerlendirildiğini söyledi. İran’daki durumun ve Rusya-ABD ilişkilerinin farklı boyutlarının da görüşüldüğünü belirten Putin, iki ülke arasındaki doğrudan temasların sürdürülmesi konusunda mutabakata varıldığını kaydetti. Putin, başkanlık yönetimleri, istihbarat servisleri ve diğer kurumlar arasındaki iş birliğinin devam edeceğini bildirdi. Trump’tan dizel yakıt tedariki açıklaması ABD Başkanı Donald Trump, Rusya’nın ABD ve küresel piyasalara dizel yakıt tedarik etmesi konusunda Putin ile anlaşmaya vardıklarını açıklamıştı. Haberde yer alan bilgilere göre ilk aşamada 300 bin tonun üzerinde dizel yakıt tedarik edilmesi, kasım ayında ilave 500 bin ton ve sonraki aşamada 1 milyon ton daha dizelin piyasaya sunulması öngörülüyor. ABD’den geçici lisans hazırlığı ABD Hazine Bakanlığının, Rus dizel yakıtının küresel piyasalara arzına izin vermek amacıyla geçici bir genel lisans yayımlayacağı bildirildi. Söz konusu düzenlemenin, Rus petrol ürünlerinin uluslararası piyasalara sunulmasına yönelik sürecin bir parçası olması bekleniyor. Rusya dizel ihracatı kısıtlamalarını erken kaldıracak Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, TASS haber ajansına yaptığı açıklamada, dizel ihracatına yönelik kısıtlamaların planlanandan önce kaldırılmaya başlanacağını söyledi. Rusya’nın önemli dizel yakıt tedarikçilerinden biri olduğunu belirten Novak, ihracat kısıtlamalarının gecikmeden kaldırılması yönünde adım atacaklarını ifade etti. İç piyasanın ihtiyacı karşılanacak Novak, ihracatın artırılmasına rağmen Rusya iç piyasasının dizel yakıt ihtiyacının tamamen karşılanacağını vurguladı. Rafinerilerdeki bakım çalışmalarının tamamlanmasıyla kasım ve aralık aylarında ihracatın artırılabileceğini belirtti. ABD’nin küresel enerji piyasasını istikrara kavuşturma ve enerji ticaretini normalleştirme yönündeki adımlarını olumlu karşıladıklarını söyleyen Novak, Rusya’nın daha öngörülebilir bir enerji piyasası oluşturulması amacıyla ABD ile eş güdüme hazır olduğunu kaydetti. Kremlin’den sevkiyat açıklaması Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuriy Uşakov, Putin ile Trump arasındaki telefon görüşmesinde Rus petrol ürünlerinin ABD pazarına olası sevkiyatının da ele alındığını bildirdi. Uşakov, görüşmenin hazırlık sürecine ilişkin bilgi verirken Trump’ın 7 Ekim’de Putin’in doğum gününü kutlamak istediğini ilettiğini, telefon görüşmesinin Putin’in Türkmenistan ziyaretinin ardından planlandığını aktardı. Görüşmenin başında Trump’ın Putin’in doğum gününü kutladığını ve eşinin selamlarını ilettiğini belirten Uşakov, liderlerin çeşitli diplomatik girişimlerin hazırlıklarını da değerlendirdiğini söyledi. Ukrayna müzakerelerinin yeniden başlatılması değerlendirildi Uşakov, görüşmede Ukrayna konusunda yürütülen müzakere sürecinin de gündeme geldiğini belirtti. Önceki görüşmelerde üçlü müzakerelerin düzenlenmesi ihtimalinin ele alındığını ancak koşulların değiştiğini ifade etti. Uşakov, Kiev yönetiminin Rusya’daki seçimleri engellemeye yönelik girişimlerde bulunduğunu öne sürerek müzakere sürecinin sekteye uğradığını savundu. Putin’in müzakerelerin yeniden başlatılmasının zamanlamasını değerlendireceklerini söylediğini aktaran Uşakov, Trump’ın da ilgili mesajları Miami’de bulunan Ukrayna heyetine ileteceğini bildirdi. Yüz yüze görüşme gündeme gelmedi Uşakov, telefon görüşmesinde Putin ile Trump arasında yüz yüze bir toplantı yapılmasının ele alınmadığını söyledi. Bununla birlikte iki liderin yakın dönemde Çin’i aynı zaman diliminde ziyaret etme ihtimali bulunduğunu ve bu vesileyle görüşebileceklerini ifade etti. Telefon görüşmesi 1,5 saat sürdü Putin ile Trump arasındaki telefon görüşmesinin yaklaşık 1,5 saat sürdüğünü belirten Uşakov, liderlerin spor konusunu da konuştuğunu ve Rus buz hokeyi oyuncusu Aleksandr Oveçkin’in gündeme geldiğini aktardı. Uşakov, Trump’ın Putin’e akşam saatlerinde, gece veya ertesi gün yeniden iletişim kurmaya hazır olduğunu söylediğini bildirdi. Görüşmenin hangi lider tarafından sonlandırıldığı sorusuna ise “Aynı anda.” yanıtını verdi.

Merkel’in anıları Avrupa siyasetinin perde arkasını açıyor Haber

Merkel’in anıları Avrupa siyasetinin perde arkasını açıyor

Avro krizinden göç politikalarına, Avrupa Birliği’nin geleceğinden NATO’ya, Ukrayna’dan Rusya ile ilişkilere uzanan eser; kriz yönetimi, siyasi liderlik ve diplomasi alanlarında birinci elden tanıklıklar sunuyor. Türkiye’nin Avrupa’nın göç politikasındaki rolüne de geniş yer ayıran kitap, siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler öğrencileri için önemli bir kaynak niteliği taşıyor. Angela Merkel’in Doğu Almanya’da geçen çocukluk yıllarından Berlin Duvarı’nın yıkılışına, bilim insanlığından Almanya’nın ilk kadın şansölyesi oluşuna uzanan yaşamını anlatan Özgürlük: Anılar 1954–2021, Kadim Yayınları etiketiyle Türkçede okurla buluştu. Deniz Weber’in çevirisiyle yayımlanan 720 sayfalık eser, Merkel’in kişisel hikâyesi üzerinden Avrupa’nın geçirdiği dönüşümü ve küresel siyasette değişen güç dengelerini ele alıyor. Liderler arasında kapalı kapılar ardında yürütülen görüşmeler, ülkeler arasındaki çıkar çatışmaları ve kriz dönemlerinde alınan kararlar, dönemin en etkili siyasi aktörlerinden birinin gözünden aktarılıyor. Kriz anlarında masada hangi seçenekler vardı? Angela Merkel’in 2005–2021 yıllarını kapsayan görev dönemi, Avrupa ve dünya siyasetinin en sert sınavlarına sahne oldu. Avro Bölgesi’ni sarsan ekonomik kriz, Avrupa Birliği’nin geleceğine ilişkin tartışmalar, artan göç hareketleri, NATO’nun değişen rolü, Ukrayna meselesi, Rusya ile yürütülen ilişkiler, Donald Trump dönemi ve pandemi kitabın başlıca siyasi konularını oluşturuyor. Merkel, yalnızca aldığı kararları değil, bu kararlar öncesinde masada bulunan seçenekleri, karşılaştığı itirazları ve değerlendirdiği riskleri de anlatıyor. Kamuoyuyla paylaşmadığı tereddütlerine de yer veren eski Almanya Şansölyesi, siyasi kararların hangi baskılar, belirsizlikler ve çıkar dengeleri içinde şekillendiğini ortaya koyuyor. Bu yönüyle eser; kriz yönetimi, siyasi liderlik, Avrupa siyaseti, diplomasi ve uluslararası güvenlik alanlarında çalışan öğrenciler, akademisyenler ve araştırmacılar için birinci elden değerlendirmeler sunan önemli bir kaynak niteliği taşıyor. Merkel’in anlatımında Türkiye krizin kilit aktörü Kitabın Türkiye’ye ayrılan bölümlerinde, 2015 yılında Avrupa’nın karşı karşıya kaldığı mülteci krizinin perde arkası dikkat çekiyor. Merkel, Suriye’de başlayan savaşın ardından üç milyondan fazla insanın Türkiye’ye sığındığını hatırlatırken, Avrupa’nın Türkiye’nin üstlendiği ağır sorumluluğu uzun süre yeterince görmediğini ve gerektiği ölçüde takdir etmediğini ifade ediyor. Türkiye’de yaşayan mültecilerin sağlık ve eğitim hizmetlerine ulaşabilmesi, çalışma imkânı bulabilmesi ve kendilerine bir gelecek kurabilmesi için Avrupa Birliği’nin daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini savunan Merkel, Türkiye’nin katkısı olmadan Ege’deki geçişlerin düzenlenmesinin ve insan kaçakçılığıyla etkili biçimde mücadele edilmesinin mümkün olmadığını anlatıyor. Eserde, Merkel ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yürütülen diplomasiye ilişkin ayrıntılara da yer veriliyor. New York ve İstanbul’daki görüşmelerden AB–Türkiye Eylem Planı’na, vize serbestisi tartışmalarından 18 Mart 2016 tarihli AB–Türkiye Mutabakatı’na uzanan süreci aktaran Merkel, hem Avrupa’dan hem de kendi ülkesinden gelen eleştirilere rağmen Türkiye ile iş birliğinde neden ısrar ettiğini açıklıyor. Merkel’in kitapta yer alan, “Bu süreci düzenlemek ve yönetmek ancak Türkiye ile birlikte mümkündü ve bunun ertelenmeye tahammülü yoktu” sözleri, Türkiye işe iş birliğine verdiği önemi açık biçimde ortaya koyuyor. Mutabakatın ardından Balkan güzergâhı üzerinden Kuzey Avrupa’ya ulaşan mülteci sayısının %95 oranında azalması da iş birliğinin somut sonuçlarından biri olarak aktarılıyor. Beyaz Saray’dan Kremlin’e uzanan diplomasi trafiği Kitapta Beyaz Saray’dan Kremlin’e uzanan yoğun diplomasi trafiğine de geniş yer ayrılıyor. Merkel; Vladimir Putin ve Donald Trump başta olmak üzere dünya liderleriyle gerçekleştirdiği görüşmeleri, ortak karar almanın zorlaştığı anları ve devletler arasındaki güç mücadelesini kendi tanıklığıyla anlatıyor. Bu anlatım, uluslararası ilişkiler teorilerinin somut siyasi gelişmeler üzerinden incelenmesine imkân sağlıyor. Diplomatik müzakerelerin nasıl yürütüldüğü, liderlerin devletler arası ilişkilerdeki etkisi ve kriz dönemlerinde verilen kararların uzun vadeli sonuçları somut olaylar üzerinden izlenebiliyor. Tartışılan kararlarını yıllar sonra yeniden değerlendiriyor Özgürlük: Anılar 1954–2021, olayları kronolojik biçimde aktarmakla yetinmiyor. Merkel, iktidarı döneminde aldığı ve uzun süre tartışılan kararları yıllar sonra yeniden değerlendiriyor; hangi seçeneklerle karşı karşıya kaldığını, hangi riskleri gözettiğini ve tercihlerini hangi gerekçelerle yaptığını açıklıyor. Siyasi gücün sınırları, liderlik sorumluluğu, özgürlük anlayışı ve demokratik yönetim gibi kavramlar da Merkel’in kişisel deneyimleri üzerinden ele alınıyor. Hayatının ilk 35 yılını Doğu Almanya’da geçiren Merkel’in özgürlükle kurduğu ilişki, kitabın düşünsel zeminini oluşturuyor. Seyahat etmenin, düşüncelerini açıklamanın ve kendi yaşamı hakkında karar vermenin devlet tarafından sınırlandırıldığı bir sistemde büyüyen Merkel, özgürlüğün kendiliğinden var olmadığını, kazanılması ve korunması gerektiğini vurguluyor. Almanya’nın ilk kadın şansölyesinin yaşamı ve siyasi deneyimleri üzerinden şekillenen eser; siyaset, toplum, birey ve iktidar arasındaki ilişkiye yakından bakma imkânı sunuyor.

Moskova-Pyongyang hattında stratejik ortaklık vurgusu Haber

Moskova-Pyongyang hattında stratejik ortaklık vurgusu

Putin, Moskova ile Pyongyang’ın bölgesel güvenlik ve istikrar konusunda koordinasyonunu sürdüreceğini söyledi. Rusya ile Kuzey Kore arasındaki yakınlaşmada yeni bir mesaj daha geldi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kuzey Kore’nin ulusal bayramı Kurtuluş Günü dolayısıyla Kim Jong-un’a gönderdiği mesajda, iki ülke arasındaki ilişkilerin ulaştığı seviyeye dikkat çekti. Kremlin tarafından yayımlanan mesajda Putin, Rusya ve Kuzey Kore arasındaki ilişkilerin geçmişten gelen ortak mücadele ve dayanışma üzerine inşa edildiğini ifade etti. Putin’den tarihi bağlara vurgu Putin, Kuzey Kore’nin Japon sömürge yönetiminden kurtuluşunun, Koreli vatanseverler ile Kızıl Ordu askerlerinin birlikte verdiği mücadelenin önemli bir simgesi olduğunu belirtti. Rus lider, bu dönemde ortaya çıkan savaş kardeşliği ve karşılıklı yardımlaşma geleneğinin, iki ülke arasındaki dostane ve iyi komşuluk ilişkilerinin gelişmesinde önemli rol oynadığını kaydetti. “İşbirliği her alanda aktif şekilde sürüyor” Putin, mesajında Moskova ile Pyongyang arasındaki mevcut ilişkilerin kapsamlı stratejik ortaklık açısından daha önce görülmemiş bir seviyeye ulaştığını belirtti. Rusya Devlet Başkanı, iki ülkenin farklı alanlarda aktif işbirliği yürüttüğünü ve bölgesel güvenlik ile istikrarın sağlanmasına yönelik çabalarını koordine ettiğini ifade etti. Ortak çalışma mesajı Putin, Rusya ve Kuzey Kore arasındaki işbirliğinin önümüzdeki dönemde de devam edeceğini belirterek, iki ülke halklarının yararına yönelik ortak çalışmaların sürdürüleceğini söyledi. Rus lider ayrıca Moskova ve Pyongyang’ın ikili ilişkilerin yanı sıra uluslararası gündemdeki konularda da yapıcı işbirliğini sürdüreceğini ifade etti. Putin, iki ülkenin daha adil ve demokratik bir dünya düzeninin oluşturulmasına yönelik ortak çabalarının devam edeceği mesajını verdi.

Putin: Dünyanın en güçlü füze sistemi hazır Haber

Putin: Dünyanın en güçlü füze sistemi hazır

Kremlin’den yapılan açıklamaya göre test başarıyla tamamlanırken, Vladimir Putin sistemi “dünyanın en güçlü füze sistemi” olarak tanımladı. Sergey Karakayev, sıvı yakıtlı balistik füzenin başarıyla fırlatıldığını belirterek test sonuçlarının sistemin tasarımını doğruladığını söyledi. Putin ise füzenin yalnızca mevcut değil, gelecekte geliştirilecek füze savunma sistemlerini de aşabilecek kapasitede olduğunu savundu. Yıl sonuna kadar aktif göreve geçecek Rus komutan Karakayev, Sarmat füze sisteminin yıl sonuna kadar muharebe görevine başlayacağını açıkladı. Sistem, Rusya’nın stratejik nükleer caydırıcılık kapasitesinin önemli parçalarından biri olarak görülüyor. Putin, Sarmat’ın başlık gücünün Batılı füzelere göre dört kat daha güçlü olduğunu iddia ederek şu ifadeyi kullandı: “Bu, dünyanın en güçlü füze sistemi.” 35 bin kilometre menzil vurgusu Putin ayrıca Sarmat’ın yörünge altı uzay uçuşu gerçekleştirebildiğini belirterek füzenin 35 bin kilometreden fazla menzile sahip olduğunu söyledi. Rus lider, sistemin isabet oranının artırıldığını ve gelişmiş füze savunma sistemlerini aşabilecek teknolojiye sahip olduğunu savundu. Hipersonik sistemler de gündemde Putin konuşmasında, Avangard, Kinjal ve Oreşnik gibi diğer stratejik sistemlere de değindi. Rusya Savunma Bakanlığı’nın test görüntülerini kamuoyuyla paylaşması, Moskova’nın stratejik caydırıcılık mesajını güçlendirme hamlesi olarak değerlendirildi.

Putin: Uluslararası işbirliğinden yanayız Haber

Putin: Uluslararası işbirliğinden yanayız

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Hindistan başkanlığındaki G20 Zirvesi’ne video konferans yoluyla katıldı. Zirvede konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna-Rusya Savaşı’na ilişkin açıklamalarda bulundu. Putin, “Rusya’nın Ukrayna ile barış görüşmelerini hiçbir zaman reddetmediğini hatırlatmak isterim. Müzakere sürecinden çekildiğini kamuoyuna açıklayan Rusya değil, Ukrayna oldu. Üstelik bu, Rusya ile bu tür müzakereleri yasaklayan ve Devlet Başkanı’nın (Vladimir Zelenskiy) imzasının taşıyan kararnameyle yasallaştırıldı” dedi. Ukrayna’daki savaş ile İsrail’in Filistin’e yönelik devam eden saldırılarını karşılaştıran Putin, “Bunun bir savaş olduğunu anlıyorum, can kayıpları herkesi şok ediyor. 2014’te Ukrayna’da yaşanan kanlı darbe ve ardından Kiev rejiminin Donbass’ta halkına karşı açtığı savaş da şok edici değil miydi? Aynı zamanda bugün Filistin ve Gazze Şeridi’nde sivil halkın yok edilmesi şok edici değil mi? Doktorların çocuklara anestezisiz ameliyat yapması şok edici değil mi? Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Gazze’nin kocaman bir çocuk mezarlığına dönüştüğünü söylemesi şok edici değil mi?” ifadelerini kullandı. “Uluslararası işbirliğinden yanayız” Uluslararası işbirliğinden yana olduklarını ve Dünya Ticaret Örgütü’nün yeniden aktif bir rol üstlenmesi gerektiğini belirten Putin, “Rusya, BM normlarına ve karşılıklı saygıya dayalı ortak çalışma ilkelerine dayanan açık ve karşılıklı yarar sağlayan uluslararası ekonomik işbirliği ruhunun yeniden tesis edilmesinden yanadır. Küresel ekonomik yönetişim sisteminin etkin bir şekilde optimize edilmesi, yani DTÖ’nün tahkim işlevi de dahil olmak üzere tam olarak yeniden etkin hale getirilmesi önemlidir. IMF ve Dünya Bankası da dahil olmak üzere uluslararası finans kuruluşlarında gelişmekte olan ekonomilerin rolünü arttırmak, bu kuruluşların kaynaklarını fırsatçı siyasi amaçlar yerine gerçekten ihtiyaç duyan ülke ve bölgelerin kalkınması için kullanmak gerekiyor” dedi. Korona virüs salgını sonrası Batılı devletlerin ekonomi politikalarını eleştiren Putin, hala devam eden küresel ekonomik krizin Rusya’nın Ukrayna’ya başlattığı savaştan değil başka ülkelerin ambargo ve yanlış ekonomik programlarından kaynaklandığını ekledi. “Boru hatlarındaki patlamalar devlet terörüdür” Putin, Kuzey Akım boru hatlarına yapılan sabotajlarla ilgili üstü kapalı olarak Ukrayna ve batılı ülkeleri sorumlu tutarak, "Rakipleri ortadan kaldırmak ve avantaj elde etmek için haksız rekabetçi mücadele yöntemleri kullanılmaktadır. Özellikle sadece ulaşım ve lojistik zincirlerinin, uluslararası yerleşim kanallarının tahrip edilmesini değil, aynı zamanda devlet terörü eylemlerini de kastediyorum. Baltık Denizi’nin dibine döşenen Kuzey Akım Doğal Gaz Boru Hattı bunun bariz bir örneğidir” dedi. Buna karşı Rusya’nın enerji ve gıda konusunda sorumluluklarını yerine getirdiğini vurgulayan Putin, “Piyasalarda artan türbülans, uluslararası finans sektöründe kronik sorunlar, enerji ve gıda güvenliği alanında kötüleşme var. Tabii bu arada Rusya bu alandaki tüm yükümlülüklerini yerine getiriyor, en büyük gıda ihracatçılarından biri olmaya devam ediyor” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.