SON DAKİKA
Hava Durumu

#Verimlilik

Ekometre - Verimlilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Verimlilik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkiye'de 5G abone sayısı 44,5 milyona ulaştı Haber

Türkiye'de 5G abone sayısı 44,5 milyona ulaştı

Uraloğlu, Türkiye nüfusunun yarısından fazlasının artık 5G kullandığını belirterek, yeni nesil haberleşme teknolojisinin dijital dönüşümün temelini oluşturacağını söyledi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye'de 5G teknolojisinin kullanımına ilişkin son verileri paylaştı. Yazılı açıklama yapan Uraloğlu, 1 Nisan itibarıyla mobil şebekelerde resmen kullanıma sunulan 5G teknolojisinin kısa sürede geniş bir kullanıcı kitlesine ulaştığını belirtti. 4 ayda 44,5 milyon abone Bakan Uraloğlu, 5G'nin hizmete sunulduğu ilk gün yaklaşık 21 milyon abonenin yeni nesil mobil iletişim teknolojisiyle buluştuğunu hatırlatarak şunları söyledi: "Bugün bu sayı 44,5 milyona ulaştı. Yaklaşık dört ayda ülkemiz nüfusunun yarısından fazlası 5G ile buluştu. Başka bir ifadeyle her iki kişiden biri 5G abonesi oldu." "5G dijital dönüşümün merkezinde olacak" Haberleşme ve bilişim sektörünün Türkiye'nin en stratejik alanlarından biri olduğuna dikkat çeken Uraloğlu, 5G'nin yalnızca daha hızlı internet anlamına gelmediğini vurguladı. Uraloğlu, 5G teknolojisinin ekonomi, sanayi, sağlık, ulaşım ve tarım başta olmak üzere birçok alanda önemli dönüşümler sağlayacağını ifade etti. Akıllı şehirler ve otonom ulaşım dönemi 5G'nin 4.5G'ye göre çok daha düşük gecikme süresi ve aynı anda çok daha fazla cihazı destekleme kapasitesine sahip olduğunu belirten Uraloğlu, şu değerlendirmelerde bulundu: Tam otonom araçlar ve akıllı ulaşım sistemleri yaygınlaşacak.Trafik yönetimi daha güvenli ve verimli hale gelecek.Akıllı fabrikalarda üretim süreçleri hızlanacak.Otonom robotlar ve anlık veri analiziyle sanayide verimlilik artacak.Akıllı şehir uygulamaları enerji yönetiminden otopark sistemlerine kadar birçok alanda yaygınlaşacak.Türkiye'nin dijital altyapısı güçleniyor Bakan Uraloğlu, 5G yatırımlarının Türkiye'nin dijital altyapısını güçlendireceğini belirterek, yeni nesil haberleşme teknolojilerinin hem vatandaşlara hem de iş dünyasına önemli avantajlar sağlayacağını ifade etti. Yetkililer, önümüzdeki dönemde 5G kapsama alanının daha da genişletilmesi ve yeni kullanım alanlarının devreye alınmasıyla birlikte dijital dönüşüm sürecinin hız kazanmasının beklendiğini bildirdi.

Yapay Zekâ verimliliği artırıyor çalışan bağlılığı azalıyor  Haber

Yapay Zekâ verimliliği artırıyor çalışan bağlılığı azalıyor 

Araştırmalar, çalışanların yüzde 72'sinin kurumuna eskisi kadar bağlı hissetmediğini ortaya koyarken, uzmanlar dijital dönüşümde insan odaklı liderliğin önemine dikkat çekiyor. Yapay zekâ, iş dünyasında verimlilik ve hız sağlayan en önemli dönüşüm araçlarından biri haline gelirken, şirketler açısından yeni bir yönetim sorununu da beraberinde getiriyor. Karar alma süreçlerinden insan kaynaklarına, müşteri deneyiminden stratejik planlamaya kadar birçok alanda kullanılan yapay zekâ uygulamaları operasyonel başarıyı artırırken, çalışanların kurumsal aidiyet duygusunda zayıflamaya yol açabiliyor. Microsoft'un Work Trend Index araştırmasına göre yöneticiler yapay zekâyı iş süreçlerine hızla entegre etmeye çalışırken, çalışanlar ise her zamankinden daha fazla insan odaklı liderlik bekliyor. Çalışanların yüzde 72'si kuruma daha az bağlı hissediyor Yönetim ve Teknoloji Stratejisti Cem Tokbay tarafından danışmanlığı yürütülen şirketlerde gerçekleştirilen analizler de benzer bir tablo ortaya koyuyor. Araştırmaya göre; Çalışanların yüzde 86'sı evden çalışmanın verimliliklerini artırdığını belirtiyor.Buna karşılık yüzde 72'si, kurumuna olan bağlılığının azaldığını ifade ediyor. Uzmanlara göre hibrit ve uzaktan çalışma modelleri üretkenliği artırırken, ekip içi iletişim ve kurumsal aidiyet konusunda yeni yönetim yaklaşımlarını zorunlu hale getiriyor. Küçük dokunuşlar bağlılığı artırıyor Araştırmada dikkat çeken bulgulardan biri de çalışan bağlılığını güçlendiren uygulamalar oldu. Haftalık yalnızca 15 dakikalık "duygusal check-in" toplantılarının ekip içi iletişim kalitesini yüzde 25 artırdığı belirlendi. Ayrıca çalışma saatlerinin çalışanların biyolojik ritmine uygun şekilde esnetildiği uygulamalarda ekip bağlılığının yüzde 27 yükseldiği tespit edildi. "Maestro hâlâ insan" Cem Tokbay, "Yapay Zekâ Çağında Liderlik: Maestro Hâlâ İnsan" adlı kitabında teknolojinin hızla gelişmesine rağmen liderliğin temel unsurunun hâlâ insan olduğunu savunuyor. Kitapta geliştirilen "İnsan-Veri-Değer Üçgeni", "Dijital Vicdan Döngüsü" ve "Sessiz Liderlik" modelleriyle, yapay zekâ çağında karar alma süreçlerinde etik, empati ve sorumluluk kavramlarının önemine dikkat çekiliyor. Tokbay, yöneticilerin teknolojiyi yalnızca verimlilik aracı olarak değil, insan odaklı yönetim anlayışıyla birlikte değerlendirmesi gerektiğini belirterek, yeni dönemin liderlik yaklaşımını "Düşün – Sorgula – Seç – Sorumluluk Al" ilkesiyle özetliyor. Dijital dönüşümün yeni gündemi: İnsan faktörü Uzmanlara göre yapay zekâ uygulamaları şirketlere hız, maliyet avantajı ve rekabet gücü kazandırırken, kurum kültürü ve çalışan bağlılığı gibi unsurların ihmal edilmesi uzun vadede verimlilik kazanımlarını gölgeleyebilir. Bu nedenle şirketlerin yalnızca teknolojik dönüşüme değil, çalışan deneyimi, liderlik anlayışı ve kurumsal kültüre yönelik yatırımları da eş zamanlı olarak güçlendirmesi gerektiği değerlendiriliyor. Yapay zekânın iş dünyasını dönüştürdüğü yeni dönemde, rekabet avantajını belirleyecek en önemli unsurun teknoloji ile insanı dengeli biçimde bir araya getirebilen kurumlar olacağı ifade ediliyor.

Orta ölçekli sanayi küresel rekabette zorlandı Haber

Orta ölçekli sanayi küresel rekabette zorlandı

Türkiye'nin toplam sanayi ihracatı artarken, İSO İkinci 500 şirketlerinin ihracatı yüzde 0,3 geriledi. İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) açıkladığı "Türkiye'nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025" araştırması, orta ölçekli sanayi kuruluşlarının küresel pazarlarda rekabet baskısını artıran dikkat çekici veriler ortaya koydu. Araştırmaya göre, Türkiye'nin ihracatı büyümeye devam ederken İSO İkinci 500 kapsamındaki şirketler aynı performansı gösteremedi. 2025 yılında Türkiye'nin toplam ihracatı yüzde 4,4, sanayi malları ihracatı ise yüzde 4,5 artış gösterdi. Aynı dönemde İSO 500 şirketlerinin ihracatı yüzde 8,4 yükselirken, İSO İkinci 500 şirketlerinin ihracatı yüzde 0,3 gerileyerek 15,9 milyar dolar seviyesinde kaldı. Raporda, bu tablonun orta ölçekli sanayi kuruluşlarının yoğunlaşan küresel rekabet ortamında mevcut pazarlarını korumakta ve yeni pazarlara açılmakta zorlandığına işaret ettiği vurgulandı. Artan maliyetler, kur dengesi ve zayıf dış talebin ihracat performansını sınırlayan temel unsurlar arasında yer aldığı belirtildi. Araştırma, ihracatın yanı sıra yatırım iştahında da yavaşlamaya dikkat çekti. İSO değerlendirmesinde, 2025 yılının sanayi kuruluşları açısından finansman maliyetleri, zayıflayan iç talep ve küresel rekabet baskısı arasında denge kurmaya çalışılan zorlu bir dönem olduğu ifade edildi. Ekonomi çevreleri, ihracattaki bu performans farkının özellikle orta ölçekli sanayi işletmelerinin rekabet gücünü artıracak finansman, verimlilik ve katma değer odaklı politikalara duyduğu ihtiyacı bir kez daha ortaya koyduğunu değerlendiriyor. Bu haber, dünkü "sanayicinin kârı faize gitti" başlığını tekrar etmeden aynı araştırmanın farklı ve güncel bir yönünü öne çıkarır.

Bahçıvan: Sanayici üretmekten vazgeçmedi Haber

Bahçıvan: Sanayici üretmekten vazgeçmedi

Bahçıvan, araştırmanın yalnızca şirketlerin finansal performansını değil, aynı zamanda Türk sanayisinin dayanıklılığını, üretim gücünü ve geleceğe yönelik potansiyelini ortaya koyduğunu belirterek, İSO İkinci 500 listesinde yer alan şirketlerin geleceğin İSO 500 kuruluşları olma yolunda önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. 2025 yılının yüksek finansman maliyetleri, küresel talepteki zayıflama ve krediye erişimde yaşanan güçlükler nedeniyle sanayi açısından oldukça zor geçtiğini belirten Bahçıvan, araştırma sonuçlarının bu tabloyu net biçimde yansıttığını söyledi. Araştırmaya göre, İSO İkinci 500 şirketlerinde üretimden satışlar üç yıllık reel gerilemenin ardından 2025 yılında yalnızca yüzde 0,2 oranında reel artış gösterdi. İhracat ise İSO 500'deki güçlü performansın aksine yüzde 0,3 gerileyerek sanayi kuruluşlarının satış büyümesini sınırlandırdı. Sanayicinin en büyük yükünün finansman maliyetleri olduğuna dikkat çeken Bahçıvan, finansman giderlerinin faaliyet kârına oranının yüzde 87'ye yükseldiğini belirterek, sanayi kuruluşlarının elde ettiği kazancın önemli bölümünü finansman giderlerine ayırmak zorunda kaldığını söyledi. Tüm olumsuzluklara rağmen sanayi kuruluşlarının üretim çarklarını durdurmadığını vurgulayan Bahçıvan, yatırım isteğinin sürdüğünü ve Türk sanayisinin ekonominin temel taşı olmayı devam ettirdiğini ifade etti. Finansman desteği vurgusu Sanayinin rekabet gücünü koruyabilmesi için uygun finansman imkanlarının artırılması gerektiğini belirten Bahçıvan, verimlilik, yüksek katma değerli üretim, teknolojik dönüşüm ve ihracat odaklı yatırımların desteklenmesinin stratejik önem taşıdığını söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ekonomi yönetiminin sanayinin finansman ihtiyacını öncelikli gündem maddeleri arasına almasını ve açıklanan finansman destek paketini olumlu değerlendirdiklerini belirten Bahçıvan, bu yaklaşımın üretim ekonomisine verilen önemin göstergesi olduğunu ifade etti. Bahçıvan, "Sanayiye sahip çıkmak; üretime, istihdama, ihracata, teknolojiye ve ülkemizin geleceğine sahip çıkmaktır." diyerek, sanayicinin nefes almasını sağlayacak politikaların kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini kaydetti.

 Nilüfer çayı temiz akacak Haber

 Nilüfer çayı temiz akacak

Şahin Biba başkanlığında belediye bürokratlarından oluşan heyet, Dereçavuş Mahallesi’nden Ovaakça Mahallesi’ne kadar uzanacak yaklaşık 2 kilometre uzunluğundaki atıksu kollektör hattı inşaatını yerinde inceledi. Çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi alan Başkan Vekili Biba, gelinen son durum ve projenin önemi hakkında açıklamalarda bulundu. “Hedefimiz eksiksiz bir şekilde hizmete açmak” ‘Osmangazi ilçesi Atıksu Kollektörleri İnşaatı Yapım İşi’nin BUSKİ tarafından titizlikle yürütüldüğünü belirten Başkan Vekili Biba, “127 milyon 192 bin lira bedelle projemizi imzaladık. 21 Mayıs 2026 tarihi itibarıyla yer teslimini gerçekleştirdik. Önümüzde 730 günlük yoğun bir çalışma dönemi var. Hedefimiz, projemizi 19 Mayıs 2028 tarihinde eksiksiz bir şekilde tamamlayıp hizmete açmak.” dedi. “Bu hat sayesinde nilüfer çayı kirlenmeyecek” Dereçavuş Mahallesi’nden başlayıp Ovaakça’ya kadar uzanan, toplam 2 kilometre uzunluğunda çok güçlü bir atıksu kollektör hattı inşa ettiklerini ifade eden Başkan Vekili Biba, hat üzerinde ihtiyaca göre 1.000, 1.200 ve 1.400 santimetre çaplarında devasa kanalizasyon boruları kullanılacağını dile getirdi. Tamamlandığında Dereçavuş, Çağlayan, Gündoğdu, Dürdane, Karabalçık ve Ovaakça mahallelerinin bu hatta entegre edilmiş olacağını anlatan Başkan Vekili Biba, “Çalışmalar bittiğinde bu mahallelerimizden gelen tüm atıksu, hiçbir pompa veya enerji maliyeti gerektirmeksizin, tamamen cazibeli yani yerçekimi akışıyla Hançerli’deki Nilüfer Arıtma Tesisi'ne ulaşacak. Bu projenin bize sağlayacağı en büyük kazanım, Nilüfer Çayı'nın kirlenmesini önleyecek olmasıdır.” diye konuştu. Çalışmayla beraber bölge altyapısının modern ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşacağını söyleyen Başkan Vekili Biba, “İşletme maliyetlerinde çok ciddi verimlilik sağlayacağız. Bölgemiz atıksu yönetimi adına milat niteliğindeki bu projenin şimdiden hayırlı olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı.

Sütaş: Avrupa ile rekabet edemiyoruz Haber

Sütaş: Avrupa ile rekabet edemiyoruz

Yüksek üretim maliyetleri, Türkiye süt ve süt ürünleri sektörünün ihracat performansını olumsuz etkilemeye devam ediyor. Sütaş Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, dünya fiyatlarının üzerinde seyreden üretim maliyetleri nedeniyle ihracat pazarlarında rekabet gücünün zayıfladığını söyledi. 2022 yılında 65 milyon dolarla ihracat rekoru kıran Sütaş'ın dış satışları, artan maliyetlerin etkisiyle 2025 yılında 25 milyon dolar seviyesine geriledi. Bingöl Entegre Tesisleri'nde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Yılmaz, Türkiye'nin süt ürünleri üretiminde önemli bir potansiyele sahip olduğunu ancak maliyet baskısının sektörü zorladığını ifade etti. "Türkiye'nin üretim maliyetleri Avustralya, Yeni Zelanda ve Avrupa'nın üzerinde" diyen Yılmaz, "Bizim 8 bin dolara sattığımız tereyağı Avrupa'da 4 bin 500 dolara bulunabiliyor. Küresel pazarlarda doğal olarak daha düşük maliyetle üretim yapan ülkeler tercih ediliyor. Sektörün önünü açacak düzenlemelerle ihracatın desteklenmesi gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu. Türkiye'nin coğrafi konumu sayesinde çevre ülkelerin süt ürünleri ihtiyacını karşılayabilecek önemli bir üretim merkezi olabileceğini belirten Yılmaz, sektörün gelişimi için üretici ve sanayicinin ortak hareket etmesinin önemine dikkat çekti. Ulusal Süt Konseyi'nin açıkladığı çiğ süt tavsiye fiyatlarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yılmaz, sektörde ortak akıl ve iş birliği kültürünün güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Olumsuz söylemlerin yatırım iştahını azalttığını belirten Yılmaz, tarım ve gıda sanayisinin birbirini tamamlayan iki unsur olduğunu vurguladı. Sütaş'ın üreticilere yönelik destek politikalarına da değinen Yılmaz, işletmelerin büyümesini teşvik eden bir model uyguladıklarını belirterek, üretim kapasitesi arttıkça verilen teşviklerin de yükseldiğini söyledi. Öte yandan Yılmaz, 2025 yılında enflasyon yüzde 30'un üzerinde gerçekleşmesine rağmen süt ürünlerindeki fiyat artışlarının yüzde 27 seviyesinde kaldığını belirterek, verimlilik ve Ar-Ge yatırımları sayesinde maliyet baskısını yönetmeye çalıştıklarını ifade etti. Şirketin enerji ihtiyacının önemli bölümünü hayvansal atıklardan elde edilen biyogazdan karşıladığını söyleyen Yılmaz, her yıl yüzde 15-20 büyüme hedefiyle çalışmalarını sürdürdüklerini kaydetti.

Enerji Zamları Kafe ve Restoranlarda verimlilik arayışını hızlandırdı Haber

Enerji Zamları Kafe ve Restoranlarda verimlilik arayışını hızlandırdı

Çukurova Isı Yönetim Kurulu Üyesi Osman Ünlü, doğru ısıtma teknolojileriyle hem müşteri konforunun korunabileceğine hem de enerji tüketiminde %40’a varan tasarruf sağlanabileceğine dikkat çekti. 4 Nisan’da elektrik ve doğalgaza gelen zamlar, ticari işletmelerin maliyetlerini yükseltti. Alçak gerilimden elektrik kullanan ticari işletmelere uygulanan tarifelerde %17,5 oranında artış gerçekleşirken, doğalgaz satış fiyatları da ortalama %18,61 oranında zamlandı. Elektrik ve doğalgaz fiyatlarında yaşanan artışlar, başta kafe ve restoranlar olmak üzere enerji kullanımı yoğun olan işletmelerde maliyet baskısını önemli ölçüde artırdı. Müşteri memnuniyeti ve konforu önceliklendiren kafe ve restoranlar, yılın her döneminde açık alan hizmeti sunabilmek için özellikle soğuk havalarda; teras, veranda ve balkon gibi alanlarda yoğun ısıtma ihtiyacıyla karşı karşıya kalıyor. Bu durum, enerji tüketimini ve buna bağlı işletme giderlerini önemli ölçüde artırıyor. Uzmanlara göre, artan enerji maliyetlerinin etkisini azaltmanın en etkili yollarından biri, doğru ısıtma teknolojisini tercih etmek. Kafe ve restoranlarda kullanılan elektrikli veya doğalgazlı radyant ısıtıcıların doğru seçimi, hem konforlu bir ortam sağlıyor hem de enerji tüketiminde yüzde 40’a varan tasarruf sağlıyor; bu da işletmelerin ekonomik sürdürülebilirliğine önemli katkı sunuyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Çukurova Isı Yönetim Kurulu Üyesi Osman Ünlü, şunları söyledi: “İşletmelerin rekabet gücünü destekleyen stratejik bir yatırım” “Elektrik ve doğalgaz fiyatlarında yaşanan artışlar, özellikle açık alan ısıtması yapan kafe ve restoran gibi işletmelerin enerji maliyetlerini doğrudan etkiliyor. İşletmelerin, artan maliyet baskısını hafifletmeleri ve müşteri konforundan ödün vermeden giderlerini kontrol edebilmeleri için daha verimli çözümlere yönelmeleri gerekiyor. Bu noktada doğru ısıtma çözümleri, yalnızca konfor sağlayan bir unsur olmanın ötesine geçerek, işletmelerin rekabet gücünü destekleyen stratejik bir yatırım haline geliyor. %40 daha verimli Çukurova Isı olarak, Goldsun markamızın Supra, Supra Plus, Aqua, Aqua Plus, Nova ve Nova Plus serisi elektrikli ısıtıcılarıyla kafe ve restoranların açık alanlarını verimli ve konforlu bir şekilde ısıtıyoruz. Yüksek yoğunluklu halojen ampul teknolojisine sahip Goldsun ısıtıcılar, standart rezistanslı ürünlere kıyasla %40’a varan oranda daha yüksek verimlilik sunarak enerji tüketimini azaltıyor. 5 farklı kademede çalıştırılabiliyor Goldsun elektrikli ısıtıcıların ‘Plus’ serilerinde yer alan entegre kumanda modülü sayesinde cihazlar 5 farklı kademede çalıştırılabiliyor, aynı zamanda kapasite %60’a kadar düşürülebiliyor. Bu özellik, işletmelere ihtiyaçları kadar enerji kullanarak maliyetlerini kontrol etme imkânı sunuyor. Hızlı ve tasarruflu ısıtıyor Öte yandan, Goldsun Elite seramik plakalı radyant ısıtıcılarımızla da yüksek verim ve konfor sağlıyoruz. Goldsun Elite’nin üç kademeli yakma sistemi sayesinde istenen konfor şartları kolayca oluşturulurken, reflektör sistemi yayılan enerjiyi havaya değil doğrudan mekândaki müşterilere yönlendirerek hızlı ve piyasadaki muadillerinden %40 daha verimliısıtma sağlıyor. Test sonuçları, Goldsun farkını somut verilerle ortaya koyuyor Ürünlerimizin performansını ise Türkiye’de bir ilk olan radyometre laboratuvarımızda ölçüyor ve elde ettiğimiz verileri, müşterilerimize sunuyoruz. Gerçekleştirdiğimiz testlerden birinde, 11 kW gücündeki GOLDSUN CC seramik plakalı radyant ısıtıcımızı, piyasada yaygın olarak kullanılan 12 kW’lık bir ürünle karşılaştırdık. Sonuçlara gore, GOLDSUN CC modelinin radyant verimi %60,19 olarak ölçülürken, karşılaştırılan ürünün verimi %44,67 seviyesinde kaldı. Bununla birlikte, 1 kW radyant ısı üretmek için GOLDSUN CC modelinin 1,66 kW enerji tükettiği, rakip ürünün ise aynı ısıyı elde etmek için 2,23 kW enerjiye ihtiyaç duyduğu tespit edildi. Fabrikamızda gerçekleştirdiğimiz bu testler sayesinde hem ürünlerimizin performansını ölçebiliyor hem de müşterilerimizin doğru ürün seçimi yapmalarını sağlıyoruz. Ayrıca talep eden müşterilerimize, şahitli test imkânı da sunuyoruz” dedi.

Türkiye’nin En İyi İşverenleri 2026 sahnesindeydi Haber

Türkiye’nin En İyi İşverenleri 2026 sahnesindeydi

21 Nisan akşamı düzenlenen ödül töreniyle duyurulan liste; Türkiye genelinde 600’den fazla organizasyonu ve 175 binden fazla çalışanın geri bildirimini kapsayan, iş dünyasının en kapsamlı güven endeksi araştırmasının sonuçlarını temsil ediyor. Bu yıl Türkiye’nin dört bir yanından farklı sektörlerde faaliyet gösteren 137 organizasyon, yüksek güven kültürüne dayalı çalışan deneyimiyle “En İyi İşveren” unvanını tescilledi. Lojistikten teknolojiye, finanstan üretime kadar geniş bir yelpazede gerçekleştirilen analizlerde; listede yer alan şirketler, çalışan deneyiminin tüm çalışanlar için tutarlı seviyede pozitif olması anlamına gelen “For All™” kriterlerinde en yüksek performansı gösterenler oldu. Kategorilere Göre Başarı Tablosu Organizasyonların çalışan sayısına göre altı kategoride açıklandığı listede; 10-49 çalışan kategorisinde [41], 50-99 kategorisinde [20], 100-249 kategorisinde [30], 250-499 kategorisinde [16], 500-999 kategorisinde [10] ve 1.000 üzeri çalışan kategorisinde ise [20] şirket yer alarak bu prestijli unvanın sahibi oldu. Eyüp Toprak: “Güveni Bir Performans Matematiğine Dönüştürenler Kazandı” Ödül töreninde yaptığı konuşmada bu yılki sonuçları değerlendiren Great Place To Work® Türkiye CEO’su Eyüp Toprak: “Great Place To Work® olarak bu yıl 175 binden fazla çalışanın sesini dinledik. Bugün geldiğimiz noktada görüyoruz ki; Türkiye iş dünyası için güven artık sadece duygusal bir kavram değil, en stratejik performans birimidir. Listemizde yer alan organizasyonları diğerlerinden ayıran en temel fark, güveni sistematik bir matematik gibi yönetebilmeleridir. Güvenin yüksek olduğu yapılar, belirsizlik dönemlerinde hızlanıp değer üretirken; güvenin düşük olduğu yapılarda en iyi yatırımlar bile karşılığını bulmakta zorlanıyor.” dedi. Yapay Zekâ ve İnsan Odaklı Liderlik Dengesi Teknolojik dönüşümün çalışan deneyimine etkisine de değinen Toprak: “Şirketler yapay zekâya devasa bütçeler ayırsa da gerçek verimlilik ancak psikolojik güvenliğin olduğu ekosistemlerde ortaya çıkıyor. Bu yılın En İyi İşverenleri, teknolojiyi bir tehdit değil, bir destekçi olarak konumlandırmayı başaran; çalışanına 'deneme cesareti' aşılayan vizyoner liderliğe sahip kurumlar oldu. Geleceğin iş dünyasını, teknolojiyi insan odaklı bir güven kültürüyle birleştirenler inşa edecek.” şeklinde konuştu. Hakkaniyet ve Şeffaflık Ön Planda Araştırma sonuçlarına göre, çalışan deneyiminde en belirleyici unsurlardan birinin “Hakkaniyet” algısı olduğuna dikkat çeken Toprak; yüksek maaş politikalarından ziyade adil yönetim, fırsat eşitliği ve şeffaf iletişimin çalışan adanmışlığı üzerindeki etkisinin her geçen yıl arttığını vurguladı. Farklı sektörlerden bu prestijli listeye giren şirketlerin tam listesi ise şöyle: 10-49 Çalışan Sayısı Kategorisi DE LA PAU COFFEE DOĞA HR DANIŞMANLIK RENART GLOBAL WORIMEX TRIPY DOUBLE EVENTS TERA FİNANS FAKTORING CIRCLE GAMES IFF FORWARDING İZGÖREN AKADEMİ BAR OTOMOTİV VAKIF GYO NEOWISE TEKNOLOJİ NGC THE MEDIOLOGY MELINO TRAVEL MAXELANCE MONART LOJİSTİK BYTE TEKNOLOJİ LAYHER AD VENTURE DIGITAL RICH PRODUCTS TÜRKİYE SECURE FUTURE BİLGİ TEKNOLOJİLERİ CALIGO TEKLİFİMGELSİN TSKB GYO PEKİN & PEKİN BROTHERS & PARTNERS ORTAK SAĞLIK GÜVENLİK BİRİMİ ADL KURUMSAL GALAKSİYA BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ İLETİŞİM YAZILIM STOIKK PRESULT İLETİŞİM LEARTES STUDIOS CELLMARK NS GLOBAL LOJİSTİK ANAPET TAŞIMACILIK YSL ULUSLARARASI NAKLİYAT PULSE MÜHENDİSLİK KEY EVENT BUHLER TÜRKİYE 50 – 99 Çalışan Sayısı Kategorisi ERSOY HOLDİNG REMAX TÜRKİYE AKLEASE MYNET SICPA TÜRKİYE GALATA WIND ENERJİ DOĞAN YATIRIM BANKASI ETHICA SİGORTA CHIESI BROWN FORMAN TÜRKİYE SMARTPULSE TEKNOLOJİ TTS ULUSLARARASI NAKLİYAT WHITE CITY HOTELS VISA PRINTPARK OFSET VE AMBALAJ ARKEM KİMYA PRIME SİSTEM VE TEKNOLOJİ YM İDİS MÜHENDİSLİK KIPERIN COLLAGEN LİMAK YATIRIM ENERJİ ÜRETİM 100-249 Çalışan Sayısı Kategorisi MAGNA SEATING ANKA BİLİM KOLEJİ TÜRKİYE VARLIK FONU YÖNETİMİ ALLIANZ PARTNERS ING HUBS TÜRKİYE SERVIER İLAÇ VE ARAŞTIRMA VIESSMANN ANKARA SİGORTA STRYKER KATILIM EMEKLİLİK PERNOD RICARD TREPAŞ FERSAN FERMANTASYON EDENRED HEWLETT PACKARD ENTERPRISE AGROTECH İKAS TEKNOLOJİ ZOETIS LILLY TÜRKİYE TIMAC AGRO LİMA LOJİSTİK GALATA TAŞIMACILIK ODINE AON TÜRKİYE TAKEDA EKİN SMART CITY TEKNOLOJİ CONTINENTAL TÜRKİYE KRON TEKNOLOJİ ONEINGAGE PLAN-S 250-499 Çalışan Sayısı Kategorisi PLUXEE TÜRKİYE ABBVIE ORGANİK KİMYA AMCOR SPECIALTY CARTONS İZMİR CODEWAY SIEMENS HEALTHINEERS AG VIATRIS KALKINMA YATIRIM BANKASI METLIFE BEGÜM REFERANS HOLDİNG TEKNASYON FLORA FOOD GROUP SELUZ ALPLA ALBARAKATECH ECZACIBAŞI İLAÇ PAZARLAMA 500-999 Çalışan Sayısı Kategorisi ESBAŞ ASTRAZENECA TÜRKİYE MİKROGRUP FRAPORT TAV ANTALYA ARCHITECHT TOM KINAY TAŞIMACILIK VE LOJİSTİK COATS GLOBAL KHC TÜRKİYE TREDAŞ 1000+ Çalışan Sayısı Kategorisi TUI HOTELS & RESORTS TÜRKİYE ALLIANZ TÜRKİYE MARRIOTT INTERNATIONAL MEGASARAY HOTELS GROUP HUGO BOSS HILTON ERİŞİM MÜŞTERİ HİZMETLERİ ETB GROUP TP SAAT&SAAT ENERJİSA FPS TÜRKİYE MEDICAL POINT DHL FOUNDEVER TÜRKİYE SİGORTA ETIYA BİLGİ TEKNOLOJİLERİ BURGAN BANK ANADOLU SİGORTA PENTİ

Avdagiç: Avrupa’nın doğal üretim üssü adayıyız Haber

Avdagiç: Avrupa’nın doğal üretim üssü adayıyız

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, “Avrupa’nın tedarikini yakın ve güvenilir coğrafyalara kaydırma eğilimi, Türkiye’yi doğal bir üretim üssü adayı haline getiriyor. Büyümenin kalitesinin bozulmaması için gerekli tedbirleri alıp küresel 'warflation (savaş kaynaklı enflasyon)’ riskinden üretim, verimlilik ve ihracat üçgenini uzak tutmalıyız” çağrısı yaptı. Avdagiç, İTO’nun nisan ayı Meclis Toplantısı’nda küresel enerji krizinden Türkiye ekonomisine ve tedarik zinciri kırılmalarına dair değerlendirmelerde bulundu. Büyüme için 3 öneri Küresel ‘savaşflasyon’ riskinin dikkate alınması gereken bir etken olduğunu vurgulayan Avdagiç, Türkiye ekonomisinin iç talep desteğiyle büyümesini sürdürdüğünü, bununla birlikte dış talebin zayıflaması ve maliyetlerdeki artışın büyümenin kompozisyonunu etkileyebileceğini kaydetti. İTO Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye'nin kendi iç dinamikleriyle büyüyebileceğini belirterek, üç temel öneri sıraladı. Avdagiç, “Bizim kendi gücümüz, kendi çözümlerimizdir. Şöyle ki; yenilenebilir kaynaklarla ve nükleer güçte kapasite artışıyla enerji bağımlılığını düşürebiliriz. Katma değerli üretim yapısı ve ihracat kompozisyonuyla dış kaynak ihtiyacını karşılarız. Arz yönlü politikalar ve yapısal reformlarla da enflasyon sorununun üstesinden pekala gelebiliriz" dedi. Fırsat penceresi konjonktürel değil Türkiye'nin önündeki fırsat penceresinin konjonktürel değil, yapısal bir nitelik taşıdığını belirten Avdagiç, şöyle devam etti: “Eskiden enflasyon, deflasyon ya da stagflasyonu bilir ve fiyat artışıyla bağlantısını kurardık. Şimdi 'warflation (savaş kaynaklı enflasyon)' diye yeni bir kavram daha üretildi. Bununla da savaş kaynaklı, arz yönlü, kalıcı olma riski taşıyan bir enflasyon dalgası kastediliyor. Bu yeni rejimde büyüme yavaşlarken fiyatlar yükseliyor. Dünyada savaş kaynaklı, arz yönlü, kalıcı olma riski taşıyan bir enflasyon dalgasıyla karşı karşıyayız. Türkiye’nin hep dikkat çektiğimiz potansiyeli, bugün çok daha yüksek bir gerçekleşme şansına sahip: Avrupa’nın tedarikini daha yakın ve güvenilir coğrafyalara kaydırma eğilimi, Türkiye’yi doğal bir üretim üssü adayı haline getiriyor. Gümrük Birliği entegrasyonu, Türkiye’nin ‘Made in EU’ düzenlemesine dahil edilmesi, gelişmiş sanayi altyapısı ve tedarik avantajı, Türkiye’yi Avrupa için stratejik bir üretim ortağı konumuna taşıyor. Büyümenin kalitesinin bozulmaması için gerekli tedbirleri alıp küresel ‘warflation’ riskinden ‘üretim, verimlilik ve ihracat’ üçgenini uzak tutmalıyız.” Temel zorluğumuz fiziksel kıtlık Gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarının gittikçe zayıfladığına dikkat çeken Avdagiç, “Uzmanlar dünya ekonomisinin yeniden düşük büyüme, yüksek enflasyon patikasına yaklaştığını söylüyorlar” dedi. Şekib Avdagiç, savaş sona erdirilmezse giderek büyüyen ham petrol kıtlığının tarımdan petrokimyasallara, tekstilden sağlık sektörüne kadar birçok üründe darboğaza yol açabileceğini vurgulayarak, “Temel zorluk artık fiyat olmaktan çıktı, temel zorluk dünya çapında fiziksel kıtlığa dönüşmeye başladı. Arz kıtlığı ve artan fiyatların yarattığı etki, tüketici pazarının her köşesine yayılıyor" dedi. Barışla yeni bir dönem bekliyoruz Küresel dönüşümün Türkiye açısından hem riskler hem fırsatlar içerdiğinin altını çizen Avdagiç, “ABD-İran arasındaki kırılgan ateşkesin barışa dönmesiyle dezavantajlarımızın geçici ve yönetilebilir, güçlü avantajlarımızın ise kalıcı ve stratejik nitelikte olduğu yeni bir dönem bekliyoruz” değerlendirmesinde bulundu. Yüzde 7’ye yaklaşan kur-enflasyon makası ihracatçımızın rekabet gücünü aşındırıyor Başkan Avdagiç, Türkiye’nin dış ticaret hedefleri için enflasyonla kur arasındaki korelasyonun giderek açıldığını belirtti. Avdagiç, “Sadece yılın ilk çeyreğinde dahi kur ile enflasyon arasındaki makasın yüzde 7’ye yaklaşması, ihracatçımızın rekabet gücünü aşındırıyor. Türkiye’nin dış ticaret hedefleri açısından enflasyon ile kur arasındaki korelasyonun giderek zayıfladığına dikkat çekiyoruz. Yılın ilk üç ayında kümülatif enflasyon yüzde 10’a ulaşırken, kur artışı yüzde 3 seviyesinde kaldı. Son iki yıllık döneme baktığımızda da benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. Tüketici ve üretici enflasyonunun ortalaması yüzde 70’e ulaşırken, kurdaki artış yüzde 42 seviyesinde gerçekleşti. Böylece iki yılda kur ile enflasyon arasındaki fark 28 puan oldu. Kurun enflasyona paralel hareket etmemesi, zamanla yapısal bir rekabet gücü kaybına dönüşme riski taşıyor. Bu sürecin önüne geçmek zorundayız” dedi. Bu tablonun yansımasının dış ticaret verilerimizde de görüldüğüne dikkati çeken Avdagiç, 2026'nın ilk çeyreğinde ihracatın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3.1 azaldığını, ithalatımızın ise yüzde 4.7 arttığını kaydetti. Şekib Avdagiç, şöyle devam etti: “Bundan sonraki süreçte enflasyonla kur arasındaki korelasyonun paralel gitmesi, hatta bir miktar kur lehine bir sürecin devreye girmesinin, Türkiye'nin rekabetçiliği açısından elzem hale geldiğini düşünüyoruz. Sürdürülebilir bir ihracat büyümesi için enflasyonun kalıcı olarak dizginlenmesinin yanında Türk Lirasının gerçekçi bir seviyede seyretmesi son derece önemli. Katma değerli ürünlere geçişin hız kazanması adına da bunun gerekli olduğuna inanıyoruz.” Merkez Bankası'nın üretimi de gözeten politika duruşu istikrarın sigortası olacaktır İTO Başkanı Avdagiç, TCMB’nin para politikası beklentilerine ilişkin ise şunları söyledi: “Savaş öncesinde oluşan faiz indirimi beklentilerinin, artan enflasyon riski ve küresel sıkılaşma koşulları nedeniyle belirgin şekilde zayıfladığı görülüyor. Piyasa beklentileri, kısa vadede faiz indirimlerinin ötelenebileceği ve para politikasında daha uzun süre sıkı duruşun korunacağı yönünde şekillenmeye başladı. Merkez Bankası’nın fiyat istikrarı ve finansal istikrarın korunmasına yönelik üretimi de gözeten hassas kurgulanmış politika duruşu, bir bütün olarak ekonomik istikrarın sigortası olacaktır.” SOFTITO’da yetenekli gençlerimize dijital bilezik kazandırıyoruz 2026 yılının İTO ve üyeleri için dijital dönüşümün bir ileri safhaya taşındığı yapay zeka dönemi olacağını, bu yönde projelere ve faaliyetlere ağırlık vereceklerini hatırlatan Şekib Avdagiç, “Artık üretimden eğitime, gündelik hayattan kültüre kadar her safhada yapay zeka, odak noktamızda yer alıyor. Bizler de ya kendimizi dönüştüreceğiz ya da başkalarının dönüştüreceği bir varlık haline geleceğiz. Üretimimizi, sanayimizi yapay zeka ile yeniden tasarlamamız gerekiyor” dedi. Yapay zekanın, Türkiye’nin ekonomik gelişimi için de stratejik bir teknoloji olduğunun altını çizen Avdagiç, bu yöndeki faaliyetleri ve projeleriyle İTO Teknoloji Ekosistemi oluşturduklarını, SoftITo, Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi ve Teknopark İstanbul ile birbirini tamamlayan üç kritik yapı kurduklarını anımsattı. Avdagiç, Meclis üyelerine de şu çağrıda bulundu: “Sizlere bir duyurum var: Şimdi bu yapının önemli bir ayağı olan SoftITo’da 4. Dönemi başlatıyoruz. Yetenekli gençlerimize dijital bilezik kazandırıyoruz. 320 saatlik eğitim sonucunda bu alanda aranan vasıflarla donatıyoruz. Müracaatları 19 Nisan 2026 tarihine kadar alıyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.