SON DAKİKA
Hava Durumu

#Verimlilik

Ekometre - Verimlilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Verimlilik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Yandex Go Bursa’da hizmete başladı Haber

Yandex Go Bursa’da hizmete başladı

Teknoloji şirketi Yandex Türkiye bünyesinde faaliyet gösteren Yandex Go, Türkiye'deki büyümesini sürdürürken Bursa'da da hizmete vermeye başladı. Yandex Go, tek bir dijital platform üzerinden şehirdeki yaklaşık 3 milyon kişinin ulaşım seçeneklerini geliştirmeyi amaçlıyor. Yandex Go'nun Bursa'da hizmete başlaması, şirketin Türkiye genelinde dijital dönüşümü ve daha akıllı mobilite çözümlerini yaygınlaştırma çalışmalarında attığı bir diğer stratejik adım niteliğinde. Yandex Go, sunduğu özelliklerle günlük ulaşımın herkes için daha hızlı, daha kolay ve daha erişilebilir hâle gelmesine katkı sağlıyor. Yandex Go Türkiye Ülke Müdürü Semih Altuğ yaptığı açıklamada, “Bursa'da hizmete başlamamızla birlikte, Türkiye'nin kentsel mobilite ekosistemine yönelik uzun vadeli stratejimiz doğrultusunda önemli adımlar atmaya devam ediyoruz. Hedefimiz, ülkenin ana ulaşım güzergâhlarında milyonlarca insanı birbirine bağlayan ve herkes için güvenilir, yenilikçi ve uygun fiyatlı ulaşım imkânı sunan teknoloji odaklı bir hizmet ağı oluşturmak. Bursa, Türkiye genelinde mobilitenin dijitalleşmesi yolunda attığımız bir diğer önemli adım. Sürekli gelişim anlayışımız doğrultusunda, kullanıcılarımız nerede olurlarsa olsunlar, hizmetimizi onlar için giderek daha erişilebilir ve ulaşılabilir hâle getiriyoruz.” dedi. Yandex Go platformu, gelişmiş konum belirleme ve akıllı rota oluşturma teknolojilerinden yararlanarak yolcuları en yakındaki müsait iş ortağı sürücülerle eşleştiriyor. Böylece bekleme süreleri en aza indirilirken verimlilik en üst düzeye çıkarılıyor. Kullanıcılar ödemelerini uygulama üzerinden kartla veya nakit olarak farklı yöntemlerle yapabiliyor. Hizmet yalnızca lisanslı taksilerle iş birliği yapıyor ve operasyonlarını kolaylaştırmak, şeffaflığı artırmak ve Türkiye'deki taksi sektöründe standartları yükseltmek için onları dijital çözümlerle donatıyor. Yandex Go, en yeni teknolojileri kullanıma sunarak hem iş ortağı sürücüleri, hem de yolcuları desteklemeyi ve her yolculuğu daha verimli ve uygun maliyetli hâle getirmeyi amaçlıyor. Yandex Go, Haziran 2026'da mobilite çözümlerini İstanbul'da kullanıma sunmuştu. Platform bugün İstanbul, Antalya, İzmir, Ankara, Mersin, Adana ve Bursa olmak üzere Türkiye'nin 7 şehrinde hizmet veriyor.

OVP’nin ihracat ve verimlilik hedeflerine Konya’dan güçlü destek Haber

OVP’nin ihracat ve verimlilik hedeflerine Konya’dan güçlü destek

Türkiye ekonomisinin 2027-2029 dönemine ilişkin yol haritasını ortaya koyan Orta Vadeli Program’da makroekonomik istikrarın güçlendirilmesinin yanı sıra verimlilik ve rekabet gücünün artırılması, yüksek katma değerli üretimin desteklenmesi, yeşil ve dijital dönüşümün hızlandırılması ile ihracat kapasitesinin geliştirilmesi öncelikli politika alanları arasında yer aldı. Üretim odaklı büyümeye vurgu Orta Vadeli Program’ı değerlendiren Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, fiyat istikrarı ve mali disiplin korunurken büyümenin üretim kapasitesi, verimlilik ve yüksek katma değer temelinde güçlendirilmesini doğru bir yaklaşım olarak değerlendirdiklerini belirtti. Öztürk, “Üretim, verimlilik, rekabet gücü ve ihracata verilen önceliği reel sektörümüz açısından önemli buluyoruz. İmalat sanayisinin üretim ve ihracat kapasitesini koruyacak, işletmelerimizin rekabet gücünü geliştirecek politikalar kalıcı ekonomik istikrarın sağlanmasına katkı sunacaktır. Programda yer alan tedbirlerin belirlenen takvim çerçevesinde kararlılıkla uygulanması ve sağlanacak imkânların işletmelerimize hızlı biçimde yansıması büyük önem taşımaktadır” dedi. OVP’nin reel sektör hedeflerine KTOTEK desteği OVP’de ihracatın geliştirilmesi, verimliliğin artırılması ve işletmelerin rekabet gücünün desteklenmesine verilen öncelik, reel sektörün bu alanlardaki dönüşümünü daha da önemli hâle getiriyor. Konya Ticaret Odası da KTO Teknoloji ve Eğitim Kampüsü bünyesinde yürüttüğü çalışmalarla Konya iş dünyasına bu süreçte destek sağlıyor. Kampüs içerisinde faaliyet gösteren KTO Dış Ticaret Merkezi firmaların yeni pazarlara ulaşmasına, Konya Model Fabrika ise üretim süreçlerini geliştirerek verimliliklerini artırmasına yönelik hizmetler sunuyor. Firmalara yeni pazarlar için yol haritası KTO Dış Ticaret Merkezi, ihracata yeni başlayacak işletmeler ile mevcut ihracatını geliştirmek isteyen firmalara yönelik çalışmalar gerçekleştiriyor. İhracat Koçluğu, Hedef Pazar Analizi ile Hedef Müşteri ve Tedarikçi Araştırmaları kapsamında işletmelerin doğru pazarları belirlemelerine, potansiyel müşterilere ulaşmalarına ve dış ticaret süreçlerini planlamalarına destek veriliyor. İhracatta kalıcı artış için firmaların yeni pazarlara ulaşmasının önemine dikkat çeken Öztürk, “Küresel belirsizliklerin, korumacı politikaların ve zayıflayan dış talebin iş dünyamız üzerindeki baskıyı artırdığı bir dönemden geçiyoruz. Firmalarımızın mevcut pazarlarını korurken yeni pazarlara açılması ve dış ticaret kabiliyetlerini geliştirmesi gerekiyor. KTO Dış Ticaret Merkezimizle üyelerimizin bu süreçlerini destekliyor, ihracat hedeflerine ulaşmaları için ihtiyaç duydukları alanlarda yanlarında oluyoruz” ifadelerini kullandı. Verimlilik odaklı dönüşümde model fabrika desteği OVP’nin temel başlıklarından biri olan verimlilik ve rekabet gücü alanında ise Konya Model Fabrika tarafından sanayi işletmelerine yönelik uygulamalı çalışmalar yürütülüyor. Yalın üretim eğitimleri ile Öğren ve Dönüş Programları sayesinde üretim süreçlerindeki israfların azaltılması, kaynakların daha etkin kullanılması ve işletmelerde verimlilik kültürünün geliştirilmesi amaçlanıyor. Öztürk, “Günümüzde rekabet gücünü korumak yalnızca daha fazla üretmekle mümkün değildir. Kaynakları etkin kullanan, süreçlerini geliştiren ve daha yüksek katma değer oluşturan bir üretim yapısına yönelmek zorundayız. Konya Model Fabrikamızla işletmelerimizin verimlilik odaklı dönüşümüne katkı sağlıyoruz. KTO Teknoloji ve Eğitim Kampüsümüz bünyesinde yürüttüğümüz çalışmalarla OVP’de ortaya konulan hedeflerin Konya iş dünyasında karşılık bulmasını ve firmalarımızın yeni döneme hazırlanmasını desteklemeye devam edeceğiz” dedi.

KOBİ’lere küresel rekabet desteği Haber

KOBİ’lere küresel rekabet desteği

İşletme başına 30 milyon TL ile 75 milyon TL arasında kredi imkânı sunulan programda, 20 puanlık geri ödemesiz finansman desteği ve Kredi Garanti Fonu kefaleti seçeneği bulunuyor. Başvurular 30 Eylül 2026’ya kadar yapılabilecek. Küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin küresel pazarlardaki rekabet gücünü artırmaya yönelik KOSGEB desteklerinde yeni dönem başladı. Küresel Rekabetçilik Destek Programı’nın 2026 yılı ilk başvuru dönemi 7 Eylül’de açıldı. KOBİ’ler, üretimden ihracata, Ar-Ge’den dijital dönüşüme kadar küresel rekabetçiliklerini güçlendirecek yatırımları için program kapsamında finansman desteğinden yararlanabilecek. Başvuruların 30 Eylül 2026 tarihinde sona ereceği programda işletme başına kredi üst limiti 75 milyon TL olarak uygulanacak. Programın amacı ise yalnızca KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştırmak değil; yenilikçi ürün geliştirme, yüksek katma değerli üretim, verimlilik, tedarik zinciri yönetimi ve uluslararası pazarlara açılma kapasitesini güçlendirmek. Destek kapsamı geniş tutuldu KOSGEB’in program kapsamında desteklediği harcamalar, KOBİ’lerin doğrudan üretim ve rekabetçilik kapasitesini artırmaya yönelik alanlarda yoğunlaşıyor. Destek kapsamında makine, teçhizat ve kalıp yatırımları, küresel rekabetçiliği artırmaya yönelik yatırım harcamaları arasında yer alıyor. Bunun yanında işletmelerin rekabet gücünü destekleyen kurumsal yazılım alımları da finansman kapsamında değerlendiriliyor. Program, nitelikli insan kaynağına yönelik personel giderlerini de kapsıyor. Eğitim, danışmanlık ve yönlendirme, belgelendirme, test ve analiz, pazarlama, tasarım ve sınai mülkiyet haklarına ilişkin hizmet alımları da desteklenebilecek giderler arasında bulunuyor. Bunlara ek olarak proje kapsamında ihtiyaç duyulan işletme sermayesi giderleri için de finansman imkânı sağlanacak. Bu kapsam, desteğin yalnızca makine yatırımlarına yönelik klasik bir yatırım finansmanı olmaktan çıkarak işletmelerin üretim, teknoloji, insan kaynağı ve pazarlama kapasitesini birlikte geliştirmesini hedeflediğini gösteriyor. 75 milyon TL’ye kadar kredi kullanılabilecek Programda işletme başına 30 milyon TL kredi alt limiti, 75 milyon TL kredi üst limiti uygulanacak. Projelerin süresi 24 ay, kredi vadesi ise 36 ay olarak belirlendi. İşletmelerin finans kuruluşlarından kullanacakları krediler için 20 puanlık geri ödemesiz finansman desteği sağlanacak. KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaleti imkânından yararlanılması da mümkün olacak. Bu yapı, özellikle yüksek yatırım maliyeti gerektiren makine, teknoloji, dijitalleşme ve üretim kapasitesi yatırımlarında KOBİ’lerin kredi maliyetini azaltmayı hedefliyor. Programa her KOBİ başvuramıyor Küresel Rekabetçilik Destek Programı, tüm KOBİ’lere açık genel bir finansman programı niteliğinde değil. Başvuru için işletmelerin öncelikle belirli temel koşulları karşılaması gerekiyor. Başvuracak işletmelerin KOSGEB Veri Tabanı’nda kayıtlı ve aktif olması, güncel İşletme Beyanı’na sahip bulunması ve Türk Ticaret Kanunu kapsamında tanımlanan gerçek veya tüzel kişi statüsünde faaliyet göstermesi gerekiyor. Bunun yanı sıra işletmelerin belirlenen uygunluk kriterlerinden en az birini karşılaması gerekiyor. İhracatını ve Ar-Ge’sini artıran şirketler öne çıkıyor Program kapsamında hızlı büyüyen işletmeler için ihracat ve teknoloji odaklı kriterler öne çıkıyor. Bu kapsamda hızlı büyüyen işletmelerin orta-yüksek veya yüksek teknoloji düzeyinde faaliyet göstermesi ve son üç yılın her birinde ihracatını bir önceki yıla göre artırmış olması kriterlerden biri olarak belirleniyor. Bir diğer kriter ise hızlı büyüyen işletmelerin son üç yılın her birinde hem ihracatını hem de Ar-Ge harcamalarını artırmış olması. Bunun yanında yüksek teknoloji düzeyinde faaliyet gösteren orta ölçekli işletmeler de programa başvurabilecek. Bu işletmelerin Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı kapsamında belirlenen öncelikli ürünler listesinde yer alan ürünlere ilişkin faaliyet yürütmesi gerekiyor. Turcorn 100 Programı kapsamına alınan işletmeler de başvuru yapabilecek. 2025’ten bu yana milyarlarca liralık finansman Küresel Rekabetçilik Destek Programı 2025 yılında uygulanmaya başladı. Program kapsamında bugüne kadar 71 KOBİ için toplam 3 milyar TL finansman imkânı sağlandığı belirtildi. Verilen bilgilere göre bu işletmelerden 43 KOBİ toplam 1,3 milyar TL finansmana erişti. Programın temel hedefi, KOBİ’lerin yalnızca mevcut üretim kapasitelerini büyütmesi değil; yüksek katma değerli ürün geliştirmesi, uluslararası pazarlarda daha güçlü rekabet etmesi ve sürdürülebilir büyüme kapasitesi oluşturması. Başvurular 30 Eylül’de sona erecek KOSGEB’in 2026 yılı Küresel Rekabetçilik Destek Programı kapsamında ilk başvuru dönemi 7 Eylül 2026’da başladı. Programa başvurmak isteyen işletmelerin başvurularını 30 Eylül 2026 tarihine kadar tamamlaması gerekiyor. Program özellikle ihracatını büyütmek, üretim kapasitesini artırmak, teknoloji yatırımı yapmak, Ar-Ge faaliyetlerini geliştirmek veya dijital dönüşüm yatırımlarını hızlandırmak isteyen KOBİ’ler açısından önemli bir finansman kanalı oluşturuyor. KOSGEB’in bu programla ortaya koyduğu çerçeve, KOBİ desteklerinde yalnızca işletme sayısını artırmaya değil, yüksek katma değerli üretim ve uluslararası rekabet kapasitesi bulunan işletmelerin ölçeklenmesine odaklanan bir yaklaşımın öne çıktığını gösteriyor.

Şişecam verimlilik, maliyet ve finansman yönetimine odaklandı Haber

Şişecam verimlilik, maliyet ve finansman yönetimine odaklandı

2026 yılının ilk altı ayında 122 milyar TL net satış elde eden şirketin uluslararası satışlarının toplam satışlar içindeki payı yüzde 61 seviyesinde gerçekleşirken, yatırımları 12 milyar TL'ye, ihracatı ise 464 milyon dolara ulaştı. İlk yarıda Türkiye ve Avrupa’da yeni kaplamalı cam hatlarını devreye alan Şişecam, Avrupa'da ayrıca ilk cam ambalaj tesisi yatırımı olan Macaristan'da önemli bir eşiği geride bıraktı. Cam ve kimyasallar sektörlerinin küresel oyuncusu Şişecam, 2026 yılı ilk yarı finansal sonuçlarını açıkladı. Şirket, yılın ilk altı ayında 122 milyar TL net satış gerçekleştirirken, toplam satışları içinde uluslararası satışların payı yüzde 61 oldu. Aynı dönemde 12 milyar TL yatırım yapan Şişecam'ın ihracatı 464 milyon dolar olarak gerçekleşti. Şirket ilk altı ayda 2,8 milyon ton cam, 2,2 milyon ton soda külü ve 2 milyon ton endüstriyel hammadde üretti. Can Yücel: "Önceliğimiz verimlilik, maliyet ve finansman yönetimi ile operasyonel çeviklik oldu" Şişecam Genel Müdürü Can Yücel, yılın ilk yarısını değerlendirirken şunları söyledi: "Küresel ekonomideki belirsizliklerin, enerji ve lojistik maliyetlerindeki dalgalanmaların devam ettiği bir dönemi geride bıraktık. Bu süreçte küresel üretim ağımız, güçlü müşteri portföyümüz ve çevik yönetim anlayışımız sayesinde operasyonel ve finansal performansımızı korurken yeni fırsatları değerlendirmeye de devam ettik. İlk yarıdaki önceliğimiz verimlilik artışı, maliyet ve finansman yönetimi ile operasyonel çeviklik oldu. Güçlü bilanço ve sağlıklı nakit akışı hedefimiz doğrultusunda nakit yaratımı ve likidite yönetimine öncelik verdik. İşletme sermayesi yönetiminde disiplinli yaklaşımımızı ve sadeleşme çalışmalarımızı sürdürdük. Fon kaynaklarımızı ve nakit varlıklarımızı en verimli şekilde yönetmeye odaklandık. Yılın ilk çeyreğinde yatırımcıların yoğun ilgisiyle tamamlanan Eurobond ihracımız ve uluslararası finans kuruluşlarıyla geliştirdiğimiz iş birlikleri; kısa-orta vadeli likidite yönetimimizi ve uzun vadeli hedeflerimizi desteklememize katkı sağladı." Tarsus yatırımıyla kaplamalı cam kapasitesi yüzde 17 arttı Şişecam, yılın ilk çeyreğinde Bulgaristan ve İtalya'daki düz cam tesislerinde devreye aldığı iki yeni kaplamalı cam hattı ile Avrupa'daki kaplama kapasitesini yaklaşık iki katına çıkararak katma değerli ürün portföyünü genişletti.​ Yılın ikinci çeyreğinde ise Tarsus’taki yeni kaplamalı cam hattını tamamlayan Şişecam; yıllık 7 milyon metrekare kapasiteli bu yeni yatırımla, toplam kaplamalı cam kapasitesini yüzde 17 artırarak yıllık 48,1 milyon metrekareye ulaştırdı. Şirket, yıl sonuna kadar Hindistan'da devreye alacağı yıllık 4,5 milyon metrekare kapasiteli yeni hattıyla bu alandaki küresel varlığını daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Dünyanın en büyük düz cam üretim komplekslerinden birini devreye aldı Şişecam, Tarsus'ta ilk çeyrekte devreye aldığı yeşil saha düz cam yatırımındaki TR9 hattını tamamlayarak, yıllık 432 bin ton brüt üretim kapasitesine ulaştı. Bu stratejik adımla Tarsus düz cam tesisi, dünyanın en büyük düz cam üretim komplekslerinden biri haline geldi. Ayrıca, Kuzey İtalya düz cam fabrikasında planlanan periyodik bakım ve soğuk tamir çalışmaları başarıyla tamamlandı ve üretim yeniden başladı. Şişecam, bu planlı duruş yönetimi sayesinde Avrupa’daki diğer üretim tesislerinin kapasite kullanım oranlarını dengeli bir şekilde optimize etmeyi başardı. Avrupa'daki ilk cam ambalaj tesisi Macaristan'da üretime hazırlanıyor Şişecam, Avrupa'daki ilk cam ambalaj üretim tesisi olan Macaristan yatırımında önemli bir aşamayı tamamladı. Şirket, yıllık brüt 198 bin ton kapasiteli ilk fırınını test üretimlerine başlamak üzere ateşledi. Tesisin tam kapasiteyle devreye alınmasıyla birlikte Avrupa pazarındaki operasyonel gücün ve tedarik kabiliyetinin daha da artırılması hedefleniyor. ABD'deki büyüme planlarında ilerleme Şişecam, ABD'deki doğal soda külü faaliyetlerini sürdürürken, aynı bölgede geliştirdiği Pasifik Soda yatırımında ise izin süreçlerinde son aşamaya geldi. Şirket, değişen piyasa koşullarını dikkate alarak yatırımın en uygun şartlarda ilerletilmesine yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Yenilenebilir enerji kapasitesi yıl sonunda 106 MW'a ulaşacak Karbonsuz üretim hedefi doğrultusunda yenilenebilir enerji yatırımlarına devam eden Şişecam, daha önce devreye aldığı 25 MW kurulu güce sahip güneş enerjisi santrallerine Manisa'da kurulan 20 MW'lık yeni tesisi ekledi. Böylece şirketin toplam GES kurulu gücü 45 MW'a ulaştı. Yıl sonuna kadar Kars'ta devreye alınması planlanan 61 MW kapasiteli yeni yatırımla toplam kapasitenin 106 MW'a yükselmesi hedefleniyor. İhracat liderliği ve uluslararası başarılar Şişecam, 2025 yılında gerçekleştirdiği 938 milyon dolarlık ihracat performansıyla Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından bir kez daha sektörünün ihracat lideri seçildi. Şirket ayrıca, dünyada ilk kez dijital müzakere edilebilir enstrüman olarak yapılandırılan Working Capital Note işlemiyle GTR Awards 2025 kapsamında "En İyi İşlem" ödülüne layık görüldü. Kurumsal yönetim uygulamalarıyla World Finance tarafından Türkiye'nin en iyisi seçilen Şişecam, TSRS uyumlu sürdürülebilirlik raporunu bağımsız güvence sürecinden geçirerek yayımladı. "Uzun vadeli rekabet gücümüzü artıracak alanlara odaklanıyoruz" Yılın geri kalanına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Can Yücel şunları söyledi: "Değişen piyasa koşullarına uyum sağlamayı sürdürürken, uzun vadeli rekabet gücümüzü artıracak alanlara odaklanacağız. Verimlilik programlarımızı yaygınlaştıracak, katma değerli ürünlerin portföyümüzdeki payını artıracak, yeni pazarlardaki etkinliğimizi geliştirecek ve sürdürülebilirlik çalışmalarımızı ileri taşıyacağız. Aynı zamanda bilanço yapımızı daha da güçlendirmeye ve finansal dayanıklılığımızı korumaya devam edeceğiz."

Şirketlerin odağında verimlilik var Haber

Şirketlerin odağında verimlilik var

İşletmeler, yeni yatırımlarda seçici davranırken mevcut kaynaklardan daha yüksek verim elde etmeye odaklanıyor. Yüksek faiz ve finansman maliyetleri, şirketlerin yalnızca yeni yatırım kararlarını değil, mevcut kaynaklarını kullanım biçimlerini de yeniden değerlendirmesine neden oluyor. Bu dönemde maliyet yönetiminin yanı sıra üretim süreçlerinde verimliliğin artırılması, işletmeler açısından stratejik bir öncelik haline geliyor. Uzmanlara göre verimlilik artık yalnızca maliyetleri azaltmaya yönelik bir araç olarak değil, şirketlerin rekabet gücünü ve yatırım kapasitesini doğrudan destekleyen önemli bir unsur olarak değerlendiriliyor. Küçük kayıplar büyük maliyetlere dönüşüyor Üretim süreçlerinde ortaya çıkan zaman, iş gücü, enerji, hammadde ve kapasite kayıpları, tek tek bakıldığında küçük görünse de toplamda işletmeler için önemli maliyetler oluşturabiliyor. Bu nedenle şirketlerin öncelikle mevcut üretim süreçlerini ölçmesi, verimlilik kayıplarının hangi noktalarda ortaya çıktığını belirlemesi ve darboğazları tespit etmesi önem taşıyor. Süreçlerin ölçülmesi ve doğru analiz edilmesi, işletmelerin mevcut kapasitesinden daha fazla çıktı elde etmesine imkan sağlarken, kaynak kullanımındaki iyileşmeler de maliyet baskısının azaltılmasına katkı sunuyor. Faiz tek başına rekabet gücünü belirlemiyor Faiz oranları şirketlerin yatırım kararlarında önemli bir parametre olmayı sürdürürken, işletmelerin kendi süreçlerinde yaratabilecekleri verimlilik artışlarının da rekabet gücü açısından kritik olduğu belirtiliyor. Şirketlerin finansman koşullarının iyileşmesini beklemek yerine, kontrol edebildikleri alanlarda verimlilik çalışmalarına yönelmesi önem kazanıyor. Özellikle sanayi işletmelerinde süreçlerin yeniden değerlendirilmesi, kapasite kullanımının artırılması ve kaynak israfının azaltılması öncelikli başlıklar arasında yer alıyor. Teknoloji yatırımı tek başına yeterli değil Sanayide dijital dönüşüm ve Endüstri 4.0 uygulamalarının yalnızca yeni makine veya otomasyon yatırımı olarak değerlendirilmemesi gerektiği belirtiliyor. Verimlilik artışı için teknolojik altyapının yanı sıra süreç yönetimi, insan kaynağı ve operasyonel performansın da birlikte ele alınması gerekiyor. Doğru teknolojinin doğru üretim sürecine entegre edilmesi, yatırımların geri dönüşünü artırırken işletmelerin mevcut kapasitesini daha etkin kullanmasına da imkan sağlayabiliyor. Daha az kaynakla daha fazla üretim hedefi Yüksek finansman maliyetlerinin şirketler üzerindeki baskısının devam ettiği ortamda, daha az kaynak kullanarak daha fazla çıktı üretebilmek rekabet avantajının önemli unsurlarından biri haline geliyor. Şirketlerin bugün gerçekleştireceği süreç iyileştirmeleri ve verimlilik yatırımları, yalnızca mevcut maliyet baskısının yönetilmesine değil, gelecekteki yatırım kapasitesinin güçlendirilmesine de katkı sağlayabilir. Bu nedenle önümüzdeki dönemde işletmeler açısından “daha fazla yatırım” kadar “mevcut kaynaklarla daha fazla üretim” yaklaşımının da öne çıkması bekleniyor.

Türkiye'de 5G abone sayısı 44,5 milyona ulaştı Haber

Türkiye'de 5G abone sayısı 44,5 milyona ulaştı

Uraloğlu, Türkiye nüfusunun yarısından fazlasının artık 5G kullandığını belirterek, yeni nesil haberleşme teknolojisinin dijital dönüşümün temelini oluşturacağını söyledi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye'de 5G teknolojisinin kullanımına ilişkin son verileri paylaştı. Yazılı açıklama yapan Uraloğlu, 1 Nisan itibarıyla mobil şebekelerde resmen kullanıma sunulan 5G teknolojisinin kısa sürede geniş bir kullanıcı kitlesine ulaştığını belirtti. 4 ayda 44,5 milyon abone Bakan Uraloğlu, 5G'nin hizmete sunulduğu ilk gün yaklaşık 21 milyon abonenin yeni nesil mobil iletişim teknolojisiyle buluştuğunu hatırlatarak şunları söyledi: "Bugün bu sayı 44,5 milyona ulaştı. Yaklaşık dört ayda ülkemiz nüfusunun yarısından fazlası 5G ile buluştu. Başka bir ifadeyle her iki kişiden biri 5G abonesi oldu." "5G dijital dönüşümün merkezinde olacak" Haberleşme ve bilişim sektörünün Türkiye'nin en stratejik alanlarından biri olduğuna dikkat çeken Uraloğlu, 5G'nin yalnızca daha hızlı internet anlamına gelmediğini vurguladı. Uraloğlu, 5G teknolojisinin ekonomi, sanayi, sağlık, ulaşım ve tarım başta olmak üzere birçok alanda önemli dönüşümler sağlayacağını ifade etti. Akıllı şehirler ve otonom ulaşım dönemi 5G'nin 4.5G'ye göre çok daha düşük gecikme süresi ve aynı anda çok daha fazla cihazı destekleme kapasitesine sahip olduğunu belirten Uraloğlu, şu değerlendirmelerde bulundu: Tam otonom araçlar ve akıllı ulaşım sistemleri yaygınlaşacak.Trafik yönetimi daha güvenli ve verimli hale gelecek.Akıllı fabrikalarda üretim süreçleri hızlanacak.Otonom robotlar ve anlık veri analiziyle sanayide verimlilik artacak.Akıllı şehir uygulamaları enerji yönetiminden otopark sistemlerine kadar birçok alanda yaygınlaşacak.Türkiye'nin dijital altyapısı güçleniyor Bakan Uraloğlu, 5G yatırımlarının Türkiye'nin dijital altyapısını güçlendireceğini belirterek, yeni nesil haberleşme teknolojilerinin hem vatandaşlara hem de iş dünyasına önemli avantajlar sağlayacağını ifade etti. Yetkililer, önümüzdeki dönemde 5G kapsama alanının daha da genişletilmesi ve yeni kullanım alanlarının devreye alınmasıyla birlikte dijital dönüşüm sürecinin hız kazanmasının beklendiğini bildirdi.

Yapay Zekâ verimliliği artırıyor çalışan bağlılığı azalıyor  Haber

Yapay Zekâ verimliliği artırıyor çalışan bağlılığı azalıyor 

Araştırmalar, çalışanların yüzde 72'sinin kurumuna eskisi kadar bağlı hissetmediğini ortaya koyarken, uzmanlar dijital dönüşümde insan odaklı liderliğin önemine dikkat çekiyor. Yapay zekâ, iş dünyasında verimlilik ve hız sağlayan en önemli dönüşüm araçlarından biri haline gelirken, şirketler açısından yeni bir yönetim sorununu da beraberinde getiriyor. Karar alma süreçlerinden insan kaynaklarına, müşteri deneyiminden stratejik planlamaya kadar birçok alanda kullanılan yapay zekâ uygulamaları operasyonel başarıyı artırırken, çalışanların kurumsal aidiyet duygusunda zayıflamaya yol açabiliyor. Microsoft'un Work Trend Index araştırmasına göre yöneticiler yapay zekâyı iş süreçlerine hızla entegre etmeye çalışırken, çalışanlar ise her zamankinden daha fazla insan odaklı liderlik bekliyor. Çalışanların yüzde 72'si kuruma daha az bağlı hissediyor Yönetim ve Teknoloji Stratejisti Cem Tokbay tarafından danışmanlığı yürütülen şirketlerde gerçekleştirilen analizler de benzer bir tablo ortaya koyuyor. Araştırmaya göre; Çalışanların yüzde 86'sı evden çalışmanın verimliliklerini artırdığını belirtiyor.Buna karşılık yüzde 72'si, kurumuna olan bağlılığının azaldığını ifade ediyor. Uzmanlara göre hibrit ve uzaktan çalışma modelleri üretkenliği artırırken, ekip içi iletişim ve kurumsal aidiyet konusunda yeni yönetim yaklaşımlarını zorunlu hale getiriyor. Küçük dokunuşlar bağlılığı artırıyor Araştırmada dikkat çeken bulgulardan biri de çalışan bağlılığını güçlendiren uygulamalar oldu. Haftalık yalnızca 15 dakikalık "duygusal check-in" toplantılarının ekip içi iletişim kalitesini yüzde 25 artırdığı belirlendi. Ayrıca çalışma saatlerinin çalışanların biyolojik ritmine uygun şekilde esnetildiği uygulamalarda ekip bağlılığının yüzde 27 yükseldiği tespit edildi. "Maestro hâlâ insan" Cem Tokbay, "Yapay Zekâ Çağında Liderlik: Maestro Hâlâ İnsan" adlı kitabında teknolojinin hızla gelişmesine rağmen liderliğin temel unsurunun hâlâ insan olduğunu savunuyor. Kitapta geliştirilen "İnsan-Veri-Değer Üçgeni", "Dijital Vicdan Döngüsü" ve "Sessiz Liderlik" modelleriyle, yapay zekâ çağında karar alma süreçlerinde etik, empati ve sorumluluk kavramlarının önemine dikkat çekiliyor. Tokbay, yöneticilerin teknolojiyi yalnızca verimlilik aracı olarak değil, insan odaklı yönetim anlayışıyla birlikte değerlendirmesi gerektiğini belirterek, yeni dönemin liderlik yaklaşımını "Düşün – Sorgula – Seç – Sorumluluk Al" ilkesiyle özetliyor. Dijital dönüşümün yeni gündemi: İnsan faktörü Uzmanlara göre yapay zekâ uygulamaları şirketlere hız, maliyet avantajı ve rekabet gücü kazandırırken, kurum kültürü ve çalışan bağlılığı gibi unsurların ihmal edilmesi uzun vadede verimlilik kazanımlarını gölgeleyebilir. Bu nedenle şirketlerin yalnızca teknolojik dönüşüme değil, çalışan deneyimi, liderlik anlayışı ve kurumsal kültüre yönelik yatırımları da eş zamanlı olarak güçlendirmesi gerektiği değerlendiriliyor. Yapay zekânın iş dünyasını dönüştürdüğü yeni dönemde, rekabet avantajını belirleyecek en önemli unsurun teknoloji ile insanı dengeli biçimde bir araya getirebilen kurumlar olacağı ifade ediliyor.

Orta ölçekli sanayi küresel rekabette zorlandı Haber

Orta ölçekli sanayi küresel rekabette zorlandı

Türkiye'nin toplam sanayi ihracatı artarken, İSO İkinci 500 şirketlerinin ihracatı yüzde 0,3 geriledi. İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) açıkladığı "Türkiye'nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025" araştırması, orta ölçekli sanayi kuruluşlarının küresel pazarlarda rekabet baskısını artıran dikkat çekici veriler ortaya koydu. Araştırmaya göre, Türkiye'nin ihracatı büyümeye devam ederken İSO İkinci 500 kapsamındaki şirketler aynı performansı gösteremedi. 2025 yılında Türkiye'nin toplam ihracatı yüzde 4,4, sanayi malları ihracatı ise yüzde 4,5 artış gösterdi. Aynı dönemde İSO 500 şirketlerinin ihracatı yüzde 8,4 yükselirken, İSO İkinci 500 şirketlerinin ihracatı yüzde 0,3 gerileyerek 15,9 milyar dolar seviyesinde kaldı. Raporda, bu tablonun orta ölçekli sanayi kuruluşlarının yoğunlaşan küresel rekabet ortamında mevcut pazarlarını korumakta ve yeni pazarlara açılmakta zorlandığına işaret ettiği vurgulandı. Artan maliyetler, kur dengesi ve zayıf dış talebin ihracat performansını sınırlayan temel unsurlar arasında yer aldığı belirtildi. Araştırma, ihracatın yanı sıra yatırım iştahında da yavaşlamaya dikkat çekti. İSO değerlendirmesinde, 2025 yılının sanayi kuruluşları açısından finansman maliyetleri, zayıflayan iç talep ve küresel rekabet baskısı arasında denge kurmaya çalışılan zorlu bir dönem olduğu ifade edildi. Ekonomi çevreleri, ihracattaki bu performans farkının özellikle orta ölçekli sanayi işletmelerinin rekabet gücünü artıracak finansman, verimlilik ve katma değer odaklı politikalara duyduğu ihtiyacı bir kez daha ortaya koyduğunu değerlendiriyor. Bu haber, dünkü "sanayicinin kârı faize gitti" başlığını tekrar etmeden aynı araştırmanın farklı ve güncel bir yönünü öne çıkarır.

Bahçıvan: Sanayici üretmekten vazgeçmedi Haber

Bahçıvan: Sanayici üretmekten vazgeçmedi

Bahçıvan, araştırmanın yalnızca şirketlerin finansal performansını değil, aynı zamanda Türk sanayisinin dayanıklılığını, üretim gücünü ve geleceğe yönelik potansiyelini ortaya koyduğunu belirterek, İSO İkinci 500 listesinde yer alan şirketlerin geleceğin İSO 500 kuruluşları olma yolunda önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. 2025 yılının yüksek finansman maliyetleri, küresel talepteki zayıflama ve krediye erişimde yaşanan güçlükler nedeniyle sanayi açısından oldukça zor geçtiğini belirten Bahçıvan, araştırma sonuçlarının bu tabloyu net biçimde yansıttığını söyledi. Araştırmaya göre, İSO İkinci 500 şirketlerinde üretimden satışlar üç yıllık reel gerilemenin ardından 2025 yılında yalnızca yüzde 0,2 oranında reel artış gösterdi. İhracat ise İSO 500'deki güçlü performansın aksine yüzde 0,3 gerileyerek sanayi kuruluşlarının satış büyümesini sınırlandırdı. Sanayicinin en büyük yükünün finansman maliyetleri olduğuna dikkat çeken Bahçıvan, finansman giderlerinin faaliyet kârına oranının yüzde 87'ye yükseldiğini belirterek, sanayi kuruluşlarının elde ettiği kazancın önemli bölümünü finansman giderlerine ayırmak zorunda kaldığını söyledi. Tüm olumsuzluklara rağmen sanayi kuruluşlarının üretim çarklarını durdurmadığını vurgulayan Bahçıvan, yatırım isteğinin sürdüğünü ve Türk sanayisinin ekonominin temel taşı olmayı devam ettirdiğini ifade etti. Finansman desteği vurgusu Sanayinin rekabet gücünü koruyabilmesi için uygun finansman imkanlarının artırılması gerektiğini belirten Bahçıvan, verimlilik, yüksek katma değerli üretim, teknolojik dönüşüm ve ihracat odaklı yatırımların desteklenmesinin stratejik önem taşıdığını söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ekonomi yönetiminin sanayinin finansman ihtiyacını öncelikli gündem maddeleri arasına almasını ve açıklanan finansman destek paketini olumlu değerlendirdiklerini belirten Bahçıvan, bu yaklaşımın üretim ekonomisine verilen önemin göstergesi olduğunu ifade etti. Bahçıvan, "Sanayiye sahip çıkmak; üretime, istihdama, ihracata, teknolojiye ve ülkemizin geleceğine sahip çıkmaktır." diyerek, sanayicinin nefes almasını sağlayacak politikaların kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini kaydetti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.