SON DAKİKA
Hava Durumu

#Veri Güvenliği

Ekometre - Veri Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veri Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Sahte iş ilanları siber güvenlik riski haline geldi Haber

Sahte iş ilanları siber güvenlik riski haline geldi

Doğanay, “Yapay zekâ ile güçlenen yeni nesil siber tehditlerde saldırganın hedefi artık yalnızca sistemler değil; insanın kimliği, verisi ve dijital güvenidir.” dedi. İş başvurusu yapanların verileri risk altında İnternet üzerinden gerçekleştirilen işe alım süreçlerinin her geçen gün arttığını belirten Doğanay, milyonlarca kişinin iş bulabilmek için özgeçmişlerini farklı platformlar ve şirketlerle paylaştığını, ancak bu verilerin kimler tarafından hangi amaçla toplandığı ve ne kadar süre saklandığı konusunda önemli belirsizlikler bulunduğunu söyledi. Son zamanlarda kamuoyunda geniş yankı uyandıran ve yüzlerce iş başvurusu yapmasına rağmen geri dönüş alamayan aday örneklerinin, meselenin yalnızca istihdam piyasası açısından değerlendirilmemesi gerektiğini gösterdiğini belirten Doğanay, “Burada asıl tartışılması gereken, kaç başvuru yapıldığı değil; milyonlarca vatandaşın özgeçmiş, iletişim, eğitim, mesleki geçmiş ve diğer kişisel verilerinin kimlerin elinde toplandığı, ne kadar süreyle saklandığı ve hangi amaçlarla kullanıldığıdır.” dedi. "CV artık dijital kimliğin bir parçası" Bir özgeçmişin yalnızca eğitim ve iş deneyiminden ibaret olmadığını vurgulayan Doğanay, şu değerlendirmede bulundu: “Bugün bir CV; telefon numarası ve e-posta adresinin ötesinde kişinin eğitim geçmişini, çalıştığı kurumları, görevlerini, uzmanlık alanlarını, referanslarını ve kariyer yolculuğuna ilişkin çok sayıda kişisel veriyi bir arada barındırıyor. Bu nedenle CV artık yalnızca bir özgeçmiş değil, kişinin dijital kimliğinin ve profesyonel yaşamının ayrıntılı bir veri haritasıdır.” Bu verilerin siber suç ekosistemi açısından yüksek değer taşıdığına dikkati çeken Doğanay, kontrolsüz biçimde toplanan kişisel bilgilerin başka veri sızıntıları ve açık kaynaklardan elde edilen bilgilerle birleştirilerek çok daha kapsamlı dijital profillere dönüştürülebileceğini belirtti. Bu profillerin; kişiye özel sosyal mühendislik ve hedefli oltalama saldırılarından hesap ele geçirme girişimlerine, SIM-swap ve kimliğe bürünme yöntemlerinden deepfake destekli dolandırıcılığa, sahte finansal işlemlerden sentetik kimlik oluşturmaya kadar uzanan geniş bir suç yelpazesinde kullanılabileceğini ifade etti. Doğanay, özellikle çalışanların görev, yetkinlik ve kurum bilgilerinin saldırganlara yalnızca bireyi değil, çalıştığı kuruluşu da hedefleme imkânı sağlayabileceğine işaret ederek, “Bir CV'nin yanlış ellere geçmesi yalnızca kişisel veri ihlali anlamına gelmeyebilir. Saldırgan açısından bu belge, kişinin kim olduğunu, nerede çalıştığını, ne bildiğini, kimlerle bağlantılı olduğunu ve hangi senaryolarla ikna edilebileceğini gösteren bir istihbarat kaynağına dönüşebilir.” değerlendirmesinde bulundu. "Her iş ilanı gerçekten işe alım amacı taşımıyor olabilir" İnternette yayımlanan her iş ilanının gerçek bir personel ihtiyacını yansıtmayabileceğini belirten Doğanay, bazı ilanların uzun süre yayında kaldığını, sürekli güncellendiğini ancak herhangi bir işe alımla sonuçlanmadığının görülebildiğini söyledi. Doğanay, "Burada herhangi bir kurum veya platformu suçlamak doğru olmaz. Ancak gerçekten işe alım yapılmayan ilanlar üzerinden büyük ölçekli kişisel veri toplanıp toplanmadığı mutlaka incelenmeli. Milyonlarca insanın kişisel verisinin hangi amaçlarla işlendiği konusunda daha fazla şeffaflığa ihtiyaç var." ifadelerini kullandı. Sahte iş ilanları dijital manipülasyon aracı hâline gelebilir Doğanay, gerçek bir işe alım amacı taşımayan ilanların yalnızca kişisel veri güvenliği açısından değil, dijital ekosistemin güvenilirliği açısından da risk oluşturabileceğini belirtti. Bazı şirketlerin veya kötü niyetli yapıların, gerçekte personel ihtiyacı bulunmamasına rağmen sürekli iş ilanı yayımlayarak web sitelerine trafik çekmeyi, sosyal medya hesaplarının etkileşimini artırmayı veya sürekli büyüyen bir organizasyon algısı oluşturmayı hedefleyebileceğine dikkat çeken Doğanay, bu tür uygulamaların aynı zamanda adayların kişisel verilerinin gereksiz yere toplanmasına neden olabileceğini ifade etti. Doğanay, şu değerlendirmede bulundu: "Dijital platformlarda yayımlanan her iş ilanının gerçekten istihdam amacı taşıdığı varsayımıyla hareket edilmemelidir. Eğer herhangi bir işe alım yapılmadığı hâlde sürekli yeni ilanlar yayımlanıyorsa, bunun amacı ve toplanan kişisel verilerin nasıl işlendiği şeffaf biçimde ortaya konulmalıdır. Bu durum yalnızca insan kaynakları uygulaması olarak değil, kişisel verilerin korunması ve siber güvenlik perspektifiyle de incelenmelidir. Kaldı ki Kişisel Verileri Koruma Kanunu da kişisel verilerin işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olması ilkesi kapsamında veri minimizasyonu uygulanması gerektiğini belirtir. Gereksiz fazla veri siber risk iştahını artırır." Gerçek dışı işe alım ilanlarının kurum içinde de olumsuz etkiler oluşturabileceğini belirten Doğanay, sürekli yeni personel arandığı algısının çalışanlar üzerinde iş güvencesine ilişkin kaygıları artırabileceğini, bunun da kurum kültürü ve çalışan psikolojisi açısından değerlendirilmesi gereken ayrı bir konu olduğunu söyledi. Doğanay, yapay zekâ çağında büyük ölçekli CV havuzlarının siber saldırganlar açısından önemli bir hedef hâline geldiğini belirterek, "Milyonlarca özgeçmişten oluşan veri havuzları, kötü niyetli kişilerin eline geçtiğinde sosyal mühendislik saldırıları, hedefli oltalama kampanyaları ve kimlik dolandırıcılığı için kullanılabilecek stratejik veri kaynaklarına dönüşebilir. Bu nedenle işe alım süreçleri artık sadece insan kaynaklarının değil, siber güvenlik uzmanlarının da ilgi alanına girmektedir." ifadelerini kullandı. Siber Güvenlik Uzmanından İşe alım süreçleri için yeni standart çağrısı İşe alım süreçlerinde kişisel verilerin korunmasına yönelik yeni standartlar geliştirilmesi gerektiğini belirten Doğanay, şu önerilerde bulundu: - Gerçek bir açık pozisyon bulunmadan iş ilanı yayınlanmamalı - Gerçek ve güncel bir açık pozisyona dayanmayan ilanlarda bu durum adaylara açıkça belirtilmeli. - Özgeçmiş havuzu oluşturmak amacıyla kişisel veriler toplanmamalı - Adaylardan toplanan kişisel verilerin hangi amaçla işlendiği açık şekilde belirtilmeli. - İşe alım süreci tamamlandıktan sonra ihtiyaç duyulmayan özgeçmişler mevzuata uygun biçimde silinmeli. - İş ilanı platformları ve işverenlerin kişisel veri işleme süreçleri düzenli olarak denetlenmeli. - Adaylar, kişisel verilerinin ne kadar süre saklanacağı konusunda açık ve anlaşılır şekilde bilgilendirilmeli. Bunlara ek olarak; aktif olarak iş aramayan vatandaşlarımızın kariyer platformlarındaki hesaplarını gözden geçirmelerini, ihtiyaç duymuyorlarsa özgeçmişlerini yayından kaldırmalarını veya hesaplarını silmelerini öneriyoruz. Çünkü internette uzun süre erişilebilir halde bırakılan kişisel veriler, zaman içinde farklı risklere maruz kalabiliyor. Dijital dünyada kullanılmayan veriyi çevrimiçi ortamda tutmamak en temel siber güvenlik prensiplerinden biridir. “Yapay zekâ çağı ile güçlenen yeni nesil siber tehditlerde saldırganın hedefi artık yalnızca sistemler değil; insanın kimliği, verisi ve dijital güvenidir.” Yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte kişisel verilerin değerinin her zamankinden daha fazla arttığını vurgulayan Doğanay, sözlerini şöyle tamamladı: "Eskiden siber güvenlik denildiğinde akla sunucular, ağlar ve bilgisayar sistemleri gelirdi. Bugün ise en değerli hedef insanın kendisi ve ona ait veriler. Yapay zekâ çağında siber güvenlik artık yalnızca sistemleri değil, insan verisini korumaktır. İş arayan milyonlarca vatandaşın özgeçmişi de korunması gereken stratejik dijital varlıklar arasında yer alıyor. Kişisel verilerin güvenliği artık sadece bireysel bir hak değil, dijital ekonominin ve ulusal siber güvenliğin de temel unsurlarından biridir. Ayrıca bu sorun yalnızca işverenlerin veya kariyer platformlarının inisiyatifine bırakılamaz. Kamu otoriteleri tarafından da etkin düzenleyici ve denetleyici mekanizmaların geliştirilmesi gerekiyor. Türkiye’de iş ilanları üzerinden gerçekleştirilen kişisel veri toplama faaliyetleri daha etkin denetlenmeli; gerçek bir açık pozisyona dayanmayan ilanlar için şeffaflık yükümlülüğü getirilmeli ve aday havuzu oluşturmak amacıyla yapılan veri toplama faaliyetleri açık kurallara bağlanmalıdır. İşverenlerin ve kariyer platformlarının topladıkları özgeçmişleri hangi amaçla ve ne kadar süreyle sakladıkları denetlenmeli; kapanmış veya gerçekte mevcut olmayan pozisyonlara ilişkin ilanların belirli süreler içerisinde yayından kaldırılması sağlanmalıdır. Ayrıca yanıltıcı iş ilanlarının bildirilebileceği etkin bir mekanizma oluşturulmalı ve tekrarlayan ihlaller için idari yaptırımlar değerlendirilmelidir. Milyonlarca vatandaşın kişisel verisinin işlendiği böylesine büyük bir dijital ekosistemde denetim artık yalnızca ilanların içeriğini değil, ilanların arkasındaki veri toplama, kullanma, paylaşma ve saklama süreçlerinin tamamını kapsamalıdır. "

Edge AI ile yapay zeka sahanın merkezine taşınıyor Haber

Edge AI ile yapay zeka sahanın merkezine taşınıyor

Son yıllarda bulut bilişim, Nesnelerin İnterneti (IoT) ve yapay zeka teknolojilerindeki gelişmeler, kritik sektörlerde dijital dönüşümü hızlandırmaya devam ediyor. Özellikle üretim, enerji, kamu hizmetleri ile ulaşım ve lojistik gibi alanlarda faaliyet gösteren kuruluşlar, yapay zekayı operasyonel süreçlerine entegre ederek verimliliklerini arttırmayı ve daha hızlı karar almayı hedefliyor. Ancak saha operasyonlarında internet bağlantısının her zaman mümkün olmaması, bulut tabanlı yapay zeka çözümlerinin kullanımını sınırlandırabiliyor. “Yapay zeka, küresel ekonomiye yaklaşık 15,7 trilyon dolarlık katkı sağlayacak” Edge AI teknolojisinin bu soruna çözüm sunduğunun altını çizen Getac Teknoloji Şirketi Başkan Yardımcısı Jerry Huang, yapay zeka yeteneklerini doğrudan sahaya taşıyan yeni nesil dayanıklı cihazların kritik sektörlerde önemli bir dönüşüm başlattığını belirtiyor. Son 20 yılda yaşanan teknolojik gelişmeleri değerlendiren Huang, sözlerine şöyle devam ediyor: "20 yıllık süreçte üretim, enerji, kamu hizmetleri ile ulaşım ve lojistik gibi kritik sektörlerde iş yapış biçimlerini köklü şekilde değiştirdi. Bulut bilişim, ölçeklenebilir BT altyapıları ve merkezi veri yönetimi gibi önemli avantajlar sunarken, IoT teknolojileri de gerçek zamanlı izleme, öngörüye dayalı bakım ve otomatik iş akışlarını mümkün hale getirdi. Bugün ise yapay zeka, dijital dönüşümün yeni aşamasını temsil ediyor. Dünya Ekonomik Forumu’na göre yapay zeka, 2030 yılına kadar küresel gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) %14’e kadar katkı sağlayacak ve yaklaşık 15,7 trilyon dolarlık ekonomik değer yaratacak. Bu potansiyel, işletmelerin yapay zekayı operasyonlarına entegre etme konusunda neden bu kadar hızlı hareket ettiğini açıkça ortaya koyuyor." Bağlantı bağımlılığı yapay zekanın yaygınlaşmasını sınırlandırıyor Bulut tabanlı yapay zeka modellerinin güçlü internet bağlantısına ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Huang, bunun özellikle saha ekipleri açısından önemli bir kısıt oluşturduğunu belirterek şunları söyledi: "Uzak tesislerde çalışan bakım mühendisleri, endüstriyel sahalardaki teknisyenler veya zorlu koşullarda görev yapan lojistik ekipleri, ihtiyaç duydukları anda bulut tabanlı yapay zeka araçlarına sürekli erişemeyebiliyor. Bağlantının olmadığı durumlarda ise çalışanlar, kendilerine destek olmak amacıyla geliştirilen teknolojilerden yararlanamama riskiyle karşı karşıya kalıyor." Edge AI ile yapay zeka doğrudan cihaz üzerinde çalışıyor Edge AI yaklaşımının yapay zekayı kullanıcıya yaklaştırdığını belirten Huang, dayanıklı Copilot+ PC'lerin bu dönüşümde önemli rol üstlendiğini söyledi. Huang, "Tamamen bulut işlemeye bağımlı kalmak yerine Edge AI, güçlü yapay zeka uygulamalarının doğrudan cihaz üzerinde çalışmasını mümkün kılıyor. Bu sayede daha hızlı yanıt süreleri, daha yüksek operasyonel bağımsızlık ve bağlantının sınırlı olduğu ortamlarda dahi güvenilir bir kullanıcı deneyimi sunuyor. Özel Nöral İşlem Birimleri (NPU) ise yapay zeka iş yüklerini doğrudan cihaz üzerinde işleyerek performans, enerji verimliliği ve veri gizliliği açısından önemli avantajlar sağlıyor” açıklamasında bulundu. Saha ekiplerinin çalışma biçimi değişiyor Edge AI teknolojisinin yalnızca teknik bir gelişme olmadığını ifade eden Jerry Huang, bunun saha operasyonlarını doğrudan dönüştürdüğünün altını çizerek şunları söyledi: "Uzak bir trafo merkezinde çalışan saha mühendisi, artık yüzlerce sayfalık teknik dokümanı manuel olarak incelemek yerine yaşadığı sorunu doğal bir dille ifade ederek yapay zekadan saniyeler içinde doğru yönlendirmeleri alabiliyor. Bu yaklaşım yalnızca zamandan tasarruf sağlamıyor; aynı zamanda doğruluğu arttırıyor, duruş sürelerini azaltıyor ve uzmanların bilgi aramak yerine sorun çözmeye odaklanmasına imkan tanıyor." Veri güvenliği ve operasyonel bağımsızlık öne çıkıyor Edge AI çözümlerinin veri güvenliği açısından da önemli avantajlar sunduğunu belirten Huang, verilerin doğrudan cihaz üzerinde işlenmesinin hem güvenliği arttırdığını hem de internet bağlantısına olan bağımlılığı azalttığını ifade etti. Huang, "Yapay zekanın geleceği yalnızca daha güçlü modeller geliştirmekten ibaret olmayacak. Asıl önemli olan, bu teknolojileri onlara en çok ihtiyaç duyan insanların erişimine sunabilmek. Dayanıklı Edge AI çözümleri, yapay zekayı gerçek çalışma ortamlarının gerektirdiği güvenilirlik ve mobiliteyle buluşturarak saha ekiplerinin bulundukları her yerde yapay zeka desteğinden yararlanmasını sağlıyor” açıklamasında bulundu.

Dijital dönüşümün püf noktaları anlatıldı Haber

Dijital dönüşümün püf noktaları anlatıldı

Bursa Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi Yalçın Aras Konferans Salonu’nda düzenlenen etkinlikte, üretimde verimliliği artıran, maliyetleri optimize eden ve operasyonel süreçleri daha güvenli hale getiren dijital çözümler hakkında kapsamlı bilgi anlatıldı. Etkinliğe, Marmara ve İç Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Derneği (MARSİFED) Başkanı Osman Akın, Tüm Mühendis Kadınlar Derneği (TÜMKAD) Başkanı Ülfet Öztürk, Bilişim Sektörü İş İnsanları Derneği (BİSİAD) Başkanı İdris Doğrul’un yanı sıra NOSAB bünyesinde faaliyet gösteren fabrikaların temsilcileri ve Vodafone Business iş ortağı işletmelerin yetkilileri katıldı. Vodafone Business’ın işletmelere özel çözümleri tanıtıldı Etkinliğin ilk oturumunda Vodafone Business IoT Çözüm Satış Müdürü Simay Gülbeyaz, akıllı fabrika uygulamaları, nesnelerin interneti (IoT), özel mobil şebekeler (MPN), gerçek zamanlı konumlandırma sistemleri (RTLS/RFID), görüntü işleme teknolojileri ve dijital üretim süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sunumda, fabrikalarda dijitalleşmenin üretim süreçlerine sağladığı katkılar ile kağıtsız üretim hedefi doğrultusunda geliştirilen çözümler katılımcılarla paylaşıldı. Gülbeyaz’ın ardından söz alan Vodafone Business Bölge Çözüm Satış Müdürü Tansel Çınar, bulut teknolojilerinin işletmelere sunduğu avantajları anlattı. Sunumda; veri güvenliği, ölçeklenebilir altyapı, esnek kullanım modeli ve fiziksel donanım yatırımı gerektirmeyen "kullandığın kadar öde" yaklaşımı öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Çınar, bulut çözümlerinin işletmelerin dijital dönüşüm süreçlerinde sağladığı esneklik ve operasyonel verimliliğe ilişkin bilgiler verdi. Siber risklerle mücadele yöntemleri ele alındı Etkinliğin siber güvenlik oturumunda ise güvenlik operasyon merkezi (SOC), güvenlik bilgi ve olay yönetimi (SIEM), zafiyet tarama ve yönetimi, siber tehdit istihbaratı ve politika optimizasyonu gibi konular ele alındı. İşletmelerin dijital varlıklarını korumaya yönelik bütünleşik güvenlik yaklaşımı aktarılırken, olası siber risklerin tespit edilmesi ve bunlara hızlı müdahale edilmesine yönelik uygulamalar hakkında katılımcılar bilgilendirildi. Programın son bölümünde Vodafone Business Ürün Yöneticileri Gökçe Yılmaz ve Eren Er, Sabit Kablosuz Erişim (FWA) ve SD-WAN çözümlerini anlattı. Modern işletmeler için hızlı, esnek ve güvenli ağ altyapıları sunan bu yeni nesil teknolojilerin; bağlantı yönetimi, ağ performansı, operasyonel süreklilik ve farklı lokasyonların merkezi şekilde yönetilmesine sağladığı katkılar örnek uygulamalarla katılımcılarla paylaşıldı.

Çin'in Kuantum Bilgisayarı 1 milyon görevi aştı Haber

Çin'in Kuantum Bilgisayarı 1 milyon görevi aştı

Sistemle birlikte geliştirilen kuantum sonrası kriptografi platformu Origin Rock ise geleceğin siber güvenlik altyapılarının test edilmesinde önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Kuantum teknolojilerinde küresel rekabet yalnızca işlem gücüyle sınırlı kalmazken, veri güvenliği ve yeni nesil şifreleme sistemleri de ülkeler arasındaki yarışın önemli başlıklarından biri haline geldi. Çin'in Anhui Eyaleti Kuantum Hesaplama Çipleri Anahtar Laboratuvarı tarafından yapılan açıklamaya göre, iki yılı aşkın süredir hizmet veren Origin Wukong, 192 ülkeden 49 milyondan fazla ziyaretçiye ulaştı ve 1 milyonun üzerinde hesaplama görevi gerçekleştirdi. Kuantum sonrası güvenlik dönemi Uzmanlara göre günümüzde bankacılık, e-ticaret, kamu kurumları ve kurumsal veri ağlarında kullanılan şifreleme sistemleri, kuantum bilgisayarların yaygınlaşmasıyla birlikte ciddi güvenlik riskleriyle karşı karşıya kalabilir. Bu nedenle teknoloji şirketleri ve hükümetler, Post-Quantum Cryptography (PQC) olarak adlandırılan kuantum sonrası kriptografi çözümlerine yöneliyor. Amaç, kuantum bilgisayarların mevcut şifreleme yöntemlerini aşabilecek kapasiteye ulaşmasından önce yeni güvenlik standartlarını devreye almak. Origin Rock devreye girdi Çin'in geliştirdiği Origin Rock isimli yazılım tabanlı PQC modeli, Nisan 2024'te Origin Wukong sistemine entegre edildi. Geliştiriciler tarafından "mızrak ve kalkan modeli" olarak tanımlanan sistemde, kuantum hesaplama kapasitesi saldırı tarafını temsil ederken, yeni nesil güvenlik altyapıları ise savunma katmanını oluşturuyor. Çin hükümetinin sistemi bazı kamu kurumları ve büyük ölçekli şirketlerde test etmeye başladığı belirtiliyor. ABD ve Çin arasında yeni yarış Kuantum sonrası kriptografi alanı, ABD ve Çin arasındaki teknoloji rekabetinin yeni cephesi olarak görülüyor. ABD Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü (NIST), kuantum bilgisayarların mevcut şifreleme sistemleri üzerinde oluşturabileceği risklere karşı yeni standartlar geliştirirken, Çin de Origin Wukong üzerinden elde edilen verilerle önümüzdeki üç yıl içinde kendi ulusal PQC standartlarını oluşturmayı hedefliyor. Tsinghua Üniversitesi İleri Araştırmalar Enstitüsü'nden Prof. Dr. Wang Xiaoyun, önümüzdeki üç ila beş yılın kuantum sonrası kriptografi sektöründe hızlı büyüme dönemi olacağını belirtti. Uzmanlara göre kuantum hesaplama ve veri güvenliği artık birbirinden ayrı değil; geleceğin dijital ekonomisinin iki temel bileşeni olarak birlikte şekilleniyor.

Havayolu gümrük işlemleri tamamen dijital ortama taşındı Haber

Havayolu gümrük işlemleri tamamen dijital ortama taşındı

Yeni sistemle birlikte havayolu gümrük işlemleri elektronik ortama taşınırken, yılda yaklaşık 10 milyon sayfa kağıt tasarrufu hedefleniyor. Ticaret Bakanlığı, gümrük süreçlerinde dijital dönüşüm kapsamında geliştirilen Havayolu Gümrük Beyan Sistemi’nin 4 Mayıs 2026 itibarıyla Türkiye genelindeki tüm uluslararası havalimanlarında uygulamaya alındığını açıkladı. Yeni sistem sayesinde havayolu taşımacılığına ilişkin Havayolu Beyan Formu ile ek belgeler artık gümrük idarelerine elektronik ortamda iletilecek. Böylece işlemlerin uçtan uca dijital altyapıyla yürütülmesi sağlanacak. Kağıtsız gümrük dönemi başladı HGBS ile birlikte kağıtsız işlem altyapısına geçilirken, manuel işlem yükünün azaltılması, uygulama birliğinin sağlanması, veri güvenliği ile veri kalitesinin artırılması hedefleniyor. Bakanlık açıklamasında, sistemin hem kamu kurumları hem de özel sektör açısından önemli ölçüde zaman ve maliyet avantajı sağlayacağı vurgulandı. Ayrıca uygulamanın, ticaretin kolaylaştırılması ile gümrük işlemlerinde hız, güvenlik ve verimliliği artıracağı belirtildi. Yılda 10 milyon sayfa tasarrufu hedefleniyor Açıklamada, HGBS sayesinde kağıt kullanımının büyük ölçüde ortadan kaldırılmasının amaçlandığı ifade edildi. 2025 yılı dış hat uçuş verileri dikkate alınarak yapılan hesaplamalara göre, her uçuş için düzenlenen Havayolu Beyan Formu ve ek belgeler kapsamında yıllık yaklaşık 10 milyon sayfa kağıt tasarrufu sağlanmasının öngörüldüğü bildirildi. İhracat hedeflerine dijital destek Ticaret Bakanlığı, dijital dönüşüm adımlarının çevresel sürdürülebilirliğe katkı sunacağını belirtirken, gümrük süreçlerinin hızlandırılmasıyla Türkiye’nin ihracat odaklı büyüme hedeflerinin desteklenmeye devam edileceğini açıkladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.