SON DAKİKA
Hava Durumu

#Vergi Avantajı

Ekometre - Vergi Avantajı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Vergi Avantajı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Maliye sıcak parayı izliyor fonlarda vergi seçeneği masada Haber

Maliye sıcak parayı izliyor fonlarda vergi seçeneği masada

Kurumsal ve yabancı yatırımcıların ilgisinin arttığı fonlarda vergi uygulaması dahil çeşitli seçenekler değerlendirilirken, henüz kesinleşmiş bir düzenleme bulunmuyor. Türkiye'de yüksek faiz ortamının etkisiyle büyüyen para piyasası fonları, ekonomi yönetiminin gündemine girdi. Hazine ve Maliye yönetiminin, özellikle kurumsal ve yabancı yatırımcıların bu fonlara yönelttiği kısa vadeli sermayenin büyüklüğünü ve niteliğini incelediği bildiriliyor. Çalışmanın odağında, kısa vadeli sermaye giriş ve çıkışlarının daha istikrarlı hale getirilmesi ve Türkiye'ye gelen kaynakların daha uzun vadeli, üretken yatırımlara yönlendirilmesi bulunuyor. Vergilendirme de değerlendirilen seçenekler arasında yer alıyor. Ancak henüz uygulanmasına karar verilmiş yeni bir vergi bulunmuyor. Fonların büyüklüğü 2,8 trilyon liraya çıktı Para piyasası fonlarının ulaştığı büyüklük, ekonomi yönetiminin neden bu alana odaklandığını gösteren önemli göstergelerden biri. TCMB'nin Finansal İstikrar Raporu'na göre para piyasası ve benzeri fonların toplam büyüklüğü 2023 sonunda 234 milyar lira seviyesindeydi. Bu tutar 30 Nisan 2026 itibarıyla 2,8 trilyon liraya yükseldi. Böylece fonların büyüklüğü yaklaşık üç yılda 12 kat arttı. Bu hızlı büyüme, para piyasası fonlarını Türkiye'nin finansal sisteminde çok daha önemli bir konuma taşırken, bu fonlara yönelen sermayenin niteliği de ekonomi politikası açısından daha fazla önem kazandı. Kurumsal yatırımcıların vergi avantajı dikkat çekiyor Mevcut uygulamada yatırım fonlarından elde edilen gelirlerde stopaj uygulaması yatırımcının niteliğine ve fonun özelliklerine göre farklılaşıyor. Para piyasası fonlarında bireysel yatırımcılar açısından yüzde 17,5 stopaj uygulanırken, mevcut düzenlemeye göre kurumsal yatırımcılar açısından stopaj uygulanmıyor. Bu farklılık, özellikle yabancı kurumsal yatırımcıların kısa vadeli fonlara yönelimi açısından Maliye'nin incelemeye aldığı başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Neden para piyasası fonları tercih ediliyor? Para piyasası fonları, yüksek likidite özellikleri nedeniyle yatırımcıların kısa vadeli nakitlerini değerlendirmesinde önemli bir araç haline geldi. Faizlerin yüksek olduğu dönemlerde yatırımcı açısından likit kalırken getiri elde etme imkanı sunan bu fonlar, özellikle kısa vadeli sermaye için alternatif bir park alanı oluşturuyor. TCMB verileri de bu eğilimin boyutunu ortaya koyuyor. Para piyasası ve benzeri fonların yatırım fonları içindeki payı da son yıllarda belirgin şekilde yükseldi. Maliye'nin hedefi sermayeyi uzun vadeye taşımak Ekonomi yönetiminin çalışmasının yalnızca yeni bir vergi getirilmesine odaklanmadığı belirtiliyor. Sermaye hareketlerinin yapısı, fonlara giriş-çıkışların niteliği ve bu kaynakların ekonomiye katkısı birlikte değerlendiriliyor. Buradaki temel hedef, Türkiye'ye gelen sermayenin kısa vadeli finansal araçlarda kalmak yerine daha uzun vadeli ve üretken alanlara yönelmesini sağlamak. Bu yaklaşım, özellikle doğrudan yatırımlar ile kısa vadeli portföy hareketleri arasındaki farkı yeniden gündeme getiriyor. Kısa vadeli sermaye finansal piyasalara likidite sağlarken, hızlı giriş ve çıkışların finansal istikrar açısından oluşturabileceği riskler de ekonomi yönetiminin takip ettiği başlıklardan biri. Yeni vergi kesinleşmiş değil Para piyasası fonlarına yönelik olası vergi değişikliği konusunda şu aşamada kesinleşmiş bir karar bulunmuyor. Maliye'nin değerlendirdiği seçenekler arasında vergilendirme bulunurken, nihai düzenlemenin nasıl şekilleneceği ve hangi yatırımcı gruplarını kapsayacağı henüz belli değil. Bu nedenle mevcut gelişmeyi doğrudan “para piyasası fonlarına yeni vergi geliyor” şeklinde değerlendirmek için erken. Gözler sermayenin yönünde Para piyasası fonlarının 2,8 trilyon liralık büyüklüğe ulaşması, kısa vadeli finansal araçların Türkiye'deki yatırım tercihleri içerisindeki ağırlığını açıkça ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde ekonomi yönetiminin atacağı adımların, kurumsal ve yabancı yatırımcıların fon tercihleri üzerinde etkili olması bekleniyor. Asıl soru ise kısa vadeli sermayenin vergilendirilip vergilendirilmeyeceğinden çok, Türkiye'ye gelen finansal kaynakların ne kadarının kalıcı sermayeye ve üretken yatırımlara dönüşeceği olacak.

Türkiye küresel yatırımcı için vergi kapısını açıyor Haber

Türkiye küresel yatırımcı için vergi kapısını açıyor

Ayrıca nitelikli hizmet merkezleri ve transit ticaret faaliyetlerine yönelik kurumlar vergisi indirimleri de dikkat çekti. Kanuna göre kamu borçlarının yapılandırılmasında 72 aya kadar tecil imkanı sağlanırken, 1 milyon liraya kadar olan borçlarda teminat şartı aranmayabilecek. Cumhurbaşkanına ise limitleri artırma veya düşürme yetkisi verildi. Teknogirişim şirketlerinde çalışanlara sağlanan hisse bazlı teşviklerde gelir vergisi istisnasının üst sınırı artırıldı. Çalışanların edindikleri pay senetlerini elde tutma sürelerine göre vergi avantajı korunacak ya da geri alınabilecek. Yeni düzenlemeyle, son 3 yılda Türkiye’de vergi mükellefiyeti bulunmayan kişilerin yurt dışından elde ettiği kazanç ve iratlar, Türkiye’ye yerleşmelerinin ardından 20 yıl boyunca gelir vergisinden istisna tutulacak. Böylece yüksek gelir grubundaki yabancı yatırımcıların ve küresel yeteneklerin Türkiye’ye çekilmesi hedefleniyor. Doğrudan yabancı yatırımları artırmak amacıyla “nitelikli hizmet merkezi” tanımı da mevzuata girdi. Uluslararası şirketlere finans, teknoloji, yönetim, veri analizi, insan kaynakları ve koordinasyon hizmeti veren merkezlere önemli vergi avantajları sağlanacak. Kurumlar vergisi tarafında ise transit ticaret ve yurt dışına yönelik hizmet faaliyetlerinden elde edilen kazançlarda yüzde 95’e varan indirim uygulanacak. İstanbul Finans Merkezi ve belirli endüstri bölgelerinde faaliyet gösteren şirketler için bu oran yüzde 100’e kadar çıkabilecek. Düzenlemelerin önemli bölümü 2026 itibarıyla yürürlüğe girecek.

İşletmelerde yeniden değerleme uygulaması gündemde Haber

İşletmelerde yeniden değerleme uygulaması gündemde

Patronların yeniden değerlemeyle nasıl daha az vergi ödeyebileceğine dair ip uçları bu haberde. Yeniden değerleme, işletmeye dahil ta­şınmazlar ve amortismana tabi diğer ik­tisadi kıymetlerin vergi usul kanununa göre tespit edilen değerlerinin ve amor­tismanlarının yeniden değerleme ora­nı ile çarpılması suretiyle tespit edilme­si işlemidir. Dünya Gazetesi Yazarı Mahmut Bülent Yıldırım bugünkü yazısında bununla ilgili şunları yazdı: "Vergisiz yeniden değerleme olarak adlandırılan ve Vergi Usul Kanu­nunun mükerrer 298/ç maddesinde dü­zenlenmiş olan uygulama hem işletme­lerin öz kaynaklarını artırmakta hem de daha az vergi ödenmesini sağlamaktadır. Yeniden değerleme uygulamasından kimler yararlanabilir? Yeniden Değerleme uygulamasından, tam mükellefiyete tabi ve bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükellefle­ri ve kurumlar vergisi mükellefleri (kol­lektif şirketler, adî komandit şirketler ve adî şirketler dâhil) yararlanabilmekte­dir. Uygulama zorunlu değil, mükellefle­re sağlanmış bir haktır. Yeniden değerleme uygulamasından; Dar mükellefiyet esasında vergilendiri­lenler, İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, Serbest meslek kazanç defteri tutan serbest meslek erbapları, Münhasıran sürekli olarak işlenmiş al­tın, gümüş alım-satımı ve imali ile iştigal eden mükellefler, Kayıtlarını TL dışında­ki başka para birimi üzerinden tutanlar yararlanamaz. Yeniden değerleme ora­nı ilgili yıl için ve geçici vergi dönemle­ri için Gelir İdaresi tarafından ilan edilir. Hangi kıymetler yeniden değerlemeye tabi? Değerlemenin yapılacağı dönem sonu itibarıyla aktifte bulunan amortismana tabi taşınmazlar, gayrimenkullerin mü­temmim cüzileri ve teferruatları, tesisat ve makinalar, gemiler ve diğer taşıtlar, gayri maddi haklar, demirbaşlar, şerefi­yeler, aktifleştirilen Ar-Ge harcamaları, özel maliyet bedelleri, aktifleştirilen ku­ruluş giderleri yeniden değerlemeye tabi. Buna göre 31.12.2024 tarihli bilançoda bulunan ve 2025 dönem sonunda aktif­te bulunmaya devam eden amortismana tabi sabit kıymetler için yeniden değer­leme yapılabilir. 2025 hesap döneminde aktife giren ancak dönem sonunda aktif­te olmayan sabit kıymetler için yeniden değerleme yapılamaz. Boş arsa ve araziler ile yapılmakta olan yatırımlar hesabında takip edilen tutar­lar amortismana tabi olmadığından bu kıymetler için yeniden değerleme yapı­lamaz. Ayrıca, iktisadi kıymetlerin alım, satım, inşa işleriyle devamlı olarak uğra­şanların bu amaçla aktiflerinde bulunan emtia niteliğindeki kıymetler de yeniden değerlemeye tabi değildir. Yeniden değerlemenin avantajları Yeniden değerleme uygulamasının en önemli özelliği; uygulamanın vergisel bir maliyeti olmadığı gibi, sabit kıymetlerin yeniden değerlenmiş tutarı üzerinden amortisman ayrılabilmesi neticesinde vergi matrahını düşürerek daha az vergi ödenmesine yol açmasıdır. Yeniden değerleme uygulamasının ver­gisel avantajları olduğu gibi işletmele­rin öz kaynak yapılarının güçlenmesine de olumlu katkıları bulunmaktadır. Bu avantajları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz. -Öz kaynaklarda artış sağlar. -Ek amortisman gideri yapılır. -İktisadi kıymetin satışında yüksek maliyet bedeli dikkate alınarak kârı azal­tır. -Finans kurumları nezdinde kredibili­te artışı sağlar -Finansman gider Kısıtlaması uygula­masında vergi avantajı sağlar -Ortaklardan daha yüksek tutarda borçlanma imkanı sağlanır. -Öz kaynakların artışı nedeni ile bor­ca batıklık veya teknik iflastan uzaklaş­ma sağlar.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.