SON DAKİKA
Hava Durumu

#Üretim Merkezi

Ekometre - Üretim Merkezi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretim Merkezi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Peugeot Rifter, Made in Türkiye etiketiyle Bursa’da üretilecek Haber

Peugeot Rifter, Made in Türkiye etiketiyle Bursa’da üretilecek

PEUGEOT Rifter’ın 2026 yılının üçüncü çeyreğinden itibaren Bursa’daki Tofaş Fabrikası’nda üretimine başlanacağını söyleyen PEUGEOT Marka Direktörü Gupse Kaplan, “Bu gelişme, PEUGEOT’nun Türkiye pazarına ve ülkemizin güçlü otomotiv üretim altyapısına duyduğu güvenin de önemli bir göstergesi. Türkiye, markamız için yalnızca güçlü bir pazar değil, aynı zamanda giderek daha stratejik bir üretim merkezi konumuna geliyor. Expert Van ve Expert Traveller’ın ardından Rifter’ın da yerli üretim ürün gamımıza katılmasıyla Türkiye’deki hafif ticari araç operasyonlarımızı yeni bir seviyeye taşıyoruz. Yerli üretimin gücüyle segmentlerimizde daha iddialı bir konuma ulaşmayı ve PEUGEOT’nun hafif ticari araç pazarındaki payını sürdürülebilir biçimde büyütmeyi hedefliyoruz” dedi. Avrupa hafif ticari araç pazarının önemli oyuncularından PEUGEOT, profesyonellerin ve ailelerin uzun yıllardır tercih ettiği Rifter modelini Türkiye’de üretmeye hazırlanıyor. PEUGEOT’nun C segmentindeki 30 yıllık deneyimini temsil eden Rifter, 2026 yılının üçüncü çeyreğinden itibaren Bursa’daki Tofaş Fabrikası’nda “Made in Türkiye” etiketiyle üretilecek. Böylece PEUGEOT, hâlihazırda Bursa’da üretilen Expert Van ve Expert Traveller modellerinin ardından Rifter’ı da yerli üretim ürün gamına ekleyecek. Yerli üretim avantajı ile pazarda güçleneceğiz! İlk kez 1996 yılında Partner adıyla yollara çıkan Rifter, yerli üretimin sağlayacağı güçle Türkiye pazarındaki konumunu daha da ileri taşımaya hazırlanıyor. Rifter’ın Türkiye’de üretilecek olmasının marka açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten PEUGEOT Marka Direktörü Gupse Kaplan, “PEUGEOT’nun hafif ticari araç alanındaki 30 yıllık deneyimini temsil eden Rifter modelimizin Bursa’daki Tofaş fabrikamızda üretilecek olması bizim için büyük bir mutluluk ve gurur kaynağı. Bu gelişme, PEUGEOT’nun Türkiye pazarına ve ülkemizin güçlü otomotiv üretim altyapısına duyduğu güvenin de önemli bir göstergesi. Türkiye, markamız için yalnızca güçlü bir pazar değil, aynı zamanda giderek daha stratejik bir üretim merkezi konumuna geliyor. Expert Van ve Expert Traveller ile başladığımız yerli üretim hamlemizi Rifter ile daha da ileri taşıyoruz. Tasarımından sürüş keyfine kadar SUV kodlarını barındıran, kısa sürede sınıfının referans modeli haline gelen PEUGEOT Rifter, artık yerli üretimin avantajıyla yollara çıkmaya hazırlanıyor. Yerli üretimin sağlayacağı lojistik ve tedarik avantajlarıyla hafif ticari araç pazarındaki konumumuzu güçlendirmeyi hedefliyoruz” dedi. Expert ailesiyle başlayan yerli üretim hamlesi büyüyor! PEUGEOT, Bursa’daki Tofaş Fabrikası’nda Expert Van’ın ardından 8+1 kişilik Expert Traveller modelinin de üretimine başlamıştı. Rifter’ın üretim programına dahil edilmesiyle birlikte marka, Türkiye’deki yerli hafif ticari araç ürün gamını daha da genişletecek. Tofaş Fabrikası’nın üretim kalitesi, verimliliği, araştırma-geliştirme alanındaki bilgi birikimi ve araç geliştirme yetkinliği, PEUGEOT’nun Türkiye’deki üretim operasyonlarının büyümesinde önemli rol oynuyor. Expert Van ve Expert Traveller ile D segmentinde güçlenen PEUGEOT, Rifter’ın da devreye alınmasıyla C segmenti hafif ticari araç segmentindeki iddiasını yerli üretimle destekleyecek. Yerli üretimin, Türkiye’de hafif ticari araçların gücüne güç katan en önemli unsurlardan biri olduğuna dikkat çeken Gupse Kaplan, “Expert Van ve Expert Traveller modellerimizle yakaladığımız ivmeyi, Rifter’ın yerli üretimiyle daha da güçlendireceğiz. Böylece hem profesyonel müşterilerimize hem de çok yönlü bir araç arayan ailelere daha etkin bir ürün gamıyla ulaşacağız” açıklamasında bulundu. 2003’ten bugüne 213 bin 921 adetlik başarı! PEUGEOT’nun Türkiye’deki C segmenti hafif ticari araç yolculuğu, Partner ile başladı. Marka, 2019 yılında Rifter’ın pazara sunulmasına kadar bu segmentte Partner adıyla yer aldı. PEUGEOT, 2003 yılından bugüne Partner, Partner Tepee, Rifter ve Partner Van modellerinden oluşan C segmentinde toplam 213 bin 921 adetlik satış gerçekleştirdi. Bu satışların 174 bin 756 adedini kombi van modelleri oluştururken, panel van modellerinin toplam satışı 39 bin 165 adede ulaştı. 2019 yılında Rifter ve Partner Van adıyla Türkiye’de satışa sunulan modeller ise bugüne kadar toplam 84 bin 556 kullanıcıyla buluştu. Bu dönemde 67 bin 404 adet Rifter ve 17 bin 152 adet Partner Van satışı gerçekleştirildi. Rifter, PEUGEOT’nun hafif ticari araç satışlarının yüzde 72’sini oluşturuyor! PEUGEOT toplam hafif ticari araç satışları ile, 2026 yılının ilk 6 ayında Türkiye hafif ticari araç pazarında 11 bin 527 adetlik satış ve yüzde 9,8 pazar payı elde etti. Marka, 2025 yılını hafif ticari araç satışlarında toplam 26 bin 661 adetlik satış ve yüzde 9,4’lük pazar payı ile tamamlamıştı. Buna göre marka, 2025 sonuna kıyasla pazar payını 0,4 puan artırmış oldu. PEUGEOT Rifter, 2025 yılını 18 bin 154 adetlik satış ile, segmentinin en çok tercih edilen ikinci modeli olarak tamamlamıştı. 2026 yılının ilk 6 aylık döneminde 8 bin 350 adetlik satışla segmentindeki yerini korumaya devam etti ve PEUGEOT toplam hafif ticari araç satışlarının yüzde 72’sini oluşturdu. Rifter ve Partner Van’dan oluşan C segmenti modellerinin, markanın toplam hafif ticari araç satışları içerisindeki payı ise yüzde 82’ye ulaştı. Rifter’ın Türkiye’de profesyonel kullanıcıların yanı sıra geniş iç hacim, yüksek konfor ve çok yönlülük arayan aileler tarafından da güçlü biçimde tercih edildiğini vurgulayan Gupse Kaplan, şöyle devam etti: “Rifter ile haziran ayında 2 bin 278 adetlik satışa ulaşarak segmentin lideri olduk. Yılın ilk 6 ayında ise 8 bin 350 adetlik satış ile segmentte 2’nci sırada yer aldık. Rifter satışlarımızı geçen yılın aynı dönemine göre artırmayı başardık. Modelimizin PEUGEOT’nun toplam hafif ticari araç satışları içerisindeki yüzde 72’lik payı, Türkiye pazarındaki gücünü açıkça ortaya koyuyor. Yerli üretimin devreye girmesiyle bu güçlü performansı daha da ileri taşımayı hedefliyoruz.” PEUGEOT’nun hafif ticari araçlardaki iddiası yerli üretimle güçleniyor! Rifter’ın Bursa’da üretilecek olması, PEUGEOT’nun Türkiye’deki hafif ticari araç operasyonları açısından yeni bir dönemin başlangıcını oluşturuyor. Yerli üretimin sağlayacağı tedarik ve lojistik avantajlarıyla marka hem profesyonel müşteriler hem de geniş aileler için sunduğu ürün gamını daha güçlü bir konuma taşımayı hedefliyor. PEUGEOT Marka Direktörü Gupse Kaplan, “30 yıllık hafif ticari araç deneyimimiz, Rifter’ın güçlü pazar performansı ve Türkiye’nin otomotiv üretimindeki yetkinliği bir araya geldiğinde çok önemli bir büyüme potansiyeli ortaya çıkıyor. Expert Van ve Expert Traveller’ın ardından Rifter’ın da yerli üretim ürün gamımıza katılmasıyla Türkiye’deki hafif ticari araç operasyonlarımızı yeni bir seviyeye taşıyoruz. Yerli üretimin gücüyle segmentlerimizde daha iddialı bir konuma ulaşmayı ve PEUGEOT’nun hafif ticari araç pazarındaki payını sürdürülebilir biçimde büyütmeyi hedefliyoruz” dedi.

Teknoline Teknoloji'den yeni fabrika yatırımı Haber

Teknoline Teknoloji'den yeni fabrika yatırımı

Marka tarafından paylaşılan duyuruya göre Teknoline’ın yeni üretim merkezi, Askop Özel Endüstri Bölgesi, Tradeport İstanbul, Arnavutköy’de yer alıyor. Entegre üretim tesisi olarak konumlanan yeni merkez, firmanın üretim kapasitesini, operasyonel gücünü ve hizmet altyapısını daha ileri bir seviyeye taşıma hedefini yansıtıyor. 2006 yılında kurulan Teknoline Teknolojik Sistemleri A.Ş.; uydu sistemleri, kablo TV altyapıları, karasal anten sistemleri, kamera sistemleri, interkom çözümleri, akıllı ev otomasyon sistemleri ve fiber optik dağıtım sistemleri üzerine faaliyet gösteriyor. Şirketin kurumsal bilgilerinde üretim, tasarım ve uygulama süreçlerinin yerli teknoloji odağıyla yürütüldüğü belirtiliyor. Bu yaklaşım, Teknoline’ın yalnızca ürün tedarik eden değil, aynı zamanda kendi tasarım ve üretim kabiliyetiyle çözüm geliştiren bir marka olarak konumlandığını gösteriyor. Yeni üretim merkezi, Teknoline için sadece daha geniş bir fiziki alan anlamına gelmiyor. Metal ve elektronik üretiminin aynı çatı altında birleşmesi, markanın üretim süreçlerini daha bütünlüklü ve kontrollü bir yapıya taşıdığını ortaya koyuyor. Satış, üretim, teknik destek ve sevkiyat operasyonlarının kesintisiz devam edeceği mesajı ise bu taşınmanın planlı, kurumsal ve sürdürülebilir bir büyüme adımı olduğunu gösteriyor. Teknoline’ın ürün dünyası, bina elektronik sistemlerinin farklı ihtiyaçlarına cevap veren geniş bir yapıdan oluşuyor. Firma; interkom sistemleri, multiswitch ürünleri, fiber optik sistemler, headend sistemleri, uydu alıcıları, uydu dağıtım yardımcı ürünleri, media box çözümleri, patch panel, rack kabin ve pano kasa gibi ürün gruplarıyla faaliyet alanını geniş bir teknik zemine yayıyor. Bu çeşitlilik, markanın konut projelerinden ticari yapılara, toplu yaşam alanlarından profesyonel altyapı ihtiyaçlarına kadar farklı ölçeklerde çözüm sunabilmesini sağlıyor. Teknoline’ın bağlı bulunduğu Tekniksat Group yapılanması da markanın sektörel gücünü destekleyen önemli bir unsur olarak öne çıkıyor. Teknoline’ın Tekniksat Group teknoloji ürünlerinin tasarım ve üretim süreçlerinde rol aldığı; dünyadaki teknolojik gelişmeleri takip ederek üretime ağırlık verdiği ifade ediliyor. Ayrıca grup bünyesinde Teknoline, Tekniksat ve Teknix markalarının yer alması, firmanın bina elektronik sistemleri alanındaki uzmanlığını daha geniş bir marka mimarisiyle desteklediğini gösteriyor. Markanın üretim tarafındaki en dikkat çekici başlıklardan biri de elektronik kart üretim kabiliyeti. Teknoline’ın kurumsal bilgilerinde SMD dizgi, manuel dizgi, lehimleme, test, montaj, yaşlandırma, paketleme ve son kontrol gibi üretim süreçlerine sahip olduğu belirtiliyor. Bu yapı, firmanın yalnızca montaj yapan bir işletme değil, ürün kalitesini üretim hattının farklı aşamalarında kontrol edebilen teknik bir üretici kimliğine sahip olduğunu gösteriyor. Yeni üretim merkezine geçiş, Teknoline’ın bugüne kadar oluşturduğu güveni daha güçlü bir altyapıyla devam ettirme iradesini de ortaya koyuyor. “Aynı güven, daha güçlü Teknoline” mesajı, markanın mevcut müşteri ilişkilerini ve hizmet anlayışını koruyarak daha büyük bir üretim yapısına geçtiğini net biçimde anlatıyor. Daha geniş alan, daha güçlü hizmet ve aynı ekip vurgusu; bu büyümenin sadece bina değişikliği değil, kurumsal sürekliliği koruyan bir kapasite artışı olduğunu gösteriyor. Yerli üretici kimliği, geniş ürün portföyü, teknik uzmanlığı ve entegre üretim yaklaşımıyla Teknoline, yeni üretim merkeziyle birlikte sektördeki konumunu daha da güçlendirmeye hazırlanıyor. Tradeport İstanbul’daki yeni tesis, markanın bugüne kadar inşa ettiği üretim kültürünü daha büyük hedeflerle buluştururken, aynı zamanda firmanın üretim kapasitesini, hizmet sürekliliğini ve teknik çözüm kabiliyetini daha ileri bir noktaya taşıyor. Günümüzde yapılar artık yalnızca barınma, çalışma ya da üretim alanı olarak değil; haberleşen, izlenen, yönetilen ve farklı elektronik altyapılarla desteklenen akıllı yaşam alanları olarak ele alınıyor. Güvenlik sistemlerinden interkom çözümlerine, fiber optik altyapıdan merkezi yayın sistemlerine, kamera teknolojilerinden otomasyon uygulamalarına kadar birçok başlık, modern yapıların vazgeçilmez teknik omurgası haline geliyor. Bu nedenle bina elektronik sistemleri alanında üretim kabiliyeti olan markalar, sektörün geleceğinde daha stratejik bir rol üstleniyor. Türkiye açısından bakıldığında ise bu alanda yerli üreticilerin güçlenmesi ayrı bir önem taşıyor. Çünkü elektronik altyapı çözümleri, yüksek teknik bilgi, ürün devamlılığı, servis kabiliyeti ve sahadaki ihtiyaçları doğru okuma becerisi gerektiriyor. Yerli bir markanın bu ölçekte entegre üretim altyapısına yatırım yapması, yalnızca kendi büyümesi için değil; sektörün daha güçlü, daha erişilebilir ve daha sürdürülebilir çözümlere ulaşması açısından da değerli bir gelişme olarak öne çıkıyor. Teknoline’ın yeni üretim merkezi, bu yönüyle markanın pazardaki varlığını daha sağlam bir üretim zeminiyle destekleyen önemli bir adım niteliği taşıyor. Yeni tesisin sağladığı bütünleşik yapı, Teknoline’a farklı ürün gruplarını aynı üretim disiplini içinde yönetme imkânı sunuyor. Bu durum, ürün geliştirme süreçlerinden kalite kontrole, üretim planlamasından teknik desteğe kadar uzanan zincirde daha kontrollü ve daha verimli bir işleyiş anlamına geliyor. Özellikle metal ve elektronik üretimin aynı yapı içinde ele alınması, markanın çözüm üretme hızını ve operasyonel esnekliğini artırabilecek önemli bir avantaj oluşturuyor. Teknoline için bu taşınma, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına cevap veren bir kapasite artışı değil; gelecek dönemin akıllı bina sistemleri pazarına daha hazırlıklı girme hamlesi olarak da değerlendirilebilir. Artan proje ölçekleri, çeşitlenen teknik beklentiler ve daha bütünleşik sistem talepleri, üreticilerden daha güçlü altyapı ve daha yüksek organizasyon kabiliyeti bekliyor. Teknoline, yeni üretim merkeziyle bu beklentilere daha güçlü bir karşılık verme yolunda önemli bir eşiği geride bırakıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.